TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı, “Dönüşen Rekabette Yıkıcı Güç” temasıyla düzenlendi

TÜSİAD tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Dijital Türkiye Konferansı, 1 Ekim’de Wyndham Grand Levent’de gerçekleşti. “Dönüşen Rekabette Yıkıcı Güç” temasıyla düzenlenen konferansta; yeni teknolojilerin küresel rekabete, üretim ve tedarik süreçlerine, iş yapış biçimleri ve insan kaynağına etkilerinin çok boyutlu bir perspektiften ele alınması amaçlandı.

Etkinliğin açılış konuşmalarını TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Başkanı Perihan İnci, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu gerçekleştirdi. Tüm gün süren konferans değerli konuşmacılara ve ilham verici panellere ev sahipliği yaptı.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan

“Ekonomik büyümeye ilişkin paradigmaları değiştiren teknolojik yeniliklerin yaşandığı bir dönemdeyiz. Dijital teknolojiler, rekabeti ve iş hayatını hızla ve kökten dönüştürüyor.

Yapay zeka, kuantum teknolojileri, siber-fiziksel sistemler ve yarı iletkenler gibi kritik teknolojilerin etkisi her geçen gün artıyor. Türkiye’nin, geleneksel ekonomide küresel GSYH içindeki %1’lik payına karşılık, dijital ekonomideki payı ‰1 (binde bir) civarında. Bu veriler bize potansiyelimizi hayata geçirecek adımları atmanın kritik olduğu bir dönemde olduğumuzu gösteriyor.

Güçlü ve en üst seviyede sahiplenilmiş politika vizyonunu etkili ve bütüncül destek mekanizmaları ile kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Teknolojik dönüşüm yapısı gereği yıkıcıdır ve geçiş süreci zorludur. Öte yandan, teknolojik dönüşüm eğer doğru yönetilirse refaha, verimliliğe, yaratılan katma değere, beşeri sermayeye, sosyal kalkınmaya, demokrasiye olumlu yönde etki eder.

Bu dönüşüm sürecini var eden en önemli yatırım alanlarından biri ise yüksek teknoloji destekli inovasyon ekosisteminin oluşturulmasıdır.”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Başkanı Perihan İnci konuşmasında şunları söyledi:

“Teknolojinin hızlı gelişimi, geleneksel yöntemlerle işlerimizi yönetmeyi, toplumsal dinamiklere etkisini değerlendirmeyi ve gelecek öngörüsü yapmayı zorlaştırıyor. Üretken yapay zeka gibi pek çok gelişim fırsatını da içinde taşıyan yenilikçi teknolojiler, hızlı ve farklı çözüm olanakları sağlıyor, rekabeti amansız bir şekilde dönüştürüyor. Bu durum, ekosistemin paydaşlarını farklı düşünmeye, politikaları çok boyutlu kurgulamaya ve uygulamaları iyi bir koordinasyonla en verimli şekilde gerçekleştirmeye zorluyor.

Kaynaklarımızı Ar-Ge’ye, teknolojiye, bilime, inovasyona ve eğitime daha fazla ayırmamız gerektiğine inanıyoruz.

Etkinliğimize katılan ve değer katan tüm konuşmacılara, desteklerini esirgemeyen Fibabanka, Amazon, İnci Radar, SabancıDx, Equinix, Esas Holding, Odgers Berndtson ve tüm destekçilerimize, emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.”

TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı kapsamında ulusal ve uluslararası birçok değerli konuşmacı, geleceğin teknolojileri ve dijitalleşme vizyonu öngörülerini paylaştı.  Türkiye’nin rekabetçi gücünü koruması için üretken yapay zekanın küresel ekonomik görünüme etkisi, CEO’ların dijital dönüşüm ajandası, değişen yetkinlik gereksinimleri, teknoloji ve tasarım, “Silikon Vadisi” ruhu ve girişimcilik ele alınan konulardan bazıları oldu.

TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı yenilikçi ve dinamik “Start-up Zone” ile bu yıl bir adım daha ileriye giderek Start-Up Talks ve TÜSİAD SD² kapsamında, teknoloji tedarikçilerine projelerini tanıtmak için ideal bir platform sundu. Katılımcılar, gün boyunca Start-Up Zone’da firmaların stantlarını ve deneyim alanlarını ziyaret etme ve networking imkânı buldu. Dönüşümde Yeni Nesil özel oturumuyla genç ve yaratıcı kuşakların etkileyici hikayeleri ve ilham verici projeleri dinleyicilerle paylaşıldı.

Avrupa Uzay Ajansı uydu parçalıyor! Peki neden?

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), 2027’de dünya yörüngesine bir uydu fırlatacak ve atmosfere girerken parçalanmasını izleyecek. Bu görevle ESA, uyduların nasıl parçalandığını daha iyi anlamak ve bilim insanlarının uzay çöpü oluşumunu nasıl önleyebilecekleri konusunda bilgi edinmelerini sağlamak istiyor.

Avrupa Uzay Ajansı uydu parçalayacak

Dünya yörüngesindeki uydu sayısının artmasıyla birlikte uzay çöpü sorunu da giderek büyüyor. Bilim insanları ve uzay ajansları, bu sorunu çözmek için yoğun çalışmalar yürütüyor. ESA’nın bu görevi de 2030 yılına kadar yeni uzay çöpü oluşumunu engellemeyi amaçlayan “Sıfır Enkaz Sözleşmesi” girişiminin bir parçası.

Avrupa Uzay Ajansı uydu parçalayacak.
Avrupa Uzay Ajansı uydu parçalayacak.

Destructive Reentry Assessment Container Object (DRACO) adı verilen görev kapsamında, uydu atmosfere girerken parçalanırken iç kısımlarındaki sensörler veri toplayacak. Ayrıca, yıkımdan kurtulmak üzere tasarlanmış 40 santimetrelik bir kapsül, toplanan verileri okyanusa doğru hareket ederken iletecek.

DRACO’yu inşa etmek için Deimos adlı havacılık mühendisliği şirketi ile anlaşma imzalandı. Yaklaşık bir çamaşır makinesi boyutunda ve 200 kg ağırlığında olacak DRACO’nun içinde 200 sensör ve 4 kamera bulunacak. Ancak itki veya navigasyon sistemi olmayacak. ESA’nın açıklamasına göre, dünyaya geri dönen uzay enkazlarının çoğu zaten kontrolsüz bir şekilde dönüyor. Bu görevle, ortalama bir atmosfere girişi taklit ederek parçalanma süreci yakından incelenecek.

Kapsül suya çarpmadan önce verileri almak büyük önem taşıyor. Gökyüzünde yuvarlanırken paraşüt açmaya çalışmak gibi zorluklar da yaşanabilir. ESA, verileri toplamak için 20 dakikalık bir zaman dilimi olduğunu belirtiyor.

Canon, çip üretim makinesi tasarladı!

0

Canon, geçtiğimiz yıl geleneksel DUV veya EUV litografi makinelerinden oldukça farklı olan ilk nanobaskı (nanoimprint) litografi (NIL) makinesini tanıtmış ve büyük ilgi görmüştü. Ancak geleneksel yöntemden çok farklı çalışan bu sistemle ilgili birçok şüphe vardı. Bu hafta Canon, Teksas Elektronik Enstitüsü (TIE)’ye FPA -1200NZ2C isimli nanobaskı litografi sisteminin ilk teslimatını gerçekleştirdi.

Canon firması, resmen çip üretim makinesi tasarladı

Bu, Canon ve nanobaskı litografi için büyük bir atılım olabilir. Teksas Üniversitesi’ne bağlı olan Teksas Elektronik Enstitüsü, Intel, NXP ve Samsung dahil olmak üzere büyük yarı iletken şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum tarafından destekleniyor. Ayrıca, yakın zamanda TIE ve UT’ye askeri ve sivil uygulamalar için çoklu çiplet tasarımlı 3D işlemciler geliştirmek üzere 1,4 milyar dolarlık hibe veren DARPA tarafından da destekleniyor.

Canon’un FPA -1200NZ2C nanoimprint litografi sistemi, TIE’de konsorsiyumdaki çip üreticileri tarafından araştırma ve geliştirme amacıyla kullanılacak. Şirketler, nanoimprint litografinin yeteneklerini inceleyerek, gelecekte çip üretiminde NIL teknolojisini benimseyebilir. Canon, önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde yıllık 10 ila 20 adet satış hedeflediği için bu denemelere çok büyük umut bağlıyor.

