Ofis sevmeyen aktif girişimciler için 6 önemli cihaz

0

6554-278070happyworkers[1]Pasif gelir, günümüz girişimcilerinin en büyük hedefi haline geldi. En az zaman harcayarak en fazla geliri elde etmeye yönelik bu “yeni moda” iş mantığı, eskilerin “kira” gelirine benzetilebilir. İnternetin bilinmediği, dijital çağın başlamadığı dönemlerde, cebinde parası olan yatırımcıların parasını ev veya işyeri gibi gayrimenkul yatırımlarına yöneltmesi ile “oturduğu yerden” her ay kazandığı kira gelirine “pasif gelir” deniliyordu.

Dijital çağın başlamasıyla ile pasif gelirin tanımı da genişledi. Artık web sitesi sahipleri, dijital içerik üreticileri, e-kitap yayıncıları, mobil uygulama gelişticileri gibi çok sayıda insan pasif gelir sahibi olabiliyor. Başlangıçta biraz emek ve para harcayarak kaliteli bir mobil uygulama geliştiren bir yatırımcı daha sonra sadece bu mobil uygulamanın kazandığı reklam gelirleri için fatura kesmek amacıyla mesai yaparak çalışma gününü tamamlayabiliyor. Dolayısıyla, “pasif gelir” kavramı, modern dijital çağın yaygın bir gerçeğine dönüştü. Elbette, rekabetin çok ağır olduğu dijital dünyada güçlü bir pasif gelir elde etmek kolay değil ve yatırım yaptığınız, üzerinde çalıştığınız, sorumlusu veya sahibi olduğunuz siteyi, mobil uygulamayı, dijital servisi sürekli gözetim altında tutmalı, sorunlarını çözmeli, kullanıcılarınızı/müşterilerinizi kaçırabilecek sorunları hızlıca çözmelisiniz. Aslında bu gereklilik, pasif gelir kavramının tanımına ters düşüyor ancak yine de bir dijital servisin sorumluluğu sahibini full time çalıştıracak kadar ağır olmuyor.

Dolayısıyla yeni nesil yatırımcıları, yeni nesil “iş sahiplerini”, ofisinde oturup tüm gün telefonla konuşan ve e-postalarını cevaplayan bir iş insanı rolünden çok, dünyayı gezip farklı mekanlarda, değişik heyecanlar yaşayan bir tür “maceracı/gezgin” olarak tanıyoruz. Daha da kısa anlatmak gerekirse, kurduğu küçük web servisini iyi yöneten bir yatırımcı kısa sürede masa başı işini terk edip, işlerini dünyanın her yerinden yönetebilecek pozisyona ulaşabiliyor.

Ancak bu sırada yaşanacak ufak bir sorun bile müşterileri/kullanıcıları rakip servislere kaptırmak için yeterli olabilir. Dolayısıyla yeni nesil yatırımcılar, dünyanın bir başka ucunda olsalar da, yatırımlarına, web sitelerine ulaşabilecek, müdahale edebilecek, kendilerini yarı yolda bırakmayacak dijital donanımlara büyük yatırımlar yapmaktan çekinmiyorlar. Örneğin, yağmurdan, sudan, tozdan, sarsıntıdan, çarpışmadan, düşmeden, darbelerden etkilenmeyen güçlü laptop’ın fiyatı 10 bin lirayı buluyor. Ancak kimi zaman, bu 10 bin lira, bir web sitesinin 10 günlük, hatta bazen 1 günlük kazancına denk gelebiliyor. Dolayısıyla, web sitesi veya mobil uygulama ya da dijital servis sahibi olan yatırımcı, dünyanın her yerinden dijital servisinin kaynaklarına ulaşmayı mümkün kılacak güçlü bir mobil bilgisayar için 3-4 bin doları vermekten çekinmiyor.

İşte, “pasif geliri” ve aktif yaşamı çok seven günümüz dijital yatırımcılarının işlerini dünyanın her yerinden sürdürmelerini mümkün kılan o özel donanımlar.

