Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 451

Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına kritik uyarı

Microsoft, son günlerde Windows 11’in yeni 24H2 güncellemesi ile ilgili önemli bir uyarıda bulundu. Microsoft’tan ASUS dizüstü bilgisayar kullanıcıları bu konuda ekstra dikkatli olmalı. Şirket, bazı ASUS cihazlarında güncellemeyle birlikte mavi ekran (BSOD) sorunları yaşandığını duyurdu.

Microsoft, bu sorundan etkilenen ASUS cihazları için güncellemeyi otomatik olarak durdurma kararı aldı. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına, bu cihazlara zorla güncelleme yüklememeleri konusunda ciddi uyarılar yapıldı. Microsoft’tan ASUS dizüstü sahiplendiyseniz, bu uyarıyı dikkate almanız faydalı olacaktır.

Hangi modeller etkilendi?

Özellikle X415KA (Intel Pentium Silver N6000 Vivobook 14) ve X515KA (Celeron N4500 Vivobook 15) modelleri bu sorunla karşı karşıya. Microsoft’tan ASUS cephesine gelen bilgiye göre, bu cihazlar, Windows 11 24H2 güncellemesi sırasında uyumluluk sorunları yaşıyor ve mavi ekran hatası alıyor. Güncelleme işlemi bu cihazlarda tamamlanamıyor.

Ne yapmalı?

Microsoft, bu cihazlar için geçici bir güncelleme kısıtlaması getirdi, bu nedenle güncellemeyi otomatik olarak yükleyemeyeceksiniz. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına gelen en iyi seçenek, Windows Update üzerinden gelen uyarıları dikkate alarak güncellemeyi ertelemek. Şirket, bu sorun için bir çözüm üzerinde çalışıyor.

Bazı kullanıcılar manuel olarak güncelleme yapmak isteyebilir, ancak Microsoft bu noktada özellikle zorla güncelleme yapılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Güncelleme kısıtlamalarını aşarak sistemi zorlamak, daha fazla soruna yol açabilir. Şu an için en mantıklı yol, sabırlı olup Microsoft’tan ASUS cihazları için bu durumu çözmesini beklemek.

Mavi ekran hatasıyla karşılaşmamak için, zorla güncelleme yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Microsoft’un sorunu çözdüğünde cihazlar için güncellemeyi yeniden yayınlaması bekleniyor.

WhatsApp Meta AI ile yeni özelliği test ediyor

Dünyanın en popüler mesajlaşma platformlarından biri olan WhatsApp, kullanıcıların Meta AI ile daha derin ve kişiselleştirilmiş bir iletişim kurmasını sağlayacak yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Sohbet hafızası adı verilen bu özellik, Meta’nın yapay zeka yeteneklerini kullanıcı deneyimiyle birleştirerek mesajlaşma deneyimini daha akıllı ve dinamik hale getirmeyi hedefliyor. Özellik, WhatsApp’ın Android için geliştirdiği beta 2.24.22.9 güncellemesi ile test edilmeye başlandı.

WhatsApp, daha önceki beta 2.24.18.18 sürümü ile Meta AI destekli bir sesli sohbet modu sunarak kullanıcıların yapay zeka ile sesli etkileşim kurmasını mümkün hale getirmişti. Ancak, yeni test edilen sohbet hafızası özelliği, bu deneyimi bir adım daha öteye taşıyor. Kullanıcıların yapay zeka ile yaptıkları önceki sohbetlerin kaydedilmesi sayesinde, Meta AIkullanıcıları daha iyi anlayarak, kişisel tercihlere göre optimize edilmiş yanıtlar verebilecek.

Meta AI’nın sohbet hafızası özelliği neler sunuyor?

WhatsApp’ın geliştirdiği bu yeni özellik, yapay zekanın kullanıcıların tercihlerine göre daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasına olanak tanıyor. Meta AI, kullanıcıyla yapılan sohbetlerde paylaşılan bilgileri hafızasında tutarak, gelecekteki etkileşimlerde bu bilgileri kullanabilecek. Örneğin, bir kullanıcının vegan olduğunu, doğum gününü ya da belirli bir konuşma tarzını tercih ettiğini hatırlayan yapay zeka, bu detaylara göre daha alakalı yanıtlar verecek. Böylece, kullanıcılar Meta AI ile daha kişisel, onların ihtiyaçlarına daha uygun bir sohbet deneyimi yaşayabilecek.

Bu özellik, özellikle kullanıcıların Meta AI ile etkileşim kurarken daha verimli ve anlamlı diyaloglar gerçekleştirmelerini sağlayacak. Meta AI’nın, bir kullanıcının önceki sorularını ve tercihlerine göre oluşturduğu yanıtları analiz etmesi, daha doğal bir sohbet süreci yaratacak. Ayrıca, bu yapay zeka tabanlı gelişmiş özellik, işlevselliği artırarak kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Sohbet hafızası İle kişiselleştirilmiş yanıtlar

Meta AI‘nın bu yeni özellik sayesinde sunduğu sohbet hafızası, kullanıcıların daha önce yapay zeka ile paylaştığı bilgilerin hafızada saklanmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir kullanıcı iş dünyasıyla ilgili daha resmi bir dil kullanıyorsa, Meta AI bunu hatırlayacak ve gelecekteki sohbetlerde buna uygun bir dil kullanacak. Aynı şekilde, bir kullanıcının kişisel tercihleri doğrultusunda yanıtlar üretebilecek, böylece yapay zeka ile daha anlamlı bir ilişki kurulabilecek.

Bu özellik, kullanıcıların ihtiyaçlarına ve tercihlerine daha uyarlanmış bir sohbet deneyimi sunarak Meta AI ile olan etkileşimlerini daha faydalı hale getirmeyi amaçlıyor. Meta AI’nın kullanıcılara sunduğu bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, teknolojiyle olan bağları daha da güçlendirebilir. WhatsApp’ın bu yeni geliştirmesiyle birlikte kullanıcılar, daha doğal ve gerçek zamanlı bir yapay zeka desteği alarak günlük yaşamlarında Meta AI’nın sunduğu imkanlardan daha fazla faydalanabilecekler.

WhatsApp’ın sohbet hafızası özelliği ile ilgili bu gelişmeler, gelecekte yapay zeka destekli mesajlaşma uygulamalarında kişiselleştirmenin ne kadar derinleşebileceğine dair ipuçları veriyor. Kişisel bilgiler ve tercihler yapay zeka tarafından daha etkin bir şekilde kullanılarak, kullanıcıların her etkileşimde daha anlamlı sonuçlar elde etmeleri sağlanacak. WhatsApp’ın bu test aşamasındaki yeniliği, ilerleyen dönemlerde daha geniş kullanıcı kitlesine sunularak Meta AI ile kurulan iletişimi bambaşka bir boyuta taşıyabilir.

