Yapay zeka destekli yazılımlar: Geleceğin ofisleri

0

Yapay zekanın benimsenmesinin zamanla istihdam üzerinde net pozitif bir etkisi olması muhtemeldir. Bazı işler giderek daha yetenekli bilgisayarlar lehine ortadan kalkıyor. Daha fazla sayıda yetenekli iş de yaratılabiliyor. Bu, tarihsel teknolojik gelişmeyle tutarlıdır: İnsanlar otomatik santrallere geçişten önce telefon santrallerini elle çalıştırıyordu. Otomasyon belirli işleri gereksiz hale getiriyor. Bununla birlikte, telekomünikasyon ve ilgili alanlarda birçok başka işin yaratılmasını da gerekli kıldı.

Yapay zeka yazılım dünyasına yıkıcı etki ediyor

Yapay zeka ile giderek karmaşıklaşan iş görevleri tamamen otomatik hale gelecektir. Bu, büro ve müşteri hizmetleri rollerinde gözle görülür bir azalma anlamına gelecektir. Örneğin, yapay zeka araçları halihazırda birçok rutin görev için çağrı merkezi çalışanlarının yerini almaktadır. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu, bu eğilimin devam etmesini bekliyor. Ayrıca 2032 yılına kadar müşteri hizmetleri pozisyonlarında %5 ve sekreterlik pozisyonlarında %10 düşüş öngörüyor. Aynı zamanda, teknoloji uzmanlarına ve diğer profesyonellere olan ihtiyaç artmaya devam edecek. Bu da genel istihdam büyümesine yol açacaktır.

İstihdam modellerindeki değişiklikler, özellikle yüksek vasıflı çalışanların orantısız büyümesi, ofis düzenlerinde ve olanaklarında değişiklikler gerektirecektir. Ortalama eğitim seviyeleri ve maaşlar arttıkça, ofis çalışanları daha iyi bir iş yeri deneyimi bekleyecektir. Nitelikli çalışanları çekmek ve elde tutmak için, kuruluşların bu değişen beklentilere uyum sağlaması gerekir.

Çalışma alanları yeni teknolojinin gelişiyle zamanla değişmeye devam ediyor. Elektrik ışığı, telefon ve kişisel bilgisayarların her biri ofislerin tasarımı ve kullanımı üzerinde büyük etkilere sahipti. Yapay zekanın inşa edilmiş çevremiz üzerinde benzer kapsamlı etkileri olacak.

Yakın vadede, yapay zekanın benimsenmesi iki eğilimi destekleyecek: alan kalitesinin iyileştirilmesi ve işbirliği alanının miktarının artırılması.

Kaliteye daha fazla odaklanma . İşverenlerin çalışanları ofise geri çekmek için son zamanlardaki çabaları, kaliteli bir iş yeri deneyiminin önemini vurguladı. En iyi binaların doluluk oranları ve kiraları, emtia mülklerinden önemli ölçüde daha iyi performans gösterdi. Yapay zeka, yüksek becerili çalışanlara olan ihtiyacı artırıyor ve bireysel çalışma alanları, bina olanakları ve konumlar için daha iyi kaliteye olan talebi artıracak.

Yenilenebilir enerji futbol maçlarında kullanıldı!

Hollanda’da futbol maçı tarihi bir ilkle tamamen rüzgar ve güneş enerjisiyle oynanıyor. İkinci el pillerden oluşan 8,6 MWh’lik bir pil takımı, sürdürülebilir enerji kullanarak Hollanda Ulusal Ligi’nde bir futbol maçına güç sağladı.

Geçtiğimiz hafta Hollanda’daki Ajax futbol kulübünün stadyumu olan Johan Crujiff Arena’ya kurulan 8,6 MWh’lik pil paketi, sürdürülebilir enerjiyle bir futbol maçının tamamının çalıştırılmasını sağladı. Futbol maçı sırasında stadyum ışıkları, oyuncuların tünelindeki aydınlatma, asansörler ve hatta bira muslukları bile yakın zamandaki bir maçta sürdürülebilir enerji kullanılarak çalıştırıldı. Bu sadece bir başlangıç ​​çünkü diğer etkinliklere de ev sahipliği yapan Arena’nın enerji kullanımı için daha iddialı planları var.

Yenilenebilir enerji futbol müsabakalrına destek

Dünya fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, yalnızca ev ve ofislerin değil, aynı zamanda toplumlar için önemli olan diğer kamusal alanların da enerji ihtiyacı için sürdürülebilir enerji kaynaklarına talep artıyor. Norveç’teki ulusal futbol stadyumu yakın zamanda dünyanın en büyük çatı üstü dikey fotovoltaik sistemini kurmasıyla manşetlere çıktı . Johan Crujiff Arena en büyük temiz enerji kurulumuna sahip olmayabilir. Yine de, operasyonlarının çevre dostu olmasını sağlamak için hiçbir taşı çevirmeden bırakmıyor.

Başkent Amsterdam’da bulunan Johan Crujiff Arena’nın çatısına halihazırda 4.200 güneş paneli yerleştirilmiştir. Arena yetkilileri 2018’de yenilenebilir enerjiyi depolamak için 3 MW’lık bir pil sistemi kurdu. Bu pil depolama sisteminin benzersiz özelliği yeni piller yerleştirmek yerine ikinci el piller kullanmaktı. O zamanlar, sistem Avrupa’da kullanılmış elektrikli araçlara ve ikinci el pillere ikinci bir hayat vermek için yapılan en büyük projeydi ve ticari bir uygulama için kullanılan ilk projeydi. O zamandan beri, futbol stadyumu operasyonlarını daha temiz enerjiyle güçlendirmede daha fazla ilerleme kaydetti.

Arena halihazırda yakınlardaki Oudendijk köyüne kurulan rüzgar türbinlerinden ve yerel olarak inşa edilen bir başka güneş parkından yeşil enerji satın alıyor.  Arena, LED tabanlı bir çim yetiştirme sistemi kullanıyor ve ayrıca enerji talebini azaltmak için stadyumunda LED aydınlatma da kullanıyor. Futbol stadyumu yakın zamanda, bir basın bültenine göre, birleşik depolama kapasitesini 8.6 MWh’ye çıkaran ve 20.000 eve bir saat güç sağlamaya yetecek ikinci pil sistemini kurdu. Böylelikle yenilenebilir enerji futbol organizasyonlarında daha sık kullanılacak.

Akıllı saatlerin geleceği: Sağlık ve fitness takibi

0

Dijital devrim cildimize ulaştı. Artık ceplerimiz ve masaüstü bilgisayarlarımızla sınırlı olmayan teknoloji, vücudumuzda kök salıyor. Ayrıca günlük hayatlarımızın dokusuna işliyor. Bu teknoloji çağı ve 2024, akıllı saat gibi cihazların evriminde önemli bir yıl olmaya aday. Minyatürleştirme, yapay zeka ve biyo-entegrasyondaki gelişmelerle birlikte, alet ve giysi arasındaki çizgi belirsizleşiyor. Cihazların kendimizin bir uzantısı haline geldiği bir geleceği müjdeliyor.

