Nintendo Switch 2 rekabeti artırdı

0

Nintendo Switch 2 ile Nintendo’nun sonunda PlayStation ve Xbox gibi rakiplerini yakaladığı anlaşılıyor. Bu sadece 4K görseller ve 120 fps kare hızlarıyla ilgili değil. Örneğin, Nintendo sonunda birleşik bir hesap sistemine sahip ve oyuncuların orijinal Switch satın alımlarını yaklaşan konsola taşımalarına olanak sağlıyor. Nintendo’nun önceki konsolları ve taşınabilir cihazlarının hepsinde dijital satın alımlar silolara ayrılmıştı.

Nintendo Switch 2 rekabeti eski haline getiriyor

Switch 2’nin ayrıca GameChat adlı kendi sesli sohbet biçimi vardır ve bu, oyuncuların arkadaşlarıyla ve diğer oyuncularla çevrimiçi konuşmalarına olanak tanıyor. Birleşik hesap sistemleri ve dahili sesli sohbetler, Xbox ve PlayStation’ın 2000’lerde ve 2010’larda keşfettiği özelliklerdir, ancak en azından Nintendo için, geç olmaktansa hiç olmaması daha iyidir. Nintendo, rakiplerinin yıllardır kullandığı özellikleri benimseyip modernleşme belirtileri gösterse de benim için hâlâ eksik olan küçük bir şey var: Başarı sistemi.

Microsoft, oyuncuların her bir oyununda belirli hedefleri tamamlayarak Xbox profillerinde rozetlerin kilidini açmalarına olanak tanıyan modern başarım sistemine öncülük etti. Bu o kadar popüler bir etkileşim özelliğiydi ki PlayStation ve Steam de buna uydu ve PlayStation Kupaları ve Steam Başarımları biçiminde kendi eşdeğer sürümlerini yarattı.

Nedense Nintendo o trene hiç binmedi. Switch 2’nin tanıtımıyla birlikte, ben de dahil olmak üzere birçok oyuncu Nintendo’nun sonunda trene binip kendi sistem çapında ödül sistemini yaratmasını umuyordu. Bu noktada, en azından benim umduğum şekilde, asla binmeyecek gibi görünüyor.

Switch 2’deki bazı oyunlarda oyun içi başarılar var. Bu, sistem genelinde bir başarı sisteminin olmamasının geçici çözümü gibi görünüyor. Yaklaşan Mario Kart World, Nintendo Treehouse demosu sırasında izleyicilerin fark ettiği bir ayrıntıya dayanarak bir tane içeriyor gibi görünüyor . Bu yeni bir girişim gibi değil. Wii U’daki Xenoblade Chronicles X’te oyun içi başarılar vardı. Switch’teki Definitive Edition remaster’ında da vardı. Ancak, çevrimiçi olarak gösterebileceğim ve oyuncu itibarımla övünebileceğim tam teşekküllü bir başarı sisteminin tatmin edici bir alternatifi değil.

Gümrük vergisi uygulaması TikTok anlaşmasını riske attı

0

Çin, ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergileri açıklamasının ardından anlaşmayı onaylamayacağını belirterek, TikTok’un ABD varlıklarının ayrılmasına yönelik anlaşmayı askıya aldı. Trump, ByteDance’ın popüler kısa video uygulamasının ABD’deki varlıklarını Çinli olmayan bir alıcıya satması için verdiği son tarihi 75 gün uzattı. Aksi takdirde 2024 yasası uyarınca Ocak ayında yürürlüğe girmesi gereken yasağa maruz kalacaklarını söyledi. Gümrük vergisi uygulaması bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor.

Gümrük vergisi uygulaması ilişkileri bozuyor

Yapısı büyük ölçüde tamamlanan anlaşmaya göre, TikTok’un ABD operasyonları ABD merkezli, çoğunluğu ABD’li yatırımcılar tarafından sahip olunan ve işletilen yeni bir şirkete dönüştürülecekti. ByteDance’ın payı ise yüzde 20’nin altında kalacak. Kaynak, anlaşmanın mevcut yatırımcılar, yeni yatırımcılar, ByteDance ve ABD hükümeti tarafından onaylandığını söyledi. Gümrük vergisi uygulaması, bu süreçte oldukça önemli bir rol oynuyor. Çin’in Washington Büyükelçiliği, Çin’in TikTok’a ilişkin tutumunu “birçok kez” dile getirdiğini bildirdi.

Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Anlaşmanın tüm gerekli onayların imzalanmasını sağlamak için daha fazla çalışma gerekiyor” dedi. Trump’ın gümrük vergilerini yüzde 34 oranında artıracağını açıklamasının ardından Çin, ABD’ye ithal edilen mallara yüzde 54 oranında gümrük vergisi uygulamakla karşı karşıya kaldı. Çin, Cuma günü buna misillemede bulundu. ABD Başkanı, 170 milyon Amerikalı tarafından kullanılan uygulamayı satmak için ByteDance ile anlaşma sağlamak amacıyla Çin’e uygulanan gümrük vergilerini düşürmeye hazır olduğunu söyledi. Gümrük vergisi uygulaması hakkındaki açıklamalar yeni adımların habercisi oldu.

Trump, yönetiminin olası bir TikTok anlaşması hakkında dört farklı grupla temas halinde olduğunu söyledi. Çin, satışa izin vereceğine dair kamuoyuna bir taahhütte bulunmadı ve Trump’ın açıklamaları Çin’in yeniden karşı çıktığını gösteriyor. Trump yaptığı açıklamada, “TikTok ve Çin ile anlaşmayı tamamlamak için çalışmayı dört gözle bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. Gümrük vergisi uygulaması ise bu süreçteki en büyük engellerden biri olarak dikkat çekiyor.

Eutelsat uydu rekabetinde ön plana çıkıyor

Uydu ağı şirketi Eutelsat, Ukrayna’nın Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX’e alternatifi olabilir. Fransız uydu ağı şirketi Eutelsat, Alman hükümetinin yardımıyla yaklaşık bir yıldır Ukrayna’ya çok ihtiyaç duyulan internet erişimi sağlıyor. Eutelsat’ın OneWeb bölümü, internet bağlantısı için karasal terminallerle iletişim kuran alçak yörüngeli uydular işletiyor. Bu, Ukrayna hükümetinin birincil uydu interneti tedarikçisi olan rakip SpaceX’in Starlink ağına benziyor.

