Prosus, yemek teslimat platformu Just Eat Takeaway’i satın alıyor!

Hollanda merkezli küresel bir yatırım grubu olan Prosus, çevrimiçi yemek siparişi ve teslimatı alanında faaliyet gösteren Just Eat Takeaway’i 4.1 milyar euroya satın almak için anlaşma yapma kararı aldı. Bu anlaşma, tamamen nakit bir ödeme olarak gerçekleştirilirken, Prosus, Just Eat Takeaway’in hisse başına 20,3 euro ödeyecek. Bu ödeme, şirketin son üç aydaki ortalama hisse fiyatına kıyasla %49’luk bir prim sunuyor ve anlaşmanın oldukça cazip bir teklif sunduğunu gösteriyor.

Prosus, yemek teslimat platformu Just Eat Takeaway’i satın alacak

Prosus’un gerçekleştirdiği bu satın alma, sadece finansal boyutuyla değil, aynı zamanda stratejik açıdan da büyük bir önem taşıyor. Just Eat Takeaway, 2000 yılında Jitse Groen tarafından kuruldu ve ilk olarak yerel restoranların menülerini dijital platformlarda erişilebilir hale getirmeyi amaçladı. Bugün ise Amsterdam merkezli bu şirket, dünya çapında 17 ülkede faaliyet gösteriyor ve 61 milyonun üzerinde müşteriye çevrimiçi yemek teslimatı hizmeti sunuyor.

Prosus, yemek teslimat platformu Just Eat Takeaway’i satın alacak.

Just Eat Takeaway, geniş bir müşteri kitlesine ve büyük bir işletme ağına sahip. Şirket, 731 bin işletmeyle ortaklık yaparak, büyük bir işbirliği ağı oluşturmuş ve bu ağ üzerinden milyonlarca müşteriye hizmet veriyor. Bu noktada şirket, Uber Eats, DoorDash, Deliveroo ve Glovo gibi büyük rakipleriyle doğrudan rekabet ediyor. Birleşik Krallık’ta lider konumda olan Just Eat Takeaway, 2023 yılı itibariyle 5.71 milyar dolar gelir elde etti ve bu da şirketin ne kadar güçlü bir pazar payına sahip olduğunu gösteriyor. Prosus’un Just Eat Takeaway’i satın alması, şirketin Avrupa’daki liderliğini daha da pekiştirmesine olanak tanıyacak. Ayrıca, Prosus’un global büyüme stratejisini güçlendirmesi ve Just Eat Takeaway’in uluslararası pazarlarda daha geniş bir etki alanı oluşturması bekleniyor.

Prosus, Birleşik Krallık, Almanya ve Hollanda gibi önemli pazarlarında kârlı operasyonlar yürütüyor ve bu deneyim, Just Eat Takeaway için büyük bir fırsat sunacak. Bu satın alma ile birlikte, Prosus’un uzmanlık alanındaki deneyim ve bilgi birikimi Just Eat Takeaway’in operasyonel verimliliğini artırarak, şirketin uzun vadeli büyüme hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak.

Tecno, dahili asistanı olan ilk akıllı gözlüğü tanıttı!

0

Tecno, 2025 MWC fuarında yeni nesil akıllı gözlüklerini tanıttı: Tecno AI Glasses ve Tecno AI Glasses Pro. Bu akıllı gözlükler, sektördeki ilk yapay zeka asistanına sahip gözlükler olarak dikkat çekiyor. Tecno, bu yeni ürünleriyle, akıllı gözlük teknolojisinin geleceğini şekillendirmeyi ve günlük hayatın daha etkileşimli hale gelmesini hedefliyor.

Tecno, dahili asistanı olan ilk akıllı gözlüğü görücüye çıkardı

Tecno AI Glasses serisi, kullanıcıların gözlüklerinin sap kısmına dokunarak Tecno Ella adlı yapay zeka asistanını aktif hale getirmelerini sağlıyor. Tecno Ella, kullanıcılara çeşitli komutlar vererek işlemler yapmalarını sağlıyor. Kullanıcılar, bu asistanı kullanarak not aldırma, hatırlatıcılar kurma, sesli mesaj göndermenin yanı sıra bir dizi başka işlemi de gerçekleştirebiliyor. Bu, akıllı gözlüklerin sadece gözlük olmakla kalmayıp, etkileşimli bir yardımcıya dönüşmesini sağlıyor.

Tasarım açısından, Tecno AI Glasses serisi, standart gözlüklerden büyük ölçüde farklı görünmüyor. Ancak dikkat çeken noktalardan biri, gözlüklerin sap kısmına entegre edilen bir kamera modülü. Tecno, bu kameranın özellikle artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerine odaklanıp odaklanmadığına dair henüz net bilgi vermemiş olsa da, teknolojinin geleceği hakkında ipuçları veriyor. Gözlüklerin tasarımı, günlük kullanımda rahatlık ve şıklık sunarken aynı zamanda işlevsellik de vaat ediyor.

Tecno AI Glasses Pro modeli, artırılmış gerçeklik (AR) ekranı ile donatılmış. Bu ekran, kullanıcıların çevreleriyle etkileşime girerken dijital öğelerle zenginleştirilmiş bir deneyim sunuyor. Bu özellik, özellikle oyun, eğitim ve ticaret gibi alanlarda büyük bir potansiyele sahip. Kullanıcılar, gözlüklerini takarak çevrelerinde görünen dijital objelerle etkileşimde bulunabilecek, böylece gerçek dünyaya sanal öğeler ekleyerek deneyimlerini zenginleştirebilecekler. Bu artırılmış gerçeklik ekranının yanı sıra, gözlüklerin sadece sesli komutlarla sınırlı olmayan bir etkileşim alanı sunduğu belirtiliyor.

Standart Tecno AI Glasses modeli, daha çok sesli iletişim ve yapay zeka asistanı ile etkileşime odaklanıyor. Bu modelde, kullanıcılar Tecno Ella asistanına sesli komutlar vererek günlük işler için kolayca yardımcı alabiliyorlar. Tecno’nun, sesli komutlarla sınırlı kalmayan, çok daha kapsamlı bir yapay zeka destekli etkileşim alanı yaratma hedefiyle bu teknolojiyi geliştirdiği anlaşılıyor.

Bağlantılı cihazlar açısından, Tecno AI Glasses ve Tecno AI Glasses Pro’nun akıllı telefonlarla uyumlu olması bekleniyor. Akıllı telefonlar üzerinden yönetilebilecek bu gözlükler, kullanıcıların akıllı telefonlarındaki uygulamalarla sorunsuz bir şekilde entegre olacak. Bu, gözlüklerin sadece bağımsız bir cihaz olmanın ötesinde, bir ekosistemin parçası olmasını sağlayacak. Bununla birlikte, gözlüklerin başka bir cihazla da uyumlu olacağı, örneğin, akıllı saatlerle birlikte kullanılabileceği tahmin ediliyor.

Tecno, bu gözlüklerin giyilebilir teknoloji pazarında önemli bir adım olduğunu ve kullanıcıların hayatlarını daha verimli ve etkileşimli hale getirmek için tasarlandığını vurguluyor. Tecno AI Glasses serisi, Google Glass’ın erken dönemlerinde yaşadığı sıkıntıların ardından akıllı gözlüklerin evriminde bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayabilir. Ancak, akıllı gözlüklerin günlük kullanımda ne kadar benimsenip benimsenmeyeceği, sadece teknolojiye değil, aynı zamanda kullanıcı alışkanlıklarına ve toplumsal kabul seviyesine de bağlı olacaktır.

