Akbank, dijitalleşme ve inovasyon alanındaki yatırımlarını genişleterek 2025 yılı için teknoloji bütçesini 315 milyon dolara çıkardı. Önceki yıla kıyasla %50 artış gösteren bu bütçeyle, son beş yılda gerçekleştirilen toplam teknoloji harcamalarının 1 milyar doları aşması bekleniyor. Banka, yapay zeka, servis bankacılığı ve bulut tabanlı dönüşüm gibi alanlara öncelik vererek, büyük dil modeli ve “Agentic AI” çözümleriyle bankacılık hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını aralamayı hedefliyor.
Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini 315 milyon dolara çıkarıyor
Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay, basın toplantısında yaptığı açıklamada, bankanın çevik, inovatif ve üretken bir yaklaşımla bankacılığın geleceğini şekillendirmeye odaklandığını belirtti. Bu kapsamda, müşteri deneyimini iyileştiren ve operasyonel süreçleri hızlandıran teknolojilere yatırım yaptıklarını vurguladı.
Akbank, 2025 yılı için teknoloji yatırımı bütçesini 315 milyon dolara çıkarıyor.
Dijital müşteri sayısını son dört yılda %89 artırarak 12.5 milyona ulaştıran Akbank, mobil bankacılık alanındaki büyümesini de sürdürüyor. Akbank Mobil uygulamasındaki etkileşim sayısı, ayda 700 milyonu aşmış durumda.
2025 itibarıyla devreye alınması planlanan “Agentic AI” teknolojisinin, otonom müşteri hizmetleri ve proaktif bankacılık çözümleri sunarak sektörde fark yaratması amaçlanıyor. Bununla birlikte, Akbank’ın duyurduğu teknoloji bütçesinin bir kısmı veri merkezi yatırımlarına ayrılacak. Ankara’da inşa edilen yeni veri merkezi ile bankanın dijital altyapısının çok daha güçlü ve güvenilir hale getirilmesi hedefleniyor.
Intel, Ohio’daki büyük çip üretim tesisinin açılışını ertelediğini duyurdu. Başlangıçta 2025’te tamamlanması planlanan ilk aşamanın tamamlanma tarihi, 2030’a kadar ertelendi. Bu yeni takvime göre, üretim 2030 ile 2031 arasında başlayacak ve ikinci aşama ise 2031’de tamamlanarak operasyonlar 2032’de başlayacak. Şirket, yatırımlarını piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirmek adına inşaat sürecini yavaşlatırken, gerektiğinde hızlandırabileceğini belirtti. Intel, bu erteleme ile ilgili olarak belirsiz talep ortamını ve büyük yatırımların gerekliliğini gerekçe gösterdi. Başlangıçta 2025’te tamamlanması beklenen tesisin ilk modülünün tamamlanması, artık 2027-2028 yıllarına ertelenmişti, ancak şu an bu tarih bir kez daha ileriye atıldı.
Intel, 100 milyar dolarlık tesisinin açılışını resmen erteliyor
Ohio’daki tesisin toplam maliyetinin 100 milyar doları bulması bekleniyor. Bu tesis, yaklaşık 4 kilometrekarelik bir alanda inşa edilecek ve 8 yarı iletken üretim tesisiyle destek operasyonları için alanlar sağlayacak. İlk yatırım turu için 28 milyar dolar ayrıldığı belirtiliyor. Intel, bu tesisin gelişmiş üretim süreçlerini kullanmayı planlıyor ve ASML’nin son nesil High-NA EUV araçlarını kullanarak çip üretimi yapacak.
Tesisin tamamlanmasıyla, Intel, üretim süreçlerinde 14A ve 14A-E sonrası teknolojileri kullanmayı hedefliyor. Intel, bu yatırımın üretim kapasitesini artırmayı ve küresel çip üretimi pazarındaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.
Intel, son yıllarda büyük zorluklar yaşasa da, Ohio’daki bu tesisle gelecekteki üretim kapasitesini arttırmayı ve uzun vadede kârlılığa dönmeyi hedefliyor. Şirket, 2025-2028 yılları arasında sermaye harcamalarını azaltarak maliyetlerini kontrol etmeye çalışacak. Tesisin inşaatı şu anda önemli bir aşamaya gelmiş durumda. Yer altı temel inşaatı tamamlandı ve yer üstü inşaatı başladı. Ayrıca, 36 süper yük teslimatı ve büyük altyapı çalışmaları tamamlanmış durumda. Bu tesis, Intel’in çip üretimindeki geleceği açısından önemli bir rol oynayacak.
Meta, yapay zeka alanındaki varlığını güçlendirmek amacıyla Meta AI için bağımsız bir uygulama çıkarmayı planlıyor. Şu anda yalnızca Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi Meta’nın mevcut uygulamaları üzerinden erişilebilen Meta AI, iddialara göre 2025’in ikinci çeyreğinde kendi başına bir uygulama olarak kullanıcılara sunulacak. Şirketin, bu hamleyle yapay zeka destekli dijital asistanını daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı ve sektördeki rekabet gücünü artırmayı hedeflediği belirtiliyor.
Meta, sohbet robotu için bağımsız bir uygulama çıkarmaya hazırlanıyor
Eylül 2023’te piyasaya sürülen Meta AI, aylık 700 milyondan fazla kullanıcıya hizmet veriyor ve metin tabanlı istemleri anlayıp yanıtlayabilmenin yanı sıra görsel içerik üretme yeteneğine de sahip. Yapay zeka sektöründeki yükselişle birlikte Meta AI, şirketin öncelikli projelerinden biri haline gelmiş durumda. Ocak ayında Meta, yapay zeka altyapısına 65 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıklamış, aynı dönemde Threads’te Meta AI’ın bağımsız bir uygulama olarak sunulması gerektiğini belirten bir kullanıcıya 💯 emojisiyle yanıt vererek bu fikri desteklediğini ima etmişti. Şirketin finans şefi Susan Li de ocak ayında yaptığı açıklamada, Meta’nın yapay zeka çalışmalarını “harika bir tüketici deneyimi” yaratmaya odakladığını ve zaman içinde ücretli abonelikler ile premium hizmetler sunarak gelir elde etmeyi planladığını belirtmişti.
Meta, sohbet robotu için bağımsız bir uygulama çıkarmaya hazırlanıyor.
Meta AI için bağımsız bir uygulama planı, yapay zeka sektöründe büyük ses getirdi. OpenAI CEO’su Sam Altman, CNBC’nin Meta’nın ChatGPT ile rekabet etmek için bağımsız bir Meta AI uygulaması çıkaracağını duyurduğu haberi alıntılayarak “Tamam, belki biz de sosyal medya çıkarırız” şeklinde esprili bir yanıt verdi. Bu açıklama, OpenAI ve Meta arasındaki rekabetin yeni bir boyuta taşınabileceğini gösteriyor.