Eutelsat uydu tarafında rekabetçi oluyor

Eutelsat’ın Paris merkezinde CEO Eva Berneke, Almanya’nın Ukrayna’daki şirketin uydu internet erişimini çalıştırmak için fon sağladığını (açıklanmayan bir miktarda) açıkladı. Şu anda Eutelsat’ın orada binden az terminali var, Elon Musk’a ait SpaceX’in ülkede çalışan yaklaşık 50.000 Starlink terminali var, bunların çoğu Polonya ve ABD tarafından finanse ediliyor. Ancak Berneke, Eutelsat’ın “haftalar içinde” Ukrayna’ya 5.000 ila 10.000 tane daha gönderebileceğini söylüyor.

Eutelsat sözcüsü Joanna Darlington, Almanya veya diğer finansal kaynakların bu genişlemeye yardımcı olup olmayacağı konusunda hala görüştüklerini söyledi. Bernerke ayrıca, AB destekli SpaceRISE konsorsiyumu altında AB ile görüşmelerde bulunduğunu ve diğer üyelerin IRIS² olarak bilinen güvenli bir uydu takımyıldızı inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Eutelsat genişlemesi, Elon Musk destekli Trump Yönetimi altında ABD-Ukrayna ilişkisinin çözüldüğü bu kritik zamanda daha da önemli olamazdı . Avrupa Komisyonu’nun savunma şefi Andrius Kubilius, düzenlediği bir basın toplantısında Reuters’a, Kubilius’un ayrıntı vermediği “beklenmedik gelişmeler” durumunda, Starlink’e alternatiflere ihtiyaç duymaları durumunda çözümlerin mevcut olduğunu söyledi.

Copilot yapay zeka yükseltmesiyle Windows’u iyileştirecek

Microsoft, daha akıllı Copilot özelliğiyle Windows için büyük bir yapay zeka yükseltmesi duyurdu. Microsoft, yayınladığı blog yazısında Copilot’ta yapılan iyileştirmeleri duyurdu. Bunlar arasında yapay zeka asistanının kullanıcıların Windows ekranlarını gerçek zamanlı olarak görüntülemesine ve etkileşime girmesine olanak tanıyan yeni bir Vision özelliği de yer alıyor.

Copilot yapay zeka konusunda önemli bir aşamayı geçiyor

Microsoft’un 50. yıl dönümünün bir parçası olarak , Copilot’ta büyük bir iyileştirme duyurdu, onu daha kişisel hale getirdi ve kullanıcıları her adımda görevler boyunca yönlendirdi. Microsoft, geçen yıl web için Copilot’ta Vision’ı tanıttı, ancak duyuru artık Windows ve mobil için. Çeşitli uygulamalar, dosyalar ve tarayıcı sekmeleri arasında çalışırken Copilot’ı kullanmak için yerel Windows uygulamasını kullanabilirsiniz. Copilot’taki Vision ekranınızı okuyacak ve onunla etkileşime girecektir.

Copilot’ı, uygulamaları veya dosyaları sürekli olarak değiştirmeden arama yapmak, dosyaları düzenlemek, ayarları değiştirmek ve projeler üzerinde birlikte çalışmak için kullanabilirsiniz. Copilot uygulamasına Alt + Boşluk tuşlarına basarak veya sesli komutlar için Alt + Boşluk tuşlarına iki saniye basarak erişebilirsiniz. Microsoft, yerel Copilot uygulamasının bugün kullanılabilir olduğunu söylüyor, ancak Vision özelliği gelecek testler için önümüzdeki hafta ilk olarak Windows Insider programına ulaşacak. Yazılım devi belirli bir genel yayın tarihi belirtmedi, bu yüzden sadece bekleyebiliriz.

Microsoft, bir demo sırasında Copilot’ın kullanıcıları tıklamaları gereken düğmeleri vurgulayarak yönlendirmek için ikinci bir imleci nasıl eklediğini gösterdi. Örneğin, Photoshop’ta Copilot Vision belirli araçları ve kullanıcının daha sonra izlemesi gereken adımları gösterdi. Vision özelliği, daha etkileşimli bir deneyim sağlamak için sesli talimatlar ve görsel ipuçları kullandı; bu da büyük bir ilerleme sağlıyor.

Vision, Windows bilgisayarınızla etkileşiminizi kolaylaştırabilirken, bir AI asistanına ekranınızdaki her şeye erişim sağlamak gizlilik endişelerine yol açabilir. Ancak Microsoft, oturumların tamamen isteğe bağlı ve geçici olduğunu söyledi.

Amazon uydu fırlatmaya hazırlanıyor

Amazon, ilk tam Project Kuiper uydu grubunu fırlatmaya hazırlanıyor.  Bu, teknoloji devinin Elon Musk’ın Starlink’iyle rekabet etme çabasında kritik bir dönüm noktası olacak. Amazon’un açıklamasına göre, Kuiper Atlas 1 adı verilen görev, 9 Nisan Çarşamba günü TSİ 12:00’de (GMT 16:00) Cape Canaveral, Florida’dan Atlas V roketi kullanılarak 27 uydu fırlatacak.

Amazon uydu fırlatma için hazırlıklarını yaptı

Dağıtım, Boeing ve Lockheed Martin’in ortak girişimi olan United Launch Alliance (ULA) endüstriyel grubu tarafından gerçekleştirilecek.mAmazon’dan yapılan açıklamaya göre uydular, Ekim 2023’te bir görev sırasında başarıyla test edilen iki prototip uyduya göre önemli bir yükseltmeyi temsil ediyor. Starlink gibi bu hizmet de savaş bölgeleri veya afet bölgeleri de dahil olmak üzere dünyanın en ücra ve en az hizmet alan bölgelerine bile internet erişimi sağlamak için tasarlandı.

Amazon’a göre, Kuiper Projesi “dünyanın hemen hemen her yerine yüksek hızlı, düşük gecikmeli internet” sunmayı amaçlıyor ve hizmetin bu yılın sonlarına doğru başlaması bekleniyor. Şirket, tamamlandığında takımyıldızının 3.200’den fazla gelişmiş alçak Dünya yörüngesi uydusunu içereceğini söyledi.

Bu lansman, Amazon’u SpaceX’in Starlink ve diğer uydu internet sağlayıcılarıyla doğrudan rekabete sokuyor. Musk’ın SpaceX’i, 2019’da 6.750’den fazla operasyonel Starlink uydusunun ilk partisini fırlattı ve sektörün açık ara en büyük oyuncusu konumunda. Çin, GuoWang takımyıldızı kapsamında 13.000 uydu fırlatmayı planlarken, Kanada’nın Telesat şirketi 300, Alman start-up şirketi Rivada ise 600 uyduya ulaşmayı hedefliyor. Bunlara, Avrupa Birliği’nin Iris projesi kapsamında 170 uydunun yanı sıra ABD ordusuna bağlı Uzay Geliştirme Ajansı tarafından fırlatılması planlanan 300-500 uydu da eklenecek.

