Google yapay zeka çalışanları için agresif davranıyor

Google’ın, rakiplerine katılmak yerine bir yıl boyunca hiçbir şey yapmamaları için bazı yapay zeka çalışanlarına para ödediği iddia ediliyor. Google yapay zeka çalışanları, OpenAI ve diğer büyük şirketler arasındaki kıyasıya rekabet ortamında en iyi yapay zeka yeteneklerini elde tutmak oldukça zor.

Google yapay zeka çalışanları için diğer şirketlere transferlerini istemiyor

Google’ın yapay zeka bölümü DeepMind, İngiltere’deki bazı yapay zeka çalışanları için bir yıla kadar rakip şirketler için çalışmalarını engelleyen “agresif” rekabet etmeme anlaşmaları kullanmaya başladı. Google yapay zeka çalışanları, bu süre zarfında, uzun bir PTO süresine denk gelen bir sürede ödeme alıyor. Ancak bu uygulama, araştırmacıların yapay zeka ilerlemesinin hızlı temposundan dışlanmış hissetmelerine neden olabilir. ABD’de FTC geçen yıl çoğu rekabet dışı anlaşmayı yasakladı ancak bu durum DeepMind’ın Londra merkez ofisi için geçerli değil.

Geçtiğimiz ay Microsoft’un Yapay Zeka Başkan Yardımcısı, X’te Google yapay zeka çalışanları olan DeepMind çalışanlarının rekabet etmeme maddelerinden kurtulma mücadelesi karşısında “çaresizlik içinde” kendisine ulaştıklarını anlatan bir yazı paylaştı. Yazıda şu ifadeler yer aldı:

Sevgili @GoogDeepMind kullanıcıları, Öncelikle yeni etkileyici modelleriniz için tebrikler. Her hafta biriniz bana umutsuzluk içinde ulaşıp ihbar sürelerinizden ve rekabet etmeme koşullarınızdan nasıl kurtulacağımı soruyor. Ayrıca yöneticinizin terfi almanın yolunun bu olduğunu açıklaması nedeniyle benden iş istiyorsunuz, ama konudan uzaklaşıyorum. Lütfen bana ulaşmayın. Bunun yerine birbirinize ulaşın. Bunun sorumlusu liderlerinizdir. Onlarla konuşun. @koraykv ve @douglas_eck ikisi de buna karşı olduklarını söylediler, bu yüzden belki de oradan başlayabilirsiniz. Her şeyden önce bu sözleşmeleri imzalamayın. Hiçbir Amerikan şirketinin, özellikle Avrupa’da, bu kadar gücü olmamalı. Bu, hiçbir sonu haklı çıkarmayan bir güç kötüye kullanımıdır.

Togg sözünü tuttu: 81 ilde 1000 DC şarj istasyonu

0

Togg’un şarj ağı markası Trugo, Türkiye genelinde yüksek hızlı şarj altyapısı hedefini tamamladı. Trugo, 81 ilde 1000’inci Yüksek Hızlı DC şarj cihazını İstanbul Eyüp’teki tarihi Pierre Loti Tepesi’nde devreye aldı. Şirket, bu son kurulumla birlikte 150 kW ve üzeri şarj kapasitesine sahip cihaz sayısında Türkiye genelinde lider konumuna ulaştı.

Trugo’nun kurduğu şarj ağı, Türkiye’nin dört bir yanında elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz ve yüksek performanslı hizmet sunuyor. 1000 adetlik DC cihaz kurulumunun tamamlanmasının ardından istasyonlardaki toplam soket sayısı 2000’i geçti. Şirket, bu altyapının yanı sıra AC şarj cihazlarına da yatırım yapıyor. Mevcut durumda 500’ün üzerinde AC soketle kullanıcılara alternatif şarj seçenekleri sunuluyor.

Trugo istasyonlarında yer alan ultra hızlı şarj cihazları, elektrikli araçların bataryalarını 30 dakikadan daha kısa sürede yüzde 20’den yüzde 80’e kadar doldurabiliyor. Tüm bu süreçte kullanılan enerji, sertifikalı %100 yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Bu özellik, Trugo’nun yalnızca erişim alanını değil, çevresel duyarlılığını da öne çıkaran bir unsur haline geldi.

Trugo’nun sunduğu dijital hizmetler de sistemin önemli bir parçası. Kullanıcılar, App Store ve Google Play üzerinden erişilebilen Trugo mobil uygulamasıyla Türkiye genelindeki tüm istasyonları harita üzerinden görüntüleyebiliyor.

Uygulama üzerinden en yakın istasyonu bulmak, şarj sürecini anlık olarak takip etmek, şarjın tamamlandığına dair bildirim almak, geçmiş işlemleri görüntülemek ve ödeme yapmak mümkün hale geliyor. Aynı zamanda kullanıcılar, istasyon ararken çevredeki eczane, AVM, restoran, kafe ve çocuk oyun alanı gibi lokasyonlara göre filtreleme yapabiliyor.

Trugo, 81 ilde 1000 yüksek hızlı DC cihaz hedefini tamamladıktan sonra, şarj istasyonlarının sayısını artırmaya ve elektrikli araç kullanıcılarına yönelik hizmetlerini çeşitlendirmeye devam ediyor. Bu gelişmeyle birlikte Türkiye’de elektrikli araç kullanımına dair altyapı erişimi önemli ölçüde genişledi.

Shopify yapay zeka kullanımını önceliklendiriyor

0

Shopify CEO’su Tobi Lütke, çalışanlara gönderdiği bir notta, ekiplerin daha fazla personel veya kaynak talep etmeden önce “yapay zeka kullanarak istediklerini neden yapamadıklarını” göstermeleri gerektiğini söyledi.

Shopify yapay zeka kullanımını yaygınlaştırmak istiyor

Lutke, X’te yayınladığı notta, “Otonom AI ajanları zaten ekibin bir parçası olsaydı bu alan nasıl görünürdü? Bu soru gerçekten eğlenceli tartışmalara ve projelere yol açabilir,” diyor. CNBC, notun geçen ayın sonlarında gönderildiğini söylüyor.

Daha geniş kapsamlı yazıda, “yansıtıcı AI kullanımının” şirkette “temel beklenti” olduğu anlatılıyor. Lütke, yazıda AI’nın “kariyerimde gördüğüm işin yapılış biçimindeki en hızlı değişim” olduğunu ve “AI’yı iyi kullanmanın, onu çok kullanarak dikkatlice öğrenilmesi gereken bir beceri” olduğunu söylüyor.

Lütke’ye göre AI’yı etkili bir şekilde kullanmak “artık Shopify’daki herkesin temel beklentisi”. AI kullanım soruları ayrıca “performans ve akran değerlendirme anketimize” eklenecek. Lütke: “Başarılı olmak için ihtiyacımız olan şey, zanaatımızı tüccarlarımızın yararına uygulama konusundaki toplam becerimiz ve hırsımızın yapay zeka ile çarpılmasıdır” diyor. Çevrimiçi perakendecilerin satışlarını yönetmelerine ve operasyonlarını yürütmelerine yardımcı olan web tabanlı yazılımlar satan şirketin, performans değerlendirmelerinde yapay zeka kullanımını dikkate alacağını sözlerine ekledi.

Yönerge, teknoloji şirketlerinin bu yıl AI geliştirmeye yatırım yapmak için toplu olarak yüzlerce milyar dolar ayırmasıyla birlikte geldi. Shopify, Sidekick adlı bir sohbet robotu ve “Shopify Magic” adını verdiği bir otomasyon araçları paketi de dahil olmak üzere tüccarları için AI araçları kullanıma sundu. Tıpkı yapay zekaya para yatırdıkları gibi, teknoloji şirketleri de para kaybettiren projeleri durdurarak veya işten çıkarmalar yoluyla diğer alanlardaki maliyetleri azaltmanın yollarını arıyorlar. Layoffs.fyi’ye göre 2024′te 549 teknoloji şirketinde yaklaşık 152.000 rol ortadan kaldırıldı.

Fintek şirketi Sipay 78 milyon dolar yatırım aldı!

