Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 382

Yapay zeka girişimi Perciv AI, 2.5 milyon euro tohum yatırımı aldı!

0

Hollanda merkezli derin teknoloji girişimi Perciv AI, radar algılama için yapay zekâ çözümleri geliştirme alanındaki öncü çalışmalarıyla 2.5 milyon euro tohum yatırımı alarak dikkatleri üzerine çekti. Bu yatırım turunda, DayOne Capital ve Keen Venture Partners liderlik yaparken, Türkiye merkezli Vinci Girişim Sermayesi de yatırımcılar arasında yer aldı. Vinci Girişim Sermayesi, otomotiv teknolojileri, Endüstri 4.0 ve enerji yönetimi gibi alanlardaki tecrübelerini yeni yatırımlarla pekiştiriyor. İnci Holding’in stratejik yatırımcısı olduğu Vinci, bu hamlesiyle sürdürülebilir ve yenilikçi çözümleri destekleme misyonunu bir kez daha vurgulamış oldu.

Yapay zeka girişimi Perciv AI, 2.5 milyon euro tohum yatırımı alıyor

Perciv AI’ın geliştirdiği radar ve radar-kamera füzyon teknolojisi, LiDAR teknolojisinin sağladığı yüksek kaliteli algılamayı çok daha düşük maliyetlerle sunarak dikkat çekiyor. Bu yenilik, otomotiv, robotik ve havacılık sektörlerinde her koşulda güvenilir ve ölçeklenebilir algılama imkânı sağlayarak, otonom teknolojilerin benimsenmesini hızlandırmayı hedefliyor. Radar tabanlı algılama sistemleri, özellikle güvenilirlik ve uygun maliyet avantajlarıyla mevcut LiDAR ve kamera tabanlı sistemlere önemli bir alternatif sunuyor.

Perciv AI’ın bu yatırımları, operasyonlarını genişletmesi ve çözümlerini farklı sektörlere yayması için büyük bir itici güç olacak. Şirketin kurucuları Balazs Szekeres, Dr. Andras Palffy ve Srimannarayana Baratam’ın TU Delft’ten gelen akademik uzmanlıkları ve girişimcilik tecrübeleri, bu gelişim sürecinin arkasındaki güçlü bir yapı taşını oluşturuyor. Şirketin CEO’su Balazs, havacılık mühendisliği ve gömülü yazılım geliştirme konularında geniş bilgi birikimine sahipken; CTO Andras, yapay zekâ destekli radar sistemleri konusundaki doktora çalışmaları ve girişimcilik deneyimiyle şirkete stratejik bir vizyon sunuyor. COO Sriman ise bilişsel robotik alanındaki uzmanlığı ve otomotiv sektöründeki teknik-ticari geçmişi ile ekibi tamamlıyor.

Vinci Girişim Sermayesi Yatırım Direktörü Aylin Girgin Özbiliş, Perciv AI’ın radar teknolojisindeki yenilikçi yaklaşımının otonom teknolojiler için dönüştürücü bir potansiyel taşıdığına dikkat çekti. Vinci’nin, sürdürülebilirlik odaklı bakış açısıyla, sadece teknoloji odaklı değil, aynı zamanda çevreye duyarlı çözümleri destekleme taahhüdü de bu yatırımda ön plana çıktı. Bu iş birliğinin, Perciv AI’ın sektördeki etkisini artırması ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşması için stratejik bir adım olduğu belirtiliyor.

YouTube TV uygulamasına ebeveyn kodu özelliği geliyor!

0

YouTube, televizyon uygulamasına ebeveyn kodu özelliğini ekleyerek, çocukların platformu daha güvenli bir şekilde kullanmasını mümkün hale getirdi. Google tarafından sunulan bu yeni özellik, özellikle YouTube Kids uygulamasının akıllı televizyonlardan kaldırılmasının ardından ebeveynler için oldukça faydalı bir çözüm sunuyor.

YouTube TV uygulamasına ebeveyn kodu özelliği geldi

YouTube’un sunduğu Kısıtlı Mod gibi mevcut kontrol araçlarına ek olarak geliştirilen ebeveyn kodu, ekstra bir güvenlik katmanı oluşturarak çocukların uygunsuz içeriklere erişim riskini en aza indiriyor.

YouTube TV uygulamasına ebeveyn kodu özelliği geldi.
YouTube TV uygulamasına ebeveyn kodu özelliği geldi.

Uzun süredir ebeveynlerin talep ettiği bu özellik, çocuklarının yanlışlıkla ya da bilinçsizce erişebileceği uygunsuz içeriklerle ilgili endişelerini gidermeyi amaçlıyor. 4 haneli bir PIN kodu olarak işlev gören ebeveyn kodu, çocukların YouTube’daki içeriklere erişimini kontrol etmenin yanı sıra oturum kapalı şekilde izleme, hesaplardan çıkış yapma ya da hesapları kaldırma gibi işlemler sırasında da kullanılacak. Bu sayede, çocukların izleme deneyimleri daha güvenli ve kontrollü bir şekilde düzenlenebilecek.

YouTube ebeveyn kodunu etkinleştirmek isteyen kullanıcıların, uygulamayı akıllı televizyonlarında açarak Ayarlar bölümüne geçmesi gerekiyor. Buradan Ebeveyn Kodu sekmesini seçerek, 4 haneli bir kod oluşturmak ya da mevcut kodu sıfırlamak mümkün. YouTube, bu özelliği kademeli olarak tüm kullanıcıların erişimine sunmayı planlıyor, böylece her aile, çocukları için güvenli bir dijital ortam oluşturma imkanına kavuşacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

OpenAI ChatGPT Projects özelliğini duyurdu!

OpenAI“12 Days of OpenAI” etkinliğinin yedinci gününde kullanıcı deneyimini geliştirecek yeni bir özelliği tanıttı: ChatGPT Projects. Bu özellik, sohbetleri ve dosyaları tek bir platformda organize etmeye olanak tanıyarak, kullanıcıların üretkenliklerini artırmayı hedefliyor.

Projects nedir ve ne Sunuyor?

ChatGPT Projects, sohbetlerinizi ve belgelerinizi düzenlemek için özelleştirilebilir bir arayüz sunuyor. Kullanıcılar, projelerine isim verebilirrenklerini özelleştirebilir ve ilgili belgeleri yükleyerek ya da mevcut sohbetleri taşıyarakprojelerini oluşturabilir. Ayrıca, ChatGPT’nin diğer özellikleriyle tam entegrasyon sayesinde, metin ve kod düzenleme işlemleri aynı pencerede yapılabiliyor.

Özelliğin sunduğu önemli bir avantaj da özelleştirilebilir yanıtlar. Örneğin, bir proje yöneticisi, bir web sitesi oluşturma projesi başlatarak ChatGPT’yi kodlama aracı olarak kullanabilir. Bu süreçte, ChatGPT Canvas özelliğide devreye alınarak projeye özel bir deneyim sunulabiliyor.

