Yerli insansız helikopter Alpin-2, ilk uçuşunu yaptı!

Pasifik Teknoloji’nin savunma sanayi alanında faaliyet gösteren şirketi Titra Teknoloji tarafından geliştirilen Alpin-2, Türkiye’nin yerli insansız helikopter projelerinde önemli bir adım olarak ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Hem askeri hem de sivil alanlarda kullanılmak üzere tasarlanan Alpin-2, modern teknoloji ve yenilikçi özelliklerle donatılarak sektörde çığır açmayı hedefliyor. Tanıtımı yapılan helikopter, lojistik operasyonlar ve savunma teknolojileri açısından çok yönlü bir çözüm sunuyor. Yüksek manevra kabiliyeti, 200 kilogramlık yük taşıma kapasitesi ve entegre vinç sistemi gibi özellikleriyle dikkat çeken Alpin-2, aynı zamanda otonom uçuş yetenekleriyle öne çıkıyor.

Yerli insansız helikopter Alpin-2, ilk uçuşunu gerçekleştirdi

Pasifik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Alpin-2’nin yalnızca savunma amaçlı bir araç olmadığını, aynı zamanda sivil lojistik alanında da devrim yaratacak bir teknoloji sunduğunu ifade etti. Helikopterin hem askeri operasyonlarda hem de sivil taşımacılıkta etkin kullanılabileceğini vurgulayan Erdoğan, gelecekte bu tür teknolojilerin lojistik sektörü üzerinde büyük bir etki yaratacağını belirtti. Ayrıca, Alpin-2’nin maliyet avantajlarına dikkat çekerek, insanlı helikopterlere kıyasla yatırım maliyetlerinde %90, operasyonel maliyetlerde ise %95 tasarruf sağladığını ifade etti. Önümüzdeki üç yıl içinde 3 milyar TL’lik yatırım planlayan şirket, gelirlerinin yarısından fazlasını ihracattan sağlamayı ve Ar-Ge harcamalarını bütçesinin %40’ına yakın bir oranında tutmayı hedefliyor.

Teknik özellikler açısından, Alpin-2’nin toplam kalkış ağırlığı 550 kilogram olarak belirtilirken, 200 kilogramlık yük taşıma kapasitesiyle operasyonel esneklik sağladığı vurgulanıyor. Gelecekteki versiyonlarda bu kapasitenin 500 kilograma çıkarılması planlanıyor. Tam otonom uçuş yeteneklerine sahip olan helikopter, yazılım tarafında da %100 yerlilik oranına ulaşmış durumda. Alpin-2, termal ve gece görüş kameraları, gerçek zamanlı görüntü aktarma özellikleri ve “hover” gibi yeteneklerle hem gözetleme hem de hedef takibi konusunda gelişmiş bir performans sunuyor. Ayrıca afet müdahalesi, arama kurtarma, enerji hat kontrolü, zirai ilaçlama ve kargo taşımacılığı gibi çeşitli alanlarda kullanılabilecek şekilde tasarlandı.

Pasifik Teknoloji, bu yıl SAHA EXPO’da daha küçük bir insansız helikopter modeli olan DUMRUL’u da tanıtarak ürün çeşitliliğini artırdı. Roketsan’ın METE füzesinin bu helikopterle entegrasyonu üzerinde çalışmalar devam ediyor. Alpin-2’nin silahlandırma süreçleri de sürerken, hem Türk Cumhuriyetlerinden hem de Afrika ülkelerinden yoğun ilgi görüldüğü ve yaklaşık on ülkeyle görüşmeler yapıldığı belirtiliyor.

Alpin-2’nin performans verileri arasında 21.000 feet (6400 metre) servis tavanı, saatte 203 kilometre azami hız ve 107 kilometre seyir hızı yer alıyor. Benzinle çalışan ve 175 litrelik yakıt kapasitesine sahip olan helikopter, 20 knot (37 km/sa) rüzgar limitine dayanabiliyor. Gelişmiş navigasyon sistemleri, gerçek zamanlı görev planlama, yedekli otopilot ve otomatik stabilizasyon gibi özelliklerle donatılmış olan Alpin-2, hem askeri hem de sivil kullanıcılar için geniş bir kullanım yelpazesi sunuyor.

Çin Ay’da yeni bir dünya keşfetti

Çin Ay’da, uzay araştırmalarında önemli bir başarıya daha imza attı. Chang’e 6 uzay aracıyla Ay’ın görünmeyen yüzünden toplanan kaya ve toprak örnekleri üzerinde yapılan incelemeler, uydumuz hakkında yeni ve şaşırtıcı bilgiler ortaya koydu. Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu bulgular, Science ve Nature dergilerinde yayımlanan iki yeni araştırmayla paylaşıldı.

Ay’da beklenenden daha yakın zamanda volkanik aktivite

Yaklaşık 2 kilogram ağırlığındaki örneklerin radyometrik tarihlendirme yöntemiyle yapılan analizleri, Ay’da 2,8 milyar yıl öncesine kadar volkanik faaliyetlerin sürdüğünü ortaya koydu. Daha önceki bilimsel görüşler, bu dönemde Ay’daki volkanik aktivitelerin sona erdiği yönündeydi. Ancak Chang’e 6’dan gelen örnekler, bu düşüncenin yanlış olduğunu kanıtladı. Çin Ay’da yeni keşiflerle bu düşünceyi değiştirdi.

Araştırmacılar, volkanik lavların Ay yüzeyinde düşünüldüğünden çok daha uzun süre aktif olduğunu ve bunun Ay’ın termal evrimiyle ilgili yeni sorular ortaya çıkardığını belirtiyor. Çin Ay’da volkanik aktiviteleri anlamak için çalışıyor.

Toplanan örnekler, ısı üreten jeokimyasal elementler olan potasyumnadir toprak elementleri ve fosfor (KREEP) açısından düşük seviyelerde olduğu görüldü. KREEP, Ay’daki bazaltik kayaçlarda bulunuyor ve volkanik aktiviteyi destekleyen bir faktör olarak biliniyor. Apollo görevlerinden getirilen örneklerde KREEP bulunmuştu, ancak Chang’e 6’nın getirdiği örneklerde bu elementlerin eksikliği dikkat çekti. Bu durum, Ay’ın ısısının azalmasına ve volkanik aktivitenin yavaşlamasına neden olmuş olabileceğini gösteriyor.

Çin’in uzay yarışındaki hedefleri

Çin Ay’da, bu önemli keşiflerle Ay araştırmalarında lider ülkelerden biri olma yolunda ilerliyor. Ay’dan toplanan bu örneklerin bilim dünyasına daha pek çok yeni bilgi sunacağı düşünülüyor. Uzmanlar, bu verilerin Ay’ın oluşumuevrimi ve termal dinamikleri hakkındaki bilgilere önemli katkılar sağlayacağını belirtiyor.

Çin’in ilerleyen dönemlerde paylaşacağı yeni bulgular, Ay araştırmalarında çığır açabilir. Bilim insanları, bu verilerle Ay ve diğer gök cisimleri üzerindeki volkanik süreçler hakkında daha fazla bilgi edinmeyi umut ediyor. Çin Ay’da topladığı verilerle bilim dünyasına önemli katkılar sağlamayı hedefliyor.

