Dünyanın ilk kuantum dil modeli geliştirildi!

0

İngiltere merkezli teknoloji firması SECQAI, dünyanın ilk kuantum büyük dil modelini (QLLM) geliştirdiğini duyurdu. Yapay zeka ile kuantum bilişimin gücünü birleştiren bu model, problem çözme yeteneklerini ve hesaplama verimliliğini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip. Şirket, kuantum bilişimi geleneksel yapay zeka modellerine entegre ederek dil işleme süreçlerini optimize etmeyi ve karmaşık problemlerin çözümünde yeni bir dönem başlatmayı hedefliyor. Bunun için gradyan tabanlı öğrenme sistemine sahip bir kuantum simülatörü ve kuantum dikkat mekanizması geliştirilerek yapay zeka modellerinin daha ileri bir seviyeye taşındığı belirtiliyor.

Dünyanın ilk kuantum dil modeli tasarlanıyor

SECQAI’nin CEO’su Rahul Tyagi, bu gelişmenin yapay zeka ve kuantum bilişimi arasındaki etkileşimi artırarak çeşitli endüstrilerde çığır açabileceğini ifade ediyor. Özellikle ilaç geliştirme, finans, siber güvenlik ve yarı iletken tasarımı gibi sektörlerde bu modelin devrim niteliğinde yenilikler getirebileceği vurgulanıyor.

Dünyanın ilk kuantum dil modeli tasarlanıyor.

QLLM, şifreleme algoritmalarındaki gizli desenleri keşfederek güvenlik protokollerini güçlendirebilir, finans sektöründe dolandırıcılık tespiti ve risk analizinde daha doğru sonuçlar üretebilir. Aynı zamanda büyük hacimli finansal verileri hızlı ve güvenilir şekilde analiz ederek piyasaların daha şeffaf işlemesini sağlayabilir.

Bunların yanı sıra, modelin yarı iletken tasarımlarını optimize etmek için karmaşık simülasyonları verimli bir şekilde işleyebileceği ve robotikte gerçek zamanlı karar alma süreçlerini iyileştirebileceği belirtiliyor. Ancak teknolojinin bazı kısıtlamaları da bulunuyor. Kuantum altyapısının yüksek maliyetli olması, bu teknolojiyi her şirketin benimsemesini zorlaştırırken, modelin verimli çalışabilmesi için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyması, veri erişimi konusunda bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. QLLM’nin bu ay içinde belirli ortaklarla özel bir beta testine gireceği ve bu süreçte modelin pratik uygulamalarının test edilerek performansının değerlendirileceği bildiriliyor.

iPhone SE 4 yakında görücüye çıkabilir!

0

Apple, uygun fiyatlı iPhone serisinin yeni modeli iPhone SE 4’ü çok yakında tanıtmaya hazırlanıyor. Bloomberg’in haberine göre, yeni iPhone SE’nin tanıtımı, Şubat ayı içinde gerçekleştirilecek ve satışa sunulması ise aynı ay içinde bekleniyor. Bu yeni model, Apple’ın daha geniş kitlelere hitap etmeyi hedeflediği serinin en yeni üyesi olacak.

iPhone SE 4 yakında tanıtılabilir

Tasarım açısından, iPhone SE 4, önceki modellerden farklı olarak iPhone 14’e benzer bir görünüme sahip olacak. Ekran boyutunun büyümesi beklenen yeni SE, iPhone 14’ün modern ve geniş ekran tasarımını benimseyecek. Aynı zamanda, Touch ID yerine Face ID kullanacak ve ekranın alt kısmındaki ana ekran düğmesi ortadan kalkacak. Bu tasarım değişikliği, kullanıcı deneyimini daha çağdaş hale getirmeyi amaçlıyor.

Cihazın donanım tarafında, Apple’ın en yeni işlemcisi olan A18 çipi yer alacak. Bu çip, telefonun daha hızlı ve verimli çalışmasını sağlayacak, aynı zamanda Apple Intelligence gibi yeni özelliklerin sorunsuz bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyacak. Bu işlemci, iPhone SE 4’ün diğer orta segment telefonlara göre performans farkını açmasına yardımcı olacak.

Yeni iPhone SE’nin dikkat çeken özelliklerinden biri de, Apple’ın kendi geliştirdiği hücresel modeminin kullanılması olacak. Bu, Apple’ın Qualcomm’a olan bağımlılığını azaltma yolunda attığı önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Apple, yıllardır Qualcomm modemlerini kullanıyordu, ancak kendi modemini geliştirmek, şirketin daha bağımsız olmasını sağlayacak ve uzun vadede maliyetleri düşürebilecek.

Avrupa Birliği’nin düzenlemelerine uygun olarak, yeni iPhone SE’nin USB-C bağlantı noktasına sahip olacağı da kesinleşti. Bu, Apple’ın, AB’nin getirdiği tek tip şarj standardına uyum sağlama çabalarının bir parçası olarak değerlendirilmekte. USB-C, daha hızlı şarj ve veri transferi imkanı sunduğundan, bu değişiklik kullanıcılar için de avantajlı olacak.

Kamera tarafında ise, iPhone SE 4’ün arkasında tek bir kamera yer alacak. Ancak Apple, gelişmiş görüntü işleme teknolojileriyle kamera performansında önemli iyileştirmeler yapmayı hedefliyor. Bu sayede, daha kaliteli fotoğraf ve video çekimleri mümkün olacak. Daha önceki SE modellerinde de benzer şekilde tek bir kamera bulunuyordu, ancak yeni SE ile bu kameranın yetenekleri oldukça artırılacak.

Fiyat konusunda, iPhone SE 4’ün yaklaşık 500 dolar civarında bir etiketle satışa sunulması bekleniyor. Bu, 2022 yılında piyasaya sürülen iPhone SE 3’ün 429 dolarlık satış fiyatından daha yüksek bir fiyat anlamına geliyor. Ancak, yeni modelin sunduğu gelişmiş özellikler ve Apple’ın kendi modemini kullanması gibi yenilikler, bu fiyat artışını açıklayabilir. Apple, bu model için büyük bir lansman etkinliği düzenlemeyi planlamıyor. Bunun yerine, yeni iPhone SE’nin tanıtımının internet üzerinden ve sessiz sedasız bir şekilde yapılması muhtemel görünüyor. Bu, Apple’ın genellikle yeni ürünlerini küçük bir lansmanla duyurmasıyla uyumlu bir strateji.

Sonuç olarak, iPhone SE 4, Apple’ın uygun fiyatlı telefon pazarındaki iddiasını sürdürmesini sağlayacak güçlü özelliklere sahip olacak. Yeni tasarımı, geliştirilmiş işlemci ve kamera özellikleri, Apple’ın bu seriyi daha geniş bir kitleye hitap edecek şekilde konumlandırmasını mümkün kılacak. Ayrıca, Qualcomm’a bağımlılığını azaltması ve AB düzenlemelerine uyum sağlamak için USB-C’ye geçmesi, bu modelin teknoloji dünyasında önemli bir adım olduğunu gösteriyor.

