Türksat 6A, ilk test yayınını resmen gerçekleştirdi!

Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu olan Türksat 6A, uzaydaki test sürecinde önemli bir aşamayı tamamlayarak ilk test yayınını başarıyla gerçekleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türksat 6A’nın test yayınının başarıyla tamamlandığını duyurarak, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında geliştirilen bu projenin Türkiye’nin uzaydaki bağımsızlığı açısından kritik bir adım olduğunu vurguladı. 9 Temmuz 2024’te Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatılan ve ardından 42° Doğu yörüngesine yerleşen Türksat 6A, geçtiğimiz aylarda yörüngeye ulaşmış ve test aşamalarına başlamıştı.

Türksat 6A, ilk test yayınını başarıyla gerçekleştirdi

Son olarak gerçekleştirilen test yayını, uydunun planlanan şekilde çalıştığını ve haberleşme sistemlerinin başarıyla işlediğini gösteriyor. Türksat 6A, Türkiye’nin uzaydaki haberleşme kapasitesini artırarak, özellikle Asya ve Afrika kıtalarındaki kapsama alanını genişletmeyi hedefliyor.

Türksat İsrail

Türksat 6A, Ku-Bant, Ku-BSS Bant, Ka-Bant ve Q/V Bant frekanslarını destekleyen geniş haberleşme kapasitesiyle öne çıkıyor. Uydunun geliştirme sürecinde Türkiye’nin en önemli savunma ve teknoloji kuruluşlarından TUSAŞ, TÜBİTAK, ASELSAN ve CTech gibi firmalar yer aldı. Bu proje, Türkiye’nin haberleşme uydularında dışa bağımlılığını sona erdirmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Türksat 6A’nın tam kapasiteyle hizmete girmesiyle Türkiye’nin uydu haberleşme altyapısı daha da güçlenecek ve yörüngedeki aktif haberleşme uydusu sayısı 6’ya çıkacak. Bu uydulara ek olarak, Türkiye’nin 3 adet gözlem uydusu bulunurken, özel sektör girişimleriyle birlikte Plan-S’in yörüngede 13 aktif uydusu da mevcut.

Teknik özellikleri bakımından Türksat 6A, 35.786 kilometre yüksekliğindeki jeosenkron yörüngede görev yapacak ve 16 yıl boyunca aktif olarak hizmet verecek şekilde tasarlandı. Yaklaşık 1700 kilogram kuru ağırlığa sahip olan uydu, toplamda 4200 kilogramlık bir kütleye ulaşıyor. 8,4 kW güç kapasitesi ile yüksek verimlilik sunan Türksat 6A, 20 Ku-Bant alıcı sistemiyle geniş bir haberleşme alanı sağlayacak. Türksat 6A’nın devreye alınmasıyla birlikte, Türkiye’nin haberleşme uydularına yönelik teknolojik yetkinliği önemli ölçüde artacak ve gelecekte geliştirilecek yeni nesil haberleşme uyduları için de kritik bir altyapı oluşturulmuş olacak.

Yapay zekalı “Muhafız”, gümrüklerde vergi kaçağını engelliyor!

Ticaret Bakanlığı, 2024 yılında gümrüklerdeki vergi kaçakçılığını önlemek amacıyla “Muhafız” adlı yapay zeka destekli bir yazılımı kullanıma sundu. Bu yazılım, gümrüklerdeki denetim süreçlerini çok daha hızlı ve verimli hale getiriyor. “Muhafız” yazılımı, gümrük kapılarında, havaalanlarında ve limanlardaki denetimlerde aktif olarak kullanılıyor ve eşyaların beyanlarını, taşındığı yerleri ve menşe bilgilerini saniyeler içinde analiz ediyor. Bu sayede, geleneksel denetimlerde insan denetçilerin gözden kaçırabileceği kaçakçılık örüntülerini çok daha hızlı bir şekilde tespit edebiliyor. Sistem, gümrük memurlarının dikkatinden kaçabilecek ince detayları inceleyerek kaçak ürünleri tespit ediyor ve vergi kayıplarının önüne geçiyor. Özellikle, yeni nesil kaçakçılık yöntemlerini belirleyebilmesi, sistemin gelecekte daha da etkin hale gelmesini sağlıyor.

Yapay zekalı “Muhafız”, gümrüklerde vergi kaçağını tespit ediyor

Geleneksel gümrük denetimlerinde, bir gümrük memuru her bir beyannameyi tek tek kontrol eder ve bu süreç genellikle 20 dakika sürer. Bu süre zarfında, memur beyan edilen malın doğru olup olmadığını, nereden geldiğini, menşe bilgisini ve varsa anormallikleri kontrol eder. Ancak “Muhafız” yazılımı, bu süreci otomatikleştiriyor ve hızlandırıyor. Yapay zeka, çok daha kısa bir sürede, hatta milisaniyeler içinde beyannameyi analiz ederek tüm bu bilgileri kontrol ediyor. Bu sayede, gümrük işlemleri hızlanıyor ve insan hatalarından kaynaklanabilecek yanlışlıklar minimuma indiriliyor. Ayrıca, “Muhafız” sadece beyannameyi analiz etmekle kalmıyor, aynı zamanda görselleri de inceleyerek makine öğrenmesi teknolojisiyle kararlar alıyor. Bu, özellikle karmaşık kaçakçılık yöntemlerini tespit etmekte büyük bir avantaj sağlıyor.

Bir gümrük memuru, geleneksel yöntemlerle 20 dakika boyunca bir beyannameyi kontrol ederken, “Muhafız” yapay zeka bu süreci milisaniyeler seviyesine indiriyor. Bu hız artışı, gümrüklerdeki iş yükünü büyük ölçüde azaltırken, aynı zamanda vergi kaçakçılığı risklerinin tespit edilmesini çok daha verimli hale getiriyor. Sistem, sürekli olarak güncelleniyor ve yeni veri kaynaklarıyla besleniyor, böylece ileride ortaya çıkabilecek yeni usulsüzlük ve kaçakçılık yöntemlerini de tespit edebilecek kapasiteye sahip oluyor. Yapay zeka, zamanla daha fazla veri ile beslenerek doğruluk oranını artırırken, hata payını en aza indiriyor. Şu an için yüzde 99 doğruluk oranına sahip olan bu sistem, tespit ettiği anormallikler sayesinde gümrük memurlarının dikkatinden kaçabilecek kaçakçılıkları başarıyla yakalıyor.