NASA’nın dev roket projesi iptal mi oluyor?

NASA’nın insanlığı yeniden Ay’a götürme hedefini taşıyan Artemis programı, kritik bir yol ayrımına gelmiş durumda. Programın bel kemiği olarak tasarlanan Space Launch System (SLS) roketi, artan maliyetler ve yıllardır süren gecikmeler nedeniyle iptal edilme riskiyle karşı karşıya. Ars Technica’nın kıdemli muhabiri Eric Berger’e göre, SLS projesinin tamamen sonlandırılma olasılığı yüzde 50 seviyelerine ulaşmış durumda. NASA’nın Ay’a dönüş hedefi, bu gelişmelerle birlikte büyük bir belirsizlik içine girmiş görünüyor.

NASA’nın kritik roket projesi iptal mi olacak?

SLS roketi, 2011 yılında Uzay Mekiği programının yerine geçmesi ve insanları Ay’a yeniden ulaştırması amacıyla geliştirilmeye başlandı. Ancak projenin ilk fırlatılışı, başlangıçta planlandığı gibi 2016’da değil, teknik aksaklıklar ve üretim problemleri nedeniyle ancak 2022’de gerçekleştirilebildi. Bu durum, Artemis III göreviyle planlanan insanlı Ay inişinin de 2025’ten 2026’ya ertelenmesine yol açtı. Üstelik NASA’nın 2022 itibarıyla SLS için toplam 23,8 milyar dolar harcadığı ve bu bütçenin 6 milyar doların üzerinde aşıldığı belirtiliyor. Yeniden kullanılamaz bir yapıya sahip olan SLS’nin, her fırlatma için yeni roket aşamalarının üretilmesini gerektirmesi maliyeti daha da artırırken, SpaceX’in tamamen yeniden kullanılabilir Starship tasarımıyla kıyaslandığında ciddi bir dezavantaj oluşturuyor.

NASA'nın kritik roket projesi iptal mi olacak?
NASA’nın kritik roket projesi iptal mi olacak?

SLS’nin iptali durumunda Artemis programını devam ettirecek net bir alternatifin olmaması, NASA için büyük bir açmaz yaratıyor. SpaceX’in Falcon Heavy roketi, mevcut haliyle Orion uzay aracını doğrudan Ay’a taşıyabilecek kapasiteye sahip değil. Bunun yerine, Orion’un Dünya yörüngesine Falcon Heavy ile taşındıktan sonra başka bir roketle Ay’a gönderilmesi gibi karmaşık bir çözüm öne sürülüyor. Ancak bu yalnızca teorik bir senaryo. Alternatif olarak NASA, tamamen SpaceX’in Starship roketine güvenmek durumunda kalabilir. Bu belirsizliklerin gölgesinde Boeing gibi büyük oyuncuların da uzay sektöründeki geleceklerini sorguladıkları bir dönem yaşanıyor. Boeing, SLS’nin ana yüklenicilerinden biri olmasına rağmen Starliner projesindeki krizler ve mali baskılar nedeniyle uzay bölümünü satmayı düşünebileceği konuşuluyor.

Bu süreçte SpaceX ve Blue Origin gibi özel şirketlerin Ay’a dönüş hedefleri doğrultusunda çalışmaları hızlandırdığı dikkat çekiyor. NASA’nın Artemis programında yaşanan bu kırılma noktası, yalnızca Ay’a yolculuk hedefini değil, uzay yarışının genel geleceğini de yeniden şekillendirecek gibi görünüyor.

Dünyanın en yüksek rüzgar türbini inşa ediliyor!

Almanya’nın Lusatia bölgesinde, dünyanın en yüksek rüzgar türbininin inşasına başlandı. 364 metre yüksekliğe ulaşacak olan bu türbin, yenilikçi tasarımı sayesinde yüksekteki daha hızlı ve düzenli rüzgarlardan faydalanarak elektrik üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Bu türbin, dört ayaklı bir çelik iskelet yapı üzerine inşa edilecek ve iç kule sistemi sayesinde en üst noktaya monte edilecek. Bu yöntem, vinçlerin boyut sınırlamalarını aşmayı mümkün kılarak karasal türbinlerin boyutlarını deniz üstü türbinlere yaklaşacak şekilde artırıyor.

Dünyanın en yüksek rüzgar türbini inşa edilmeye başlandı

Yeni türbinin yüksekliği sayesinde, benzer çaplı türbinlere kıyasla %40 daha fazla rüzgar enerjisi elde edilmesi bekleniyor. Bu durum, yıl boyunca iki kat daha fazla elektrik üretimi sağlayarak mevcut türbinlere kıyasla çok daha verimli bir sistem sunuyor. Ayrıca, türbinin rüzgar akışını kesmemesi nedeniyle mevcut rüzgar çiftliklerine eklenmesi durumunda mevcut kapasiteyi artıracak şekilde tasarlandı. Bu özellik, aynı arazi üzerinde enerji üretimini maksimize etme imkanı tanıyor.

Dünyanın en yüksek rüzgar türbini inşa edilmeye başlandı.
Dünyanın en yüksek rüzgar türbini inşa edilmeye başlandı.

Klasik tüp kuleler yerine Eyfel Kulesi’ne benzeyen dört ayaklı çelik bir konstrüksiyon kullanılarak tasarlanan bu yapı, hem yüksek rüzgar hızlarına erişim sağlıyor hem de vinç ihtiyacını azaltarak inşaatı kolaylaştırıyor. Ancak bu tür projelerde daha fazla çelik ve iş gücü kullanılacağı belirtiliyor. Yine de, bu ek maliyetlerin üretilen enerji miktarıyla dengelenerek uzun vadede ekonomik avantaj sağladığı ifade ediliyor.

Bu teknoloji, deniz üstü türbinlere benzer verimlilik sunarken karada inşa edilmesi sayesinde maliyet avantajı da sağlıyor. Özellikle deniz üstü rüzgar enerjisine erişimi sınırlı olan bölgeler için umut vadeden bu yenilik, gelecekte enerji üretiminde katmanlı saha kurulumlarına olanak tanıyabilir. Gicon mühendislik firması tarafından geliştirilen sistem, sektörde yeni bir standart oluşturma potansiyeline sahip.

Amazon, yeni ucuz alışveriş platformunu tanıttı!

0

Amazon, Shein ve Temu gibi uygun fiyatlı alışveriş platformlarına doğrudan rakip olarak tasarladığı yeni platformu Amazon Haul’u duyurdu. Bu yeni girişim, seri üretim ürünleri indirimli fiyatlarla sunarak, özellikle genç ve bütçe odaklı tüketicilere hitap etmeyi hedefliyor. Şu anda yalnızca ABD’deki kullanıcılar için erişime açılan Amazon Haul, Amazon’un mobil uygulaması ve web sitesi üzerinden kullanılabiliyor.