Apple, BYD ile pil teknolojisi alanında işbirliği mi yaptı?

Teknoloji devi Apple’ın uzun süredir merakla beklenen elektrikli otomobil projesi suya düşmüş olabilir ama perde arkasında yaşananlar hala konuşulmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bilgilere göre Apple, düşük maliyetli ve güvenli yapılarıyla bilinen LFP piller konusunda uzmanlaşmış Çinli otomotiv devi BYD ile yıllarca süren gizli bir işbirliği yürütmüş. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

İddiaya göre iki şirket, 2017 yılında başlayan bu ortaklıkta Apple mühendislerinin gelişmiş batarya yönetim sistemleri konusundaki tecrübesiyle BYD’nin LFP pilleri ve üretim gücünü birleştirmeyi amaçlıyordu. Hatta Apple’ın, BYD’nin kendi elektrikli araçlarında kullandığı ve “Blade” olarak adlandırılan yenilikçi pil tasarımına hayran kaldığı ve bunları kendi otomobilinde kullanmak istediği belirtiliyor.

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?
Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

Ancak her iki şirket de bu iddiaları şimdilik doğrulamıyor. BYD, özellikle Blade pil teknolojisinin tamamen kendi özgün tasarımı olduğunun altını çiziyor. Peki ama Apple, neden BYD ile yollarını ayırdı?

Kesin bir cevap vermek zor olsa da Apple’ın, kendi otomobil projesi için en uygun ve rekabetçi pil teknolojisini bulmak amacıyla farklı seçenekleri değerlendirmeye aldığı tahmin ediliyor. Sonuç olarak Apple’ın elektrikli otomobil hayali şimdilik gerçekleşmemiş olsa da bu gizli iş birliği, teknoloji dünyasının kulislerinde konuşulmaya devam edecek gibi görünüyor.thumb_upthumb_down

Intel, Altera’nın hisselerini satışa çıkarıyor!

0

Teknoloji dünyasının devlerinden Intel, fırtınalı bir denizde yol almaya çalışıyor desek abartmış olmayız. Şirket, tarihinin belki de en zorlu dönemecini yaşıyor; düşen hisse senedi fiyatları, ana pazarlardaki rekabetin acımasız yüzü ve rakipleri karşısında yaşanan pazar payı kayıpları… Tüm bunlar, Intel’in üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyor.

Intel, Altera’nın hisselerini resmen satışa çıkaracak

Peki ama bu noktaya nasıl gelindi? Bir zamanlar işlemci dünyasının tartışmasız lideri olan Intel, son yıllarda özellikle mobil işlemciler ve yapay zeka çipleri pazarında yaşanan hızlı değişimlere ayak uydurmakta zorlandı. Rakipleri AMD ve Nvidia’nın agresif stratejileri karşısında istediği başarıyı yakalayamayan Intel, yatırımcılarının gözünden de düşmeye başladı.

İşte tam da bu noktada, Intel yönetimi radikal ve cesur bir karar alma aşaması. Gündemde ise 2015 yılında 16.7 milyar dolar gibi büyük bir bedelle satın alınan Altera’nın geleceği var. Ancak bu sefer Intel, Altera’nın tamamını satmaktansa azınlık hisselerini elden çıkararak milyarlarca dolarlık bir kaynak yaratmayı hedefliyor. Hatta iddialara göre Intel, özel sermaye şirketleri ve stratejik yatırımcılarla gizli görüşmelere başladı bile.

Peki ama Intel neden böyle bir karar aldı? Aslında cevap oldukça açık. Intel, Altera’nın kontrolünü tamamen kaybetmeden, hem kısa vadede finansal bir nefes almak hem de uzun vadeli yatırım planları için kaynak yaratmak istiyor. Elbette bu hamle, Intel’in daha önceki açıklamalarıyla çelişiyor. Unutmayalım ki Intel CEO’su Pat Gelsinger, geçtiğimiz aylarda Altera’nın Intel’in gelecek stratejilerinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamıştı.

Ancak görünen o ki Intel, değişen pazar koşulları ve rakiplerinin yarattığı baskı karşısında esnek davranmak zorunda olduğunu fark etti. Altera’nın azınlık hisselerinin satışı, Intel’in bu zorlu mücadelede ne kadar kararlı olduğunu ve her türlü seçeneği değerlendirmeye hazır olduğunu gösteriyor. Yine de bu hamlenin Intel’e beklenen finansal rahatlamayı sağlayıp sağlamayacağını ve şirketin geleceğini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.

MUSIWARS, ilk yatırımıyla müzik sektörüne damgasını vuruyor!

0

Müzik sektörü, Türkiye’nin yenilikçi dijital platformu MUSIWARS ile dönüşüm geçiriyor. Şarkı sözü yazarları ve beste üreticileri için küresel çapta benzersiz bir dijital tescil ve eser satışı pazaryeri olan MUSIWARS, 3 milyon dolar değerlemeyle aldığı ilk yatırımla uluslararası arenada büyüme yolculuğuna hız kazandırıyor. Yerelden globale uzanan bu stratejik adım, müzik dünyasında oyunun kurallarını değiştirecek bir inovasyonu beraberinde getiriyor.

2022 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldığı ‘Yapımcı Sertifikası’ ile akredite işletme statüsüne kavuşan MUSIWARS, aynı yıl T.C. Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Odası’nın ‘Milli Katılım’ organizasyonuyla MWC Las Vegas 2022’de Türkiye’yi temsil etti. Beta sürümü ile kullanıcılarıyla buluşarak, eser sahiplerinin yasal haklarını güvence altına alan ve dijital ortamda tescil ile çevrimiçi satış imkanı sunan yenilikçi bir pazaryeri olarak konumunu pekiştirdi. Şimdi ise, edindiği bu tecrübeler ve sağlam altyapısı ile uluslararası pazarlarda daha büyük hedeflere ulaşmayı amaçlıyor.

MUSIWARS’ın yenilikçi vizyonu ve ilk yatırım

MUSIWARS, girişimcilik yolculuğunda önemli bir dönüm noktasını geride bırakarak Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Startup Universe’den ön kuluçka, TİM-TEB Girişim Evi’nden ise kuluçka mezuniyetlerini başarıyla tamamladı. Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Toracı, aldıkları yatırımın MUSIWARS’un uluslararası başarı hikayesine büyük katkı sağlayacağını belirterek, platformun teknoloji ve hukuku bir araya getirerek sektörde fark yarattığını ifade etti.

Toracı, açıklamasında “Şimdi ekibimizle daha büyük adımlar atma zamanı. CEO’muz Av. E. Melis İstikbal, ABD’den CTO’muz R. Barış Taşkıran, CLO’muz Av. G. Can Akdağ ve Katar’dan CMO’muz Beste Eşerler Bozdağ’a sarsılmaz çabaları için en derin şükranlarımı sunuyorum. Birlikte çok daha büyük başarılara imza atacak ve daha parlak günlere doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz.” dedi.