Özetle, Tecno’nun yeni akıllı gözlükleri, geleneksel gözlüklerin ötesine geçerek, yapay zeka asistanları ve artırılmış gerçeklik gibi ileri düzey teknolojiler sunuyor. Bu özelliklerle, günlük yaşamı daha etkileşimli ve verimli hale getirmek hedefleniyor. Tecno AI Glasses ve Pro versiyonları, giyilebilir teknolojiler arasında daha kapsayıcı ve ileriye dönük bir deneyim vaat ediyor.

HBO Max, abone sayısında Disney+ ile arayı kapatıyor!

0

HBO Max, özellikle pazarlama stratejileri ve içerik çeşitliliği açısından zamanla büyük bir büyüme gösterdi. İlk dönemlerinde beklenen başarıyı elde edememiş olsa da, yıllar içinde marka bilinirliğini artırarak yeni pazarlara girdi ve bu sayede kullanıcı kitlesini genişletti. Bu stratejilerin meyvesini ise, son açıklanan verilere göre toplamda 116,9 milyon aboneye ulaşarak aldı.

HBO Max, abone sayısında Disney+ ile arayı neredeyse kapattı

Bu sayı, HBO Max’in sadece son çeyrekte 6,4 milyon yeni abone kazandığını gösteriyor. Platform, hızla büyüyen ve gelişen bir yapıya sahip, özellikle Türkiye gibi yeni pazarlara açılmasıyla bu büyümenin devam etmesi bekleniyor.

HBO Max’in abone sayısındaki artış, Disney+ ile arasındaki farkı hızla kapatmasını sağladı. Disney+, şu anda 124 milyon aboneye sahip ve bu fark oldukça küçülmüş durumda. Ancak, Disney+ son zamanlarda bir duraklama dönemi yaşarken, HBO Max’in büyüme ivmesi hız kazanmış görünüyor. Eğer bu trend devam ederse, HBO Max’in Disney+’ı kısa vadede geride bırakması mümkün olabilir. Bunun yanı sıra, Netflix ve Amazon Prime Video gibi platformlar, bu ikisinin gerisinde kalarak geniş abone kitlelerine ulaşmaya devam ediyor.

HBO Max’in Türkiye’ye resmen girecek olması da oldukça önemli bir gelişme. Warner Bros. Discovery, BluTV üzerinden içeriklerini Türkiye’ye sunarken, bu yaz sonunda BluTV’yi HBO Max’e dönüştürecek. Bu değişiklik, yerel içerikler ve dünya çapındaki popüler dizilerle Türk izleyicilerine daha geniş bir içerik yelpazesi sunacak ve platformun Türkiye pazarındaki rekabet gücünü artıracak. Bu adımlar, HBO Max’in küresel ölçekteki büyümesine büyük katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Lenovo, güneş enerjisiyle şarj olan bilgisayarını tanıttı!

Lenovo, Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) tanıttığı Yoga Solar PC ile güneş enerjisiyle şarj olabilen dizüstü bilgisayar konseptini duyurdu. Bu cihaz, dizüstü bilgisayarların pil ömrü sorununa yenilikçi bir çözüm sunarak, entegre edilen 84 güneş hücresinden oluşan paneli sayesinde güneş ışığını enerjiye dönüştürebiliyor.

Lenovo, güneş enerjisiyle şarj olan bilgisayarını görücüye çıkardı

Lenovo’nun verdiği bilgilere göre, doğrudan güneş ışığında sadece 20 dakikada bir saatlik video oynatma süresi sağlanabiliyor. Şu an sadece bir konsept olarak tanıtılsa da, Lenovo’nun geçmişte benzer konseptleri ticari ürünlere dönüştürdüğü göz önüne alındığında, Yoga Solar PC’nin gelecekte piyasaya çıkma olasılığı da bulunuyor.

Lenovo, güneş enerjisiyle şarj olan bilgisayarını görücüye çıkardı.

Yoga Solar PC, mobil çalışanlar ve gezginler gibi kullanıcılar için büyük avantaj sağlayabilecek bir cihaz. Güneş hücreleri, geleneksel silikon bazlı panellere kıyasla yüzde 24’ün üzerinde bir dönüşüm verimliliğine sahipken, perovskit katmanlı yeni nesil güneş panelleriyle karşılaştırıldığında biraz daha düşük verimlilik sağlıyor. Cihaz ayrıca, Lenovo’nun Dinamik Güneş Takip Sistemi ile kullanıcılara en verimli ışık açısını belirlemelerini sağlayarak maksimum enerji üretimini sunuyor.

Donanım tarafında ise Yoga Solar PC, Intel’in Lunar Lake işlemcisi, 32 GB RAM ve 1 TB depolama alanı gibi güçlü özelliklere sahip. 14 inç OLED ekranı, 15 mm kalınlığı ve 1.04 kg ağırlığı ile taşınabilirlik açısından dikkat çekiyor. Lenovo, ayrıca mevcut Yoga dizüstü bilgisayar kullanıcıları için harici bir güneş enerjisi kitini tanıttı. Bu kit, USB-C bağlantısı ile cihazları doğrudan şarj edebiliyor ve taşınabilir batarya ile enerjiyi depolayarak daha sonra kullanma imkânı tanıyor.

e-Taste sana gerçeklik ile tat duyusunu getiriyor

0

VR, görme ve duyma açısından inanılmaz derecede sürükleyicidir. Bununla birlikte geliştiriciler dokunma konusunda ilerleme kaydediyor. Hatta koku bile artık ortaya çıkmaya başlıyor. Bu, yalnızca son bir duyuyu bırakıyor. Sanal dünyaları tatmak isteyen olsun veya olmasın yeni bir cihaz artık bu son sınırı ele alıyor. Aslında, e-Taste sana gerçeklik deneyimi sunmayı hedefliyor.

e-Taste sana gerçeklik

Tat alma duyusu oldukça kişisel bir duygu. Sadece bir şeyi ağzınıza atmayı içerdiği için değil. Kişiden kişiye ve hatta lokmadan lokmaya büyük ölçüde değişir. İlk lokmada damağınızda dans eden şey, yemeğin sonunda mide bulandırıcı bir angaryaya dönüşür. e-Taste sana gerçeklik sunarak bu duyusal deneyimi dönüştürmeyi amaçlıyor.

Yiyeceğiniz yiyecek ile diliniz arasındaki karmaşık kimyayı dijital olarak yeniden yaratmak büyük bir zorluk. Ancak e-Taste sana gerçeklik sunan yeni bir cihaz bu konuda büyük bir adım atıyor. Önceki araştırmalar dili elektriksel ve termal sinyallerle zapt etmeyi ve insanları sıkıcı eski bir bardak suyun özelleştirilebilir bir kokteyl olduğunu düşünmeye kandırmak için renkli ışıklar ve kokular karıştırmayı denedi. Ohio State Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yeni çalışması farklı bir yaklaşım benimsiyor. Aslında yüzünüze aromalı kimyasallar pompalıyor.

