Dağıtık veride tutarlılık sorunları

1

Bir dağıtık veri tutarsızlık hikayesiyle başlayayım. Uzağa gitmeye gerek yok, kendi hayatımdan…

Lisans sırasında askerlikle ilgili hiçbir tehir işlemi yapmamıştım, zaten üniversite hallediyordu. Yüksek lisansta meğer yine üniversite hallediyormuş, ama okula bir dilekçe vermek gerekiyormuş. Benim bundan haberim olmadığı için yüksek lisans yaparken bakaya durumuna düştüm.

Aylar sonra bu durumda olduğuma ilişkin haberdar olunca gerekli belgeleri alarak başvurumu yaptım ve bakaya durumundan kurtuldum. Ne de olsa hâlâ öğrenciydim.

Daha sonra yüksek lisansı bitirdim, askerlik kararı aldırdım, askerliğimi yapıp döndüm, bir iki işten sonra SQL Server alanında eğitmenlik/danışmanlık yapmaya başladım.

Buraya kadar ilginç bir şey yok, ama işler yavaş yavaş ilginçleşecek.

Microsoft adına vereceğim bir eğitim için Ankara’ya uçtum ve otele girişimi akşam geç vakit yaptım. 12 gibi uyumuştum sanırım. Gece 1’e doğru kapı çalıyor, telefon çalıyor… noluyor diyerek uyandım.

Meğer ben hâlâ bakaya olarak aranıyormuşum ve GBT’de (Genel Bilgi Tarama) bu doğrultuda kaydım varmış. Belgelerimi götürüp bakaya durumunu kaldırdığımda da, mezun olup askerlik kararı aldırdığımda da, askere gittiğimde de, askerliği bitirip tezkere aldığımda da o arama kaydı öylece durup durmuş. Ve otele girdiğim gece de yakama yapışmış oldu.

O geceyi genç bir komiserin daha önce bir Kıbrıs gazisini de kayıt hatası yüzünden asker kaçağı olarak ağırladıkları için edindiği tecrübe sayesinde nezarethane yerine odalardan birinde koltukların üzerinde uyuyarak geçirdim. Sabah askerlik şubesine teslim edildim ve bir iki saatlik bir araştırma sonucu askerliği zaten yapmış olduğum anlaşılarak serbest bırakıldım.

Eğitime bir saat gecikmeli de olsa başlayabilmiştim.

Hikayemiz burada bitmiyor! Ankara’daki bu eğitimden dönüşte, İstanbul’da evimde ilk yaptığım işlerden biri askerlik tezkeremi bulup yanımda taşımaya başlamak oldu. İsabet etmişim. Bir müddet sonra tekrar bir Ankara eğitimi çıkıp yine otelde gecelediğimde, yine uyuduktan az sonra aynı senaryo yeniden başladı. Telefon, kapı güm güm, polis… Yine GBT, aynı bakaya sorunu… Neyse ki bu sefer tezkere yanımdaydı. GBT’ye faks çektiler ve böylece arama listesinden düştüm.

Bu hikaye, dağıtık veride tutarlılık sağlamamış olmanın sonuçlarıyla ilgili gayet net bir kişisel örnekti benim için.

Başka nerelerde dağıtık veride güncel ya da senkron olmamayla ilgili sorunlar yaşanabilir? Bazı örnekleri düşünelim:

  • Müşteri şikayet sistemi ve müşteri ödeme sistemi arasında gerekli bağlantı ve senkronizasyon olmadığı için hiçbir ödeme yapmamış ve mahkemelik olmuş bir müşterinin ürün şikayetiyle ilgili pahalı süreçler yürütülmesi…
  • Müşteri olmuş ve hizmetinin kurulmasını bekleyen bir adayın, henüz müşteri veritabanında aktif hale gelmediği için tekrar satış çabasına muhatap olması…
  • Bir şirketin satın aldığı şirketle kendi verileri arasında eşleme yapmamış olması sonucu, toplam kredisi yeterli olmayan bir müşterinin kredi kullanım limitlerinin bir araya getirilmemesi sebebiyle limitlerin üstünde alım yapabilmesi…

Bunlar ilk anda aklıma gelen birkaç örnek.

