Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 421

Bulutistan ve MES4, dijital dönüşümde işbirliği yapıyor!

0

Bulutistan ve MES4 arasında yapılan stratejik iş birliği, endüstriyel üretim süreçlerinde dijital dönüşümün hızlanmasına ve operasyonel mükemmelliğin artırılmasına olanak tanıyacak. MES4’ün SAP ile entegrasyonu ve Bulutistan’ın güçlü bulut altyapısı sayesinde, firmalar daha esnek, ölçeklenebilir ve verimli üretim çözümlerine erişebilecek. Bu ortaklık, firmaların rekabet avantajı kazanmasına ve operasyonel süreçlerinde önemli iyileştirmeler yapmasına yardımcı olacak.

Bulutistan ve MES4, dijital dönüşümde işbirliği yapacak

Endüstriyel üretim süreçlerinde dijitalleşmenin öneminin giderek arttığı günümüzde, Bulutistan ve MES4 arasında gerçekleşen bu iş birliği, üretim verimliliğini artırmayı ve dijital dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor. MES4’ün SAP ile uyumlu üretim yönetim çözümleri, Bulutistan’ın güvenilir bulut altyapısı ile birleşerek, firmalara daha verimli ve esnek üretim yönetimi sunuyor. Bu ortaklık, üretim süreçlerini optimize etmek, karar alma süreçlerini iyileştirmek ve genel verimliliği artırmak isteyen firmalar için önemli bir fırsat sunuyor.

Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, iş birliğinin önemine değinerek, “Bulutistan ve MES4, endüstriyel üretim süreçlerinde dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyor. MES4, SAP entegrasyonu ile özelleştirilebilen Üretim Yürütme Sistemi (MES) çözümleri sunuyor. Bulutistan ise güçlü ve güvenilir bulut altyapısıyla öne çıkıyor. Bu iş birliği ile müşterilere, üretim süreçlerini optimize etme ve verimliliklerini artırma imkânı sağlıyoruz. Gerçek zamanlı veri erişimi ve analiz imkanları sayesinde firmalar, daha bilinçli kararlar alabilecek ve rekabet avantajı elde edebilecekler” dedi. Gençtürk, bu iş birliğinin Endüstri 4.0 dönüşümüne büyük katkı sağlayacağını ve operasyonel mükemmeliyetin artırılmasını hedeflediklerini vurguladı.

Bulutistan ve MES4’ün bu ortaklıkla sundukları çözüm, üretim süreçlerinin dijitalleşmesini ve verimliliğini artırmayı amaçlıyor. Bu iş birliği, aynı zamanda müşterilere ölçeklenebilir ve güvenilir bir üretim yönetim platformu sağlayarak, Endüstri 4.0’ın sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmelerini destekleyecek.

MES4 Satış ve İş Geliştirme Direktörü Serdar Aksoy, iş birliğinin detayları hakkında şunları söyledi: “Bu iş birliği, MES4’ün SAP ile derin entegrasyonunu ve Bulutistan’ın güçlü bulut altyapısını birleştirerek endüstriyel üretim süreçlerine yönelik kapsamlı ve ölçeklenebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Müşterilerimize daha fazla değer sağlamayı, operasyonel verimliliklerini artırmayı ve rekabet avantajı kazanmalarını desteklemeyi amaçlıyoruz. Gerçekleştirilen bu güç birliği, üretim süreçlerini dijitalleştirerek, müşteri odaklı bir çözüm sunmayı hedefliyor.”

Aksoy, ayrıca bu ortaklığın, müşteri taleplerine göre şekillenecek özelleştirilmiş çözümler sunarak, üretim verimliliğini optimize etmeyi ve operasyonel süreçlerde iyileştirmeler yapmayı amaçladığını belirtti.

Bulutistan ve MES4 iş birliği, dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırarak, endüstriyel üretim sektörüne yönelik yenilikçi çözümler sunuyor. Bu ortaklık, firmaların üretim süreçlerini daha verimli hale getirecek ve onlara gerçek zamanlı veri analizi imkanı tanıyacak. Ayrıca, bu çözümler sayesinde işletmeler, daha hızlı ve etkili kararlar alarak, operasyonel süreçlerdeki verimliliği artırabilecek.

Genel olarak, Bulutistan ve MES4 arasındaki bu stratejik ortaklık, Türkiye’deki endüstriyel üretim sektöründe dijital dönüşümün önünü açacak ve firmaların küresel rekabette güçlü bir yer edinmelerine yardımcı olacaktır.

Garanti BBVA, yeni platformu TAMİ ile ödeme çözümleri sunuyor!

0

Garanti BBVA, Türkiye’deki ödeme sistemleri pazarında sunduğu yenilikçi çözümlerle öncü olmayı sürdürüyor. Banka, ödeme sistemleri altyapısı ve dijital ödeme çözümleri sunan yeni iştiraki Garanti Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş., TAMİ markasıyla faaliyetlerine başladı. TAMİ, Garanti BBVA’nın güçlü teknolojik altyapısı ve geniş ödeme sistemleri deneyimiyle, hızla büyüyen e-ticaret ve online ödeme dünyasında fark yaratmayı hedefliyor. TAMİ’nin sunduğu yeni ürünler ve çözümler, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik ve TAMİ Genel Müdürü Melda Çetin’in katılımıyla düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

Garanti BBVA, yeni platformu TAMİ ile ödeme çözümleri sunacak

TAMİ’nin ana odak ürünleri, çoklu banka POS ve ön ödemeli kart olacak. Bu ürünler, tami.com.tr, TAMİ mobil uygulaması ve Garanti BBVA’nın dijital kanalları (Garanti BBVA Mobil ve İnternet) üzerinden erişilebilecek.

TAMİ’nin çoklu banka POS çözümü, özellikle e-ticaret ile faaliyet gösteren veya e-ticarete yeni başlayan işyerleri için büyük kolaylık sağlayacak. Bu ürünle, işletmeler tek bir TAMİ POS cihazı alarak birden fazla bankanın POS hizmetini tek çatı altında kullanabilecek. Bu sayede, farklı bankaların sunduğu taksit imkanlarından yararlanabilecek ve tüm finansal raporlarını tek bir yerden görüntüleyebilecekler.

Öte yandan, ön ödemeli kart çözümü, bankacılık sistemine dahil olamayan, kredi kartı kullanamayan ancak online alışveriş yapmak isteyen ev kadınları, öğrenciler ve gençler için önemli bir yenilik sunuyor. Bu kart, kullanıcıların banka hesabı olmadan e-ticaret alışverişlerinde kolayca kullanılabilmelerini sağlıyor. Kart sahipleri, herhangi bir banka hesabından para yükleyerek kartlarını anında kullanabilirler.

TAMİ’nin tanıtımı sırasında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, “Garanti BBVA olarak, her zaman müşterilerimizin ihtiyaçlarına, beklentilerine ve deneyimlerine odaklanarak çözümler üretiyoruz. Ödeme sistemleri dünyası dijitalleşme ile hızla evrilirken, müşterilerin beklentileri de sürekli değişiyor. Bu doğrultuda, 2 yıllık geniş bir araştırma ve geliştirme sürecinin ardından, müşterilerimizin ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap veren, dijital ödeme süreçlerini daha da kolaylaştıran çözümler sunduk. TAMİ markamızla, müşterilerimize ‘tam istedikleri’ ödeme çözümlerini sunmayı hedefliyoruz. TAMİ’nin sunduğu yenilikçi çözümlerle e-ticaret ve online ödemeler dünyasına yeni bir soluk getireceğimize inanıyoruz.” dedi.