Boston merkezli Elephant VC’nin liderlik ettiği yatırım turuna dünyanın önde gelen fintek’lerinden Revolut’un CEO’su Nik Storonsky’nin kurucusu olduğu QuantumLight VC katıldı.  Söz konusu değerleme tutarıyla Türkiye fintek sektöründeki en yüksek değerlemeye ulaşan Sipay, bu yatırımla global genişlemesini hızlandıracak.

Sipay, Haziran 2024’te global yatırım şirketi Anfa VC’nin liderlik ettiği ilk yatırım turunda 15 milyon dolar yatırım almıştı. Fintek sektörünün önde gelen isimlerinden yoğun ilgi gören yatırım turuna Citrus Pay ve Jupiter’den Jitendra Gupta, Pine Labs’ten Amrish Rau, CRED’den Kunal Shah, Khatabook’tan Ravish Naresh ve Pareto Holdings’ten Edward Lando’nun yanı sıra çok sayıda tecrübeli yatırımcı katılmıştı.

Cirosunu 5’e katladı

2019 yılında kurulan Sipay, işletmelerin ve bireylerin tüm finansal ihtiyaçlarına uygun ürün ve servisleri yenilikçi teknolojilerle hayata geçiriyor. Tüm ödeme alma türleri için tek noktadan çözüm sunan Sipay’in geniş müşteri yelpazesinde global kurumsal şirketlerin yanı sıra geleneksel bankalar, sanayi ve teknoloji şirketleri de bulunuyor. Sardis Awards 2024’te 2 ödüle birden layık görülen ve PSM Awards 2024’te 2 altın ödülün sahibi olan Sipay, son 2 yıldır Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye Programı’nda e-para ve ödeme kuruluşları arasında zirvede yer alıyor. Kârlı bir şekilde büyümesini sürdüren Sipay, cirosunu son 1 yılda 5’e katlarken, yıllık gelir beklentisi de 600 milyon doların üzerinde seyrediyor.

Türk fintek girişimlerine 5 yılda yapılan yatırım 400 milyon doları aştı

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ise şunları söyledi: “Dünyanın Bağlantı Noktası olan Türkiye, artık finansal teknolojiler alanında da Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri konumunda. Fintek sektörü ekonomik büyüme, istihdam oluşturma ve dijital finansal hizmetlerin erişilebilirliğini artırma konusunda önemli bir rol oynuyor. Genç ve dijital odaklı nüfusumuz, girişimcilik ruhumuz ve yenilikçi kapasitemiz ile Türk fintek sektörünü küresel bir cazibe merkezi haline getiriyor. Bugün Türkiye’de 901 fintek girişimi bulunuyor; bunların 731’i aktif olarak faaliyet gösteriyor. Son beş yılda, fintek girişimlerine 174 yatırım turunda toplam 411,1 milyon ABD doları yatırım yapıldı. Bu veriler, Türk fintek ekosisteminin küresel ölçekte rekabetçi gücünü net bir şekilde gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, uluslararası doğrudan yatırımların artırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Sipay’ın aldığı yatırım, hedeflerimize ulaşmak için azmimizi artırırken, Türkiye’nin potansiyeline olan inancı ve artan yatırımcı ilgisini gözler önüne seriyor. Türk fintek ekosisteminin küresel yükselişini ortaya koyan bu önemli başarıda emeği geçen herkesi içtenlikle tebrik ediyorum.”

Finansal çözümlerin herkes için erişilebilir olduğu bir dünya

Sipay Kurucu ve Global CEO’su Nezih Sipahioğlu
Sipay Kurucu ve Global CEO’su Nezih Sipahioğlu

Sipay Kurucu ve Global CEO’su Nezih Sipahioğlu, yeni yatırımın küresel ödeme ekosistemini yeniden tanımlama hedeflerine katkıda bulunacağının altını çizerek, şöyle konuştu: “Sipay olarak finansal çözümlerin herkes için erişilebilir olduğu bir dünya öngörüyoruz. Fintek inovasyonundaki öncü yaklaşımımızla tüm finansal çözümlere tek noktadan erişim sağlıyor, şirketlere ve bireylere tam anlamıyla finansal özgürlük sunuyoruz. Dikkat çekici büyümemizin altında yatan temel etken de bu. Bu yatırım turunda Türkiye fintek sektöründeki en yüksek değerlemeye ulaştık. Aldığımız yatırım Türkiye’deki başarımızı yurt dışına taşımamıza katkı sağlayacak. Gelişmekte olan pazarlarda yeni ortaklıklar ve ağlar kurmamıza imkân tanıyacak.”

Elephant VC Ortağı Peter Fallon da şu değerlendirmede bulundu: “Bugünün hızla evrilen dijital ekonomisi hızlı ve güvenli ödeme çözümlerini hiç olmadığı kadar kritik bir konuma getirdi. Sipay kapsayıcı, güvenli ve verimli çözümleriyle finans dünyasının yeniden şekillenmesinde hayati bir rol oynuyor. Sektörde küreselleşme hızlanırken, Sipay’in sınır ötesi ödeme çözümlerine odaklanması uluslararası büyüme ve ticaretin gelişimine yardımcı olacak. Sipay’in Türkiye’deki başarısını yeni pazarlara taşımasına destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Dünyanın en zengin şehirleri belli oldu!

0

Henley & Partners ve New World Wealth işbirliğiyle hazırlanan “Dünyanın En Zengin Şehirleri 2025 Raporu” bugün yayınlandı. Rapora göre, ABD listede yer alan ilk 50 şehir arasında 11 şehirle zirvedeki yerini koruyor.

New York, 818 centi-milyoner (100 milyon dolardan fazla serveti olanlar) ve 66 milyarder dahil olmak üzere toplam 384.500 yüksek net servete sahip bireyle listenin zirvesindeki konumunu güçlendirdi. New York’u, 342.400 milyoner ile San Francisco ve Silikon Vadisi’ni kapsayan Bay Area takip etti. Bay Area, 82 milyarder ile New York’u geride bıraktı. Teknoloji zenginliğinin küresel merkezi olarak öne çıktı. Son 10 yılda %98’lik etkileyici bir büyüme kaydetti.

Son 10 yılda milyoner nüfusunda en hızlı büyüme yaşanan şehirler sırasıyla Shenzhen (%142), Hangzhou (%108) ve Dubai (%102) oldu. Dubai, geçtiğimiz yıl 21. sıradan 18. sıraya yükselerek listede en büyük sıçramayı gerçekleştirdi. Emirlikte şu anda 81.200 milyoner, 237 centi-milyoner ve 20 milyarder yaşıyor.

Çin listede yükseliyor

Çin, “En Zengin 50 Şehir” listesindeki yükselişini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 5 şehir ile temsil edilen Çin, bu yıl Guangzhou’nun da eklenmesiyle 6 şehirle ABD’nin ardından ikinci sıraya yerleşti.

Çin, bu yıl Guangzhou'nun da eklenmesiyle 6 şehirle ABD'nin ardından ikinci sıraya yerleşti.

Londra ise sıralamadaki düşüşünü sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 5. sıraya gerileyen Londra, bu yıl 215.700 milyonerle 6. sırada yer alıyor. Son 10 yılda %10’u aşan bir düşüş yaşayan Londra ile birlikte Moskova da geçtiğimiz 10 yılda %25’lik düşüşle 40. sıraya kadar geriledi.

Tokyo 292.300 milyonerle 3. sıradaki yerini korurken, Singapur 242.400 milyonerle 4. sırada yer alıyor. Los Angeles ise 220.600 milyonerle Londra’yı geçerek 5. sıraya yükseldi.

Henley & Partners CEO’su Dr. Juerg Steffen, “Yatırım özgürlüğü ile yaşam kalitesi sunabilen şehirler, mobil sermaye yarışında öne geçiyor” değerlendirmesinde bulundu. İlk 10’daki 7 şehir, yatırım yoluyla oturum programları sunan ülkelerde bulunuyor.

Ortalama servetin 20 milyon dolar seviyesini aştığı Monako, kişi başına servet bazında dünyanın en zengin şehri ve aynı zamanda en pahalı şehri konumunda. Monako’da lüks dairelerin metrekare fiyatı 38.800 dolara ulaşıyor.