Erişim ve kullanılabilirlik

ChatGPT Projects, şu an için Plus, Pro ve Teams abonelerine sunulmuş durumda. ChatGPT Enterprise ve Edu kullanıcıları, bu yeniliğe Ocak ayında erişim sağlayabilecek. Özellik şu an web ve Windows masaüstü uygulamalarıüzerinden kullanılabiliyor. Ancak, mobil ve macOS kullanıcılarının tam erişim için biraz daha beklemesi gerekecek. Ücretsiz kullanıcılar için de bu özelliğin geleceği belirtilse de kesin bir tarih paylaşılmadı.

OpenAI, ayrıca 2024 yılı içerisinde Google Drive ve Microsoft OneDrive entegrasyonu ile daha fazla dosya türü desteği eklemeyi planlıyor.

Google NotebookLM ile karşılaştırma

Google’ın NotebookLM uygulamasına benzerliğiyle dikkat çeken Projectsaraştırma odaklı bir sistemden çok daha geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. NotebookLM’in sesli özetleme gibi özellikleri bulunurken, ChatGPT Projects’in öne çıkan farkıVoice ModeSearch ve Canvas gibi güçlü özellikleriyle entegre çalışması.

AGI detayı dikkat çekti

OpenAI’nin Projects tanıtım videosunda, ilginç bir detay da yer aldı. Projeler arasında görülen “AGI (Don’t show on live…)” başlığıArtificial General Intelligence (Genel Yapay Zeka) çalışmalarına dair ipuçları verdi. AGI, insan zekasına benzer geniş kapsamlı bir yapay zeka olarak, dar yapay zeka sistemlerinden çok daha ileri bir teknoloji hedefliyor.

Rekabet ve gelecek planları

OpenAI, Projects özelliğiyle Anthropic gibi diğer yapay zeka sağlayıcılarıyla olan rekabetini güçlendirmeyi hedefliyor. Özelliğin ChatGPT’nin diğer işlevleriyle tamamen entegre çalışmasıOpenAI’nin daha kapsamlı ve kullanıcı dostu bir deneyim sunma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

E-ticaret girişimi Projesoft, 52 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı!

0

Projesoft, Türkiye‘nin önde gelen e-ticaret teknolojileri üreticilerinden biri olarak 52 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Şirket, bugüne kadar tamamladığı 1500+ proje ve 26 ERP entegrasyonu ile büyük bir başarıya imza attı ve yaklaşık 4 milyar TL’lik bir ciro trafiğini yönetiyor. Yeni yatırımla stratejik bir büyüme adımı atan Projesoft’a, online pazarlarda küresel deneyimi ile tanınan Gökhan Göksel liderliğindeki bir konsorsiyum ortak oldu. Göksel, aynı zamanda Projesoft’un Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi, kuruculardan Yüksel Eminoğlu ise CEO olarak görevine devam edecek.

E-ticaret girişimi Projesoft, 52 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alıyor

Konsorsiyumun yatırımı, Projesoft’un güçlü yurtdışı portföyü, büyüme potansiyeli ve küresel iş birlikleri ağı göz önünde bulundurularak yapıldı. Şirket, Kuzey Amerika merkezli bir bankayla yaptığı anlaşma ve Kanada Borsasında işlem gören bir firmanın altyapı teknolojilerini üstlenmesiyle önemli iş birliklerine imza attı. Ayrıca, 300’ün üzerinde sözleşmeli bayilik ağına sahip olan Projesoft’un 26 farklı ERP ile gerçekleştirdiği iş geliştirmeleri ve B2B platformu üzerinden elde ettiği yüksek ciro, yatırımcıların güvenini pekiştirdi.

E-ticaret girişimi Projesoft, 52 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Gökhan Göksel yönetiminde Projesoft, Amerika’daki operasyonlarını genişletmek, Avrupa ve Asya pazarlarında daha etkin bir rol almak için aldığı finansmanı kullanacak. Göksel, Walmart’ın Türkiye’deki global entegratörü olduklarını ve Amerika’daki ofisini açma hazırlığında olduklarını belirtti. Türkiye içindeki bayi ağlarını genişletip yerel pazarda da hızlı büyümeyi planladıklarını ifade eden Göksel, Projesoft’un global arenada güçlü bir oyuncu olma yolunda ilerleyeceğini vurguladı. Ayrıca, şirketin yenilikçi teknolojiler ve kreatif projelerle sektördeki beklentileri yükselteceğini söyledi.

Göksel, e-ticaret teknolojileri üretimindeki deneyimlerini B2B ve B2C yazılım geliştirme, altyapı çözümleri ve sınır ötesi ticaret operasyonlarında kullanarak Projesoft’un küresel e-ticaret alanında güvenilir bir Türk markası olmasını hedefliyor. Amerikalı ve Avrupalı projelerin yanı sıra, Çin ve Hong Kong’da da başarılı işler gerçekleştiren şirket, büyüme yolculuğunda yeni yatırımlarıyla global başarılarını pekiştirecek.

WhatsApp’tan büyük kolaylık: Artık telefon rehberine gerek yok!

Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcı deneyimini geliştiren yeniliklerine bir yenisini daha ekledi. Şirket, iOS ve Android platformları için geliştirdiği “arama çevirici” özelliğiyle, telefon rehberine kayıtlı olmayan numaraları doğrudan uygulama üzerinden aramayı mümkün hale getiriyor.

Yeni özellik beta sürümde test ediliyor

Uygulamanın en son beta sürümlerinde (iOS 24.25.10.76 ve Android 2.24.26.11) kullanıcılara sunulan bu yenilik, daha esnek ve hızlı bir arama deneyimi sağlıyor. Artık kullanıcılar, uygulama içinde herhangi bir telefon numarasını yazarak doğrudan arama yapabilecek.

WhatsApp, aranan numaranın platformda kayıtlı olup olmadığını otomatik olarak kontrol ediyor. Eğer numara doğrulanmış bir işletme hesabına aitse, mavi doğrulama onay işareti de arama ekranında görüntüleniyor.

Hızlı ve kullanışlı iletişim

WhatsApp Bu özellik, özellikle tek seferlik aramalar veya hızlı iletişim kurma gereksinimi duyan kullanıcılar için oldukça faydalı olacak. Numara eklemeden yapılan aramalar, zaman tasarrufu sağlamanın yanı sıra daha kolay bir kullanım sunuyor.

Yeni arama çevirici özelliğinin tüm kullanıcılara ne zaman sunulacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak test sürecinin başarılı geçmesi durumunda, bu yeniliğin kısa süre içinde genel kullanıma açılması bekleniyor.

