Mobil cihaz güvenliği kişisel verileri korumanın yolları ve önemi

0

Mobil güvenlik, akıllı telefonlar ve tabletler gibi cihazları siber tehditlere karşı korumak için genel bir dijital güvenlik stratejisinin bir bileşeni. Kişisel ve profesyonel iletişimin yanı sıra veri depolama için mobil teknolojiye giderek daha fazla güveniyoruz. Çalışanlar bu cihazları sıklıkla iş ağlarında da kullanıyor. Bu nedenle, bu cihazların güvenliği, işletme için her zamankinden daha kritik hale geldi.

Sağlam bir mobil güvenliğin eksikliği, işletmeleri  veri hırsızlığı ve finansal kayıplar dahil olmak üzere çok çeşitli risklere maruz bırakabiliyor. Bu nedenle, mobil güvenlik en iyi uygulamalarını anlamamız her işletme için çok önemli.

Mobil cihaz güvenliği ve arkasındaki riskler

Mobil güvenlik, genellikle kablosuz güvenlik adıyla da biliniyor. Akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, giyilebilir cihazlar ve diğer taşınabilir cihazlarda depolanan ve iletilen hem kişisel hem de işle ilgili bilgileri korumayı içeriyor. Mobil bilişime özgü tehditleri, güvenlik açıklarını ve saldırıları ele alıyor.

Mobil cihazlar, her modern işletmenin bir parçası haline geldi. Çalışanlar, mobil cihazları kullanarak iş uygulamalarına ve ağlarına erişmeyi daha kolay buluyor. Yöneticiler de şikayet etmiyor çünkü çalışanların üretkenliği artıyor. Ayrıca her yerden çalışma esnekliğine sahip olduklarında artıyor. Bu eğilim, pandemi sırasında ve sonrasında daha da artıyor. Ancak bu kolaylığın kendi sonuçları var. Kötü niyetli unsurlar, bir ağa ve cihazlarına erişmek için güvenli olmayan mobil cihazları kullanabiliyor. Verileri ve kritik bilgileri çalabiliyor ve bu da finansal ve itibar kayıplarına yol açabiliyor.

Verizon’un 2022 Mobil Güvenlik Endeksi’ne göre, ankete katılan kuruluşların yüzde 45’i yakın zamanda mobil ile ilgili bir ihlal yaşadı. Bu sayı 2021 anketindeki sayının neredeyse iki katıydı. IBM Veri İhlali Maliyeti Raporu 2022’ye göre, bir veri ihlalinin ortalama toplam maliyeti 4.35 milyon dolara geliyor. İhlal uzaktan çalışmayı da içeriyorsa maliyet 1 milyon dolar daha fazlaydı.

Secure Boot’ta Kritik güvenlik açığı: yüzlerce bilgisayar etkilendi

Siber güvenlik dünyasında büyük bir skandal patlak verdi. Binarly adlı bir siber güvenlik firması, birçok büyük teknoloji şirketinin yüzlerce bilgisayar modelinde kullanılan Secure Boot sisteminde kritik bir güvenlik açığı keşfetti. Bu açık, kötü niyetli kişilerin bilgisayarlara kolayca sızmasına ve zararlı yazılımlar yüklemesine olanak tanıyor.

Secure Boot nedir?

 Secure Boot, bilgisayarların güvenli bir şekilde başlatılmasını sağlayan bir güvenlik mekanizmasıdır. Bu sayede, bilgisayar yalnızca güvenilir yazılımlar tarafından başlatılabilir. Ancak, ortaya çıkan bu güvenlik açığıyla birlikte, Secure Boot’un sunduğu güvenlik garantisi büyük ölçüde zayıflamış oldu.

Secure Boot

Güvenlik Açığının Nedenleri Araştırmacılar, bu güvenlik açığının, bir üreticinin çalışanının yanlışlıkla bir kriptografik anahtarı herkese açık bir şekilde paylaşmasından kaynaklandığını belirlediler. Bu anahtar, birçok farklı marka ve modeldeki bilgisayarlarda Secure Boot sisteminin çalışması için kullanılıyordu. Bu durum, kötü niyetli kişilerin bu anahtarı kullanarak, bilgisayarlara kolayca sızabileceği anlamına geliyor.

Etkilenen cihazlar

 Bu güvenlik açığından Acer, Dell, Gigabyte, Intel ve Supermicro gibi birçok büyük teknoloji şirketinin ürünleri etkileniyor. Hatta, bu sorun hem x86 hem de Arm işlemcili cihazlarda görülüyor. Bu da sorunun ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.

Sonuçları Bu güvenlik açığı, bilgisayar kullanıcıları için ciddi riskler taşıyor. Kötü niyetli kişiler, bu açığı kullanarak bilgisayarlara sızabilir, kişisel verilere ulaşabilir ve hatta bilgisayarları kontrol altına alabilir. Özellikle, Microsoft’un Windows 11 için Secure Boot’u zorunlu hale getirmesiyle birlikte, bu durum daha da endişe verici hale geldi.

Ne yapılmalı? 

Bilgisayar üreticileri, bu güvenlik açığını gidermek için yeni güncellemeler yayınlamalı ve kullanıcıların bu güncellemeleri en kısa sürede yüklemeleri gerekmektedir. Kullanıcılar da, bilgisayarlarının güvenliğini sağlamak için güvenilir antivirüs programları kullanmalı ve yazılımlarını düzenli olarak güncellemelidirler.

Secure Boot’ta keşfedilen bu kritik güvenlik açığı, siber güvenlik dünyasında büyük bir alarm zili çalıyor.Bilgisayar kullanıcılarının ve üreticilerin bu konuya daha fazla dikkat etmeleri ve gerekli önlemleri almaları gerekiyor.

Giyilebilir teknoloji trendleri sağlık ve fitness alanında yeni gelişmeler

0

CSM’nin fitness trendleri araştırması, diğer tahminlerin yanı sıra yüz yüze fitness’a dönüşe, teknolojide artış öngörüyor.

Amerikan Spor Hekimliği Koleji’nin ( ACSM ) 2024 Dünya Çapında Fitness Trendleri Anketi dikkat çekti. Ankete göre fitness sektöründe teknolojinin rolü devam ediyor. Yüz yüze fitness deneyimlerine geri dönüş olduğunu gösteriyor. Yıllık anket, değişen tüketici ihtiyaçlarını ve sektörün karşıladığını gösteriyor.

Giyilebilir teknoloji trendleri

2006’da başlayan ACSM’nin yıllık anketi, tarihsel olarak fitness endüstrisi trendlerini öngörüyor. Toplumsal tutumlardaki değişimleri ve teknolojik gelişmeleri yansıtıyor. 2024 versiyonu, kişisel antrenörler, egzersiz fizyologları ve grup egzersiz eğitmenleri de dahil olmak üzere fitness endüstrisindeki yaklaşık 2.000 profesyonelden gelen içgörüleri bir araya getirdi. Giyilebilir teknoloji trendleri konusunda önemli bir rehber sunuyor.