Türkiye Dünyanın en zengin şehirleri listesinde nerede?

Türkiye’ye ilişkin veriler de raporda yer aldı. 2024 sonu itibarıyla Türkiye’de toplam 40.200 milyoner, 131 centi-milyoner ve 16 milyarder bulunuyor. İstanbul, bu servetin merkezinde yer alarak 15.000 milyoner, 58 centi-milyoner ve 10 milyardere ev sahipliği yapıyor. Türkiye’deki toplam likit servet yaklaşık 945 milyar dolar seviyesinde.

Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel, “İstanbul ve Bodrum, küresel servet haritasında her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Türkiye, uluslararası yatırımcılar için artık sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda güçlü bir alternatif yaşam ve varlık merkezi” açıklamasında bulundu.

Dünyanın en zengin şehirleri 2025 raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Sağlık ekosistemi için yeni inovasyon merkezi!

Merkez, start-up’lar, akademik kurumlar ve klinik iş ortaklarıyla iş birliği yaparak sağlık teknolojilerinde yenilikçi çözümler geliştirecek. Innovation Center İstanbul, Almanya, Çin ve Hindistan’daki merkezleriyle sinerji içinde çalışacak. Siemens Healthineers Türkiye’nin genel merkezinde gerçekleşen Innovation Center Istanbul açılışına Siemens Healthineers global CEO’su Bernd Montag, Teknoloji ve İnovasyon ve Teknoloji Başkanı Amira Romani, Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Enis Sonemel ile İnovasyon Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin katıldı. Açılış töreninde Montag, şirketin Türkiye’deki stratejik vizyonunu ve inovasyona olan bağlılığını vurguladı.

Türkiye sağlıkta inovasyon yaratacak büyük potansiyele sahip

Bernd Montag yaptığı konuşmada, “Türkiye, dinamik girişimcilik ruhu, güçlü sağlık profesyonelleri ve donanımlı akademik altyapısı ile sağlıkta inovasyon yaratacak büyük potansiyele sahip. Siemens Healthineers olarak, Innovation Center Istanbul ile bu potansiyeli global ölçekte değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Açık inovasyon yaklaşımımız sayesinde, sağlık alanında yenilikçi çözümler üretmek ve bunları dünya çapında ölçeklendirmek için güçlü ortaklıklar kuracağız” dedi.

İnovasyon merkezinin Türkiye’nin sağlık teknolojilerine olan yoğun talebini karşılamak ve yerel start-up ekosistemiyle güçlü iş birlikleri kurmak amacıyla tasarlandığını aktaran Siemens Healthineers Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Enis Sonemel ise, “Uzun yıllardır ülkemizin tıbbi teknoloji alanındaki ekosistemini ve gücünü ileriye taşıma hedefiyle, sağlık profesyonelleri, girişimciler, üniversiteler ve araştırma merkezleriyle hali hazırda hayata geçirdiğimiz iş birliklerimizi inovasyon merkezimizle bir adım öteye taşıyoruz. Siemens Healthineers Türkiye olarak, global stratejik hedeflerimizle uyumlu şekilde, girişimlerle daha yakın iş birlikleri yapacağız. Bu kapsamda, demo günleri, start-up yarışmaları, girişimcilere özel mentorluk oturumlarının yanında eğitim modülleri ve medikal teknolojilerde kapasite oluşturmayı destekleyeceğiz” diye konuştu.

Global inovasyon ağının dördüncü ayağı

Innovation Center Istanbul, Siemens Healthineers’ın tıbbi teknoloji alanındaki açık inovasyon konsepti doğrultusunda sağlık girişimcileri, akademik kurumlar ve klinik ortaklarla iş birliğini teşvik eden bir platform olarak konumlandırılıyor. Merkez, özellikle dijital sağlık çözümleri, yapay zeka, hassas ve kişiselleştirilmiş sağlık teknolojileri alanlarına odaklanarak, Türkiye’deki sağlık inovasyonuna katkı sağlamayı hedefliyor.

Merkezin açılışıyla ilgili konuşan Siemens Healthineers İnovasyon ve Strateji Ekosistemi Başkan Yardımcısı Amira Romani görüşlerini şöyle ifade etti: “Açık inovasyon yaklaşımımız yerel ve global ölçekte güçlü bir ekosistem yaratmak ve bu ekosistemdeki bağlantıları güçlendirmek üzerine kurulu. Innovation Center İstanbul’un, Erlangen, Şanghay ve Bengaluru’daki mevcut inovasyon merkezlerimiz arasına eklenmesi, inovasyonu daha geniş kitlelere ulaştırmak adına önemli bir adım oldu.”

Siemens Healthineers’ın global inovasyon ağı olan SHIFT platformunun bir parçası olarak tasarlanan Innovation Center Istanbul, şirketin Almanya, Çin ve Hindistan’daki inovasyon merkezleriyle sinerji içinde çalışacak. Yerel start-up ekosistemi ile aktif iş birlikleri geliştiren merkez, Siemens Healthineers’ın stratejik önceliklerine uygun projeler üzerinde çalışacak. Merkez, Türkiye’de sağlık sektörüne yönelik araştırma ve geliştirme teşviklerinden faydalanarak, yerelleştirilmiş üretim ve inovasyon konusunda da güçlü bir yapı sunacak.

Innovation Center Istanbul’un açılışı, Siemens Healthineers’ın Türkiye’deki sağlık teknolojileri alanındaki büyüme stratejisinin önemli bir adımı olarak öne çıkıyor. Yeni merkez, sadece yerel inovasyonu teşvik etmekle kalmayacak, aynı zamanda küresel sağlık çözümlerinin gelişimine katkı sağlayarak sağlık sektöründe dönüşümü hızlandıracak.

PhilosopherKing, 212 ve 468 Capital liderliğinde 3 milyon dolar yatırım aldı

0

Yapay zekâ destekli interaktif hikâye anlatım teknolojisi geliştiren ABD ve Avrupa merkezli girişim PhilosopherKing, 212 ve 468 Capital’in eş liderliğinde gerçekleşen yatırım turunda 3 milyon dolarlık yatırım aldı. Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu olan 212, bu yatırımla birlikte oyun teknolojileri alanında bir adım daha attı. PhilosopherKing, aldığı yatırımı teknoloji geliştirme, ekip büyütme ve oyun başta olmak üzere farklı alanlara açılma süreçlerinde kullanıyor.

PhilosopherKing, oyuncuların kararlarına göre şekillenen dinamik hikâyeler, görevler ve karakter etkileşimleri sunan yapay zekâ destekli bir platform geliştiriyor. Geliştirilen teknoloji, her oyun deneyimini benzersiz kılacak biçimde çalışıyor. Platform, yalnızca oyun alanında değil, aynı zamanda eğitim, işe alım ve kurumsal öğrenme gibi sektörlerde de kullanılabilecek bir yapı sunuyor.

PhilosopherKing’in geliştirdiği sistem, oyunculara önceden belirlenmiş senaryolardan seçim yapma imkânı sunan geleneksel yapıya kıyasla, gerçek zamanlı olarak değişen ve gelişen anlatılar oluşturuyor. Bu yapı, kullanıcıların kararlarına göre ilerleyen, tekil ve kişiselleştirilmiş deneyimler yaratıyor. Yapay zekâ ile senaryo oluşturma ve hikâye işleme süreçlerini birleştiren platform, mevcut oyun anlatımı biçimlerine alternatif sunuyor.

2011 yılından bu yana teknoloji girişimlerine yatırım yapan ve girişimcilik ekosistemine yön veren 212, bugüne kadar birçok küresel teknoloji firmasına destek verdi. 212 Kurucu Ortağı Ali Karabey, PhilosopherKing’in sunduğu teknolojinin, klasik seçim tabanlı oyun yapılarının ötesine geçtiğini ve yalnızca oyun endüstrisinde değil, eğitim gibi sektörlerde de kullanılabilirliğinin yüksek olduğunu belirtti.

