Avrupalı şirketler, Starlink’e rakip olmak için güçlerini birleştiriyor!

Avrupa’nın önde gelen havacılık ve uzay şirketleri Airbus, Thales ve Leonardo, Elon Musk’ın Starlink projesine rakip olmak amacıyla yeni bir ortak girişim başlatmaya hazırlanıyor. “Project Bromo” adı verilen bu girişim, Avrupa’nın uydu sektöründeki liderliğini güçlendirmeyi ve alçak dünya yörüngesinde (LEO) Starlink’in egemenliğine meydan okumayı hedefliyor. Şirketlerin, mevcut uydu varlıklarını birleştirerek yeni bir yapı oluşturmayı planladıkları ve bu birleşmenin, sektörde daha fazla ölçek ekonomisi yaratarak rekabet gücünü artırmayı amaçladığı bildiriliyor.

Avrupalı üreticiler bugüne kadar genellikle jeostatik yörüngedeki büyük ve karmaşık uydu sistemlerine odaklanmışken, alçak dünya yörüngesindeki düşük maliyetli küçük uyduların yükselişi, sektördeki dengeleri değiştirdi. Bu yeni durum, Airbus, Thales ve Leonardo’yu birlikte hareket ederek daha esnek ve maliyet etkin çözümler geliştirmeye teşvik etti. Ancak birleşme sürecinin halen erken aşamalarda olduğu ve uygulanmasının birkaç yıl alabileceği ifade ediliyor.

Avrupa'nın önde gelen havacılık ve uzay şirketleri, Starlink'in egemenliğine meydan okumak için yeni bir ortak girişim başlatıyor.

Airbus, geçtiğimiz Ekim ayında savunma ve uzay birimindeki %7’lik bir küçülme kapsamında 2.500 çalışanın işine son vermeyi planladığını açıklamıştı. Thales de uzay alanındaki 1.300 pozisyonda işten çıkarmalar konusunda sendikalarla müzakereler yürütüyor. Leonardo ise bu ortak girişimde hem teknik hem de lojistik açıdan önemli bir rol üstlenmeyi hedefliyor.

Project Bromo, Avrupa’nın uzay endüstrisinde daha güçlü bir oyuncu olarak yer almasını sağlayabilir ve Starlink gibi devlerle rekabet edebilmek için gerekli altyapıyı oluşturabilir. Ancak bu tür büyük çaplı projelerde teknik, finansal ve düzenleyici zorlukların üstesinden gelmek kritik önemde olacak. Avrupalı devlerin bu hamlesi, sadece bölgesel bir liderlik değil, aynı zamanda küresel uzay pazarında stratejik bir pozisyon elde etme çabası olarak da değerlendiriliyor.

Geleceğin yeşil enerji kaynağı okyanusun altında olabilir!

Okyanus tabanında keşfedilen milyarlarca ton saf jeolojik hidrojen, gelecekte yeşil enerji dönüşümünde önemli bir rol oynayabilir. ABD, bu potansiyel kaynağı daha verimli ve düşük maliyetle kullanıma sunmak için kapsamlı bir araştırma ve geliştirme süreci başlattı. Bu çalışmalar kapsamında ABD Enerji Bakanlığı, 20 milyon dolarlık bir bütçeyi, üniversiteler, özel laboratuvarlar ve teknoloji şirketlerinden oluşan 18 farklı ekibe dağıttı. Bu ekipler, jeolojik hidrojenin çıkarılması, işlenmesi ve depolanması süreçlerini optimize etmek üzere çeşitli projeler üzerinde çalışacak.

Geleceğin yeşil enerji kaynağı okyanusun altında mı?

Hidrojen, evrende en yaygın bulunan elementlerden biri olmasına rağmen genellikle diğer elementlerle birleşik hâlde bulunur. Örneğin, suyun içinde oksijenle, metanın içinde karbonla birleşmiştir. Ancak jeolojik hidrojenin farkı, tamamen saf bir formda bulunmasıdır. Okyanus tabanındaki demir açısından zengin kayaların suyla reaksiyona girmesi sonucu oluşan bu saf hidrojen yatakları, hem çevre dostu bir enerji kaynağı olarak dikkat çekiyor hem de büyük bir ticari potansiyel sunuyor.

Okyanus tabanındaki hidrojen yatakları, sürdürülebilir enerji üretimi için oldukça önemli bir potansiyele sahip.

ABD’nin bu alandaki çalışmaları, yalnızca bu kaynağın teknik olarak çıkarılabilirliğini değil, aynı zamanda ekonomik olarak sürdürülebilirliğini de artırmayı hedefliyor. Örneğin, Massachusetts Institute of Technology (MIT) tarafından yönetilen bir ekip, hidrojen üretimi için en uygun yer altı koşullarını belirlemek üzere çalışmalara başladı. Reaksiyon süreçlerinde en etkili katalizörleri, sıcaklık, basınç ve pH dengelerini araştırarak sürecin verimliliğini artırmayı amaçlıyor. MIT’nin bu projeye ayrılan bütçesi, 1,3 milyon dolar olarak belirlendi.

Jeolojik hidrojenin enerji sektöründeki potansiyelini ortaya çıkarmak, yalnızca çıkarma maliyetlerini düşürmekle sınırlı değil. İşleme ve depolama aşamalarında da maliyetleri optimize etmek büyük önem taşıyor. Çünkü bu saf enerji kaynağının, diğer yeşil enerji kaynakları olan güneş ve rüzgâr enerjisi ile rekabet edebilmesi için ekonomik olarak da avantajlı hâle gelmesi gerekiyor. ABD’nin bu alandaki yatırımları, jeolojik hidrojenin büyük ölçekli enerji üretiminde kullanılabilmesi için gereken bilimsel ve teknolojik altyapıyı oluşturmayı hedefliyor.

Bu yeni enerji kaynağı, hem çevresel sürdürülebilirliği artırabilir hem de dünya enerji piyasasında yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir. Ancak, bu süreçte jeolojik hidrojenin uzun vadeli çevresel etkilerinin de dikkatlice değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. ABD’nin bu alandaki öncü çalışmaları, diğer ülkeler için de önemli bir örnek teşkil edebilir.

Intel’in XeSS 2 teknolojisi görücüye çıktı!

0

Intel, oyun dünyasında iddialı bir adım atarak XeSS 2 teknolojisini tanıttı. Yeni nesil Battlemage serisi ekran kartları Arc B580 ve B570 ile birlikte gelen XeSS 2, oyunculara daha akıcı ve yüksek performanslı bir deneyim sunmayı hedefliyor. XeSS 2’nin en dikkat çekici yeniliklerinden biri, yapay zeka destekli kare oluşturma (frame generation) teknolojisi. Bu teknoloji, oyunlarda bir sonraki kareyi tahmin ederek üretiyor ve FPS oranını ciddi ölçüde artırıyor. Örneğin, Battlemage serisi kartlarda Ultra Performans modunda 1440p çözünürlükte performans, 3,9 katına kadar çıkabiliyor. Kalite modunda ise yerel çözünürlükte alınan FPS’ye göre 2,8 katlık bir artış elde ediliyor. Bu özellik, Nvidia’nın DLSS 3 teknolojisi ve AMD’nin FSR 3’üne doğrudan bir rakip olarak konumlandırılıyor.

