Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 442

Chrome yeni özellikleriyle performansı artırıyor!

Google, Chrome tarayıcısına masaüstü kullanıcıları için sunduğu yeni bellek yönetimi özellikleriyle kaynak tüketimini optimize etmeyi hedefliyor. Tarayıcının hız ve performansını arttırmayı amaçlayan bu güncelleme, çoklu sekme kullanımı esnasında kaynak tüketimini kontrol altında tutarak, kullanıcıların cihazlarını daha verimli bir şekilde kullanmasına yardımcı olacak. Yeni özellikler sayesinde kullanıcılar, aşırı kaynak tüketen sekmeleri daha iyi yönetebilecek ve tarayıcı performansında belirgin bir artış sağlayacak.

Performans sorunu uyarısı

Google’ın getirdiği en dikkat çekici yeniliklerden biri olan performans sorunu uyarısı, tarayıcıda olası sorunları proaktif bir şekilde belirleyerek kullanıcıları bilgilendirecek. Tarayıcıyı yavaşlatan veya cihaz kaynaklarını tekeline alan bir sekme algılandığında, Chrome bu durumu tespit edip kullanıcıya anında bildirim gönderecek. Bu bildirimle birlikte, kullanıcıya ilgili sekmeyi daha verimli hale getirecek bir “Şimdi düzelt” seçeneği sunulacak. Bu özellik, kullanıcıların genel gezinme deneyimini engelleyen sekmeleri optimize etmelerini sağlayarak, tarayıcının hızlı ve verimli çalışmasını destekleyecek.

Yeni bellek tasarrufu nodları: ihtiyaca yönelik performans ayarları

2022 yılında tanıtılan Bellek Tasarrufu özelliği, yeni güncelleme ile birlikte üç farklı mod seçeneği ile daha da gelişmiş bir hâle getirildi. Artık kullanıcılar, standart, dengeli ve gelişmiş olmak üzere üç farklı bellek tasarrufu modu arasından seçim yapabilecek. Her bir mod, Chrome’un etkin olmayan sekmelerdeki bellek kullanımını farklı bir düzeyde boşaltarak sistemin verimli çalışmasını sağlıyor. Bu ayarlar, Chrome’un arka planda kalan sekmeleri nasıl yöneteceğini belirleyerek kullanıcıların sistem kaynaklarını ihtiyaçlarına uygun bir şekilde optimize etmelerine olanak tanıyor. Örneğin, gelişmiş mod, etkin olmayan sekmelerdeki belleği daha agresif bir şekilde boşaltırken, dengeli mod performans ve bellek kullanımı arasında denge sağlıyor.

Yeni özellikleri etkinleştirme adımları

Bu yenilikleri denemek isteyen kullanıcılar, Chrome ayarlarına gidip sol taraftaki “Performans” sekmesine tıklayarak “Performans sorunu uyarısı” seçeneğini açabilecek. Aynı sekmeden yeni Bellek Tasarrufu modlarına da erişerek bu özellikleri kişisel tercihlerine göre ayarlayabilecekler. Bu basit adımlar sayesinde kullanıcılar, tarayıcılarını ihtiyaçlarına uygun şekilde özelleştirerek daha yüksek bir verimlilik elde edebilecekler.

Google’ın, Chrome’un yeni performans özelliklerini aşamalı olarak kullanıma sunduğunu belirtmekte fayda var. Tüm masaüstü kullanıcılarının bu özelliklere yakında erişim sağlaması bekleniyor.

Kaspersky’den sahte CAPTCHA ve Chrome uyarılarına karşı uyarı

Son dönemde, sahte CAPTCHA ve Chrome uyarıları gibi yanıltıcı reklam tasarımları aracılığıyla kullanıcıların kripto para ve banka bilgileri tehlikeye atılıyor. Kaspersky‘nin yaptığı uyarılara göre, bu tür kötü amaçlı reklamlar sayesinde siber saldırganlar, kullanıcıların bilgisayarlarındaki tüm işlemleri izleyerek verilerini ele geçirmeye çalışıyor.

Sahte CAPTCHA ve Chrome uyarısı tehdidi

İnternet üzerinden yayılan sahte CAPTCHA ve Chrome güncelleme uyarıları, kullanıcıları Lumma ve Amadey virüslerine maruz bırakıyor. Kaspersky, siber saldırganların bu reklamlar aracılığıyla kurbanlarının bilgisayarlarına kötü amaçlı yazılımlar yükleyerek hassas verilere ulaşmaya çalıştığını belirtiyor.

Kullanıcıların kimlik doğrulaması için sıkça kullandığı “Ben robot değilim” CAPTCHA doğrulaması, saldırganların hedefi haline gelmiş durumda. Sahte CAPTCHA ekranında “Ben robot değilim” butonuna tıklayan kullanıcılar, siber saldırganların hazırladığı bir PowerShell komutunu panoya otomatik olarak kopyalıyor. Saldırganlar, kullanıcıdan bu komutu çalıştırmasını isteyerek Lumma ve Amadey virüslerini bilgisayara indiriyor. Benzer şekilde, Chrome güncellemesi gibi görünen sahte bir uyarıyla kullanıcıya “Copy Fix” adı altında bir komut parçası öneriliyor. Kullanıcı bu komutu çalıştırdığında ise Lumma virüsü bilgisayara bulaşıyor.

Lumma ve Amadey virüsleri nedir?

  • Lumma Virüsü: Bu virüs, kullanıcıların kripto para dosyalarına, çerezlerine ve şifre yöneticisi verilerineerişerek kripto ve banka hesaplarını ele geçiriyor. Ayrıca, çeşitli e-ticaret sitelerini gizlice ziyaret ederek saldırganlara ek mali kazanç sağlıyor.
  • Amadey Virüsü: Amadey ise kullanıcıların kopyalama işlemlerini izleyerek kripto cüzdan adreslerini ele geçiriyor. Bir cüzdan adresi kopyalandığında, bu adresi kendi hesaplarına yönlendirerek kurbanın kripto varlıklarına erişiyor.

140 Binden fazla kullanıcı etkilendi

Kaspersky22 Eylül 2024 – 14 Ekim 2024 tarihleri arasında 140 binden fazla kullanıcının bu sahte CAPTCHA ve Chrome uyarılarına maruz kaldığını bildiriyor. Bu sürede 20 bin kullanıcı, virüslü sitelere yönlendirilerek bilgisayarlarına kötü amaçlı yazılım yüklenmesi riskiyle karşı karşıya kaldı. Özellikle Brezilya, İspanya, İtalya ve Rusya’daki kullanıcıların en çok etkilenenler arasında olduğu belirtiliyor.

Kaspersky, kullanıcıları sahte CAPTCHA ve Chrome uyarıları gibi yanıltıcı reklamlara karşı dikkatli olmaya çağırıyor ve bu tür komutları çalıştırmamaları gerektiği konusunda uyarıyor.

Dünyanın ilk yapay enerji adası için yeşil ışık yandı!

Belçika, enerji alanında devrim yaratacak bir projeye daha imza atıyor. Dünyanın ilk yapay enerji adası olacak Princess Elisabeth Island, Belçika kıyılarının yaklaşık 45 kilometre açığında inşa edilecek. 2024-2027 yılları arasında tamamlanması beklenen bu önemli proje, Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ve Elia Transmission Belgium (ETB) tarafından sağlanan 704 milyon dolar (650 milyon Euro) tutarındaki yeşil kredi desteğiyle hayat bulacak. Bu finansman desteği, Belçika’nın enerji güvenliğini ve Avrupa’nın enerji bağımsızlığını arttırmayı amaçlayan çevreci yatırımlara bir örnek teşkil ediyor.