Şirketin kurucularından Sadok Kohen ise PhilosopherKing adının, düşünce liderliği ve dönüştürücü vizyon fikrinden yola çıkarak seçildiğini açıkladı. Kohen, platformun sadece oyun değil, oyuncunun kendisi için de dönüştürücü bir deneyim sunduğunu belirtti. Oyunculara gerçek zamanlı kararlarının sonuçlarını deneyimleme imkânı veren sistemin, hikâye anlatımında çığır açtığını ifade etti.

Alınan 3 milyon dolarlık yatırım, şirketin teknolojik altyapısını geliştirmesi, kadrosunu genişletmesi ve farklı sektörlere yönelik çözümler üretmesi için kullanılacak. PhilosopherKing, yapay zekâ destekli interaktif anlatım teknolojisiyle oyun dünyasında ve ötesinde yeni nesil kullanıcı deneyimleri tasarlamaya devam ediyor.

ChatGPT ile Paylaşmamanız Gereken 5 Tehlikeli Bilgi!

Teknoloji artık hayatımızın merkezinde. Özellikle yapay zeka uygulamaları günlük işlerimizi kolaylaştırıyor. Ancak bu rahatlık, bazı büyük tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Kullanıcılar farkında olmadan çok önemli verileri internete saçıyor.

AgileBlue tarafından yayımlanan dikkat çekici bir rapor, ChatGPT gibi yapay zeka sohbet botlarına verilen bilgilerin ciddi riskler barındırdığını ortaya koydu. Uzmanlar, kullanıcıların yaptığı bazı yaygın hatalara karşı uyarıyor. Bu hatalar sadece veri güvenliğini değil, kişisel hayatı da tehdit ediyor.

İşte ChatGPT ile asla paylaşmamanız gereken 5 hassas bilgi:

1. Kişisel Kimlik Bilgileri

Ad, soyad, adres, telefon numarası, kimlik numarası gibi veriler kesinlikle paylaşılmamalı. Bu bilgiler, dolandırıcıların hedef listesine girmenize neden olabilir. Yapay zeka uygulamaları, bu bilgileri kalıcı olarak saklamasa da, üçüncü kişiler tarafından takip edilebilir. Dijital ayak iziniz büyüdükçe risk de artar.

2. Finansal Veriler

Kredi kartı numarası, IBAN bilgisi, şifreler veya banka hesap hareketleri… Bunlar kesinlikle gizli kalmalı. ChatGPT, bu tür bilgileri işleyebilecek şekilde programlanmadı. Ancak kötü niyetli kişiler bu açıklıkları kullanabilir. Birçok kullanıcı, farkında olmadan finansal bilgilerini ifşa ediyor.

3. İşe Özel Gizli Belgeler

Şirket içi stratejiler, müşteri bilgileri, finansal tablolar veya projeler asla paylaşılmamalı. Bazı çalışanlar, iş yükünü azaltmak için yapay zekadan yardım alıyor. Ancak bu alışkanlık, şirket sırlarının dışarı sızmasına neden olabilir. Bu durum, hem kişisel kariyerinizi hem de şirketinizi zor durumda bırakır.

4. Sağlık Verileri

Tıbbi geçmişiniz, raporlarınız, ilaç kullanım detayları veya hastalık öykünüz… Bu bilgiler de çok özel. Paylaşıldığında, sigorta şirketleri ve diğer kurumlar bu verileri kötüye kullanabilir. Yapay zeka her zaman güvenli bir ortam sunmaz. Bilgilerinizin üçüncü taraflara ulaşması uzun sürmez.

5. Şifreler ve Giriş Bilgileri

E-posta, sosyal medya, iş ağı hesapları… Bu alanlara ait kullanıcı adları ve şifreler hiçbir şekilde yazılmamalı. Yapay zeka uygulamaları bu bilgileri “unutsa” bile, bu veriler sistem geçmişinde geçici de olsa iz bırakabilir. Bu da büyük bir güvenlik açığına yol açar.

Yapay Zeka Konforlu Ama Dikkatli Olunmalı

AgileBlue güvenlik uzmanları, “ChatGPT gibi araçlar mükemmel yardımcılar olabilir. Ama güvenlik ihlallerine açık hale gelebilirsiniz,” diyor. Kullanıcıların, sadece bilgi istemekle kalmaları, ancak bilgi vermemeleri öneriliyor.

Yapay zeka ile çalışanların özellikle dikkatli olması gerekiyor. Şirketlerin, çalışanlara eğitim vermesi hayati önem taşıyor. Siber güvenlik uzmanları, “Bu tarz bilgiler sızdığında geri dönüşü yok,” diye uyarıyor.

Yapay zekaya güvenin. Ama sınırsız bilgi paylaşımı yapmayın. Unutmayın, veri sizin kontrolünüzdeyken güvendedir.

Apple iPhone’ları artık Hindistan’dan alabilir

0

Apple, ABD’nin Çin’den ithal edilen ürünlere uyguladığı yeni gümrük vergileri karşısında ani bir strateji değişikliğine gitti. Şirket, bu yüksek maliyetli vergilerden kaçmak için Hindistan’dan iPhone ithalatını ciddi şekilde artırmayı planlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Çin’den gelen ürünlere yüzde 54’e varan ek gümrük vergileri getirdi. Bu durum, Apple’ın Çin merkezli üretim zincirini tehdit eder hale geldi. Şirket, bu krizi aşmak için Hindistan’daki üretim tesislerinden faydalanmaya hazırlanıyor.

Apple, Hindistan’da bu yıl yaklaşık 25 milyon iPhone üretmeyi hedefliyor. Eğer bu cihazlar ABD’ye ithal edilirse, şirket ülke içindeki talebin yarısını karşılayabilecek. Bu hamle, Apple’ın Çin’e olan bağımlılığını azaltma planlarının bir parçası.

Hindistan’dan ithalat halen yüzde 26’lık bir vergiye tabi. Ancak bu oran, Çin’e kıyasla daha düşük olduğu için Apple’a maliyet avantajı sağlıyor. Örneğin, iPhone 16 Pro modelinin ithalat maliyeti 550 dolardan 850 dolara çıkabilir. Bu artış, ya satış fiyatına yansıyacak ya da şirketin kâr marjı azalacak.

Apple’ın uzun vadeli planı ise üretimi yalnızca Hindistan’a kaydırmakla sınırlı değil. Vietnam gibi diğer ülkeler de şirketin radarında. Apple, tedarik zincirini daha esnek ve politik gelişmelere karşı daha dirençli hale getirmek istiyor.

Ancak bu tür büyük değişimler kısa sürede gerçekleşmiyor. Bu nedenle, kısa vadeli çözüm olarak Hindistan’dan yapılan iPhone ithalatının artırılması en hızlı seçenek gibi duruyor. Şirket, ABD’deki kullanıcıların yeni modellere erişimini sürdürmek için bu geçici yolu benimsiyor.

Apple, ticaret savaşlarının etkilerinden sıyrılmak için stratejik ve hızlı adımlar atıyor. Hem maliyet kontrolü hem de rekabetçi fiyatlar açısından bu tür değişimler kritik önem taşıyor. Hindistan, bu süreçte Apple için daha da önemli bir üretim üssü haline geliyor.

Kimpur, Turquality Marka Destek Programı’na alındı

0

Türkiye’nin yüzde yüz yerli poliüretan sistem evi Kimpur, globalleşme yolculuğunda önemli bir adım daha atarak Turquality Marka Destek Programı’na dahil oldu. 5 kıtada 55’ten fazla ülkeye ihracat yaparak sektöründe ihracat rekortmeni olan şirket, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırma yönünde önemli bir destek elde etmiş oldu.

19 Kasım’da onaylanan ön başvurunun ardından, 9-10 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilen detaylı denetim süreci başarıyla tamamlandı ve Kimpur bu prestijli destek programına kabul edildi. Bu program, yalnızca Kimpur’un küresel pazarlarda büyümesini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda şirketin kurumsal yapısının, stratejisinin ve operasyonel mükemmeliyetinin uluslararası standartlara uygunluğunu tescilleyerek ne kadar güçlü ve kurumsal bir marka olduğunu da ortaya koyuyor.

