Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 436

Türkiye Ar-Ge rekoru kırdı!

0

Türkiye, 2023 yılında Ar-Ge faaliyetlerinde önemli bir başarıya imza atarak, Ar-Ge harcamalarını 16 milyar dolara yükseltti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu artışı sosyal medya platformu X üzerinden duyurdu.

Türkiye 2023’te Ar-Ge rekoru kırdı: Ar-Ge Harcamalar 16 milyar dolara yükseldi

Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel bir Ar-Ge üssüne dönüşme yolunda hızla ilerlediğini ve Ar-Ge harcamalarının 2022 yılında 12 milyar dolar seviyesinden 2023’te 16 milyar dolara çıktığını belirtti. Bu artışla birlikte, Türkiye’nin Ar-Ge alanındaki insan kaynağı da 19 bin kişilik bir artış göstererek 291 bine ulaştı.

Bakan Kacır’ın açıklamasında, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarındaki artan payına dikkat çekildi. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki etkinliğinin, Türkiye’nin teknolojik ve yenilikçi projelerde uluslararası rekabette öne çıkmasını sağladığı ifade edildi.

Kacır, teknoparklar, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin yanı sıra yetkin araştırma-geliştirme insan kaynağının Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemini güçlendirdiğini vurguladı. Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçiş hedefini destekleyen HIT-30, Hamle ve Yeşil – Dijital Dönüşüm Destek Programları ve yatırım teşvikleri gibi projelerle Türkiye, yüksek teknoloji alanında ivme kazanıyor.

Bakan Kacır, bu tür destek programlarıyla Ar-Ge faaliyetlerinin ülke ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme sağlayacağını belirterek, Türkiye’nin yüksek teknoloji alanındaki yükselişinin hız kesmeden devam edeceğini ifade etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaştı!

0

HarmonyOS, Huawei’nin geliştirdiği ve kullanıcıların büyük desteğiyle hızla yükselen bir mobil işletim sistemi olarak dikkat çekiyor. Son verilere göre HarmonyOS, pazar payını yüzde 15 seviyesine çıkararak, üçüncü en büyük mobil platform olma yolunda önemli bir adım atmış durumda. Bu başarı, Huawei’nin ABD’nin uyguladığı ambargolar sonrası kendi ayakları üzerinde durma kararlılığının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Şirket, Android tabanlı HarmonyOS’u piyasaya sürdükten sonra, HarmonyOS Next adında bağımsız bir işletim sistemi üzerinde de çalışmalarına devam etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı

Son çeyrek raporlarına göre, HarmonyOS, yüzde 15 pazar payı elde ederek, mobil işletim sistemleri arasında önemli bir yer edinmiş durumda. Bu süreçte iOS’un pazar payını korumaya çalıştığı, Android’in ise yüzde 70 seviyelerine gerilediği gözlemleniyor. HarmonyOS’un güçlü bir yerleşik uygulama ekosistemine sahip olması, kullanıcı deneyimini geliştirmiş ve bu durum, platformun Android karşısında daha da güçlenmesine yardımcı olmuştur.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.
Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.

Çin, dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı olmaya devam ederken, Huawei‘nin yanı sıra Vivo, Oppo, Xiaomi ve Honor gibi markalar da pazar payını artırmaya çalışıyor. Vivo, yüzde 19 ile lider konumdayken, Oppo ve Xiaomi her biri yüzde 15.5, Honor ve Huawei ise yüzde 15 pazar payına sahip.

Yıl sonuna doğru, HarmonyOS’un iOS’u geride bırakması bekleniyor. Bu gelişmeler, Huawei’nin mobil teknolojideki iddiasını artırırken, HarmonyOS’un global ölçekteki rekabet gücünü de pekiştiriyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, görücüye çıktı!

Roketsan tarafından geliştirilen ve Türk savunma sanayiinin önemli projelerinden biri olan SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, ilk kez Fransa’da düzenlenen Euronaval 2024 Deniz Savunma Fuarı’nda sergilendi. SİPER Ürün-2, katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe’nin kritik bir bileşeni olarak öne çıkıyor. Bu projenin hayata geçirilmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı

SİPER Ürün-1’in Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin ardından, SİPER Ürün-2’nin geliştirme ve test süreçleri devam ediyor. Ürün-1, 100 kilometrenin üzerinde bir menzil sunarken, SİPER Ürün-2’nin 150 kilometreden fazla menzil kapasitesine sahip olması planlanıyor. Ürün-2, yaklaşık 6.3 metre uzunluğunda ve 420 mm çapında olup, savaş uçağı, insansız hava aracı (İHA), helikopter, seyir füzesi ve havadan karaya mühimmat gibi çeşitli tehditlere karşı etkili bir şekilde savunma yapma yeteneğine sahip.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.
SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.

SİPER Ürün-2’nin teknik özellikleri arasında 150 km menzil, veri bağı ile desteklenen küresel konumlama sistemi ve ataletsel güdüm, aktif radar ve arayıcı başlık gibi gelişmiş güdüm sistemleri yer alıyor. Ayrıca, yüksek infilaklı parçacık tesirli harp başlığı ile donatılan füze, taktik tekerlekli araçlar üzerinde konuşlandırılabiliyor.

Bu füzelerin sunduğu yenilikçi çözümler, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetlerini artırmayı hedeflerken, uluslararası savunma pazarında da önemli bir rekabet avantajı sağlaması bekleniyor. SİPER Ürün-2’nin tanıtımı, Türk savunma sanayisinin gelişiminde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve önümüzdeki dönemde daha fazla test ve geliştirme aşamasından geçmesi planlanıyor.

Netflix interaktif içerikleri neden kaldırıyor?

0

Netflix, kullanıcı deneyimini yeniden şekillendirmek amacıyla 1 Aralık itibarıyla interaktif dizi ve filmlerinin büyük bir kısmını platformdan kaldırma kararı aldı. Bu içerikler arasında, özellikle dikkat çeken “Black Mirror: Bandersnatch” ve “Unbreakable Kimmy Schmidt: Kimmy vs. the Reverend” gibi yapımlar da yer alıyor. Ancak, bu iki dizi ile birlikte “Ranveer vs. Wild with Bear Grylls” ve “You vs. Wild” gibi sadece dört interaktif içerik, platformda kalacak. Diğer tüm etkileşimli içerikler ise listeden çıkarılacak.

Netflix, interaktif içerikleri kaldıracak

Netflix, etkileşimli içeriklere ilk adımını 2017 yılında “Puss in Book: Trapped in an Epic Tale” ile atmış ve bu format, izleyicilere hikayenin yönünü belirleme şansı sunarak yenilikçi bir deneyim yaratmıştı. “Bandersnatch” gibi yapımlar, bu tür içeriklerin en popüler örneklerinden biri olarak geniş bir kitleye ulaşmış ve izleyicilerin hikayenin sonucunu doğrudan etkileyebilmesini sağlamıştı. Ancak, şirketin bu alanda yaşadığı sıkıntılar sonucunda interaktif içeriklerin sayısının azalmasına karar verildi.