2024 anketi, butik spor stüdyoları ve abonelik tabanlı üyeliklere dikkat çekiyor. Bu, pandemi sırasında öne çıkan çevrimiçi eğitim ve ev spor salonlarına yönelik önceki odaktan bir sapmaya işaret ediyor. Böylelikle teknoloji, kişisel sağlık verilerine ve fitness takibine yönelik güçlü bir tüketici ilgisinin göstergesi oluyor. Böylelikle en önemli trend olarak öne çıkıyor. Teknoloji ile kalp atış hızı, yakılan kalori ve uyku gibi sağlık ölçümlerini izleyen cihazların popülaritesi artıyor. Bunu, vurgulayarak teknoloji 2016’dan beri ilk üçte yer alıyor.

ACSM-CEP ve anket sözcüsü A’Naja Newsome: “Sosyal desteğin egzersiz öz yeterliliğinin güçlü belirleyicilerinden olduğunu biliyoruz. Egzersiz profesyonellerinin, müşteriler için uyumu amacıyla teknolojinin yeteneklerinden yararlanmaları önemli.” diyor.

Ayrıca şirketler, fitness tesislerine erişim sağlama, çalışan sağlığı programları düzenleme için sağlık promosyon girişimlerine yatırım yapıyor. Bu sağlık odaklı stratejileri işyerine entegre ediyor. İşverenler sağlıklı iş gücünün kuruluşlarının başarısı üzerindeki derin etkisini kabul ediyor.

Kullanıcıları dinleyerek gelişen yapay zeka asistanı, 7 milyon dolar topladı!

Bee tarafından geliştirilen bu cihaz, kullanıcıların konuşmalarını dinleyerek onlardan öğreniyor, notlar alıyor, bağlamsal hatırlatmalar yapıyor ve listeler oluşturuyor. Şirket ayrıca Apple Watch ile uyumlu bir uygulama da geliştirdi.

Bu yatırım turunda açıklanan tutar, önceden toplanmış 1.5 milyon dolarlık pre-seed fonunu da içeriyor. Greycroft, New Wave VC, Banana Capital ve daha önce birkaç spor ağı kurmuş olan TV yöneticisi Brian Bedol da bu yeni yatırım turuna katıldı. Bee’nin kurucu ortağı ve CEO’su Maria de Lourdes Zollo, verdiği bir demeçte, Bee AI’in asıl odak noktasının asistanı çalıştıran yazılım olduğunu belirtti. Şirket, uygulamanın sürekli olarak kullanıcının telefon mikrofonunu kontrol etmesine gerek kalmaması için bir giyilebilir cihaz geliştirdi.

Bee’nin cihazı ve uygulaması, kullanıcıların telefon bildirimlerini okuma, önemli mesajlar ve etkinlikler hakkında hatırlatmalar alma, e-postalar veya tweetler yazma ve talep üzerine alışveriş önerileri alma gibi çeşitli görevleri yerine getirebiliyor. Cihazda şu an için yalnızca kaydı durdurma işlevi gören bir sessiz düğmesi bulunuyor, ancak şirket bu düğmeyi komut tetiklemek için de kullanmanın yollarını araştırıyor.

Bee AI’in piyasaya girmeye çalıştığı alanda, üretken yapay zekanın güvenilir bilgi üretme yeteneği konusunda bazı şüpheler bulunuyor. Rabbit gibi startup’lar, çeşitli görevleri yapmak için AI ajanlarını kullanmayı denedi ancak süreç henüz güvenilir bir şekilde çalışmıyor. Buna rağmen, A16z destekli Limitless ve Friend gibi birkaç startup da benzer işler yapmayı vaat eden giyilebilir cihazlar üzerinde çalışıyor.

Bee’nin kurucuları Maria de Lourdes Zollo ve Ethan Sutin daha önce Twitter’da birlikte çalıştı. Zollo, Twitter’da Twitter Spaces’ı hayata geçiren ekibin bir parçasıydı ve Sutin ise mühendislik lideriydi. Şirketin yatırımcıları, ekibin yeteneklerine güveniyor. Greycroft’un yönetici ortağı Ian Sigalow, Bee’nin ekibinin mühendislik konusunda yetenekli olduğunu ve milyonlarca kullanıcıya ürün sunmuş geçmişe sahip olduğunu belirtti.

Bee, kullanıcılarının mahremiyeti konusunda bazı endişeler doğurabilir. Ürün şu anda beta aşamasında ve kullanıcıların çevresindeki kişilerin söylediklerini de modelin kullanıcı hakkında daha fazla bilgi edinmesi için kullanıyor. Ancak şirket, resmi lansmandan önce, sözlü izin verilmediği takdirde kullanıcı olmayan kişilerin seslerini kullanmayı durdurmayı planlıyor. Şirket, platformunun ses kayıtlarını depolamadığını ve yalnızca kullanıcı hakkında daha fazla bilgi edinmek için transkriptleri kullandığını iddia ediyor.

Bee, cihazını 49 dolara ve aylık 19 dolarlık abonelik ücretiyle sunmayı planlıyor. Şirket, Black Friday’den önce sipariş almaya başlamayı hedefliyor.

Düşük kodlu ve kodsuz geliştirme platformları yazılım dünyasını nasıl değiştiriyor?

0

Teknoloji dünyası, kod yazmayanların dijital ürünler oluşturmasına yardımcı olan “görsel” araçlar aracılığıyla yazılım geliştirmeye odaklanıyor. Geçtiğimiz yıllarda, bu Microsoft’un Visual Basic for Applications (VBA) veya Dreamweaver gibi gelişmeler gündem oldu. Son zamanlarda, yazılım geliştirme sürecine erişimi genişletmek için kodsuz ve düşük kodlu girişimler parlıyor.

Düşük kodlu ve kodsuz geliştirme platformlarının avantajları

Danimarkalı girişim Toddle’ın görsel geliştirme ringine şapkasını atmasının arka planı bu. JavaScript çerçevelerine tam özellikli bir alternatif tasarlıyor. Gerçek zamanlı işbirliği, sürüm kontrolü ve barındırma ile dolu kodsuz bir platform başlattı. Şirket, nihayetinde “yazılım oluşturma şeklimizi değiştirmek” istediğini söylüyor.

Bubble, Flutterflow, Builder, Softr, Framer, Webflow ve sayısız başka girişim, kodsuz çalışmayı tercih ediyor. Platformunun nasıl görünmesi gerektiğine dair çeşitli yorumları için yüklü miktarda para topladı. Genellikle milyar dolarlık değerlemelerle çalışıyor. Bunların hepsi aynı pazarlara yönelik olmasa da benzer ideallerle var. Bir şirketteki herkes, kodlama becerileri ne olursa olsun yazılım geliştirmeye yatkın olmalı.