Anonim şirket olarak yeniden yapılanan MUSIWARS, ilk yatırımını Assessment System Türkiye’nin Kurucusu ve Şirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı’ndan Bireysel Katılım Yatırımcısı Dr. Levent Sevinç’ten aldı. Bu destekle birlikte MUSIWARS, küresel pazarda daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmaya ve uluslararası büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için sağlam adımlar atmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu stratejik destek, platformun küresel müzik sahnesindeki konumunu daha da güçlendiriyor.

Müziğin geleceğini şekillendiriyor

MUSIWARS, bu stratejik yatırım ile dijital müzik alanındaki etkisini artırmayı ve şarkı sözü yazarları ile beste üreticileri için daha fazla fırsat yaratmayı hedefliyor. Eser sahiplerinin çalışmalarını küresel pazarda güvenle tescil ettirip satabilmelerini sağlarken, yaratıcılığı sınırların ötesine taşıyan bir platform olma vizyonuyla müzik dünyasında devrim yaratmayı amaçlıyor. Böylece, Türkiye’nin bu alandaki öncü konumunu güçlendirirken, uluslararası müzik sahnesinde de kalıcı bir iz bırakmayı hedefliyor.

X, kullanıcı verilerini izin dahi almadan kullanacak!

0

Sosyal medya platformları, yapay zeka eğitiminde kullanıcı verilerini kullanma konusunda daha kararlı adımlar atıyor. Meta’nın kullanıcı verilerini yapay zeka geliştirme sürecinde kullanacağını açıklamasının ardından, şimdi de X (eski adıyla Twitter) benzer bir yol izlemeye başladı. Platform, hizmet şartlarını güncelleyerek verilerin yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılacağını duyurdu.

X, Grok yapay zeka modeli için kullanıcı verilerini toplayacak!

X platformunun, yapay zeka eğitiminde kullanıcıların içeriklerini kullanacağını açıklaması, içerik üreticileri ve sanatçılar arasında tedirginlik yarattı. 15 Kasım itibarıyla yürürlüğe girecek olan yeni şartlarda, paylaşılan tüm içeriklerin yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılabileceği ifade ediliyor.

Grok 2 beta Türkiye

Özellikle görsel sanatçılar ve dijital içerik üreticileri, eserlerinin yapay zeka sistemlerini beslemek için kullanılacak olmasından oldukça rahatsız. Pek çok X kullanıcısı, kişisel verilerini ve paylaşımlarını platformdan kaldırmaya başladıklarını açıkladı.

X’in yapay zeka modeli Grok ile ilgili tartışmalar sürerken, platformun veri toplama politikası daha karmaşık hale geliyor. Önceden kullanıcılar, ayarlardan veri paylaşımını devre dışı bırakabiliyordu ancak yeni şartlarda bu seçenek sınırlanmış olacak.

Gizlilik uzmanları, özel hesapların yeni veri politikasıyla nasıl etkileneceği konusunda endişeli. Eski politikalarda özel hesaplar bu tür eğitimlerde kullanılmıyordu, ancak yeni düzenlemede böyle bir ayrım bulunmuyor. Şirketlerin yasal haklarının, uygulamada daha geniş kapsamlı olabileceği belirtiliyor.

Meta’nın ardından X’in de bu adımı atması, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka rekabetinde kullanıcı verilerini nasıl değerlendireceği konusundaki tartışmaları daha da artıracak gibi görünüyor.

Ticaret Bakanlığı vergi kaybını YZ ile önledi!

Ticaret Bakanlığı, teknolojinin gücünden yararlanarak gümrüklerde vergi kayıplarını önlemede önemli bir başarı elde etti. Yapay zeka destekli yeni bir risk analizi sistemi kullanıma sokan Bakanlık, 2024’ün ilk 9 ayında yaklaşık 3 milyar TL’lik vergi kaybının önüne geçtiğini açıkladı.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti

Bu başarının sırrı ise yapay zekanın karmaşık veri örüntülerini anlama ve analiz etme yeteneğinde gizli. Sistem, veri madenciliği teknikleri kullanarak gümrük ve dış ticaret verilerini detaylı bir şekilde inceliyor. Yapay zeka algoritmaları, bu veriler arasındaki ilişkileri ve anormallikleri tespit ederek potansiyel riskleri ortaya çıkarıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.
Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.

Böylece gümrük memurları, daha önce fark edilmesi güç olan kaçakçılık girişimlerini ve vergi kaçakçılığını daha kolay bir şekilde tespit edebiliyor. Sistem, ayrıca riskli gönderileri ve şirketleri önceden belirleyerek, gümrük denetimlerinin daha etkili ve hedef odaklı bir şekilde yapılmasını sağlıyor.

Bu teknoloji, sadece vergi kayıplarını önlemekle kalmıyor, aynı zamanda gümrük işlemlerini de hızlandırıyor. Yapay zeka, riskli gönderileri otomatik olarak belirleyerek, düşük riskli gönderilerin daha hızlı bir şekilde gümrükten geçmesine olanak tanıyor. Böylece hem zaman kazanılıyor hem de ticari faaliyetlerin daha verimli bir şekilde yürütülmesi sağlanıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka destekli bu sistemin başarısından oldukça memnun ve bu teknolojiyi daha da geliştirmeyi hedefliyor. Bakanlık, gümrüklerde vergi kaçakçılığını engellemek ve yasal ticareti kolaylaştırmak için veri analitiği ve yapay zeka destekli risk analizi çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

Bu gelişme, yapay zekanın kamu sektöründe giderek daha fazla kullanılacağının ve devlet hizmetlerinin daha etkin, verimli ve güvenli bir şekilde sunulmasına katkıda bulunacağının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Amazon, YZ destekli teslimat araçlarını hizmete alıyor!

VAPR, Amazon teslimat sürücülerinin teslim edilecek paketleri araç içerisinde daha hızlı bulmasını sağlarken, hem zaman hem de efor kaybını minimuma indiriyor.

Bu sistem, teslimat noktasına ulaşan sürücünün hangi paketleri alması gerektiğini otomatik olarak belirliyor. Paketler üzerine yeşil “O” işareti yansıtılarak alınacak paketler gösterilirken, diğer paketler kırmızı “X” ile işaretleniyor. Sürücü doğru paketleri aldığında ise sistem, sesli bir uyarı vererek paketlerin eksiksiz toplandığından emin olunmasını sağlıyor.

VAPR teknolojisi, sürücülerin teslimat sırasında telefon kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Amazon, sürücülerin duraklara göre paketleri düzenlemek, etiketleri okumak veya alıcının bilgilerini kontrol etmek gibi zaman kaybettiren adımlarla uğraşmadan, sadece yeşil işareti takip ederek paketleri toplayabileceğini belirtiyor. Bu sayede, teslimat süreci hızlanıyor ve sürücülerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğu azalıyor.