Netflix sözcüsü Chrissy Kelleher, interaktif içeriklerin başlangıçta başarılı bir teknoloji olarak değerlendirildiğini, ancak zamanla sınırlayıcı bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Şirketin bu değişiklikle birlikte diğer teknolojik alanlara odaklanmayı hedeflediği ifade ediliyor. Bu durum, Netflix’in oyun alanında yaşadığı zorluklarla da ilişkilendiriliyor. Şirket, mobil oyun yelpazesini genişletme çabasında olsa da, AAA düzeyindeki oyun stüdyosunu kapatmış durumda ve oyun akış platformunu henüz tam anlamıyla başlatamamış durumda.

Dahası, Netflix bir daha interaktif içerik yapmamayı da düşünmeye başladı. Eski oyun patronu ve şu anda firmanın Oyunlar için GenAI Başkan Yardımcısı olan Mike Verdu, şirketin artık interaktif yapımlar geliştirmediğini belirtmişti. Bu karar, Netflix’in içerik stratejisindeki büyük değişikliklerin bir parçası olarak değerlendiriliyor ve izleyicilerin gelecekte hangi tür içeriklerle karşılaşacakları üzerinde önemli bir etki yaratması bekleniyor.

Huawei Cloud Türkiye Ülke Müdürü Ray Rui Oldu

0

Huawei Cloud, Türkiye operasyonlarının yönetimini Ray Rui’ye emanet ettiğini açıkladı. Bulut çözümleri ve dijital dönüşüm alanlarında geniş bilgi birikimine sahip olan Ray Rui, Huawei Cloud’un Türkiye’deki projelerini yürütecek. Daha önce Avrupa ve Afrika’da çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Rui, şirketin Türkiye’deki bulut bilişim hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapacak.

Ray Rui bu görevden önce, Huawei Cloud Avrupa’da Pazarlama ve Çözüm Başkan Yardımcısı olarak görev yaparak, şirketin Avrupa’daki pazarlama stratejilerinin ve çözüm satışlarının gelişimine katkıda bulundu. Aynı zamanda dijital dönüşüm alanında kıdemli bir danışman olarak, Avrupa genelindeki dijital stratejilerin oluşturulmasında aktif bir rol oynadı.

 2019-2022 yılları arasında Huawei Cloud Afrika İş Birimi Başkanı olarak, Afrika kıtasındaki bulut çözümlerini yönetti ve bölgenin dijitalleşme çabalarına öncülük etti. Bu dönemde, Huawei Cloud’un Afrika pazarındaki varlığını güçlendirmek için önemli projelere imza attı.

Ray Rui’nin Huawei’deki kariyeri, 2015-2019 yılları arasında Güney Afrika BT Pazarlama ve Çözüm Satış Direktörü olarak görev yaptığı dönemde hız kazandı. Bu pozisyonda, Güney Afrika’daki bulut ve BT çözümlerine yönelik geniş kapsamlı bir sorumluluk üstlendi. Daha sonra, Güney Afrika BT Satış Departmanı Başmühendisi olarak görev yaparak bölgedeki IT altyapısının geliştirilmesine katkı sağladı. Kariyerinin ilk yıllarında ise Çin’de Huawei’in ICT ürünleri ve ana ağ çözümleri üzerine çalışarak yazılım mühendisliği ve proje yönetimi alanlarında derinlemesine tecrübe kazandı.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetleyecek!

0

Amazon Prime Video, kullanıcıların izledikleri dizilere ara verdikten sonra yeniden kolayca devam edebilmesini sağlamak için üretken yapay zekadan yararlanan yeni bir özellik sunmaya başlıyor. “X-Ray Recaps” adı verilen bu özellik, yapay zekanın desteğiyle kullanıcıların izledikleri dizilerin, bıraktıkları yerden itibaren kapsamlı ama anlaşılır özetlerini oluşturuyor. Özellikle sezon ya da bölüm ortasında diziyi bırakıp geri dönen izleyiciler için hazırlanmış olan bu özetler, diziye kaldıkları yerden devam etmek isteyenler için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetlemeye başlayacak

Amazon’un bu yenilikçi özelliği, Prime Video’nun mevcut X-Ray teknolojisinin bir uzantısı olarak, Amazon’un güçlü AWS hizmetlerinden biri olan Amazon Bedrock tarafından destekleniyor. Bedrock, doğal dil işleme alanında oldukça ileri bir yapay zeka altyapısı sağlıyor ve bu özellik, kullanıcı deneyimine yönelik olarak özelleştirilmiş verilerle çalışıyor. Yapay zekanın oluşturduğu özetler, izleyicinin kaldığı son sezona, bölüme veya sahneye göre otomatik olarak kişiselleştiriliyor ve her kullanıcının izleme deneyimini kesintisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Özetlerin kullanıcıya özel olması, belirli bölümlerde neler olduğunu hafifçe hatırlatırken spoiler vermemesi için dikkatle tasarlandı; böylece yapay zeka, kaldığınız yerin ilerisindeki olayları paylaşmıyor ve kullanıcıların diziyle ilgili heyecanını bozmuyor.

Bu yapay zeka destekli özetler, diziyi uzun bir süre izleyememiş kullanıcıların kaldıkları yerden hızlıca adapte olabilmeleri için bölüm bazında kısaca neler yaşandığını anlatıyor. Örneğin, dizinin belirli bir sezonunda önemli bir olayın baş kahramanların hayatını nasıl etkilediğini unutan kullanıcı, kısa bir özet alarak hızlıca diziye bağlanabiliyor. Ayrıca, diziyle ilgili ana karakterler, kilit olaylar ve dönüm noktaları gibi detaylar, özetlerde öne çıkarılarak izleyicinin hafızasını tazeleyici bir işlev görüyor.

Özet özelliği, ilk etapta Amazon’un Fire TV kullanıcıları için beta olarak sunuluyor ve yıl sonuna kadar diğer cihazlara da açılması bekleniyor. Bununla birlikte, özelliğin şimdilik sınırlı sayıda dizi için aktif olduğunu ve platformdaki tüm dizilerde henüz kullanılamadığını belirtmek gerekiyor. Ancak Amazon, özellik geliştikçe bu yapay zeka destekli özetleme işlevinin platformdaki daha geniş bir dizi yelpazesine sunulacağını açıkladı. Böylelikle Amazon Prime Video, dijital içerik tüketiminde kullanıcı deneyimini daha akıcı ve sürükleyici hale getirmeyi hedefliyor.

Robot yazılım girişimi Physical Intelligence, 400 milyon dolar yatırım aldı!

Physical Intelligence, robotlar için standart hale gelebilecek yazılımlar geliştirerek sektörde yenilikçi bir anlayış sunmayı amaçlıyor.

Bu yeni girişimin yatırım turunu Jeff Bezos’un yanı sıra Thrive Capital ve Lux Capital gibi önemli risk sermayesi şirketlerinin katılımıyla tamamladı. PitchBook’un verilerine göre şirketin değeri, bu yatırımlar sonrası 2 milyar dolara ulaştı.