Intel’in XeSS 2 teknolojisi tanıtıldı

Intel’in bir diğer önemli yeniliği ise XeLL adı verilen düşük gecikme modu. Bu teknoloji, oyunlarda tepki süresini optimize ederek daha hızlı bir deneyim sunuyor. Nvidia Reflex ve AMD Anti-Lag 2’ye benzeyen XeLL, sistem tepkisinde yüzde 45’e kadar iyileştirme sağlıyor. Bu özellik, özellikle e-spor ve rekabetçi oyunlar için büyük bir avantaj sunuyor. Ayrıca, Radeon Boost benzeri bir sürücü düzeyinde düşük gecikme modu da eklenmiş durumda. Bu sayede oyuncular, oyun içi aksiyonlara daha hızlı tepki verebiliyor.

XeSS 2 teknolojisi, Intel’in Battlemage serisi kartlarına tam uyumlu şekilde tasarlanmış durumda. Arc B580 ve B570, güncellenmiş XMX motorlarıyla daha hızlı performans ve gelişmiş görsel kalite sunuyor. XeSS Super Resolution özelliği de bu geliştirmelerden faydalanarak daha net ve detaylı görseller sağlıyor. Ancak bu teknolojiler, yalnızca Intel’in Battlemage ve Alchemist serilerinde çalışacak şekilde tasarlandı. AMD veya Nvidia GPU’ları için bir destek sunulmuyor. Bu durum, XeSS 2’nin Intel ekosistemine özel bir avantaj sağlamayı amaçladığını gösteriyor.

Intel ayrıca XeSS 2’yi destekleyen ilk oyun listesini de açıkladı. Aralarında Assassin’s Creed: Shadows, Harry Potter Quidditch: Champions, Robocop: Rogue City, Like A Dragon: Pirate Yakuza in Hawaii, Dying Light 2: Stay Human, F1 24, Ascendant, Marvel Rivals, Killing Floor III ve Citadels gibi yapımlar bulunuyor. Bu oyunlar, XeSS 2 teknolojisinden tam anlamıyla faydalanarak oyunculara daha yüksek FPS, daha düşük gecikme ve daha gerçekçi bir görsel deneyim vadediyor.

Intel’in yeni nesil teknolojileri, oyun performansını artırmanın yanı sıra kullanıcı deneyimini de iyileştirmeyi hedefliyor. Yapay zeka destekli bu çözümler, Intel’in Nvidia ve AMD karşısında daha güçlü bir rekabet pozisyonu almasını sağlayabilir. XeSS 2’nin, oyuncular ve oyun geliştiricileri tarafından nasıl karşılanacağı ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.

İspanya ve Fransa, elektrikli araç teşviklerini azaltabilir!

Fransa ve İspanya, elektrikli araçlara yönelik teşviklerde kesintiye gitmeyi planlıyor. Almanya’nın ardından Avrupa’nın iki büyük ülkesi de bu adımı atmaya hazırlanırken, bu durumun önümüzdeki yıl kıtanın elektrikli araç pazarını zora sokabileceği öngörülüyor. Artan satışlara rağmen, teşviklerin azalması bu büyümenin hızını kesebilir. Fransa’da hükümet, 2025 yılı bütçesi kapsamında sübvansiyon programının miktarını 1,5 milyar eurodan 1 milyar euroya düşürerek, teşvik tutarlarını yarıya indirmeye karar verdi. Şu an için Fransız tüketiciler, belirli fiyat aralığındaki araçlarda 4.000 ile 7.000 euro arasında destek alabilirken, bu rakamın 2025 itibarıyla 2.000 ile 4.000 euro arasında olacağı açıklandı. Ayrıca, düşük gelirli ailelere yönelik popüler elektrikli araç kiralama programının fonları da ciddi şekilde azaltılıyor. Bu program, yoğun talep nedeniyle yalnızca iki ay içinde askıya alınmıştı ve 2024 için ayrılan 650 milyon euro bütçe, gelecek yıl 300 milyon euroya düşecek.

İspanya ve Fransa, elektrikli araç teşviklerini azaltacak mı?

İspanya’da da benzer bir eğilim gözlemleniyor. Ülke, 1,55 milyar euro değerindeki teşvik programını daraltmayı planlıyor. Halen elektrikli otomobiller için 7.000 euroya kadar, ticari araçlar için ise 9.000 euroya kadar teşvikler sunulsa da, gelecek yıl doğrudan ödeme sistemine geçilecek. Bu yeni düzenlemeyle müşterilerin sübvansiyonlarını alabilmek için uzun süre beklemeleri gerekmeyecek, ancak programın genel bütçesi ve detaylarına dair net bilgiler henüz paylaşılmadı.

Elektrikli araç teşviklerindeki bu kesintilerin Avrupa genelinde ciddi etkileri olması bekleniyor. Almanya’nın sübvansiyonları azaltması sonrası elektrikli araç satışlarında yaşanan sert düşüşler, bunun açık bir göstergesi. Ülkede Haziran ayında %16, Temmuz’da %37 ve Ağustos’ta %69’luk düşüş oranları kaydedildi.

Rho Motion tarafından hazırlanan bir rapor, elektrikli araçların bataryalarının içten yanmalı motorlu araçlara göre %75 daha pahalı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, vergi teşvikleri ve desteklerin azalmaması, elektrikli araç pazarının büyümesi açısından hayati bir önem taşıyor. Fransa ve İspanya’nın bu kararlarının Avrupa’daki elektrikli araç piyasası üzerinde uzun vadede olumsuz etkiler bırakması muhtemel görünüyor.

Tesla modelleri için büyük yazılım güncellemesi geliyor!

Tesla, 2024 yılına damga vuracak son büyük güncellemesini yakında kullanıcılarına sunmaya hazırlanıyor. “2024 Holiday Update” adıyla duyurulan bu güncelleme, Tesla araç sahiplerine bir dizi yenilikçi özellik sunarak kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyacak. Özellikle Apple Watch kullanıcıları için getirilen yeni entegrasyon dikkat çekiyor. Artık Tesla araçları, Apple Watch ile tamamen uyumlu hale geliyor ve saat üzerinden dijital anahtar işlevi görüyor. Bu sayede aracın kilidini açma, klima kontrolü, bagaj yönetimi ve batarya durumunu kontrol etme gibi işlemler yalnızca bileğinize bağlanıyor.

Tesla modelleri için büyük yazılım güncellemesi sunulacak

Tesla uygulamasına yönelik diğer önemli bir gelişme, Sentry Modu ve Dashcam görüntülerinin telefona indirilebilmesi ve paylaşım, düzenleme seçeneklerinin sunulması. Ayrıca, geri manevra sırasında aracın arkasında bir nesne algılandığında sesli ve görsel çapraz trafik uyarıları ile sürüş güvenliği artırılıyor. Navigasyon tarafında ise daha detaylı arama filtreleri, güzergah boyunca hava durumu ve yağış bilgilerini haritada doğrudan gösteren yenilikler bulunuyor. Örneğin, varış noktanızdaki şarj durumunu önceden belirleyebilir ve aracın bu hedefe ulaşması için gereken süper şarj duraklarını rotanıza ekleyebilirsiniz.

