Techinside Google News
Techinside Google News

Büyük dönüşüm mü yoksa büyük yıkım mı?

Sanayi Devrimi sırasındaki 60 yıl içinde veya elektriğin keşfedildiği 50 yıl içinde sanayide 300 yıllık bir ilerleme sağlandı. Peki günümüzde  de benzer bir sıçramanın eşiğinde miyiz?
- Advertisement -

Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez.
Arthur C. Clarke

Uygarlığımız, ilk teknolojik keşif olan tekerleğin kullanılmaya başlanmasından bugüne kadar geçen 6000 yılda, hiçbir zaman aynı hızda ilerlemedi. Ortaçağı yoğun bir cehalet ve yoksulluk içinde yaşayan Avrupa, Rönesans’ın ilk zamanlarında 50 yıl içinde bilim ve sanat alanında yaptığı ilerlemeyle, refah alanında geçmiş 600 yıla yakın bir sıçrama yaptı. Benzer şekilde 18. yüzyılda buhar makinelerinin keşfinin tetiklediği Sanayi Devrimi sırasındaki 60 yıl içinde veya elektriğin keşfedildiği 50 yıl içinde sanayide 300 yıllık bir ilerleme sağlandı. Peki günümüzde  de benzer bir sıçramanın eşiğinde miyiz?

Bundan sadece 7 yıl önce, 2016 yılının başlarında, çevremize dikkatle bakan birisi sessizce yaklaşan, yeni ve parlak bir çağın doğmakta olduğunu görebilirdi. Amerika’da taşıma görevini ve aracın kontrolünü otonom sisteme bırakan şoförler, tırlarla kıtayı bir uçtan diğer uca geçerken, 10174  olasılığa sahip olduğu için, işlem gücüyle değil sadece insan gibi düşünerek oynayabileceğiniz GO oyununda, AlphaGo isimli yapay zekâ, dünya GO şampiyonunu yeniyordu. Kaliforniya’dan Profesör David Cope, yapay zekâya bestelettiği Bach benzeri eserleri, seçkin bir müzik grubuna dinlettiğinde, ortaya çıkan eserlerin Bach’tan daha Bachvari olduğunu söyleyenlerin  şaşkınlığına tanık olmak üzereydi. Günümüzde, yapay zekâ, fiziki insan belirlemesi için kullandığımız CAPTCHA testlerini geçer hale geldi. Bugün teknoloji o kadar yaygınlaştı ki, Sadece 3.5 milyar insanın diş fırçası var iken, 7.9 milyar insanın cep telefonu var.

Tüm bunlar ışığında, bizi insanların daha az işgücü ile yaşayacağı, daha refah içinde bir gelecek mi bizi bekliyor yoksa distopik ve karanlık bir gelecek mi?

Asimov’un tüm zamanların en iyi serisi seçilen, bir kurgu, bilim, edebiyat başyapıtı olan Vakıf serisinde, bir psiko-tarih uzmanının ince matematiksel hesaplarla gezegenin on binlerce yıl boyunca yaşayacağı her türlü beklenmedik ve olumsuz süreçleri hesaplaması ve bugünden o durumlara karşı  planladıklarının nasıl birebir gerçekleştiği anlatılır. Dünyanın kendisi, psiko-tarih ’in uygulanması için çok küçük bir yer olsa  bile, gelişmekte olan teknoloji de fazlasıyla öngörülemezdir. Bundan yüz yıl önce bilim insanlarına gelecekte nasıl bir teknoloji ile karşılaşacaklarını sorsak en çılgınları bile bugünkü durumumuzu tahmin edemezdi. Bilimkurgu yazarları belli açılardan günümüzü öngörebilseler bile, şu an içinde yaşadığımız dünyayı tarif etmekten çok çok uzaktaydılar.

Dijital devrimin refaha yönelik dönüştürücü potansiyeli sınırlı

Bir açıdan bakıldığında, dijital devrimin, refaha yönelik dönüştürücü potansiyeli sınırlı görünmekte. On yıllardır süregelen teknolojik  ilerleme, sanayileşmiş ülkelerin 20. Yüzyılın ortalarına doğru yaşadığı refah seviyesini sağlayamadı. 1950’li ve 60’lı yıllarda, günümüz için hayal edilen bilişim, robotik ve yapay zekâ bilimine dayanan zengin bir gelecek vizyonu gerçekleşmedi. Esas zor olan soru, bu hayal kırıklığının devam edip etmeyeceğidir. Makineler, biz insanlarla doğal dilde sohbet ederken veya diş fırçamız hastaneye gitmeden tahlillerimiz yaparken, kendimizi daha refah içinde hissedecek miyiz?

Geçmiş zamanların verileri bize bu konuda umutsuz bir gelecek çiziyor, fakat bu konuda umutlu olan sayıları epey çok “iyimserler” de mevcut.

