Lime pil geri dönüşümü için anlaşma yaptı

0

Dünyanın en büyük bisiklet ve scooter paylaşım şirketi Lime, lityum iyon pillerini geri dönüştürmek için Redwood Materials ile anlaşma yaptığını duyurdu. Lime, e-bisiklet ve e-scooter pillerinin genellikle 500 şarj döngüsü veya beş ila yedi yıl arasında dayandığını söylüyor.

Lime pil geri dönüşümü için iş birliğine imza attı

Bu piller kullanım ömürlerinin sonuna ulaştığında, Lime bunları Redwood’un Kuzey Nevada geri dönüşüm tesisine gönderecek ve burada ilk adım, çeşitli konektörler, teller, plastikler ve diğer bileşenler gibi pilin ne kadarının yeniden kullanılabilir olduğunu bulmak olacak. Bundan sonra Redwood, nikel, kobalt ve bakır gibi ilgili elementleri çıkarıp rafine ettiği bir kimyasal geri dönüşüm sürecine başlayacak.

Bu rafine edilmiş malzemenin çoğu daha sonra pil yapım sürecine yeniden entegre edilebilir. Şirket malzemeleri alır ve bunları daha sonra yeni EV pilleri yapmak için birçok ortağına geri satılabilecek “yüksek kaliteli” pil malzemelerine dönüştürür. Redwood, bu malzemelerin yaklaşık %95-98’inin sonunda geri kazanılıp tedarik zincirine geri döndüğünü iddia ediyor.

Lime, Redwood’un yüksek geri kazanım oranlarından etkilendiğini ve bunun scooter paylaşım şirketini bir anlaşma yapmaya ikna ettiğini söylüyor. Şirket, paylaşımlı bisiklet ve scooter’larından gelen pilleri yalnızca üç ülkede geri dönüştürmeyi planlıyor: ABD, Almanya ve Hollanda. Lime, şu anda 30 ülkede 270.000 paylaşımlı araç işlettiğini söylüyor.

Lime’ın sürdürülebilirlik başkanı Andrew Savage: Paylaşımlı mikromobilite içindeyiz. Bu yüzden yaptığımız şeyin bir parçası, özünde, dairesel bir oyun. Aşağı akıştaki, kullanım ömrü dolmuş pillerin daireselliği oldukça benzerdir, burada bir pilin artık insanları taşımak için mevcut olmaması durumunda onu en yüksek ve en iyi kullanımı için tedarik zincirine geri döndürebilmemizi sağlamak istiyoruz” dedi.

Redwood, her bir e-bisiklet ve scooter pilinin yaklaşık 0,5 kWh olduğunu, yaklaşık 65 kWh olan bir EV piline kıyasla, belirtiyor. Yaklaşık 130 adet orta formatlı pil toplamak, bir pil elektrikli araç için yeterli geri dönüştürülebilir malzeme sağlıyor.

Dünyanın en büyük nükleer reaktörü için Çin’den destek!

0

Çin, Correction Coil Incryostat Feeder bileşenlerinin son setinin Fransa’nın güneyinde bulunan ITER (Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör) sahasına sevkiyatını tamamladı. Kaynaklara göre, Dünyanın en büyük nükleer reaktörü olan ITER’in mıknatıs besleme sistemi için ihtiyaç duyulan tüm devasa bileşenler başarıyla geliştirildi.

Dünyanın en büyük nükleer reaktörü için ülkeler arası iş birliği

Çin Bilimler Akademisi Plazma Fiziği Enstitüsü (ASIPP) tarafından geliştirilen bu, Dünyanın en büyük nükleer reaktörü için ITER mıknatıs sisteminin en önemli parçasıdır. 49 fit (15 metre) çapında ve 9,8 fit (3 metre) yüksekliğinde, yarım halka yapı olarak inşa edilmiş 9 setten oluşur. ‘Yapay güneş’ olarak da adlandırılan ITER, en önemli bilimsel araştırma projelerinden biridir. Bu takma ad, çalışır duruma geldiğinde füzyon reaksiyonları yoluyla ışık ve ısı üreterek güneş gibi temiz, karbonsuz enerji üretme yeteneğinden gelir.

ASIPP yöneticisi Lu Kun’a göre, Dünyanın en büyük nükleer reaktörü olan ITER için manyetik besleme sistemi, füzyon reaktörü mıknatıslarına tüm enerji ve soğutma ortamını sağladığı için önemli bir parçasıdır. Ayrıca, kritik kontrol sinyallerini geri gönderir ve ayrıca bir deşarj kanalı görevi görüyor. ASIPP’nin müdür yardımcısı Lu Kun’a göre, mıknatıs besleme sistemi ITER için hayati önem taşıyor. Füzyon reaktörü mıknatıslarına enerji ve soğutma ortamı sağlıyor, kritik kontrol sinyallerini geri gönderiyor ve ayrıca depolanan mıknatıs enerjisini güvenli bir şekilde serbest bırakmak için bir deşarj kanalı görevi görüyor.

ITER, Avrupa Birliği, Çin, ABD, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Hindistan ve Rusya tarafından ortaklaşa finanse ediliyor. Lu, ASIPP tarafından bağımsız olarak geliştirilen ve test edilen sistemin, Dünyanın en büyük nükleer reaktörü olan ITER için Çin’in bugüne kadarki en karmaşık tedarik paketini temsil ettiğini, 31 setten oluştuğunu ve yaklaşık 1.600 ton ağırlığında olduğunu söyledi.

Hefei Fizik Bilimleri Enstitüleri Başkan Yardımcısı ve ASIPP Direktörü Song Yuntao, ASIPP’in son yirmi yılda 50’den fazla ülkede 140’tan fazla araştırma kurumuyla güçlü iş birliği bağları kurduğunu ve birçok gelişmekte olan ülkenin kendi füzyon araştırma programlarını ve altyapılarını geliştirmelerine yardımcı olduğunu vurguladı.