Bu seviyedeki bir değerleme, Physical Intelligence’ın teknoloji dünyasında hızla büyüyen bir oyuncu olduğunu gösteriyor.

Modüler yazılımla robotikte yeni bir dönem

Physical Intelligence’ın üzerinde çalıştığı yazılım, farklı robotlara adapte edilebilecek şekilde tasarlanıyor. Günümüzde, çoğu robotun belirli görevler için özel yazılımlara ihtiyaç duyması, uygulama alanlarını sınırlayan bir etken. Ancak Physical Intelligence, geliştirdiği yazılım sayesinde bu engeli aşarak, robotları daha esnek ve verimli hale getirmeyi planlıyor.

Şirketin hedefi, robotikteki bu uyarlanabilir yazılım yaklaşımıyla endüstride yeni bir standart oluşturarak çok çeşitli robotik uygulamaları daha ulaşılabilir ve yaygın hale getirmek.

Teknoloji devlerinin robotik yarışı

Fiziksel robotik alanına artan ilgi yalnızca Physical Intelligence ile sınırlı değil; Microsoft, Google, Meta, Amazon ve Nvidia gibi teknoloji devleri de bu alana yatırım yapıyor.

Elon Muskın 2040 yılına kadar fiyatı 20.000 ila 25.000 dolar arasında değişecek en az 10 milyar adet insansı robot üretileceğini öngörmesi de bu alandaki büyüme potansiyeline dikkat çekiyor. Tesla, kısa süre önce Robotaksi etkinliğinde Optimus isimli insansı robotunu tanıtarak bu alandaki iddiasını ortaya koydu.

Günlük görevlerde otomasyonun geleceği

Physical Intelligence, geçen hafta yayımladığı bir araştırmada yeni yazılımı olan π0 (pi-zero) ile ilgili detayları kamuoyuyla paylaştı.

Pi-zero, robotların çamaşır katlamak, market poşetlerini hazırlamak ve tost makinesinden ekmek almak gibi günlük görevleri başarıyla yerine getirebilmesiyle dikkat çekti. Bu görev çeşitliliği, yazılımın ne kadar esnek ve yetenekli olduğunun bir göstergesi olarak görülüyor.

Girişimin robotikteki vizyonu

Physical Intelligence’ın çalışmaları, robotların çeşitli görevleri üstlenebileceği ve endüstriyel çözümlerden ev içi otomasyona kadar pek çok alanda kullanılabileceği bir geleceğe işaret ediyor. Bezos ve OpenAI gibi teknoloji dünyasının öncü isimlerinin desteğini alan girişim, robotik alanında yeni bir çağa öncülük etme potansiyeline sahip.

Bu yatırım, robotik ve yapay zeka birleşiminin önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağını ve günlük hayatımıza daha çok entegre olacağını gösteriyor.

Yapay zekanın üçüncü dalgası: Agentforce dönemi!

0

İstanbul’da düzenlenen Salesforce İnovasyon Günü 2024, yapay zekanın geleceğine ışık tutan önemli gelişmelere sahne oldu. Salesforce, “Agentforce” adını verdiği otonom yapay zeka platformuyla, işletmelerin operasyonlarını dönüştürecek yeni bir dönemin kapılarını araladı.

Etkinlikte öne çıkan nokta, yapay zekanın “üçüncü dalgası” olarak nitelendirilen Agentforce’un tanıtımı oldu. Artık sadece yardımcı konumunda olmayan, otonom bir şekilde aksiyon alabilen bu akıllı temsilciler, chatbot ve yardımcıların ötesine geçerek karmaşık görevleri yerine getirebiliyor. Müşteri şikayetlerini çözmek, satış fırsatlarını değerlendirmek ve pazarlama kampanyalarını optimize etmek gibi alanlarda insan müdahalesi olmadan kararlar alıp uygulayabiliyorlar. Agentforce, veri değişiklikleri, iş kuralları ve diğer sistemlerden gelen sinyaller doğrultusunda çalışıyor.

Salesforce Akdeniz, Orta Asya ve Doğu Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Sinan Erkiner, Türkiye’deki işletmelerin yapay zeka teknolojilerini benimseme konusunda istekli olduğunu vurgulayarak, Agentforce’un şirketlere operasyonel verimlilik ve gelişmiş müşteri deneyimi sağlayacağını belirtti. Erkiner, Salesforce’un müşterilerine bu yeni yapay zeka döneminde rehberlik etmeye ve işlerini dönüştürmelerine yardımcı olmaya kararlı olduğunu ifade etti.

OpenTable, Saks ve Wiley gibi global şirketler şimdiden Agentforce’u kullanarak iş gücünü genişletiyor ve müşteri deneyimlerini iyileştiriyor. Agentforce, Salesforce Bulutu, Amazon Web Services, Box, Google, IBM, Zoom ve Workday gibi birçok platformla entegre çalışabiliyor. Küresel olarak konuşma başına 2 ABD doları olarak fiyatlandırılan Agentforce’un yatırım getirisi hesaplaması için Salesforce’un web sitesi üzerinden detaylı bilgiye ulaşılabiliyor.

Agentforce’un arkasındaki temel güç, Salesforce Data Cloud. Bu hiper ölçekli veri motoru, gerçek zamanlı ve birleşik iş verilerini güvenli bir şekilde bağlayarak temsilcilerin ihtiyaç duyduğu bilgilere erişimini sağlıyor.

Salesforce, Agentforce ile işletmelere daha yüksek verimlilik, gelişmiş müşteri ilişkileri ve artan kâr marjları vaat ediyor. Ayrıca, çalışanların daha stratejik görevlere odaklanmalarını sağlayarak iş gücü verimliliğini artırmayı hedefliyor. Şirket, yapay zekayı demokratikleştirme ve her ölçekten işletmenin erişimine sunma vizyonuyla iş dünyasında yeni bir devrimin öncülüğünü yapıyor.

Yapay zeka temelli banka geliyor!

BDDK’nın 31 Ekim 2024 tarihli ve 10997 sayılı kararı ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 10. maddesi ile Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliği’ne ilişkin yönetmeliğin 7. maddesi ve Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, ColendiBank dijital mevduat bankasının faaliyetine izin verildi.

Yeni nesil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına göre tasarlanıyor

Günümüzde tüketicilerin bankacılıktan beklentilerinin, güven, kolaylık ve hız olduğunu vurgulayan Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen, ilk yapay zeka temelli doğuştan dijital mevduat bankası olan ColendiBank’ın yeni nesil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve teknolojik alt yapısı oluşturulan servisleriyle, Türkiye’de bankacılık sektörünü dijital bankacılık yetenekleri ile ‘yeni bir döneme’ taşıyacağını söyledi.

Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen
Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen

Bülent Tekmen, “ColendiBank, finansal teknolojiler alanındaki yetkinliğimizin bir yansıması olarak, daha kapsayıcı ve geniş bir finansal ekosistem oluşturma hedefiyle yola çıktı. Türkiye’nin önde gelen dijital ödeme platformlarında sunduğumuz inovatif ve kişiselleştirilmiş hizmetler, bankacılık teknolojileri ve yapay zeka çözümleri ile birleşerek, kullanıcıların finansal ihtiyaçlarını kapsamlı bir şekilde anlamaya ve güvenli çözümlerle karşılamaya yönelik yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. ‘Şimdi Al, Sonra Öde’, hazır limit, menkul kıymetler ve sigorta ürünlerine ek olarak, dijital bankacılık servisleri ve yapay zeka ile birlikte kullanıcı deneyimini daha da güçlendireceğiz. Şimdiye dek 18 milyonun üzerinde insanın hayatına dokunmayı ve platformlara gömülü finansal çözümlerimizle hayatlarını kolaylaştırmayı başardık. ColendiBank’ın, grubun ‘veriye dayalı ürün’ tecrübesinden faydalanarak, müşteri ihtiyaçlarını en doğru şekilde ve zamanda çözmeye odaklı altyapısı; verilecek hizmetlerin etkili, kişiselleştirilmiş ve tamamen kullanıcı deneyimini kolaylaştıran şekilde sunulmasına olanak sağlıyor. KOBİ’lere sağlayacağımız kredi finansmanı ve mevduat hizmetleri ile Türkiye’nin lider ve dijital mevduat bankası olmak için hazırız. ColendiBank’ın ekosistemimize katılması ile birlikte Türkiye’den çıkan ve global başarılarını katlanarak artıran ‘ulusal şampiyon’ olma hedefimiz gerçekleşecek. Hedefimiz dünya genelinde 1 milyardan fazla kullanıcıya ulaşarak hayatlarının içinde olmayı başarmak” ifadelerini kullandı.

ColendiBank, geleneksel bankacılığa veya geleneksel bankaların dijital servislerine kıyasla, özellikle gömülü finansal teknolojiler alanında etkin çözümler sunabilecek altyapıya sahip. Kullanıcı odaklı yaklaşımla tasarlanan ColendiBank hizmetleri, kolay erişilebilir, müşteri deneyimi açısından tamamen ‘akıcı ve tüm süreçleri dijitalleştiren’, yani kullanıcıların hesap açma, para transfer etme, ödeme yapma veya kredi başvurusu gerçekleştirme gibi tüm bankacılık işlemlerini kolaylıkla yapmalarını sağlamak üzerine geliştirildi. Bunun yanında kullanıcılar, istedikleri işlemlerin tamamını mobil cihazlarından veya bilgisayarlarından, hiçbir noktada şube ihtiyacı duymadan gerçekleştirebilecek.

Tekmen, faaliyet izni ile birlikte 2025’in ilk yarısında, ColendiBank ile beraber Colendi’nin tam donanımlı (full-stack) ürünlerinin yüzde 100 Türkiye’de, Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiş alt yapısı ile faaliyet göstereceğini aktararak, ‘’Türkiye’de lider konuma gelip sonrasında sınırları aşarak bölgede hatta dünyada ihtiyaç olan her yerde faaliyet gösteriyor olacağız. Dijital bankacılık alanında attığımız bu adım, Türkiye Yüzyılı’nda Colendi’yi her yeniliğe adapte olabilen, kendine has yollar ile kusursuz ürünü sunabilen, inovasyona öncülük eden, finansın ‘Tesla’sı’ konumuna getiriyor’’ dedi.

2024 yılında aldığı 65 milyon dolarlık yatırımla değerlemesi 700 milyon dolara ulaşan Colendi, Türkiye’nin Turcorn100 şirketleri arasında yer alıyor.

Lityum bataryaları 5 dakikada şarj eden teknoloji geliştirildi!

ABD merkezli Solidion firması, elektrikli araç bataryalarını yalnızca 5 dakika içinde tam şarj edebilen ve tüm hava koşullarında etkin çalışabilen bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilikçi sistem, elektrikli araç kullanıcılarının en büyük endişelerinden biri olan menzil kaygısını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi

Solidion’un teknolojisi, bataryaların hızlı şarjını sağlamak için grafen bazlı bir ısı yayıcı kullanıyor. Şarj öncesinde ya da şarj esnasında bataryaların hızlıca ısınmasını sağlayan bu yayıcı, soğutma sistemiyle birlikte çalışarak aşırı ısınmanın önüne geçiyor. Bu sistem, özellikle soğuk hava koşullarında yaşanan şarj sorunlarını çözerek elektrikli araçların her türlü iklimde performansını artırmayı amaçlıyor.

Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi.
Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi.

Soğuk iklimlerde elektrikli araç bataryalarının şarj süresi, özellikle sıcaklık sıfırın altına düştüğünde oldukça zorlaşabiliyor. Solidion’un grafen tabanlı ısı yayıcı teknolojisi, bataryaların ideal sıcaklıkta kalmasını sağlayarak güvenliği de ön planda tutuyor. Grafenin yüksek termal iletkenlik özelliği sayesinde (5.300 W/m-K), bakır gibi geleneksel iletken malzemelerden çok daha etkili bir ısı dağılımı sağlanıyor.

Ayrıca firma, bu hızlı şarj teknolojisinin ötesinde, sürdürülebilir kaynaklardan anot sınıfı grafit üretimi için de biyokütle ve geri dönüştürülmüş malzemelerden yararlanan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin, 2028 yılına kadar beklenen yıllık 1,4 milyon ton grafit açığını kapatmada önemli bir rol oynaması bekleniyor. Solidion’un, bu 5 dakikalık hızlı şarj teknolojisini önümüzdeki 2-3 yıl içinde ticarileştirmesi hedefleniyor.

Yandex, Türkiye’ye 400 milyon dolar yatırım yapacak!

0

Kısa bir süre önce  Yandex Search Türkiye CEO’su olarak bu görevi üstlen Alexander Popovskiy, planladıkları yatırımın ayrıntılarını paylaştı. Alexander Popovskiy, Yandex’in Türkiye’nin dijital potansiyeline çok inandıklarını belirterek, “Önümüzdeki üç yıl içinde Türkiye’de bilgi teknolojisi ürünleri geliştirmek için 400 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı ve yüzlerce kişiye istihdam sağlamayı planlıyoruz” dedi.

Yandex, Türkiye dijital pazarındaki konumunu güçlendirmeyi ve yerel pazara uygun ürün ve hizmetleri sürekli geliştirerek uzun vadeli, güvenilir bir paydaş olduğunu kanıtlamayı amaçlıyor. Popovskiy, Yandex’in Türkiye’de kalıcı iş ilişkileri kurmaya kararlı olduğunu da vurguladı.

Türkiye için Yerelleştirilmiş Ürünler

Popovskiy, Türkiye için özel olarak tasarlanmış bir dizi ürünün yakında piyasaya sürüleceğini belirterek,”Amacımız Türkiye’ye bir bütün olarak değer katmak ve önceki yıllarda yerel pazarda elde ettiğimiz başarıların üzerine yenilerini eklemek. Bu yaklaşımla, Türkiye’deki kullanıcıların özel ihtiyaçlarını karşılayan hiper yerelleştirilmiş ürünler geliştirmeye odaklandık. Kısa bir süre içinde Türkiye için özel olarak tasarlanmış yapay zeka destekli arama ürünümüzü ve tamamen yerelleştirilen diğer hizmetlerimizin de lansmanını yapacağız.” dedi.

