GPS’ten 50 kat hassas kuantum navigasyon sistemi tasarlandı!

0

Avustralya merkezli Q-CTRL şirketi, konum belirleme teknolojilerinde çığır açacak yeni nesil bir sistemin gerçek dünya testlerini başarıyla tamamladı. “Ironstone Opal” adı verilen bu kuantum navigasyon sistemi, geleneksel GPS sistemlerinin aksine uydulara bağımlı değil ve konum belirleme işlemini tamamen Dünya’nın doğal manyetik alanını kullanarak gerçekleştiriyor. Şirket, bu teknolojiyle mevcut tüm sistemlere kıyasla 50 kat daha hassas sonuçlar elde ettiklerini açıkladı.

GPS’ten 50 kat hassas kuantum navigasyon sistemi geliştirildi

Sistemin en büyük avantajlarından biri, pasif yapıda çalışması. Yani herhangi bir sinyal yayımı gerçekleştirmiyor ve bu nedenle tespit edilmesi ya da engellenmesi mümkün değil. GPS sistemleri askeri çatışmalar, siber saldırılar veya teknik arızalar gibi nedenlerle devre dışı kalabildiği için, Q-CTRL’nin teknolojisi özellikle güvenlik açısından büyük önem taşıyor. Şirketin verilerine göre, GPS sinyalinin bozulması her gün yaklaşık 1.000 uçuşu doğrudan etkiliyor ve bu durumun küresel ekonomiye günlük maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Ironstone Opal sistemi, Dünya’nın manyetik alanındaki konuma özgü küçük değişimleri tespit edebilen son derece hassas kuantum sensörler kullanıyor. Bu alan değişimleri bir nevi “manyetik parmak izi” gibi çalışıyor ve sensörler bu verilerden cihazın bulunduğu yeri milimetrik hassasiyetle belirleyebiliyor. Kuantum sensörlerle birlikte çalışan yapay zeka tabanlı özel yazılım ise dış etkenler nedeniyle oluşabilecek titreşimleri ve elektromanyetik parazitleri filtreleyerek sistemin kararlılığını artırıyor.

Q-CTRL’nin gerçekleştirdiği saha testlerinde, sistem hem yerde hem de havada başarılı şekilde çalıştı. Özellikle uçaklar gibi elektromanyetik parazit seviyesinin yüksek olduğu ortamlarda bile, mevcut navigasyon sistemlerinden 11 kat daha hassas konum verisi sunduğu belirtildi. Bu da “kuantum avantajı” olarak bilinen durumun pratikte ilk kez gözlemlendiği anlamına geliyor.

Ayrıca sistemin kompakt yapısı sayesinde dronelardan otonom araçlara, hatta denizaltılara kadar çok çeşitli araçlara entegre edilmesi mümkün hale geliyor. Özellikle okyanus altı, dağlık bölgeler veya GPS sinyallerinin sınırlı olduğu alanlarda konum belirlemenin ciddi zorluklar taşıdığı göz önüne alındığında, Ironstone Opal gibi çözümler kritik öneme sahip olabilir.

Teknolojinin askeri uygulamalarda yaratacağı etki dışında, ticari havacılık, otonom taşıma sistemleri, insansız hava araçları ve altyapı izleme gibi pek çok alanda da kısa vadede kullanıma geçmesi bekleniyor. GPS’e bağımlılığı azaltacak bu tür sistemlerin yaygınlaşması, gelecekte navigasyon teknolojilerinde büyük bir paradigma değişiminin habercisi olabilir.

GEN Academy, katılımcılarına markalaşma sürecini anlattı!

0

9 Nisan’da GEN Academy tarafından düzenlenen online sertifika programı kapsamında, Walther Kranz CEO’su Samet Özetçi ve Account Manager Emir Bilal Özkan’ın gerçekleştirdiği “Satış, Pazarlama ve Marka Yaratma” eğitimiyle katılımcılara markalaşma süreci tüm detaylarıyla aktarıldı. Eğitim boyunca, kurumsal kimliğin oluşturulmasından başlayarak markanın inşa edilmesi, halkla ilişkiler stratejileriyle güçlendirilmesi ve iş süreçlerinde bu değerlerin sürdürülebilir hale getirilmesi gibi aşamalar uygulamalı örneklerle ele alındı.

GEN Academy, katılımcılarına markalaşma süreci hakkında bilgi verdi

Markalaşma alanında güçlü projelerle tanınan Özetçi ve Özkan, eğitimde yalnızca teorik bilgi sunmakla kalmayarak, katılımcıları gerçek sektör deneyimleriyle buluşturdu. Öğrenciler, iletişim ve pazarlama dünyasına dair merak ettikleri soruları doğrudan yöneltme imkânı buldu. Gerçek vaka analizleri üzerinden yürütülen interaktif tartışmalar, oturuma düşünsel bir derinlik kazandırdı.

GEN Academy

Samet Özetçi, gençlerle aynı platformda olmanın her zaman ilham verici olduğunu belirterek, bu eğitimin yalnızca bilgi aktarımı değil, karşılıklı bir öğrenme süreci olduğunu ifade etti. Gençlerin iletişim sektörünün geleceğini şekillendirecek potansiyelde olduğunu vurgulayan Özetçi, bu etkileşimin kendileri açısından da değerli olduğunu dile getirdi.

Eğitime dair değerlendirmede bulunan Emir Bilal Özkan ise, markalaşma alanında kariyer planlayan öğrencilere iç görü sunmanın ve onların yaratıcı bakış açılarıyla etkileşimde bulunmanın önemine dikkat çekti. Katılımcılardan gelen soruların, sektörün hangi yönde evrildiğine dair anlamlı ipuçları verdiğini belirten Özkan, gençlerle kurulan bu bağın sektör için önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

GEN Academy tarafından sunulan bu eğitim programı, iletişim ve pazarlama alanlarında kariyer hedefleyen katılımcılar için nitelikli bir başlangıç niteliği taşıdı. Gerçek sektör deneyimlerinin aktarılması sayesinde uygulamaya dönük bir içerikle desteklenen program, genç profesyonellerin markalaşma gibi stratejik alanlarda bilgi ve donanım kazanmalarını sağlayarak kariyer yolculuklarında sağlam bir temel oluşturdu.

LİDEA Girişimcilik Programı Demo Day Finali düzenlendi!

0

Fethiye’de girişimcilik alanında bir ilki temsil eden LİDEA Girişimcilik Programı’nın Demo Day final etkinliği, bölgedeki ekosisteme önemli bir canlılık kattı. 12 Nisan 2025 Cumartesi günü DSİ Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, 20 Ekim’de başlayan ve 60’tan fazla başvuru alan 24 haftalık ücretsiz programın doruk noktası oldu. Toplam 15 girişimci, geliştirdikleri projeleri yatırımcılar, jüri üyeleri ve geniş bir izleyici kitlesi karşısında sundu. Likya İş İnsanları Derneği (LİİDER), Hipokampüs ve Teknoloji Oyunlaştırma ve Eğitim Derneği (TOYED) iş birliğiyle düzenlenen bu program, genç ve yenilikçi girişimcileri kamuoyuyla buluşturdu.