Bununla birlikte, “Muhafız” sisteminin sağladığı avantajlar, yaşanan somut örneklerle de destekleniyor. Mersin Limanı’nda bir firma, sağ ve sol ayakkabıları farklı gümrüklerden sokarak vergi kaçırıyordu. Gümrük memurları yalnızca sağ ayakkabıları kontrol ettiğinde, sol ayakkabılara rastlamadılar ve bu durumun bir kaçakçılık yöntemi olduğunu fark edemediler. Ancak “Muhafız” yapay zeka, sağ ve sol ayakkabılar arasındaki farklılıkları tespit ederek bunun bir vergi kaçakçılığı olduğunu hemen belirledi. Bu tür ince detaylar, insan denetçilerin gözünden kaçabilecekken, yapay zeka algoritmaları bu tür örüntüleri hızla fark edebiliyor. Yani, normalde bir insanın fark etmesi imkansız olan bu tür kaçakçılık yöntemleri, yapay zeka tarafından başarıyla yakalanabiliyor. TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsü Müdürü Mehmet Haklıdır, bu örneği verirken, insanların böyle ince detayları fark etmesinin neredeyse imkansız olduğunu, ancak yapay zekanın verileri analiz ederek böyle bir kaçakçılığı tespit etmenin mümkün olduğunu vurguladı.

Sonuç olarak, “Muhafız” yazılımı, gümrüklerdeki vergi kaçakçılığını önlemede devrim niteliğinde bir adım atıyor. Yapay zeka teknolojisi sayesinde, gümrük memurları daha hızlı ve daha doğru denetimler yapabiliyor, hatta insanların gözünden kaçabilecek kaçakçılık yöntemleri bile tespit edilebiliyor. “Muhafız”, gümrük denetimlerinde insan hatasını ortadan kaldırarak, devletin vergi gelirlerini koruyor ve kaçakçılığın önlenmesinde önemli bir rol oynuyor.

Hipersonik Tayfun füzesinin yeni versiyonları geliyor!

Tayfun füzesinin geleceği oldukça heyecan verici bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor. Roketsan tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk kısa menzilli balistik füzesi olan Tayfun, artık sadece bir füze değil, bir teknoloji ailesi olarak şekilleniyor. Tayfun’un farklı varyantları, hem menzil hem de harp başlığı çeşitliliği açısından büyük bir genişleme gösteriyor. Bu füze ailesinin temel hedefi, farklı stratejik gereksinimlere göre özelleştirilmiş varyantlar sunmak ve menzil kapasitesini 2 bin kilometreye kadar çıkarabilmek.

Hipersonik Tayfun füzesinin yeni versiyonları karşımıza çıkacak

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci’nin açıklamalarına göre, Tayfun füzesinin son test atışları oldukça başarılı geçti ve bu başarı, Türkiye’nin balistik füze teknolojilerinde küresel liderlik yolunda önemli bir adım oldu. Tayfun, yüksek hassasiyeti ve cerrahi vuruş yeteneği ile dikkat çekiyor. Özellikle hipersonik seviyelerde seyir hızı, Tayfun’un hava savunma sistemlerinden kaçınmasına olanak tanırken, aynı zamanda yüksek doğruluk oranı ile istenmeyen hasarları minimize ediyor.

Hipersonik Tayfun füzesinin yeni versiyonları karşımıza çıkacak.

Füzenin menzili hakkında kamuoyuna açıklanan resmi verilerde, Tayfun’un menzilinin 280 kilometre veya daha fazla olduğu belirtilse de, bu tür stratejik füze sistemlerinin menzil bilgileri genellikle gizli tutuluyor. Tayfun’un üçüncü testinde 700 kilometreyi aşan bir menzil kat ettiği, ilk testinde ise 561 kilometreye ulaştığı açıklanmıştı. Bununla birlikte, Tayfun füzesinin menzilinin 2 bin kilometreye kadar çıkması hedefleniyor.

Tayfun’un yanında, Roketsan ayrıca Siper füzesinin Blok 2 varyantı üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor. Bu füze, Türkiye’nin savunma kapasitesini güçlendirecek önemli bir sistem olacak ve 150 kilometre menzili ile stratejik savunmada önemli bir yer tutacak. Ayrıca, Tayfun’un yanı sıra Çelik Kubbe ve Levent sistemleri de Türkiye’nin hava savunma gücünü artırmaya yönelik projeler arasında yer alıyor.

Anadolu Isuzu’nun elektrikli ticari aracı BIG.e, seri üretime geçti!

Anadolu Isuzu, son kilometre taşımacılığına yönelik geliştirdiği elektrikli küçük kamyonet modeli BIG.e’nin seri üretimine resmen başladığını duyurdu. Kocaeli Çayırova Üretim Tesisi’nde tanıtımı yapılan bu araç, 4 metreküplük kargo hacmi ve 1000 kilogram taşıma kapasitesi ile dikkat çekiyor.

Anadolu Isuzu’nun elektrikli ticari aracı BIG.e, seri üretime başlıyor

9,4 kW gücündeki elektrik motoruyla donatılan BIG.e, üç farklı batarya seçeneği sunuyor. 10,5 kW kapasiteli batarya ile 100 kilometre, 15,7 kW kapasiteli batarya ile 135 kilometre ve 21 kW batarya ile 170 kilometreye kadar menzil sağlayabiliyor. 45 km/sa hıza ulaşabilen ve %70 yerlilik oranına sahip olan bu modelin, hem iç pazarda hem de yurt dışında yıllık 700 ila 1000 adet arasında satılması hedefleniyor.

Anadolu Isuzu'nun elektrikli ticari aracı BIG.e, seri üretime başlıyor.

Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, firmanın kamyon ve otobüs segmentinde önemli bir pazar payına sahip olduğunu, ancak artık ürün gamını genişletmek amacıyla farklı segmentlere de yönelmek istediklerini belirtti. Hafif ticari araçlara yönelik yatırımlarının artarak devam edeceğini ifade eden Arıkan, BIG.e’nin bu stratejinin önemli adımlarından biri olduğunu vurguladı.