Öte yandan Meta, şirket içi bilgilerinin basına sızdırılmasıyla ilgili yürüttüğü soruşturmanın ardından yaklaşık 20 çalışanını işten çıkardı. Şirket, çalışanlarına gizli bilgilerin paylaşılmasının politikalarına aykırı olduğunu hatırlattıklarını belirterek, “Yakın zamanda yaklaşık 20 çalışanın şirket dışına gizli bilgi sızdırdığı tespit edildiği için işine son verildi. Benzer vakaların ortaya çıkmasını bekliyoruz ve bu tür ihlallere karşı kararlılıkla hareket etmeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
Çin merkezli sosyal medya platformu TikTok, önümüzdeki beş yıl boyunca Tayland’da büyük çaplı bir yapay zeka veri merkezi kurmak amacıyla 8.8 milyar dolarlık dev bir yatırım gerçekleştirecek. Bangkok’ta düzenlenen bir etkinlikte, TikTok’un Kamu Politikaları Başkan Yardımcısı Helena Lersch tarafından duyurulan bu yatırım planı, Tayland’ın dijital altyapısını güçlendirme ve ülkeyi bölgesel bir teknoloji merkezi haline getirme hedefi taşıyor. Proje kapsamında, daha önce Tayland Yatırım Kurulu tarafından onaylanan ve 3.8 milyar dolarlık veri barındırma hizmetleri projesini de içeren geniş kapsamlı bir çalışma yürütülecek.
TikTok, Tayland’daki veri merkezine 8.8 milyar dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor
Yatırımın yönetimi TikTok’un Singapur merkezli birimi tarafından gerçekleştirilecek olup, veri merkezinin 2026 yılı itibarıyla tam kapasiteyle faaliyete geçmesi planlanıyor. Bu proje, Tayland’ın yapay zeka alanındaki yetkinliklerini artırmasının yanı sıra içerik üretimi ve insan kaynakları alanlarında da önemli gelişmelere kapı aralayacak. TikTok’un, özellikle Tayland’ın stratejik konumunu kullanarak Güneydoğu Asya’da daha güçlü bir dijital ekosistem oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor.
Tayland, son yıllarda uluslararası teknoloji şirketleri için giderek daha cazip bir yatırım noktası haline gelirken, Nvidia, Microsoft ve Apple gibi dev şirketler de bölgede veri merkezi yatırımları yaparak dijital ekonominin gelişimine katkıda bulunuyor. TikTok’un yeni yatırımı, bu süreci hızlandırarak ülkenin dijital dönüşümünü daha da ileriye taşıyacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Tayland Başbakanı Paetongtarn Şinavatra da konuyla ilgili olarak X hesabından yaptığı açıklamada, yatırımın Tayland’ın yapay zeka, içerik üretimi ve insan kaynakları yeteneklerini önemli ölçüde geliştireceğini vurguladı. Bu yatırımın, ülkenin bölgesel bir teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendirmesi ve uluslararası teknoloji devleriyle rekabet edebilir hale gelmesi açısından kritik bir dönüm noktası olacağı öngörülüyor.
Çin’in önde gelen teknoloji şirketlerinden Tencent, yapay zeka alanında büyük bir atılım yaparak, açık kaynaklı modelleriyle dikkat çeken DeepSeek’in popüler R1 modelinden daha hızlı yanıt verebilen yeni bir yapay zeka modeli geliştirdi. Hunyuan Turbo S adını taşıyan bu model, kullanıcılardan gelen istemlere bir saniyeden daha kısa sürede yanıt vererek, DeepSeek’in R1 modeline kıyasla çok daha hızlı bir performans sergiliyor.
Tencent, yepyeni bir yapay zeka modeli geliştiriyor
DeepSeek’in R1 modeli, yanıt vermeden önce belirli bir süre işlem yapması gerektiğinden, hız açısından Tencent’in yeni modeliyle rekabet etmekte zorlanıyor. Ancak, matematiksel hesaplamalar ve muhakeme yeteneği açısından bakıldığında, Hunyuan Turbo S’in DeepSeek’in en güncel modeli olan V3 ile başa baş bir performans sergilediği belirtiliyor.
DeepSeek’in kısa sürede elde ettiği büyük başarı, Silikon Vadisi başta olmak üzere küresel teknoloji ekosisteminin dikkatini Çin pazarına çevirmesine neden oldu. Özellikle açık kaynaklı yapay zeka sistemlerinin yükselişi, sektördeki normları yeniden şekillendirirken, Çinli şirketlerin rekabetçi hamleleri büyük bir ilgiyle takip edilmeye başlandı. DeepSeek’in R1 modeli, piyasaya sürüldükten sonra hızla popülerlik kazanarak, App Store’da en çok indirilen yapay zeka uygulamalarından biri haline geldi ve kısa sürede ChatGPT’yi geride bırakarak zirveye yerleşti. Ocak ayının sonunda ABD App Store’un en çok indirilen uygulaması olan DeepSeek, hem Çin içinde hem de küresel ölçekte yapay zeka ekosisteminde dönüştürücü bir rol oynamaya başladı.
Tencent’in yeni modelini duyurmasından önce, Çin’in bir diğer teknoloji devi Alibaba da yapay zeka alanındaki iddiasını güçlendirmek adına DeepSeek’in V3 modelini her açıdan geride bıraktığını öne sürdüğü Owen 2.5-Max isimli modelini tanıtmıştı. Alibaba’nın bu hamlesi, Çinli şirketler arasında yapay zeka alanında giderek artan rekabeti gözler önüne sererken, Tencent’in Hunyuan Turbo S modeliyle piyasaya giriş yapması, bu yarışın daha da kızışacağını gösteriyor. Çinli teknoloji devlerinin geliştirdiği yüksek performanslı yapay zeka modelleri, sektörün mevcut dinamiklerini değiştirirken, ABD ve diğer ülkelerdeki teknoloji şirketlerinin de bu gelişmelere nasıl yanıt vereceği merak konusu olmaya devam ediyor.
YouTube’un en büyük ve en etkili içerik üreticilerinden biri olan MrBeast, 367 milyon aboneye ulaşan kanalının yanı sıra medya ve gıda sektöründeki girişimlerini genişletmek için 5 milyar dolar değerleme üzerinden yatırım arayışına girdi. Gerçek adı Jimmy Donaldson olan fenomen, özellikle yüksek bütçeli yarışma videoları, geniş çaplı bağış kampanyaları ve izleyicilerin ilgisini çeken konsept içerikleriyle YouTube’un zirvesindeki isimlerden biri haline geldi. Yalnızca dijital platformlarda içerik üretmekle kalmayarak iş dünyasına da adım atan Donaldson, MrBeast Burger adlı restoran zinciri ve Feastables markasıyla çikolata sektörüne de giriş yaptı.