LİDEA Girişimcilik Programı Demo Day Finali gerçekleştirildi

Etkinlikte, alanında uzman kuruluşlar ve sektör temsilcileri de yer aldı. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, İstanbul Üniversitesi Teknokent, Avrupa Teknoloji ve İnovasyon Enstitüsü, Güney Ege Kalkınma Ajansı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Teknokent, Fethiye İşletme Fakültesi, Biruni Üniversitesi Teknokent, Key of Change, Atlas Hub ve Nar Fon Yatırım gibi önemli isimler deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Sunuculuğunu gazeteci yazar Yeşim Sarıtaş ve LİDEA ekibinden Altan Türel’in yaptığı program, Fethiye’nin girişimcilik ve inovasyon odağı olma hedefini net bir şekilde ortaya koydu. Program süresince 50’den fazla eğitmenle toplamda 200 saati aşkın mentorluk verilerek bölgedeki girişimcilik kültürünün gelişimine katkı sağlandı.

LİDEA Girişimcilik Programı Demo Day Finali gerçekleştirildi.

Açılışta konuşan Likya İş İnsanları Derneği Başkanı Volkan Büber, bu tür bir organizasyonun Fethiye’de ilk kez gerçekleştiğini vurgulayarak, yönetim kurulunun bu yenilikçi fikri cesurca desteklediğini belirtti. Programın profesyonel bir yapıya kavuşmasında TOYED’in katkısının büyük olduğunu ifade eden Büber, girişimciliğe olan desteklerinin devam edeceğini ve bölgesel kalkınmada yenilikçi projelerin hayati rol oynadığını dile getirdi. Hipokampüs Kurucusu Av. Eşref Aktaş ise bu programın temellerinin 2020 yılında atıldığını ve bugün sahnede hayata geçtiğini vurgulayarak Fethiye’yi küresel girişimcilik arenasına dahil etme hayalinin gerçekleştiğini söyledi. TOYED Başkanı Ercan Altuğ Yılmaz da programın iki aşamalı olarak kurgulandığını, altı ay boyunca 15 girişimcinin eğitim ve mentorluklarla hazırlandığını belirtti ve katkı sunan tüm eğitmenlere teşekkür etti.

Etkinliğe katılan Muğla Milletvekili Yakup Otgöz, Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca ve GESİFED Başkanı Hakan Urhan, girişimciliğin yerel kalkınmadaki önemine dikkat çekti. Sunumlarda 15 farklı girişimci ekip, projelerini üç dakikalık sunumlarla jüriye tanıttı ve ardından yapılan soru-cevap oturumlarıyla detaylı bilgi verdi. Projeler, oyunlaştırma, sürdürülebilirlik, sağlık teknolojileri ve mobil uygulamalar gibi çeşitli alanları kapsayan yenilikçi fikirleri içeriyordu. Jüri üyeleri arasında Avrupa Teknoloji ve İnovasyon Enstitüsü Mentörü Dr. Elif Güngör Reis, Triple Helix Teknoloji Transfer Ofisi Kurucusu Dilara Tunca, Av. Gürbüz Sarı, Av. Tolga Sevinç ve danışman Rıza Gürler yer aldı.

Etkinlikte dört girişim özel ödüllere layık görüldü. LİİDER Özel Ödülleri Akrepp App ve Heimer Clean projelerine, TOYED Özel Ödülü Api Air projesine ve Hipokampüs Özel Ödülü Journiary projesine takdim edildi. Bu ödüller, girişimcilerin fark yaratan projelerini teşvik etmek amacıyla verildi.

Jüri değerlendirmesi sonucunda Demo Day’de üç girişim para ödülüyle onurlandırıldı. Birincilik ödülü olan 50.000 TL’yi Helimore kazanırken, insansız hava araçlarıyla tarımsal ilaçlama projesiyle dikkat çekti. İkincilik ödülü olan 30.000 TL Oyedu projesine verilirken, eğitim odaklı oyun yaklaşımı övgü aldı. Üçüncülük ödülü olan 10.000 TL ise Linqi App adlı yabancı dil öğrenim uygulamasına takdim edildi.

Yaratıcı girişim projeleri, ekonomik ve toplumsal dönüşümde önemli bir rol üstlenerek istihdam yaratmakta, teknolojik ilerlemeye katkı sağlamakta ve yerel ekonomilere canlılık kazandırmaktadır. Bu tür programlar genç girişimcilerin fikirlerini gerçeğe dönüştürmesine olanak tanıyarak, ülkenin rekabet gücünü ve geleceğe olan hazırlığını artırmaktadır. LİDEA Girişimcilik Programı hakkında daha fazla bilgi almak ve yeni dönem başvurularını takip etmek isteyenler lideagirisim.com adresini ziyaret edebilir.

Medeniyet Teknopark, İstanbul’un dijital geleceğine yön verecek!

0

İstanbul’un Göztepe semtinde inşa edilen Medeniyet Teknopark, Türkiye’nin teknoloji ve dijitalleşme alanındaki yeni adımı olarak yükseliyor. İstanbul Medeniyet Üniversitesi öncülüğünde yürütülen proje, yalnızca bir teknoloji yerleşkesi değil; girişimcilik, inovasyon ve uluslararası iş birliklerinin merkezi olma amacıyla tasarlanıyor. Lokasyonu, altyapısı ve kapsadığı teknoloji alanlarıyla, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırma hedefinin somut adımlarından biri olarak hayata geçiriliyor.

Medeniyet Teknopark, resmen inşa edilmeye başladı

Finansal teknolojiler, yapay zeka, siber güvenlik, büyük veri ve oyun teknolojileri gibi geniş bir alana hizmet vermesi planlanan teknopark, girişimciler, yatırımcılar ve teknoloji profesyonelleri için güçlü bir buluşma noktası oluşturuyor. Sadece ofis alanları sunmakla kalmayan yapı, prototipleme atölyeleri, ortak çalışma alanları, gelişmiş ofis sistemleri ve 7 gün 24 saat açık sosyal yaşam alanlarıyla, klasik teknopark anlayışının ötesinde bir model sunuyor.

Kapsamlı sosyal donatılar arasında kapalı spor salonları, restoranlar, etkinlik alanları ve dinlenme odaları gibi imkanlar yer alıyor. Bu yapısıyla, teknopark sadece çalışma alanı değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir yaşam ve üretim merkezi olarak kurgulanıyor.

Medeniyet Teknopark, Avrasya Tüneli’nin girişinde, metrobüs ve metro hatlarının kesiştiği noktada yer alıyor. Bu konum, hem İstanbul içinden hem de uluslararası düzeyde erişim açısından avantaj sağlıyor. Özellikle yabancı yatırımcılar ve teknoloji uzmanları için cazip hale gelen bu lokasyon, merkezin çekim gücünü artırıyor.

Teknopark bünyesinde kurulacak olan gelişmiş veri merkezi, yapay zeka, büyük veri ve bulut teknolojilerine odaklanan firmalar için yüksek güvenlikli ve kesintisiz hizmet altyapısı sunacak. Dijital hizmet sağlayıcılar için kritik öneme sahip bu merkez, yerli teknoloji üretiminin gelişmesinde rol oynayacak.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Genel Sekreteri ve Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, proje hakkında yaptığı açıklamada, merkezin Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik alanındaki geleceğine doğrudan etki edeceğini belirtti. Tak, teknoparkın yalnızca fiziksel bir yapı olmadığını, girişimcilere her aşamada destek sunan ve fikirleri somut çözümlere dönüştüren bir ekosistem olarak tasarlandığını ifade etti. Yapay zeka, büyük veri ve siber güvenlik gibi alanlarda uluslararası rekabeti güçlendirecek bir merkez oluşturduklarını vurguladı.

