Mercedes-Benz, Luminar anlaşması ile otonom sürüşte çağ atlayacak!

Mercedes ve Luminar arasındaki bu anlaşma, daha önce tedarik odaklı olan iş birliğinden farklı olarak, Luminar’ın yeni nesil Halo lidar sensörlerinin geliştirilmesini ve entegrasyonunu kapsayan bir ortak çalışma niteliği taşıyor.

Luminar CEO’su Austin Russell, Mercedes ile yapılan bu anlaşmanın küresel ölçekte geçerli olduğunu ve nihai hedefin, bu yeni sensör teknolojisinin seri üretime geçirilmesi olduğunu belirtti. Bu iş birliği, Luminar’ın daha küçük, daha verimli ve aracın tavan hattına ya da ön camın arkasına yerleştirilebilen Halo sensörleri için yapılan ilk geliştirme anlaşması olma özelliği taşıyor.

Mercedes-Benz, lidar teknolojisi konusunda yalnızca Luminar ile değil, Fransız Valeo ve Çinli Hesai gibi firmalarla da çalışmalar yürütüyor. Şirketten yapılan açıklamada, “Mercedes-Benz, birden fazla lidar tedarikçisiyle çalışmaktadır ve Luminar ile de gelecek nesil lidar teknolojisini değerlendirmek üzere iş birliği içerisindedir.” denildi. Ancak Reuters’ın haberine göre Mercedes, küresel pazarlar için Çinli lidar üreticisi Hesai ile de ayrı bir tedarik anlaşması imzaladı.

Fiyat ve ölçeklenebilirlik bu tercihte belirleyici rol oynuyor. Hesai’nin yeni nesil ATX lidar sensörleri yaklaşık 200 dolarlık birim maliyetle dikkat çekerken, Luminar’ın Halo sensörleri için hedeflenen fiyat 500 dolar seviyesinde. Bu fark, Mercedes gibi otomobil üreticilerini tedarik riskini azaltmak amacıyla birden fazla üreticiyle çalışmaya yöneltiyor.

Otonom sürüşte yeni dönem başlıyor

Mercedes, geçtiğimiz yıllarda Luminar’ın Iris sensörlerini bazı üst segment modellerine entegre etmeyi planlamıştı. Ancak bu proje rafa kaldırılarak, daha ileri bir teknolojiye sahip olan Halo sensörlerine odaklanılma kararı alındı. Luminar ile yapılan yeni anlaşma, ilk etapta bir geliştirme sürecini kapsıyor ve bu, doğrudan bir tedarik garantisi anlamına gelmiyor. Ancak iş birliği olumlu sonuçlanırsa, bu sensörlerin 2026 itibarıyla Mercedes araçlarında yer alması hedefleniyor.

Mercedes’in üst segment bazı araçlarında hali hazırda Valeo lidar teknolojisi bulunuyor ve bu sistemler belirli koşullar altında sürücüsüz şekilde ilerleyebiliyor. Şirketin hedefi, bu tür gelişmiş sürüş destek sistemlerini daha geniş araç yelpazesine yaymak.

Bu gelişmeler, küresel otomotiv sektöründe otonom sürüş teknolojilerine yönelik rekabetin hız kazandığını ve lidar teknolojisinin bu yarışta merkezi bir rol oynamaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Starlink, Uganda pazarına giriş için ilk adımı attı!

0

Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni, Starlink temsilcileriyle yaptığı görüşmenin verimli geçtiğini açıklayarak şirketin ülkede faaliyet göstermesine olumlu yaklaştıklarını belirtti. Museveni, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ulaşılması zor bölgelere uygun maliyetli internet sağlama taahhütlerini takdir ediyorum. Uganda’da yer edinme isteklerini memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Starlink, Musk’ın uzay şirketi SpaceX’in bir alt birimi olarak faaliyet gösteriyor ve dünya genelinde özellikle kırsal ve internet altyapısı yetersiz bölgelerde yüksek hızlı internet hizmeti sunuyor. Afrika kıtasında büyümesini hızla sürdüren şirket, geçtiğimiz günlerde Somali ve Lesotho’dan faaliyet lisansı alarak bu ülkelerde de hizmet vermeye başladı. Uganda ise sıradaki hedef olabilir.

Ugandalı kullanıcılar, uzun süredir yüksek fiyatlı ve düşük kaliteli internet hizmetlerinden şikâyetçi. Bu durumun başlıca nedeni olarak sektördeki rekabet eksikliği gösteriliyor. Ülkede veri pazarının büyük bölümünü Güney Afrika merkezli MTN grubunun birimi elinde bulundururken, Hindistanlı Bharti Airtel’in alt firması ikinci büyük oyuncu konumunda. Alternatiflerin az olması, tüketicilerin yeni teknolojiye sahip, rekabetçi fiyatlar sunabilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Ancak Starlink’in Uganda’da faaliyet gösterebilmesi için Uganda İletişim Komisyonu’ndan (UCC) resmi lisans alması gerekiyor. Şu ana kadar bu konuda herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığı netleşmiş değil.

Şirketin Afrika stratejisi genişliyor

Afrika kıtası, Starlink’in küresel genişleme planlarında önemli bir yer tutuyor. Kırsal alanların çoğunda fiber altyapının olmaması, uydu interneti çözümlerini cazip hale getiriyor. Starlink, bu boşluğu doldurmak ve dijital uçurumu kapatmak amacıyla Afrika ülkeleriyle temaslarını artırıyor.

Uganda ile gerçekleştirilen bu görüşme, Starlink’in yalnızca ticari değil, sosyal etki hedefleri de taşıdığını gösteriyor. Girişim, özellikle eğitim, sağlık ve küçük ölçekli işletmelerin dijitalleşmesi açısından önemli bir rol oynayabilir.

Starlink’in Uganda’ya girişi henüz resmi bir adımla tamamlanmamış olsa da, devlet düzeyindeki olumlu yaklaşımlar şirketin kısa süre içinde bu pazarda yer alabileceğini gösteriyor. Gelişmeler, Doğu Afrika’da internet erişiminin geleceği açısından dikkatle takip ediliyor.

Google, yapay zekayla ücretsiz dil öğretecek!

0

Google, yapay zekâ destekli dil eğitimi hizmetini dünya genelinde kullanıma sundu. Şirketin Google Labs platformu üzerinden erişime açılan bu yeni sistem, kullanıcıların yabancı dil pratiği yapabilmesi için üç farklı modül içeriyor. Türkiye dahil olmak üzere 16 dilde destek sağlayan modüller, ücretsiz olarak kullanılabiliyor.

Google, yapay zekayla ücretsiz dil eğitimi veriyor

Yeni sistem, farklı öğrenme biçimlerine yönelik geliştirilen üç ayrı yapıdan oluşuyor. “Tiny Lesson” isimli ilk modül, kullanıcının günlük hayatta karşılaşabileceği ifadelere odaklanıyor. Bu bölüm, temel konuşma ihtiyaçlarına hızlı çözümler sunarak öğrenme sürecini hızlandırmayı hedef alıyor. Günlük ifadelerin doğrudan aktarılması sayesinde, kullanıcıların belirli durumlara uygun dili anında öğrenmesi sağlanıyor.

İkinci modül olan “Slang Hang”, dilin resmi kurallarından ziyade gündelik hayatta kullanılan sokak dili ve argo ifadeler üzerine yoğunlaşıyor. Bu yapı, özellikle sosyal bağlamlarda dili etkin kullanmak isteyen kişiler için geliştirilmiş durumda. Argo ifadelerin ve yerel deyimlerin öğretildiği bu modülde, kültürel bağlamların da dil kullanımına nasıl etki ettiği gösteriliyor.

Üçüncü modül olan “Word Cam”, telefon kamerası aracılığıyla çalışan ve görsel tanıma teknolojisinden faydalanan bir sistem sunuyor. Kullanıcılar çevrelerindeki nesneleri kamerayla taratarak, bu nesnelere karşılık gelen kelimeleri anında öğrenebiliyor. Artırılmış gerçeklik benzeri bir yöntemle geliştirilen bu modül, öğrenme sürecine fiziksel çevreyi dâhil ederek kullanıcıyla daha doğrudan bir etkileşim kuruyor.

Google, sistemin hâlen geliştirme aşamasında olduğunu ve bazı eksiklerinin bulunduğunu belirtti. Şirket, bu modüllerin başka dil öğrenme araçlarıyla birlikte kullanılmasının daha etkili sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Google Labs üzerinden erişilebilen bu üç modül; Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Almanca, Yunanca, İbranice, Hintçe, İtalyanca, Japonca, Korece, Portekizce, Rusça, İspanyolca ve Türkçe dâhil olmak üzere toplam 16 dilde çalışıyor.