 

1- Tank gibi bir laptop

xfrabuse[1]
Dell Rugged Laptop
Panasonic’in askeri standartlarda üretilen Toughbook modellerini duymuş olmalısınız. Cephedeki subayların dijital ihityaçları için hazırlanan Toughbook gibi laptoplar, su geçirmiyor, yağmur, çamur dinlemiyor, tozdan topraktan etkilenmiyor, çarpışamaları, sarsıntıları, koşturmaca altındaki ağır şartları, darbeleri, düşmeleri, tekmeleri umursamıyor… Aktif bir yaşamı tercih eden, doğa sporları yapan, 4×4 aracıyla bozuk yollarda hoplaya zıplaya yol maceralarına çıkan günümüz dijital yatırımcıları için olmazsa olmazların arasında, işte bu tür askeri dayanıklılık standartlarına sahip özel laptoplar geliyor.

Bu tür dayanlı laptoplar alanında, Dell’in Rugged Laptop serisi ve Panasonic’in ToughBook serisi öne çıkıyor. Fiyatları ise 3000 dolar seviyesinden başlıyor, “kurşun geçirmezlik” derecesine göre fiyatlar 10 bin dolar seviyesine kadar çıkabiliyor. 10 bin dolar size fazla mı geldi? Liseden yeni mezun olmuş genç bir Koreli’nin oyun geliştirme kariyerine başlamak amacıyla deneme için yaptığı Flappy Bird gibi acemice bir mobil oyunun bile günde 50 bin dolar reklam geliri elde ettiğini hatırlatalım.

 

2-Kıyamet tabletleri

Panasonic_ToughpadFZ-G1_News[1]Tabletler, mobil dünyanın vazgeçilmez parçaları. Üstelik bir dijital yatırımcıysanız, deniz kenarında, havuz başında, dağdaki kaçamak evinizde, dışarıda aniden kuvvetli bir fırtınanın çıktığı kayak merkezinde veya yeni satın aldığınız milyon dolarlık yatınızla dalga serpintilerinin yüzünüze vurduğu açık denizde seyrederken, elinizde veya çevrenizde bir tabletin sürekli açık durumda ve dijital servisinizi kontrol eden halde durması, çok olağan bir durumdur. Ancak, iPad veya Android gibi, klasik tasarıma sahip, elektronik mağazalarının en çok satanları arasında yer alan tabletler, sizin aktif yaşamınız sırasında daha ne olduğunu anlayamadan, çalışmayı durduracaktır. Sahilde güneşlendiğiniz sırada, gözünüzü bir kaç dakika kapattığınız bir ara, üstünüzdeki şemsiyenin biraz kenarına kayacak olan güneşin plastik veya metal kaplı narin tabletinizin bir köşesine üç beş dakika dokunması bile içerideki devrelerin kaynayarak buharlaşması  için yeterli olabilir.

Açık denizdeki lüks teknenizde seyrederken tabletinizi güneşten korumak için 50 koruma faktörlü yağla sıvayamayacağınıza göre, ihtiyacınız olacak gerçek tabletin, aynı ordu standartlarına sahip laptoplar gibi, özel tasarımlı/korumalı tabletler olacağını fark edeceksiniz.

Örneğin Getac’ın F110 modeli tableti suya, toza, güneşe, darbelere dayanıklı, ordu standartlarına sahip özel bir “saha tableti” olarak dikkat çekiyor. Windows işletim sistemine sahip Intel Corei5 işlemcili tablette, masa üstü uygulamalarınızı da çalıştırabiliyorsunuz. Ya da Android işletim sistemi arıyorsanuzi, Panasonic’in Toughpad FZ-A1 modeli işinize yarayabilir. Fiyatların ise 1000 dolardan başladığını hatırlatalım.