GPT-4.1, Azure ve GitHub’da kullanıma açıldı!​

OpenAI, 14 Nisan 2025’te en son yapay zeka modeli GPT-4.1’i tanıttı. Bu model, GPT-4o’nun halefi olarak geliştirildi ve kodlama ile talimat takibinde önemli ilerlemeler sunuyor. GPT-4.1, GPT-4.1 Mini ve GPT-4.1 Nano olmak üzere üç versiyon halinde piyasaya sürüldü. Bu modeller, Microsoft Azure OpenAI Hizmeti ve GitHub üzerinden geliştiricilerin kullanımına açıldı. ​

GPT-4.1, bir milyon token’a kadar bağlam penceresi desteği sunarak, önceki modellerin sekiz katı kadar veri işleyebiliyor. Bu özellik, büyük veri setlerinin analizinde ve uzun belgelerin işlenmesinde büyük avantaj sağlıyor. ​

Kodlama yeteneklerinde çarpıcı iyileştirmeler

Kodlama yeteneklerinde de çarpıcı iyileştirmeler mevcut. GPT-4.1, GPT-4o’ya göre %21, GPT-4.5’e göre ise %27 daha iyi performans gösteriyor. Bu gelişmeler, yazılım geliştirme süreçlerinde daha az hata ve daha hızlı sonuçlar anlamına geliyor. ​

Yeni modeller, sadece performans değil, maliyet açısından da avantajlı. GPT-4.1, GPT-4o’ya kıyasla %26 daha düşük maliyetle çalışıyor. Bu da daha geniş bir geliştirici kitlesinin bu güçlü araçlara erişimini kolaylaştırıyor. ​

Microsoft, GPT-4.1 serisini Azure OpenAI Hizmeti ve GitHub Copilot üzerinden geliştiricilere sundu. Bu entegrasyon, yazılım geliştirme süreçlerinde daha akıllı ve verimli çözümler sunmayı hedefliyor. ​

Ayrıca, GPT-4.1 ve GPT-4.1 Mini modelleri için denetimli ince ayar (fine-tuning) desteği de sunulacak. Bu özellik, geliştiricilerin modelleri kendi veri setlerine göre özelleştirmelerine olanak tanıyacak. ​

OpenAI CEO’su Sam Altman, GPT-4.1’in gerçek dünya uygulamalarında güçlü performans sergilediğini ve geliştiricilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını belirtti. ​

GPT-4.1’in tanıtımıyla birlikte, OpenAI eski modelleri aşamalı olarak devre dışı bırakmayı planlıyor. GPT-4 modeli 30 Nisan’da, GPT-4.5 önizlemesi ise 14 Temmuz’da kullanımdan kaldırılacak. ​

Bu gelişmeler, yapay zeka alanında yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Geliştiriciler, GPT-4.1 ile daha güçlü, hızlı ve ekonomik çözümler üretebilecekler.

Blue Origin tarihi bir uçuş gerçekleştirdi!

Ancak Blue Origin tarafından gerçekleştirilen bu görev, teknik detayların ötesinde taşıdığı sembolik anlamla dikkat çekti: 1963’te Sovyet kozmonot Valentina Tereşkova’nın tek kişilik uçuşundan bu yana, ilk kez tamamen kadınlardan oluşan bir ekip uzaya çıktı. Bu, aynı zamanda New Shepard roketinin 31. uçuşu ve içinde mürettebat bulunan 11. görevi oldu.

Altı kişilik ekipte pop yıldızı Katy Perry, CBS Mornings sunucusu Gayle King, film yapımcısı Kerianne Flynn, Jeff Bezos’un nişanlısı Lauren Sánchez, insan hakları savunucusu Amanda Nguyen ve uzay mühendisi Aisha Bowe yer aldı. Görev, kadınların uzay araştırmalarındaki rolüne dikkat çekmeyi amaçlarken, uzay turizminin giderek artan lüksleştirilmiş yönü de yeniden gündeme geldi.

Katılımcıların uzaydan Dünya’yı görebilme ayrıcalığı için kişi başı 150 bin dolar ödemesi gerekiyor. Bu durum, şirketin toplumun yalnızca zengin kesimine hitap ettiği yönünde eleştiriler almasına yol açtı. Özellikle ABD’de ekonomik zorlukların derinleştiği bir dönemde böyle bir uçuş, bazı çevrelerde hoş karşılanmadı.

Ancak Katy Perry, bu eleştirilere farklı bir pencereden yaklaştı. CBS’ye verdiği röportajda, “Bu yolculuk benimle ilgili olmayacak. Asıl mesele, uzaydan göreceğimiz o muhteşem Dünya olacak. Sanırım hepimiz geri döndüğümüzde şu hissi taşıyacağız: ‘Aman Tanrım, bu annemizi korumalıyız.’” ifadelerini kullandı.

Blue Origin, önümüzdeki aylarda New Glenn roketiyle bir başka görev için hazırlıklara başladığını da geçtiğimiz ay duyurmuştu. Şirket, Elon Musk’ın SpaceX’iyle rekabet içinde uzay turizmini daha ileri taşımayı hedefliyor. Ancak bu alanda başarı kadar erişilebilirlik konusundaki tartışmalar da sürecek gibi görünüyor.

Apple kullanıcı verilerini cihaz üzerinde analiz edecek

Apple, yapay zeka yapay zekâ teknolojisini geliştirmek için kullanıcı verilerini doğrudan cihazlar üzerinde analiz etmeye başlayacak. Kullanıcı gizliliği konusundaki hassasiyetleriyle bilinen Apple’ın bu kararı, soru işaretleri doğurdu.

Kullanıcı gizliliğini ihlal etmeyecek

Apple yetkilileri, bu yeni uygulamanın kullanıcı gizliliğini ihlal etmeyeceğini savunuyor. Şirket, verilerin cihazlardan çıkmayacağını ve anonimleştirilmiş şekilde işleneceğini belirtiyor. Amaç, kullanıcı deneyimini iyileştirecek daha akıllı ve kişiselleştirilmiş özellikler sunmak. Özellikle Siri ve diğer yapay zeka destekli uygulamaların performansının artırılması hedefleniyor.

Kaynaklar, Apple’ın bu kararı almasında rakiplerinin yapay zekâ alanındaki hızlı ilerlemesinin etkili olduğunu belirtiyor. Google, Amazon ve Microsoft gibi devler, yapay zeka teknolojilerine büyük yatırımlar yapıyor. Apple, bu rekabette geri kalmamak için stratejik bir hamle yaptı. Şirket, cihaz üzerindeki veri işlem gücünü kullanarak daha hızlı ve güvenilir yapay zekâ çözümleri geliştirmeyi planlıyor.

Uzmanlar, bu durumun hem avantajları hem de potansiyel riskleri olduğunu vurguluyor. Cihaz üzerinde veri analizi, bulut tabanlı sistemlere göre daha hızlı yanıt süreleri sunabilir. Ayrıca, internet bağlantısı olmasa bile bazı yapay zekâ özelliklerinin çalışmasına olanak tanır. Ancak, kullanıcıların kişisel verilerinin cihazlarında saklanması ve işlenmesi, güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor.

Kullanıcıların hangi verileri nasıl analiz edilecek?

Gizlilik savunucuları, Apple’ın bu kararının şeffaflık ilkesiyle ne kadar bağdaştığını sorguluyor. Kullanıcıların hangi verilerinin nasıl analiz edileceği konusunda daha detaylı bilgilendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca, kullanıcıların bu veri analizine izin verme veya reddetme seçeneklerinin olması gerektiğini belirtiyorlar.