Sistem, hem zaman hem de efor faydası sağlıyor

Amazon’un bu yeni yapay zeka sisteminin testlerinde sürücülerin fiziksel ve zihinsel çabasının %67 oranında azaldığı, her rota için ise ortalama 30 dakika tasarruf sağlandığı belirtiliyor. İlk etapta 1.000 yeni elektrikli teslimat aracına entegre edilecek olan bu sistemin, başarılı sonuçlar vermesi halinde daha geniş bir filoya uygulanması planlanıyor.

Amazon, dünya genelinde 390.000’den fazla sürücüye ve 100.000’den fazla teslimat aracına sahip. VAPR gibi teknolojilerin, milyonlarca paketin her gün teslim edildiği bu devasa operasyonun verimliliğini artırması bekleniyor. Ancak Amazon’un, bu teknolojinin getirdiği ekstra zaman kazancını çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına kavuşması için kullanıp kullanmayacağı tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Chery, uçan otomobilini tanıttı! Otonom uçuş kabiliyeti ile rakiplerini geride bırakacak!

‘Kara ve Hava Aracı’ olarak adlandırılan bu prototip, herhangi bir direksiyon ve gaz pedalına sahip olmayıp tamamen otonom sürüş yeteneklerine sahip. Chery bünyesinde geliştirilen yenilikçi araç, 80 kilometrelik test uçuşunu başarıyla tamamlayarak şirketin küresel otomotiv pazarındaki konumunu güçlendirme hedefini öne çıkardı.

Direksiyonun yanı sıra gaz pedalının da bulunmadığı bu üç gövdeli hibrit kanatlı uçan araç, üç ana bileşenden oluşuyor: Hava aracı, akıllı kokpit ve akıllı şasi. Cheryye göre uçan araç, otonom uçuş ve kara sürüş modları arasında geçiş yapabiliyor. Özellikle şehir içi kısa mesafeli yolculuklarda trafik sıkışıklığını önlemek amacıyla tasarlanan araç, dikey iniş ve kalkış yapabilme yeteneğine sahip.

Son yıllarda, çoğunlukla Çin merkezli şirketler tarafından birçok uçan araç projesi duyurulmasına rağmen, bunların birkaçı konsept aşamasını geçmeyi başardı. Daha da azı yolcu taşıyarak test edildi. Bu tür araçların operasyonel kullanıma girmesi için yıllar alabileceği tahmin ediliyor.

İleri Seviye Batarya Teknolojisi Tanıtımı

İnovasyon konferansı kapsamında Chery, gelişmiş katı hal bataryalarının da tanıtımını yaptı ve Kunpeng adını verdiği yeni batarya markasını piyasaya sürdü. Kunpeng’in, 6C şarj kapasitesine sahip üç seri batarya ile tanıtılacağı belirtilirken, bu bataryaların 2025 yılına kadar 600 Wh/kg enerji yoğunluğuna ulaşması hedefleniyor. İlk araç uygulaması ise 2026’da planlanıyor ve 2027’de seri üretime geçilerek elektrikli araçlar için 1.500 km menzil sağlanabileceği öngörülüyor.

Kunpeng Bataryaları NEV’leri Güçlendirecek

Kunpeng markası altında kare lityum demir fosfat, kare ternary ve büyük silindirik ternary olmak üzere üç batarya serisi yer alıyor. Bu bataryalar, 600-800 km menzilli elektrikli araçlar (EV’ler) ve 150-300 km elektrikli menzile sahip plug-in hibritler (PHEV’ler) için tasarlandı.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler geliyor!

0

Intel’in merakla beklenen Arrow Lake-S masaüstü işlemcileri 24 Ekim’de piyasaya çıkmaya hazırlanırken, daha düşük TDP’ye sahip mobil ve masaüstü işlemcilerinin 2025’e kadar bekleyeceği biliniyordu. Bu beklenti sürerken Intel Core 200H/U mobil işlemci serisine dair yeni bilgiler ortaya çıktı.

Intel, düşük güçlü ve hafif sistemler için tasarlanan Core Ultra 200H serisi işlemcilerini daha önce doğrulamıştı ve bu serinin 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesi planlanıyor. Bu yeni işlemciler, Xe-LPG grafik birimleriyle Lion Cove ve Skymont çekirdeklerini birleştiren, Arrow Lake kod adlı yepyeni bir mimariye sahip olacak. Ancak “Ultra” olmayan, yani alt modellerde, mevcut Raptor Lake işlemcilerin güncellenmiş versiyonlarını göreceğiz.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak

Henüz resmi olarak tanıtılmayan 14. Nesil Core-H serisi işlemcilerle ilgili sızıntılar, 200H serisinin 13. Nesil Core-H serisini temel alacağını gösteriyor. Sızdırılan bilgilere göre Intel, 7 farklı model üzerinde çalışıyor. Bu modellerden ikisi 15W TDP değerine sahip U serisi işlemciler olurken, kalan beş tanesi ise 45W TDP değerine sahip H serisi işlemciler olacak.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.
Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.

Sızdırılan bilgilere göre serinin en güçlü modeli olan Core i9-270H, 14 çekirdek ve 20 iş parçacığına (6 P çekirdeği + 8 E çekirdeği) sahip olacak. Bu, selefiyle aynı çekirdek ve iş parçacığı sayısını koruduğu anlamına geliyor. Ancak yeni nesil işlemci, mevcut 13. Nesil Core-H serisine kıyasla 400 MHz daha yüksek, 5.8 GHz’e kadar boost frekansı sunacak. Yani yeni seride ufak çapta frekans artışları göreceğiz.

Intel Core Ultra 200H işlemcilerin 2025’in ilk çeyreğinde, “Ultra” olmayan modellerin ise daha sonraki bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Helikopter limanları eVTOL araçlarla uyumlu hale geliyor

0

New York City’deki 34. Cadde Helikopter Limanı’nın işletmecisi, helikopter limanını eVTOL (elektrikli dikey iniş kalkış) araçlarını destekleyecek şekilde yükseltmeyi planlıyor. Atlantic Aviation, 2025’in başlarında hizmete girebilecek erken eVTOL araçlarıyla uyum sağlamak için zamanında elektrik şarj istasyonları kurmayı planlıyor. New York City’nin Ekonomik Kalkınma Kurulu ve New York Şehri, Atlantic Aviation ile helikopter limanı operasyonları için beş yıllık imtiyaz anlaşmasını uzattı.

Helikopter limanları eVTOL araç tasarımlarına uygun hale geliyor

Helikopter alanı işletmecisi, kalkış, iniş ve elektrik şarjı dahil olmak üzere elektrikli hava araçlarının (EAV) ihtiyaçlarına göre tesisi uyarlamak için Beta Technologies, Archer Aviation ve Joby Aviation ile birlikte çalışıyor. Atlantic Aviation’ın ticari ve sürdürülebilirlikten sorumlu başkanı John Redcay: “Atlantic Aviation, iş havacılığı sektöründe inovasyon ve sürdürülebilirlik alanında lider konumumuzu korumaya kararlı” dedi.