 

3-Kırılmayacak, kopmayacak bir telefon

iAP2[1]iPhone’sun veya kıvrık kenarlı yeni Samsung Galaxy telefounuz olmadan yaşayamayacakmışsınız gibi hissediyor olabilirsiniz ama yatırımınıza istediğniz zaman ulaşmak için bazen bunlardan fazlasınıza ihtiyacınız olacak. iPhone’nunuzla ne kadar övünürseniz övünün, GSM kapsama alanının dışına çıktığınız anda, cebinizdeki bir kiremitten daha fazla anlamı olmayacaktır. Ne yazık ki, aktif, sportif, gezgin bir hayatın acımasiksız gerçeği şu ki, şehirden uzaklaştığınız anlarda GSM şebekesinden kopma şansınız da yükselir. Elbette köylerde, kasabalarda, doğa turizminin yoğun olduğu noktalarda GSM şebekesi bulunacaktır ama Ege’de yat gezisine çıktığınızda, rotayı Akdeniz’e çevirdiğinizde, yabancı bir ülkede doğa maceralarına atıldığınızda, Afrika’da 2 ay sürecek motosiklet veya 4×4 macerasına giriştiğinizde, ne iPhone’nunuz ne de Galaxy Edge’iniz çalışacaktır. Sizi dünyaya ve her gün on binlerce lira kazanan yatırımınıza bağlayacak olan tek gerçek dostunuz İridium telefonuz ve uydudan mobil internet servisiniz olacaktır.

Android veya iPhone cihazınızı İridium uydularına bağlayan özel anten kılıfları da bulunuyor ancak bunların çok sağlıklı çalıştığını kimse iddia edemiyor. Dolayısıyla siz yine, İridium servis sağlayıcınızın tavsiyelerine uyarak, sistemle tam uyumlu telefon, modem ve mini uydu anteni sistemleri edinmeye çalışın. Ayrıca bu donanımlarınız için yine koruyucu kılıflar edinmeyi de ihmal etmeyin.

 

4- Şarj bittiği anda dolarları biner biner kaybetmeye başlarsınız

laptop_solar_charger__01462[1]Acı ama gerçek, dijital yatırımcıları aktif bir hayattan alıkoyan en önemli faktör, şehrin elektrik şebekesidir. Bu şebekeye sürekli bağlı kalmak zorundalığı seyehatleri, gezileri, tatilleri, dünyanın çevresini dolaşma hayallerini kabusa çevirebilir.

Ama panik yapmayın, haftalarca sürecek ve bu sırada güneş görmeyeceğiniz onlarca kilometre uzunluğundaki derin bir mağara ekspedisyonuna katılmadığınız sürece, güneş bütün elektrik ihtiyacınızı karşılayacaktır.

Ne yazık ki, Türkiye’de bulunması pek mümkün olmayan yüksek güçlü mobil güneş enerjili şarj panellerini Amazon gibi kaynaklardan edinebilirsiniz. Laptop şarjı da gerekeceği için, en az 20.000 mAh kapasiteli pile sahip, hızlı şarj olabilen mobil güneş enerjisi şarj sistemlerine odaklanmalısınız. Bu cihazların laptopunuzun şarj yuvasıyla uyumlu adaptörünün bulunmasına da dikkat etmelisiniz veya şarj cihazının USB arayüzü üzerinden çıkıp sizin laptop şarj giriş yuvasına uyacak bir adaptörü de ayrıca satın almalısınız.

power-pot-03[1]
PowerPot
Solar şarj cihazı seçerken dikkat etmeniz gereken nokta, dahili pile sahip olmasıdır. Bazı katlanıp, rulo yapılabilen solar şarj cihazları mobil yaşama daha uygun, daha pratik, daha hafif gibi görünse de, bu şarj cihazları üzerinde pil bulunmadığı için, sadece güneş gördükleri anda cihazlarınızı şarj edebilirler, güneş battığı anda devre dışı kalırlar. Dahili pile sahip şarj cihazları ise gün boyunca ürettikleri fazla enerjiyi pilde depolar ve gece yarısı bile şarjı bitmek üzere olan laptopunuzu veya tabletinizi çalıştırabilirler. 20.000 mAh kapasitesine sahip bir pil de laptopunuzu yaklaşık 4-5 saat boyunca sorunsuz çalıştırabilir. Ama dağ başında, gecenin bir yarısı Nvida grafik işlemcisinizi çalıştıracak son derece yüksek ihtiyaçlara sahip 3D bir oyun oynamaya kalkarsınız, pilinizi yarım saatte de boşaltabilirsiniz.