TAMİ Genel Müdürü Melda Çetin ise, TAMİ’nin, ülkemizde hızla büyüyen e-ticaretin getirdiği hızlı, güvenli ve kesintisiz ödeme alma ve ödeme yapma ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere kurulduğunu belirtti. Çetin, şunları söyledi:

“TAMİ, KOBİ’lerden mikro işletmelere, e-ticaretle uğraşan işyerlerinden sosyal medya üzerinden ticaret yapan bireysel satıcılara kadar geniş bir kitleye yenilikçi ödeme çözümleri sunacak. Özellikle çoklu banka POS çözümümüzle, e-ticarete yeni başlayan veya mevcut POS sistemlerini değiştirmek isteyen işyerlerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Bu POS çözümü, birçok bankanın kartına taksit imkanı sunarken, raporlamaları tek bir merkezde toplama imkanı sağlıyor.”

Çetin, ayrıca ön ödemeli kart çözümünü tanıtarak, bankacılık sistemine dahil olmayan kullanıcıların bu kartları kolayca alabileceğini belirtti. 12-18 yaş arası gençler için ebeveyn kontrollü kart seçenekleri sunduklarını da ekledi. Bu sayede, ebeveynler çocuklarının harcamalarını takip edebilecek ve limit belirleyebilecekler.

TAMİ, e-ticaret alanında faaliyet gösteren işletmeler için sanal POS, linkli ödeme, kart saklama ve pazaryeri çözümleri gibi çeşitli ürünler de sunuyor. Ayrıca, firmaların ödeme süreçlerini kolaylaştırmak adına developer portal ve Sandbox gibi araçlar da sağlamaktadır. Çetin, “TAMİ olarak, sektördeki her ihtiyaca uygun çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Amacımız, e-ticaretin ve dijital ödeme süreçlerinin her aşamasında işletmelere ve bireylere en hızlı, güvenli ve kolay çözümleri sunmak.” dedi.

Fuzul Ventures, MonSpark’a yatırım yaparak portföyünü genişletti

0

Fuzul Holding’in inovatif iştiraklerinden Fuzul Ventures, stratejik yatırımlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Şirket, son olarak 5 milyon dolar değerlemeye sahip web siteleri ve sunucular için geliştirilmiş izleme platformu MonSpark’a yatırım yaparak portföyüne yeni bir değer kattı.

Fuzul Ventures, MonSpark’a yatırım yaparak portföyünü büyütüyor

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Fuzul Holding’in genç ve dinamik iştiraki olan Fuzul Ventures, girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemeye kararlı bir şekilde devam ediyor. Bu doğrultuda, MonSpark’a yapılan yatırım, Fuzul Ventures’ın sektördeki yerini sağlamlaştırırken, teknoloji ve inovasyon alanındaki katkılarını artırma hedefiyle gerçekleştirildi. Yatırım anlaşması, Fuzul Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Y. Furkan Akbal, Fuzul Toprak Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal, Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Akbal ve MonSpark (Peyk) Kurucu Ortağı Osman Doğan’ın katılımıyla fzlPLUS Genel Müdürlüğü’nde imzalandı.

Yatırım imza töreninin ardından bir açıklama yapan Fuzul Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Y. Furkan Akbal, MonSpark’ın web siteleri ve sunucular için geliştirilmiş bir izleme platformu olarak, işletmelere dijital koruma sağladığını ve kesintisiz hizmet sunmalarını mümkün kıldığını vurguladı. Akbal, şu ifadeleri kullandı:

“Yatırım yaptığımız Peyk şirketinin ürünü olan MonSpark, web siteleri ve sunucular için sağladığı dijital güvenlik ile iş dünyasına önemli bir katkı sağlıyor. Start-up’lara yaptığımız yatırımlar, sadece portföyümüzü güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin inovasyon kapasitesini artırmaya da katkıda bulunuyor. İnovasyonun, hem teknolojik hem de ekonomik büyümenin anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu tür yatırımlar, hem ekonomik hem de teknolojik büyüme için kritik bir rol oynuyor. Fuzul Ventures olarak, yenilikçi ve çözüm odaklı girişimlere yatırım yaparak dijital dönüşümü destekliyoruz. Bu yatırımlar, sadece Türkiye’nin inovasyon gücünü artırmakla kalmayıp, uzun vadede küresel pazarda ülkemizin rekabet gücünü pekiştirecektir.”

Fuzul Ventures, böylece Türkiye’nin dijital geleceğine katkıda bulunmayı sürdürürken, aynı zamanda küresel ölçekte rekabetçi bir girişim ekosistemi oluşturma yolunda önemli bir adım atmış oluyor.

Eco Wave Power, ABD’nin, ilk kara üstü dalga enerjisi projesi başlatıyor!

ABD Ordu Mühendisler Birliği tarafından verilen Nationwide Permit 52 izinleri kapsamında, Eco Wave Power’a sekiz dalga enerjisi yüzeri kurma izni verildi.

Yüzer sistemler, Los Angeles’taki Municipal Pier One’daki mevcut beton rıhtıma yerleştirilecek. Projede enerjinin dönüştürülmesi için iki 20 fitlik konteyner kullanılacak. Bu konteynerler, enerji dönüşüm birimlerini barındıracak ve halihazırda sahada hazır durumda.

Eco Wave Power’ın yüzerleri, dalgaların yükselip alçalma hareketlerini enerjiye dönüştürüyor. Bu hareketler, biyolojik olarak çözünebilen hidrolik sıvıyı sıkıştırıp deşarj eden hidrolik pistonlara bağlanıyor. Sıvı, basınçlı bir akümülatöre iletiliyor ve burada oluşan basınç, bir hidrolik motoru döndürerek jeneratörü çalıştırıyor. Üretilen elektrik, bir inverter aracılığıyla şebekeye aktarılıyor. Kapalı devre bir sistem olan bu mekanizmada, sıvı yeniden kullanılmak üzere tanklara geri dönüyor.

Proje, gelişmiş bir otomasyon sistemi ile kontrol ve izleme altında olacak.

Shell ile stratejik ortaklık

Eco Wave Power, Nisan 2024’te Shell ile bir ortaklık kurarak bu projeyi hayata geçirmeye başladı. Shell, projenin uygulama aşamasında Eco Wave Power ile iş birliği yapacak.

Eco Wave Power CEO’su Inna Braverman, “Bu son izni almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu proje sadece bir teknolojik atılım değil, aynı zamanda yenilenebilir enerjiye geçişte küresel bir ilerleme anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

Dalga enerjisinin potansiyeli

Şirket, İsrail’de ilk şebekeye bağlı dalga enerjisi sistemini işletiyor ve Tayvan ile Portekiz’de de yeni projeler kurmaya hazırlanıyor. Dalga enerjisinin, ABD Enerji Bakanlığı Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı’na göre, yüz milyonlarca evi enerjiyle besleyecek kadar potansiyeli bulunuyor.

Los Angeles Limanı’ndaki bu pilot proje, dalga enerjisinin güvenilir ve ana akım bir yenilenebilir enerji kaynağı haline gelmesi için önemli bir adım olarak görülüyor.