Microsoft Türkiye’nin Kurumsal İletişim Direktörü Ayça Demirci Turgay oldu

0

FMCG sektöründeki 20 yıllık kariyerinin ardından teknoloji sektörüne geçiş yapan deneyimli iletişim profesyoneli Ayça Demirci Turgay, Microsoft Türkiye bünyesinde Kurumsal İletişim Direktörü olarak yeni görevine başladı.

Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Ayça Demirci Turgay

Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu Ayça Demirci Turgay, daha sonra İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi üzerine yüksek lisansını tamamladı.

Kariyerine 2005 yılında P&G bünyesinde Dış İlişkiler Müdür Yardımcısı olarak başlayan Turgay, 13 yıl boyunca şirketin tüm markaları için halkla ilişkiler, regülasyon ve teknik mevzuat yönetimi, hükümet ilişkileri gibi farklı alanlarda sorumluluk üstlendi. 2017 yılında P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim Direktörü olarak atanan Ayça Demirci Turgay, şirketin kurumsal itibar yönetimi, yönetici iletişimi, sürdürülebilirlik ve kurumsal vatandaşlık iletişiminden sorumlu lider olarak görev aldı. Turgay son olarak 2023 yılında P&G İngiltere, İrlanda ve Kuzey Avrupa Ülkeleri’nden Sorumlu Ev ve Kumaş Temizlik Kategorisi İletişim Direktörü olarak şirketin Londra ofisine atanmıştı.

FMCG sektöründeki 20 yıllık kariyerinin yanı sıra, İngiltere’de bulunduğu dönemde Oxford Universitesi’nde yapay zeka ve etik üzerine sertifika eğitimlerini tamamlayarak teknoloji alanında yetkinliklerini geliştirmeye odaklanan Turgay, Şubat 2025 itibarıyla Microsoft Türkiye’nin Kurumsal İletişim Direktörü olarak göreve başladığını duyurdu.

Siemens Gamesa, 21.5 MW’lık yüzen rüzgar türbini inşa ediyor!

Siemens Gamesa, yüzen rüzgar türbinleri alanındaki liderliğini sürdürmek amacıyla önemli bir adım attı. Şirket, Danimarka açıklarında kurulacak olan 21,5 MW kapasiteli yeni bir rüzgar türbini projesi için gerekli sertifikaları almayı başardı. Bu projeyle Siemens Gamesa, açık deniz rüzgar türbinleri alanındaki kapasiteyi önemli ölçüde artırmayı hedefliyor.

Siemens Gamesa, 21.5 MW’lık yüzen rüzgar türbini projesine başlıyor

Prototip aşamasındaki bu türbin, SG DD-276 model numarasını taşıyor ve 276 metrelik rotor çapıyla 21,5 MW’a kadar güç üretebiliyor. Şirketin şu anda açık denizlerdeki en büyük türbinleri 230 metre rotor çapına sahip ve 15 MW’a kadar güç üretebiliyor, yani yeni türbinler mevcut modellere göre yaklaşık %40’lık bir kapasite artışı sağlayacak. Bu gelişme, Siemens Gamesa’nın açık deniz rüzgar türbinleri alanındaki etkisini daha da pekiştirecek.

Siemens Gamesa, 21.5 MW'lık yüzen rüzgar türbini projesine başlıyor.

Proje, Danimarka’nın rotor alanı 5 metrekareden büyük olan rüzgar türbinleri için DNV sertifikası gerekliliği nedeniyle bir süre ertelendi, ancak DNV sertifikası alındıktan sonra Siemens Gamesa, projeyi 2027’ye kadar tamamlamayı planlıyor.

Siemens Gamesa’nın uzun vadeli hedefi, 2030 yılına kadar dünyanın en büyük rüzgar türbinini kurmak. Ancak bu hedef, Çinli firmaların, örneğin Dongfang Electric Corporation ve Sany Renewable Energy’nin 26 MW ve 35 MW’lık türbin projeleriyle karşı karşıya kalmasıyla daha zorlu bir hale gelebilir. Yine de Siemens Gamesa, Avrupa pazarındaki güçlü konumunu koruyarak, önümüzdeki 10 yıl içinde yüzen rüzgar türbinlerinin kurulu güç kapasitesine 150 GW daha eklemeyi planlıyor. Bu hedefle şirket, kıtadaki rakiplerinden önemli bir farkla ayrılmayı amaçlıyor.

Çin, dünyanın en büyük sualtı muharebe dronunu tasarlıyor!

Çin, askeri modernizasyon çalışmalarını hızlandırırken, son olarak dünyanın en büyük sualtı muharebe dronunu geliştirdiği ortaya çıktı. Çin’in Guangzhou’daki tersanelerinden birinde inşa edilen bu yeni ve büyük denizaltı, dikkatli bir şekilde yapılan gözlemlerle tespit edildi. Uydu görüntüleri, aracın geleneksel periskop kulesine (sail) sahip olmaması nedeniyle bunun insansız bir sualtı muharebe aracı olabileceğini gösteriyor. Bu özellik, aracın daha gizli ve sessiz bir şekilde hareket etmesini sağlayacak yeni bir tasarım olarak öne çıkıyor.

Çin, dünyanın en büyük sualtı muharebe dronunu geliştiriyor

Yeni denizaltının yaklaşık 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde olduğu belirtiliyor. Ayrıca, X şeklindeki dümen yapısı su altında daha sessiz ve etkili bir hareket kabiliyeti sunuyor. İnşa edilen bu araç, Guangzhou Shipyard International (GSI) tersanesinde yapılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Bu tersane, daha önce Çin’in insansız ve otonom savaş trimaranı JARI USV’yi de üretmişti, bu araç ise hem insansız hem de isteğe bağlı olarak insanlı modda çalışabiliyordu.

Uzmanlar, bu yeni denizaltının insansız olup olmadığı konusunda farklı görüşler bildiriyor. Eğer araç insansız bir sualtı muharebe dronuysa, boyutlarının alışılmadık şekilde büyük olduğu düşünülüyor. Ancak geleneksel dizel-elektrikli denizaltılarla karşılaştırıldığında, hala küçük bir boyuta sahip olduğu gözlemleniyor. Başka bir teori ise, aracın insanlı olabileceği yönünde. Özellikle özel görevler için optimize edilmiş, sığ sularda veya deniz tabanında görev yapabilen bir model olabileceği öne sürülüyor.

Yeni aracın torpidolarla donatılmış olması da, aracın sadece keşif ve gözetleme amacıyla değil, doğrudan saldırı görevlerinde de kullanılabileceğini gösteriyor. Çin’in halihazırda beş farklı insansız denizaltı modeline sahip olduğu biliniyor ve bu yeni aracın, Çin Donanması için en iddialı unsurlardan biri olması bekleniyor. Ayrıca, bu aracın büyüklüğü, ABD Donanması’nın Orca XLUUV insansız sualtı aracından çok daha büyük olabilir, bu da Çin’in denizaltı teknolojisi alanındaki iddialı gelişimini gözler önüne seriyor.