Tesla modelleri için büyük yazılım güncellemesi sunulacak.
Tesla modelleri için büyük yazılım güncellemesi sunulacak.

Cybertruck kullanıcıları için özel olarak geliştirilen kaplama seçenekleri, iyileştirilmiş arka kamera performansı ve eğlenceli özellikler de dikkat çekiyor. Aracın dokunmatik ekranından bakım özetine erişim, yolcu koltuğu kontrollerine dokunmatik panelden ulaşma ve arka ekran uzaktan kumandasıyla video oynatma gibi fonksiyonlar, araç içi deneyimi daha pratik hale getiriyor. Navigasyon güncellemeleri arasında, kapalı yolların çevresinden dinamik rota belirleme ve süper şarj cihazlarının durum bilgilerini önceden bildirme özellikleri yer alıyor.

Bu güncelleme, Tesla araç sahiplerinin sadece teknolojiyi değil, aynı zamanda konfor ve güvenliği de ön planda hissetmelerini sağlıyor. Güncelleme, gelecek haftadan itibaren araçlara OTA (kablosuz) olarak gönderilmeye başlanacak ve tüm kullanıcılar için yeni bir Tesla deneyimi sunacak.

Yapay zekayla ne zaman öleceğinizi tahmin eden uygulama geliştirildi!

Yapay zeka teknolojisinin hızlı ilerlemesi, bireylerin yaşam tarzı ve sağlık durumlarına dair daha derin içgörüler sunan yenilikçi uygulamaları da beraberinde getiriyor. Temmuz ayında piyasaya sürülen ve kısa sürede ilgi çeken “Death Clock” (Ölüm Saati) adlı mobil uygulama, kullanıcılara alışkanlıklarına ve diğer kişisel faktörlere dayanarak yaşam sürelerini tahmin etme imkânı tanıyor. Yapay zeka destekli bu uygulama, sadece bir tahmin aracı olmanın ötesine geçerek, uzun ve sağlıklı bir yaşam için önerilerde bulunmayı hedefliyor.

Yapay zekayla ne zaman öleceğinizi tahmin eden uygulama tasarlandı

Death Clock’un isminden dolayı karamsar bir izlenim yaratsa da geliştiriciler, uygulamanın temel amacının insanları korkutmak değil, yaşam tarzlarının etkilerini anlamalarına yardımcı olmak olduğunu vurguluyor. Uygulama, 53 milyon kişinin katıldığı 1.200 farklı yaşam beklentisi çalışmasının sonuçlarını analiz ederek, kullanıcıların diyet, egzersiz alışkanlıkları, uyku düzeni ve stres seviyeleri gibi verilerini değerlendiriyor. Bu analizler, yaşam süresini etkileyen temel faktörlerin daha net bir şekilde görülmesini sağlarken, geleneksel yöntemlere kıyasla daha isabetli sonuçlar vaat ediyor.

Yapay zekayla ne zaman öleceğinizi tahmin eden uygulama tasarlandı.

Uygulama, kısa süre içinde 125 binden fazla kez indirilerek büyük bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ancak şu an için Türkiye’den indirilemeyen bu uygulamaya VPN veya alternatif yollarla erişim sağlanabiliyor. Geliştiriciler, bu tahminlerin bireysel düzeyde olduğu kadar toplumsal kararlar üzerinde de etkili olabileceğini belirtiyor.

Death Clock’un öngörüleri, özellikle emeklilik planlaması, sigorta hesaplamaları ve sağlık harcamaları gibi önemli konularda yol gösterici olmayı amaçlıyor. Bloomberg’e konuşan uygulamanın geliştiricisi Brent Franson, sundukları verilerin doğruluğunun insan davranışlarını ve politikalarını değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ifade ediyor.

Aspower’dan Almanya’ya şarj istasyonu ihracatı!

0

Türkiye’nin güç elektroniği sektöründe öncü markalarından Aspower, uluslararası pazarda önemli bir adım atarak Almanya’ya ilk ihracatını gerçekleştirdi. Yerli teknolojiyle geliştirilen ve %91 yerlilik oranına sahip şarj istasyonları, Almanya’da kullanıma sunuldu.

Türkiye, Almanya’ya şarj istasyonu satıyor!

Aspower, uluslararası standartlara uygun şekilde tasarladığı ürünleriyle Avrupa pazarına giriş yaparak global pazardaki hedeflerine bir adım daha yaklaştı. Şirket yetkilileri ihracatın Aspower’ın yüksek kalite standartları, Ar-Ge gücü ve inovatif çözümleri sayesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu başarının markanın global pazarda büyüme vizyonunu güçlendirdiği vurgulandı.

Aspower’ın ürün yelpazesi güç elektroniği, batarya entegreli sistemler, kesintisiz güç kaynakları, frekans konvertörleri, invertörler, enerji depolama sistemleri ve elektrikli araç şarj istasyonları gibi yenilikçi çözümleri içeriyor. Ürünlerin yüksek yerlilik oranı ve rekabetçi yapısı, şirketin uluslararası pazarda fark yaratmasını sağlayan temel unsurlar arasında yer alıyor.

Almanya’ya yapılan ilk ihracat da Aspower’ın dünya çapında daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşma hedefinin aslında başlangıcı. Aspower aynı zamanda yerli üretim gücüyle daha fazla ülkeye açılmayı ve uluslararası pazarlarda büyümeye devam etmek istiyor. Bu yenilikçi çözümler ve globalleşme vizyonu, Türkiye’nin teknoloji ihracatında önemli bir örnek teşkil etmeye devam ediyor.

Bakan Kacır’dan Halkbank Gençİz Gençlik Zirvesi’ne özel açıklamalar!

0

Halkbank Gençİz Gençlik Zirvesi, Türkiye’nin önemli bakanlık yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Zirvede konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin son yıllarda ekonomik ve teknolojik anlamda büyük başarılar elde ettiğini belirtti. Kacır, Türkiye’nin yıllık 262 milyar dolar ihracat kapasitesine ulaştığını ve dünya ticaretinden aldığı payı yüzde 1’in üzerine çıkardığını ifade etti.

Türkiye’nin milli teknoloji hamlesiyle sıfırdan bir inovasyon ekosistemi kurduğunu vurgulayan Kacır, ülkede şu anda 104 teknopark bulunduğunu ve 11 bin şirketin bu teknoparklarda faaliyet gösterdiğini söyledi. Ayrıca, Ar-Ge harcamalarının 1,2 milyar dolardan 16 milyar dolara çıktığını ve Ar-Ge insan kaynağının 29 binden 291 bine yükseldiğini belirtti. Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının 9 milyar doların üzerine çıktığını ekleyen Kacır, araştırma altyapısının ve üniversite sayısının da hızla geliştiğini dile getirdi.

Savunma ve havacılık sektörünün ihracatta önemli bir paya sahip olduğunu belirten Kacır, bu yıl 7 milyar dolarlık ihracat hedeflediklerini açıkladı. Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki deneyim ve birikimini sanayinin diğer alanlarına da yaymayı planladığını söyledi. Savunma sanayisinde elde edilen başarıların, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimindeki kabiliyetini artırdığını vurguladı.