Tether, Quantoz Payments’a yatırım yapıyor!

0

Dijital varlık sektörünün en büyük şirketlerinden Tether, MiCAR uyumlu stablecoin’ler (EURQ ve USDQ) aracılığıyla Avrupa’da dijital varlık çözümleri sunmak amacıyla Quantoz Payments’a yatırım yapacağını duyurdu. Quantoz, Hadron by Tether teknolojisini kullanarak tokenizasyon süreçlerinde yenilikçi ve güvenli bir platform sunarken, dijital ekonomiyi dönüştürmeye ve finansal kapsayıcılığı artırmaya odaklanıyor.

Tether, Quantoz Payments’a yatırım yaptı

Tether, Avrupa’da MiCAR uyumlu dijital varlık çözümleri geliştirme hedefiyle Quantoz Payments’a yatırım yaptığını açıkladı. Bu yatırım, euro ve Amerikan doları bazlı dijital varlıkları (EURQ ve USDQ) destekleyerek finansal işlemleri daha hızlı, daha ekonomik ve daha şeffaf hale getirmeyi amaçlıyor.

Tether, USDT’nin yaratıcısı olarak, yeni stablecoin’lerle düzenleyici uyumlu dijital ödeme çözümlerini daha da geliştirmeyi hedefliyor. EURQ ve USDQ, geleneksel Avrupa ödeme sistemlerinden farklı olarak, dijital euro ve dolar transferlerini kolaylaştıran devrim niteliğinde bir deneyim sunacak.

Tether CEO’su Paolo Ardoino, Quantoz’a yapılan yatırım hakkında açıklamalarda bulunarak, “Tether olarak, Quantoz’a desteğimizle dijital varlık ekosisteminde yenilikçi ve düzenlemelere uygun çözümleri teşvik etmeye devam edeceğiz. Quantoz’u destekleyerek ve Hadron by Tether gibi teknoloji çözümleri sunarak, dijital varlık ekosistemindeki güveni artıran, uyumlu ve kullanıcı dostu finansal araçları genişletmeye olan bağlılığımızı güçlendiriyoruz” dedi.

Hadron by Tether, token’laştırılmış varlıkların ihraç edilmesinden yönetimine kadar tüm süreçleri kapsayan sezgisel bir platform sunuyor. Platform, token ihracı, yönetimi, uyumluluk, KYC/KYT, risk yönetimi ve cüzdan entegrasyonu gibi önemli hizmetlerle dijital varlık ekosistemine kapsamlı çözümler sunuyor. Hadron, blockchain ile merkezi borsalar arasında güvenli bir köprü kurarak tokenizasyon süreçlerini daha verimli ve güvenli hale getiriyor.

Tether, Quantoz gibi yenilikçi girişimlere yaptığı yatırımlarla dijital ekonomiyi dönüştürürken, finansal kapsayıcılığı ve ekonomik fırsatları genişletiyor. Hadron by Tether teknolojisinin ilk halka açık kullanıcılarından olan Quantoz, Avrupa ve dünya genelinden büyük ilgi görerek dijital varlık tokenizasyonu konusunda öncülük ediyor. Bu teknoloji, hisse senetleri, tahviller, gayrimenkuller ve sadakat puanları gibi çeşitli varlık türleri için yenilikçi çözümler sunuyor.

Alphabet’in Anthropic yatırımına İngiliz düzenleyicilerden yeşil ışık!

CMA, Alphabet ve Anthropic arasındaki bu düzenlemenin mevcut birleşme kuralları kapsamında soruşturma gerektirmediğine karar verdi.

Geçtiğimiz ay CMA, Alphabet’in Anthropic’e yaptığı çeşitli yatırımları değerlendirmek üzere birinci aşama incelemesi başlatmıştı. Alphabet, 2022’nin başlarında Anthropic’e 300 milyon dolarlık bir yatırım yapmış, ardından 2 milyar dolarlık ek bir destek sağlamıştı.

Anthropic, büyük dil modelleri (LLM) geliştiren ve Claude adlı bir sohbet robotunu piyasaya süren San Francisco merkezli üç yıllık bir girişim.

CMA’nın değerlendirmesinde, Alphabet’in bu yatırımla Anthropic üzerinde “maddi bir etki” yaratıp yaratmadığı incelendi. Özellikle Alphabet’in, ticari ilişki yoluyla Anthropic’in yönetim kurulunda nüfuz sahibi olup olamayacağı veya altyapısal (örneğin bulut bilişim) bağımlılıkların rekabeti engelleyip engellemeyeceği ele alındı. CMA, mevcut kanıtların Alphabet’in Anthropic üzerinde böyle bir etki yaratamayacağını gösterdiğini belirtti.

Ayrıca, yapay zeka girişiminin İngiltere’deki cirosunun 70 milyon sterlinlik eşiğin altında olması nedeniyle, düzenlemenin “ciro testi” kriterlerini karşılamadığı da vurgulandı.

Büyük teknoloji şirketlerinin yatırım stratejileri

Alphabet’in yanı sıra Amazon da geçtiğimiz dönemde yapay zeka girişimine 4 milyar dolarlık yatırım yaparak dikkat çekti. CMA, bu düzenlemeyi de değerlendirmiş ve benzer şekilde bir soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermişti.

Bu tür stratejik yatırımlar, büyük teknoloji şirketlerinin yenilikçi girişimleri kontrol altına almak için kullandığı yeni yöntemlerin bir parçası olarak görülüyor. Özellikle startup kurucularını işe alma veya stratejik yatırımlarla etkilerini artırma gibi yöntemler, teknoloji dünyasında “yarı birleşme” olarak adlandırılan bir trendin parçası.

Yapay zeka girişimi Anthropic, SK Telecom'dan 100 milyon dolar yatırım Aldı

CMA’nın Alphabet-Anthropic ortaklığını onaylaması, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka inovasyonlarıyla olan ilişkilerinde önemli bir emsal oluşturabilir. Rekabet kurumları, bu tür yatırımların piyasayı nasıl şekillendirdiğini yakından izlese de mevcut düzenlemeler, Alphabet’in bu ortaklıkla rekabeti sınırlayacak bir güç kazanmadığını ortaya koyuyor.

Bu karar, hem Alphabet hem de Anthropic için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka girişimi, Alphabet ve Amazon gibi devlerin yatırımlarıyla yapay zeka alanındaki çalışmalarını hızlandırabilirken, Alphabet de inovasyon ekosistemindeki etkisini artırmaya devam edebilir.

Türkiye’nin geleceği bilişim sektöründe şekillenecek!

0

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), 18 Kasım’da “Bilişim Sektörünün Geleceği ve Ekosistem Ekonomisi” başlıklı bir toplantı düzenledi. Etkinlikte, Türkiye’nin bilişim sektöründeki büyüme potansiyeli ve bu büyümenin global rekabet gücünü artıracak yolları tartışıldı.

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, bilişim sektörünün ülkenin geleceğini belirleyecek bir unsur olduğunu ifade ederek, büyümenin teknoloji, ekosistem ve yatırımla mümkün olabileceğini vurguladı.