2022’de kurulan Toddle, CEO Andreas Moller ve CDO Kasper Svenning’in eseri. Kurucu ortaklar, tasarımcılara görsel düzenleme arayüzü aracılığıyla canlı bir kod tabanına doğrudan erişim sağlayan ve temeldeki kod çerçevesine hemen yansıyan UI (kullanıcı arayüzü) ve UX (kullanıcı deneyimi) değişiklikleri yapmalarını sağlayan bir platform geliştirdi.

Kurucular, Toddle’ı React gibi dillerin gücünü görsel biçimde kopyalayan bir araç gibi sunuyor. Moller, tasarım ve geliştirici ekiplerinin Toddle’ı tam özellikli SaaS uygulamaları için kullanmasını öngörüyor. Tıpkı bir geliştiricinin dijital ürünleri için Figma’yı, pazarlama web siteleri oluşturmak için Webflow’u geliştirmesi gibi. Ayrıca prototipleme için Glide da buna örnek verilebiliriz.

Buradaki fikir,tasarımcıların farklı ortamlar arasında geçiş yapmak zorunda kalmadan aynı “dilde” aynı sayfadan çalışabilmeleri. Toddle’da oluşturulan her bileşen paketler olarak saklanabiliyor. Ayrıca projeler arasında yeniden kullanılabiliyor. Böylelikle sürüm kontrolü, geliştiricilerin ihtiyaç duyduklarında bileşenler veya uygulamaların eski sürümleri el altında kalıyor.

Ferrari CEO’sunun sesi ile dolandırıcılık girişimi

Yapay zekanın hızla gelişmesi, dolandırıcıların yüksek profilli hedefleri bile kandırmak için yeni araçlar kullanmasına olanak tanıyor. Yakın zamanda bir Ferrari yöneticisiCEO Benedetto Vigna‘dan geliyormuş gibi görünen birkaç mesaj ve aramayla deepfake dolandırıcılığına maruz kaldı. Neyse ki yönetici, doğrulama için kişisel bir soru sorarak dolandırıcıyı atlattı.

Olay, Ferrari’nin CEO’su gibi davranan birinden gelen bir dizi WhatsApp mesajıyla başladı. Mesajlar, gizli bir satın alma konusunda acil yardım isteyen içerikteydi ve farklı bir numaradan geliyordu. Ancak, mesajlarda Vigna’nın Ferrari amblemi önünde durduğu bir profil resmi bulunuyordu. Bloomberg’in bildirdiğine göre, mesajlardan birinde şu ifadeler yer alıyordu: “Hey, planladığımız büyük satın almayı duydun mu? Yardımına ihtiyacım olabilir.” Mesaj, Ferrari’nin avukatının göndereceği Gizlilik Anlaşması‘nın en kısa sürede imzalanmasını talep ediyordu ve aciliyet duygusu yaratıyordu: “İtalya’nın piyasa düzenleyicisi ve Milano borsası çoktan bilgilendirildi. Son derece ihtiyatlı davranın.”

Bu kısa mesajların ardından yönetici, Vigna’nın sesinin inandırıcı bir taklidini içeren ve CEO’nun kendine özgü güney İtalya aksanıyla tamamlanan bir telefon çağrısı aldı. Arayan kişi, konunun hassasiyeti nedeniyle farklı bir numara kullandığını iddia ederek yöneticiden “belirtilmemiş bir döviz hedge işlemi” gerçekleştirmesini talep etti.

Tuhaf para talebi ve arama sırasında duyulan bazı “hafif mekanik tonlamalar”, Ferrari yöneticisi için kırmızı bayraklar kaldırdı. Yönetici, “Üzgünüm Benedetto, ama kimliğini doğrulamam gerekiyor” diyerek CEO’yu günler önce tavsiye ettiği bir kitap hakkında sorguladı. Taklitçi, bu soruya yanlış cevap verince aceleyle aramayı sonlandırdı.

Ferrari temsilcileri, Bloomberg’in isimsiz kaynaklardan öğrendiği bu olay hakkında yorum yapmayı reddetti. Bu ayın başlarında meydana gelen durum, şirket tarafından soruşturuluyor.

Yapay zekanın dolandırıcılar tarafından para sızdırmak için ilk kez kullanılmadığını söylemeye gerek yok. Siber güvenlik firması SocialProof Security‘nin CEO’su Rachel Tobac, “Bu yıl, yapay zeka kullanarak ses klonlama girişiminde bulunan suçlularda bir artış görüyoruz” uyarısında bulundu.

Politecnico di Milano‘da siber güvenlik profesörü olan Stefano Zanero, yapay zeka destekli derin taklitlerin “inanılmaz derecede doğru” hale gelerek daha da korkutucu olacağını öngörüyor. Zanero, şirketlerin personelini insanüstü dedektörlerle donatana kadar, bireylerin aşırı dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. “Kim sorarsa sorsun, patronunuza bile olsa, bir kuruş transfer etmeden önce iki kez kontrol edin, üç kez kontrol edin – hatta dört kez kontrol edin,” diyerek uyarıda bulunuyor.

ABD Adalet bakanlığı, TikTok’u yasaklama sürecini hızlandırdı!

ABD Adalet Bakanlığı, TikTok’un mevcut haliyle faaliyet göstermeye devam etmesinin seçimlerde seçmen manipülasyonunayol açabileceği uyarısında bulundu. Bakanlık, TikTok’un yasaklanması için açtığı davayı hızlandırarak Cuma günü yaptığı bir mahkeme başvurusunda, uygulamanın Çin’in etkisi altında kalabileceğini belirtti.

Dosyalama, TikTok’un hükümetin yasağını engellemeye yönelik açtığı davaya yanıt olarak yapıldı. Adalet Bakanlığı, TikTok’un algoritmasının ve ana şirket ByteDance’in Çin hükümetiyle olan bağlarının “gizli bir manipülasyon” kampanyası için kullanılabileceği konusunda uyardı.Bakanlık, “Diğer şeylerin yanı sıra, örneğin Çin hükümetinin belirli bir Amerikan seçiminin sonucunun Çin çıkarları için yeterince önemli olduğuna karar vermesi durumunda, yabancı bir hükümetin seçimlerimiz de dahil olmak üzere siyasi sistemimize ve siyasi söylemimize yasadışı bir şekilde müdahale etmesine izin verecektir” ifadesini kullandı.

Nisan ayında kabul edilen bir yasa uyarınca, TikTok’un yeni bir sahip bulmak için Ocak 2025’e kadar süresi var, aksi takdirde ABD’de yasaklanacak. Şirket, bu yasanın Birinci Değişiklik haklarını ihlal ettiğini belirterek iptali için dava açıyor. Adalet Bakanlığı ise bu iddialara itiraz etti.