Kurduğumuz medeniyetin sıçrama anlarını oluşturan gelişmeler, ortaya çıktığı anda hiçbir zaman yeterince kabul görmedi. Buhar makineleri uzunca bir süre verimsiz sayıldı, sanayi devriminin temel yapı taşı makinelerin yaygınlaşması uzun zaman aldı. Örneğin çok daha öncesinde keşfedilmiş olmasına rağmen, elektriğin evlere ve fabrikalara yayılması ve bundan sağlanılan refah artışı için epey bir beklemek gerekti. Arabalar ilk ortaya çıktığında yetersiz yollar, yakıt bulma problemi, güvenlik  kaygıları sebebiyle atlara olan ihtiyacın her zaman olacağı düşünüldü. Yollar ve altyapılar verimliliği artırana kadar beklenilen refah artışı gerçekleşmedi. Bu tür teknolojik sıçramalarda, yukarıya doğru hızlanmadan önce, verimlilik sağlanana kadar  uzun bir hayal kırıklığı dönemi geçmektedir.

Benzer şekilde sürücüsüz taşıtların uzun vadeli etkilerini göremiyoruz. İstenildiği zaman, arabaya ulaşabilmek söz konusu olduğunda, daha az kişi araba satın alır hale gelecek. Yollarda daha az araç olacak, şehirlerin otopark ihtiyaçları azalacak, daha yeşil ve boş alanlar mevcut olabilecek. Fakat aynı zamanda, istenildiği zaman daha rahat seyahat imkânı da verdiği için, örneğin bir mağazada olan kıyafeti hemen almak için aracınızı o mağazaya gönderebilirsiniz veya çok sevdiğiniz kahve için bir kahve dükkanına yönlendirebilirsiniz.

Çok daha büyük değişimler bekleniyor

Eşiğinde olduğumuz büyük dönüşümün buhar makinelerinin, elektriğin ya da makineler ile yerinden ve işinden edilen milyonların doğmasına sebep olan sanayi devriminin yaptığı yıkıcı devrimden çok daha büyük değişimler doğurması beklenebilir. Sürücüsüz arabalar, kamyonlar, akıllı yapay zekâ sistemleri, rutin işlerde çalışan yüz milyonlarca kişiyi işsiz bırakabilir. Tüm bu süreç, hizmet işinde boyun eğen kalabalık ve daha eşitsiz bir altsınıf yaratabilir.

Diğer taraftan, işleri yeniden şekillendiren sensörler ve yapay zekâ, en çok ihtiyacımız olan şeyi, zamanı da bize hediye ediyorlar. Sanayi devrimi ve makinelerin ortaya çıkışı ile emek iş-gücünün paylaşılması, günde 18 saat çalışan işçilerin çalışma sürelerinin yarıya düşmesiyle toplumların refahını radikal bir şekilde artırdı. O zamanlarda, benzer şekilde teknolojinin insanların işgücünü elinden alacağı ve insanların işsiz kalacakları distopyalar kuruluyordu. 1960 ve 70’lerde ev aletlerinin ortaya çıkışı, zamanı hediye ederek, kadınlarının çalışma hayatına daha fazla katılım göstermelerini sağladı. Sonrasında elektronik ve mobil devrim, kişisel hayatımızı daha kolay planlamamızı sağladı, bilgiye daha kolay ve yoğun ulaşmamızı ve en büyük servetimiz olan zamanımızı; yaratıcılık, merak ve inovasyona yoğunlaştırmak için fırsat yarattı.

Belki de Nikolai Tesla’nın dediği gibi “Ömrümüz, aklımızın almayacağı, insan mahsulü dehşetleri” görecek. Asimov’un yaptığı gibi geleceği öngörmek çok zor, ama bu değişimlere ve yeni doğacak iş kollarına adapte olursak sanayi devriminin ya da elektriğin insanlığa sağladığı konfor ve refahtan ve yarattığı büyük sıçramadan çok daha büyüğü yakın zamanda bizi bekliyor olacak.


Barış Özkan
Barış Özkan
IFS Türkiye CTO

Barış Özkan
IFS Türkiye CTO

1976 Ordu doğumludur. Lisans eğitimini Bilgisayar Mühendisliği üzerine tamamladıktan sonra çalışma hayatına IBM Türkiye’de mühendis olarak başlamıştır. Genç bir yazılım mühendisi olarak katıldığı IFS Türkiye ekibinde, halen CTO olarak görevini yürütmektedir. Seyahat edip yeni kültürler tanımaktan, edebiyat, tarih ve felsefe ile ilgili kitaplar okumaktan ve müzikten keyif alır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!

SON VİDEO

TÜMÜ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi çekebilir