Kağıttan ekrana matbaanın binbir yüzü

1

Eğer matbaa dediğimizde, en geniş anlamıyla varsaydığımız, bir takım aletler ve renkler -her ne kadar siyah ve beyaz bazı konularda renk sayılmasa da- kullanarak, yazı ve şekilleri bir zemine işlemek ise belki de yazının bulunmasından çok önceki ve en eski matbaa deneyimi Eller Mağarası’nın soğuk taş duvarlarına M.Ö. 7300 yılları civarında yapılanlar ve hiç bir zaman bulamadığımız, bulamayacağımız gizemli benzerleridir…

Eller Mağarası
Eller Mağarası

Porselen harflerden monitörlere

Binlerce yıl geçmiş, porselen bir harf üretmek, oradan ahşaba oyarak yapılan harfler ve sonra kurşun kalıplara gelene dek… 80’lerin ortasına kadar kullanılan dizgi makinelerini bugün gördüğümüzde, sadece ne yaptığını tahmin edebilmek değil, nasıl olup da icat edilebilmiş olduğuna akıl sır erdirmek bile mümkün değil gibi geliyor insana..

 

Entertip
Entertip

Şeylerin İnterneti / Her şeylerin ekranı

Herşey internete bağlanmaya başladığı için “Internet of Things” dönemi başladı.

Geçtiğimiz gün tabletten hesap makinesi açtığımda, şöyle bir uyarı verdi: “Hesap makinesi uygulaması konumunuzu öğrenmek için izin istiyor” Nasıl yani? Kaçı kaçtan çıkardığımızı ve bunu nerede yaptığımızı merak eden birileri mi var?

“Şeylerin İnterneti” böylece giderek “her şeylerin ekranı” diyebileceğimiz bir süreci de anlaşılır hale getiriyor: Ekrandan geçmeyen hiç bir şeyi hiç bir yere aktaramıyor ve basamıyoruz…

Tasarımlarımızın, görsel ögelerin, yazıların ya da akan görüntülerin tümü ekrandan ekrana geçiyor ve sonrasında amaca uygun zemin ya da nesnelere aktarılıyor. Bu kadar tekrarla anlatmaya çalıştığım şeyi özetlemek gerekirse;  20. yüzyıla kadar kağıda bazı şeyleri basabilmek matbaa dediğimiz konunun asli işlevi iken, geldiğimiz noktada “bir şeyleri kağıda basmak” çok daha geniş bir veri seti ve nesne kümesinin içindeki herhangi bir ayrıntı durumuna gelmiş durumda.

Örneğin geçen günkü bir toplantıda bize uzatılan kartvizit metaldi ve matbaada basılmıştı…

Matbaanın e hali

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Google’ın üst düzey ismi Eric Schmidt, ‘internetin yakın gelecekte her an her yerde olacağını ve böylece gözden kaybolacağını’ söylemiş.

Dijital Ekonominin Geleceği adlı panelde konuşan Schmidt, internetin geçireceği evrim kendisine sorulduğunda, ‘Web’in yok olacağını’ ifade ederek: “Bu sorunun cevabı kolay. İnternet yok olacak… Gelecekte o kadar fazla IP adresi, cihaz, alıcı ve giyilebilir teknoloji olacak ki etkileşime girdiğiniz teknolojiyi fark etmeyecek noktaya geleceksiniz. Her an sizinle yaşayan birer parçanız haline gelecekler” tespitini yapmış. (Kaynak)

Matbaa kavramının en geniş bağlamındaki cihazlar da bu sürece dahildir. Eric Schmidt’in “gözden kaybolma” ifadesi, tam olarak matbaacılık konusunda da su yüzüne çıkmakta ve ekrana bir şeyler basmak da artık matbaacılığın esas konusu olmaya başlamak üzeredir diye düşünüyorum.

İş yapma biçimlerimizdeki değişime etkisi hakkında

Bu başlığın altında yazacaklarımın, akademik bir iddiası yoktur, ama tarihe not düşmek bağlamında, kısa bir özet yapmayı deneyeceğim. Buradaki belki de her satır, kendi başına uzun araştırma ve yazım çalışmalarını gerektirecek kadar önemlidir aslında piyasanın sektöre taşınması sürecinde ve bu açıdan, her türlü eleştiri, geliştirme, tartışma olanağı ve katkının sevindirici olacağını baştan belirtmek uygun olacaktır sanırım.