Akıllı saat teknolojileri ve gelecekte kullanım senaryoları

Giyilebilir cihazların adım izleyiciler ve kalp atış hızı monitörleriyle eşanlamlı olduğu günler geride kaldı. Bu fitness temel ürünleri popülerliğini koruyor. Bununla birlikte, çeşitli ihtiyaç ve ilgi alanlarına hitap ediyor. Örneğin, programınızı yöneten şık bir akıllı saat kullanabilirsiniz.

Bu cihazlar için en heyecan verici sınırlardan biri sağlık hizmetidir. Giysilere ve aksesuarlardaki biyosensörler, hayati belirtileri sürekli olarak izleyebiliyor. Hastalığın erken belirtilerini tespit edebiliyor ve hatta olası sağlık risklerini tahmin edebiliyor. Örneğin, akıllı saat kan şekeri seviyelerinizi gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor.

Bu devrim fiziksel sağlığın ötesine uzanarak zihinsel refah alanına dalıyor. Akıllı yüzükler galvanik cilt tepkisi yoluyla stres seviyelerini izleyebiliyor. Ayrıca meditasyon kafa bantları sizi kişiye özgü farkındalık egzersizlerinde yönlendiriyor. Akıllı saat kullanarak zihinsel sağlık zorluklarını yönetmek için güçlü bir araç haline gelmeye hazırlanıyor.

Verilerle dolu bir dünyada, bu cihazlar artık tek tip çözümler olmayacak. Cihazların işlevlerini ve içgörülerini benzersiz ihtiyaçlarınıza ve tercihlerinize göre uyarladığı AI destekli kişiselleştirmede bir artış görmeyi bekleyin. Akıllı saatiniz uyku düzeninize ve stres seviyelerinize göre bir egzersiz rutini önerebiliyor. Akıllı gözlükleriniz ruh halinizi veya odaklanmanızı daha iyi hale getirebiliyor için ortam ışığını ayarlayabiliyor.

Giyilebilir cihazlar fiziksel ve dijital dünyalar arasındaki çizgileri bulanıklaştırmaya hazırlanıyor. Örneğin, artırılmış gerçeklik özellikleri ile akıllı saatler, çevrenize bilgi yerleştirerek gerçek zamanlı navigasyon, çeviri yardımı ve hatta şehrinizdeki tur seçeneklerini sunabilir.

Laptop alırken nelere dikkat etmeli?

0

Yeni bir dizüstü bilgisayar satın almak bu günlerde kafa karıştırıcı olabilir. İster sadece e-postalarınızı kontrol etmeniz gereksin, ister en son video oyunlarını oynamak isteyin, bazı teknik terimleri anlamak önemlidir.

Yeni bir dizüstü bilgisayar satın alırken, karar vermeniz gereken ilk şey hangi işletim sistemi seçimi. Şu anda dizüstü bilgisayarlarda bulabileceğiniz en yaygın üç işletim sistemi Windows, macOS ve Chrome OS’dir.

Laptop satın alma rehberi için ilk sırada işletim sistemi var

Günümüzde satın alabileceğiniz dizüstü bilgisayarların çoğu Windows ile çalışır. Çok popüler oldukları için Windows dizüstü bilgisayarlar genellikle daha fazla uygulama ve özelliği destekliyor. Bu da onları herkes için harika bir seçim haline getiriyor.

Laptop satın alma rehberi

Windows dizüstü bilgisayarlar üreten düzinelerce şirket vardır. Fiyatları değişken olsa da, Windows dizüstü bilgisayarlar genellikle paranızın karşılığında en iyi donanımı sağlıyor. Genellikle onarımı ucuzdur ve yükseltmesi kolaydır.

Ancak, Microsoft’un 2025’e kadar Windows 10 desteğini sonlandıracağını belirtmek önemlidir. Bu nedenle, bu yıl yeni bir dizüstü bilgisayar satın alacaksanız, Windows 11 ile gelen veya en azından yeni işletim sistemiyle uyumlu olan bir tane bulmanız iyi bir fikirdir.

Ayrıca satın aldığınız dizüstü bilgisayarın Windows’unun “S modunda” olup olmadığını kontrol etmek de önemlidir. Bu, Microsoft Store’dan olmadıkları sürece uygulama indirmenizi engelleyecektir. Ancak, bu işletim sistemi sürümü güvenlik avantajları sağlıyor. Ayrıca daha sonra her zaman S modundan çıkabilirsiniz.

Tüm MacBook’lar, Apple tarafından Windows’a kıyasla kullanımı daha kolay olacak şekilde tasarlanan macOS’ta çalışır. Bu nedenle, MacBook’lar genellikle teknoloji meraklısı olmayan kullanıcılar için daha iyi bir seçenek. Ancak tasarımcılar, video editörleri ve diğer yaratıcı profesyoneller için de birçok programa sahiptirler.

MacBook’lar Windows dizüstü bilgisayarlar kadar popüler olmadığından, macOS için yaratılan virüs sayısı neredeyse hiç yoktur. Ayrıca, Apple MacBook’ların donanımı ve yazılımı üzerinde tam kontrole sahip. Bu nedenle Microsoft’tan daha iyi müşteri hizmeti sağlayabilir.

Ancak, MacBook’lar benzer özelliklere sahip olsalar bile genellikle Windows bilgisayarlardan daha pahalıdır. Fiyat farkının bir kısmı, MacBook’ların genellikle geri dönüştürülmüş alüminyumdan yapılmış olmasından kaynaklanır, bu da onları daha sağlam, şık ve zarif yapar. Laptop satın alma rehberi ile sizlere ilk aşamada dikkat edilmesi gerekenleri sunduk.

AMD CPU pazar payı ile rekor kırdı

0

AMD, on yıllar sonra en yüksek sunucu pazar payına ulaştı. AMD, CPU pazar takipçisi Mercury Research’ün yeni raporuna göre veri merkezi ve dizüstü bilgisayar CPU pazarlarında pay kazanarak 2024’ün 2. çeyreğinde bir başka harika çeyrek geçirdi. Yine de Intel masaüstü bilgisayarlarda pay kazandı ve genel olarak birimler açısından liderliğini sürdürüyor.

AMD CPU pazar payında yeni bir seviyeye ulaştı

Intel, 2024’ün ikinci çeyreğinde istemci PC pazarına hakim olmaya devam etti ve yüzde 78,9’luk bir pazar payı elde ederken AMD yüzde 21,1’lik bir paya sahipti. Intel’in istemci ürün yelpazesinin gücü ve çeşitliliği göz önüne alındığında bu sonuç bekleniyordu. Yine de AMD, birim payını sıralı olarak yüzde 0,5 ve yıllık bazda yüzde 3,8 oranında artırmayı başardı. AMD’nin devam eden başarısına rağmen, şirketin pazarı kendi lehine tamamen çevirmek için gereken satış büyümesini elde etmesi muhtemelen yıllar alacaktır; bunun tek nedeni Intel’in kurumsal PC satışlarına hakim olması değil, aynı zamanda Intel’in geniş üretim kapasitesine erişimi olmasıdır.