Nanobaskı litografi tekniği, klasik litografi teknikleriyle oyma baskı yapmak yerine levha üzerine damgalayarak baskı yapıyor. Bu yenilikçi yöntem, optik bir sisteme olan ihtiyacı ortadan kaldırarak karmaşık tasarımların tek bir adımda daha doğru bir şekilde çoğaltılmasına olanak tanıyor. Dolayısıyla lazerlere dayanan geleneksel DUV ve EUV litografi teknolojilerinden önemli ölçüde ucuz ve enerji açısından verimli olmayı vaat ediyor.

Ancak, geleneksel litografi tüm plakaları aynı anda işlerken, NIL seri olarak çalışıyor, bu nedenle daha yavaş olabilir. Canon’a göre, NIL şu anda 5nm teknolojisiyle yongalar üretebiliyor ve gelecekte 2nm seviyesine inebileceği belirtiliyor. Yine de, teknoloji yaygın olarak benimsenmeden önce NIL’in üstesinden gelmesi gereken birçok zorluk var. Üretim sırasında toz parçacıklarından kaynaklanan kusurları en aza indirme konusunda hala sıkıntılar bulunuyor.

Ayrıca, Canon’un yaygın endüstri kullanımı için bu yeni litografi yöntemiyle uyumlu malzemeler oluşturmak için diğer şirketlerle iş birliği yapması gerekecek. Son olarak NIL, DUV veya EUV içeren geleneksel yöntemlerle uyumlu olmadığı için, üreticilerin her şeyi sıfırdan tasarlamaları gerekiyor. Bu, hem pahalı hem de riskli bir süreç.

ChromeLoader açığı köyü amaçlı kullanılıyor

Bilgisayar korsanları, sahte şirketler ve kötü amaçlı yazılımlarla dolu web siteleri kurmak için bir ChromeLoader açığını kullanıyor. HP Wolf Güvenlik raporunda, Windows güvenlik politikalarını atlatmak için geçerli ‘kod imzalama’ sertifikaları kullanan büyük bir ChromeLoader kampanyası tespit edildi.

ChromeLoader açığı tehlikeye devam ediyor

Raporda, ChromeLoader açığını kullanan tehdit aktörlerinin sahte PDF okuyucu web sitelerinin sertifikalarını doğrulamak için sahte şirketler de kurabileceği belirtildi. Saldırganlar, yükleme dosyasını geçerli kod imzalama sertifikalarıyla imzalayarak kötü amaçlı yazılımların tespit edilmesini daha da zorlaştırıyor. Burada, PDF dönüştürme araçları, ev aletleri kılavuz okuyucuları ve diğer kılavuz türleri gibi popüler arama motoru anahtar kelimeleriyle ilişkilendirilen sahte yazılım yükleyicilerinin içine kötü amaçlı yazılımları yerleştirerek daha geniş bir potansiyel kurban havuzunu hedef alabilirler.

Bu kampanyalar ayrıca kurbanları, PDF okuyucuları ve dönüştürücüleri gibi görünüşte meşru araçlar sunan iyi tasarlanmış web sitelerine yönlendirmek için ‘kötü amaçlı reklamcılık’tan da yararlanıyor. Virüslü site ziyaret edildiğinde, saldırganlar kurbanlarının tarayıcılarını ele geçirebilir ve bu sayede aramaları saldırgan tarafından kontrol edilen sitelere yönlendirebilirler. Kod imzalı sertifika ile kurulum AppLocker güvenlik politikaları tarafından engellenmez ve kullanıcıya hiçbir uyarı gösterilmez.

HP’nin raporunda, kod imzalı sertifikaların ya meşru şirketlerden çalındığı ya da tehdit aktörlerinin yalnızca geçerli kod imzalama sertifikaları elde etmek amacıyla bunları üretken yapay zeka araçlarıyla donattığı öne sürülüyor.

HP Wolf’un raporunda: “Komut dosyası yapısına, her işlev için tutarlı yorumlara ve işlev adları ve değişkenlerinin seçimine dayanarak, saldırganın bu komut dosyalarını geliştirmek için gen AI kullanmış olma olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu etkinlik, gen AI’nın saldırıları nasıl hızlandırdığını ve siber suçluların uç noktaları enfekte etme çıtasını nasıl düşürdüğünü gösteriyor.” ifadelerine yer verildi

Kariyer platformu YouthSide, yetenekler için hayata geçti!

0

Türkiye’nin insan kaynakları ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri, genç yeteneklere ulaşmanın yeni yollarını açıyor. Türkiye’nin en büyük kariyer platformlarından ÖğrenciKariyeri ve Young Executive Academy (YEA) Kurucusu Olcay Aksoy, ShiftDelete.Net’in Kurucusu Hakkı Alkan ve İşveren Markası Uzmanı ve Kariyer Danışmanı Semih Gümüş, genç yetenekleri insan kaynakları profesyonelleriyle buluşturmayı hedefleyen YouthSide platformunu hayata geçirdi.

StartGate TEKMER’de (Teknoloji Geliştirme Merkezi) temelleri atılan YouthSide Teknoloji ve İnsan Kaynakları platformu, Araştırma ve Geliştirme ekibiyle ise Dijitalpark Teknokent’te faaliyetlerine devam edecek.

İnsan kaynakları için dijital kariyer platformu

YouthSide, insan kaynakları profesyonellerine yenilikçi çözümler sunan bir kariyer platformu olarak öne çıkıyor. Yapay zeka destekli analizler, başvuruları hızlı ve detaylı bir şekilde inceliyor. Sistem, her adayın gelişim alanlarını tespit ediyor ve kişiselleştirilmiş eğitim önerileri sunuyor. Böylece şirketler, yetenek havuzlarını genişletiyor ve geleceğin yeteneklerine erken yatırım yapma fırsatı buluyor.

YouthSide, insan kaynakları için yalnızca işe alım değil, genç yeteneklerin gelişim süreçlerini de optimize ediyor. Adayların gelişim alanlarını tespit eden bu sistem, onların uzun vadede potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmalarına yardımcı oluyor. Bu da şirketlerin insan kaynakları stratejilerini daha etkin hale getiriyor.

https://googleads.g.doubleclick.net/pagead/ads?client=ca-pub-3374915960076162&output=html&h=280&adk=2218386355&adf=3539447073&pi=t.aa~a.4229323477~i.11~rp.4&w=825&abgtt=6&fwrn=4&fwrnh=100&lmt=1727783927&num_ads=1&rafmt=1&armr=3&sem=mc&pwprc=8000699594&ad_type=text_image&format=825×280&url=https%3A%2F%2Fshiftdelete.net%2Fkariyer-platformu-youthside-yetenekler-icin-hayata-gecti&fwr=0&pra=3&rh=200&rw=825&rpe=1&resp_fmts=3&wgl=1&fa=27&uach=WyJXaW5kb3dzIiwiMTUuMC4wIiwieDg2IiwiIiwiMTI4LjAuNjYxMy4xMzgiLG51bGwsMCxudWxsLCI2NCIsW1siQ2hyb21pdW0iLCIxMjguMC42NjEzLjEzOCJdLFsiTm90O0E9QnJhbmQiLCIyNC4wLjAuMCJdLFsiR29vZ2xlIENocm9tZSIsIjEyOC4wLjY2MTMuMTM4Il1dLDBd&dt=1727783927301&bpp=2&bdt=578&idt=2&shv=r20240926&mjsv=m202409260101&ptt=9&saldr=aa&abxe=1&cookie=ID%3D2771e545c1ba1271%3AT%3D1716133127%3ART%3D1727783919%3AS%3DALNI_MZN9KxBPHOAUtcqUbItre4Dtlrg2Q&eo_id_str=ID%3Dbe701a2b106d641d%3AT%3D1716133127%3ART%3D1727783919%3AS%3DAA-AfjYWJJD7XJ3xIojyb_p073yV&prev_fmts=0x0&nras=2&correlator=8162966108972&frm=20&pv=1&u_tz=180&u_his=1&u_h=1080&u_w=1920&u_ah=1032&u_aw=1920&u_cd=24&u_sd=1&dmc=8&adx=328&ady=1897&biw=1903&bih=911&scr_x=0&scr_y=0&eid=44759875%2C44759926%2C44759842%2C95339782%2C31087430%2C31087437%2C44795922%2C95331832%2C95343455%2C31087628&oid=2&pvsid=3332340415226533&tmod=2145254631&uas=0&nvt=1&fc=1408&brdim=564%2C178%2C564%2C178%2C1920%2C0%2C1535%2C863%2C1920%2C911&vis=1&rsz=%7C%7Cs%7C&abl=NS&fu=128&bc=31&bz=0.8&td=1&tdf=0&psd=W251bGwsbnVsbCxudWxsLDFd&nt=1&ifi=16&uci=a!g&btvi=1&fsb=1&dtd=17

YouthSide, şirketlere sunduğu eğitim programları, işveren markası çalışmaları ve akademi etkinlikleriyle genç yeteneklerle bağ kurma imkanı sağlıyor. Ayrıca, kişiselleştirilmiş raporlar ile şirketler, doğru adayı bulmayı ve geliştirmeyi daha kolay hale getiriyor. Böylelikle, işe alım süreçleri hızlanıyor ve verimlilik artıyor.

