Site icon TechInside

Girişimcilikte Yapay Zekâ ve Hız: Virajlara Dikkat!

Uygun fiyatlı Çin yapay zeka

Son iki yıldır girişimcilik ekosisteminde en sık duyduğumuz iki kelime var: yapay zekâ ve hız.

Neredeyse her sunumda, her yatırım görüşmesinde ve her girişim etkinliğinde aynı cümleler tekrar ediliyor: “AI ile daha hızlı geliştirdik.”, “Ürünü iki haftada çıkardık.”, “Eskiden altı ay süren işi artık iki günde yapıyoruz.”

Hiç şüphesiz bu dönüşüm gerçek. Yapay zekâ, girişim kurmanın maliyetini düşürdü; yazılım geliştirmeyi hızlandırdı, içerik üretimini kolaylaştırdı ve küçük ekiplerin büyük işler yapabilmesini mümkün hale getirdi. Ancak tam da bu noktada gözden kaçan önemli bir gerçek var:

Hız, her zaman ilerlemek anlamına gelmez.

Viraja girerken hızlanmak, düz yolda hızlanmaktan farklıdır.

Bugün birçok girişim tam da bu virajda.

Eskiden rekabet; ürünü geliştirebilmekti. Bugün ise ürün geliştirmek hiç olmadığı kadar kolay. Aynı problemi çözen onlarca girişim, benzer teknolojilere, benzer modellere ve benzer araçlara birkaç gün içinde ulaşabiliyor. Teknoloji demokratikleşti; dolayısıyla teknoloji tek başına farklılaşma unsuru olmaktan hızla uzaklaşıyor.

İşte bu nedenle yatırımcıların sorduğu sorular da değişiyor.

Artık yalnızca “Ne geliştirdiniz?” sorusuyla yetinmiyorlar.

Asıl merak ettikleri şu: “Bunu sürdürülebilir biçimde nasıl büyüteceksiniz?”

Çünkü iyi bir ürün artık yatırım tezi oluşturmaya tek başına yetmiyor. Yapay zekâ ile ürün üretmek kolaylaştıkça, yatırımcıların odağı ürünün kendisinden çok; dağıtım modeline, müşteri edinme disiplinine, tekrar edilebilir satış sistemine ve organizasyonun uygulama kabiliyetine kayıyor. Son dönemde uluslararası yatırım çevrelerinde de öne çıkan değerlendirmeler bu yön değişimini açıkça ortaya koyuyor.

Diğer taraftan yapay zekânın sağladığı hız, görünmeyen başka bir riski de beraberinde getiriyor.

Eskiden ekipler haftalarca düşünerek aldığı kararları bugün saatler içinde alabiliyor. Kod daha hızlı yazılıyor, sunumlar daha hızlı hazırlanıyor, analizler saniyeler içinde oluşturuluyor.

Fakat burada kritik soru şu: Karar alma kalitemiz de aynı hızda gelişiyor mu?

Ben bunun her zaman böyle olmadığını düşünüyorum.

Çünkü yapay zekâ üretim kapasitesini artırıyor; fakat yön tayin etme sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.

Aksine, seçenekler çoğaldıkça liderlik daha zor hale geliyor.

Bugün iyi kurucuyu ayıran unsur, en fazla kod yazabilmesi ya da en çok yapay zekâ aracını kullanması değil; hangi fırsata “evet”, hangisine “hayır” diyeceğini bilmesidir.

Başka bir ifadeyle; Yapay zekâ üretim maliyetini düşürdü ama muhakemenin değerini artırdı.

Bence önümüzdeki yıllarda girişimcilik dünyasında en kıt kaynak yazılım geliştiricisi olmayacak.

En kıt kaynak, doğru önceliklendirme yapabilen kurucu olacak.

Bunun yatırım süreçlerine de önemli bir yansıması var.

Yıllardır yatırım değerlendirmelerinde girişimciler incelenirdi. Bugün ise aynı titizlikle yatırımcıların da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir girişim için yatırım almak yalnızca finansmana erişmek değildir; uzun yıllar aynı masada oturacağı bir ortak seçmektir.

Bu nedenle girişimcinin de yatırımcıya şu soruları sorması gerekir:

Kısacası, yatırım görüşmeleri artık tek taraflı değerlendirme süreçleri değildir. Akıllı sermaye ile doğru girişimin birbirini seçtiği karşılıklı bir karar mekanizmasına dönüşmektedir. Bu yaklaşım, son dönemde erken aşama yatırımcılarının da özellikle vurguladığı yeni bir dengeyi yansıtıyor.

Bütün bunların ışığında yapay zekâ çağında girişimciliğin temel problemi bana göre teknoloji değil, yönetişimdir.

Daha hızlı üretmek mümkündür.

Daha hızlı büyümek de mümkündür.

Ancak hız arttıkça küçük hataların maliyeti de aynı oranda büyür.

Viraja yüksek hızla giren araçlar düz yolda avantajlı olabilir; fakat yönünü kaybettiğinde ilk savrulan da onlar olur.

Girişimcilikte de durum farklı değildir.

Yapay zekâ sayesinde daha hızlı koşacağız.

Fakat geleceği belirleyecek olan, en hızlı koşanlar değil; virajı en doğru alanlar ve gaz-fren dengesini kuranlar olacaktır.

Exit mobile version