Beş temel tadı ilişkili kimyasallara ayırarak, farklı yiyecekleri temsil edecek şekilde karıştırarak ve karışımı ağzınıza sıkarak başlıyor. Ekşi için sitrik asit, acı için magnezyum klorür ve umami için glutamat kullanılıyor.

Bu kimyasalların hepsi e-Taste cihazının içindeki kendi küçük kapsüllerinde bulunuyor. Farklı yiyecekleri simüle etmek için farklı kombinasyonlarda ve konsantrasyonlarda salınıyor. Örneğin, meyve suyu iki kısım tatlıya üç kısım ekşi olabilirken, kızarmış tavuk iki kısım umamiye bir kısım tuzlu olabilir.

Sanal yemeğinizi aldığınızda, e-Taste tarifi pişirir ve karışımın birkaç damlasını doğrudan dilinize bırakır. Araştırmacılar, tatların çevrimiçi bir bağlantı aracılığıyla uzaktan salınabileceğini bile gösterdiler; bu hem eğlenceli hem de gerçekten sinsi sonuçlar doğuruyor. Sonuç olarak, e-Taste sana gerçeklik sunarak sanal dünyalarla daha bütünleşmiş bir deneyim sağlıyor.

Volkswagen Scirocco, SUV modeliyle dönebilir mi?

0

Volkswagen’in efsanevi Scirocco modeli, otomobil dünyasında uzun yıllar boyunca sportifliği ve zarif tasarımıyla tanınan bir model oldu. Ancak 2017’de üretimi sona erdikten sonra, birçok otomobil sever bu modelin yeniden hayata dönmesini umut etti. Özellikle, markanın geçmişteki kült modellerinden birinin SUV formatında geri dönmesi fikri, otomotiv dünyasında büyük bir merak uyandırdı. Bununla birlikte, Volkswagen’in CEO’su Thomas Schäfer, bu konuda yapılan spekülasyonları sona erdirdi ve Scirocco’nun SUV olarak geri dönmeyeceğini duyurdu.

Volkswagen Scirocco’nun, SUV modeliyle döneceği iddia edilmişti

Schäfer, yaptığı açıklamada, Scirocco’nun “çok özel” bir model olduğunu ve eğer bir model, orijinal otomobilin DNA’sını güçlü bir şekilde yansıtmıyorsa, ona farklı bir isim verilmesi gerektiğini belirtti. Yani Scirocco’nun bir SUV olarak geri dönmesi fikri, markanın stratejisiyle uyuşmuyor. Scirocco, kompakt ve sportif bir model olarak özdeşleşmişken, onun bir SUV formatına dönüştürülmesi, modelin karakterinden uzaklaşılmasına yol açabilirdi. Bu da hem efsanevi Scirocco hayranlarını hayal kırıklığına uğratabilir, hem de yeni müşterilere ulaşmada başarısız olabilir.

Volkswagen’in SUV üretimindeki başarısı tartışmasız bir şekilde devam etmekte ve şirketin şu anki stratejisi, geçmişin başarılı modellerini modernize ederek pazara sunmak yerine, yeni nesil SUV’lere odaklanmakta. Scirocco’nun, SUV formatına dönüştürülmesi, geçmişteki sportif yapısından uzaklaşacağı için markanın imajına zarar verebilir. Diğer taraftan, bir SUV olarak Scirocco’nun sportif ruhunu ve performansını taşıyıp taşıyamayacağı da soru işareti olabilirdi. Bu noktada, Volkswagen’in Scirocco ismini farklı bir modelde kullanması daha mantıklı bir tercih olarak görünüyordu.

Bu noktada elektrikli bir Scirocco fikri de zaman zaman gündeme gelmişti. Elektrikli araçlara olan artan ilgi, birçok otomobil markasını eski modellerini elektrikli versiyonlarla yeniden piyasaya sürme fikrine yönlendirdi. Scirocco’nun da elektrikli bir versiyonunun çıkacağına dair beklentiler olmuştu. Ancak, bu konuda da bir gelişme olmamış ve böyle bir modelin üretileceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Bu durum, Scirocco hayranlarını hayal kırıklığına uğratmış olsa da, Volkswagen’in bu konuda herhangi bir somut adım atmadığı görülüyor.

Schäfer’in açıklamaları, markanın stratejisinin ne kadar belirgin olduğunu ve geçmişin ikonlaşmış modellerini daha dikkatli ele alacaklarını gösteriyor. Bu kararın, özellikle Scirocco’nun tarihi açısından önemli olduğunu söylemek mümkün. Gelecekte, Scirocco’nun yerini alacak yeni sportif modellerin mi yoksa tamamen farklı bir stratejinin mi uygulanacağı henüz belli olmasa da, Volkswagen bu efsanevi modelin ruhunu koruyarak, geçmişin başarısını geleceğe taşımaya devam edecek gibi görünüyor.

Apple, tüketiciyi yanılttığı iddiasıyla dava edildi!

0

Apple, çevreye yönelik iddiaları nedeniyle yeni bir davayla karşı karşıya kaldı. Kaliforniya’da açılan davada, şirketin Apple Watch Series 9 SE ve Apple Watch Ultra 2 modelleri ile ilgili “sıfır karbon salınımı” vaadinde bulunduğu, ancak bu vaadin yerine getirilmediği iddia ediliyor. Apple, ürünlerinin üretim süreçlerinin çevre dostu olduğunu ve sıfır karbon hedefini gerçekleştirdiğini belirtmişti. Ancak, bu ürünleri satın alan müşteriler, bu beyanların yanıltıcı olduğunu ileri sürerek dava açtılar.

Apple, tüketiciyi yanılttığı iddiasıyla mahkemelik oldu

Davaya konu olan iddiaların başında, Apple’ın Kenya’daki Chyulu Hills ve Çin’deki Guinan projelerinde karbon salınımını sıfırlama amacıyla yapılan ağaçlandırma çalışmalarının gerçekte vaat edilen çevresel hedeflere ulaşmadığı bulunuyor. Müşteriler, bu projelerin aslında Apple tarafından belirtilenin aksine, başlangıçtan önce zaten ağaçlandırılmış alanlarda gerçekleştirildiğini ve bu nedenle gerçek anlamda “karbon sıfır” hedefinin tutmadığını belirtiyorlar. Bu durum, Apple’ın çevre dostu taahhütleri hakkında şüphe uyandırıyor.

Apple, tüketiciyi yanılttığı iddiasıyla mahkemelik oldu.

Davada, Apple’ın yanıltıcı bildirimlerde bulunduğu ve bu yanlış bilgiler yüzünden müşterilerin yanıltıldığı savunuluyor. Müşteriler, Apple’ın bu iddiaları doğru şekilde bildirmemesi durumunda, bahsi geçen ürünleri satın almayacaklarını dile getiriyorlar. Ayrıca, davacı taraf, Apple’ın söz konusu ürünlerden “karbon sıfır” ibaresinin kaldırılmasını talep ediyor ve şirketin yanıltıcı çevre bildirimleri nedeniyle cezalandırılmasını istiyor. Şu ana kadar Apple, davayla ilgili herhangi bir açıklama yapmış değil.