Genç yetenekler için kariyer platformu

YouthSide, 18-28 yaş arası gençlere iş ve staj fırsatları sunuyor ve kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor. Adayların başvuruları olumsuz sonuçlansa bile platform, onlara özel eğitim önerileri sunarak kariyerlerinde ilerleme imkanı veriyor. Böylece, genç yetenekler kişisel gelişimlerini sürekli destekliyor ve gelecekteki kariyer fırsatlarına daha iyi hazırlanmış oluyorlar.

Global vizyon ile daha fazla kariyer imkanı

YouthSide’ın vizyonu Türkiye ile sınırlı kalmayacak. Platform, Azerbaycan, İngiltere, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde de genç yeteneklere ulaşmayı hedefliyor. Bu geniş uluslararası ağ sayesinde genç yetenekler, global ölçekte iş, staj ve gelişim fırsatlarından faydalanacak.

Aynı zamanda uluslararası deneyim kazanarak kariyerlerinde fark yaratma şansı elde edecekler. Daha fazla bilgi almak ve YouthSide platformuna katılmak isteyenler, platformun web sitesini ziyaret edebilir. YouthSide, genç yeteneklere kariyer yolculuklarında rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Doğuş Teknoloji marka kimliğini yeniledi!

Doğuş Teknoloji, yenilenen marka kimliği ve “Gözümüz Hedeflerin Ötesinde” sloganıyla teknolojiye, müşteri ihtiyaçlarının ötesine geçen bir vizyonla yaklaşıyor. Teknolojiyi müşterilerin ihtiyaçlarını derinlemesine anlayarak, içgörüye dayalı bir yaklaşımla ele alıyor ve daha yaratıcı, kapsayıcı ve müşterisini anlayan akıllı, yenilikçi ve kolay çözümler üreterek sektöre ilham vermeye devam ediyor.

Empati Odaklı Teknoloji Stratejisi

Doğuş Teknoloji, teknoloji dünyasındaki rekabetin ötesinde, “The Home of Empathetic Technologists” yaklaşımıyla sektörde fark yaratmaya hazırlanıyor. Şirket, teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insan odaklı bir yenilik ve gelişim fırsatı olarak değerlendiriyor. Müşterilerinin ihtiyaçlarını titizlikle analiz eden şirket, ihtiyaca özel yenilikçi ve yaratıcı çözümlerle değer yaratıyor. Bu strateji, Doğuş Teknoloji’yi yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı ve geliştiricisi olmasının ötesine geçirerek, insan faktörünü ön planda tutan, duyarlı, empatik, müşteri ve ihtiyaç arasında köprü kurabilen yaratıcılığı yüksek bir çözüm ortağı haline getiriyor.

Bu yaklaşımı destekleyen en önemli unsur ise Doğuş Teknoloji’nin profesyonel çalışanlarını “Empatik Teknolojistler” olarak konumlandırması… Çalışanlar, teknolojiyi yalnızca teknik süreçlerin mükemmelliği olarak değil, aynı zamanda ihtiyacı derinlemesine analiz eden bir perspektiften bakarak ele alıyor, bu doğrultuda farklılaşan çözümler üreterek sektöre değer katıyor. Empati, içgörü, teknik uzmanlık, yaratıcılık, çeşitlilik ve sosyal sorumluluk gibi temel değerleri ile yalnızca bir teknoloji firması olmanın ötesine geçen Doğuş Teknoloji, iş ortakları ve müşterileriyle de teknoloji ve insan arasındaki bağı güçlendiren bir sinerji yaratmaya devam ediyor.

İnsan hayatına değer katan çözümler

Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı
Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı

Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı, bu stratejik marka dönüşümün ardındaki düşünceyi şu sözlerle özetliyor: “Doğuş Teknoloji olarak, teknolojiyi yalnızca geliştirip sunmuyor; insanı merkezimize alarak, onların hayatına değer katan çözümler üretiyoruz. İş ortaklarımız ve müşterilerimiz hatta onların da müşterileri için her dönem yenilikçi teknolojilere ve projelere imza atan sektörün öncü şirketlerinden biri olarak, marka değerimize yatırım yapmayı oldukça önemsiyoruz.  Bu noktada yenilenen kimliğimiz, çalışanımıza, müşterimize ve sektöre değer katma vizyonumuzun bir yansımasını temsil ediyor. Bu dönüşüm, yalnızca görsel bir yenilik değil; aynı zamanda şirketimizin bakış açısının da bir yansımasıdır. Sektörlerin ihtiyaçlarını derinlemesine analiz edip, ihtiyacı teknolojiyle ortaya koyup; müşterilerimize akıllı, yenilikçi, kolay çözümler sunmaya çalışmakla da yetinmeyip onları sürekli daha ileriye taşıyabilme vizyonu ile hareket ediyoruz. Bunu marka söylemlerimizde ve görsel dünyamızda daha net biçimde ifade etmek istedik. Doğuş Teknoloji olarak yenilenmenin enerjisini tüm iş süreçlerimize de yansıtarak başarılı işlere imza atmaya devam edeceğiz.

Beta Technologies, elektrikli yolcu uçağını tanıttı!

Şimdiye kadar 860 milyon dolardan fazla fon toplayan Beta, elektrikli havacılık alanında farklı bir yaklaşım benimsiyor.

Beta, rakipleri Joby Aviation ve Archer Aviation’ın aksine, kendi şehir içi hava taksi ağını kurmayı planlamıyor. Bunun yerine, kendini uçak ve şarj çözümleri sunan bir orijinal ekipman üreticisi (OEM) olarak konumlandırdı.

Şirket, şimdiye kadar savunma, kargo teslimatı ve tıbbi lojistik alanlarında United Therapeutics, UPS, Air New Zealand ve ABD Hava Kuvvetleri gibi müşterilerle anlaşmalar yaptı. Bu pazarlarda 2025 yılına kadar faaliyete geçmeyi planlıyor. Archer gibi müşteriler, Beta’nın 34 aktif şarj istasyonu ve 50’den fazla inşası devam eden istasyon içeren şarj ağına güveniyor.

Beta’nın kurucusu ve CEO’su Kyle Clark, konuyla ilgili yaptığı bir konuşmada “Yolcu taşımak her zaman planın bir parçasıydı.” ifadesini kullandı. Konuşmanın devamında, uçağın tasarımının güvenlik ve alan yapılandırması açısından yolcuları barındıracak şekilde hazırlandığını belirtti. Ancak, önce tıbbi ve kargo alanına odaklanmanın sertifikasyon ve müşteri kazanımı açısından daha mantıklı olduğunu ekledi.

Beta henüz tam anlamıyla yolcu taşıyan bir prototip inşa etmemiş olsa da, yolcu versiyonu mevcut modellerin tasarım ve mühendisliğinden büyük ölçüde yararlanacak. Bu da sertifikasyon, üretim ve ticarileşme süreçlerini hızlandıracak. Yolcu versiyonunun en belirgin farklılıkları arasında daha fazla pencere bulunması ve pilot kabini, bagaj bölmesi ile yolcuların konforu için çeşitli donanımlara sahip beş koltuk içermesi yer alıyor.

