Siber Suç
Bu çalışma, tüketicilerin yüzde 73’ünün önümüzdeki 10 yıl içerisinde aile üyelerinin de hacker kurbanı olabileceklerinden korktuğunu ortaya çıkartıyor. Yarıdan fazla tüketici (yüzde 54) 2025 yılında ailelerinin siber zorbalıktan etkileneceğine inanıyor. Pek çok insanın sosyal network sitelerinde karşılaştıkları olumsuz tüketici deneyimleri çevrimiçi büyümeyi negatif yönde etkiliyor.
Giyilebilirlik
Tüketicilerin yüzde 68’i 11 yıl içerisinde en sıradan cihazın akıllı saatler olacağını düşünürken; soruları cevaplayanların yüzde 57’si, tamamen giyilebilen cihazların yaygın olarak kullanılacağına inanıyor. Tüketicilerin yarısından çoğu (yüzde 57) mutfak gereçlerinin, kullanıcılara yol gösterici olacağını umuyor.
“Şu açık ki 2025 yılında tüketiciler cihazlarından daha fazlasını bekleyecekler. Giyilebilirliğin tanıtımı ve diğer yapay zekâlar bizim hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecek” diyen İlkem Özar şöyle devam ediyor; “Tüketiciler daha fazla rahatlık beklerken, rahatlık ve güvenlik dengesinin önemini de anlayacaklar.”
İş Yerinde Teknik
Tüketiciler gelecek 10 yılda iş yerlerinde gözle görülür değişiklikler görmeyi bekliyor. Çalışan tüketicilerin dörtte biri (yüzde 26) evden çalışacağını düşünürken, yüzde 74’ü işlerinin yapay zekâ ve robot desteği ile çalışacağını umuyor. yüzde 66’sı yüz ve ses tanıma sistemleri ile iş verilerine giriş yapacağına inanıyor. Daha büyük önlemler hassas iş bilgilerinin güvende olacağına garanti verirken, iş yerlerindeki robotlu sistemlerin şirketleri sanal bağlantılı suçlara daha yatkın hale getirmesiyle sonuçlanabilir.
“En önemli nokta şu ki; tüketiciler 10 yıl içerisinde iş yerlerinin değişmesi, robotların rol alması ve çevrimiçi şöhretin önemiyle iş dünyasının çarpıcı bir şekilde farklı olacağını düşünüyorlar” diyor Dawson. “Hepimiz profesyonel şöhretimizin azalmasından çok, çevrimiçi aktivitemizin arttığından emin olmak için dikkatli olmalıyız.”
Diğer Temel Bulgular Şunlar:
Dijital Varlığınızı Koruyun
2025 yılında, tüketicilerin yüzde 42’si mobil cihazlarını göz tarama yöntemi ile açmayı düşünüyor. Onları yüzde 31’lik oranla parmak iziyle açmayı düşünenler takip ediyor. Neredeyse tüm katılımcılar (yüzde 89) anketten sonra dijital varlıklarını daha fazla koruma altına almayı planlıyor.
Telefonla ya da Parmak İziyle Ödeyin
Tüketicilerin yüzde 23’ü, ödemelerini mobil cihazları ile yapacaklarına inanırken, yüzde 29’u parmak iziyle yapacağına inanıyor. Tüketicilerin çok azı (yüzde 21) kredi kartı ya da para kart ile ödeme yapmaya devam edeceğine inanıyor.
Yeşilin Anlamı; Git
İnsanların yüzde 35’i, 2025 yılında etrafta karma taşıtlar olacağını düşünürken yüzde 21’i kendi kendine sürülebilen araçlar olacağını düşünüyor. İnsanların üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 2025 yılında otomatik pilotu olan arabaların var olacağını düşünüyor.
Sizin Uygulamanız En İyisini Bilecek
Tüketicilerin yüzde 68’i giyilebilir bir cihazın yaşamsal etkileri doğrudan kendi doktorlarına gönderebileceğine ve bunun onları doktor ziyaretine gitmek zorunda kalmadan sağlık kontrollerinin yapılacağına inanıyor. İnsanların üçte birinden fazlası (yüzde 36) sensörlü online sağlık kontrolü olacağını ve bedeni gözden geçirdikten sonra hastalık belirtilerini yayınlayacağını düşünüyor. Tüketiciler 2025 yılında eşi görülmemiş bir şekilde internete bağlanılacağında hemfikir
ADVERTORIAL
Intel Security’nin bir parçası olan McAfee, dünya genelinde 8 bini aşkın tüketicinin yaşam tarzı ve teknoloji trendleri ile ilgili düşünce ve davranışlarını inceleyen “Safeguarding 2025” çalışmasının sonuçlarını duyurdu. Bu çalışma, teknolojinin insanların evlerini, iş yerlerini, arabalarını, giyimlerini, mobil cihazlarını nasıl etkilediğini ve bu teknolojilerin onların çevrimiçi güvenlik ve gizlilikleri ile nasıl kesiştiğinin anlaşılmasını sağlıyor.
Araştırmaya göre tüketiciler, önümüzdeki 10 yılda teknoloji ve cihazların etkili bir şekilde evlerini yönetebileceğine inanıyorlar. İnsanların yarısından çoğu (yüzde 56) 11 yıl içerisinde kendileri ile konuşan ya da okuyan akıllı bir ev sahibi olabileceklerini düşünüyorlar. Yüzde 68’den fazlası ürünün azalması durumunda buzdolaplarının otomatik olarak market listesine eksik ürünü ekleyeceğini düşünüyor. Tüketicilerin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 82) evlerinin güvenlik sistemlerinin mobil cihazlarına bağlanacağına inanıyor.
McAfee Türkiye ve Azerbaycan Bölge Direktörü İlkem Özar, “Özellikle “Nesnelerin İnterneti” gibi teknolojilerin hızlı bir şekilde gelişerek ve giderek artan bir ivmeyle hayatımıza girmeye devam edeceğini, tüketicilerin ise bu gelişmelerin onların güvenlik ve gizliliklerini nasıl etkileyeceği konusunda kaygılandıklarını görüyoruz” diyor ve ekliyor, “bu araştırma ile bu konulara ve beklentilere ışık tutmayı amaçlıyoruz ve böylece endüstri getirdiği yeniliklerde tüketicilerin akıllarındaki çevrimiçi güvenlik ve gizlilik endişelerini de hesaba katarak yol alabilir.”
Ayrıca araştırma, tüketicilerin 2025 yılında siber güvenlik, giyilebilirlik ve ulaşım imkânlarını nasıl gördüklerinin de anlaşılmasını sağlıyor.
Siber Güvenlik
Ankete göre, tüketicilerin yüzde 63’ü 11 yıl sonra siber güvenlik durumunun nasıl olacağı ile ilgili kaygı duyuyor. Tüketicilerin yaklaşık üçte ikisi (yüzde 60) kimlik hırsızlığı, mali hırsızlık ve dolandırıcılığın en büyük sorunlar olacağını belirtiyor. Perakende ve finans kurumlarının hack’lendiğine dair verilen günlük haberlerden dolayı bu sürpriz değil. Yeniliklerin her geçen gün tüketicilerin hayatına daha fazla girmesiyle birlikte, pek çok insan siber suç kurbanı olmak korkusuyla, kişisel bilgilerini paylaşmaya ya da bu teknolojileri benimsemeye tereddüt ediyor.
Siber Suç
Bu çalışma, tüketicilerin yüzde 73’ünün önümüzdeki 10 yıl içerisinde aile üyelerinin de hacker kurbanı olabileceklerinden korktuğunu ortaya çıkartıyor. Yarıdan fazla tüketici (yüzde 54) 2025 yılında ailelerinin siber zorbalıktan etkileneceğine inanıyor. Pek çok insanın sosyal network sitelerinde karşılaştıkları olumsuz tüketici deneyimleri çevrimiçi büyümeyi negatif yönde etkiliyor.
Giyilebilirlik
Tüketicilerin yüzde 68’i 11 yıl içerisinde en sıradan cihazın akıllı saatler olacağını düşünürken; soruları cevaplayanların yüzde 57’si, tamamen giyilebilen cihazların yaygın olarak kullanılacağına inanıyor. Tüketicilerin yarısından çoğu (yüzde 57) mutfak gereçlerinin, kullanıcılara yol gösterici olacağını umuyor.