Princess Elisabeth Island, yenilikçi bir altyapıya sahip olacak. Adada, yüksek voltajlı doğru akım (HVDC) ve alternatif akım (HVAC) altyapısı bir arada bulunacak. Şu anda Hollanda’da yapımı süren adanın ilk kesonları veya temelleri olarak adlandırılan yapı elemanları, kısa süre içinde denize indirilecek. Bu yapıların kumla doldurulmasıyla adanın temelleri oluşturulacak. Princess Elisabeth Island’ın yüksek voltaj altyapısı, rüzgar santrallerinin ihracat kablolarını bir araya getirmekle kalmayacak, aynı zamanda Belçika’yı Birleşik Krallık ve diğer komşu ülkelerle enerji alışverişi sağlayacak bağlantılar için bir merkez haline getirecek.

Bu bağlantılar, hem enerji güvenliğini güçlendirecek hem de çevresel etkileri azaltarak hibrit yapısıyla daha verimli bir enerji aktarım süreci sunacak. Kuzey Denizi’ndeki açık deniz rüzgar santralleri ile entegre edilen sistem sayesinde, Belçika ile komşuları arasında enerji alışverişi sağlanacak. Ayrıca, projenin 3,5 GW kapasiteli açık deniz rüzgar enerjisi entegrasyonu sağlayarak Belçika’nın elektrik şebekesine destek olması ve yaklaşık 3 milyon haneye yetecek kadar enerji üretmesi hedefleniyor.

Avrupa Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Robert de Groot, proje hakkında yaptığı açıklamada, “Princess Elisabeth Island projesi, Belçika’nın ve Avrupa’nın enerji güvenliği ve bağımsızlığının arttırılması için bir mihenk taşıdır,” diyerek projenin hem Belçika hem de Avrupa enerji sistemlerine sağlayacağı katkıyı vurguladı.

Bu yapay ada projesiyle Belçika, hem ülke içinde enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir adım atmış olacak hem de komşu ülkelerle enerji alışverişini kolaylaştırarak Avrupa’nın enerji ağını genişletecek. Çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşımla geliştirilen Princess Elisabeth Island, enerji sektöründe sürdürülebilirlik ve verimliliğin yeni simgesi olarak dikkat çekiyor.

HP, kişiselleştirilmiş çalışma çağını başlatıyor

0

HP, 2024 İş İlişkileri Endeksi (WRI) ile yapay zekanın iş dünyasındaki etkilerini ve çalışanların kişiselleştirilmiş deneyim beklentilerini ortaya koydu. 12 ülkede yaklaşık 16.000 bilgi çalışanının katılımıyla yapılan araştırma, iş dünyasında yapay zeka kullanımının giderek arttığını ve bu teknolojinin çalışma deneyimlerini dönüştürme potansiyelini gözler önüne seriyor. Verilere göre, çalışanların yalnızca %28’i işle sağlıklı bir ilişki içerisinde bulunurken, bu oran yapay zeka destekli araçlara sahip olanlarda önemli ölçüde artış gösteriyor.

HP, yapay zeka ve kişiselleştirilmiş deneyimlerle çalışanlara daha anlamlı bir iş deneyimi sunmayı hedefliyor. Raporda, yapay zeka kullanan çalışanların işlerinden daha memnun oldukları ve iş tatmininin 9 puan arttığı görülüyor. Çalışanların %67’si özel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış çalışma ortamları ve araçlara erişim istiyor.

HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, çalışanların artık yalnızca maaş değil, daha tatmin edici ve esnek iş deneyimleri aradığını, bu dönüşümde yapay zekanın merkezde yer aldığını ifade ediyor. Urçar’a göre, HP’nin sunduğu kişiselleştirilmiş teknoloji çözümleri, çalışanların üretkenliğini ve iş tatminini artırmakta kilit bir rol oynuyor.

Yapay zekanın iş dünyasına entegrasyonu, işlerin daha verimli ve keyifli hale gelmesini sağlarken çalışanların kariyer gelişimini de olumlu etkiliyor. HP’nin sunduğu çözümler arasında akıllı gözlükler, gelişmiş video konferans sistemleri ve HP EliteBook Ultra AI PC gibi yapay zeka destekli cihazlar bulunuyor. Bu cihazlar, belge analizi ve içerik oluşturma gibi karmaşık görevleri hızla yerine getirerek çalışanlara daha fazla zaman kazandırmayı amaçlıyor.

HP, iş gücü deneyimi platformu sayesinde BT ekiplerine etkin yönetim sağlıyor. MyCRM ve MSFT Copilot gibi yapay zeka odaklı çözümler, iş akışlarını hızlandırarak ekiplerin verimli çalışmasını destekliyor. HP’nin, işbirliği araçları ve kişiselleştirilmiş çözümlerle işin geleceğini yeniden tanımlama vizyonu, çalışanların işlerine bağlılığını ve iş tatminini artırarak sürdürülebilir bir iş dünyası inşa etme hedefini yansıtıyor.

Yapay zeka çipleri, AMD hisselerini düşüşten korumaya yetmedi!

AMD, eylül ayında sona eren çeyrekte hisse başına kazancını beklentilerle uyumlu olarak 92 sent açıkladı. Gelirler ise beklentilerin biraz üzerinde, 6,82 milyar dolar olarak gerçekleşti.

AMD’nin veri merkezi segmentindeki güçlü büyüme, şirketin genel performansını olumlu yönde etkilese de dördüncü çeyreğe dair beklentiler yatırımcıları tatmin etmedi. Şirket, dördüncü çeyrek için gelir beklentisini 7,5 milyar dolar olarak açıklayarak yıllık bazda %22’lik bir düşüş olabileceğini öngörüyor. Bu rakamlar, küresel çip talebindeki yavaşlama ve ekonomik belirsizliklerin AMD’nin finansal performansına nasıl etki ettiğini gösteriyor.

AMD CEO’su Lisa Su, makroekonomik zorluklara rağmen güçlü bir yapay zeka büyümesi gördüklerini, özellikle de veri merkezine yönelik talebin yüksek olduğunu belirtti.

Veri merkezi segmentinde güçlü büyüme ve MI235X çipi

AMD’nin veri merkezi segmenti, yapay zeka uygulamaları için ürettiği grafik işlemcilerin (GPU) talebiyle yıldan yıla iki kat artış göstererek 3,5 milyar dolar gelir elde etti. Şirketin geçtiğimiz aylarda duyurduğu yeni yapay zeka çipi MI235X, yüksek performans sunarak AMD’nin bu segmentteki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

AMD’nin tahminlerine göre yapay zeka GPU pazarı, 2028 yılına kadar 500 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. Şirket, bu yıl yapay zeka çipi satış beklentisini 4,5 milyar dolardan 5 milyar dolara yükseltti ve MI235X çiplerinin müşteri talebinin oldukça yüksek olduğunu belirtti.

Bu çiplerin, bulut sağlayıcıları ve diğer büyük ölçekli şirketlerin yapay zeka altyapılarını desteklemesi bekleniyor.

Equinix veri merkezi

Diğer segmentlerde karmaşık performans

AMD’nin veri merkezi segmenti büyüme gösterirken, şirketin diğer iş kollarında karmaşık bir tablo ortaya çıktı. Özellikle oyun segmentinde yıllık bazda %68 oranında ciddi bir düşüş yaşandı. Bu düşüş, yarı özel çip talebindeki azalmaya ve Sony PlayStation 5 gibi konsollar için üretilen çiplerin düşük performans göstermesine bağlanıyor. Bunun yanında, gömülü çip segmentinde de %25’lik bir düşüş gerçekleşti ve segmentin satışları 927 milyon dolara geriledi.