Doğu 34. Cadde Helikopter Limanı’ndaki varlığımızı sürdürmek ve eVTOL operasyonlarını desteklemek için oradaki altyapıyı genişletmek, topluluk yararına ulaşım çözümlerine olan bağlılığımızla uyumludur ve New York Şehrini sessiz ve sürdürülebilir havacılık operasyonlarını kolaylaştırma yolculuğunda destekleyecek. Geçtiğimiz yılın sonlarında Manhattan’daki Downtown Heliport’ta düzenlenen bir basın toplantısında, New York Şehrinde eVTOL araçları için helikopter limanı altyapısının geliştirilmesi duyuruldu.

Bu etkinlikte, Joby Aviation, New York Şehri üzerinde bir gösteri uçuşu gerçekleştiren araçlarından birini sergiledi ve medya kalabalığının önünde havada asılı kaldı. oby, Federal Havacılık İdaresi (FAA) tarafından onaylandıktan sonra, erken başlatma pazarlarından biri olarak New York’u içeren Delta Air Lines ile bir ortaklığa sahip.

Dört yolcu kapasiteli Joby EAV, hızlı, ardışık uçuşlar için tasarlanmıştır ve tek şarjla 160 kilometreye kadar uçabilir. Joby’nin kurucusu ve CEO’su JoeBen Bevirt, o zamanlar Manhattan’dan JFK Havaalanına seyahatin yedi dakika içinde yapılabileceğini söylemişti. Vermont, Burlington’dan Beta Technologies, New York helikopter pistinde şarj istasyonu kurdu.

Midjourney YZ ile görüntü düzenlemede yeni bir çağ açıyor

Midjourney, kullanıcıların yükledikleri görüntüleri yapay zeka kullanarak düzenlemelerine olanak tanıyan yeni bir web aracını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Gelecek hafta başında sınırlı sayıda kullanıcının erişimine açılacak bu yenilikçi araç, kullanıcıların görüntüler üzerindeki hakimiyetini önemli ölçüde artıracak. Bu sayede, kullanıcılar yükledikleri görsellerdeki nesnelerin renklerinidokularını değiştirebilecek ve görüntülerin ayrıntılarını yeniden çizme gibi gelişmiş işlemler gerçekleştirebilecek. Araç, hem profesyonel tasarımcılar hem de amatör kullanıcılar için yaratıcı süreçleri daha erişilebilir ve güçlü hale getirmeyi hedefliyor.

Sahte görsellerin yayılmasına karşı güçlü tedbirler

Midjourney’nin CEO’su David Holz, bu yeni aracın başlangıçta sınırlı bir kullanıcı kitlesi ile test edileceğini ve moderasyonun hem insanlar hem de gelişmiş yapay zeka moderatörleri tarafından sağlanacağını duyurdu. Bu, özellikle sahte görsellerin oluşturulması ve telif hakkı ihlalleri gibi kötüye kullanımları engellemek adına atılan önemli bir adım. Holz, görüntülerin yapay zeka tarafından üretilen içerikler olduğunu belirtmenin yanı sıra, sahte ürünler ve yanıltıcı içeriklerin yayılmasını önlemek için çeşitli önlemlerin alınacağını vurguladı. Şirket, özellikle siyasi figürler ve hassas konularla ilgili içeriklerin yayılmasını engellemek amacıyla filtreler geliştirdiğini açıkladı.

Son yıllarda yapay zeka ile oluşturulan sahte görsellerde büyük bir artış yaşandı ve bu, dijital içeriklerin güvenilirliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. Bu soruna karşılık olarak Midjourney, geçen yıl IPTC Dijital Kaynak Türüstandardını devreye sokarak, üretilen görüntülerin yapay zeka tarafından oluşturulduğunu işaretleme zorunluluğunu getirdi. Ancak, henüz görüntülerin orijinal kaynağını izleme işlevini sağlayan C2PA teknolojisini kullanmıyorlar. Holz, bu alanda da gelecekte daha ileri teknolojilere geçiş yapmayı planladıklarını belirtti.

Kullanıcı deneyimini güçlendiren yenilik

Yeni araç, sadece sahte içeriklerle mücadele etmekle kalmıyor, aynı zamanda yaratıcı süreçlerin sınırlarını genişletiyor. Kullanıcılar, görüntülerdeki detayları değiştirme, görsellerin renk tonlarını ve dokularını yeniden oluşturma gibi işlemleri birkaç tıklamayla yapabilecek. Bu, tasarım süreçlerini hızlandırmanın yanı sıra sanatsal özgürlüğü artırarak dijital dünyada yeni bir çağın kapılarını aralayabilir.

Midjourney’nin yapay zeka ile güçlendirilmiş bu yeni aracı, görsel düzenleme teknolojilerinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Dijital içeriklerin üretimi ve düzenlenmesinde yapay zeka desteğinin giderek daha büyük bir rol oynadığı bu dönemde, Midjourney’nin sunduğu bu araç, hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara büyük avantajlar sunacak. Güvenlik ve içerik doğruluğu konusundaki sıkı tedbirlerle birlikte, Midjourney bu yeni aracıyla kullanıcılarına daha güvenliyaratıcı ve esnek bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Dijital platformlara ve internet sağlayıcılarına 24 milyon TL ceza

Ticaret Bakanlığı, mevzuata aykırı hareket eden dijital platformlara ve internet servis sağlayıcılarına yönelik kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde tespit edilen ihlaller sonucunda toplamda 24 milyon 192 bin TL idari para cezası uygulandı. Bakanlık, özellikle tüketici haklarını ihlal eden dijital platformlara karşı sert bir tutum izleyerek, hizmet kalitesindeki düşüş ve taahhüt ihlallerini önlemeyi hedefliyor.

Tüketici haklarına aykırı uygulamalar

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yapılan denetimlerde bazı platformlar ve şirketlerin sunmadıkları hizmetler için tüketicilerden ücret talep ettiği ve taahhüt süreleri içinde sözleşme koşullarını tüketici aleyhine değiştirdiği tespit edildi. Ayrıca, tüketicilere taahhüt edilen hizmetlerin sunulmaması ve abonelik iptali taleplerinin zamanında yerine getirilmemesi gibi ciddi sorunlar da ortaya çıktı. Bakanlık, özellikle hiçbir hizmet almamış tüketicilere fatura kesilmesi gibi uygulamaların dijital platformlara yaygın olduğunu belirtti. Bu gibi ihlallerin ciddiyetine dikkat çeken Bakanlık, ilgili şirketlere yaptırımlar uygulamaktan çekinmedi.