Elektrikli araç üretiminde önemli bir adım olan Togg’un başarısına dikkat çeken Kacır, 2018’de başlayan Togg projesinin 2023 itibarıyla yollarla buluştuğunu belirtti. Kısa sürede önemli bir başarı yakalayan Togg’un, elektrikli araç pazarında lider konumda olduğunu ifade etti. Togg’un sadece bir araç markası olmadığını, aynı zamanda bir mobilite ekosistemi oluşturduğunu vurguladı.

Uzay alanında da Türkiye’nin önemli adımlar attığını belirten Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında yerli uydular geliştirildiğini söyledi. Türkiye’nin, yörüngeler arası uydu transferleri ve derin uzay yolculukları gibi projeler üzerinde çalıştığını ifade etti. Ayrıca, Türkiye’nin uydu geliştirme ve test süreçlerini tamamen yerli imkanlarla gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Girişimcilik ekosisteminin Türkiye ekonomisi için önemli bir lokomotif olduğunu belirten Kacır, 2030 yılına kadar 100 bin teknoloji girişimi hedeflediklerini açıkladı. Bu girişimlerden 100’ünün milyar dolarlık değere ulaşmasının beklendiğini ifade eden Kacır, Türkiye’nin teknoloji alanındaki potansiyelinin bu hedeflere ulaşılmasını mümkün kılacağını belirtti.

Halkbank Gençİz Gençlik Zirvesi, Türkiye’nin teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarındaki başarılarının altını çizen konuşmalarla sona erdi. Zirve, genç girişimcilerin teknoloji yolculuğunda oynadığı önemli rolü bir kez daha gözler önüne serdi.

HT Solar, ilk yerli esnek güneş panelini kurdu!

HT Solar Enerji, Türkiye’nin ilk yerli üretim esnek güneş panellerini Eskişehir’de kurarak önemli bir projeye imza attı. Çinli HT-SAAE’nin iştiraki olarak 2016 yılında kurulan şirket, geçtiğimiz Nisan ayında Türkiye’de esnek güneş panellerinin seri üretimine başlamıştı. Şimdi ise bu yenilikçi ürünlerin sahadaki ilk uygulaması tamamlandı. HT Solar Genel Müdür Yardımcısı Emre Kulaç, bu projeyle sektördeki güçlü konumlarını daha da ileri taşımayı hedeflediklerini belirtti. Eskişehir’deki kurulumda her biri 450W gücünde 30 adet esnek panel, toplam 120 m²’lik bir çatıya yerleştirildi. Bu sistemin yıllık ortalama 15.000 kWh enerji üretmesi ve kullanıcıya yılda yaklaşık 65 bin TL tasarruf sağlaması bekleniyor.

HT Solar, ilk yerli esnek güneş panelinin kurulumunu yaptı

HT Solar’ın esnek güneş panelleri, hafif yapısı ve kolay uygulanabilirliği ile dikkat çekiyor. Ortalama 6,5 kilogram ağırlığındaki bu paneller, standart güneş panellerine kıyasla yüzde 80 daha hafif. Ayrıca, delme veya vidalama gerektirmeden özel bir yapıştırıcı madde ile monte edilebiliyor.

Bu özellikler, kurulum maliyetlerini düşürerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesini sağlıyor. Esnek paneller, statik açıdan zayıf çatılar ve membran kaplamalı yüzeylerin yanı sıra, karavan, tekne, yat, otobüs ve otomobil gibi farklı alanlarda kullanım için ideal bir çözüm sunuyor.

HT Solar, ürünlerinin dayanıklılığı ve performansı konusunda da iddialı. Anti-PID özelliği sayesinde yüksek voltaj ve nemli koşullarda bozulmaya karşı koruma sağlayan paneller, müşterilere 12 yıl ürün ve 25 yıl güç çıkış garantisiyle sunuluyor. Şirketin Türkiye genelindeki güneş enerjisi kurulu gücünün yaklaşık yüzde 15’ini karşılayan panelleri, sektördeki önemli oyunculardan biri olduğunu kanıtlıyor. Emre Kulaç, esnek panellerin kullanımını yaygınlaştırmak için çalışmalara devam ettiklerini ve yenilikçi çözümlerle sektöre öncülük etmeyi hedeflediklerini ifade etti. Eskişehir’deki bu ilk uygulama, gelecekte esnek panellerin daha fazla alanda kullanılacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

OpenAI, ChatGPT’de reklam modeline geçebilir!

0

OpenAI, ChatGPT platformuna reklam ekleme fikrini ciddi şekilde değerlendiriyor ve bu adım, şirketin gelirlerini artırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Reklamların, özellikle ücretsiz kullanıcılar için tasarlanması planlanırken, bu modelin hayata geçirilmesi halinde ChatGPT’nin kullanım şekli üzerinde önemli etkiler yaratabileceği düşünülüyor. OpenAI’ın finans müdürü Sarah Friar, reklam uygulama kararının şu an kesinleşmediğini, ancak bu yönde bir adım atılması durumunda sürecin titizlikle yönetileceğini belirtti. Şirketin bu konuda Instagram’ın reklam stratejilerinden deneyim kazanmış Kevin Weil’in uzmanlığına başvurması bekleniyor. Kevin Weil, OpenAI’da CPO (Chief Product Officer) pozisyonunda bulunuyor ve reklamların platforma entegrasyonu konusunda kilit bir rol oynayacak.

OpenAI, ChatGPT’de reklam modeline geçecek mi?

OpenAI CEO’su Sam Altman da reklam modeline geçişe olumlu yaklaşan bir diğer önemli isim. Şirket, şu anda gelirlerini büyük ölçüde üçüncü taraf geliştiricilere sunulan API hizmetlerinden ve premium aboneliklerden elde ediyor. Özellikle, bireysel ve kurumsal kullanıcıların tercih ettiği ChatGPT Plus abonelik modeli, yüksek fiyatıyla önemli bir gelir kaynağı sağlıyor. Ancak reklam eklenmesi, OpenAI’ın gelir kaynaklarını çeşitlendirmesi açısından stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Reklam modelinin teknik ve operasyonel detayları henüz netlik kazanmasa da, Shivakumar Venkataraman gibi isimlerin bu süreçte etkili olması bekleniyor. Google’ın arama reklamcılığı ekibinden OpenAI’a katılan Venkataraman, reklamların platforma nasıl entegre edileceği ve hangi bölgelerde daha etkili bir şekilde uygulanabileceği konusunda stratejiler geliştirecek. Reklamların ChatGPT üzerinde tam olarak nerede yer alacağı, kullanıcıların deneyimini nasıl etkileyeceği ve bu sürecin nasıl yönetileceği gibi konular hâlâ tartışma aşamasında.

OpenAI, kullanıcı deneyimini koruma ve ticari hedefler arasında dengeli bir yaklaşım benimsemeyi hedefliyor. Reklam modeli devreye girerse, kullanıcıların platforma olan güvenini sarsmadan, dikkatli bir şekilde tasarlanması gerektiği belirtiliyor. Bu adımın kısa vadede uygulanması beklenmese de, OpenAI’ın uzun vadeli stratejisinde gelirlerini artırmak ve platformu sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmek için bu tür yeniliklere açık olduğu görülüyor.