WhatsApp’tan daha fazlası geliyor

WhatsApp, sunduğu bu yenilikle kullanıcıların yalnızca mesajlaşma değil, çağrı yapma deneyimini de kolaylaştırmayı hedefliyor. Arama çevirici özelliği, uygulamanın sadece bir mesajlaşma platformu olmanın ötesine geçme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Windows 11 güncellemesi kullanıcıları mağdur etti! 

Microsoft’un Windows 11 için yayımladığı en son Windows 11 güncellemesi, KB5048667, kullanıcılardan yoğun şikayetler alıyor. 24H2 sürümüne yönelik bu Windows 11 güncellemesi, bazı sistemlerde performans düşüşü ve hata kodlarına neden oluyor.

Bazı kullanıcılar, güncellemeyi yüklemeye çalıştıklarında 0x800f081f hata kodu ile karşılaştıklarını belirtiyor. Windows 11 güncellemesi sürecinin uzun sürmesi ve “İndiriliyor – %0” ekranının uzun bir süre boyunca görünmesi de yaygın şikayetler arasında. Bu durum, bazı kullanıcılarda güncelleme dosyalarının eksik ya da bozuk olduğu şeklinde bir izlenim oluşturuyor. Sorunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, başlatılan güncelleme işleminde bir uyumluluk sorunu yaşandığı düşünülüyor.

Performans düşüşü ve oyunlarda yavaşlama

Güncellemeyi başarıyla yükleyen kullanıcılar ise Windows 11 24H2 sürümünde performans sorunları yaşadıklarını bildiriyor. Sistem ilk başta normal çalışırken, bir süre sonra CPU kullanımının yavaşladığı ifade ediliyor. Bilgisayar üzerinde yürütülen rutin işlemler bile eskisine göre daha uzun sürebiliyor. Tarayıcıların sayfa yükleme hızlarında ve uygulamalar arası geçişlerde belirgin gecikmeler yaşandığı bildiriliyor.

Özellikle RobloxLeague of Legends ve diğer popüler oyunlarda ciddi performans düşüşleri gözlemleniyor. Kullanıcılar, oyunlarda FPS düşüşleri ve donmalar yaşadıklarını belirtiyor. Bilgisayarda yeniden başlatma sorunu geçici olarak çözüyor ancak performans düşüşü bir süre sonra yeniden ortaya çıkıyor. Bu durum, oyun oynayan ve yoğun iş yükü olan kullanıcılar için büyük bir sorun haline gelmiş durumda.

Bazı kullanıcılar, Windows 11‘in, sistemin kullanılmayan uygulamaların ve oyunların performansını otomatik olarak azaltan bir özellik aldığını düşünüyor. Ancak bu özelliğin doğru çalışmaması nedeniyle sorunlar yaşandığı belirtiliyor. Bu özelliğin kullanıcılar tarafından manuel olarak devre dışı bırakılamaması da ayrı bir endişe konusu.

Microsoft’tan Hâlâ bir açıklama yok

MicrosoftKB5048667 güncellemesiyle ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Kullanıcılar ise sorunun çözümü için Windows 11 güncellemesini kaldırıp Windows 11‘in önceki bir sürümünü kullanmayı öneriyor. Ancak bu, güncellemeyi yüklemeyi başarabilmiş olanlar için bir çözüm olabilirken, güncellemeyi hiç yükleyemeyen kullanıcılar için bir fayda sağlamıyor.

Microsoft‘un bu Windows 11 güncellemesi sorunlarıyla ilgili nasıl bir yol izleyeceği ve düzeltme güncellemesinin ne zaman yayınlanacağı merak konusu. Kullanıcılar, şirketin en kısa sürede bir açıklama yapmasını ve sorunları giderecek bir güncelleme sunmasını bekliyor. Özellikle profesyonel iş kullanımında olanlar ve oyun severler, bu performans sorunlarının günlük deneyimlerini ciddi şekilde etkilediğini dile getiriyor.

Jüpiter’in volkanik uydusu Io’nun sırrı çözüldü!

NASA’nın Juno uzay aracı, Jüpiter’in uydusu Io’nun volkanik aktivitelerine dair yıllardır süren bir gizemi aydınlattı. Yapılan araştırma, Io’nun neden Güneş Sistemi’nin en volkanik cismi olduğunu ortaya koydu. Nature dergisinde yayımlanan ve Amerikan Jeofizik Birliği’nin yıllık toplantısında açıklanan çalışmaya göre, Io’nun volkanları, tek bir magma okyanusundan değil, her bir volkanın altında bulunan lokal magma haznelerinden besleniyor. Bu keşif, volkanik yapının kökenine dair 44 yıllık bir sırrı çözdü.

Io: bir volkanik fenomen

Dünya’nın uydusu Ay ile benzer boyutlara sahip olan Io, yaklaşık 400 aktif volkana ev sahipliği yapıyor. Sürekli püsküren lavlar ve duman bulutları, uydunun yüzeyinde karakteristik bir katman oluşturuyor. Io’nun volkanik faaliyetleri ilk kez 1979 yılında Voyager 1 uzay aracı tarafından kaydedilen görüntülerde fark edildi. Ancak bu püskürmelerin kaynağı, 2016’da Jüpiter’e ulaşan Juno’nun son verilerine kadar tam olarak anlaşılamamıştı.

JunoAralık 2023 ve Şubat 2024 tarihlerinde Io’nun yüzeyine sadece 1.500 kilometre kadar yaklaşarak kritik ölçümler yaptı. NASA’nın Derin Uzay Ağı ile toplanan bu veriler, Io’nun volkanik aktivitelerinin temelini oluşturan gelgitsel esneme etkisini detaylı bir şekilde ortaya koydu.

Volkanların sırrı lokal magma haznelerinde

Io’nun eliptik yörüngesi, Jüpiter’in güçlü yerçekimsel etkisi nedeniyle uydunun sürekli sıkışıp genişlemesine yol açıyor. Bu durum, uydunun iç kısmında muazzam bir sürtünme ve ısınma yaratıyor. Ancak yeni bulgular, Io’nun yüzeyinin altında bir magma okyanusu yerine, her bir volkanın lokal magma hazneleriyle beslendiğini gösteriyor.

Bu keşif, yalnızca Io’nun iç yapısını anlamakla kalmıyor; aynı zamanda Satürn’ün Enceladus ve Jüpiter’in Europauyduları gibi diğer gök cisimlerinin ve hatta ötegezegenlerin oluşum ve evrimine dair yeni ipuçları sunuyor.

Io’nun volkanik sırlarının çözülmesi, Güneş Sistemi’ndeki ekstrem çevreler ve bu koşulların diğer gezegenlerdeki yaşam potansiyeli üzerindeki etkilerini anlamamızı sağlıyor. Juno’nun bu kritik verileri, bilim dünyasında heyecan yaratırken, Io’nun büyüleyici yapısını daha yakından tanımamıza olanak tanıyor.