Amazon, yeni ucuz alışveriş platformunu resmen duyurdu

Son yıllarda ABD’de uygun fiyatlı alışveriş uygulamalarının popülerliği hızla artış gösterdi. 2024 yılının Ocak ve Ekim ayları arasında, Temu 42 milyon indirme ile en çok tercih edilen uygulama olurken, Shein 14.7 milyon indirme ile onu takip etti. Ancak bu farkın, Shein’in zaten geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Temu ve Shein, Çin merkezli olmalarının yanı sıra düşük maliyetli üretim, geniş ürün yelpazesi ve uzun kargo süreleriyle biliniyor. Shein, 2022 yılında dünyanın en büyük moda perakendecisi unvanını alırken, Temu ise 2022’de kurulmuş olmasına rağmen büyük bir ivme yakaladı.

Amazon Haul, bu platformlara alternatif bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Çinli rakiplerini andıran bir tasarımla kullanıcılarına seslenen Amazon Haul, moda, ev eşyaları, yaşam tarzı ürünleri, elektronik ve daha fazlasını içeriyor. Ürünlerin çoğu 20 doların altında bir fiyat etiketine sahip ve Amazon’un A’dan Z’ye Garantisi ile destekleniyor. Şirket, platformu tanıttığı blog yazısında, ABD müşterilerine ultra düşük fiyatlar ve bir ila iki hafta arasında değişen teslimat süreleriyle geniş bir ürün yelpazesi sunduğunu belirtti.

Amazon, platformun lansmanını stratejik bir döneme denk getirdi. Kasım ayından ocak ayına kadar süren tatil sezonu, ABD’deki en yoğun alışveriş dönemlerinden biri olarak biliniyor. Ancak aynı dönemde, yeni başkan Donald Trump’ın Çin’den ithal edilen ürünlere %60 oranında gümrük vergisi koyma vaadi, işleri karmaşıklaştırabilir. Amazon’un bu yeni politikadan nasıl etkileneceği ve Trump’ın bu vaatlerini hayata geçirip geçirmeyeceği büyük bir merak konusu. Amazon Haul, yalnızca ABD pazarında değil, küresel e-ticaret rekabetinde de dengeleri değiştirebilecek bir hamle olarak öne çıkıyor.

TikTok, üretken yapay zeka aracı Symphony’i duyurdu!

TikTok, Symphony adını verdiği üretken yapay zeka araç setini duyurarak hem işletmelere hem de içerik üreticilerine yönelik yenilikçi çözümler sunmayı amaçlıyor. Symphony, senaryo yazımından video prodüksiyonuna, avatar videoları oluşturmadan dublaj eklemeye kadar geniş bir yelpazede hizmetler sağlayarak içerik üretim sürecini daha verimli hale getiriyor. Bu araç seti, özellikle reklamverenler ve yaratıcıların çalışmalarını kolaylaştırmayı hedefliyor. TikTok Reklam Yöneticisi ile uyum içinde çalışan Symphony Creative Studio, markaların reklam kampanyalarını optimize etmelerine ve yaratıcı içeriklerini daha etkili bir şekilde kullanmalarına olanak tanıyor.

TikTok, üretken yapay zeka aracı Symphony’i görücüye çıkardı

Symphony, manuel müdahaleleri en aza indirerek kullanıcı dostu özelliklerle öne çıkıyor. Akıllı tanımlama araçları sayesinde videolarda yumluluk sorunlarını veya iyileştirme fırsatlarını otomatik olarak belirleyerek hızlıca düzenleme yapabiliyor. Ayrıca, bir ürün bağlantısına ya da mevcut içeriklere dayanarak yeni videolar üretebilme yeteneğiyle içerik üretimini daha da kolaylaştırıyor. Tek tıklamayla dikkat çekici metinler, altyazılar ve seslendirmeler eklenebilmesi de kullanıcılara zaman kazandıran özelliklerden biri.

Symphony’nin sunduğu araçlardan biri olan Symphony Assistant, kullanıcıların içeriklerini daha etkili bir şekilde geliştirmelerine yardımcı oluyor. Bu yapay zeka destekli asistan, trendleri analiz ederek hem organik hem de ücretli içeriklerin başarısını artırmak için öneriler sunuyor. Creative Studio ise sınırlı kaynaklara sahip işletmeler için hızlı ve etkili video üretim çözümleri sunuyor. Bu araç sayesinde kullanıcılar, marka bilgilerini sisteme girerek kısa sürede TikTok’a uygun içerikler hazırlayabiliyor ve hedef kitleye ulaşmalarını kolaylaştırıyor.

Symphony Digital Avatars aracı, iki farklı seçenek sunarak içerik üretiminde yenilikçi bir boyut kazandırıyor. Kullanıcılar, 30’dan fazla dili konuşabilen hazır “Stock Avatars” arasından seçim yapabilirken, kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirebilecekleri “Custom Avatars” da oluşturabiliyor. Markaların kendilerini veya temsilcilerini avatar formatında yansıtabilmeleri ise bu aracı özgün kılan özelliklerden biri. Şimdilik yalnızca belirli reklamverenlere açık olan bu özellik, içeriklerin kişiselleştirilmesine yeni bir bakış açısı getiriyor.

Son olarak, dil engellerini ortadan kaldırmayı hedefleyen video çeviri ve dublaj özelliği, içerik üreticilerin küresel bir kitleye ulaşmasını sağlıyor. Videolardaki seslendirmelerin birden fazla dile çevrilmesine olanak tanıyan bu hizmet, markaların etkileşim oranlarını artırarak daha geniş bir kitleye hitap etmelerini mümkün kılıyor. TikTok’un Symphony ile sunduğu bu yenilikler, içerik üreticilerinin yaratıcılık sınırlarını genişletirken, markaların dijital dünyada daha güçlü bir varlık göstermelerine yardımcı olmayı hedefliyor.

Denizlerdeki en büyük güneş enerjisi santrali faaliyete girdi!

Çin, yenilenebilir enerji alanında önemli bir kilometre taşını hayata geçirerek dünyanın en büyük açık deniz güneş enerjisi santralini devreye aldı. Shandong Eyaleti’nin Dongying kıyılarında yer alan bu devasa proje, 1 gigavat (GW) kurulu gücüyle yalnızca Çin’in enerji sektöründe değil, küresel yenilenebilir enerji sahnesinde de dikkat çekiyor. Devlet destekli CHN Energy’nin iştiraki Guohua Energy Investment Co. tarafından geliştirilen proje, dünya genelinde açık deniz fotovoltaik sistemlerin yaygınlaşması için bir model olarak değerlendiriliyor. Projenin yenilikçi mühendislik çözümleri ve ölçeği, açık deniz güneş enerjisinde yeni bir çağ başlatıyor.

Denizlerdeki en büyük güneş enerjisi santrali kullanıma açıldı

Santral, 1.223 hektarlık bir alanı kaplıyor ve açık denizde toplamda 2.934 çelik kafes platform üzerine inşa edilmiş durumda. Her bir platform, 60 metre uzunluğa ve 35 metre genişliğe sahip. Bu platformlar, sabit kazık temelleri kullanılarak deniz tabanına yerleştirildi. Projenin mühendislik açısından diğer bir yeniliği ise, Çin’in fotovoltaik tarihinde ilk kez 66 kilovolt kapasiteli açık deniz-kara iletim hatlarının kullanılması oldu. Bu yöntem, enerji iletim verimliliğini artırırken maliyetleri düşürme açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Elektriğin uzun mesafelere taşınmasında yeni bir standart oluşturan bu çözüm, gelecekteki projeler için de bir referans noktası olacak.