Göztepe’de yükselen Medeniyet Teknopark, Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonunun bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Sunduğu olanaklar, konumu ve teknik altyapısıyla sadece İstanbul’un değil, ülkenin teknolojik gelişimine yön verecek projeler arasında yer alıyor.

22 yaşındaki kripto dahisi 65 milyon dolarlık vurgunla kayıplara karıştı!

22 yaşındaki Andean Medjedovic, kripto dünyasında eşi benzeri görülmemiş bir skandala imza attı. ABD mahkemelerine göre Medjedovic, merkeziyetsiz finans (DeFi) platformlarında yaptığı karmaşık yazılım saldırılarıyla toplamda 65 milyon dolardan fazla kripto para çaldı. Genç hacker hâlâ bulunamadı.

Kanada’dan çıkan bir matematik dehası, ABD’yi alarma geçirdi.

Henüz 18 yaşındayken Waterloo Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesiyle mezun olan Medjedovic, bir DeFi platformu olan Indexed Finance üzerinde ciddi bir açık buldu. Bu açığı kullanarak, yalnızca birkaç işlemle 16.5 milyon dolarlık dijital token’ı platformun likidite havuzlarından çekti.

Yöneticiler ona ulaştı, “paranın %90’ını geri ver, kalan senin ödülün olsun” dediler. Ancak Medjedovic bunu kabul etmedi. Ona göre kurallar belliydi: Kod neye izin veriyorsa, o yasaldı. Bu, DeFi camiasında tartışmalı bir yaklaşım olarak bilinen “Code is Law” felsefesiydi.

Polisler Hamilton’daki aile evine baskın yaptığında Medjedovic çoktan elektronik cihazlarını toplayıp ortadan kaybolmuştu.

İkinci büyük vurgun 2023’te geldi. ABD belgelerine göre, Medjedovic bu kez başka bir DeFi platformunu hedef aldı. Aynı yöntemi kullanan genç hacker, bu kez yaklaşık 48.4 milyon dolarlık bir vurgunla sistemden sıyrıldı.

Artık FBI dahil olmak üzere pek çok kurum onun peşinde.
2025 başında kamuya açıklanan federal dava dosyasına göre Medjedovic, şu suçlamalarla yargılanacak:

  • Elektronik dolandırıcılık
  • Gasp girişimi
  • Kara para aklama

Eğer yakalanır ve suçlu bulunursa, onlarca yıl hapis cezası alabilir.

Ancak önce onu bulmaları gerekiyor. Uluslararası seyahatlerle izini kaybettiren Medjedovic, sosyal medyada bile iz bırakmıyor.

Apple, yeni bir yapay zekâ hamlesi yapıyor!

Apple, kullanıcıların verilerini doğrudan toplamadan yapay zekâ modellerini iyileştirmek amacıyla sentetik veri ve farklılaştırılmış gizlilik yaklaşımını bir araya getiriyor.

Apple’ın pazartesi günü yayımladığı teknik blog yazısına göre, bu yöntem sayesinde kullanıcı verilerinin gizliliği korunurken, yapay zekâ sistemlerinin performansı da artırılabilecek. Özellikle bildirim özetleri ve yazım araçları gibi ürünlerde yaşanan performans sorunlarını aşmayı hedefleyen şirket, bu yöntemi daha geniş bir alanda uygulamayı planlıyor.

Apple, önce çeşitli konularda sentetik e-postalar oluşturarak işe başlıyor. Bu e-postalar, kullanıcıların gerçek e-postalarına benzer biçimde dil yapısı, konu başlığı ve uzunluk gibi temel özellikleri taşıyor ancak hiçbir şekilde gerçek kullanıcı içeriği içermiyor. Her sentetik mesajdan, onun temel niteliklerini özetleyen bir gömme (embedding) çıkarılıyor. Bu gömmeler, sadece cihaz analizine izin veren kullanıcıların cihazlarına gönderiliyor.

Bu noktada kullanıcı cihazları, Apple’ın gönderdiği sentetik veri temelli gömmeleri, cihazda bulunan örnek e-postalarla karşılaştırarak en isabetli olanları tespit ediyor. Bu işlem, Appleın kullanıcı verilerine doğrudan erişmeden modellerini eğitmesine ve iyileştirmesine olanak sağlıyor.

Apple, bu yöntemi şimdiden Genmoji isimli emojileri kullanıcı metinlerine göre özelleştiren modeli için kullanmaya başladığını açıkladı. Önümüzdeki dönemde bu yöntem; Image Playground, Image Wand, Memories Creation, Writing Tools ve Visual Intelligence gibi daha geniş bir ürün yelpazesinde de uygulanacak.

Yapay zeka artık stratejik bir oyuncu

Ayrıca, e-posta özetleme gibi özelliklerin doğruluğunu artırmak amacıyla da aynı yöntemle kullanıcı cihazlarından geri bildirim toplanacağı belirtildi.

Bu gelişmeler, Apple’ın veri gizliliğinden ödün vermeden yapay zekâ yarışına yeniden dahil olma çabalarının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Rakipleri gibi doğrudan kullanıcı verisi toplayamayan Apple, farklılaştırılmış gizlilik ve sentetik veri stratejisiyle bu açığı kapatmaya çalışıyor.

Apple’ın yaklaşımı, gelecekte kullanıcı mahremiyetini koruyarak güçlü ve kişiselleştirilmiş yapay zekâ deneyimleri sunma yolunda önemli bir örnek teşkil edebilir.

Güney Kore, yarı iletken sektörüne 23 milyar dolar destek verecek!

Güney Kore tarafından atılan bu adım, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın ithal yarı iletkenlere yönelik yeni vergi uygulamaları başlatabileceği yönündeki açıklamaları sonrasında geldi.

Trump, geçtiğimiz hafta bazı ithal ürünlere uygulanan gümrük vergilerinden yarı iletkenleri geçici olarak muaf tutmuştu. Ancak pazartesi günü sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, tüm elektronik tedarik zincirinin ulusal güvenlik kapsamında inceleneceğini ve yeni tarife oranlarının yakında açıklanacağını duyurdu.

ABD Ticaret Bakanlığı da yarı iletken ithalatlarının ulusal güvenliğe etkileri üzerine resmi bir soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Güney Kore Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yeni destek paketinin geçen yılki tutarın yaklaşık %25 üzerinde olduğu belirtildi. Paket kapsamında, yarı iletken kümelenmelerine yer altı enerji hatları döşenmesi için devlet sübvansiyonu sağlanacak ve sanayi bölgelerindeki altyapı yatırımlarına verilen destek oranı %30’dan %50’ye çıkarılacak.

Ayrıca, 2025 ile 2027 yılları arasında çip üreticilerine verilecek düşük faizli kredilerin toplam tutarı 20 trilyon wona yükseltilecek. Bu rakam mevcut dönemde 17 trilyon won seviyesindeydi.

Eğitim ve araştırma ayağında da adımlar atan hükümet, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki öğrencilere yönelik yeni burs ve eğitim programları ile uluslararası araştırma iş birliklerini artırmayı hedefliyor.

Yarı iletken ihracatı Güney Kore için kritik öneme sahip

Güney Kore, dünyanın en büyük çip üreticilerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Samsung Electronics ve SK Hynix gibi devler, ülkenin 2024 yılı ihracatının %20’sinden fazlasını oluşturan yarı iletken sektörünün temel aktörleri. Sadece geçen yıl çip ihracatı 141,9 milyar dolara ulaştı.