“Şu açık ki 2025 yılında tüketiciler cihazlarından daha fazlasını bekleyecekler. Giyilebilirliğin tanıtımı ve diğer yapay zekâlar bizim hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecek” diyen İlkem Özar şöyle devam ediyor; “Tüketiciler daha fazla rahatlık beklerken, rahatlık ve güvenlik dengesinin önemini de anlayacaklar.”
İş Yerinde Teknik
Tüketiciler gelecek 10 yılda iş yerlerinde gözle görülür değişiklikler görmeyi bekliyor. Çalışan tüketicilerin dörtte biri (yüzde 26) evden çalışacağını düşünürken, yüzde 74’ü işlerinin yapay zekâ ve robot desteği ile çalışacağını umuyor. yüzde 66’sı yüz ve ses tanıma sistemleri ile iş verilerine giriş yapacağına inanıyor. Daha büyük önlemler hassas iş bilgilerinin güvende olacağına garanti verirken, iş yerlerindeki robotlu sistemlerin şirketleri sanal bağlantılı suçlara daha yatkın hale getirmesiyle sonuçlanabilir.
“En önemli nokta şu ki; tüketiciler 10 yıl içerisinde iş yerlerinin değişmesi, robotların rol alması ve çevrimiçi şöhretin önemiyle iş dünyasının çarpıcı bir şekilde farklı olacağını düşünüyorlar” diyor Dawson. “Hepimiz profesyonel şöhretimizin azalmasından çok, çevrimiçi aktivitemizin arttığından emin olmak için dikkatli olmalıyız.”
Diğer Temel Bulgular Şunlar:
Dijital Varlığınızı Koruyun
2025 yılında, tüketicilerin yüzde 42’si mobil cihazlarını göz tarama yöntemi ile açmayı düşünüyor. Onları yüzde 31’lik oranla parmak iziyle açmayı düşünenler takip ediyor. Neredeyse tüm katılımcılar (yüzde 89) anketten sonra dijital varlıklarını daha fazla koruma altına almayı planlıyor.
Telefonla ya da Parmak İziyle Ödeyin
Tüketicilerin yüzde 23’ü, ödemelerini mobil cihazları ile yapacaklarına inanırken, yüzde 29’u parmak iziyle yapacağına inanıyor. Tüketicilerin çok azı (yüzde 21) kredi kartı ya da para kart ile ödeme yapmaya devam edeceğine inanıyor.
Yeşilin Anlamı; Git
İnsanların yüzde 35’i, 2025 yılında etrafta karma taşıtlar olacağını düşünürken yüzde 21’i kendi kendine sürülebilen araçlar olacağını düşünüyor. İnsanların üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 2025 yılında otomatik pilotu olan arabaların var olacağını düşünüyor.
Sizin Uygulamanız En İyisini Bilecek
Tüketicilerin yüzde 68’i giyilebilir bir cihazın yaşamsal etkileri doğrudan kendi doktorlarına gönderebileceğine ve bunun onları doktor ziyaretine gitmek zorunda kalmadan sağlık kontrollerinin yapılacağına inanıyor. İnsanların üçte birinden fazlası (yüzde 36) sensörlü online sağlık kontrolü olacağını ve bedeni gözden geçirdikten sonra hastalık belirtilerini yayınlayacağını düşünüyor.
Siber Suç
Bu çalışma, tüketicilerin yüzde 73’ünün önümüzdeki 10 yıl içerisinde aile üyelerinin de hacker kurbanı olabileceklerinden korktuğunu ortaya çıkartıyor. Yarıdan fazla tüketici (yüzde 54) 2025 yılında ailelerinin siber zorbalıktan etkileneceğine inanıyor. Pek çok insanın sosyal network sitelerinde karşılaştıkları olumsuz tüketici deneyimleri çevrimiçi büyümeyi negatif yönde etkiliyor.
Giyilebilirlik
Tüketicilerin yüzde 68’i 11 yıl içerisinde en sıradan cihazın akıllı saatler olacağını düşünürken; soruları cevaplayanların yüzde 57’si, tamamen giyilebilen cihazların yaygın olarak kullanılacağına inanıyor. Tüketicilerin yarısından çoğu (yüzde 57) mutfak gereçlerinin, kullanıcılara yol gösterici olacağını umuyor.
“Şu açık ki 2025 yılında tüketiciler cihazlarından daha fazlasını bekleyecekler. Giyilebilirliğin tanıtımı ve diğer yapay zekâlar bizim hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecek” diyen İlkem Özar şöyle devam ediyor; “Tüketiciler daha fazla rahatlık beklerken, rahatlık ve güvenlik dengesinin önemini de anlayacaklar.”
İş Yerinde Teknik
Tüketiciler gelecek 10 yılda iş yerlerinde gözle görülür değişiklikler görmeyi bekliyor. Çalışan tüketicilerin dörtte biri (yüzde 26) evden çalışacağını düşünürken, yüzde 74’ü işlerinin yapay zekâ ve robot desteği ile çalışacağını umuyor. yüzde 66’sı yüz ve ses tanıma sistemleri ile iş verilerine giriş yapacağına inanıyor. Daha büyük önlemler hassas iş bilgilerinin güvende olacağına garanti verirken, iş yerlerindeki robotlu sistemlerin şirketleri sanal bağlantılı suçlara daha yatkın hale getirmesiyle sonuçlanabilir.
“En önemli nokta şu ki; tüketiciler 10 yıl içerisinde iş yerlerinin değişmesi, robotların rol alması ve çevrimiçi şöhretin önemiyle iş dünyasının çarpıcı bir şekilde farklı olacağını düşünüyorlar” diyor Dawson. “Hepimiz profesyonel şöhretimizin azalmasından çok, çevrimiçi aktivitemizin arttığından emin olmak için dikkatli olmalıyız.”
Diğer Temel Bulgular Şunlar:
Dijital Varlığınızı Koruyun
2025 yılında, tüketicilerin yüzde 42’si mobil cihazlarını göz tarama yöntemi ile açmayı düşünüyor. Onları yüzde 31’lik oranla parmak iziyle açmayı düşünenler takip ediyor. Neredeyse tüm katılımcılar (yüzde 89) anketten sonra dijital varlıklarını daha fazla koruma altına almayı planlıyor.
Telefonla ya da Parmak İziyle Ödeyin
Tüketicilerin yüzde 23’ü, ödemelerini mobil cihazları ile yapacaklarına inanırken, yüzde 29’u parmak iziyle yapacağına inanıyor. Tüketicilerin çok azı (yüzde 21) kredi kartı ya da para kart ile ödeme yapmaya devam edeceğine inanıyor.
Yeşilin Anlamı; Git
İnsanların yüzde 35’i, 2025 yılında etrafta karma taşıtlar olacağını düşünürken yüzde 21’i kendi kendine sürülebilen araçlar olacağını düşünüyor. İnsanların üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 2025 yılında otomatik pilotu olan arabaların var olacağını düşünüyor.
Sizin Uygulamanız En İyisini Bilecek
Tüketicilerin yüzde 68’i giyilebilir bir cihazın yaşamsal etkileri doğrudan kendi doktorlarına gönderebileceğine ve bunun onları doktor ziyaretine gitmek zorunda kalmadan sağlık kontrollerinin yapılacağına inanıyor. İnsanların üçte birinden fazlası (yüzde 36) sensörlü online sağlık kontrolü olacağını ve bedeni gözden geçirdikten sonra hastalık belirtilerini yayınlayacağını düşünüyor. Eski iş yöntemleri artık işe yaramıyor
Yeni dönemde işgücünü iyileştirmek, değerlendirmek ve muhafaza etmek neye mal olur? İşte dikkate almanız gereken bazı şeyler:
Eski Tarzlar İşe Yaramayacak: Eğer işinizin uyumlu ve başarılı olmasını istiyorsanız dostluk kurma yeteneği gerekli. Son yapılan araştırmalara göre yöneticilerin %34’ü yetenek kazanma çabalarının işgücünü hazırlama işine bağlı olduğuna ve şirketlerin gelecekte buna ihtiyaç duyacağına inanıyor. Haklılar da. Yöneticilerin, şirketlerin istihdam markalaşmasını şekillendirmeye odaklanmaları gerekli. Bugünün şirketleri sadece tüketiciler için değil, potansiyel işe alımlar için de markalarını pazarlamalılar. Veri madenciliğine yapılan sosyal medya yatırımı ve profesyonel şebekeler ve yetenek topluluğu oluşturmak, süreç daha ileri gittiğinde sadece buzdağının görünen yüzü olarak kalacak. Video, işbirliği programları ve istihdam sözleşme platformaları şirketlerin geleceğin işgücünü şekillendirmede kullandıkları araçlardan sadece birkaçı. Liderler her geçen dakika daha sosyal oluyorlar.