ABD, yapay zekalı pilotlar için dev bütçe ayırdı!

ABD Savunma Bakanlığı, yapay zeka teknolojilerinin savaş uçağı pilotlarının görev verimliliğini artırma potansiyelini değerlendirmek amacıyla 100 milyon dolarlık bir bütçe ayırmış durumda. Bu bütçe, savaş sırasında pilotların daha hızlı ve isabetli kararlar alabilmesi, hedef tespiti konusunda daha yüksek hassasiyetle hareket edebilmesi gibi konuları kapsayacak projelerin geliştirilmesine yönlendirilecek. Yapay zekanın çeşitli sektörlerde nasıl bir dönüşüm yaratabileceği henüz tam anlamıyla kestirilemiyor, ancak hemen her alan bu teknolojiyi sistemlerine entegre ederek daha hızlı ve verimli bir işleyiş sağlamayı hedefliyor.

ABD, yapay zekalı pilotlar için dev bütçe ayırıyor

Yapılan açıklamalara göre, bu kapsamda yapay zekâ pilot teknolojilerinin geliştirilmesi, gerçek zamanlı veri iletimi ve taktiksel çevrelerin test edilmesine yönelik yeni projeler planlanıyor.

Pentagon’un ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde oluşturulan bu strateji doğrultusunda, geçtiğimiz yıldan bu yana üretken yapay zeka uygulamalarını değerlendiren Task Force Lima görevini tamamladı ve yerine AI Rapid Capabilities Cell uygulama süreci devreye alındı. Ayrılan bütçenin 75 milyon dolarlık kısmı, yapay zekâ pilot projelerinin yanı sıra Pentagon adına çalışan küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) geliştirdiği projelere tahsis edildi.

Buna rağmen, tamamen yapay zeka pilotlara bırakılan bir savaş uçağı sistemi henüz gündemde değil. Bunun yerine, bu projeler daha hassas hedefleme yapabilen silahlar, daha gelişmiş radar sistemleri ve uçuş sırasında pilotlara anlık ve hayati veri akışı sağlama gibi senaryoları hayata geçirmeyi amaçlıyor. Yapay zekanın lojistik, istihbarat ve silah geliştirme gibi birçok alanda yaratacağı etki şimdiden dikkatle takip ediliyor.

OpenAI ordu ile ortaklık kuruyor!

0

ChatGPT, Facebook ve Claude’un hepsinin ortak noktası nedir? Hepsi, başlangıçta yapmayacaklarını söyleseler bile, yapay zeka teknolojilerini yakın zamanda ABD ordusuna ve onun dostlarına ödünç veren megacorp teknoloji devleridir.

OpenAI, 4 Aralık 2024’te askeri uygulamalara karşı uzun süredir uyguladığı politikanın tersine dönerek, otonom mühimmatlar ve keşif dronları, roket motorları ve çeşitli insansız hava araçları (İHA) ve su altı mürettebatsız araçlar (UUV) konusunda uzmanlaşmış bir savunma teknolojisi şirketi olan Anduril Industries ile ortaklık kurduğunu duyurdu.

OpenAI ordu ile stratejik ortaklık kurdu

Anduril’in internet sitesinde yayınlanan Lattice Komuta ve Kontrol yazılımının sloganı, “Lattice, makineden makineye görevleri insan kapasitesinin ötesinde ölçeklerde ve hızlarda düzenleyerek karmaşık öldürme zincirlerini hızlandırır” şeklindedir.

Anduril, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir sığınaktan bir joystick’in dürtmesiyle ve bir düğmeye basarak cehennem ateşi yağdırabilen oldukça etkileyici bir makine portföyüne sahiptir. Anduril ayrıca, futbol maçları veya turistik turistik alanlar üzerinde uçarken göreceğiniz hobi amaçlı DJI drone’larına çok benzeyen 12 lb (5,4 kg) ağırlığındaki Bolt-M’yi tasarladı ve üretti. Ancak Bolt-M’deki “M” harfi “mühimmat” anlamına gelir ve ciddi yıkıma yol açabilen 3 lb (1,4 kg) ağırlığında anti-personel/anti-malzeme yükü taşır.16 Mayıs 2023’te, Senato Yargı gözetim duruşması sırasında Sam Altman, yapay zeka teknolojisinin tehlikeleri konusunda uyardı. Altman: “Bu teknoloji yanlış giderse, çok yanlış gidebilir. Ayrıca dünyaya önemli zararlar verebilir” dedi. Altman ayrıca “GPT-4’ün benzer yeteneklere sahip diğer yaygın olarak kullanılan modellerden daha yardımsever ve doğru yanıt verme ve zararlı talepleri reddetme olasılığı daha yüksektir” dedi.

OpenAI’nin 2024’teki gelirinin 3.7 milyar ABD doları olması öngörülürken, operasyonel maliyetler önemli ve şirketin bu yıl yaklaşık 5 milyar ABD doları kaybetmesi bekleniyor. Yapay zeka model eğitimi bu maliyetin önemli bir kısmını oluşturuyor. Hükümet ve savunma ile ilgili sözleşmeler bu kayıpları telafi etmenin potansiyel olarak cazip bir yolu gibi görünüyor.

Stellantis ve CATL, İspanya’da LFP batarya fabrikası kuruyor!

Stellantis ve Çinli batarya devi CATL, Avrupa’da elektrikli araçlara yönelik lityum demir fosfat (LFP) bataryaların üretimini artırmak amacıyla İspanya’nın Zaragoza kentinde büyük bir yatırım başlatıyor. İki şirket, bu yeni fabrikaya 4,3 milyar dolara kadar bir bütçe ayırmayı planlıyor ve fabrikanın 2026 yılının sonuna doğru faaliyete geçmesi hedefleniyor. Bu tesisin, yılda 50 GWh kapasiteyle üretim yaparak, Stellantis bünyesindeki markalar için uzun ömürlü ve uygun maliyetli bataryalar sağlaması öngörülüyor.

Stellantis ve CATL, İspanya’da LFP batarya fabrikası kuracak

Fabrikanın kontrolü %50 oranında CATL’ye ait olacakken, Stellantis’in payı %40 STLA İspanya ve %10 STLA Fransa olarak bölünmüş durumda. Bu proje, Avrupa’da elektrikli araç pazarının büyümesine katkı sağlayacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle Peugeot, Citroën, Opel ve Fiat gibi markaların daha erişilebilir fiyatlara sahip B ve C segmenti elektrikli otomobiller sunabilmesi için gerekli olan maliyet etkin ve dayanıklı bataryaların temini bu ortaklık sayesinde mümkün olacak.

Stellantis ve CATL, İspanya'da LFP batarya fabrikası kuracak.