Bu dava, Apple’ın çevrecilik adına yaptığı beyanların ne kadar şeffaf ve doğru olduğuna dair önemli bir soru işareti yaratıyor. Şirket, çevresel etkilerini sıfırlamayı hedeflerken, bu tür iddiaların doğruluğu konusunda daha dikkatli olmalı. Eğer dava müşterilerin lehine sonuçlanırsa, bu durum Apple’ın gelecekteki çevre taahhütlerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

Twitch’te para kazanmak daha kolay hale geliyor!

0

Twitch, yeni yayıncıların platformda para kazanmasını kolaylaştırmak amacıyla katı şartlarını kaldırarak daha kapsayıcı bir sisteme geçiş yapıyor. Şu ana kadar yayıncıların para kazanabilmesi için 50 takipçiye ulaşma, yedi farklı günde en az sekiz saat yayın yapma ve ortalama üç izleyiciye sahip olma gibi belirli gereklilikleri yerine getirmesi gerekiyordu.

Twitch’te para kazanmak daha kolay hale gelecek

Ancak 2025 itibarıyla bu şartlar ortadan kalkacak ve yayıncılar, platforma katıldıkları ilk günden itibaren Bits ve abonelikler gibi gelir araçlarına erişebilecekler. Bu değişiklik, içerik üreticilerine daha hızlı kazanç elde etme fırsatı sunarak platformun daha fazla yayıncıyı çekmesini sağlayacak. Twitch CEO’su, bu adımın içerik üreticilerini teşvik etmeyi ve topluluklarını büyütmelerine yardımcı olmayı hedeflediğini belirtiyor.

Twitch’te para kazanmak daha kolay hale gelecek.

Platform, yayıncılar için sadece para kazanmayı kolaylaştırmakla kalmayıp, kazançlarını doğrudan “Twitch içinde satın alımlar” yapmak için kullanmalarına olanak tanıyacak yeni bir özellik de sunacak. Ayrıca, iş birliklerini teşvik etmek amacıyla geliştirilen “Paylaşımlı Hype Train” ve “Paylaşımlı Abonelik Hedefleri” gibi özellikler, birden fazla yayıncının ortak yayın yaparak gelirlerini artırmasına yardımcı olacak. Mobil yayıncılık tarafında da önemli yenilikler planlanıyor. Yayıncılar, iş birliklerini yönetmek ve topluluklarıyla daha rahat iletişimde kalmak için Paylaşımlı Sohbet’i doğrudan mobil uygulamadan yönetebilecekler.

Twitch, izleyici deneyimini de geliştirmek için büyük değişikliklere hazırlanıyor. Yeni “Gelişmiş Yayıncılık” özelliği sayesinde kullanıcılar, hem yatay hem de dikey video akışı desteğinden faydalanabilecek. Ayrıca, platformda içerik keşfini kolaylaştırmak için Keşif ve Klipler akışları güncellenecek. Twitch CEO’su, izleyicilerin ilgilerini çeken içerikleri daha hızlı bulmalarını sağlamayı ve yayıncıların topluluklarını daha kolay büyütmelerine yardımcı olmayı amaçladıklarını belirtiyor. Tüm bu yenilikler, Twitch’in içerik üreticilerine daha fazla destek vermeyi ve platformda daha geniş bir kitleye hitap etmeyi hedeflediğini gösteriyor.

Uzayda 3D baskıyla üretilen ilk metal nesne Dünya’ya döndü!

Uzay araştırmalarında yeni bir kilometre taşı daha geride bırakıldı. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından yürütülen proje kapsamında, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) 3D yazıcı kullanılarak üretilen ilk metal nesne, bilimsel analizler yapılmak üzere Dünya’ya geri getirildi. Avrupa Uzay Araştırma ve Teknoloji Merkezi’nde (ESTEC) bulunan bu özel nesne, uzayda üretim teknolojilerinin geleceğini şekillendirebilecek potansiyele sahip. Uzayda 3D baskı teknolojisi kullanılarak metal nesnelerin üretilebilmesi, uzun süreli uzay görevleri açısından büyük bir önem taşıyor.

Uzayda 3D baskıyla üretilen ilk metal nesne Dünya’ya dönüş yaptı

Mikro yerçekimi ortamında metalin şekillendirilmesi ve işlenmesi, Dünya’daki üretim süreçlerinden oldukça farklı zorluklar içeriyor. Bu nedenle ESA mühendisleri ve bilim insanları, geri getirilen bu nesne üzerinde kapsamlı kalite testleri ve malzeme analizleri gerçekleştirecek. Bu çalışmaların temel amacı, sıfır yerçekimi ortamında üretilen metal nesnelerin, Dünya’da üretilen benzer nesnelerle hangi açılardan farklılık gösterdiğini anlamak. Yapılan ilk testlerin ardından benzer özelliklere sahip ikinci bir metal nesnenin de Dünya’ya getirilerek Danimarka Teknik Üniversitesi’ndeki bilim insanlarına teslim edilmesi planlanıyor.

ESA’nın uzayda üretim teknolojilerine yönelik bu projesi, yaklaşık bir yıl önce Airbus tarafından geliştirilen özel bir metal 3D yazıcının ISS’nin Columbus modülüne kurulmasıyla başladı. ESA astronotu Andreas Mogensen tarafından gerçekleştirilen kurulum sürecinin ardından ilk test baskıları kısa sürede başarıyla tamamlandı. İlk aşamada düz bir metal yüzey üzerine kıvrımlı bir “S” şekli basılarak yazıcının işlevselliği test edildi. Daha sonra tam boyutlu iki adet metal nesne üretildi ve bunlardan biri Dünya’ya geri getirilerek analiz edilmek üzere ESA bilim insanlarına teslim edildi. Metal 3D baskı süreci, plastik bazlı 3D baskıya kıyasla çok daha karmaşık bir teknik altyapıya sahip. Bu süreç yüksek sıcaklık gereksinimi, hassas soğutma koşulları ve özel atmosferik ortamlar gerektirdiği için uzayda uygulanabilirliği uzun yıllardır araştırılan bir konuydu. Mikro yerçekimi ortamında metal baskının başarılı bir şekilde tamamlanması, uzay mühendisliği açısından kritik bir gelişme olarak kabul ediliyor.

Bu teknolojinin önemi sadece bilimsel deneylerle sınırlı değil; aynı zamanda gelecekteki uzun süreli uzay görevleri için de büyük bir devrim niteliğinde. Uzay istasyonları ve gelecekte Ay ya da Mars’ta kurulması planlanan üslerde, gerekli yedek parçaların ve araçların yerinde üretilmesi büyük bir avantaj sağlayabilir. Uzaya taşınan her ekipman, maliyet ve lojistik açısından büyük bir yük oluşturduğundan, ihtiyaç duyulan bileşenlerin doğrudan üretilebilmesi, görevlerin sürdürülebilirliğini artırabilir. ESA’nın yürüttüğü bu proje, uzayda üretim tekniklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım olmanın yanı sıra, gelecekte bu tür teknolojilerin daha da ileriye taşınmasının önünü açıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak analizler, uzayda metal üretiminin potansiyel kullanım alanlarını belirlemeye ve bu teknolojinin geliştirilmesine yönelik yeni stratejiler oluşturulmasına yardımcı olacak.

Meta, deneysel Aria Gen 2 akıllı gözlüklerini tanıttı!