Borusan Ventures, enerji depolama girişimi Tyba’ya yatırım yaptı!

0

Borusan Ventures, geleceğin enerji sistemlerini şekillendirecek teknolojilere yatırım yapmaya devam ediyor ve son olarak enerji depolama optimizasyon platformu Tyba’ya yatırım yaptı. Bu yatırım, Borusan Ventures’ın katıldığı Seri A yatırım turunda gerçekleşti ve toplamda 13,9 milyon dolar toplandı. Yatırım turunun liderliğini ABD’nin önde gelen iklim teknolojileri fonu Energize Capital üstlenirken, Pear VC, Mobilize Climate Capital gibi yeni yatırımcılar ve Powerhouse, Wireframe, Virta, Lorimer gibi mevcut yatırımcılar da destek verdi. Tyba’nın aldığı toplam yatırım miktarı ise 18,15 milyon dolara ulaşmış oldu.

Borusan Ventures, enerji depolama girişimi Tyba’ya yatırım yapıyor

Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlarda erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Bu yatırımla birlikte, Borusan Ventures’ın güçlü endüstriyel geçmişi ve kaynakları, girişimlerin ekosistemlerinde büyümelerine stratejik destek sağlıyor. Bu yatırımın, Tyba’nın yapay zekâ destekli enerji tahminleme, ticaret ve optimizasyon çözümlerini ölçeklendirmesine olanak tanıyacağı ve enerji üreticilerinin gelirlerini maksimize etmelerine yardımcı olacağı belirtiliyor. Tyba, TotalEnergies gibi büyük enerji şirketleriyle çalışarak, Teksas ve Kaliforniya’daki 1 GWh’den fazla depolama varlığının operasyonlarını destekliyor. Ayrıca, şimdiye kadar 100 GW’ın üzerinde enerji depolama projelerinin tasarlanmasına ve simüle edilmesine yardımcı olmuş durumda.

Enerji depolama, dünya genelinde temiz enerjiye geçiş çabaları ve artan elektrik talebi ile giderek daha önemli hale geliyor. Batarya teknolojilerindeki hızlı gelişmelerle, birçok ülke enerji depolama kapasitesini artırmak için büyük yatırımlar yapıyor. ABD’de enerji depolama kapasitesi son üç yılda 6 kat artarak 30 GW’a ulaşırken, Türkiye’de de enerji depolama pazarının hızla büyümesi bekleniyor. Borusan EnBW Enerji, Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji şirketlerinden biri olarak 400 MW’lık depolamalı rüzgâr santrali ön lisansına sahip ve bu yatırımları birkaç yıl içerisinde devreye almayı planlıyor.

Tyba’nın CEO’su Michael Baker, platformlarının bataryalar için bir “otopilot sistemi” işlevi gördüğünü belirterek, otomatik talimatlar ve teklif stratejileri ile işletmecilere tesislerini kârlı ve ölçeklenebilir bir şekilde yönetme imkânı sunduklarını ifade etti. Borusan Ventures’ın başkanı Defne Kocabıyık Narter ise, şebeke ölçekli bataryaların temiz enerji dönüşümünün önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, Tyba’nın bu alandaki başarılarına olan katkılarından heyecan duyduklarını belirtti.

Norveç Varlık Fonu’ndan Türkiye’ye dev yatırım!

Norveç’in devasa büyüklükteki devlet varlık fonu, Türkiye’deki şirketlere yaptığı yatırımları artırarak 1,5 milyar doları geçti. 2024 sonu itibarıyla fonun, Türk şirketlerindeki toplam yatırımı 1 milyar 573 milyon 659 bin dolara ulaştı.

Norveç’ten 44 Türk Şirkete Dev Yatırım!

Dünyanın en büyük fonlarından biri olan Norveç Varlık Fonu, Türkiye’deki farklı ölçeklerde 44 şirkete yatırım yaptı. Petrol, enerji, finans, perakende ve havacılık sektörlerine yönelen fon, en büyük yatırımı Koç Holding’e gerçekleştirdi.

Fon, Koç Holding’in %0,90 hissesine ortak oldu ve şirketteki yatırımı 115,6 milyon doları buldu. Akbank hisselerine 113 milyon 539 bin dolar, BİM’e 111 milyon 381 bin dolar, Türk Hava Yolları’na 82 milyon 960 bin dolar, Turkcell’e ise 77 milyon 420 bin dolar aktarıldı.

Sağlık sektörüne de büyük ilgi gösteren fon, en büyük hisse payını MLP Sağlık Hizmetleri AŞ’ye ayırdı. Şirketin %3,10’luk hissesi için 63 milyon 971 bin dolar yatırım yaptı. Aksa Akrilik ve İş Yatırım da fonun %3 hisse payına sahip olduğu diğer Türk şirketleri oldu.

Enerji Sektörüne Güçlü Giriş!

Türkiye’nin enerji devleri Tüpraş ve Astor Enerji de Norveç Varlık Fonu’nun radarına girdi. Bu iki şirkete toplamda 90 milyon dolar yatırım yapıldı. Özellikle yenilenebilir enerjiye yönelen fon, bu alandaki yatırımlarını artırma sinyali verdi.

Norveç’ten Türkiye’ye Artan İlgi

Norveç Varlık Fonu, 2001’den itibaren Türkiye’ye küçük yatırımlarla giriş yaptı. 2008’den sonra hisse alımlarını hızlandırarak portföyünü büyüttü. 2021’de Türkiye’ye 485 milyon dolar yatırım yapan fon, 2022’de bu rakamı 1,2 milyar dolara, 2023’te ise 1,3 milyar dolara çıkardı. 2024 itibarıyla 1,5 milyar doları geçen yatırımıyla rekor seviyeye ulaştı.

Fonun Global Stratejisi

2024 yılında toplam 63 ülkede 8 bin 659 şirkete yatırım yapan fon, özellikle yenilenebilir enerji projelerine öncelik verdi. ABD teknoloji hisselerindeki yükseliş sayesinde geçen yıl 222 milyar dolar rekor kar elde etti.

Norveç Varlık Fonu, Türkiye’de otomotiv, yazılım, kimya ve çelik sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlere de yatırım yapmayı değerlendiriyor. Fon, önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki yatırımlarını daha da genişletebilir.

Yatırım Türkiye için Ne anlama geliyor?

Uzmanlara göre, Norveç Varlık Fonu’nun Türkiye’ye artan ilgisi, ülkenin yatırımcılar için cazip bir pazar haline geldiğini gösteriyor. Küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen, Türkiye’deki stratejik sektörlere olan yatırımların artması, ekonomik güvenin yükseldiğinin bir işareti olarak yorumlanıyor.

Google’ın yapay zeka reklamı tepki topladı!