MrBeast, medya şirketi için 5 milyar dolar değerlemeyle yatırım arayışında
Donaldson, sahip olduğu medya ve gıda şirketlerini büyütmek için MrBeast LLC adı altında bir holding şirketi kurarak finansman arayışına başladı. Bu kapsamda çeşitli finans kuruluşları ve iş insanlarıyla yatırım görüşmeleri yürüttüğü belirtilirken, sürecin henüz erken aşamada olduğu ve hangi yatırımcıların dahil olacağının netleşmediği ifade ediliyor. MrBeast’in daha önce New York merkezli alternatif varlık yönetim şirketi Alpha Wave Global’den yatırım aldığı biliniyor. Şimdi ise yıllık yaklaşık 400 milyon dolar gelir elde eden holding yapısını daha da güçlendirmek için birkaç yüz milyon dolarlık yeni bir yatırım sağlamayı hedefliyor.
Kariyerine YouTube’da içerik üreterek başlayan Donaldson, zaman içinde dijital platformların çok ötesine geçerek farklı sektörlerde faaliyet göstermeye başladı. MrBeast Burger, başlangıçta hayalet mutfak modeliyle faaliyet gösteren ve dünya çapında binlerce noktaya ulaşan bir restoran zinciri haline gelirken, Feastables markası ise çikolata ve atıştırmalık ürünleriyle geniş bir müşteri kitlesine hitap etmeye başladı. Bu girişimleriyle geleneksel iş dünyasında da etkili bir isim haline gelen Donaldson, medya ve gıda sektöründeki projelerini bir adım öteye taşımak için sermaye artırımı yapmayı amaçlıyor.
Kendi servetinin 550 milyon dolar seviyesinde olduğu tahmin edilen MrBeast, YouTube’daki başarısını iş dünyasına da taşıyarak küresel çapta bir marka yaratma yolunda ilerliyor. Genişleyen iş hacmi ve sürekli büyüyen takipçi kitlesiyle, yeni yatırım turunun hem medya hem de gıda sektöründe büyük ölçekli genişlemelere zemin hazırlaması bekleniyor.
Microsoft’un Windows 11 işletim sistemi, kullanıcı sayısını artırmaya devam ediyor ve Şubat 2025 itibariyle pazar payı, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Statcounter gibi üçüncü taraf hizmetlerin sağladığı verilere göre, Windows 11’in dünya çapındaki pazar payı %38’e ulaşmış. Bu oran, işletim sisteminin Ekim 2021’de piyasaya sürülmesinin ardından dört yıldan fazla bir sürede elde edildi. Windows 10 ise, aynı oranı yalnızca iki yıl içinde aşmayı başarmıştı. Ancak, Windows 11’in pazar payındaki artış, özellikle Windows 10’un desteğinin sonlandırılacak olmasıyla paralel bir şekilde ivme kazanmış durumda.
Windows 11’in pazar payı tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı
Windows 10’un destek süresi 14 Ekim 2025’te sona erecek ve ardından kullanıcılar, yalnızca ücretli güncellemeler alabilecekler. Bu durum, özellikle işletim sistemi kullanıcılarını Windows 11’e geçiş yapmaya teşvik ediyor. 14 Ekim 2025’ten sonra, Windows 10 kullanıcıları için güvenlik güncellemeleri ve teknik destek sağlanmayacak. Bunun yerine, kullanıcılar ücretli güncellemeler almak için Windows 11’e geçmek zorunda kalacaklar.
Windows 11’in dünya çapındaki popülaritesi, özellikle bazı bölgelerde daha belirgin hale geldi. Örneğin, İngiltere gibi bazı ülkelerde Windows 11, Windows 10’u geride bırakarak daha popüler bir hale geldi. Bu, kullanıcıların yeni işletim sistemine daha hızlı adapte olduklarını ve Microsoft’un sunduğu yenilikleri benimsediklerini gösteriyor.
Bir diğer önemli etken, oyun sektörü. Steam gibi oyun platformlarında, Ocak 2025 istatistiklerine göre, Windows 11’in pazar payı %55,38’e yükseldi. Bu, oyun severlerin de büyük bir kısmının Windows 11’i tercih ettiğini ve daha yeni işletim sistemine geçişi hızlandırdığını gösteriyor. Özellikle, oyunlarda daha iyi performans ve yenilikçi özellikler sunan Windows 11, oyuncular için cazip bir seçenek haline geldi.
Windows 11’in pazar payındaki artışın, Microsoft’un işletim sistemi politikalarıyla doğrudan bir bağlantısı var. Windows 11, kullanıcıların daha verimli çalışabilmesi için tasarlanmış bir dizi yeni özellik ve kullanıcı dostu yenilik sunuyor. Ancak, bu artış aynı zamanda Windows 10’un resmi desteğinin sona ermesinden kaynaklanan bir zorunluluk da oluşturuyor. 14 Ekim 2025’te Windows 10 desteğinin sona ermesiyle birlikte, Microsoft kullanıcılarının çoğunun Windows 11’e geçmesi bekleniyor.
Sonuç olarak, Windows 11’in pazar payı her geçen gün artarken, işletim sisteminin geleceği oldukça parlak görünüyor. Kullanıcılar, Microsoft’un yeni özellikleri ve desteğiyle daha hızlı ve verimli bir deneyim elde ederken, eski sürümlere bağlı kalanlar ise gelecekte ücretli güncellemelerle karşılaşacaklar. Bu nedenle, Windows 10 kullanıcılarının geçiş yapması, 2025 sonrasında sorun yaşamamaları için önem arz ediyor.
Almanya, nükleer füzyon enerjisinde rakiplerine meydan okuyarak temiz ve sınırsız enerji üretimi için önemli bir adım atmış durumda. Almanya merkezli Proxima Fusion, geliştirdiği “Stellaris” isimli füzyon reaktör tasarımını bilim dünyasıyla paylaştı. Bu tasarım, nükleer füzyon teknolojisinde önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. Proxima Fusion, Stellaris tasarımını açık kaynak olarak yayımlayarak Batı’daki, Çin ve Rusya gibi ülkelerdeki bilim insanlarının da bu teknolojiyi incelemesine olanak tanıdı.