BIG.e’nin kapsamlı saha testlerinden geçtiğini ve oldukça olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Arıkan, aracın ilk siparişlerinin alındığını açıkladı. Başta turizm sektörü olmak üzere, fabrika içi taşımacılık, hastaneler, üniversite kampüsleri, belediyeler, ecza depoları, zincir marketler ve e-ticaret depoları gibi birçok farklı alandan talep geldiğini dile getirdi. Ayrıca, KOBİ’ler, limanlar ve havalimanları gibi operasyonel maliyetleri düşürmek isteyen işletmelerin de BIG.e’ye yoğun ilgi gösterdiğini sözlerine ekledi.

Türkiye, Güney Kore’ye askeri mühimmat satışı yapıyor!

Türk savunma sanayisinin önemli firmalarından biri olan ASSAN Group, Güney Kore’ye MK serisi uçak mühimmatı satışı için anlaşmaya vardığını duyurdu. Abu Dabi’de devam eden IDEX 2025 fuarında açıklamalarda bulunan ASSAN Group Genel Müdürü Gürcan Okumuş, Güney Kore’nin son yıllarda askeri ihracatta önemli bir aktör haline geldiğini ve Türkiye’nin de bu pazarda yer alacağını belirtti. Sözleşmenin yakın zamanda imzalanması beklenirken, bu anlaşma Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki ihracat kapasitesini artırma hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak.

Türkiye, Güney Kore’ye askeri mühimmat satışı yapmaya hazırlanıyor

ASSAN Group, yalnızca mühimmat satışıyla değil, aynı zamanda yeni üretim hatları ve savunma teknolojilerinde genişleme planlarıyla da dikkat çekiyor. Şirket, Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde bir üretim hattı kurmaya hazırlanırken, Afrika ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yatırımlarını da artırmayı planlıyor. BAE’nin hali hazırda en büyük ihracat pazarı olduğunu belirten Okumuş, küresel ölçekte üretim kapasitelerini genişlettiklerini ifade etti.

Türkiye, Güney Kore’ye askeri mühimmat satışı yapmaya hazırlanıyor.
Türkiye, Güney Kore’ye askeri mühimmat satışı yapmaya hazırlanıyor.

Bunun yanı sıra, şirketin TSK envanterindeki M60-T ve Leopard tanklarının şanzıman bakımlarını yapabildiği ve hibrit motor teknolojisi üzerinde çalıştığı da açıklandı. ASSAN Group, yaklaşık 1000 beygir gücünde bir hibrit güç grubu geliştirme sürecinde olup, bu sistemin ilk prototipini Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2025) kapsamında tanıtmayı hedefliyor.

Bu hibrit motor, özellikle FIRTINA obüsleri ve benzeri askeri sistemlerde kullanılabilecek. Şirketin bu yıl içinde operasyonel testleri tamamlaması beklenirken, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlileştirme hamlelerine katkı sunmaya devam edeceği görülüyor.

Eski OpenAI yöneticisi Mira Murati, yapay zeka şirketi kuracak!

Yapay zeka dünyasında önemli bir gelişme yaşanıyor; eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yeni girişimi Thinking Machines Lab’i duyurdu. Murati’nin liderliğindeki bu şirketin amacı, yapay zeka sistemlerini daha anlaşılır, kişiselleştirilebilir ve insan ihtiyaçlarına daha uygun hale getirmek. Thinking Machines Lab, OpenAI’ın kurucu ortaklarından John Schulman’ı baş bilim insanı, eski araştırma şefi Barret Zoph’u ise CTO olarak ekibine dahil etti. Ayrıca, Google DeepMind ve Character AI gibi sektörün önde gelen şirketlerinden 29 çalışanı da bünyesine kattı.

Eski OpenAI yöneticisi Mira Murati, yapay zeka şirketi kurmaya hazırlanıyor

Şirket, yapay zeka sistemlerinin hızla gelişmesine rağmen, bazı temel eksikliklerin hâlâ giderilmediğini belirtiyor. Özellikle, ileri düzey yapay zeka modellerinin nasıl eğitildiği konusunda bilgi eksiklikleri bulunduğunu ve bu durumun hem halkın AI hakkında bilinçlenmesini engellediğini hem de kişisel ihtiyaçlara yönelik özelleştirme yapmayı zorlaştırdığını vurguluyorlar. Bu nedenle Thinking Machines Lab, multimodal sistemler geliştirerek insanların yapay zeka ile daha etkili çalışmasını sağlamayı ve bilim ile yazılım mühendisliği gibi alanlarda devrim yaratmayı hedefliyor. Güvenlik de şirketin öncelikleri arasında yer alıyor.

Eski OpenAI yöneticisi Mira Murati, yapay zeka şirketi kurmaya hazırlanıyor.

Mira Murati, daha önce Tesla’da çalışmış ve 2018’de OpenAI’a katılmıştı. 2022’de CTO olan Murati, 2023’te kısa süreliğine geçici CEO olarak görev yaptıktan sonra şirketten ayrıldı. Murati’nin yönetiminde, OpenAI’de ChatGPT, DALL-E ve GitHub Copilot gibi büyük projeler hayata geçmişti. Şimdi, Thinking Machines Lab ile AI dünyasında nasıl bir etki yaratacağını zaman gösterecek.

Bu gelişme, OpenAI’dan ayrılan önemli isimlerin kurduğu şirketlerin artan sayısını gözler önüne seriyor; örneğin, Ilya Sutskeve’nin kurduğu Safe Superintelligence ve eski çalışanlar tarafından kurulan Anthropic, şu an OpenAI’ın en büyük rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor.

Intel, 1 trilyon dolar piyasa değerine ulaşabilir!

0

Efsanevi çip tasarımcısı ve eski Intel baş çip mühendisi Jim Keller, Intel’in satılmasının büyük bir hata olacağını ve şirketin doğru yönetildiğinde 1 trilyon dolar piyasa değerine ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Şu anda yapay zeka odaklı çipler geliştiren Tenstorrent’in CEO’su olan Keller, X platformunda yaptığı paylaşımda, Intel’in tarih boyunca en hızlı işlemcileri en iyi üretim teknolojileriyle geliştirdiğini ve şirketin bazı iş birimlerini üçüncü taraflara devretmesinin bir “yangın satışı” olacağını belirtti. Keller, Intel’in şu anda geçmişteki kadar büyük kazançlar elde edemeyebileceğini kabul ederken, şirketin potansiyelini göz ardı etmenin ve bölünmeye gitmenin büyük bir hata olacağını savundu. Ona göre, Intel’in şu anki durumunu değerlendirmek yerine uzun vadeli büyüme fırsatlarına odaklanılması gerekiyor.