Tek bir veritabanında bile tutarlılık sağlamayla ilgili sorunlar olurken, dağıtık sistemler arasında tutarlılığı sağlamak çok maliyetli olabilir. Ama işin kötüsü bu tutarlılığı sağlamamanın maliyeti çok daha yüksek de olabilir.

Mustafa Acungil

Okumak, yazmak, karmaşık konu ve ilişkileri kavrayıp kolaylaştırarak aktarmak Mustafa Acungil’in kendini en mutlu hissettiği uğraşlardır. Teknik uzmanlığının temel ekseni ‘veri’ üzerinedir. Endüstri Yüksek Mühendisliği ve Sosyolojiden sonra üçüncü üniversite olarak Tarih okumaktadır. Evli ve iki çocuk babası Acungil, ödüllü bir kurgu yazarıdır.

Yorumlar

  1. Bu senaryonun maliyetle sonuçlanmayan bir versiyonuda bana aittir sevgili dostlar. 2007 yazı. Lav sıcaklarında ordu hizmetimi tamamlıyorum. Tankların üstünde onları koruyan uçaksavar silahının yoğun ateş altında açı verdirilerek tankın içinden doldurulmasını sağlayan Z kolunu bir hergele nedeniyle kaybettiğim ve bana kalırsa yazın en sıcakta bir günü.

    Günlerden Cuma ve servis/donatım günü. Olmayacak iş oluyor ve o gün denetim yapılmıyor. İyi sayılır ancak tehlike sona ermedi. Başka tanklardan da alamam açıkcası beceremem de.

    Haftasonu.. Beyaz balıkçı teknelerinin, şirin bir mini limanın ve meşhur Sardalya Festivali’nin ev sahibi Gelibolu’da açık CNC tezgahı aramak, bulsanızda ustanızın askeri ölçü birimlerinden anlamasını dilemek, fakat hepsinden önce NATO askeri donanım sitesinden detaylı bir Z kolu çıktısı almak, bir filmin içinde olduğumu hissettiriyorlar. Saat 5, nerede ne halde olmam gerektiğiyle ilgili ayrıca çakılmış çivim tabi.

    Zamanla yarışıyorum, Natodan özel bir bilgi istiyorum, Gelibolu’yu İstanbul’dan sonra fethediyorum, saat tutuyorum ve korkunç terliyorum! Tüm hengameye Sibel Can konvoyu da katılıyor. Türkiye’de bu sıkıntıyı kimseye anlatamıyorum ve kimse bilmiyor.

    Heyhat! Adıyla korkunç barışık bir adamımdır. Yahudi tacire 100 yıl önce kağıt 100 Osmanlı kaimesini yutturan albayla bir empati kuruyorum. İlginç psikolojiler. Turistik, Rum radyolarının dinlediği bir yerde açık CNC tezgahı bulmayı da, Nato donanım arşivinden 8 sayfa Z kolu CNC çıktısı almayı da başarıyorum. 1 saatin içerisinde tezgahtan mmrik Z kolunu teslim alıyorum. Kışladan içeriye sokumam 5 Viceroy sigara paketine mal olsa da, görevini hakkıyla tamamlayıp eksik donanımı kapatmak olağanüstü.

    Şahsım için ayrı bir başarı hikayesi olan bu Z kolu macerasında senaryo sevgili Acungil’inki kadar kötü bitmedi. Bunda Nato/Türkiye askeri veritabanının yahut Nato donanım serverının tutarlı çalışmasının büyük payı vardı. Çünkü bunlar askeri malzemeydi ve her an bir ihtiyaca başvurulabilirdi. Önemsenmişti. Elbette aksinde son cümle pekala maliyetiyle çok yüksek olabilirdi.

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>