Almanya, yeni nesil “stellaratör” füzyon reaktörünün tasarımını paylaştı
Füzyon reaktörleri, geleneksel nükleer enerji santrallerinden farklı olarak hafif atom çekirdeklerini birleştirerek enerji açığa çıkarıyor. Bu süreçte karbon emisyonu ya da radyoaktif atık üretimi söz konusu olmuyor. Ancak füzyon reaktörlerinin stabil bir şekilde uzun süre çalıştırılması, bilim insanları için en büyük zorluklardan biri oldu.
Bu bağlamda füzyon reaktörlerine yönelik farklı tasarımlar geliştirilse de, en yaygın olarak tokamak ve stellaratör tasarımları öne çıkıyor. Tokamaklar elektromıknatıslar ve iç akımlar kullanırken, stellaratörler yalnızca güçlü mıknatıslarla çalışıyor. Stellaratör tasarımı, mühendislik açısından daha karmaşık olsa da daha uzun süreli çalışmayı ve daha az bakım gereksinimini beraberinde getiriyor.
Proxima Fusion, bu alandaki en gelişmiş stellaratör prototipini geliştiren Max Planck Plazma Fiziği Enstitüsü’nün bir yan kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. Stellaris tasarımında, enerji çıktısından ödün vermeden daha küçük yıldızlaştırıcılar inşa edebilmek için yüksek sıcaklıkta süper iletken (HTS) teknolojisi kullanılarak daha güçlü manyetik alanlar elde ediliyor. Bu sayede daha verimli enerji üretimi sağlanabiliyor. Proxima Fusion, bu tasarımın 2031 yılına kadar Alpha adlı demo santraliyle gerçeğe dönüşmesini hedefliyor ve başarılı olursa, nükleer füzyon enerjisinin 2040’lı yıllarda ticari elektrik şebekelerine güç sağlamaya başlayabileceği öngörülüyor.
Caviar markası, lüks akıllı telefon tasarımlarıyla tanınan bir isim olarak, Samsung Galaxy S25 Ultra’yı özel bir versiyonla tasarlayarak teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekiyor. Bu özel sürüm, Galaxy S25 Ultra Viper adıyla piyasaya çıkacak ve yalnızca bir adet üretileceği için büyük bir koleksiyon değeri taşıyacak. Tasarım, popüler aksiyon filmi serisi John Wick’e göndermede bulunan unsurlarla süslenmiş, bu da telefonu sadece teknoloji tutkunları için değil, aynı zamanda film severler için de cazip kılıyor.
Samsung Galaxy S25 Ultra Viper, yalnızca 1 adet üretiliyor
Telefon, havacılık sektöründe kullanılan titanyum alaşım ile kaplanmış ve bu da hem dayanıklılığını artıran hem de ona lüks bir görünüm kazandıran bir malzeme tercihi. Ayrıca, 24 ayar altın kaplama detaylarla zarif bir tasarıma sahip. Ancak telefonun en dikkat çekici öğesi, John Wick serisindeki efsane tabanca motifi. Tabanca, telefonun arka kısmına ustaca işlenmiş. Bu motif, hem filmin ikonik silahına duyulan saygıyı hem de teknolojiyi birleştiren bir tasarım anlayışını yansıtıyor.
Telefonun arkasında yer alan tabanca motifinin kabzasında ise, John Wick karakterinin filmlerindeki geri sayımı simgeleyen bir altın kum saati motifi bulunuyor. Bu detay, filmdeki kritik anlara atıfta bulunarak, sadece bir telefon değil, aynı zamanda bir sanat eseri olarak tasarlanmış.
Galaxy S25 Ultra Viper’ın donanımında herhangi bir değişiklik bulunmuyor. Caviar, telefonun temel donanımını koruyarak, yalnızca tasarımına odaklanmış. Bu modelde, MediaTek Dimensity 9300 işlemci, 12 GB RAM, 5000 mAh batarya ve 6,8 inç QHD+ Dynamic AMOLED ekran gibi özellikler yer alacak. Yani telefonun performansı, Galaxy S25 Ultra’nın orijinal özellikleriyle birebir aynı olacak. Ancak, lüks tasarım ve sınırlı üretim nedeniyle fiyatı oldukça yüksek tutulmuş. Galaxy S25 Ultra Viper, 9000$’lık bir fiyat etiketine sahip olacak.
Caviar, bu benzersiz model için kişisel başvurular aracılığıyla sipariş alacak. Bu, sadece gerçekten bu özel tasarımı isteyen bir kişinin bu telefona sahip olabileceği anlamına geliyor. Bir adet üretilecek olan bu model, yalnızca şanslı bir koleksiyoncuya veya teknoloji meraklısına ulaşacak. Bu, Galaxy S25 Ultra Viper’ı daha da değerli ve eşsiz kılıyor, çünkü sadece bir adet olacak ve kimse aynı telefona sahip olamayacak.
Sonuç olarak, Caviar’ın Galaxy S25 Ultra Viper modeli, Samsung’un amiral gemisi telefonunun yüksek kaliteli malzemelerle donatılmış, sinema dünyasına selam gönderen lüks bir versiyonu olarak öne çıkıyor. Film dünyasına olan bu ilginç bağ ve sadece bir tane üretilmesi, bu telefonu gerçek bir koleksiyon parçası haline getiriyor. 9000$’lık fiyatı ve benzersiz tasarımıyla, bu telefon teknolojiyi ve sanatı bir araya getirerek telefon koleksiyoncuları ve John Wick hayranları için unutulmaz bir fırsat sunuyor.
Samsung, bütçe dostu telefonlarına uzun süreli yazılım desteği sunma stratejisini genişletmeye devam ediyor. Şirket, Galaxy M16 5G modelinin 2030 yılına kadar 6 nesil Android işletim sistemi güncellemesi ve 6 yıl boyunca güvenlik yamaları alacağını duyurdu.
Samsung, uygun fiyatlı telefonuna 6 yıl güncelleme desteği sunacak
Bu, uygun fiyatlı bir model için oldukça dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Samsung, amiral gemisi Galaxy S24 serisi için hâlâ Android 15 tabanlı One UI 7 güncellemesini test ederken, Galaxy M16 5G gibi bazı yeni telefonlar doğrudan One UI 7 ile satışa sunuluyor. Ancak bu model, kutudan One UI 6.1 ile çıkmasına rağmen, şirketin verdiği uzun vadeli güncelleme desteği sayesinde en az Android 21 sürümüne kadar yükseltilebilecek. Şirketin bu hamlesi, özellikle uzun yazılım desteğine önem veren kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlarken, giriş seviyesinde rekabeti de kızıştıracak gibi görünüyor.