Intel, 1 trilyon dolar piyasa değerine sahip olabilir

Son dönemde Intel’in bölünmesi veya bazı bölümlerinin satışıyla ilgili iddialar gündeme gelirken, Broadcom ve TSMC gibi büyük teknoloji devlerinin şirketin çeşitli birimlerine ilgi duyduğu konuşuluyor. Söylentilere göre Broadcom, Intel’in çip tasarım ve pazarlama bölümünü satın almayı değerlendirirken, Intel Foundry’nin ise TSMC, Broadcom, Qualcomm ve diğer bazı yatırımcılar tarafından desteklenen bağımsız bir çip üreticisi haline getirilmesi olasılığı tartışılıyor. Ancak, ABD hükümetinin yerel çip üretimini teşvik etmeye yönelik politikaları göz önünde bulundurulduğunda, Intel’in fabrikalarının yabancı kuruluşlar tarafından yönetilmesine sıcak bakılmayacağı belirtiliyor. Eğer Intel, kendi üretim tesislerinden vazgeçerse, entegre cihaz üreticisi (IDM) olma özelliğini kaybedecek ve üretim süreçleri üzerindeki tam kontrolünü yitirecek.

Öte yandan, Broadcom gibi büyük şirketler, Intel’in CPU geliştirme yetenekleri ve üst düzey çip tasarım ekiplerinden faydalanmak için şirketin ürün bölümünü devralmayı düşünebilir. Ancak böyle bir mülkiyet değişikliği, Intel ve AMD arasındaki geniş çaplı çapraz lisanslama anlaşmasının otomatik olarak sona ermesine neden olacak. Bu durumda, eğer yeni bir anlaşma yapılmazsa, Intel’in olası yeni sahipleri AMD tarafından geliştirilen ve iki şirket arasında paylaşılan önemli teknolojilere erişim hakkını kaybedecek. Bu durum, hem Intel hem de potansiyel yatırımcılar için büyük bir belirsizlik yaratıyor.

Jim Keller’in açıklamaları, Intel’in uzun vadeli potansiyeline ve doğru stratejilerle büyük bir değer yaratabileceğine olan inancını ortaya koyarken, şirketin geleceğine dair tartışmaların devam edeceğini gösteriyor. Intel’in gerçekten de 1 trilyon dolar piyasa değerine ulaşabilecek bir büyüme potansiyeline sahip olup olmadığı ve yatırımcıların şirketin geleceğine nasıl yön vereceği önümüzdeki dönemde netleşecek.

WhatsApp, sohbet temalarını kullanıma sunuyor!

0

WhatsApp, kullanıcı deneyimini kişiselleştirmek adına önemli bir yenilik sunuyor: sohbet temaları. Artık Android ve iPhone kullanıcıları, sohbet balonlarını renkli hale getirebilir ve yeni duvar kağıtlarıyla sohbetlerini özelleştirebilirler. WhatsApp, yaklaşık 30 yeni duvar kağıdı ve 22 önceden ayarlanmış tema ile kullanıcılara seçenek sunuyor. Bu temalar, kullanıcıların tüm sohbetlerinde veya sadece belirli bir konuşmada kullanılabilecek şekilde ayarlanabilir. Tema, yalnızca kullanıcı tarafından görülecek şekilde kişiselleştirilebilecek ve bu özelleştirme Kanallara da uygulanabilecek. Bu yenilikler, şimdiden birçok kullanıcıyı oldukça heyecanlandırdı.

WhatsApp, sohbet temalarını resmen kullanıma sundu

WhatsApp, kullanıcıların sohbet baloncuklarının renklerini ve arka planları değiştirebilmeleri için çeşitli seçenekler sunuyor. Bu temalar, her bir özelliğin ayrı ayrı değiştirilebilmesine olanak tanıyor. Ayrıca, WhatsApp’ın bu yeni özelliği, sohbetlerin görsel açıdan daha zengin ve özelleştirilebilir hale gelmesini sağlayacak. Sohbet temalarının yanı sıra, 30 yeni duvar kağıdı da kullanıcıların beğenisine sunuluyor.

WhatsApp, sohbet temalarını resmen kullanıma sundu.
WhatsApp, sohbet temalarını resmen kullanıma sunuyor.

Sohbet temalarını değiştirmek için şu adımları takip edebilirsiniz:

  1. WhatsApp uygulamasını açın.
  2. Ayarlar’a dokunun.
  3. Sohbetler bölümüne girin.
  4. Varsayılan sohbet temasına dokunun.
  5. Sohbet adına dokunun.
  6. Sohbet temasına dokunun.

Bu özellik, şimdiden bazı kullanıcılara sunulmuş olup, önümüzdeki haftalarda dünya genelinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırılacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Whatsapp’ın yeni güncellemesi kullanıcılar tarafından olumlu karşılanacak mı? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Honda, Türkiye’de motosiklet üretmeye başlayabilir!

Japon otomotiv devi Honda, Türkiye’de motosiklet üretimi için çalışmalarına resmen başladı. 2021 yılında Türkiye’deki otomobil üretimini durduran şirket, şimdi ise yerli motosiklet üretimiyle geri dönmeyi planlıyor. Honda Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kılıçer, markanın motosiklet pazarındaki büyüme potansiyelini göz ardı etmediklerini belirterek, üretim planlarının birkaç ay içinde resmiyet kazanacağını duyurdu.

Honda, Türkiye’de motosiklet üretmeye mi başlayacak?

Türkiye’de motosiklet pazarının küçümsenmeyecek bir noktaya ulaştığını vurgulayan Kılıçer, Şubat 2025 itibarıyla yürürlüğe giren yeni gümrük gözetim vergisinin yüzde 400’e varan artışlar getirdiğini ve bunun ithalatçı firmalar için ciddi bir maliyet unsuru oluşturduğunu ifade etti. Bu durum karşısında Honda, Türkiye’de üretim yaparak maliyetleri dengelemeyi ve yerel pazarda daha avantajlı bir konuma gelmeyi hedefliyor.