Uçaklar henüz 635 kg taşıma kapasitesine sahip

Beta’nın uçakları, yaklaşık 635 kg taşıma kapasitesine sahip ve bazıları zaten bu kapasiteyi kullanıyor. Şirket, askeri kargo taşıma görevleri için uçaklarını test etti ve Clark, Beta’nın sektördeki diğer şirketlerden daha fazla uçuş saati kaydettiğini belirtti.

Clark, “Bence, onlarca, belki de yüzlerce kargo uçağı uçuracağız ve bu da en önemli şey olan güveni geliştirecek.” diyor.

Beta’nın uçaklarının, Federal Havacılık İdaresi (FAA) sertifikasına 13-14 ay uzaklıkta olduğunu tahmin ediyor. Şirket, potansiyel müşterilerle uçabilmelerini sağlayan “pazar anketi bileti” aldı. Bu strateji, yolcu alanında müşteriler kazanmalarına yardımcı oldu. Örneğin, Blade adlı on-demand havacılık girişimi, 2021’de Beta’nın eVTOL’larından 20 adet için sipariş verdi.

Yeni tesisin yıllık 300 uçaklık üretim kapasitesine ulaşması hedefleniyor

Beta, önümüzdeki yıllarda bu siparişleri ve daha fazlasını karşılamak için hazırlanıyor. Şirket, ilk uçağını prototip tesisinde inşa etti, ancak Ocak ayında South Burlington’da bir üretim tesisi açtı. Clark, FAA’nın üretimi sıkı bir şekilde denetlediğini ve bunun hızlandırıcı olmadığını ancak tesisin önümüzdeki bir buçuk yıl içinde yüzlerce uçak üretmesini beklediğini söyledi. Dört yıl içinde, tesisin yıllık 300 uçak kapasitesine ulaşacağını öngörüyor.

Clark, elektrikli havacılığın bölgesel uçuşların maliyetini önemli ölçüde düşürerek genellikle iki ila üç saatlik araba yolculuğu ile ulaşılması gereken noktalara birkaç dakikada ulaşılmasını sağlayabileceği bir geleceği heyecanla bekliyor. Ayrıca elektrikli uçakların, yakıt ve bakım maliyetlerini yarı yarıya düşüreceğini de belirtiyor. Bu, insanları taşımak için yaklaşık on kat daha fazla pazar açma fırsatı sunacak.

Ücretsiz en iyi Doodle oyunları listesi

0

Google’ın 26. doğum günü ve şu ana kadar dünyanın en çok ziyaret edilen web sitesi konumunda. 2010’ların başında Yahoo’nun düşüşe geçmesinin ardından tercih edilen arama motoru oldu.

Alphabet Inc.’e ait olan Google, 2020 itibarıyla Forbes tarafından dünyanın en değerli ikinci şirketi olarak derecelendirildi ve 209 milyar dolar değerindeki marka değeriyle yalnızca Apple tarafından geride bırakıldı. Referans olması açısından, bu, Coca-Cola veya The Walt Disney Company gibi başka bir süper markanın değerinin yaklaşık üç katı.

Şirketin pazar payının yaklaşık yüzde 92’sine sahip olduğu düşünülüyor ve 2006 yılında fiil olarak sözlüğe eklendi. Popüler bir deyim olan ‘Google’da aramak’, bir şeyi araştırmak anlamına geliyor. Ekim ayında 24 yaşına giren Doodles, 2000 yılı Cadılar Bayramı’nda ilk kez görücüye çıktı. İşte Google’ın sunduğu en iyi yeniliklerden birkaçı.

Ücretsiz en iyi Doodle oyunları

Bulmacalar: Onlarca yıldır popülerliğini koruyan bulmacalar, kelime bilginizi zorlamanın ve yerel dilinizi geliştirmenin rahatlatıcı bir yoludur.

Pacman: Sarı dostumuz hayaletlerden kaçmaya çalışırken, hatta bazen onları kovalarken bile izlediğimiz bir klasik.

x|xBasketball 2012: Bu oyun ilk olarak 2012 yılında piyasaya sürüldü ve oldukça basit; oyuncunun yapması gereken tek şey, zaman dolmadan mümkün olduğunca çok sayı atmak için topu potaya atmaktır.

Doctor Who: İngiliz TV şovuna dayanan bu doodle, 2013 yılında şovun 50. yıl dönümünü kutlamak için yayınlandı. Oyuncu, yol boyunca düşmanlardan kaçınırken seviyelerde ilerlemeli ve bulmacaları çözmelidir.

Doodle Baseball: Oyuncu sopayı sallamak için faresine tıklar, eğer doğru zamanlama yapılırsa oyuncu topu parkın dışına vurabilir. Oyun size vurmanız gereken hedefler vererek ve yol boyunca engellerden kaçınmanızı sağlayarak sizi zorlar.

Rubik Küpü: Bulmacanın 40. yıl dönümünü kutlayan Doodle versiyonu, oyuncuların küpü hareket ettirmek ve tüm renkleri bir tarafa hizalamaya çalışmak için farelerini kullandıkları aynı konsepti izliyor.

Slalom Kano: Oyuncular kanolarını kontrol etmek için klavyelerini kullanır ve yol boyunca engellerden kaçınmaya çalışarak bir parkurda ilerler. Oyuncu ilerledikçe parkurlar daha karmaşık ve daha hızlı hale gelir.

Cadılar Bayramı 2016: Oyuncular, seviyelerde koşmaya ve zıplamaya çalışan siyah bir kediyi kontrol eder. Amaç, bariyerleri atlatmak ve bazı zorlu bulmacalarla birlikte ikramlar toplamaktır.

Doodle Cricket: Doodle beyzbol oyunuyla aynı şekilde çalışan bu oyunda, oyuncunun sopayı sallamak için fareye tıklaması gerekir. Kriket, dünyanın en popüler sporlarından biridir.

Pony Express: Oyuncular ok tuşları veya dokunmatik ekranları aracılığıyla bir biniciyi kontrol eder ve çöl temalı engellerden kaçınırken harfleri ve paketleri toplamaya çalışmalıdır. Eski Batı ikonografisi ve renk şemalarıyla dolu.

Yemek siparişi uygulaması HungryPanda, 55 milyon dolar yatırım aldı!

HungryPanda, aldığı bu yeni finansmanı mevcut işini büyütmek ve bakkaliye hizmetleri gibi yeni alanlara girmek için kullanmayı planlıyor. Aynı zamanda, operasyonlarını optimize etmek amacıyla yapay zeka ve makine öğrenimini daha fazla entegre edecek.

HungryPanda, bugüne kadar 275 milyon dolar yatırım topladı. Şu anda 80 şehirde 6,5 milyon müşteri, 100.000 ticari işletme ve 80.000 kurye ile faaliyet gösteriyor. Şirket, 2021 yılında 130 milyon dolarlık bir yatırım aldığında, 60 şehirde hizmet veriyordu. Bu yıl için ise hedefi 1 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşmak.

HungryPanda’nın kurucusu Eric Liu, üniversite yıllarında böyle bir hizmete ihtiyaç duyduğunu fark etti. O zamanlar Çin restoranlarından sipariş vermek zor oluyordu. Liu, kullanıcıların geleneksel yemeklere daha kolay erişebilmesi için bu uygulamayı geliştirdi. Başlangıçta sadece Mandarin dilindeyken, şimdi İngilizce, Fransızca, Japonca ve Korece gibi dillerde de hizmet veriyor.

HungryPanda’nın büyümesi, yalnızca Asyalı kullanıcılarla sınırlı kalmadı; otantik yemek deneyimlerine ilgi duyan diğer kullanıcılar arasında da popüler hale geldi. Eric Liu, şirketin Asya mutfağının zenginliğini global ölçekte tanıtmayı hedeflediğini belirtti. Böylece, yurt dışında yaşayan Asyalıların ihtiyaçlarını daha iyi karşılayarak önemli bir pazarda yer edinmeyi planlıyor.

HungryPanda, göçmen toplulukların yemek kültürünü tanıtma misyonuyla büyümeye devam ediyor. Şirket aynı zamanda, Asya mutfağının global pazarda da tanınmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Şirket, gelişen teknoloji ve artan müşteri talepleri ile birlikte, dünya genelindeki Asyalı tüketicilere daha fazla ulaşmayı hedefliyor. Bu da, Asya mutfağının zenginliğini daha geniş kitlelere taşımak anlamına geliyor.

