Kurumsal bulut çözümleri ve sağladığı avantajlar

0

Bulutun karmaşıklığı, şirketleri dönüşüm sürecinde yönlendirecek en azından bir sorumlu mimari lidere ihtiyaç duyuyor. Çoğu BT organizasyonu kurumsal bulut çözümleri konusunda bilinçli kararlar alıyor. Bu tür kararlar bulutu hızlı ve bütünüyle benimsemeyi, bulut hizmetleriyle metodik şekilde ilerlemeyi ertelemeyi içeriyor. Bu stratejilerin herhangi birinde, BT kuruluşları bulut hizmetlerini oluşturma, dağıtma, tüketme, yönetme, güvenliğini sağlama ve entegre etme konusunda önemli engellerle karşılaşmakta.

Kurumsal bulut çözümleri

Bulutbilişimin benimsenmesi çok boyutlu ve sabit süreli bir proje değil. Çok yıllık bir program gibi yürütülmesi gerekiyor. Kurumsal bulut çözümleri benimsemenin karmaşıklığı var. Organizasyonu dönüşüm boyunca yönlendirecek en az bir sorumlu mimari lider gerektiriyor. Bu, birçok BT organizasyonunun artık zorunlu bulduğu bir rolün görevidir: kurumsal bulut mimarı.

Birçok kuruluş, baş kurumsal bulut mimarını açıkça gösterebiliyor. ancak diğerleri henüz bu kişiyi resmen adlandırmadı. Ayrıca bulut sorumluluklarını zaten aşırı yüklenmiş bir kurumsal mimarın üzerine yığdı. En başarılı kuruluşlar, tek bir sorumlu mimarın sorumlu olduğundan emin olmak için kurumsal bulut çözümleri mimarisi sorumluluklarını resmen atamıştır.

Kurumsal bulut mimarı, bir kuruluştaki bulut bilişim girişimlerinden ve bulut ekibinin mimari yönlerini yönlendirmekten sorumludur. Lider kurumsal bulut mimarı, bir bulut mükemmellik merkezinin veya daha sonra CCOE olarak adlandırılacak olan, kuruluşun buluta yaklaşımını yöneten kurumsal mimari işlevinin temeli olmalıdır. Kurumsal bulut çözümleri içeren CCOE için yaygın alternatif isimler var. Bunlar: bulut iş ofisi, bulut dönüşüm ofisi, bulut aracılık ekibi ve bulut etkinleştirme ekibi. Baş kurumsal bulut mimarı genellikle CCOE’nin lideri olarak görev yapan kıdemli bir bireysel katılımcıdır; bulut EA işlevi yoksa bulut girişimlerinin lideridir.

Genellikle, kurumsal bulut mimarının rolü büyük ölçüde kendi kendine yönlendirilir ve günlük sorumluluklar genellikle akışkandır. Belirli görevler, kuruluşun bulut olgunluğu düzeyine ve CCOE’sinin olgunluğuna bağlı olarak değişir. Kurumsal bulut çözümleri ve mimarları genellikle “pratik” değildir. Kararlar alırlar ancak teknik uygulamalarının sorumluluğunu bir bulut mühendisliği işlevine devrederler. Bulut teknik mimarları pratik olabiliyor ancak bulut mühendisliği işleviyle ilişkili. Yani CCOE ile değil.

WhatsApp belge tarama özelliğiyle kolaylık sağlayacak!

0

WhatsApp belge tarama da dahil olmak üzere bir dizi yeni özelliğe kavuştu. Görüntülü görüşmelerde artık yakınlaştırma ve uzaklaştırma özelliği de mevcut. Sohbetler artık dokunulabilir tepkilere izin veriyor, bu da temelde başka birinin tepkisine bir beğeni eklemek gibi. Grup sohbetleri, kullanıcıların gerçekte kaç kişinin çevrimiçi olduğunu bilmelerini sağlayan bir göstergeye sahip. Bu, grup adının hemen altında olacak. Solo sohbetler artık bir RSVP mekaniğiyle tamamlanmış bir etkinlik oluşturma olanağı sunuyor. Bu etkinlik ayrıca sohbete sabitlenebilir.

WhatsApp belge tarama özelliği aldı

Yalnızca iPhone kullanıcılarına yönelik birkaç sohbet aracı var, bunlar arasında belgeleri doğrudan uygulamadan tarayıp gönderme yeteneği de var. Kullanıcılar artık WhatsApp’ı iPhone’larda varsayılan mesajlaşma ve arama uygulaması olarak ayarlayabilir.

Aramalar sonunda kendi özel sekmelerine sahip oldu. İnsanlar arama yapmak, arama bağlantıları paylaşmak ve geçmişlerini yönetmek için buraya gidiyor. Kullanıcılar ayrıca bir sohbet dizisinden doğrudan bir görüntülü aramadan birini ekleyebilir. Görüntülü aramalar artık yakınlaştırmak için sıkıştırma özelliği sunuyor, ancak yalnızca iPhone’larda. WhatsApp ayrıca daha akıcı görüntülü aramalar için teknolojisini güncellediğini söylüyor.

Kanal yöneticileri artık takipçilerle kısa videolar kaydedip paylaşabilir ve Kanallar sekmesinde sesli mesaj dökümleri mevcuttur. Son olarak, yöneticiler doğrudan kanala bağlanan QR kodlarını paylaşabilir. WhatsApp daha fazla özellik ve güncellemenin yolda olduğunu söylüyor, bu yüzden yeni özellikleri en hızlı ve detaylı şekilde sizinle paylaşacağız.

YouTube ücretsiz müzik üretiyor

0

YouTube’un yeni yapay zeka aracı videolar için ücretsiz arka plan müziği üretiyor. YouTube, içerik oluşturuculara telif hakkı iddiaları konusunda endişelenmeden videolarda kullanmak üzere ücretsiz olarak enstrümantal parçalar üretebilen yeni bir yapay zeka aracı sağlıyor. Yeni özellik, şirketin Creator Insider kanalında yayınlanan bir videoda gösterildi.