Kısa özet: Web işleri ortaya çıktığından beri sürecin gelişimi şu biçimde oldu gibi görünüyor. Basım işleri yapılan yerlerde talep oluşmaya başladı ve müşteri: “Basılı işlerimizi yapıyorsanız web işlerimizi de siz yapın” demeye başladı ve bir süre bu böyle gitti. Sonrasında piyasa oluşmaya başladığında ağırlıklı olarak web işi yapan kişi ve kurumlar ortaya çıktı ama özellikle büyük işlerde hala bu tür konular ajanslar üzerinden aktarılmaya devam etti. Yakın zamanlarda, sadece “dijital” konularda hizmet veren ajanslar oluşmaya başladı, sosyal medya ve bağlı bileşenlerin, ardından da tabletler ve mobil cihazların yaygınlaşmasıyla ihtiyaçlar çok daha karmaşık hale geldi ve bu ajanslar da kendi içinde katmanlara ayrılmaya başladı. Bunlar herkesçe bilinen ve gözlemlenebilen gündelik bilgiler…

Ama asıl büyük değişim dalgası bu gündelik gelişmelerin altından büyük bir hızla gelmektedir diye düşünüyorum…

İçinde bulunduğumuz tarihlerde başlamak üzere, matbaa ihtiyacı olan müşteri: “Dijital işlerimizi siz yaptığınıza göre, artık basılı işlerimizi de siz yapın” demeye başlayacak, bu olduğunda yaşanacak alt üst oluşu şimdiden bütün ayrıntılarıyla tahmin etmek kolay değilse de, yaşanmakta olan değişimi, gündelik iş süreçlerinde hissetmeye başladığımızı söyleyebiliriz.

Matbaa öldü: Yaşasın matbaa!

Schmidt’in, internetin geçireceği evrim kendisine sorulduğunda, ‘Web’in yok olacağını’ ifade etmesi ve “İnternet yok olacak…” tespitini yapmasının bu yazıdaki yansıması şöyle olabilir: Matbaa yok olacak! Çünkü her şey ve neredeyse her yerde basılabilir hale geldiğinden onu göremez olmaya başlıyoruz, zira her yer ve her şey zaten matbaa olacak.

Düşünün ki iç organlarımız bile 3D yazıcı ile “basılabilir” olmak üzere.

3D organ basımı

Geleceğin en stratejik 10 IT öngörüleri (Kaynak) yazısının bazı inanılmaz satırlarına gözatalım: 3D bioprinting teknolojisi henüz gelişme aşamasında olmasına rağmen yatırımcıların dikkatini çekiyor. Gartner’ın tahminlerine göre bioprinting’in insan üzerinde kullanımı 2016 yılında hukuksal düzenleme veya bazı yasaklamalar kapsamında yoğun tartışma ve karşı çıkışlara yol açacak.

Bununla beraber Organovo ve OTC firmaları 3D bioprinting sektörüne yatırım yapacaklarını açıkladılar. Bir 3D bioprinter’ın fiyatı ortalama olarak 200 bin doların biraz altında.

Şu haberle yazıyı bitireyim: Princeton Üniversitesi modifiye edilmiş bir mürekkep püskürtmeli yazıcıdan biyonik kulak yaptı. Bir petri (biyologların laboratuvarlarda kültür üretmek için kullandıkları şeffaf kutu) kabında kültürlenen kulak 10 hafta müzik duyabildi. (Kaynak)

Murat Şermet

1965 yılında İzmir'de doğdu. 1980-1991 yılları arasında matbaa sektöründe yayın-dağıtım-koordinasyon görevleri üstlendi. 1989-1992 yıllarında müzik ile ilgilendi. 1993'den 1996'ya kadar İstanbul'da kitabevi işletti. Bu dönemlerde gelecekbilim konusunda yazılar yazarken, internetle ilgili çalışmalar yürüttü, 1998 sonrasında, 3D modelleme, masaüstü yayıncılık, görüntü işleme, web teknolojileriyle uğraştı. 2000 yılında, İlk Özgürler adlı kitabını yayımladı. 2002'den günümüze yayıncılık, yazılım geliştirme ve BT hizmeti veren şirketlerde: İş geliştirme, içerik modelleme, web teknolojileri konularında koordinatörlük görevlerini yürütüyor.

Yorumlar

  1. Herşeyin basılabilir olması, herşeyi değiştirmeyecektir. Sanılanın aksine sadece -başta Teknik olmak üzere- birkaç dalın konjonktür ve etimolojisi bir evrim yaşayacak.

    Şimdi propaganda savaşı diye birşey var ve budala ceolar lansmanlarda gelecek satıyorlar. Lansmanların geneline, Jobs gibi ‘Eğitimi ucuzlatıp,yaygınlaştıracağım’ diye çıkılan yollara baktığımızda gelecek on yılın bir türlü gelmediğini buna karşın bekleyen kitlenin fazla olduğunu görürüz.

    Baskıdan çıkmış bir notebook da ısınacak ama bu ısınma sorununu ortadan kaldırmayacaktır. Devrim eskinin yokolması ve ondan sonsuza dek uzaklaşmak demektir. Baskıdan ısınan bir notebook alacaksam en azından tekrar geri içine atıp başka bir ürün bastırmalıyım. Kaldı ki bunu düşünen bir firma bile yok.

    İlk senaryoda da ikincisinde de yani bastırsam da, geri bastıramasam da devrim yok, değişim yok, yani değişen yok.

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>