Galaxy M16 5G, donanım açısından da dikkat çekici özellikler sunuyor. Cihaz, MediaTek’in Dimensity 6300 5G işlemcisinden güç alıyor ve 6 GB ile 8 GB RAM seçenekleri sunuyor. 6.7 inç büyüklüğündeki FHD+ çözünürlüğe sahip Super AMOLED ekran, 90 Hz yenileme hızı ile akıcı bir görüntü deneyimi sağlıyor. Batarya kapasitesi 5000 mAh olarak belirlenen telefon, uzun pil ömrüyle günlük kullanımı rahatça karşılayabilecek bir performans vadediyor. Kamera tarafında ise 50 MP ana kamera, 5 MP ultra geniş açılı kamera ve 2 MP makro kamera içeren üçlü arka kamera kurulumu bulunuyor.
Ön tarafta ise 13 MP’lik bir selfie kamerası yer alıyor. Güvenlik açısından ise yan tarafa konumlandırılmış bir parmak izi okuyucu ile donatılmış. Samsung’un Galaxy M16 5G için sunduğu yazılım desteği, genellikle amiral gemisi seviyesinde görülen bir ayrıcalık olduğundan, bu modelin uygun fiyat segmentinde daha fazla kullanıcı tarafından tercih edilmesini sağlayabilir.
YouTube Music, kullanıcılarının dinledikleri albümlere benzer yeni albümleri keşfetmelerine yardımcı olacak yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Bu özellik, albüm sayfalarına eklenmesi planlanan bir “Önerilen” karuseli şeklinde olacak ve bu karusel, aynı sanatçıya ait diğer albümlerle birlikte, benzer türlerdeki albümleri de gösterecek. Şu anda bu özellik, yalnızca birkaç kullanıcıyla test ediliyor ve yaygın olarak kullanılabilir durumda değil.
YouTube Music, bu yeniliği ile kullanıcı deneyimini iyileştiriyor
YouTube Music, müzik zevkinize göre yeni şarkılar keşfetmek için oldukça başarılı bir algoritma kullanıyor. Uygulama, şarkı, sanatçı ve albüm önerilerinin yanı sıra, ana sayfada yer alan küratörlü çalma listeleriyle de size yeni favori müziklerinizi bulma kolaylığı sağlıyor. Şimdi ise, YouTube Music, dinlediğiniz albüme benzer diğer albümleri bulmanızı kolaylaştıracak yeni bir özellik üzerinde testler yapıyor.
YouTube Music’in Android cihazlardaki son kararlı sürümünde, bir albümü kaydırırken, aynı albümün diğer versiyonlarını gösteren bir karusel yer alıyor. Ancak Reddit’teki bir kullanıcı raporuna göre, uygulama bu karuselde albüm önerileri göstermeye başlayabilir. Karusel, albüm sayfasının alt kısmında yer alıyor ve şu an “Diğer versiyonlar” yerine “Önerilen” etiketiyle benzer albümleri gösteriyor. Bu karuselde, aynı sanatçıya ait bir başka albüm ile aynı türdeki diğer albümler yer alıyor. Bu güncellenmiş karusel, daha faydalı bir özellik sunuyor ve birçok kullanıcının bu değişikliği memnuniyetle karşılayacağı kesin.
Maalesef, bu “Önerilen albümler” karuseli şu an geniş bir kullanıcı kitlesiyle sunulmuyor. Bizim cihazlarımızda bulunmayan bu özellik, YouTube Music’in değişikliği küçük bir kullanıcı grubuyla test ettiği ve daha geniş bir kitleye sunulmadan önce deneme sürecinde olduğu izlenimini yaratıyor.
Xiaomi, akıllı hoparlör pazarında yeni bir hamle yaparak Xiaomi Smart Speaker Pro modelini tanıttı. Bu cihaz, gelişmiş yapay zekâ özellikleri ve güçlü ses performansı ile dikkat çekiyor. Xiaomi Smart Speaker Pro, Super Xiao AI ses asistanı ile donatılmış ve kullanıcılar ile doğal bir şekilde iletişim kurabiliyor. Üçlü mikrofon yapısı, cihazın komutları daha doğru bir şekilde almasını ve daha akıcı bir etkileşim sunmasını sağlıyor. Bu özellik, özellikle kullanıcıların daha kompleks komutlar vermesini kolaylaştırıyor. Ayrıca, cihaz Xiaomi ekosistemindeki diğer akıllı cihazlarla uyumlu çalışabiliyor, yani kullanıcılar hoparlörü yalnızca sesli komutlarla değil, aynı zamanda diğer Xiaomi ürünlerini kontrol etmek için de kullanabiliyor.
Xiaomi, yeni nesil akıllı hoparlörünü görücüye çıkardı
Xiaomi Smart Speaker Pro’nun ses donanımı da oldukça dikkat çekici. 12W çıkış gücüne sahip ve 2.5 inçlik tam boy sürücü ile birlikte gelen hoparlör, çift pasif radyatör sayesinde güçlü ve dengeli bir ses deneyimi sunuyor. Bu özellik, kullanıcıların zengin baslar ve net tizler arasında iyi bir denge kurmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, iki hoparlör birbirine bağlandığında stereo ses elde edilebiliyor, bu da müzik dinlerken daha kapsamlı ve zengin bir ses deneyimi sağlıyor.
Bağlantı seçenekleri de oldukça geniş. Bluetooth 5.0 ve çift bant Wi-Fi desteğiyle, hoparlör stabil bir bağlantı sunuyor. Bu sayede kullanıcılar, cihazı farklı bağlantı türleri üzerinden sorunsuz bir şekilde kullanabiliyor. Hoparlör ayrıca LED şerit ışıklarıyla donatılmış, bu şerit müzikle senkronize olarak ışık sekansları oluşturuyor ve aynı zamanda bildirim ışığı olarak da kullanılabiliyor.
Xiaomi Smart Speaker Pro, sunduğu özellikler ve kaliteli ses çıkışı ile fiyat/performans açısından oldukça çekici bir seçenek sunuyor. 41 dolar gibi uygun bir fiyat etiketine sahip olan bu hoparlör, özellikle akıllı ev sistemlerine sahip olan ve kaliteli ses deneyimi arayan kullanıcılar için ideal bir ürün olabilir. Xiaomi’nin bu yeni hoparlörü, akıllı ev cihazlarına entegre olabilme yeteneği ile geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi amaçlıyor.