AMD, 2024’ün ikinci çeyreğinde masaüstü bilgisayarlarda Intel’e karşı pazar payının yüzde 1’ini kaybetti ve şimdi yüzde 23’ünü kontrol ediyor ve Intel’e yüzde 77 kaldı. AMD’nin Ağustos ayında masaüstü bilgisayarlar için yepyeni Zen 5 tabanlı CPU’larını piyasaya sürmeye hazırlandığını düşünürsek, şirketin önceki nesil Zen 4 tabanlı teklifleriyle kanalı doldurma konusunda çok agresif davrandığından şüpheleniyoruz, bu da şirketin pazarın küçük bir bölümünü rakibine kaybetmesinin nedenlerinden biri olabilir. Öte yandan, 2023’ün ikinci çeyreğiyle karşılaştırıldığında AMD, 2024’ün 2. çeyreğinde yüzde 3,6’lık bir pay kazandı ki bu oldukça iyi bir sonuç.

Dizüstü bilgisayar cephesinde AMD hem sıralı hem de yıllık bazda kazanımlar elde etti. Şirket, 2024’ün 2. çeyreğinde dizüstü bilgisayarlar için x86 işlemcilerin yüzde 20,3’ünü kontrol etti: bu, bu yılın ilk çeyreğine göre yüzde 1 ve bir yıl önceki aynı çeyreğe göre yüzde 3,8 daha yüksek.

Esnek güneş paneli sırt çantasına basılabiliyor

Çığır açan esnek güneş panelleri o kadar incedir ki her türlü yüzeye, hatta sırt çantalarına bile basılabilir. Sadece 1 mikron kalınlığındaki bir kaplama hemen hemen her yüzeye uygulanabilir.

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, geleneksel silikon paneller kadar verimli bir şekilde güneş enerjisi üretebilen, insan saçından yaklaşık 100 kat daha ince, esnek bir perovskit malzeme geliştirdiler. Bu sert, tek amaçlı levhaların aksine, bu malzeme arabalar, giysiler, binalar ve hatta mobil cihazlar gibi hemen hemen her yüzeyi kaplayabilir.

Yeni nesil esnek güneş paneli

Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü’ndeki bilim insanları çığır açan bir güneş enerjisi yeniliği geliştirdiler. Herhangi bir nesneye baskı yapabilecek kadar ince olan ve aynı zamanda karşılaştırılabilir enerji çıkışını koruyan minyatür güneş panelleri geliştirdiler.

Bilim insanları öncü bir teknik kullanarak, birden fazla ışık emici katmanı tek bir güneş hücresine yerleştirebiliyor. “Çoklu kavşak” yaklaşımı, malzemenin daha geniş bir ışık spektrumu aralığını kullanmasını ve aynı miktarda güneş ışığından daha fazla güç üretmesini sağlıyor. Bu yeni malzeme, Japonya Ulusal İleri Endüstriyel Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tarafından halihazırda yüzde 27’nin üzerinde enerji verimliliğine sahip olarak sertifikalandırıldı. Bu, geleneksel silikon fotovoltaiklerin performansıyla eşleşiyor.

Oxford ekibinin bir üyesi olan Dr. Shuaifeng Hu: “Yığınlama veya çoklu bağlantı yaklaşımımızla sadece beş yıl boyunca deneyler yaparak güç dönüşüm verimliliğini yaklaşık yüzde 6’dan yüzde 27’nin üzerine çıkardık. Bu, tek katmanlı fotovoltaiklerin bugün elde edebileceği sınırlara yakın bir değer. Zaman içinde bu yaklaşımın fotovoltaik cihazların yüzde 45’i aşarak çok daha yüksek verimlilikler elde etmesini sağlayabileceğine inanıyoruz” dedi.

Malzemenin kalınlığı düşünüldüğünde daha da etkileyici. Bir mikronun biraz üzerinde kalınlıkta, bir silikon gofretten neredeyse 150 kat daha ince. Esnekliği, güneş enerjisinin artık geniş arazileri kaplayan katı panellere ve güneş çiftliklerine bağlı olmadığı anlamına geliyor ve bu da onlara olan bağımlılığımızı potansiyel olarak azaltıyor.

Araştırmacılar, perovskit güneş kaplamalarının her yerde olduğu bir gelecek öngörüyorlar, bu umut güneş paneli maliyetlerinin düşmesiyle destekleniyor. 2010’dan bu yana yüzde 90’lık bir fiyat düşüşünden sonra, fosil yakıtlardan neredeyse üçte bir daha ucuz. Güneş ve rüzgar enerjisi üretimi de geçen yıl rekor seviyelere ulaşarak küresel elektriğin yüzde 12’sini sağlıyor.

1Password Mac kullanıcıları için uyarı yaptı

0

1Password, Mac kullanıcılarını kasalarına bilgisayar korsanlarının erişmesini önlemek için yama yapmaları konusunda uyardı. 1Password, saldırganların tüm parola kasalarını çalmasına olanak tanıyabilecek bir güvenlik açığına ilişkin endişeler nedeniyle macOS kullanıcılarını yama yapmaya çağırdı.

Şifre yöneticisi şirketi 1Password, kimlik bilgisi depolama yazılımının MacOS sürümünü etkileyen bir kusurla ilgili bir güvenlik duyurusu yayınladı. Piyasadaki en popüler parola yöneticilerinden biri olan ve 2022’de 15 milyondan fazla kullanıcısı olan ve yazılımı kullanan yaklaşık 150.000 işletme bulunan güvenlik açığı, on milyonlarca kullanıcının parola kasalarını riske atıyor.

1Password Mac kullanıcılarının güvenliğine dikkat çekti

Kasalar, 1Password tarafından kullanıcıların hem kişisel hem de profesyonel hesaplarında kullandıkları  kimlik bilgilerini yönetmelerine olanak sağlamak amacıyla tanıtılan bir sistem. Bu kusur başarılı bir şekilde istismar edilirse, bilgisayar korsanları yazılımın güvenlik açığı bulunan sürümlerini çalıştıran MacOS kullanıcılarının tüm kasalarını çalmak için bu açığı kullanabilir.

CVE-2024-42219, saldırganların makinede yerel olarak kötü amaçlı yazılım çalıştırarak ve kasadaki zamanları sızdırarak işlemler arası iletişim korumalarını aşmalarına olanak tanıyor. 1Password’ün tavsiyesinde, “Bir saldırgan, 1Password tarayıcı uzantısı veya CLI gibi güvenilir bir 1Password entegrasyonunu ele geçirmek veya taklit etmek için eksik macOS’a özgü işlem içi doğrulamaları kötüye kullanabilir” ifadesi yer aldı. Açıklamada: “Bu, kötü amaçlı yazılımın kasadaki öğeleri sızdırmasına ve 1Password’da oturum açmak için kullanılan türetilmiş değerleri, özellikle hesap kilidi açma anahtarını ve ‘SRP-𝑥’ değerini elde etmesine olanak tanıyor” ifadelerine yer verildi.

Sorun, Mac için 8.10.36’dan önceki tüm 1Password 8 sürümlerini etkiliyor ve 1Password’un arkasındaki şirket olan AgileBits tarafından yayınlanan sonraki tüm sürümlerde çözüldü. Güvenlik açığı, Robinhood güvenlik araştırmacıları tarafından 1Password yazılımının bağımsız bir güvenlik değerlendirmesini gerçekleştirip bulgularını Las Vegas’ta düzenlenen DEF CON 2024’te sunduktan sonra keşfedildi. 1Password , Ağustos 2024 tarihli güvenlik güncellemesinde , kusurları keşfetmedeki çalışmaları için Robinhood’a teşekkür etti ve birbirine bağlı bir teknoloji ekosistemini güvence altına almak için iş birliğinin şart olduğunu ekledi.  