Perovskit güneş hücreleri enerjinin geleceğini belirleyecek

Perovskit güneş pilleri, güneş ışığının hibrit organik-inorganik kurşun veya kalay halide bazlı perovskit malzemenin ince bir tabakasıyla etkileşime girmesi prensibine göre çalışır.Tsutomu Miyasaka tarafından 2009 yılında geliştirilen bu malzeme, fotovoltaikte bir atılım ve geleneksel güneş teknolojilerine umut vadeden bir alternatif olarak ortaya çıktı.

Perovskit güneş hücreleri için çalışmalar devam ediyor

Dünyanın en gelişmiş laboratuvarları, daha geniş bir güneş ışığı spektrumunu emebilen bu yeni nesil güneş hücreleri üzerinde deneyler yapıyor. Neden?

Çünkü kristalin silikon (c-Si) güneş panelleriyle ilişkili enerji yoğun ve pahalı üretimin aksine, hücreler metal halojenür perovskitleri kullanır. Bu malzemeler daha basit, daha uygun maliyetli üretim süreçlerini mümkün kılar ve verimliliklerini, dayanıklılıklarını ve ticari uygulanabilirliklerini artırmak için önemli küresel araştırma çabalarını teşvik etmiştir. Potansiyel verimlilikleri %4’ten %30’un üzerine hızla çıkan perovskit güneş hücreleri, yenilenebilir enerjinin geleceğini önemli ölçüde etkileyebilir.

Bu hücreler, olağanüstü bileşimsel esneklikleriyle bilinen çok yönlü malzemelerdir ve bu da onları güneş hücrelerinin ötesinde bellek yongaları ve ultrason makineleri gibi çeşitli yüksek teknoloji uygulamaları için uygun hale getirir. Metilamonyum kurşun halojenür ve tamamen inorganik sezyum kurşun halojenür gibi perovskit malzemeler, maliyet etkinliği nedeniyle özellikle çekicidir. Bu malzemelerin düşük sıcaklıklarda basılma olasılığı, daha hafif, daha ince güneş modüllerinin üretilmesini sağlar.

Perovskit-silikon tandem güneş hücreleri gibi yenilikler, perovskit ve kristalin silikonun güçlü yönlerini birleştirerek, daha geniş bir güneş ışığı spektrumunu yakalayarak ve genel verimliliği önemli ölçüde artırarak bu teknolojiyi daha da ileri götürüyor.

Potansiyel kullanım alanları, pencereler ve duvarlar gibi binalara entegre fotovoltaiklerden tekstil ürünlerine ve kendi kendini şarj eden güç paketlerine kadar uzanıyor. Perovskit güneş hücreleri, güneş ışığının hibrit organik-inorganik kurşun veya kalay halojenür bazlı perovskit malzemenin ince bir tabakasıyla etkileşime girdiği bir prensiple çalışır. Bu etkileşim elektron-delik çiftleri üretir.

Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği İstanbul Kültür Üniversitesi’nde

Branding Türkiye ve Tasarım Fabrikası organizasyonuyla hazırlanan Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği 5 Aralık’ta “Zengin Kalkışı” ana temasıyla İstanbul Kültür Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.

İKÜ Tasarım Fabrikası ile Branding Türkiye’nin partnerliğiyle düzenlenecek olan Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği 5 Aralık’ta “Zengin Kalkışı” ana temasıyla girişimcilik ekosistemini buluşturmaya hazırlanıyor. Serinin üçüncü etkinliğinde Branding Türkiye Kurucusu Mürsel Ferhat Sağlam ve YouthSide Business Development Manager’ı Enes Yiğit bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacak.

Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği 5 Aralık’ta

Girişimcilik odaklı podcast serisi ve kitap olarak Mürsel Ferhat Sağlam tarafından hazırlanıp 2023’te yayınlanan Girişimcilerin Büyük Hataları, 2024 yılında Branding Türkiye ve İstanbul Kültür Üniversitesi Tasarım Fabrikası partnerliğiyle etkinlik serisi olarak ekosistemle buluşuyor. Toplamda 12 bölümden oluşan serinin her bölümünde bir ana tema odağında konferans, panel ve/veya girişim sunumu oluyor. Etkinliğin son kısmındaki serbest networking aşamasında ise katılımcılar etkinliğe katılan ekosistem paydaşlarıyla tanışma ve iş birliği yapma fırsatı bulacaklar.

HEMEN KAYDOL

Etkinlik programı

Konferans, Girişim Sunumu ve Networking olmak üzere 3 kısımdan oluşan etkinliğin programı şöyle;

Bölüm #1: Konferans – Mürsel Ferhat Sağlam (Branding Türkiye – Founder)

Bölüm #2: Girişim Sunumu – Enes Yiğit (YouthSide – Business Development Manager)

Bölüm #3: Networking

Etkinlik detayları

Gerek içerik gerekse konsept açısından Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan Girişimcilerin Büyük Hataları etkinlik serisinin İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde gerçekleşecek olan part‘ının, 5 Aralık 2024 tarihinde üçüncüsü gerçekleşiyor. İKÜ Tasarım Fabrikası‘nın organizasyon partnerliğindeki etkinliğin üçüncü bölümüne dair detaylarsa şöyle;

Organizasyon   : Branding Türkiye & İKÜ Tasarım Fabrikası

Tarih / Saat        : 5 Aralık 2024 / 15.30 – 17.30

Mekan                : İstanbul Kültür Üniversitesi – Bakırköy Yerleşkesi / Ataköy Binası – Tasarım Fabrikası

Ulaşım/Adres    : Ataköy 7-8-9-10, E5 Karayolu Üzeri Ataköy Yerleşkesi, 34158 Bakırköy – Yenibosna

Ücret                   : Etkinlik ücretsizdir.

  • Kayıt zorunludur.
  • Kontenjan sınırlıdır.

Etkinliğe nasıl kaydolabilirim?

İstanbul Kültür Üniversitesi’nde başlayan Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliğinin 3. bölümü olan “ZENGİN KALKIŞI”na katılarak hem girişimciliğe dair merak ettiklerinizi öğrenebilir hem de startup ekosisteminde yer alan girişimcilerle network yapma fırsatı bulabilirsiniz. Etkinliğe katılarak ayrıca İKÜ Tasarım Fabrikası tarafından verilecek olan “Dijital Katılım Belgesi”ne sahip olabilirsiniz. Tüm bunlar ve daha fazlası için etkinliğe kaydolabilirsiniz.

Ekosistem paydaşları destekliyor

Branding Türkiye ile İKÜ Tasarım Fabrikası tarafından gerçekleştirilen ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nin stratejik partner olduğu Girişimcilerin Büyük Hataları – Pollyannacılık etkinliği ekosistem paydaşları tarafından da destekleniyor. İşte serinin medya ve destek partnerleri; Haberler.com, SonDakika.com, Techinside, Medya Takip Merkezi, Medya Bilgi Rehberi, Kurumsal İletişim 2.0, Technologic, TeknoTalk, StartupTeknoloji, Fikirleri Dönüştürme Atölyesi, 1Fikir1Marka, Goog Digital, Haber Galerisi, Startup Gazetesi, WP Okulu, Franchise Market Türkiye, PR Atölye Dergisi, 9 Eylül Gazetesi, Dijital Markalaşma Sohbetleri, BiHaber.tr, KIPS Türkiye, Ajans Paradise, Hani Kurumsaldık, Imesta Coffee, 6N Magazin

Zorlu Grubu’nda üst düzey atama!