Realme, akıllı telefon pazarındaki iddialı hamlelerine devam ederken, MWC 2025 fuarında tanıtacağı yeni amiral gemisi telefonu Realme Ultra ile büyük bir çıkış yapmayı hedefliyor. Bu telefon, özellikle kamera özellikleriyle öne çıkacak. Kamera konusunda Realme, profesyonel düzeyde bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Realme Ultra, Sony’nin özel olarak geliştirdiği 1 inçlik LYT-900 CMOS sensörü ile donatılmış. Bu sensör, daha fazla ışık toplama kapasitesine sahip olup, düşük ışık koşullarında bile yüksek kaliteli fotoğraflar çekmeye imkân tanıyor. Profesyonel fotoğrafçılıkta kullanılan büyük sensör boyutları, daha net ve detaylı görüntüler elde edilmesini sağlar, bu da Realme Ultra’yı fotoğraf meraklıları için cazip bir seçenek haline getiriyor.
Realme Ultra modeli, değiştirilebilir lensler ile geliyor
Telefonun en dikkat çekici özelliklerinden biri ise değiştirilebilir lens sistemi. Bu özellik, Realme Ultra’yı akıllı telefonlar arasında eşsiz kılacak. 10x optik zoom yapabilen lens, 73-234mm odak uzunluğuna sahip ve f/1.4-1.5 açıklık aralığına sahip. Bu lens, özellikle uzak mesafedeki objelere yakınlaşmak için ideal bir özellik sunuyor. Optik zoom, dijital zoom’un aksine, görüntü kalitesini bozmadan yakınlaştırma yapabilme imkânı sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar, nesneleri kayıpsız bir şekilde yakından görüntüleyebilecek. Ayrıca, lensin f/1.4-1.5 açıklık aralığı, düşük ışık koşullarında bile net ve keskin fotoğraflar çekilmesini mümkün kılacak, bu da özellikle gece çekimlerinde büyük bir avantaj sağlayacak.
Hyperimage+, telefonun kamera performansını daha da geliştiren gelişmiş bir yapay zeka algoritması olarak karşımıza çıkıyor. Bu teknoloji, çekim sırasında daha iyi detaylar, renk doğruluğu ve netlik elde edilmesini sağlamak için fotoğrafları gerçek zamanlı olarak işliyor. Hyperimage+ algoritması, özellikle zorlu çekim koşullarında (örneğin, yüksek kontrastlı veya düşük ışıklı ortamlarda) fotoğrafın daha fazla detayı yakalamasına yardımcı olacak. Ayrıca, RAW 10-bit desteği sunarak, fotoğrafçılara daha geniş bir renk yelpazesi ve daha fazla düzenleme imkânı tanıyacak. RAW formatı, fotoğrafların işlenebilirliğini artırarak profesyonel fotoğrafçılar için çok önemli bir özellik haline geliyor.
Realme Ultra, bu teknolojileri bir araya getirerek, sadece genel kullanıcılar için değil, aynı zamanda profesyonel fotoğrafçılar ve içerik üreticiler için de cazip bir seçenek olmayı amaçlıyor. Xiaomi’nin geçtiğimiz yıllarda tanıttığı Xiaomi 12S Ultra ile benzer bir konsepti benimsemiş olsa da, Realme’nin bu telefonu piyasaya çıkarıp çıkarmayacağı henüz kesin değil. Xiaomi’nin örneği, özellikle bu tür yenilikçi teknolojilerin pazarda nasıl karşılık bulduğunu görmek açısından önemli. Ancak Realme, bu cihazın sadece bir konsept değil, piyasaya sürülmesi planlanan tam donanımlı bir model olduğunu fuarda açıklayabilir.
MWC 2025 fuarında, Realme Ultra ile ilgili daha fazla detayın açıklanması bekleniyor. Firma, kamera özelliklerinin yanı sıra telefonun diğer teknik özelliklerini de duyuracak. Bu, cihazın tam olarak ne tür performans özelliklerine sahip olacağı ve kullanıcılara ne tür yenilikler sunduğu konusunda daha net bir fikir verecek. Realme Ultra’nın, özellikle kamera alanında sunduğu profesyonel düzeyde özellikler ve donanımlar, onu akıllı telefon pazarında ciddi bir rakip haline getirebilir.
Amazon, yapay zeka destekli yeni Alexa Plus cihazını tanıttıktan sonra, bu yıl sonbahar döneminde tamamen yeni nesil Alexa donanımlarıyla birlikte daha büyük bir adım atmayı planlıyor. Şirketin CEO’su Andy Jassy, Alexa Plus’ın tanıtımının ardından verdiği röportajda, bu yıl piyasaya sürülecek cihazların “yepyeni” ve “güzel” olacağını ifade etti. Bu açıklamalar, Amazon’un akıllı cihaz dünyasında önemli bir yenilik getireceğinin sinyallerini veriyor. Yeni Alexa Plus, yapay zeka desteği ile birçok gelişmiş özellik sunacak. Bu özellikler arasında Uber çağırma, konser bileti bulma, akıllı ev yönetimi gibi günlük yaşamı kolaylaştıracak birçok yenilik bulunuyor. Alexa Plus, yalnızca sesli komutlarla değil, görsel ve interaktif özelliklerle de kullanıcılara daha zengin bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Amazon, yeni Alexa donanımlarını yakında piyasaya sürecek
Alexa Plus, Amazon’un yeni nesil cihazlarıyla uyumlu olacak ancak eski Echo modellerinin bu özellikleri desteklemeyeceği belirtiliyor. Bunun yanı sıra, Alexa Plus’ı bağımsız bir hizmet olarak almak isteyen kullanıcılar, aylık 19,99 dolar ödeme yapacaklar. Ancak Amazon Prime üyeleri için bu hizmet ücretsiz olacak. Türkçe dil desteği hakkında henüz bir açıklama yapılmadı, bu da Amazon’un Alexa’nın dil desteği konusunda ilerleyen zamanlarda yeni güncellemeler yapacağı ihtimalini gündeme getiriyor.
Amazon’un cihazlar ve hizmetler bölümü başkanı Panos Panay, yeni nesil Alexa cihazlarında ekranların önemli bir rol oynayacağına vurgu yaptı. Panay, özellikle ekranlı cihazların, kullanıcı deneyimini geliştirmede büyük fark yaratacağına inandığını belirtti. Bu görüş, Amazon’un son dönemdeki ürün lansmanlarına da yansımış durumda. 2023 yılında Microsoft’tan Amazon’a katılan Panay, yeni nesil Echo Show cihazlarını piyasaya sürerek, büyük ekranlı cihazlara olan talebin farkında olduklarını göstermişti. Bu yeni nesil Alexa cihazlarının daha büyük ekranlar ve gelişmiş interaktif özelliklerle gelmesi bekleniyor.