2024 yılında toplam 857 milyon TL ceza kesildi

Bu son ceza, platformlara yönelik denetimlerin bir parçası olarak öne çıkıyor. Ticaret Bakanlığı’nın 2024 yılı boyunca yürüttüğü daha geniş kapsamlı denetimlerde Yılın ilk 9 ayında dijital platformlar ve tüketicilere yönelik sözleşmelerdeki ihlaller nedeniyle 159 firmaya 448,7 milyon TL, reklam ve haksız ticari uygulamalar dolayısıyla 14 bin 829 firmaya 187,4 milyon TL, piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında 5 bin 883 firmaya 19,5 milyon TL ceza uygulandı. Ayrıca, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yapılan denetimlerde ise toplamda dijital platformlara yönelik cezalar arasında 179 bin 217 firmaya 201,5 milyon TL para cezası kesildi. Böylece 2024’ün ilk dokuz ayında, toplamda 200 bin 88 firmaya 857,1 milyon TL ceza verildi. Denetimlerin dijital platformlara katkısı büyüktür.

Hyundai Mobis ve Zeiss işbirliğiyle holografik ekran geliyor

Hyundai Mobis, otomotiv sektörüne yepyeni bir teknoloji kazandırmaya hazırlanıyor. Şirket, ünlü optik markası Zeiss ile birlikte, araç içi gösterge panellerini ve bilgi-eğlence sistemlerini kökten değiştirecek yeni bir holografik ekran geliştirdi. Bu yenilikçi ekran, dijital gösterge paneli, bilgi-eğlence sistemi ve ön yolcu ekranının yerini alarak araçların iç mekanını tamamen dönüştürebilir.

Sürücüler için yüksek teknoloji deneyimi

Günümüzde otomobiller giderek daha teknolojik hale gelirken, ön konsoldaki ekranların sayısı ve büyüklüğü de artıyor. Ancak Hyundai Mobis’in holografik ekranı, sürücülerin yoldan gözünü ayırmadan tüm gerekli bilgileri doğrudan camdan görmelerini sağlıyor. Bu sistem, mevcut baş üstü ekranlardan (head-up display) çok daha gelişmiş bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Gelişmiş projeksiyon teknolojisi

Henüz tüm ayrıntıları açıklanmamış olsa da, Hyundai Mobis tarafından yapılan açıklamalara göre sistem, gelişmiş bir projektör teknolojisine ve ön cama uygulanan şeffaf bir filme dayanıyor. 100 mikron kalınlığında olan bu film, neredeyse insan saçı kalınlığında, ancak son derece net görüntüler sunabiliyor. Bu sayede sürücüler, hızdan navigasyona kadar birçok bilgiyi cam üzerinde görebilecekler.

2027’de seri üretime geçebilir

hyundai Şu an geliştirme aşamasında olan ürünün, Hyundai ve Kia araçlarında test edilmekte olduğu belirtiliyor. Eğer testler başarılı olursa, bu devrim niteliğindeki teknolojinin 2027 yılında seri üretime geçmesi bekleniyor. Hyundai Mobis’in bu yenilikçi çözümü, otomobil içi teknolojinin geleceğine yön verebilir.

Teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerjiye yöneliyor

Son yıllarda yapay zeka teknolojilerindeki hızlı ilerleme, teknoloji devlerini enerji ihtiyaçlarını karşılamak için nükleer enerjiye yönlendirdi. Teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerjiye yöneliyor. Microsoft ve Google gibi dev şirketler, enerji yoğun veri merkezlerine güç sağlamak amacıyla ABD’deki nükleer enerji tedarikçileriyle anlaşmalar yapmaya başladı. Bu veri merkezleri, gelişen üretken yapay zeka uygulamalarının arkasındaki devasa modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kritik bir öneme sahip.

Teknoloji devlerinden nükleer anlaşmalar

Geçtiğimiz hafta Google, küçük modüler reaktörler (SMR) geliştiren Kairos Power ile önemli bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Google Enerji ve İklim Direktörü Michael Terrell, “Şebekenin, bu tür temiz ve güvenilir enerji kaynaklarına ihtiyacı var” diyerek, nükleer enerjinin yapay zekâ teknolojilerinin gelişiminde önemli bir rol oynayacağını belirtti. Google, teknoloji devleri yapay zeka için nükleer anlaşmalar yaparken bu hususu göz önünde bulunduruyor. İlk nükleer reaktörün 2030’da faaliyete geçmesi bekleniyor.

Benzer bir adımı Microsoft da attı. Şirket, Three Mile Island nükleer santralinde beş yıldır kullanılmayan bir reaktörü yeniden devreye almak için Constellation firmasıyla anlaşmaya vardı. Teknoloji devleri, yapay zeka faaliyetlerinde sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla nükleer enerji kullanımı açısından büyük adımlar atmakta. Microsoft’un hedefi, enerji yoğun yapay zeka faaliyetlerini sürdürülebilir bir şekilde desteklemek.

Amazon da bu yarışta yerini aldı ve Dominion Energy ile 500 milyon dolarlık bir anlaşma yaparak küçük modüler reaktör geliştirilmesini destekleyeceğini açıkladı. devler yapay zeka için nükleer enerjiye yönelmekte oldukça kararlılar.

Neden nükleer enerji?

Veri merkezleri, özellikle yapay zeka ve bulut bilişim uygulamalarını destekleyen temel altyapıyı oluşturuyor ve büyük miktarda enerji tüketiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporuna göre, 2022’de küresel elektrik tüketiminin 460 teravat-saat olduğu belirtiliyor ve bu rakamın 2026’da 1.000 teravat-saati aşması bekleniyor. Mevcut eğilimlere bakıldığında, teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerji arayışında bulunuyorlar.

Üretken yapay zeka uygulamaları da bu enerji tüketimini büyük ölçüde artırıyor. Örneğin, OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT gibi modeller, enerji ve su tüketiminde ciddi rakamlara ulaşıyor. Bir araştırmaya göre, her 10-50 komut için yaklaşık 500 mililitre su tüketen ChatGPT, kullanıcı başına ciddi bir kaynak harcıyor.

Nükleer enerjinin tartışmalı yönleri

Nükleer enerji, birçok çevreci grup tarafından eleştirilse de karbon salınımı yapmaması olumlu bir özellik olarak öne çıkıyor. Çevre kuruluşları, nükleer enerjiyi tehlikeli ve pahalı bulurken, savunucuları bu enerjiyi kesintisiz ve güvenilir bir kaynak olarak değerlendiriyor. Çin gibi bazı ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili üretimini dengelemek amacıyla yeni nükleer santraller inşa etmeyi planlıyor ve devler yapay zeka için nükleer enerjiyi bu nedenle tercih ediyor.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı tanıtıldı!