Türkiye’nin ihracatı inovasyon ile artacak!

Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın en büyük inovasyon buluşması olan Türkiye Innovation Week 24 (TIW24), bu yıl ‘Out of the Box: Human, Culture, Model’ teması ile 11’inci kez düzenleniyor. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) ev sahipliğinde düzenlenecek etkinlik 10-11-12 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın en büyük inovasyon buluşmasını değerlendirdi

Türkiye Innovation Week 2024’ün tanıtımında konuşma yapan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, önce inovasyonun önemine değindi, ardından da Türkiye’nin inovasyon yolculuğunda 11 yılda kat ettiği mesafeye dikkat çekti. Türkiye Innovation Week etkinliklerinin başladığı 2012 yılında Türkiye’nin Küresel İnovasyon Endeksi’nde 74’üncü sırada yer aldığını belirten Gültepe, geçen hafta açıklanan endekse göre Türkiye’nin geçen yıla göre 2 basamak, 2012’ye göre ise 37 basamak yükselerek 37’nci sıraya geldiğini kaydetti. Gültepe, “İnovasyonun katma değerli üretim ve ihracata katkısını biliyoruz. İşte biz bu bilinçle ülkemizde inovasyon ekosistemini geliştirmek istiyoruz. Şayet dünyadaki ilk 10 ihracatçı ülkeden biri olacaksak, bunda inovasyon önemli paya sahip olacak. İnovasyon ile Türkiye’nin ihracatını bir üst lige taşıyacağız. Küresel yarışta hedeflerimizi tutturmak için yüksek teknolojiye yatırımın, dijital ve yeşil dönüşümün yanı sıra inovasyonun gücünü de etkili şekilde kullanmalıyız. Ayrıca bireylerin ve organizasyonların inovasyon konusunda motivasyonlarını artırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe
TİM Başkanı Mustafa Gültepe

 “Birlikte İnovasyon” ana değerlerden biri

Etkinliğin sloganlarından birinin “Birlikte İnovasyon” olduğuna dikkat çeken Gültepe, “Motivasyonu sürdürülebilir kılmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle ‘sürdürülebilir motivasyon’ ana değerlerimizden birini oluşturuyor. 10 yıldır birlikte başarmanın gücünü her adımda hissettiğimiz için, ‘birlikte inovasyonu’ da ana değerlerimizden biri haline getirdik. Gücümüzün her geçen yıl daha da büyüyen ekosistemden geldiğini biliyoruz. Dolayısıyla inovasyonu toplumun ilgili tüm kesimlerine yaymak durumundayız” dedi.

İnovasyonda uluslararası iş birliğini artırmak için her yıl paydaş ülkeler belirlediklerini belirten Gültepe, “Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsveç bu yılın paydaş ülkeleri olacak. Ayrıca sekiz farklı dalda ödül vereceğiz. Rekor sayıda başvurunun gerçekleştiği İnovaLİG yarışmamızın ödüllerini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle takdim edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Alışılmış kalıpların dışına çıkacak

TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu
TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu

Başkan Gültepe’nin ardından mikrofona gelen TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu sözlerine “Geleceği inşa etmek cesaret ister. Bu cesaretin arkasında ise sadece insan ve onun hiç bitmeyen motivasyonu bulunur. Bu yıl bu bakış açısı üzerine ördüğümüz temamız, her birimizin içinde var olan o gücü yeniden tanımlıyor” diyerek başladı. Karavelioğlu, “Bu yılki temamız ‘Out of the Box: Human, Culture, Model’ alışılmış kalıpların dışına çıkma cesaretini temsil ediyor. Yalnızca yeni teknolojileri değil, aynı zamanda insanı, kültürü ve iş modellerini yenilikçi bir bakış açısıyla yeniden ele alıyoruz. İnovasyonun gerçek gücü; insan özgürce düşündüğünde, farklı kültürel yaklaşımları kabul ettiğinde ve cesur iş modelleri benimsendiğinde ortaya çıkıyor. Bu yıl, kutunun dışına adım atarak yeni hikayeler yazmak, sınırları zorlamak ve inovasyonun dönüştürücü gücünü hep birlikte deneyimlemek için çok katmanlı ve kapsamlı bir program hazırladık” ifadelerini kullandı.

22 panel 120 konuşmacı

Karavelioğlu’nun verdiği bilgiye göre, Türkiye Innovation Week 2024’te iki önemli keynote konuşmacı olacak. İlki, iki kez Formula 1 Dünya Şampiyonu olan “Uçan Fin” lakaplı McLaren’in efsanevi pilotu Finlandiyalı Mika Pauli Häkkinen olacak. Häkkinen, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek etkinliğin ilk günü olan 10 Ekim’de konuşacak. İkinci günün keynote konuşmacısı küçük parçalardan büyük dünyalar yaratan Lego’nun Küresel Üst Yönetim Üyesi Christian Majgaard olacak. Etkinlik 4 ayrı salonda aynı anda düzenlenecek. Etkinlikte teknoloji yazarı ve trend avcısı Serdar Kuzuloğlu’ndan, İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin’e kadar birçok tanınmış ismin moderatör olacağı 22 panel düzenlenecek. Bu panellerde aralarında Tarihçi ve Yazar Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan’dan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya, Plan-S&INFIA CSO’su Umut Yıldız’dan Medyapım Kurucusu Fatih Aksoy’a, Fütürist Ufuk Tarhan’dan BigChefs Kurucusu Gamze Cizreli’ye kadar 120’ye yakın konuşmacı yer alacak. Etkinlikte ayrıca 6 çalıştay ve 9 masterclass düzenlenecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her yıl olduğu gibi bu yıl da etkinliğe katılarak bir konuşma yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliğin son günü olan 12 Ekim Cumartesi günü teşrif edecek ve konuşmasının ardından İnovaLİG yarışmasında ödüle layık görülenlere ödüllerini takdim edecek.

Ana stratejik partnerin Trendyol olan etkinliğin stratejik partnerleri; Türkiye Ekonomi Bankası (TEB), Turkcell, Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halkbank, Türkiye Sigorta, İhracat Geliştirme (İGE), Türkiye Teknoloji Fonu (TTF) ve Hayat Holding isimlerinden oluşuyor.

Bu arada 10 yılda 540 binden fazla katılımcı ve 10 milyon izleyiciyle buluşan Türkiye Innovation Week, bin 34 konuşmacı ve bin 500’den fazla markayı ağırladı. İnovasyon programları kapsamında 500’den fazla firmaya ödül verildi. Etkinlik 11 tane uluslararası ödülü de layık görüldü. www.turkiyeinnovationweek.com adresinden online kayıt yaptırmanın zorunlu olduğu etkinlik, ücretsiz ziyaret edilebilecek.

Çin uydu geniş bant sansürlemesi istiyor

0

Pekin, operatörlerin gerçek zamanlı sansür uygulaması zorunluluğunu da içeren uydu geniş bant için önerilen düzenlemelerini yayınladı. Çin Siber Uzay İdaresi, son taslak kurallarında, uydu hizmetlerine doğrudan bağlantısı olan terminal ekipmanlarını kullanan herhangi bir kuruluş veya bireyin “devlet iktidarını yıkmayı teşvik eden, sosyalist sistemi deviren, ulusal güvenliği ve çıkarları tehlikeye atan, ulusal imajı zedeleyen, ülkenin ayrılmasını teşvik eden, ulusal birliği ve toplumsal istikrarı baltalayan, terörizmi, aşırılığı, etnik nefreti, etnik ayrımcılığı, şiddeti, pornografiyi ve yanlış bilgileri teşvik eden içerikler gibi yasalar ve idari düzenlemelerle yasaklanmış içerikleri üretmesine, kopyalamasına, yayınlamasına veya yaymasına” izin verilmediğini öneriyor.

Çin uydu geniş bant sansürlemesi

Terminal ekipmanlarının, sivil el tipi, taşınabilir ve sabit terminallerin yanı sıra uçak, gemi ve araçlara kurulan terminalleri de kapsadığı açıklığa kavuşturulmaktadır; esasen kullanıcıların sesli aramalar, kısa mesajlaşma ve veri alışverişi için uydu iletişim sistemlerine erişmesini sağlayan herhangi bir cihaz.