ABD, Güney Kore’nin ikinci büyük ihracat pazarı konumunda. 2024 yılında ABD’ye yapılan ihracat %10,5 artarak 127,8 milyar dolara ulaştı ve üst üste yedinci yıl rekor kırdı. Ancak Trump’ın olası yeni tarifeleri, bu ekonomik ilişkinin geleceğini belirsiz hâle getiriyor.

Güney Kore yarı iletken

Asya ülkesinde geçici olarak devlet başkanlığı görevini yürüten Han Duck-soo, yerel basına yaptığı açıklamada Trump’ın idaresine Güney Kore ile acil gümrük görüşmeleri başlatılması talimatı verdiğini belirtti.

Yuanta Securities’in küresel yatırım departmanı başkanı Daniel Yoo ise bu adımı, “Güney Kore’nin çip sektöründe liderliğini koruma çabası” olarak değerlendirdi. Yoo’ya göre özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin ABD’ye taşınması gerektiğinde, hükümet desteği büyük önem taşıyor.

Trump’ın yeniden başa geçme ihtimalinin gölgesinde, bu tür önlemler Güney Kore için hem ekonomik hem de jeopolitik bir sigorta görevi görebilir.

YTÜ’den ulaştırma yarışmasına dört ödül

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen “Ulaşan ve Erişen Türkiye 2053 Üniversiteler Arası Fikir Yarışması” sonuçlandı. Yıldız Teknik Üniversitesi, dört farklı proje ile yarışmaya damga vurdu. Daha önce TÜBİTAK’ın üniversite öğrencileri araştırma projeleri destek programında üç yıl üst üste birincilik elde eden YTÜ, bu kez Ulaştırma Bakanlığı’nın yarışmasında iki birincilik, bir üçüncülük ve bir mansiyon ödülü aldı.

Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, 62 üniversiteden 205 öğrencinin geliştirdiği toplam 115 projenin yarıştığını belirtti. Ödül kazanan ve yarışmaya katılan tüm öğrencileri kutlayan Uraloğlu, gençlerin ortaya koyduğu fikirlerin Türkiye’nin ulaşım ve iletişim alanındaki geleceğine yön vereceğini söyledi. Bakan, konuşmasında son 23 yılda yerli ve milli üretim alanında atılan adımları hatırlattı; TÜRKSAT 6A’nın hizmete alınmasıyla uydu iletişimi kapsamının 5 milyar kişiye ulaşacağını vurguladı.

YTÜ öğrencilerinden Tunahan Delisalioğlu, “Zorlu Koşullarda Otonom Drone Tabanlı Haberleşme Ağı” projesiyle birincilik ödülüne layık görüldü. Ecem Nur Özen ve Emre Uslu’nun birlikte geliştirdiği “Şehrin Sesi” projesi de aynı kategoride birincilik aldı. Mustafa Sürmeli’nin “Sürdürülebilir ve İnovatif Raylı Taşıma Ağı (SİRTA)” projesi üçüncülük kazanırken, Mehmet Keskin, Muzaffer Arda Yelbey, Eren Turhan ve Enes Dinçay’ın geliştirdiği “Cerbe UUV (İnsansız Su Altı Aracı)” projesi mansiyonla ödüllendirildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın da katıldığı ödül töreninde gençlerin başarısı bir kez daha sahnede karşılık buldu. Üniversitenin bilimsel üretimdeki sürekliliği ve öğrenci projelerine verdiği destek, farklı platformlarda elde edilen başarılarla pekişti.

Google, deniz canlılarıyla konuşmaya hazırlanıyor!

Şirket, Atlantik benekli yunusların çıkardığı tıklama, ıslık ve sesleri analiz edebilen yeni bir yapay zekâ modeli geliştirdi. Google tarafından DolphinGemma adı verilen bu model, türler arası iletişim kurma yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Projenin temelinde, 1985 yılından bu yana denizlerde süren en uzun soluklu araştırma olan Wild Dolphin Project (WDP) tarafından toplanan etiketlenmiş büyük veri setleri yer alıyor. Google, bu sesleri DolphinGemma’ya yükleyerek yapay zekânın yunusların iletişimindeki gizli yapıları ve olası anlamları keşfetmesini hedefliyor. Geliştirilen model, sesleri analiz etmek için Google’ın SoundStream sistemini kullanıyor ve insan kulağının ayırt edemediği nüansları algılayabiliyor.

WDP’nin kurucusu ve araştırma direktörü Dr. Denise Herzing, “40 yıldır bu anı bekliyordum.” diyerek heyecanını dile getiriyor. Herzing’e göre, DolphinGemma sayesinde yunusların öncelikleri, ne hakkında ‘konuştukları’ gibi detaylar daha net anlaşılabilecek.

Google, sadece dinlemeyi değil, konuşmayı da hedefliyor

Araştırmacılar yalnızca yunusları anlamakla yetinmek istemiyor; aynı zamanda onlarla iletişime geçmenin yollarını da arıyor. Bu bağlamda DolphinGemma’nın yanı sıra CHAT (Cetacean Hearing Augmentation Telemetry) adlı bir sistem de geliştirildi. Georgia Teknoloji Enstitüsü tarafından oluşturulan CHAT, yunuslara yapay sesler öğreterek belirli nesnelerle ilişkilendirmeyi amaçlıyor. Örneğin, yosun ya da şal gibi nesneler belirli seslerle eşleştiriliyor ve yunuslar bu sesleri taklit ederek nesneleri isteyebiliyor.

DolphinGemma, CHAT sistemiyle birlikte çalışarak yunusların sesleri taklit etme sürecinde erken tahminlerde bulunabiliyor. Bu da araştırmacıların daha hızlı ve etkili yanıt vermesini sağlıyor. Google, bu sistemin Pixel telefonlarda da çalışabildiğini belirterek, donanım maliyetlerinin düşürülebileceğine dikkat çekiyor.

Bu sezon sahada kullanılmaya başlanacak olan DolphinGemma’nın gelecekte yalnızca Atlantik benekli yunuslarla sınırlı kalmayıp, burunlu yunuslar ve dönen yunus türleri gibi diğer deniz memelilerine de uygulanması hedefleniyor. Ancak her tür için ses yapısına özel uyarlamalar yapılması gerekecek.

Googleın bu projesi, insanlık ile diğer zeki canlılar arasında yepyeni bir iletişim kapısı açma potansiyeli taşıyor. Türler arası diyaloğun mümkün olup olmadığını zaman gösterecek, ancak DolphinGemma ile ilk ciddi adımlar atılmış durumda.

OpenAI, X’e Rakip Sosyal Medya Platformu Kuruyor!

OpenAI, yapay zeka odaklı yeni bir sosyal medya platformu geliştirmeye başladı. Şirket, bu yeni platformla X (eski adıyla Twitter) gibi devlere doğrudan rakip olmayı hedefliyor. OpenAI yöneticileri, topluluk odaklı ve yapay zeka destekli bir sosyal medya deneyimi sunmak istiyor.

Şirketin bu adımı, Elon Musk’un X üzerinde gerçekleştirdiği değişikliklere bir yanıt niteliği taşıyor. OpenAI, kullanıcıların fikir alışverişi yapabileceği, bilgi paylaşabileceği ve yapay zeka ile etkileşime geçebileceği bir platform vizyonu çiziyor. Bu proje, yalnızca bir sosyal medya hamlesi değil. Aynı zamanda bilgi ekosistemini dönüştürmeye yönelik büyük bir strateji.