Google’ın ücretsiz dil derslerine buradan ulaşabilirsiniz.

Giyilebilir kalp monitörü anlık izleme sağlıyor

0

Vancouver merkezli tıbbi teknoloji girişimi Sonus Microsystems, giyilebilir kalp monitörünü ticarileştirmek için Providence Health Care Ventures ile ortaklık kuruyor. Sonus Patch adı verilen yapay zeka destekli cihaz, kullanıcının kalbinin gerçek zamanlı görüntüsünü oluşturmak için ultrason kullanıyor ve eğitimli bir ultrason uzmanı olmadan kullanılmak üzere tasarlandığından, kalp rahatsızlığı olanların erişilebilirlik engellerini azaltıyor.

Giyilebilir kalp monitörü

Geliştiriciler, yamanın evde izlemeyi mümkün kıldığını ve geleneksel ekokardiyografiye göre daha zamanında bir alternatif sunduğunu söylüyor. Özellikle hastaneden yeni taburcu olan hastalar için faydalı olabilir. Ortaklara göre Sonus Patch, daha erken müdahale ve daha etkili ayaktan hasta takibi sağlayarak hastaneler üzerindeki baskıyı hafifletmeye de yardımcı olabilir.

St. Paul’s Hastanesi Bölgesel Kalp Yetmezliği Programı’nın hekim lideri Dr. Nathaniel Hawkins: “Sonus Patch, kalp hastalarını izleme ve tarama şeklimizi dönüştürme potansiyeline sahip. Ekokardiyografi, kalp hastalığını teşhis etme ve yönetmede temel öneme sahiptir ve bu yeteneği hastalara uzaktan getirmek, daha erken tespit, zamanında müdahaleler ve uzun vadeli sonuçların iyileştirilmesini sağlayabilir” dedi.

Yamanın insanlar üzerindeki ilk denemelerinin, Bölgesel Kalp Yetmezliği Programı’nın katılımıyla bu yılın sonlarına doğru başlaması planlanıyor. Sonus CEO’su Hani Eskandari, bu ortaklığın Sonus’un ürünün etkinliğini kanıtlamasına ve onu geniş çaplı ticarileştirmeye daha da yaklaştırmasına yardımcı olacağını söyledi.

Eskandari: “PHCV’nin bağlı sağlık hizmeti sitelerinin ve klinik uzmanlığının kapsamlı ağından yararlanmak, ürünümüzü gerçek dünyadaki klinik ortamlarda doğrulamamızı sağlayarak kardiyak bakımı devrim niteliğinde değiştirme misyonumuzu hızlandıracak. Sonuç olarak hasta sonuçlarını iyileştirecek ve sağlık hizmeti sunumunu geliştireceğiz” dedi. PHCV Başkanı Brian Simmers, ortaklığın şirketin uzaktan izleme ve sağlık bakım cihazları alanında ilerleme sağlama hedefiyle örtüştüğünü söyledi.

UiPath, ilk Agentic Otomasyon Platformunu kullanıma sundu

UiPath’in yeni platformu, kurumsal yapay zekâ adaptasyonunun önündeki engelleri ortadan kaldırarak güvenlik ve uyumluluğu artırıyor, doğruluk ve güvenilirliği iyileştiriyor, tıkanmış pilot projelerin önünü açıyor ve tedarikçi bağımlılığını önlüyor. Düşük kodla geliştirmenin basitliğini profesyonel geliştiricilerin gücüyle birleştiren platform, geliştiricilerin kurumsal agent’ları ölçeklenebilir şekilde oluşturup devreye almasına imkân tanıyor. Agent’ları, robotları ve insanları entegre ederek gelişmiş orkestrasyon sunan platform, gerçek agentic iş akışları oluşturulmasını sağlıyor ve halihazırda 10.000’den fazla lider kurumun güvendiği UiPath otomasyon altyapısı üzerinde yükseliyor.

Agentic otomasyon için özel olarak geliştirilen bu çığır açıcı platform, yapay zekâ agent’larını, robotları ve insanları tek bir akıllı sistemde birleştirmeyi hedefliyor. Açık ve güvenli bir orkestrasyon altyapısı üzerine kurulan platform, son derece güvenilir yapay zekâ agent’larının, robotların ve insan çalışanların ölçeklenebilir, esnek ve mevzuata uyumlu biçimde oluşturulmasını, devreye alınmasını ve yönetilmesini mümkün kılarak iş akışlarını dönüştürüyor.

UiPath’in agentic otomasyon platformuna artık uipath.com üzerinden ücretsiz deneme sürümüyle kolayca erişilebiliyor; böylece herkes agent geliştirme, devreye alma ve yönetme süreçlerine hızla başlayabiliyor.

Kurumsal Yapay Zekâ Adaptasyonunun Önündeki Engelleri Aşmak için Tasarlandı

Konuşmaya dayalı yapay zekâ çözümleri ve agent tabanlı asistanlar belli başlı alanlarda değer yaratmış olsa da, yapay zekânın tüm kurum geneline ölçeklenmesi bugüne kadar sınırlı kaldı. Bu süreçte karşılaşılan başlıca engeller arasında güvenlik ve uyumluluk riskleri, düşük güvenilirlik, tıkanmış pilot programlar ve tedarikçiye bağımlılık korkusu yer alıyor.

 Yeni UiPath Platform, bu zorluklara doğrudan yanıt veriyor. Şirketin otomasyon alanındaki onlarca yıllık liderliğiyle geliştirilen bu yeni agentic mimari, iş açısından kritik öneme sahip iş akışları için özel olarak tasarlandı.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan UiPath Kurucusu ve CEO’su Daniel Dines, “Bu lansmanla birlikte ikinci perdeye tam anlamıyla adım atıyoruz. Yapay zekâyı, RPA’yı ve insan kararlarını tek bir platformda birleştiren bir yapı inşa ettik. Bu sayede şirketler, karmaşıklığı artırmadan daha akıllı ve daha dayanıklı iş akışları sunabiliyor. Modeller ve donanımlar yaygınlaştıkça, yapay zekânın gerçek değeri orkestrasyon ve zekâ katmanına taşınıyor—ve bu alanlarda liderliği UiPath üstleniyor. Ama biz aynı zamanda insanları daha yaratıcı, daha üretken kılmak ve kendi potansiyellerine ulaşmalarını sağlamak için çalışıyoruz. UiPath’in misyonu da tam olarak burada devam ediyor” dedi.

Apple küresel sera gazı emisyonlarında ilerleme kaydetti

0

Apple, küresel sera gazı emisyonlarında yüzde 60’ı aşan bir azalma sağlayarak çevresel ilerleme kaydettiğini duyurdu. Apple, Dünya Günü öncesinde emisyon azaltımı, temiz enerji ve geri dönüştürülmüş malzemeler konusunda yeni kilometre taşlarına ulaştı. pple 2030 hedefi kapsamında, küresel sera gazı emisyonlarında 2015 seviyelerine kıyasla %60’lık bir azalmayı aştığını duyurdu.

Şirket, tüm mıknatıslarda %99 geri dönüştürülmüş nadir toprak elementleri ve tüm Apple tasarımı pillerde %99 geri dönüştürülmüş kobalt kullanımı da dahil olmak üzere birkaç önemli çevresel dönüm noktasına daha ulaştı. Çevresel İlerleme Raporu’nda bunu ve diğer ilerlemeleri paylaştı.

Apple küresel sera gazı emisyonlarında emin adımlarla ilerliyor

Apple’ın Çevre, Politika ve Sosyal Girişimler başkan yardımcısı Lisa Jackson: “Apple 2030’a doğru kaydettiğimiz ilerlemeden inanılmaz derecede gurur duyuyoruz. Bu, işimizin her alanına dokunuyor. Bugün, ürünlerimizi üretmek için her zamankinden daha fazla temiz enerji ve geri dönüştürülmüş malzeme kullanıyoruz, suyu koruyoruz ve dünyanın dört bir yanında israfı önlüyoruz ve doğaya büyük yatırımlar yapıyoruz. 2030’a yaklaştıkça, iş daha da zorlaşıyor ve bu zorluğun üstesinden yenilikçilik, iş birliği ve aciliyetle geliyoruz” dedi.