Turquality ile Küresel Hedeflere Güçlü Adımlar

TURQUALITY® Programı kapsamında gerçekleştirilen detaylı denetim sürecinde, marka yönetimi, finansal performans, yeni ürün tasarımı ve inovasyon, pazarlama ve satış, tedarik zinciri yönetimi, insan kaynakları, kurumsal yönetişim ve dijitalleşme gibi birçok alanda Kimpur’un performansı başarılı bulundu.

Bu destekle birlikte Kimpur, 2025 yılı için toplam 190.775.302 TL teşvik tutarından faydalanmaya hak kazandı. Şirket, ürün geliştirme, sürdürülebilirlik, dijital pazarlama ve dijital dönüşüm gibi stratejik alanlara yaptığı yatırımları artırarak hedef pazarlarında rekabet avantajını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Bu doğrultuda, sürdürülebilir finans yönetimi, marka bilinirliğini artırma, operasyonel mükemmeliyet ve kurumsal gelişimi destekleme stratejileri çerçevesinde beş yıllık planlarını oluşturdu ve belirlenen hedefleri çalışanlarının performans yönetim sistemine entegre etti.

Kimpur CEO’su Cavidan Karaca, TURQUALITY® Marka Destek Programına dahil olmanın şirketin global hedeflerine ulaşması açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kimpur olarak, Turquality Marka Destek Programı’na dahil olmanın gururunu yaşıyoruz. Denetim sürecini başarıyla tamamlamış olmamız, uluslararası standartlarda bir marka olduğumuzu ortaya koymaktadır.

Bu program sayesinde, poliüretan sistemlerinde inovatif ürünler ve sıra dışı çözümler sunarak küresel ölçekte takip edilen bir firma olma vizyonumuza bir adım daha yaklaşıyoruz. Turquality desteğiyle global marka olma sürecimizi hızlandırarak sürdürülebilir büyümemizi daha da güçlendireceğiz. Yenilikçi ve çevre dostu çözümlerimizle uluslararası pazarlardaki konumumuzu pekiştirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.”  

Türkiye’deki kamyonlara özel navigasyon haritaları geldi!       

Yapay zeka destekli navigasyon hizmeti Yandex Maps, Türkiye’de kamyonlara özel navigasyon ile rota belirleme özelliği sunarak sürücülerin yolculuklarını araç kısıtlamalarına göre planlamalarını kolaylaştırıyor. Bu yeni özellik, toplam ağırlık, aks yükü, taşıma kapasitesi, araç boyutları, römork ve emisyon sınıfı gibi çok sayıda parametreyi dikkate alıyor. Bu özellik rota güvenliğini artırıyor, trafik cezası riskini en aza indiriyor ve yerel yol düzenlemelerine uyumun sağlanmasına yardımcı oluyor.

Yandex Maps rotaları kamyonlara göre ayarlıyor

Rotalar, kamyonların mevcut özelliklerine göre kullanamayacakları yollardan kaçınacak şekilde hesaplanıyor. Örneğin yol üzerinde alçak köprü veya üst geçit gibi olası bir engel varsa, bu engel önceden rotada açıkça işaretlenerek sürücülerin buna göre hazırlanmasına yardımcı oluyor.

Kamyon navigasyonunu yapılandırmak için, bir sürücünün Yandex Maps’de herhangi bir rota oluşturması ve ilgili ayarı açması yeterli. Burada 3,5 tona kadar, 3,5 ila 12 ton veya 12 ton üzeri gibi önceden tanımlanmış kamyon kategorilerinden birini seçebiliyorlar. Sistem standart parametreleri otomatik olarak dolduruyor ve sonrasında kullanıcı belirli araca ve yüke uyacak şekilde ince ayar yapabiliyor. Daha fazla kolaylık için ayarlar birden fazla kamyona uygun olacak şekilde kaydedilebiliyor. Böylece gelecekteki yolculuklar için bunları yeniden girmeye gerek kalmıyor.

Sokak Görünümü ile yolların ön izlemesi yapılabiliyor

İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya gibi büyük şehirler de dahil olmak üzere Türkiye genelinde 10’dan fazla büyükşehir belediyesinde hem şehiriçi hem de önemli şehirler arası güzergahlar dahil olmak üzere kamyon yönlendirmesi mevcut. Sürücüler ayrıca yola çıkmadan önce yol kalitesini ve diğer koşulları değerlendirmek için Sokak Görünümü ile yolların ön izlemesini yapabiliyor; ayrıca Yandex Maps, Şubat ayı başında Türkiye’nin büyük metropollerinde sanal tur sunabilen güncellenmiş Sokak Görünümü görüntülerini duyurmuştu.

Kamyon yönlendirme özelliği hem Android hem de iOS’ta Yandex Maps ve Yandex Navi’de mevcut. Bu özelliğe erişmek için kullanıcıların uygulamayı en son sürüme güncellemeleri gerekiyor.

WalkCar mobilite alanında devrim yapacak

Cocoa Motors’un yeni WalkCar’ını ilk duyduğumuzdan bu yana 10 yıl geçti. Bu araç daha çok bir Segway gibi kullanılıyordu ve bir dizüstü bilgisayardan çok daha büyük değildi. Şimdi ise yeni ve geliştirilmiş bir halefi var. WalkCar mobilite çözümleri sunuyor. WalkCar’ın orijinal versiyonu dört küçük tekerleğe, alüminyum bir gövdeye sahipti ve kullanılmadığında birlikte verilen çantada taşınmak üzere tasarlanmıştı.

WalkCar mobilite tarafında güçlü iyileştirmeler sağlıyor

Direksiyon, ağırlığınızı kaydırarak sağlanırken, hızlanma ve frenleme, üzerine bastığınızda veya indiğinizde otomatik olarak gerçekleşti. En yüksek hızı 10 km/sa (6,2 mil/sa) idi ve dahili bataryasının USB üzerinden şarj olması üç saat sürdü ve 12 km (7,5 mil) menzil sağladı.

WalkCar’ın oldukça cılız görünmesine rağmen, tekerlekli sandalyedeki bir kişiyi yokuş yukarı itebilecek kadar güçlü olduğu ve 120 kg’a (265 lb) kadar yükleri kaldırabildiği söyleniyordu. WalkCar mobilite teknolojisi ile 2025’e hızlıca ilerleyelim, orijinal WalkCar üretime geçmekle kalmadı, aynı zamanda karbon fiber gövdeli WalkCar 2 Pro modelinin de piyasaya sunulacağı duyuruldu. 2.9 kg ağırlığında, 15 km/sa azami hıza ve 60 dakikalık şarjla 8 km pil menziline sahip. Bu model 1.499 ABD dolarına mal olacak. Daha kısa menzilli bir temel model WalkCar 2 de 1.299 ABD doları karşılığında mevcut.

Aşağıdaki video ile WalkCar mobilite hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Edge Computing Altyapısı: Geleceğin Teknolojisi ve İşletmeler İçin Önemi

Edge Computing altyapısı, günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında veri işleme ve depolama süreçlerini dönüştüren yenilikçi bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Nesnelerin İnterneti (IoT), 5G ağları ve yapay zeka (AI) gibi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, veri işleme ihtiyaçları da katlanarak artıyor. Geleneksel bulut bilişim modelleri, bu devasa veri akışını yönetmekte zorlanırken, Edge Computing altyapısı devreye girerek verimliliği artırıyor ve işletmelere rekabet avantajı sağlıyor. Bu makalede, Edge Computing altyapısının ne olduğunu, nasıl çalıştığını, avantajlarını ve sektörlerdeki uygulamalarını SEO odaklı bir şekilde ele alacağız.

Edge Computing Altyapısı Nedir?

Edge Computing, verilerin üretildiği kaynağa yakın bir yerde işlenmesini ve depolanmasını sağlayan dağıtık bir bilişim mimarisidir. Geleneksel bulut bilişimde, veriler genellikle merkezi bir veri merkezine gönderilir ve orada işlenir. Ancak bu süreç, yüksek gecikme süreleri, bant genişliği maliyetleri ve güvenlik riskleri gibi sorunlara yol açabilir. Edge Computing altyapısı ise verileri kaynağa yakın bir yerde, yani “uçta” (edge) işleyerek bu sorunları ortadan kaldırır.

