Mars gezegeninde yaşama dair yeni delil bulundu

Mars’ta yaşamın izlerine dair yeni bulgular, Kızıl Gezegen’in bir zamanlar hayatı destekleyebilecek koşullara sahip olabileceğini gösteriyor. NASA’nın Curiosity keşif aracı tarafından yapılan analizler, gezegenin geçmişinde yaşam için uygun şartların var olabileceğini, ancak bu koşulların sadece kısa süreler boyunca sürdüğünü ortaya koyuyor. Mars yüzeyinde bulunan yaşam için hayati öneme sahip elementlerin varlığı, gezegenin bugün gördüğümüz susuz ve çorak hale gelmesine yol açan süreçlerle ilişkili olabilir.

Mars gezegeninde yaşama dair yeni bulgu

Curiosity, 2012 yılından beri Gale Krateri’nde araştırmalar yapıyor ve bu süreçte karbon açısından zengin minerallerin izlerini arıyor. Dünya’da yaşamın temel taşlarından biri olan karbon, Mars’ta da tespit edilmiş olsa da gezegenin yaşanabilir dönemlerinin kısa sürdüğü düşünülüyor. Araştırmacılar, bu bulgulara rağmen yaşamın Mars’ta yeraltında daha elverişli koşullar altında gelişip gelişmediğini anlamak için daha fazla veri gerektiğini belirtiyor.

Mars'ta yaşama dair yeni bulgu ortaya çıktı.

Curiosity’nin son analizlerinde, Mars yüzeyinden toplanan örneklerde ağır karbon ve oksijen izotoplarının bulunduğu tespit edildi. Bu izotoplar, gezegende karbon döngüsü gibi yaşamsal süreçlerin gerçekleşmiş olabileceğini, ancak Dünya’dakinden farklı koşullarda yaşandığını gösteriyor. Araştırmacılar, Mars’ın bir dizi ıslak ve kurak dönemden geçtiğini ve bu döngülerin gezegenin yalnızca kısa süreler boyunca yaşamı destekleyebildiğini öne sürüyorlar. Diğer bir teori ise bu karbonatların aşırı soğuk ve tuzlu sularda oluştuğu, bu tür koşulların yaşamın gelişimi için elverişsiz olduğu yönünde.

Bu yeni keşifler, Mars’taki yaşam arayışının hala devam ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar, Mars’ın yüzeyinde olmasa bile yeraltında daha korunaklı bölgelerde yaşam izlerinin olabileceğini düşünüyor. NASA, bu araştırmaları ilerleterek 2030’lu veya 2040’lı yıllarda Mars’a insanlı bir görev düzenlemeyi planlıyor.

TSMC’nin gelirleri beklentileri aştı!

0

Yonga üretimi denilince akla ilk gelen isim olan Tayvanlı TSMC, beklentileri aşan üçüncü çeyrek gelirleriyle yine dikkatleri üzerine çekti. Dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi, hem kendi öngörülerini hem de piyasa tahminlerini geride bırakarak, özellikle yapay zeka alanındaki talep artışının da etkisiyle büyük bir başarıya imza attı.

TSMC’nin gelirleri beklentileri oldukça aştı

Apple, Nvidia, AMD gibi dev isimlerin yanı sıra Intel’e bile üretim yapan TSMC, pandemi sonrasında yaşanan talep düşüşünü geride bırakarak güçlü bir dönüş yaşadı. Şirketin açıkladığı rakamlara göre, Temmuz-Eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte gelirleri 759,69 milyar Tayvan dolarına (yaklaşık 23,62 milyar ABD doları) ulaştı. TSMC, daha Temmuz ayında yaptığı açıklamada, bu dönem için gelir beklentisini 22,4-23,2 milyar dolar bandında tutmuştu.

TSMC'nin gelirleri beklentileri oldukça aştı.
TSMC’nin gelirleri beklentileri oldukça aştı.

Geçilen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında ise TSMC’nin geliri %36,5 gibi etkileyici bir artış gösterdi. 2023 yılının üçüncü çeyreğinde 17,3 milyar dolar gelir elde eden şirket, bu yıl Eylül ayı için açıkladığı 251,87 milyar Tayvan dolarlık (7,8 milyar dolar) gelirle de dikkat çekti. Bu rakam, şirket tarihindeki en yüksek ikinci aylık gelir olarak kayıtlara geçti.

TSMC’nin 2024 yılının ilk dokuz ayındaki toplam satışı ise 2,03 trilyon Tayvan dolarını (62,9 milyar dolar) buldu. Geçen yılla kıyaslandığında %31,9’luk artışı gözler önüne seren bu performans, şirketin gelecek beklentilerini de olumlu yönde etkiliyor. TSMC, 17 Ekim’de yayınlamayı planladığı detaylı raporla birlikte, geleceğe dair öngörülerini de paylaşacak.

Meta AI, 6 yeni ülkede kullanıma sunuluyor!

Şirket, Meta AI’in kademeli olarak daha fazla ülkede kullanılabilir hale geleceğini belirtti. Yakında Orta Doğu’da da hizmete girecek olan bu teknoloji, toplamda 43 ülkede ve onlarca farklı dilde kullanılabilecek.

Meta AI, yaklaşan yeni genişleme aşamasında Cezayir, Mısır, Endonezya, Irak, Ürdün, Libya, Malezya, Fas, Suudi Arabistan, Sudan, Tayland, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Vietnam ve Yemen gibi ülkelerde hizmete girecek. Ayrıca, Meta AI’in bu genişleme sürecinin sonunda Arapça, Endonezce, Tayca ve Vietnamca dillerini de destekleyeceği bildirildi.

Meta AI, Facebook, Instagram, WhatsApp ve Messenger uygulamaları üzerinden kullanılabilecek. Ayrıca Meta.ai web sitesinde de erişime açık olacak. Geçtiğimiz ay düzenlenen Meta Connect etkinliğinde Zuckerberg, Meta AI’nin dünya çapında yaklaşık 500 milyon kullanıcıya ulaştığını belirtti. Yıl sonuna kadar Meta AI’in dünyanın en çok kullanılan asistanı olma yolunda ilerlediğini de sözlerine ekledi.

Meta’nın Mali İşler Müdürü Susan Li, 2024 yılının ikinci çeyrek mali raporunda Hindistan’ın Meta AI’in en büyük pazarı olduğunu söyledi. WhatsApp’ın Hindistan’da 500 milyondan fazla kullanıcıya sahip olması bu duruma büyük katkı sağlıyor.