Apple’dan yapılan açıklamada, kullanıcıların gizliliğinin en öncelikli konularından biri olduğu vurgulandı. Şirket, veri analiz süreçlerinde en katı güvenlik önlemlerini alacağını ve kullanıcı verilerinin kötüye kullanılmasının önüne geçileceğini ifade etti. Ancak, bu açıklamalar endişeleri tam olarak gidermiş değil.

Teknoloji analistleri, Apple’ın bu hamlesinin uzun vadede şirketin YZ stratejisi için kritik bir öneme sahip olacağını düşünüyor. Eğer Apple, kullanıcı gizliliğini koruyarak etkili YZ çözümleri geliştirmeyi başarırsa, rekabette önemli bir avantaj elde edebilir. Aksi takdirde, kullanıcıların güvenini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Bu gelişme, önümüzdeki dönemde teknoloji gündemini meşgul etmeye devam edecek gibi görünüyor. Kullanıcılar, Apple’ın bu yeni uygulamasına nasıl tepki verecek merak konusu. Şirketin önümüzdeki günlerde konuyla ilgili daha detaylı açıklamalar yapması bekleniyor.

Nvidia, yapay zekâ çiplerini artık Amerika’da üretecek!

Nvidia yönetimi, Arizona ve Teksas eyaletlerinde toplamda bir milyon metrekareyi aşkın bir üretim alanını devreye sokacağını açıkladı.

Bu kapsamda Blackwell serisi çiplerin üretimi, Phoenix’te bulunan TSMC fabrikalarında başlamış durumda. Ayrıca Teksas’ta Foxconn ile Houston’da, Wistron ile ise Dallas’ta dev süper bilgisayar üretim tesisleri kuruluyor.

Nvidia, Arizona’da Amkor ve SPIL firmalarıyla da paketleme ve test süreçlerinde iş birliği yapacak. Houston ve Dallas’taki tesislerin 12 ila 15 ay içinde tam kapasiteyle üretime geçmesi beklenirken, şirketin dört yıl içinde ABD’de yarım trilyon dolarlık yapay zekâ altyapısı üretmeyi hedeflediği bildiriliyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang, “Dünyanın yapay zekâ altyapısının motorları ilk kez ABD’de üretiliyor.” sözleriyle bu hamlenin önemini vurguladı.

Huang, bu yatırımın tedarik zincirini güçlendireceğini, taleplere daha hızlı yanıt verilmesini sağlayacağını ve Amerika’nın dayanıklılığını artıracağını belirtti.

Nvidia’nın bu kararı, yalnızca ticari değil, aynı zamanda politik bir strateji olarak da değerlendiriliyor. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin H20 çipine yönelik ihracat kısıtlamalarını kaldırmasının, Nvidia’nın yerli üretim sözünü vermesiyle mümkün olduğu iddia edildi. H20, şirketin Çin’e ihraç edilebilecek en gelişmiş çipi olma özelliğini taşıyor.

Ayrıca Nvidia’nın bu girişimi, Trump yönetiminin Önce Amerika politikalarıyla da örtüşüyor. Daha önce OpenAI, SoftBank ve Oracle iş birliğiyle 500 milyar dolarlık Stargate Projesi’ne imza atarken, Microsoft da 2025 mali yılında ABD’de kullanılmak üzere 40 milyar dolarlık veri merkezi yatırımı yapacağını açıklamıştı. Trump’ın, Tayvan merkezli TSMC’ye de yeni çip fabrikalarını ABD’de kurmadığı takdirde %100’e varan vergilerle karşı karşıya kalabileceğini söylediği öne sürülüyor.

Nvidia, ABD’deki üretim hamlesiyle yüz binlerce yeni iş imkânı yaratmayı ve önümüzdeki on yıllarda trilyonlarca dolarlık ekonomik hareketlilik sağlamayı hedefliyor. Ancak bu iddialı planın önünde bazı zorluklar da bulunuyor. Çin’in uygulayabileceği misilleme tarifeleri ve hammadde kısıtlamaları, ABD’de çip üretimini sekteye uğratabilir. Ayrıca sektörde nitelikli iş gücü eksikliği ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Üstelik Trump yönetiminin, 2022’de yürürlüğe giren ve çip üreticilerine milyarlarca dolar teşvik sunan Chips Act yasasını zayıflatmaya yönelik adımları, gelecekte yapılacak yatırımlar açısından endişe yaratıyor.

Nvidia’nın ABD’ye yönelik bu büyük ölçekli dönüşümü, küresel yapay zekâ ve yarı iletken sektörlerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Bill Gates’den güneş enerjisine destek

Bill Gates, Arnergy’nin Nijerya’da güneş enerjisi erişimini 18 milyon dolarla genişletmesini talep artışıyla destekledi. Enerji sıkıntısı çeken Nijerya’da güneş enerjisine olan talep, kötüleşen şebeke güvenilirliği ve artan yakıt maliyetleri sayesinde son on yılda fırladı. Bu, yatırımcı ilgisini bu ihtiyacı karşılayan temiz teknoloji girişimi Arnergy’ye çekti. Şirket, geçen yılki 3 milyon dolarlık B1 turuna ek olarak 15 milyon dolarlık bir Seri B uzatması aldı ve bu tur için toplamını 18 milyon dolara çıkardı.

Bill Gates güneş enerjisi işi için desteğini açıkladı

Güneş enerjisi sistemlerine olan talepteki bu artış, önemli politika değişikliklerinin ardından geldi. Bunlardan en dikkat çekeni, Nijerya’nın onlarca yıllık yakıt sübvansiyonunun Mayıs 2023’te kaldırılmasıydı.

O tarihten bu yana petrol fiyatları neredeyse %500 arttı ve çevresel tehlikelere rağmen güvenilmez şebeke elektriği ve güneş enerjisi sistemlerine göre daha uygun fiyatlı bir alternatif olarak görülen jeneratörlerin çalıştırılması çok daha maliyetli hale geldi. Arnergy’nin sunumu zamanla değişti. Kurucu ve CEO Femi Adeyemo: “İşe başladığımızda, güneş enerjisini kesintisiz güç elde etmenin bir yolu olarak konumluyorduk, mutlaka para tasarrufu için değil. Ticari bir konuşmanın parçası değildi. Şimdi öyle, çünkü müşterilerimize sistemlerimizin benzin, dizel veya hatta şebekeyi kullanıp kullanmadıklarına bakılmaksızın aylık olarak nasıl tasarruf sağladığını açıkça gösterebiliyoruz” dedi.