Google‘ın yapay zeka programı Gemini için hazırladığı Super Bowl reklamı, büyük tartışmalara yol açtı. Reklamda küçük bir peynir işletmesi sahibi, Gemini’ın kendisine nasıl yardımcı olduğunu anlatırken, yapay zekanın peynirler için tanıtım metinleri yazdığı gösteriliyordu.

Google’ın yapay zeka reklamı büyük tepki çekti

Ancak, reklamı detaylı inceleyenler, Gemini’ın oluşturduğu metinlerde hatalar olduğunu fark etti. Örneğin, yapay zeka, gouda peynirinin dünya genelindeki toplam peynir tüketiminin %50-60’ını oluşturduğunu iddia etti, ancak bu oran gerçekte çok daha düşük. Google, bu hatayı fark edince YouTube’daki reklamı sessizce düzenleyerek ilgili bilgiyi değiştirdi.

Fakat sorun sadece yanlış bilgiyle sınırlı kalmadı. Daha büyük bir tartışma, Google’ın Gemini tarafından yazıldığını iddia ettiği metnin aslında 2020’den beri işletmenin internet sitesinde yer almasıyla patlak verdi. Bu durum, Gemini’ın metni doğrudan bir internet sayfasından kopyalamış olabileceği ya da Google’ın, Gemini’ın yazmadığı bir içeriği sanki ona aitmiş gibi sunduğu iddialarını gündeme getirdi. Google, metnin gerçekten Gemini tarafından üretildiğini savunsa da teknoloji basını ve sosyal medya kullanıcıları bu açıklamaya şüpheyle yaklaşıyor.

Bu olay, yapay zekanın güvenilirliği ve etik kullanımı konularında yeni soru işaretleri doğururken, Google gibi büyük bir şirketin Super Bowl gibi prestijli bir etkinlikte böylesine büyük bir hata yapması da eleştirilere yol açtı. Yapay zeka dünyasında güvenilirlik tartışmaları devam ederken, bu tür olaylar teknoloji devlerinin daha şeffaf ve dikkatli olmaları gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Turkcell, 5G ve fiber altyapı ihalelerine katılmaya hazır

0

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun 5G ihalesinin 2024 yılının ilk yarısında gerçekleştirileceği ve 2026’da sona erecek Fiber Altyapıda İmtiyaz Sözleşmesi için ayrıca bir ihale düzenleneceği yönündeki açıklamalarını değerlendirdi. Dr. Ali Taha Koç, her iki ihaleye de katılmaya hazır olduklarını ve bu süreçlerin Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, fiber altyapının büyük bir kısmının tek bir operatörün elinde olduğunu ve yeni ihaleyle birlikte rekabet şartlarının yeniden belirleneceğini ifade etti. Bakan, ihale süreciyle fiber altyapının genişletilmesinin hedeflendiğini ve 5G’ye geçişin ülke için önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı.

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç

Dr. Ali Taha Koç da Turkcell’in hem fiber hem de 5G teknolojilerine yönelik yatırımlarını uzun süredir sürdürdüğünü belirtti. Fiber altyapının Türkiye genelinde yayılması için daha fazla yatırım gerektiğini dile getiren Koç, hem şirketlerin hem de bireysel kullanıcıların yüksek hızlı internet taleplerinin giderek arttığını söyledi.

Turkcell’in bu ihtiyacı karşılamak adına altyapı çalışmalarını hızlandırdığını ifade eden Koç, Türkiye’nin Turkcell’i olarak fiber altyapı alanında da en iyi hizmeti sunmaya hazır olduklarını belirtti. 5G teknolojisinin iş dünyası ve sanayi başta olmak üzere birçok sektörde dönüşüme yol açacağını ifade eden etti ve Turkcell’in teknik altyapısının bu geçiş süreci için hazır olduğunu söyledi.

Frekans tahsislerinin tamamlanmasıyla en güvenli ve kaliteli 5G hizmetini sunacaklarını belirten Koç, Turkcell’in mobil iletişimde olduğu gibi fiber altyapı alanında da Türkiye’nin en önemli aktörlerinden biri olmayı sürdüreceğini vurguladı.

Sağlık teknolojileri girişimi Avelios, 30 milyon dolar yatırım aldı!

Münih merkezli sağlık teknolojileri girişimi Avelios Medical, gerçekleştirdiği Seri A yatırım turunda 30 milyon dolar fon elde etti. Yatırım turuna Sequoia liderlik ederken, Revent, High-Tech Gründerfonds ve çeşitli melek yatırımcılar da sürece dahil oldu. Şirketin yatırım sonrası ulaştığı değerleme hakkında herhangi bir resmi açıklama yapılmadı. Girişim, bu fonu kullanarak sağlık sektöründe daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmayı ve uluslararası pazarlara açılmayı hedefliyor.

Sağlık teknolojileri girişimi Avelios, 30 milyon dolar yatırım almayı başardı

Christian Albrecht, Nicolas Jakob ve Dr. Sebastian Krammer tarafından kurulan Avelios, hasta bakım süreçlerini dijitalleştirerek sağlık hizmetlerinin daha verimli ve organize bir şekilde sunulmasını sağlayan yenilikçi bir yazılım platformu geliştiriyor. Tam modüler bir yapıya sahip olan bu platform, sağlık personelinin iş akışlarını optimize etmesine yardımcı olurken, hasta bakım süreçlerine dair tüm verilerin dijital olarak kaydedilmesini ve yönetilmesini sağlıyor. Sistemin sunduğu özellikler arasında hasta kayıtlarının dijital dokümantasyonu, akıllı veri giriş alanları ve otomatik raporlama gibi çözümler yer alıyor. Özellikle doktorların tedavi sırasında oluşturduğu notları analiz ederek otomatik doktor raporları üreten sistem, tıbbi verilerin işlenmesini daha hızlı ve verimli hale getiriyor.

Avelios Medical, ilk olarak 2021 yılında Revent’in liderliğinde gerçekleşen tohum yatırım turunda 2,2 milyon euro fon elde etmişti. O dönemde aldığı yatırımı, Almanya’da sağlık sektörüne entegre olabilmek için kullanan girişim, bugüne kadar ülke genelinde 12 hastaneyle iş birliği yaparak teknolojisini sahada uygulamaya başladı. Girişim, yapay zeka ve bulut tabanlı çözümlerden faydalanarak sağlık hizmetlerinde veri odaklı yaklaşımları daha ileri bir noktaya taşımayı hedefliyor.

Son yatırım turu ile birlikte Avelios, teknolojisini daha geniş bir kitleye ulaştırmak ve farklı pazarlara açılmak için çalışmalarını hızlandıracak. Şirket, Avrupa genelinde yeni müşteriler edinmek adına Fransa ve İngiltere pazarlarına giriş yapmayı planlıyor. Aynı zamanda, İspanya’daki büyük bir hastane zinciri ile görüşmeler yürüterek, sistemini bu pazarda da uygulamaya koymak için fırsatları değerlendiriyor. Aldığı fon ile sağlık teknolojileri alanındaki inovasyonlarını daha ileriye taşımayı ve hasta bakım süreçlerinde dijitalleşmeyi teşvik eden çözümler geliştirmeyi amaçlayan girişim, sağlık sektöründeki dijital dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefliyor.