Toplantıda, bilişim ekosisteminin güçlendirilmesi için çeşitli stratejiler gündeme getirildi. Şirketlerin in-house geliştirdiği çözümleri dış pazarlara açması, veri merkezlerinin ekosisteme taşınarak değer merkezlerine dönüştürülmesi ve beyin gücünün ekonomik katkıya yönlendirilmesi bu stratejilerin temelini oluşturdu. Tombalak, ekosistem ekonomisinin sürdürülebilirlik ve teknolojiyle uyumlu bir yapı oluşturarak global pazarlarda daha fazla pay elde edilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

PwC, Deloitte ve KPMG’nin sunumlarında, Türkiye’nin dijital ekonomideki düşük payının ekosistem eksikliklerinden kaynaklandığı ifade edildi. Yapılan analizlerde, Türkiye’nin dijital dönüşüm potansiyelinin artırılması için güçlü bağlantı altyapıları, stratejik teşvikler ve inovasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Dijital dönüşümün ana unsurları olarak yapay zeka ve bulut bilişim teknolojilerinin öne çıktığı belirtilirken, bu teknolojilerin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekildi.

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, dijital dönüşüm projelerinde yalın sistem mimarisinin ve ekosistem uyumunun kritik olduğunu belirtti. Bankacılık sektöründe ekosistemden yeterince faydalanılmadığını ifade eden Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten ise, fintech işbirliklerinin sektör için büyük fırsatlar sunduğunu söyledi.

Akten, Türkiye’nin fintech alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu, ancak global başarılar elde etmek için girişimcilik ekosisteminin yatırımcılar açısından cazip hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, teknolojinin ekonomik büyümede itici bir güç olduğunu belirterek, yapay zeka, 5G ve nesnelerin interneti gibi alanlarda işbirliğinin artırılmasının gerekliliğine dikkat çekti.

TÜBİSAD’ın bu alandaki çalışmalarının Türkiye’nin bilişim sektörünü daha güçlü bir yapıya kavuşturacağını ifade etti. Toplantı, Türkiye’nin bilişim sektöründe rekabet gücünü artırmak ve global pazarda daha fazla yer almak için atılması gereken adımlara dair önemli mesajlarla sona erdi.

Avrupa’nın umudu Northvolt iflasın eşiğinde!

2015 yılında iki eski Tesla yöneticisi tarafından kurulan ve elektrikli araçlar için lityum-iyon batarya teknolojisinde uzmanlaşan İsveç merkezli Northvolt, ciddi bir krizle karşı karşıya. Avrupa’nın, Çin’in elektrikli araç bataryalarındaki hakimiyetini kırma umudu olarak görülen şirket, üretimde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hedeflerinden oldukça uzaklaştı. Kuzey İsveç’teki fabrikasında üretim kesintileri yaşayan Northvolt, belirlenen haftalık üretim hedeflerini tutturamıyor. Örneğin, 2024 sonuna kadar haftalık 51.000 hücre üretme hedefi konulmuşken, son raporlara göre bu sayı 26.000 seviyesinde kaldı. Şirket, hedeflerin müşteri siparişlerine göre belirlendiğini savunsa da temel hedeflerinden biri olan haftalık 100.000 hücre üretimine ulaşamayacağını kabul etti.

Avrupa’nın umudu Northvolt iflasın eşiğine geldi

Northvolt, geçtiğimiz Eylül ayında maliyetleri düşürmek adına global iş gücünün yüzde 20’sini işten çıkardı ve operasyonlarını küçülttü. Ancak bu önlemler de şirketi düzlüğe çıkaramadı. Şirketin ABD’de iflas koruma başvurusu yapmayı değerlendirdiği iddiaları gündeme gelirken, Northvolt bu konuda yorum yapmayı reddediyor. Bununla birlikte, üretimdeki sıkıntılar nedeniyle Haziran ayında BMW’den aldığı 2 milyar avroluk dev bir sözleşmeyi kaybetti. Bu kaybın ardından üretim, Scania gibi kamyon üreticileri ile Volkswagen’in Audi ve Porsche gibi lüks markalarına odaklandı.

Avrupa'nın umudu Northvolt iflasın eşiğine geldi.
Avrupa’nın umudu Northvolt iflasın eşiğine geldi.

Avrupa, Çin’in CATL ve BYD gibi devleri karşısında batarya üretiminde rekabet gücü kazanmayı amaçlarken, Northvolt’un başarısızlığı bu umutları zayıflattı. Statista’nın verilerine göre Çin, elektrikli araç bataryası pazarında yüzde 65’in üzerinde bir pazar payına sahip ve sadece CATL bu pazarın yüzde 37’sini kontrol ediyor. Northvolt’un yaşadığı problemler, üretim sürecinin zorluğundan kaynaklanıyor. Uzmanlar, batarya hücrelerinin geniş ölçekte üretiminin teknik açıdan büyük zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Son olarak, Northvolt’un Skelleftea fabrikasındaki iki üretim binasından birinde Ekim ayı sonunda üretimi askıya aldığı ve bunun Aralık ayına kadar süreceği bildirildi. Ayrıca, şirketin 7/24 üretim döngüsünü sonlandırarak yalnızca hafta içi üretime geçtiği ifade ediliyor. Her şeye rağmen, sektör uzmanları Northvolt’un sorunlarına rağmen Avrupa’daki diğer batarya üreticilerine kıyasla daha önde olduğunu vurguluyor. Ancak şirketin ayakta kalıp kalamayacağı büyük bir soru işareti olarak gündemdeki yerini koruyor.

Baltık Denizi’ndeki denizaltı iletişim hatlarında önemli hasar! Sabotaj şüphesi üzerinde duruluyor!

0

Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, Litvanya ile İsveç arasındaki denizaltı kablonun fiziksel olarak kesildiği doğrulanırken, Finlandiya ile Almanya arasındaki ikinci kablonun hasar nedeni henüz belirlenemedi. Ancak yetkililer, bu olayın da kasıtlı bir saldırı olabileceğini değerlendiriyor.

Bu olay, ABD’nin geçtiğimiz Eylül ayında Rusya’nın denizaltı iletişim hatlarını sabote edebileceğine dair yaptığı uyarının ardından geldi. İskandinav ülkelerinin devlet televizyonlarının yaptığı ortak araştırma, Rusya’nın bölgede sabotaj ve casusluk amacıyla kullanılan bir gemi filosu konuşlandırdığını ortaya koymuştu. Bu programın, hem iletişim kablolarını hem de deniz üstü rüzgar çiftliklerini hedef aldığı ileri sürülmüştü.

Kapsamlı inceleme başlatıldı

Finlandiya ve Almanya’nın dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, “Baltık Denizi’nde Finlandiya ile Almanya’yı bağlayan denizaltı kablosunun kesilmiş olması bizleri derinden endişelendiriyor. Bu tür bir olayın hemen kasıtlı zarar verme şüphesi uyandırması, zamanımızın ne kadar kırılgan olduğunun bir göstergesidir. Avrupa güvenliği yalnızca Ukrayna’ya yönelik Rusya’nın saldırgan savaşından değil, aynı zamanda kötü niyetli aktörlerin yürüttüğü hibrit savaşlardan da tehdit altındadır. Kritik altyapımızın korunması, toplumlarımızın güvenliği ve direnci için hayati öneme sahiptir.” ifadelerine yer verildi.

Alternatif altyapı ve tamir süreci

Litvanya ile İsveç arasındaki kablo, Litvanya’nın internet kapasitesinin yaklaşık üçte birini taşıyor. Yetkililer, bu kablonun onarımının birkaç hafta süreceğini ve hava koşullarının tamir çalışmalarını etkileyebileceğini belirtti.