Kalp sağlığı denizyıldızı cihazıyla takip edilecek

0

Kalp hastalığına yakalanan kişinin, kalp aktivitesinin mümkün olduğunca sık ve doğru bir şekilde izlenmesi önemlidir. Kalp sağlığı denizyıldızı adı verilen yeni bir cihaz, denizyıldızının vücut yapısını kopyalayarak bunu gerçekleştirmek için deneysel yeni bir giyilebilir cihaz tasarlandı. İnsanların kalplerini kontrol etmeye gelince, Doppler ultrasonu olarak bilinen bir teknik en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Ancak, bir kliniğe ziyaret sırasında gerçekleştirilmesi gerekir ve hastanın hareketsiz kalmasını gerektirir. Bu, kişinin kalbinin çoğu zaman, çoğu aktivite sırasında nasıl performans gösterdiğine dair gerçek bir resim sağlamadığı anlamına gelir.

Kalp sağlığı denizyıldızı cihazıyla izlenebilir ve uyarılar verilebilir

Bir alternatif, hastanın birkaç gün boyunca normal hayatını sürdürürken kalp aktivitesini izleyen ve kaydeden bir sistem takmasını içerir. Farklı tipte kalp sinyallerini kaydetmek için, bu sistemler genellikle her biri cilt ile tek bir temas noktasına sahip olan birden fazla sensör içermelidir. Sonuç olarak, bu tür kurulumlar karmaşık, zahmetli ve rahatsız edici olma eğilimindedir. İşte tam bu noktada kalp sağlığı denizyıldızı cihazı devreye giriyor.

Missouri Üniversitesi’ndeki Sicheng Chen, Zheng Yan ve meslektaşları tarafından geliştirilen beş kollu, esnek polimer gövdeli alet, hastanın kalbinin üzerindeki ve etrafındaki cilde yapıştırılıyor. Kalp sağlığı denizyıldızı cihazında başka giyilebilir bileşen gerekmiyor.

Her kolun sonunda bir ivmeölçer ve bir elektrottan oluşan bir “algılama pedi” bulunur. Bakır devreler, bu pedlerin her birinden, kolun uzunluğu boyunca, ortada bulunan bir elektronik merkeze kadar uzanır. Diğer şeylerin yanı sıra, bu merkezde 32 bitlik bir mikro bilgisayar, bir Bluetooth modülü, artı bir şarj edilebilir pil ve kablosuz şarj bobinleri bulunur.

Beş tanesi arasında, algılama pedleri elektrokardiyogram (EKG), sismokardiyogram (SCG) ve jirokardiyogram (GCG) kalp sinyallerini kaydeder. Kalp sağlığı denizyıldızı pedler ayrıca kalple ilgili olmayan vücut hareketleriyle üretilen mekanik sinyalleri de kaydeder.

OpenAI GPT-5 için yol haritasını düzenliyor

OpenAI, yaklaşan AI modelleri için dağıtım planını yeniden yapılandırıyor. Şirketin CEO’su Sam Altman, sosyal medyada GPT-5 büyük dil modelinin (LLM) lansmanını, önce bazı daha hafif akıl yürütme modellerinin yayınlanması lehine erteleyeceğini paylaştı. OpenAI GPT-5 yol haritası hakkında daha fazla bilgi açıkladı.

OpenAI GPT-5 için yol haritasını paylaşıyor

Marka, önümüzdeki haftalarda hayranların beklediği GPT-5 lansmanına alternatif olarak yeni o3 ve o4-mini akıl yürütme modellerini piyasaya sürecek. Bu süre zarfında OpenAI , OpenAI GPT-5 yol haritasının geliştirilmesi ile ilgili nihai lansmandan önce LLM’yi geliştirmedeki bazı sorunları giderecek. Şirket belirli bir zaman çizelgesi belirtmedi, yalnızca GPT-5’in önümüzdeki aylarda piyasaya sürüleceğini belirtti.

Altman, X’teki bir gönderide “Bunun birçok nedeni var, ancak en heyecan verici olanı GPT-5’i başlangıçta düşündüğümüzden çok daha iyi hale getirebilecek olmamız. HerOpenAI GPT-5 yol haritası konusunda, her şeyi sorunsuz bir şekilde entegre etmenin düşündüğümüzden daha zor olduğunu gördük ve beklediğimiz benzeri görülmemiş talebi karşılayacak yeterli kapasiteye sahip olduğumuzdan emin olmak istiyoruz” dedi.

Önceki raporlar GPT-5’in Mayıs zaman diliminde yayınlanmaya hazır olabileceğini öne sürmüştü. Ancak o zamandan beri birkaç öngörülemeyen gelişme yaşandı. TechRadar, OpenAI’nin yakın zamanda ChatGPT hizmetinin edindiği tonlarca yeni kullanıcıyla başa çıkmak zorunda kalacağını belirtti. Son GPT-4o görüntü oluşturma güncellemesinin tetiklediği bir tasarım trendi viral olduktan sonra kullanıcı tabanı yaklaşık bir saat içinde 400 milyondan 500 milyona çıktı.

GPT-5 güncellemesi uzun zamandır bekleniyor olsa da OpenAI GPT-5 yol haritası uyarınca kademeli güncellemelerin büyük lansmanın tanıtımının kurulmasına yardımcı olması bekleniyor. Yayın, o3 ve o4-mini modelleri kullanılabilir olduğunda OpenAI’nin ChatGPT ekosistemi içinde o4 ve 4o adlı ürünlere sahip olacağını belirtti. Bu kullanıcılar için kafa karıştırıcı olabilir, ancak GPT-5 modeli kullanıma sunulduğunda, göreviniz için en iyi modeli seçme yeteneğine sahip olacak.

Kanada modüler reaktör için izin verdi

0

Kanada nükleer kuruluşu, emisyonsuz enerji için modüler reaktör imalatına izin veriyor. Kanadalı bir nükleer kuruluş, küçük modüler reaktörler (SMR’ler) inşa etmek için lisans verdi. Kanada Nükleer Güvenlik Komisyonu (CNSC), Ontario Power Generation’ı (OPG) SMR’lerin inşası için yetkilendirdi. OPG şimdi Ontario, Clarington’daki Darlington Yeni Nükleer Proje sahasında 1 General Electric Hitachi BWRX-300 reaktörü inşa edecek. Sahaya özgü koşulları içeren lisans 31 Mart 2035’e kadar geçerli olacak.