İnşaat sürecinin dört yıl sürmesi planlanırken, fabrikanın ilk fazı 2026 yılında tamamlanacak. Projenin ilerleyebilmesi için hem Çin hem de İspanya hükümetlerinden gerekli izinlerin alınması gerekiyor.

Bunun yanı sıra AB ve yerel yetkililerin sağlayacağı destekler de fabrikanın başarıya ulaşmasında kritik bir rol oynayacak. Stellantis’in bu yatırım hamlesi, grubun Avrupa’daki elektrikli araç rekabetinde güçlü bir konum elde etme hedefinin bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Intel Panther Lake işlemciler, 18A üretim sürecinden geçecek!

0

Intel, Panther Lake işlemcilerinde kullanılacak olan 18A üretim sürecinin resmen onaylandığını duyurdu. Şirket, bu yeni üretim sürecini ilk defa kendisi için uygulayacak ve Intel’in uzun süredir üzerinde çalıştığı 1.8 nm sınıfındaki bu teknolojiyi Panther Lake ile hayata geçireceği doğrulandı. Barclays’in düzenlediği Küresel Teknoloji Konferansı’nda, geçici eş CEO’lar Michelle Johnston Holthaus ve David Zinsner, Panther Lake işlemcilerinin ilk mühendislik örneği olan ES0 çipinin başarılı bir şekilde çalıştırıldığını açıkladı. Bunun yanı sıra, sekiz müşterinin ES0 örneklerini test ettiği ve bu durumun silikonun sağlıklı olduğuna dair güçlü bir gösterge olduğu vurgulandı.

Intel Panther Lake işlemciler, 18A üretim sürecinden geçiyor

Panther Lake, Intel Core Ultra 200S Arrow Lake-H işlemcilerinin doğrudan halefi olarak tasarlanıyor ve performansı daha da ileri taşıyacak teknik detaylar içeriyor. İşlemcinin 6 performans çekirdeği, 8 verimlilik çekirdeği ve 4 düşük güçlü çekirdekten oluşan 18 çekirdekli bir yapı ile geleceği ifade edildi.

Intel Panther Lake işlemciler, 18A üretim sürecinden geçiyor.

Performans çekirdeklerinde “Cougar Cove” mimarisi kullanılacak ve bu yeni yapı, “Lion Cove” mimarisine oranla daha yüksek IPC sağlayacak. Verimlilik çekirdekleri ise mevcut Skymont yapısını koruyacak. Ayrıca, düşük güçlü LP çekirdekler daha güncel bir süreç ile üretilecek ve bu sayede Neural Processing Unit (NPU) performansı geliştirilecek.

Panther Lake, Intel’in grafik tarafında da yenilikler sunacak. iGPU biriminde Xe3 “Celestial” mimarisi kullanılacak ve grafik performansı önceki nesillere göre bir üst seviyeye taşınacak. Ancak, Arrow Lake işlemcilerinin 2025’in başlarında piyasaya sürüleceği bilinirken, Panther Lake-H ailesinin piyasaya çıkış tarihi 2026 olarak öngörülüyor. Tüm bu gelişmeler, Intel’in 18A üretim sürecindeki ilerlemesinin beklentileri karşıladığını ve 18A’nın sağladığı avantajlarla birlikte Panther Lake’in dikkat çekici bir performans sunacağını gösteriyor.

Nvidia RTX 50 serisinin çıkış tarihi belli oldu mu?

0

Nvidia, yeni nesil ekran kartları olan RTX 50 serisi için heyecan verici gelişmeler duyurdu. Şirket, bu seriyi 2025’in Ocak ayında gerçekleşecek CES etkinliği öncesinde duyurmayı planlıyor. RTX 50 serisinin tanıtılacağı ana etkinlik “GeForce Greats” adıyla gerçekleştirilecek ve CES 2025’te Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın sunumuyla gündeme gelecek. Ancak, serinin lansmanına kadar “GeForce LAN 50” isimli bir etkinlik de düzenlenecek; bu etkinlik 4 Ocak’ta başlayacak ve 50 saat sürecek bir oyun maratonuna sahne olacak.

Nvidia RTX 50 serisinin çıkış tarihi belirlenmiş olabilir

RTX 50 serisinin ilk iki modelinin, RTX 5080 ve RTX 5090’ın CES 2025 kapsamında tanıtılması bekleniyor. Bu etkinlik, Nvidia’nın tarihi GeForce 256 ekran kartının 25. yıl dönümüyle aynı tarihlerde olacak, bu da serinin tanıtımı için sembolik bir anlam taşıyor.

Daha önce, Inno3D temsilcisinin canlı yayın sırasında RTX 5090’ın tanıtımının üç hafta içinde olacağına dair yaptığı açıklama da bu durumu doğruluyor, fakat bu açıklama sonradan düzeltilerek, doğru tarih olan Ocak 2025’teki CES etkinliği vurgulandı.

RTX 50 serisinin sahip olacağı yeni özellikler arasında Blackwell tabanlı yüksek TGP değerleri, DLSS 4.0 desteği ve yeni PCB teknolojisi bulunuyor. Bu sayede, VRAM ile GPU arasındaki sinyal bütünlüğü artırılacak. Nvidia, masaüstü kullanıcılarının yanı sıra dizüstü bilgisayarlar için de RTX 50 serisi ekran kartlarını tanıtmayı planlıyor. Ancak dizüstü modellerinin çıkış tarihi henüz açıklanmış değil.

Apple’ın yapay zekası yanlış haber yaydı!

ABD merkezli teknoloji devi Apple, yapay zekâ destekli yeni özelliği Apple Intelligence ile gündemde. Geçtiğimiz hafta İngiltere’de kullanıma sunulan akıllı bildirim özeti özelliği, hatalı bilgi yayılımıyla teknoloji dünyasında tartışmalara neden oldu.

Yanlış bilgi krizi: BBC haberi uyduruldu

Apple Intelligence, kullanıcılara gelen bildirimleri gruplandırıp özetleyerek daha verimli bir deneyim sunmayı hedefliyor. Ancak bu özellik, geçtiğimiz günlerde ciddi bir hata yaptı. BBC uygulamasından gelen bir bildirimi özetleyen yapay zekâgerçek dışı bir bilgiyle kullanıcıları yanılttı.

Yapay zekâ, BBC’nin bir haberinde olmayan bir olayı varmış gibi gösterdi. Özet bildirimde, “Luigi Mangione” adında bir kişinin kendini vurduğu belirtiliyordu. Ancak böyle bir olay gerçekte hiç yaşanmadı. Yapay zekâ, haberi tamamen “uydurmuştu”.