Belgede, sağlayıcıların faaliyetlerini ulusal güvenlik ve ağ güvenliği gereklilikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve yasa dışı faaliyetleri önlemeleri gerektiği belirtiliyor. Buna Çin’in siber güvenlik, veri güvenliği ve kişisel bilgi koruma yasalarına uymak ve ayrıca kullanıcıların faaliyetlerinden sorumlu olmak da dahildir. Burada: “Bir terminal ekipmanı doğrudan uydu hizmeti sağlayıcısı, bir kullanıcının kanun ve yönetmeliklerle yasaklanmış bilgileri yayınladığını veya ilettiğini tespit ederse, iletimi derhal durdurur, kanuna uygun olarak ortadan kaldırma gibi tedbirleri alır, ilgili kayıtları muhafaza eder ve ilgili yetkili makamlara bildirir” hükmü yer almaktadır.

Kurallar, uydu geniş bant kullanarak haber yayımlamak veya video ve ses içeriği dağıtmak isteyen herkesin lisans almasını gerektirecek kadar ileri gidiyor. Kurallar, Çinli olmayan uydu geniş bant operatörlerinin Orta Krallık’ta hizmetlerini sunabilmek için Pekin’in onayına ihtiyaç duyacağı anlamına geliyor. Çin muazzam bir pazar, ancak The Register, SpaceX veya Amazon gibi uzay geniş bant oyuncularının Pekin’in kurallarına katılmaya istekli olacağını hayal edemiyor.

Windows fidye yazılımı koruması nasıl açılır?

Fidye yazılımlarına karşı en iyi savunma, bu yazılımlarla dolu sitelerden ve indirmelerden uzak durmak. Ancak başka koruyucu önlemler de alabilirsiniz. Modern antivirüs yazılımları genellikle fidye yazılımlarının hedef aldığı klasörlerdeki dosyaları hangi uygulamaların değiştirebileceğini kısıtlar. Windows’a yerleşik olan Microsoft Defender da bunu yapabilir. Bazı antivirüs paketleri ayrıca dosyalarınızı geri yüklemeniz gerekmesi durumunda otomatik yedeklemeler de çalıştırır.

Üçüncü taraf antivirüs yazılımlarının aksine, bu ekstra güvenlik önlemleri Microsoft Defender’da varsayılan olarak açık değil. Bunları kendiniz etkinleştirmeniz gerekir.

Windows fidye yazılımı koruması ayarları

Birinci Adım: Windows Güvenliğini açın

Klavyenizde Alt + Boşluk tuşuna basın, Windows Security yazın ve Enter’a basın

Başlat Menünüzü açın ve Windows Security yazın, ardından Enter’a basın

Ayarlar uygulamanızı açın, ardından sol bölmede Windows Güvenliği’ni seçin

İkinci Adım: Fidye yazılımı ayarlarınızı bulun

Windows Güvenlik uygulamasında Virüs ve tehdit koruması’na tıklayın. Ardından ekranın alt kısmındaki Fidye yazılımı korumasını yönet’e tıklayın. Sonra, Kontrollü klasör erişimini açın. Bu ayar, uygulama erişimini bilgisayarınızın varsayılan OneDrive, Belgeler, Resimler, Videolar, Müzik ve Favoriler klasörlerine kısıtlar. Ayrıca listeye manuel olarak başka klasörler de ekleyebilirsiniz.

Windows’daki bu alanlardan tüm uygulamalar yasaklanmayacak; Microsoft Office programlarının dosyaları açmasına ve değiştirmesine otomatik olarak izin verilir. Ancak Microsoft’un dahili güvenilir uygulamalar listesinde değilse, bir program Windows Güvenliği’nde açık izin verilene kadar bu klasörlerdeki hiçbir şeyi göremez.

Üçüncü adım: OneDrive’da oturum açtığınızdan emin olun

Dosyalara ve klasörlere erişimi sınırlamak onları tamamen korumaz. Bir diğer önemli savunma yöntemi de iyi yedeklemelere sahip olmaktır; OneDrive’da oturum açmışsanız Windows bunu otomatik olarak yapar.

Şizofreni tedavisi için onaylanan ilk ilaç ortaya çıktı!

0

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 30 yılı aşkın bir süredir şizofreni tedavisi için onaylanan ilk yeni ilaç olan Cobenfy’yi onayladı. Bristol Myers Squibb tarafından geliştirilen bu ilaç, xanomelin ve trospium chloride adlı iki farklı ilacı bir araya getirerek şizofreni semptomlarının kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.

Şizofreni tedavisi için onaylanan ilk ilaç gündem oldu

Cobenfy, günde iki kez alınan bir hap formunda sunulacak. FDA’nın Nörobilim Ofisi, Psikiyatri Bölümü Direktörü Dr. Tiffany Farchione, şizofreninin dünya genelinde önde gelen engellilik nedenlerinden biri olduğunu ve bu ilacın şizofreni tedavisine on yıllardır ilk kez yeni bir yaklaşım getirdiğini vurguladı. Farchione, bu onayın şizofreni hastalarına daha önce verilen antipsikotik ilaçlara yeni bir alternatif sunduğunu belirtti.

Cobenfy, klinik denemelerde şizofreni hastalarında halüsinasyonlar, sanrılar ve düzensiz düşünce gibi yaygın semptomların yönetilmesine yardımcı olduğu kanıtlanmış iki etken maddeyi içeriyor.

Şizofreni tedavisinde kullanılan geleneksel ilaçlar genellikle beyin kimyasallarından dopamini hedef alırken, Cobenfy ise hafızaya, öğrenmeye ve dikkati toplamaya yardımcı olan bir başka beyin kimyasalı olan asetilkolini hedef alıyor. Bu yeni mekanizmanın, şizofreni tedavisinde sık görülen kilo alımı, uyuklama ve hareket bozuklukları gibi yan etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği düşünülüyor.

Cobenfy’nin klinik denemeleri sırasında, yan etkiler nedeniyle ilacı bırakan hastaların oranının sadece yüzde 6 olduğu, geleneksel ilaçlarda ise bu oranın yüzde 20-30’a kadar çıkabildiği belirtiliyor. Cobenfy’nin de mide bulantısı, hazımsızlık, kabızlık, kusma, yüksek tansiyon, karın ağrısı, ishal, artan kalp atış hızı ve baş dönmesi gibi yan etkileri bulunuyor. Ancak uzmanlar, özellikle geleneksel ilaçların yan etkilerine dayanamayan hastaların Cobenfy’den fayda sağlayabileceğini ifade ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde yaklaşık 24 milyon insan şizofreni ile yaşıyor. Bu, her 300 kişiden birinin bu kronik ve zorlu hastalığın etkilerini yaşadığı anlamına geliyor. Hastalık genellikle ergenlik dönemi sonlarında ya da erken yetişkinlik döneminde başlıyor ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde hayat boyu süren engelliliklere yol açabiliyor.

Çin üretken yapay zeka modeli eğitiyor

Çin, yapay zeka alanında atılım gerçekleştiriyor. Bildirildiğine göre birden fazla veri merkezi ve GPU mimarisi genelinde üretken yapay zeka modeli eğitiyor. Bir endüstri analisti yakın zamanda Çin’in birden fazla veri merkezinde tek bir üretken AI (GAI) modeli geliştirdiğini açıkladı; tek bir veri merkezinde farklı GPU’lar kullanmanın karmaşıklığı ve birden fazla coğrafi konumdaki sunucuları kullanmanın karmaşıklığı düşünüldüğünde bu büyük bir başarı. Moor Insights & Strategy’de Baş Analist olan Patrick Moorhead, X’te ( eski adıyla Twitter) Çin’in bu başarıyı elde eden ilk ülke olduğunu ve bunu muhtemelen alakasız bir NDA toplantısı hakkında yaptığı bir sohbet sırasında keşfettiğini söyledi.

Çin üretken yapay zeka odaklı çalışıyor

Farklı konumlar/mimariler arasında GAI’leri eğitme tekniği, Çin’in yapay zeka hayallerini ilerletmeye devam etmesi için olmazsa olmazdır, özellikle de Amerikan yaptırımları araştırma ve geliştirmesini yönlendirmek için en son, en güçlü çipleri edinmesini engellediği için. Nvidia Çin pazarını kaybetmek istemediği için Washington’un kısıtlayıcı performans parametrelerine uyan daha az güçlü H20 AI çiplerini üretti. Ancak, bu düşük ayarlı çiplerin bile yakında yasaklanabileceğine dair söylentiler var. Bu da Çinli teknoloji şirketlerinin mevcut siyasi iklimde karşı karşıya olduğu belirsizliği vurguluyor.