Adeyemo, otelcilik, eğitim, finans, tarım ve sağlık gibi sektörlerdeki ev ve işletmelere güneş enerjisi sistemleri sağlamak amacıyla 2013 yılında Arnergy’yi kurdu. Başlangıçta bir dayanıklılık oyunu olarak başlayan şey, artık Bill Gates’in Breakthrough Energy Ventures’ı tarafından desteklenen temiz teknoloji için benimseme ekonomisini değiştiren bir maliyet tasarrufu stratejisine dönüştü.

2023’te doğrudan satın alımlar gelirin %60 ila %70’ini oluştururken, geçen yıl satışların yalnızca %25’ini oluşturuyordu. Öte yandan, müşterilerin sisteme sahip olmadan önce 5 ila 10 yıl boyunca sabit aylık ücretler ödediği kiralama-sahip olma yöntemi daha fazla ilgi gördü.

Yandex Türkiye’de gerçek yol koşullarını gösterecek!

0

Bu gelişmiş HD harita, şerit işaretleri, yaya geçitleri, kasisler, park noktaları, trafik adaları ve daha fazlası eşliğinde İstanbul şehir merkezindeki gerçek yol koşullarını yansıtarak, sürücülerin en karmaşık rotalarda bile kolaylıkla gezinmesine yardımcı oluyor.

Şu anda bu özellik, Avrupa Yakası’nda İstanbul’un kuzeybatısında Başakşehir ve Küçükçekmece’den Anadolu Yakası’nda İstanbul’un güneydoğusundaki Sultanbeyli ve Kartal’a kadar uzanan, İstanbul’un merkezi bölgesindeki önemli caddeleri kapsıyor. Bu özellik aynı zamanda İstanbul Havalimanı (IST) ve Sabiha Gökçen Havalimanı’na (SAW) giden tüm ana yolları da haritalandırıyor. Bu özellikle birlikte Yandex Maps, önemli ilçelerde kapsamlı navigasyon desteği sağlamak için toplamda 2 bin 250 kilometrelik yolu, şeritler ve yol işaretleri de dahil olmak üzere tek tek yüksek hassasiyetli ayrıntılarla dijitalleştiriyor.

Hangi şeridin daha boş olduğunu gösterecek

Rota boyunca binalar hacimsel biçimde gösterilerek navigasyona destek sağlayan görsel referans noktaları sunuluyor.

Rota boyunca binalar hacimsel biçimde gösterilerek navigasyona destek sağlayan görsel referans noktaları sunuluyor.   Ayrıca, ayrıntılı yol işaretleriyle özellikle yoğun, karmaşık kavşaklarda sürücülere yardımcı olmak hedefleniyor. Bu güncelleme ile kullanıcılar, kavşaklardan önce hangi şeridi kullanacakları konusunda daha net rehberlik alarak önemli ölçüde daha sezgisel ve akıcı bir sürüş deneyimi yaşıyor.   

Ek olarak güncelleme, sürücülerin manevraları daha iyi tahmin etmelerine, kaçırdıkları dönüşlerden kaçınmalarına ve gerekirse erken aşamada yeniden rota belirlemelerine yardımcı oluyor. Rotayı takip eden dinamik kamera, artık daha geniş bir görüş alanı sunarak; canlı trafik olayları ve devam eden yol çalışmaları da dahil olmak üzere, ilerideki yolu daha fazla gösteriyor. Tüm yol bildirimleri ekranın alt kısmına sabitlenerek navigasyonu kolaylaştırıyor.     

Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy, konuya ilişkin şunları söyledi: “Türkiye’nin dijital potansiyelini en son teknolojiyle ortaya çıkarmaya kararlıyız. Bu amaçla son derece ayrıntılı yol bilgileri içeren ve İstanbul’da seyahati daha kolay, daha güvenli ve daha rahat hale getiren bir güncelleme yayınladık. Türkiye’de bu özelliğe öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Bu, ülkenin dinamik teknoloji ortamının ve güçlü yerel katkılarımızın bir kanıtıdır.”

Şerit düzeyinde ayrıntılı harita Android ve iOS’taki Yandex Maps ve Yandex Navi’nin yanı sıra CarPlay ve Android Auto’da da sunuluyor. Yeni özelliği kullanmak için kullanıcıların uygulamalarını en son sürüme güncellemeleri gerekiyor. Kullanıcılar, uygulamayı güncelledikten sonra içinde hedeflerine giden bir rota oluşturabilir ve “Araba” odaklı rota seçeneğini seçebilirler.   Haritada HD kapsama alanı, bu seçimin ardından görüntüleniyor.

Eski Apple mühendisi uyardı: ABD’de iPhone üretilemez!

0

Apple’ın uzun süredir neden iPhone’ları ABD’de üretmediğini açıklayan Apple yöneticileri ve uzmanlar, bu hedefin teknik, ekonomik ve lojistik olarak mümkün olmadığını savunuyor.

Apple CEO’su Tim Cook, daha 2015 yılında yaptığı bir açıklamada, Amerika’nın büyük ölçekli üretim yeteneğini kaybettiğini ifade etmişti. Cook’a göre, Çin’in yıllar boyunca üretim sektörüne odaklanması ve mesleki becerilere yatırım yapması sayesinde bugün milyonlarca kişilik bir üretim altyapısına sahip olduğu açıkça görülüyor. Cook, “ABD’deki tüm kalıp ustalarını bir odaya sığdırabilirsiniz, oysa Çin’de bu insanlar için futbol sahaları yetmez.” demişti.

Apple’ın eski üretim mühendisi Matthew Moore ise daha çarpıcı bir benzetme yaptı: “Çin’de Apple tedarik zincirinde milyonlarca insan çalışıyor. Amerika’da hangi şehir sadece iPhone üretimine adanabilir? Boston’un tüm nüfusu bu işe yönlendirilse bile yetmez.”

Moore’a göre, iPhone’un sadece montajı değil, üretiminin tamamı söz konusu olduğunda, mevcut ABD altyapısı bunun için yeterli değil. Hatta, sadece montaj işlemi dahi ABD’de yüksek maliyet, düşük verimlilik ve personel yetersizliği nedeniyle neredeyse imkânsız hale geliyor.

Apple üretimi ABD’ye çekerse maliyetler üç katına çıkar

ABD merkezli yatırım şirketi Wedbush Securities’in analisti Dan Ives’e göre, Apple’ın üretiminin sadece %10’unu bile Asya’dan ABD’ye taşımak en az 3 yıl ve 30 milyar dolara mal olur. Bu da tüketicilerin cebini ciddi şekilde etkileyecek. “Bugün 1.000 dolara alınabilen en kaliteli tüketici ürünlerinden biri olan iPhone, ABD’de üretildiğinde 3.500 dolara çıkabilir.” diyen Ives, Trump’ın bu önerisinin tüketiciler için büyük zarar anlamına geleceğini vurguluyor.