Denizlerdeki en büyük güneş enerjisi santrali kullanıma açıldı
Denizlerdeki en büyük güneş enerjisi santrali kullanıma açıldı

Tam kapasiteyle çalışmaya başladığında tesis, yıllık 1.78 milyar kilovatsaat elektrik üretecek ve bu miktar yaklaşık 2.67 milyon kişinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde. Ayrıca, proje sayesinde yıllık 503.800 ton kömür kullanımının önüne geçilecek ve yaklaşık 1.3447 milyon ton karbon emisyonu azaltılacak. Bu devasa santral, yalnızca çevreye olan olumlu etkisiyle değil, aynı zamanda Çin’in 2027 yılına kadar açık deniz güneş enerjisi kapasitesini 60 GW seviyesine çıkarma hedefi doğrultusunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu proje, şu ana kadar Tayvan’da bulunan ve 373 megavat (MW) kapasiteye sahip dünyanın en büyük açık deniz güneş enerjisi tesisini geride bırakarak liderliği ele aldı. Çin’in bu girişimi, ülkenin yenilenebilir enerji yatırımlarına olan bağlılığını ve teknolojik yeniliklerdeki öncülüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu santral, küresel enerji dönüşümünde Çin’in öncü rolünü pekiştiren bir simge haline gelmiş durumda.

Batarya üreticisi CATL, yenilenebilir enerjide öncü olacak!

0

Dünyanın en büyük elektrikli araç bataryası üreticisi CATL, yalnızca batarya üretiminde lider bir firma olmakla yetinmeyerek yenilenebilir enerji alanında da öncü olmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor. Şirketin kurucusu Robin Zeng, yaptığı açıklamada, CATL’nin faaliyetlerini genişleterek yeşil enerji çözümleri ve yenilikçi elektrikli araç platformları geliştirmeye odaklanacağını belirtti. Bu yeni yaklaşım, firmanın yalnızca enerji depolama teknolojileri üreticisi değil, aynı zamanda sürdürülebilir enerji entegrasyonunda küresel bir lider olma yolunda ilerlediğini gösteriyor.

Batarya üreticisi CATL, yenilenebilir enerjide resmen öncü oluyor

CATL’nin öncelikli hedeflerinden biri, “sıfır karbon” elektrik şebekeleri geliştirerek geniş ölçekli enerji ihtiyacını karşılamak. Şirket, bu alanda devasa bir büyüme potansiyeli görüyor. Zeng’e göre, bu pazar, elektrikli araç bataryaları sektörünün sahip olduğu küresel pazar payını onlarca kat artırabilecek bir potansiyel sunuyor. Aynı zamanda, otomotiv endüstrisinde devrim yaratabilecek “panshi” adını verdikleri bir elektrikli araç platformunu da tanıtan CATL, bu teknoloji sayesinde elektrikli araç geliştirme maliyetlerini önemli ölçüde düşürerek sektöre erişim engellerini ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bu platform, uzun menzilli bataryalarla entegre bir yapıya sahip olup, küçük otomobil üreticilerinin bile rekabet edebilmesine olanak tanıyor.

CATL ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarını batarya depolama teknolojileriyle birleştirerek veri merkezlerinden elektrikli araç parklarına kadar geniş bir yelpazede enerji çözümleri sunmayı planlıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi kaynakların depolanmasında yenilikçi yöntemler geliştiren şirket, bu doğrultuda CMOC Group ile Kongo’da önemli projelere imza atarken, Çin’in Hainan eyaletinde açık deniz rüzgar türbinleriyle kapsamlı bir pilot proje yürütüyor.

Elektrikli araç platformu “panshi” ile sektörde dikkat çeken CATL, bu teknolojiyi Porsche ve Ortadoğu’daki yatırımcılara tanıttı. Ancak şirket, kendi araçlarını üretme niyetinde olmadığını vurgulayarak, otomotiv sektörüne teknoloji sağlayıcı bir rol üstlenmeyi tercih ediyor. Aynı zamanda, İspanya’da Stellantis ile bir batarya fabrikası kurmayı ve Macaristan’daki tesislerini kârlı hale getirmeyi planlayan CATL, katı hal bataryalar üzerinde yoğun bir Ar-Ge çalışması yürütüyor. Bu teknolojiyi 2027 yılında piyasaya sürmeyi hedefleyen şirket, sodyum-iyon bataryaların maliyet ve güvenlik açısından sunduğu avantajlara da dikkat çekiyor. Robin Zeng, bu yenilikçi yaklaşımın CATL’nin yalnızca teknoloji sağlayıcı bir lider olarak değil, aynı zamanda küresel sürdürülebilirlik dönüşümünde önemli bir aktör olmasını sağlayacağını ifade ediyor.

ChatGPT, hastalık teşhisinde doktorları yendi!

0

2022’de OpenAI tarafından piyasaya sürülen ChatGPT ile birlikte yapay zeka devri resmen başladı. 2024 yılı itibariyle bu teknoloji cebimizdeki akıllı telefonlardan kullandığımız arabalara kadar neredeyse her yerde karşımıza çıkıyor. Peki, yapay zekanın sağlık alanındaki performansı nasıl? Son araştırmalar, ChatGPT’nin hastalık teşhisinde doktorları yendiğini ortaya koyuyor.

ChatGPT, hastalık teşhisinde doktorlardan daha başarılı bir performans sergiledi

Yapay zekanın sağlık alanındaki performansını gözlemek için kısa bir süre önce bir çalışma yapıldı. Ortaya çıkan sonuçlar ise oldukça şaşırtıcı. Deney sonucunda, bir hastalığı teşhis etmek için ChatGPT verilen doktorların verilmeyen doktorlardan biraz daha iyi performans gösterdiği gözlendi. Fakat, buradaki asıl detay ise yapay zeka aracının tek başına hastalık teşhisinde tüm doktorlardan daha fazla puan alması oldu diyebiliriz.

ChatGPT, hastalık teşhisinde doktorlardan daha başarılı bir performans sergiledi

Deneyi düzenleyen Boston’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nde iç hastalıkları uzmanı Dr. Adam Rodman sonuçların ardından şaşkınlığını gizleyemezken, yaptığı açıklamada ‘şok oldum’ ifadesini kullandı.

Bunu biraz daha açacak olursak, ChatGPT belirli kriterler altında tek başına hastalık teşhisinde 90 puan almayı başardı. Bununla birlikte, yapay zeka aracından faydalanan doktorlar 76 puan ve hiçbir şey kullanmayanlar ise ortalama 74 puanla deneyi tamamladı.

Yukarıda da belirtildiği üzere, sonuçlara şaşıran Dr. Adam Rodmanverileri biraz daha derinlemesine incelemek için yapay zeka kullanan doktorların ChatGPT ile yapmış oldukları sohbetleri inceledi. Burada, yapay zekanın teşhis için somut detayları sağlamasına rağmen, doktorların bir türlü ikna olmadığını ve nihayetinde kendi fikirlerine sadık kalarak görüş bildirdiğini gözlemledi.