Bu belirsizlik nedeniyle Çinli araştırmacılar farklı markalardan GPU’ları tek bir eğitim kümesinde birleştirmek için çalışıyorlar. Bunu yaparak kurumlar, Nvidia A100 gibi sınırlı sayıdaki onaylı üst düzey, yüksek performanslı çip stoklarını Huawei’nin Ascend 910B veya yukarıda belirtilen Nvidia H20 gibi daha az güçlü ancak kolayca bulunabilen GPU’larla birleştirebilirler. Bu teknik, Çin’deki üst düzey GPU kıtlığıyla mücadele etmelerine yardımcı olabilir. Ancak tarihsel olarak verimlilikte büyük düşüşlerle birlikte gelmiştir.

Ancak, Çin’in bu sorunu çözmenin yollarını bulduğu anlaşılıyor, özellikle birden fazla veri merkezinde tek bir GAI geliştirme haberiyle. Bu GAI hakkında henüz bir bilgimiz olmasa da, Çinli araştırmacıların Çin’in AI hırslarını ileriye taşımaya devam edebilmek için ne kadar ileri gidebileceklerini gösteriyor. Huawei’nin dediği gibi, Çin Amerikan yaptırımlarına rağmen AI gelişimini ilerletmenin yollarını bulacaktır.

Meta Orion AR gözlükleri beğeni topladı

Jensen Huang, Meta’nın yeni Orion AR gözlüklerini deniyor. Mark Zuckerberg Meta Connect’te 300 dolarlık Quest 3S VR başlığı da dahil olmak üzere bir dizi yeni teknolojiyi tanıttı. Ancak, asıl öne çıkan şey tartışmasız Project Orion’du. Gelişmiş görüntüleme teknolojisini kullanarak hologramları doğrudan görüş alanınıza yansıtabilen bir AR akıllı gözlük çifti.

Meta Orion AR gözlükleri

Birçok şirket AR gözlükleri üretmeye çalıştı, ancak sonuçlar genellikle ya kablolarla bağlandı ya da garip bir şekilde tasarlandı. Meta’nın Project Orion ile yaklaşımı, bu iki sorunu da ortadan kaldırdığı için öne çıkıyor.

Çerçevesine yerleştirilmiş tüm ileri teknolojiye rağmen, bu hologram üreten gözlükler neredeyse normal bir gözlük gibi görünüyor ve Meta’nın Ray-Ban’lerine çarpıcı bir benzerlik taşıyor. Teknolojiden bahsetmişken, Orion gözlükleri göz takibi, el takibi, ses kontrolleri ve hatta bir sinirsel arayüz gibi bir dizi özellik barındırıyor – ancak beyninizden ziyade bileğinizden gelen sinyalleri okuyor. Gözlükler ayrıca şık bir güç bankasına benzeyen kablosuz bir hesaplama diski ile birlikte geliyor. Çalışmaları için bir dizüstü bilgisayara veya telefona ihtiyaç duymasalar da, diskin çalışması için birkaç fit uzaklıkta olması gerekir, bu da muhtemelen onu cebinizde taşımanız gerekeceği anlamına gelir.

İşlevsellik açısından, gözlükler lensler için standart cam veya plastik yerine pahalı bir kırıcı malzeme olan silikon karbür kullanır. Gözlüklerin kollarına yerleştirilen minik projektörler, lenslere ışık göndererek gerçek dünyaya eklenen net 3D görsellere olanak tanır. Birkaç yayın, etkinlikte gelişmiş donanımı test etti. CNBC, hologramların yüksek kaliteli ekranlar sayesinde ” tamamen normal ve çok doğal hissettirdiğini” söyledi. Muhabir, sinirsel arayüz bilekliği sayesinde sadece bileğini hareket ettirerek uygulamaları kontrol edebiliyor ve içerikte gezinebiliyordu.

The Verge’in incelemesinde ayrıca Orion’un bu kadar kompakt AR gözlükler için şaşırtıcı derecede yüksek görüntü kalitesi övüldü ve görüntülü görüşmelerin “ilgi çekici hissettirecek kadar net” göründüğü belirtildi.

Yapay zeka savunuculuğuyla tanınan Nvidia CEO’su Jensen Huang bile Orion’u deneme fırsatı bulmuş ve heyecanla “Bu büyük bir gelişme… Baş takibi iyi, parlaklık iyi, renk kontrastı iyi, görüş alanı mükemmel” dedi.

Perovskit kaplama neden önemli?

Güneş panellerine artık oldukça aşinayız; onları tarlalarda, çatılarda ve hatta bahçenizdeki ışıklar gibi günlük elektrikli eşyalarda görüyoruz. Peki ya siz bir güneş paneli olsaydınız ve günlük yaşantınızı güneşten gelen enerjiyle sürdürebilseydiniz? İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yakın zamanda yaptıkları bir çalışmada uzmanlıklarını bu konuya yönelttiler.

Perovskit kaplama ve verimlilik avantajları

Üniversitenin Fizik Bölümü yaptığı açıklamada, geliştirdikleri devrim niteliğindeki perovskit kaplama teknolojisinin, geleneksel güneş panellerinde kullanılan silikondan daha verimli ve kullanışlı olduğunu şöyle açıklıyor: “Bu yenilik, sırt çantaları, arabalar ve cep telefonları gibi günlük hayatta kullandığımız nesnelerin yüzeylerine yeni bir güç üreten malzeme kaplanarak gerçekleştiriliyor. Yeni ışık emici malzeme, ilk kez, neredeyse her binanın veya yaygın nesnenin yüzeyine uygulanabilecek kadar ince ve esnek. Oxford’da geliştirilen ve birden fazla ışık emici katmanı tek bir güneş hücresine yerleştiren öncü bir teknik kullanarak, araştırmacılar ışık spektrumunun daha geniş bir aralığını kullanarak aynı miktarda güneş ışığından daha fazla güç üretilmesini sağladılar” diyor.

Peki bu neden önemli? Birincisi, bu güç üreten malzemenin herhangi bir nesneye uygulanması çok daha kolaydır. Çok fazla alan gerektiren ve çoğunlukla çiftliklerin, çiftliklerin ve ormanların temizlenmesine, yaşam alanlarının, biyolojik çeşitliliğin ve gelirin kaybına yol açan geleneksel güneş panellerinin aksine, bu malzeme günlük hayatımıza kolaylıkla uyum sağlayabilir. Güneşin tadını çıkarırken telefonumuz şarj olabilir, sırt çantamız akşam yemeğimiz veya Netflix dizileri izlemek için gereken enerjiyi üretebilir.

İkincisi, güneş ışınlarından güç üretmede çok daha verimlidir. Açıklamada: “Yığınlama veya çoklu kavşak yaklaşımımızla yaptığımız deneylerde sadece beş yıl içinde güç dönüşüm verimliliğini yüzde 6 civarından yüzde 27’nin üzerine çıkardık. Bu, tek katmanlı fotovoltaiklerin bugün elde edebileceği sınırlara yakın,’ dedi Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü’nde Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi Dr. Shuaifeng Hu. ‘Zamanla bu yaklaşımın fotovoltaik cihazların yüzde 45’i aşarak çok daha yüksek verimlilikler elde etmesini sağlayabileceğine inanıyoruz” ifadeleri yer aldı.

Bükülebilir mikroişlemci maliyetiyle avantaj sağlıyor

0

İngiliz girişim Pragmatic Semiconductor, makine öğrenimi modellerini çalıştırabilen ve aynı zamanda bükülebilen 32 bitlik bir mikroişlemciyi tanıttı. Flex-RV adlı bu çip, açık standart RISC-V mimarisine dayanıyor ve son derece uyarlanabilir tasarımını elde etmek için tamamen farklı bir malzeme kullanıyor.