Apple’ın 2030 stratejisi, kalan emisyonları dengelemek için yüksek kaliteli karbon kredileri uygulamadan önce, 2015 temel yılına kıyasla sera gazı emisyonlarını %75 oranında azaltmayı önceliklendiriyor. Geçtiğimiz yıl, Apple’ın karbon ayak izini azaltmaya yönelik kapsamlı çabaları -tedarik zincirinin yenilenebilir elektriğe sürekli geçişi ve daha fazla geri dönüştürülmüş malzeme içeren ürünler tasarlama dahil- tahmini 41 milyon metrik ton sera gazı emisyonunu önledi. Apple, dünya çapındaki ekipleri, iş ortakları ve müşterileriyle Dünya Günü’nü kutluyor ve geri dönüşüm için cihaz getiren kullanıcılara özel bir teklif sunuyor.

ASELSAN’ın ilk çeyrekte hasılatı 22,8 milyar TL’yi aştı!

0

ASELSAN, 2025 yılının ilk çeyreğine ait enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlarını açıkladı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan bildirimde, şirketin bu dönemde elde ettiği hasılatın bir önceki yılın aynı dönemine göre reel bazda yüzde 9 oranında artarak 22,8 milyar TL’ye ulaştığı duyuruldu.

ASELSAN’ın ilk çeyrek hasılatı 22,8 milyar TL oldu

Şirketin yılın ilk üç ayında imzaladığı yeni sözleşmelerin toplam değeri 1,5 milyar ABD doları olarak kaydedildi. Bu rakam, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 46 oranında bir artış anlamına geliyor. İhracat sözleşmelerinde ise daha dikkat çekici bir büyüme yaşandı; yüzde 220’lik artışla 372 milyon ABD dolarına ulaşıldı. ASELSAN’ın bakiye sipariş tutarı da yüzde 35 artarak 15 milyar ABD doları seviyesine çıktı.

ASELSAN'ın ilk çeyrek hasılatı 22,8 milyar TL oldu.

Şirketin faaliyet kârlılığını gösteren FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) tutarı 5,1 milyar TL’ye ulaştı. Bu değer, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 oranında reel artışa işaret ederken, FAVÖK marjı yüzde 23 seviyesinde gerçekleşti. Alınan işlerin satışlara oranı 2,3 olarak belirlendi ve sektör ortalamasının üzerinde kaldı. Net Borç/FAVÖK oranı ise yüzde 0,60’a gerileyerek geçen yıla kıyasla düşüş gösterdi.

ASELSAN’ın bu dönemdeki büyümesinde Hava Savunma Sistemleri, Radar, Elektronik Harp, Silah Sistemleri, Deniz Sistemleri, Elektro-Optik ve Askeri Haberleşme Sistemleri gibi alanlardaki teslimatlar belirleyici oldu. Şirket, operasyonel verimlilik odağında ilerlemeyi sürdürürken, aynı zamanda Ar-Ge ve yatırım harcamalarını da artırdı. Ar-Ge harcamaları yüzde 33 artışla 250 milyon ABD dolarına yükselirken, yatırım harcamalarında yüzde 70’lik bir artış yaşandı. Bu dönemde finansal borçlar yüzde 8, ticari borçlar ise yüzde 37 oranında azaldı.

ASELSAN, yılın ilk çeyreğinde hem yurt içi hem de yurt dışı müşterilerle birçok yeni sözleşmeye imza attı. Uluslararası müşterilere yönelik olarak askeri haberleşme sistemleri, deniz platformları için radar, silah, hava savunma ve veri bağı sistemleri, hava elektro-optik faydalı yükler, elektronik harp ve uzaktan komutalı silah sistemlerinin ihracatı gerçekleştirildi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile yeni nesil radar sistemleri ve kamu güvenliği haberleşme sistemlerine ilişkin sözleşmeler imzalandı. Ayrıca Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile demiryolu sinyalizasyon sistemleri ve yurt içi bir müşteriyle kara araçlarına yönelik faydalı yük tedarikine ilişkin anlaşmalar yapıldı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, 2024 yılında yakalanan finansal ve operasyonel ivmenin 2025’in ilk çeyreğine de taşındığını belirtti. Akyol, özellikle ihracat sözleşmelerindeki yüzde 220’lik artışın küresel pazarlardaki büyümeyi desteklediğini ifade etti. Akyol ayrıca, şirketin ÇELİKKUBBE konsepti kapsamında radarlar, foton detektörler ve hava savunma sistemleriyle ilgili toplam 616 milyon dolarlık yatırımının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Proje Bazlı Yatırım Teşvik programına alındığını duyurdu.

Teslimatlara ilişkin detaylarda ise HİSAR O Hava ve Füze Savunma Sistemi teslimatının tamamlandığı, PUHU 3-LT Elektronik Destek Sistemleri ile modernize edilmiş zırhlı muharebe araçlarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildiği açıklandı. GÖZDE Güdüm Kiti’nin yüksek hızlı hedefleri vurma kabiliyetiyle bir ilki başardığı belirtildi.

ANTIDOT 2-U/S Elektronik Destek Podunun Bayraktar TB2 ile yapılan testlerinin tamamlandığı, GÖKTAN Projesi kapsamında TOLUN mühimmatının karadan karaya vuruş kabiliyetinin test edildiği ve GÖKSUR nokta hava savunma sisteminin su üstü platformdan yapılan ilk atışını başarıyla gerçekleştirdiği bilgisi paylaşıldı.

Cashback sistemlerine ilgi artıyor

Cashback, Türkçe’de “nakit iade” ya da “para iadesi” olarak bilinen, alışveriş yaparken harcadığınız paranın bir kısmının size geri ödenmesi anlamına gelen bir sistemdir. Tüketiciler için hem tasarruf sağlayan hem de alışverişi daha cazip hale getiren bu yöntem, özellikle son yıllarda Türkiye’de de oldukça popüler hale gelmiştir. Peki, cashback tam olarak nasıl çalışır ve avantajları nelerdir? Gelin, detaylı bir şekilde inceleyelim.

Cashback Nasıl Çalışıyor?

Cashback sistemi genellikle şu şekilde işler:

  1. Alışveriş Yapılır: Tüketici, cashback hizmeti sunan bir platform, kredi kartı, banka veya mağaza aracılığıyla alışveriş yapar. Bu platformlar genellikle belirli markalar, e-ticaret siteleri veya fiziksel mağazalarla anlaşmalıdır.
  2. İade Oranı Belirlenir: Her platform veya kampanya, alışveriş tutarının belirli bir yüzdesini (örneğin %5 veya %10) cashback olarak geri ödeyeceğini belirtir. Bu oran, sektöre, mağazaya veya kampanyaya göre değişiklik gösterebilir.
  3. Para İadesi Alınır: Alışveriş tamamlandıktan sonra, belirlenen cashback miktarı kullanıcının hesabına, kredi kartına veya dijital cüzdanına iade edilir. Bu süreç, platformun politikasına bağlı olarak anında, birkaç gün içinde veya belirli bir bakiye biriktiğinde gerçekleşebilir.

Örneğin, bir e-ticaret sitesinden 1000 TL’lik bir alışveriş yaptınız ve %10 cashback kampanyası var. Bu durumda, 100 TL’lik bir iade alırsınız.

Cashback Türleri

Cashback sistemleri farklı şekillerde sunulabilir:

  • Kredi Kartı Cashback: Bankalar, belirli kategorilerde (market, akaryakıt, online alışveriş vb.) yaptığınız harcamalar için nakit iade sunar. Örneğin, bir banka kartıyla market alışverişinde %5 iade sağlayabilir.
  • Cashback Platformları: LetyShops, Avantajix gibi platformlar, anlaşmalı mağazalardan yapılan alışverişlerde para iadesi sunar. Kullanıcı, bu platformlar üzerinden mağazaya yönlendirilir ve alışveriş sonrası iade alır.
  • Sadakat Programları: Bazı markalar, kendi sadakat programları kapsamında cashback sunar. Örneğin, bir giyim mağazası, her alışverişte puan biriktirmenizi sağlar ve bu puanları nakit olarak kullanabilirsiniz.
  • E-Ticaret Kampanyaları: Amazon, Trendyol gibi platformlar, belirli ürünlerde veya kampanya dönemlerinde cashback promosyonları düzenleyebilir.

Cashback’in Avantajları nedir?

  1. Tasarruf Sağlar: Alışveriş yaparken ekstra indirim almak gibidir. Düzenli kullanıldığında ciddi bir birikim elde edilebilir.
  2. Esneklik Sunar: Cashback genellikle nakit veya hediye çeki olarak kullanılabilir, bu da harcama özgürlüğü sağlar.
  3. Motivasyon Yaratır: Para iadesi almak, tüketicileri daha bilinçli ve planlı alışveriş yapmaya teşvik edebilir.
  4. Kolay Kullanım: Çoğu cashback sistemi kullanıcı dostudur ve ek bir çaba gerektirmez.