AMD’nin bilgisayar segmenti ise Microsoft’un “Copilot+” özellikli yüksek performanslı dizüstü bilgisayarlarında AMD çiplerinin kullanılmaya başlanmasıyla olumlu bir performans sergiledi. Bu segment, yıl bazında %23 büyüyerek 1,9 milyar dolar gelir elde etti.

AMD’nin yapay zeka odaklı yeni çip yatırımları ve veri merkezi segmentindeki güçlü büyüme, geleceğe yönelik olumlu sinyaller verirken, bazı segmentlerde yaşanan talep düşüşleri şirketin dikkatle yönetmesi gereken riskler arasında yer alıyor.

Huawei, mobil sektörde 5.5G ile dönüşümü başlatıyor!

0

Huawei, İstanbul’da düzenlenen Global Mobil Geniş Bant Forumu 2024’te (MBBF 2024), mobil teknolojide devrim niteliğindeki 5.5G ve yapay zeka entegrasyonunu tanıttı. “5.5G Mobil Yapay Zeka Çağına Liderlik Ediyor” temasıyla gerçekleşen forum, mobil yapay zekanın sunduğu yeni iş modelleri ve sektörel fırsatları ele alarak, sektör liderleri, uzmanlar ve basın mensuplarını bir araya getirdi. GSMA ve GTI iş birliğiyle düzenlenen bu etkinlik, Türkiye’nin ev sahipliğinde önemli bir uluslararası teknoloji buluşmasına dönüştü.

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Huawei Dönüşümlü CEO’su Ken Hu, 5.5G’nin ve yapay zekanın gelecekte günlük yaşama daha yoğun bir şekilde entegre olacağını belirtti. Hu, yapay zekanın mobil ağlar üzerinden herkesin erişimine açık hale geleceğine ve tıpkı telefon ve internet gibi bu teknolojinin de yaşamın vazgeçilmez bir parçası olacağına dikkat çekti. “Gelecekte yapay zeka her şeyi değiştirecek. Mobil ağlar ve cihazlar, bu dönüşümde önemli bir rol oynayacak,” ifadeleriyle teknoloji vizyonunu ortaya koydu.

Huawei Kıdemli Başkan Yardımcısı ve ICT Satış ve Hizmet Birimi Başkanı Li Peng ise yapay zeka destekli mobil çağın sektöre sunduğu büyüme fırsatlarına dikkat çekti. Li Peng, yeni etkileşim biçimleri ve akıllı hizmetler ile mobil sektörde yapısal bir değişim yaşanacağını belirterek, bu dönüşümün operatörler için büyük bir potansiyel taşıdığını vurguladı. Peng’e göre, mobil yapay zeka çağının başlamasıyla endüstrilere ve bireylere yönelik yeni çözümler devreye girecek.

Forumda sergilenen yapay zeka destekli teknolojiler arasında, akıllı gözlükler, akıllı araç kokpitleri, dijital insan etkileşimleri ve gerçek zamanlı çeviri gibi pek çok yenilikçi uygulama yer aldı. Bu çözümler, Huawei ve Türkiye’deki mobil operatörlerin iş birliğiyle geliştirildi ve özellikle 5.5G altyapısının sunduğu olanakları gözler önüne serdi. Forum kapsamında, kapalı alanlardan dış mekanlara kadar geniş bir yelpazede 5.5G kapsamasına yönelik çok boyutlu yenilikler de katılımcılara tanıtıldı.

Mobil yapay zeka çağının getirdiği bu yenilikler, 5.5G’nin sağlayacağı gelişmiş bağlantı hızları ve düşük gecikme süreleri ile birleşerek, sektörlerin dijital dönüşümünde yeni bir sayfa açmayı hedefliyor. Huawei’nin MBBF 2024’te ortaya koyduğu vizyon, yapay zekanın günlük yaşamı nasıl dönüştürebileceğine dair güçlü bir örnek sunarak, mobil teknolojinin geleceğine dair heyecan verici bir tablo çizdi.

DeepL’den Avrupa’da ilk: Yapay zeka gücünü NVIDIA SuperPOD ile katlıyor!

0

DeepL, Avrupa’da NVIDIA DGX GB200 sistemine sahip SuperPOD altyapısını ticari olarak kullanmaya başlayan ilk şirketlerden biri oldu. Bu yeni yatırım, şirketin tarihindeki en büyük teknoloji harcamalarından biri olarak görülüyor ve DeepL’in dil yapay zekası platformunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor.

NVIDIA’nın en yeni nesil DGX GB200 sistemini içeren SuperPOD yapısının 2025 yılı ortasında devreye alınması planlanıyor. Bu altyapı, DeepL’in araştırma ve geliştirme süreçlerinde ihtiyaç duyduğu yüksek bilgi işlem gücünü sağlayarak, şirketin çeviri çözümlerinde daha ileri bir performans sunmasını mümkün kılacak.

DeepL CEO’su ve Kurucusu Jarek Kutylowski, bu yatırımla birlikte DeepL’in inovasyon tutkusunu bir adım öteye taşıdığını vurguladı. Kutylowski, NVIDIA’nın hızlandırılmış bilgi işlem altyapısına yapılan yatırımın, DeepL’in sektördeki rekabet gücünü daha da artıracağını belirtti.

Müşterilerinin beğenisini kazanan yapay zeka çözümlerini geliştirmeye odaklanan şirket, bu yeni altyapıyla araştırma ve geliştirme süreçlerinde daha verimli bir yol izlemeyi hedefliyor.

NVIDIA DGX platformunun başkan yardımcısı Charlie Boyle, güçlü bir yapay zeka altyapısının dil yapay zekası çözümleri için ne kadar kritik olduğunu ifade etti. Boyle, kullanıcıların hızlı yanıt süreleri beklediğini ve bu nedenle yüksek bilgi işlem gücüne sahip altyapıların önemini vurguladı.

DeepL’in en yeni NVIDIA DGX SuperPOD dağıtımı, şirketin dil yapay zekası araştırmalarını hızlandırarak, kullanıcılarının diller ve kültürler arasında daha etkili iletişim kurmalarına katkı sağlayacak.

NVIDIA DGX GB200 sistemine sahip SuperPOD, sıvı soğutmalı yapısı ve on binlerce GPU’ya kadar ölçeklenebilen altyapısıyla yüksek performans sunuyor. Bu sistem, büyük ölçekli yapay zeka projelerinde gereken işlem gücünü sağlayarak, DeepL’in dil yapay zekasında sürdürdüğü çalışmaları daha da ileriye taşımasını mümkün kılacak.

DeepL’in bu üçüncü SuperPOD dağıtımı, şirketin amiral gemisi DeepL Mercury süper bilgisayarını geride bırakarak daha fazla işlem gücü sağlayacak. Yeni sistem, İsveç’teki mevcut veri merkezinde yer alacak ve DeepL’in mevcut altyapısını daha güçlü bir seviyeye taşıyacak.

Halihazırda dünya çapında 100.000’den fazla işletme ve kamu kuruluşu tarafından tercih edilen DeepL, Fortune 500 şirketlerinin yarısı dahil olmak üzere Zendesk, Nikkei, Coursera ve Deutsche Bahn gibi sektör devleri tarafından kullanılıyor. Şirketin sunduğu dil yapay zekası çözümleri, işletmelerin dil engellerini aşmasına, yeni pazarlara açılmasına ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesine olanak tanıyor.

2024 yılı boyunca önemli adımlar atan DeepL, New York’ta yeni bir teknoloji merkezi açarak ABD’deki varlığını güçlendirdi. Ayrıca Glossary özelliğini geliştirerek GPT-4, Google ve Microsoft’un çözümlerini geride bırakan bir dil modeli tanıttı. Bu yeniliklerle Forbes’un 2024 Cloud 100 listesine giren şirket, Index Ventures liderliğinde aldığı 300 milyon dolarlık yatırım ile 2 milyar dolar değerlemeye ulaştı.

