Belediyelerin 4.5G vizyonu var mı?

0

Teknoloji yazmaya başladığım 2000 senesinde, “4.5G vizyonu” şöyle dursun, yazdığım şeyin ne olduğunu anlatabilmek için ekstra bir efor gerekiyordu. Sokağa inip 100 kişiye teknoloji ile ilgili bir soru sorsanız ‘ben o zamazingodan anlamam’ dercesine tuhaf gözlerle size bakarlar, basit sorularınızdan bile koşarcasına uzaklaşırlardı. Her bilgisayarcının bir programcı olmadığını anlatamazdınız mesela.

Sonra küçükler büyüdü; teknolojik ürünler çoğaldı, bugünün yeni normali teknolojinin her anımıza, her eşyamıza, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz her şeye girmesini tanımlar oldu. İşte bu yaşamı kapsama altına alma işini üstlenen teknoloji için uzun zamandır; “teknoloji tuhaf bir şeydi, artık her şey” yorumunu yapıyorum.

Evet, artık teknoloji her şey. Özellikle Türkiye’de “4.5G vizyonu” olarak pazarlanan 4G LTE Advanced ile hayatımızı kapsama işini daha da fazla üstlenecek. Çünkü 4G LTE Advanced’ın asıl amacı bizlerin mobil cihazlarımızla daha hızlı video indirebilmemiz değil, aklınıza gelen ya da gelmeyen pek çok nesnenin bir IP adresine sahip olması. İşte bu da akıllı şehirlere giden yolda zorlu bir kavşağı geride bırakmamızı sağlayacak.

Akıllı şehirler ile hayatımız değişecek

Akıllı şehirler aslında yeni bir kavram değil. Teknolojinin yardımıyla şehir yaşamının kolaylaştırılması, daha çevre dostu yaşam alanlarının sağlanması, akıllı binalar ve akıllı otomobillerle adeta robotize edilmiş bir akış içinde günlük yaşamlarımızı mutlu mesut yaşamamızı temsil ediyor. Peki bunu nasıl yapacak? Örneğin akıllı ulaşım sistemleri ve trafik mühendislerinin ince dokunuşlarıyla şehirden kaçma isteğini her daim hissettiren trafik sorunu biraz olsun rahatlayacak. İstanbul gibi ana arterleri sınırlı, yapılaşmanın bana göre pek de gelecek hesaba katılmadan yapıldığı bir şehirde kısmen bir rahatlama görebileceğiz. Ancak daha küçük ölçekteki yerler mükemmele yakın performanslar gösterecek. Şu an trafik adına en büyük sorunları uzun kırmızı ışık süreleri olan şehirlerdeki ulaşımın neredeyse hiç ışık kullanılmadan sorunsuzca aktığını görebileceğiz mesela.

Örneğin elektrik direklerinin 4G LTE Advanced sonrası bir IP adresiyle uzaktan yönetilebilen, ek fonksiyonlara sahip modern hallerini göreceğiz. Bu direkler ya da parklardaki ağaçlarda bulunan sensörlerle mikro iklimi ve hava kalitesini ölçebileceğiz. Ölçmekle yetinmeyecek, sensörlerden gelen verileri üç beş yıl sonra yapay zeka temelli bir uygulama sayesinde bulut ortamında analiz edip tahmine dayalı analiz yöntemleri üzerinden şehrimizi daha yaşanır kılabileceğiz.

Akıllı şehirler ile daha güvenli kentlerde yaşamaya da başlayacağız. Bu sadece daha hızlı bir kontrol olanağı sağlamayacak güvenlik güçlerine, rahatlayan şehir trafiğinde daha hızlı hareket de edebilecekler mesela…

Yerel yönetimlerin 4.5G vizyonu

Bu bahsettiğim senaryoların ve benzerlerinin gerçek olabilmesi içinse iki kriter var. Birincisi, 4G’ye uygun baz istasyonlarının yaygınlaştırılması. İkincisi ise bu baz istasyonlarının yüksek hizmet kalitesini sunabilmesi için tüm şehrin fiberoptik kabloyla donatılması ve istasyonların doğrudan fiber erişimine sahip olması.

Ancak tüm bu etki ve faydalarına rağmen 1 Nisan ve sonrasında herhangi bir yerel yönetim idarecisinden bir “Hoş geldin 4.5G” mesajı bile görebilmiş değiliz. Oysa ben en azından büyükşehir statüsündeki birkaç ilin yöneticisinden “4.5G vizyonu doğrultusunda  ihale tarihinden bu yana şu kadar fiber kablo döşenmesine izin verdik” açıklaması beklerdim. Sanırım çoğu halen yeni bina yaparak akıllı şehir olabileceklerini ya da yeşil dalga sistemiyle trafiği düzeltebileceklerini sanıyor…

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>