Google’ın yeni algoritması ve düşündürdükleri

3

dijital dünya
Dijital Dünya

Son 15 gündür çok çeşitli kaynaklarda haberi çıktı. Belki sizin de gözünüze ilişmiştir. Google, arama sonuçlarında çıkan sitelerin sıralama algoritmasında bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Google arama sonuçları algoritmasında çok sıklıkla değişiklik yaptığı için ilk bakışta bu haberi çok önemli görmeyebilirsiniz. Hatta sadece arama motoru optimizasyonu uzmanlarına uyum sağlamak zorunda oldukları bir yeni değişiklik gibi de görünebilir. Ancak bende bir takım farklı düşüncelerin oluşmasına da yol açtı bu yeni algoritma. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Öncelikle neymiş bu yeni algoritma, ona bir bakalım. Google, arama sonuçlarını sıralarken bir çok farklı kritere bakıyor. Yine de hepsinin içerisinde en öncelikli olanı bir sitenin aldığı link sayısı. Yani bir siteye diğer sitelerden ne kadar link verildiyse Google bu siteyi o kadar muteber kabul ediyor. Ancak bu metodolojinin sakıncalı yanı, manipüle edilebiliyor olması. Her ne kadar Google çeşitli kontrol mekanizmaları ile gelen bu dış linklerin sağlıklı olup olmadığını kontrol etmeye çalışsa da her zaman başarılı olamayabiliyor ve bazı art niyetli siteler bu linkleme algoritmasından kendi faydaları için yararlanabiliyorlar.

Google da daha sağlıklı ve hakkaniyetli bri arama sonucu site listesi oluşturabilmek için yeni bir yöntem oluşturmuş. Buna da ‘fact based’ adını vermiş. Türkçede ‘doğruluk/hakikat tabanlı’ diye anmak en iyisi olacak sanırım. Algoritma şöyle çalışıyor. Bir sitedeki içerik Google araştırmacılarının geliştirdiği Bilgi-Tabanlı Doğruluk (Knowledge-Base Trust) skoruna göre sıralanıyor. Yani bir sitede ne kadar yanlış içerik varsa o sitenin değeri o kadar düşüyor. Google, bu skoru oluşturabilmek için içeriğe bakıyor ve bunu Google Bilgi Kasası’ndaki (Knowlege Vault) bilgiler ile kıyaslıyor. Bilgi Kasası’ndaki bilgiler İnternet’ten toplanan hakikatlerden oluşuyor. Yani İnternet’te üzerinde yaygın bir şekilde uzlaşılmış bir bilgi doğru olarak kabul ediliyor. Örnek vermek gerekirse 1982 Dünya Kupası’nın kazananı 1000 kaynakta İtalya, 50 kaynakta Almanya olarak gözüküyorsa, Bilgi Kasası, İtalya’yı doğru bilgi olarak kabul ediyor. Daha yaşayan bir bilgi üzerinden örneklemek gerekirse, Doruktan Türker’in yaşadığı yer 20 kaynakta İstanbul, 2 kaynakta Londra gözüküyorsa, İstanbul doğru bilgi olarak kabul ediliyor. Son olarak da eğer bir site Bilgi Kasası tarafından yanlış kabul edilen bir bilgiyi barındırıyorsa o site sıralamada aşağılara itiliyor.

Teorik olarak baktığınızda iyiniyetli ve doğru bilgiye erişimi kolaylaştıracak bir algoritma gibi gözüküyor. Ancak bir de madalyonun öbür yüzü var. Bir bilginin daha çok kaynakta aynı şekilde yer alıyor olması o bilginin doğruluğunun kanıtı mıdır? Belki aradığınız bilgi Edgar Allen Poe’nun doğum tarihiyse Google’ın Bilgi Kasası’na güvenmek hayatınızı kolaylaştırabilir. Ancak ya aradığınız bilgi daha felsefi, ideolojik ya da siyasi bir içerik ise? O zaman çoğunluğun tekrarladığı bilgiyi doğru mu kabul etmek durumunda kalacağız? Gerek Türkiye’de gerekse Dünya’da, son 5 yıl içerisinde tüm mass medya tarafından aynı anda yayınlanmış ve savunulmuş yüzlerce haberin yanlış ya da yalan olduğu defalarca ortaya çıkmadı mı? Ötesi Zaytung ya da TheOnion gibi varlığının nedeni bilgiyi esnetmek olan mizah ya da eleştiri sitelerini yok mu sayacağız?