Yeteneği Oluşturmak ve Muhafaza Etmek İçin Büyük Veriyi Kullanın: Yeteneğin zirvesi hala matah, ama potansiyel personeller havuzu küresel. Büyük veriyi ve yetenek analizlerini güçlendirme, becerikli adayları tanımlamak ve işe alım niteliğini ölçmek için gerekli. Basitçe açıklarsak, istatiksel araçlar samanlıktaki iğneyi tespit etmenize yardımcı olabilir. Aksi takdirde, gözünüz bağlı bir şekilde hedefe nişan alırsınız.
Topluluk Kurma: Topluluk kurma sadece işte önemli değil, şirketlerin doğru üyeleri cezbetmesinde önemli bir yol. Örneğin, GM gibi şirketler sosyal medya yoluyla yetenek bazlı toplulukları cezbetmek ve kurmak için çalışanların ürettiği içeriği kullandı. Bunlar gibi yenilikçi icraatlar şirketlerin yetenek havuzlarını genişletmesine yardımcı oluyor.
Arayüz Her Şeydir: Potansiyel elemana ulaşmak için onların kullandığı aynı araçlarla ve teknolojilerle bağlantı kurmalısınız. Adayın yaşantısını düşünün. Aslında, bunun anlamı sizin şirketinizle etkileşim içinde olurken hangi platformu, cihazı ya da kanalı kullanmak için seçtikleriyle birlikte yaşanan potansiyel işe alımdaki muhteşem deneyim. En üst seviyedeki adayların artık daha çok seçenekleri var. Sorunsuz bir şekilde size ulaşamazlarsa, büyük ihtimalle sizi başka birinin yararına es geçecekler.
Çalışan Bağlılığı: Bugün, işe alım büyük bir gelişimin sadece başlangıcı. Çalışan bağlılığı doğru sırayı koruma ve hareketlendirilmiş işgücüne karşı olmazsa olmaz. Birleşik ve işbirlikçi işyeri çevresi kurmak, işçilere açık iletişim çizgisi, ekip kurma araçları ve işlerinde talep edileni yapma geri bildirimini garanti etmeye yardımcı olur. Küresel pazarların, sosyal medyanın ve analitik araçların ortaya çıkması personelleri işe alma ve elde tutma işini dönüştürüyor. Şirketler, en üst kalitedeki adayları cezbetmeye geldiğinde iç şerite sahip olmak istiyorlarsa, yarışta daha zekice alt edici, yenilikçi ve çabuk olmaları gerekir. En iyinin ve en parlağın sizin için çalışmasını istiyorsanız, sizin yetenekle en iyiyi ve en parlağı elde etmeniz gerekir.
Topluluk Kurma: Topluluk kurma sadece işte önemli değil, şirketlerin doğru üyeleri cezbetmesinde önemli bir yol. Örneğin, GM gibi şirketler sosyal medya yoluyla yetenek bazlı toplulukları cezbetmek ve kurmak için çalışanların ürettiği içeriği kullandı. Bunlar gibi yenilikçi icraatlar şirketlerin yetenek havuzlarını genişletmesine yardımcı oluyor.
Arayüz Her Şeydir: Potansiyel elemana ulaşmak için onların kullandığı aynı araçlarla ve teknolojilerle bağlantı kurmalısınız. Adayın yaşantısını düşünün. Aslında, bunun anlamı sizin şirketinizle etkileşim içinde olurken hangi platformu, cihazı ya da kanalı kullanmak için seçtikleriyle birlikte yaşanan potansiyel işe alımdaki muhteşem deneyim. En üst seviyedeki adayların artık daha çok seçenekleri var. Sorunsuz bir şekilde size ulaşamazlarsa, büyük ihtimalle sizi başka birinin yararına es geçecekler.
Çalışan Bağlılığı: Bugün, işe alım büyük bir gelişimin sadece başlangıcı. Çalışan bağlılığı doğru sırayı koruma ve hareketlendirilmiş işgücüne karşı olmazsa olmaz. Birleşik ve işbirlikçi işyeri çevresi kurmak, işçilere açık iletişim çizgisi, ekip kurma araçları ve işlerinde talep edileni yapma geri bildirimini garanti etmeye yardımcı olur. Küresel pazarların, sosyal medyanın ve analitik araçların ortaya çıkması personelleri işe alma ve elde tutma işini dönüştürüyor. Şirketler, en üst kalitedeki adayları cezbetmeye geldiğinde iç şerite sahip olmak istiyorlarsa, yarışta daha zekice alt edici, yenilikçi ve çabuk olmaları gerekir. En iyinin ve en parlağın sizin için çalışmasını istiyorsanız, sizin yetenekle en iyiyi ve en parlağı elde etmeniz gerekir. Synology, Türkiye’deki ilk etkinliğini düzenledi
Türkiye pazarına odaklanan Synology, ülkemizdeki ilk etkinliğini 11 Kasım’da Taksim-Nippon Otel’de gerçekleştirdi. Dünya genelinde satış oranlarını %60 artıran firma, veri yedekleme ve güvenilirlik alanlarında önemli avantajlar sunuyor. Birbirine yedekli olan ürünleri ile arıza durumunda bile veri güvenliği ve kesintisiz çalışma olanağı sağlayan Synology ürünleri, en iyi fiyat-performans dengesini sunuyor.
Etkinlikte konuşan Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, küresel pazarın lider NAS cihazı tedarikçisi Synology’nin KOBİ’lere ve son kullanıcılara yenilikçi ürünler temin etmek için son teknolojilerden yararlandığını ifade etti: “NAS sunuculara odaklı Synology; son kullanıcılar, işletmeler ve teknoloji arasında bir köprü kurarak verileri depolamak için geleceğe yönelik kullanıcı merkezli bir yaklaşım sunuyor. Kullanıcı ve enerji dostu NAS ürünleri ile veri depolama alanında inovatif çözümler sağlıyoruz. Ürünlerimizin en temel özellikleri; kolay kullanılması, yüksek performansa sahip olması, sınırsız paylaşımı mümkün kılması, verimli olması ve güvenirlik. Ürünlerimiz, sahip olma maliyeti, enerji tasarrufu sağlaması gibi avantajlar ile birlikte çevikliği ve gücü de kullanıcılarının hizmetine sunuyor.”
Sağladıkları yenilikçi çözümlerle veri depolama alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini belirten Yiğit, “Türkiye, dinamik ve gelişen bir ekonomiye sahip. Bu yüzden NAS çözümlerimizi Türkiye pazarına sunmaya ve Türkiye’ye yatırım yapmaya odaklandık. 2015’te daha geniş ürün gamımızla Türkiye operasyonumuzu büyütmeyi hedefliyoruz. Dünya çapında yakaladığımız başarıyı aynı şekilde Türkiye’de de sürdürmek istiyoruz. Etkinlikte NAS ile birlikte zengin navigasyona sahip Surveilance Station (Gözetim İstasyonu) ürünlerimizin kurumlara ve bireylere sağladığı avantajları gösterme imkânı elde ettik. Canlı görüntü ile tek bir arayüz üzerinden eş zamanlı olarak 720 piksel çözünürlükte ve 64 kanala kadar görüntüleme imkânı veren Surveilance Station, net ve pürüzsüz bir gözetleme deneyimi sunuyor. Katılımcıların yüksek yatırım getirisine sahip ürünlerimiz hakkındaki olumlu fikirleri, bizi ayrıca memnun etti.” dedi.