Bükülebilir mikroişlemci tasarımı

Bu malzemeye indiyum galyum çinko oksit (IGZO) adı verilir ve daha geleneksel silikonun yerini alıyor. Temel yenilik, silikon çiplerin kırılgan doğalarını esnemeyle oluşan gerilimlerden korumak için ihtiyaç duyduğu karmaşık (ve pahalı) paketlemeden kaçınmak. Bunun yerine, IGZO transistörleri düşük sıcaklıklarda doğrudan plastik alt tabakalara basılabilir.

Pragmatic’in demosu, Flex-RV’nin bir pipet etrafına sarılıp sonra açılarak rahatsız edilmeden kod yürütmeye devam ettiğini gösteriyor. Gösterici, kartı fazladan bir özenle kullanırken, kıvrılıp hesaplamaya devam etmesini izlemek yine de oldukça etkileyici bir başarıydı. Ancak, göz kamaştırıcı bir performans beklemeyin. Sadece 12.600 mantık kapısıyla, Flex-RV prototipi 60 kHz’lik maksimum saat hızına ulaşıyor. Bu, PC oyuncusu terimleriyle 0,00006 GHz’dir. Bu mütevazı performans rakamlarına rağmen, çip düşük güçte bir makine öğrenimi hızlandırıcısını başarıyla entegre eder.

Pragmatic, Flex-RV’nin GPT-4 modellerini eğitmesini asla amaçlamamıştır. 6 mW’den daha az güç tüketen bu ultra verimli çip, tek kullanımlık tıbbi cihazları ve gelişmiş sağlık giyilebilirleri, yumuşak robotik ve hatta beyin-bilgisayar arayüzleri gibi esnek, vücuda uygun yeni bir sınırdaki aletleri çalıştırmak için idealdir. Ayrıca, Pragmatic, ücretsiz, açık kaynaklı RISC-V talimat setinden yararlanarak, çip maliyetlerini genellikle şişiren pahalı mimari lisans ücretlerinden kaçınmıştır.

Kaçak film izleyenler dikkat! Tehlike büyük

0

İnternetin uçsuz bucaksız dünyasında, film ve dizi izlemek en popüler aktiviteler arasında yer alıyor. Ancak bu keyifli dünyanın cazibesine kapılırken, karanlıkta gizlenen tehlikelerin farkında olmak büyük önem taşıyor. Özellikle de yasal platformlar yerine kaçak içerik sunan sitelere yönelen kullanıcılar, kendilerini beklenmedik risklerle karşı karşıya bırakabiliyorlar.

Kaçak film izleyenler oldukça dikkatli olmalı

Google’ın siber güvenlik alanındaki uzman şirketi Mandiant tarafından yapılan son keşifler, bu tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Peaklight adı verilen yeni bir kötü amaçlı yazılım türü, internet korsanlığının karanlık dehlizlerinde kol geziyor ve yasa dışı yollardan film indirenleri hedef alıyor. Üstelik Peaklight sadece hukuki sorunlarla değil, aynı zamanda kullanıcıların dijital güvenliğini tehdit eden ciddi risklerle de dolu.

En çok korsan izlenen dizi

Peki Peaklight kendini nasıl gizliyor ve bu denli tehlikeli olmayı nasıl başarıyor? Bu sinsi virüs, bilgisayar sistemlerine sızarak hafızada gizlice çalışmaya başlıyor ve geleneksel antivirüs yazılımlarının tespit etmesini zorlaştıran bir şekilde varlığını gizliyor. Bu da Peaklight’ın sistemde fark edilmeden uzun süre kalabileceği ve sinsi planını devreye sokmak için uygun zamanı kollayabileceği anlamına geliyor.

Peaklight, PowerShell tabanlı bir indirici kullanarak sisteminize ek zararlı yazılımlar bulaştırıyor ve adeta bilgisayarınızı ele geçirmek için bir köprü kuruyor. Lumma Stealer, Hijack Loader ve CryptBot gibi tehlikeli isimlere sahip bu zararlı yazılımlar, Peaklight sayesinde cihazınıza sızarak kişisel verilerinizi çalabilir, finansal bilgilerinizi ele geçirebilir ve hatta sizi farkında olmadan başka siber saldırıların hedefi haline getirebilir.

Peki Peaklight tuzağına düşmemek ve bu tehlikeli yazılımın kurbanı olmamak için neler yapılabilir? Öncelikle, yasa dışı yollardan film ve dizi indirmenin beraberinde getirdiği risklerin farkında olmak gerekiyor. Korsan içerik sunan siteler, kullanıcıları cezbedici vaatlerle kandırırken, arka planda sinsice çalışan kötü amaçlı yazılımlar için de birer yuva görevi görebiliyor. Bu sebeple, film ve dizi keyfinizi güvenli ve sorunsuz bir şekilde yaşamak için yasal platformları tercih etmek büyük önem taşıyor.

Ayrıca, internette gezinirken şüpheli bağlantılara tıklamamak, güvenilir olmayan kaynaklardan gelen e-postaların eklerini açmamak ve her zaman güncel bir antivirüs programı kullanmak da Peaklight gibi tehditlere karşı koruma kalkanı oluşturuyor. Unutmayın, dijital dünyada güvenlik her şeyden önemlidir ve alacağınız basit önlemler, sizi büyük risklerden koruyabilir.

Ultra yüksek hızlı şarj için siyah fosfor kullanılacak

0

Araştırmacılar, katı hal elektrokatalizine yenilikçi bir yaklaşım geliştirerek lityum iyon pil (LIB) teknolojisinde çığır açtı. Bu yeni geliştirme, ultra yüksek hızlı şarj sağlama potansiyeline sahip. Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yönetilen yeni tasarım, lityum kobalt oksit (LCO) katotla eşleştirildiğinde pilin hızlı bir şekilde şarj edilmesini sağlayan gelişmiş bir kükürt katkılı siyah fosfor (S/bP) anot içeriyor.

Ultra yüksek hızlı şarj için yeni anot ve katot

Sonuç, sadece dokuz dakikada yüzde 80 şarja ulaşabilen, hem hız hem de verimlilik açısından önceki tasarımlardan daha iyi performans gösteren enerji yoğun bir lityum iyon pil. 302 Wh/kg etkileyici enerji yoğunluğuyla pil, bu performansı 300’den fazla şarj döngüsü boyunca koruyarak dayanıklılığını ve ticari uygulanabilirliğini kanıtladı.

Bu başarının merkezinde elektrokatalizin katı hal reaksiyonlarına uygulanması yatmaktadır. Elektrokataliz, enerji bariyerini düşürerek elektrokimyasal reaksiyonları hızlandırır ve yakıt hücrelerinde, pillerde ve diğer enerji dönüşüm teknolojilerinde temel bir mekanizmadır. Geleneksel olarak, elektrokataliz sıvı-katı veya gaz-katı arayüzleriyle sınırlıydı, ancak bu atılım, LIB’lerin ilerlemesi için kritik bir ihtiyaç olan katı faz reaksiyonlarındaki potansiyelini göstermektedir.

Araştırma ekibi, LIB’lerin ortak bir sınırlamasını ele aldı: silikon ve fosfor gibi katı anot malzemelerinde lityum iyonlarının yavaş hareketi. Tipik olarak, bu malzemeler lityum iyonlarını alaşım reaksiyonları yoluyla depolar, ancak yavaş iyon hareketlilikleri pilin hızlı bir şekilde şarj olma yeteneğini sınırlar. Ek olarak, lityum alaşımlama işleminin ürünleri, geleneksel elektrokataliz için gerekli olan tipik iki fazlı teması atlayarak katı fazlarda bulunuyor.

Bu zorlukların üstesinden gelmek için ekip, heteroatom dopingi kullandı; bu, yabancı atomların malzemenin yapısına entegre edilerek özelliklerinin değiştirildiği bir işlemdir. Bu durumda, iletkenliği iyileştirmek ve Li-alaşımlama işleminin reaksiyon kinetiğini geliştirmek için siyah fosfora kükürt eklendi. Yaklaşık yüzde 5’lik kritik bir heteroatom doping konsantrasyonu kullanarak, araştırmacılar alaşımlama reaksiyonları için oldukça aktif bölgeler yaratabildiler. Bu bölgeler, içsel kimyasal bağların kırılmasını önemli ölçüde artırarak, reaktif bölgelerin sayısını artıran ve nihayetinde elektrokimyasal reaksiyonu hızlandıran daha küçük birim hücrelerinin oluşumunu kolaylaştırdı.