Honda araçlarda kod hatası

Honda’nın şu anda fizibilite çalışmalarına odaklandığını belirten Kılıçer, hangi modellerin ve hangi kapasiteyle üretileceğinin önümüzdeki dönemde netleşeceğini söyledi. Şirketin bu süreçte zamanının büyük bir bölümünü planlamaya ayırdığını belirten yetkili, üretim kararının kısa sürede netleşeceğini ve resmi duyurunun bir veya iki ay içinde yapılacağını dile getirdi. Honda’nın Türkiye’de hangi motosiklet modellerini üreteceği konusunda henüz kesin bir bilgi verilmezken, PCX 125 gibi popüler scooter modellerinin yerli üretim planları içinde yer alabileceği tahmin ediliyor.

Honda’nın Türkiye’de motosiklet üretimine başlaması, hem yerel motosiklet pazarını hareketlendirecek hem de ithalat bağımlılığını azaltarak tüketicilere daha uygun fiyatlı alternatifler sunulmasını sağlayacak. Özellikle artan gümrük vergileri nedeniyle fiyatların yükseldiği bir dönemde, yerli üretim kararı hem Honda için rekabet avantajı hem de tüketiciler için daha erişilebilir fiyatlar anlamına gelebilir. Resmi duyurunun ardından Honda’nın üretim süreci, yatırım planları ve Türkiye’de hangi modellerin üretileceği konularında daha fazla detayın paylaşılması bekleniyor.

Nokia 4G ağı Ay’da kuracak!

0

Intuitive Machines’in IM-2 görevi 26 Şubat’ta fırlatıldığında, bu sadece aya yapılan başka bir robotik keşif olmayacak. İniş aracının içinde, bir gezici ve bir zıplayıcının yanında, Dünya yörüngesinden hiç ayrılmamış bir teknoloji parçası bulunacak: tam işlevli bir 4G hücresel ağ.

Nokia 4G ağı Ay’da çalışacak

Nokia Bell Labs tarafından tasarlanan ağ , uzay araştırmalarında yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Astronotlar, gezginler ve hatta gelecekteki ay kolonicileri, Dünya’daki milyarlarca akıllı telefonu çalıştıran aynı tür hücresel teknolojiye güvenebilir. Onlarca yıldır uzay görevleri noktadan noktaya radyo iletişimlerine dayanıyordu. Örneğin Apollo görevi; Dünya ile konuşan tek bir iniş aracı veya gezici, mütevazı miktarda veri gönderiyordu. Nokia Bell Labs Solutions Research başkanı Thierry Klein: “Bunlar ultra yüksek frekans veya çok yüksek frekans teknolojilerine dayanıyordu ve nispeten düşük veri çıkışına sahip az sayıda cihazı birbirine bağlıyordu” dedi. Ancak ay çok daha yoğun olacak.

NASA’nın Artemis programı astronotları 2028’e kadar ay yüzeyine geri döndürmeyi ve 2030’larda kalıcı bir yaşam alanı oluşturmayı hedefliyor. Daha fazla cihaz, daha fazla veri ve daha fazla insanla, eski iletişim yöntemi yeterli olmayacak.

İniş aracına monte edilmiş bir baz istasyonu ve anten içeren sistem radyasyona, titreşime dayanıklı ve aşırı sıcaklıklara dayanacak şekilde üretilmiştir. İniş aracının güneş panelleri tarafından desteklenmektedir ve IM-2 görevi sırasında iniş aracı, bir gezici ve bir huni arasında yüksek hızlı iletişimi mümkün kılacaktır.

Klein: “Hücresel teknolojilerin gelecekte Ay’a ve nihayetinde Mars’a yapılacak mürettebatlı ve mürettebatsız görevler için gereken güvenilir, yüksek kapasiteli ve verimli bağlantıyı sağlayabileceğini kanıtlamayı amaçlıyoruz” diyor.

Akıllı giyilebilir teknolojiler için sıradaki gelişme ne olacak?

0

Yumuşak robotik ve giyilebilir teknoloji dünyasında, levha tabanlı akışkan cihazlar hafif, esnek ve çok işlevli sistemlerin nasıl tasarlandığını kökten değiştiriyor. Akıllı giyilebilir teknolojiler bu değişikliklerde önemli bir rol oynuyor. Ancak yenilikle birlikte zorluklar da geliyor. Çzellikle bu cihazlardaki arızaları anlama ve kontrol etme konusunda birçok zorluk var. Makine mühendisleri tarafından yapılan yeni bir çalışma, ısıyla kapatılabilen, levha tabanlı sistemlerdeki programlanmış arızaların cihazları korumak, karmaşık eylem dizilimini etkinleştirmek ve hatta kontrol mekanizmalarını düzene sokmak için nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

Akıllı giyilebilir teknolojiler için başarısızlıklardan ders almak gerekiyor

Cell Reports Physical Science dergisinde yayımlanan araştırma, ince, esnek tabakaların (dahili akışkan ağları oluşturmak için desenlendirilmiş ve seçici bir şekilde bağlanmış) basınç değişikliklerine nasıl tepki verdiğine ve özellikle dahili basınçlar çok yükseldiğinde nasıl başarısız olduklarına odaklanıyor. Araştırma ekibi, akıllı giyilebilir teknolojiler kapsamında tekstil tabakaları arasındaki yapışmayı inceleyerek maksimum çalışma basınçlarını tahmin edebildi ve bağ geometrisi ve malzeme seçimi gibi faktörlerin performansı nasıl etkilediğini belirleyebildi.

Preston’ın laboratuvarında doktora öğrencisi ve GEM Associate Fellow olan Sofia Urbina: “Çalışmamız, levha tabanlı akışkan sistemlerindeki arızayı tahmin etmek ve bundan yararlanmak için bir çerçeve sunuyor. Akıllı giyilebilir teknolojiler kapsamında, arızayı bir sınırlama olarak görmek yerine, işlevselliği artırmak, bu cihazları daha akıllı ve verimli hale getirmek için nasıl kullanılabileceğini araştırdık” diyor.