Emblem VC, 80 milyon euroluk ilk fonunun kapanışını yaptı!

0

Paris merkezli risk sermayesi (VC) şirketi Emblem, ilk fonunun 80 milyon euroluk nihai kapanışını başarıyla gerçekleştirdi. Emblem’in kurucuları Bénédicte de Raphélis Soissan ve Guillaume Durao, VC şirketini kurmadan önce önemli girişimlere melek yatırımcı olarak katkı sağlamışlardı. Bu yatırımlar arasında, dijital futbol oyun platformu Sorare, sürdürülebilir gıda şirketi Dalma ve gurme et şirketi Gourmey gibi başarılı girişimler yer alıyor. Emblem’in kurucuları, bu deneyimlerinin yeni fonları için önemli bir temel oluşturduğunu belirtiyor.

Emblem VC, 80 milyon euroluk ilk fonunun kapanışını gerçekleştirdi

Yeni fonuyla birlikte Emblem, yaklaşık 25-30 girişime yatırım yapmayı planlıyor. Şirket, bu yatırımların çoğuna tohum turunda liderlik veya eş liderlik etmeyi hedefliyor. Yatırım yapmayı düşündükleri tur büyüklüğü ise genellikle 500 bin ile 3 milyon euro arasında değişiyor. Emblem’in odaklandığı alanlar, yeni teknoloji girişimleri ve inovatif iş modelleri olan şirketler, özellikle B2B uygulama geliştiren, yapay zeka teknolojilerini kullanan, tedarik zinciri optimizasyonu yapan ve e-ticaret alanında yenilikçi çözümler sunan girişimler.

Emblem, Mart 2023’teki ilk fon kapanışından bu yana, 16 farklı girişime yatırım yapmayı başardı. Bu yatırımlar arasında dikkat çeken isimler arasında, B2B mobil uygulama geliştiren The Mobile-First Company, yapay zeka destekli Ar-Ge platformu Altrove, tedarik platformu Pivot ve Shopify benzeri bir çevrimiçi ticaret platformu olan Volta bulunuyor. Bénédicte de Raphélis Soissan, fonlarının yatırım yaptığı coğrafi bölgeler hakkında da bilgi verdi. Soissan, Fransa’da sekiz, İsveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde toplamda altı, ABD ve İtalya’da ise birer girişime yatırım yapıldığını açıkladı.

Emblem, yatırımlarını çeşitlendirerek küresel ölçekte etkili olmayı amaçlıyor. Şirketin liderliği, her coğrafyada yerel ekosistemleri desteklemeye ve girişimlerin büyüme potansiyelini en üst düzeye çıkarmaya odaklanıyor. Bénédicte de Raphélis Soissan, yatırım sürecine dair yaptığı açıklamalarda, fonlarının başarılı bir şekilde dağılmasından memnun olduklarını, ancak piyasadan tamamen uzak kalmamayı hedeflediklerini belirtti. Soissan, Emblem’in yatırım stratejisinin dört yıl süreceğini ve şu anda bu dönemin yarısına geldiklerini ifade etti. Ayrıca, önümüzdeki yıl yeniden stratejik adımlar atacaklarını ve yeni yatırımlar için hazırlık yapacaklarını belirtti.

Yeni Tesla Model Y, bu özelliğiyle çığır açabilir!

Tesla, yenilenmiş Model Y’nin üretimini hızlandırarak yeni donanım ve yazılım geliştirmeleriyle birlikte araçlarını teslim etmeye hazırlanıyor. Tesla’nın güvenlik konusundaki en son yeniliği, araç içine entegre edilen 4D radar sistemi oldu. Bu gelişmiş teknoloji, kabin içi güvenliği artırarak araç içerisindeki yolcuların varlığını, hareketlerini ve hatta yaşamsal belirtilerini tespit edebiliyor. 4D radarın sunduğu en dikkat çekici özelliklerden biri, yolcu boyutuna göre hava yastıklarının açılma şiddetini ve zamanlamasını ayarlayabilmesi. Bu sayede, küçük çocuklar veya daha hassas yolcular için hava yastıkları gerektiği şekilde çalıştırılarak güvenliği maksimum seviyeye çıkarıyor.

Yeni Tesla Model Y, 4D radar sistemiyle devrim yapacak

Tesla, 2022’den bu yana araçlarında kabin içi radar teknolojisini kullanıyordu, ancak bu yeni nesil 4D radar çok daha gelişmiş yeteneklere sahip. Önceki versiyonlar sadece koltuklarda bir yolcunun olup olmadığını algılayabilirken, yeni sistem yolcunun boyutunu, oturma pozisyonunu, hareketlerini ve hatta solunum ile kalp atışlarını bile takip edebiliyor. Bu sayede, araç içinde bir çocuk bırakıldığında Tesla uygulaması aracılığıyla ebeveyne anında bildirim gönderiliyor. Eğer ebeveyn yanıt vermezse, sistem otomatik olarak klima sistemini devreye sokarak sıcaklık düzenlemesi yapıyor. Acil bir durumda ise, Tesla’nın 4D radar destekli güvenlik teknolojisi, yerel yetkililere aracın konumunu bildirerek hızlı müdahale sağlıyor.

Tesla Model Y’nin iç mekanında yapılan diğer yenilikler arasında arka koltukların sektördeki en hızlı katlanma mekanizmasına sahip olması dikkat çekiyor. Şirketin iddiasına göre, yeni arka koltuklar yalnızca dört saniyede tamamen düz bir hale getirilebiliyor ve bu süre, sektördeki standartlardan üç saniye daha hızlı. Ayrıca, Tesla kullanıcıların yoğun eleştirileri sonrası geleneksel sinyal kolunu geri getirerek direksiyon simidindeki düğme tabanlı sinyal kontrollerinden vazgeçti. Yeni Model Y’de daha sessiz kapanan kapılar, geliştirilmiş bardak tutucular ve bagaj kapağı gibi yaşam kalitesine yönelik küçük ama önemli iyileştirmeler yapıldı. HVAC (ısıtma, havalandırma ve klima) sisteminde de büyük bir güncelleme bulunuyor. Yeni Airwave 2.0 teknolojisi, otomatik salınımlı fanlar ile hava akışını optimize ederek daha verimli bir iklimlendirme sunuyor.

Yeni Model Y’nin üretimi başlamış olsa da, 4D radar ve gelişmiş güvenlik özellikleri Mart 2025’te teslim edilecek araçlarda bulunacak ancak yazılım güncellemeleriyle birlikte yılın üçüncü çeyreğinde aktif hale gelecek. Yani, bu teknolojilerin tamamen işlevsel olması için yaz sonunu beklemek gerekecek. Avrupa pazarında Model Y, eCall sistemi ile doğrudan acil servislere bağlanabilirken, ABD ve Kanada’da böyle bir özellik henüz bulunmuyor. Tesla’nın ilerleyen süreçte bu pazarlara yönelik de benzer bir entegrasyon sağlaması bekleniyor. Bu gelişmeler, Tesla’nın güvenlik alanında sektördeki liderliğini korumak için attığı önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

TSMC, Çin’e karşı yeni kısıtlamalar getirecek!