Rekabet Avantajı ve Ekonomik Potansiyel

Popovskiy Yandex’in küresel oyuncularla rekabet yaklaşımının yerel dil, kültür ve yerel kullanıcıların ihtiyaçlarına güçlü bir vurgu içerdiğine dikkat çekti. Popovskiy “Birçok küresel şirket ‘herkese uyan tek beden’ yaklaşımına bağlı kalırken, biz ‘yerel ol’ diyoruz” dedi.

Alexander Popovskiy ayrıca Türkiye’nin teknoloji sektöründe daha fazla rekabeti teşvik etme yönünde kaydettiği ilerlemeden duyduğu heyecanı da dile getirdi. “Türkiye ekonomisi zorluklara rağmen büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Dünyanın en iyi 10 internet kullanım oranından birine sahip olan Türkiye, inovasyon için verimli bir zemin sunuyor ve biz de Türkiye’nin dijital ortamına katkıda bulunmak hedefindeyiz” dedi.

Popovskiy ayrıca Türk hükümetinin teknoloji pazarı ve dijital ekonomi, işletmeler ve daha iyi ve yenilikçi ürünler elde eden son kullanıcılar için faydalı olan ‘sağlıklı rekabeti’ teşvik etme konusundaki kararlılığının da altını çizdi.

Yeni Navigasyon Özellikleri ve  İşletmelere Destek

Yandex, aylık toplam 6 milyon kullanıcıya sahip olan Yandex Arama, Haritalar ve Navigasyon gibi hizmetleri sağlayarak Türkiye’nin uzun soluklu bir paydaşı oldu.Popovskiy,navigasyon hizmetlerine yerel şehirlere özgü bilgiler de dahil olmak üzere yeni özellikler ekleyerek Türkiye’deki kullanıcı deneyimini daha da geliştirmeyi planladıklarını açıkladı.

Popovskiy,ayrıca Yandex’in Türk işletmelerini desteklemedeki rolünü de şu sözlerle vurguladı: “B2B çözümlerimizin yerel işletmelerin büyümesine yardımcı olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Buna halihazırda iyi bilinen dijital reklamcılık ürünlerimizin yanı sıra kısa süre önce lansmanı yapılan Yandex Haritalar API servisi de dahil.Bütün bu servisler ile  300’den fazla Türk şirketine hizmet veriyor.”

Popovskiy ayrıca Yandex’in bir dizi B2B hizmetine ücretsiz erişim sunan ve halihazırda 40’tan fazla Türk girişimin dahil olduğu, startup’lara yönelik yeni bir özel programdan da bahsetti.

Yapay zeka, milyonlarca ton elektronik atık üretecek!

Yapay zekanın hızla gelişmesi, donanım ve çip teknolojisinde sürekli güncelleme gerekliliğini beraberinde getiriyor, bu durumun ise küresel çapta milyonlarca ton elektronik atık oluşturması bekleniyor. Yapılan çalışmalara göre, 2023 yılında 2.600 ton olan yapay zeka kaynaklı elektronik atık miktarının 2030 yılında 2,5 milyon tona ulaşabileceği öngörülüyor. Bu, dünya nüfusunun her bireyinin iki iPhone’u çöpe atması anlamına geliyor. Toplamda 5 milyon tondan fazla yapay zeka kaynaklı elektronik atığın birikeceği tahmin edilirken, e-atıkların büyük kısmını zararlı metaller içeren cihazların oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca, bu cihazlarda geri dönüştürülebilir altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerin de bulunması, geri dönüşümün önemini daha da artırıyor.

Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek

Araştırmalar, büyük dil modelleri ve veri işleme görevleri için kullanılan donanımların sürekli yenilenmesi gerektiğini ve bu durumun yapay zeka sektörünü malzeme açısından oldukça yoğun hale getirdiğini ortaya koyuyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın açıklamalarına göre, iki yıl önce 32 kg olan bir GPU sisteminin bugün 1.360 kg ağırlığa ulaşması, yapay zekanın malzeme yoğunluğunun geldiği noktayı gösteriyor. ABD ve Çin arasında devam eden çip kısıtlamaları da bu durumu daha karmaşık hale getiriyor; çünkü Çin, gelişmiş çipler yerine eski model sunucular kullanmak zorunda kalıyor ve bu, işlem verimliliğini düşürüp e-atık miktarını artırıyor.

Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek.
Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek.

Bilim insanları, yapay zeka kaynaklı e-atığın azaltılması için döngüsel ekonomi modeline geçilmesini öneriyor. Bu model, yapay zeka donanımlarının kullanım ömrünü uzatmayı, düşük performans gerektiren uygulamalarda eskiyen parçaların yeniden kullanılmasını ve daha verimli algoritmalar geliştirmeyi içeriyor.

Döngüsel ekonomi modelinin benimsenmesiyle birlikte, yapay zeka kaynaklı elektronik atıkların yüzde 86 oranında azaltılabileceği ifade ediliyor.

Güneş enerjili araç Aptera, sürüş testini başarıyla geçti!

Güneş enerjili araç Aptera, Kaliforniya merkezli bir girişim tarafından 2007 yılında tanıtıldığından bu yana gelişim aşamalarını sürdürüyor ve nihayet üretim sürecine biraz daha yaklaştı. Düşük hızlı ilk fonksiyon testini başarıyla tamamlayan bu araç, ticari kullanıma hazır olma yolunda önemli bir adım attı. Fütüristik tasarıma sahip ve iki yolcu kapasitesiyle dikkat çeken Aptera, şarj gereksinimi olmadan 1.600 kilometreye kadar menzil sunmayı vaat ediyor.

Güneş enerjili araç Aptera, sürüş testini resmen geçti

Aptera Motors, tamamen güneş enerjisiyle çalışan bu elektrikli aracın, düşük hızla gerçekleştirilen ilk sürüş testlerini başarıyla geçtiğini açıkladı. Testlerde kullanılan “PI-2” adlı prototip, şarj için elektriğe ihtiyaç duymuyor ve günlük enerji ihtiyacını doğrudan güneş ışığından karşılıyor. Yakında yüksek hızlı pist testlerine de başlanacak olan araç, bu süreçte menzil, verimlilik ve güneş enerjisinden şarj olma oranları gibi temel performans verilerini doğrulamayı amaçlıyor.

Aracın tavanında yer alan 700 Watt kapasiteli güneş panelleri sayesinde, güneşli günlerde yalnızca güneş enerjisiyle 64 kilometre yol almak mümkün. 42 kWh’lik bataryasıyla gelen bu üç tekerlekli araç, elverişli hava koşullarında şarj gereksinimi olmadan belirli süreler kullanılabiliyor; hava şartları uygun değilse, aracın prizden de şarj edilmesi mümkün. Tek bir tam şarj ile 643 kilometrelik bir menzil sunuyor.

Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi bir görünüme sahip Aptera’nın karbon fiber kompozit altı parçalı gövde tasarımı ve yalnızca 0,13’lük sürtünme katsayısı bulunuyor. Gücünü, 201 hp ve 310 Nm tork üretebilen 150 kW elektrik motorundan alan bu araç, saatte 160 kilometre maksimum hıza ulaşabiliyor ve 0’dan 100 km/sa hıza sadece 4 saniyede çıkabiliyor. Hafif tasarımıyla dikkat çeken 25 kW versiyonu yalnızca 816 kg ağırlığındayken, 1.600 kilometre menzil sunan 100 kW’lik pil seçeneği ise 997 kg ağırlığında olacak.

Ön siparişe açılmış olan Aptera’nın başlangıç fiyatı Launch Edition sürümü için 30.700 dolar olarak belirlenmiş durumda. İki veya üç motor seçeneği bulunan araç, en üst konfigürasyonda ise 51.500 dolara satışa sunulacak.

NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj almayı başardı!

NASA, 24,3 milyar kilometre uzaklıkta olan Voyager 1 uzay aracından yeni bir mesaj almayı başardı. İletişim sorunları nedeniyle veri gönderimi kesilmiş olan Voyager 1, Haziran ayında yeniden veri göndermeye başlamış ancak Ekim ayında enerji tasarrufu moduna geçerek kısa süreli bir kesinti daha yaşamıştı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj aldı

NASA, 16 Ekim’de aracın bir ısıtıcısını kapatmasını sağlayan talimatların hata koruma sistemini tetiklediğini düşünüyor, bu da aracın ana X-band vericisinin kapanmasına yol açtı. 19 Ekim’de iletişim tamamen kesildiği için NASA, aracın yedek S-band vericisi ile bağlantı kurmayı denedi ve bu yöntemle 22 Ekim’de tekrar iletişim sağlandı.

v
NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj aldı.

Voyager 1’in hata koruma sisteminin neden devreye girdiği tam olarak bilinmese de, bu sistemin aracın gücünü korumasına katkı sağladığı düşünülüyor. Bu olay, Voyager 1’in 1981’den beri kullanılmayan yedek bir radyo vericisiyle hala Dünya ile bağlantı kurabildiğini gösterdi. NASA, bu iletişim kesintisinin kaynağını bulmanın haftalar alabileceğini belirtiyor. 2012 yılında yıldızlararası uzaya ulaşan ilk insan yapımı araç olan Voyager 1, derin uzaydan veri iletmeye devam ediyor. Bu durum, aracın hem dayanıklılığını hem de NASA’nın uzak mesafelerden bile veri alma konusundaki başarısını ortaya koyuyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı tespit edildi!

0

Nvidia, milyonlarca kullanıcıyı etkileyebilecek ciddi bir güvenlik açığı konusunda önemli bir uyarıda bulundu. Şirket tarafından yayınlanan güvenlik bülteninde, ekran kartı sürücülerinde tespit edilen toplam sekiz güvenlik açığına dikkat çekildi ve tümünün “yüksek” önem derecesinde olduğu belirtildi. Nvidia, bu güvenlik açıklarının kullanıcıların sistem güvenliğini ciddi ölçüde tehdit ettiğini vurgulayarak, en kısa sürede güncelleme yapılmasını öneriyor.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi

Bu güvenlik açıklarının potansiyel olarak sistemlere tam erişim sağlama riski taşıdığı ve bu nedenle kişisel verilerin çalınması gibi önemli tehditler oluşturduğu ifade ediliyor. Ayrıca yalnızca GeForce GPU’larla sınırlı kalmayan bu açıklar, Nvidia RTX, Quadro, NVS ve Tesla serilerini de etkiliyor. Şirket, güncel sürücüler dışında etkilenen model listesini paylaşmadığı gibi güvenlik açıklarının aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı hakkında bir bilgi sunmadı. Yine de kullanıcıların, Windows için 566.03, Linux için 565.57.01, 550.127.05 ve 535.216.01 gibi güncel sürücü sürümlerini, RTX, Quadro ve NVS modelleri için ise 566.03, 553.24 ve 538.95 sürümlerini yüklemeleri öneriliyor.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi.
Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi.

Bu güvenlik açıkları, ayrıcalıklı kullanıcı erişimi sağlayarak kod yürütme, hizmet kesintisi yaratma, ayrıcalık yükseltme, bilgi ifşası ve veri üzerinde değişiklik yapma gibi tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor.

Nvidia ekran kartı sürücülerini güncellemek için kullanıcılar, GeForce Experience uygulamasını kullanarak güncelleme yapabilir ya da Nvidia’nın resmi web sitesine giderek “Manuel Sürücü Araması” kısmından cihazlarına uygun güncel WHQL sertifikalı sürücüyü indirebilirler.

ABD hükümeti, Intel’i batmaktan kurtaracak mı?

0

Intel, teknoloji sektöründe tarihinin en zor dönemlerinden geçerken ABD hükümetinin dikkatini üzerine çekiyor. Görünüşe göre, ülkenin en büyük çip üreticilerinden biri olan Intel’in mali durumu daha da kötüleşirse, ABD’li yasa yapıcılar şirkete destek sağlamak için farklı seçenekler değerlendirecek. Bu olası yardım paketi, 2024 sonunda en az 8,5 milyar dolarlık bir destek sunan CHIPS Yasası’nın sunduğu yardımların ötesine geçecek. “Batmayacak kadar büyük” ifadesiyle tanımlanan bu durum, genellikle bazı büyük firmaların, ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle iflas etmelerine izin verilmeyecek kadar kritik olduğunu ifade ediyor. 2008’deki küresel finansal kriz döneminde, benzer şekilde büyük finansal kuruluşlar devlet tarafından desteklenmişti.

ABD hükümeti, Intel’i batmaktan kurtarabilir mi?

ABD’li yetkililer, Intel’in ekonomik stratejik değerinin altını çizerken, bu ihtiyati destek tedbirleri henüz sadece olasılık olarak masada tutuluyor. Intel, bu yılın üçüncü çeyreğinde büyük zarar açıklasa da gelirlerini beklentilerin üzerinde artırmayı başardı. 1968’de kurulan ve zaman içinde birçok dönüm noktasına imza atan şirket, şu anda kuruluşundan bu yana geçirdiği en büyük yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. ABD’nin Çin ile yüksek teknolojiler alanında küresel liderlik yarışında olduğu bir dönemde Intel, hem çip tasarımı hem de üretimi gerçekleştiren tek Amerikan firması olarak ülke için stratejik bir rol oynuyor. AMD ve Nvidia gibi büyük Amerikan şirketleri yalnızca çip tasarımı yaparken, üretimlerini farklı firmalara devrediyorlar.