Meta çalışanı

Meta AI’in son güncellemeleri arasında ünlülerin sesleriyle yanıt verme ve dudak senkronizasyonlu çeviriler gibi yeni özellikler yer alıyor. Ayrıca, “Imagine” isimli yapay zeka destekli özellik, doğal dil komutlarıyla fotoğraf oluşturma yeteneğini Facebook, Instagram ve Messenger’da genişletti. Artık Meta AI, kullanıcıların fotoğraflarını anlayabiliyor, soruları yanıtlayabiliyor ve fotoğrafları düzenleyebiliyor.

Rüyalar arası iletişim çağı başlıyor!

0

Zeki Müren’in yıllar önce “Rüyalarda Buluşuruz” diyerek dile getirdiği şey, bir Amerikan-Rus nöroteknoloji girişimi olan REMspace sayesinde gerçeğe dönüşüyor gibi görünüyor. Kulağa bilim kurgu senaryosu gibi gelse de REMspace, iki kişi arasında rüya esnasında ilk kez çift yönlü iletişim kurmayı başardıklarını iddia ediyor. Bu iletişimin sırrı ise “lucid dream” olarak da bilinen, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu “bilinçli rüya” deneyiminde yatıyor.

Rüyalar arası iletişim çağı başlayacak

REMspace, özel olarak geliştirdikleri ekipmanlar sayesinde iki kişinin aynı anda bilinçli rüya görmelerini ve bu esnada birbirleriyle mesajlaşmalarını sağladıklarını belirtiyor. Henüz bilimsel hakem onayından geçmemiş olsa da, bu iddia doğrulanırsa rüya araştırmaları alanında devrim niteliğinde bir gelişme olabilir.

REMspace’in kurucusu Michael Raduga, daha önce de kendi kafatasına mikroçip yerleştirerek rüyalarını kontrol etmeye çalışmasıyla gündeme gelmişti. Ölüm riskine rağmen bu deneyin önemine inanan Raduga ve ekibi, şimdi de rüyalar arası iletişimle dikkatleri üzerine çekmiş durumda.

Şirket yetkilileri, deneylerde iki farklı katılımcının birbirinden bağımsız şekilde rüya görürken, özel bir kelime aracılığıyla iletişim kurduklarını ifade ediyor. Bu etkileşimin kaydedildiğini ve rüyalarda ilk kez “sohbet” gerçekleştirildiğini belirtiyorlar.

REMspace, bilinçli rüyaların özellikle de REM uykusu sırasında gerçekleşenlerin, zihinsel sağlık sorunlarından yeni beceri öğrenmeye kadar birçok alanda kullanılabileceğine inanıyor. Rüyalardaki kabusların azaltılmasından fobilerle yüzleşmeye ve kişisel sorunların çözülmesine kadar birçok potansiyelin üzerinde duruyorlar. Hatta rüya esnasında tespit edilen ve “Remmyo” adı verilen bir “rüya dili” geliştirdiklerini de iddia ediyorlar. Bu dilin, rüya sırasında üretilen seslerin elektromiyografi sensörleri ile yakalanmasıyla iletişimi sağlayabileceği düşünülüyor.

Tüm bu iddiaların ve geliştirilen teknolojilerin gerçekten işe yarayıp yaramadığı, bilim dünyasının yapacağı bağımsız incelemelerden sonra netleşecek. Eğer REMspace’in çalışmaları doğrulanırsa, rüya araştırmalarında yeni bir dönem başlayacak ve belki de birkaç yıl içinde rüya iletişimi günlük hayatımızın bir parçası haline gelecek.

Nvidia ve MediaTek, işlemci alanında işbirliğine gidiyor!

0

Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği şu günlerde, teknoloji devleri de bu alanda güçlerini birleştirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda dikkat çekici bir işbirliğine imza atan Nvidia ve MediaTek, “AI PC” pazarını hedefleyen yeni yonga çözümlerini 2025’in ikinci yarısında kullanıcıların beğenisine sunmaya hazırlanıyor. Bu güçlü işbirliğinin meyveleri, Lenovo, Dell, HP ve ASUS gibi önde gelen bilgisayar üreticilerinin yeni nesil cihazlarında hayat bulacak.

Nvidia ve MediaTek, işlemci alanında işbirliğine gidecek

Bilgisayar grafik işlemcileri denilince akla gelen ilk isimlerden Nvidia’nın gücü, mobil işlemciler alanında önemli bir konuma sahip olan MediaTek’in tecrübesiyle birleşiyor. Bu iki dev şirketin güçlerini birleştirerek geliştirdiği yeni yonga çözümü, Qualcomm’un Snapdragon X Elite ve Intel’in Lunar Lake gibi iddialı mobil işlemcilerine rakip olmayı hedefliyor.

Sızan bilgilere göre Nvidia ve MediaTek ortaklığında geliştirilen yeni yapay zeka yongası, TSMC’nin gelişmiş 3nm üretim süreciyle üretilecek ve ARM mimarisine dayanacak. Ayrıca Nvidia’nın yeni nesil entegre grafik işlemcisinin (iGPU) de bu yonga setinde yer alması bekleniyor.

Lenovo, Dell, HP ve ASUS gibi dev bilgisayar üreticilerinin bu yeni yapay zeka yongasını sistemlerine entegre etmeye hazırlandıkları belirtiliyor. Bu durum, yapay zeka destekli bilgisayar pazarında rekabeti kızıştırırken, tüketicilere de daha fazla seçenek sunacak. Nvidia ve MediaTek ortaklığı, kullanıcıların AMD, Intel ve Qualcomm gibi alışılmış isimlerin ötesinde, yeni ve inovatif çözümlere yönelmelerine olanak sağlayacak.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanabilir!

0

Google, hızla artan enerji ihtiyacını karşılamak için yeni ve sürdürülebilir çözümler arıyor. Yapay zeka gibi teknolojilerin yükselişiyle birlikte veri merkezlerinin enerji talebi de katlanarak artıyor. Bu durum, Google gibi teknoloji devlerini daha güvenilir ve çevre dostu enerji kaynaklarına yönelmeye zorluyor. İşte tam da bu noktada nükleer enerji, Google için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor

Google’dan Amanda Peterson Corio, şirketin ABD ve diğer ülkelerdeki enerji sağlayıcılarıyla nükleer enerji kullanımını görüştüğünü açıkladı. Corio, Google’ın doğrudan elektrik satın alımının zorluklarına dikkat çekerek, nükleer enerji gibi yeni ve gelişmiş teknolojilerin elektrik şebekesine nasıl entegre edilebileceğini araştırmak için enerji sektöründeki ortaklarla çalıştıklarını belirtti. Japonya gibi nükleer enerji konusunda deneyimli ülkelere de ilgi gösteren Google, bu alandaki araştırmalarını küresel çapta sürdürüyor.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor.
Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor.