0

Dizüstü bilgisayar dünyasında, hafiflik ve güç arayışı hiç bitmeyen bir maraton gibi. Fujitsu, yeni FMV Zero Lifebook WU5/J3 modeliyle bu maratonda önemli bir mesafe kat ederek dikkatleri üzerine çekiyor. 14 inç ekran boyutuna sahip olan bu cihaz, sadece 634 gram gibi inanılmaz bir ağırlıkla görenleri şaşırtıyor. Bu, onu piyasadaki en hafif dizüstü bilgisayarlardan biri yapıyor ve neredeyse bir tableti taşıyormuşçasına rahatlık sağlıyor.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu

Fujitsu, hafifliği takıntı haline getirirken dayanıklılıktan da ödün vermemiş. FMV Zero Lifebook WU5/J3, zorlu askeri standartlar olan MIL-STD-810H sertifikasına sahip. Bu da cihazın darbelere, düşmelere ve diğer olumsuz dış etkenlere karşı olağanüstü bir direnç gösterdiği anlamına geliyor. Seyahat ederken, çalışırken veya günlük yaşamın koşuşturmacası içinde cihazınızın güvende olduğunu bilmenin rahatlığını yaşayabilirsiniz.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu.
Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu.

FMV Zero Lifebook WU5/J3, sadece fiziksel özellikleriyle değil, aynı zamanda güçlü iç donanımıyla da göz dolduruyor. Kullanıcılar, Intel’in en yeni işlemci ailesi olan 12. Nesil Intel Core Ultra 5 125U veya Intel Core Ultra 7 155U işlemciler arasından seçim yapabiliyor. Bu güçlü işlemciler, hızlı ve akıcı bir performans sunarak çoklu görevlerde bile cihazın zorlanmadan çalışmasını sağlıyor. Üstelik, cihazın yapay zekâ destekli CoPilot AI özellikleri, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Günümüzde verilerin önemi arttıkça, depolama alanı da kritik bir faktör haline geliyor. Fujitsu, bu konuda da kullanıcılara geniş bir yelpaze sunuyor. FMV Zero Lifebook WU5/J3, 8GB ile 64GB arasında değişen RAM seçenekleriyle geliyor. Depolama alanı ise 256GB’den başlayıp 2TB’a kadar çıkabiliyor. Bu sayede, kullanıcılar kendi ihtiyaçlarına ve bütçelerine en uygun konfigürasyonu seçebiliyor.

FMV Zero Lifebook WU5/J3, etkileyici pil ömrüyle de dikkat çekiyor. Tek bir şarjla 11 saate kadar kullanım süresi sunan cihaz, gün boyu priz arama derdinden kurtarıyor. Bağlantı seçenekleri arasında USB Tip-A, USB Tip-C, Ethernet, HDMI ve 3.5mm jak girişleri yer alıyor. Bu da cihazın çok yönlülüğünü artırarak farklı çevrelerde rahatlıkla kullanılabilmesini sağlıyor. Tüm bu özelliklere sahip olan Fujitsu FMV Zero Lifebook WU5/J3, 1325 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

Karanlık madde teorisi asılsız mı çıktı?

Genel görelilik teorisine göre, bir galaksinin kütle çekimi tarafından bir arada tutulabilmesi için belirli bir kütleye sahip olması gerekir. Ancak bilim insanları, evrendeki birçok galakside yeterli miktarda görünür kütlenin olmadığını gözlemlemiş ve bu durum “karanlık madde” kavramının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bilim insanları, galaksilerin ışıkla etkileşime girmeyen bir madde biçiminde görünmez bir kütleye sahip olduğuna ve galaksileri bir arada tutan çekim kuvvetinin bu görünmez kütle sayesinde olduğuna inanıyorlardı.

Karanlık madde teorisi asılsız olabilir!

Bu açıklama, onlarca yıldır varsayımsal olarak kabul edilen karanlık maddenin varlığını destekliyordu. Ancak Alabama Üniversitesi’nden Profesör Richard Lieu’nun yeni bir çalışması, kütle olmadan kütle çekiminin var olabileceğini ve dolayısıyla karanlık madde açıklamasına gerek kalmayabileceğini öne sürüyor. Lieu’ya göre bazı galaksileri veya kümeleri bir arada tutmak için gereken yerçekimi, “kabuk benzeri topolojik kusurlar”dan kaynaklanıyor olabilir.

Topolojik kusurlar, uzayda yüksek madde yoğunluğuna sahip benzersiz kompakt yapılar olarak tanımlanıyor. Bu kusurların erken evrende, maddenin büyük bir fiziksel değişim geçirdiği “faz geçişi” sırasında ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu kusurlar, kozmik sicimler adı verilen uzun, doğrusal oluşumlar veya düz, kabuk benzeri şekiller olarak görünebilir. Lieu’nun teorisine göre, bu kabuklar, pozitif kütlenin ince bir iç tabakasından ve negatif kütlenin ince bir dış tabakasından oluşur; her iki tabakanın toplam kütlesi sıfırdır. Ancak bir yıldız bu kabuğun üzerine oturduğunda, onu kabuğun merkezine doğru çeken büyük bir kütle çekimi kuvveti deneyimler. Bu durum, kütlesi olmayan fotonların bile büyük astronomik varlıklar nedeniyle yerçekimi yaşamasına benziyor.

Bugüne kadar, bir galaksi veya galaksi kümesi durumunda kütleçekimsel bükülme gözlemlendiğinde ve görünür bir kütle olmadığında, bilim insanları bükülmeyi karanlık madde olarak adlandırılan görünmez maddenin oluşturduğunu varsayıyordu. Ancak Lieu’ya göre, kütlesi görünmeyen galaksiler ve kümeler, bir dizi kabuk benzeri topolojik kusurdan oluşuyor olabilir. Işık her bir kabuktan geçerken, bu yapıların merkezine doğru hafifçe içeri çekiliyor. Işık birden fazla kabuktan geçtiğinde, birleşik etki, büyük miktarda karanlık maddenin etkisine benzeyen, tıpkı yörüngedeki yıldızların hızının karanlık maddeden etkilendiği gibi fark edilir bir bükülmeye neden olur.

Özetle, yeni çalışma, karanlık maddenin olmadığını ve kütleçekimsel bükülmenin tamamen topolojik kusurların sonucu olduğunu iddia ediyor. Ancak Lieu, evrendeki faz geçişinin hangi kesin biçiminin bu tür topolojik kusurlara yol açabileceğinin henüz belirsiz olduğunu ve mevcut teorinin karanlık madde hipotezini tek başına çürütemeyeceğini kabul ediyor. Yine de çalışmanın, kütle olmadan kütleçekiminin var olabileceğinin ilk kanıtı olduğunu vurguluyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılacak!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından geçen yıl fırlatılan Euclid Uzay Teleskobu, evrenin şimdiye kadarki en büyük haritasını çıkarmak için ilk adımını attı. Teleskop, 25 Mart – 8 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiği 260 gözlemden oluşan ve güney gökyüzünde 132 karelik bir dereceyi kapsayan gece göğüne ait mozaik görüntüsünün bir kısmını yayınladı. Bu alan, dolunayın kapladığı alanın 500 katından fazla bir bölgeyi ifade ediyor. Ancak bu devasa alan bile, Euclid’in altı yıllık görev süresi boyunca haritalayacağı alanın sadece yüzde birine denk geliyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!