Performans testlerinde yeni dönem: Yapay zeka geldi!

Yapay zeka operasyonları günümüz teknolojisinin kaçınılmaz bir parçası haline geldi. Bu kapsamda mobil ve bilgisayar işlemcilerinde özel NPU birimleri yer alıyor. Bu birimlerin yapay zeka yeteneklerini test etmek için kullanılan Geekbench AI ise ilk kararlı sürümünü aldı. Peki Geekbench AI 1.0 neler vadediyor?

Geekbench AI 1.0 sürümü neler sunuyor?

Geekbench’in geliştiricisi Primate Labs, yapay zeka benchmark aracı Geekbench AI’ın ilk kararlı sürümünü erişime açtı. Yapay zeka ve makine öğrenimi operasyonlarını test etmeye odaklanan araç, Geekbench ML yerine Geekbench AI ismini kullanacak.

Günümüzde dizüstü ve masaüstü işlemciler özel sinirsel işlem birimlerine (NPU) sahip. Bu da CPU ve GPU araçlarının ötesinde, NPU yeteneklerinin test edilmesini önemli hale getiriyor. Geekbench AI için sunulan yeni sürüm; Intel, AMD, NVIDIA, Apple ve Qualcomm ürünlerini destekliyor.

Geekbench AI’in ilk sürümü bu markaların CPU, GPU ve NPU’larında çalışan yapay zeka modellerinin hızını ve doğruluğunu ölçmeyi hedefliyor. Araç; yapay zeka sistemlerinde yaygın olarak kullanılan tek ve yarım hassasiyetli gibi çeşitli veri kıyaslamalarını destekliyor.

Ayrıca, farklı donanım ve yazılım paketlerinin performansını test etmek için OpenVINO, ONNX, CoreML, QNN gibi çerçeveleri çalıştırabiliyor. Geekbench AI 1.0 sürümü Windows, macOS, Linux ve AndroidiOS platformlarını destekliyor.

yapay zeka seslendirme

Geekbench AI, yapay zeka performansına ilişkin şeffaf ölçümler sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda kullanıcıların cihazlardaki yapay zeka yeteneklerini ölçmesini mümkün kılacak. 1.0 sürümü de yeni ortaya çıkan gömülü ve uç yapay zeka hızlandırmalarını test edebilecek.

Windows güvenlik açığı mavi ekrana neden olabilir!

0

Yeni Windows güvenlik açığı milyonlarca cihazda tekrar tekrar mavi ölüm ekranını tetikleyebilir. Fortra araştırmacılarına göre saldırganlar, Windows güvenlik açığını kullanarak makineleri tekrar tekrar çökertebilir ve mavi ölüm ekranı görüntülenebilir.

Araştırmacılar, saldırganların Windows’taki yeni bir güvenlik açığını kullanarak kurtarılamaz bir tutarsızlık yaratabileceği ve etkilenen sistemleri tekrar tekrar çökertebileceği konusunda uyardı.

Windows güvenlik açığı uyarısı

Siber güvenlik ve otomasyon yazılım şirketi Fortra’nın baş güvenlik açığı yazarı Ricardo Narvaja, Windows’un ortak günlük dosya sistemi (CLFS.sys) sürücüsünde bir güvenlik açığı keşfetti.

Fortra tarafından 12 Ağustos’ta açıklanan CVE-2024-6768’in, giriş verilerindeki belirtilen miktarların uygunsuz şekilde doğrulanmasından kaynaklandığı ve bunun da geri döndürülemez bir tutarsızlığa yol açtığı, bunun da KeBugCheckEx işlevini tetikleyerek kötü şöhretli mavi ölüm ekranına neden olduğu söyleniyor.

Narvaja tarafından geliştirilen bir kavram kanıtı (PoC), Windows ortak günlük dosya sistemi tarafından kullanılan günlük dosyalarının biçimi olan .BLF dosyasında belirli değerler oluşturarak, yetkisiz bir kullanıcının hedef sistemin çökmesine neden olabileceğini ortaya koydu. Sadece düşük seviyeli hesap ayrıcalıkları gerektirmesine ve düşük saldırı karmaşıklığına sahip olarak listelenmesine rağmen, CVE-2024-6768, muhtemelen potansiyel bir saldırganın bunu istismar etmek için yerel erişim gerektirmesi nedeniyle CVSS’de 6,8 olarak derecelendirilen orta düzeyde bir güvenlik açığıdır. Fortra’da güvenlik Ar-Ge’nin yardımcı direktörü Tyler Reguly, saldırganın sistemi istismar etmek için zaten erişime ihtiyacı olduğunu ve bu açığın son zamanlarda ortaya çıkan en tehlikeli açık olmadığını söyledi.

Reguly: “Bu güvenlik açığını tehlikeli olarak sınıflandırmak bir hata olur. Her güvenlik açığı dünyayı sonlandırmaz, ancak yine de bunlar hakkında düşünmemiz ve anlamamız önemlidir. Bu durumda, saldırı vektörleri ve gerçek dünya kullanım durumları sınırlıdır” dedi. Fortra’nın blogunda sorunun tüm Windows sürümlerini, tüm güncelleştirmelerin uygulandığı Windows 10 ve 11’in en son sürümleri de dahil olmak üzere etkilediği uyarısı yapıldı. Narvaja, kaynaklarla birlikte işlevsel PoC’yi ve hazırlanmış. BLF dosyasını, güvenlik açığı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için Fortra’nın GitHub’ında kullanıma sundu.

Rus saldırganlar bakanlık e-postalarına erişti iddiası!

0

İçişleri Bakanlığı, Microsoft saldırısının ardından Rus tehdit aktörlerinin e-postalara eriştiği iddialarını reddetti. Bilgi Edinme Özgürlüğü (FOI) talepleri, Rusya destekli bilgisayar korsanı grubunun hassas verileri çaldığını ortaya çıkararak Microsoft’un güvenlik uygulamalarıyla ilgili endişeleri yeniledi.

Rus bilgisayar korsanlığı grubu Midnight Blizzard’ın, bu yılın başlarında ortaya çıkarılan bilgisayar korsanlığı kampanyasının bir parçası olarak İçişleri Bakanlığı’nın e-postalarına erişmiş olabileceği düşünülüyor. Recorded Future News’in Bilgi Edinme Özgürlüğü (FOI) talepleri, Rusya destekli bilgisayar korsanı grubunun Microsoft ile paylaşılan kurumsal e-postalara ve verilere erişebildiğini gösteriyor. Rus saldırganlar bakanlık e-postalarına erişti iddiası, ulusal güvenlik riskini de beraberinde getiriyor.

Rus saldırganlar bakanlık e-postalarına saldırdı mı?

İçişleri Bakanlığı kendi sistemlerinin etkilenmediğini söylerken, Bilgi Komiserliği Ofisi (ICO) sözcüsü Recorded Future’a yaptığı açıklamada, başka bir işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varıldığını söyledi.

İçişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü: “İçişleri Bakanlığı sistemlerinin tehlikeye atıldığına dair bir kanıt yok. Veri güvenliğini çok ciddiye alıyoruz, sağlam raporlama mekanizmalarımız var ve verilerin korunduğundan emin olmak için sürekli izleme yapıyoruz” dedi.

Saldırı, Ocak ayında ortaya çıkarılan ve saldırganların Microsoft’un test kiracısındaki bir OAuth uygulamasını kullandıkları bir bilgisayar korsanlığı kampanyasının parçasıydı. Bu, bilgisayar korsanlarına daha yüksek izinler sağladı ve bu izinleri Microsoft ve müşterilerinin e-postalarına erişmek için kullanabildiler. Bu müşteriler arasında Microsoft’un üst düzey yönetici ekibinin üyeleri ve siber güvenlik , hukuk ve diğer departmanlarındaki çalışanlar da vardı. Midnight Blizzard ayrıca ABD hükümetine ait e-posta kutularına da erişim sağladı.

Microsoft, Exchange Web Services (EWS) etkinliğini inceleyerek ve denetim günlüğü özelliklerini kullanarak günlük verilerindeki saldırıları tespit edebildiğini söyledi.

Şirket: “Saldırı, Microsoft ürün veya hizmetlerindeki bir güvenlik açığının sonucu değildi. Bugüne kadar, tehdit aktörünün müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine, kaynak koduna veya AI sistemlerine erişimi olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Herhangi bir eylem gerekirse müşterileri bilgilendireceğiz” dedi. Nisan ayında, ABD İç Güvenlik Bakanlığı Siber Güvenlik İnceleme Kurulu (CSRB), aralarında bazı hükümet kurumlarının da bulunduğu 22 kuruluştaki e-posta hesaplarının ihlal edilmesinin ardından Microsoft’un güvenlik kültürünün “yetersiz olduğunu ve elden geçirilmesi gerektiğini” söyledi.

Nvidia’nın yeni nesil yapay zeka çiplerinde gecikme olabilir

Nvidia’nın yeni nesil Blackwell tabanlı yapay zeka sunucuları ile ilgili sorunlar devam ediyor. Şirketin, Blackwell mimarisini temel alan yapay zeka ürünlerinde tedarik zincirinden kaynaklanan bileşen sıkıntıları yaşadığı bildiriliyor. Son raporlar, bu sorunların yeni ürünlerin piyasaya sürülme tarihlerinin gelecek yıla sarkabileceğine işaret ediyor.

Nvidia’nın Blackwell yapay zeka sunucularında, özellikle sıvı soğutma donanımlarıyla ilgili tedarik sıkıntıları yaşanıyor. Tayvanlı tedarikçiler Foxconn ve Wistron‘un endüstri bileşenlerinin eksikliğinin, önemli gecikmelere neden olduğu belirtiliyor. Bu sıkıntılar, piyasada sınırlı olan soğutma bileşenleri nedeniyle sipariş birikimine yol açmış durumda.

Üretim artışı ve gelecek beklentileri

Nvidia, Blackwell AI ürünlerinin yılın ikinci yarısında üretim artışı göstereceğini doğruladı. Ancak mevcut sektör bilgileri, firmanın bu yıl içinde sınırlı bir Blackwell arzına sahip olacağını öngörüyor. Nvidia’nın eksikliği Hopper mimarili H200 AI çözümleri ile karşılayabileceği belirtiliyor. Blackwell ürünlerinin firmanın finansal tablolarına anlamlı katkılarının 2025’te başlaması bekleniyor.

Tasarım sorunları ve erteleme ihtimali

Geçtiğimiz haftalarda, Blackwell çiplerinin tasarımında bazı sorunlar tespit edilmiş ve düzeltmeler yapılmıştı. Bu nedenle, Blackwell B100 ve B200 çiplerinin en iyi ihtimalle 2025’in ikinci çeyreğinde hazır olacağı bildiriliyor. Ancak, bu bilgiler şu an için iddiadan ibaret ve 

Yapay zeka dil fotoğraflarıyla hastalık teşhisi yapabilecek!

Araştırmacılar, makine öğrenimi tekniklerini kullanarak dil fotoğraflarını analiz ederek bazı hastalıkları çok yüksek doğruluk oranıyla teşhis etmeyi başardılar. Antik sağlık teşhis yöntemlerini modern teknolojilerle birleştiren bu sistem, dilin sadece görüntüsünden çeşitli sağlık sorunlarını belirleme yeteneğine sahip.

Doktorlar, Yapay zeka hastalık binlerce yıldır dilin rengi ve biçimini kullanarak hastalıkları teşhis etme yöntemini uyguluyor. Bu teknik, 17. yüzyılda batı tıbbında popülerlik kazanmış olsa da, yaklaşık 1115’ten beri geleneksel Çin tıbbında kullanılmakta. Dilden sağlık durumu hakkında önemli ipuçları elde edilebiliyor.

Binlerce Dil fotoğrafıyla eğitim

Irak’taki Orta Teknik Üniversitesi ve Güney Avustralya Üniversitesi’nden araştırmacılar, dil teşhisi için makine öğrenimi sistemini eğitmek amacıyla çeşitli ışık koşullarında çekilmiş 5.260 dil görüntüsü kullandı. Astım, diyabet ve anemi gibi bilinen sağlık sorunları olan bireylerden alınan ek görüntülerle sistemi test ettiler. Kamera, hastanın dilinden 20 cm uzaklığa yerleştirildi ve sistemden tanı oluşturması istendi. Sonuç olarak, sistem gerçek zamanlı olarak %98 doğruluk oranına ulaştı.

Dilin rengi ve şekli hastalıkları gösterebilir

Çalışmaya liderlik eden Profesör Ali Al-Naji, dilin rengi ve şeklinin hastalıkları nasıl belirleyebileceğini açıkladı: Yapay zeka hastalık “Dilin rengi, şekli ve kalınlığı, çeşitli sağlık sorunlarını gösterebilir. Örneğin, diyabetli kişilerde dil genellikle sarı renkte olur. Kanser hastalarında mor ve kalın bir kaplamaya sahip dil gözlemlenebilir. Akut felç geçirenlerde ise alışılmadık şekilde kırmızı bir dil olabilir. Beyaz bir dil kansızlığı işaret edebilirken, şiddetli COVID-19 vakalarında koyu kırmızı bir dil görülebilir. Çivit mavisi veya mor renkli bir dil ise damarsal ve gastrointestinal sorunları veya astımı işaret edebilir.”

Sağlıklı bir dilin özellikleri

Harvard Health‘e göre, sağlıklı bir dil simetrik ve açık pembe renkte olmalıdır. Üzerinde hafif bir beyaz kaplama bulunması normaldir. Akdeniz, Asya ve Afrika toplumlarında dilin hafif morumsu veya kahverengimsi bir tonu da sağlıklı kabul edilebilir. Ancak, normal dışı bir renk veya şekil gözlemlendiğinde, doktorla görüşmek önemlidir.

Yakın gelecekte, yapay zeka sayesinde akıllı telefon kameralarıyla dilinizin fotoğrafını çekerek kolayca sağlık durumu hakkında bilgi almak mümkün olacak gibi görünüyor. Bu yenilikçi sistem, sağlık teşhislerinde büyük bir kolaylık sağlayabilir ve sağlık takibinde devrim yaratabilir.