BBC ve Apple’dan sessizlik

Olayın ardından BBC, yaşanan durumla ilgili bir açıklama yaptı. BBC yetkilileri, kurumun “dünyadaki en güvenilir haber kaynaklarından biri” olduğunu vurgulayarak bu tür bir yanlışlığın kabul edilemez olduğunu ifade etti. Ayrıca, konuyla ilgili olarak Apple ile iletişime geçildiğini belirttiler.

Apple cephesi ise henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmadı. Ancak yaşanan bu olay, yapay zekâ teknolojilerinin güvenilirliği konusunda yeniden soru işaretleri oluşturdu.

Yapay Zeka hatalarına karşı önlem şart

Apple Intelligence’ın bu hatası, yapay zekâ algoritmalarının henüz mükemmel olmadığını ve insan gözetiminin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Şirketin, bu olaydan sonra yapay zekâ özelliklerini geliştirmek için hangi adımları atacağı merakla bekleniyor.

Apple Intelligence, her ne kadar kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedeflese de bu skandal, teknolojinin potansiyel risklerine dikkat çekti. Yapay zekânın geleceği, bu tür hataların nasıl ele alınacağına bağlı gibi görünüyor.

Sony FromSoftware’in ana şirketi Kadokawa’yı satın alıyor!

SonyDark Souls ve Elden Ring gibi popüler oyunların geliştiricisi FromSoftware’in bağlı olduğu Kadokawa Group’u satın alma niyetini resmen doğruladı. Japon teknoloji devi, Kadokawa ile görüşmelerini sürdürüyor. Sony‘nin bu hamlesi, oyun dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Sony, Yahoo Japan’a yaptığı açıklamada, “İlk niyet beyanında bulunduğumuz doğrudur. Ancak, şu aşamada daha fazla yorum yapmaktan kaçınmamızı anlayışla karşılamanızı rica ederiz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, satın alma sürecinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ortaya koydu. Kadokawa ise geçtiğimiz ay Sony’den bir niyet mektubu aldıklarını doğruladı ancak şu ana kadar resmi bir karar almadıklarını belirtti.

Kadokawa çalışanları üzgün

Japonya’nın tanınmış haber platformlarından Bunshun’un haberine göre, Kadokawa çalışanları arasında bu gelişmeye yönelik farklı görüşler mevcut. Bazı çalışanlar, Sony gibi büyük bir şirketin bünyelerine katılma ihtimalini heyecanla karşılarken, bazıları ise mevcut CEO Takeshi Natsuno yönetiminden duydukları memnuniyetsizlik nedeniyle bu gelişmeyi olumlu değerlendiriyor. Ancak satın alma planına şüpheyle yaklaşanların sayısı da az değil. Bazı analistler, Kadokawa’nın Sony çatısı altına girdikten sonra bağımsız yapısını kaybedip daha katı bir yönetim anlayışı benimseyebileceğini öne sürüyor.

Sony ve Kadokawa’nın mevcut ilişkisi

Sony, halihazırda Kadokawa Group’un %2 oranında hissesine sahip. Ayrıca FromSoftware’de de %15 civarında bir azınlık hissesi bulunuyor. Eğer satın alma gerçekleşirse, Sony, oyun dünyasındaki etkisini daha da artırabilir ve PlayStation ekosistemini ciddi şekilde güçlendirebilir.

Olası satın alım, oyun ve medya sektöründe Sony’nin pozisyonunu bir adım öteye taşıyabilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ise şimdilik belirsizliğini koruyor.

Dünyanın en büyük rüzgar türbininin kanatları kırıldı!

Çin’in Hainan bölgesinde Ağustos ayında kurulan dünyanın en büyük kapasiteli rüzgar türbini MySE18.X-20MW’nin kanatları kırıldı. Çinli rüzgar türbini üreticisi Mingyang Smart Energy tarafından geliştirilen ve 20 MW gücündeki bu dev açık deniz rüzgar türbini, tayfunlara dayanıklı olmasıyla dikkat çekiyordu. Ancak yaşanan olay, bu dayanıklılık iddiasını tartışmaya açtı.

Dev kanat parçaları yere düştü

Recaharge News’in haberine göre, türbinin dönerken dev kanat parçaları koparak yere düştü. Kanat kırılmasının neden gerçekleştiği henüz açıklığa kavuşmadı. Olayın, türbinin dayanıklılığıyla ilgili soru işaretlerine yol açtığı belirtiliyor.

Süper tayfundan sağ kurtulmuştu

İlginç bir şekilde, MySE18.X-20MW açık deniz türbini, Eylül ayında Asya’yı etkisi altına alan süper tayfun Yagi’den zarar görmeden çıkmayı başarmıştı. Aynı bölgede bulunan başka bir rüzgar çiftliği ciddi hasar alırken, MySE18.X-20MW’nin herhangi bir sorunla karşılaşmadığı bildirilmişti.

Mingyang’dan açıklama

Mingyang Smart Energy kazayla ilgili yaptığı açıklamada, türbinin hala prototip aşamasında olduğunu ve aşırı, anormal koşullar altında test edildiğini belirtti. Şirket, yaşanan bu sorunun kendilerine yeni modeli geliştirirken değerli bilgiler sunduğunu vurguladı.

Yüksek kapasiteli türbinin özellikleri

28 Ağustos’ta kurulan MySE18.X-20MW açık deniz türbini260-292 metrelik rotor çapına ve modüler, hafif bir tasarıma sahip. Ortalama 8,5 m/s rüzgar hızında, yılda 80 milyon kWh enerji üreterek yaklaşık 96.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılayabiliyor.

Daha büyük bir türbin yolda

Mingyang Smart Energy22 MW gücünde daha büyük bir türbin üzerinde çalışıyor. Yeni türbinin 310 metre rotor çapına ve karbon fiber kanatlara sahip olacağı belirtiliyor. Bu proje, rüzgar enerjisinde teknolojik yeniliklerin sınırlarını zorlamayı hedefliyor.

Yaşanan bu olay, yenilikçi türbinlerin prototip aşamasında karşılaşabileceği zorlukları ve enerji sektöründeki gelişim sürecini bir kez daha gözler önüne serdi.

Jeotermal enerji geleceğin enerji kaynağı olabilir

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yeni raporu, jeotermal enerjinin küresel elektrik talebini karşılamada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.

Jeotermal Enerjinin Geleceği” başlıklı rapora göre, yeni teknolojilerle birlikte maliyetlerin düşmesi, bu temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağını daha geniş bir kullanım alanına taşıyabilir. Jeotermal enerji, 2050 yılına kadar küresel elektrik talep artışının %15’ini karşılayabilecek potansiyele sahip.

800 GW kapasite eklenebilir

Rapor, 2050 yılına kadar 800 GW’a kadar jeotermal enerji kapasitesinin devreye alınabileceğini öngörüyor. Bu kapasite, ABD ve Hindistan’ın mevcut yıllık elektrik talebine eşdeğer bir üretim anlamına geliyor. Jeotermal enerji, özellikle rüzgar ve güneş gibi kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklerken, nükleer enerji gibi düşük emisyonlu kaynakları da tamamlıyor. Görünen o ki jeotermal enerji geleceğin yol haritasında önemli bir yer tutacak.