0

Donald Trump’ın başkanlık döneminde yeniden alevlenen ticaret savaşları, teknoloji sektöründe de büyük etkiler yaratmaya devam ediyor. Özellikle Çin’e yönelik uygulanan ek vergiler ve kısıtlamalar, dünya ekonomisinde önemli dengesizliklere yol açarken, Tayvan merkezli çip üreticisi TSMC de kendisini bu yeni gelişmelere karşı korumak için adımlar atmaya başladı. Şirket, özellikle Çin’e yönelik üretimini kısıtlama kararı aldı ve bu karar, büyük bir ticaret değişiminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

TSMC, Çin’e karşı yeni kısıtlamalar getirme kararı aldı

TSMC’nin yeni aldığı karara göre, ABD Güvenlik Ofisi tarafından onaylanmış firmalarla birleşim ve test yapılmış yongaların 16nm ve daha ileri üretim teknikleri için dökümüne onay verilecek. Ancak, eğer tasarımcılar bu onayı almamışlarsa, yalnızca 16nm ve daha olgun üretim süreçleriyle çip üretimi yapılabilecek.

TSMC, Çin’e karşı yeni kısıtlamalar getirme kararı aldı.

Bu durum, özellikle Çin’in 16nm ve 18nm üretim süreçlerinde büyük miktarlarda çip ürettiren tasarımcılar için ciddi bir sıkıntı oluşturacak. Çinli firmalar, ABD’nin bu kısıtlamalarını aşmak için onaylı firmalarla iletişime geçmeye başladılar ve yeni üretim süreçlerini devreye almak adına çözüm arayışına girmiş durumdalar.

Bir diğer problem, bazı Çinli tasarımcıların ABD ve Avrupa araç üreticilerine yönelik çipler geliştirmeleri. Bu çipler, özellikle otomotiv sektöründe kullanılan ve yüksek performans gerektiren yongalar olarak büyük öneme sahip. Ancak, kara liste uygulamalarının daha da sıkılaştırılması, çip sektöründeki arz ve talep dengesini olumsuz yönde etkiliyor. Bu kısıtlamalar, özellikle üretim süreçlerini aksatacak ve çiplerin tedarik zincirini zorlaştıracaktır. Sonuç olarak, TSMC’nin alacağı bu önlemler, yalnızca Çin’in teknoloji sektörü için değil, dünya çapında birçok büyük şirketin üretim süreçleri üzerinde de önemli bir etki yaratabilir.

Galaxy S25 Ultra’nın kamera halkası çıkarılabiliyor!

0

Samsung’un Galaxy S25 serisi, genel tasarım çizgileri açısından seleflerinden büyük farklar taşımasa da, özellikle arka kamera düzeninde kullanılan metal halkalar ile dikkat çekiyor. Galaxy S25 Ultra modeline yapılan dayanıklılık testleri, bu halkaların aslında sanıldığı kadar sağlam olmadığını ve oldukça kolay bir şekilde çıkarılabildiğini ortaya koydu. Samsung’un bu modelde kamera modüllerini belirginleştirmek için kullandığı metal halkalar, tasarıma şık bir dokunuş katıyor gibi görünse de, yapılan incelemeler sonucunda bir jilet yardımıyla neredeyse zahmetsizce yerinden sökülebildiği anlaşıldı. Dayanıklılık testini gerçekleştiren kişiye göre, bu halkaları çıkarmak sahte kirpik takmak kadar basit bir işlem. Bu da Samsung’un, kamera halkalarını yerleştirirken büyük ihtimalle yapıştırıcı bazlı bir montaj yöntemi kullandığını gösteriyor. Normal kullanımda halkaların yerinde kalacağı düşünülse de, bu parçaların bu kadar kolay çıkarılabiliyor olması, dayanıklılık konusunda bazı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Samsung’un amiral gemisi bir modelde böyle bir tasarım tercihini benimsemesi ise birçok kullanıcı için şaşırtıcı bir detay oldu.

Samsung Galaxy S25 Ultra’nın kamera halkası çıkabiliyor

Galaxy S25 Ultra’nın tasarımındaki dikkat çeken tek nokta kamera halkalarının kolayca sökülebilmesi değil. Yapılan testlerde, ekranın çizilmeye karşı direncinin selefi Galaxy S24 Ultra’ya göre biraz daha düşük olduğu gözlemlendi. Bu da günlük kullanımda ekranın daha kolay çizilebileceği anlamına geliyor. Bununla birlikte, modelin pil bölmesine erişim olmasına rağmen S Pen’in Bluetooth işlevinin olmaması, cihazın sunduğu bazı özellikler açısından kısıtlamalar getirebilir.

Galaxy S25 Ultra’nın çerçevesinde titanyum kullanıldığı belirtilmiş olsa da, detaylara bakıldığında titanyum yapının yalnızca belirli alanlarla sınırlı olduğu görülüyor. Yan tuşların titanyum olmaması da bu durumu destekleyen bir başka unsur. Kullanıcıların premium bir cihazda daha fazla titanyum kaplama beklentisi içinde olduğu düşünüldüğünde, bu tercihin bazı hayal kırıklıklarına yol açabileceği söylenebilir.

Galaxy S25 Ultra’nın tasarımında yapılan bu küçük değişiklikler, cihazın kullanım deneyimini doğrudan etkilemese de, bazı noktalarda dayanıklılık ve malzeme kalitesiyle ilgili endişeler yaratıyor. Kamera halkalarının beklenenden daha kolay çıkarılabiliyor olması, uzun vadede bu parçaların yerinden çıkması ya da kaybolması gibi potansiyel sorunlara neden olabilir. Ayrıca ekranın çizilmeye karşı daha hassas olması, günlük kullanımda ekran koruyucu takmayı zorunlu hale getirebilir. Samsung’un bu modelde bazı premium malzeme kullanımı konularında yaptığı kısıtlamalar, markanın önceki modellerine kıyasla bazı tasarım değişiklikleri konusunda daha temkinli davrandığını da gösteriyor.

Evrenin en büyük yapısı ”Quipu” tespit edildi!

0

Gökbilimciler, evrenin şimdiye kadar keşfedilen en büyük yapısını buldu. Quipu adı verilen bu devasa süper yapı, İnka medeniyetinin düğümlü iplerle oluşturduğu ölçüm sisteminden esinlenerek adlandırıldı. Quipu’nun kütlesi tam 200 katrilyon Güneş kütlesine eşit olup, uzunluğu 1,3 milyar ışık yılını aşıyor. Max Planck Enstitüsü’nden Hans Bohringer ve ekibi tarafından yapılan bu keşif, evrenin büyük ölçekli yapısının kozmolojik ölçümler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan bir araştırma projesinin parçası.