Türkiye yerli çip üretimiyle teknoloji atılımı Yapacak!

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy, Türkiye’nin çip sektöründeki yetkinliğini artıracak HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı‘nın, teknoloji ihracatını ve yerli istihdamı destekleyeceğini belirtti. Özsoy, “Ülkemizin çip sektöründe yetkinlik kazanması teknoloji ihracatımızı destekleyecektir.” dedi.

HIT-30 programı ile stratejik alanlarda yatırımlar artacak

HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında HIT-Elektrikli AraçHIT-BataryaHIT-ÇipHIT-GüneşHIT-Rüzgar ve HIT-AR-GE olmak üzere 6 farklı çağrı yer alıyor. Program, Türkiye’nin yeni nesil enerjili araçlar, batarya teknolojileri, çip teknolojileri, güneş hücreleri ve rüzgar türbinleri alanlarında üretim merkezi haline gelmesini hedefliyor.

2030 yılına kadar 30 milyar dolarlık kaynağın yüksek teknoloji alanlarına yönlendirilmesi öngörülüyor. HIT-Çip çağrısı ile Türkiye’nin yarı iletken üretim kapasitesinin artırılması ve stratejik alanlarda teknolojik bağımsızlığın sağlanması amaçlanıyor. Bu çerçevede, toplamda 5 milyar dolarlık destek bütçesi ile 65 nanometre ve altı çip üretiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Yerli çip üretimi yatırım fırsatları ve istihdam yaratacak

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy, HIT-30 Programı’nın Türkiye’nin yüksek teknoloji üretiminde küresel bir merkez olmasına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Özsoy, “Bu program, derin teknoloji çözümlerinin kritik parçalarından çiplerin ülkemizde üretilmesi için çok önemli bir adım.” dedi.

Özsoy, yerli çip üretiminde yaşanacak ivmenin, teknoloji alanında dışa bağımlılığı azaltarak Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artıracağını belirtti. Ayrıca, yeni yatırımların çip sektöründeki firmalar için birçok fırsat sunacağını ve ekonomik anlamda büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Özsoy, yerli çip üretiminin istihdam açısından büyük potansiyel taşıdığını ve genç nüfusa yeni iş imkanları sunacağını belirtti. Bu yatırımların, ülkenin teknoloji altyapısını güçlendireceğini ve inovasyon kapasitesini artıracağını ifade etti. Ayrıca, beyaz eşya sektöründen otomotiv, savunma, uydu ve uzay konularına kadar geniş bir yelpazede çip tasarım ve üretim çalışmalarının devam edeceği öngörülüyor.

Özsoy, “5 milyar dolarlık bütçenin yurt dışından gelecek yeni çip yatırımlarına öncülük etmesini dilerken, Teknopark İstanbul olarak bu yatırımlara ev sahipliği yapmayı çok isteriz.” dedi. Yüksek teknoloji yatırımlarının, hem yerli firmaların yetkinliklerini artıracağını hem de uluslararası iş birliklerini güçlendireceğini sözlerine ekledi.

Livzym Biyoteknoloji, 11 milyon dolar yatırım aldı

Afrika’dan Rusya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada bölgenin ilk ve tek yerli endüstriyel enzim üreticisi olan Livzym Biyoteknoloji, yeni yatırım turunda 11 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırıma biyoteknoloji alanının önemli küresel oyuncularından Lallemand liderlik ederken, Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures diğer önemli yatırımcılar oldu. Enzim, alternatif protein ve hassas fermantasyon kapasitesini arttırmak üzere kullanılacak olan yatırımla birlikte, Livzym Biyoteknoloji’nin değerlemesi 60 milyon dolara ulaştı.

Bugün dünyanın sürdürülebilirliği kapsamında gıda ve tarımın geleceği kritik önem taşıyor. Buna bağlı olarak önümüzdeki yıllarda olumlu anlamda yıkıcı teknolojilerin gelişmesiyle, dünyada büyük bir dönüşüm yaşanacağı öngörülüyor. Yapay zekâ ve Mühendislikle birlikte bu dönüşümü sağlayacak kritik alanlardan birisi ise Biyoteknoloji. Ülkemize biyoteknoloji alanında global ölçekte güçlü bir platform kazandırmak amacıyla faaliyet gösteren Livzym Biyoteknoloji de sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda, stratejik adımlarına hız kesmeden devam ediyor.

Yeni Yatırımla Değerlemesini 60 Milyon Dolara Yükseltti

Biyoteknolojik yöntemlerle enzim, alternatif proteinler ve postbiyotik alanlarında, 4 farklı disiplini bünyesinde barındıran, dünyadaki nadir şirketlerden birisi olarak konumlanan Livzym Biyoteknoloji, gerçekleştirdiği yeni yatırım turuyla 11 milyon dolar yatırım aldı. Biyoteknoloji alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden birisi olan Lallemand’ın stratejik yatırım ortağı olduğu ve Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures’in katıldığı yatırım, Livzym’in enzimlerin yanında alternatif protein, hassas fermantasyon ve postbiyotik üretim kapasitesinin arttırılması için kullanılacak. Ayrıca Lallemand, Livzym’in ürettiği enzimlerin dünya çapında satışını da gerçekleştirecek. Yeni yatırımla birlikte şirketin değerlemesi ise 60 milyon dolara ulaştı.

“Ülkemizi Global Ölçekte Bir Üretim Üssü Haline Getirmeyi Hedefliyoruz”

Livzym Biyoteknoloji Kurucusu ve Genel Müdürü Dr. Serdar Uysal, konuyla ilgili şunları söyledi: “Onlarca sektörde teknolojik ara girdi olarak kullanılan ve kimyasallara alternatif çevreci bir çözüm olan enzimi, yerli olarak üreten ilk ve tek biyoteknoloji şirketiyiz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve diğer ilgili kamu kurumlarımızın endüstriyel biyoteknolojiye verdikleri kıymetli desteklerin katkısıyla, biyoteknolojide ülkemizi global ölçekte bir üretim üssü haline getirmek amacıyla faaliyet gösteriyoruz. Küresel dağıtım ağıyla biyoteknoloji alanının en önemli oyuncularından olan Lallemand’ın liderliğinde, Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures’in katılımıyla aldığımız yeni yatırımı enzim, alternatif protein teknolojileri ve hassas fermantasyon kapasitemizi arttırmak için önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Lallemand’ın ülkemize ve LIVZYM’e duyduğu güvenin stratejik bir işbirliğine dönüşmesinden memnuniyet duyuyoruz.”