Cashback Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

  • Şartları Okuyun: Her cashback kampanyasının belirli şartları vardır. Minimum harcama tutarı, iade süresi veya geçerli mağazalar gibi detayları kontrol edin.
  • Güvenilir Platformlar Kullanın: Dolandırıcılık riskine karşı yalnızca bilinen ve güvenilir platformlarla çalışın.
  • İade Süresini Takip Edin: Bazı sistemlerde cashback, alışverişten haftalar sonra hesaba yatar. Sabırlı olun ve süreci takip edin.
  • Gereksiz Harcamadan Kaçının: Yalnızca cashback almak için ihtiyacınız olmayan ürünleri satın almayın.

Türkiye’de Cashback Kullanımı

Türkiye’de cashback sistemi, özellikle bankalar ve e-ticaret platformları aracılığıyla yaygınlaşmıştır. Garanti BBVA, Yapı Kredi, Akbank gibi bankalar, kredi kartlarıyla çeşitli cashback kampanyaları sunarken; Trendyol, Hepsiburada gibi platformlar da dönemsel olarak nakit iade promosyonları düzenlemektedir. Ayrıca, global cashback sitelerinin Türkiye pazarına girmesiyle seçenekler daha da artmıştır.

Cashback, hem tüketicilere tasarruf imkânı sunan hem de markaların müşteri sadakatini artırmasına yardımcı olan bir sistemdir. Doğru kullanıldığında, günlük harcamalarınızdan küçük ama anlamlı birikimler elde edebilirsiniz. Alışveriş yapmadan önce cashback fırsatlarını araştırmak, bütçenizi daha verimli kullanmanıza katkı sağlayacaktır. Siz de bir sonraki alışverişinizde cashback avantajlarından faydalanmayı düşünüyorsanız, güvenilir platformları keşfetmeye başlayabilirsiniz!

Not: Bu makale, cashback kavramını genel hatlarıyla açıklamak için hazırlanmıştır. Belirli bir platform veya kampanya hakkında bilgi almak için ilgili sitelerin şartlarını inceleyin.

Papa seçim toplantısı teknolojik ekipmanlarla korunuyor

0

Francis’in ölümünün ardından yeni Papa’yı seçmek için yakın zamanda papa seçim toplantısı yapılacak. Kardinaller günü tarihi belirlemek için bir araya geldi. Kilise için ciddi, gelenek ve tarih dolu tarihi bir an. Ancak bu, papa seçim toplantısı için kurumun modern teknolojik tehditlerden çok uzak olduğu anlamına gelmiyor. Hem katılanların güvenliğini sağlamak hem de yeni papanın seçilmesi sürecinde herhangi bir bilginin sızmasını önlemek için alınan önlemler çok üst düzeyde. En gelişmiş kaynaklarla donatılmış bir sığınak diyebiliriz.

Papa seçim toplantısı teknolojik altyapıyla korunuyor

Wired dergisine göre, papa seçim toplantısına katılanlar güvenlik personeli tarafından iki kez kontrol ediliyor. Ayrıca, elektronik yollarla hiçbir bilginin iletilmemesi için frekans inhibitörleri yerleştiriliyor. Kameraların veya uyduların dışarıdan kayıt yapmak istemesi durumunda seçenekler uzaktan: tüm kapılar ve pencereler kapatılıyor ve özellikle opak filmlerle kaplanıyor. Üstelik bunlar yetmezmiş gibi, toplantıya katılanların dışarı bakmaları yasak. Öte yandan, tüm odalar gizli mikrofonlar veya kameralar için titizlikle kontrol ediliyor. Tarihte hiç olmadığı kadar hızlı bilginin dolaştığı bir çağda hiçbir şekilde sızıntı olamaz. Görüşme süreci gizlidir ve Kilise bir anlaşmaya varıldığı anda kararını bildirecektir.

Yeni papayı seçmek için konklava katılanların güvenliğini sağlamak, bundan sorumlu olan Jandarma Kolordusu ve Papalık İsviçre Muhafızları için bir diğer öncelik. Wired, 2018’de dışarıdaki kamera sayısının 650 olduğunu iddia ediyor. Gözetim uydularla gerçekleştirilecek ve yapay zeka tarafından desteklenecek. Ayrıca Wired’ın ısrar ettiği gibi, cihaz daha klasik ve eşit derecede güçlü unsurlara da sahip olacak: patlayıcılar ve ağır silahlar da dahil olmak üzere her türlü polis silahı.

Yapay Zeka Seslendirme: Teknolojinin Yeni Sesi

Yapay zeka (AI), hayatımızın her alanında devrim yaratmaya devam ediyor ve seslendirme sektörü de bu değişimden nasibini alıyor. Yapay zeka seslendirme, metinleri insan benzeri doğal seslere dönüştüren teknolojilerle hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılar için yenilikçi çözümler sunuyor. Peki, yapay zeka seslendirme nedir, nasıl çalışır ve hangi alanlarda kullanılıyor? Gelin, bu heyecan verici teknolojiyi yakından inceleyelim.

Yapay Zeka Seslendirme Nedir?

Yapay zeka seslendirme, metin tabanlı içerikleri (text-to-speech, TTS) doğal ve akıcı bir insan sesine dönüştüren bir teknolojidir. Geleneksel seslendirme yöntemlerinden farklı olarak, bu sistemler derin öğrenme ve doğal dil işleme (NLP) tekniklerini kullanarak gerçekçi ses tonları, vurgular ve duygusal ifadeler üretir. Günümüzde yapay zeka seslendirme, farklı dillerde, aksanlarda ve hatta kişiselleştirilmiş seslerle içerik oluşturmayı mümkün kılıyor.

yapay zeka seslendirme, farklı dillerde, aksanlarda ve hatta kişiselleştirilmiş seslerle içerik oluşturmayı mümkün kılıyor.

Yapay Zeka Seslendirme Nasıl Çalışır?

YZ seslendirme sistemleri, büyük veri setlerinden öğrenerek ses üretir. İşleyiş şu şekilde özetlenebilir:

  1. Metin Analizi: Sistem, girilen metni analiz ederek kelimelerin telaffuzunu, cümle yapısını ve vurgulanması gereken noktaları belirler.
  2. Ses Modellemesi: Derin öğrenme modelleri, insan sesine benzer tonlamalar ve ritimler oluşturur. Bu modeller, daha önce kaydedilmiş insan seslerinden öğrenir.
  3. Ses Sentezi: Analiz edilen metin, seçilen ses modeliyle birleştirilerek doğal bir ses çıktısı üretilir.
  4. Kişiselleştirme: Kullanıcılar, ses tonunu, hızını veya duygusal ifadeyi (örneğin, ciddi, neşeli, dramatik) özelleştirebilir.

Modern sistemler, birkaç saniye içinde yüksek kaliteli ses dosyaları üretebiliyor ve bu süreç tamamen otomatize edilmiş durumda.

Kullanım Alanları

Yapay zeka seslendirme, çok çeşitli sektörlerde kendine yer buluyor. İşte başlıca kullanım alanları:

  • Eğlence ve Medya: Film fragmanları, animasyonlar, video oyunları ve podcast’ler için hızlı ve uygun maliyetli seslendirme çözümleri.
  • Eğitim: E-öğrenme platformlarında ders materyallerinin seslendirilmesi, özellikle görme engelli bireyler için erişilebilir içerik üretimi.
  • Reklam ve Pazarlama: Markalar, sosyal medya videoları, radyo reklamları veya ürün tanıtımları için kişiselleştirilmiş seslendirmeler kullanıyor.
  • Sanal Asistanlar: Siri, Google Assistant ve Alexa gibi asistanlar kullanıcılarla etkileşim kuruyor.
  • Erişilebilirlik: Görme engelli bireyler için kitapların, web sitelerinin veya belgelerin seslendirilmesi.
  • Kurumsal Çözümler: Çağrı merkezlerinde otomatik yanıt sistemleri veya şirket içi eğitim videoları için seslendirme.

Avantajları ve Dezavantajları

Avantajları:

  • Hız ve Verimlilik: Geleneksel seslendirmeye kıyasla çok daha hızlı ve uygun maliyetli.
  • Esneklik: Farklı diller, aksanlar ve tonlamalarla özelleştirme imkânı.
  • Erişilebilirlik: Küçük işletmeler ve bireysel içerik üreticileri için profesyonel seslendirme imkânı.