Aslında Google, veri merkezleri için nükleer enerjiyi değerlendiren tek teknoloji devi değil. Microsoft ve Amazon gibi sektör liderleri de fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak ve karbon ayak izlerini küçültmek amacıyla nükleer enerjiye yöneliyor. Örneğin Microsoft, Pensilvanya’daki devre dışı bırakılmış Three Mile Island nükleer santralinden enerji satın alma anlaşması imzalarken, Amazon da aynı eyalette nükleer enerjiyle çalışan bir veri merkezi satın aldı.

Google, uzun vadeli büyüme hedefleri doğrultusunda kesintisiz ve güvenilir enerjiye erişimin hayati önem taşıdığının altını çiziyor. Bu durum, nükleer enerjinin sağladığı sürekli ve istikrarlı enerji üretimiyle mükemmel bir uyum sağlıyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda Google gibi teknoloji devlerinin veri merkezlerini beslemek için nükleer enerjiye daha fazla yöneldiğini görebiliriz.

Samsung’un yeni mali raporları ortaya çıktı! İşte son durum

Teknoloji devi Samsung, zorlu bir dönemden geçiyor ve şirketin üst düzey yöneticileri, beklenenin altında kalan finansal performans nedeniyle özür dilemek zorunda kaldı. Samsung Electronics, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde kârının beklentileri karşılayamadığını açıkladı. Bu durumun en önemli sebebi, yapay zeka çipleri pazarındaki rekabette yaşanan gerileme olarak gösteriliyor.

Samsung Electronics’de kriz devam ediyor

Samsung, özellikle yapay zeka alanında lider konumda bulunan Nvidia gibi şirketlere üst düzey çip tedarikinde rakiplerinin gerisinde kalmış gibi görünüyor. Yapay zeka sunucularında kullanılan ve yüksek kâr marjına sahip HBM belleklerinde Samsung, SK Hynix ve Micron gibi rakipleriyle rekabet etmekte zorlanıyor. Şirket yetkilileri, üst düzey HBM3E yongalarının önemli bir müşteriye satışının beklenenden geç kaldığını itiraf etti. Bu müşterinin Nvidia olduğu tahmin ediliyor.

Samsung yapay zeka

Samsung, 30 yıldır dünyanın en büyük bellek çipi üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak son dönemde hem geleneksel hem de ileri teknoloji çipleri pazarında rekabet giderek kızışmış durumda. Özellikle Çinli üreticilerin hızlı yükselişi, Samsung’un pazar payını tehdit ediyor. Akıllı telefonlar gibi cihazlarda kullanılan geleneksel çiplerin satışında da Çinli rakiplerin yarattığı baskı hissediliyor.

Yaşanan bu zorluklar, Samsung’un hisselerinin değer kaybetmesine de neden oldu. Şirketin hisseleri, yılbaşından bu yana %20’den fazla değer kaybetti.

Yine de Samsung yetkilileri, yaşanan bu krizi aşabileceklerine inanıyor. Şirket, uzun vadeli teknolojik rekabet gücünü artırmaya odaklanarak, gelecekte daha güçlü bir konuma gelmeyi hedefliyor. Ancak önümüzdeki dönemde Samsung’u zorlu bir süreç bekliyor.

Dev site hacklendi: 31 milyon kullanıcının şifresi çalındı!

Son zamanlardaki siber saldırılar malesef önüne geçilemez bir hal almaya başladı. Son kurban ise milyonlarca kullanıcı için dijital tarihin koruyucusu olarak bilinen Internet Archive oldu. Site, 31 milyon kullanıcının kişisel verilerini içeren bir veri ihlaline maruz kaldı. Aynı gün içinde yoğun bir DDoS saldırısı ile karşı karşılaştı. İşte detaylar…

Internet Archive siber saldırının hedefi oldu! 31 milyon kullanıcının tüm verileri çalındı

Öncelikle olay, sitenin giriş sayfasında beliren bir pop-up mesajıyla duyuruldu. Saldırganların, mesajı eklemek için sitenin JavaScript kitaplığını kullanarak sitede değişiklik yaptığı söyleniyor. Mesajda, kullanıcı verilerinin çalındığı ve verilerin Have I Been Pwned gibi veri ihlali sitelerinde ortaya çıktığı ifade edildi.

Internet Archive sorumlusu Brewster Kahle, saldırıyı doğrulayarak sitenin güvenliğiyle ilgili acil önlemler aldıklarını ve sistemleri güçlendirmeye çalıştıklarını açıkladı. Ayrıca, sitenin barındırdığı dev internet kütüphanesi de devre dışı bırakıldı. Saldırının arkasındaki motivasyon ise belirsizliğini koruyor. DDoS saldırısı sırasında saldırganlar herhangi bir gerekçe sunmadan sadece “yapabiliyoruz diye yapıyoruz” şeklinde açıklamalarla olayın ciddiyetini daha da artırdı.

Siber saldırı sonrası tüm kullanıcılardan şifrelerini değiştirmeleri tavsiye edildi. Buna benzer büyük saldırıların, yalnızca verilerin çalınması riskini değil, önemli dijital kaynakların erişilemez hale gelmesi gibi ciddi sonuçları da beraberinde getirebileceği ifade ediliyor.

Internet Archive gibi geniş bir dijital arşive sahip bir platformun böylesine ciddi bir saldırıya maruz kalması, endişelerini artırmış durumda. Saldırının etkilerinin uzun vadede nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil, ancak olay, site sahiplerine güvenliğin ne kadar kritik olduğunu açıkça göstermiş oldu.

OpenAI, 5 büyük şehirde daha ofis açıyor!

OpenAI, bu yeni ofislerle birlikte San Francisco, Londra, Dublin ve Tokyo’daki mevcut varlığını genişletiyor.

Bu adım, OpenAI’nin 6,6 milyar dolarlık yatırım turunu tamamlamasının ve bazı üst düzey yöneticilerin ayrılmasının ardından geliyor. Şirketin küresel operasyonlarını yönetecek isim olarak ise Asana’nın eski gelir sorumlusu Oliver Jay seçildi. Jay, Singapur’dan sorumlu genel müdür olarak, şirketin uluslararası genişlemesini yönetecek.