Evercore yatırım bankasından bir başka uzmana göre ise ABD, bu tür esnek ve hızlı üretim tesislerine sahip değil.

Intel Altera hisselerini satıyor!

0

Intel Altera çip işindeki kontrol hissesini Silver Lake’e satacak. Intel, Altera yarı iletken işinin %51’ini özel sermaye şirketi Silver Lake’e satmayı kabul ettiğini duyurdu. Altera’yı 8.75 milyar dolar değerinde gören anlaşma, Intel’in bir basın bülteninde belirttiğine göre bölümü “operasyonel olarak bağımsız” hale getirecek. Çip üreticisi, 5 Mayıs’ta Sandra Rivera’nın yerine CEO olarak geçecek olan Raghib Hussain tarafından yönetilecek olan Altera’daki %49 hissesini elinde tutacak.

Intel Altera hissesinden vazgeçiyor

Intel CEO’su Lip-Bu Tan: “Bugünkü duyuru, odak noktamızı keskinleştirme, gider yapımızı düşürme ve bilançomuzu güçlendirme konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor. Altera, FPGA pazarının en hızlı büyüyen ve en karlı segmentlerine katılmak için ürün portföyünü yeniden konumlandırmada ilerleme kaydetmeye devam ediyor” dedi.

Altera, 1983 yılında yarı iletken gazileri Rodney Smith, Robert Hartmann, James Sansbury ve Paul Newhagen tarafından kuruldu. Şirket, alan programlanabilir kapı dizileri veya FPGA’lar olarak bilinen bir dizi programlanabilir çip ve bunları destekleyen yazılımlar geliştiriyor. Çipleri iletişim, robotik ve yapay zeka gibi endüstrilerde kullanılıyor.

Intel, Altera’yı 2015 yılında 16,7 milyar dolara satın aldı ve etrafında Programmable Solutions Group (PSG) adlı bir iş birimi oluşturdu. Intel, 2023 yılında PSG’yi çoğunluk hissesini korurken ayrı bir şirkete dönüştüreceğini ve üç yıl içinde bir IPO aramayı planladığını söyledi.

PSG’yi devretme kararı, FPGA sektöründe hızlı büyümenin yaşandığı bir zamanda geldi. Bir analize göre, FPGA pazarı geçen yılki 12.1 milyar dolardan 2029’a kadar 25.8 milyar dolara çıkabilir. Altera, 2024 mali yılında 1.54 milyar dolar gelir elde etti. Silver Lake ile yapılan işlemin 2025 yılının ikinci yarısında tamamlanması bekleniyor.

Turkcell, yapay zeka zirvesine ev sahipliği yaptı

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) Telekomünikasyon Ağları için Yerleşik Yapay Zeka Odak Grubu’nun (FG-AINN) ilk yüz yüze toplantısı İstanbul’da gerçekleşti. Etkinliğe Turkcell ev sahipliği yaptı. Türkiye’den Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu ve ITU Standardizasyon Bürosu Direktörü Seizo Onoe’nin yanı sıra, dünya genelinden 100’ü aşkın sektör temsilcisi katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, dijital altyapılarda yapay zekâ tabanlı çözümlerin önemine dikkat çekti. Koç, bu tür toplantıların Türkiye’de düzenlenmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.

Yeni nesil otonom karar mekanizmalarına sahip ağ yapılarının, gecikmesiz bağlantılarla daha etkin bir haberleşme ortamı oluşturduğunu belirtti. Koç, bu dönüşümün Turkcell’in yoğun Ar-Ge çalışmaları ve yeni nesil teknolojiler konusundaki katkılarıyla desteklendiğini ifade etti. Ayrıca kuantum, 6G ve yapay zeka gibi alanlarda yürütülen çalışmaların güncel standartları ileriye taşıyacak nitelikte olduğunu dile getirdi.

Etkinlik, 14 Nisan Dünya Kuantum Günü’nde düzenlendi. Koç, bu tarihsel çakışmanın da anlam taşıdığını söyledi. Kuantum teknolojilerinin iletişim altyapıları üzerindeki etkisine değinen Koç, Turkcell’in GSMA çatısı altında oluşturulan ve kuantum sonrası döneme hazırlık sağlayan kriptografi çözümlerine odaklanan uluslararası çalışma grubuna Türkiye’den katılan ilk ve tek şirket olduğunu açıkladı. Turkcell’in güçlü altyapısıyla sadece bugünün değil geleceğin haberleşme sistemleri için de hazırlık yaptığına dikkat çekti.

ITU Telekomünikasyon Standardizasyon Bürosu Direktörü Seizo Onoe, yapay zekânın küresel iletişim altyapılarına entegre edildiğini ve bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için ortak standartların gerekliliğine dikkat çekti. Onoe, bu alanda faaliyet gösteren kurumların ortak çalışmalarda bulunmasının kritik önem taşıdığını belirtti.

BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu ise yapay zeka destekli ağların sadece teknolojik bir sıçrama değil, aynı zamanda sektörler arası yapısal bir dönüşüm olduğunu vurguladı. İstanbul’da gerçekleşen bu buluşmanın, yapay zeka odaklı ağların tanımı, teknik özellikleri ve olası uygulama senaryoları üzerinde ilerleme sağlamayı hedeflediğini belirtti. Karagözoğlu, bu dönüşümün ortak akılla ve iş birliğiyle inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Uzaydan güneş enerjisi ışınlayacaklar!

0

Uzay güneş enerjisi girişimi 2026 için lazer ışınlı güç demosu hazırlıyor. Finansal hizmetler uygulaması Robinhood’un milyarder kurucu ortağı, Aetherflux adında yalnızca uydulardan Dünya’daki alıcılara güneş enerjisi göndermeye odaklanan yeni bir girişime sahip. Geçtiğimiz yıl duyuran Bhatt, şu anda bir grup Silikon Vadisi yatırımcısından Seri A finansmanında 50 milyon ABD doları topladı ve gelecek yıl bir test başlatmayı hedefliyor.

Uzay güneş enerjisi için demo çalışması

Son birkaç yıldır Dünya’ya güneş enerjisi ulaştırmak için başka çabalar da duyduk. 2022’de Çin, kablosuz olarak iletilen güneş enerjisi alma süreçlerine ilişkin araştırmaları mümkün kılmak için 246 fit (75 metre) yüksekliğinde bir ‘yer doğrulama sistemi’ inşa etti . Bu yılın Ocak ayında, uzayda 0,6 mil (1 km) genişliğinde bir güneş enerjisi istasyonu inşa etme planını açıkladı.