600 megapiksel kamerası ile donatılan teleskop, gökyüzünün üçte birinden fazlasını – 10 milyar ışık yılı uzaklığa kadar – haritalayarak, tarihin en büyük 3D kozmik haritasını oluşturmayı hedefliyor. ESA’nın yayınladığı bu yüzde birlik bölüm bile 100 milyon yıldız ve galaksi içeriyor ve bu durum gökyüzünün ne denli muazzam olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!
Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!

208 gigapiksel büyüklüğündeki bu görüntü 36x yakınlaştırıldığında, Dünya’dan 470 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan Abell 3381 galaksi kümesinin merkezini görebiliyoruz. Yakınlaştırmayı 150 kata çıkardığımızda ise daha da detaylı bir manzarayla karşılaşıyoruz. En etkileyici görüntü ise 600x zoom seviyesinde karşımıza çıkıyor ve galaksi kümesinin spiral yapısının karmaşık detayları net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bu seviyede gördüğümüz kısım ise 208 gigapiksel görüntünün yalnızca yüzde 0.0003’ü kadar. ESA, yayınladığı bu görsellerin, Euclid’in gelecekte sunacağı verilerin sadece bir ön gösterimi olduğunu belirtiyor. ESA, 2025’in Mart ayında, 53 kare derecelik bir bölgenin daha haritasını yayınlayacak ve daha fazla veri yayınlayana kadar, mevcut en yüksek çözünürlüklü mozaik görüntüsünü 11K x 11K boyutlarında web sitesinde erişime açtı.

Samsung’un ABD’deki çip fabrikasında kriz sürüyor!

0

Samsung Electronics’in ABD’nin Teksas eyaletinde inşa ettiği yeni yarı iletken üretim tesisi, beklenmedik zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Yeni raporlar, Samsung’un ASML’den alacağı çip yapım ekipmanlarının teslimatını ertelediğini ortaya koyuyor. Bu gecikmenin temel sebebi olarak ise projenin henüz büyük bir müşteri bulamamış olması gösteriliyor. 17 milyar dolarlık bu dev fabrika yatırımı için bazı tedarikçilere de siparişlerin durdurulduğu ve bu durumun tedarikçileri başka müşteriler aramaya ittiği belirtiliyor.

Samsung’un ABD’deki çip fabrikasında kriz devam ediyor!

Ekipman teslimatlarındaki bu gecikme, Samsung Yönetim Kurulu Başkanı Jay Y. Lee’nin bellek yongalarının ötesine geçerek Tayvanlı TSMC’nin hakim olduğu fason yonga üretimine geçiş hedefinin merkezinde yer alan Teksas projesi için yeni bir darbe olarak görülüyor. Bu durum, Samsung ile TSMC ve SK Hynix gibi rakipleri arasındaki farkın giderek açıldığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özellikle TSMC ve SK Hynix, yapay zeka uygulamalarından gelen artan talebi karşılamak için yüksek teknolojili çiplerin üretimini hızlandırmış durumda.

Samsung, Nisan ayında yaptığı açıklamada Teksas’ın Taylor şehrindeki fabrikasında üretime 2024 yerine 2026 yılında başlanacağını duyurmuştu. Ancak kaynaklar ve analistler, bu tarihin daha da ileriye ertelenebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Samsung yetkilileri ise projeyle ilgili planlarında bir değişiklik olmadığını ve 2026’da üretime başlamayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Samsung, TSMC’yi geride bırakmak için uzun yıllardır yoğun çaba harcıyor olsa da Apple ve Nvidia gibi dev şirketleri TSMC’den kendisine çekmeyi başaramadı. Analistler, bu durumu Samsung’un ileri düzey çip üretimindeki zayıflığına bağlıyor. TSMC ise özellikle ABD’deki müşterilerinden aldığı güçlü taahhütlerle dikkat çekiyor. Arizona’da inşa edilen TSMC’nin yeni fabrikasının 2025 yılında tam kapasiteyle üretime geçmesi bekleniyor.

Samsung’un, Güney Kore’deki en gelişmiş fabrikalarında üretim verimliliği konusunda da sıkıntılar yaşadığı belirtiliyor. Şirketin, Seul’ün güneyinde yer alan Pyeongtaek şehrindeki yeni çip üretim hatlarına yapılması planlanan yatırımları geciktirdiği ifade ediliyor. Bu gecikmeler, ASML gibi çip üretim ekipmanı sağlayan şirketlerin satışlarını da olumsuz etkiliyor. ASML, Güney Kore’ye yaptığı satışların üçüncü çeyrekte yüzde 33 oranında azaldığını duyurdu. Samsung’un bellek pazarında, özellikle de yapay zeka çiplerinde kullanılan HBM belleklerde de zorlandığı biliniyor.

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alıyor

Türk girişimci Oğuzhan Toracı liderliğindeki Musiwars, müzik dünyasında ses getirecek bir platform olarak karşımıza çıkıyor. Şarkı sözü yazarları ve bestecilerin eserlerini dijital ortamda güvenle tescil etmelerini ve satmalarını sağlayan bir tür dijital kale gibi çalışan Musiwars, ilk yatırımını da aldı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Assessment System Türkiye Kurucusu ve ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı üyesi Dr. Levent Sevinç’ten gelen yatırım, Musiwars’a 3 milyon dolar değer biçti. Bu önemli destekle birlikte Musiwars, uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde yer almaya ve küresel müzik pazarında söz sahibi olmaya hazırlanıyor.

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.
Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Peki Musiwars’ı bu kadar özel kılan ne? Öncelikle platform, sanatçıların yıllardır yaşadığı telif hakları problemine yenilikçi bir çözüm sunuyor. Eserlerini Musiwars’a yükleyen sanatçılar, dijital ortamda yasal olarak tescil ettirmiş oluyor ve eserlerinin kullanımı konusunda tam kontrol sağlıyor. Ayrıca Musiwars, sanatçılara eserlerini dünya genelindeki potansiyel alıcılarla buluşturma ve doğrudan satış yapma imkanı sunuyor.

Kurulduğu günden bu yana önemli başarılara imza atan Musiwars, hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda adından sıkça söz ettiriyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Yapımcı Sertifikası” alan ve MWC Las Vegas 2022’de ülkemizi temsil eden girişim, gelecek yıllarda müzik endüstrisinde önemli bir dönüşümün öncüsü olmaya aday gibi görünüyor.