YouTube ücretsiz müzik özelliği

Videoda sunucu Lauren, YouTube’daki Creator Music beta bölümünde “Music Assistant” adlı yeni bir sekme gösteriyor. Burada “bana bir antrenman montajı için canlandırıcı ve motive edici müzik ver” gibi bir komut girebilirsiniz. Araç daha sonra inceleyebileceğiniz ve indirebileceğiniz birkaç parça oluşturuyor, böylece bunları video düzenleyicinize ekleyebilirsiniz. Lauren, Creator Music’e erişimi olan kullanıcılar için Music Assistant’ın kademeli olarak kullanıma sunulduğunu söylüyor.

[bkz url=https://www.techinside.com/tesla-cinde-iki-modelin-satisini-durdurdu/

Müzik asistanı, piyasadaki çeşitli AI müzik üretme araçlarından biridir. Stability AI gibi şirketler , projeler için arka plan sesi oluşturabilen bir difüzyon modeline sahiptir ve Meta’nın açık kaynaklı AudioCraft ve MusicGen modelleri de komutları kullanarak sesleri ve medyayı sentezleyebilir.

YouTube ayrıca AI müziğiyle başka şekillerde de deneyler yaptı. Kısa videolarınıza eklemek için popüler şarkıları “yeniden düzenlemenize” olanak tanıyan bir müzik remiksleyicisi oluşturdu. Ve Google’ın DeepMind’ından Lyria tarafından desteklenen Dream Track özelliği, şarkıları mırıldanmanıza ve bunları T-Pain gibi katılımcı sanatçıların tarzında müzik parçalarına dönüştürmenize olanak tanır. Müzik asistanı, ideal arka plan müziğinizi tanımlamanız için bir metin istemi girmenizi istiyor. Ardından sizin için en uygun müziği yapıyor. YouTube ücretsiz müzik özelliğiyle içerik üretim sürecini daha kolay hale getiriyor.

DoorDash yemek teslimatlarına başlıyor

0

DoorDash, Los Angeles ve Chicago’da robot teslimatlarına başlıyor. Coco Robotics ile yapılan iş birliği sayesinde DoorDas bu bölgelerde teslimatlara başlayabildi. Uygun müşteriler, 600’den fazla katılımcı satıcıdan temin edilen kaldırım teslimatlarını alabilecekler.

DoorDash yemek teslimatlarını robotlarla yapacak

Coco robotları, geçen yılın sonlarından bu yana uluslararası alt markası Wolt aracılığıyla Helsinki’de DoorDash için teslimatlar yapıyor. DoorDash, Coco robotlarının bu ilk pilot aşamada 100.000’den fazla teslimatı tamamladığını söylüyor.

Coco robotları emisyondan uzak bir operasyona sahip. DoorDash Labs Kıdemli Direktörü Harrison Shih , “her teslimatın sadece iki tavuk sandviçi teslim etmek için iki tonluk bir arabaya ihtiyacı yok” diyor. Bu, DoorDash’in “çok modlu” teslimatlara doğru daha büyük bir hamlesinin bir parçası. Bu hamle, insan işçileri, insansız hava araçlarını ve otonom robotları bir araya getirerek “artan talebi karşılarken maliyetleri ve emisyonları düşürmeyi” hedefliyor. Bu amaçla şirket ABD ve Avustralya’da operasyonunu büyütecek.

DoorDash, şehirde robotlarla deney yapan tek teslimat şirketi değil. Grubhub yakın zamanda üniversite kampüslerine teslimat robotları ve Uber Eats Japonya’ya otonom teslimatları devreye aldı. Hızlı ve pratik yemek operasyonlarının bu şekilde mini robotlarla yapılması büyük bir kolaylık sağlıyor. Özellikle kalabalık şehirlerdeki yoğun trafikten kurtulma konusunda önemli bir avantaja sahip. Ayrıca müşteriler için daha hızlı teslimat, daha sıcak gıda teslimatı anlamına geliyor. Elbette bu robotların yaygınlaşması için şehirlerdeki trafik yapısının da buna uygun olması kritik önem teşkil ediyor.

Netflix OpenAI destekli aramayı test ediyor

0

Şirket, rapora göre yeni arama motorunun kullanıcıların “örneğin abonenin ruh hali gibi çok daha spesifik terimler kullanarak şovları aramasına” izin vereceğini söyledi. OpenAI destekli bu arama, kullanıcıların “türlerin veya aktörlerin adlarının çok ötesine geçen” sorgular yapmasına da izin verecek. İsteğe bağlı olan bu özellik, iOS’ta Avustralya ve Yeni Zelanda’daki bazı kullanıcılar tarafından denenebiliyor.

Netflix OpenAI ile aramalarını güçlendirecek

Netflix sözcüsü MoMo Zhou, bu haberleri doğruladı. Zhou, testin “önümüzdeki haftalarda ve aylarda” ABD’ye genişletileceğini ve şu anda iOS dışında özellik için bir plan olmadığını söylüyor. Zhou: “Özellik için henüz erken bir aşamadayız ve bu beta sürümü için gerçekten öğrenme ve dinleme aşamasındayız” diyor. Böylellike Netflix OpenAI tarafında bir hayli kararlı tutum gösteriyor.

[bkz url=https://www.techinside.com/tesla-cinde-iki-modelin-satisini-durdurdu/

Geçtiğimiz yıl Decoder podcast’inde yapılan bir röportajda Netflix eş CEO’su Greg Peters’a şirketin yapay zeka hakkında düşüncelerini paylaştı. Cevabının bir kısmı şöyleydi:

“Öneri sistemlerimizde makine öğrenimi ve yapay zeka kullanma konusunda uzun bir geçmişimiz var. Bunu 20 küsur yıldır yapıyoruz. Tekrar ediyoruz, işimizin teknik inovasyonun nerede olduğunu anlamak konusunda proaktif olmak olduğunu düşünüyoruz. Bunu hem yaratıcılara hizmet etmek, hikayelerini daha ilgi çekici şekillerde anlatmalarını sağlamak hem de üyelerimize daha iyi kullanıcı deneyimleri sunmak için nasıl kullanırız?”