Şirketin Singapur’daki yeni ofisi, Asya Pasifik bölgesindeki müşterilere ve iş ortaklarına hizmet verecek. Şirket, bu yıl sonuna kadar açılması planlanan ofis için mühendis alımlarına şimdiden başladı. OpenAI’in Asya’daki ikinci ofisi olacak bu merkez, Tokyo’da açılan ilk Asya ofisinin ardından geliyor.

Singapur, şirketin teknolojisine en yüksek talebi gösteren ülkeler arasında yer alıyor. Şirket, yıl başından bu yana ülkedeki aktif ChatGPT kullanıcı sayısının iki katına çıktığını belirtti. OpenAI, yapay zeka teknolojilerinin Singapur’da daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla AI Singapore ile iş birliği yapacağını duyurdu.

OpenAI kopya içerik

OpenAI CEO’su Sam Altman, Singapur’un teknoloji inovasyonundaki öncü rolüne dikkat çekerek, yapay zekanın toplumsal ve ekonomik faydalarını vurguladı. Altman, Asya Pasifik bölgesine genişlemeyi heyecan verici bulduklarını ve Singapur’daki güçlü yapay zeka ekosistemi ile çalışmayı dört gözle beklediklerini belirtti.

OpenAI’nin yeni ofis açma planları, şirketin küresel büyüme stratejisinin bir parçası olarak önemli bir adım teşkil ediyor. Bu genişleme, Asya Pasifik bölgesindeki müşteri ve ortaklarla daha güçlü bir ilişki geliştirmeye yardımcı olacak. Böylece, OpenAI’nin yapay zeka teknolojilerini daha fazla kullanıcıya ulaştırması hedefleniyor.

Türk Telekom, Alaian ağına katıldı!

0

Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründeki global iş birliklerini güçlendirmek amacıyla, dünya genelinde 70’ten fazla ülkede faaliyet gösteren dokuz büyük operatörün yer aldığı “Alaian” adlı global ağın bir parçası oldu. Bu katılımla birlikte Alaian ağındaki şirket sayısı 10’a yükselirken, Türk Telekom, sektöre yön veren yenilikçi çözümler geliştirme ve girişimlerin uluslararası düzeyde desteklenmesi konularında önemli bir adım attı.

Alaian, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren büyük operatörlerin açık inovasyon yoluyla yeni teknolojileri değerlendirmesini ve sektördeki dönüşümü desteklemeyi hedefleyen bir yapı. Türk Telekom’un bu ağa katılmasıyla birlikte, Cellnex, KPN, MTN, NOS, Omantel, Orange, STC, TIM ve Telefonica gibi önde gelen global telekomünikasyon şirketleriyle birlikte ortak projeler geliştirme imkanı doğdu.

Türk Telekom, girişimlerin global arenada taranması, yenilikçi çözümler geliştirilmesi ve sektöre fayda sağlayacak projelere yatırım yapılması gibi konularda Alaian ile iş birliği yapacak.

Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, bu gelişmeyi değerlendirirken Türkiye’nin teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olma vizyonuna katkı sağlama hedeflerini vurguladı.

Özhan, “Alaian’a dahil olan ilk Türk şirketi olarak, yenilikçi çözümler sunan girişimlerin desteklenmesi ve dünya standartlarını belirleyen inovasyonların geliştirilmesi için uluslararası iş birlikleri kuracağız. Bu ağ, girişim ekosistemimizi globale açmak ve yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırmak adına önemli bir köprü görevi görecek,” dedi.

Türk Telekom, Alaian ile yaptığı bu iş birliği sayesinde girişimcilik ekosistemini uluslararası düzeyde daha geniş bir ağa yaymayı ve Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü bir rol üstlenecek.

Ayrıca şirket, girişim hızlandırma programı PİLOT ve girişim sermayesi şirketi TT Ventures aracılığıyla geleceğin teknolojilerine yatırım yaparak yenilikçi fikirlerin dünya pazarlarına açılmasına destek olmaya devam ediyor. Şirket ayrıca, ABD Silikon Vadisi’nde kurduğu ofis ile Türk girişimlerinin global arenaya ulaşmasına olanak sağlıyor.

Alaian ağına katılım, Türk Telekom’a global girişimcilik ekosisteminde daha fazla görünürlük ve etki alanı sağlarken, girişimlerin uluslararası düzeyde seçilmesi, değerlendirilmesi ve açık inovasyon projelerinin geliştirilmesi konusunda önemli fırsatlar sunacak. Ağ, periyodik toplantılar aracılığıyla en iyi uygulamaların ve başarılı iş modellerinin paylaşılmasına da olanak tanıyor.

Küresel bilgisayar satış rakamları belli oldu! Büyük sürpriz

0

2024 yılı üçüncü çeyrek resmi bilgisayar satış rakamları açıklandı ve sektörü yakından ilgilendiren bazı önemli sonuçlar ortaya çıktı. Genel olarak baktığımızda, küresel bilgisayar pazarı, 2023’ün aynı dönemine kıyasla hafif bir daralma yaşadı. Geçen yıl 70,5 milyon adet olan toplam satış rakamı, bu yıl 68,8 milyona geriledi. Bu düşüşte, teknoloji devi Apple’ın yaşadığı büyük düşüşün payı yadsınamaz.

Küresel bilgisayar satış rakamları netleşti

Bir önceki yılın aynı döneminde 7 milyon adet bilgisayar satan Apple, bu yıl bu rakamı 5,3 milyona düşürerek %24,2’lik ciddi bir daralma yaşadı. Bu düşüş, Apple’ın marka sıralamasında da gerilemesine neden oldu. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan şirket, bu yıl yerini Asus’a kaptırdı. %10’luk bir büyüme yakalayan ve 5,5 milyon satış gerçekleştiren Asus’un bu başarısında, uygun fiyatlı ürün gamının ve agresif pazarlama stratejilerinin etkili olduğu düşünülüyor.

Öte yandan sektörün genel liderliği, uzun süredir olduğu gibi yine Lenovo, HP ve Dell arasında paylaşıldı. Bu üç dev marka, güçlü satış rakamlarıyla pazar hakimiyetlerini korumayı başardılar.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, teknoloji dünyasında yeni bir dönem başlatan yapay zeka destekli bilgisayarlar da dikkat çekici bir yükseliş trendi sergilemeye devam ediyor. Yılbaşından bu yana satışlarını ikiye katlayan bu yeni nesil bilgisayarlar, önümüzdeki dönemde pazar dinamiklerini tamamen değiştirebilecek bir potansiyele sahip. Özellikle Microsoft’un geliştirdiği Copilot+ AI gibi yapay zeka destekli işletim sistemleriyle donatılmış dizüstü bilgisayarların, önümüzdeki dönemde satış rakamlarını katlayarak artırması ve bilgisayar kullanım alışkanlıklarında köklü değişimlere yol açması bekleniyor.