Kanada modüler reaktör çalışmalarını hızlandırıyor

Ontario Enerji ve Madenler Bakanı Stephen Lecce. Darlington: “Bu onay Ontario ve Kanada için tarihi bir dönüm noktasıdır. Darlington Küçük Modüler Reaktör (SMR), G7’de türünün ilk örneği olacak ve büyüyen eyaletimizi güvenilir, uygun fiyatlı ve emisyonsuz enerjiyle çalıştırmaya yardımcı olacak” dedi.

Yeni Nükleer Projesi, inşaat sırasında 17.000’e kadar Kanadalı iş yaratabilir, Kanada’nın GSYİH’sine 15 milyar dolardan fazla katkıda bulunabilir ve hükümetimiz yerel Ontario ve Kanada işletmelerinin dünya için SMR’ler inşa etmek için ezici bir çoğunlukla kullanılması konusunda ısrarcı ve başarılı bir şekilde müzakere ettiği için tedarik zincirimize yıllık 500 milyon dolar sağlayabilir. CNSC, OPG’nin reaktörü inşa etmeye yetkili olduğunu ve bunu insanların ve çevrenin sağlığını ve güvenliğini koruyacak şekilde yapacağını vurguladı.

Ontario Power Generation, reaktör için bir saha hazırlamak üzere lisans başvurusunu Eylül 2006’da yaptı ve CNSC, çevresel değerlendirme sürecini Mayıs 2007’de başlattı. Bu proje, Kanada Hükümeti’nin Darlington Yeni Nükleer Projesi’nin önemli olumsuz çevresel etkilere neden olma olasılığının düşük olduğuna karar vermesiyle 2012 yılında tamamlandı. Raporlar, Aralık 2021’de OPG’nin sahada konuşlandırılmak üzere GE Hitachi BWRX-300 reaktörünü seçtiğini duyurduğunu ortaya koydu. Ekim 2022’de inşaat lisansı için başvuruda bulundu.

Güneş hücreleri kafeste verimlilik rekoru kırdı

Araştırmacılar, rubidyumu kilitlemek için kafes gerginliğini kullanarak enerji kaybını azalttılar ve perovskit güneş hücrelerinin verimliliğini teorik sınırlarının %93,5’ine çıkardılar.

Güneş hücreleri kafeste daha yüksek üretim yaptı

İsviçreli bilim insanları, perovskit güneş hücrelerinin performansını artırmak için rubidyum (Rb) maddesini malzemeye sabitleyerek enerji kaybını önemli ölçüde azaltan ve verimliliği artıran yeni bir yöntem keşfettiler. İsviçre Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü’nden (EPFL) Dr. Lukas Pfeifer ve Dr. Likai Zheng liderliğindeki ekip, kafes gerilimi uygulayarak rubidyum iyonlarını perovskitin kristal çerçevesine kilitlemeyi başardı. Perovskit, güneş pili uygulamalarında yüksek verimlilik ve düşük üretim maliyetleriyle bilinen bir malzeme grubu.

Atomik yapıdaki kontrollü bozulmadan yararlanılarak geliştirilen öncü yaklaşım, yalnızca geniş bant aralıklı (WBG) malzemeyi stabilize etmekle kalmayıp aynı zamanda enerji kaybının önemli bir nedeni olan radyasyon dışı rekombinasyonu keserek verimliliği de artırdı. Dünya’nın her gün toplam elektrik kullanımından yaklaşık 200.000 kat daha fazla güneş enerjisi almasıyla, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak için önemli bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. Güneş paneli verimliliğini artırmak bir zorluk olmaya devam ederken, perovskit güneş hücreleri ( PSC’ler ) alanı dönüştürerek verimlilikte hızlı iyileştirmeler ve uygun fiyatlı üretim potansiyeli gösterdi. Ancak PSC’lerin geliştirilmesi, esas olarak yüksek enerjili ışığı emen ve genel verimliliği artıran temel yarı iletkenler olan geniş bant aralıklı (WBG) malzemelerle optimize edilmesindeki zorluklardan dolayı enerji kaybı ve kararlılık sorunları nedeniyle engellenmeye devam ediyor.

Yüksek enerjili ışığı emerken düşük enerjili ışığın geçmesine izin veren geniş bant aralıklı malzemeler, enerji yakalamada önemli kazanımlar sağlar; ancak malzemenin farklı bileşenlerinin zamanla ayrılmasıyla oluşan ve performansın düşmesine yol açan bir olgu olan faz ayrışmasına eğilimlidir. Yarı iletkenleri stabilize etmeye yardımcı olmak için rubidyum eklenmesi bu sorunu çözmenin olası bir yolu olarak önerilmiş olsa da, element genellikle istenmeyen ikincil fazlar oluşturuyor ve bu da pervoskit yapısını güçlendirme yeteneğini sınırlandırıyor.

Microsoft Windows 11 başlat menüsünde değişiklikler yapıyor

Microsoft, Windows 11 kullanıcıları için önemli bir değişiklik üzerinde çalışıyor. Yeni Başlat menüsü, özellikle “Önerilenler” bölümü başta olmak üzere sadeleştirilen bir tasarımla yeniden şekilleniyor. Bu değişiklik, kullanıcı geri bildirimlerine dayanarak, Microsoft Windows 11 başlat menüsünün daha düzenli ve kullanıcı dostu olmasını amaçlıyor.

Mevcut Windows 11 Başlat menüsünde üç ana bölüm bulunuyor: sabitlenmiş uygulamalar, önerilen içerikler ve “Tüm Uygulamalar” listesi. Ancak, Microsoft’un üzerinde çalıştığı yeni tasarımda bu üç bölüm tek sayfalık, kaydırılabilir bir düzenle birleştirilecek. Bu sayede Microsoft Windows 11 başlat menüsündeki kullanıcılar, hem sabitlenmiş uygulamalara hem de yüklü tüm uygulamalara tek bir kaydırma paneli üzerinden kolayca ulaşabilecek.

Microsoft Windows 11 başlat

Yeni tasarım, Başlat menüsünü daha geniş ve uzun hale getirerek içeriklerin daha düzenli bir şekilde görüntülenmesini sağlayacak. Ayrıca, kullanıcılar için uzun süredir eleştirilen “Önerilenler” bölümü tamamen devre dışı bırakılabilecek. Ayarlarda eklenen yeni bir seçenek sayesinde, Microsoft Windows 11 başlat menüsündeki önerilen dosya ve uygulamalar tamamen kapatılabiliyor. Bu değişiklik, sadece Başlat menüsünü değil, aynı zamanda Dosya Gezgini’nde gösterilen son dosyalar sekmesini de etkiliyor. Ancak, Microsoft’un final sürümde bu ayarları ayrı birer seçenek olarak sunması bekleniyor.