Dr. Adam Rodman‘ın konuyla ilgili açıklaması ise şu şekilde;

Yapay zeka onlara katılmadıkları şeyler söylediğinde maalesef onu dinlemediler.

WhatsApp kimlik karışıklığını çözmek için yeni renkli ikonları test ediyor

Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcı deneyimini iyileştirmek adına yeni bir adım atıyor. Sohbetlerdeki kimlik karmaşasını azaltmayı hedefleyen şirket, kişiler ve grup sohbetleri için temalı ve renkli ikonları test etmeye başladı. Bu yeni özellik, özellikle profil fotoğrafı olmayan kullanıcılar ve gruplar için ayrımı daha belirgin hale getirerek mesajlaşma deneyimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Kimlik karışıklığına son

WhatsApp’ın üzerinde çalıştığı temalı ikonlar, WhatsApp kimlik karışıklığını sohbet listelerinde daha net bir ayrım yapılmasına olanak tanıyacak. Profil fotoğrafı olmayan kişiler ve gruplar, farklı renklerle temsil edilerek kullanıcıların sohbetlerini daha hızlı ve kolay bir şekilde tanımasına yardımcı olacak. Böylelikle, aynı isimli gruplar veya kişilerin neden olduğu WhatsApp kimlik karışıklığını ortadan kaldıracak.

Kişiselleştirilebilir tema ve yeni görsel tasarım

WhatsApp, bu yeni ikonların yanı sıra genel görsel tasarımında da yenilikler yapmayı sürdürüyor. Hâlihazırda mevcut olan tema özelliği ile uygulamanın ana rengi kişiselleştirilebiliyor. Yeni güncellemeyle birlikte renkli ikonlar, kullanıcıların sohbetlerini daha kolay organize etmesini ve kişisel bir dokunuş eklemesini sağlayacak. Ancak, WhatsApp kimlik karışıklığını tamamen ortadan kaldırmak amacıyla daha fazla özellik eklemeyi planlıyor.

Test sürecinde olan bu yeniliğin kısa süre içinde tüm kullanıcılar için sunulması bekleniyor. WhatsApp, bu tür geliştirmelerle hem görsel deneyimi zenginleştirmeyi hem de kullanıcıların ihtiyaçlarına daha hızlı çözüm sunmayı hedefliyor. Kullanıcılar bu güncellemeyle, WhatsApp kimlik karışıklığını minimize edebilecek.

Yeni temalı ikonlar sayesinde WhatsApp, iletişimde yaşanan karışıklıkları ortadan kaldırarak daha pratik bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.

Samsung’un yeni XR gözlükleri 2025’te geliyor!

0

Samsung, giyilebilir teknoloji pazarında ses getirecek yeni bir adım atıyor. Şirketin Google iş birliğiyle geliştirdiği yeni XR gözlükleri2025 yılının üçüncü çeyreğinde piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Gözlükler, hem teknik özellikleri hem de tasarımıyla, Ray-Ban Meta gibi popüler modellere güçlü bir alternatif olmayı hedefliyor.

Yeni XR gözlükleri, Qualcomm AR1 yonga seti ile güçlendirilmiş bir yapıya sahip olacak. Ayrıca cihaz, 12 MP kamera155 mAh batarya kapasitesi ve yaklaşık 50 gram ağırlık gibi teknik detaylarla donatılacak. Bu özellikler, Ray-Ban Meta’nın sunduğu deneyimle büyük benzerlik taşısa da, Samsung’un gözlükleri bir miktar daha ağır olabilir.

Samsung, ilk üretim serisi olarak 500.000 adet gözlük üretmeyi planlıyor. Şirketin bu yeni ürünü, yapay zeka (AI) destekli özelliklerle günlük yaşamı kolaylaştırmayı hedefliyor. Örneğin, gerçek zamanlı çeviriçevresel analizartırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları ve daha fazlasıyla kullanıcıların ilgisini çekmeyi amaçlıyor.

Giyilebilir teknoloji pazarı şekilleniyor

Samsung XR gözlükleri, şirketin giyilebilir cihazlar alanında iddialı bir oyuncu olma hedefinin bir parçası. Cihazın, Ray-Ban Meta’ya rakip olmasının yanı sıra, artırılmış gerçeklik ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeleri kullanıcıların günlük yaşamına entegre etmesi bekleniyor.

Samsung’un XR gözlükleri, tasarımıteknik özellikleri ve kullanıcı dostu AI yetenekleri sayesinde, hem teknoloji meraklılarını hem de giyilebilir cihazlara yeni bir soluk arayanları hedefliyor. Şirketin pazara giriş tarihi yaklaştıkça, ürün hakkında daha fazla bilgi ve detayın paylaşılması bekleniyor.

2025’in üçüncü çeyreği, Samsung için giyilebilir teknoloji pazarında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Gelişmeleri yakından takip edin!

Wi-Fi 8 hıza değil, bağlantı kalitesine odaklanacak

0

Yeni nesil kablosuz bağlantı teknolojisi Wi-Fi 8 üzerinde çalışmalar hızla devam ediyor. MediaTek‘in teknik bir raporuna dayanan PC World‘ün haberine göre, Wi-Fi 8Wi-Fi 7‘nin sunduğu teorik 23 Gbps hızını artırmak yerine, bağlantı güvenilirliğini ve gerçek dünya performansını iyileştirmeyi hedefleyecek.

Wi-Fi 8 ile gelen yenilikler

Wi-Fi 8 (802.11bn), Wi-Fi 7‘nin (802.11be) kullandığı 2,4 GHz, 5 GHz ve 6 GHz bantları4096 QAM modülasyonu, sekiz uzamsal akış, MU-MIMO, çoklu OFDMA ve 320 MHz kanal bant genişliği gibi teknolojileri koruyacak. Ancak yeni özelliklerle bu altyapıyı daha verimli hale getirecek.

MediaTek‘in raporuna göre, gerçek performansı artırmak için Wi-Fi 8‘de şu yenilikler sunulacak:

  • Koordineli Uzamsal Yeniden Kullanım (Co-SR)
  • Koordineli Hüzme Oluşturma (Co-BF)
  • Dinamik Alt Kanal Operasyonu (DSO)
  • Gelişmiş Modülasyon Kodlama Şeması (MCS)

Bu özelliklerden bazıları zorunlu, bazıları ise isteğe bağlı olacak şekilde uygulanacak.

Koordineli uzamsal yeniden kullanım (Co-SR)

Co-SR, yoğun ofis ortamlarında yakındaki cihazlarla uzak erişim noktaları arasındaki sinyal gücü farkını düzenleyerek verimliliği artırıyor. Access Point’ler, cihazların uzaklığına göre sinyal gücünü dinamik olarak ayarlayıp koordine ediyorMediaTek‘in testlerine göre, bu özellik sistem verimliliğini %15 ila %25 oranında artırabiliyor.

Wi-Fi 8, mevcut hüzmeleme teknolojisini geliştirerek birden fazla erişim noktası arasında sinyal yönünü koordine edecek. Bu özellik, sinyallerin ihtiyaç duyulmayan alanlara gitmesini engelleyerek paraziti azaltırken aktif cihazlara daha güçlü bir sinyal yönlendirecekMediaTekCo-BF’nin veri hızlarını kamusal alanlarda ve mesh ağlarda %20 ila %50 oranında artırdığını belirtti.