Bu altyapı, uç cihazlar (edge devices), uç düğümler (edge nodes) ve merkezi bulut sistemleri arasında bir köprü görevi görür. Uç cihazlar, IoT sensörleri, akıllı telefonlar, güvenlik kameraları veya otonom araçlar gibi veri üreten cihazlar olabilir. Uç düğümler ise bu cihazlara yakın konumda bulunan yerel sunucular veya ağ geçitleri olarak tanımlanır. Bu yapı, verilerin buluta gönderilmeden önce yerel olarak işlenmesini sağlayarak hem hız hem de verimlilik sunar.

Edge Computing Altyapısının Temel Bileşenleri

  1. Uç Cihazlar (Edge Devices): Veri üreten cihazlardır. Örneğin, bir fabrikadaki sensörler, bir akıllı şehirdeki trafik kameraları veya bir hastanedeki tıbbi cihazlar.
  2. Uç Düğümler (Edge Nodes): Yerel veri işleme ve depolama görevini üstlenen cihazlardır. Bu düğümler, ağ geçitleri, mikro veri merkezleri veya özel sunucular olabilir.
  3. Merkezi Bulut veya Veri Merkezi: Daha karmaşık analizler ve uzun vadeli depolama için kullanılan merkezi sistemlerdir. Edge Computing, yalnızca gerekli verileri buluta gönderir, böylece bant genişliği kullanımı optimize edilir.

Edge Computing Altyapısının Avantajları

Edge Computing altyapısı, işletmelere ve bireylere birçok fayda sağlar. İşte bu teknolojinin en önemli avantajları:

1. Düşük Gecikme Süresi (Low Latency)

Edge Computing, verilerin kaynağa yakın bir yerde işlenmesini sağlayarak gecikme sürelerini minimuma indirir. Otonom araçlar, artırılmış gerçeklik gibi düşük gecikme gerektiren uygulamalarda büyük bir avantaj sağlar.

2. Bant Genişliği Tasarrufu

Verilerin tamamını buluta göndermek yerine, yalnızca gerekli verilerin iletilmesi bant genişliği kullanımını azaltır. Bu, özellikle büyük veri hacimleriyle çalışan işletmeler için maliyet tasarrufu anlamına gelir.

3. Güvenlik ve Gizlilik

Edge Computing, hassas verilerin yerel olarak işlenmesini sağlayarak veri güvenliğini artırır. Örneğin, sağlık sektöründe hasta verileri buluta gönderilmeden yerel bir sunucuda işlenebilir. Böylece veri ihlali riski azalır.

4. Gerçek Zamanlı Veri İşleme

Edge Computing altyapısı, verilerin anında analiz edilmesini ve hızlı kararlar alınmasını mümkün kılar. Bu, özellikle endüstriyel otomasyon, akıllı şehirler ve perakende gibi alanlarda kritik bir öneme sahiptir.

5. Kesintisiz Çalışma

Ağ bağlantısı kesilse bile, Edge Computing altyapısı yerel olarak çalışmaya devam edebilir. Bu, özellikle uzak konumlarda veya güvenilir internet erişiminin sınırlı olduğu alanlarda büyük bir avantajdır.

Edge Computing Altyapısının Sektörlerdeki Uygulamaları

Edge Computing altyapısı, birçok sektörde devrim yaratıyor.

Edge Computing altyapısı, birçok sektörde devrim yaratıyor. İşte bu teknolojinin en yaygın kullanıldığı alanlar:

1. Akıllı Şehirler

Akıllı şehir projelerinde, trafik yönetimi, enerji tüketimi ve güvenlik sistemleri gibi alanlarda Edge Computing altyapısı kullanılıyor. Örneğin, trafik kameraları anlık verileri analiz ederek trafik akışını optimize edebilir.

2. Sağlık Sektörü

Hastanelerde, Edge Computing altyapısı sayesinde hasta izleme cihazları ve tıbbi sensörler gerçek zamanlı veri analizi yapabilir. Bu, acil durumlarda hızlı müdahale imkanı sağlar ve hasta bakımını iyileştirir.

3. Endüstri 4.0 ve Üretim

Fabrikalarda, Edge Computing sensörlerden gelen verileri anında analiz ederek üretim süreçlerini optimize eder. Bu, arıza tespiti, bakım planlaması ve verimlilik artışı gibi konularda büyük fayda sağlar.

4. Perakende

Perakende sektöründe, Edge Computing altyapısı güvenlik kameralarını ve envanter yönetim sistemlerini destekler. Örneğin, bir mağazada kameralar anlık olarak müşteri hareketlerini analiz edebilir. Yalnızca önemli verileri buluta gönderebilir.

5. Otonom Araçlar

Otonom araçlar, çevreden topladıkları verileri anında işlemek zorundadır. Edge Computing, bu araçların gerçek zamanlı kararlar almasını sağlayarak güvenliği ve performansı artırır.

Edge Computing Altyapısının Zorlukları

Edge Computing altyapısı birçok avantaja sahip olsa da, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor:

  • Güvenlik Riskleri: Dağıtık bir yapıya sahip olduğu için siber saldırılara karşı daha fazla dikkat gerektirir.
  • Yönetim Karmaşıklığı: Çok sayıda uç cihaz ve düğümün yönetimi, teknik uzmanlık gerektirebilir.
  • Maliyet: İlk kurulum maliyetleri, özellikle küçük ölçekli işletmeler için yüksek olabilir.

Edge Computing ve 5G: Mükemmel Bir İkili

5G teknolojisinin yaygınlaşması, Edge Computing altyapısının potansiyelini daha da artırıyor. 5G, yüksek hız ve düşük gecikme süreleriyle Edge Computing’in gerçek zamanlı uygulamalarını destekliyor. Örneğin, 5G destekli Edge Computing altyapısı, akıllı şehirlerde otonom araçların birbirleriyle iletişim kurmasını ve trafik akışını optimize etmesini sağlayabilir.

Edge Computing altyapısı, önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşacak. Gartner’a göre, 2025 yılına kadar kurumsal verilerin %75’i merkezi veri merkezlerinin dışında, yani uçta üretilecek ve işlenecek. Bu, Edge Computing’in işletmeler için bir seçenek olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline geleceğini gösteriyor. Ayrıca, yapay zeka ve makine öğrenimi ile entegre edilen Edge Computing altyapıları, daha akıllı ve otonom sistemlerin geliştirilmesine olanak tanıyacak.

Edge Computing Altyapısı İşletmenize Nasıl Değer Katar?

Edge Computing altyapısı, veri işleme süreçlerini hızlandırarak, maliyetleri düşürerek ve güvenliği artırarak işletmelere büyük bir değer katıyor. Düşük gecikme süreleri, gerçek zamanlı veri analizi ve bant genişliği tasarrufu gibi avantajlara sahip. Bu teknoloji özellikle IoT, 5G ve yapay zeka odaklı projelerde vazgeçilmez bir rol oynuyor. İşletmenizin dijital dönüşüm yolculuğunda Edge Computing altyapısını değerlendirmek, rekabet avantajı elde etmenize yardımcı olabilir.

Copilot Vision görsel arama yapıyor

Microsoft Copilot Vision, telefon kameranızı etkileşimli bir görsel arama aracına dönüştürüyor. Microsoft, geçen yılın sonlarında web için Copilot Vision adlı yeni bir AI özelliğini tanıttı ve şimdi mobil cihazlarda kullanıma sunuluyor. Bu özellik, gerçek dünyada etkileşimli deneyimler oluşturmak için telefonunuzun kamerasıyla entegre olur ve cihazınızda depolanan gerçek zamanlı video ve fotoğrafları analiz etmesine olanak tanıyor.

Copilot Vision görsel arama özelliği

Mobil cihazlarda Copilot Vision, AI asistanının çeşitli içerikleri “görmesini” ve yorumlamasını sağlayarak işlevselliği artırır. İster alışveriş yapın, ister okuyun veya araştırma yapın, Copilot ek bilgiler sağlayabilir ve görevleri daha verimli bir şekilde yürütmenize yardımcı olabilir.