Finlandiya-Almanya kablosu için ise hasarın kaynağı araştırılmaya devam ediliyor. Cinia adlı devlet kontrolündeki Fin şirketi, kabloyu henüz fiziksel olarak inceleyemediklerini, ancak ani kesintinin dış müdahale kaynaklı olabileceğini bildirdi.

Kritik altyapının güvenliği öncelikli

Baltık Denizi’ndeki bu kesintiler, Avrupa’da denizaltı iletişim hatlarının güvenliğine yönelik endişeleri artırıyor. Her ne kadar veri akışı çoğunlukla birden fazla kablo üzerinden yönlendirilerek tek bir hatta bağımlılık azaltılmış olsa da bu tür olaylar, bölgenin savunma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Avrupa ülkeleri, bu kritik altyapıları korumak için daha etkili bir güvenlik stratejisi geliştirmeyi planlıyor. Bu olayın sonuçları, gelecekteki denizaltı altyapı projelerinde de etkili olacak gibi görünüyor.

Canva, eski Zoom yöneticisini işe alarak ne planlıyor?

Bu hamle, şirketin halka arz (IPO) sürecine hazırlanırken önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Canva tarafından işe alınan Steckelberg, Zoom’un 2019’daki başarılı halka arzını yöneten ve pandemi döneminde şirketin büyümesini destekleyen isim olarak tanınıyor.

Canva’nın yükselen başarısı ve geleceğe bakış

2013 yılında kurulan ve merkezi Avustralya’nın Sidney kentinde bulunan Canva, grafik tasarım yazılımı alanında Adobe ile rekabet eden önemli bir isim. Şirket, 2021’deki 40 milyar dolarlık zirve değerlemesinin ardından şu anda 32 milyar dolarlık bir piyasa değerine sahip. Platform, 220 milyon aylık kullanıcıya ve yıllık 2,5 milyar dolarlık gelir rakamına ulaştığını açıkladı.

Şirket, bir süredir durgun olan teknoloji sektörü IPO’ları arasında dikkat çekici bir aday olarak öne çıkıyor. Son haftalarda, yazılım şirketi ServiceTitan ve yapay zeka çip üreticisi Cerebras gibi şirketler de halka arz için başvuruda bulunmuş durumda. Canva ise IPO takvimi hakkında resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Kelly Steckelberg’in deneyimi Canva’ya ne katacak?

Zoom’un finans departmanını 7 yıl boyunca yöneten Steckelberg, pandeminin zirve döneminde şirketin piyasa değerini 160 milyar dolara çıkarmayı başardı. Ancak bu dönemden sonra Zoom hisseleri değer kaybetti ve şirket bugünkü değerinin %85’ini kaybetti.

Steckelberg, Zoom’dan ayrıldığını geçtiğimiz Ağustos ayında duyurmuş ve görevini eski Microsoft yöneticisi Michelle Chang’e devretmişti.

Canva, Leonardo.ai'i satın alarak üretken yapay zeka hamlesini güçlendirdi!

Canva, Steckelberg’in liderliği altında IPO sürecinde finansal altyapısını daha da güçlendirmeyi ve küresel piyasalardaki yerini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Şirket tarafından yapılan açıklamada, “Kelly’nin stratejik liderlik becerileri ve kurumsal ölçekleme konusundaki deneyimi, liderlik ekibimize değer katacak.” denildi.

Rekabetçi teknoloji sektöründe yeni dönem

Kelly Steckelberg’in Zoom’daki başarısı ve deneyimi, şirketin halka arz sürecinde güçlü bir destek sunabilir. Canva’nın rakibi Adobe’nin de pazardaki güçlü konumu göz önünde bulundurulduğunda, şirketin stratejik adımları IPO sonrası dönemde belirleyici olacak.

Canva’nın finansal yapısındaki bu güçlendirme adımı, teknoloji dünyasında halka arz trendinin yeniden canlanabileceğine dair sinyaller veriyor. Sektör uzmanları, Canva’nın başarılı bir IPO gerçekleştirmesi durumunda, diğer teknoloji şirketlerinin de halka açılma kararlarını hızlandırabileceğini belirtiyor.

TSMC, yeni nesil çip üretimine hazırlanıyor!

0

Yarı iletken sektörünün önde gelen isimlerinden TSMC, çip üretiminde devrim yaratabilecek yeni bir teknolojiye adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, Hollanda merkezli ASML tarafından üretilen yüksek sayısal açıklıklı (High-NA) aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemini 2024’ün sonuna kadar teslim almayı ve Tayvan’daki Hsinchu Ar-Ge merkezine kurmayı planlıyor. Bu teknoloji, TSMC’nin 2nm ve altı üretim süreçlerindeki hedeflerine ulaşmasında belirleyici bir rol oynayacak ve çip endüstrisinde yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

TSMC, yeni nesil çip üretimine hazırlanmaya başladı

High-NA EUV litografi, standart EUV sistemlerine kıyasla daha yüksek çözünürlük ve hassasiyet sağlayarak çip yüzeyinde çok daha ince desenleme yapma imkânı sunuyor. Bu özellik, özellikle yapay zeka ve ileri düzey teknolojiler için gerekli olan yüksek performanslı çiplerin üretiminde büyük bir avantaj sağlıyor. TSMC, bu yeni sistemi öncelikle 1.4nm üretim sürecinde, yani A14 teknolojisinde kullanmayı planlıyor. 2027 yılında seri üretime geçmesi beklenen bu süreç, TSMC’nin 2nm altındaki teknolojilerdeki liderliğini daha da güçlendirecek. Ancak bu sistemlerin tam performansla çalışabilmesi için detaylı testler ve süreç optimizasyonları gerekecek. Faaliyete geçtiğinde, bu yeni teknoloji TSMC’nin mevcut kapasitesini birkaç nesil ileri taşıyarak A10 seviyesine ulaşmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, TSMC 2026 yılında N2 (2nm) sürecini devreye almayı da hedefliyor.

Şirketin geçmişteki başarıları da bu hedeflere ulaşmasındaki kararlılığını gözler önüne seriyor. 2019 yılında ticari EUV litografiyi ilk kez N7+ süreciyle kullanıma sokan TSMC, o tarihten bu yana EUV sistemlerini hızla genişletti. Günümüzde, dünya çapındaki EUV kurulumlarının %56’sı TSMC’ye ait. Şirket, 2022 yılında 84 EUV sistemi işletirken, 2023’te bu sayıyı 100’ün üzerine çıkardı.

ASML tarafından üretilen High-NA EUV sistemlerinin birim fiyatı yaklaşık 400 milyon dolar civarında ve teslimatlar bu yıl itibarıyla başladı. İlk teslimatlar Intel’e yapılırken, sıradaki müşteri TSMC olarak öne çıkıyor. Bu sistemlere erken erişim sağlamak, TSMC’nin özellikle Samsung Electronics ile arasındaki rekabet avantajını daha da artırmasını mümkün kılacak gibi görünüyor. Bu teknolojiyle TSMC, yalnızca mevcut liderliğini pekiştirmekle kalmayıp, çip üretiminde yeni standartlar belirleme yolunda da önemli bir adım atmış olacak.

Xiaomi üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı!