Amazon’un bu yıl sonbaharda yapacağı büyük lansman, sadece Alexa Plus’ın özelliklerini tanıtmakla kalmayacak, aynı zamanda şirketin akıllı cihaz pazarındaki stratejik konumunu da gözler önüne serecek. Panay’ın da belirttiği gibi, ekranların ve görsel deneyimin daha fazla ön planda olduğu cihazlarla Amazon, akıllı cihaz pazarındaki liderliğini pekiştirmeyi amaçlıyor. Bu hamle, özellikle büyük ekranlı cihazların, interaktif özellikler ve yapay zeka tabanlı hizmetlerin birleşimiyle, kullanıcıların yaşam tarzını daha da dönüştürmeyi hedefliyor. Bu nedenle, sonbaharda gerçekleşecek tanıtımlar yalnızca Alexa Plus’ın sunduğu imkanları değil, aynı zamanda Amazon’un gelecekteki stratejilerinin de bir göstergesi olacak.
Samsung, ISE 2025 fuarında ticari kullanım ve eğitim sektöründeki teknolojiyi dönüştürecek bir dizi yenilikçi ekran tanıttı. Bu ekranlar, sadece görsel deneyimi geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda enerji verimliliği ve etkileşimli özelliklerle de dikkat çekiyor. Samsung’un yeni ürünleri arasında öne çıkanlar ise Color E-Paper, yapay zeka destekli etkileşimli ekranlar, 2025 Otel TV’leri, The Wall IWC ve IVC ekranları, şeffaf MICRO LED ve HoloDisplay gibi teknoloji harikaları.
Samsung, ticari kullanıma yönelik ekranlarını görücüye çıkardı
Samsung’un Color E-Paper’ı, geleneksel mağaza tanıtımlarının yerini alacak yeni nesil bir ekran türü olarak tanıtıldı. Ultra ince yapısı ve çok düşük enerji tüketimiyle dikkat çeken bu ekran, statik görüntüleri çevre ışığından faydalanarak gösteriyor. Bu sayede, dijital reklamcılıkla geleneksel analog reklamcılığın yerini almayı hedefliyor.
Yapay zeka destekli etkileşimli ekran, eğitim sektörü için önemli bir yenilik sundu. Bu ekran, öğrencilere ve öğretmenlere gerçek zamanlı transkripsiyon, anında yanıt verme ve yapay zeka tarafından oluşturulan ders özetleri gibi yardımcı özellikler sunuyor. Eğitimde daha akıllı ve etkili bir öğrenme deneyimi sağlamayı amaçlıyor.
Samsung’un 2025 yılına özel otel TV’leri, misafirlerin AirPlay ve Google Cast gibi teknolojilerle kendi cihazlarındaki içerikleri televizyonlara aktarabilmesine olanak tanıyacak. Ayrıca, SmartThings Pro entegrasyonu ile odaların uzaktan kontrol edilmesi ve çeşitli hizmetlere TV üzerinden doğrudan erişim sağlanacak.
Samsung’un The Wall IWC ve IVC ekranları, özellikle kritik öneme sahip iş ortamları ve içerik üreticileri için tasarlanmış. Micro LED teknolojisiyle güçlendirilen The Wall IWC, komuta ve kontrol merkezleri gibi alanlarda net ve kesintisiz görseller sağlarken; The Wall IVC, kurumsal yayın stüdyolarında yüksek kaliteli sanal prodüksiyon için mükemmel bir seçenek oluşturuyor.
Şeffaf MICRO LED ve HoloDisplay ekranlar ise müze sergileri gibi etkileşimli deneyimlere odaklanıyor. Bu ekranlar, 360 derecelik görüş açıları ve etkileyici 3D görüntülerle ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor. HoloDisplay, hareketli ve keskin 3D görüntülerle hayrete düşüren bir deneyim yaşatıyor.
SK hynix, mobil cihazlar için daha verimli bir bellek çözümü geliştirdiği duyurusunu yaptı. Şirket, LPDDR5X standardından daha düşük güç tüketimi sağlayan yeni bir bellek türü olan LPDDR5M üzerinde çalışıyor. Bu yeni bellek standardı, mevcut LPDDR5X’in 1,05V’luk çalışma gerilimine karşılık, LPDDR5M’nin 0,98V seviyesinde çalışacağı belirtiliyor. Bu gerilim düşüşü, bellek modüllerinin enerji tüketimini yaklaşık %8 oranında azaltarak, mobil cihazlarda daha uzun pil ömrü sunmayı hedefliyor.
SK Hynix, LPDDR5M bellek üretimine geçiyor
LPDDR5 bellekleri, ilk geliştirildiği günden itibaren özellikle mobil cihazlarda enerji verimliliği sağlamak amacıyla tasarlanmıştı. SK hynix, daha önce LPDDR5T (Turbo) standardını piyasaya sürerek dünyanın en hızlı mobil belleğini tanıtmıştı. Ancak LPDDR5M’nin odak noktası, hızdan çok güç verimliliği olacak.
SK Hynix, LPDDR5M bellek üretimine geçiyor.
Bu, SK hynix’in mobil cihazlar için sadece hız odaklı değil, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlayan bellek çözümleri sunma stratejisini de güçlendirdiğini gösteriyor.SK hynix’in LPDDR5M bellek standardını, LPDDR5X ve LPDDR5T ile birlikte konumlandırması bekleniyor. Endüstri kaynakları, bu yeni bellek türünün özellikle yapay zeka destekli akıllı telefonlar için optimize edildiğini belirtiyor.
Ayrıca, SK hynix’in eski LPDDR4 belleklerini artık “eski ürünler” olarak sınıflandırıp, LPDDR5 tabanlı çözümleri “yüksek katma değerli ürünler” olarak görmesi, şirketin bellek teknolojisi alanında güçlü bir dönüşüm süreci yaşadığını ve geleceğe yönelik büyük yatırımlar yaptığını gösteriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Microsoft’un yapay zeka aracı Copilot, beklenmedik bir şekilde Windows 11’i ücretsiz etkinleştirmenin yolunu kullanıcılarına gösterdi. Bu durum, yazılım devinin, Copilot aracılığıyla kullanıcılara sistemin resmi lisanslama kurallarına aykırı bilgiler sunduğu anlamına geliyor. Kullanıcılar, “Windows 11’i etkinleştirmek için kullanabileceğim bir script var mı?” sorusunu Copilot’a sorduklarında, yapay zeka, Windows 11’i yalnızca birkaç tıklama ile etkinleştirebilecek bir GitHub deposuna doğrudan bağlantılar sundu. Bu tür bir cevap, bir yazılımın korsan kullanımını teşvik edebilecek, yasal olmayan yöntemlere dair bilgiler sunmak anlamına gelebilir.