Yetkililer, “Tüzük, TikTok’un düşman bir yabancı güçle olan bağlantısına özgü ulusal güvenlik endişelerini hedefliyor, korunan konuşmanın herhangi bir şekilde bastırılmasını değil” diye belirtti.TikTok, ByteDance’in Çin ile olan bağları nedeniyle son beş yılın büyük bir bölümünde ABD hükümeti için endişe kaynağı olmuştur. Eleştirmenler, Çin hükümetinin sitenin algoritması ve uygulamanın ABD’li kullanıcılar hakkında topladığı veri yığınları aracılığıyla kullanıcıları potansiyel olarak etkileyebilmesinden endişe duyuyor.

ABD’li yetkililer, algoritmanın “manuel olarak manipüle edilebileceğini ve Çin’deki konumunun Çin hükümetinin algoritmayı gizlice kontrol etmesine ve böylece Amerikalı kullanıcıların aldığı içeriği gizlice şekillendirmesine izin vereceğini” ifade etti.

Olimpiyat oyunlarında Altyapı sabotajı: Fransa’da internet kilitlendi

Orange SA‘nın bir sözcüsü, Paris ve Olimpiyat Oyunlarına hizmet veren bağlantıların etkilenmediğini belirtti. Ancak, bu saldırı, son birkaç gün içinde Fransız altyapısına yönelik ikinci büyük sabotaj oldu. Cuma günü, açılış töreni öncesinde, Fransız demiryolu hatlarında meydana gelen koordineli yangınlar, tren seferlerini aksatmıştı.

Fransız Telekom FederasyonuArdècheAudeBouches-du-RhôneDrômeHéraultVaucluseMarneMeuse ve Oise bölgelerinde toplam dokuz bölgede fiber kabloların kesildiğini duyurdu. SFR‘nin bir sözcüsü, şebekelerinin Paris saatiyle gece 1 ile sabah 3 arasında tahrip edildiğini ve onarıma yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Alternatif rotalar kullanılarak hizmet verilmeye çalışılsa da, bu durum trafiğin yeniden yönlendirilmesinin düşük hızlara yol açabileceğini gösteriyor.

Diğer taşıyıcılar arasında Iliad SAFree ve Netalis de sosyal medyada etkilenme durumlarını paylaştı. Netalis İcra Kurulu Başkanı Nicolas Guillaume, trafiğin Pazartesi günü erken saatlerde yedek ağlara başarıyla taşındığını ifade etti. OVHcloud da Avrupa ve Asya Pasifik arasındaki bağlantılarda performans düşüşüne neden olan olayın ardından trafiği yeniden yönlendirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Olimpiyat oyunlarında Paris Savcılığı‘ndan bir temsilci, durumu analiz ettiklerini ve gerekli soruşturmayı başlatabileceklerini belirtti. Agence France-Presse‘in bildirdiğine göre, fiber hasarı polis kaynaklarına dayandırılıyor.

Olimpiyat oyunlarında öncesinde Fransa, bu tür sabotaj ya da şiddet eylemlerine karşı yüksek teyakkuzda bulunuyordu. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, France 2 televizyonuna verdiği mülakatta, geçen hafta meydana gelen demiryolu saldırılarının ardından tren seferlerinin normale döndüğünü açıkladı.

Fransız Telekom Federasyonu Başkanı Romain Bonenfant, telekom altyapısına yönelik vandalizme karşı cezai yaptırımların güçlendirilmesini ve bu yaptırımların enerji altyapısına yönelik vandalizmle aynı seviyeye getirilmesini savundu.

Paris Savcılığı, geçen haftaki demiryolu saldırılarını da soruşturuyor. Şehirde, açılış töreni öncesinde Seine Nehri çevresinde kurulan bariyerlerde yaklaşık 45,000 polis ve asker devriye geziyor. Şehirdeki video kameralar, halktan gelen potansiyel tehditleri gerçek zamanlı olarak analiz etmek için yapay zeka teknolojisi kullanıyor. 2022’de benzer bir olayda, Paris’in LyonStrasbourg ve Lille bölgelerini bağlayan uzun mesafeli kablolar kesilmiş ve internet kesintilerine yol açmıştı. Savcılık temsilcileri, bu soruşturmanın durumuna ilişkin yorum yapmadı.

Mobil uygulama geliştirme süreçleri ve en iyi uygulamalar

0

Kurumsal kullanıcılar, akıllı telefonlarında çeşitli görevleri gerçekleştirmek için mobil uygulamalara kolayca erişmeyi bekliyor. Ancak bu uygulamaları geliştirmek arka planda her zaman kolay olmuyor. Kuruluşlar, geliştirme sırasında ve sonrasında pek çok zorlukla karşılaşıyor. Bu zorluklar genellikle geliştirme ekibinin büyüklüğüne, uygulamanın hedef kitlesine ve diğer faktörlere bağlı.

Mobil uygulama geliştirme zorlukları

Kullanıcı gereksinimlerini toplayarak kuruluşun iş ihtiyaçlarını anlamanız, mobil uygulama yayınlamanın ilk adımı. Bir kuruluş halihazırda Agile veya DevOps mağazasıysa bu, geliştiricilerini mobil uygulama geliştirme için daha iyi bir konuma getirecek. Kullanıcı deneyimi, geliştirme için bir diğer önemli husus. Çünkü tüketici uygulama mağazaları, son kullanıcılara mobil uygulama verimliliği ve üretkenliği için yüksek beklentiler sunuyor. Sorunsuz bir uygulama oluşturma süreci sağlamak için, geliştiriciler bu ve diğer zorluklar için nasıl plan yapacaklarını ve bunlarla nasıl başa çıkacaklarını öğrenmeli.

Mobil uygulama geliştirme uzmanlığı ve deneyiminin eksikliği önemli bir eksiklik. Bir kurumsal uygulama oluşturmak, mobil yazılım geliştirme konusunda kapsamlı bilgiye sahip bir ekip gerekiyor. Geliştiricilerin veritabanı entegrasyonu, UX tasarımı ve uygulama güvenliği konusunda deneyime sahip olması gerekiyor.

BT’nin bilgisini geride bırakan yeni teknolojiler var. Ortaya çıkan teknolojinin bir organizasyonun şirket içi teknik bilgisini nasıl geride bırakabileceğinin en son örneği bu. Yazılımcılar, dahili kullanım için kurumsal mobil uygulamalarla bile bunu dengelemeli. Bu, özellikle uygulamalar arka uç verilerine erişiyorsa geçerli oluyor. Bu, personele müşterilerle uğraşırken rekabet avantajı sağlayacak.