ChatGPT’nin gelişmiş sürümüyle entegre çalışacak

OpenAI’ye yakın kaynaklar, yeni platformun ChatGPT’nin gelişmiş sürümüyle entegre çalışacağını söylüyor. Kullanıcılar, yorum yaparken ya da içerik üretirken yapay zekadan gerçek zamanlı destek alabilecek. Böylece hem içerik kalitesi artacak hem de yanlış bilgi yayılımı azalacak.

OpenAI, bu platformda kullanıcı güvenliğini en üst düzeye çıkarma sözü veriyor. Algoritmalar, toksik içerikleri engellemek ve sağlıklı tartışma ortamları oluşturmak için özel olarak eğitilecek. Şirket, reklam gelirine dayalı klasik modele alternatif olarak etik ve sürdürülebilir gelir kaynakları arayışında.

Öte yandan, Elon Musk’ın liderliğindeki X cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Musk’ın geçmişte OpenAI ile yaşadığı anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, bu hamlenin yeni bir rekabet fitilini ateşleyebileceği düşünülüyor.

Yeni sosyal medya platformunun adı, tasarımı ve ne zaman erişime açılacağı ise henüz belli değil. Ancak OpenAI’nin mevcut teknolojik altyapısı ve kullanıcı kitlesi, platformun büyük bir ilgiyle karşılanacağını gösteriyor. Sektör uzmanları, bu girişimin sosyal medya dünyasında yeni bir çağ başlatabileceğini söylüyor.

OpenAI, daha önce GPT modelleriyle içerik üretimini, araştırmayı ve eğitim süreçlerini kökten değiştirmişti. Şimdi aynı devrimci yaklaşımı sosyal medya alanına taşıyor. Teknoloji dünyası bu gelişmeyi heyecanla takip ediyor.

Çin, ABD’yi siber saldırı ile suçluyor!

Çin devletinin resmi haber ajansı Xinhua tarafından paylaşılan rapora göre, söz konusu saldırılar enerji, ulaşım, su yönetimi, iletişim ve savunma sanayi araştırma kurumlarını hedef aldı.

Harbin Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, saldırıların Çin’in kritik bilgi altyapısını sabote etme, toplumsal kaos yaratma ve gizli bilgileri ele geçirme amacı taşıdığı ifade edildi. Çinli yetkililer, üç ABD vatandaşını siber saldırılarla doğrudan ilişkilendirerek arananlar listesine ekledi. Ayrıca, California Üniversitesi ve Virginia Teknoloji Enstitüsü’nün de saldırılara dâhil olduğu iddia edildi; ancak üniversitelerin nasıl bir rol oynadığına dair detay verilmedi.

Raporda yer alan bilgilere göre, saldırılar sırasında NSA’nın, Çin’deki bazı sistemlere önceden yerleştirilmiş arka kapıları aktif hâle getirdiği ve Microsoft Windows işletim sistemi üzerinden erişim sağladığı öne sürüldü. Aynı zamanda, bu kişilerin Huawei başta olmak üzere Çinli teknoloji firmalarına da siber saldırılar düzenlediği iddialar arasında yer aldı.

Çin ve ABD arasındaki karşılıklı suçlamalar artıyor

Çin’in bu çıkışı, Pekin ile Washington arasında süregelen ticaret savaşının dijital cepheye taşındığına işaret ediyor. ABD, uzun süredir Çinli devlet destekli hacker gruplarını kamu kurumlarına ve özel sektör altyapılarına yönelik saldırılarla suçluyor. Geçtiğimiz ay da ABD, Çin bağlantılı birçok kişiye yönelik iddianameler hazırlayarak, Savunma İstihbarat Dairesi ve Ticaret Bakanlığı gibi kurumlara yapılan saldırıları gündeme getirmişti.

Siber saldırılara karşı yapay zeka

Ancak Çin tarafı bu suçlamaları sürekli reddediyor ve son yıllarda ABD’yi benzer faaliyetlerde bulunmakla itham ediyor. Aralık ayında da Çin, iki ABD kaynaklı siber saldırıyı tespit ettiğini ve bu saldırıların Çinli teknoloji şirketlerinden ticari sırları çalmak amacıyla yapıldığını açıklamıştı.

Bu son gelişme, iki ülke arasında yalnızca ekonomik değil, dijital güvenlik açısından da gerilimin derinleştiğini gösteriyor. ABD Büyükelçiliği ise konuya ilişkin henüz bir açıklamada bulunmadı. Siber güvenlik alanında yaşanan bu karşılıklı suçlamaların, önümüzdeki dönemde teknoloji iş birliklerini ve küresel diplomatik dengeleri daha da karmaşıklaştırması bekleniyor.

Google Gemini artık metinle sinematik video üretebiliyor!

0

Google video üretiminde çıtayı yükseltti. Yapay zekâ destekli yeni araçları sayesinde artık herkes sahne betimleyerek sinematik videolar oluşturabiliyor. Gemini Advanced aboneleri, Google’ın yeni nesil video üretim modeli Veo 2 ile yalnızca metin yazarak 720p çözünürlükte, 8 saniyelik videolar yaratabiliyor.

Aynı zamanda, Whisk Animate özelliği sayesinde görseller doğrudan videoya dönüşüyor. Bu özellik, ilk kez duyurulan Whisk platformuna entegre edildi ve bugün itibarıyla dünya çapında, hem web’de hem mobilde, Google One AI Premium kullanıcılarının hizmetine sunuldu.

Metinle Film Gibi Video!

Veo 2 sayesinde kullanıcılar, model menüsünden bu özelliği seçerek 16:9 formatında MP4 videolar oluşturabiliyor. Sadece sahne betimlemesi yazmak yeterli. Detaylar arttıkça, yapay zekâ daha yaratıcı ve gerçekçi içerikler üretiyor. Yeni Google video modeli, doğal insan hareketleri, görsel detaylar ve stil kontrolü ile öne çıkıyor.

Tek bir promptla video üretmek mümkün. Örneğin aşağıdaki video “Dalgaların kıyıya vurduğu, sahile yakın okyanustan belirgin bir deniz yığınının yükseldiği, gün doğumu ya da gün batımının sıcak, altın ışığıyla yıkanan, Pasifik kıyı şeridinin dingin güzelliğini yakalayan kumlu bir sahilde çimenli bir uçurumun havadan çekimi.” promptu ile üretildi:

Dalgaların kıyıya vurduğu, sahile yakın okyanustan belirgin bir deniz yığınının yükseldiği, gün doğumu ya da gün batımının sıcak, altın ışığıyla yıkanan, Pasifik kıyı şeridinin dingin güzelliğini yakalayan kumlu bir sahilde çimenli bir uçurumun havadan çekimi.

Whisk Animate ile Görselden Videoya Geçiş

Google’ın deneysel video platformu Whisk, artık sadece statik görsellerle değil, bu görsellerin hareketli hale gelmesiyle de dikkat çekiyor. Whisk Animate sayesinde kullanıcılar bir görseli saniyeler içinde videoya çevirebiliyor. Platforma erişim labs.google/whisk adresi üzerinden yapılıyor.