Yapışma mukavemetini değerlendirmek için T-soyulma testleri ve yüksek basınçlarda arızayı değerlendirmek için patlama testleri de dahil olmak üzere titiz testler yoluyla araştırmacılar, üretim sürecinin termal bağlama adımı tarafından belirlenen üç farklı arıza rejimi belirlediler: Bağ mukavemetinin, bağlama sıcaklığıyla arttığı bir ilk faz, malzeme mukavemetinin kohezyon arızasını belirlediği bir plato ve üretim sırasında aşırı ısınmanın malzeme bütünlüğünü bozduğu bir üçüncü faz.

Bu bulgular araştırmacıların yeni bir “akışkan sigorta” üretmesine olanak sağladı. Akıllı giyilebilir teknolojilerle uyumlu olarak, farklı güçlere sahip birden fazla bağa dayanan ve basınç artışlarından kaynaklanan hasarı önlemek için kontrollü bir şekilde arızalanacak şekilde tasarlanmış koruyucu bir bileşen sağlıyor. Araştırmacılar, bu bileşenin çalışmanın en heyecan verici sonuçlarından biri olduğunu söyledi.

Google Meet görev ataması yapacak

0

Google Meet’in yapay zeka transkriptleri sizin için otomatik olarak eylem öğeleri oluşturacak. Google Meet’in Gemini destekli not alma özelliği, Google Meet görev ataması süreçlerinde Workspace ekipleri için biraz daha kullanışlı hale geliyor. Artık toplantılarınızın sonunda önerilen sonraki adımların bir kontrol listesini oluşturacak, son tarihler atamaya ve göreve birincil bir paydaş eklemeye kadar gidecek.

Google Meet görev ataması

Not alma özelliği ilk olarak geçen yılın Ağustos ayında kullanıma sunuldu. O zamandan beri yaygın bir şekilde kullanıldı ve şimdiye kadar kötü bir sonuç üretmedi. Google Meet görev ataması ile Gemini’nin sesten metne transkripsiyonu konuşmacıları doğru bir şekilde ayırabilir ve tartışılan her şeyin çoğunlukla doğru bir hesabını üretebilir, ancak her zaman mükemmel değildir. Toplantının sona ermesinden sonra katılımcılarla otomatik olarak paylaşılan bir Google Dokümanında sonucu şaşırtıcı derecede tutarlı ve uyumlu bir yapı ile özetler.

Genel olarak kullanıcılar, yaratıcı özgürlüğü yapay zeka ile değiştirmeye hazır değil. Ancak hassas bilgilerin büyük bir dil modeline maruz kalmasıyla ilgili endişeler hariç, not alma konusunda yapay zekanın yardımcı olmasına biraz daha sıcak bakabiliriz. Bu yeni eylem öğeleri özelliği hızlı bir şekilde kullanıma sunulmaya başlayacak. Ancak Google, Google Meet görev ataması performansı ve kaliteyi dikkatle izledikleri için bunun “normalden çok daha yavaş bir hızda” kullanıma sunulacağını söylüyor.

Google Meet’in en yeni AI destekli özelliği “benim için not al”, Gemini Enterprise, Gemini Education Premium veya AI Meetings & Messaging eklentilerine sahip Google Workspace müşterileri tarafından kullanılabiliyor. Bu Meet’in transkripsiyon aracına benzer, ancak herkesin söylediklerini otomatik olarak transkribe etmek yerine herkesin konuştuklarını özetler ve eylem öğeleri oluşturur.

Amazon Inspire akışını sonlandırıyor

0

Amazon, TikTok benzeri ürün fotoğrafları ve videolarını içeren Inspire beslemesini sonlandırdı. Amazon sözcüsü Maxine Tagay yaptığı açıklamada, şirketin “müşterilerin bize en önemli olduğunu söyledikleri şeylerle daha iyi uyum sağlamak için çeşitli özellikleri düzenli olarak değerlendirdiğini ve bunun bir parçası olarak Inspire’ın artık mevcut olmadığını” söyledi.

Amazon Inspire akışı için kötü son

Amazon, Inspire’ı ilk olarak 2022’de piyasaya sürdü ve mobil uygulamasında kullanıcıların iç mekan tasarımı, cilt bakımı ve evcil hayvanlar gibi kategorilerdeki ürünlerin akışında gezinmesine olanak sağladı. Ayrıca kullanıcılara fotoğraflarda ve videolarda gösterilen ürünleri satın alma seçeneği de verdi. Amazon, TikTok’un Çin’de başarı elde eden ABD’de alışveriş özelliklerini test etmeye başladığı sıralarda Inspire’ı piyasaya sürdü. YouTube da 2022’de Shorts’a alışveriş özellikleri ekledi.

2023’te içerik oluşturucular, Bloomberg’in o dönemde “piyasadaki fiyatın yaklaşık onda biri” olduğunu bildirdiği Inspire videosu başına 25 dolar ödemeyi teklif ettiği için şirketi eleştirdi. Amazon ayrıca, alışveriş yapanların ürünleri bulmak için kullanabileceği İlgi Alanına Göre Alışveriş (benzer şekilde alışveriş yapılabilir videoların akışında gezinmenize olanak tanır) ve AI alışveriş rehberleri gibi birkaç başka özellik daha sunuyor.

Tagay: “Amazon’un ötesinde, müşterilerin sosyal medya akışlarında ilham ve ürün önerileri aradığını biliyoruz ve sorunsuz sosyal medya entegrasyonları aracılığıyla Amazon ürünleri arasında alışverişi daha keyifli hale getirmek için yenilikler yapıyoruz” dedi. Amazon’un bu kararından vazgeçmesinin ardından yeni bir özellik için çalışma yapıp yapmayacağı ise henüz bilinmiyor.

Bataryalı enerji depolamada rekor seviyeye ulaşıldı!

2025 yılının ilk ayında küresel bataryalı enerji depolama sistemlerinde (BESS) rekor seviyede bir artış yaşandı. Londra merkezli analiz şirketi Rho Motion’un raporuna göre, Ocak ayında toplamda 13,6 GWh yeni enerji depolama kapasitesi devreye alındı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %94’lük bir büyümeye işaret ediyor ve enerji depolama sektöründeki hızlı genişlemeyi gözler önüne seriyor.