Dezavantajları:

  • Duygusal Derinlik: İnsan seslendirmenin sunduğu bazı duygusal nüanslar hâlâ tam olarak yakalanamayabiliyor.
  • Etik Sorunlar: Gerçekçi yapay seslerin kötüye kullanımı, örneğin deepfake seslendirme, endişe yaratıyor.
  • Kültürel Nuanslar: Bazı dillerde veya lehçelerde doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Türkiye’de Yapay Zeka Seslendirme

Türkçe dil desteği sunan platformlar, yerel aksanlar ve doğal konuşma tarzlarıyla dikkat çekiyor. Özellikle reklamcılık, e-öğrenme ve içerik üretimi gibi alanlarda Türk geliştiriciler ve şirketler, bu teknolojiyi aktif olarak kullanıyor. Yerli platformlar, Türkçe’nin fonetik yapısına uygun ses modelleri geliştiriyor. Daha doğal ve akıcı sonuçlar elde etmeyi hedefliyor.

Gelecekte Neler Bekleniyor?

Yapay zeka seslendirme teknolojisi, her geçen gün daha da gelişiyor. Gelecekte, daha kişiselleştirilmiş ve duygusal olarak zengin sesler üretileceği öngörülüyor. Ayrıca, etik standartların oluşturulması ve kötüye kullanımın önlenmesi için düzenlemeler önem kazanacak. Ses klonlama teknolojileri sayesinde, bireylerin kendi seslerini dijital ortama aktararak kişiselleştirilmiş seslendirme yapmaları da yaygınlaşabilir.

Yapay zeka seslendirme, teknolojinin sunduğu en etkileyici yeniliklerden biri. Hem bireylerin hem de işletmelerin içerik üretim süreçlerini kolaylaştıran bu teknoloji, yaratıcılığı ve erişilebilirliği artırıyor. Ancak, etik ve kültürel hassasiyetler göz önünde bulundurularak kullanılması gerekli. Bu, teknolojinin sürdürülebilir bir şekilde yaygınlaşması için kritik önem taşıyor. Siz de bu yenilikçi teknolojiyi deneyerek projelerinize yeni bir ses katabilirsiniz!

İHS Teknoloji’den yeni nesil siber güvenlik çözümü

7/24 izleme ve anında müdahale servisleriyle siber saldırıları engelleyen merkez, kurumların iş sürekliliğini güvence altına alıyor. Platform , fidye yazılımları, veri sızıntılarını, kötü amaçlı yazılımlar, oltalama saldırıları ve yetkisiz erişimleri tespit ederek etkin bir koruma sağlıyor.

Siber Güvenlik Kanunu önleyici tedbirleri zorunlu tutuyor

19 Mart 2025 tarihli Siber Güvenlik Kanunu, kurumların siber güvenlik tehditlere karşı almaları gereken tedbirleri tanımlıyor. Kanun kapsamında, fidye ve oltalama saldırılarına karşı önleyici tedbirler alınması zorunlu hale geldi. Ayrıca, yetkisiz erişimlere karşı güçlü kontrol sistemleri oluşturulması ve kurumların SOME ekiplerinin eğitilmesi de kanun kapsamında yer alıyor. 

Siber tehditlere karşı kapsamlı bir koruma sağlayan Bulut SIEM Platformu, gerçek zamanlı olarak siber güvenlik tehditlerini ve veri sızıntılarını anında tespit edebiliyor. Platform, her ölçekteki kurum için ekonomik bir siber güvenlik çözümü sağlıyor.
Kurumların uyumluluk gereksinimlerine cevap veren Bulut SIEM Platformu, hazır kural ve rapor şablonları ile ISO27001, PCI DSS, HIPAA, GDPR ve KVKK standartlarına uyumu kolaylaştırıyor. Bu sayede, işletmelerin denetim süreçlerini etkin bir şekilde yönetmelerine imkan tanıyor ve güvenlik standartlarını en üst düzeye çıkarıyor.

İHS Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Emre Sayın
İHS Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Emre Sayın

İşletmeler Güvenle İlerleyebilir

İHS Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Emre Sayın, “Banka ve fintech’lere uzun süredir siber güvenlik hizmeti sunuyoruz. Bulut SIEM servisimiz, fintech’lerin ve orta ölçekli şirketlerin yeni regülasyonlara ekonomik bir şekilde uyum sağlamasına yardımcı olacak. 7/24 Siber Güvenlik Operasyon Merkezimizle birlikte, işletmelerin güvenliğini garanti altına alıyoruz,” dedi.

Yapay Zeka şimdi de emlakçı oldu!

Türkiye’nin ilk yapay zeka emlak asistanı Endeksa Atlas, tüm Endeksa kullanıcılarının erişimine açıldı. Atlas, yatırımcıların veriye dayalı, doğru kararları almasını kolaylaştırırken, gayrimenkul uzmanlarının iş yükünü de hafifletmeyi hedefliyor.

Yapay zekâ ile değerleme hizmeti sunarak gayrimenkul alım satım işlemlerinin güvenle yapılmasını sağlayan Endeksa, sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Türkiye’nin ilk yapay zeka destekli emlak asistanı Endeksa Atlas, tüm Endeksa kullanıcılarının hizmetine sunuldu.

Emlak sektörüne ilişkin sorulara kapsamlı yanıtlar sağlıyor

Endeksa Atlas Emlak sektörüne ilişkin sorulara kapsamlı yanıtlar sağlıyor

Endeksa Atlas, Türkiye’de bir ilk olmanın yanı sıra, dünya genelinde de sınırlı sayıda örneği bulunan öncü bir teknoloji olarak dikkat çekiyor.  Endeksa’nın geniş veri havuzu, analiz ve doğal dil işleme yeteneğiyle donatılan yeni ürünü Atlas, gayrimenkul yatırımcıları ve uzmanlarının emlak sektörüne ilişkin sorularına kapsamlı yanıtlar sağlıyor.

Endeksa Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Görkem Öğüt, Atlas’ın sunduğu özelliklerin sektörde fark yaratacağına dikkat çekerek, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin heyecanı içindeyiz. Gayrimenkul sektörü hızla dijitalleşiyor ve Endeksa Atlas bu dönüşümün öncüsü olarak hem sektördeki profesyonellerin hem de yatırımcıların iş süreçlerini yeniden şekillendirecek. Atlas, sadece bir emlak asistanı değil, aynı zamanda yatırımcıların ve danışmanların karar süreçlerini hızlandıran, daha verimli hale getiren bir araç.”

Yatırımcılar İçin Doğru ve Hızlı Bilgiler

Endeksa, Atlas’ı hem yatırımcılar hem de emlak danışmanlarına rehberlik etmesi amacıyla geliştirdi. Atlas ile kullanıcılar, tüm yatırım ve değerleme işlemlerini “konuşarak” gerçekleştirebiliyor. Örneğin, yapay zekâ destekli emlak değerleme sistemi sayesinde kullanıcıların mülklerinin gerçek piyasa değerine tek tıkla ulaşmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra, değer değişimleri, demografi analizi ve en doğru yatırım önerileri de dahil olmak üzere emlak sektörüne ilişkin sorulara yanıt veriyor, güvenilir öneriler sunuyor. Atlas ayrıca, yatırımcılara ihtiyaçlarına uygun en iyi gayrimenkul danışmanlarını bulma konusunda da yardımcı olarak tüm yatırım sürecinde destek sağlıyor.

Gayrimenkul Uzmanlarına Özel Destek

Gayrimenkul danışmanlarının iş yükünü hafifletmeyi de amaçlayan yapay zeka destekli emlak asistanı Endeksa Atlas, uzmanlara iş süreçlerinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Atlas, gayrimenkul danışmanının hizmet verdiği bölgelere ilişkin detaylı analizlere kolayca ulaşmasını sağlıyor. Danışmanlar, Atlas ile bölgelerindeki fiyat değişimleri ve yeni fırsatlara ulaşarak portföylerini geliştirebiliyor.

Endeksa Atlas ayrıca, yatırımcılara stratejik kararlar alabilmeleri için Yatırım Skoru adında bir özellik sunuyor. Bu özellik, amortisman süresi, getiri oranı ve değer artışı gibi kritik verilere dayanarak bölgesel analizler yapmayı mümkün kılıyor. Böylece kullanıcılar, tahminlere dayalı değil, veriye dayalı kararlarla yatırımlarını yönlendirebiliyorlar.

Siber Güvenlikte Yapay Zekaya Aşırı Güvenmenin Gizli Riskleri

Yapay zeka (AI) ve otomasyon, siber güvenlikte oyunun kurallarını değiştirdi. Yapay zeka destekli araçlar, artık siber güvenlik ekiplerinin tehditleri daha hızlı tespit etmesine, sistemler arasındaki verileri ilişkilendirmesine ve olaylara otomatik olarak yanıt vermesine yardımcı oluyor. XDR (Genişletilmiş Tespit ve Müdahale) gibi platformlar, uç noktalar, bulut hizmetleri, e-posta ve kimlik sistemlerinden gelen içgörüleri makine öğrenimiyle destekliyor.