Yapay Zekâya Dijital İmza: SynthID

Google, içerik güvenliğini ön planda tutuyor. Üretilen tüm videolara, her kareye gömülü olarak yerleştirilen dijital filigran SynthID ekleniyor. Bu teknoloji, içeriğin yapay zekâ ile üretildiğini gösteriyor. Şirket ayrıca içerik üretim süreçlerinde sıkı güvenlik testleri ve politikaya uygunluk kontrolleri uyguluyor.

Gemini ile gelen bu özellikler, yazılım bilgisi gerektirmeden herkesin video üreticisi olmasına olanak tanıyor. Üretilen videolar doğrudan TikTok, YouTube Shorts gibi platformlarda paylaşılabiliyor ya da MP4 formatında indirilebiliyor.

Tesla, bahar güncellemesi ile kullanıcılarına birçok yeni özellik sunuyor!

Güncelleme, bazı yenilikleri yalnızca belirli modeller ve bölgelere özel olarak getiriyor olsa da, genel olarak Tesla araçlarının teknolojik kabiliyetlerini ciddi anlamda genişletiyor.

ABD ve Kanada’daki sürücüler için artık uyarlanabilir farlar aktif hale geliyor. Daha önce yalnızca Avrupa’da sunulan bu özellik, karşıdan gelen araçları ve bisikletlileri algılayarak uzun farların rahatsız edici parlamasını engelliyor. Bu sayede gece görüşü artırılırken, diğer sürücülere olan etkisi minimuma indiriliyor. Bu özellikten yalnızca “matrix far” donanımına sahip Tesla’lar faydalanabiliyor.

Öte yandan, yenilenen Model S ve X (2021-2025) sahipleri için kör nokta kamerası artık sürücü ekranında görüntülenebiliyor. Bu özellik, sürüş güvenliğini artırmak adına oldukça talep edilen bir geliştirme olarak dikkat çekiyor.

Tesla’nın güvenlik özelliklerinden nöbet modu da önemli güncellemeler aldı. Artık yan aynalara entegre B-sütunu kameraları da kayda dâhil edilerek toplam kamera açısı dörtten altıya çıkarıldı. Ayrıca, bu görüntülerin izlenmesini kolaylaştıran yeni bir izleme arayüzü de kullanıcılarla buluştu. Son dönemde artan araçlara yönelik vandalizm olaylarına karşı bu yenilik, Tesla sahipleri için oldukça yerinde bir önlem olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca, yolculuk planlayıcısı daha akıllı hale geldi. Artık kullanıcılar; en hızlı rota, en iyi hizmetlere sahip duraklar ve en az şarj durağı gibi alternatif rota türleri arasında seçim yapabiliyor. Ayrıca süper şarj istasyonlarının yakınlarındaki turistik noktalar da harita üzerinde gösteriliyor.

Tesla Cybertruck’a özel güncellemeler

2023 sonlarında teslimatına başlanan Cybertruck, yazılım açısından halen geliştirme sürecindeydi. Bu güncelleme ile birlikte araca özel iki yeni özellik eklendi: Otomatik olarak devreye giren konforlu sürüş modu ve artık sadece uyarı vermekle kalmayıp aracı şeritte tutmak için direksiyona müdahale eden şerit terk etmeme asistanı. Bu iyileştirmeler, Teslanın pickup modelinde de gelişmiş sürüş destek sistemlerini aktif hale getirmeye başladığını gösteriyor.

Dikkate değer diğer yenilikler

  • Navigasyon ayarlarına otoyollardan kaçın seçeneği eklendi.
  • Aracın batarya seviyesi %20’nin üzerindeyken çıkış sonrası USB portları ve şarj cihazları aktif kalabiliyor.
  • Ekran üzerinden klavye dili değişimi artık mümkün.
  • Apple Music listelerinde 100+ şarkı için karıştırma seçeneği,
  • SiriusXM için geliştirilmiş gezinme,
  • Amazon Music Free ile giriş desteği,
  • YouTube Music için Sıradaki görünümü,
  • Araç hareket halindeyken otomatik Wi-Fi bağlantısı gibi medya ve bağlantı odaklı birçok özellik kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor.

Tesla’nın bu güncellemesi, yazılımsal gelişmelerle araçların fiziksel sınırlarını aşan bir deneyim sunduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Model ve bölge farklarına rağmen, genel anlamda kullanıcı dostu ve teknolojik açıdan yenilikçi bir paket olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ulusal taşıt tanıma sistemi montajında son tarih belirlendi!

0

8 milyon aracı ilgilendiren Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi kapsamında yapılacak montaj işlemleri için belirlenen son tarih hızla yaklaşırken, başvurular kolaylıkla utts.gov.tr adresi üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Başvuru sürecinin ardından araçlara yönelik montaj talepleri ise utts.org internet sitesinden ya da 0850 474 8887 numaralı UTTS çağrı merkezi aracılığıyla iletilebiliyor. Türkiye’de taşıt tanıma ve otomasyon alanında çeyrek asırlık deneyime sahip olan Turpak, ülke genelinde görev yapan 411 sabit ve mobil ekibiyle 81 ilde montaj hizmeti sunuyor.

Ulusal taşıt tanıma sistemi montajında son tarih: 30 Nisan

Turpak Genel Müdür Yardımcısı Alper Önkol, bugüne kadar Türkiye’nin her ilinde 15 milyondan fazla araç montajını sıfır hata ve sıfır kazayla tamamladıklarını belirterek, taşıt tanıma teknolojisinde uzmanlaşmış tek firma olarak bu alandaki lider konumlarını koruduklarını ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanına, talep edilen gün ve saatlerde yerinde montaj hizmeti sunduklarını söyleyerek kullanıcıların süreci zahmetsizce tamamlamasını sağladıklarını dile getirdi.

Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi çerçevesinde taşıtlara TTB montajı için başvurular devam ediyor. Başvuru işlemleri utts.gov.tr üzerinden yapılırken, ardından montaj talepleri utts.org platformu ya da çağrı merkezi aracılığıyla iletilebiliyor. Darphane tarafından belirlenen 2025 yılı UTTS birim fiyatı KDV dahil 2.791,65 TL iken, 30 Nisan’a kadar geçerli indirimli fiyat 2.172 TL olarak açıklandı.

Bu bedel montaj hizmetini de kapsıyor. Resmî düzenlemeye göre iş yerlerinde kullanılan ya da kiralanan araçlar için TTB montajı yaptırma zorunluluğunun son tarihi 30 Nisan 2025 olarak belirlendi. Öte yandan trafiğe yeni kayıt yaptıran sıfır araçlar için bu zorunluluk kaldırıldı.

UTTS, akaryakıt sektöründe rekabet dengesini sağlamak ve kayıt dışı işlemlerle mücadele etmek amacıyla hayata geçirilen bir sistem olarak tanımlanıyor. Akaryakıt alımı sırasında plaka bilgilerini pompa sistemlerine bağlı ödeme kaydedici cihazlara otomatik olarak ileten bir yapıdan oluşuyor. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, 30 Nisan 2025 tarihine kadar ticari araçlara mutlaka TTB takılması gerekiyor. Bu tarihe kadar işlemlerini tamamlamayan kullanıcıların, sonrasında yaptıkları akaryakıt harcamalarını gider olarak gösteremeyecekleri belirtiliyor.