Bataryalı enerji depolamada yeni rekor kırıldı

Ocak ayındaki yeni BESS projelerinin büyük bir kısmı, beklendiği gibi, Çin’de gerçekleştirildi. Ülkede toplam 3,9 GW/9,52 GWh kapasiteye sahip projeler devreye alınırken, Hubei eyaletinde 1,2 GWh kapasiteli büyük ölçekli bir sistem faaliyete geçti. Ayrıca, lityum iyon bataryaların dışında, enerji depolama alanında kullanılan tek alternatif teknoloji olan vanadyum akış bataryaları da Çin’de 90 MWh kapasiteyle kuruldu.

Bataryalı enerji depolamada yeni rekor kırıldı.

Çin’in ardından Suudi Arabistan da dikkat çeken ülkeler arasında yer aldı. Ülkede, 2 GWh kapasiteye sahip büyük bir BESS devreye alındı ve bu proje, Çin dışındaki en büyük yatırımlardan biri olarak kaydedildi. Avrupa’da ise enerji depolama projeleri oldukça sınırlı kaldı. Kıta genelinde yalnızca 240 MW/470 MWh kapasitenin devreye alınması, Avrupa’nın BESS yatırımlarında küresel yarışta geride kaldığını gösteriyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 2025 boyunca planlanan batarya enerji depolama projelerinin %61’inin Kaliforniya ve Teksas’ta yoğunlaşması bekleniyor. Bunun yanı sıra, Wisconsin, Oregon, Minnesota, Idaho, Indiana ve New Mexico eyaletlerinde toplamda 9 GWh’lik kapasitenin kurulacağı öngörülüyor. Bu veriler, ABD’nin önümüzdeki dönemde enerji depolama alanındaki kapasitesini ciddi şekilde artıracağını ortaya koyuyor.

Broadcom ve TSMC, Intel’i bölmeye çalışıyor!

0

Intel, köklü geçmişine rağmen son yıllarda büyük bir dönüşüm sürecinden geçerken, Broadcom ve TSMC gibi dev rakiplerin şirketi bölmeye yönelik olası hamleleri gündeme gelmiş durumda. Konuya yakın kaynaklara dayandırılan yeni bir rapora göre, ABD’nin çip üretimindeki en önemli isimlerinden biri olan Intel, çeşitli stratejik anlaşmaların odağında yer alıyor. Wall Street Journal’ın aktardığı bilgilere göre, Broadcom ve Tayvan merkezli üretici TSMC, Intel’in bazı bölümlerini satın almak ve şirketi ikiye ayırmak için potansiyel seçenekleri değerlendiriyor.

Broadcom ve TSMC, Intel’i bölmek için plan yapıyor

Broadcom’un ilgisi, Intel’in çip tasarımı ve pazarlama bölümlerine yönelmiş durumda. Şirketin danışmanlarıyla birlikte bir satın alma teklifi üzerine görüştüğü belirtilirken, sürecin ancak Intel’in üretim birimi için uygun bir ortak bulunması halinde ilerleyebileceği ifade ediliyor. TSMC ise Intel’in üretim tesislerini devralmayı içeren farklı bir strateji izliyor. Tayvanlı çip üreticisinin, doğrudan ya da bir yatırımcı konsorsiyumu aracılığıyla Intel’in fabrikalarını ele geçirme seçeneğini masaya yatırdığı bildiriliyor. Ancak her iki firmanın da bu süreçte birbirinden bağımsız hareket ettiği ve şu an için yapılan görüşmelerin yalnızca ön hazırlık niteliğinde olduğu vurgulanıyor.

ABD hükümeti de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Intel’in geçici yönetim kurulu başkanı Frank Yeary’nin, hem olası alıcılarla hem de Trump yönetiminin yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdiği belirtiliyor. Washington, Intel’i ulusal güvenlik açısından kritik bir teknoloji şirketi olarak değerlendirdiği için, üretim tesislerinin yabancı bir firmanın kontrolüne geçmesine mesafeli yaklaşıyor. Trump’ın Tayvan ve dolayısıyla TSMC hakkında geçmişte yaptığı açıklamalar göz önüne alındığında, Intel ve TSMC’nin ortak bir zeminde buluşması zor görünüyor.

Bir zamanlar sektörün tartışmasız liderlerinden biri olan Intel, son yıllarda finansal olarak zorlu bir dönemden geçiyor. Eski CEO Pat Gelsinger yönetiminde yapılan büyük çaplı üretim ve yapay zeka yatırımları, beklenen getiriyi sağlayamadı. Şirketin bu süreçte bazı büyük müşterilerini kaybetmesi ve bazı projelerini iptal etmek zorunda kalması, piyasa değerinde önemli kayıplara yol açtı. Özellikle TSMC ve Nvidia gibi rakiplerin hızla büyümesi, Intel’in rekabet gücünü olumsuz etkiledi. Geçtiğimiz yıl Intel hisselerinin yaklaşık %60 değer kaybettiği ve bu doğrultuda maliyetleri azaltmak amacıyla çalışanlarının %15’inin işten çıkarıldığı belirtiliyor.

Federal Havacılık İdaresi, Elon Musk’ın kontrolüne geçebilir!

Elon Musk, Donald Trump’ın yönetimi altında önemli bir yükseliş yaşadı ve bu durum, yalnızca NASA’nın kontrolü değil, aynı zamanda Federal Havacılık İdaresi (FAA) üzerinde de büyük bir etki oluşturma yolunda ilerliyor. Trump yönetiminin NASA üzerinde Musk’a sağladığı etkiyi, şimdi FAA üzerinde de görmek mümkün. Bu gelişme, özellikle son dönemde FAA tarafından yaşanan bir skandalın ardından hız kazandı. Washington’daki bir havalimanında meydana gelen trajik uçak-helikopter çarpışmasında, her iki araç da infilak etti ve kazada toplam 67 kişi hayatını kaybetti. Bu kaza, FAA’deki yönetimsel zafiyetlerin ve eksik personelin büyük rol oynadığını ortaya koydu.

Federal Havacılık İdaresi, Elon Musk’ın kontrolüne mi geçiyor?

Biden dönemindeki kapsayıcılık politikaları doğrultusunda FAA’ye alınan bazı personellerin liyakat eksiklikleri, kazanın ardından daha fazla tartışılmaya başlandı. Bu durum, FAA’nin güvenli ve etkin bir şekilde çalışmadığını düşündüren önemli bir gösterge olarak öne çıktı. Bu çerçevede, Trump yönetimi FAA’nin işlerliğini artırmaya yönelik adımlar atmaya karar verdi. Trump, FAA’deki yüzlerce kişiyi görevden aldı ve daha güçlü bir yapının inşa edilmesi amacıyla SpaceX’i görevlendirdi.