Uzmanlar, yapay zeka destekli bilgisayarların yanı sıra Apple’ın yeni nesil M4 işlemcileriyle donatılmış Mac modellerinin de premium bilgisayar pazarında önemli bir hareketlilik yaratacağını öngörüyor. Kullanıcılara yüksek performans ve enerji verimliliği sunan bu üst segment cihazların, önümüzdeki dönemde hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılardan yoğun talep görmesi bekleniyor.

Xiaomi Otomobil üretimini hızlandırıyor!

Teknoloji dünyasında kendini kanıtlamış olan Xiaomi, sürpriz bir hamleyle otomotiv sektörüne adım atarak büyük ilgi topluyor. Şirketin Çin’deki otomobil fabrikasında ikinci faza geçildiği açıklandı. Xiaomi’nin üretim kapasitesini artırmayı hedeflediği bu adım, sadece iki ay gibi kısa bir sürede fabrikadaki çelik iskeletin tamamlanmasıyla dikkat çekiyor. 2025 yılında faaliyete geçmesi planlanan bu genişleme, şirketin gelecekteki üretim hacmini önemli ölçüde yükseltecek.

Xiaomi, Mart 2024’te satışına başladığı ilk elektrikli otomobil modeli SU7 ile sektörde büyük bir talep patlaması yaşadı. Hem tasarımı hem de teknolojik donanımlarıyla dikkat çeken SU7, kısa sürede büyük ilgi gördü. Ancak, bu yüksek talep teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu; şu an SU7’nin teslimatı sekiz aya kadar sürebiliyor. Xiaomi’nin fabrikanın ikinci fazını tamamlamaya yönelik bu hamlesi, teslimat sürelerini kısaltmak ve talepleri daha hızlı karşılamak için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Planlara göre, ikinci faz tamamlandığında fabrika yer üstünde 391.500 m², yer altında ise 8.503 m² kapalı alana sahip olacak. Ayrıca, fabrikanın yüzde 15’i yeşil alan olarak ayrılırken, binden fazla araçlık park yeri de inşa edilecek. Fabrikanın maksimum bina yüksekliği ise 16 metre olarak belirlendi.

Bu genişleme aynı zamanda Xiaomi’nin ikinci elektrikli SUV modeli olan MX11’in piyasaya sürülmesini de hızlandıracak. MX11’in piyasaya çıkış tarihi yaklaştıkça, şirketin otomobil sektöründeki varlığı daha da güçleniyor. Bunun yanında, Xiaomi 1525 beygir gücündeki SU7 Ultra modelini de önümüzdeki yıl piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu yeni modelin, şirketin elektrikli araç portföyünü daha da güçlendirmesi bekleniyor.

Xiaomi’nin SU7 modelinin Çin’deki fiyatı yaklaşık 31 bin dolar civarından başlıyor. Çinli teknoloji devi, 2024 yılı için belirlediği 100 bin adetlik satış hedefine ise Kasım ayında ulaşmayı planladığını duyurdu. Bu büyük hedefe ulaşma yolunda Xiaomi, genişlettiği üretim kapasitesiyle rekabetçi fiyatlar sunmaya devam ediyor.

Xiaomi’nin otomotiv dünyasındaki bu hızlı yükselişi, şirketin sadece teknoloji değil, otomotiv sektöründe de ciddi bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Fabrikanın ikinci fazının tamamlanmasıyla birlikte, şirketin daha fazla model piyasaya sürmesi ve elektrikli araç pazarında kendine sağlam bir yer edinmesi bekleniyor.

Webrazzi, yenilenen Online: Demo Day canlı yayın serisiyle geri döndü!

0

Webrazzi, girişimcilik dünyasında heyecan uyandıran yeni bir duyuru yaparak yenilenen Webrazzi Online: Demo Day canlı yayın serisinin geri döndüğünü açıkladı. İlk olarak 2017 yılında başlatılan ve girişimcilerin projelerini geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulduğu bu seri, yeniden yapılandırılarak 10 Ekim tarihinde canlı yayınlara başladı. Serinin ilk bölümü saat 11.00’de gerçekleşti ve beş girişim sahne alarak projelerini tanıtma şansı yakaladı.

Webrazzi Online: Demo Day canlı yayınları geri döndü!

Arda Kutsal’ın sunumuyla gerçekleşen Webrazzi Online: Demo Day, her iki haftada bir düzenlenecek. Dört farklı girişimin sahne alacağı canlı yayınlarda girişimciler, projelerinin detaylarını beş dakikalık sunumlarla paylaşacak.

Sunumların ardından ise soru-cevap bölümü ile girişimciler, projeleri hakkında daha fazla bilgi sunarak Arda Kutsal’ın sorularını yanıtlayacak. Programın amacı, henüz geniş kitlelere ulaşmamış yenilikçi girişimleri ve projeleri tanıtarak yatırımcılarla buluşturmak ve girişimcilere daha fazla görünürlük sağlamak.

Webrazzi, geçmiş yıllarda elde edilen deneyimlerin ışığında Demo Day formatını geliştirerek daha fazla girişimciye ulaşacak. Yayınlar, Webrazzi ofisinden canlı olarak gerçekleştirilecek ve sürpriz konukların katılımıyla zenginleştirilecek.

Programın yenilikleri arasında farklı dikeylerdeki girişimlere açık olması ve herhangi bir alan kısıtlamasının bulunmaması dikkat çekiyor. Böylece teknoloji, sağlık, finans ve daha birçok alandaki girişimler Webrazzi Online: Demo Day sahnesinde yer alabilecek.

Seriye katılmak isteyen girişimciler için başvuru süreci de başladı. Webrazzi’nin editoryal ekibi başvuruları detaylıca inceleyerek programa katılacak girişimleri seçecek. Seçimlerin ardından canlı yayın tarihleri ve katılımcı girişimlerle ilgili tüm bilgiler kamuoyuyla paylaşılacak.