Milyarderlerin lüks yaşamı iklim kriziyle çelişiyor

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın yeni yayımladığı rapor, dünyanın en zengin 50 milyarderi arasında yer alan Elon Musk ve Jeff Bezos’un karbon emisyonlarını mercek altına alarak çarpıcı gerçekleri ortaya koyuyor. Rapor, milyarderlerin lüks yaşam tarzlarının yanı sıra yatırımlarının çevreye olan büyük etkisini de gözler önüne seriyor. Teknoloji devlerinin çevreci söylemlerinin ardındaki emisyon gerçekleri, toplumda derin bir yankı uyandırdı.

Süper zenginlerin karbon salımı örneklerle şaşırtıyor

Raporun dikkat çeken detayları arasında, süper zenginlerin sadece 90 dakikalık yaşam tarzları sırasında yaydıkları karbon miktarınınsıradan bir insanın tüm ömrü boyunca sebep olduğu emisyona eşit olduğu bilgisi yer alıyor. Oxfam International Direktörü Amitabh Behar, bu durumun yalnızca bir adaletsizlik değil, aynı zamanda gezegenimizdeki yaşamı tehdit eden bir gerçek olduğuna dikkat çekiyor.

Örneğin, milyarderlerin lüks yaşamı sürdüren Elon Musk’ın iki özel jeti yılda 5,497 ton karbon salımı yaparken, bu miktarın ortalama bir insanın 834 yıl boyunca sebep olacağı karbon emisyonuna denk olduğu belirtiliyor. Jeff Bezos’un özel jet filosu ise yıllık 2,908 ton karbon salımına neden oluyor.

Milyarderlerin yatırımları çevreyi daha fazla kirletiyor

En çarpıcı bulgulardan biri, milyarderlerin lüks yaşam tarzlarının yanı sıra milyarderlerin yatırımlarının yaklaşık %40’ının yüksek karbon salımına sebep olan petrol, madencilik ve nakliye sektörlerinde bulunması. Bu yatırımlardan kaynaklanan karbon emisyonları, milyarderlerin özel jet ve yatlarının sebep olduğu toplam emisyonun 340 katına ulaşıyor. Oxfam’ın hesaplamalarına göre, en zengin %1’lik kesimin yarattığı karbon emisyonları1990’dan bu yana küresel ekonomik üretimde 2.9 trilyon dolarlık bir düşüşe neden olmuş durumda. Ayrıca, bu emisyonların yıllık olarak 14.5 milyon insanın beslenebileceği kadar mahsul kaybına yol açtığı tahmin ediliyor.

Oxfam’ın çağrısı: karbon vergileri ve ekonomik sistemlerin yeniden yapılandırılması

Oxfam yetkilileri, süper zenginlerin karbon emisyonlarının sınırlandırılmasıkarbon vergilerinin artırılması ve milyarderlerin lüks yaşam kaynaklı ekonomik sistemin daha çevreci bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. Özel jetlere yönelik protestolar ve bazı milyarderlerin daha yüksek vergilendirilme fikrine olumlu bakmaları, dikkat çeken bir gelişme olarak yorumlanıyor.

Yüzlerce Dropbox çalışanı işsiz kalacak!

Dropbox CEO’su Drew Houston, bu kararı bir personel notunda açıklayarak, şirketin dosya senkronizasyonu, paylaşım ve Dash yapay zeka arama özelliği gibi mevcut iş alanlarında olgunlaşma sürecine girdiğini belirtti.

Houston, “Mevcut yapıyı ve yatırım seviyelerini koruyarak bu geçişi yönetmek artık sürdürülebilir değil.” ifadesini kullandı.

Bu işten çıkarmalar, Dropbox’ın Nisan 2023’te iş gücünün %16’sını azalttığı ve 500 çalışanı etkilediği kesintilerin ardından geldi. Houston, o dönemde bu kesintilerin yavaşlayan büyüme, ekonomik zorluklar ve yapay zeka yarışına daha fazla kaynak ayırma ihtiyacı nedeniyle yapıldığını açıklamıştı.

Daha verimli bir yapı için adımlar

Houston, şirketin bazı birimlerde “aşırı yatırım” veya “düşük performans” yaşadığını belirterek daha yalın ve verimli bir ekip yapısına geçmeyi planladıklarını ifade etti. “Ana iş alanımızda talepte düşüş ve makro ekonomik zorluklar yaşamaya devam ediyoruz.” diyen Houston, mevcut yönetim yapısının karmaşık hale geldiğini ve verimliliği düşürdüğünü vurguladı.

Etkilenen çalışanlar, Çarşamba gününden itibaren 16 haftalık kıdem tazminatı alacak ve şirkette her bir yıl için bir hafta ek ücret ödemesi yapılacak.

Dropbox Sign güvenlik

Dropbox, iş gücünde yaptığı bu kesintilerle, yapay zeka odaklı dönüşümünü hızlandırmayı ve mevcut kaynaklarını daha etkin kullanmayı amaçlıyor. Şirket, Dash yapay zeka arama özelliği gibi yenilikçi projelere daha fazla odaklanırken, ana iş alanında yavaşlayan talebi dengelemeye çalışıyor.

Houston, yeniden yapılanmanın Dropboxın daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasını sağlayacağını belirterek, çalışanlardan gelen geri bildirimlerin de bu kararları şekillendirdiğini ifade etti. Bu kesintilerin, Dropbox’ın pazardaki konumunu güçlendirme ve karmaşık yapıyı sadeleştirme stratejileriyle uyumlu olduğu düşünülüyor.

Şirket, gelecekte daha çevik bir büyüme hedefliyor.

Boston Dynamics’in elektrikli robotu Atlas, kazandığı yeni yetenekle çığır açıyor!

Hyundai tarafından desteklenen Boston Dynamics, bu gelişmiş robotun performansını bir video ile gözler önüne serdi. Atlas, motor parçalarını farklı kutulara yerleştirerek otomotiv üretiminde etkin bir yardımcı olarak nasıl çalışabileceğini sergiledi.

Atlas’ın hareketleri, herhangi bir önceden belirlenmiş ya da uzaktan yönlendirilmiş komut olmadan tamamen otonom olarak gerçekleşti. Şirket, bu özelliğin, sosyal medyada sıkça gördüğümüz, manipülatif olarak sunulan diğer robot tanıtımlarından farklı olduğunu belirtti.

Bu video, Boston Dynamics’in iki hafta önce Toyota Araştırma Enstitüsü (TRI) ile yaptığı iş birliği duyurusunun ardından yayınlandı ve TRI’nin robotik öğrenme becerilerinin de bu gösterime katkı sunmuş olabileceği düşünülüyor.

Otonom ve adaptif performans

Atlas, çevresel değişikliklere uyum sağlama yeteneğiyle dikkat çekiyor. Görsel algılama, kuvvet ve konumlandırma sensörleriyle desteklenen robot, çevresel nesne değişimlerine veya bir parça yerleştirirken oluşabilecek hatalara anında tepki verebiliyor.

Tesla ve Apptronik gibi şirketlerin de odaklandığı otomotiv sektörü, uzun zamandır otomasyon konusunda öncülük etmekte. Hyundai’nin sahibi olduğu Boston Dynamics’in bu sektöre odaklanması ise bu alanda daha fazla yenilik sunma potansiyeline işaret ediyor.

Boston Dynamics, Atlas’ın güçlü ve uyarlanabilir aktüatörlerini kullanarak, üretim süreçlerindeki verimliliği artırmayı hedefliyor. Gövdesindeki pivot hareketleri sayesinde robot, gereksiz adımları ortadan kaldırarak görevlerini hızla yerine getiriyor.