Yenilenen Başlat menüsünde sadece görsel değil, işlevsellik de artırılacak. “Tüm Uygulamalar” bölümü, ızgara, liste ve kategori gibi üç farklı düzenle sunulacak. Bu yenilik, kullanıcıların Microsoft Windows 11 başlat menüsündeki uygulamalara daha kolay erişimini sağlayacak.

https://twitter.com/phantomofearth/status/1907862062610444340?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1907862062610444340%7Ctwgr%5Efb41766112bb95af81352fdf012c1a651eab73f0%7Ctwcon%5Es1_c10&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.donanimhaber.com%2F

Microsoft, henüz yeni Başlat menüsü tasarımını resmi olarak duyurmuş değil. Ancak, test aşamasındaki bu özelliğin 2025 yılının ikinci yarısında kullanıcılarla buluşması bekleniyor. Şu an için test edilen özellikler, final sürümde bazı değişiklikler gösterebilir.

Windows 11 kullanıcıları, Microsoft Windows 11 başlat menüsünün ne zaman kullanıma sunulacağına dair daha fazla bilgi almak için Microsoft’tan gelecek duyuruları takip etmeliler.

Tesla Semi’de yeni gecikme ve fiyat artışı

Elektrikli araç devi Tesla’dan olumsuz haberler gelmeye devam ediyor. Şirketin 2017 yılında duyurduğu elektrikli tır modeli Tesla Semi, uzun süredir yaşadığı gecikmelerin ardından şimdi de ciddi bir fiyat artışıyla gündemde.

Tesla Semi, tanıtıldığı ilk dönemde elektrikli tır segmentinde çığır açması beklenen bir modeldi. CEO Elon Musk2019 yılında üretimin başlayacağını açıklamıştı. Ancak, bu hedef defalarca ertelendi. 2022 sonunda düzenlenen bir etkinlikte üretim versiyonu tanıtılan ve ilk birkaç adedi PepsiCo’ya teslim edilen araç, üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen hala seri üretime geçemedi.

Tesla, Nevada’daki fabrikasında düşük hacimli pilot üretim gerçekleştirerek bazı müşterilere sınırlı sayıda teslimat yaptı. 2025 yılı itibarıyla yıllık 50.000 adet üretim hedefi koyan şirket, bu planı da ertelemek zorunda kaldı. Şu anda ise Tesla Semi için yeni bir üretim tesisi inşa edilmekte, fakat projenin geleceğine dair belirsizlikler devam ediyor.

Erken dönem müşterilerden biri olan lojistik devi Ryder, hem gecikmelerin sürdüğünü hem de fiyatlarda “dramatik” artışlar yaşandığını açıkladı. Şirket, bu gelişmeler üzerine projelerini yeniden değerlendirerek 42 tırlık planını 18 tıra düşürdüklerini duyurdu.

Tesla Semi’nin fiyatı ne kadar arttı?

Tesla Semi, ilk tanıtıldığında yaklaşık 480 km menzile sahip versiyonu için 150.000 dolar800 km menzilli versiyoniçinse 180.000 dolar fiyat açıklamıştı. Ayrıca özel bir versiyon olan “Founder’s Series Semi” ise 200.000 dolardansatışa sunulacaktı. Ancak, 2023 yılında üretilen modeller için güncellenmiş resmi bir fiyat açıklaması yapılmadı. Artan üretim maliyetleri ve yaşanan gecikmelerle birlikte fiyatların bu seviyelerin çok üzerine çıktığı iddia ediliyor.

Bugün ABD’deki yeni dizel tırların fiyatı 150.000 ila 220.000 dolar arasında değişiyor. Tesla Semi’nin düşük işletme maliyetleri ve enerji verimliliği gibi avantajlarla pazarda öne çıkması bekleniyordu. Ancak, yaşanan bu dramatik fiyat artışlarıelektrikli tırların ekonomik avantajlarını sorgulatır hale getirdi.

Tesla’nın Semi özelindeki sorunları, şirketin genel anlamda ürün geliştirme ve üretim süreçlerinde karşılaştığı zorlukları da gözler önüne seriyor. Seri üretim süreci bir kez daha ötelenen Tesla Semi’nin geleceğibelirsizliklerle dolu bir döneme girmiş durumda.

ABD başkanı Donald Trump, kritik ismi görevden aldı!

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu sürpriz kararı, başta The Washington Post ve The New York Times olmak üzere birçok önemli Amerikan medya kuruluşu tarafından 4 Nisan Cuma günü sabah saatlerinde bildirildi.

General Haugh, Şubat 2024’teki atamasından bu yana yaklaşık bir yıldır hem NSA’yı hem de siber saldırı ve savunma operasyonlarını yöneten Cyber Command’i yönetiyordu. Haugh’un görevden alınması, aşırı sağcı aktivist Laura Loomer’ın Perşembe günü Oval Ofis’te Trump ile yaptığı görüşmede, Haugh dahil bazı ulusal güvenlik yetkililerinin görevden alınmasını talep etmesinin hemen ardından geldi.

Yalnızca Haugh değil, NSA’nın sivil lideri konumunda olan Başkan Yardımcısı Wendy Noble da görevinden alındı. Bu iki ismin yerine kimin geçeceği ise henüz netlik kazanmış değil.

Kararın kamuoyuna yansımasının ardından, başta Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki istihbarat komiteleri olmak üzere birçok üst düzey isim tepkilerini dile getirdi. Virginia Senatörü ve Senato İstihbarat Komitesi Başkan Yardımcısı Demokrat Mark Warner, yaptığı açıklamada bu görevden almayı “şaşkınlık verici” olarak niteledi. Warner, “General Haugh, 30 yılı aşkın süredir ülkesine şerefiyle hizmet etmiş bir asker. Çin’in yürüttüğü Salt Typhoon siber saldırılarıyla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde bu karar Amerikalıları nasıl daha güvende kılacak?” ifadelerini kullandı.

Warner ayrıca Trump yönetimini, Yemen’e yönelik hava saldırılarına dair gizli bilgileri Signal üzerinden paylaşan bazı kabine üyelerine hiçbir yaptırım uygulanmaması nedeniyle de eleştirdi.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Jim Himes ise, “derinden rahatsız edici” sözleriyle kararı sert bir şekilde eleştirdi.

The Wall Street Journal, Mart ayında Trump kabinesinde Hükûmet Verimliliği Bakanı olarak görev yapan Elon Musk’ın Fort Meade’deki NSA merkezinde General Haugh ile görüştüğünü yazmıştı. Görüşmenin, NSA’nın Trump yönetiminin öncelikleriyle uyumlu hale getirilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmişti. Musk, geçmişte NSA için bir reform çağrısı yapmış, ancak bu reformun detaylarına dair açıklama yapmamıştı.