Ancak bu yeni verimlilik dalgası, aşırı güven duyulmasından kaynaklanan sessiz bir riski de beraberinde getiriyor. Yapay zeka ve otomasyon, her ne kadar önemli olsa da bu sistemlere çok fazla güvenmek yeni güvenlik açıkları, insan hazırlığının azalması ve nihayetinde sistem savunmasında kör noktalar oluşmasına neden olabiliyor.

Tam Otomasyonun Cazibesi

Güvenlik ekiplerinin otomasyona yönelmesi anlaşılır bir durumdur. Artan saldırı yüzeyleri, sınırlı personel ve sürekli gelişen tehdit ortamı, “yapay zekanın kurtarıcılığı” anlayışını güçlü kılıyor. Gelişmiş yapay zeka araçları, milyonlarca veri noktasını saniyeler içinde analiz edebilir ve insanların gözden kaçırabileceği anormallikleri tespit edebilir.

Ancak yapay zeka, yalnızca öğrendiği veriler kadar başarılıdır ve bir insan gibi düşünemez. Sezgi, iş bağlamı ve etik farkındalık gibi insana özgü yetkinliklerden yoksundur. Niyeti anlayamaz veya deneyimli bir analistin yapabileceği şekilde nüanslara uyum sağlayamaz.

Yapay zekanın yanılmaz olduğu varsayımıyla hareket edildiğinde veya otomatik sistemlere denetimsiz güvenlik kararları alma yetkisi verildiğinde, çeşitli güvenlik açıklarının ortaya çıkma ihtimali artar. Bu nedenle insan ve yapay zekanın uyum içerisinde çalıştığı yeni bir model benimsemek kritik önem taşır.

Siber Güvenlikte Yapay Zeka, Otomasyon ve İnsanların Geleceği

Yapay zeka ve otomasyon, siber güvenlik uzmanlarının yerini alması için değil, onları güçlendirmek için kullanılmalı. En etkili güvenlik operasyonları, makine hızının insan stratejisiyle birleştirilmesiyle ortaya çıkar. Bu doğrultuda, verileri geniş ölçekte analiz etmek ve ilişkilendirmek için faydalanılırken, güvenlik ekipleri soruşturma, karar alma ve olayları tırmandırma süreçlerinde döngünün içinde tutulmalı.

Aynı zamanda, ekiplere siber güvenliğin temel unsurları hakkında eğitim vermeye devam etmek, gösterge panelinin ötesine geçilmesini sağlar.

Kuruluşlar, GravityZone XDR gibi yapay zeka destekli platformların hassasiyetini ve hızını, yetenekli analistlerin içgörü ve sezgileriyle birleştirerek esnek, uyarlanabilir bir siber güvenlik yaklaşımı geliştirebilir. Böylece yapay zekaya aşırı güvenmenin gizli tehlikelerinden de korunmuş olurlar.

Alev Akkoyunlu
Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

23 yıla yakın bir süre siber güvenlik sektöründe satış ve pazarlama alanında ustalaşan Alev Akkoyunlu, şu an Bitdefender Antivirüs’ün de aralarında bulunduğu birçok güvenlik ürününün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörlüğü görevini yürütmektedir. 1979 doğumlu olan Akkoyunlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Akkoyunlu, 1 çocuk sahibidir.

Google Play’de Uygulama Depremi! %47’lik Düşüş Şoke Etti

Google Play Store, 2024 başından bu yana ciddi bir uygulama kaybı yaşıyor. TechCrunch’ın aktardığı verilere göre, platformdaki uygulama sayısı %47 oranında azaldı. Bu çarpıcı düşüş, Android ekosisteminde alarm zillerini çaldı.

2024’ün başında Google Play Store içinde yaklaşık 2.6 milyon uygulama bulunuyordu. 2025 Nisan ayı itibariyle bu sayı 1.38 milyona düştü. Geliştiriciler, mağazadan uygulamalarını kaldırıyor veya yeni uygulama göndermiyor. Uzmanlar, bu durumun birçok farklı nedeni olduğunu söylüyor.

En önemli etkenlerin başında güvenlik politikaları geliyor. Google, zararlı yazılımlarla mücadele etmek amacıyla mağazaya katı kurallar getirdi. Bu kurallar, birçok geliştirici için yük haline geldi. Özellikle küçük ölçekli yazılımcılar, yeni denetim süreçlerine ayak uydurmakta zorlanıyor.

Google Play Store milyonlarca uygulamayı sildi veya reddetti

Ayrıca, uygulamaların gizlilik politikaları ve veri toplama yöntemleri sıkı takibe alındı. Bu da birçok uygulamanın mağazadan kaldırılmasına neden oldu. Google, 2024 boyunca milyonlarca uygulamayı silinmeye zorladı veya reddetti. Şirket, platformu daha güvenli ve şeffaf hale getirmeyi hedefliyor.

Ancak bazı geliştiriciler, Apple App Store gibi alternatif platformlara yöneliyor. Çünkü bu platformlarda kabul süreçleri daha öngörülebilir hale geldi. Bunun yanında geliştiriciler, reklam gelirlerinde yaşanan düşüşlerden de şikayet ediyor. Google’ın değişen algoritmaları, küçük uygulamaların görünürlüğünü azaltıyor.

TechCrunch raporu, özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarda da ciddi azalma yaşandığını vurguluyor. Bu ülkelerdeki geliştiriciler, sıkılaştırılan regülasyonlara uyum sağlayamıyor. Bu da uygulama kaldırma dalgasını hızlandırıyor.

Geliştirici toplulukları arasında, “Google Play hâlâ geliştirici dostu mu?” tartışmaları büyüyor. Bazıları şirketin sadece büyük oyunculara alan açtığını düşünüyor. Küçük ve bağımsız geliştiriciler ise platformdan uzaklaşıyor.

Uzmanlar, bu gidişatın Android kullanıcı deneyimini de olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Uygulama çeşitliliği azalırsa, kullanıcılar yenilikçi çözümlerden mahrum kalabilir. Bu da Android’in uzun vadede cazibesini azaltabilir.

Google, bu konudaki sessizliğini henüz bozmadı. Ancak önümüzdeki günlerde şirketten açıklama gelmesi bekleniyor.

Alışveriş yapan yapay zeka ajanları geliyor!

Mastercard, tüketiciler adına çevrimiçi alışveriş yapabilecek ve ödeme gerçekleştirebilecek yapay zeka ajanları geliştirmek için Microsoft ile işbirliği yapıyor. Bu yeni program, kullanıcıların alışveriş deneyimini kökten değiştirmeyi hedefliyor.

Yapay Zeka Alışveriş Asistanları Nihai Satın Alma Kararını Kullanıcıya Bırakacak

Mastercard Salı günü yaptığı açıklamada, yeni programla bir müşterinin Microsoft’un Copilot gibi bir yapay zeka ajanından belirli bir bedende sarı koşu ayakkabısı aramasını isteyebileceğini belirtti. Ajan daha sonra arama yapacak, müşteriye seçenekler sunacak ve en iyi ödeme yöntemini önererek satın alma işlemini gerçekleştirebilecek.

Mastercard’ın ürün direktörü Jorn Lambert, “Mastercard, ufukta görünen tüketici ihtiyaçlarını öngörerek dünyanın ödeme yapma şeklini daha iyiye dönüştürüyor” açıklamasında bulundu.

Son sözü tüketici söyleyecek

Yapay zeka ajanları, kullanıcıların onayı olmadan tamamen otonom şekilde “satın al” düğmesine basamayacak. Mastercard, tüketicilerin satın alınan ürünler üzerinde her zaman son sözü olacağını vurguladı.

Yapay zeka daha önce reklamcılık yoluyla e-ticaretin diğer alanlarına girmişti, ancak Mastercard programı özellikle belirli bir ürünü aramak için harcanan zamanı ve yaşanan zorlukları azaltmayı hedefliyor.

Lambert, “Mastercard Agent Pay’in lansmanı, güvenilir ajanları kötü aktörlerden ayırt etmek için yeni satıcı arayüzleri de dahil olmak üzere, yapay zeka çağında ticareti yeniden tanımlama yolundaki ilk adımlarımızı işaret ediyor” dedi.