Bu esneklik, Atlas’ın sadece otomotiv değil, farklı endüstriyel ortamlarda da değerli bir yardımcı olabileceğine işaret ediyor. Hyundai ve Toyota Araştırma Enstitüsü’nün iş birliğiyle desteklenen Atlas, fabrikalarda insan iş gücüne destek olarak zorlu ve tekrarlayan işleri üstlenme potansiyeline sahip.

Bu gelişmeler, gelecekte daha karmaşık görevlerde bile robotların güvenilir bir şekilde çalışabileceğini gösteriyor.

OpenAI, 2026 yılında ilk yapay zeka çipini üretecek!

Şirket, şu anda TSMC ve Broadcom ile iş birliği yaparak 2026’da piyasaya sürülmesi beklenen kendi yapay zeka çipini geliştirme çalışmalarına odaklanmış durumda. Öte yandan, OpenAI üretim tesisleri kurma planlarından vazgeçerek sadece çip tasarımına yoğunlaşacak.

Reuters’in haberine göre OpenAI, model eğitimi için daha önce büyük oranda Nvidia GPU’larına bağımlıydı, ancak son dönemde çip sıkıntıları, tedarik zincirindeki gecikmeler ve eğitim maliyetlerinin artması gibi sebeplerle alternatif çözümler arayışına girdi.

Bu kapsamda şirket, Microsoft’un Azure platformu üzerinden AMD çiplerini kullanmaya başlıyor. Broadcom ile ortaklaşa geliştirilen bu yeni çiplerin, yapay zeka işlemlerinin verimliliğini artırması ve maliyetleri düşürmesi hedefleniyor.

Çip geliştirme çabaları ve gelecek hedefleri

OpenAI, yapay zeka modellerinin giderek daha güçlü donanım ihtiyacı duyması nedeniyle bağımsız hareket etmenin uzun vadede daha verimli olacağına inanıyor.

Broadcom’un yanı sıra TSMC ile iş birliği yaparak tasarlanan bu özel çiplerin, şirketin donanım ihtiyaçlarını karşılamada ve sektörde daha rekabetçi olmasında önemli bir rol oynaması bekleniyor. Nvidia’nın GPU’larının yüksek maliyeti, OpenAI’in AMD ve Broadcom gibi yeni ortaklarla iş birliği yapmasını tetikleyen en önemli etkenlerden biri oldu.

OpenAI’in 2026’da piyasaya sürmeyi planladığı ilk yapay zeka çipiyle, eğitim süreçlerinde daha güçlü ve sürdürülebilir bir donanım altyapısı kurarak maliyetleri düşürme hedefi dikkat çekiyor.

Bu hamle, OpenAI’nin maliyetleri azaltma ve yapay zeka alanında daha bağımsız bir altyapı oluşturma stratejisi olarak görülüyor. Şirketin kendi çipini geliştirmesi, OpenAI’in Nvidia gibi devlere olan bağımlılığını azaltırken, yapay zeka modellerinin daha hızlı ve ölçeklenebilir bir şekilde eğitilmesini sağlamayı amaçlıyor.

Bu yeni çiplerin 2026’dan sonra geniş çapta kullanılabileceği öngörülüyor.

Yerel içerik üreticilerini markalarla buluşturan Hummingbirds, 5,4 Milyon dolar yatırım aldı!

Hummingbirds, yeni duyurduğu 5,4 milyon dolarlık tohum yatırım turuyla toplamda 10 milyon dolarlık bir finansmana ulaştı. Bu yatırım, 2025 yılına kadar Atlanta, Charlotte ve Denver gibi 20 yeni şehre açılma hedeflerini destekleyecek.

Yerel pazarlamanın gücü

Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen Hummingbirds, yerel içerik üreticilerini “nano içerik üreticileri” olarak tanımlıyor ve bu kişilerin sosyal medya aracılığıyla markalara olan güveni artırabileceğine inanıyor.

Şirket, özellikle yerel müşterilerle güven inşa etmenin zorluklarıyla karşılaşan küçük ve büyük markalar için PTA anneleri gibi günlük hayatın içindeki kişileri öne çıkararak fark yaratmayı amaçlıyor.

Platformun kurucu ortağı Charise Flynn, markaların mağaza içi davranışları yönlendirmek için yeni bir pazarlama aracına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor ve Hummingbirds’ün, marka bilinirliğini artırarak müşteriyi mağazalara çekme konusunda başarılı olduğunu vurguluyor.

Genişleyen marka portföyü ve güçlü etkileşim oranları

Hummingbirds, sosyal medya üzerinden yerel kampanyalar yürüterek marka bilinirliğini artırıyor. Şu anda ChopLocal, Cutwater, Goodles ve Olipop gibi tanınmış markaların yanı sıra AE Dairy ve Fareway Grocery gibi yerel markalarla 300’den fazla ortaklık kurmuş durumda. Kampanyalarda, içerik üreticilerine hediye kartları, ücretsiz ürünler ve masaj gibi özel deneyimler sunularak katılımcıların ilgisi çekiliyor.

Platform, içerik üreticilerinden komisyon almıyor; ancak markalar, kampanyalarını başlatmak için belirli bir ücret ödüyor. Flynn, “Nano içerik üreticileri, geleneksel influencer’lardan çok daha yüksek etkileşim oranlarına sahip. Ortalama %3-4 oranında etkileşim görüyoruz, bu oran sektör ortalamasının oldukça üzerinde” diyerek, Hummingbirds’ün bu anlamda sektörde öne çıktığını belirtiyor.

Orta Amerika’ya odaklanma stratejisi

Hummingbirds, Des Moines, Madison, Nashville ve Omaha gibi şehirlerde faaliyet gösteriyor ve Orta Amerika bölgesine yoğunlaşarak bu pazara açılmak isteyen markalara yardımcı oluyor.

Orta Amerika’nın büyük markalar için tanıtım konusunda zorluk yarattığını düşünen şirket, bu bölgelerde müşterilerin özellikle gıda alışverişine büyük harcamalar yaptığını ve toplulukların bu harcamaları artırabilecek bir potansiyele sahip olduğunu vurguluyor.

Kurucu ortak Emily Steele, bu fikrin Iowa’da bir yulaf sütlü latte deneyip bunu sosyal medyada paylaşmasından doğduğunu ifade ediyor. “Babam bana ‘hummingbird’, yani sinek kuşu derdi. Hummingbirds’ü kurarken de yerel toplulukları birbirine bağlayan bir platform yaratma fikrini buradan aldım.” diyor.

Yatırım turunda Allos Ventures, Ground Game, Homegrown Capital ve diğerleri yer aldı. Hummingbirds, son bir yılda gelirlerini dört katına çıkarırken, içerik üretici topluluğunu da 11 bine çıkararak hızlı bir büyüme yakaladı.

Apple, Mac Mini kullanıcıları için yenilenebilir enerji atılımı yapıyor!

Apple, yeni kompakt Mac Mini modeliyle, karbon nötr etiketi almaya hak kazanan ilk Mac bilgisayarı piyasaya sundu.

Bu kapsamda şirket, cihaz kullanımından kaynaklanan karbon salınımını telafi etmek amacıyla yenilenebilir enerji alımı yaparak kullanıcıların cihaz kullanımı sırasında ortaya çıkan emisyonları dengelemeyi hedefliyor.

Teknoloji şirketlerinin çevresel etkileri izleme ve azaltma çabaları

Teknoloji sektöründe çevresel etkileri izlemek ve azaltmak son yıllarda ön plana çıkan bir konu. Çoğu teknoloji devi, üretim zincirlerinde karbon ayak izini azaltmak için tedarikçileriyle enerji kullanımı ve lojistik süreçlerde sürdürülebilirlik adımları atıyor.