Greg Peters: “genel anlamda, eğlence alanı şu anda oldukça rekabetçi. Gezegendeki insanlar kendilerini eğlendirmek için her zamankinden daha fazla fırsata sahip. Bu anlamda, sunduğumuz eğlencenin son derece ilgi çekici, son derece çekici olduğundan ve bu saatlerin çoğunu kazanabileceğinden emin olmalıyız. Bunlara hakikat anları diyoruz – üyelerimizi eğlendirmekte iyi bir iş çıkarıp çıkarmadığımızı düşünme şeklimiz bu” dedi.

Microsoft’tan dev karbon yakalama anlaşması!

Microsoft, kağıt ve selüloz fabrikalarıyla çalışan CO280 adlı karbon yakalama şirketinden, önümüzdeki 12 yıl boyunca tam 3,7 milyon ton karbon giderme kredisi satın alacağını duyurdu.

Bu anlaşma, CO280’nin ABD’nin Meksika Körfezi kıyısındaki bir kağıt fabrikasında 2028 yılında devreye almayı planladığı ilk karbon yakalama tesisini kapsıyor. Proje tamamlandığında, tesis her yıl önemli miktarda karbondioksit (CO2) emerek Microsoft’un çevre hedeflerine katkı sağlayacak.

Microsoft, 2030’a kadar karbon negatif bir şirket olacak

Microsoft, 2030 yılına kadar karbon negatif bir şirket olmayı hedefliyor. Yani üretim ve operasyonları sonucu ortaya çıkan karbon miktarından daha fazlasını doğadan temizlemeyi planlıyor. Ancak bu hedef, kolay bir süreç değil. Şirket, sadece 2023 yılında 17,1 milyon ton sera gazı salımı gerçekleştirdi.

Microsoft, bu dev karbon ayak izini azaltmak için yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verirken, karbon yakalama gibi çevreci projelere de büyük bütçeler ayırıyor. Şirketin CO280 ile yaptığı bu anlaşma, bu stratejinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

CO280’nin CEO’su Jonathan Rhone, kağıt ve selüloz fabrikalarına karbon yakalama teknolojisi entegre etmenin oldukça mantıklı bir adım olduğunu belirtiyor. Çünkü bu fabrikalar, her yıl yaklaşık 100 milyon ton biyolojik kaynaklı CO2 salımı yapıyor.

Proje kapsamında karbon yakalama teknolojisi, kağıt fabrikasının kazan sistemine entegre edilecek. Normal şartlarda bu kazanlar, ağaçlardan gelen ve içinde karbon barındıran atıkları yakarak atmosfere salıyor. Ancak yeni sistemle bu karbon, atmosfere gitmeden önce yakalanarak özel bir boru hattıyla 64 kilometre uzaklıktaki bir tuzlu su akiferine taşınacak ve burada depolanacak.

Karbondioksitten temiz yakıt

Projenin ilk aşamasında fabrikanın biyolojik kaynaklı karbon salımının %40’ı, toplam karbon salımının ise %30’u yakalanacak. İkinci aşama tamamlandığında bu oranların iki katına çıkması planlanıyor.

Microsoft’un karbon kredileri için ödediği birim fiyat ise yaklaşık 200 dolar seviyesinde. Ayrıca ABD’deki Enflasyonla Mücadele Yasası sayesinde bu yatırımlar, vergi avantajlarıyla da destekleniyor.

Bu dev karbon yakalama projesi, hem çevre açısından hem de kağıt fabrikaları için ekonomik fayda sağlıyor. Fabrikalar, projeye ortak olarak karbon kredilerinden gelir elde edebilecek. Microsoft ise sürdürülebilirlik yolunda önemli bir adım daha atarak, teknoloji ile çevre dostu çözümleri birleştiren örnek projelerden birine imza atmış olacak.

Tesla, Çin’de iki modelin satışını durdurdu!

Tesla, Çin pazarında Model 3 ve Model Y araçlarını Şanghay’daki dev fabrikasında üretip satışa sunarken, Model S ve Model X modellerini yalnızca ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Fremont fabrikasında üretiyor ve Çin’e ithal ediyordu. Ancak yeni gümrük tarifeleriyle birlikte bu ithalat süreci Tesla için ciddi şekilde zorlaştı.

ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlayan ve son dönemde tekrar alevlenen ticaret savaşları, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri olumsuz etkiliyor. ABD, Çin’den gelen tüm ürünlere %145 oranında ek vergi uygulama kararı alırken, Çin de buna karşılık olarak ABD menşeli ürünlere %84 oranında vergi getirdi.

Bu durum, özellikle ABD’de üretilen ve Çin’e ithal edilen lüks araçların fiyatlarını neredeyse iki katına çıkardı. Tesla’nın Model S ve Model X modelleri de bu vergilerden doğrudan etkilenen araçlar arasında yer aldı.

Gece saatlerinde Tesla, Çin’e özel web sitesinde Model S ve Model X sipariş konfigüratörlerini sessiz sedasız devre dışı bıraktı. Bu da Çinli müşterilerin artık bu iki modeli sipariş edemeyeceği anlamına geliyor.

Uzmanlara göre bu karar, Tesla’nın Çin’deki genel satış rakamlarını büyük ölçüde etkilemeyecek. 2024 yılı boyunca Tesla, Çin’de yalnızca 2 binin biraz üzerinde Model S ve Model X teslimatı gerçekleştirmişti. Buna karşılık Model 3 ve Model Y gibi daha uygun fiyatlı ve yerel üretimi yapılan modeller, şirketin Çin pazarındaki asıl gücünü oluşturuyor.

Tesla şu anda Çin’de mevcut stoklarını satmaya devam ediyor. Ancak yapılan incelemelere göre, Model S stokları oldukça sınırlı, Model X stokları ise neredeyse tükenmiş durumda.

Önümüzdeki dönemde Tesla’nın, Çin pazarı için nasıl bir strateji geliştireceği merakla bekleniyor. Şirketin tamamen yerel üretime yönelmesi veya bu modelleri Çin dışında farklı pazarlara kaydırması ihtimaller arasında yer alıyor.