Verilere istenilen zamanda, istenilen yerden erişebilmenin günümüz dünyasındaki öneminin altını çizen Yiğit, “Üretilen ve paylaşılan veriler ile birlikte yasalar gereği arşivlenmesi gereken kayıtlar, veri oranını düzenli bir şekilde artırıyor. Gartner’a göre, büyük veri ve analizleri; 2015’e kadar 3,7 trilyon Dolar’lık ürün ve hizmet ile birlikte 4,4 milyon kişilik yeni istihdam yaratacak. IDC verilerine göre, 2020 yılına kadar küresel veri hacmi 40 trilyon Gigabyte’a çıkacak. Morgan Stanley analistleri ise 2020 yılında 75 milyar cihazın internete bağlı olacağını belirtiyorlar. Bu öngörüler, sağladığımız çözümlerin önemini de artıyor.
Nerede olunduğu ve hangi cihazın kullanıldığından bağımsız olarak, verilere erişebilmek, paylaşmak için güvenli ve hızlı bir yol sağlayarak daha güçlü bir veri koruması ile mükemmel erişilebilirlik özelliklerini bir araya getiriyoruz. Bu faktörler, kurumların ve son kullanıcıların iş süreçlerindeki aksamaları ortadan kaldırıyor. 2013’te Global Teknoloji Distribütörleri Konseyi (GTDC) Avrupa tarafından düzenlenen teknoloji endüstrisinin en prestijli ödüllerinden “Rising Star” sıralamasında, Almanya ölçeğinde “Yükselen Altın Yıldız” ödülü aldık. NAS sistemlerini yaygınlaştırmaya yönelik donanım, yazılım, işletim sistemi ve depolama servisleri geliştirip bu alandaki liderliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
Vodafone çabuk biten pillere çare buldu
Dijital bağlantılı yaşamı birey ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, mobil iletişim teknolojilerinin gücünü kullanarak abonelerinin hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor.
“Dijital bağlantılı Türkiye” vizyonuyla hayata geçirdiği teknoloji yatırımları kapsamında şebekesini geliştirmek için son bir yılda 1 milyar TL’nin üzerinde yatırım yapan şirket; şebeke yatırımlarını, sosyal iş modellerini ve “mobil iş” kavramını tek çatı altında topladığı “Telefonla değil Vodafone’la” platformunu düzenlenen bir toplantıyla basına tanıttı.
Vodafone Türkiye, tüketiciye her zaman “en iyi” bağlantıyı vaat ettiği bu platform kapsamında, akıllı telefonların pil ömrünü uzatacak bir teknolojiyi şebekesine “akıllıca” entegre ederek önemli bir gelişmeye de imza attı. Buna göre Vodafone, “Akıllı Kapsama Teknolojisi” adlı şebekesiyle, akıllı telefonların pil ömrünü yüzde 25’e varan oranda uzatma olanağı sunuyor. Vodafone şebekesinin sunduğu pil ömrü avantajı, bağımsız araştırma şirketi Phimetrics’in İstanbul genelinde gerçekleştirdiği ölçümlemelerle de kanıtlandı.
“Telefonla değil Vodafone’la” platformunun tanıtım toplantısında konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi:
“Vodafone olarak, bundan tam bir yıl önce ilan ettiğimiz ve ülkemizin kalkınması açısından kaldıraç etkisi yarattığını düşündüğümüz ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’ doğrultusunda yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Stratejik yatırım programımız içinde ‘dijital bağlantılı Türkiye’ vizyonuyla yaptığımız teknoloji yatırımlarının, bu yatırımlar içinde de şebeke yatırımlarımızın önemli payı var. ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’nin ilanından bu yana, şebekemizi geliştirmek için, bir yılda toplam 1,1 milyar TL’lik yatırım yaptık. 3G şebekemizi Avrupa’nın en ileri HSPA+ altyapısıyla kurduk. 8 ildeki tüm baz istasyonlarımızı SingleRAN teknolojisini içerecek şekilde yeniledik. Son 4 yılda 17 bin ek çekim noktası kurduk. Mobil internet hızımızı 3 yıl içinde 3 katına çıkardık. Şebekemizin, tüketicilerimizin ve kurumlarımızın dijitalleşmesi hedefiyle yaptığımız teknoloji alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz.”
Müzikte dijital dönüşümün sancıları sürüyor
Turkcell Teknoloji Zirvesi’nin ilk gününde yapılan oturumlardan biri de müzik konusundaydı. Berna Şamiloğlu, Mine Aksoy, Yüce Zerey, Mehmet Tez ve Fuat Güner’in konuk olarak katıldığı oturumun konusu Müzik Dinleyicisi, Sanatçı ve Marka Üçgeninde Neler oluyor idi.
Oturumda en çok konuşulan konulardan biri ise telif meselesi oldu. Tüm dünyada dijital müziğin gelişmesiyle beraber ortaya çıkan değişimler elbette bu sektörü ciddi anlamda etkiledi. Dijital müziğin en önemli etkisi artık albüm yerine şarkıların ön plana çıkması oldu. Panele katılan konukların tamamı bu etkinin Türkiye’de de yaşandığını kabul ediyor. Artık kimse bir albüm almak istemiyor. Bunun yerine tek tek şarkılar dinleniyor ve satın alınıyor.
Oturumun konuklarından olan MFÖ grubundan Fuat Güner, telif hakları konusuna dikkat çekerken, bunu berber dükkanı örneği ile anlattı. Berber dükkanında sizi tıraş ederken müzik çalarsa bir telif ödemek zorunda olduğuna işaret eden Güner, buradaki rakamların çok büyük olmadığının da altını çizdi. Henüz Türkiye’de böyle bir mantığın oturmadığını belirten Güner, yavaş yavaş bu anlayışın hakim olmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.
Müzik sektöründeki haklarını koruyan BMG Taxim Edisyon Genel Müdürü Mine Aksoy ise sektördeki önemli bir soruna dikkat çekti: Birden fazla kurumun telif istemesi. İşletme sahiplerinin ayrı ayrı müzik kuruluşlarının gelip telif istemesinden rahatsız olduğunu dile getiren Aksoy, dünyada bu sorunların çözüldüğünü ve yüzde 65-70 gibi oranların eser sahibine geri kalan miktarın ise komşu hakları olarak tabir edilen müzisyen ya da diğer kişilere aktarıldığını belirtti.
Mine Aksoy’un değindiği bir diğer konu ise insanların bilinçlenmesi konusu idi. Telif konusunda toplum olarak bilinçlenmemiz gerektiğini söyleyen Aksoy, ‘bu sadece Kültür Bakanlığı’nın değil aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın da eğilmesi gereken bir konu’ dedi.
Fuat Güner’in sektörü eleştirdiği bir diğer nokta ise radyolardı. Güner eskiden radyo DJ’lerinin bir albümdeki bütün parçaları tek tek çalıp yorumladığını hatırlatırken artık plak şirketlerinin de baskısıyla klibi çekilen şarkıların çalındığını ve albümdeki diğer şarkıların geri planda kaldığını vurguladı.
Dijital müzikten geri dönüş olmaz
Sanatçı Fuat Güner artık dijital dünyadan geri dönüş olmayacağını kesin olarak ifade ediyor. ‘Hep beraber bu dijital platformlarda dans edeceğiz’ diyen Güner’e göre bu yeni düzen için hukuksal bir sistem oturtulmak zorunda. ‘Herkes telifini ödesin ki sanatçılar işlerine devam edebilsin’ diyen Güner, bu bilincin topluma yayılması gerektiği konusunun altını çizdi.
Telif konusunda örnek de veren Güner, Bodrum’da 20 odalı bir otelin 1 yılda ödeyeceği müzik telifinin 360 TL olduğu, bunun da günlük 1 TL’ye tekabül ettiğini verdiği örnekle açıkladı.
