Stanford Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, geliştirilmiş jeotermal teknolojinin (EGS) küresel temiz enerji için ideal çözüm olabileceğini öne sürüyor. Yeni bir rapora göre, EGS sadece temiz enerji sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda daha az arazi ve altyapı gerektiriyor ve bakımı da ucuz.
Rapor ayrıca, EGS’nin rüzgar, güneş ve batarya depolama sistemlerine olan bağımlılığı azaltmak için kullanılabileceğini iddia ediyor. Raporun yazarları, bunun her gün, tüm gün boyunca düşük maliyetli, temiz elektrik sağlamaya yardımcı olabileceğini açıklıyor. Bu tür jeotermal enerji, ülkelerin fosil yakıtlardan vazgeçmesine yardımcı olabilir ve hatta nükleer enerjiye rakip bile olabilir. Bu tür teknoloji, veri merkezleri gibi enerjiye aç işletmelerin talebini karşılamada da kilit rol oynayacaktır.
Jeotermal enerji nükleer ve kömür yerine en güçlü aday
Geleneksel jeotermal enerji, Dünya’nın ısısından yararlanmak için çok derin sondaj yapmaya gerek duyulmayan İzlanda veya Yeni Zelanda gibi volkanik bölgelerde uygulanabilir olma eğilimindedir. Ancak EGS, daha sığ sondaj kuyularıyla uygulanabilir hale getirilebildiği için bunu tamamen değiştiriyor. İstenilen derinliğe ulaşıldığında (tipik olarak 3 ila 8 km arasında), kaya çatlatılabilir ve içine sıvı enjekte edilebilir. Bu sıvı daha sonra yerinde ısıtılır ve elektrik üretmek için yüzeye geri döndürülür. Rapora göre, bu işlem yıl boyunca sürekli olarak çalışabilir.
En iyi yanı ise, EGS santralinin teorik olarak Dünya’nın hemen hemen her yerine kurulabilmesidir. Çalışmaya göre, ekip jeotermal enerjinin bir ülkenin enerji üretiminin yaklaşık %10’unu oluşturması durumunda, rüzgar veya güneş gibi diğer kaynaklardan gelen şebekeye önemli bir rahatlama sağlayabileceğini bulmuştur.
Aslında, sadece %10’luk bir oranla, rüzgar enerjisi kapasitesinin rüzgar enerjisinde %15, güneş enerjisinde %12 ve pil depolamaya olan bağımlılıkta %28’lik bir azalma sağlayabileceğini bulmuşlardır. Tüm bunlar, ihtiyaç duyulan arazinin sadece küçük bir kısmını kullanarak gerçekleşmektedir.
EGS sadece arazi kullanımını azaltmaya yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda enerji faturalarında önemli tasarruflar sağlama potansiyeli de sunar. Çalışma, ülkelerin fosil yakıt maliyetlerinde en az %60’lık bir tasarruf görmeyi beklemeleri gerektiğini tahmin etmektedir. Yapay zekâ (YZ) için ihtiyaç duyulan veri merkezlerinin çoğalmasıyla birlikte, Stanford’un önerdiği EGS, bu teknolojiyi desteklemenin en iyi yollarından biri olabilir.
Veri merkezleri sürekli, kesintisiz güce ihtiyaç duyar ve genellikle şebekeden bağımsız veya yarı izole yerlerde bulunmaları gerekir. Bu nedenle EGS, mükemmel bir çözüm olabilir.