Sistemin işleyişine göre, taşıtların yakıt giriş noktalarına TTB adı verilen bir birim monte ediliyor. Yakıt alımı sırasında bu birim aracılığıyla plaka bilgisi diğer UTTS ekipmanları üzerinden pompa sistemine iletiliyor. Sisteme dâhil olmak isteyen mükellefler ve ilgili paydaşlar UTTS’ye kayıt yaptırıyor. Hem araç sahipleri hem de akaryakıt istasyonu işletmecileri montaj taleplerini Darphane’ye bildiriyor. Darphane tarafından yetkilendirilmiş montaj firmaları ise bu donanımları taşıtlara ve istasyonlara kurarak sistemi devreye alıyor.

Türkiye’nin şarj istasyonu kapsamı genişleyecek

Türkiye’nin elektrikli araç altyapısında kapsamlı dönüşüm süreci devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başlatılan Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı kapsamında, bugüne kadar atılan adımlar Türkiye genelinde elektrikli mobiliteyi erişilebilir hale getirdi.

Türkiye’de şarj istasyonu sorunu çözülecek

Programın ilk çağrı döneminde, Türkiye’nin 81 ilinin tamamında hızlı şarj istasyonlarının kurulumu tamamlandı. Bu kapsamda yaklaşık 12 bin adet hızlı şarj ünitesi hizmete alındı. Toplamda 30 bine yaklaşan şarj noktasıyla birlikte, elektrikli araç kullanıcıları ülke genelinde kesintisiz seyahat etme imkanına kavuştu.

Kurulan hızlı şarj altyapısı, sadece büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp kırsal ve az yoğun bölgelere kadar genişledi. Böylece elektrikli araç kullanıcıları için mesafe ve erişim sorunu önemli ölçüde ortadan kalktı.

Aynı zamanda bu yaygın altyapı, Türkiye’de elektrikli araç sahipliğini teşvik eden en önemli unsurlar arasında yer aldı. Uygulama, enerji dönüşümünü desteklerken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik açısından da kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

İkinci çağrı dönemi başlıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, şimdi de programın ikinci çağrı dönemine geçti. Yeni çağrı dönemiyle birlikte, özellikle nüfus yoğunluğunun daha düşük olduğu bölgelerde şarj istasyonlarının artırılması hedefleniyor.

Bu adım, elektrikli araçların sadece büyük şehirlerde değil, Türkiye’nin dört bir yanında benimsenmesini sağlayacak. Aynı zamanda yatırımcıların daha önce ticari olarak yeterince cazip görülmeyen bölgelerde de istasyon kurmasının önü açılıyor.

Programın yeni döneminin start almasıyla beraber başvuru süreci de resmen başladı. Hızlı şarj altyapısı kurmak isteyen girişimciler, yerel yönetimler ve şirketler için son başvuru tarihi 20 Haziran 2025 olarak belirlendi. Başvurular, sarjdestek.sanayi.gov.tr adresi üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilebiliyor.

Elliott, Hewlett Packard Enterprise’a 1.5 Milyar Dolar yatırım yaptı!

Amerika merkezli Elliott Investment Management, teknoloji devi Hewlett Packard Enterprise’a büyük çaplı bir yatırım gerçekleştirdi. Şirket, HPE hisselerine 1.5 milyar doları aşkın bir sermaye akıtarak adeta gövde gösterisi yaptı. Bu yatırım, Elliott’ın HPE’ye olan güvenini açıkça ortaya koyuyor.

Yatırım sonrası Elliott, HPE’nin en büyük hissedarlarından biri haline geldi. Bu gelişme, şirketin gelecekteki stratejik kararlarında önemli etkiler yaratabilir.

Elliott’tan Stratejik Hamle

Elliott yöneticileri, Hewlett Packard Enterprise için özellikle yapay zeka altyapısı ve hibrit bulut çözümleri sayesinde ciddi büyüme potansiyeli taşıdığını belirtti. Şirketin, kurumsal veri işleme çözümlerinde önemli bir konumda olduğu vurgulandı.

Elliott Investment Management, yatırımcı kimliğiyle agresif stratejileriyle tanınıyor. Geçmişte birçok büyük firmada yönetimsel değişiklikler için baskı uygulamıştı. Bu nedenle HPE’nin geleceği için yeni bir dönem başlayabilir.

HPE Cephesinde Hareketlilik

Yatırım haberinin ardından HPE hisseleri yükselişe geçti. Analistler, bu durumun yatırımcılara olumlu mesaj verdiğini belirtiyor. Ayrıca Hewlett Packard Enterprise yönetimi, Elliott ile iş birliği yapmaktan memnun olduklarını açıkladı. Şirket, uzun vadeli büyüme planlarını destekleyecek bu tür yatırımları olumlu karşılıyor.

Uzmanlar, HPE’nin özellikle Edge-to-Cloud mimarisi, veri merkezi çözümleri ve yapay zeka odaklı servisleri sayesinde dikkat çektiğini söylüyor. Elliott’ın bu noktada güçlü bir gelecek vizyonu gördüğü düşünülüyor.

Sektörde Dalga Etkisi Yaratabilir

Elliott’ın bu hamlesi, diğer teknoloji firmaları için de bir uyarı niteliğinde. Büyük yatırım fonları, artık sadece yüksek kârlılığa değil, geleceği şekillendiren teknolojilere de odaklanıyor. HPE gibi şirketler, bu yeni yatırım trendinden en çok fayda sağlayanlar olabilir.

Bu gelişmeyle birlikte, teknoloji yatırım piyasasında yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Gözler şimdi HPE’nin yeni stratejik adımlarında olacak.

Meta, AB’de yapay zekâ eğitmeye başlıyor!

Meta, Facebook ve Instagram gibi platformlarda kamuya açık içerikleri, yani kullanıcıların herkese açık gönderileri ve yorumlarını, yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanacağını duyurdu. Bu karar, daha önce Avrupa’daki düzenleyici baskılar nedeniyle durdurulan planların yeniden hayata geçirilmesi anlamına geliyor.

AB’de kullanıcı verilerinin işlenmesine yönelik sıkı kurallar içeren Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), Meta’nın daha önce bu yöndeki girişimlerini geciktirmişti. Ancak şirket, Aralık 2024’te Avrupa Veri Koruma Kurulu’nun (EDPB) verdiği görüş doğrultusunda, bu kez yasal yükümlülüklere uygun hareket ettiğini belirterek çalışmaları başlatma kararı aldı. Meta ayrıca, kullanıcıların Meta AI ile olan etkileşimlerinin de modellerin eğitiminde kullanılacağını bildirdi.

Meta, süreci şeffaf bir şekilde ilerletecek

Meta, kullanıcıların verilerinin bu süreçte nasıl kullanılacağına dair şeffaf bir politika izleyeceğini söylüyor. AB’deki kullanıcılara hem uygulama içi hem de e-posta yoluyla bilgilendirme yapılacak ve bu bilgilendirmelerde verilerinin kullanımına itiraz etme hakkı tanınacak. Kullanıcılar, iletilecek formlar aracılığıyla kişisel verilerinin eğitim süreçlerinde kullanılmasını engelleyebilecek. Şirket, daha önce gönderilen tüm itiraz formlarını da geçerli sayacağını ifade etti.

Öte yandan Meta, özel mesajlar ve 18 yaş altı kullanıcıların kamuya açık verilerinin yapay zekâ eğitiminde kullanılmayacağını da vurguluyor. Bu hassasiyet, şirketin GDPR uyumluluğuna gösterdiği önemi ortaya koyarken, kamuoyunun olası tepkilerini önleme amacı da taşıyor.