Apple, 2023 yılında Apple Watch Series 9 ile bu süreçleri genişletti ve ürün kullanımından kaynaklanan emisyonları sıfırlamak için ek yenilenebilir enerji yatırımları yaparak önemli bir adım attı. Ancak, Apple Watch gibi ürünlerin kullanım esnasında oluşturduğu karbon ayak izi nispeten düşük olsa da Mac Mini gibi daha fazla enerji tüketen cihazların etkisi daha büyük bir sorun teşkil ediyor.

Küçültülen tasarım ve yüksek emisyon oranı

Mac Mini’nin karbon ayak izini düşürmek adına cihazın daha küçük boyutlarda üretilmiş olması bu oranı azaltmaya yardımcı olsa da Apple, üretim malzemeleri veya imalat aşamalarında karbon ayak izini tam olarak açıklamıyor. Özellikle yarı iletkenlerin üretimi enerji açısından oldukça yoğun ve çevresel etkisi yüksek kimyasallar kullanıldığından, bir bilgisayarın çevresel etkisinde önemli bir yer tutuyor.

Apple’a göre, 16 GB RAM ve 256 GB depolama alanına sahip baz model Mac Mini’nin üretilmesi ve sevkiyatı, düşük karbonlu enerji yatırımlarıyla bile 32 kg karbon salınımına neden oluyor.

Ancak, üst düzey özelliklere sahip, 64 GB RAM ve 8 TB depolama alanına sahip olan modelin karbon ayak izi ise yaklaşık dört kat artarak 121 kg’a çıkıyor.

Doğa temelli karbon kredileriyle karbon nötr olma hedefi

Apple, her bir Mac Mini için karbon salınımını sıfırlamak amacıyla sürdürülebilir yönetilen ormanlar ve yenilenmiş ekosistemler gibi doğa temelli projelerden karbon kredisi satın alarak karbon nötr olma hedefine ulaşmayı amaçlıyor.

Ancak düşük ve yüksek özellikli modeller arasındaki fark, bilişim sektöründe gömülü karbonun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor ve bu son kalan karbon miktarını tamamen yok etmenin ne kadar zor olabileceğine işaret ediyor.

Apple, karbon nötr hedefleri doğrultusunda sadece enerji yatırımlarıyla kalmayıp, karbon kredileriyle de bu hedefi destekleyerek, çevresel sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

Reddit ilk kez kar etti!

Bu gelir, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %68’lik bir artışı temsil ediyor. Özellikle halka arz edildikten sonra ilk çeyrekte 575 milyon dolar zarar açıklayan Reddit, geçen çeyrekte zararı 10 milyon dolara düşürerek nihayet pozitif bir sonuç elde etmeyi başardı.

Kullanıcı sayısında rekor artış

Reddit, son çeyrekte günlük aktif kullanıcı sayısını 97,2 milyona çıkardı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %47’lik bir artış gösteren kullanıcı sayısı, bazı günlerde 100 milyonu aştı.

CEO Steve Huffman, bu büyümenin ardındaki en önemli etkenlerden birinin platformun yapay zeka destekli çeviri özelliği olduğunu belirtti. Şirket, geçen yıl Fransızca dil desteğini eklemiş ve ardından İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Almanca dillerini platforma kazandırmıştı. Huffman, çeviri özelliklerinin 2025 yılına kadar 30’dan fazla ülkeye ulaşmasını planladıklarını açıkladı.

Gelir artışında reklam ve veri lisanslaması etkisi

Reddit, üçüncü çeyrekte 315,1 milyon dolar reklam geliri elde ettiğini açıkladı. Bunun yanı sıra, “diğer” gelir kategorisi altında veri lisanslama anlaşmalarından 33,2 milyon dolar elde etti. Google ve OpenAI, Reddit’teki içeriklerden yararlanarak yapay zeka modellerini eğitmek için platform ile veri lisanslama anlaşmaları yaptı.

Reddit’in CEO’su Huffman, kullanıcı artışına ve gelir kaynaklarının çeşitlenmesine odaklandıklarını belirterek reklam ve veri lisanslama stratejilerinin önemine dikkat çekti.

Reddit’in internetteki etkisi ve gelecek planları

CEO Huffman, Reddit’in dijital dünyadaki etkisinin giderek arttığını belirterek 2024 yılında Reddit’in ABD’de en çok aratılan altıncı kelime olduğunu söyledi ve bu durumun, kullanıcıların bilgi, tavsiye veya topluluk arayışında Reddit’e başvurduklarının bir göstergesi olduğunu ifade etti. Şirket, platformda kullanıcı deneyimini iyileştirmek adına arama işlevini daha sezgisel ve kullanıcı dostu hale getirmeyi hedefliyor.

Reddit, halka arz sürecinden bu yana gelir kaynaklarını genişletmek amacıyla önemli adımlar attı. Şirket, profesyonel spor ligleri ile reklam anlaşmaları imzalamakla kalmayıp, “ask me anything” formatını güncelledi ve içerik kopyalayan web tarayıcılarına karşı önlemler aldı. CEO Huffman ayrıca ücretli subredditler oluşturma fikrini değerlendirdiklerini ve Reddit topluluğunda site çapında protestoların önlenmesine yönelik çalışmalara da odaklandıklarını belirtti.

Bu stratejiler sayesinde şirket, sadece kâr elde etmekle kalmayıp, internetin en büyük bilgi ve topluluk kaynaklarından biri olarak daha fazla kullanıcıya ulaşmayı amaçlıyor.

Waymo robotaksileri Gemini eğitecek!

Alphabet çatısı altında faaliyet gösteren Waymo, Google’ın çok modlu büyük dil modeli (MLLM) olan Gemini’yi otonom araç eğitimi için kullanarak robotaksi teknolojisini bir adım ileri taşımayı planlıyor.

EMMA modeli ile gelecek yönlendirme

Waymo, “End-to-End Multimodal Model for Autonomous Driving” (EMMA) adını verdiği yeni bir araştırma modeli geliştirdiğini duyurdu.

EMMA, araç sensör verilerini işleyerek otonom araçlar için gelecek rotaları belirleyebiliyor ve bu sayede sürücüsüz araçların yolculuk rotalarını güvenli şekilde oluşturmasına katkı sağlıyor. Waymo’nun bu çalışması, yapay zeka modellerinin chatbot, e-posta yönetimi veya görüntü oluşturma gibi bilinen alanların ötesinde kullanılabileceğine dair önemli bir işaret olarak kabul ediliyor.

Araştırma, otonom sürüş sistemlerinin tarihsel olarak farklı işlevler için (algılama, haritalama, tahmin ve planlama gibi) ayrı modüller geliştirdiğini belirtiyor. Ancak bu yapı, modüller arasındaki sınırlı iletişim ve ölçeklenme zorlukları nedeniyle yeni ortamlara adapte olma konusunda sıkıntı yaşanmasına neden olabiliyor. Waymo,

Gemini gibi çok modlu modellerin bu eksiklikleri giderme potansiyeli taşıdığını öne sürüyor.

Waymo’nun rekabetteki konumu

Waymo, EMMA modelini robotaksilerini karmaşık ortamlarda yönlendirme aracı olarak tasarladı. Bu modelin başarıyla kullandığı alanlardan biri, araçların yolda karşılaşabilecekleri hayvanlar veya yol çalışmaları gibi engelleri atlatabilme yetisi oldu.

Waymo’nun ana rakiplerinden Tesla da benzer şekilde “uçtan uca nöral ağlar” kullanan yeni bir otonom sürüş modeli geliştirdiğini açıklamıştı. Ancak Tesla’nın aksine, Waymo, robotaksileriyle gerçek yol deneyimlerinde daha güçlü bir pozisyona sahip.