OpenAI, GPT-4 dönemini kapatıyor!

Şirketin resmi değişiklik notlarında yer alan açıklamaya göre, GPT-4 yerini yeni nesil modeli GPT-4o’ya bırakacak.

GPT-4 modeli, Mart 2023’te hem ChatGPT kullanıcıları hem de Microsoft’un Copilot hizmetinde kullanılmaya başlanmıştı. Özellikle metin ve görsel anlayabilme yeteneği sayesinde multimodal özelliklere sahip ilk geniş çaplı yapay zekâ modeli olarak öne çıkıyordu.

OpenAI, GPT-4 yerine geçecek olan GPT-4o modelinin, birçok alanda GPT-4’ü geride bıraktığını belirtiyor. Yazma, kodlama, fen bilimleri ve problem çözme gibi alanlarda yapılan karşılaştırmalı testlerde GPT-4o’nun daha başarılı sonuçlar verdiği ifade ediliyor. Ayrıca, GPT-4o’nun sohbet etme yeteneğinin de geliştirilmiş olduğu ve kullanıcılarla daha doğal bir iletişim kurabildiği belirtiliyor.

GPT-4 modeli, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın açıklamalarına göre, eğitimi 100 milyon dolardan fazla bir maliyetle tamamlanmış devasa bir yapay zekâ modeli olarak biliniyordu. Ancak zamanla yerini daha hızlı ve ekonomik çözümler sunan GPT-4 Turbo modeline bırakmıştı.

GPT-4 tamamen kaldırılacak olsa da, OpenAI bu modeli API üzerinden kullanıma açık tutmayı sürdürecek. Böylece geliştiriciler ve kurumlar, dilerlerse GPT-4’e API yoluyla erişmeye devam edebilecek.

Ticaret Bakanlığı ChatGPT reklamlarına cezalar verdi

GPT-4’ün ChatGPT’den kaldırılması, OpenAInın yeni modelleri devreye almasının da habercisi olarak yorumlanıyor. Teknoloji dünyasında yapılan analizlere göre OpenAI, GPT-4.1 adını verdiği yeni bir model ailesi üzerinde çalışıyor. Bu ailede GPT-4.1-mini, GPT-4.1-nano ve GPT-4.1 gibi farklı versiyonlar yer alacak. Ayrıca şirket, daha gelişmiş muhakeme kabiliyeti sunan o3 ve o4-mini adlı yeni modeller üzerinde de hazırlıklarını sürdürüyor.

OpenAI’nın bu adımı, yapay zekâ teknolojisinde daha hızlı, daha verimli ve kullanıcı dostu modeller geliştirme hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde ChatGPT kullanıcılarını çok daha gelişmiş özellikler ve deneyimler bekliyor.

Google, yüzlerce çalışanını işten çıkarıyor!

The Information tarafından paylaşılan habere göre, Google bu işten çıkarmaları doğrularken, hedeflerinin daha çevik ve daha verimli bir organizasyon oluşturmak olduğunu belirtti. Ancak hangi ekiplerin veya projelerin bu süreçten daha fazla etkilendiğine dair resmi bir açıklama yapılmadı.

İşten çıkarmalar, Android, Chrome, ChromeOS, Google Photos, Google One gibi yazılım ürünlerinin yanı sıra; Pixel telefonlar, Fitbit ve Nest gibi donanım ürünlerini kapsayan geniş bir grubu etkiliyor.

Söz konusu bölüm, 2024 Nisan ayında Google’ın Platforms & Ecosystems ile Devices & Services ekiplerini birleştirmesiyle oluşmuştu. Bu yeni yapılanmanın başında ise Kıdemli Başkan Yardımcısı Rick Osterloh bulunuyor.

Google, yılın başında duyurduğu gönüllü ayrılık programı ile önce çalışanlara kendi istekleriyle ayrılma şansı tanımış, bu adımın önceki yıllarda yapılan ve tepki çeken ani işten çıkarmaların önüne geçmesi hedeflenmişti. Ancak gönüllü ayrılıklardan beklenen sonucun alınamadığı ve bu nedenle zorunlu işten çıkarmaların devreye alındığı görülüyor.

Google, işten çıkarmalarıyla kullanıcı deneyimini etkilemeyecek

Şirket yetkilileri, bu işten çıkarmaların Android, Pixel veya Chrome gibi ürünlerin kullanıcı deneyiminde herhangi bir olumsuz değişiklik yaratmayacağını belirtiyor. Google’ın bu ürünlere yönelik geliştirme ve destek süreçleri aynı şekilde devam edecek.

Google’ın bu adımı, son dönemde teknoloji devleri arasında sıkça görülen “hız ve verimlilik” odaklı yapılanmanın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, maliyetleri kontrol altına almak ve ekipler arasındaki operasyonel süreçleri daha hızlı hale getirmek için benzer adımları farklı bölümlerinde de uyguluyor.

Özellikle Android, Pixel ve Chrome gibi kritik ürünlerin arkasındaki ekiplerde yaşanan bu küçülme, Google’ın gelecekte daha odaklı, maliyet bilinci yüksek ve esnek bir yapıya geçiş planının somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şirketin diğer bölümlerinde de benzer adımlar atması sürpriz olmayacak.

Kadın girişimciler için Tematik Hızlandırma Programı: Başvurular açıldı!

0

Kadın girişimcilerin gıda ve biyoteknoloji alanlarında güçlü adımlar atmalarını desteklemek amacıyla hazırlanan Tematik Hızlandırma Programı başvuruları açıldı. Bu program, girişimcilik yolculuklarına başlamak isteyen kadınlar için önemli bir fırsat sunuyor. Başvuru linkine haberimizin sonunda kolayca ulaşabilirsiniz.