UX tasarımı önemli bir gecikmeye neden oluyor. Marketlerdeki tüketici uygulamalarının çeşitliliği, kurumsal mobil uygulama kullanıcıları için yüksek beklentiler oluşturuyor. Bu da birçok kuruluş için UX tasarımını zorlaştırıyor.

Platformlar arası uygulama geliştirme süreçleri farklı işliyor. Kuruluşlar, hem iOS hem de Android kullanıcılarının uygulamalarına erişebilmesini istiyorlarsa, platformlar arası uygulama geliştirmeyi göz önünde bulundurmalı.

Yapay Zeka HDMI kablolarından ekranları gözetliyor!

Güvenlik araştırmacıları, HDMI video kablolarından yayılan elektromanyetik radyasyonu kullanarak, ekranlarda görünen içeriği gözetlemenin mümkün olduğunu gösterdi. Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zeka destekli bir teknikle bu sinyalleri yakalayıp okunabilir ekran görüntülerine dönüştürebildiklerini açıkladı. Araştırmacılara göre, bu teknoloji halihazırda vahşi doğada kullanılabilecek düzeyde gelişmiş durumda.

Dijital dönemde eski bir tehdit yeniden canlanıyor

Analog video sinyalleri döneminde, bilgisayar korsanlarının video kablolarından sızan bilgileri yakalayarak ekrandaki görüntüleri yeniden oluşturması mümkündü. Ancak HDMI gibi dijital protokollerin devreye girmesiyle bu işlem zorlaştı. Dijital sinyaller, analog olanlara göre çok daha karmaşık olmasına rağmen, hala bir miktar elektromanyetik radyasyon sızdırıyor. Araştırmacılar, bu sızıntıları yapay zeka ile analiz ederek, orijinal HDMI sinyallerine oldukça benzeyen görüntüler elde edebildiklerini belirtiyor.

Yapay Zeka HDMI ile Yapılan testlerde, çalınan HDMI sinyallerinden elde edilen metinlerin %70 doğrulukla yeniden oluşturulabildiğigörüldü. Bu doğruluk oranı mükemmel olmasa da, hassas bilgilerin—örneğin şifreler veya finansal veriler—yakalanması için yeterli olabilir. Ekip, bu yeni yöntemin hata oranını önceki tekniklere göre %60 oranında azalttığınıbelirtiyor.

Yapay Zeka HDMIBilgisayar korsanlarının bu tür saldırıları gerçekleştirebilmesi için birkaç yol bulunuyor: Hedef binanın içine gizli bir sinyal yakalama cihazı yerleştirebilir veya sızan HDMI radyasyonunu yakalamak için bir radyo anteni kullanabilirler. Araştırmacılar, bu tür saldırıların özellikle devlet kurumları ve hassas endüstriyel ortamlar gibi yerlerde zaten kullanıldığını ileri sürüyor.

Kullanıcılar ne yapmalı?

Baş araştırmacı Federico Larroca, “Hükümetler bu konuda endişeli, ancak sıradan kullanıcıların çok endişelenmesi gerektiğini düşünmüyorum,” diyor. Ancak, güvenliğinizi önemsiyorsanız bu konunun dikkate alınması gerektiğiniekliyor. Kablolarınızı hemen değiştirmenize gerek yok, ancak çevrenizdeki olağandışı aktiviteleri göz önünde bulundurmakta fayda var.

Mobil fotoğrafçılık ipuçları akıllı telefonla profesyonel çekimler nasıl yapılır?

Makro fotoğrafçılığa meraklıysanız ve henüz kameranız ve makro lensleriniz yoksa, akıllı telefonunuz size başlangıç ​​için yardımcı olabiliyor. Birçok üst düzey akıllı telefon, küçük nesnelerle başa çıkmak için iyi donanımlı. Yakın çekim fotoğraflar çekme konusunda muhtemelen aklınıza gelen ilk şey telefonunuz değil. Peki ya cebinizdeki akıllı telefonu kullanarak çarpıcı sonuçlar elde edebilseydiniz ve nerede olursanız olun dışarıdayken yakın çekimler yapma seçeneği sunsaydı? Son yıllarda piyasaya sürülen birçok akıllı telefon, özel bir makro çekim özelliğine sahip.

Mobil fotoğrafçılık ipuçları

Akıllı telefonunuzu makro fotoğrafçılık için iyi sonuçlar elde etmenin başka yolları da var. Mobil fotoğrafçılık için telefoto lensini kullanmak iyi sonuçlar elde etmenin bir yolu var. Ayrıca deneyebileceğiniz ek eklentiler, büyüteçler ve lensler de var.

Akıllı telefonunuzdaki hangi kameranın size en iyi sonuçları vereceğini bulmak önemli. Bazıları yakın çekimler için ultra geniş açılı kamerayı kullanır ve en son modellerden bazıları telefoto lensle en iyi sonuçları veriyor. Telefon incelemelerimizi okuyarak telefonunuzun neler yapabileceğini kontrol ettiğinizden emin olun ve telefonunuzda varsa makro moduna geçtiğinizden emin olun.

Bu yazıda, akıllı telefonlarını kullanarak güzel yakın çekim çalışmaları yaratan üç fotoğrafçıya göz atacağız. Her biri, elde edebileceğiniz en iyi sonuçları elde etmek için ipuçlarını paylaşacak.

Jeanette’in akıllı telefonlarla çekilen makro fotoğraflar için en iyi ipuçları:

  • Zaman ayırmalısınız ve yakınlaştırma yapmamalısınız. Telefonunuzu yavaşça getirirseniz, iyi bir alan derinliği elde edilebilişiniz.
  • Telefonunuzda yakın çekim/makro lens veya ayar varsa ona geçin. Bunu yaparak yakınlaştırma yapmıyor ve kalite kaybetmiyorsunuz.
  • Deklanşöre basmadan önce odak noktanızı ayarlamak için ekrana dokunun. Çok yakın olduğundan, kameranın başka bir şeye odaklanması kolaydır, bu yüzden çok spesifik olmalısınız.
  • Telefonu ters çevirin. Bu sizi genellikle daha yakına getirir ve tamamen farklı bir görüş açısı sunar.

Samsung’dan 9 dakikada şarj olan 965 km menzilli yeni otomobil bataryası

0

Elektrikli arabalar her geçen gün daha popüler hale geliyor ve farklı tiplerde birçok model piyasaya sunuluyor. Şarj altyapısının da gelişmesiyle birlikte, uzun yolculuklar artık çok daha kolay hale geldi. Ancak, elektrikli arabaların en büyük sıkıntılarından biri hala şarj süreleri. Samsung’un yeni bataryası, bu sorunu çözmek için önemli bir adım atıyor.