LIVZYM Biyoteknoloji Hakkında: LIVZYM Biyoteknoloji Dr. Serdar Uysal ve yatırımcı ortakları tarafından 2014 yılında kurulmuştur. Afrika’dan Rusya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyanın ilk ve tek yerli endüstriyel enzim fabrikası olan LIVZYM Biyoteknoloji güçlü AR-GE altyapısı, global ölçekteki know-how yetkinliği ve alanlarında uzman ekibiyle, Türkiye’nin ilk ve tek yerli endüstriyel enzimini üretmektedir.LIVZYM bugün endüstriyel biyoteknoloji alanında mikroorganizmaların geliştirilmesi, üretim/fermantasyon süreçlerinin oluşturulması, endüstriyel ölçekte biyoteknolojik üretim/fermantasyon yapılması ve bu üretimin gerçekleştirileceği fabrikanın kurulması gibi 4 farklı, birbirinden bağımsız disiplinin tamamını kendi bünyesinde barındıran, dünyadaki nadir şirketlerden birisi olarak konumlanmaktadır. Dünyanın sürdürülebilirliğinde kritik öneme sahip olan biyoteknoloji alanında Türkiye’nin gelişimine ve gelecekte bu alandaki global dönüşümden hakettiği payı almasına katkı sağlamak amacıyla, kapsayıcı bir teknoloji platformu olarak kurulan Livzym enzim, alternatif proteinler ve postbiyotik alanlarında faaliyet göstermektedir.

Volkswagen elektrikli araç planlarını erteledi

Volkswagen, elektrikli araç devrimi yolunda önemli bir dönüm noktasında yaşanan gecikmeler nedeniyle Trinity adlı iddialı projesini 2030’ların başına erteledi. Şirket, yeni nesil ID.4 modellerinin piyasaya girişini de aynı şekilde erteleyerek, elektrikli araç stratejisinde önemli revizyonlara gitti.

Volkswagen, Trinity projesi kapsamında yeni bir elektrikli araç platformu olan SSP’yi kullanarak otomotiv sektöründe çığır açmayı hedefliyordu. Ancak şirket içi kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, SSP platformunun tam olarak hazır hale gelmesi ve yeni bir ID.4 modelinin piyasaya sürülmesi 2030’ların başına kadar ertelendi.

Yazılım sorunları ve maliyet baskısı

Bu kararın alınmasında, Volkswagen’in yazılım geliştirme birimi Cariad’da yaşanan sorunlar ve elektrikli araç pazarındaki düşük talep etkili oldu. Şirket, maliyetleri düşürmek ve mevcut kaynaklarını daha etkin kullanmak amacıyla bu stratejik değişikliğe gitti. SSP platformunun gecikmesiyle birlikte, Volkswagen mevcut MEB platformunu güncelleyerek 2026 yılında yeni bir ID.4 modeli sunacak. Bu sayede, elektrikli araç pazarındaki yerini korumayı hedefliyor.

FILE PHOTO: A Volkswagen logo is seen at the New York International Auto Show Press Preview, in Manhattan, New York City, U.S., March 27, 2024. REUTERS/David Dee Delgado/File Photo

Yönetim kurulu kararı

Volkswagen yönetim kuruluna sunulan bir iç belgede, SSP platformunda büyük bir aracın hemen piyasaya sürülmesinin gerekli olmadığı belirtildi. Bu nedenle, diğer elektrikli SUV modellerinin de 2030’ların başına kadar ertelendiği ifade edildi.

Elektrikli araç pazarındaki zorluklar

Elektrikli araç pazarının beklenenden daha yavaş büyümesi ve maliyetlerin yüksek olması, Volkswagen gibi büyük otomotiv üreticilerini zor durumda bırakıyor. Bu durum, şirketlerin yatırım planlarını gözden geçirmelerine ve yeni stratejiler geliştirmelerine neden oluyor.

Volkswagen’in bu kararı, elektrikli araç sektöründeki rekabetin şiddetlendiğini ve şirketlerin daha dikkatli adımlar attığını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda elektrikli araç teknolojilerinde önemli gelişmeler yaşanması bekleniyor.

Çin, teknoloji ihracatını kısıtlayacak!

Pekin, devlet başkanı Xi Jinping‘in teknolojik üstünlük hedefi doğrultusunda önemli bir adım attı. Çin, ülke genelinde geliştirilen teknolojilerin Batılı ülkelere ihracatını kısıtlamaya yönelik yeni düzenlemeler getirecek. Bu adım, Çin’in elektrikli araç ve yapay zekâ alanındaki ilerlemelerini koruma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Çin teknolojiyi ABD‘nin uyguladığı ağır ambargolar ve diğer kısıtlamalara rağmen, Çin teknolojik yenilikler konusunda önemli ilerlemeler kaydediyor. Ülke, özellikle elektrikli araç ve yapay zekâ alanlarında liderlik hedefi güdüyor ve bu doğrultuda, teknoloji ihracatını daha sıkı kontrol altına almayı planlıyor. Daha önce, germanyum ve galyum gibi nadir elementlerin ihracatına kota getirilmişti. Bu elementler, özellikle elektrikli araçlar ve rüzgâr türbinleri gibi yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılıyor. Şimdi ise, Çin’in bu tür kritik teknolojilerin ihracatına ilişkin düzenlemeleri daha da sıkılaştırması bekleniyor.

Çin teknolojiyi, TikTok platformunun gelişmiş yapay zekâ algoritması ve LiDAR teknolojisi gibi önemli yeniliklerini korumak için Batılı ülkelerden gelebilecek erişim taleplerine karşı ek önlemler alacak. Ayrıca, teknoloji ve sermaye ihracatını sıkı bir şekilde denetlemeyi planlıyor. Bu çerçevede, kara liste uygulamalarını genişleterek, belirli teknolojilerin ve sermayenin ülke dışına çıkışını daha etkin bir şekilde kontrol edecek.

Çin teknolojiyi stratejik adımlar, Çin’in sadece teknoloji geliştiren bir ülke değil, aynı zamanda teknolojiyi ihracat eden bir ülke konumuna gelme hedefine katkıda bulunacak. Xi Jinping’in liderliğinde, Çin’in teknoloji araştırma ve geliştirme alanındaki yatırımları ve politikaları, ülkenin küresel teknoloji pazarındaki rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu gelişmeler, Çin’in küresel teknoloji dinamiklerindeki etkisini artırırken, Batılı ülkelerle teknoloji alanındaki rekabeti de derinleştirecek gibi görünüyor.

Emlak sektöründe artık doğrulanmış ilanlar zorunlu olacak!

Emlak sektöründe büyük bir değişim süreci başlıyor. 15 Eylül’den itibaren emlak sitelerinde sahte ve yanıltıcı ilanların önüne geçmek amacıyla “doğrulanmış ilan” uygulaması devreye girecek. Bu yeni sistemle birlikte, konut satışı yapmak isteyen kişilerin ve emlakçıların e-Devlet üzerinden doğrulama yapmaları zorunlu hale geliyor.

Emlakçılar, ilan yayınlayabilmek için mülk sahibinden yetki almak zorunda kalacak. Bu yetkilendirme işlemi e-Devletüzerinden kolayca gerçekleştirilebilecek. Mülk sahipleri, kendilerine ait gayrimenkulleri e-Devlet üzerinde seçerek, emlakçılarını yetkilendirme imkanına sahip olacak. Yetki verilen emlakçılar, yalnızca bu yetki doğrultusunda sitelere ilan yükleyebilecek. Böylece, emlak sitelerinde yalnızca gerçek ve doğrulanmış ilanların yer alması sağlanacak.