Oturumda konuşmacılardan müzik yazarı Mehmet Tez ise müziğin ucuzladığını düşünüyor. Tez’e göre müzik aynı zamanda daha kısaldı. Artık insanların zamanı az olduğu için 3 dakika ile sınırlanıyor müzikler. Ayrıca genelde kulaklıkla dinlendiği için master aşamasında bu tarz cihazlar için özel düzenlemeler yapılıyor. Dijital dünyada artık ayda 10 TL’ye Spotify’dan sınırsız müzik dinlenebildiğini belirten Tez, müzik endüstrisini besleyen en önemli şeyin konserler olduğunu da belirtiyor.
Dijital müzik konusu dünyada olduğu gibi Türkiye’de mevcut durumu değiştiriyor. Bunun soncu olarak ülkemize has bazı sorunların da ortaya çıktığı aşikar. Bu sorunları aşmak içinse toplumsal bilinç, ortak çalışma ve regülasyonların oluşması gerekiyor ki herkesin mutlu olacağı bir ortam sağlansın.
Dijital müzikten geri dönüş olmaz
Sanatçı Fuat Güner artık dijital dünyadan geri dönüş olmayacağını kesin olarak ifade ediyor. ‘Hep beraber bu dijital platformlarda dans edeceğiz’ diyen Güner’e göre bu yeni düzen için hukuksal bir sistem oturtulmak zorunda. ‘Herkes telifini ödesin ki sanatçılar işlerine devam edebilsin’ diyen Güner, bu bilincin topluma yayılması gerektiği konusunun altını çizdi.
Telif konusunda örnek de veren Güner, Bodrum’da 20 odalı bir otelin 1 yılda ödeyeceği müzik telifinin 360 TL olduğu, bunun da günlük 1 TL’ye tekabül ettiğini verdiği örnekle açıkladı.
Oturumda konuşmacılardan müzik yazarı Mehmet Tez ise müziğin ucuzladığını düşünüyor. Tez’e göre müzik aynı zamanda daha kısaldı. Artık insanların zamanı az olduğu için 3 dakika ile sınırlanıyor müzikler. Ayrıca genelde kulaklıkla dinlendiği için master aşamasında bu tarz cihazlar için özel düzenlemeler yapılıyor. Dijital dünyada artık ayda 10 TL’ye Spotify’dan sınırsız müzik dinlenebildiğini belirten Tez, müzik endüstrisini besleyen en önemli şeyin konserler olduğunu da belirtiyor.
Dijital müzik konusu dünyada olduğu gibi Türkiye’de mevcut durumu değiştiriyor. Bunun soncu olarak ülkemize has bazı sorunların da ortaya çıktığı aşikar. Bu sorunları aşmak içinse toplumsal bilinç, ortak çalışma ve regülasyonların oluşması gerekiyor ki herkesin mutlu olacağı bir ortam sağlansın. Röportaj: Kadir Çöpdemir – Teknoloji Zirvesi
Kadir Çöpdemir kendi üslubu ile Turkcell Teknoloji Zirvesini değerlendirdi.
Michio Kaku konuşma değerlendirmesi
Michio Kaku geleceği ele aldığı Turkcell Teknoloji Zirvesi 2014 konuşmasında aynı zamanda Türkiye’den övgü dolu sözler ile bahsetti ama önemli noktaların altını da çizdi.
Turkcell başarılı iş ortaklarını ödüllendirdi
Turkcell Teknoloji Zirvesi kapsamında Partner Network oluşumu çerçevesinde başarılı olan iş ortaklarını ödüllendirdi. Konuyla ilgili Turkcell Mobil Ürünler ve İş Ortaklığı Yönetimi Direktörü Sezin Mızraklı ile görüştük.
Beacon ile kurallar değişiyor
Bir zamanlar müşteriye ulaşabilen tüm reklam kampanyaları, televizyondan izlediklerimiz ve gazeteden okuduklarımızdan ibaretti. Teknoloji gelişip, şirketlerin tüketiciye ulaşabildikleri kanallar arttıkça reklamları şehirlere göre bölmek, sonrasında belirli bir semte özel tanıtım yapmak ve sokaklara kadar inebilmek mümkün oldu. Ancak kurumsal dünyanın hedefinde bugünün trendi “bireye özel” pazarlama var.
Bunu mümkün kılacak en önemli teknolojilerden biri Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde tanıtıldı. Beacon adı verilen bu minik cihaz, Zirve’ye damgasını vuran konulardan biri olan mikrolokasyonun kalbini oluşturuyor. BLE kısaltmasıyla bilinen ve daha az güç tüketen Bluetooth Low Energy bağlantısıyla çalışan Beacon, küçük, pratik ve kurması-yönetmesi kolay bir cihaz olarak öne çıkıyor.
Doğru yerde ve doğru zamanda
Turkcell’in kurumlara sunmak istediği noktasal pazarlama fırsatları için kilit rol oynayan Beacon, 30 metre menzilde yayın yaparak uyumlu kodların bulunduğu uygulamalarla iletişime geçebiliyor. Bunun anlamı yakın gelecekte Migros’un et reyonundan geçerken (eğer telefonunuzda Beacon SDK’sını kullanan uygulamalardan biri yüklüyse) dana kıymanın kilosunda sadece size özel ve sadece o an için geçerli bir indirime sahip olma şansınız hayli yüksek olacak.
Farklı geliştiriciler tarafından, farklı format ve teknik detaylara sahip olarak piyasaya sürülen Beacon modelleri için Turkcell’in sunmayı planladığı hizmetin başında ise devasa kullanıcı portföyü geliyor. Milyonlarca abonesiyle Turkcell, kurumlar için kullanıcı mahremiyetini ihlal etmeyecek nitelikte, kişiye ve konuma özgü tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini mümkün kılacak.
Yayınlanacak SDK ile birlikte, her kurum kendi uygulamasını ve kendi iletişim senaryosunu geliştirebilecek. Panel biçiminde gerçekleşen ve Turkcell’den Neslihan Uçar’ın moderatörlük yaptığı, POI Kurucu Ortağı Salih Zeki Çimen, Migros CIO’su Mustafa Bartın, Mekanist Genel Müdürü Ali Servet Eyüboğlu ve yine Turkcell’den Ürün ve Servisler Direktörü Arda Özgün’ün katıldığı toplantıda perakende sektöründe, otelcilikte, görme engellilere sunulan servislerde ve müzelerde Beacon’ın kullanım olanakları detaylandırıldı.
Alışveriş arabalarına telefon bölmesi…
“Google Analytics’in gerçek dünyaya uyarlanması” olarak tanımlanan Beacon, firmaların müşterilerle iletişime geçebilmeleri için yepyeni bir kanal oluşturuyor. Bu kanalın içerik, kampanya ve analiz başlıkları altında üç ana faydası bulunuyor. Üstelik kampanyalar yapıldıkça arka planda oluşan büyük data sayesinde, sistem zamanla daha da verimli ve akıllı hale geliyor.
Beacon, kullanıcılara bireysel seviyede ulaşabilmek ve stant bazlı tanıtım ya da bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirebilmek için kurumların ihtiyacı olan her şeyi sağlıyor. Şimdi sırada, tıpkı Migros CIO’su Mustafa Bartın’ın dediği gibi müşterilerin anlık olarak telefonlarına bakabilmelerini sağlayacak bir “yan teknoloji” geliştirmek var; alışveriş arabalarına eklenecek bir cep telefonu tutacağı gibi…
Nesnelerin interneti Turkcell ile cebinizde
Nesnelerin İnterneti (Internet of Things – IoT) hakkında mobil dünyanın en yetkin isimleri, Turkcell Teknoloji Zirvesi’nin aynı başlıklı oturumunda sırayla sahne aldı. Turkcell bir yandan kurumsal tarafta bu alanda yaptığı yatırımları ve yaşanan devasa dönüşümü anlatırken, diğer yandan günlük hayata, ailemize ve yaşantımıza nasıl etki edeceğini açıkladı.