Meta’nın Avrupa’daki bu yeni adımı, şirketin küresel rekabette geri kalmamak adına attığı stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Google ve OpenAI gibi teknoloji devlerinin Avrupa kullanıcılarının verilerini yapay zekâ eğitimi için kullanmaya çoktan başladığı biliniyor.

Meta GPT-4'e rakip yeni bir yapay zeka modeli geliştiriyor

Meta, bu yeni süreçle birlikte Avrupa kültürünün, dillerinin, deyimlerinin ve mizah anlayışlarının yapay zekâ sistemlerine daha iyi entegre edilebileceğini savunuyor. “Avrupa’daki insanlar için geliştirilen bir yapay zekâ, onların kültürel zenginliklerini ve iletişim biçimlerini anlamalı.” diyen Meta, bu nedenle çeşitli dil, lehçe ve mizah örneklerinin model eğitimine katkı sunmasının önemine dikkat çekiyor.

Ancak tüm bu gelişmelere rağmen, İrlanda Veri Koruma Komisyonu (DPC) gibi bazı düzenleyici kurumlar büyük dil modellerinin nasıl eğitildiğini izlemeyi sürdürüyor. DPC, geçtiğimiz hafta Elon Musk’ın yapay zekâ şirketi xAI’ın Grok adlı modelinin eğitimiyle ilgili yeni bir soruşturma başlattığını duyurdu. Bu da gösteriyor ki, yapay zekâ alanında veri gizliliği ve etik tartışmalar daha uzun süre gündemde kalmaya devam edecek.

Hugging Face, Fransız robotik girişimi Pollen Robotics’i satın aldı!

Satın alma bedeli kamuoyuyla paylaşılmasa da, bu hamle Hugging Face tarafının robotik alanındaki yatırımlarını ciddi şekilde artırma kararlılığını ortaya koyuyor.

2016 yılında Matthieu Lapeyre ve Pierre Rouanet tarafından kurulan Pollen Robotics, uygun fiyatlı ve erişilebilir insansı robotlar geliştirme hedefiyle yola çıkmıştı. Şirketin bugüne kadar aralarında Bpifrance’ın da bulunduğu yatırımcılardan yaklaşık 2,5 milyon euro topladığı biliniyor.

Hugging Face’in satın alma sonrasında odaklanacağı en dikkat çekici ürünlerden biri, Pollen Robotics’in geliştirdiği Reachy 2 adlı insansı robot olacak. Bu robot, geliştiriciler tarafından indirilebilecek ve açık kaynaklı yapısıyla yazılım geliştirme topluluklarının katkılarına açık olacak. Şirket, geliştiricilerin Reachy 2’nin kodlarını iyileştirmesi ve yeni yetenekler kazandırması konusunda teşvik edileceğini belirtti.

Hugging Face’in robotik vizyonu genişliyor

Hugging Face’in robotik alandaki ilgisi bu satın almayla sınırlı değil. Şirket, geçtiğimiz yıl Pollen Robotics ile birlikte “Le Robot” adlı bir projede de iş birliği yapmıştı. Le Robot, ev işlerini gerçekleştirebilen, açık kaynaklı bir robot olarak tasarlandı ve yapay zekâ modelleriyle eğitildi.

Bu gelişmelerin ışığında Hugging Face, Tesla’nın Optimus robot programında mühendislik yapmış olan Remi Cadene liderliğinde özel bir robotik ekibi de kurdu. Cadene’nin liderliğinde Hugging Face’in robotik vizyonunun, sadece yazılımla değil, fiziksel robotlar üzerinden de günlük hayata entegre olacak biçimde gelişmesi bekleniyor.

Robotik teknolojide insansı robot

Yapay zekânın kod dünyasından çıkıp fiziksel dünyaya entegre olması yönünde önemli bir adım olarak görülen bu satın alma, robotik teknolojilerin demokratikleşmesini de hızlandırabilir. Hugging Face, açık kaynak anlayışını robotik alana da taşıyarak, hem araştırmacıların hem de bağımsız geliştiricilerin katkıda bulunabileceği yeni bir ekosistem yaratmayı amaçlıyor.

Bu birleşme, yakın gelecekte evlerde kullanılabilecek esnek, programlanabilir ve öğrenebilen insansı robotların hayatımıza daha hızlı girmesinin önünü açabilir. Hugging Face’in yazılım odaklı yapay zekâ gücü ile Pollen Robotics’in donanım konusundaki uzmanlığı birleştiğinde, ortaya çıkacak sonuçlar hem tüketiciler hem de teknoloji dünyası için oldukça heyecan verici olabilir.

Chipolo takip cihazları Apple ve Google ağlarına bğalanıyor

0

Chipolo’nun renkli yeni izleyicileri artık Apple ve Google’ın ağlarıyla çalışıyor. Chipolo, Chipolo One ile aynı parlak renk seçeneklerine sahip ancak hem Apple’ın Find My hem de Google’ın Find My Device ağlarını destekleyen Pop adlı yeni bir Bluetooth izleyici duyurdu. Chipolo Pop ayrıca şirketin mevcut izleyici serisinden çok daha geniş bir Bluetooth aralığına sahip ve su ve toz direncini iyileştirerek kullanılabileceği yerleri genişletiyor, yani her durumda Chipolo takip cihazları kullanabilirsiniz.

Chipolo takip cihazları

Chipolo daha önce disk şeklindeki AirTag benzeri izleyicilerinin üç versiyonunu sunmuştu. 25 dolarlık Chipolo One, Chipolo’nun kendi uygulaması ve sınırlı ağıyla çalışıyordu, 28 dolarlık Chipolo One Spot Apple’ın Find My ağıyla çalışıyordu ve 28 dolarlık Chipolo One Point Google’ın Find My Device ağını destekliyordu. Yeni Chipolo Pop hem Apple’ın hem de Google’ın ağlarıyla uyumlu. Bu nedenle cihazlarınızla çalışan doğru sürümü seçmek konusunda endişelenmenize gerek yok.

Pop Tracker’ın çapı 1,53 inç. Bu da onu çeyrekten yaklaşık yarım inç daha büyük yapıyor ve yaklaşık çeyrek inç kalınlığında. Mavi, siyah, yeşil, kırmızı, beyaz ve sarı renk seçenekleri mevcuttur ve bir yıla kadar çalışmasını sağlayacak kullanıcı tarafından değiştirilebilen bir CR2032 düğme pil ile çalışıyor. Chipolo takip cihazları su ve toza dayanıklı farklı renk seçenekleri de mevcuttur.

Chipolo’nun diğer izleyicileriyle aynı 120dB alarma sahiptir ancak Bluetooth menzilini 200 feet’ten 300 feet’e çıkarıyor ve bu da potansiyel olarak yerini bulmayı kolaylaştırıyor. Pop ayrıca geliştirilmiş bir IP55 derecesine sahiptir, yani hem toza hem de suya dayanıklıdır ancak su geçirmez değil. Köpeğinizin tasmasına takabilir ve yağmurda dışarıda kalmaları konusunda endişelenmenize gerek kalmaz. Ancak köpeğiniz uzun bir yüzmeye giderse, Pop tamamen suya batmaya dayanamaz.

Takip cihazı Apple ve Google’ın takip uygulamalarıyla çalışmak üzere tasarlanmış olsa da, benzersiz özellikler sunan Chipolo’nun kendi uygulamasıyla da uyumlu çünkü Chipolo takip cihazları ile entegre çalışmaktadır.