Bu uygulamanın en önemli hedefi, emlak sektöründe tüketicilerin karşılaştığı yanıltıcı ve sahte ilanların sayısını en aza indirmek. Doğrulanmış ilan uygulaması ile birlikte, mülk sahipleri haberdar olmadıkları ilanlar veya yanıltıcı fiyatlarla karşılaşma riskinden korunmuş olacak. Bu durum hem emlakçıları hem de tüketicileri daha güvenli bir alışveriş ortamına kavuşturacak.

Zorunluluk 1 Ocak 2025’te başlıyor

Her ne kadar doğrulama işlemi 15 Eylül itibarıyla başlasa da, “doğrulanmış ilan” zorunluluğu 1 Ocak 2025’teyürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren, yetkilendirilmemiş ilanların yayımlanması mümkün olmayacak. Emlak siteleri, yalnızca e-Devlet üzerinden yetkilendirilmiş ilanları kabul edecek, böylece sahte ve yanıltıcı ilanlar tarihe karışacak.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, bu yeni düzenlemenin emlak sektöründe yaşanan büyük bir sorunu çözmeye yönelik olduğunu vurguladı. Kılıç, “Bu ilanlar, piyasaya göre çok ucuz olarak gösterilmekte ve tüketiciler satın almak veya kiralamak istediklerinde, konutun satıldığı veya kiralandığı ifade edilerek başka konutlara yönlendirilmektedir. Bazen de konut sahiplerinin haberi olmadığı halde kiralık veya satılık ilanları verilebiliyor. Emlakta doğrulanmış ilan dönemine geçilmesiyle tüketiciyi yanıltan ilanlar engellenecek,” diyerek bu uygulamanın sektörde güven ve şeffaflık sağlayacağını belirtti.

Yeni dönem, güvenli alışverişin önünü açıyor

Bu yeni uygulama, emlak sektöründe hem mülk sahipleri hem de emlakçılar için daha güvenli ve şeffaf bir dönemin başlamasını sağlayacak. Tüketiciler, artık emlak sitelerinde gördükleri ilanların doğrulanmış olduğundan emin olacak, böylece satın alma veya kiralama süreçlerinde daha az sorun yaşayacaklar.

Emlak siteleri de bu yeni düzenleme ile birlikte, kullanıcılarına daha güvenilir bir hizmet sunarak sektördeki itibarlarını artırmayı hedefliyor. Doğrulanmış ilan uygulaması, sadece Türkiye’de değil, global ölçekte de örnek teşkil edebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. 1 Ocak 2025 itibarıyla tam anlamıyla hayata geçirilecek olan bu sistem, emlak sektöründeuzun vadeli bir güven ortamı oluşturmayı amaçlıyor.

Google’ın ChatGPT rakibi Gemini’ın yeni sesli altyapısı Gemini Live tanıtıldı

Google, Pixel etkinliğinde tanıttığı yeni yapay zeka asistanı Gemini Live ile sesli etkileşimi daha da doğal hale getiriyor. ChatGPT‘nin sesli modu gibi, Gemini Live da kullanıcılara gerçek bir insanla konuşuyormuş hissi veriyor. Ancak Gemini Live‘ın öne çıkan özelliklerinden biri, konuşmanın akıcılığı. Kullanıcılar, asistanın cümlesini keserek araya girebiliyor ve daha doğal bir diyalog kurabiliyorlar.

Gemini Live şu anda sadece İngilizce dil desteği sunuyor ve ilk etapta Gemini Advanced kullanıcılarına özel olarak sunuluyor. Sistem, arka planda çalışabilme özelliğiyle de dikkat çekiyor. Yani telefon kilitliyken bile sesli komutlarla asistana ulaşmak mümkün.

OpenAI‘nın ChatGPT‘si için geliştirdiği sesli modgörsel algılama yeteneğiyle de öne çıkıyordu. Örneğin, bir yazılım kodunu görüntüleyerek kod hakkında detaylı bilgi verebiliyor ve kullanıcılarla ilgili konuda sohbet edebiliyordu. Bu özellik, ChatGPT‘ye daha kapsamlı bir etkileşim imkanı sunuyordu.

Sesli yapay zeka asistanlarının riskleri

Her ne kadar bu yeni teknolojiler kullanıcı deneyimini büyük ölçüde iyileştiriyor olsa da, bazı endişeler de beraberinde getiriyor. Özellikle yalnız yaşayan kişilerin bu asistanlara duygusal bağ kurma olasılığı, ciddi bir sosyal risk olarak görülüyor. OpenAI de ChatGPT‘nin yeni sesli modunun “duygusal bağımlılık” yaratabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Google’ın Gemini Live ve OpenAI‘nın ChatGPT‘si gibi gelişmeler, yapay zeka asistanlarının geleceği hakkında önemli ipuçları veriyor. Bu teknolojiler, yakın gelecekte hayatımızın her alanında daha fazla yer edinerek iletişim şeklimizi kökten değiştirebilir. Ancak bu gelişmelerin beraberinde getirdiği etik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemeli.

Yapay zeka bilgisayarlar hızla yayılıyor!

Yapay zeka (AI) özellikli bilgisayarlar, dünya genelinde önemli bir hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Canalys tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, 2024’ün ikinci çeyreğinde sevk edilen bilgisayarların %14’ü yapay zeka yeteneklerine sahip. Bu oran, yapay zekanın yalnızca bulut ortamlarında değil, artık doğrudan kişisel bilgisayarların içerisinde de kullanılmaya başladığını gösteriyor.

Nöral İşlem Birimi (NPU) barındıran bilgisayarlar, bu büyümenin arkasındaki itici güç olarak öne çıkıyor. Raporda, AI PC olarak adlandırılan bu cihazların toplam bilgisayar sevkiyatlarının %14’üne ulaştığı belirtiliyor. AMDAppleIntel ve Qualcomm gibi büyük teknoloji firmalarının en son işlemcilerinde NPU’ların yer alması, bu büyümeyi daha da hızlandırıyor.

2024’ün ikinci çeyreğinde dünya genelinde 8,8 milyon AI özellikli bilgisayar sevk edildi. Bu, üç aylık dönemde sevk edilen tüm dizüstü ve masaüstü bilgisayarların %14’üne denk geliyor. Bu oran, bir önceki çeyrekte %7 seviyesindeydi, yani AI PC’ler ciddi bir ivme kazanmış durumda.

Rapora göre, AI PC sevkiyatlarının %60’ı Apple tarafından gerçekleştirildi. Bu büyük pay, firmanın 2020 yılından bu yana M serisi çiplerinde NPU birimi bulundurmasına bağlanıyor. Kalan pay ise Windows işletim sistemine sahip cihazlara ait ve bu segmentte %127’lik bir büyüme kaydedildi. Bu büyümenin arkasında, Qualcomm‘un Arm mimarisine dayanan Snapdragon X serisi çipleri de önemli bir rol oynuyor.

Canalys, 2024’ün ikinci yarısında AI özellikli bilgisayar sevkiyatlarının daha da artacağını öngörüyor. Yapılan tahminlere göre, 2024 yılı sonunda yaklaşık 44 milyon, 2025 yılında ise 103 milyon AI PC’nin sevk edilmesi bekleniyor. Ayrıca, bu bilgisayarların giderek daha ulaşılabilir hale geleceği de belirtiliyor.