Bu son gelişmeler, Trump yönetiminin istihbarat kurumlarına yönelik artan müdahalesinin yeni bir işareti olarak yorumlanıyor. NSA ve Cyber Command gibi stratejik öneme sahip kurumlarda yapılan bu beklenmedik değişiklikler, hem Washington’da hem de uluslararası güvenlik çevrelerinde ciddi soru işaretlerine yol açmış durumda.

Ulefone Armor 30 Pro tanıtıldı: Dayanıklılıkta teni seviye

Dayanıklı akıllı telefonlarıyla tanınan Ulefone, yeni modeli Armor 30 Pro ile dikkatleri üzerine çekti. Üst düzey donanım özellikleriyle gelen cihaz, aynı zamanda arka kısmında yer alan yardımcı ekranıyla alışılmışın dışında bir kullanıcı deneyimi sunuyor.

Ulefone Armor 30 Pro, 6.95 inçlik Full HD+ ana ekran ve 3.4 inçlik ikinci ekranıyla kullanıcıya çift taraflı kontrol imkanı sağlıyor. Bu yardımcı ekran sayesinde kullanıcılar, temel işlemler için ana ekranı açmadan telefonlarını daha verimli kullanabiliyor.

Ulefone'

Cihazın kalbinde MediaTek Dimensity 7300X 5G yonga seti yer alıyor. Performans tarafında 16GB LPDDR5 RAM ve 512GB UFS 3.1 dahili depolama ile desteklenen Armor 30 Pro, çoklu görevlerde ve oyunlarda yüksek performans vadediyor.

Kamera tarafında da iddialı olan modelde, 50MP çözünürlüğünde bir ana sensör ve 64MP kızılötesi gece görüş kamerası bulunuyor. Bu sayede kullanıcılar karanlık ortamlarda bile net görüntüler elde edebiliyor.

Telefonun bir diğer öne çıkan özelliği ise 12800mAh kapasiteli devasa bataryası66W hızlı şarj desteği sayesinde bu büyük batarya kısa sürede doldurulabiliyor. Ayrıca cihazda 118 desibel ses çıkışıRGB aydınlatma120Hz ekran tazeleme hızı ve askeri standartlarda dayanıklılık gibi detaylar da yer alıyor.

Tüm bu özellikleriyle Ulefone Armor 30 Pro, sadece zorlu koşullara dayanıklı bir telefon değil; aynı zamanda güçlü bir multimedya ve iş cihazı olarak öne çıkıyor. 499 Avro fiyat etiketiyle satışa sunulan cihaz, özellikle macera severler ve outdoor kullanıcılar için ideal bir seçenek olabilir.

Android 15’in yeni güvenlik özelliği kullanıcıları zora soktu

Google’ın Android 15 ile birlikte tanıttığı yeni güvenlik özelliği Hırsızlık Tespit Kilidi, kullanıcılar arasında hem dikkat çekti hem de şaşkınlık yarattı. Android 15’in yeni güvenlik özellikleri kullanıcılarına güven sağlıyor. Hırsızlık durumlarında cihazın güvenliğini artırmayı amaçlayan bu özellik, bazı kullanıcıların aktardıklarına göre olması gerektiği gibi çalışmıyor.

Söz konusu özellik, yapay zeka destekli algoritmalarla telefonun çalınıp çalınmadığını tespit etmeye çalışıyor. Telefonun ani bir şekilde elden alınması ya da sahibinden uzaklaştırılması durumunda, sistem cihazı otomatik olarak kilitliyor. Android 15’in yeni güvenlik sistemi, cihaz çevrimdışıyken bile devreye girebiliyor. Böylece hırsızların genellikle ilk olarak başvurduğu internet bağlantısını kesme girişimi de işe yaramaz hale geliyor.

Ancak, kullanıcı raporlarına göre sistemde ciddi bir hassasiyet sorunu bulunuyor. Pek çok kişi, telefon ellerindeyken ya da cebindeyken bile Hırsızlık Tespit Kilidi özelliğinin devreye girdiğini ve cihazlarını beklenmedik şekilde kilitlediğini bildiriyor. Android 15’in yeni güvenlik sistemi, bu durum, günlük kullanım sırasında cihazlara erişimi zorlaştırıyor ve kullanıcı deneyimini olumsuz etkiliyor.

Google’ın bu sistemde ivmeölçer ve çeşitli hareket algılama sensörlerini kullandığı, ani hız değişimlerini ve yön değişimlerini analiz ederek potansiyel hırsızlık durumlarını belirlemeye çalıştığı biliniyor. Ancak görünüşe göre, algoritmanın aşırı hassas hale getirilmiş olmasıyanlış pozitif bildirimlerin artmasına sebep oluyor.

Şu an için Google cephesinden konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak kullanıcıların artış gösteren şikayetleri, Android 15’in yeni güvenlik sisteminde değişiklikler yapılmasına neden olabilir. Şirketin önümüzdeki günlerde bu özelliğe yönelik bir güncelleme ya da ayarlama yapmasını zorunlu kılabilir.

Google, Gemini Live’ı daha geniş bir kitleye sunmaya başladı!

Ocak ayında ilk kez Google Pixel 9, Galaxy S24 ve S25 modellerine getirilen bu yenilik, Mart 2025 Özellik Güncellemesi ile Pixel 6 ve üzeri cihazlara da ulaştı. Son güncellemelerle birlikte, artık daha eski Pixel ve Samsung cihazlarda da ücretsiz Gemini aboneliğiyle kullanılabilir hale geldi.

Önceden yalnızca sesli komutları kabul eden Gemini Live, artık görseller, dosyalar ve YouTube videoları üzerinden de etkileşim kurmayı mümkün kılıyor. Kullanıcılar, Galeri’den ya da Kameradan bir fotoğraf yükleyerek, PDF ya da Word gibi dosya formatlarını seçerek ya da bir YouTube videosunu açarak “Talk Live about this” özelliğini aktif hale getirebiliyor. Böylece görsel ya da içerikle doğrudan bağlantılı sorular sorulabiliyor ve yapay zekâdan yanıt alınabiliyor.

Gemini Live ile dosyalar ve videolar üzerine anında geri bildirim

Gemini Live artık yalnızca sesli değil, aynı zamanda bağlamsal içerik üzerinden bilgi sağlayan bir yapay zekâ aracı haline gelmiş durumda. Desteklenen dosya türleri arasında TXT, DOC, DOCX, PDF, RTF ve HWP formatları yer alıyor. Kullanıcılar bu dosyaları Google Files ya da Samsung Notes üzerinden açarak Gemini katmanını aktif hale getirebiliyor.

