Teknolojinin Aşil topuğu: Elektrik

3

2012 yılında 104 milyar dolar değerlemeyle tarihe geçen bir halka arza imza atan Facebook tatminden muaf yatırımcılarını oyalamak için 3 ayda bir ortaya rakamlar döküp saçıyor. Bu sayede onun sadece bir site değil; şirket olarak da nasıl çalıştığı hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Ama şahsen en merak ettiğim soruların cevaplarına bu şekilde ulaşamıyorum. Her ay elektriğe ödediği bedel gibi.

Bilişim dünyasının perde arkasına aşina değilseniz enerji konusu aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat asla küçümsenecek, ayrıntı olarak görülebilecek bir başlık değil. Örneğin 2008’de aylık 1 milyon dolara fırlayan elektrik faturasının altından kalkabilmek için bizzat Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg Dubai’de yatırım peşinde koşuyordu (aynı dönemde internet erişim maliyeti bunun yarısıydı).

Greenpeace 2011’de yayınladığı raporda bilişim şirketlerinin dev veri merkezlerinin kaynak tüketimi ve doğal yaşamın yok olmasında büyük pay sahibi olduğunu iddia etmişti (ve hemen ardından Facebook Greenpeace ile daha temiz enerji kaynakları üstünde çalışma sözü vermişti).

Bir diğer büyük oyuncu Google, muazzam boyuttaki enerji ihtiyacını kampüs ve veri merkezlerinin tepesini kaplayan güneş panellerinden karşılamayı tercih ediyor. Bu çabası sonunda dünyanın en büyük güneş enerji tarlalarından birinin sahibi konumuna geldi. Yetmedi; evlerin çatılarının da benzer şekilde enerji üretimine katılması için bir girişim başlattı.

Dünyanın hemen her sektörünün bir ucundan bağlı olduğu ve yokluğunda ne olabileceğini dahi tam olarak hayal edemediğimiz internetin elektriğe bu kadar bağlı olduğunu düşünmek size de endişe verici gelmiyor mu? Sonuçta üretiminde ağırlıklı olarak kömür gibi çevreyi kirleten, barajlar gibi doğanın dengesine meydan okuyan ya da nükleer santraller gibi her an bir faciayı tetikleyebilecek bir nimete sırtımızı dayadığımız bir kaynaktan söz ediyoruz.

Elektrik kesintisi = gelir kesintisi

Kesintisiz hizmet her birey ve şirket için hayati önem taşıyor. Popüler sosyal ağlardan biri su kaynattığı an diğerinde isyan sesleri yükseliyor. Bu nasıl bir ayaklanma yaşatıyorsa Los Angeles Şerifi yaşanan Facebook kesintilerinde kullanıcıların telefona sarılıp kendilerini meşgul etmemeleri konusunda ricada bulundu.

Elbette bu aksaklıklar sadece eşin dostun paylaşımlarının derdine düşen kullanıcıların başını ağrıtmıyor. Bilançolarındaki gelir rakamlarından yola çıkarak kabaca bir hesap yaptığımızda anlıyoruz ki bizzat Facebook kendi sitesinin çalışmadığı her dakika 24 bin 420 dolar kaybediyor!

Facebook, Twitter gibi dev ve popüler örnekler bu tip yazılar için her zaman en lezzetli malzemeyi veriyor ama gündelik hayatta karşılaştığımız kesintilerin sıkıntısını da küçümsemek mümkün değil (devlet dairelerindeki ‘sistem gitti’ kelimesinin ıstırabını ancak yaşayan, çeken bilir).

Cihaz dolarken cepler boşalır

Bireysel teknolojilerin yarattığı yeni nesil sıkıntılar da cabası. Şarjı biten mobil cihaz çoğumuz için yaşam enerjisinin bitmesine denk. Şarj kablosu taşımak cüzdan taşımaktan daha yaygın bir kültürel kod artık. Priz bulamama stresi dev bir taşınabilir şarj cihazı sektörünü doğurdu. Telefon üreticileriyse bütün bunlara rağmen hala daha ince cihaz yarışında (heyse ki Motorola Droid Turbo gibi umut verici örnekler de yok değil).

Verimsiz pil teknolojisinin beslediği ‘şarj bağımlılğının’ yan etkisiyse israf ettiği enerji. Gün ya da gece boyu şarjda kalan cihazlar ne yazık ki hiç de azımsanmayacak derecede elektriği havaya savuruyor.

Endüstriyel verilere göre telefonlarımız şarj olurken (ortalama) 3,69 Watt, şarj olduktan sonra fişe takılı kalırsa 2,24 Watt elektrik harcıyor. 8 saatlik -ideal- uyku süresini şarjda kalan tahmini cihaz sayısıyla çarpınca israfın ürpertici boyutu daha iyi ortaya çıkıyor.

Kickstarter’da fonladığım Vampire Proof adlı bir proje bunu basit bir anahtarlı fiş sistemiyle çözüyor. Cihaz tamamen şarj olduğunda elektriği donanımsal olarak kesen son derece basit fakat etkili bir yöntemi temel alıyor. Sektörel bir standart haline gelmesini umarım (Fonladığım benzer bir diğe rprojeyse enerjiyi cihaza göre optimize ederek şarj süresini %92 oranında kısaltan Legion Meter).

Varlığına bunca bağımlı olduğumuz enerjiyi bunca hoyrat kullanmamız yaptığımız israfı görememek ve kaynakların sınırsız olduğuna yönelik bir yanılgıya sahip olmaktan başka bir şekilde açıklanamaz.

Sorumluluğu kişi ve kurumlar arasında sektirmektense hepimiz, her şapkamızla çaba göstermek ve daha iyisini talep etmek için bir şeyler yapmalıyız.

Yorumlar

  1. Bireysel ev kullanicisi tüketim degerleri eski. “2,24 Watt ” abarti. 0,5 Watt üzeri güncel CE belgesine sahip sark aleti yok gibi. AB icin güncel durum ve planlar:
    http://ec.europa.eu/environment/ipp/pdf/ipp_voluntary_agree_criteria.pdf
    http://ec.europa.eu/energy/efficiency/ecodesign/doc/legislation/guidelines_for_smes_1275_2008_okt_09.pdf

  2. Enerji sorunsalındaki bu endişeyi anlamak mümkün değil. Çok yakinda hesap makinesi güneş pilleriyle çalışacak ürün gamlari, bu endişe sahiplerini ilk karsilayanlar olacak oysa. Üstelik analog elektronikten tamamen yazilimsal elektronige geçiş gibi bir süreç içindeyiz de. Artik böyle bir sorunumuz olmamali zira mAh değerleri kağıdın tersinden her cevrenin enerji sorunsalında aynı masaya oturdugunu gösteriyor.

    Geçtiğimiz yazılarda bir soru sormustum: Değişim, gelişim midir?
    Bir yanıt gelmemişti, gelemezdi.
    Çünkü yanıtlayacak icin herşey devinikti, kesin değildi.
    Ayni soru almasikli yapısını Kuzuloğlu’nun endişesinde de koruyor.
    Soruya yanitlariniz olumluysa Amerika’daki alternatif sarjlamaların yangın bilançosunu birileri ödemeli.
    Endişeye katılmıyorum. Yersiz ve klasizm.

  3. Uzun sozden muaf; en onemli meselelerden biri…

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>