Evrenin en büyük yapısı ”Quipu” bulundu

Bu süper yapı, ok sayıda gökada kümesi ve süperkümesi içinde barındıran devasa kozmik yapılar olarak tanımlanıyor. Quipu ve keşfedilen diğer dört süper yapı, evrendeki gökada kümelerinin yüzde 45’ini, gökadaların yüzde 30’unu ve maddenin yüzde 25’ini içeriyor. Ancak, bu yapılar evrenin sadece yüzde 13’ünü kapsıyor, ama yine de kozmolojik dengeyi büyük ölçüde etkiliyor. Bu süper yapıların içinde galaksi yoğunluğu ile izole gökada kümeleri arasında belirgin farklar bulunuyor. Bilim insanları, süper yapı içindeki kümelerin daha büyük ve kütleli olduğu için bu farkların oluştuğunu öne sürüyor.

Quipu’nun keşfi, X-ışını gökada kümelerinin analiz edildiği CLASSIX araştırması kapsamında yapıldı. Bu gözlemler, X-ışını ışımalarından yararlanarak gökada kümelerinin daha net bir şekilde belirlenmesine olanak sağlıyor. Süper yapıların filament benzeri yapısı, İnka kültüründeki düğümlü ip sistemine benzerliği nedeniyle “Quipu” adı verilmesine ilham oldu.

Bu süper yapılar, kozmik mikrodalga arka plan ışıması (CMB) üzerinde dalgalanmalara yol açabiliyor. CMB, Büyük Patlama’dan kalan elektromanyetik bir radyasyon olarak kabul ediliyor ve evrenin en uzak köşelerinden geliyor. Quipu ve benzeri süper yapılar, CMB fotonlarının enerjisinin değişmesine neden olarak, CMB’nin doğru bir şekilde analiz edilmesini zorlaştırıyor. Ayrıca, evrenin genişleme hızını belirlemek için kullanılan Hubble sabitinin ölçümleri de bu yapılar tarafından etkileniyor. Quipu gibi yapılar, gökadaların özel hızlarını değiştirerek genişleme hızının net olarak ölçülmesini zorlaştırıyor.

Süper yapıların bir diğer önemli etkisi de büyük ölçekli kütleçekimsel merceklenme. Bu yapılar, arka plandaki gökadaların ışığını bükerek görüntülerini bozar ve şekillerini değiştirir. Bu etki, gökyüzü haritalarındaki ölçümlerde hata paylarını artırabilir. Araştırmacılar, Lambda-CDM modeli ile yapılan simülasyonlarda, evrenin büyük ölçekli yapısının Quipu gibi süper yapıları oluşturduğunu göstermiştir. Ancak, bu yapıların kalıcı olmadığı ve kozmik zaman ölçeğinde daha küçük parçalara ayrılarak çökmeye başlayacağı öngörülüyor.

Elon Musk, ABD ordusunun savaşa hazır olmadığını söyledi!

Elon Musk, son açıklamalarında ABD‘nin silahlanma stratejisini sert bir şekilde eleştirdi ve bu stratejinin gelecekteki savaşlara karşı hazırlıklı olmadığını vurguladı. Musk’a göre, ABD’nin mevcut ordu yapısı ve silah üretim stratejisi geçmişteki çatışmalar için uygun olsa da, modern savaşların gereksinimlerini karşılamaktan uzak. Özellikle yapay zeka (AI) ve insansız hava araçları (İHA) gibi teknolojilerin savaşları köklü şekilde dönüştürdüğünü belirten Musk, bu yeni teknolojilere uyum sağlamayan bir ordu stratejisinin, ABD’nin bir sonraki büyük savaşı kaybetmesine neden olabileceğini savunuyor.

Elon Musk, ABD ordusunun savaşa hazır olmadığını vurguladı

Musk, insanlı savaş uçaklarının ve diğer eski teknolojilerin giderek demode hale geldiğini, bunun yerine insansız sistemlerin ön planda olacağını ifade etti. Ukrayna’daki savaşın, zaten bir insansız hava aracı savaşına dönüştüğünü belirten Musk, gelecekte savaşların nasıl evrileceği konusunda güçlü bir uyarı yaptı. Bunun yanı sıra, yapay zekanın kontrolsüz gelişiminin büyük riskler taşıyabileceğini ve bu durumun “Terminatör senaryosu” gibi felaketlere yol açabileceğini belirtti.

Elon Musk, ABD ordusunun savaşa hazır olmadığını vurguladı.

Musk, ayrıca uzay tabanlı iletişim sistemlerinin, özellikle Starlink gibi teknolojilerin, savaşta kritik öneme sahip olduğunu düşünüyor. Musk, ABD’nin bu alandaki stratejilerinin daha hızlı bir şekilde adapte olması gerektiğini ve bu değişikliklerin acil bir şekilde yapılmaması durumunda ülkenin bir sonraki savaşta büyük bir yenilgi alabileceğini vurguladı.

Musk’ın bu açıklamaları, silahlanma stratejilerindeki köklü değişikliklerin savunulmasının gerekliliğini ve teknolojinin gelecekteki savaşlardaki rolünü bir kez daha gündeme getirdi.

Google, işe alım politikasını değiştiriyor!

0

Google, ABD Başkanı Donald Trump’ın “çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık” (DEI) programını sona erdiren kararnamesinin ardından işe alım politikalarını yeniden düzenleyerek iş gücündeki temsiliyeti artırmaya yönelik hedef belirleme uygulamasını kaldırdı. Alphabet’in yıllık raporunda yapılan değişiklikler, bu yeni yaklaşımın ilk işaretlerini verdi. Şirketin raporlarında yer alan “çeşitliliği, eşitliği ve kapsayıcılığı yaptığımız her şeyin bir parçası haline getirmeye ve hizmet verdiğimiz kullanıcıları temsil eden bir iş gücü yetiştirmeye kararlıyız” ifadesinin silinmesi, bu politikadaki değişimin resmiyet kazandığını gösterdi.

Google, işe alım politikasını resmen değiştirecek

Google, işe alımlarda artık belirli bir çeşitlilik kotası veya hedefi koymayacağını belirtirken, yeterince temsil edilmeyen grupları destekleme ve farklı bölgelerde ofis açma çalışmalarına devam edeceğini açıkladı. Benzer bir politika değişikliği Meta tarafından da duyuruldu. Facebook ve Instagram’ın ana şirketi Meta, DEI programına dayalı işe alım politikalarını durduracağını belirtti.

Google, işe alım politikasını resmen değiştirecek.

Google, 2020 yılında George Floyd ve diğer siyahi Amerikalıların polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesinin ardından, daha kapsayıcı politikalar geliştirme konusunda öncü şirketlerden biri olmuştu. CEO Sundar Pichai, 2025 yılına kadar yöneticilerin %30’unun yeterince temsil edilmeyen gruplardan seçilmesini hedeflediklerini duyurmuştu. O dönemde Google’ın ABD’deki yöneticilerinin %96’sı beyaz veya Asyalıydı ve dünya çapında çalışanlarının %73’ü erkekti.