0

Zorlu Holding, dijitalleşme ve yenilikçi iş modelleri geliştirme hedefleri doğrultusunda üst düzey bir atama gerçekleştirdi. Teknoloji ve Dijital İş Geliştirme Grubu Başkanlığı görevine 2 Aralık 2024 itibarıyla Burak Aydın getirildi.

Bu yeni yapılanma, şirketin “Akıllı Hayat 2030” sürdürülebilirlik vizyonuna uygun olarak teknoloji, inovasyon, dijitalleşme ve yapay zeka alanlarındaki ilerlemelerini hızlandırmayı hedefliyor. Bu süreçte, 2013 yılından beri Zorlu Grubu’nda Bilgi Teknolojileri Grubu Başkanlığı görevini sürdüren Murat Zeren, 30 Kasım 2024 itibarıyla görevinden ayrılma kararı aldı.

Bu değişimle birlikte Zorlu Grubu, bilgi teknolojileri odaklı birimlerini yeniden yapılandırarak dijital iş modelleri geliştirme ve teknoloji stratejilerini güçlendirmek için adımlar attı. Yeni yapılanmanın, grubun sürdürülebilir büyümesine katkı sağlaması bekleniyor.

Burak Aydın, ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden 1997 yılında mezun olduktan sonra 1999 yılında aynı üniversitede İşletme Yüksek Lisansı’nı tamamladı. Kariyerine Accenture’ın Almanya ve Avusturya ofislerinde danışmanlık yaparak başlayan Aydın, Siemens Business Services’de stratejik planlama ve yönetim rollerinde bulundu.

Daha sonra Intel Türkiye’de İş Geliştirme Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür pozisyonlarında çalıştı. Silver Spring Networks ve SabancıDx şirketlerinde de üst düzey yöneticilik yapan Aydın, son olarak Amazon Web Services (AWS) Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyordu.

Zorlu Grubu, bu atamayla teknoloji ve dijitalleşme stratejilerinde güçlü bir liderlikle ilerlemeyi planlıyor. Burak Aydın’ın geniş tecrübesi ve vizyonuyla şirketin dijital dönüşüm yolculuğuna önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.

DoktorTakvimi ve Medrics, sağlık sektöründe işbirliğine gidiyor!

DoktorTakvimi ve Medrics, sağlık sektöründe dijitalleşmeyi hızlandırmak ve hasta deneyimini iyileştirmek amacıyla stratejik bir iş birliğine imza attı. Türkiye’nin önde gelen dijital sağlık hizmeti platformlarından biri olan DoktorTakvimi, 200 binden fazla hekim ve uzman profili ile hastalar ve sağlık profesyonelleri arasında köprü kurarken, yenilikçi hasta iletişim platformu Medrics’in mobil uygulama altyapısını hizmet ağına entegre etti.

DoktorTakvimi ve Medrics, sağlık sektöründe işbirliğine gidecek

Bu işbirliği sayesinde, DoktorTakvimi’nin çalıştığı kurumsal hastaneler ve hekimler, Medrics’in geliştirdiği teknolojik çözümlerle hasta iletişimini optimize ederek hizmet kalitesini artırabilecek.

Medrics’in sunduğu QR kod tabanlı erişim sistemi, kullanıcıların herhangi bir uygulama indirmeden, cep telefonları üzerinden hastanelerin hizmetlerine hızlıca ulaşmasını sağlıyor. Ayrıca platform, sekiz farklı dilde hizmet sunarak global erişim imkanı tanıyor. DoktorTakvimi’nin kurumsal müşterileri, bu altyapıyı kullanarak kendi mobil uygulamalarını oluşturabilecek ve sağlık hizmetlerini dijital ortamda hastalarına daha etkili bir şekilde ulaştırabilecek.

DoktorTakvimi Satış Direktörü Sertaç İlik

DoktorTakvimi Satış Direktörü Sertaç İlik, iş birliğinin sağlık sektörünün dijitalleşmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurgularken, Medrics Kurucu Ortağı Altuğ Özdamar, geliştirdikleri platformun hastanelerin hasta iletişim süreçlerini daha verimli ve otomatize hale getirdiğini ifade etti. Bu entegrasyon, doktor ve hastane operasyonlarının verimliliğini artırırken, hasta memnuniyeti ve tedavi kalitesinde gözle görülür bir iyileşme sağlıyor. Sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu bir şekilde sunulmasını hedefleyen bu ortaklık, sağlık sektöründeki dijital dönüşümün önemli bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Hamdi Ulukaya Girişimi’nin 5. dönem startupları, yatırımcılarla buluştu!

Hamdi Ulukaya Girişimi (HUG), Türkiye‘nin girişimcilik ekosistemini uluslararası arenada temsil etmek ve yeni dünya markaları yaratmak için gerçekleştirdiği 2024 Startup Destek Programı ile dikkat çekici bir başarıya imza attı. 16-24 Kasım tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında, Türkiye’den seçilen beş girişim, Silikon Vadisi’nde yatırımcılarla buluşarak projelerini tanıtma ve global iş bağlantıları kurma fırsatı yakaladı. Ayrıca, Stanford Üniversitesi’nde düzenlenen bilimsel oturumlara katılarak hem akademik birikimlerini geliştirdiler hem de küresel girişimcilik ekosistemini daha yakından tanıdılar.

Hamdi Ulukaya Girişimi’nin 5. dönem startupları yatırımcılarla bir araya geldi

Bu yıl programa seçilen girişimler arasında doğadan ilham alarak biyolojik koruyucular geliştiren Nanomik Biyoteknoloji, teknoloji tabanlı atık yönetimi çözümleri sunan Fazla, gıda artıkları ve yan ürünlerini sağlıklı atıştırmalıklara dönüştüren Malty, lojistik operasyonlarını optimize eden Navlungo ve akıllı teslimat süreçleri sunan QDelivery yer aldı. Her biri kendi alanında yenilikçi çözümler geliştiren bu girişimler, program süresince uluslararası yatırımcılarla birebir görüşmeler yaparak finansal destek alma ve iş modellerini küresel ölçekte geliştirme imkanı buldular.

Hamdi Ulukaya Girişimi'nin 5. dönem startupları yatırımcılarla bir araya geldi.

San Francisco’da düzenlenen etkinliklerde, katılımcılar Global Girişimcilik Zirvesi’nde projelerini 3.000 kişilik bir yatırımcı kitlesine sunma fırsatı elde etti. Ayrıca, HUG tarafından organize edilen özel bir buluşmada, Silikon Vadisi’nde başarı elde etmiş Türk girişimciler ve akademisyenlerle bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulundular. Bu süreç, yalnızca uluslararası yatırım ve iş bağlantıları sağlamakla kalmadı; aynı zamanda Anadolu’nun girişimcilik potansiyelinin dünya sahnesine taşınması açısından da önemli bir dönüm noktası oldu.