Copilot Vision’ı mobilde kullanmak için Copilot uygulamasını açmanız, kameranıza erişmeniz ve etrafınızdaki dünyayı izlemeniz yeterlidir. Copilot önünüzdeki nesneler hakkında bağlam ve açıklamalar sunacaktır. Microsoft, bitkilerin sağlığını değerlendirmek veya dekorasyon ipuçları sunmak gibi çeşitli kullanım örnekleri sağlamıştır.

Copilot Vision şu anda Copilot uygulamasının Ses modundan erişilebiliyor ve ABD’deki Copilot Pro abonelerinin kullanımına sunulmuş durumda; gelecekte daha fazla kullanıcıya genişletilmesi planlanıyor. Bu özellik, Microsoft’un cihazlar arasında daha entegre bir AI asistan deneyimi yaratma konusundaki daha geniş vizyonunun bir parçasıdır. Microsoft’a göre, bu geliştirmeler Copilot’u günlük yaşamın daha kişiselleştirilmiş, etkileşimli ve sezgisel bir parçası haline getiriyor.

7 Şubat 2023’te Microsoft, Bing’in önemli bir revizyonunun parçası olarak “Bing Chat”i başlattı. Bu chatbot özelliği Microsoft tarafından geliştirildi ve hem Bing’e hem de Edge tarayıcısına entegre edildi. Esasen, OpenAI’nin teknolojisiyle desteklenen Cortana chatbot’unun bir evrimini temsil ediyordu. O yılın Mart ayında Microsoft, Microsoft 365 uygulamaları ve hizmetleri için tasarlanmış Microsoft 365 Copilot’u tanıttı. Pazarlamasının temel odağı, Microsoft 365’e eklenen bir özellik olarak iş üretkenliğini artırmaktı. Bu sürüm, büyük dil modellerinin yeteneklerini Microsoft Graph ve Microsoft 365 uygulamalarından gelen verilerle birleştirerek “kelimelerinizi gezegendeki en güçlü üretkenliMart 2024’te Microsoft, GPT-4 Turbo desteği ekleyerek ilk önemli yükseltmesini uyguladı. Ardından, Eylül 2024’te şirket, OpenAI’nin GPT-4o modelinin benimsenmesi de dahil olmak üzere “Copilot Wave 2″nin piyasaya sürülmesinin bir parçası olarak birkaç önemli duyuru yaptı. Bu değişiklikler, Copilot’un yeteneklerini Microsoft ekosistemi genelinde genişletmeye devam ediyor.k aracına dönüştürmeyi” amaçlıyordu.

Kendini geliştiren yapay zeka trend haline geldi

Açık kaynaklı DeepSeek, sınır ötesi bir akıl yürütme yapay zeka modelinin mutlaka milyarlarca dolar gerektirmediğini ve mütevazı kaynaklarla gerçekleştirilebileceğini kanıtladı. Huawei, Oppo ve Vivo gibi devler tarafından hızla ticari olarak benimsenirken, Microsoft, Alibaba ve Tencent gibi şirketler de platformlarında hızla yer verdi. Şimdi, bu popüler Çinli şirketin bir sonraki hedefi, kendilerini geliştirmek için döngüsel bir yargıç-ödül yaklaşımı kullanan kendini geliştiren AI modelleri.

Kendini geliştiren yapay zeka modelleri

DeepSeek ve Çin’in Tsinghua Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yapay zeka modellerini kendi kendini geliştiren bir şekilde daha akıllı ve verimli hale getirebilecek yeni bir yaklaşımı açıklıyor. Altta yatan teknoloji, öz-ilkeli eleştiri ayarlama (SPCT) olarak adlandırılır ve yaklaşım teknik olarak üretken ödül modellemesi (GRM) olarak biliniyor.

En basit haliyle, gerçek zamanlı bir geri bildirim döngüsü oluşturmaya benzer. Bir AI modeli, eğitim sırasında modelin boyutunun ölçeklendirilmesiyle temelde iyileştirilir. Bu, çok fazla insan emeği ve bilgi işlem kaynağı gerektirir. DeepSeek, altta yatan “yargıcın”, kullanıcı sorgularına bir yanıt hazırlarken bir AI modeli için kendi eleştiri ve ilke setiyle geldiği bir sistem öneriyor.

Bu eleştiri ve ilkeler seti daha sonra bir AI modelinin kalbinde belirlenen statik kurallarla ve istenen sonuçla karşılaştırılır. Yüksek derecede bir eşleşme varsa, AI’nın bir sonraki döngüde daha da iyi performans göstermesi için etkili bir şekilde rehberlik eden bir ödül sinyali üretilir. Makalenin arkasındaki uzmanlar, kendi kendini geliştiren yeni nesil AI modellerine DeepSeek-GRM adını veriyor. Makalede listelenen kıyaslamalar, bu modellerin Google’ın Gemini, Meta’nın Llama ve OpenAI’nin GPT-4o modellerinden daha iyi performans gösterdiğini öne sürüyor. DeepSeek, bu yeni nesil AI modellerinin açık kaynak kanalı üzerinden yayınlanacağını söylüyor.

İngiltere hipersonik füze motoru testlerini yaptı

İngiltere Savunma Bakanlığı ABD’nin yardımıyla, 2030 yılına kadar İngiltere silahlı kuvvetleri için son teknoloji ürünü bir hipersonik seyir füzesine güç verebilecek yeni bir motor tasarımının büyük bir hipersonik tahrik testini başardı. Bu, İngiltere hipersonik füze teknolojisinde önemli bir ilerleme.

İngiltere hipersonik füze motoru ile savunmasını güçlendiriyor

Ses hızının beş katından daha yüksek hızlarda uçabilme yetenekleriyle hipersonik füzeler, 1947’de ses bariyerinin aşılmasından bu yana görülmemiş bir şekilde savaşta devrim yaratma potansiyeline sahip. Ultra yüksek hızda uçabilme ve manevra yapabilme yetenekleriyle, bu tür füzelerin tespit edilmesi son derece zor olacak. Çünkü geleneksel hava savunmalarını aşarak hedeflerine o kadar sert vuracaklardır ki sadece momentumlarıyla onları yok edebilirler. Bu da İngiltere hipersonik füze gücünü artıracaktır.

Hipersonik füzelerin en zor kısmı, onları Mach 5’in üzerindeki hızlara çıkarmak ve pratik bir şekilde orada tutmaktır. Örneğin, çoğu hipersonik test aracının çalışma şekli, bir roket motoru tarafından süpersonik hızlara çıkarılıp yüksek irtifaya yükseltilmeleridir. Sonra, aşağı doğru süzülürken hipersonik hıza ivmelenirler. Bu işe yarar, ancak bir silah için pek pratik değildir. İngiltere hipersonik füze tasarımı bu soruna çözüm aramaktadır.

Savunma Bakanlığı’na göre, yeni motor Team Hypersonics (UK) programının bir parçası olarak hipersonik bir rüzgar tünelinde 233 statik test çalışmasından geçti. Savunma Bilimi ve Teknolojisi Laboratuvarı’ndan (Dstl) ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’ndan (AFRL) ve endüstri ortaklarından oluşan ortak bir ekip tarafından yönetilen bu testler, altı haftalık bir süre boyunca Virginia’daki NASA Langley Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bu testler, İngiltere hipersonik füze sistemlerinin geleceği için büyük önem taşıyor.

Testler yeni tasarımın çeşitli varyantlarını içeriyordu ve hem performansını hem de sağlamlığını gösterdi. Kaydedilen veriler daha gelişmiş yükseltmeler oluşturmak için kullanılacak. Savunma Bakanı John Healey:

“Daha tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz ve bizim için yenilik yapmak ve rakiplerimizin önünde kalmak, güçlerimizi geleceğin teknolojileriyle donatmak hiç bu kadar önemli olmamıştı. “İngiliz bilim insanları ve İngiliz küçük işletmelerinin desteklediği hipersonik araştırmadaki bu dönüm noktası, Silahlı Kuvvetlerimizi güçlendirmek ve caydırıcılığımızı güçlendirmek için Amerika Birleşik Devletleri ile uyumlu bir şekilde çalıştığımız bir diğer önemli alanı gösteriyor” dedi.