Avrupa Uzay Ajansı da bu konuda , İzlanda ile iş birliği yapan İngiltere merkezli bir girişim de var. 2023’te, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü, diğer adıyla Caltech, mikrodalgalar kullanarak bir uydudan küçük miktarda gücü toplayıp bir yer alıcısına iletmek için bir sistemi başarıyla gösterdi. Aetherflux, laboratuvar ortamında güç iletimini başarıyla yönettiğini iddia ediyor. Ancak, işleri biraz farklı yapmayı planlıyor. Açıklamada: “Alçak Dünya Yörüngesinde küçük uydulardan oluşan bir takımyıldız inşa ediyoruz ve birlikte çalışarak birçok küçük yer istasyonuna güç iletiyoruz. Gücü mikrodalgalar aracılığıyla iletmek yerine, kızılötesi lazerler kullanacağız ve bu da daha yüksek güç çıkışı ve Dünya’da daha küçük ayak izlerine olanak tanıyacak” ifadeleri yer aldı.

Aetherflux’un amacı Güneş’in enerjisini kullanmak ve onu uzak adalara, doğal afetlerden etkilenen bölgelere ve dünyanın dört bir yanındaki aktif operasyonlarda bulunan ABD askeri güçlerine ışınlamak. Şirket, konuşmasında bu son kısmı yoğun bir şekilde vurguluyor ve programının bu mali yılda ABD Savunma Bakanlığı’nın Operasyonel Enerji Yetenek Geliştirme Fonu (OECIF) tarafından desteklenmesi için onay aldı.

Çin uzun menzilli elektrikli SUV’yi duyurdu

0

Çinli GAC tarafından piyasaya sürülen Hyptec HL SUV, Qualcomm Snapdragon 8295P çipi ve DeepSeek-R1 AI entegrasyonuna sahip akıllı kokpit sistemiyle, sesli etkileşimi mümkün kılıyor. Çin devlet otomobil üreticisi GAC, Hyptec HL olarak adlandırılan yeni SUV’sini iki elektrikli varyantta piyasaya sürdü. GAC’nin üst düzey enerji bilinçli etiketi altındaki lansman, önceki Hyper’ın geçen yıl Ağustos ayında Hyptec olarak yeniden markalandırılmasını takip ediyor. Bu, Çin uzun menzilli elektrikli araç teknolojisindeki önemli bir adımdır.

Çin uzun menzilli elektrikli SUV ile ön planda

SUV, hem tamamen elektrikli (EV) hem de genişletilmiş menzilli elektrikli araç (EREV) versiyonlarında mevcuttur. ‘Kara yatı’ konsepti altında tasarlanan Hyptec HL, geniş lüksü hızlı süper şarj ve pürüzsüz çalıştırma teknolojisiyle birleştirmeyi hedefliyor. Çin uzun menzilli elektrikli SUV’lar arasında yenilikçi bir yaklaşımla yer alıyor.

SUV, gelişmiş sürücü destek özelliklerini etkinleştirmek için tavana monte edilmiş bir LiDAR, üç milimetre dalga radarı, 11 kamera ve 12 ultrasonik sensörle donatılmıştır. GAC’nin ADiGO sistemiyle desteklenen bu işlevler, yüksek çözünürlüklü bir haritaya ihtiyaç duymadan çalışır. Temel yetenekler arasında statik engel algılama, dar alanlarda park etme yardımı, otonom vale park etme, uzaktan park desteği ve kör nokta izleme bulunuyor. Çin uzun menzilli elektrikli araç teknolojisi ile donatılan bu özellikler kullanıcı deneyimini iyileştiriyor.

Tüm Hyptec HL modelleri standart olarak 800V hızlı şarj sistemiyle gelir. İki giriş seviyesi arkadan itişli EV varyantı, pilin sadece 15 dakikada %30’dan %80’e şarj olmasını sağlayan 3C şarj oranını destekler. Daha yüksek donanımlar daha hızlı 5C şarj oranını destekler ve aynı şarj süresini sadece 10 dakikaya düşürür.

Hyptec HL, performans için iki EV seçeneği sunuyor. Arkadan itişli (RWD) model, arkada 335 beygir gücünde bir elektrik motoruna sahip ve 0’dan 100 km hıza 6,5 ​​saniyede ulaşıyor. Dört tekerlekten çekişli (AWD) versiyon, önde 174 beygir gücünde bir motorla arkada 335 beygir gücünde bir motoru birleştiriyor ve 4,5 saniyede 100 km hıza ulaşıyor. Bu modeller Çin uzun menzilli elektrikli SUV’ların performansını bir adım öteye taşıyor.

xAI gaz türbinleri nedeniyle eleştiri aldı

0

Elon Musk’ın xAI’ı Memphis tesisindeki yetkisiz gaz türbinleri nedeniyle eleştirildi. xAI’nin operasyonlarının önemli bir parçası olan Colossus süper bilgisayar tesisinde, izin verilen 15’in iki katından fazla olan 35 gaz türbini jeneratörünün çalıştırıldığı iddia ediliyor.

xAI gaz türbinleri nedeniyle sorun yaşadı

Son birkaç aydır şirketinin borsadaki değerinin düşüş eğilimiyle boğuşan Tesla CEO’su ve dünyanın en zengin adamı Elon Musk, yapay zeka şirketi xAI’nin Tennessee eyaletine bağlı Memphis kentindeki tesisinde izin verilen miktarın iki katından fazla olan 35 metan gazı türbini kurduğunun ortaya çıkmasının ardından kendini bir tartışmanın ortasında buldu.

Virginia merkezli kar amacı gütmeyen Southern Environmental Law Center (SELC) tarafından erişilen hava fotoğraflarına göre, X’in yapay zeka sohbet robotu Grok’a güç sağlayan xAI veri merkezi, 20 ek jeneratörü ‘yasadışı’ bir şekilde kurarak izni ihlal etti.

Musk’ın şirketi başlangıçta 150 MW civarında güç kullanan Colossus süper bilgisayarını 100.000 H100 GPU ile desteklemeyi planlamıştı, 200.000’e yükseltildiğinde daha da fazla. Ancak geçen yılın temmuz ayında, site yalnızca 8 megavat sağlayabildi ve bu da xAI’yi farkı telafi etmek için daha fazla gazla çalışan türbin kurmaya yöneltti.

Şirket başlangıçta yalnızca 15 gaz jeneratörü kurmak için izin başvurusunda bulundu. Bu durum çevre grupları ve yerel sakinler arasında endişelere yol açtı, çünkü ek üniteler gerekli onaylara sahip olmayabilir ve yerel toplumun sağlığı üzerinde uzun vadeli etkilere sahip olabilir.