0

Meta, yapay zeka, robotik ve makine algısı gibi ileri teknoloji alanlarında araştırmaları desteklemek amacıyla geliştirdiği deneysel akıllı gözlüklerinin en yeni versiyonu olan Aria Gen 2’yi resmi olarak duyurdu. Şirket, bu gözlükleri özellikle akademik ve ticari araştırma laboratuvarlarına sunarak geleceğin bilgi işlem platformlarının şekillenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Aria Gen 2, önceki nesil Aria Gen 1 modeline kıyasla çok daha gelişmiş sensörler ve daha yüksek işlem kapasitesi sunarak, artırılmış gerçeklik ve yapay zeka destekli veri toplama alanlarında büyük bir ilerleme kaydediyor.

Meta, deneysel Aria Gen 2 akıllı gözlüklerini görücüye çıkardı

Meta’nın açıklamalarına göre, Aria Gen 2’nin en dikkat çekici özellikleri arasında geliştirilmiş sensör donanımı yer alıyor. Bu yeni nesil gözlükler, çevresel verileri daha hassas bir şekilde toplayarak, karmaşık hesaplamaları doğrudan cihaz üzerinde yapabilen özel çiplerle donatılmış durumda. Ayrıca, Aria Gen 2, kalp atış hızını ölçebilen bir sensöre sahip olmasıyla dikkat çekiyor ve kullanıcıların biyometrik verilerini analiz etmeye yardımcı oluyor. Cihazın en büyük avantajlarından biri de, uzun süreli kullanım için optimize edilmiş batarya kapasitesi sayesinde tek şarjla tüm gün boyunca çalışabilmesi. Böylece, araştırmacılar ve geliştiriciler, kesintisiz veri toplama ve analiz yapabilme imkanına sahip oluyorlar.

Meta, Aria Gen 2 ile yalnızca akademik çevrelere yönelik bir platform oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki akıllı gözlük teknolojilerinin temellerini de atmayı planlıyor. Şirket, tüketici pazarına yönelik olarak halihazırda Ray-Ban Meta akıllı gözlüklerini satışa sunmuş ve bu ürün yapay zeka destekli sesli asistan, fotoğraf çekme ve video kaydetme gibi özellikleriyle dikkat çekmişti. Bunun yanı sıra, Meta geçtiğimiz yıl Orion adlı artırılmış gerçeklik gözlüğü prototipini de tanıtarak, tam teşekküllü bir AR deneyimi sunacak gelecek nesil gözlükleri için çalışmalarına devam ettiğini göstermişti.

Aria Gen 2, Meta’nın uzun vadeli Project Aria girişiminin bir parçası olarak geliştiriliyor. Bu girişim, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin ilerletilmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. Meta, yeni gözlüklerin akademik kurumlar ve ticari araştırma laboratuvarları aracılığıyla dağıtılacağını belirtiyor. Şirket, bu sayede araştırmacıların, özellikle makine öğrenimi, çevresel algılama ve insan-bilgisayar etkileşimi gibi konular üzerinde daha ileri çalışmalar yapabilmesini sağlamayı hedefliyor. Ayrıca, Aria Gen 2 gözlükleri görme ve işitme engellilere yönelik çözümler geliştiren Envision gibi girişimlerle de entegre edilerek, sosyal fayda sağlayan projelerde kullanılabilecek.

Meta’nın yeni nesil akıllı gözlükleri, gelecekte daha gelişmiş yapay zeka uygulamalarına ve artırılmış gerçeklik tabanlı deneyimlere zemin hazırlıyor. Aria Gen 2, hem araştırma toplulukları için önemli bir araç hem de gelecekte tüketici odaklı akıllı gözlüklerin nasıl şekilleneceğine dair ipuçları veren bir prototip olarak değerlendiriliyor. Meta’nın uzun vadeli vizyonu doğrultusunda, bu tür giyilebilir teknolojilerin, günlük yaşamda dijital asistanların daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlama potansiyeli taşıdığı düşünülüyor.

WhatsApp, durum güncellemesine çıkartma ekleme imkanı tanıyor!

WhatsApp, Beta 2.25.5.20 güncellemesiyle birlikte kullanıcı deneyimini daha interaktif hale getirecek yeni bir özellik sunuyor. Son güncelleme kapsamında, durum güncellemelerine çıkartma fotoğrafları ekleme imkanı tanınarak, paylaşılan içeriklerin daha renkli ve kişiselleştirilmiş hale getirilmesi hedefleniyor. Bu özellikle birlikte kullanıcılar, durum güncellemeleri için yalnızca standart fotoğraf ve video paylaşımı yapmakla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda bu içeriklerin üzerine ekleyebilecekleri çıkartmalar sayesinde daha yaratıcı paylaşımlar oluşturabilecekler.

WhatsApp, durum güncellemesine çıkartma eklemenize imkan verecek

Geleneksel yöntemde kullanıcılar, fotoğraflarını veya videolarını doğrudan durum güncellemesi olarak paylaşmak zorundayken, yeni özellikle birlikte bunların üzerine çeşitli çıkartmalar yerleştirmek mümkün hale geliyor. Böylece, durum güncellemeleri sadece bir görsel paylaşım aracı olmaktan çıkarak, kullanıcıların kendilerini daha iyi ifade edebileceği bir platforma dönüşüyor. Çıkartma fotoğrafları özelliği, hem bireysel hem de işletme hesapları için içeriklerin daha dikkat çekici olmasını sağlayarak, kullanıcıların etkileşimini artırmayı amaçlıyor.

Google Play Store’da yayınlanan en yeni WhatsApp Beta 2.25.5.20 sürümü, bu özelliği ilk aşamada belirli beta test kullanıcılarına sunmuş durumda. Kullanıcılar, durum güncellemelerine ekleyebilecekleri çıkartmaları doğrudan WhatsApp’ın sunduğu düzenleme araçlarıyla özelleştirebilecekler. Çıkartmalar, durum güncellemelerinin üzerine serbestçe yerleştirilebilir ve konumlandırılabilir olacak. Bu sayede, kullanıcılar sadece görseller paylaşmak yerine, hikaye anlatımına katkıda bulunabilecek yaratıcı düzenlemeler yapabilecekler.

WhatsApp, bu özellik için kullanıcılarına geniş bir tasarım esnekliği sunmayı amaçlıyor. Mevcut bilgilere göre çıkartma olarak eklenebilecek öğeler, çeşitli şekil seçenekleriyle birlikte gelecek. Kullanıcılar, eklemek istedikleri görselleri dikdörtgen (yatay veya dikey), kare, daire, kalp ve yıldız gibi farklı formlarda düzenleyerek daha özgün paylaşımlar oluşturabilecekler. Bu farklı şekil seçenekleri, durum güncellemelerinde belirli temalara veya anlatım tarzlarına uygun düzenlemeler yapılmasına imkan tanıyacak. Örneğin, kullanıcılar romantik bir mesaj vermek istediklerinde kalp şeklindeki çıkartmaları kullanabilecek, belirli anlara vurgu yapmak için ise yıldız veya daire şekillerinden faydalanabilecekler.