Tesla’da Robotaksi etkinliği öncesi istifa depremi: 4 üst yönetici görevinden ayrıldı

Tesla, büyük bir merakla beklenen Robotaxi etkinliğine hazırlanırken, şirketten dört üst düzey yöneticinin ayrılması gündeme bomba gibi düştü. Son bir hafta içinde Elon Musk’a doğrudan rapor veren dört yönetici, görevlerinden istifa etti. Bu gelişmeler, Tesla’nın Perşembe günü gerçekleştirmeyi planladığı Robotaxi Günü etkinliği öncesinde dikkat çekici bir sarsıntıya neden oldu.

Tesla’da ayrılık dalgası: 12 yıllık isim veda etti

Tesla’nın üst düzey yöneticilerinin ayrılık haberleri ilk olarak 3 Ekim’deki genel toplantıda duyuruldu. Şirketin Bilgi Teknolojileri Müdürü Nagesh Saldi, yaklaşık 12 yıl süren görevinden ayrıldığını açıkladı. Ayrıca, Tesla’nın Kamu Politikası ve İş Geliştirme Direktörü Jos Dings1 Ekim’de LinkedIn üzerinden şirketten ayrıldığını duyurdu. Dings, kariyerine bir süre ara vereceğini belirtti.

C

6 Ekim’de küresel araç otomasyonu ve güvenlik politikaları lideri Marc Van Impe de LinkedIn’den ayrılığını açıkladı ve SpaceX’te danışman olarak devam edeceğini duyurdu. Van Impe ve Dings, Nisan ayında Tesla’dan ayrılan Kamu Politikası ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rohan Patel‘e bağlı çalışıyordu.

Tesla’da yaprak dökümü: eski program yöneticileri de gidiyor

Yalnızca birkaç gün sonra, Tesla’nın eski Model S ve Model X program yöneticisi David Zhang4 Ekim’deLinkedIn’de şirketten ayrıldığını açıkladı. Zhang’ın profiline göre, Tesla’dan Temmuz ayında ayrıldığı, ancak bu ayrılıkla ilgili daha önce bir açıklamada bulunmadığı görüldü. Ayrıca, Tesla’nın eski Araç Programları Başkanı Daniel Ho da 29 Eylül’de Tesla’dan ayrıldığını ve Google’ın otonom araç girişimi Waymo’ya katıldığını duyurdu.

Ho’nun ayrılığı aslında Nisan ayında Elon Musk tarafından duyurulmuştu. Bu dönemde Musk, Tesla’daki çalışan sayısını yüzde 10 azaltma planını açıklamıştı. Nisan ayında, Tesla’nın güç aktarma ve elektrik mühendisliği kıdemli başkan yardımcısı Drew Baglino ve Supercharging kıdemli direktörü Rebecca Tinucci de şirketten ayrılan isimler arasında yer almıştı.

Son bir yılda 8 üst yönetici gitti

Tesla’daki üst yönetim kadrosu, son bir yıl içinde sekiz kritik ismi kaybetti. Elon Musk’ın doğrudan rapor aldığı bu isimlerin ayrılması, şirketin üst düzey kadrosunda büyük değişimlere yol açtı. CNBC-e’nin haberine göre, Musk şu anda 30’dan fazla doğrudan raporu denetliyor.

Tesla’dan yapılan açıklamalarda, bu üst düzey ayrılıklara ilişkin resmi bir yorum yapılmadı. Ayrılan dört yönetici de konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı.

Musk’ın liderlik tarzı ve iç huzursuzluk

Eski çalışanlar, bu ayrılıkların Tesla’daki değişken yapının bir parçası olduğunu belirtiyor. Bir eski yönetici, “Her birkaç yılda bir Elon gelir ve personel sayısını azaltır ya da yeniden yapılanma olur. Bu, her şeyi baştan inşa etmeniz gerektiği anlamına gelir,” dedi. Çalışanlar, Musk’ın bu hızlı temposuna ayak uydurmanın zorlaştığını ve tükenmişlik hissininyaygınlaştığını ifade ediyor.

Özellikle Musk’ın 2022 yılında Twitter’ı satın alması, Tesla içinde huzursuzluğa neden oldu. Şirket içindeki bazı çalışanlar, Musk’ın bu satın almayla dikkatini dağıttığını ve Tesla’nın vizyonundan uzaklaştığını düşünüyor.

Microsoft Azure, yapay zeka devrimini hızlandırıyor

Microsoft’un bulut platformu Azure, yapay zeka (AI) sektöründe merakla beklenen Nvidia’nın Blackwell tabanlı yapay zeka GPU’larını kullanmaya başladı. Şirket, Nvidia’nın en yeni Blackwell GB200 işlemcilerini sunucularında kullanarak, bu alandaki teknolojik gücünü bir adım ileri taşıdı. Microsoft Azure, bu güçlü donanımı entegre eden ilk bulut hizmet sağlayıcısı olduğunu açıkladı.

Yeni nesil yapay zeka çipleri ile daha güçlü modeller

Microsoft tarafından yapılan duyuruda, Nvidia’nın GB200 çiplerini kullanan yapay zeka sunucularının devreye alındığı ve bu sunucuların gelişmiş sıvı soğutma sistemi ile donatıldığı belirtildi. GB200 çipi, iki Blackwell B200 GPUve bir Grace CPU’dan oluşan süper çip olarak tanımlanıyor. Her bir GPU, 192 GB HBM3E belleğe sahipken, CPU ise 512 GB LPDDR5 belleğe erişiyor. Bu, toplamda 896 GB birleşik bellek kapasitesi anlamına geliyor ve bileşenler NVLINK ile birbirine bağlanarak yüksek hızlı veri aktarımı sağlıyor.

Nvidia’nın yeni B200 GPU’ları, bir önceki nesil H100 işlemcilerine göre 2.5 kat daha yüksek FP8 ve INT8 performansı sunuyor. 4.500 TFLOPS/TOPS seviyesine ulaşan bu çipler, büyük dil modellerinin (LLM) daha hızlı ve verimli bir şekilde eğitilmesine olanak tanıyor. Ayrıca, FP4 veri formatında 9 PFLOPS işlem gücüyle dikkat çekiyor. Bu gelişmiş donanım, Microsoft’un yapay zeka alanındaki projelerini ve özellikle OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT modellerini destekleyecek.