İşte beni düşündüren kısım da tam burası. Google, Yahoo, Bing, Yandex ya da diğer arama motorlarının görevi nedir? Benim için aradığım bilgiyi Web’de tarayıp, sonuçları tarafsız bir şekilde karşıma çıkartmak mı yoksa benim adıma doğrunun ne olduğuna karar vermek mi? Açıkçası iyiniyetli olduğuna canı gönülden inanmak istesem de manipülasyona bu kadar açık yöntemlerin, artık toplumsal yönelimlerde çok etkili olan arama motorları tarafından devreye sokulması damağımda buruk bir tat bırakıyor.

Google henüz doğruluk/hakikat tabanlı algoritmasını devreye sokmadı. Şu an test çalışmaları sürüyor. Benim ümidim, en azından bu algoritma devreye alındığında Google’ın kullanıcılara manuel olarak bu yöntemi arama sonuçlarının dışında tutma opsiyonunu sunması.

Doruktan Türker

1973’te İstanbul’da doğdu. 1992’den bu yana teknoloji yazarlığı yapıyor. Pek çok şirkette yönetici pozisyonlarında çalıştı. Kurumlara pazarlama, satış, yönetim ve medya danışmanlığı hizmeti veren Doruktan aynı zamanda “keynote speaker” olarak muhtelif etkinliklerde konuşmalar yapıyor ve çeşitli başlıklarda seminerler veriyor.

Yorumlar

  1. “Google, Yahoo, Bing, Yandex ya da diğer arama motorlarının görevi nedir? Benim için aradığım bilgiyi Web’de tarayıp, sonuçları tarafsız bir şekilde karşıma çıkartmak mı yoksa benim adıma doğrunun ne olduğuna karar vermek mi?”

    Doğru söze ne denir…

  2. Sevgili Türker bu konudaki endişen hem beni şaşırttı hem de garipsetti. Şaşırttı çünkü nesnel bir birey Google algoritmaları karşısında sanılanın aksine asla pasif olmayacak ve budalayla aşırıyı kolaylıkla ayırt edebilecektir. Dünya tini okumadığı, düşünmediği ve Felsefe’ye korkunç yabancı kaldığı için – birileri de İnternetin saf bilgi kaynağı olduğunu salık verdiği için – bahsettiğin endişe dozerlerine benzin bulabiliyor.

    Elbette henüz bilinç sahibi olmayan ergenler, çocuklar vs. var. Zaten kirli yalancı, anarşist ve çirkin bilginin amacı da onlar. Burada ebeveynlerin dağarcıkları karşımıza çıkıyor ve oradanda nereye varılıyor biliyoruz.

    Garipsetti çümkü İnsan saltık olarak özgürdür. Bunun bilincinde olmayanlar için böylesi endişeler daima barlarının önünde kalabalıktır. Oysa Özgür birey ve modernler için hiçbirşey tahlike olamaz. Çünkü Us’unda Doğasında ve Haklarında ve bilincinde tam iktidardır. Orada yalnızca o vardır ve orası ‘kendisi’dir. Modern bireyler kirli çöp bilgiden kolaylıkla kurtulur. Daha doğrusu onlara yabancıdır.

    Google algoritmaları için söylenebilecek trajikomik durumsa burada karşımıza çıkar. Modern birey ve çocukları onu kaale almayacağından yalnız kalır. kendi içinde devinir durur. Bundan kurtulmak içinse daha keskin algoritmalar inşalar ve yazılımla yazar. Değişmeyen vargıysa Google’ın istediğini hazırlama, bireylerinse alma-almama özgürlükleri ve dünya tininin yine pas geçeceği iktidar klasizmleri olur.

    Google öneri ve doğrunun kanısında, tespitinde korkunç özgürdür. Bizde alıp, yaşamak, önemsemek ya da önemsememekte. Çünkü kurumlar ve bireyler saltık olarak ‘Bir’dir. Egemen ve eşit. Özgürlük bir yerde başlayıp bir yerde sona ermez. Google’ın kullanıcılar dolayısıyla değişikliğe gidememesi özgürlüğün kontrastını hepimiz için düşürür. Google ve ben ‘Bir’ değilsem ve bu denklemi yasalamışsam, endişelenmeliyim.

    Özgürsem zaten iktidarım.

  3. Yaptığım çoğu aramada ilk sırada gazetelerin çıkması beni artık rahatsız ediyor. Çoğu gazete de aynı haberi/bilgiyi yayınladıkları için peş peşe gazeteler geliyor,sıralanıyor. Bizim gibi küçük esnafa (blog) bir türlü yer yok. Google buna da bir baksa fena olmaz derim..

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>