Samsung SDI şirketinin batarya bölümü, bu konuda önemli bir çözüm geliştirdi. Yeni bir katı hal bataryası oluşturan Samsung, bu bataryanın tek bir şarjla 965 km menzil sağlayabileceğini açıkladı. Daha da etkileyici olan ise, bu bataryanın sadece dokuz dakikada tamamen şarj olabilmesi. Bu, elektrikli araçların en büyük sorunlarından biri olan uzun şarj sürelerini büyük ölçüde azaltıyor.

Bu yeni batarya teknolojisi, son altı aydır birçok otomobil üreticisi ile test ediliyor. Samsung, iş birliği yaptığı otomobil üreticilerini açıklamasa da Hyundai ve General Motors gibi büyük isimlerle çalıştığına inanılıyor. Ayrıca, Samsung SDI, bu yeni katı hal bataryasının 20 yıla kadar ömrü olduğunu belirtiyor, bu da elektrikli araçların kullanım ömrünü önemli ölçüde uzatıyor.

Samsung, yeni katı hal bataryalarının kullanıldığı ilk elektrikli araçların 2027 yılına kadar piyasaya sürüleceğini belirtiyor. Ancak, bu bataryaların maliyeti oldukça yüksek olduğundan, başlangıçta sadece “süper premium” elektrikli arabalarda kullanılacağı belirtiliyor. Bu, başlangıçta bu teknolojinin geniş kitlelere ulaşmasının zaman alabileceğini gösteriyor.

Şirketin yeni batarya teknolojisi, elektrikli araçların geleceği için önemli bir adım olarak görülüyor. Uzun şarj süreleri, elektrikli araçların daha geniş kitleler tarafından benimsenmesinin önündeki en büyük engellerden biri. Samsung’un bu yeniliği, elektrikli araçların daha pratik ve kullanışlı hale gelmesine yardımcı olabilir. Bu da elektrikli araç pazarının daha hızlı büyümesine katkı sağlayabilir.

Artık robotlar bir şeyi yapmadan önce daha derin düşünebilecek!

ECoT, robotların yeni görev ve ortamlarda karşılaştıkları durumlarla başa çıkma yeteneklerini artırmayı amaçlıyor; insan operatörlere, doğal dil geri bildirimi yoluyla robotların davranışlarını düzeltme imkanı sunuyor.

Vision-language-action (VLA) modelleri, robotlara bir görevi daha iyi anlama yeteneği kazandırmayı amaçlayan güçlü bir eğitim yöntemi olarak ortaya çıktı. Google DeepMind araştırmacıları, Haziran 2023’te yayımlanan bir çalışmada VLA’nın potansiyelini vurguladılar. Ancak, bu modeller genellikle ara mantık olmadan gözlemlerden öğrenirler; bu nedenle daha düşünceli planlama ve uyum gerektiren karmaşık, yeni durumları ele alma kabiliyetleri sınırlıdır.

Araştırmacılar, ECoT’yi geliştirmek için bir temel model ekleyerek robotik mantığı iyileştirmeyi hedeflediler. ECoT için sentetik eğitim verisi oluşturmak amacıyla çeşitli temel modellerden yararlanarak robot demonstrasyonlarından özellikler çıkarmak için ölçeklenebilir bir veri üretim hattı geliştirdiler.

Bu süreçte, nesne dedektörleri ve görüş-dil modelleri kullanılarak robotun bulunduğu ortamın tanımları oluşturuldu ve nesneler gibi bilgiler açıklandı. ECoT, OpenVLA’nın mutlak başarı oranını %28 artırdı. Ancak, ECoT’nin sabit bir sırada mantık adımları gerçekleştirmesi, robotun dinamik olarak değişen ortamlarda esnekliğini ve uyum yeteneğini sınırlayabilir.

Tamamen elektrikli insansı robot

Araştırmacılar, ECoT’yi daha geniş bir veri kümesiyle iyileştirmenin ve daha fazla robota uygulamanın yollarını aramakta. Ayrıca, kontrol frekanslarını optimize ederek işlemleri hızlandırmayı amaçlıyorlar. Temel modeller, robotların genel amaçlı görevleri yerine getirme potansiyelini artırarak robotik araştırmacılar için giderek daha fazla ilgi çekici bir alan haline geliyor.

Skild AI adlı bir girişim, bu araştırma alanını robotik eğitim maliyetlerini düşürmenin bir yolu olarak kullanmayı umuyor. Skild, görsel denetim ve devriye görevleri için otomasyon çözümlerine temel modeli uygulayarak bu çabalarını finanse etmek için 300 milyon dolar topladı.

ECoT yöntemi, robotların karar verme süreçlerini adım adım düşünerek ve çevrelerini dikkate alarak iyileştirmelerini sağlayarak robotik alanında önemli bir ilerleme sunuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, robotların daha karmaşık ve dinamik ortamlarda etkili bir şekilde çalışabilme potansiyelini artırıyor.

Araştırmacılar, ECoT’yi daha geniş veri setleri ve optimize edilmiş kontrol frekansları ile geliştirmeyi planlayarak robotik alanında daha ileri adımlar atmayı hedefliyor.

Toyota Çinli rakiplerine karşı Japonya’da yeni batarya fabrikası kuracak!

Toyota, Çinli elektrikli otomobil üreticileriyle rekabet edebilmek amacıyla Japonya’nın “Silikon Adası” olarak bilinen Kyushu Adası’nda yeni bir batarya fabrikası kurmayı planlıyor. Bu yeni tesis, şirketin lüks araç markası Lexus için elektrikli araç pilleri üretecek.

Toyota, elektrikli araçlar konusunda rakiplerinin gerisinde kalmaktan endişe duyuyor. Çinli üreticilerden BYD, Japonya pazarına Atto 3 modeliyle giriş yapmış ve geçtiğimiz ay Seal modelini de satışa sunmuştu. Japonya Otomobil İthalatçıları Derneği’ne (JAIA) göre, 2024’ün ilk yarısında Japonya’nın ithal ettiği otomobillerin %10’unu Çinli elektrikli araçlar oluşturdu. Ancak Japonya’da yerli üreticiler ve Avrupa’nın önde gelen markaları hâlâ pazarın büyük bir kısmını elinde bulunduruyor.

Toyota’nın yeni batarya fabrikası, Kyushu Adası’nda, mevcut otomobil ve yarı iletken üretim tesislerinin yakınında inşa edilecek. Bu tesis, Toyota’nın Miyata tesisine 40 km uzaklıkta bulunacak ve Lexus araçlarının tedarik zincirinin önemli bir parçası olacak. Primeearth EV Energy, Toyota’nın pil üretim kolu, yeni fabrikanın işletmesini üstlenecek.