Sıvı soğutma ile yüksek performans

GB200 tabanlı NVL72 sunucuları, yüksek performanslı yapay zeka işlemleri sırasında yaklaşık 120 kW enerji tüketiyor. Bu nedenle Microsoft, bu sunucularında gelişmiş bir sıvı soğutma sistemi kullanarak performans kaybı olmadan ısı yönetimini sağlıyor. Görsellere bakıldığında, NVL72 platformunun üçte ikisinin soğutma sistemine ayrıldığı görülüyor. Bu soğutma altyapısı, yapay zeka eğitimi sırasında enerji ve performans optimizasyonunumümkün kılıyor.

Ticari kullanım 2024 yılında

Nvidia’nın Blackwell tabanlı bu sunucularının ticari kullanıma sunulması 2024 yılının sonu veya 2025’in başında gerçekleşecek. Microsoft18-22 Kasım 2024 tarihlerinde düzenleyeceği Ignite konferansında daha fazla detay paylaşmayı planlıyor. Bu adım, Microsoft’un OpenAI ve Copilot projelerini daha da ileriye taşıyacak.

Nvidia’nın Blackwell tabanlı yapay zeka GPU’larının Microsoft Azure’da kullanıma girmesi, yapay zeka dünyasında büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu güçlü donanım, yapay zeka eğitim süreçlerini hızlandıracak ve daha karmaşık modellerin geliştirilmesine olanak tanıyacak.Microsoft Azure, Yapay Zeka Devrimini Hızlandırıyor

ABD’de Google’a karşı açılan antitröst davasında geri sayım başladı

ABD Federal Mahkemesi Yargıcı Amit P. Mehta’nın, Google‘ın arama motoru pazarındaki tekelleşme stratejilerini yasadışı olarak nitelendirmesinin ardından Adalet Bakanlığı (DOJ), ABD’de Google’a karşı teknoloji devine yönelik önerilerini mahkemeye sundu. DOJ, Google’ın Chrome, Play Store ve Android gibi ürünlerinin, arama motoruna haksız avantaj sağlamasıiçin kullanılmasını engelleyecek çeşitli davranışsal ve yapısal çözümler önerdi.

DOJ’un Google’a yönelik önerileri

DOJ’un önerileri arasında, Google’ın yapay zeka tabanlı arama sonuçlarında üçüncü taraf içeriklerini kullanmasına yönelik sınırlamalar getirilmesi öne çıkıyor. Ayrıca, DOJ, ABD’de Google ve onun varsayılan arama motoru anlaşmalarına da kısıtlamalar getirilmesini istiyor. Özellikle 2022 yılında Apple ile Safari tarayıcısında varsayılan arama motoru olmak için Google’ın ödediği 20 milyar dolar gündeme taşınmış durumda. DOJ, bu tür anlaşmaların, daha küçük oyuncuların ana dağıtım kanallarına erişimini engellediğini savunuyor. Bu özellikle, ABD’de Google’ın piyasadaki hakimiyetini azaltmak amacıyla önemlidir.

Google’dan sert tepki

ABD’de Google’a karşı açılan davalara ilişkin olarak, Google, DOJ’un önerilerine sert bir dille karşı çıktı. Şirketin düzenleyici işlerden sorumlu başkan yardımcısı Lee-Anne Mulholland, DOJ’un önerilerinin hem tüketicilere hem de işletmelere zarar vereceğini ifade etti. Mulholland, Chrome veya Android’in ayrılmasının bu platformların işleyişini bozacağını ve güvenlik sorunlarına yol açacağını belirtti. Özellikle Play Protect ve Chrome’un Güvenli Tarama gibi güvenlik özelliklerinin Google hizmetlerine bağlıolduğunu vurgulayan Mulholland, bu hizmetlerin ayrılmasının kullanıcı cihazlarını tehdit altında bırakabileceğinisavundu.

ABD’de Google ayrılmasının, ayrıca arama motoru verilerinin rakiplerle paylaşılmasınınkullanıcı gizliliği ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturacağını belirtiyor. Şirket, bu verilerin şu anda korunduğunu, ancak üçüncü tarafların erişim sağlamasıdurumunda kötüye kullanım ihtimallerinin doğabileceğini ifade etti. DOJ’un, Samsung ve Apple gibi büyük şirketlerle yapılan varsayılan arama motoru anlaşmalarına yönelik kısıtlamalarının ise kullanıcı deneyimini zorlaştıracağı ve cihaz fiyatlarını artırabileceği öngörülüyor. ABD’de Google’a karşı yapılan tartışmalarda, varsayılan arama motoru olarak kalmasının sonuçları çok tartışılıyor.

Google, DOJ’un önerilerine yönelik detaylı yanıtını gelecek yıl mahkemeye sunacağını duyurdu. Bu nedenle, ABD’de Google ile DOJ arasında süregelen hukuki savaşın, birkaç yıl daha devam edebileceği tahmin ediliyor.

Avrupa’da Ay’a yolculuk başladı!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi, Ay yüzeyinin zorlu koşullarını simüle eden bir eğitim alanı olan LUNA (Lunar Analog) tesisini kurdu. Almanya’nın Köln kentindeki Avrupa Astronot Merkezi‘nde yer alan LUNA, astronotlara Ay’da karşılaşacakları ortamı deneyimleme imkânı sunuyor. Avrupa’da Ay’a yönelik bu hazırlıklar, insanlığı yeni ufuklara taşımak için önemlidir.

Ay’ın Zorlu yüzey koşullarının simülasyonu

LUNA tesisinde, volkanik toprak ve kayalardan elde edilen 900 ton regolit (yapay ay toprağı), yaklaşık 700 metrekarebüyüklüğünde bir alana yayılmış durumda. Bu yapay toprak, Ay yüzeyindeki tozlu ortamı taklit ediyor ve astronotların örnek toplamakrater keşfi gibi Ay görevlerinde ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri kazanmalarını sağlıyor. Bu eğitim, Avrupa’da Ay’a yönelik çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

LUNA Tesis Mühendisi ve Ay Stratejisi Lideri Juergen Schlutz, bu projeyle Ay’ın yüzeyindeki tozlu ve düşük yerçekimli ortamın birebir simüle edilebildiğini vurguladı. Tesis, hareketli tavana monteli araçlar sayesinde, düşük yerçekimi koşullarında astronotların veya gezici araçların hareketlerini de gerçekçi bir şekilde taklit ediyor. ESA astronotu Alexander Gerst, bu tesisin “Ay yüzeyiay tozukayalar ve ışığı” başarılı bir şekilde simüle ettiğini belirtiyor.