Intel’in çökmesi halinde ABD, gelişmiş çip üretiminde TSMC ve Samsung gibi yabancı firmalara bağımlı hale gelebilir. Bu firmaların ABD’de tesisleri bulunsa da üretim kapasiteleri sınırlı; ayrıca Tayvan ve Güney Kore’nin Çin’e coğrafi yakınlığı da stratejik risk oluşturuyor. Intel, ABD ekonomisi ve savunma sanayi için de önemli bir yere sahip; 2023 yılı itibarıyla 40 milyar doları aşan ihracat geliriyle ülkenin en büyük ihracatçılarından biri konumunda. Aynı zamanda Savunma Bakanlığı’nın Secure Enclave programı kapsamında ordunun çip ihtiyacını karşılıyor. İş gücü anlamında da ülkeye katkı sağlayan şirket, 16.000 çalışanını işten çıkarmış olmasına rağmen halen 120.000’den fazla kişiye istihdam sağlıyor.

Bazı uzmanlar, Beyaz Saray’ın 2008 yılında otomotiv devleri Chrysler ve General Motors’a sağladığı mali yardımlara yönelik çekinceleri hatırlatarak Intel için benzer bir yaklaşım sergileyebileceğini belirtiyor. Bunun yerine, hükümetin özel sektörde birleşmeleri teşvik edebileceği ifade ediliyor. Qualcomm ve Arm’ın Intel’in bir kısmını satın almakla ilgilendiği konuşulsa da, Intel’i bölmenin uzun vadede fayda sağlamayacağı da dile getiriliyor.

Intel’in geleceği belirsizliğini korusa da şirket 18A üretim sürecinde ilerlemeye devam ediyor. Henüz büyük bir üretim anlaşması açıklanmasa da Amazon ve diğer iki büyük şirketin yeni nesil yarı iletkenler için Intel’in bu teknolojisini kullanmayı taahhüt ettikleri belirtiliyor.

Toyota’nın uçan taksisi şov yaptı: Testlerden tam puan!

0

Japon otomotiv devi Toyota, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uçan taksileri gerçek hayata taşıma yolunda önemli bir adım attı. Toyota’nın desteklediği Amerikan şirketi Joby Aviation tarafından geliştirilen elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen eVTOL (Electric Vertical Takeoff and Landing) aracı, Toyota’nın Japonya’daki Shizuoka Araştırma Merkezi’nde basına tanıtıldı. İşte detaylar…

Toyota’nın uçan taksi rüyası gerçek oluyor: 320 km/s hıza ulaşabilen eVTOL ilk kez test edildi!

İlk kez medya karşısında tanıtılan prototip, maksimum 320 km/s hıza ulaşabiliyor. Uçan araç teknolojisi konusunda global bir yarışın sürdüğü günümüzde, Toyota’nın bu modeliyle birlikte, gelecekte şehir içi ulaşımı tamamen değiştirecek bir adım attığı söyleniyor.

toyota-ucan-taksi-sov-yapti-test-edildi

Bu arada Toyota, bu uçan taksi projesine yalnızca yatırım yapmakla kalmadı. Joby Aviation’a 500 milyon dolarlık ek fon da sağladı. Bu büyük yatırımın amacı ise, eVTOL aracının gerekli sertifikasyon süreçlerinden geçmesi ve bir an önce ticari üretime hazırlanması.

Bugün (4 Kasım)’da yapılan duyuru, Toyota’nın uçan araç sektörüne ne kadar ciddi baktığını bir kez daha gösterdi. Öyle ki, Joby Aviation bu araçları yalnızca üretmekle kalmayıp, kendi bünyesinde bir taşımacılık ağı kurmayı planlıyor. Yani Joby, aracı yalnızca havayolu veya lojistik firmalarına satmak yerine, Uber tarzı bir modelle kendi müşteri ağına hizmet sunmayı planlıyor.

Joby Aviation, uçan taksi hizmetine 2025 yılı itibarıyla ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton kentinde başlamayı düşünüyor. Hizmetin başarılı olması durumunda, dünyanın dört bir yanında benzer şehir içi ulaşım çözümlerinin hızla yayılması bekleniyor.

Şu an yalnızca Japonya’da test aşamasında olan bu araç, belki de çok yakın gelecekte metropollerin kalabalık sokaklarında değil, gökyüzünde yol alacak. Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce, Toyota bunu başarabilir mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Çin, yeni nesil süpersonik yolcu uçağı geliştiriyor!

Çin merkezli Space Transportation şirketi, Concorde’un hızını ikiye katlayan bir süpersonik yolcu uçağının prototipini başarıyla test ettiğini açıkladı. Yunxing adı verilen bu uçak, Mach 4 hızıyla saatte yaklaşık 4938 kilometreye ulaşabiliyor. Şirket, bu ay içinde uçağın motoruna yönelik bir test daha gerçekleştirmeyi, 2027 yılına kadar ise ilk tam boyutlu uçuş prototipini hazır hale getirmeyi planlıyor.

Çin, yeni nesil süpersonik yolcu uçağı geliştirecek

1976 yılında yolcu taşımacılığında devrim yaratan Concorde, ses hızının iki katına çıkarak Atlantik Okyanusu’nu süpersonik hızda geçen ilk yolcu uçağı olmuştu. Ancak yüksek maliyetler ve güvenilirlik sorunları nedeniyle hizmetten kaldırılmış olsa da, havacılık dünyasında hala eşsiz bir teknoloji harikası olarak görülüyor. Concorde, saatte maksimum 2132 km hız yapabiliyor ve Rolls-Royce Olympus motorlarını kullanıyordu.

Çin, yeni nesil süpersonik yolcu uçağı geliştirecek.
Çin, yeni nesil süpersonik yolcu uçağı geliştirecek.

Space Transportation, Mach 4 hızında uçabilen bu yeni ticari uçağı piyasaya sürerek bir rekora imza atmayı hedefliyor. Bu hız sayesinde Pekin’den New York’a iki saat içinde ulaşmak mümkün olacak. Yunxing, dikey iniş ve kalkış yapabilme kapasitesine sahip olmasının yanı sıra yaklaşık 20.000 metre yükseklikte seyahat edebilecek. Şirket, prototipi aerodinamik yapısı, termal koruma ve kontrol sistemleri gibi çeşitli yönlerden test ettiğini ve uçağın zorlu koşullara başarıyla direndiğini belirtiyor.

2018 yılında kurulan Space Transportation, uzay araştırmalarında maliyetleri düşürmeyi hedefleyen taşıma sistemleri tasarlıyor ve hipersonik uçak ve roketler üzerinde araştırmalar yapıyor. 2022 yılında Tianxing I roketinin başarılı bir uçuş görevini gerçekleştiren şirket, Yunxing jetinin gelecekte süpersonik yolcu taşımacılığında önemli bir yer edineceğine inanıyor. Aynı zamanda ABD merkezli Boom şirketi de Boom XB-1 adlı süpersonik uçakla testler yürütüyor. Bu gelişmeler, süpersonik yolcu taşımacılığının yakın gelecekte yeniden canlanabileceğine işaret ediyor.

Singapur, trafikteki araçları GPS üzerinden takip edecek!

Elektronik Yol Ücretlendirmesi (ERP) adlı sistemin ilk versiyonunda araçlar, belirli saatlerde ve yollarda otomatik geçiş sistemleri ile ücretlendirilirken, ERP 2.0 ile araçlar GPS üzerinden takip edilerek daha esnek ve anlık trafik yönetimi sağlanacak.