Memphis Community Against Pollution’ın direktörü KeShaun Pearson, Shelby County Komiserler Kurulu’na xAI’nin sadece 15 tanesi için ruhsatı olmasına rağmen 35 metan gazı yakan türbin işlettiğini söyledi.

Yeni nesil soğutma teknolojisi çevre zararını azaltıyor

0

Geleneksel soğutucular soğutmayı sağlamak için sıvıdan gaza veya tam tersi şekilde hal değiştirmeye dayanırken, nikel-titanyum alaşımı gibi katı malzemeler bunu yapmak için yalnızca mekanik strese ihtiyaç duyar ve sürdürülebilir bir alternatif sunuyor. Slovenyalı araştırmacılar, zararlı soğutuculara ihtiyaç duymadan ısınan dünyada serin kalmanın daha sürdürülebilir bir yolunu sunan yeni bir soğutma teknolojisi yaklaşımı geliştiriyor.

Yeni nesil soğutma teknolojisi

Çoğu buzdolabı ve klimada kullanılan buhar sıkıştırma teknolojisi bir asırdan daha eski, nispeten verimsiz ve çevreye zararlıdır. En zararlı soğutucular 1989’da yasaklanmış olsa da bunların yerine kullanılan hidroflorokarbonların (HFC’ler) karbondioksitten binlerce kat daha fazla sera gazı etkisine sahip olduğu bulunmuştur.

Şimdi, Slovenya’daki Ljubljana Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’nde yardımcı doçent olan bilim insanı Jaka Tušek ve ekibi, toksik soğutucuları metal borularla değiştirmeyi amaçlayan bir teknolojiyi test ediyor. Tušek’in çalışması, üniversitede 2019’dan 2023’e kadar yürütülen SUPERCOOL adlı bir AB araştırma projesinin uzantısıdır.

Tusek, atmosfere sadece 2.2 pound belirli soğutucunun kaçması durumunda, çevresel etkinin yaklaşık 18.600 mil boyunca bir araba sürmeye eşdeğer olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, hidroflorokarbonlar artık aşamalı olarak kullanımdan kaldırılıyor. Ancak, amonyak ve izobütan gibi doğal alternatifler, toksisite, yanıcılık ve sıcak iklimlerde azaltılmış verimlilik gibi kendi zorluklarıyla birlikte geliyor. Katı hal soğutma teknolojileri henüz erken aşamada olsa da, çevreye zarar vermeden daha güvenli, daha sessiz ve daha verimli bir soğutma sağlama potansiyeli sunuyor.

Araştırmacılar şu anda 2026’nın başına kadar sürecek olan E-CO-HEAT projesinin bir parçası olarak bu teknolojiyi pazara sunmak için çalışıyorlar. Bir patent hazırlıyorlar ve endüstri benimsemesi için bir strateji geliştiriyorlar. Sıcaklık kontrol teknolojilerinin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini iyileştirmek, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel bir parçası olan AB’nin Isıtma ve Soğutma Stratejisi’nin temel odak noktasıdır.

Yaya geçidi düğmeleri siber saldırı ile değiştirildi

En az üç Kaliforniya şehrindeki yaya geçidi düğmelerinin geçtiğimiz hafta sonu Tesla CEO’su Elon Musk ve Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in yapay zeka tarafından oluşturulmuş seslerini vermek için hacklendiği anlaşılıyor. Çevrimiçi olarak yayınlanan videolarda, Musk’ın görünen sesi dinleyicilerden onun arkadaşı olmaları için yalvarıyor veya Zuckerberg’in sesi “demokrasiyi baltalamak” ve “büyükanne ve büyükbabalarımızın beyinlerini yapay zeka pisliğiyle pişirmek” ile övünüyor.

Yaya geçidi düğmeleri siber saldırı ile ses değişikliğine uğradı

Palo Alto, California şehir sözcüsü Palo Alto Online’a şehir çalışanlarının “12 şehir merkezi kavşağının etkilendiğini” belirlediğini ve onarımlar tamamlanana kadar yaya geçitlerinin ses özelliklerini devre dışı bıraktıklarını söyledi. Sinyallerin aksi halde olması gerektiği gibi çalıştığını söylediler.

Aynı şey Redwood City’de de yaşanıyor, bir belediye müdür yardımcısı The San Francisco Chronicle’a şehrin sorunu araştırdığını ve çözmeye çalıştığını söyledi . Menlo Park’taki yaya geçidi düğmelerinin de etkilendiği bildiriliyor.

Bu düğmelerin ses özellikleri, görme güçlüğü çeken kişilere rehberlik etmek, onlara ne zaman “beklemeleri” gerektiğini ve sokağın diğer ucundaki yürüyüş işaretinin ne zaman yandığını bildirmek için kullanılır. Simüle edilen seslerin buna ne kadar müdahale ettiğini söylemek zor, eğer varsa, ancak en azından fenomenin bazı videolarında, yerleşik güvenlik uyarılarının yerine değil, onlara ek olarak çalıyor gibi görünüyorlar.

Şimdilik küçük bir şaka gibi görünen bu siber saldırı aslında büyük bir riske dikkat çekiyor. Olası bir saldırıda trafik ışıklarının kontrolünün değiştirilmesi çok ciddi güvenlik problemlerine neden olabilir.

Google sınır gözetimi için yapay zeka kullanıyor

0

The Intercept’in yeni haberine göre, bir zamanlar hedefli reklamlar sunmak için yalnızca her hareketinizi izleyen bir şirket olan Google, artık ABD Gümrük ve Sınır Devriyesi’nin (CBP) yapay zeka gözetim sisteminde önemli bir oyuncu haline geldi.

Google sınır gözetimi için hükümet desteği de aldı

Teknoloji devi , Donald Trump’ın selefi Joe Biden tarafından başlatılan, Gümrük ve Sınır Koruma Teşkilatı’nın gözetleme kulelerini modernize etmek için çok sayıda şirketin katıldığı bir girişimin çekirdeğini oluşturuyor. Anlaşmaya göre Google, CBP’ye bulut bilişim programı ModulAr Cloud Platform Environment’ı sağlıyor.

The Intercept’e göre Equitus AI ve IBM’in Maximo Visual Inspection yazılımını birbirine bağlayan merkez görevi görüyor. Proje, öncelikle Tucson’daki ve çevresindeki kameralara AI yetenekleri kazandırmaya odaklanıyor, ancak iki partili bir sınır teknolojisi tasarısı Senato’ya giderken Temsilciler Meclisi’nden geçerken daha deneysel dağıtımlar muhtemel. Google’ın sunucuları, yaklaşan kişileri ve araçları tespit etmek için Tuscon bölgesindeki her CBP kamerasının video akışını işleyecek. The Intercept tarafından görüntülenen bir CBP belgesinde “Bu proje başlangıçta işlenmek üzere veri kaynağından gelen 100 eş zamanlı video akışına odaklanacak” yazıyordu.