Şirket, 2030 yılına kadar elektrikli araçlara 32 milyar dolar yatırım yapmayı ve yıllık 3,5 milyon elektrikli otomobilsatmayı hedefliyor. Ancak Toyota, geçen yıl yalnızca 104.000 elektrikli araç satışı gerçekleştirmişti. Yeni fabrikanın maliyeti ve inşaat başlangıç tarihi hakkında ayrıntılar henüz açıklanmadı, ancak yakında daha fazla bilgi bekleniyor.

Tesla Tam Otonom Sürüş v12.5.1 Güncellemesini Yayınladı!

Tesla, son yıllarda otonom sürüş teknolojisindeki ilerlemelerini sürdürüyor ve Tam Otonom Sürüş (FSD) v12.5.1güncellemesinin belirli araçlara dağıtımına başladığını duyurdu. Bu yeni güncelleme, şehir içi ve otoyol sürüş yeteneklerini entegre eden büyük iyileştirmeler sunarak sürücülere daha akıcı ve güvenli bir deneyim vaat ediyor.

FSD v12.5.1 güncellemesi, önceki sürümlerden farklı olarak, kentsel ve otoyol sürüş işlevlerini tek bir sistemde birleştiriyor. Bu yenilik, daha erken ve doğal şerit değişikliklerigelişmiş sürücü izleme ve genişletilmiş uyumlulukgibi önemli geliştirmeleri içeriyor. Tesla’nın bu güncellemeyle sürücülere daha az müdahale gerektiren bir sürüş deneyimi sunmayı hedeflediği belirtiliyor.

Elon Musk, daha önce yaptığı açıklamalarda v12.5.x güncellemeleri hakkında iyimser olduğunu ifade etmişti. Musk, bu sürümle birlikte mil başına sürücü müdahalelerinde gözle görülür bir azalma beklediklerini vurgulamıştı. Güncelleme ayrıca, çekirdek FSD sisteminden bağımsız olarak çalışan Actual Smart Summon (akıllı çağırma) özelliğini de tanıtıyor. Bu özellik, aracın belirli bir konumdan bağımsız olarak çağrılmasını sağlıyor ve kullanıcıların sürüş deneyimini daha da geliştirmeyi amaçlıyor.

İlk lansman, HW4 donanımına sahip Model Y araçlarına odaklanıyor. Tesla, bu güncellemeyi öncelikli olarak bu modelde test ettikten sonra, ilerleyen dönemde diğer Tesla araçlarına da FSD v12.5 uyumluluğunu genişletmeyi planlıyor. Güncellemenin sağladığı iyileştirmeler ve yeni özellikler hakkında daha detaylı açıklamaların ise önümüzdeki günlerde yapılması bekleniyor.

Tesla’nın bu önemli adımı, otonom sürüş teknolojisinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor ve gelecekteki güncellemelerle birlikte Tesla’nın sürüş yeteneklerini daha da ileriye taşıması umut ediliyor.

Mobil uygulama trendleri hangi uygulamalar gelecekte popüler olacak

0

Mobil uygulama trendleri kısmına başlamadan önce yapay zekadan bahsetmemiz gerekiyor. Yapay zeka, düşünme sürecini taklit edebilir ve görevleri insan zekasının yapacağı şekilde gerçekleştirebilir. Büyük ölçekte bilgi toplar ve teknik olarak bundan öğreniyor. Yapay zeka devrim niteliğinde, ancak ne ölçüde? Mobil uygulama manzarasının geleceğinde, sohbet robotları ve öngörücü analizler gibi yapay zeka destekli özellikler dünya çapındaki kullanıcılar arasında giderek daha popüler hale geldi. Kullanıcı deneyimlerini ve kişiselleştirmeyi daha önce hiç olmadığı kadar geliştirmeye yardımcı oluyor

Mobil uygulama trendleri neler?

Chatbot’lar: Kullanıcıların sorularına göre anında destek ve yardım sağlıyor.

Öngörücü analizler: Özel öneriler ve tavsiyeler sunmak için kullanıcı davranışlarını analiz edin. Bu ikili mobil uygulama trendleri konusunda başı çekiyor.

Mobil uygulama pazarındaki AI entegrasyonu, çeşitli sektörlerden işletmeler için ölçeklenebilir bir potansiyel sunuyor. Daha ileri seviye için işletmeler mobil uygulamalarına AI özellikleri eklemeye istekli. İşlemlerini kolaylaştırabiliyor, üreçleri otomatikleştirebiliyor ve kullanıcılarına fütüristik deneyimler sunabiliyor. Böylelikle akıllı sesli asistanlardan görüntü tanımaya kadar her şey artık uygulamanızda desteklenebiliyor.

Bu hareket, işletmelerin pazarlarını anlama biçimlerini ve daha doğru bir pazar araştırması süreciyle değiştiriyor. Yapay zeka, işletmelerin değerli müşteri içgörüleri elde etmelerini, aşırı tekrarlayan görevlerden kaçınmalarını ve kullanıcılarıyla yankı uyandıran uygulama deneyimleri sunmalarını sağlıyor. Mobil uygulamanın geleceği, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına ve tercihlerine hitap eden akıllı etkileşim. Bununla birlikte sezgisel ve ilgi çekici uygulamalar için yapay zeka teknolojiler yardımcı oluyor.

Bununla birlikte AR ve VR, kullanıcı deneyimlerini yeni seviyelere taşıyan güçlü teknolojiler. AR, dijital içeriği gerçek dünyaya uygulama için kullanılıyor. Ayrıca VR sürükleyici, simüle ortamlar sağlıyor. Hem AR hem de VR, birden fazla sektörü dönüştürme konusunda muazzam bir potansiyele sahip. Geleneksel mobil uygulama sürecinde daha ilerisi için benzersiz fırsatlar sağlıyor.

Bu teknolojilerin entegrasyonu doğru şekilde yapılırsa kullanıcı etkileşiminde ve marka bilinirliğinde artış bekliyoruz. Ayrıca görünüşte “beklentilerin ötesinde” sonuçların ardındaki gizli gerçek, sizin ve geliştiricilerinizin ekibinin inşa sürecine çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekeceği. Mobil uygulama trendleri her ne kadar değişim gösterse de bu alanda birçok yenilik bizi bekliyor.

Yapay zeka destekli yazılım geliştirme geleceğin kodlama yöntemleri

Yazılımların sürekli gelişmesi, yapay zekanın entegrasyonu bir paradigma değişimini başlatıyor. Kdun nasıl üretildiği konusu da devrim yaratıyor. Zahmetli manuel ve hata dolu kodlama günleri geride kaldı. Yapay zeka destekli kod üretimi süreçleri akıcı hale getiriyor. Bununla birlikte verimliliği artırıyor ve yeni olasılık alanlarının kilidini açıyor.