YouTube entegrasyonu ise özellikle dikkat çekici. Gemini Live, iki saate kadar olan videolarda, altyazılarda geçen tüm bilgileri analiz edebiliyor ve bu içerik üzerinden soruları yanıtlayabiliyor. Video aktifken Gemini katmanı açılarak veya video bağlantısı uygulamaya yapıştırılarak bu özellik kullanılabiliyor.

Bununla birlikte, uygulamanın arayüzünde de bazı güncellemeler mevcut. Artık Gemini Live butonları daha kompakt bir tasarımla karşımıza çıkıyor; metin etiketleri kaldırılmış durumda. Bu sadeleştirme, Google uygulamasının 16.11 sürümünde yer aldı.

Geliştirici tarafında ise Gemini 2.5 Pro sürümü, Google AI Studio’da “halka açık önizleme” olarak yayınlandı. Daha yüksek oran limitleriyle çalışan bu sürüm, yeni nesil yapay zekâ destekli uygulamaların geliştirilmesini kolaylaştırıyor. Gelişmiş sürüm ücretsiz olarak da sunuluyor ancak sınırlı erişimle çalışıyor.

Google’ın yapay zekâ alanındaki yenilikleri, özellikle mobil cihazlarda daha kişiselleştirilmiş ve bağlamsal kullanım senaryolarını mümkün kılarak günlük deneyimi zenginleştiriyor. Gemini Live’ın bu genişletilmiş özellikleri, kullanıcıların belgeler, görseller ve videolarla daha etkili şekilde etkileşime geçmesine olanak sağlıyor.

Trump’ın tarifeleri, teknoloji devlerini vuruyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın hayata geçirdiği yeni gümrük tarifeleri, teknoloji devlerinin yatırımlarını sarsmaya başladı. Özellikle veri merkezleri alanında devasa bütçeler ayıran Microsoft, Amazon ve Alphabet gibi şirketlerin harcamalarını yeniden gözden geçirdiği belirtiliyor.

Yüksek vergiler, başta Çin, Tayvan ve Güney Kore olmak üzere teknoloji ekipmanı tedarikçilerini doğrudan etkilerken; Çin’den gelen ürünlerdeki toplam vergi yükü yüzde 54’e ulaştı. ABD’ye yapılan tüm ithalatlara getirilen yüzde 10’luk genel tarife ile birlikte, Çin ürünlerine özel olarak yüzde 34 ek vergi uygulanıyor. Tayvan ve Güney Kore için bu oranlar sırasıyla yüzde 32 ve yüzde 25 olarak belirlendi.

Elektronik ürünler, geçtiğimiz yıl 486 milyar dolarlık hacmiyle ABD’nin en büyük ikinci ithalat kalemini oluşturdu. 2024 yılı itibarıyla, sadece veri işleme makinelerinin ithalatı 200 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu ürünlerin önemli bir bölümü Meksika, Tayvan, Çin ve Vietnam’dan tedarik ediliyor. Uzmanlara göre, bu yeni vergi politikası, teknoloji devlerinin sermaye harcamalarında önemli değişikliklere yol açacak.

Microsoft, sektördeki kaynaklara göre veri merkezi yatırımlarında temkinli bir stratejiye geçiş yapmış durumda. Benzer şekilde Amazon’un da bu yönde adımlar atması bekleniyor. Yüksek maliyetler, yeni veri merkezi inşaatlarını ve yapay zeka altyapısının yaygınlaşmasını yavaşlatabilir.

Bu durum, ABD’nin yapay zeka alanındaki küresel liderlik hedefini de riske atıyor. Trump yönetimi tarafından duyurulan ve OpenAI, Oracle ile SoftBank gibi şirketleri bir araya getiren 500 milyar dolarlık “Stargate” projesi, bu tarifelerden doğrudan etkilenebilir. Stargate kapsamında 20 dev veri merkezi kurulması ve ABD’nin yapay zeka alanında rakiplerinin önüne geçmesi hedefleniyordu.

Yeni tarifeler, ayrıca Alphabet, Microsoft ve Amazon gibi büyük bulut hizmeti sağlayıcılarının da maliyetlerini artırıyor. Zaten yapay zeka yatırımlarının büyüklüğü nedeniyle yatırımcıların baskısı altında olan bu şirketlerin hisse değerleri, açıklanan tarifeler sonrası düşüşe geçti.

Analistler, tarifelerin yarı iletkenleri henüz kapsamasa da yakın gelecekte bu alanda da ek vergiler getirilmesiningündemde olduğunu belirtiyor. Bu gelişmeler, ABD’nin teknoloji yatırımlarındaki ivmeyi sekteye uğratırkenküresel rekabette Çin gibi ülkelerin elini güçlendirebilir.

YouTube Shorts düzenleyicisi TikTok’a alternatif olacak

0

YouTube, Shorts video düzenleyicisini TikTok’a daha iyi bir alternatif olacak şekilde güncelliyor. Klipleri hassas bir şekilde düzenleyebilecek ve hatta görüntüleri bir şarkının zamanlamasına göre otomatik olarak düzenleyebileceksiniz. YouTube Shorts düzenleyicisi, kullanıcılara daha fazla kontrol sağlayacak.

YouTube Shorts düzenleyicisi için yenilikler

YouTube, TikTok ve Instagram Reels gibi platformlarla daha iyi rekabet edebilmek için Shorts video düzenleyicisini güncelliyor ve bu yılın ilerleyen dönemlerinde YouTube’u öne çıkarabilecek yapay zeka destekli bazı özelliklerin ipuçlarını veriyor. YouTube Shorts düzenleyicisi, kullanıcıların yaratıcı süreçlerini daha da kolaylaştırmayı hedefliyor.

Yeni ve geliştirilmiş düzenleyici, kullanıcıların “yakınlaştırma ve yakalama ile her klibin zamanlamasında hassas ayarlamalar ve düzenlemeler yapmalarına” olanak tanıyacak ve görüntülerinizi yeniden düzenleme ve silme seçeneği sunacak. YouTube ayrıca müzik ve zamanlanmış metin ekleyebileceğinizi ve düzenleme yaparken videonuzu istediğiniz zaman önizleyebileceğinizi söylüyor. Bu şekilde, YouTube Shorts düzenleyicisi kullanıcılarına kapsamlı bir düzenleme deneyimi sunacak.