Kadın girişimciler için Tematik Hızlandırma Programı start alıyor

Tematik Hızlandırma Programı, 16–18 Mayıs 2025 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Program, sektörde büyük bir heyecan yaratmış durumda. Katılımcılar, gıda ve biyoteknoloji sektörlerinde kariyer yapmak isteyen, henüz ön kuluçka aşamasında olan kadın girişimciler ve üniversite teknoloji takımlarında yer alan genç kadınlara yönelik olarak tasarlandı.

Tematik Hızlandırma Programı

Kadın girişimcilere, iş fikirlerini geliştirme ve büyütme sürecinde rehberlik etmek amacıyla uzmanlardan eğitimler verilecek. Aynı zamanda, programda yer alacak girişimcilere mentorluk desteği sunularak iş planlarını güçlendirmeleri sağlanacak. Program, katılımcılara fikirlerini hayata geçirebilmeleri için gerekli tüm araçları ve kaynakları sunmanın yanı sıra, sektörde güçlü bağlantılar kurma fırsatı da tanıyacak.

Başvurular, 26 Nisan 2025 tarihine kadar kabul edilecek. Bu tarihe kadar başvuru yapan kadın girişimciler ve üniversite takımları, üç gün sürecek hızlandırma programına katılmak için değerlendirilecek. Kadın girişimciler, program sayesinde fikirlerini daha geniş bir kitleye tanıtma fırsatına sahip olacak ve gıda ile biyoteknoloji sektörlerindeki kariyerlerini güçlendirecekler.

Kadın girişimcilerin geleceğe dair güçlü adımlar atabilmesi adına önemli bir fırsat sunan bu program, aynı zamanda sektördeki kadın temsilinin artırılmasına da katkı sağlayacak. Başvuru yapmak için detaylı bilgilere ve başvuru linkine buradan ulaşılabilir.

Peki, siz bu program hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

Elektronik üreticileri yeni çıkış arıyor: Kar marjı kahve fiyatının altına düştü

0

Elektronik ürünler sektöründe kâr marjları ciddi anlamda düşüş yaşarken, üreticiler yeni çözüm yolları arıyor. Çin’in agresif fiyatlandırma politikaları, tüketici tercihlerindeki değişimler ve artan fiyat rekabeti, elektronik ürün üreticilerini zor durumda bırakıyor. Markalar artık yalnızca tanınırlıkla değil, tüketicilerle satış ve satış sonrası süreçlerde kurdukları ilişkilerle rekabet avantajı elde edebiliyor.

Üreticiler, satışlarının büyük kısmını vadeli senetlerle yaparken, bu durum nakit akışını yavaşlatıyor ve finansal riskleri artırıyor. Ayrıca döviz kurlarındaki dalgalanmalar, hammadde maliyetlerinin yükselmesi ve lojistik giderler, sektörün kâr marjlarını daha da aşağı çekiyor. Tüketici eğilimlerindeki değişim ve yüksek stok maliyetleri, üreticiler için ilave riskler yaratıyor.

Satış sonrası süreçlerde karşılaşılan servis yetersizliği, müşteri memnuniyetsizliğine ve sadakat kaybına yol açarak markaların itibarını tehdit ediyor. Bu süreçlerin maliyetlerinin kontrol altına alınamaması da üreticileri finansal olarak baskı altında tutuyor.

MediaMarkt ve Teknosa gibi büyük perakendeciler ise kârlılıklarının önemli kısmını ek garanti satışlarından elde ediyor. Bu satışlar hem tüketiciye taksitli ödeme seçenekleri sunarak erişilebilirliği artırıyor hem de markalara düzenli gelir sağlıyor. Ancak pek çok üretici, ek garanti modelini uygulayacak altyapı ve finansal kaynaklardan yoksun.

Elektronik sektöründe sürdürülebilir kârlılık sağlamak isteyen üreticiler için dijital çözümler sunan egaranti şirketi, bu noktada devreye giriyor. egaranti, ek garanti gelirleri yaratarak firmaların finansal durumlarını güçlendiriyor ve satış sonrası hizmetlerde verimlilik sağlıyor. Ayrıca egaranti çözümleri sayesinde müşteri memnuniyeti artırılırken, çağrı merkezi maliyetleri, gereksiz şikayet giderleri, kağıt masrafları ve stok yönetimi gibi gider kalemlerinde önemli tasarruflar elde ediliyor. Dijital süreçlerle lojistik ve yetkili servis masrafları azaltılarak operasyonel verimlilik de artırılıyor.

Sürdürülebilirlik açısından da avantaj sunan egaranti, dijital garanti belgeleri ve kullanım kılavuzlarının basımını ortadan kaldırarak kağıt israfını önlüyor ve markalara çevreci bir imaj kazandırıyor. Bu dijital çözümler bayilere ve satış ekiplerine de yeni gelir modelleri sunarak çalışan sadakatini artırıyor ve eğitim maliyetlerini düşürüyor.

Elektronik sektörüne özel dijital garanti platformlarıyla üreticiler, bayiler ve servis sağlayıcılar arasındaki süreçler daha etkin yönetilebilir hale geliyor. Tüketiciler ise dijital platformlar sayesinde garanti süreçlerini kolaylıkla takip edebiliyor. Böylece, elektronik sektöründe dijital dönüşümle birlikte satış sonrası süreçlerin kârlılığı ve verimliliği artırılarak, geleceğe yönelik sağlam adımlar atılıyor.

Elektronik para sektörüne özel KVKK rehberi

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ve Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB), ödeme ve elektronik para sektörüne yönelik kişisel veri koruma uygulamalarına açıklık getiren “Ödeme ve Elektronik Para Sektörüne Özel KVKK Rehberi”nin lansmanını ve ilgili çalıştayı İstanbul’da gerçekleştirdi.

Etkinlikte açılış konuşmalarını yapan TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Dolaz, ödeme ve elektronik para sektöründeki hızlı büyümenin kişisel verilerin korunmasına yönelik daha net ve uygulanabilir yöntemlere ihtiyacı artırdığını ifade etti.

Dolaz, rehberin sektördeki şirketlerin yasal yükümlülüklerini daha iyi anlamasını sağlayarak, veri işleme süreçlerini daha güvenli hale getireceğini söyledi. Dolaz, ayrıca rehberin yaşayan bir belge olarak hazırlandığını ve sektör paydaşlarından gelecek geri bildirimler doğrultusunda güncellenebileceğini belirtti.

KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ise konuşmasında, daha önce bankacılık sektörü için benzer bir rehber yayımlandığını hatırlatarak, bu rehberin ödeme ve elektronik para sektöründe faaliyet gösteren veri sorumlularına yönelik özel bir çalışma olduğunu vurguladı.

KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir rehberin ayrıntılarını Techinside’a anlattı.

Bilir, rehberin kişisel veri işleme faaliyetlerini kanunlara ve düzenlemelere uygun şekilde gerçekleştirmek isteyen şirketler için önemli bir referans belgesi olduğunun altını çizdi. Bilir, rehberde elektronik para işlemleri, para havalesi hizmetleri, POS ödeme hizmetleri, fatura ödemelerine aracılık ve mobil ödeme gibi hizmetlerle ilgili süreçlerde kişisel verilerin nasıl işlenmesi gerektiğinin detaylı olarak ele alındığını ifade etti.

Lansman sonrasında gerçekleştirilen çalıştayda ise KVKK uzmanları, sektör temsilcileri ile bir araya gelerek rehberin içeriği ve sektörel uygulamalar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Rehberin sektöre özgü ihtiyaçlara yanıt veren ve uyum süreçlerini kolaylaştıran bir belge olduğu vurgulanırken, sektörde ortak standartların oluşmasına katkı sağlayacağı belirtildi. KVKK ve TÖDEB iş birliği ile hazırlanan rehber, her iki kurumun web siteleri üzerinden erişime açık olacak.

Enerji depolama sızıntısı endişeye neden oldu

0

İsviçre’nin Thurgau kantonundaki polis, Arbon’daki bir apartman binasında vanadyum sızıntısı içeren “yangın ve kimyasal kurtarma operasyonu” yapıldığını bildirdi. Polis, binanın bodrum katındaki duman nedeniyle sabah 7:30’dan kısa bir süre sonra uyarılmıştı. Polis, ilk soruşturmasında “bodrumdaki fotovoltaik sistemden yaklaşık 500 l vanadyum (elektrik sıvısı) sızdığını” tespit ettiğini belirtti.

Enerji depolama sızıntısı korku yarattı

Polis, güneş paneli dizisi veya vanadyum redoks akışlı enerji depolama ünitesinin alev alıp almadığına ilişkin sorularını, devam eden soruşturmayı gerekçe göstererek yanıtlamayı reddetti. Tesiste kurulan vanadyum enerji depolama ünitesini üreten Prolux Solutions, pv dergisine yangın çıkmadığını ve sabah 7.45’te olay yerine gelen itfaiyecilerin herhangi bir şeyi söndürmek zorunda kalmadığını ve herhangi bir ısı belirtisinin de bulunmadığını söyledi.

Tesiste kurulan vanadyum enerji depolama ünitesini üreten Prolux Solutions, yangın olmadığını ve sabah 7:45’te olay yerine gelen itfaiyecilerin hiçbir şeyi söndürmek zorunda kalmadığını ve herhangi bir ısı belirtisi olmadığını söyledi. Arbon merkezli Prolux, 500 l yerine 50 l vanadyum elektrolitinin sızdığını ve seyreltilerek Thurgau Kimyasal Kurtarma Servisi tarafından toplandığını söyledi. Çinli elektrik şirketi Midea Group’a ait olan Prolux, 50 l’nin vanadyum tankının içeriğinin yaklaşık %10’unu oluşturduğunu ve kalan elektrolitin dışarı pompalandığını söyledi. Enerji depolama ünitesinin elektronik aksamı etkilenirken, Prolux, “Etkilenen cihazın hemen yanında bulunan (bir kademe halinde) başka bir depolama ünitesi zarar görmedi.” dedi.

Lucid iflas ihalesini kazandı

0

Lucid Motors, Nikola’nın Arizona fabrikası ve diğer varlıkları için iflas ihalesini kazandı. Elektrikli araç girişimi Lucid Motors, mahkemeye sunulan bir belgeye göre, elektrikli kamyon şirketi Nikola’nın Arizona fabrikası ve diğer varlıkları için düzenlenen iflas ihalesinde sürpriz kazanan olarak ortaya çıktı.

Lucid iflas ihalesi

Dosyaya göre Lucid, fabrika, Nikola’nın Phoenix’teki merkez ofisinin kiralanması ve “belirli makine, ekipman ve envanter” karşılığında yaklaşık 30 milyon dolar nakit ve nakit olmayan bedel taahhüt etti. Şirket, yaptığı açıklamada, anlaşmanın bir parçası olarak Lucid’in yaklaşık 300 eski Nikola çalışanına teklif sunmayı planladığını söyledi. Lucid’in Nikola iflas davasında aniden ortaya çıkması birçok nedenden dolayı şok etkisi yarattı.

Nikola, Şubat ayında iflas koruması başvurusunda bulunduğundan beri tüm işini satmaya çalışıyordu. Lucid, yolcu EV’leri üretmeye odaklanmış durumda ve Nikola’nın yeni işinin büyük bir parçası olan hidrojenle çalışan elektrikli araçlarla hiç ilgilenmedi.

Daha yakın zamanda, 2022’de dolandırıcılıktan hüküm giymiş ancak Mart ayında Başkan Trump tarafından affedilmiş olan Nikola’nın kurucusu Trevor Milton, girişimin varlıkları üzerinde kendi teklifini değerlendiriyordu . Nikola, mahkemeyi Milton’ın 7 Nisan’da düzenlenen açık artırma öncesinde fabrikasını ve diğer varlıklarını şahsen incelemesini engellemeye ikna etti.

Şirkete göre Lucid’in Arizona eyaletinin Casa Grande kentinde kendi fabrikası bulunuyor ve bu nedenle daha fazla depolama alanı, test ekipmanı ve çalışan edinmenin değerli olduğunu düşünüyor. Lucid, bu varlıklar için açık artırmada en yüksek teklifi veren kişi olsa da, iflas hakimi satışa itirazların yapılmasına izin veriyor.