Bu özellik, özellikle genç kullanıcılar ve içerik üreticileri için büyük bir avantaj sağlayabilir. Kendi benzersiz tarzlarını yaratmak isteyenler, durum güncellemelerini sadece metin ve görsel paylaşımlarının ötesine taşıyarak, WhatsApp üzerinden daha ilgi çekici hikayeler anlatabilecekler. Aynı zamanda, işletmeler de promosyon ve duyurularını daha etkili bir şekilde yapabilecekleri yeni bir görsel anlatım aracına sahip olacaklar.

WhatsApp’ın beta sürümünde test edilen bu özelliğin, ne zaman genel kullanıma açılacağı henüz netleşmiş değil. Ancak, test sürecinin başarılı olması durumunda, önümüzdeki haftalarda daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunulması bekleniyor. Özellikle sosyal medya platformlarının sürekli olarak daha fazla etkileşim odaklı içerikler geliştirdiği göz önüne alındığında, WhatsApp’ın bu yeni adımı, platformu daha dinamik hale getirme yolunda önemli bir yenilik olarak değerlendirilebilir.

Video düzenleme uygulaması Instagram Edits yakında geliyor!

Instagram’ın yeni video düzenleme uygulaması Edits’in lansmanı, orijinal planın yaklaşık iki hafta gerisine düşerek 31 Mart 2025 tarihine ertelendi. ByteDance’in popüler video düzenleme uygulaması CapCut’a rakip olması beklenen Edits, özellikle mobil cihazlarıyla video çekmeyi seven kullanıcıları hedefliyor. Uygulama, gelişmiş video düzenleme araçları sunarak içerik üreticilerinin daha profesyonel görünümlü videolar oluşturmasına olanak tanıyacak.

Video düzenleme uygulaması Instagram Edits yakında karşımıza çıkacak

Instagram CEO’su Adam Mosseri tarafından tanıtılan Edits, kullanıcılarına ilham vermeyi amaçlayan özel bir sekmeyle birlikte gelecek. Bu bölüm, içerik üreticilerinin yaratıcı süreçlerinde tıkandıklarında yeni fikirler keşfetmelerine yardımcı olacak. Ayrıca, videolar için projeleri organize edebilecekleri ve takip edebilecekleri ayrı bir sekme de sunulacak. Uygulama, yüksek kaliteli bir kamera ile donatılarak içerik üreticilerine daha iyi video çekim olanakları sağlayacak.

Video düzenleme uygulaması Instagram Edits yakında karşımıza çıkacak.

Sızdırılan ekran görüntülerine göre Instagram Edits, kullanıcılarına kapsamlı bir video düzenleme araç seti sunacak. Videoları kolayca kırpma, birden fazla klibi sorunsuz bir şekilde birleştirme, ses ve seslendirme ekleme, otomatik altyazılar oluşturma gibi özellikler uygulamada yer alacak.

Ayrıca, videolar doğrudan cihaza kaydedilebilecek ve çözünürlük, kare hızı, renk profili gibi gelişmiş ayarlarla özelleştirilebilecek. Üstelik uygulama, CapCut’tan farklı olarak filigransız video düzenleme imkânı sunacak. Tüm bu özelliklerle Instagram Edits, içerik üreticilerine daha fazla esneklik ve profesyonellik kazandırmayı hedefliyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ay’a ilk 4G/LTE ağı kurulacak! Peki nasıl?

Intuitive Machines şirketine ait Athena aracı, 52 yıl aradan sonra ABD’yi tekrar Ay’a taşıyan önemli bir misyon kapsamında uzaya fırlatıldı. SpaceX’in Falcon 9 roketiyle 26 Şubat’ta Florida’daki Space Coast’tan başarıyla havalanan Athena, yolculuğuna sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Görev sonunda, Ay’a ilk 4G/LTE ağı kurulması hedefleniyor. Uzayın derinliklerinde ilerlerken çektiği etkileyici görüntülerle dikkat çeken araç, Falcon 9’un üst kademesini ve muhtemelen diğer yükleri de karelerine dahil etti. NASA’nın Commercial Lunar Payload Services (CLPS) programı kapsamında yürütülen IM-2 misyonunun bir parçası olan bu görev, Ay yüzeyine dair bilimsel ve teknolojik verilerin toplanmasını hedefliyor.

Ay’a ilk 4G/LTE ağı kurulması planlanıyor

Athena, fırlatmanın hemen ardından Güneş panellerini açarak enerji toplamaya başladı ve Houston’daki kontrol merkeziyle istikrarlı bir bağlantı kurdu. Şu anda ana motor ateşlemeleri için hazırlık aşamasında bulunan aracın, 3 Mart’ta Ay yörüngesine girmesi ve 6 Mart’ta yüzeye iniş yapması planlanıyor. Athena’nın taşıdığı en önemli yüklerden biri, NASA’nın su buzu keşif aracı PRIME-1. Bu sistem, özel bir sondaj cihazı ve kütle spektrometresinden oluşuyor. Araştırmacılar, Athena’nın iniş yapacağı Ay’ın güney kutbu yakınlarında su buzu olup olmadığını belirlemeye çalışacak ve eğer varsa, bunun nasıl değerlendirilebileceğini araştıracak.

Görevin en dikkat çekici yönlerinden biri ise Ay’a ilk 4G/LTE ağının kurulacak olması. Nokia tarafından geliştirilen Lunar Surface Communication System (LSCS) sayesinde, Athena ile birlikte Ay’a iniş yapacak üç keşif aracı sürekli iletişim halinde olacak. Bu sistem sayesinde yüksek çözünürlüklü video, komuta ve kontrol mesajları ile sensör verileri güvenilir bir şekilde iletilebilecek. Colorado merkezli Lunar Outpost şirketinin geliştirdiği MAPP keşif robotu ve Intuitive Machines’in sıçrayarak hareket eden keşif aracı Grace, Ay yüzeyindeki araştırmalarını LSCS’nin sunduğu bağlantı imkânıyla sürdürecek. Artemis programı kapsamında astronotların ilerleyen yıllarda ziyaret etmeyi planladığı bu bölge, sürekli gün ışığı aldığı için gelecekteki keşifler için büyük bir avantaj sunuyor.

Intuitive Machines, geçtiğimiz yıl Odysseus adlı özel iniş aracıyla ABD’yi 1972’den sonra ilk kez Ay yüzeyine döndürmeyi başarmıştı. Ancak Odysseus, iniş sonrası yan yatarak belirli bir süre sonra işlevini yitirmiş ve görev süresi planlanandan kısa sürmüştü. Yine de bu görev, özel sektör tarafından gerçekleştirilen ilk başarılı Ay inişi olarak kabul edildi. Athena misyonu, Intuitive Machines’in bu alandaki çalışmalarını bir adım öteye taşıyarak, Ay yüzeyinde sürdürülebilir iletişim altyapısının kurulması yönünde önemli bir adım olacak.

Perplexity AI, 50 milyon dolarlık fon oluşturuyor!

Yapay zeka destekli arama motoru Perplexity AI, ABD merkezli tohum öncesi ve tohum aşamasındaki yapay zeka girişimlerini desteklemek amacıyla 50 milyon dolarlık bir fon oluşturdu. CNBC’ye konuşan kaynaklara göre, Perplexity AI bu fonun ana yatırımcısı olacak, ancak sermayenin büyük bir kısmı farklı ortaklardan sağlanacak. Fonun genel ortakları olarak erken aşama yatırımlarıyla tanınan f7 Ventures’ın yöneticileri Kelly Graziadei ve Joanna Lee Shevelenko görev alacak.