Sahne alan isimler tarımcılıktan, okul servislerine kadar farklı ölçekte birçok çarpıcı örneği bizlerle paylaştı. Ancak gelin ben biraz daha basit ve herkesin aşina olduğu bir örnekle IoT’yi kısaca açıklayayım:
Bir durakta otobüs beklediğinizi düşünün. İstanbul’daki İETT otobüs duraklarında yeni kullanılmaya başlanan bilgilendirici paneller, duraktan geçen otobüslerin kaç dakika sonra geleceğini gösteriyor. Şimdilik bu hizmet İETT’nin veritabanında yer alan saat ve hat bilgilerine bağlı olarak görüntüleniyor. Oysa her otobüse kolayca monte edilebilecek bir akıllı cihaz vasıtasıyla otobüslerin konumları canlı olarak takip edilerek, ne kadar uzakta oldukları ve tam olarak kaç dakika sonra durakta olacağım ekranda görüntülenebilir.
Çok yakın gelecekte bir hayat standardı halini alması muhtemel olan bu teknoloji için aslında ihtiyaç duyulan veriler otobüsün konumu, hızı ve bölgenin trafik bilgisinden ibaret. Gelişen donanım teknolojileri, artan bant genişlikleri ve daha verimli hale gelen güç kaynakları ile bu sistemi kurmak hiç de zor değil.
Turkcell’de durum ne?
Turkcell Ürün ve Servisler Genel Müdür Yardımcısı Semih İncedayı, parlak mavi ışıklar altındaki geniş salonda yaptığı sunumda Turkcell’in nesnelerin interneti alanındaki yatırımlarına başlamadan önce, bu teknolojinin nesnelerle sınırlı olmadığını hatırlattı: IoT’yi nesneler kadar insan, süreç ve veri gibi bileşenler de besliyor. Aynı zamanda sistemin arka tarafında sürekli olarak büyük veri depolanıyor.
Turkcell’in nesnelerin internetine ilgisini açıklarken, enerji, perakende, altyapı ve üretim gibi pek çok sektörde kullanılan onca teknolojiye karşın, otomatize edilebilecek yüzde 50’ye yakın bir süreç potansiyeli olduğunu vurgulayan İncedayı, IoT’nin sağlayacağı bu otomasyon ile bazı sektörlerin birleşeceğini, kimilerinin ise yeni parçalara ayrılabileceğini belirtti.
Sistemlerin sistemi
Üretim, kontrol, dağıtım gibi farklı iş kollarındaki sistemlerin birbirini tanıması, birbiriyle iletişim kurabilmesi ile oluşturulan devasa ekosisteme bu ismi veren İncedayı’nın ardından sahneyi alan M2M Yöneticisi Dündar Özdemir, Turkcell Araç Takip Sistemi sayesinde kurumsal tarafta elde ettikleri başarıları anlattı. 530 bin araçta takip amaçlı takılı bulunan SIM kartlar, 2013 yılında toplam 1 milyar TL’ye varan tasarruf sağlamış.
Benzer bir başarıyı enerji dağıtımında 130 bin akıllı sayaç ile de sağlayan Turkcell, birbiriyle iletişim kurabilen nesneler sayesinde işletmelere enerji giderlerinde yüzde 30’a varan tasarruf olanağı sunan enerji izleme servisiyle ulaşmayı planlıyor.
Nesnelerin interneti anne babalara yarayacak
En çok ilgimi çeken sunum ise Turkcell Terminal ve Mobilite Direktörü Anıl Gül’ün tanıttığı Trackimo oldu. Kibrit kutusu büyüklüğündeki bu “akıllı nesne”, pek çok farklı amaca hizmet edecek şekilde anlık lokasyon ve hız gibi verileri sağlıyor.
Kurumsal istatistiklerden bireysele dönünce, trackimo’nun odak noktasını da aile, evcil hayvanlar ve yaşlı akrabalar aldı. Nesnelerin internetini kolaylaştıracak verinin teknoloji geliştikçe arttığına dikkat çeken Gül, Turkcell Tam Burada adını verdikleri servis ile trackimo’yu kullanarak bir haftaya varan sürelerde hız, anlık lokasyon ve konum geçmişi gibi verileri görüntülemenin kolaylığını açıkladı.
Buna göre örneğin çocuğunuzun okul çantasına takacağınız bu küçük aygıt, servisinin hangi hızla seyrettiği, herhangi bir anda nerede olduğu gibi verileri akıllı telefonunuza yansıtacak. Öte yandan, belirleyeceğiniz güvenli bölge sayesinde çocuğunuz bu alanın dışına çıkarsa anında telefonunuza bildirim gelecek. Şimdilik bu dört temel özellik (hız, anlık konum, güvenli bölge, konum geçmişi) üzerine yoğunlaştıklarını belirten Turkcell yetkilisi, kullanım artıp arka planda toplanan veri büyüdükçe, daha da faydalı kullanım özelliklerinin geliştirileceğini müjdeledi.
İleri Görüş, Mobil Nesil
Doğdukları günden itibaren internet olan ve kendilerini bildikleri andan itibaren mobil internet kullanmaya başlayana kuşağı Mobil Nesil olarak tanımlayan Kulabaş, “25 yaş altı nesil olan ve önümüzdeki döneme damga vuracak nesil çok önemli. 0-14 yaş arası ise mobil nesil olarak tanımlanıyor. Bundan on yıl sonra hem tüketici tarafında hem de kurumlar tarafında mobil esil çoğunlukta olacak. Özellikle işletmeler tarafına bakacak olursak hemen hepsi geleneksel şirketler ve mobil nesle uygun olmaları gerekiyor” dedi.
Türkiye’de de inanılmaz bir neslin geldiğini belirten Kulabaş, ülkemizden yedi örnek verdi. Bunlar, Elif Bilgin-Muz Kabuğundan Bioplastik, İlayda Şamilgil-Sıvılardaki Su Oranının Ölçümü, Ceyhun Derinboğaz-4 Kat uzun Ömürlü Pil, Duygu Kayaman-Hayal Ortağım, Ece Tankal-Ortama Göre Değişen yapılar, Sergen Günenç-Dil Öğreten Mobil Uygulama ve Cemil Cihan Özalevli-Geosolar.
Kendi yazıcısını yaptı
Daha sonra Yiğit Kulabaş sahneye 17 yaşındaki Kaan Göksal’ı çağırdı. Kaan Göksal, kendi 3 boyutlu yazıcısını yapmış bir kullanıcı ve bu yazıcının parçalarını başka bir üç boyutlu yazıcıda basarak üretmiş. Geleceği Yazanlar grubunun 25 bin üyesinden de biri olan Kaan Göksal, Türkçe içeriğin geliştirilmesi gerektiğinin altını da çizdi.
Telefon=Bilgisayar
Günümüzde geldiğimiz noktada telefonun bilgisayar yerine geçmeye başladığına dikkat çeken Kulabaş, “Mobil nesil artık bilgisayar yerine akıllı telefon kullanmak istiyor. Bu nesil sahip olmak yerine buluttan kullanmayı tercih ediyor. Ayrıca her şey kısa, öz ve görsel artık. Yo isimli bir uygulama 500 bin kullanıcıya ulaşmış durumda ve bu uygulamada sadece tek kelime kullanabiliyorsunuz o da Yo. İşte mobil nesil için artık her şey kısa, öz ve görsel” şeklinde görüş belirtti.
Akıllı cihazları giyeceğiz
Son yıllarda hemen hemen bütün cihazların akıllanmaya başlaması bu tip ürün sayısında önemli bir artışa sebep oldu. Artık neredeyse her cihaz akıllı hale geldi.
Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde önemli oturumlardan biri de Mobilite ve Akıllı Cihazların Yükselişi başlıklı oturum oldu. Oturumda konuşmacılar ise Samsung Electronics Türkiye Kurumsal Çözümler Direktörü Tansu Yeğen ve Turkcell Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcısı Burak Ersoy idi.
Burak Ersoy, akıllanan cihazların etraflarıyla iletişime geçtiğinden bahsederken, artık bu cihazların etrafa uyum sağladığını ve verimlilik için kullanılmaya başladığının altını çizdi.
Oturuma Samsung adına katılan Tansu Yeğen ise akıllanan cihazların önümüzdeki yıllarda hayatımıza neler katacağına dair önemli ipuçları verdi. Bunlardan biri de firmanın üzerinde çalıştığı birden fazla giyilebilir cihazı bir araya getiren bir çözümüydü.