Bu yeni teknoloji, tüketicilerin alışveriş deneyimini kolaylaştırırken, e-ticaret sektöründe de önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Kullanıcılar, yapay zeka ajanlarının kendileri için en uygun ürünleri bulmasını sağlayabilecek ve satın alma sürecini hızlandırabilecek.

Mastercard’ın bu hamlesinin, dijital ödeme ekosisteminde rekabeti artırması ve tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmesi bekleniyor. Yapay zeka destekli alışveriş asistanları, kullanıcıların tercihlerini öğrenerek zamanla daha kişiselleştirilmiş öneriler sunabilecek.

Uzmanlar, bu tür teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte güvenlik ve gizlilik konularının da ön plana çıkacağını belirtiyor. Mastercard’ın güvenilir ajanları kötü aktörlerden ayırt etme vurgusu, bu endişeleri gidermeye yönelik bir adım

Devlet destekli hacker’lar sıfırıncı gün açıklarını istismar ediyor!

Geçtiğimiz yıl 98 olan sıfırıncı gün güvenlik açığı sayısı bu yıl 75’e düşse de, bunların önemli bir bölümünün kaynağı resmi kurumlar veya bu kurumlara hizmet veren ticari aktörler oldu.

Rapor kapsamında 23 açık, doğrudan veya dolaylı olarak devletlerle bağlantılı gruplara atfedildi. Bunların 10’u, doğrudan devlet adına çalışan siber saldırganlara ait; bu sayının yarısı Çin, diğer yarısı ise Kuzey Kore kaynaklı.

Raporda dikkat çeken bir diğer bulgu ise ticari casus yazılım geliştiricilerinin rolü. NSO Group ve Cellebrite gibi şirketler tarafından geliştirilen en az sekiz sıfırıncı gün açığı, bu yazılımları kullanan devlet kurumları tarafından sömürüldü. Örneğin, Sırbistan’daki kolluk kuvvetlerinin Cellebrite cihazları aracılığıyla sıfırıncı gün açıklarını kullandığı tespit edildi.

Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu’ndan Clément Lecigne, bu şirketlerin gizliliği artırmak adına operasyonel güvenliğe ciddi yatırımlar yaptığını belirtti. James Sadowski ise “Bazı şirketler kamu baskısı veya hukuki süreçlerle kapanıyor olabilir, ancak bu boşluğu hızla yeni şirketler dolduruyor. Devletler bu hizmetleri talep etmeye devam ettikçe, sektör büyümeye devam edecek.” dedi.

2024’teki toplam 75 sıfırıncı gün açığının büyük kısmı, cep telefonları ve internet tarayıcıları gibi son kullanıcı ürünlerini hedef aldı. Geriye kalan açıklar ise VPN’ler ve yönlendiriciler gibi daha çok kurumsal ağlarda kullanılan cihazlara yönelikti. Bu da devlet destekli ya da siber suç çetelerinin hem bireyleri hem de kurumları hedef almaya devam ettiğini gösteriyor.

Hacker’lar iki faktörlü kimlik doğrulamayı nasıl geçiyor?

Google raporunun olumlu yönlerinden biri de savunma tarafında yaşanan gelişmeler. Özellikle Apple’ın Lockdown Mode adlı özelliği ve Google Pixel cihazlarında kullanılan Memory Tagging Extension (MTE) gibi teknolojiler, hacker’ların bu açıklara erişimini zorlaştırıyor. Sadowski, bu tür güvenlik önlemlerinin devlet destekli saldırılara karşı etkili sonuçlar verdiğini vurguladı.

Her ne kadar bazı sıfırıncı gün açıkları tespit edilemeden kullanılıyor olsa da, Google’ın yayımladığı rapor gibi araştırmalar, siber tehditlerin doğasını anlamak ve karşı önlemler geliştirmek adına hayati önem taşıyor. Siber güvenlik alanındaki mücadele, hem teknolojik kapasiteyi hem de uluslararası ilişkileri şekillendirmeye devam ediyor.

LG, akıllı telefonları için son noktayı koyuyor!

0

Güney Koreli teknoloji devi LG, 30 Haziran 2025 itibarıyla Android tabanlı akıllı telefonlarına yönelik tüm yazılım güncelleme hizmetlerini sonlandıracağını duyurdu. Bu tarihten sonra şirket cihazlara ne OTA (over-the-air) güncellemeleri ne de LG Bridge uygulaması aracılığıyla sağladığı yazılım desteğini sunacak.

LG, akıllı telefon üretimini durdurduğunu 2021 yılında açıklamıştı. Ancak şirket, kullanıcılarına verdiği sözü tutarak bazı modelleri için Android 12 güncellemesini sunmuş, ayrıca cihazların piyasaya çıkış tarihlerinden itibaren en az üç yıl boyunca güvenlik yamaları sağlamıştı. Ancak bu sürecin de sonuna gelindi.

LG’nin resmi duyurusuna göre, mobil yazılım yükseltme hizmeti (FOTA), güncelleme merkezi ve LG Bridge dahil tüm yazılım hizmetleri 30 Haziran’da tamamen kapatılacak. Duyuruda, kullanıcıların bu tarihten önce cihazlarını güncellemeleri gerektiği de vurgulandı.

LG, kullanıcılarına son bir çağrıda bulundu

LG’nin açıklamasına göre, hizmetin sona ermesiyle birlikte yalnızca OTA güncellemeleri değil, servis merkezlerinde yapılan yazılım yükseltmeleri ve uygulama güncellemeleri de artık mümkün olmayacak. Bu durum, özellikle fabrika ayarlarına döndürülmüş cihazlarda, önceden yüklü bazı uygulamaların tekrar indirilemeyeceği anlamına geliyor.

Her ne kadar günümüzde LG akıllı telefon kullanan kişi sayısı oldukça azalmış olsa da, hala yedekte tutulan veya ikinci cihaz olarak kullanılan modellerin varlığı göz önünde bulunduruluyor. Bu nedenle LG, cihazlarını aktif olarak kullanan ya da kenarda tutan kullanıcılara 30 Haziran 2025 tarihine kadar yazılım güncellemelerini tamamlamaları çağrısında bulunuyor.

LG’nin akıllı telefon defteri tamamen kapanırken, kullanıcıların da bu dönemeçte gerekli adımları atmaları büyük önem taşıyor. Güncelleme alacak son modeller için geri sayım başladı.

Meta, Trump politikalarının gölgesinde yapay zeka hamleleri yapmaya çalışıyor!

Şirketin yapay zeka projeleri bu hafta Menlo Park’taki ilk Llama geliştirici konferansı ve çeyrek dönem finansal sonuçlarının açıklanmasıyla daha da görünür hale geliyor.

Meta, 2025 yılı boyunca yapay zeka altyapısına 60 ila 65 milyar dolar arasında sermaye harcaması yapmayı planlıyor. Analistler, Trump’ın gümrük tarifeleri nedeniyle maliyetlerde artış riski bulunduğunu ancak Meta’nın bu harcamaları azaltmayacağını öngörüyor. Needham Analistleri, bu yatırımların 10 yıllık bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.

Teknoloji devleri arasında ticaret politikalarının olası etkileri konusunda artan bir hassasiyet var. Intel CFO’su David Zinsner, ABD’nin ticaret hamlelerinin ekonomik yavaşlama riskini artırdığını dile getirirken, Google CFO’su Anat Ashkenazi, yatırım planlarının devam ettiğini ancak teslimat ve inşaat programlarında dalgalanmalar olabileceğini belirtti.

Meta AI için ayrı bir uygulama planlanıyor

Meta’nın yapay zeka yatırımları sadece Llama modelleriyle sınırlı değil. Şirket ayrıca Meta AI adlı bir dijital asistan geliştirerek, bu alanda ChatGPT gibi rakiplerle yarışmayı hedefliyor. CEO Mark Zuckerberg, 2025’in kişiselleştirilmiş ve oldukça zeki bir AI asistanının 1 milyardan fazla kullanıcıya ulaşacağı yıl olacağını ve Meta AI’nın bu yarışta lider olmasını beklediğini açıklamıştı.

Meta’nın, Meta AI için bağımsız bir uygulama piyasaya sürmeyi ve ücretli abonelik modelleri denemeyi planladığı bildirildi. Analistler, ayrı bir uygulamanın, kullanıcı deneyimini Facebook ve Instagram gibi platformlardan bağımsızlaştırarak daha net bir değer önerisi sunabileceğini belirtiyor.

Sonata Insights kurucusu Debra Aho Williamson, “ChatGPT’nin marka bilinirliği çok yüksek. Bu, rakiplerin aşması zor bir engel oluşturuyor. Meta’nın ayrı bir Meta AI uygulamasıyla pazarda daha görünür olması mümkün olabilir.” dedi.