Microsoft Copilot, Windows 11’i ücretsiz etkinleştirmenin yolunu sundu
Microsoft’un Copilot’unun, üçüncü parti komut dosyaları ve GitHub gibi açık kaynak kodlu platformlar üzerinden etkinleştirme yöntemleriyle ilgili net ve anlaşılır yanıtlar vermesi, özellikle yazılım korsanlığının önlenmesi için sıkı bir şekilde çalışan bir şirketin beklenmedik bir davranışıydı. Copilot, sadece basit ve anlaşılır açıklamalarla kullanıcılara, Windows 11’i etkinleştirmenin yollarını gösterdi, hatta nasıl kullanılacağını adım adım madde madde açıklamalarıyla da destekledi. Ancak, bu bilgilerin daha önce çevrimiçi mecralarda ve teknoloji forumlarında erişilebilen, yaygın bilgiler olduğu söylenebilir.
Fakat, burada asıl soru şu: Microsoft, bu tür bilgilerin Copilot aracılığıyla sağlanmasına nasıl izin veriyor? Özellikle Microsoft, korsan yazılımın önüne geçmek ve kullanıcıları lisanslama konusunda doğru bilgilendirmek için ciddi adımlar atmışken, Copilot’un böyle bir yol göstermesi, firmanın bu yapay zekanın verdiği yanıtlar üzerindeki denetimiyle ilgili soru işaretleri doğuruyor. Copilot’un verdiği yanıtlar, esasen bilinen, yaygın olarak erişilebilen bilgiler olsa da, yazılım firmaları için bu tür bilgilerin sistematik bir şekilde sunulması bir güvenlik açığı yaratabilir. Bu durum, Microsoft’un stratejilerinin, özellikle yazılım korsanlığına karşı aldığı tedbirlerin, etkisiz kalmasına yol açabilir.
Microsoft’un Copilot’un bu tür bir fonksiyonu yerine getirmesine nasıl izin verdiği, şirketin yapay zeka ve lisanslama politikalarını gözden geçirmesini gerektirebilir. Aynı zamanda, bu olay, yazılım firmalarının kullanıcıların ihtiyaçlarına ve sorularına cevap verirken denetim mekanizmalarını daha da güçlendirmeleri gerektiğini gösteriyor.
Google Chrome kullanıcıları için önemli bir güvenlik uyarısı yapıldı. Araştırmalara göre, 16 farklı tarayıcı eklentisi zararlı yazılımlar içeriyor. Bu eklentiler, kullanıcıların kişisel verilerini çalmayı ve reklam sahtekarlığı yapmayı hedefliyor. Eklentiler, ekran görüntüsü alma, reklam engelleme ve emoji klavye gibi işlevler sunduğu için dünya çapında en az 3,2 milyon kullanıcıyı etkiledi.
Google Chrome, önemli bir güvenlik uyarısında bulundu
İlk başta güvenli olarak yüklenen bu eklentiler, sonradan yapılan kötü niyetli güncellemelerle zararlı hale geldi. Eklenti geliştiricilerinin hesaplarının ele geçirilmesi nedeniyle, zararlı yazılımlar bu güncellemelerle kullanıcılara otomatik olarak sunuldu. Bu durum, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerinin çalınmasına ve reklam dolandırıcılığına uğramalarına yol açtı.
Google Chrome, önemli bir güvenlik uyarısında bulundu.
Güvenlik uzmanları, tarayıcılarındaki eklentileri gözden geçirmeleri gerektiğini vurguluyor ve aşağıdaki eklentileri yükleyenlerin hemen kaldırılmasını öneriyor: Blipshot, Emojis (Emoji Keyboard), Color Changer for YouTube, Video Effects for YouTube and Audio Enhancer, Themes for Chrome and YouTube Picture in Picture, Mike Adblock für Chrome, Super Dark Mode, Emoji Keyboard Emojis for Chrome, Adblocker for Chrome (NoAds), Adblock for You, Adblock for Chrome, Nimble Capture, KProxy, Page Refresh, Wistia Video Downloader, WAToolkit.
Kullanıcıların yalnızca güvenilir geliştiricilerden eklenti yüklemeleri, eklentilerini düzenli olarak güncellemeleri ve bilinmeyen geliştiricilerden kaçınarak tarayıcı güvenlik ayarlarını sıkılaştırmaları gerektiği belirtiliyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Xiaomi’nin süper spor otomobili SU7 Ultra, tanıtımının ardından büyük bir ilgiyle karşılaştı ve yalnızca iki saat içinde 10.000 sipariş alarak yıllık satış hedefini başarıyla yakaladı. Elektrikli sedan olarak satışa sunulan SU7 Ultra, 1.500 beygir gücü sunan performansıyla dikkat çekiyor ve 72.800 dolarlık rekabetçi fiyatıyla büyük ilgi gördü. Bu fiyat, ön sipariş fiyatından %35 daha düşük bir bedel olarak belirlendi. Xiaomi CEO’su ve kurucusu Lei Jun, lansman konferansında lüks otomobilleri daha erişilebilir hale getirme misyonlarına vurgu yaparak, SU7 Ultra’nın geleneksel benzinli araçları geride bırakacağını belirtti.
Xiaomi SU7 Ultra, 2 saatte yıllık satış hedefine ulaşmayı başardı
Siparişler 27 Şubat’ta saat 22:00’de Çin saatiyle alınmaya başlandı ve lansmandan sadece 10 dakika sonra 6.900 sipariş alındığı bildirildi. İki saat içinde ise 10.000 sipariş barajı aşıldı. Müşterilerin siparişlerini onaylamadan önce 2.700 dolarlık bir kapora yatırmaları ve bu ödeme, bir hafta içinde iade edilebiliyor.
Xiaomi SU7 Ultra, SU7 sedan’ın daha güçlü ve performans odaklı versiyonu olarak tasarlandı. Araç, toplamda 1.138 kW (1.526 beygir) gücüne sahip üç elektrik motoru ile donatılmış. Bu motorlardan biri, ön aksta 288 kW (386 hp) güce sahipken, diğer ikisi arka aksta 425 kW (570 hp) gücünde. Aracın 0-100 km/s hızlanması sadece 1,98 saniye sürerken, maksimum hızı ise 359 km/s’ye kadar ulaşabiliyor.
Ayrıca, 93,7 kWh kapasiteli CATL yapımı Qilin 2.0 batarya paketi ile 620 km’ye kadar menzil sunuyor ve yalnızca 11 dakikada %10’dan %80’e kadar şarj olabiliyor. Xiaomi, SU7 Ultra’yı Mart ayında İspanya’daki Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtmayı planlıyor ve bu modelin küresel pazarlara da açılması bekleniyor. Ayrıca, Xiaomi’nin üçüncü modeli YU7 SUV’nin Temmuz ayında piyasaya sürülmesi hedefleniyor.