Dinamik alt kanal operasyonu (DSO)

DSO, ağın cihaz gereksinimlerine göre alt kanalları dinamik şekilde atamasını sağlıyor. Bu teknoloji, darboğazları önleyerek gelişmiş cihazlarda veri aktarım hızını %80’e kadar artırabiliyor.

Wi-Fi 8 ne zaman geliyor?

Kablosuz standartların geliştirilmesi genellikle 6 yıl sürüyor. Wi-Fi 8 için nihai onayın Eylül 2028’de verilmesi bekleniyor. Ancak, ilk ürünlerin 2028’in başlarında piyasaya çıkabileceği öngörülüyor.

Microsoft’un bulut hizmetleri soruşturulabilir! Peki neden?

0

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Microsoft‘un bulut uygulamalarında rekabete aykırı bir tutum sergileyip sergilemediğine dair kapsamlı bir soruşturma başlatmaya hazırlanıyor. Şirketin, müşterilerinin rakip bulut platformlarına geçişini engellemek amacıyla pazar gücünü kötüye kullandığı ve kullanıcıları caydırıcı politikalar uyguladığı iddiaları soruşturmanın merkezinde yer alıyor. Özellikle Azure bulut hizmetini kullanan müşterilere yüksek çıkış ücretleri uygulanması, abonelik maliyetlerinin artırılması ve Office 365 ürünlerinin rakip platformlarla uyumsuz hale getirilmesi gibi konular öne çıkıyor.

Microsoft’un bulut hizmetleri soruşturulacak mı?

FTC Başkanı Lina Khan, büyük teknoloji şirketlerinin tekelci uygulamalarını dizginlemek için açtığı soruşturmalarla dikkat çekmiş bir isim. Ancak 2025 yılı başında Donald Trump’ın ABD başkanlığı görevini devralmasıyla Khan’ın da görevden alınması bekleniyor. Trump yönetiminin teknoloji düzenlemelerine yaklaşımının farklı bir çizgide olacağı tahmin ediliyor. Cumhuriyetçi Parti’nin genel olarak teknoloji şirketlerini düzenlemekten kaçınsa da sosyal medya platformlarını muhafazakâr sesleri sansürlemekle suçlaması bu alanda bazı gerilimlere işaret ediyor.

Microsoft'un bulut hizmetleri soruşturulacak mı?
Microsoft’un bulut hizmetleri soruşturulacak mı?

FTC’nin geçtiğimiz yıl bulut sağlayıcılarının iş uygulamalarıyla ilgili sektörden ve halktan geri bildirim topladığı süreçte, birçok kişi rekabetle ilgili ciddi endişeler dile getirdi. Şikayetlerin başında kısıtlayıcı yazılım lisansları, asgari harcama zorunlulukları ve veri aktarım ücretlerinin yüksekliği yer alıyordu.

Microsoft’un bu tür uygulamalarıyla ilgili başlatılan soruşturmanın sonucu, Trump yönetiminin göreve gelmesiyle belirsiz bir hâl alabilir. Bu durum, FTC’nin bulut sektöründeki tekelci eğilimlere müdahale çabalarının geleceğini de etkileyecek gibi görünüyor.

Earlybird Digital East, Bek Ventures adıyla 50 milyon dolarlık fon oluşturdu!

0

Earlybird Digital East, Berlin merkezli Earlybird Venture Capital’den ayrılarak Bek Ventures adıyla yeniden markalaştı ve 250 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Earlybird Digital East, Bek Ventures ismiyle 50 milyon dolarlık fon oluşturuyor

Avrupa ve Türkiye girişim ekosisteminde kayda değer başarılara imza atan Bek Ventures, son on yılda yaptığı yatırımlarla 2.4 milyar dolar getiri elde etti ve 10 kattan fazla geri dönüş çarpanı yakaladı. Fon başına ortalama 20 girişime yatırım yapan şirket, portföyündeki girişimlerin %90’ının devam turlarında da yer aldı.

Yeni fonla birlikte Bek Ventures, göz ardı edilen pazarlardaki erken aşama teknoloji girişimlerini küresel ölçeğe taşımayı hedefliyor. Midas, Upstash, Picus, Obilet, Payhawk ve UiPath gibi başarılı girişimlerin bulunduğu portföyüyle dikkat çeken şirket, yapay zeka alanındaki potansiyeli değerlendirerek Polonya merkezli yapay zeka girişimi Proofs’a ve eski Meta mühendislerinin kurduğu Zeta Labs’e şimdiden yatırım yaptı.

Bek Ventures’ın Genel Partner’ı Cem Sertoğlu, yatırım ekosistemindeki yavaşlamaya dikkat çekerek büyük ve çok aşamalı fonların performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Hedef pazarlardaki girişimcilerin, özellikle doların değerini bilerek daha stratejik hareket ettiğini ifade eden Sertoğlu, yapay zekaya olan iyimser bakış açılarını da vurguladı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

AshGrove Capital, 650 milyon euroluk yeni bir fon oluşturuyor!

0

Londra merkezli bağımsız kredi kuruluşu AshGrove Capital, yeni oluşturduğu Fon II ile 650 milyon euroluk bir büyüklüğe ulaştığını duyurdu. 2019 yılında kurulan şirket, başlangıçta 500 milyon euro olarak belirlediği hedefi aşarak Avrupa çapında özel kredi sektöründe dikkat çeken bir başarıya imza attı. Yeni fon, özellikle B2B yazılımlar ve sürdürülebilirlik odaklı girişimler ile küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yatırım yapmayı amaçlıyor. ESG kurallarına uygun hareket eden AshGrove Capital, çevresel, sosyal ve yönetişim standartlarını benimseyen şirketlere öncelik veriyor.

AshGrove Capital, tam 650 milyon euroluk yeni bir fon oluşturdu!

Fon II kapsamında şirket, kriterlerini karşılayan işletmelere 10 milyon ile 50 milyon euro arasında kıdemli ve teminatlı krediler sağlamayı planlıyor. Fonun %20’sini kullanarak şu ana kadar beş farklı yatırım gerçekleştiren AshGrove Capital, sağlam iş modelleri ve yüksek düzeyde tekrarlayan gelir yapısına sahip girişimlere odaklanıyor. 2021’in sonunda 300 milyon euroluk ilk fonunu başarıyla yöneten şirket, ikinci fonla bu miktarı iki katına çıkararak Avrupa’nın kıdemli borç fonları arasında ilk %5’lik dilime girmeyi başardı.

AshGrove Capital, tam 650 milyon euroluk yeni bir fon oluşturdu!
AshGrove Capital, tam 650 milyon euroluk yeni bir fon oluşturdu!

AshGrove Capital’in kurucu ortağı Phil Fretwell, bu başarının ekibin kararlılığı ve uzmanlığı sayesinde mümkün olduğunu vurgulayarak, B2B yazılım ve hizmet sektörlerinde döngüsel olmayan iş modellerine sahip şirketleri desteklemek için Avrupa kredi piyasasında önemli bir fırsat gördüklerini belirtti.