Güneş panelli ahşap otoparklar araçları şarj edecek!

Fransa merkezli elektrikli araç şarj istasyonu sağlayıcısı Rossini Energy, güneş panelli ahşap otoparklar ve ahşaptan yapılmış PV otoparkları ve EV şarj istasyonlarının satışına başladı.

CEO Luca Rossini: “Fransız ormanlarından elde edilen, çürümeye dayanıklı ve dayanıklılığıyla ünlü Douglas köknar ağacından 22 kW şarj istasyonları üreterek başladık. Daha sonra ürünümüzü, artık neredeyse otomatik olarak entegre ettiğimiz fotovoltaik otopark kanopileriyle birleştirdik. Aynı madalyonun ayrılmaz iki yüzüdürler. PV entegre ahşap otoparklar mükemmel bir şekilde bir araya gelirler” dedi.

Güneş panelli ahşap otoparklar

Rossini Enerji İşletme Müdürü Simon Chouvellon, 10 kişilik gölgelik yapı için çelik yerine ahşap seçerek şirketin 10 ton CO2 emisyonunu önlediğini, bunun da ortalama bir Fransız bireyin bir yıldan uzun süre boyunca saldığı karbon emisyonuna eşit olduğunu iddia etti. Güneş panelli ahşap otoparklar sayesinde bu emisyonlar önlenebilir.

Dikey entegrasyonla faaliyet gösteren Rossini Energy, alt sözleşme yapmadan ekipmanlarının tasarımını, imalatını, kurulumunu, işletimini ve bakımını üstleniyor. Güneş panelli ahşap otoparklar bu süreçlerde önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar teslim müşterileri arasında DIY zinciri Weldom, Fransa Pare-Brise ve Versailles (78) ve Wingles (62) belediye binaları yer alıyor. Şirket ayrıca, Avrupa’nın üçüncü büyük genel ekipman kiralama firması ve Fransız pazarında önemli bir oyuncu olan Kiloutou ile otoparklarını donatmak için özel bir sözleşme imzaladı.

Rossini Energy, Fransa ve İtalya’da Angers, Lille, Saint-Etienne ve Milano olmak üzere dört tesiste otopark kanopileri ve elektrikli araç şarj çözümleri inşa etme ve kurma konusunda uzmanlaşmış. Şirket, Fransa, Kuzey İtalya ve Belçika’da 50 fotovoltaik kanopi ve 2.500 elektrikli araç şarj istasyonu kurduğunu ve 2024’te 3.5 milyon Euro gelir elde ettiğini söyledi. 2025 yılına kadar 4.5 milyon Euro’ya ulaşmayı hedefliyor.

BYD endüstriyel depolama sistemini duyurdu

0

BYD, yeni C&I yüksek düzeyde entegre pil depolama çözümünü piyasaya sürdü. Çinli üretici, son nesil ticari ve endüstriyel (C&I) enerji depolama sistemi Chess Plus’ı tanıttı. Ürün şu anda Çin ve ABD’de mevcut ve Avrupa versiyonu değerlendiriliyor.

BYD endüstriyel depolama sistemi

Çinli holding şirketi BYD’nin bir birimi olan BYD Energy Storage, 320 Ah lityum demir fosfat (LFP) kalınlığındaki kanat hücrelerine dayanan en son C&I enerji depolama sistemi Chess Plus’ı tanıttı. Şirketin sözcüsü yaptığı açıklamada , ürünün şu anda Çin ve ABD’de satışta olduğunu, Avrupa versiyonunun değerlendirmesinin ise devam ettiğini doğruladı.

Chess Plus, bir pil yönetim sistemi (BMS), dağıtılmış yönetim kontrolü (DMC), enerji yönetimi ve kontrol ünitesi (EMCU), enerji yönetim sistemi (EMS) ve AC Ünitesi entegre eden modüler, oldukça kompakt bir sistemdir. Ürünün Çin versiyonu ayrıca konteynerin içinde bir yangın koruma ana bilgisayarı içerirken, ABD versiyonunda ayrı bir akıllı HVAC bileşeni bulunur.

Chess Plus, 10.000’den fazla döngüyü destekleyen ultra uzun ömürlü pil hücrelerine sahiptir. Çift modlu soğutma sistemi (pil hücreleri arasında 2,5 ℃’den daha az bir sıcaklık farkı sağlayan piller için sıvı soğutma ve elektronik ekipmanlar için akıllı zorunlu hava soğutması) termal tutarlılığı artırırken yardımcı güç tüketimini %20 azaltır. BYD’ye göre bu tasarım bileşen ömrünü %30 uzatır. BYD, son ürününün güvenlik profilini iyileştirmek için 2 saat yangına dayanıklı pil muhafazası ve dahili aerosol yangın söndürme sistemi ekledi.

Kawasaki engebeli arazi robotu geliştirdi

0

Kawasaki’nin kurttan esinlenen dört ayaklı robotu sürücülerin engebeli arazilerde ilerlemesini sağlıyor. Hidrojen yakıt hücresiyle çalışan CORLEO, sürücünün vücut hareketlerine tepki veriyor ve gelişmiş denge ve navigasyon için entegre yapay zeka sistemlerine sahip.

Kawasaki engebeli arazi robotu

Japonya’dan çokuluslu otomotiv holdingi Kawasaki Heavy Industries Group, insanlar tarafından sürülmek üzere tasarlanmış, hidrojenle çalışan, dört ayaklı bir robotun prototipini tanıttı. CORLEO adlı robotik araç, yaklaşan Osaka-Kansai Expo 2025’in bir vitrin etkinliğinde tanıtıldı.

Kurtlardan esinlenen CORLEO robotu, engebeli topografyada gezinmek için dört bacağa sahip ve motosikletlere her türlü arazide kullanılabilen bir alternatif olarak düşünülüyor. Sürücüler bir at gibi biniyor ancak hareketi ve tasarımı geyik ve panter gibi çevik hayvanlara benziyor. Şirkete göre araç, başlangıç ​​seviyesindekiler için uygun, manevra kabiliyeti, denge sunuyor ve sürücülerin dağlık alanlardan geçmesine olanak tanıyor.

Hidrojen yakıt hücresi ve 150cc motorla çalışan CORLEO, Japon üreticilerinin daha temiz enerji çözümlerini benimseme yönündeki büyüyen eğilimini yansıtıyor. Kawasaki, binilebilir robotu önümüzdeki 25 yıl içinde piyasaya sürmeyi planlıyor ve onu her türlü arazi keşfi için fütüristik bir seçenek olarak görüyor. CORLEO’nun dört bağımsız robotik bacağı otonom olarak çalışıyor. Ayrıca gelişmiş denge ve navigasyon için entegre AI sistemlerine sahiptir. Robotun tasarımının PlayStation’ın Horizon Zero Dawn gibi video oyunlarından ilham aldığı bildiriliyor.

Geleneksel kontrollerin aksine, CORLEO sürücünün vücut hareketlerine yanıt verir. Sürücünün ağırlık merkezini kaydırmak robotun adımlarını gerçek zamanlı olarak ayarlamasını sağlar. Bir baş üstü ekranı (HUD), hidrojen seviyeleri, navigasyon ayrıntıları ve ağırlık dağılımı gibi hareket stabilitesi gibi önemli verileri sunar. Ancak, kavramsal bir model olarak CORLEO şu anda hız, menzil veya pil ömrü gibi ayrıntılı teknik özelliklerle birlikte gelmiyor.

Kawasaki, bu fütüristik ‘hayvan robotunun’ sonunda geleneksel arazi motosikletlerinin yerini alacağını öngörüyor. Yüksek hızlı trenler, uçak motorları ve arazi araçları üretmesiyle bilinen şirket, araç üretiminde yeni nesil mobiliteye geçişi yönlendirirken kendini inovasyonun ön saflarında konumlandırıyor.