QDelivery CEO’su Jankat Mesut Sarı, bu programın, Anadolu’dan çıkan girişimlerin global sahnede yer bulmasını sağladığını ve bu tür desteklerin Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminde çığır açacağını belirtti. Fazla’nın kurucu ortağı Olcay Silahlı ise, bu deneyimin Türkiye’ye geri dönüp daha büyük yatırımlar yapma ve daha fazla değer yaratma açısından büyük fayda sağlayacağını vurguladı.

Hamdi Ulukaya, programın kapanışında yaptığı değerlendirmede, girişimcilerin dünyaya açılmasını kolaylaştıracak yollar sunmaya devam edeceklerini ve Anadolu’nun girişimci ruhunun global ölçekte liderlik yapabileceğine olan inancını dile getirdi. Türkiye’ye dönüş yapan girişimciler, aldıkları bilgi ve deneyimle projelerini büyüterek dünya markası olma yolunda sağlam adımlar attılar. Bu başarı, Hamdi Ulukaya Girişimi’nin Türkiye’nin girişimcilik potansiyelini uluslararası boyuta taşımadaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Bulutistan, yapay zeka alanındaki hedeflerini açıkladı!

Bulutistan, Türkiye’nin önde gelen yerli bulut hizmet sağlayıcılarından biri olarak, 3 Aralık tarihinde gerçekleştirdiği “Bulutistan Yapay Zekâ Vizyonu” başlıklı basın toplantısında, yapay zekâ alanında kaydettiği ilerlemeleri ve geleceğe yönelik hedeflerini paylaştı. TURCON listesinde yer alarak önemli yatırımlar alan ve Unicorn olma yolunda hızla ilerleyen Bulutistan, yapay zekâ teknolojilerinde küresel dijital ekosistemi yeniden tanımlamayı amaçladıklarını belirtti. Türkiye’de GPU makine parkını kuran ilk bulut sağlayıcısı olan Bulutistan, yapay zekâ alanında attığı büyük adımların yanı sıra, kendi küçük dil modeli (SLM) üzerinde çalışmalar yürüttüklerini ve 2025 yılına kadar yatırım bütçelerinin yüzde 40’ını yapay zekâ donanımına ayırmayı planladıklarını açıkladı. Bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olma hedefi doğrultusunda, Bulutistan’ın 2025 itibarıyla sadece bir Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil, aynı zamanda uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak konumlanacağını ve bu kapsamda danışmanlık hizmetleri de sunacaklarını ifade ettiler.

Bulutistan, yapay zeka alanındaki hedeflerini paylaştı

Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, şirketin yapay zekâ konusunda Türkiye ve bölge genelinde öncü olma hedefini vurgulayarak, GPU makine parkını kurmanın yanı sıra, müşterilerin veri güvenliğine önem vererek hem sanallaştırılmış ortamlarda hem de özel bulut hizmetleri sunabildiklerini belirtti. Ayrıca, yapay zekâ çözümlerinin yaratıcı kullanımlarını desteklemek için KVKK uyumluluğu sağladıklarını ve iş ortaklarıyla birlikte çeşitli platformlar sunarak büyük bir talep gördüklerini ifade etti.

Bulutistan’ın yapay zekâ alanında gerçekleştirdiği iş birlikleri de dikkat çekti. Zack.Aİ ile yapılan iş birliği sayesinde, sektörde ilk adımlarını atan Bulutistan, müşterilerine danışmanlık hizmetleri sunarak onların ihtiyaçlarına uygun yol haritaları oluşturmayı hedefliyor. Gençtürk, uzun vadeli büyük projeler yerine, hızlı kazanımlar ve orta vadeli planlarla müşterilere katma değer sağlamak amacıyla hareket ettiklerini belirtti.

Gökhan Gençtürk, yapay zekânın global ekonomiye önemli katkılar sağladığını ve şirketlerin yapay zekâ sayesinde cirolarında yüzde 30’a varan artışlar yaşadığını ifade etti. Dünya genelinde şirketlerin yüzde 60’ının yapay zekâya adapte olduğunu belirten Gençtürk, Bulutistan’ın bu alandaki çalışmalarının henüz başlangıç aşamasında olduğunu sözlerine ekledi.

Bulutistan Uluslararası Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Altuğ Eker, yapay zekânın iş dünyasında devrim yaratacağını ve önümüzdeki iki yıl içinde önemli değişimlerin yaşanacağını vurguladı. Eker, e-ticaret, finans, üretim, sağlık, eğitim ve telekom gibi sektörlerin yapay zekâdan en çok faydalanacak alanlar arasında olduğunu belirtti. Ayrıca, konuşma bazlı arama, iletişim merkezi analitiği, kişiselleştirme ve sanal asistanlar gibi alanlarda da yapay zekânın önemli rol oynayacağını kaydetti.

Bulutistan’ın yapay zekâ yatırımlarının 2025 yılı itibarıyla yatırım bütçesinin yüzde 40’ını yapay zekâ donanımına ayırması planlandığını ve bu oranın yıllar içinde artarak devam edeceğini belirten Eker, Intel ve Nvidia gibi global firmalarla yakın iş birlikleri içinde çalışarak, yapay zekâ altyapılarını güçlendirdiklerini ve bu alanda önemli gelişmelerin yakında paylaşılacağını ifade etti. Ayrıca, Amerika’daki şirketleriyle teknoloji transferi yaparak yapay zekâ pazarında liderlik etmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Bulutistan Yapay Zekâ Sektör Danışmanı Mete Gönç, yapay zekânın önümüzdeki on yıl içinde trilyonlarca dolarlık bir pazar oluşturacağını öngördü. Gönç, Türkiye’nin bir yapay zekâ master planına acilen ihtiyaç duyduğunu ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlere ciddi destek sağlanması gerektiğini belirtti. Beyin göçünü durdurmak ve bölgeye hakim yapay zekâ şirketlerini Türkiye’ye çekmek için gerekli yatırımların yapılması gerektiğini vurguladı.

Son olarak, Bulutistan’ın 2025 yılına kadar hizmet verdiği pazarlarda yapay zekâ çözümlerinin sayısını artırarak bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olma hedefinde olduklarını belirten Gönç, verimlilik artışına yönelik hızlı kazanımlar yaratmayı ve yapay zekâ alanında güçlü beyinleri kullanarak sektörde lider konuma gelmeyi amaçladıklarını ifade etti. Bulutistan, yapay zekânın tüm sektörlerde önemli etkiler yaratacağını ve bu alanda sundukları hizmetlerle firmaların verimliliklerini artırmalarına katkıda bulunmayı hedefliyor.

Yapay zeka sokakları resmediyor

0

Şehir sokaklarının sessiz görüntüleriyle eşleşen ses efektleri üreten yapay zeka sistemleri halihazırda mevcutken, deneysel yeni bir teknoloji tam tersini yapıyor. Sokakların ses kayıtlarıyla eşleşen görüntüleri, inanılmaz bir doğrulukla üretiyor.

Yapay zeka sokakları gösteriyor

Teksas Üniversitesi Austin Kampüsü’nden Yrd. Doç. Dr. Yuhao Kang ve meslektaşları tarafından geliştirilen “Ses Manzarası-Görüntü Yayılım Modeli”, 10 saniyelik ses-görüntü kliplerinden oluşan bir veri kümesi üzerinde eğitildi.