Meta, yapay zeka alanında erken bir avantaja sahip olsa da, bu büyük yatırımların karşılığını almak için kullanıcı deneyimini güçlendirmesi ve pazar payını artırması gerektiği uzmanlar tarafından vurgulanıyor.

Huawei Sağlık: Teknoloji ile Daha Sağlıklı Bir Yaşam

Günümüzde teknoloji, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek isteyenler için güçlü bir destek sunuyor. Huawei Sağlık (Huawei Health), bu alanda öne çıkan yenilikçi bir uygulama olarak, kullanıcılarına spor, fitness ve genel sağlık takibi konusunda kapsamlı bir deneyim vadediyor. Huawei’nin giyilebilir cihazları ve mobil uygulamasıyla entegre çalışan bu platform, sağlıklı yaşam hedeflerine ulaşmak isteyen herkes için ideal bir yardımcı.

Huawei Sağlık Nedir?

Huawei Sağlık, Huawei tarafından geliştirilen, sağlık ve fitness verilerini takip etmeye olanak tanıyan resmi bir mobil uygulama

Huawei Sağlık, Huawei tarafından geliştirilen, sağlık ve fitness verilerini takip etmeye olanak tanıyan resmi bir mobil uygulamadır. Android ve iOS cihazlarda kullanılabilen bu uygulama, Huawei’nin akıllı saatleri, fitness bileklikleri ve diğer giyilebilir cihazlarıyla senkronize bir şekilde çalışır. Uygulama, adım sayımı, kalp atış hızı, uyku kalitesi, kan oksijen seviyesi (SpO2), stres düzeyi ve daha birçok sağlık göstergesini detaylı bir şekilde kaydeder. Ayrıca, egzersiz planları oluşturma, spor aktivitelerini izleme ve kişiselleştirilmiş sağlık raporları sunma gibi özellikleriyle kullanıcıların sağlıklı yaşam yolculuğunu destekler.

Huawei Sağlık’ın Temel Özellikleri

Huawei Sağlık, geniş kapsamlı özellikleriyle hem spor tutkunlarına hem de genel sağlık durumunu takip etmek isteyenlere hitap ediyor. İşte uygulamanın öne çıkan bazı özellikleri:

  1. Kapsamlı Sağlık Takibi
    Huawei Sağlık, kalp atış hızı, kan basıncı (belirli cihazlarla), SpO2, stres seviyesi, uyku kalitesi ve deri sıcaklığı gibi çok çeşitli sağlık göstergelerini ölçer. Özellikle Huawei Watch D gibi cihazlar, tıbbi doğrulukta tansiyon ölçümü sunarak kullanıcıların sağlık durumlarını daha yakından takip etmelerine olanak tanır. Uygulama, tüm bu verileri anlaşılır grafiklerle sunar ve geçmiş raporları inceleme imkanı sağlar.
  2. Egzersiz ve Spor Desteği
    Uygulama, yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme ve yoga gibi 100’den fazla spor modunu destekler. Kullanıcılar, egzersiz sırasında gerçek zamanlı verilere (mesafe, hız, yakılan kalori vb.) erişebilir ve uzun vadeli fitness hedefleri belirleyebilir. Ayrıca, Huawei Aktivite Halkaları (Hareket, Egzersiz, Ayağa Kalkma) ile günlük fiziksel aktiviteleri takip ederek motive olabilirsiniz.
  3. Uyku ve Stres Yönetimi
    Huawei Sağlık, uyku takibi konusunda oldukça başarılıdır. Hafif uyku, derin uyku ve REM uykusu gibi aşamaları analiz ederek kullanıcılara uyku kaliteleri hakkında detaylı bilgiler sunar. Ayrıca, stres yönetimi için rehberli nefes egzersizleri ve meditasyon seçenekleri de uygulama içinde yer alır.
  4. Kişiselleştirilmiş Antrenman Planları
    Huawei Health+, uygulamanın premium sürümü, kullanıcılara özel antrenman programları, fit kalma planları ve profesyonel spor rehberliği sunar. Seviyenize ve hedeflerinize uygun egzersiz planlarıyla, spor yapmayı daha düzenli ve etkili hale getirebilirsiniz.
  5. Giyilebilir Cihaz Entegrasyonu
    Huawei’nin akıllı saatleri ve fitness bileklikleri, uygulamanın temel taşlarından biridir. Örneğin, Huawei Watch D2, sağlık bakanlığına kayıtlı bir medikal cihaz olarak tansiyon ölçümünde çığır açarken, TruSense sağlık platformu ile daha hassas sağlık verileri sunar. Bu cihazlar, uygulama ile kusursuz bir şekilde senkronize olarak kullanıcı deneyimini zenginleştirir.
  6. Adet Döngüsü Takibi
    Kadın kullanıcılar için tasarlanmış adet döngüsü takip özelliği, bir sonraki dönemin tarihini hatırlatır ve hormonal değişiklikleri daha iyi anlamaya yardımcı olur. Bu özellik, kadın sağlığına yönelik farkındalığı artırmak için oldukça kullanışlıdır.

Uygulamanın avantajları

  • Kullanıcı Dostu Arayüz: Huawei Sağlık, basit ve sezgisel bir arayüze sahiptir. Teknolojiyle arası iyi olmayan kullanıcılar bile uygulamayı kolayca kullanabilir.
  • Çevrimdışı Kullanım: İnternet bağlantısı olmadan da adım sayımı, nabız ölçümü ve rota takibi gibi temel özellikler kullanılabilir.
  • Geniş Cihaz Uyumluluğu: Huawei cihazlarının yanı sıra diğer Android cihazlar ve iOS cihazlarla da uyumludur. Ayrıca, Google Fit ve Apple Health gibi diğer sağlık uygulamalarıyla veri senkronizasyonu yapılabilir.
  • Güvenilirlik ve Doğruluk: Huawei’nin giyilebilir cihazları, sağlık ölçümlerinde yüksek doğruluk sunar. Ancak, uygulama tıbbi bir cihaz olmadığını ve verilerin yalnızca referans amaçlı olduğunu belirtir.

Huawei Sağlık Güvenilir mi?

Uygulamanın güvenilirliği, özellikle kişisel veri gizliliği konusunda bazı kullanıcılar tarafından sorgulanmıştır. Uygulama, sağlık verileri, doğum tarihi ve konum gibi kişisel bilgilere erişim gerektirir. Huawei, bu verilerin güvenliğini sağlamak için sıkı gizlilik politikaları uyguladığını belirtse de, bazı kullanıcılar Çin merkezli bir şirket olması nedeniyle endişe duyabilir. Uzun süredir kullanan pek çok kişi, veri gizliliği konusunda sorun yaşamadığını ifade etse de, bu tür uygulamaları kullanmadan önce gizlilik sözleşmesini dikkatlice okumanız önerilir.

Her ne kadar Huawei Sağlık birçok avantaja sahip olsa da, bazı kullanıcılar tarafından eleştirilen noktalar da bulunuyor:

  • Performans Sorunları: Bazı kullanıcılar, özellikle son güncellemelerden sonra cihaz senkronizasyonu ve GPS takibi konusunda sorunlar yaşadığını belirtmiştir.
  • Bölgesel Kısıtlamalar: uygulama belirli ülkelerde sınırlı işlevselliğe sahip olabilir. Bu durumda, kullanıcıların yeni bir Huawei Kimliği oluşturması gerekebilir, ancak bu işlem mevcut verilere erişimi etkileyebilir.
  • Ücretli Özellikler: Health+ gibi premium özellikler, ek bir abonelik ücreti gerektirir.

Huawei Sağlık, sağlık ve fitness tutkunları için güçlü bir araçtır. Giyilebilir cihazlarla entegrasyonu, kapsamlı sağlık takibi ve kullanıcı dostu arayüzüyle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek isteyenler için ideal bir seçimdir. Ancak, veri gizliliği konusunda hassas olan kullanıcıların gizlilik politikalarını dikkatlice incelemesi önemlidir. Huawei’nin sürekli geliştirdiği TruSense gibi yenilikçi teknolojiler, uygulamanın geleceğini daha da parlak kılıyor.

Eğer siz de sağlığınızı teknolojiyle desteklemek istiyorsanız, Huawei Sağlık uygulamasını indirip deneyebilir ve kendi sağlık yolculuğunuza başlayabilirsiniz.

Not: Uygulamanın sunduğu veriler yalnızca referans amaçlıdır ve tıbbi teşhis için kullanılmamalıdır. Herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaştığınızda, bir sağlık uzmanına başvurmanız önerilir.