Peki gece vakti, doğanın içinde enerjiye ihtiyacınız olursa… Bunun için de, ısı enerjisini elektriğe dönüştüren, Powerpot gibi ürünler işinize yarayabilir. Kamp ateşinizin üzerine koyacağınız su dolu küçük bir tencerede oluşan ısı enerjisini, bir telefonu şarj edebilecek kadar yeterli elektrik enerjisine dönüştüren Powerpot, doğa sporlarını seven dijital yatırımcıların veya IT yöneticilerinin kariyerlerindeki en önemli cihazlardan birine kolaylıkla dönüşebilir.

 

5- Metal kasalı harici sürücü

Bulut depolama servileri, mobil hayatınızda işinizi çok kolaylaştıracaktır. Önemli verilerinizi buluta depolayıp, cihazlarınızın başına bir şey gelmesi halinde, verilerinize başka cihazlardan ulaşmayı garanti altına alabilirsiniz. Ancak üzerinde çalışmak isteyeceğiniz önemli dosyaları veya yedeklemek ve yanınızda taşımak isteyebileceğiniz kritik verileri saklamak için küçük ama dayanıklı, mümkünse metal kasalı, ezilmeye, darbelere dayanıklı bir harici sürücü hayat kurtarıcı olacaktır.

Tabi ki bu sürücü kasasının içinde, mekarnik hareketli eski nesil HDD sürücüler yerine, çok daha güvenli olan bir SSD sürücünün bulunduğuna emin olmalısınız. Verilerinizin, sallantılardan, darbelerden dolayı HDD sürücü içinde sonsuza kadar kaybolup gitmesini istemezsiniz.

 

6-Kaya gibi sağlam bir flash sürücü

survivor3_hero[1]USB sticklere her zaman ihtiyacınız olacaktır. Acil durumlarda bir bilgisayardan diğerine veri aktarmak için en pratik ve hızlı, hatta güvenli yol USB stickler, yani flash sürücüler olabilir. Ancak yine aynı sebeplerden, bu stick’in de darbelere, toza, suya, güneşe dayanıklı olmasını hayatınızı kolaylaştıracaktır. Bunun için de Corsair’in Flash Survivor gibi bir USB stick’ini kullanmak isteyebilirsiniz. Reklamların yağmur gibi yağdığı web siteniz size hergün binlerce dolar kazandırırken yeni aldığınız teknenizle demirlediğiniz cennet gibi bir koyda, sitenize gelen yeni reklamları yayına alırken eliniz çarptığı için  USB stick kokpit masasından fırlayıp denize düşse bile endişe etmeyin, 200 metreye kadar suyun altında basınca dayanıklı bu tür USB sticklerde verileriniz güven altında olacaktır. İşiniz bitince, güverteden GoPro’nuzla suya dalıp Stick’inizi üç beş metre aşağıdaki deniz yüzeyinden alabilirsiniz. Hazır inmişken, yeni teknenenizin çapa demirinin deniz yüzeyini tarayıp deniz altı yaşamına zarar vermediğinden de emin olursanız, harika olur.

 

Hakkı Alkan

TechInside.com'un kurucusu olarak ekipte yer alan Hakkı Alkan, girişimcilik, dijital dönüşüm ve strateji konularında içerikler üretiyor. Kurucusu ve yöneticisi olduğu diğer şirketler; ShiftDelete, Sosyopat, Pembe Teknoloji.

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>