Gerçekçi eğitim deneyimi sunan LUNA ttesisi

LUNA’daki volkanik toprak, İtalya’nın Etna Yanardağı, Almanya’nın Eifel bölgesi ve Norveç’ten getirilen malzemelerle hazırlanıyor. Bu malzemeler, Ay’ın yüzeyine olabildiğince yakın özelliklere sahip olacak şekilde işleniyor. Ayrıca, tesisin aydınlatması gerçek bir Ay görevi sırasında astronotların görüşünü engelleyecek olan güneş ışığını taklit edecek şekilde ayarlanmış. Uzay giysilerine bağlı kablolar, astronotların yürüyüş ve zıplama hareketlerine direnç oluşturarak, düşük yerçekimli bir ortamın etkisini artırıyor.

Alman astronot Matthias Maurer ve Fransız astronot Thomas Pesquet, burada gelecekteki Ay görevlerine yönelik eğitimler alarak, Ay yüzeyinde örnek toplama ve krater keşfi yapma gibi önemli beceriler kazanıyorlar. Avrupa’da Ay’a gitmeye hazırlanan astronotlar bu merkezde detaylı eğitim alıyor.

Ay’da kolonileşmeye giden yolda bir adım

ESA, yıllardır bu özel yapay ay regoliti üzerinde deneyler yapıyor ve bu malzeme, gelecekteki ay kolonilerinde inşaat malzemesi olarak kullanılmak üzere araştırılıyor. EAC-1 adı verilen yapay regolit, Almanya’nın Eifel bölgesindekivolkanik tozlardan üretiliyor. Bu malzemenin, Ay yüzeyinde “ay tuğlaları” üretmek gibi kolonileşmeye yönelik projelerde kullanılması hedefleniyor.

ESA’nın LUNA tesisi, astronotlara Ay’da karşılaşacakları benzersiz koşullara hazırlanma imkânı sunarken, aynı zamanda insanlığın Ay yüzeyinde kolonileşme hayalini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştırıyor. Avrupa’da Ay’a gidiş yolundaki bu adımlar, büyük önem taşıyor.

YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzebilir!

0

YouTube, mobil kullanıcıları için reklamları atlamayı biraz daha zorlaştıran yeni bir arayüz değişikliği test ediyor. Daha önce, mobil uygulamada bir reklamı ne zaman atlayabileceğinizi gösteren belirgin bir geri sayım zamanlayıcısı bulunuyordu. Ancak yeni güncellemeyle bu görünür zamanlayıcı kaldırılarak yerine gri renkli bir atlama düğmesi getirildi. Ancak bu düğme, reklamın belirli bir bölümünü izlemeden aktif olmuyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?

Görünüşe göre YouTube, bu değişiklikle kullanıcıların dikkatini ne zaman atlayabileceklerine değil, reklamın içeriğine yönlendirmeyi hedefliyor. Bu hamle, ilk bakışta kullanıcıların reklamın atlanamaz olduğunu düşünmelerine neden olabilecek bir tasarım taktiği gibi görünüyor. Ancak kullanıcılar, bir reklamın atlanabilir hale gelip gelmediğini ekranın alt kısmındaki sarı arama çubuğunu izleyerek anlayabilirler.

YouTube'un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?
YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları gerçekten üzecek mi?

Şu an için bu değişiklikler yalnızca belirli bir kullanıcı grubunda test ediliyor ve YouTube tarafından resmi olarak duyurulmadı. Dolayısıyla, özelliğin ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı veya kullanıcı geri bildirimlerine bağlı olarak değiştirilip değiştirilmeyeceği ise henüz belirsiz.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce YouTube’u ne kadar sıklıkta ziyaret ediyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hayat Pay ile finansal teknolojide yeni dönem

0

Türkiye’nin ilk dijital bankası olan Hayat Finans, kuruluşunun birinci yılını geride bırakırken önemli bir adım daha atarak dijital cüzdan uygulaması Hayat Pay’i kullanıcılarına sundu. Yenilikçi hibrit iş modeliyle dikkat çeken Hayat Pay, dijital sadakat platformu ile mobil cüzdan uygulamasını tek bir çatı altında buluşturuyor.

Dijital cüzdan uygulaması: Hayat Pay

Hayat Holding’in bir yatırımı olan Hayat Finans ve iştiraki Hayat Fintek iş birliğiyle hayata geçirilen Hayat Pay, dijital ödeme çözümleri ile avantajlı alışveriş deneyimini birleştiriyor. Platform, kullanıcıların günlük ödeme ve harcamalarını kolaylaştırmayı, bunun yanı sıra kazanç sağlayan avantajlar sunmayı amaçlıyor. Alışverişler sırasında temel ödeme hizmetlerini çeşitli ödül ve sadakat programlarıyla entegre ederek sektörde fark yaratmayı hedefliyor.

Hayat Pay’in lansmanında konuşan Hayat Finans Genel Müdürü Galip Karagöz, bu yeniliğin finansal teknolojilere getirdiği dönüşüme dikkat çekti. Karagöz, “Türkiye’nin ilk dijital bankası olarak sektöre yön veren bir dijital cüzdanı hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Hayat Pay, dijital sadakat platformları ile mobil cüzdan uygulamalarını bir araya getiren hibrit iş modeli sayesinde, finansal hizmetlerde yeni bir çağın başlangıcını simgeliyor” dedi. Ayrıca, bu yeniliğin Hayat Holding ve Hayat Finans’ın güçlerini birleştirerek finans sektöründe öncü bir adım attığını belirtti.

Hayat Fintek Genel Müdürü Doğan Tanrıseven ise uygulamanın geliştirilmesi sırasında müşteri deneyiminin ön planda tutulduğunu vurguladı. “Hayat Pay, her yerde geçerli olan mobil cüzdan fonksiyonu ile avantajlı alışverişi kolaylaştırıp hızlandırıyor. Amacımız, herkesin finansal fayda ve yenilikçi hizmetlere anında erişebileceği bir ekosistem oluşturmaktır” şeklinde konuştu. Tanrıseven ayrıca, kullanıcıların hayatın doğal akışında alışveriş yaparken finansal avantajlardan faydalanmalarını sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Hayat Pay, kullanıcılarına sunduğu çeşitli avantajlar ve ödül programlarıyla dikkat çekiyor. Platform, günlük harcamaları kolaylaştırırken aynı zamanda kullanıcıların kazanç sağlamasına olanak tanıyor. Uygulamanın genişletilmiş ödeme seçenekleri ve ortak markalarla yapılan iş birlikleri sayesinde kullanıcılar her yerde ödeme yapabilecek ve çeşitli sadakat avantajlarından faydalanabilecekler.