Fretwell, şirketin krediye erişimi yalnızca işletme büyüklüğüne değil, iş modelinin kalitesine dayandırması gerektiğine inandıklarını da ekledi. Bu yaklaşım, AshGrove Capital’i, hem yatırımcılar hem de girişimciler için sürdürülebilir büyüme sağlayan bir ortak haline getiriyor.

Kafein Teknoloji, dijital dönüşüm ve bulut bilişim çözümleri markası All-in Cloud’u duyurdu

0

Kafein Teknoloji, geçtiğimiz aylarda Google Cloud ile yaptığı stratejik işbirliği doğrultusunda şekillendirdiği dijital dönüşüm ve bulut bilişim çözümleri markası ‘All-in Cloud’u duyurdu.

Kafein Teknoloji, All-in Cloud markası altında sunduğu çözümlerle, işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini uçtan uca hızlandırmayı amaçlıyor ve müşterilerine veri odaklı analiz, yapay zeka ve makine öğrenimi gibi gelişmiş teknolojilerle donatılmış çözümler sunarak geleceğe güvenle bakmalarını sağlıyor. All-in Cloud, dijital dönüşümün tüm aşamalarında kurumlara rehberlik ederek, stratejiden uygulamaya kadar her adımda kapsamlı bir destek sunuyor.

All-in Cloud’un sağladığı çözümler, şirketlerin bulut tabanlı altyapılarını en ileri düzeyde yönetmelerine, operasyonlarını daha esnek hale getirmelerine ve maliyet avantajı elde etmelerine olanak tanıyor. Yenilikçi vizyonu ve uzman kadrosunu Kafein Teknoloji’nin derin bilgi birikimiyle bir araya getirerek işletmelerin dijitalleşme yolculuklarında güçlü bir iş ortağı olarak öne çıkıyor.

Kafein Teknoloji CEO'su Cem Kalyoncu
Kafein Teknoloji CEO’su Cem Kalyoncu

Kafein Teknoloji CEO’su Cem Kalyoncu, All-in Cloud’un şirketin stratejik büyümesinde yeni bir yatırım alanı olduğuna vurgu yaparak, “Bu girişimle, yalnızca mevcut hizmetlerimizi güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bulut bilişim teknolojilerinde geleceğe dönük, kalıcı yatırımlar yapıyoruz. All-in Cloud, şirketlerin hızla değişen teknoloji ihtiyaçlarına dinamik ve güvenilir çözümler sunmamıza olanak tanırken, Kafein’in dijital dönüşüm vizyonunu uluslararası boyuta taşımamızı da sağlayacak. Amacımız, hem Türkiye’de hem de bölgede uzun vadeli, köklü bir dönüşüm yaratmak için en güvenilen iş ortaklarından biri olmak” dedi.

Yapay zeka destekli bulut hizmetlerine olan talep hızla artıyor

Kalyoncu, All-in Cloud’un sürekli büyüyen bulut bilişim pazarındaki rolünü ise şöyle aktardı: “2024 yılı sonunda, global bulut bilişim pazarı büyüklüğünün yaklaşık 700 milyar dolara ulaşması bekleniyor ve bu büyümenin özellikle yapay zeka ve veri analitiği çözümleri ile hızlanacağı öngörülüyor. Yapay zeka destekli bulut hizmetlerine olan talebin 2025 yılına kadar %25 oranında artması, bu alandaki potansiyelin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Biz de All-in Cloud üzerinden sunduğumuz hizmetlerle bu büyüme fırsatlarını değerlendirmek, sektördeki uzmanlığımızı Google Cloud’un teknoloji liderliği ile birleştirerek müşterilerimizin dönüşüm süreçlerini hızlandırmak için buradayız.”

All-in Cloud markasının Yönetici Direktörü Nagihan Yanık ise “Sektördeki uzmanlığımızı Google Cloud’un lider teknolojileri ile birleştirerek uçtan uca dijital dönüşüm çözümleri sunuyoruz. Gerçek bir bulut dönüşümünü, yalnızca veri merkezlerini buluta taşımak veya yapay zeka destekli chatbotlar geliştirmekle sınırlı görmüyoruz. Başarılı ve sürdürülebilir bir dönüşümü her adımı özenle planlanmış kapsamlı bir yolculuk olarak kurguluyoruz.

All-in Cloud’daki tecrübeli ekibimiz müşterilerimize Stratejik Danışmanlık, Profesyonel Hizmetler ve Yönetilen Hizmetler sunarak dijital dönüşüm yolculuklarına iş hedefleri ve bütçeleri doğrultusunda eşlik ediyor. Bu sayede, tüm organizasyonlarının operasyonları kesintiye uğramadan buluta uyumlu hale gelmesini ve dönüşümün organizasyon içinde kalıcı bir şekilde benimsenerek uzun vadeli fayda sağlamasını hedefliyoruz.”

EduTalks etkinliği 18 Kasım’da İstinye Üniversitesi’nde!

0

Bütünleşik Pazarlama Mecrası Branding Türkiye ve Deneyimsel Pazarlama Ajansı 1Fikir1Marka partnerliğiyle hayata geçirilen EduTalks etkinlik serisinin üçüncüsü, 18 Kasım 2024 tarihinde İstinye Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek.
“Üniversite Buluşmaları” ana temasıyla düzenlenen etkinlik, sektör profesyonelleri, uzmanlar ve yöneticiler ile üniversite öğrencileri ve girişimcileri bir araya getirecek.

EduTalks etkinliği hakkında

EduTalks, bütünleşik pazarlama çatı kavramı altında 100’den fazla olgu, kavram ve konuya dair fikir, fayda ve farkındalık odaklı etkinlikler düzenleyerek bir topluluk oluşturmayı amaçlayan bir etkinlik serisidir. Serinin üçüncü etkinliği, İstinye Üniversitesi Vadi İstanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.

18 Kasım 2024 tarihinde düzenlenecek etkinlikte, alanında uzman isimler konferans ve panellerle bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. Ayrıca, bir startup girişimi sunumu ve etkinliğin son bölümünde serbest networking fırsatı da katılımcıları bekliyor.

EduTalks 2024 konuşmacıları

EduTalks etkinlikleri, üniversite öğrencilerine iş dünyasına dair bilişsel farkındalık kazandırmayı hedefleyen bir vizyona sahiptir. 18 Kasım 2024 tarihinde düzenlenecek üçüncü etkinliğin konuşmacıları şunlardır:

  • Mürsel Ferhat Sağlam (Branding Türkiye – Kurucu)
  • Ercan Ulusoy (1Fikir1Marka – Kurucu)
  • Ekrem Karataş (Seolog – Kurucu)
  • Doç. Dr. Deniz Akbulut (İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı Başkanı)
  • Dr. Salih Apaydın (İstinye Üniversitesi – Öğretim Üyesi)
  • Yasin Poyraz (TeknoDC – CEO)

Etkinlikte ayrıca TeknoDC’nin CEO’su Yasin Poyraz, girişimcilik hikayesini ve TeknoDC’nin gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaşacak.