Waymo, EMMA’nın nesne algılama, rota tahmini ve yol ağı haritasını anlama gibi konularda yüksek performans gösterdiğini belirtti. Şirket, bu tür bir araştırma sayesinde otonom sürüşte daha fazla temel işlevin birleştirilebileceği bir gelecek hedeflediklerini ifade ediyor.

Teknolojinin sınırları ve gelecekteki araştırmalar

Her ne kadar EMMA önemli bir adım olsa da modelin sınırlamaları bulunuyor. Lidar veya radar gibi 3D sensör girdilerini işleyememesi ve yalnızca sınırlı sayıda görüntü karesi üzerinde çalışabilmesi bu kısıtlamalardan bazıları.

Ayrıca, sohbet modelleri bazen hatalı yanıtlar verebiliyor; bu durum, yüksek hızla seyreden otonom araçlar için ciddi riskler oluşturabileceği için bu tür modellerin sürüş sistemlerine entegre edilmesi konusunda ek araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Waymo’nun araştırma ekibi, sonuçlarının daha ileri araştırmaları teşvik edeceğine ve otonom sürüş modellerinin mimarisinde gelişmeler sağlayacağına inandıklarını belirtti.

AMD Nvidia’yı yapay zeka destekli grafik teknolojileriyle yakalamaya hazırlanıyor

Grafik işlemcisi (GPU) dünyasında yıllardır yüksek performansgeniş özellik yelpazesi ve güçlü marka tanınırlığı ile liderliği elinde tutan Nvidia, yapay zeka ve makine öğrenimi destekli çözümlerle pazarın öncüsü olarak konumlanıyor. Ancak AMD, araştırmaları doğrultusunda bu dengesizliği değiştirmeye yönelik hamleler yaparak Nvidia’yı yakalamayı hedefliyor.

Nvidia’nın öne çıkan DLSS (Deep Learning Super Sampling) teknolojisi, yapay zeka desteğiyle görüntü kalitesini yükseltirken, parazitli görüntüleri gidermeye yönelik çözümler sunuyor. Bu doğrultuda AMD de nöral ağ tabanlı bir sistemle Nvidia’nın sunduğu çözümlere benzer bir teknoloji geliştirmek için çalışmalara başladı. RDNA GPU’larıüzerinde yürütülen bu araştırmalarda, AMD, gerçek zamanlı yol izleme için nöral süper örnekleme ve denoising (gürültü giderme) çözümleri üzerinde yoğunlaşıyor.

AMD Nvidia’

AMD’nin hedefi, ışın izleme (ray tracing) sırasında ortaya çıkan parazitli görüntülerin nöral ağlar tarafından temizlenmesini sağlamak. Bu sayede, yüksek kaliteli görseller elde edilirken sahne detayları da yeniden inşa edilebilecek. Nvidia’nın DLSS 3.5 ile sunduğu Ray Reconstruction teknolojisine benzer bir yaklaşımla, AMD, sınırlı ışın örneklemeleri nedeniyle oluşan gürültü sorununu çözmeyi amaçlıyor.

Bilindiği üzere ışın izleme, her piksel için binlerce ışının hesaplanmasını gerektiriyor. Işık, farklı yüzeylerde yansıyarak sahnenin detaylandırılmasını sağlıyor. Ancak bu işlemi gerçek zamanlı oyunlara uygulamak işlem yükünü artırırken parazitli görsellere yol açıyorAMD, yapay zeka destekli bir nöral ağ kullanarak gürültüyü azaltırken sahne detaylarını yeniden oluşturmayı hedefliyor. Bu çözüm, oyun severler için yüksek kaliteli, gürültüsüz ve süper örnekleme uygulanmış görseller sunmayı amaçlıyor.

Bu gelişmeler, AMD’nin yakın gelecekte Nvidia ile daha sıkı bir rekabet içinde olabileceğini gösteriyor.

Togg T10X için ADAS ve 1.5 yazılım güncellemesi duyuruldu

0

Togg, 1 Eylül 2024 tarihinden önce teslim edilen T10X akıllı cihazlarına yönelik 1.5 yazılım güncellemesi ve ileri sürüş destek sistemleri (ADAS) yüklemesini kullanıcılarına duyurdu. Bu güncelleme ile T10X, sürüş deneyimini geliştirecek birçok yeni özelliği kullanıcılarına sunacak.

T10X için ADAS ve 1.5 yazılım güncellemesi geliyor!

Güncelleme ve ADAS özelliklerinin uygulanmasına yönelik takvim de açıklandı. 4 Kasım’dan itibaren Trumore mobil uygulaması üzerinden gönderilecek bildirimlerle kullanıcılar bilgilendirilecek ve Togg Care tarafından randevular planlanarak kullanıcılar aranacak.

2 Aralık’tan itibaren OTA (kablosuz güncelleme) yoluyla cihazlara 1.5 yazılımı yüklenmeye başlanacak. ADAS özelliklerinin devreye alınması için kullanıcılar İstanbul, Ankara, Bursa Gemlik, İzmir, Samsun, Erzurum, Diyarbakır, Adana ve Antalya’da bulunan özel temas noktalarına yönlendirilecek.

Togg vs Tesla! Türkiye’de en çok satılan elektrikli otomobiller! [Güncel 2024]

Bu noktalarda uzman ekipler tarafından aynı gün içerisinde gerçekleştirilecek kurulum ve kalibrasyon işlemleriyle kullanıcıların yeni yazılımdan tam anlamıyla yararlanması sağlanacak. Güncelleme sürecinin 1 Eylül 2024 öncesinde teslim edilen tüm T10X cihazlarına yüklenmesinin yaklaşık 7 ila 10 ay süreceği öngörülüyor.

Togg’un sunduğu 1.5 yazılım güncellemesiyle birlikte T10X, trafik işareti algılama, arka trafik çarpışma uyarısı, akıllı şerit takip sistemi, şeritten ayrılma uyarısı, ön çarpışma uyarısı ve acil durum frenleme gibi önemli güvenlik fonksiyonlarına sahip olacak.

V2 cihazlara ise bu özelliklere ek olarak dur-kalk fonksiyonlu adaptif hız sabitleyici ve adaptif sürücü asistanı gibi gelişmiş sürüş destek özellikleri de ücretsiz olarak sunulacak. Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, şirketin kullanıcıların araçlarını sürekli güncel tutmak için yazılım güncellemeleri ile değer katma hedefinde olduğunu vurguladı.

GSR II regülasyonuna uyum sağlamak adına siber güvenlik protokollerini ve yeni donanım standartlarını da güncellemelerle birlikte uygulamaya geçirdiklerini belirtti. Karakaş, GSR II regülasyonu öncesi teslim edilen T10X cihazlarının da aynı güvenlik ve standartlara sahip olması gerektiğine inandıklarını, bu sorumluluğu yerine getirerek kullanıcı mağduriyetini önlediklerini ifade etti.

Yeni 1.5 yazılım güncellemesi kullanıcıların mobilite deneyimini zenginleştiren birçok yenilik sunuyor. Yenilenmiş medya arayüzü, ekranın dokunma hassasiyetini üç farklı seviyede ayarlama olanağı ve cihazın şarj durumuna göre maksimum enerji geri kazanımını gösterme gibi işlevler de güncellemeye dahil edildi.

Bunun yanı sıra kullanıcılar artık dijital anahtarlarını paylaşabilecekleri bir sisteme kavuşuyor. Sesli komutlarla daha güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunan yeni yazılım, hız bilgisi, lastik basıncı, menzil bilgisi ve ses kontrolleri gibi işlevleri dijital asistan üzerinden erişilebilir kılıyor.

OpenAI kendi yapay zeka çipini geliştirecek!