Yol üzerindeki fiziksel bariyerler kalkıyor

LTA’nın açıklamasına göre, ERP 2.0 sayesinde, araçların anlık konumları GPS ile izlenerek daha kapsamlı trafik bilgileri sağlanacak ve fiziksel bariyerlere ihtiyaç duyulmadan “sanal geçiş noktaları” oluşturulacak.

Bu yeni sistemle, trafik yoğunluğu daha esnek ve etkin bir şekilde yönetilebilecek. Ancak, Singapur yönetimi şehir içi trafik akışını yalnızca ücretlendirme sistemiyle değil, ülkedeki araç sayısını sıkı bir şekilde kontrol ederek de düzenliyor.

Singapur’da araç sahipleri, sınırlı sayıda verilen “Sahiplik Sertifikası (COE)” için teklif vermek zorunda. 10 yıl geçerliliği olan bu izinlerin maliyeti, yıllık olarak değişiklik göstermekle birlikte, bir araç sahibine her 10 yılda yaklaşık 75.500 dolar ek maliyet yaratabiliyor. Bu yüksek maliyet, ülkede toplu araç sahipliğini caydırarak trafik ve emisyon kontrolü sağlıyor.

ERP 2.0, ileride geçiş ücretlerinin mesafeye göre değişiklik göstereceği bir sisteme dönüşebilir. Ayrıca, esnek çalışma düzenlemelerinin yaygınlaşması ve toplu taşıma ağlarının güçlendirilmesi ile Singapur, yeni araçlara rağmen trafikte yaşanacak bir rahatlama öngörüyor.

Esnek çalışma düzenlemeleri

Singapur hükümeti, esnek çalışma düzenlemelerini teşvik eden yönergeler yayınlasa da, ülkenin popüler süper uygulaması Grab, ofise tam zamanlı dönüş kararı aldı. Şirket, çalışanlarına 2 Aralık’tan itibaren haftanın beş günü ofiste olmalarını aksi takdirde disiplin cezalarıyla karşılaşabileceklerini bildirdi.

Dijital ikizler

Singapur hükümeti, esnek çalışma düzenlemelerinin reddedilmesi durumunda işverenlerin makul iş gerekçelerine dayanmasını şart koşuyor. Ancak Grab’in bu kararı, esnek çalışmaya karşı bir duruş sergilemiş durumda.

Çin ve Kamboçya’dan yeni iletişim ve ihale gelişmeleri

Bu arada, Çin merkezli China Unicom, geçtiğimiz hafta toplam 1,2 milyon kilometrelik hurda kabloyu açık artırmayla satışa sundu. Kablo hurdaları, e-ticaret devi Alibaba’nın platformunda 30 milyon dolardan başlayan teklifler ile alıcı bulmaya çalıştı.

Ayrıca China Unicom, Kamboçya’nın Telcotech firmasıyla yeni bir ağ rotası oluşturmak ve Çin, Laos, Kamboçya arasındaki altyapıyı güçlendirmek için bir anlaşma imzaladı.

Bu gelişmelerle Singapur, Asya genelinde hem dijitalleşme hem de trafik yönetimi alanında yeniliklere hızla adapte olmaya devam ediyor.

Singapur’un akıllı şehir stratejisi kapsamında ERP 2.0 gibi teknolojik gelişmeler, artan nüfus ve yoğun trafiğe karşı çözüm sunmayı hedefliyor.

Apple, Pixelmator’ı satın alarak iPad kullanıcılarına yeni alternatifler sunacak!

Bu gelişme, iPad kullanıcıları için önemli bir eksikliği gidermeye yönelik bir adım olabilir. Özellikle iPad’in güçlü donanımına rağmen, bilgisayar yerine kullanılabilirlik açısından yazılım eksikliklerinin kullanıcılar tarafından sıkça eleştirildiği biliniyor.

iPad yazılımında eksiklikler

iPad yıllardır, giderek güçlenen donanım yapısıyla dikkat çekse de yazılım tarafında bazı eksiklikler hâlâ çözülebilmiş değil. Özellikle profesyonel düzeyde fotoğraf düzenleme araçları konusunda iPad kullanıcılarının alternatif seçenekleri kısıtlı.

Adobe, 5 yıl önce Photoshop’un iPad versiyonunu piyasaya sürmüş ve bu sürüm yıllar içinde masaüstü versiyonuna yakın özellikler sunmaya başlamış olsa da, abonelik modeli birçok kullanıcı için caydırıcı olabiliyor. Özellikle Mac kullanıcıları, bir defaya mahsus ödeme yapılan Pixelmator Pro gibi yazılımlara alışkınken, Adobe’un abonelik tabanlı modeline geçişte zorlanıyor.

Pixelmator Pro gibi tek seferlik ödeme ile kullanılan ve Mac’te popüler olan Affinity Photo’nun da iPad sürümü bulunuyor. Ancak, bazı kullanıcılar Affinity Photo’nun arayüzünü karmaşık buldukları için uygulamanın kullanımında zorluk yaşayabiliyor. Bu durumda, kullanıcılar Pixelmator Pro gibi daha sezgisel bir uygulamayı tercih ediyorlar.

Pixelmator Pro’nun iPad sürümü gelişir mi?

Apple’ın Pixelmator’ı satın almasının ardından, kullanıcılar Apple’ın Pixelmator Pro’nun özelliklerini iPad’e getirebileceğini umuyor.

Bu hamle, uzun süredir beklenen kullanıcı dostu ve güçlü bir fotoğraf düzenleme aracının iPad platformunda yer almasını sağlayabilir. Pixelmator ekibinin, yıllar içinde Pixelmator Pro’nun iPad versiyonu üzerinde çalıştığı biliniyor; ancak bugüne kadar bir sonuç elde edilememişti.

Apple’ın bu alanda sağlayacağı destekle, Pixelmator’ın Apple’ın kendine özgü tasarım anlayışıyla geliştirilmiş ve Apple Pencil gibi donanımlarla uyumlu bir fotoğraf düzenleme aracına dönüşmesi muhtemel.

Abonelik endişesi

Apple’ın bu satın alma hamlesiyle birlikte Pixelmator’ı iPad kullanıcıları için bir abonelik hizmetine dönüştürme ihtimali de bulunuyor. Şirket, daha önce Final Cut Pro ve Logic Pro gibi popüler yazılımlarını iPad’e taşırken abonelik modelini benimsemişti. Bu durum, Pixelmator kullanıcılarının endişelerine neden olsa da Apple’ın bu alanda nasıl bir yol izleyeceği henüz net değil.

Apple’ın Pixelmator ekibiyle gerçekleştireceği entegrasyon, iPad’in fotoğraf düzenleme yeteneklerini daha da genişletme potansiyeli taşıyor. Özellikle abonelik modeli olmaksızın tek seferlik ödeme ile kullanılabilecek bir Pixelmator Pro sürümü, birçok iPad kullanıcısı için ideal bir çözüm sunabilir.