Stripe müşteri bildirimleri için görüşmeler düzenliyor

0

Stripe CEO’su, üst düzey yöneticilerinin ayda iki kez bir müşteriyle görüşmesini sağladığını söylüyor. Fintech devinin CEO’su, 8 Nisan’da X’te paylaştığı gönderide, toplantının ilk 30 dakikasına şirketin bir müşterisinin katılacağını ve toplantıya “Stripe’ın dört bir yanından” yaklaşık 40 liderin katılacağını söyledi. Açıklamada: “Zaten çok sayıda müşteri geri bildirim mekanizmamız olmasına rağmen, bu her zaman yeni düşünceleri ve araştırmaları teşvik ediyor” diye yazdı.

Stripe müşteri bildirimleri ile organizasyonunu güçlendiriyor

2010 yılında kurulan ve dünyanın en yüksek değerli özel fintech’i olarak kabul edilen Stripe’ın ilginç bir stratejisi var. Yıllar boyunca, yeni kurulan şirketler Stripe’ın hizmet vermeyi amaçladığı küçük müşterilerden çok daha büyük müşterilerine odaklandığından şikayet ettiler. Ancak şirket bir şeyleri doğru yapıyor olmalı. Collison tarafından kaleme alınan Stripe’ın Şubat ayındaki yıllık mektubunda, 2024’teki ödeme hacminin bir önceki yıla göre %38 artarak 1.4 trilyon dolara çıktığı belirtildi.

Stripe ayrıca mektubunda, artık Fortune 100 şirketlerinin yarısı tarafından kullanıldığını belirterek, diğer girişimlerle çalışan bir girişimden büyük bir kurumsal oyuncuya dönüştüğünü vurguladı. Collison, X’teki gönderisinde Cloudflare CTO’sunun şirketine ne zaman davet gönderileceğine ilişkin sorusuna, “Sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız… Bana ulaşırsınız.” şeklinde  yanıt verdi. Daha küçük işletmelerin ihmal edildiğini hissetme noktasına kadar, bir yatırımcı: “Merhaba Patrick – @Stripe’a hayran olduğumu biliyorsun. Ancak Stripe kullanan bağımsız topluluk için işlerin ne kadar kötüleştiğine dikkat etmelisin. Bir hafta önce desteğe mesaj attım cevap yok, işler çok karmaşık. Daha fazla şey var ama bir karmaşa” dedi.

ABD’de zirveye Türk imzası: Grape Law

0

Amerika’nın saygın iş dünyası dergilerinden Inc. Magazine, geleneksel olarak her yıl hazırladığı Inc. Regionals listesini yayınladı. ABD’nin Kuzeydoğu bölgesinde yer alan Pennsylvania, New York, Vermont, New Hampshire, Maine, Massachusetts, Connecticut, Rhode Island ve New Jersey eyaletlerinden toplam 951 şirket değerlendirilmeye alındı. Bu şirketler arasından yalnızca 154 firma, bölgenin en hızlı büyüyen şirketleri listesine girmeyi başardı.

Listede dikkat çeken şirketlerden biri ise Grape Law oldu. Göçmenlik hukuku alanında faaliyet gösteren Grape Law, kaydettiği %1,178 oranındaki büyüme ile bölgedeki en hızlı büyüyen şirketler arasında 5’inci sıraya yerleşti.

Bu sonuç şirketin geçtiğimiz yıl elde ettiği bir diğer önemli başarıyı takip ediyor. Grape Law, geçen yıl ABD Ticaret Odası tarafından açıklanan ve ülke genelindeki en başarılı küçük ve orta ölçekli işletmeleri kapsayan “CO-100” listesinde de yer almıştı.

Şirketten yapılan açıklamada, elde edilen başarıda müşterilerin ve iş ortaklarının güven ve desteğinin kritik rol oynadığı vurgulandı. Ayrıca Grape Law’un, uzman olduğu göçmenlik hukuku alanındaki faaliyetlerini bundan sonra da güven esaslı hizmet anlayışıyla sürdüreceği belirtildi.

OpenAI Sektöre özgü yapay zeka çözümleri getirecek

0

Karşılaştırmalı performans sonuçları genellikle her yeni AI modelinin lansmanına eşlik ediyor ve modellerin çeşitli görevlerde ne kadar iyi performans gösterebileceğini gösteriyor. Ancak, bu görevler bireysel endüstrilere yönelik değildir, ilkokul matematiği (GSM8K) veya lisansüstü düzeyde akıl yürütme (GPQA) gibi daha geneldir.

Sektöre özgü yapay zeka çözümleri

Bu boşluğu doldurmak için OpenAI, belirli endüstriler ve gerçek dünya kullanım durumları için AI modeli geliştirmeyi ilerletmeyi amaçlayan OpenAI Pioneers Programını başlattı. Program, şirketlerin daha fazla alana özgü değerlendirmeler ve ince ayarlı modeller geliştirmek için OpenAI araştırmacılarıyla iş birliği yapacağı iki yönlü bir çabadır.

OpenAI, blog yazısında “hukuk, finans, sigorta, sağlık, muhasebe ve diğer birçok sektör, model kıyaslaması için birleşik bir gerçeklik kaynağından yoksun” ifadesini kullandı. Sonuç olarak, OpenAI artık bu değerlendirmeleri geliştirmek için her sektörden birden fazla şirketle birlikte çalışacak. Bu değerlendirmeler yalnızca modeller geliştirmeyi değil, aynı zamanda halk ile bu sistemler arasında daha iyi bir güven oluşturmayı da amaçlıyor.

Araştırma, bu kıyaslama boşluğunu kurumsal kullanım durumları için AI’da büyük bir boşluk olarak vurguladı. Örneğin, Salesforce AI Research başkanı Silvio Savarese, öncülüğünü yaptığı ve işletmelerin alan-özel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış daha gelişmiş AI çözümlerini ifade eden bir kavram olan Enterprise General Intelligence (EGI) hakkında bir blog yazısı yayınladı. EGI’ye ulaşmak için gereken en önemli adımlardan birinin alan-özel işlevleri değerlendirmeyi amaçlayan kıyaslamalar olduğunu paylaştı.