0

Xiaomi2024 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçları açıkladı. Beklentileri aşarak gelirlerinde bir önceki yıla kıyasla ciddi bir artış yakalayan Çinli üreticinin büyümeye devam etmeyi istediği ve en son teknolojilerde küresel liderliği hedeflediği ifade ediliyor.

Xiaomi’nin gelirleri 12,9 milyar dolara ulaştı

Xiaomi’nin üçüncü çeyrekteki toplam geliri bir önceki yıla kıyasla yüzde 30,5 oranında artarak 92,5 milyar RMB’ye (12,9 milyar dolar) ulaştı ve düzeltilmiş net kârı 6,3 milyar RMB (882 milyon dolar) olarak açıklandı.

Xiaomi'nin gelirleri 12,9 milyar dolara ulaştı

Bunu biraz daha açacak olursak, akıllı telefon işinde 47,5 milyar RMB (6,65 milyar USD), IoT ve yaşam tarzı ürünlerinde 26,1 milyar RMB (3,65 milyar dolar) ve internet hizmetleri alanlarında 8,5 milyar RMB (1,19 milyar USD) gelir elde edildi.

Bununla birlikte, Xiaomi’nin elektrikli otomobil ve diğer yeni girişimlerinden elde ettiği gelir 9,7 milyar RMB’ye (1,36 milyar dolar) ulaşarak 10 milyar RMB kilometre taşına yaklaştı.

Xiaomi, üçüncü çeyrekte nakit kaynaklarını artırarak 30 Eylül 2024 itibarıyla 151,6 milyar RMB (21,22 milyar dolar) ile yeni bir zirveye ulaştı. Bu yılki 11.11 alışveriş festivali sırasında ise markanın çok kanallı kümülatif brüt ürün değeri 31,9 milyar RMB’yi (4,47 milyar dolar) aşmayı başardı.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geliyor!

Günümüzde telefon dolandırıcılığı, özellikle yaşlıları hedef alan ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. İngiliz telekomünikasyon şirketi O2, bu sorunu çözmek amacıyla oldukça yaratıcı bir yaklaşım geliştirdi. “Yapay zeka babaanne” adı verilen bir yapay zeka karakteri, dolandırıcıların kendi yöntemlerini onlara karşı kullanarak etkili bir çözüm sunuyor. Yaşlı bir kadın gibi davranan bu yapay zeka, dolandırıcılık listelerinde yer alan veya şüpheli görülen numaralardan gelen çağrıları cevaplayarak devreye giriyor.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geliştirildi

Yapay zeka babaanne, gelen aramalarda dolandırıcıları zekice ve mizahi bir şekilde meşgul ediyor. Bu esnada sahte kişisel bilgiler paylaşarak dolandırıcıların zamanını boşa harcıyor ve böylece gerçek insanların dolandırılmasını engelliyor.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geldi.

Yapay zeka, sonsuz bir sabırla dolandırıcılarla konuşmayı sürdürerek onları oyalarken, dolandırıcılık girişimlerini etkisiz hale getiriyor. Bu yöntem, yapay zekanın yalnızca teknolojik gelişmelerde değil, aynı zamanda toplumsal sorunların çözümünde de ne kadar yaratıcı bir şekilde kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.

O2’nin bu inovasyonu, yapay zekanın etik tartışmalarla gündeme geldiği bir dönemde, onun olumlu ve faydalı bir kullanım alanı olabileceğini kanıtlıyor. Dolandırıcıları kendi yöntemleriyle alt eden bu dijital büyükanne, hem etkili bir güvenlik önlemi hem de eğlenceli bir teknoloji uygulaması olarak dikkat çekiyor. Bu tür yaratıcı çözümler, yapay zekanın gelecekte toplumsal sorunlara yönelik potansiyelinin çok daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu ortaya çıktı!

0

Nvidia’nın yeni nesil Blackwell AI işlemcileri, yüksek kapasiteli sunucu raflarında aşırı ısınma sorunları nedeniyle ciddi bir zorlukla karşı karşıya. Özellikle büyük teknoloji şirketleri olan Google, Meta ve Microsoft gibi müşterilerin endişelerini artıran bu durum, hem performans kaybına hem de donanımda potansiyel hasar riskine yol açıyor. Blackwell GPU’ları, yüksek yoğunluklu sistemlerde 120 kW’a kadar enerji tüketebilen sunucularda ciddi ısınma problemleriyle karşılaşıyor ve bu, Nvidia’yı hem tasarım değişikliklerine hem de üretim takviminde gecikmelere zorlamış durumda.

Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?

Nvidia’nın, bu sorunları çözmek amacıyla soğutma sistemlerini yeniden tasarladığı ve tedarikçilere yeni mühendislik talimatları verdiği belirtiliyor. Ancak bu süreç, yalnızca sevkiyat tarihlerini geciktirmekle kalmadı; aynı zamanda şirketin üretim verimliliğini de etkiledi. TSMC’nin CoWoS-L paketleme teknolojisi ile üretilen işlemciler, termal genleşme farklılıklarından kaynaklanan yapısal sorunlar nedeniyle arızalara yol açmıştı. Nvidia, bu problemleri işlemci tasarımında düzenlemeler yaparak çözdüğünü duyursa da, sorunların çözümü zaman alıyor.

Nvidia'nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?
Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?

Blackwell işlemcilerindeki bu aksaklıklar, yapay zeka araştırmaları ve uygulamalarını da etkileyebilir. Büyük teknoloji şirketlerinin, Nvidia’nın GPU’larını büyük dil modelleri gibi gelişmiş yapay zeka sistemlerini eğitmek için kullanması, gecikmelerin bu sistemlerin geliştirilme sürecini aksatabileceği anlamına geliyor.

Nvidia, bu tür tasarım revizyonlarını normal bir süreç olarak tanımlasa da, orijinal planlara göre işlemcilerin 2024’ün ikinci çeyreğinde hazır olması beklenirken, seri üretime ancak Ekim ayında başlanabildi. Bu da sevkiyatların Ocak 2025’e kadar gecikebileceği anlamına geliyor. Nvidia’nın bulut sağlayıcılarla yaptığı iş birliğini sürdürmesi ve yeni çözümler geliştirmesi, bu sorunların uzun vadeli etkisini hafifletebilir.

ABD Adalet Bakanlığı, Google’ı Chrome’u satmaya zorluyor!

Doj’un bu hamlesi, Google’ın arama motoru üzerindeki hakimiyetini azaltmayı amaçlıyor. DOJ, Chrome’un Google arama motoru için önemli bir erişim noktası olduğunu belirtti.

Kullanıcıların büyük bir kısmı Google arama motorunu Chrome üzerinden kullanıyor ve bu durum, DOJ’un tekelci bir yapı oluşturduğu iddiasını destekliyor. Bakanlık, Chrome’un satışının Google’ın bu avantajını ortadan kaldırabileceğini düşünüyor.

Bu öneri, Google’ın açık kaynaklı Chromium platformu üzerindeki kontrolünün geleceği hakkında soruları da gündeme getiriyor. Chromium, Microsoft Edge gibi birçok tarayıcıya altyapı sağlıyor ve DOJ’un önerisi, Google’ın bu platformdaki rolünü ne şekilde sürdürebileceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Bakanlık, daha önce gündeme gelen Android işletim sisteminin satışından vazgeçmiş görünüyor. Ancak, Android’in diğer Google ürünlerinden, özellikle Google Play mağazası ve Google Arama’dan ayrılması talep ediliyor.