Yapay zeka teknolojilerinde öncü şirketlerden OpenAI, kendi projelerine özel bir çip geliştirmek amacıyla Broadcom ve TSMC ile iş birliğine hazırlanıyor. Nvidia çiplerine olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen firma, artan talepler karşısında özel çözümler üretme yoluna gidiyor. Reuters‘in şirkete yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, OpenAI, yapay zeka projelerini desteklemek için özel çip tasarımına odaklanmış durumda. Bu süreçte Nvidia’nın yanı sıra AMD çiplerini de sistemlerine eklemeyi planlayan firma, 2026’da kendi donanımını piyasaya sürmeyi hedefliyor.

CEO Sam Altman’ın öncülüğünde başlayan bu yeni stratejik hamle, OpenAI’ın maliyetleri daha etkin yönetme ve yapay zeka sunucularına daha hızlı erişim sağlama yönündeki adımlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda OpenAI, büyük ölçekli yapay zeka iş yükleri için Broadcom ile özel çip tasarımı üzerinde çalışırken, üretim için TSMC ile kapasite anlaşmaları yapıldığı bildiriliyor. Geliştirme ekibinde, daha önce Google’ın yapay zeka işlemcilerinde çalışmış yaklaşık 20 kişilik bir mühendis kadrosu da yer alıyor.

OpenAI’ın rakiplerine yetişebilmesi için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyabileceği belirtilse de şirketin bu hamlesi, AmazonMetaGoogle ve Microsoft gibi büyük teknoloji devlerinin izlediği özel çip geliştirme stratejisine benzer bir yolu takip ettiğini gösteriyor. Özel donanım üretiminin 2026’da başlaması öngörülürken, OpenAI’ın bu süreçte AMD’nin MI300 çiplerini Microsoft Azure altyapısında kullanarak çip tedarikini çeşitlendirmeye devam edeceği ifade ediliyor.

Bu gelişmeler, OpenAI’ın yapay zeka ekosistemindeki rekabetini artırma ve gelecekteki projelerini daha sürdürülebilir bir temele oturtma çabalarının önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirketin, kendi özel donanımını geliştirmesiyle birlikte yapay zeka alanındaki etkisinin daha da güçlenmesi bekleniyor.

NASA Artemis III görevi için Ay’da Dokuz İniş Alanı Belirledi

NASA, uzun yıllardır Ay keşfi üzerine yoğunlaşan kapsamlı projesi Artemis’i sürdürmeye devam ediyor. Bu projeyle Ay yüzeyine yeniden insan göndermeyi hedefleyen NASA, ilk görevini 2022 yılının Kasım ayında gerçekleştirdi. Artemis misyonunun bir sonraki adımı ise Ay yüzeyine astronotları güvenli bir şekilde indirmek. NASA Artemis III görevi kapsamında Ay’ın Güney Kutbu’nda dokuz potansiyel iniş bölgesi belirledi.

50 Yıl sonra Ay’a dönüş

Yaklaşık 50 yıl önce Apollo misyonu ile Ay’ın ekvator bölgesine inen NASA, bu kez Ay’ın en zorlu ve soğuk bölgelerinden birine, Güney Kutbu’na odaklanmayı planlıyor. Güney Kutbudonmuş su kaynakları ve keşfedilmemiş gölgeli alanları ile dikkat çekiyor. Bu yeni iniş alanlarının seçilmesinin ardında, Güney Kutbu’nda bulunan su ve diğer bileşiklerin potansiyel varlığı yatıyor. NASA’ya göre NASA Artemis III görevi, bu kaynaklar, gelecekteki keşif görevleri ve sürdürülebilir Ay üsleri için kritik bir öneme sahip olabilir.

NASA Artemis Ay Bilimi Lideri Sarah Noble, Ay’ın Güney Kutbu ile ilgili açıklamasında, “Ay’ın Güney Kutbu, Apollo görevleri sırasında iniş yaptığımız yerden tamamen farklı bir ortam sunuyor. Burada Ay’ın en eski yüzeylerinden bazılarına ve su ile diğer bileşikleri içerebilecek gölgeli alanlara erişim sağlanıyor. Bu iniş bölgelerinden herhangi biri, önemli bilimsel çalışmalar yapmamızı ve yeni keşiflere imza atmamızı mümkün kılacak,” ifadelerini kullandı.

Ay’ın Güney Kutbu, Güneş Sistemi’nin en soğuk bölgelerinden biri olarak biliniyor. Burada yer alan derin kraterler ve sürekli gölgede kalan alanlar, donmuş suyun buz halinde korunmasını sağlıyor. NASA, bu keşif için -334 Fahrenheit dereceye kadar dayanabilecek özel kıyafetler tasarlıyor. NASA Artemis III görevinde soğuk koşullara uyum sağlamak, astronotların bu zorlu bölgede güvenli bir şekilde çalışmalarını sürdürebilmeleri açısından hayati önem taşıyor.

NASA’nın yakın zamanda iniş yapacağı kesin alanı açıklaması beklenirken, Artemis III görevi kapsamında yapılacak bu yeni keşifler, Ay yüzeyinin daha önce hiç keşfedilmemiş bölgelerine dair detaylı bilgiler sunarak insanlığın Ay macerasında yeni bir sayfa açacak.

TCL OLED üretiminde çığır açıyor

TCL‘nin ekran üretim kolu CSOT, devrim niteliğindeki mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisinin seri üretimine 2024 yılı sonunda başlamaya hazırlanıyor. Bu yeni teknoloji sayesinde daha parlak, dayanıklı ve uygun maliyetli OLED ekranların piyasaya sürülmesi hedefleniyor. Geleneksel OLED üretim yöntemi olan vakumlu termal buharlaştırma (VTE) yöntemine alternatif olarak geliştirilen bu teknoloji, ekran üretiminde verimlilik ve maliyet avantajı sağlayacak.

Mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisinin avantajları

TCL’nin geliştirdiği mürekkep püskürtmeli OLED baskı yöntemi, OLED malzemelerini doğrudan ekran alt tabakasına yerleştirerek üretim sürecindeki malzeme israfını azaltıyor ve maliyetleri düşürüyor. Bu teknoloji sayesinde üretim maliyetlerinde %20’lik bir düşüş sağlandığı belirtiliyor. Esnek üretim süreci, ürün geliştirme döngüsünü %30 oranında kısaltarak daha hızlı inovasyon imkânı sunuyor ve ürünlerin pazara daha çabuk çıkmasına olanak tanıyor.

CSOT, iç yansımadan kaynaklanan ışık kaybını %50 oranında azaltarak ışık verimliliğini 1,5 kat arttırmayı başardı. Ayrıca, açıklık oranını üç katına çıkararak ekranlarda daha yüksek parlaklık elde edildi. Bu teknoloji sayesinde OLED panellerin dayanıklılığı da on kat arttırıldı.

Prototipler ve hedefler

TCL, mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisiyle birçok prototip ürün geliştirdi. 65 inç 8K OLED TV, 31 inç 4K kavisli OLED monitör ve 14 inç 2,8K dizüstü bilgisayar ekranı gibi farklı boyutlarda OLED ekranlar bu teknolojinin örnekleri arasında yer alıyor. Şirket, bu yıl sonuna kadar tıbbi monitörler için tasarlanmış 21,6 inçlik 4K OLED panelin küçük ölçekli üretimine başlamayı ve 2025 yılına kadar dizüstü bilgisayarlar ile monitörlere yönelik orta boy OLED panellerin üretimini gerçekleştirmeyi planlıyor.

TCL’nin mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisini seri üretime geçirmesi, OLED ekran pazarında önemli bir adımolarak görülüyor. Şirket, daha parlak, daha uzun ömürlü ve daha uygun fiyatlı ekranları piyasaya sürerek tüketici elektroniği alanında OLED teknolojisinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.