Bu açıklama, Trump’ın Orta ve Güney Amerika’dan ABD’ye akın eden göçmenlere yönelik, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından inşa edilen baskısının ortasında geldi. Bu bağlam çok önemli: Trump yönetimi , yabancı uyrukluların sosyal medya hesaplarını taramak için yapay zekayı kullandı. Sınırı taramak için casus uydularını yeniden konumlandırdı ve yüzlerce sığınmacıyı El Salvador’un kötü şöhretli “Terörizm Gözaltı Merkezi”ne gönderdi. Google’ın CBP girişimi, birçoğu ABD dış politikası ve servet çıkarımının neden olduğu ekonomik zorluklar sonucu memleketlerinden kaçan sığınmacıları engellemek için teknolojinin en son kullanımı oldu.

OpenAI kimlik doğrulama isteyecek

0

Şirketin geçen hafta internet sitesinde yayınlanan destek sayfasına göre, OpenAI yakında kuruluşların belirli gelecekteki yapay zeka modellerine erişebilmeleri için kimlik doğrulama sürecini tamamlamalarını zorunlu hale getirebilir.

OpenAI kimlik doğrulama kısmını zorunlu yapacak

Sayfada, Doğrulanmış Kuruluş olarak adlandırılan doğrulama sürecinin “geliştiricilerin OpenAI platformundaki en gelişmiş modellere ve yeteneklere erişim sağlamaları için yeni bir yol” olduğu belirtiliyor. Doğrulama, OpenAI’ın API’si tarafından desteklenen ülkelerden birinden hükümet tarafından verilmiş bir kimlik gerektiriyor. OpenAI, bir kimliğin her 90 günde yalnızca bir kuruluşu doğrulayabileceğini ve tüm kuruluşların doğrulama için uygun olmayacağını söylüyor.

Açıklamada: “OpenAI’da, AI’nın hem geniş çapta erişilebilir olmasını hem de güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlama sorumluluğumuzu ciddiye alıyoruz. Ne yazık ki, geliştiricilerin küçük bir azınlığı, kullanım politikalarımızı ihlal ederek kasıtlı olarak OpenAI API’lerini kullanıyor. Daha geniş geliştirici topluluğuna gelişmiş modeller sunmaya devam ederken AI’nın güvenli olmayan kullanımını azaltmak için doğrulama sürecini ekliyoruz” ifadeleri yer aldı.

Yeni doğrulama süreci, OpenAI’nin ürünleri daha karmaşık ve yetenekli hale geldikçe etrafındaki güvenliği artırmayı amaçlıyor olabilir. Şirket, Kuzey Kore’de olduğu iddia edilen gruplar da dahil olmak üzere modellerinin kötü amaçlı kullanımını tespit etme ve azaltma çabalarına ilişkin birkaç rapor yayınladı.

Ayrıca IP hırsızlığını önlemeyi de amaçlıyor olabilir. Bloomberg’in bu yılın başlarında yayınladığı bir rapora göre, OpenAI, Çin merkezli AI laboratuvarı DeepSeek ile bağlantılı bir grubun 2024 sonlarında API’si aracılığıyla büyük miktarda veriyi sızdırıp sızdırmadığını araştırıyordu. Bu muhtemelen eğitim modelleri içindi ve OpenAI’nin şartlarının ihlaliydi.

Oyun fonları girişimciler için yeni fırsatlar sunuyor

Türkiye’nin hızla büyüyen oyun sektörü, girişimciler için yeni finansman fırsatlarıyla dikkat çekiyor. “Oyun fon” destekleri, yerli oyun geliştiricilerinin projelerini hayata geçirmesine olanak sağlarken, sektörün global arenada rekabet gücünü artırıyor.

Son yıllarda Türkiye, 740’tan fazla aktif oyun stüdyosuyla Avrupa’nın en dinamik oyun ekosistemlerinden biri haline geldi. Bu büyüme, hem devlet destekli hem de özel sektör kaynaklı oyun fonlarının artmasıyla ivme kazanıyor. Ticaret Bakanlığı, oyun geliştirme projelerine 50 bin ila 600 bin dolar arasında değişen ihracat destek paketleri sunarken, TÜBİTAK’ın BİGG programı gibi girişimler, yenilikçi oyun projelerine tohum yatırımı sağlıyor.

Özel sektörde ise Ludus Ventures, Actera ve Alesta Yatırım gibi fonlar, 2024’te milyonlarca dolarlık yatırımla yerli stüdyoları destekledi. Örneğin, Mage Games’in 3,5 milyon dolarlık yatırımı ve Midas Games’in 1 milyon dolarlık fonu, Türkiye’de oyun fonlarının girişimcilere sunduğu potansiyeli gözler önüne seriyor.

Kitle Fonlaması Yükseliyor

Kitle fonlaması platformları da Türk oyun geliştiricileri için alternatif bir finansman kaynağı olarak öne çıkıyor. Kickstarter ve yerli platform Fonbulucu, bağımsız geliştiricilerin projelerini doğrudan oyuncularla buluşturarak yaratıcı kontrolü artırıyor. 2013-2023 arasında bu platformlarda başarılı olan projeler, Türk oyun sektöründe girişimciliğin önünü açtı.

Devletin Rolü ve Gelecek Vizyonu

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin raporuna göre, Türkiye’de 10 üniversite oyun geliştirme üzerine eğitim programları sunuyor ve 5 özel oyun yatırım fonu faaliyet gösteriyor. Bu destekler, yeni nesil girişimcilerin mobil, PC ve konsol oyunları geliştirmesini teşvik ediyor. Sektör uzmanları, oyun fonlarının 2025’te daha da çeşitlenerek Türkiye’yi küresel bir oyun merkezi haline getirebileceğini öngörüyor.

Oyun fonları girişimciler için fırsatlar sunuyor

Fraktal Games Studio gibi yenilikçi girişimler, oyun fonları sayesinde küresel pazarlara açılmayı hedefliyor. Kurucu ortak Ahmet Gürbüz, “Tohum yatırımları, vizyonumuzu gerçeğe dönüştürmek için kritik bir adım” diyor. Sektördeki bu hareketlilik, genç girişimciler için benzersiz bir fırsat sunuyor.

Türkiye’de oyun fonları, girişimcilerin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için güçlü bir katalizör olmaya devam ediyor. Sektörün geleceği, bu desteklerle daha parlak görünüyor.