Bu, Android işletim sisteminin bağımsız çalışmasını ve Google ekosistemine daha az bağımlı olmasını sağlamayı hedefliyor.

Ek öneriler: Veri ve AI üzerine yeni kurallar

Diğer öneriler arasında Google’ın arama verilerini ve sonuçlarını lisanslaması ve arama için dizine eklenen web sitelerinin yapay zeka eğitimine katılmaktan vazgeçme hakkına sahip olması yer alıyor.

Bu düzenlemeler, veri kullanımı ve yapay zeka geliştirme süreçlerinde rekabetin artmasını amaçlıyor.

Google’ın tepkisi ve süreç

Google, önerilere karşı çıkacağını ve temyize gideceğini açıkladı. Şirket, Chrome veya Android’in ayrılmasının bu ürünlerin bütünlüğünü ve kullanıcı deneyimini bozacağını savundu.

Son öneriler, Çarşamba günü kamuoyuna açıklanacak. Davanın 2025 Nisan ayında yapılacak bir duruşmada görüşülmesi ve Ağustos ayında nihai kararın açıklanması bekleniyor.

Bu dava, teknoloji devlerinin tekelci uygulamaları ve dijital ekosistemdeki rekabet kurallarının geleceği açısından önemli bir emsal teşkil edebilir.

Samsung, BOE’ye karşı açtığı patent davasını kazandı!

Samsung, Çinli BOE’ye karşı ABD’de açtığı OLED patent davasında önemli bir zafer kazandı. ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), BOE’nin Samsung Display’in üç OLED patentine yönelik ihlal gerçekleştirdiği sonucuna vardı.

Samsung, BOE’ye karşı açtığı patent davasından galip çıktı

Bu gelişme, BOE’nin OLED panellerinin ABD’de ithalat ve satışına yönelik yasaklama ihtimalini gündeme getirdi. ITC, Samsung’un taleplerini kabul ederek, patent ihlali içeren ürünlerin piyasadan çekilmesine yönelik bir adım attı. Ancak nihai kararın Mart 2025’te açıklanması bekleniyor.

Dava süreci, Samsung’un Aralık 2022’de ABD’deki 17 ithalatçı ve toptancıya karşı patent ihlali gerekçesiyle başlattığı hukuki girişimlerle başladı. Mart 2023’te BOE de bu davanın bir parçası oldu. Bununla birlikte BOE, söz konusu patentleri ihlal eden ürünlerin tedarik zincirindeki tek firma değil. CSOT, Tianma ve Visionox gibi diğer Çinli şirketler de bu süreçte BOE ile birlikte Patent Yargılama ve Temyiz Kurulu’na, Samsung’un patentlerini geçersiz kılma başvurusu yaptı. Ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı.

ITC, BOE’nin ihlallerinin ABD’deki piyasalar üzerindeki etkisini değerlendiriyor. Eğer ihlalin önemli bir zarara yol açmadığına karar verilirse, ithalat yasağı yerine BOE ve diğer ihlalci şirketlerin Samsung Display’e maddi tazminat ödemesi gündeme gelebilir. Buna rağmen Samsung, OLED teknolojisinde patent haklarını koruma konusunda önemli bir adım atmış oldu ve bu zafer, BOE gibi rakiplere karşı elini güçlendirdi. ITC’nin nihai kararı, ABD OLED pazarında dengeleri yeniden şekillendirebilir.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılacak!

SpaceX, Starship ve Super Heavy roketinin altıncı test uçuşu için tarih vererek 19 Kasım’da tarihi bir deneme gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Bu test, Teksas’taki Starbase tesislerinden Türkiye saatiyle 01:00’de başlayacak ve SpaceX’in X platformundaki hesabından canlı yayınlanacak. Altıncı test uçuşunda, Starship’in daha karmaşık hedefler içeren yeni kabiliyetlerini sınaması ve gelecekteki yörünge görevleri için kritik teknolojiler üzerinde çalışılması planlanıyor.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılıyor

Önceki test uçuşu, sistemin yeniden kullanılabilirliğini kanıtlayan önemli bir aşamaydı. Super Heavy güçlendiricisi, fırlatma bölgesine geri dönerek “chopstick” adı verilen kollarla yakalanmış, üst aşama ise kontrollü bir inişle Hint Okyanusu’na ulaşmıştı. Bu başarılı denemeden elde edilen veriler, sistemin performansını artırmak için kullanıldı. Altıncı test uçuşu, bu başarıyı bir adım ileriye taşıyarak güçlendiricinin yeniden yakalanması, Starship’in uzayda bir Raptor motorunu ateşlemesi, ısı kalkanı denemeleri ve yeni manevra değişiklikleri gibi yenilikçi hedeflere odaklanacak.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılıyor.

Eğer her şey planlandığı gibi giderse, Super Heavy güçlendiricisi kalkıştan yedi dakika sonra Starbase’e geri dönerek kule tarafından yakalanacak. Ancak, bu mümkün olmazsa Meksika Körfezi’ne kontrollü bir iniş yapılacak. Güçlendiriciden ayrılan Starship, altı Raptor motorundan birini uzayda ateşleyerek yörünge dışı yakma testini gerçekleştirecek.

Ayrıca, yeniden giriş sırasında daha yüksek bir açıyla uçma ve çeşitli ısı kalkanı testleri yapılarak sistemin dayanıklılığı ölçülecek. Yaklaşık 65 dakika sürecek bu test uçuşunun sonunda Starship, Hint Okyanusu’na kontrollü bir iniş yaparak görevi tamamlayacak. Bu test, hem donanım hem de yazılım açısından yeni nesil uzay teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacak.

Avrupa’dan SpaceX’e rakip: The Exploration Company

Avrupa merkezli uzay şirketi The Exploration Company (TEC), uzaya astronot ve kargo taşıyacak yeniden kullanılabilir kapsülü için 160 milyon dolarlık yatırım aldı. TEC’in amiral gemisi olan Nyx kapsülü, uzay seyahatlerini daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Avrupa’dan SpaceX olması hedeflenen bu girişim çok ilgi çekici.

Elon Musk’ın SpaceX’ine rakip olarak gösterilen TEC’in yatırım turuna, Balderton Capital ve Plural gibi özel yatırımcıların yanı sıra Fransız hükümetine bağlı French Tech Souverainete ve Alman DeepTech & Climate Fondsgibi kamu destekli fonlar da katıldı. Avrupa’dan SpaceX olarak anılan bu şirketin CEO’su Helene Huby, projeye olan talebin hızla arttığını belirterek, “Bu büyük bir pazar ve yılda %10’dan fazla büyüyor. Daha fazla ülke astronotlarını uçurmak ve Ay’a gitmek istiyor. İstasyonlara insan ve kargo göndermek için artan bir talep var” dedi.

Avrupa’nın uzay yarışındaki eksikliğini giderme hedefi

TEC, SpaceX’in Dragon kapsülü gibi mevcut rakiplere rağmen, Avrupa’nın uzay sektöründeki eksikliklerini gidermeyi hedefliyorNyx kapsülü, yörüngedeki görevlerini tamamladıktan sonra Dünya’ya geri dönebilecek şekilde tasarlandı ve tekrar kullanılabilir yapısıyla maliyetleri önemli ölçüde düşürmeyi amaçlıyor. Bu sayede Avrupa’dan SpaceX olarak rekabet edebilir hale gelecek.

