Atmosferdeki aerosoller olarak bilinen parçacıklar, bulut yoğunlaşma çekirdekleri görevi görerek iklimi soğutur. Bu parçacıkların etrafında ne kadar çok bulut damlacığı oluşursa, buluta o kadar az güneş ışığı nüfuz eder. Bu durum iklimi soğutur, ancak bu süreç çok daha güçlü olan sera etkisi tarafından dengelenir. Şimdiye kadar, iklim üzerindeki bu etkinin güvenilir bir küresel değerlendirmesini yapmak ve bulut yoğunlaşma çekirdeklerinin sayısını ölçmek zordu. Leipzig Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, Köln Üniversitesi ve SRON Hollanda Uzay Araştırma Enstitüsü’ndeki meslektaşlarıyla işbirliği içinde, uydu tabanlı uzaktan algılama gözlemlerini kullanarak bunu başardılar.
Uydu verileri bulut soğuması tahminleri için en kritik veri
Leipzig Üniversitesi’nde Teorik Meteoroloji Profesörü olan Johannes Quaas, Science Advances’te yayınlanan çalışmanın bulgularını özetleyerek, “Simülasyonları uydu ölçümleriyle birleştirmeniz ve Dünya yüzeyine yakın aerosol konsantrasyonlarını kullanmanız gerekiyor. Diğer tüm yöntemler daha büyük hatalara yol açıyor” diyor.
Bunu başarmak için araştırmacılar, kıtaların eşit olmayan dağılımından dolayı Kuzey ve Güney Yarımküreler arasındaki farktan yararlandılar: Kuzey Yarımküre’de çok daha fazla kara parçası var ve aynı zamanda çok daha yüksek bir endüstriyel faaliyet yoğunluğuna sahip. Hava kirliliği de Kuzey ve Güney Yarımküreler arasında önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Quaas, buradan hava kirliliğinin bulut oluşumundaki rolü hakkında sonuçlar çıkarılabileceğini açıklıyor.
Bu yeni bulgular, önümüzdeki on yıllarda iklimin ne kadar ısınacağına dair daha doğru tahminler üretmeyi mümkün kılıyor. Meteorolog, “Genel olarak, aerosollerin bulutlar üzerindeki etkisinin, insan kaynaklı sera etkisinin yaklaşık dörtte birini dengelediğini tahmin ediyoruz” diyor. Bununla birlikte, aerosoller kısa ömürlü olduğu için hava kalitesi iyileştikçe bu soğuma azalıyor. Yaklaşık bir hafta sonra atmosferden yıkanıp giderken, karbondioksit atmosferde yüzyıllarca kalıyor. Quaas’a göre Leipzig, özellikle Leipzig Üniversitesi ve Leibniz Troposfer Araştırma Enstitüsü arasındaki işbirliği sayesinde bu süreçlere yönelik araştırmalar için önemli bir merkezdir.