Üzerinde sensör bulunan tişört, sensörlü eldiven ve Gear akıllı saatin birleşmesiyle oluşan bu yeni çözüm, doğru hareketleri doğru şekilde yapıp yapılmadığının gerçek zamanlı kontrolünü sağlayabiliyor. Bu çözümün hayatımıza girmesi an meselesi. Çünkü gösterilen teknolojilerin büyük bir çoğunluğu halen kullanımda olan ürünlerden oluşuyor.
Tansu Yeğen’in oturum sırasında izlettiği bir video ise akıllı teknolojilerin geleceğini göz önüne seriyordu. Videoda iletişimde olan akıllı bir otomobil ile onu kullanan kişinin iletişimi farklı senaryolar üzerinden anlatılıyor. Bu yeni nesil araçlar diğer otomobillerle iletişimde olduğu gibi sesli komutlarla e-posta göndermek, camından el hareketi ile fotoğraf çekmek ve bu fotoğrafı anında paylaşmak gibi birçok işlemi yapabiliyorlar. Otomobillerin de akıllanmaya başladığı günümüzde çok da uzak olmayan bir gelecekte bu tip kabiliyetlere sahip olan araçları görmek mümkün olacak.
Şirketler mobil dünyaya yatırım yapıyor
Tansu Yeğen’in oturum sırasında bilgi verdiği bir anket ise özellikle kurumların mobiliteye giderek daha fazla yatırım yaptığını ortaya çıkardı. Araştırma şirketi IDC’nin Samsung Türkiye adına yaptığı bu çalışmada 113 Bilgi Teknoloji Departmanı Sorumlusu ile görüşülmüş. Rapor uzun olsa da biri iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor: Halen mobilite stratejisi olan şirketlerin oranı yüzde 50. Bunun önümüzdeki 2 yılda yüzde 94’e çıkması bekleniyor. Öte yandan mobilite Ortadoğu ve Afrika bölgesine göre Türkiye’de daha fazla yatırım yapılan bir alan. Her ne kadar raporda böyle bir bilgi bulunmasa da Avrupa’ya göre mobilite yatırımlarımızın düşük kaldığını da belirtelim.
Su geçirmez kurumsal tablet: Galaxy Tab Active
Kurumlar mobilite alanına yatırım yaparken üreticilerin de boş durması beklenemez. Tansu Yeğen oturum sırasında yeni nesil tablet bilgisayarları Galaxy Tab Active’i de tanıttı. Bu ürün sadece kurumlar için geliştirilen, darbelere ve suya dayanıklı, pili değiştirilebilir ilginç bir ürün. Tansu Yeğen oturum sırasında cihazı yere attı ve aynı zamanda yıkadı. Buna rağmen çalışmaya devam eden cihaz kurumsal mobilite için iyi bir örnek oldu.
Mobilite ve Akıllı Cihazların Yükselişi oturumu giyilebilir teknolojilerden akıllı cihazlara, kurumsal dünyadan mobiliteye kadar birçok alandan bilgilerin paylaşıldığı bir etkinlik oldu. Görünen o ki daha fazla akıllı cihaz ve iş dünyasının daha fazla mobil olduğu bir gelecek bizi bekliyor.
Elon Musk uzaydan ucuz internetin peşinde
TechInside Yorumu: Uzayda uydu filoları kurarak dünyaya çeşitli servisler vermek ilk kez denenen bir şey değil. 90’lı yıllarda 60 civarında uydu tüm dünyaya cep telefonu servisi vermek için Iridium projesi başlatılmış, sistem 1998’de devreye girmiş ancak mobil telefonların beklenmedik gelişimi ve servis fiyatlarının ucuzlaması nedeniyle tarihin en büyük başarısızlıklarından birine dönüşmüştü. Daha önce yayınladığımız bir haberimizde tüm dünyaya ücretsiz internet vermek için de benzer bir çalışmanın olduğunu duyurmuştuk. Elon Musk’ın girişimini cesaretli bir deneme olarak görmekle birlikte başarı elde edilene kadar temkinli değerlendirmekte fayda var.
Elon Musk SpaceX’in uzaya birşeyleri ucuz gönderme yeteneğinden faydalanarak 700 adet uyduyu dünyayı çok düşük maliyetli internet ile kapsamak amacıyla uzaya yerleştirmek üzere çalıştığını duyurdu. Uydu interneti erişimi Kuzey Amerika ve Avrupa’nın kırsal kesimlerinde oldukça kullanışlı olabilir fakat esas Musk’ın ideolojik ve finansal çıkarı açısından daha da uygun olan dünyanın az bağlı (Asya, Afrika, Güney Amerika) olan yerlerinde işe yarayacak.
Wall Street Journal birkaç gün önce Musk’ın WorldVu adındaki birkaç ayda gizlilik modundan çıkan bir uydu girişimi ile çalıştığını duyurdu. WorldVu, daha önce de interneti olmayan diğer 3 milyar insana hizmet etmek için kurulan O3b isimli bir uydu internet şirketinin kurucusu Greg Wyler tarafından kuruldu. Musk bu sabah birkaç tweet ile SpaceX’in gerçekten de geniş bir uydu filosu üzerinde çalıştığını doğrulayarak resmi açıklamanın 2-3 ay içerisinde geleceğini açıkladı. (SpaceX’in WorldVu ile çalıştığını doğrulamadı ama bu yüksek bir ihtimal)
Görünen o ki WorldVu O3b ile aynı ana fikre sahip fakat alçak yörüngede dönen daha küçük uydulardan oluşan daha büyük bir filo hedefliyor. Orijinal WSJ raporu SpaceX/worldVu’nun her biri yaklaşık 113 kilo ağırlığında 700 uyduyu 800-965 kilometre uzaklıkta göreceli daha alçak olan yörüngeye göndermek istediğini yazıyor. 113 kilo şu an yörüngede olan en küçük iletişim uydusunun yarısı ağırlığında ve 700’lük bir filo da şu an dünyanın en büyük filosu olan Iridium’dan tam 10 kat daha büyük.
Filo büyüklüğünden başka çok fazla teknik detaya sahip değiliz. WorldVu’nun SkyBridge’den (başarısız olmuş bir uydu interneti şirketi) Ku band lisansı satın aldığını ve uyduların sürekli kapsam için dünya çevresindeki 20 farklı yörüngeye yerleştirileceğini biliyoruz – fakat erişim hızının ne kadar olacağı veya ne kadara mal olacağı hakkında bilgi yok. Musk “çok düşük ücretli” olduğu yönünde tweet attı ancak bu şu an var olan uydu internet erişimine göre daha ucuz demek de olabilir (ki o da oldukça pahalı).
Genel olarak uydu internet erişimi çok kötü bir tecrübe sunuyor: pahalı, yavaş ve güvenilmez. Zira uyduların inşa edilmesi ve gönderilmesi pahalı ve şirketler genellikle birkaç yüksek irtifalı uydu yardımıyla geniş alanları kapsamaya çalışıyorlar – ama yüksek yörünge yüksek gecikme ve düşük bant genişliği anlamına geliyor. Düşük yükseklikli uyduların sunduğu internet gerçekten hızlı ve kabul edilebilir gecikmeye sahip olabilir fakat bunun için aynı alanı kapsayan bir sürü uyduya ihtiyaç duyulur. Tarihte elbette 700 uyduyu göndermek – tanesi belki de 50 milyon dolardan – imkansız birşeydi. Ancak şimdi SpaceX’in uzaya çıkmayı daha ucuz hale getirişi ile daha küçük ve ucuz (tanesi 1 milyon dolar olduğu belirtiliyor) uydular birleştirilince, düşük irtifalı devasa bir grup uydu kulağa o kadar gülünç gelmiyor. WorldVu aynı zamanda 26-40GHz Ka bandı uydu iletişiminden daha güvenilir olan düşük frekanslı (12-18 GHz) Ku bandını kullanıyor olacak (yüksek frekanslı dalgalar yağmurla, bulutlarda, atmosferde seyreliyorlar).