DEI, yani “çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık” programı, iş yerleri ve eğitim kurumlarında daha adil bir ortam sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir inisiyatifti. Ancak zamanla bazı kesimler tarafından belirli ideolojik yaklaşımları dayattığı ve siyasi bir araç haline geldiği gerekçesiyle eleştirildi. Başkan Trump, göreve geldiği 20 Ocak 2025 tarihinde, bu programın fazla radikal ve gereksiz harcamalara yol açtığını savunarak DEI’yi sona erdiren bir kararnameyi imzaladı. Google ve Meta gibi teknoloji devlerinin bu değişime hızla uyum sağlaması, önümüzdeki yıllarda Silikon Vadisi’ndeki iş gücü politikalarının nasıl şekilleneceği konusunda yeni bir döneme işaret ediyor.

Apple, bu uygulamaları neden mağazadan kaldırdı?

0

Apple, Kaspersky tarafından yayımlanan bir güvenlik raporunun ardından, iPhone kullanıcılarını hedef alan SparkCat adlı kötü amaçlı yazılımı içeren uygulamaları App Store’dan kaldırdı. Raporda, SparkCat’in, cihazlardaki ekran görüntülerini ve fotoğrafları analiz ederek kullanıcıların hassas bilgilerini ele geçirmeye yönelik bir sistem kullandığı belirtilmişti.

Apple, bu uygulamaları resmen mağazadan kaldırıyor

Apple, bu tehdide hızlı bir şekilde müdahale ederek, kötü amaçlı yazılım barındıran 11 uygulamayı ve bu uygulamalarla ilişkili dolandırıcılık politikalarını ihlal eden 89 uygulamayı daha mağazasından sildi. Bununla birlikte, söz konusu uygulamaları geliştiren hesaplar da Apple tarafından kapatıldı.

Apple, bu uygulamaları resmen mağazadan kaldırıyor.

Kaldırılan uygulamalar arasında ComeCome, WeTink ve AnyGPT gibi isimler bulunuyor. Bu uygulamalar, kullanıcılardan fotoğraf erişim izni alarak, cihazda depolanan görüntüler üzerindeki yazıları tarayabilen OCR (Optical Character Recognition) teknolojisini kullanıyordu. Bu yöntemle saldırganlar, özellikle kripto para cüzdanlarına ait kurtarma ifadelerini çalmayı hedefliyordu. Bilindiği üzere, kripto cüzdanların güvenliği açısından kurtarma ifadeleri son derece kritik bir rol oynuyor. Bir saldırgan, bu ifadeye eriştiğinde, kullanıcının kripto varlıklarını tamamen ele geçirebiliyor.

Apple’ın hızlı müdahalesiyle SparkCat içerikli uygulamalar App Store’dan tamamen kaldırılmış olsa da, bu tür saldırılar kullanıcıların güvenlik bilincini artırması gerektiğini gösteriyor. Kullanıcıların, özellikle güvenilmeyen veya bilinmeyen geliştiricilerin uygulamalarına geniş kapsamlı fotoğraf erişimi izni vermemesi ve uygulamaların gizlilik raporlarını incelemesi öneriliyor. Apple, kullanıcıların hangi uygulamaların hangi verilere eriştiğini görmesini sağlayan iOS gizlilik raporları ile ekstra güvenlik önlemleri sunmaya devam ediyor. Ayrıca, Apple’ın bu olaydan sonra App Store’daki güvenlik denetimlerini daha da sıkılaştırması bekleniyor.

Google’ın kuantum bilgisayarları, yakında işlevsel hale gelebilir!

0

Google, kuantum bilgisayarların 5 yıl içinde gerçek dünya uygulamalarında kullanılabilecek seviyeye ulaşacağını öne sürerek bu alandaki beklentileri yeniden yükseltti. Google Quantum AI’nın kurucusu ve lideri Hartmut Neven, Nvidia’nın kuantum bilgisayarların 20 yıldan önce ticari olarak kullanılamayacağı yönündeki tahminine karşı çıkarak, bu sürecin çok daha hızlı ilerlediğini belirtti. Kuantum bilişimin malzeme bilimi, enerji depolama, ilaç keşfi ve finans gibi alanlarda devrim yaratabileceğini vurgulayan Google, özellikle elektrikli araçlar için yeni nesil batarya teknolojileri ve süperiletken malzemeler üzerinde önemli keşifler yapılabileceğini savunuyor.

Google’ın kuantum bilgisayarları, 5 yıl içinde işlevsel hale gelecek

Kuantum bilgisayarlar, geleneksel bilgisayarların işlem gücünün çok ötesine geçerek karmaşık hesaplamaları dakikalar içinde tamamlayabilme potansiyeline sahip. Klasik bilgisayarlar bilgiyi ikili sistemle işlerken, kuantum bilgisayarlar “kübitler” kullanarak aynı anda birden fazla değeri temsil edebiliyor. Bu özellik, günümüz bilgisayarlarının çözmekte zorlandığı optimizasyon, kimyasal simülasyon ve büyük veri analizi gibi problemlerde büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle hükümetler ve büyük teknoloji şirketleri, kuantum bilişimin siber güvenlik, finans modellemeleri ve tıbbi araştırmalar gibi alanlarda nasıl bir etki yaratacağını yakından takip ediyor.

Google kuantum çalışmaları

Kuantum bilişim alanındaki gelişmeler, yapay zekanın ticari olarak kullanılabilir hale gelmesine benzer bir süreçten geçebilir. ChatGPT’nin 2022’de piyasaya sürülmesinden önce, yapay zeka büyük ölçüde akademik bir alan olarak görülüyordu ve pratik uygulamaları sınırlıydı. Ancak kısa sürede yapay zekanın ticari kullanımı yaygınlaştı ve büyük bir dönüşüm yaşandı. Kuantum bilgisayarlar için de benzer bir sıçrama yaşanabileceğini belirten uzmanlar, önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin birçok sektörde devrim niteliğinde değişiklikler yaratabileceğini düşünüyor.

Nvidia CEO’su Jensen Huang, Ocak ayında düzenlenen CES 2025 etkinliğinde, kuantum bilgisayarların ticari olarak kullanılmasının en az 20 yıl süreceğini söylemiş ve bu açıklama, kuantum bilişim üzerine çalışan birçok şirketin hisselerinde düşüşe neden olmuştu. Ancak Google, Aralık 2024’te yeni kuantum işlemcileriyle büyük bir teknik engeli aştığını duyurarak bu alandaki gelişmelerin hızlandığını gösterdi. Google, 2012’den bu yana kuantum hesaplama üzerine çalışmalarını sürdürüyor ve geliştirdiği işlemcilerle klasik bilgisayarların milyarlarca yıl sürebilecek bazı hesaplamaları dakikalar içinde gerçekleştirmeyi başardığını öne sürüyor. Bu gelişmeler, kuantum çağının beklenenden daha erken başlayabileceğine işaret ediyor.