Yapay zeka destekli yazılım geliştirme sektörü değiştiriyor

Yapay zekanın ortaya çıkmasından önce, yazılım geliştirmede önemli kodlamada zorluklar vardı. Yazılımcılar genellikle manuel kodlama süreçlerinin zaman alıcı doğasıyla boğuşuyor. Bu da uzun çalışma döngülerine ve geciken proje teslimatına yol açıyor. Dahası, modern yazılım sistemlerinin karmaşıklığı anlamlı ve karmaşık kodlama uzmanlığı gerektiriyor. Bu da daha az deneyimli yazılımcıların yazılım projelerine katkıda bulunmasını zorlaştırıyor.

Ek olarak, büyük kod tabanlarında kod kalitesi ve tutarlılığı zorlu bir görevdi. İnsan hatası genellikle hatalara ve verimsizliklere yol açıyordu. Ayrıca, teknolojik gelişmelerin hızlı temposu, yazılımcıların gelişen kodlama standartlarına ve en iyi uygulamalara ayak uydurmakta zorlandığı anlamına geliyordu. Genel olarak, yapay zeka destekli otomasyonun olmaması, geliştiricilerin kod oluşturma süreçlerini kolaylaştırma yeteneklerini engelledi. Bu da daha yavaş proje hızlarına, daha yüksek maliyetlere ve hatalara karşı artan duyarlılığa neden oldu.

Dahası, yapay zeka destekli kod ayrı bir süreç. Bu nedenle yorgunluk veya bilişsel önyargılar gibi insan sınırlamalarına bağlı değil. Bu yetenek, karmaşık yapıları nedeniyle insanların tek başına ele alması pratik veya uygulanabilir olmayan, dikkate değer karmaşıklığa sahip algoritmaların ve sistemlerin geliştirilmesini sağlıyor. Yapay zeka ile yazılımcılar ileri makine öğrenimi yeteneklerini sorunsuz bir şekilde entegre etme yeteneği kazanıyor. Böylece kodun performansını ve güvenliğini artırıyor. Sonuçta bu yapay zeka destekli uygulamalar, geleneksel insan odaklı geliştirme yaklaşımlarının kısıtlamalarını aşarak artan güvenilirlik, sağlamlık ve hız sergiliyor. Yapay zeka destekli yazılım geliştirme kodlamada yeni bir dönemi başlatıyor.

ABD, dünyanın en güçlü süper bilgisayarını inşa ediyor!

0

ABD Enerji Bakanlığı (DOE), yüksek performanslı bilgi işlem alanındaki liderliğini sürdürebilmek için yeni bir süper bilgisayar inşa ediyor. Bu kapsamda, Frontier adlı mevcut süper bilgisayarı geçmeyi hedefleyen Discovery adında yeni bir proje başlatıldı. Frontier, 2022’de duyurulan ve AMD tarafından desteklenen dünyanın ilk halka açık exascale sınıfı bilgisayarı olarak Haziran 2024 itibarıyla en güçlü süper bilgisayar konumundadır.

Frontier, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nda (ORNL) bulunuyor ve 1.206 exaflops teorik işlem gücüyle dikkat çekiyor. 3. Nesil AMD EPYC CPU’ları ve AMD Instinct MI250X hızlandırıcıları içeren sistem, yaklaşık 8,7 milyon çekirdeğe sahip.

Ancak DOE, Discovery süper bilgisayarının Frontier’dan 3 ila 5 kat daha hızlı olmasını planlıyor. 30 Ağustos‘a kadar tekliflerin toplanacağı ve ardından kurulum sürecine geçilecek Discovery, 2028 yılı başında ORNL’ye teslim edilecek. Discovery’nin 8,5 exaflops‘un ötesine geçmesi bekleniyor.

Discovery, iklim değişikliği tahminiilaç keşfiyüksek enerji fiziği ve yeşil enerji çözümleri gibi alanlarda devrim niteliğinde bilimsel araştırmalara olanak tanıyacak. ORNL Bilgisayar ve Hesaplamalı Bilimler Laboratuvarı Direktör Yardımcısı Georgia Tourassi, Discovery hakkında, “Yalnızca deney, gözlem ya da teoriyle kolayca keşfedemeyeceğimiz zorlu sorunları incelememize yardımcı olacak” şeklinde yorumda bulundu.

6G teknolojisi iletişimin geleceğinde bizi neler bekliyor?

6G; 4G ve 5 G’nin önceki yinelemelerinin yeteneklerini aşmaya hazırlanan kablosuz ağ teknolojisindeki bir gelişme. Yüksek hızlar, mikro gecikme süresi ve benzeri görülmemiş bağlantı sunması beklenen 6G teknolojisi yeniliklerle geliyor. Ağ alanındaki endüstrileri ve iş rollerini dönüştürecek. Ayrıca kablosuz iletişimin geleceğini yenileyecek.

6G teknolojisi ve kablosuz iletişimin geleceği

6G, geleceğin ağ mühendisliği ve hücresel teknoloji inovasyonu olmaya hazır. Düşük gecikmeyle benzeri görülmeyen hızlarda yüksek kapasiteli kapsama alanı sunacak. Böylelikle 6G, dünya çapındaki işletmeleri ve küresel nüfusun yaşamlarını destekleyecek. Mikro saniye gecikmeli iletişimlere ulaşma beklentisiyle büyük umutlara sahip. Ayrıca bu da onu 5G’den 1.000 kat daha hızlı hale getiriyor.

Kablosuz iletişimin geleceğine güç vermeye yakın olan 6G ağları, 5G’den daha yüksek frekanslar kullanacak ve kablosuz teknolojide önemli iyileştirmeler sağlayacak. Böylelikle 6G’nin konum farkındalığı, görüntüleme, yüksek ağ kapasitesi öne çıkıyor. Ayrıca güvenlik gibi kablosuz iletişimin yönlerinde devrim yaratacak. 6G teknolojisinin faydalarını bu kılavuzun ilerleyen kısımlarında ele alacağız.

Yapay Zeka (AI) ve Makine Öğrenimi (ML), 6G teknolojisini tamamlayacak. 6G, BT altyapısı hakkında karar verme işlemi için AI ve ML’yi kullanacak. Ayrıca bir ağın performansını ve kullanıcı deneyimini geliştirmek için veri depolama, paylaşma ve işleme için en iyi konumları belirlemeye yardımcı olacak. Dünya sürücüsüz arabaların, akıllı şehirlerin ve AR ve VR gerçekliğin kullanımına doğru evrilirken, 6G kablosuz teknolojisi ve gelecekteki hücresel nesiller ön planda olacak.

Henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen, 6G teknolojisi dünyanın mevcut kablosuz iletişim kapsamımızı ilerletme yeteneğine sahip daha akıllı ağlarla daha fazla birbirine bağlı hale gelmesine yardımcı olacak. 6G ağları hala araştırma ve geliştirme aşamasında. Ancak yayına girdiklerinde dünyayı kablosuz teknolojiye yönelik en gelişmiş yaklaşıma açacak.