Halihazırda küresel elektrik talebinin yalnızca %1’i jeotermal enerjiyle karşılanıyor. Ancak yeni nesil teknolojiler, bu oranı önemli ölçüde artırabilir. IEA’nın Project InnerSpace ile işbirliğiyle gerçekleştirdiği analiz, jeotermalin teknik potansiyelinin küresel elektrik ve ısı talebini defalarca karşılayabileceğini ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, jeotermal enerji geleceğin güçlü bir kaynağı yapabilir.

Petrol ve gaz sektörüyle işbirliği fırsatı

Jeotermal enerji, petrol ve gaz sektörlerinin uzmanlığı ve mevcut teknolojilerinden faydalanarak maliyetleri düşürebilir. IEA İcra Direktörü Fatih Birol, bu işbirliğinin önemine dikkat çekerek, “Jeotermal enerji, hızla büyüyen elektrik talebini güvenli ve temiz bir şekilde karşılama fırsatı sunuyor. Ayrıca, petrol ve gaz endüstrisinin teknik birikiminden yararlanmak, jeotermalin önünü açabilir,” dedi. Bu şekilde, jeotermal enerji geleceğin hızlı ve güvenli kaynaklarından biri olarak değerlendirilmelidir.

Raporda, jeotermal enerji maliyetlerinin 2035 yılına kadar %80 oranında düşebileceği ve megavat saat başına 50 dolara kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Bu da jeotermalin hidroelektrik ve nükleer santrallerle aynı maliyet düzeyine ulaşabileceği anlamına geliyor.

Türkiye’nin jeotermal enerji potansiyeli

Türkiye, jeotermal enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer alıyor.Ülkenin toplam kurulu gücü 1726 MW (1,7 GW) seviyesinde. Jeotermal kaynakların büyük bir kısmı (%90) düşük ve orta sıcaklıkta olup ısıtma, termal turizm ve endüstriyel uygulamalar için kullanılıyor. Elektrik üretimi için uygun olan yüksek sıcaklıklı kaynakların oranı ise %10. Ki bu durum da jeotermal enerji geleceğin en umut verici kaynaklarından biri haline getiriyor.

Türkiye’nin mevcut jeotermal enerji potansiyeli, elektrik üretimi için 4500 MW, ısı potansiyeli için ise 35.500 MWtolarak tahmin ediliyor. Yeni sondaj teknikleri ve teknolojilerle bu potansiyelin daha da artırılması mümkün.

Jeotermalin geleceği için yatırımlar artacak

Raporda, jeotermal enerji sektöründeki toplam yatırımın 2035 yılına kadar 1 trilyon dolar, 2050’ye kadar ise 2,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca, hızla büyüyen dijital ekonomi ve veri merkezleri gibi istikrarlı enerji gereksinimi olan sektörlerde jeotermalin önemli bir rol oynayabileceği belirtiliyor. Ancak, bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için bürokratik süreçlerin hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor. Bu yatırımlar, jeotermal enerji geleceğin sürdürülebilir çözümleri arasında olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Jeotermal enerji, hem sürdürülebilir bir gelecek için hem de enerji güvenliğinin artırılması adına kritik bir seçenek olarak öne çıkıyor. İlerleyen yıllarda, bu temiz enerji kaynağının daha geniş bir coğrafyada kullanılabilmesi için gerekli teknolojik ve finansal adımların hızla atılması bekleniyor.

WhatsApp, yeni güncellemesiyle arama deneyimini iyileştirecek!

0

WhatsApp, yılbaşı öncesinde sesli ve görüntülü arama özelliklerini geliştiren önemli bir güncelleme yayınladı. Bu yenilikler hem mobil hem de masaüstü uygulamalara geliyor. İlk olarak, grup sohbetlerindeki aramalar için katılımcıları seçme özelliği dikkat çekiyor. Daha önce grup üyelerine toplu davet gönderen sistem yerine, kullanıcılar artık görüntülü aramalara özel olarak belirledikleri kişileri davet edebilecek. Gruptaki diğer kişiler aramanın başladığını görebilecek ve dilerlerse sonradan katılabilecekler. Bu, gereksiz rahatsızlıkları önleyerek daha kişisel bir iletişim deneyimi sunuyor.

WhatsApp, yeni güncellemesiyle arama deneyimini iyileştiriyor

Bir diğer yenilik, görüntülü aramalarda kullanılan video efektleri oldu. WhatsApp, gerçek zamanlı olarak uygulanabilecek komik animasyonlar ve filtreler ekleyerek aramaları daha eğlenceli hale getiriyor. Ayrıca, görüntülerin renk tonları için yeni ayar seçenekleri de mevcut. Bu özellik, özellikle sosyal ve eğlenceli aramalar yapan kullanıcıların ilgisini çekecek nitelikte.

WhatsApp, yeni güncellemesiyle arama deneyimini iyileştiriyor.

WhatsApp’ın masaüstü uygulamasına da büyük bir yenilik getirildi. Görüntülü aramalar artık kullanıcılar için daha erişilebilir hale geldi. Yenilenen arayüz sayesinde, masaüstü uygulamasından hızlıca görüntülü arama başlatmak, arama bağlantıları oluşturmak veya direkt olarak bir numara aramak mümkün. Ancak, bu iyileştirmeler sadece masaüstü uygulamasına özel; WhatsApp Web sürümünde şimdilik bu tür bir geliştirme bulunmuyor.

Son olarak, WhatsApp aramalardaki video kalitesini iyileştirdiğini duyurdu. Güncellemeyle birlikte kullanıcılar daha yüksek çözünürlükte ve net görüntü kalitesiyle görüntülü arama yapabilecek. Bu iyileştirmenin birebir ve grup görüntülü görüşmeler için geçerli olduğu belirtiliyor, ancak kesin çözünürlük bilgisi henüz açıklanmadı.

WhatsApp’ın bu yeni özellikleri, kullanıcılar arasında daha kaliteli ve eğlenceli bir iletişim deneyimi yaratmayı hedefliyor ve şu anda tüm kullanıcılar için erişime açılmış durumda.

Şişecam Otomotiv, Lüleburgaz fabrikasında rüzgar enerjisine geçiyor!

Şişecam Otomotiv, yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda Kırklareli Lüleburgaz’daki üretim tesisinde önemli bir projeye imza atıyor. Şirket, fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamak için tesis sahasına 4 MW kapasiteli bir rüzgar türbini kurmayı planlıyor. Bu proje, 37.2 milyon TL’lik bir yatırımla hayata geçirilecek ve üretim tesisinin tüm enerji ihtiyacını rüzgar enerjisinden karşılayacak. Şişecam Otomotiv’in çevresel sürdürülebilirlik stratejisinin önemli bir parçası olan bu proje, doğrudan fabrikanın enerji tüketimini karşılama amacı taşıyor ve tamamen Şişecam tarafından işletilecek.