Eğer SpaceX ve WorldVu bunu başarabilirlerse – yani eğer Musk ve Wyler tüm dünyaya ucuz, güvenilir internet erişimi sağlayabilirse – bu büyük bir şey olacak. Uydular kırsal kesimlere veya çok sayıda insanın henüz internete bağlı olmadığı ülkelere internet erişimi sağlamanın açık ara en iyi yöntemi. Son sayımda 3 milyar civarında insanın internet, PC, akıllı telefon veya başka bir benzeri cihaz ile internet erişimi olduğu – dolayısıyla çoğunlukla Çin, Hindistan ve Afrika’da yaşayan 4 milyar insanın interneti olmadığı ortaya çıkmıştı. Özellikle Afrika en geniş büyüme pazarı olarak görülüyor. Bu insanların sadece bir kısmı bile SpaceX/WorldVu internetine kaydolsa aniden dünyanın en büyük ve zengin internet servis sağlayıcısı haline gelecektir. Kardeş ikili 4G ve fiber
Peki, ikisinin birleşiminden ortaya ne çıkar? Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan ile Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde konuşma fırsatı yakaladık.
Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde öne çıkan 4G ve Fiber teknolojileriyle beraber Superonline’nın 3. çeyrek sonuçlarını ve yeni teknolojisi TV Plus’ı konuştuk.
Bakalım Murat Erkan, sorduğumuz sorulara ne cevaplar verdi?
Geleceği yazanlar zirvede
Turkcell’in Geleceği Yazanlar projesi ülkemizdeki yazılımcı potansiyelini değerlendirmek ve endüstriyel devrimin sonraki adımı olarak bilişim teknolojileri ve yazılımı öne çıkartmayı hedefleyen bir eğitim hareketi olarak karşımıza çıkıyor. Bu proje, mobil dünyadan başlayarak, gençler başta olmak üzere bütün katılımcılara yazılımı ve programlamayı öğretmeyi hedefliyor.
Binlerce katılımcı ve sertifika
Çok sayıda katılımcının olduğu Geleceği Yazanlar’da çeşitli sertifikasyonlardan geçen 6.000 kişi var. Sayıları gittikçe artan katılımcılar ve verilen eğitimlerle ilgili olarak sorularımızı, açık kaynak kod ve özgür yazılım camiasından da tanınan, projenin başındaki isim Dr. Görkem Çetin’e sorduk.
Teknolojinin rekabetteki önemi
Oracle, dünyanın dört bir yanında düzenlediği Oracle Day 2014 etkinliği 11 Kasım Salı günü İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdi. Etkinliğin Altın Sponsoru Experteam oldu. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Arto Mıgırdiçyan, ‘Teknoloji yatırımlarından hızlı ve tatmin edici geri dönüş alınır?’ konusunda katılımcılara bilgiler verdi.
Ayrca Experteam Danışmanlığında gerçekleştirilen, Oracle İş Ortakları Çözümleri ve Başarı Hikayeleri oturumunda ise ‘PepsiCo TurNkey’ projesinin detayları paylaşıldı.
Teknoloji yatırımlarından hızlı ve tatmin edici geri dönüşün nasıl alınacağı konusunda ipuçları veren Arto Mıgırdiçyan, “Dünya hızlı ve dramatik şekilde değişiyor, aktif internet kullanıcı sayısı günümüzde 3 milyarı aştı, bu yılın başında ise bu rakam 2,5 milyar idi. Yani daha bir yıl dolmadan internet kullanımı dünya genelinde yüzde 20 gibi bir artış gösterdi. Facebook’un aktif kullanıcısı sayısı 1.35 milyar, yani dünyadaki internet kullanıcılarının neredeyse yarısı Facebooku aktif olarak kullanıyor. Türkiye de Facebook kullanımında dünyada ilk 10’da yer alıyor. Bu rakamlar kişisel tüketicilerin çok uzun zaman önce dijital yaşamda etkin olarak var olduklarını gösteriyor. Bu yeni alışkanlıklar artık kurumsal tarafta da Bilgi Teknolojilerini dönüşüme zorluyor “dedi.
Artık şirketlerin bulut üzerinden sosyal medya ve mobil cihazları en iyi şekilde kullanarak kendilerine katma değer sağlamayı hedeflediğini aktaran Arto Mıgırdiçyan sözlerine şöyle devam etti: “90’lı yılların ikinci yarısında dünyada internet dönemi yaşanırken şimdi S.N.A.C. dönemi yaşanıyor. Böyle bir ortamdayken, mevcut karmaşık IT yapıları ile yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek oldukça zor bu da iş birimleri tarafında memnuniyetsizliğe yol açıyor. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda teknoloji yatırımlarında maksimum fayda sağlamak için önemli ve olmazsa olmaz parametreler dış kaynak kullanımı ile işe odaklanma, tekil tedarikçi, modernizasyon ve bulut konularına yoğunlaşmak gerekiyor. Dış kaynak kullanımını etkin olarak kullanmak rekabetçi bir ortamda yarışırken, şirketin geleceğine yön verecek ve hız kazandıracak bir platform olacaktır. Modern sistemlere acil olarak geçmek gerekiyor. Sektörde kabul görmüş en iyi çözümleri bulut üzerinden kullanarak bu dönüşüme adapte olan şirketler gerek doğru yatırım gerekse hızlı ve tatmin edici yatırım geri dönüşleri ile rekabetçi ortamda öne geçeceklerdir.”
Yahoo’dan 640 milyon dolarlık satın alma
TechInside Analizi: Her ne kadar Yahoo günlük hayatımızın içinde artık çok büyük bir yer sahibi olmasa da aslında hâlâ büyük bir teknoloji devi. Bu güne kadar yaptığı çeşitli yatırımlar (Alibaba gibi) ve yenilikçi CEO’su Marissa Mayer’in stratejileri sayesinde sadece hayatta kalmayı başardı aynı zamanda istikrarlı bir şekilde yeni alanlara giriyor ve büyümeye devam ediyor.
Yahoo reklam devi Brightroll’u var olan video reklam işini desteklemek amacıyla yaklaşık 640 milyon dolar nakit ile’ satın aldığını açıkladı. Brightroll ‘‘Yahoo’nun ek yatırım ve küresel desteğiyle’’ özerk olarak çalışmaya devam edecek. Anlaşmanın 2015’in ilk çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.
Yahoo CEO’su Marissa Mayer’e göre bu anlaşma Yahoo’yu A.B.D.’deki en büyük video reklam platformu haline getirecek. Mayer Brightroll’un net kazancının bu yıl 100 milyon doları geçmesinin beklendiğini duyurdu.
Mayer konu hakkında ‘‘Bu satın alım her iki şirketin de büyümesini hızlandıracak. Brightroll’a küresel olarak çok daha fazla reklamcıya ulaşmasında yardımcı olabiliriz ve onlar da muazzam platform hizmetlerini Yahoo’nun reklam verenlerine sunabilirler. Bu işbirliği Yahoo’nun 2015 yılındaki daha geniş internet reklam işine pozitif ivme sağlayacak.’’ şeklinde konuştu.
Anlaşmanın haberi ilk önce TechCrunch’da yayınlanmış fakat rakam biraz daha yüksek olarak yaklaşık 700 milyon dolar şeklinde verilmişti.
Brightroll video reklam sektöründe TubeMogul ve Google gibi pek çok şirket ile rekabet ediyor. Michio Kaku geleceği anlattı
Gündelik hayatımızda çok fazla etki etmediğini düşünsek de teorik fizik yaşadığımız evrenin sırlarını keşfetmek ve hayatı daha da ileti taşımak adına önemli aşamaların katedildiği bir alan. Dünyanın en önemli ve ünlü teorik fizikçilerinden Michio Kaku, Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde ikinci gün (13 Kasım) bir sunum da yapacak.
Küçülen teknoloji, kaybolan bilgisayarlar
Teorik fizikçi olmasının yanı sıra geleceği öngören önemli bir fütürist olan Kaku’ya teknolojinin bugünden sonra nasıl evrileceğini ve hayatımızı ne kadar daha dijitalleştireceğimizi sorduk. Elbette Profesör Kaku bu soruya elbette “akıllı evler” gibi hâlihazırda hayatımızda bulunan kavramlardan çok daha ötede cevaplar verdi.