Perplexity AI, 50 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu

Perplexity AI’ın yaklaşık 80 bin geliştiriciden oluşan bir ağa sahip olduğu belirtilirken, şirketin bu sayede API ve uygulama arayüzünü kimlerin kullandığını takip edebildiği vurgulanıyor. Ayrıca girişimin kurucu ortakları ve yatırımcılarının da bu fona yatırım yaptığı, yatırımların bir kısmının hisse senedi şeklinde gerçekleştirildiği ifade ediliyor.

Perplexity AI, 50 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu.
Perplexity AI, 50 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu.

Perplexity AI, en son Aralık 2024’te 9 milyar dolar değerleme üzerinden 500 milyon dolar yatırım almıştı. Institutional Venture Partners liderliğinde gerçekleşen bu yatırım turu, şirketin sadece altı ay içinde değerlemesini üç katına çıkarmasını sağlamıştı.

Google gibi geleneksel arama motorlarına alternatif oluşturan Kaliforniya merkezli girişim, büyük dil modellerini kullanarak web’deki bilgileri kaynak göstererek sunuyor. 2024 yılı boyunca güçlü bir finansal büyüme kaydeden şirket, Ağustos ayında yıllık gelirini 35 milyon dolar olarak açıklamıştı. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Chegg, yapay zekalı arama özetleri nedeniyle Google’a dava açıyor!

ABD merkezli eğitim teknolojileri girişimi Chegg, Google’a, yapay zeka destekli arama özetlerinin trafiğini olumsuz yönde etkilediği ve şirketin gelir kaybına yol açtığı iddialarıyla dava açtı. Chegg, Google’ın arama sonuçlarına entegre ettiği yapay zeka özetlerinin, özellikle çevrimiçi eğitim içeriklerinin izlenme oranlarını ve dolayısıyla gelirlerini ciddi şekilde azalttığını savunuyor. Dava, Columbia Bölgesi ABD Bölgesi Mahkemesi’nde başlatıldı ve Google’ın arama sektöründeki tekel gücünü kötüye kullanarak üçüncü parti fikri mülkiyetini izinsiz şekilde kullandığına dair ciddi suçlamalar içeriyor.

Chegg, yapay zekalı arama özetleri nedeniyle Google’ı dava etti

Chegg, Google’ın yapay zeka modeli için eğitim veri seti oluştururken, çeşitli konu başlıklarında 135 milyon soru ve cevap içeren içerikleri kullanarak eğitim materyallerinden faydalandığını belirtiyor. Şirketin iddialarına göre, bu tür içerikler, Google’ın arama sonuçları özetlerine entegre edilerek, kullanıcıların doğrudan Chegg’in web sitesine yönelmesini engellemiş ve bu da şirketin çevrimiçi eğitim materyalleri için gelen trafiği olumsuz şekilde etkilemiş. Bu durum, Chegg’in gelir kaybına yol açmış ve şirketin çevrimiçi eğitim hizmetlerini pazarlama stratejilerini büyük ölçüde zora sokmuş.

Chegg, yapay zekalı arama özetleri nedeniyle Google’ı dava etti.
Chegg, yapay zekalı arama özetleri nedeniyle Google’ı dava ediyor.

Chegg CEO’su Nathan Schultz, konuya dair yaptığı açıklamada, Google’ın arama fonksiyonlarını kullanmak için kendi tescilli içeriklerini sağlamaya zorladığını vurguladı. Schultz, Google’ın Chegg’in içeriklerinden hiçbir ödeme yapmadan faydalandığını ve bu durumun şirketine ciddi zararlar verdiğini belirtti. Şirket, mahkemeden bu zararlarının karşılanması için tazminat talep ediyor ve Google’ın bu uygulamasının durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunuyor.

Chegg, Google’ın arama motorunun, çevrimiçi eğitim materyalleri gibi içeriklerin üzerine özetler ekleyerek, orijinal içerik sahiplerinin trafiğini düşürdüğünü ve bu şekilde bu içeriklerin daha az kullanıcı tarafından görülmesine neden olduğunu savunuyor. Şirket, Google’ın bu davranışının, piyasadaki tekel gücünü kötüye kullanarak, üçüncü parti içerik sahiplerinden fayda sağlamaya dayandığını ileri sürüyor. Bu davada, Chegg’in Google’a yönelik suçlamaları, 1890 tarihli Sherman Antitröst Yasası’nın birinci ve ikinci bölümlerine aykırılık teşkil ettiği yönünde.

Google sözcüsü, davaya ilişkin yaptığı açıklamada, şirketin savunmasını yapmaya hazır olduğunu belirtti. Sözcü, Google’ın söz konusu davada kendini savunacak ve Sherman Antitröst Yasası’na aykırı bir hareket etmediğini ileri süreceğini açıkladı. Bu dava, hem arama motoru devi Google’ı hem de çevrimiçi eğitim hizmetleri sağlayıcıları gibi sektör oyuncularını etkileyebilecek önemli bir hukuki mücadeleye dönüşebilir.

Kuantum girişimi Quantum Machines, 170 milyon dolar yatırım aldı!

Kuantum kontrol çözümleri sunan Quantum Machines, PSG Equity liderliğinde gerçekleştirilen Seri C yatırım turunda 170 milyon dolar yatırım aldı. Intel Capital ve Red Dot Capital Partners’ın da katıldığı bu tur, şirketin daha önce aldığı 93 milyon dolarlık yatırımı önemli ölçüde artırarak büyümesini hızlandıracak. Quantum Machines’in mevcut yatırımcıları arasında Samsung NEXT, Qualcomm Ventures, Alumni Ventures, Valor Equity Partners ve Battery Ventures gibi büyük isimler bulunuyor.

Kuantum girişimi Quantum Machines, 170 milyon dolar yatırım alıyor

Quantum Machines, kuantum hesaplama alanında faaliyet gösteren şirketler ve araştırma laboratuvarlarına kuantum kontrol çözümleri sunuyor. Şirketin verdiği bilgilere göre, dünya genelindeki kuantum hesaplama şirketlerinin yarısı Quantum Machines’in çözümlerini kullanıyor. Girişim, kuantum teknolojileri geliştirmek için gerekli ortam sıcaklığını ayarlayan sistemlerden kriyojenik kontrol mekanizmalarına kadar geniş bir çözüm yelpazesi sunuyor.

Kuantum girişimi Quantum Machines, 170 milyon dolar yatırım alıyor.

Ayrıca, farklı kübit teknolojilerine uygun oda sıcaklığı sistemleri, her QPU boyutuna uygun kontrol yazılımları, kullanıma hazır iş akışı kütüphaneleri ve güçlü darbe düzeyinde programlama teknolojileri de şirketin sunduğu hizmetler arasında yer alıyor.

Quantum Machines CEO’su Dr. Itamar Sivan, yaptığı açıklamada, şirketin kuantum alanında her ölçekten şirkete hizmet sunduğunu belirterek, “Büyük teknoloji firmalarından yeni kurulan kuantum bilgisayar girişimlerine, uluslararası laboratuvarlardan üniversitelere kadar geniş bir müşteri portföyüne sahibiz” dedi. Bu yeni yatırım, şirketin kuantum bilişim sektöründeki liderliğini güçlendirmesini ve yenilikçi çözümler geliştirmesini sağlayacak.