Bu klipler, Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa’daki kentsel ve kırsal sokakların YouTube videolarından alınan hareketsiz görüntüler ve ortam seslerinden oluşuyordu. Derin öğrenme algoritmalarını kullanan sistem, yalnızca hangi seslerin görüntülerdeki hangi öğelere karşılık geldiğini değil, aynı zamanda hangi ses niteliklerinin hangi görsel ortamlara karşılık geldiğini de öğrendi.

Eğitimi tamamlandıktan sonra sisteme, yalnızca 100 başka sokak görünümü videosunun kaydedilmiş ortam sesine dayalı görüntüler üretme görevi verildi; video başına bir görüntü üretecekti.Daha sonra, insan jürilerden oluşan bir panele, bu görüntülerin her biri, görüntünün dayandığı video müziğini dinlerken, diğer sokakların iki oluşturulmuş görüntüsüyle birlikte gösterildi. Üç görüntüden hangisinin müziğe karşılık geldiğini belirlemeleri istendiğinde, bunu yapmada ortalama %80 oranında doğruydular. Dahası, üretilen görüntüler bilgisayar ortamında analiz edildiğinde, açık gökyüzü, yeşillik ve binaların göreceli oranlarının orijinal videolardakilerle “güçlü bir korelasyon” gösterdiği görüldü.

Aslında, birçok durumda oluşturulan görüntüler kaynak videoların ışık koşullarını da yansıtıyordu, örneğin güneşli, bulutlu veya gece gökyüzü. Bu, geceleri azalan trafik gürültüsü veya gece böceklerinin sesi gibi faktörlerle mümkün olmuş olabilir.

Teknolojinin, ses kaydının nerede yapıldığına dair kabataslak bir fikir edinmek gibi adli uygulamalara yol açabilmesine rağmen, çalışma daha çok sesin mekan duygumuza nasıl katkıda bulunduğunu araştırmayı amaçlıyor.

Sokakların sesinden görüntüsünü oluşturan yapay zeka tasarlandı!

Teksas Üniversitesi’nden araştırmacılar, sokakların seslerinden gerçek görüntüleri oluşturabilen yeni bir yapay zeka sistemi geliştirdi. “Ses Manzarasından Görüntüye Yayılma Modeli” adlı bu sistem, sokaklardaki ses kayıtlarından, o sokakların gerçek görüntülerini son derece yüksek bir doğrulukla üretmeyi başarıyor.

Sokakların sesinden görüntüsünü oluşturan yapay zeka geliştirildi

Sistem, Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa’daki çeşitli kentsel ve kırsal bölgelerden alınan 10 saniyelik sesli-görsel kliplerle eğitildi. Bu klipler, YouTube videolarındaki durağan görüntüler ve çevresel seslerden oluşuyor. Derin öğrenme algoritmaları, seslerin hangi görsel öğelere karşılık geldiğini öğrenerek, eğitim sürecini tamamladı.

Eğitimden sonra sistem, sadece ortam seslerine dayanarak 100 farklı sokak görüntüsü oluşturdu. Bu görüntüler, bir grup jüri üyesi tarafından orijinal ses kaydına dayalı olarak %80 doğrulukla tanımlandı. Ayrıca yapılan bilgisayar analizinde, oluşturulan görüntülerin, orijinal videolardaki gökyüzü, yeşil alanlar ve binalar gibi unsurlarla güçlü bir ilişki gösterdiği belirlendi. Hatta bazı durumlarda, oluşturulan görüntüler güneşli, bulutlu veya gece gibi ışık koşullarını da doğru bir şekilde yansıttı.

Bu yapay zekanın, adli uygulamalarda ses kaydının nerede yapıldığını anlamak gibi potansiyelleri olsa da, bilim insanları bu çalışmanın amacını daha çok sesin yer algısı üzerindeki etkilerini keşfetmek olarak tanımlıyorlar. Ayrıca, sesin görsel algı ile birleşerek insan ruh sağlığı ve kentsel tasarım üzerinde nasıl bir etkisi olabileceği konusunda önemli bilgiler sağladığı düşünülüyor. Bu teknoloji, toplumların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yeni tasarımlar için rehber olabilir.

Yapay zeka veri merkezleri daha verimli hale geliyor

0

Amazon’un AWS bulut bilişim hizmeti, Las Vegas’ta düzenlenen yıllık re:Invent konferansında, bilişim altyapısında yaptığı çok sayıda değişikliği açıkladı. Bu değişiklikler arasında sıvı soğutma ve yenilenebilir enerjiye büyük vurgu yapılması yer alıyor. Böylece, hizmetinin şirket içi bilişimden dört kat daha verimli olduğu savunuldu.

Yapay zeka veri merkezleri ile gelen yenilikler

Şirket, çevrimiçi olarak yayınladığı bir rapora atıfta bulunarak yayınladığı basın bülteninde, “AWS’nin altyapısı şu anda şirket içi altyapıdan 4,1 kata kadar daha verimli ve iş yükleri AWS üzerinde optimize edildiğinde, ilişkili karbon ayak izi %99’a kadar azaltılabilir” dedi.

 Açıklanan yenilikler arasında şunlar yer alıyor:

  • Potansiyel arıza noktalarını %20 oranında azaltan basitleştirilmiş bir elektrik dağıtım sistemi.
  • Şirketin kendi Trainium2 yongaları ve Nvidia’nın entegre rafları NVL72 gibi işlemcileri barındırmak için hava ve sıvı soğutmayı birleştiren bir soğutma sistemiyle birlikte, yüksek yoğunluklu bilgi işlem yongalarını “daha verimli” bir şekilde soğutan sıvı soğutmalı sunucular.
  • “Önümüzdeki iki yıl içinde raf güç yoğunluğunda 6 kat artış ve gelecekte 3 kat daha artış” sağlamak ve “site başına %12 daha fazla işlem gücü” sağlayarak ihtiyaç duyulan toplam veri merkezi sayısını azaltmak için raf genelinde güç sağlayan yeni bir güç rafı.
  • Veri merkezlerinin inşasında daha düşük karbonlu çelik ve beton, genel olarak ise daha az çelik.
  • Veri merkezlerindeki rafların yerleşimi, genellikle yeterince kullanılmayan “güç kaybını” azaltmak için yapay zeka modelleri kullanılarak optimize ediliyor.

Yedek jeneratörler, “yakıtın yaşam döngüsü boyunca fosil dizel ile karşılaştırıldığında sera gazı emisyonlarını %90’a kadar azaltabilen, biyolojik olarak parçalanabilir ve toksik olmayan bir yakıt” olan yenilenebilir dizel ile çalışıyor.

AWS Altyapı Hizmetleri başkanı Prasad Kalyanaraman, değişikliklerin “artırılmış enerji verimliliği ve ortaya çıkan iş yükleri için esnek destekle önemli bir adım ileri” olduğunu söyledi. Kalyanaraman: “Modüler olacak şekilde tasarlandılar, böylece mevcut altyapımızı sıvı soğutma ve enerji verimliliği için yeniden düzenleyerek üretken yapay zeka uygulamalarına güç sağlayabilir ve karbon ayak izimizi azaltabiliriz” dedi.