Şirket, kapsülün ikinci versiyonunu 2025 yılında fırlatmayı planlarken, nihai versiyonun 2028 yılında tamamlanacağını duyurdu. Bu projede Avrupa Uzay Ajansı da finansal destek sağlayacak.

Büyük oyuncularla dev anlaşmalar

TEC, uzay sektöründeki yükselişini yalnızca teknoloji geliştirmekle sınırlı tutmuyor. Şirket, Axiom Space ve yeni bir uzay istasyonu geliştiren Starlab gibi önemli oyuncularla toplamda 800 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Avrupa’dan SpaceX olmayı planlayan TEC için bu büyük bir adım.

Helene Huby, TEC’in geliştirdiği teknolojilerle uzaya gönderilen kargoların Dünya’ya geri getirilmesini mümkün kılacaklarını belirtti. Huby, “Eğer daha fazla insanınız varsa, daha fazla kargoya da ihtiyaç duyarsınız. Dünya’nın ve Ay’ın etrafında olup biten de bu” ifadelerini kullandı.

Uzay sektöründeki hareketlilik yalnızca ABD ve Çin gibi büyük güçlerle sınırlı değil. Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin uzay programları da bu alandaki rekabeti artırıyor. NASA’nın Ay yörüngesinde inşa etmeyi planladığı Gateway Uzay İstasyonu, uzay ekonomisinin büyüklüğünü gözler önüne seren projelerden biri.

Önümüzdeki 25 yıl içinde özel uzay istasyonlarının gökyüzünü dolduracağını öngören Helene Huby, TEC’in bu alanda kilit bir oyuncu olacağını belirtiyor. TEC, hem astronot hem de kargo taşımacılığında Avrupa’nın lideri olmayı hedefliyor.

Intel Core Ultra 200U serisi hakkında yeni detaylar ortaya çıktı

0

Intel, yaklaşmakta olan Core Ultra 200U işlemcileriyle ilgili heyecan verici detaylar paylaştı. Yeni “Arrow Lake-U” serisi, güncellenmiş Redwood Cove+ ve Crestmont Enhanced çekirdek mimarileriyle dikkat çekiyor. Bu seride, özellikle düşük güç tüketimi ve yüksek performans arasında denge kurmak hedefleniyor.

Yeni modeller ve özellikler

Sızıntılara göre IntelCore Ultra 200U ailesinde dört farklı model sunmaya hazırlanıyor:

İşlemciÇekirdek YapısıP-Core Saat Hızı(Taban/Maks.)E-Core Saat Hızı(Taban/Maks.)iGPUÖnbellekTDP
Core Ultra 7 265U2 P + 8 E + 2 LP-E1,8 – 5,3 GHz1,7 – 4,2 GHz4 Xe @ 2100 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 7 255U2 P + 8 E + 2 LP-E1,8 – 5,2 GHz1,7 – 4,2 GHz4 Xe @ 2100 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 5 235U2 P + 8 E + 2 LP-E1,6 – 4,9 GHz1,6 – 4,1 GHz4 Xe @ 2050 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 5 225U2 P + 8 E + 2 LP-E1,2 – 4,8 GHz1,3 – 3,8 GHz4 Xe @ 2000 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)

Performans ve mimaride yenilikler

Yeni işlemcilerde 2 performans çekirdeği (P-Core)8 verimlilik çekirdeği (E-Core) ve 2 düşük güç çekirdeği (LP-E)bulunacak. Bu konfigürasyon, serinin hem enerji verimliliğini hem de performansını artırmayı hedefliyor.

  • Core Ultra 7 265UP çekirdeklerde 5,3 GHzE çekirdeklerde ise 4,2 GHz’e kadar yükseltme hızı sunarak serinin en güçlü modeli olacak.
  • Diğer modellerde saat hızları sırasıyla biraz daha düşük olacak ancak 12 MB L3 önbellek her modelde standart olacak.

Grafik tarafında ise tüm modeller, 1. nesil Xe-LPG mimarisi üzerine kurulu 4 Xe çekirdekli entegre bir GPU ile geliyor. Bu GPU, maksimum 2100 MHz hızlara ulaşabiliyor.

Yeni çekirdek mimarisi

Intel Core Ultra 200U serisiRedwood Cove+ ve Crestmont Enhanced çekirdeklerini kullanıyor. Bu mimariler, Intel’in önceki nesli olan Meteor Lake yongalarındaki tasarımların güncellenmiş versiyonları olarak karşımıza çıkıyor. Ancak daha ileri bir teknoloji olan Lion Cove veya Skymont çekirdeklerinin bu seride yer almayacağı belirtiliyor.

CES 2025’te tanıtılması bekleniyor

Intel Core Ultra 200U serisinin2025 yılının başlarında düzenlenecek CES 2025 etkinliğinde resmi olarak tanıtılması planlanıyor. Aynı zamanda bu işlemcilere uyumlu 800 serisi a

Windows 11 23H2 güncellemesi kullanıcıları yanıltıyor

MicrosoftWindows 11 23H2 sürümü için yayımladığı KB5046633 güvenlik güncellemesinde bir hatanın ortaya çıktığını doğruladı. Güncellemeyi yükleyen kullanıcılar, işletim sistemlerinin desteğinin yakında sona ereceğini belirten yanlış bir uyarı mesajıyla karşılaştı. Sorunun, kullanıcıları gereksiz yere yeni bir sürüme yükseltmeye yönlendirdiği belirtiliyor.

Yanlış bildirim ve çözüm süreci

Güncellemenin ardından kullanıcılar, “Windows 11 23H2’nin desteği yakında sona erecek” mesajı ve “güncellemeleri kontrol et” seçeneğiyle karşılaşsa da, sistemlerinde zaten en son sürümün yüklü olduğu ortaya çıktı. Microsoft, hatayı doğrulayarak bunun bir yazılım hatası olduğunu belirtti.

Şirket, problemi çözmek için bir sunucu tarafı güncellemesi hazırladığını ve düzeltmenin bir hafta içinde kullanıcılara ulaşacağını duyurdu. Bu süreçte kullanıcıların sistemlerini yeniden başlatmaları geçici bir çözüm olarak öneriliyor.

Windows 11 ve 23H2 desteği devam ediyor

Microsoft, yanlış bildirimin aksine Windows 11 23H2’nin Kasım 2025’e kadar destekleneceğini, Windows 11 24H2sürümünün ise Ekim 2026’ya kadar destek kapsamı içerisinde olduğunu hatırlattı.

Microsoft’un güncelleme geçmişi sorunlarla dolu

Microsoft, son dönemde güncellemelerle ilgili çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz haftalarda Windows Server kullanıcılarını etkileyen bir hata, basit bir güvenlik güncellemesinin tam işletim sistemi yükseltmesine dönüşmesine neden olmuş ve 2022 sürümünü kullanan makineler beklenmedik şekilde Windows Server 2025sürümüne yükseltilmişti.

Son yaşanan KB5046633 hatası, Microsoft’un güncellemeler konusundaki zorlu geçmişine yeni bir örnek eklemiş oldu. Kullanıcıların, Microsoft’un duyuracağı yeni güncellemeleri takip etmeleri öneriliyor.