Destekleyen kuruluşlar

EduTalks’ın üçüncü etkinliği, ekosistem paydaşlarının desteğiyle gerçekleşiyor. Organizasyona stratejik partner olarak İstinye Üniversitesi ev sahipliği yaparken, etkinliğin destekçileri arasında şu kuruluşlar yer alıyor:

  • Fikirleri Dönüştürme Atölyesi
  • Seolog
  • Imesta Coffee
  • Turadent
  • TeknoDC

Medya ve destek partnerleri ise şöyle:
Haberler.com, TechInside, BiHaber.tr, Medya Takip Merkezi, SonDakika.com, StartupTeknoloji, Franchise Market Türkiye, TeknoTalk, Hani Kurumsaldık, Haber Galerisi, Technologic, Medya Bilgi Rehberi, Goog Digital, Startup Gazetesi, Imesta Coffee, KIPS, 6N Magazine, PR Atölye Dergisi ve 9 Eylül Gazetesi.

Etkinlik bilgileri ve kayıt

EduTalks etkinliği ücretsiz olup genel katılıma açıktır. Ancak sınırlı kontenjan nedeniyle kayıt zorunludur.

  • Tarih ve Saat: 18 Kasım 2024, 13:00 – 16:00
  • Mekan: İstinye Üniversitesi Vadi İstanbul Kampüsü
  • Salon: H Blok – Konferans Salonu
  • Adres: Ayazağa Mah. Azerbaycan Cad. (Vadi İstanbul 4A) Blok No: 3H Sarıyer/İstanbul
  • Ulaşım: Türkiye’nin ilk havarayını kullanarak Seyrantepe Metro İstasyonu’ndan aktarma yaparak kampüse kolayca ulaşabilirsiniz. (Detaylı yol tarifi için İstinye Üniversitesi’nin web sitesini ziyaret edebilirsiniz.)

Kaydınızı hemen yapın!

EduTalks’ın bir parçası olmak ve bu ilham verici etkinlikte yer almak için buradan kayıt olabilirsiniz.

EduTalks etkinliği hakkında daha fazla bilgi için Branding Türkiye ve 1Fikir1Marka platformlarını ziyaret edebilirsiniz.

Google’ın yapay zeka lideri şirketten ayrılacak!

Yapay zeka ve derin öğrenme dünyasının önde gelen isimlerinden François Chollet, yaklaşık on yıldır çalıştığı Google’dan ayrılacağını açıkladı. Chollet, X platformunda yaptığı paylaşımda, bir arkadaşıyla birlikte yeni bir şirket kurmayı planladığını belirtti ve Google’da geçirdiği süre boyunca edindiği deneyimlere minnettar olduğunu ifade etti. Chollet, bu süreçte derin öğrenmenin, niş bir akademik konu olmaktan çıkıp milyonlarca kişiye istihdam sağlayan devasa bir sektöre dönüşmesine tanıklık ettiğini vurguladı.

Google’ın yapay zeka lideri şirketten ayrılıyor

François Chollet, 2015 yılında geliştirdiği Keras kütüphanesiyle yapay zeka dünyasında çığır açtı. Kullanıcı dostu yapısıyla öne çıkan Keras, kısa sürede milyonlarca geliştirici tarafından benimsenerek, Google’ın TensorFlow platformunun vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Chollet’in çalışmaları, yapay zekanın hem erişilebilirliğini artırdı hem de teknoloji sektörüne derin bir etki bıraktı.

Google’ın yapay zeka lideri şirketten ayrılıyor
Google’ın yapay zeka lideri şirketten ayrılıyor

Chollet, yapay zekanın soyut düşünme ve insan benzeri akıl yürütme yeteneklerini geliştirme vizyonunu ise 2019’da yayınladığı Abstraction and Reasoning Corpus (ARC) benchmark ile ortaya koydu. Bu alandaki çalışmalarını desteklemek ve teşvik etmek için 1 milyon dolarlık ödüllü ARC Prize yarışmasını başlatan Chollet, yapay zeka araştırmalarını daha ileriye taşımayı hedefledi. 2024 yılında TIME dergisi tarafından yapay zeka sektörünün en etkili 100 kişisinden biri olarak gösterilen Chollet, bu başarısıyla teknoloji dünyasında geniş bir saygı kazandı.

Google’daki görevini bırakıp yeni bir girişime odaklanacak olan Chollet, bu kararının arkasındaki motivasyonları ve kuracağı şirketin detaylarını önümüzdeki günlerde paylaşacağını belirtti. Bu yeni dönemde, yapay zeka alanındaki katkılarını daha geniş bir platforma taşıyarak sektöre yön verme potansiyeline sahip bir adım atıyor.

İkinci el pazaryeri Fleek, 20.4 milyon dolar yatırım alıyor!

Londra merkezli ikinci el moda pazaryeri Fleek, hem Seri A turunda 14.8 milyon dolar hem de tohum turunda 5.6 milyon dolar olmak üzere toplamda 20.4 milyon dolar yatırım aldı. HV Capital’in liderlik ettiği Seri A turuna Andreessen Horowitz, Y Combinator, Shopify Başkanı Harley Finkelstein, Depop’un eski CEO’su Maria Raga ve Postmates’in CTO’su Sean Plaice katıldı. Fleek, vintage moda mağazalarını toptan satıcılarla buluşturarak ikinci el giyim sektörünü dijitalleştirmeyi hedefliyor. Platform, İngiltere, Pakistan ve Hindistan’daki ofisleriyle 70 ülkede yaklaşık 10 bin mağaza ve binlerce toptancıya ulaşmış durumda.

İkinci el pazaryeri Fleek, tam 20.4 milyon dolar yatırım aldı

2021 yılında kurulan Fleek, ikinci el ürünlerin tercih edilmesini teşvik etmek amacıyla, mağazaların ve tedarikçilerin doğrudan iletişim kurabileceği, görüntülü konuşma ve gerçek zamanlı ürün seçimi gibi özellikler sunuyor. Ayrıca yapay zeka destekli analizlerle tedarikçilere, satışlarını artırmaları için içgörüler sağlıyor.

Şirketin kurucu ortaklarından ve CEO’su Abhi Arora, vizyonlarının sürdürülebilir alışverişi teşvik etmek ve daha fazla işletmenin ikinci el kıyafet satmasını sağlamak olduğunu belirtiyor. Diğer kurucu ortak Sanket Agarwal ise platformun sosyal bir alışveriş deneyimi sunarak kullanılmış giysilerin ticaretini daha verimli hale getireceğini vurguluyor.

Fleek üzerinden bugüne kadar 2.5 milyon ürün satışı gerçekleştirilirken, yeni gelen yatırımlar şirketin küresel büyümesini destekleyecek. HV Capital’in Genel Ortağı Felix Klühr, Fleek’in ikinci el moda sektörünü küresel ölçekte yeniden tanımladığını ve daha sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adım attığını ifade ediyor. Andreessen Horowitz’den Connie Chan ise Fleek’in ikinci el tedarik zincirini optimize etme vizyonunu övgüyle karşılayarak, platformun hem çevrimiçi hem de çevrimdışı satıcılara büyük katkı sağlayacağını belirtiyor.