Gelecekte bir noktada, editör klipleri bir şarkıyla otomatik olarak senkronize etme yeteneğine kavuşacak. Ve YouTube, “bu baharın ilerleyen zamanlarında” editörün resim galerinizdeki fotoğraflardan veya yerleşik bir AI resim oluşturucusuyla çıkartmalar oluşturabileceğini söylüyor. Bu güncellemenin bir parçası olarak, şablonları kullanma süreci de basitleştiriliyor. Şablonların yaratıcıları artık çalışmalarını kullanan herkes tarafından otomatik olarak anılacak ve şablonların kendileri artık resim katmanları ve filtre efektleri gibi şeyler içerebilecek. Bu gelişmeler YouTube Shorts düzenleyicisi için büyük bir adımdır.

YouTube, TikTok ve Instagram tarafından sunulan yaratıcı araçlarla bir tür eşitliğe ulaşmaya çalışıyor. TikTok’un düzenleme araçları ve bağımsız CapCut video düzenleyicisi, telefonunuzda video oluşturmak için uzun zamandır altın standart oldu. ABD’de TikTok’un belirsiz geleceği göz önüne alındığında, YouTube Shorts’u daha çekici bir alternatif haline getirmek mantıklı. Ayrıca YouTube’un TikTok’tan ilham alması ilk kez değil. YouTube, 2024’te Shorts’a, TikTok’un popüler versiyonundan açıkça esinlenen robotik, metinden sese anlatım özelliği ekledi.

Gemini 2.5 Pro, Google’ın şimdiye kadarki en pahalı modeli oldu!

Geliştiriciler için yayınlanan fiyatlandırma, Gemini 2.5 Pro’nun sağladığı yüksek işlem gücünün ciddi bir maliyetle geldiğini ortaya koyuyor.

Gemini 2.5 Pro, 200.000 token’a kadar olan girişlerde milyon token başına 1,25 dolar, çıkışlarda ise 10 dolar olarak fiyatlandırılıyor. Daha büyük veri setleri için bu rakamlar sırasıyla 2,50 ve 15 dolara çıkıyor.

Bu da onu, yalnızca Google’ın önceki modellerine değil, aynı zamanda sektördeki pek çok rakibine göre daha pahalı hale getiriyor. Örneğin OpenAI’nın o3-mini modeli ya da DeepSeek’in R1’i çok daha düşük fiyatlarla geliştiricilere sunuluyor. Yine de bazı üst düzey rakip modellerle kıyaslandığında Gemini 2.5 Pro’nun daha ulaşılabilir bir fiyat politikası sunduğu da söylenebilir. OpenAI’nın GPT-4.5’i gibi modeller, yüz milyonlarca token için çok daha yüksek ücretler talep ediyor.

Fiyatların yükselmesindeki en önemli etkenlerden biri, talebin hızla artması. Google CEO’su Sundar Pichai, Gemini 2.5 Pro’nun şirketin bugüne kadarki en yoğun ilgi gören yapay zekâ modeli olduğunu açıkladı. Mart ayı boyunca Gemini API ve AI Studio kullanımının %80 oranında arttığı bilgisi paylaşıldı. Bu da, modelin hem bireysel geliştiriciler hem de şirketler tarafından ciddi biçimde benimsendiğini gösteriyor.

Modelin teknik üstünlüğü kadar, işlevselliği de dikkat çekiyor. Çok büyük metinleri işleyebilme kapasitesi, daha isabetli ve bağlama uygun yanıtlar üretebilmesi, onu özellikle profesyonel kullanım için cazip kılıyor. Bununla birlikte, Google modelin ücretsiz kullanımını da tamamen ortadan kaldırmış değil. Belirli oranlarda ve sınırlı hızda, Gemini 2.5 Pro’ya ücretsiz erişim hâlâ mümkün. Ancak daha geniş kullanım ve ticari amaçlı projeler için ciddi bir bütçe ayrılması gerekiyor.

Yapay zekâ sektöründe genel bir fiyat artışı eğilimi dikkat çekerken, Google’ın bu adımı aslında yalnızca bir başlangıç olabilir. Talep ve işlem gücü arttıkça, benzer modellerin de maliyetleri yukarı yönlü seyretmeye devam edecek gibi görünüyor. Şimdilik soru şu: Gemini 2.5 Pro’nun sunduğu yüksek performans, geliştiriciler için bu fiyatı gerçekten hak ediyor mu? Yanıt, kullanım amacına ve beklentilere göre değişebilir.

Microsoft dev veri merkezi yatırımlarında frene masıyor

Microsoft’un Ocak ayında duyurduğu 80 milyar dolarlık dev veri merkezi yatırımı planı, revizyona uğruyor. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket Endonezya, Birleşik Krallık, Avustralya ile ABD’nin Illinois, Kuzey Dakota ve Wisconsin eyaletlerindeki veri merkezi projelerini ya yavaşlattı ya da tamamen askıya aldı. Bazı bölgelerde yürütülen görüşmelerden tamamen çekilen Microsoft, diğerlerinde ise inşaat başlangıçlarını ileri bir tarihe erteledi.

Microsoft temkinli adımlar atıyor

Bu veri merkezleri, şirketin yapay zeka alanında genişlemeyi hedeflediği büyük stratejinin temel taşları arasında yer alıyor. Ancak Microsoft, küresel ekonomik belirsizlikler ve politik gelişmeler doğrultusunda yatırım planlarını yeniden şekillendiriyor.

Öte yandan, Microsoft’un resmi açıklaması farklı bir tablo çiziyor. Şirket, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, 2025 mali yılı içinde veri merkezlerine yönelik 80 milyar dolarlık yatırım hedefinden geri adım atmadığını belirtti. Bu rakam, Başkan Yardımcısı ve Başkan Brad Smith imzasıyla yayımlanan bir blog yazısında da vurgulanmıştı. Söz konusu yazıda, Microsoft’un ABD’deki yapay zeka politikalarının şekillenmesine katkı sağlamaktan duyduğu heyecan da dikkat çeken ifadelerle dile getirilmişti.

Yeni gümrük tarifeleri yatırımları zorlaştırıyor

Ancak perde arkasında bazı ciddi etkenlerin devrede olduğu belirtiliyor. Başkan Donald Trump’ın bu hafta resmen devreye aldığı yeni gümrük tarifeleri, büyük altyapı yatırımlarını maliyet açısından zorlaştırmış durumda. Bu durum, Microsoft’un neden bazı projeleri yavaşlattığını ya da iptal ettiğini açıklayabilir. Şirketin bütçeyi koruyarak daha az sayıda projeyi hayata geçirme yoluna gidebileceği konuşuluyor.

Microsoft’un veri merkezi yatırımlarında nasıl bir strateji izleyeceği merakla beklenirken, şirketin yapay zeka odaklı büyüme planlarının nasıl etkileneceği de sektör tarafından yakından takip ediliyor.