DeepSeek, kod depolarını açık kaynaklı hale getirecek!

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, beş kod deposunu tüm geliştiriciler ve araştırmacılar için açık kaynaklı hale getirmeyi planlıyor. Girişim, şeffaflık vaadi doğrultusunda, bu kod depolarını önümüzdeki hafta itibariyle tüm kamuya sunmayı hedefliyor. DeepSeek, açık kaynak teknolojisine daha fazla odaklanarak, yapay genel zekayı araştıran küçük ekibinin çalışmalarını tam şeffaflıkla paylaşacak. Bu bağlamda, DeepSeek, X platformunda yaptığı paylaşımda, gelecek haftadan itibaren beş depoyu açık kaynak olarak yayınlayacağını ve küçük ancak samimi ilerlemelerini herkese sunacaklarını belirtti.

DeepSeek, kod depolarını açık kaynaklı hale getirmeyi planlıyor

Kod depoları, geliştiricilerin yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan yazılım geliştirme sürecini incelemelerine ve bu sürece katkı sağlamalarına olanak tanıyacak dijital alanlar olarak tasarlanıyor. DeepSeek, özellikle V3 ve R1 modellerini açık kaynaklı ve değiştirilebilir şekilde sunarak, herkesin bu modellere ücretsiz erişimini sağlıyor. Bu hamle, şirketin son aylarda hızlı ve kritik bir yükseliş elde etmesine yardımcı oldu.

DeepSeek yapay zeka

DeepSeek, modellerin altındaki kodu, bu kodu oluşturmak için kullanılan verileri ve kodu geliştirme ile yönetme biçimini kamuoyuna duyurarak, şeffaflık vaadini bir adım daha ileriye taşıyor.

Şirket, yaptığı açıklamada, “Açık kaynak topluluğunun bir parçası olarak, paylaşılan her satırın yolculuğunu hızlandıran kolektif bir ivmeye dönüştüğüne inanıyoruz” dedi. DeepSeek, Fildişi kulelerine dayanmadan, sadece topluluk odaklı yenilikle ilerleyeceğini ve çok yakında daha fazla kilit açmanın geleceğini duyurdu. Bu yaklaşım, sektörün devleri olan OpenAI ve Anthropic gibi büyük şirketlerin, yapay zeka modellerini, depolarını ve verilerini özel tutmaya devam etmeleriyle tezat oluşturuyor. DeepSeek’in bu hamlesi, sektördeki diğer oyunculara da açık kaynak teknolojisinin gücünü gösterecek nitelikte.

Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini artırdı!

Akbank, dijitalleşme ve inovasyon alanındaki yatırımlarını genişleterek 2025 yılı için teknoloji bütçesini 315 milyon dolara çıkardı. Önceki yıla kıyasla %50 artış gösteren bu bütçeyle, son beş yılda gerçekleştirilen toplam teknoloji harcamalarının 1 milyar doları aşması bekleniyor. Banka, yapay zeka, servis bankacılığı ve bulut tabanlı dönüşüm gibi alanlara öncelik vererek, büyük dil modeli ve “Agentic AI” çözümleriyle bankacılık hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını aralamayı hedefliyor.

Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini 315 milyon dolara çıkarıyor

Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay, basın toplantısında yaptığı açıklamada, bankanın çevik, inovatif ve üretken bir yaklaşımla bankacılığın geleceğini şekillendirmeye odaklandığını belirtti. Bu kapsamda, müşteri deneyimini iyileştiren ve operasyonel süreçleri hızlandıran teknolojilere yatırım yaptıklarını vurguladı.

Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini 315 milyon dolara çıkarıyor.
Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini 315 milyon dolara çıkarıyor.

Dijital müşteri sayısını son dört yılda %89 artırarak 12.5 milyona ulaştıran Akbank, mobil bankacılık alanındaki büyümesini de sürdürüyor. Akbank Mobil uygulamasındaki etkileşim sayısı, ayda 700 milyonu aşmış durumda.

2025 itibarıyla devreye alınması planlanan “Agentic AI” teknolojisinin, otonom müşteri hizmetleri ve proaktif bankacılık çözümleri sunarak sektörde fark yaratması amaçlanıyor. Bununla birlikte, Akbank’ın duyurduğu teknoloji bütçesinin bir kısmı veri merkezi yatırımlarına ayrılacak. Ankara’da inşa edilen yeni veri merkezi ile bankanın dijital altyapısının çok daha güçlü ve güvenilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Intel, 100 milyar dolarlık tesisinin açılışını erteledi!

0

Intel, Ohio’daki büyük çip üretim tesisinin açılışını ertelediğini duyurdu. Başlangıçta 2025’te tamamlanması planlanan ilk aşamanın tamamlanma tarihi, 2030’a kadar ertelendi. Bu yeni takvime göre, üretim 2030 ile 2031 arasında başlayacak ve ikinci aşama ise 2031’de tamamlanarak operasyonlar 2032’de başlayacak. Şirket, yatırımlarını piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirmek adına inşaat sürecini yavaşlatırken, gerektiğinde hızlandırabileceğini belirtti. Intel, bu erteleme ile ilgili olarak belirsiz talep ortamını ve büyük yatırımların gerekliliğini gerekçe gösterdi. Başlangıçta 2025’te tamamlanması beklenen tesisin ilk modülünün tamamlanması, artık 2027-2028 yıllarına ertelenmişti, ancak şu an bu tarih bir kez daha ileriye atıldı.

Intel, 100 milyar dolarlık tesisinin açılışını resmen erteliyor

Ohio’daki tesisin toplam maliyetinin 100 milyar doları bulması bekleniyor. Bu tesis, yaklaşık 4 kilometrekarelik bir alanda inşa edilecek ve 8 yarı iletken üretim tesisiyle destek operasyonları için alanlar sağlayacak. İlk yatırım turu için 28 milyar dolar ayrıldığı belirtiliyor. Intel, bu tesisin gelişmiş üretim süreçlerini kullanmayı planlıyor ve ASML’nin son nesil High-NA EUV araçlarını kullanarak çip üretimi yapacak.

Intel, 100 milyar dolarlık tesisinin açılışını resmen erteliyor.

Tesisin tamamlanmasıyla, Intel, üretim süreçlerinde 14A ve 14A-E sonrası teknolojileri kullanmayı hedefliyor. Intel, bu yatırımın üretim kapasitesini artırmayı ve küresel çip üretimi pazarındaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Intel, son yıllarda büyük zorluklar yaşasa da, Ohio’daki bu tesisle gelecekteki üretim kapasitesini arttırmayı ve uzun vadede kârlılığa dönmeyi hedefliyor. Şirket, 2025-2028 yılları arasında sermaye harcamalarını azaltarak maliyetlerini kontrol etmeye çalışacak. Tesisin inşaatı şu anda önemli bir aşamaya gelmiş durumda. Yer altı temel inşaatı tamamlandı ve yer üstü inşaatı başladı. Ayrıca, 36 süper yük teslimatı ve büyük altyapı çalışmaları tamamlanmış durumda. Bu tesis, Intel’in çip üretimindeki geleceği açısından önemli bir rol oynayacak.