Şişecam Otomotiv, Lüleburgaz fabrikasında rüzgar enerjisine geçecek

Projeye ilişkin çevresel değerlendirme süreçleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayını alarak başlatıldı. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlandıktan sonra türbinin kurulumu gerçekleşecek ve faaliyete geçecek.

Şirket, sürdürülebilirliği iş modeli ve operasyonel yaklaşımının merkezinde konumlandırdığını belirterek tüm yatırımlarını sosyal ve çevresel etkileri dikkate alarak planladığını ifade ediyor. Bu rüzgar türbini yatırımı, Şişecam’ın karbon nötr hedefleri kapsamında yenilenebilir enerjiye geçiş konusundaki taahhüdünü güçlendiren bir adım.

Türkiye’nin genel enerji vizyonuna bakıldığında, rüzgar enerjisinin bu alandaki dönüşümde önemli bir rol oynadığı görülüyor. Türkiye, 2035 yılına kadar 120 gigavatlık yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşmayı ve bunun %40’ını rüzgar enerjisinden karşılamayı hedefliyor. Ülkenin mevcut 13 gigavatlık rüzgar enerjisi kapasitesinin ise 2030’a kadar ikiye katlanması planlanıyor. Şişecam’ın bu girişimi, hem şirketin hem de Türkiye’nin temiz enerji hedefleri doğrultusunda güçlü bir katkı sunuyor ve rüzgar enerjisinin sanayi tesislerinde kullanımına örnek teşkil ediyor.

Küresel elektrikli araç satışları rekor kırıyor!

0

Kasım ayında küresel elektrikli araç (EV) satışları, 1,83 milyon adede ulaşarak rekor kırdı. Araştırma şirketi Rho Motion’un verilerine göre, bu rakam bir önceki aya kıyasla 100 binlik bir artışı ifade ediyor ve 2024 yılında üçüncü kez aylık satış rekorunun kırıldığını gösteriyor. Yıl başından bu yana toplamda 15,2 milyon elektrikli araç satışı gerçekleşirken, bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre %25’lik bir artışı temsil ediyor. Elektrikli araçlar, otomotiv sektöründeki dönüşümün hızlandığını bir kez daha kanıtladı.

Küresel elektrikli araç satışları rekor kırmayı sürdürüyor

Bölgesel olarak, Çin bu dönüşüme liderlik etmeye devam ediyor. Ocak-Kasım döneminde ülkede 9,7 milyon elektrikli araç satışı gerçekleştirildi ve bu, geçen yıla göre %40’lık bir büyüme anlamına geliyor. Çin’de özellikle bataryalı elektrikli araçların satışlarındaki artış dikkat çekiyor, hibrit araç satışları ise daha istikrarlı bir seyir izliyor.

Öte yandan, ABD ve Kanada’da elektrikli araç satışları %10 artışla 1,6 milyon adede ulaştı. Avrupa’da ise EV pazarında bir miktar daralma yaşandı; satışlar %3 düşerek 2,7 milyon olarak kaydedildi. Avrupa’daki bu düşüşte, hükümetlerin teşvikleri azaltmasının etkili olduğu belirtiliyor. Buna karşın, dünyanın diğer bölgelerinde %25’lik bir büyümeyle 1,1 milyon satış rakamına ulaşıldı.

ABD’de elektrikli araç teşviklerine yönelik politikalar da pazar üzerinde önemli bir etkiye sahip. Trump yönetiminin teşvikleri kaldırma planı, Aralık ve Ocak aylarında geçici bir talep artışı yaratabilir. Ancak, teşviklerin tamamen kaldırılması durumunda, ABD pazarının da Avrupa’da görülen durgunluk sürecine girebileceği öngörülüyor. Genel olarak, küresel EV satışlarının artış eğilimini sürdüreceği tahmin ediliyor, özellikle de batarya maliyetlerinin düşmesi ve şarj altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte. Çin’in liderliği ve teknolojik yenilikler bu trendin en güçlü itici güçlerinden olmaya devam edecek.

Samsung, Galaxy S26 serisinde Exynos işlemciye dönebilir!

0

Samsung, Exynos işlemcilerini eski günlerine döndürme kararlılığını, Galaxy S26 serisi ile birlikte bir kez daha ortaya koyabilir. Şirket, Galaxy S25 serisinde ağırlıklı olarak Qualcomm’un Snapdragon 8 Elite yonga setine yönelirken, Galaxy S26 serisinde tamamen Exynos işlemcilerle devam etme hedefinde olabilir.

Samsung, Galaxy S26 serisinde Exynos işlemciye mi dönüyor?

Bu kararın, Exynos çiplerinin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı performans sorunları nedeniyle alınan yeniden yapılandırma sürecinden güç aldığı belirtiliyor. Samsung’un özellikle 2nm üretim sürecine odaklanarak Thetis kod adlı yeni yongalarında enerji verimliliğini artırmayı ve performansı iyileştirmeyi amaçladığı ifade ediliyor. Yeni 2nm çiplerin, mevcut nesillere kıyasla %12 performans artışı, %25 enerji tasarrufu ve %8 daha az alan gereksinimi sunacağı öngörülüyor.

Galaxy S26 serisi aynı zamanda isimlendirme değişiklikleriyle de dikkat çekebilir. Temel modelin kaldırılarak, Ultra versiyonun “S26 Note” adıyla ve S26+ modelinin de “S26 Pro” olarak yeniden isimlendirileceği yönündeki iddialar bu yenilenme sürecine işaret ediyor. Ancak bu bilgiler henüz Samsung tarafından doğrulanmadı.

Galaxy S25 serisine gelecek olursak, bu serinin büyük ölçüde Snapdragon yonga setleriyle piyasaya çıkması bekleniyor. Sızıntılara göre, Exynos 2500 yalnızca Galaxy Z Flip7 ve Galaxy Z Flip FE modellerinde kullanılacak. Exynos’un Snapdragon karşısında tarihsel olarak daha düşük performans ve enerji verimliliği sorunları yaşadığı biliniyor. Dolayısıyla, Samsung’un tamamen Exynos’a geçişi ciddi bir mühendislik başarısını gerektiriyor ve bu süreç firmanın 2nm üretim süreci ve çip mimarisi üzerindeki başarısına bağlı olacak. Samsung’un, Exynos ile Qualcomm’a olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediği açık; ancak kullanıcılar için sonuçların, performans ve enerji verimliliği noktasında belirleyici olacağı kesin.