Canva kodlama ve elektronik tablo işine giriyor

Canva, Microsoft, Google ve Adobe’nin yapabildiği her şeyi tek bir platforma sığdırma çabasıyla en son üretken yapay zeka destekli çalışma alanı araçlarını piyasaya sürüyor. Canva’nın Visual Suite’i , yeni kodlama, fotoğraf düzenleme, elektronik tablo ve yapay zeka sohbet robotu özellikleri eklemenin yanı sıra tasarım ve üretkenlik araçlarını tek bir arayüzde birleştirmek için yeniden tasarlanıyor.

Canva kodlama ve elektronik tablo işinde olacak

Bunlar, Canva Docs ve Canva Whiteboards gibi 2022’de kullanıma sunulan ofis paketi araçları koleksiyonuna katılıyor. Pazarlama ve tasarım platformu olarak kendine bir isim yapan Canva, artık geleneksel çalışma alanı uygulamalarına görsel bir dönüş sağlayarak 230 milyon kullanıcıdan oluşan topluluğuna daha fazla ofis ekibi ve işletme eklemeyi umuyor.

Visual Suite 2.0 güncellemesi, kullanıcıların belgeleri, sunumları, animasyonları ve web sitelerini tek bir tasarımda oluşturup düzenlemelerine olanak tanır ve ekiplerin aynı anda birden fazla görevde işbirliği yapması için birleşik bir format sunar. Canva basın bülteninde: “Bu, ayrı araçlara, parçalanmış iş akışlarına ve bağlantısız dosyalara olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Planlamadan brifinglere, tasarımdan teslimata kadar tüm kampanyalar artık tek bir kusursuz, iş birliğine dayalı alanda gerçekleşebilir” dedi.

Canva Sheets, kullanıcıların metni görsel varlıklarla birleştirmesine olanak tanıyan tipik elektronik tablo oluşturma uygulamalarına daha yaratıcı bir yaklaşımdır. Canva’ya göre veriler HubSpot, Statista, Google Analytics ve daha fazlasından içe aktarılabilirken, şirketin yapay zeka destekli “Magic Insights” özelliği, dikkate değer kalıpları veya çıkarımları belirlemek için verileri otomatik olarak tarar. Ayrıca veriler, kullanıcıların ham sayıları infografiklere, raporlara ve animasyonlu görselleştirmelere dönüştürmesini kolaylaştırmayı amaçlayan “Magic Charts” kullanılarak çeşitli etkileşimli grafiklere dönüştürülebilir.

Canva Code , Gemini Code Assist veya Microsoft’a ait GitHub Copilot’a benzer bir üretken AI kodlama asistanıdır . Kullanıcılar, Canva’ya göre “kodlama veya harici araçlara gerek kalmadan” widget’lar, web siteleri ve diğer etkileşimli içerikler oluşturmak için ona bir metin istemi verebilirler.

Yapay zeka destekli alışveriş uygulaması insanları kandırdı mı?

0

Albert Saniger, şirketinin teknolojisi hakkında asılsız iddialarda bulunmakla suçlandı. Ayrıca “yapay zeka destekli” evrensel alışveriş uygulamasının aslında Filipinler’deki bir çağrı merkezindeki bir grup insan tarafından desteklendiği ortaya çıkınca başı derde girdi.

Yapay zeka destekli alışveriş uygulaması

ABD Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Nate’in 35 yaşındaki kurucusu ve eski CEO’su Saniger, bu hafta alışveriş uygulamasını finanse eden yatırımcıları dolandırmakla suçlandı.

Nate’in kurucusu, yazılımı, müşterilerin perakende web sitelerinde ödeme sürecini atlamalarına olanak tanıyarak e-ticaret deneyimini basitleştiren evrensel bir alışveriş sepeti uygulaması olarak pazarladı; Nate’in, ödeme sürecini otonom bir şekilde yönetmek için yapay zekayı kullandığı ve bunu alışveriş yapan kişi adına tek bir dokunuşla tamamladığı iddia edildi. Bu, örneğin bir alışverişçinin belirli bir e-ticaret sitesinde satın almak istediği bir çift ayakkabı bulması durumunda, Nate uygulamasını açıp “satın al”a tıklayarak bunu yapabileceği anlamına geliyordu.

Nate uygulaması, uygun bedeni seçmek, fatura ve gönderim bilgilerini girmek ve satın alma işlemini onaylamak için yapay zekayı kullanarak ödeme sürecinin geri kalanını halletmeyi amaçlıyordu. ABD Savcılığı, Saniger’in AI teknolojisini üçüncü bir taraftan edindiğini ve bunu geliştirmek için bir veri bilimcileri ekibi tuttuğunu ancak Nate’in AI’sının e-ticaret satın alımlarını tutarlı bir şekilde tamamlama yeteneğine asla ulaşamadığını söyledi. Teknoloji kurucusunun bunu yatırımcılardan gizlediği iddia ediliyor.

Nate, yapay zeka kullanmak yerine, kullanıcıların yapay zeka tarafından gerçekleştirildiğine inandıkları eylemleri taklit ederek işlemleri gizlice manuel olarak işlemek için insan çalışanlardan oluşan ekiplere güvendi. Saniger’in, Filipinler’deki bir çağrı merkezinde bulunan “yüzlerce” yükleniciyi Nate uygulaması üzerinden gerçekleşen satın alımları manuel olarak tamamlamak için kullandığı iddia ediliyor; ancak şirketin mühendislik ekibi, yoğun bir tatil döneminde bazı işlemleri otomatikleştirmek için botlar da geliştirdi.

ABD Federal Ticaret Komisyonu, 2023 yılında şirketlere yapay zeka kullanımına ilişkin iddialarına dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek, ürünleriyle ilgili yapay zeka yeteneklerini duyururken abartıdan ve aşırı vaatlerden kaçınmaları konusunda uyardı.