SpaceX, bu hafta FAA’deki mevcut sistemleri incelemeye ve gözden geçirmeye başladı. SpaceX ekibi, FAA’nin operasyonel verimliliğini artırmak için hangi sistemlerin doğru çalıştığını ve hangi alanların iyileştirilmesi gerektiğini belirleyecek. Musk ve ekibi, bu tespitler doğrultusunda daha modern ve etkili bir sistem önerisi sunmayı hedefliyor. Bu hamle, SpaceX’in sadece uzay teknolojileriyle değil, havacılık sektöründeki altyapı ve yönetim sistemleriyle de büyük bir değişim yaratabileceğini gösteriyor.

Bununla birlikte, Donald Trump’ın görevlendirdiği Senatör Sean Duffy, bu süreçte yalnızca SpaceX’in değil, daha iyi alternatif sunabilecek diğer Amerikalı şirketlerin de FAA’deki sistemin modernizasyonu için fırsat yaratabileceğini ifade etti. Ancak bu açıklama, Elon Musk ve SpaceX’in zaten NASA üzerinde sağladığı büyük etkiyi ve şimdi FAA’deki etkisini gözler önüne seriyor. Musk’ın bu iki stratejik kurum üzerindeki güçlü pozisyonu, ABD’nin havacılık ve uzay alanındaki politikalarını önemli ölçüde dönüştürebilir.

Musk’ın kontrol ettiği SpaceX’in, FAA gibi önemli bir kurumda da etkili olması, sadece teknoloji ve uzay sektöründe değil, aynı zamanda havacılık alanında da derin izler bırakabilir. FAA’nin modernizasyonu, özellikle hava trafik kontrolü, uçuş güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik gibi alanlarda büyük bir etki yaratabilir. Musk’ın vizyonu, havacılığın daha verimli, güvenli ve çevre dostu bir hale getirilmesine yönelik reformlarla şekillenebilir. Bu gelişmeler, ABD’nin havacılık sektöründeki yönetimsel yapısında önemli bir dönüşümün işaretini veriyor ve Elon Musk’ın sadece uzayda değil, havacılıkta da geleceği şekillendirmeye başladığını gösteriyor.

Çift taraflı PV tesisler geliyor!

Brezilyalı plastik üreticisi, çift taraflı PV tesisleri için yansıtıcı membran sunuyor. Azul Pack, bifacial modüllere sahip fotovoltaik santrallerde albedo ve enerji verimini artırmak için yeni bir yansıtıcı membran geliştirdi. Minas Gerais’te bulunan sabit yapı santralinde, teknolojinin invertör çıkışında yüzde 7’lik bir enerji artışıyla sonuçlandığı bildirildi.

Çift taraflı PV sistemleri

Brezilyalı plastik üreticisi Azul Pack, çift taraflı güneş enerjisi santralleri için yansıtıcı membran geliştirdi. Çözüm, mikro ve mini üretim projelerinin yanı sıra büyük ölçekli tesislerde albedoyu artırmayı ve enerji üretimini optimize etmeyi amaçlıyor. Yeni ürün Techreflex Geo ve Techreflex Film adlı iki versiyonda mevcut. İlki 5.9 ila 20 metre genişliğinde ve 1.00 µm kalınlığındayken, Techreflex Film 4 ila 20 metre ve 250 µm kalınlığında seçeneklere sahiptir. Ayrıca membranı projenin ihtiyaçlarına göre özelleştirme olanağı da vardır.

Çözüm, halihazırda faaliyette olan fotovoltaik santrallerde sonuçlarını gösterdi. Brezilya pazarında ürünleri dağıtan şirket olan Albedo Power Flex’in kurucu ortağı Leonardo Oliveira’ya göre teknoloji, Minas Gerais’teki Januária’da sabit yapıda bir santralde uygulandı ve burada invertör çıkışında enerji kazancı yüzde 7’ye ulaştı. Geliştiriciler: “Entegre bir batarya olsaydı, verimlilik yüzde 10,5’e çıkabilirdi. İzleyicilere sahip santrallerde bu artış daha da fazla olabilir ve yüzde 15’e ulaşabilirdi” dedi.

Oliveira, yansıtıcı örtülerin sağladığı faydalar arasında, bulutlu koşullarda bile çift taraflı modüller tarafından yakalanan ışığı artıran yüksek yüzey yansımasıyla artan enerji verimliliği olduğunu söylüyor. Ayrıca örtü, yabani ot büyümesini önleyerek toprağı koruyor, biçme ve bitki örtüsü kontrolü ihtiyacını en aza indiriyor ve erozyonu önlediği ve güneş santrallerinin temellerini koruduğu için bakım maliyetlerini düşürüyor.

Ürünün 20 yıla kadar kullanım ömrü ve 10 yıl garantisi bulunmakta olup, toprakla kimyasal reaksiyona girmeyen inert malzemelerden üretilmektedir. Yansıtıcı membranların verimliliğinde bilimsel doğrulama ve sürekli iyileştirme sağlamak için Albedo Power Flex ve Azul Pack, Santa Catarina Federal Üniversitesi (UFSC) ile ortaklaşa yürütülen izleme çalışmaları yürütüyor. Bu işbirliğinin sonuçları, ürünün performansını ve dayanıklılığını daha da optimize etmeye yardımcı olacak ve Brezilya güneş enerjisi pazarındaki uygulamasını güçlendirecektir.

Albedo, güneş yansıması olarak da bilinir, bir yüzey tarafından yansıtılan radyasyon ile gelen küresel güneş radyasyonu arasındaki orandır. Fotovoltaik bağlamda, yansıtıcı membranların kullanımı bu yansımayı artırır, çift taraflı modüller tarafından kullanılan ışık miktarını artırır ve daha fazla enerji üretimiyle sonuçlanır. Bu olgu, küresel ve yansıtılan radyasyonu analiz eden iki piranometre ile donatılmış bir cihaz olan albedometre ile ölçülür.

Bifasiyal fotovoltaik sistemin verimi, gölgeleme, sıralar arasındaki mesafe, toprak tipi, modül modeli ve yapının yüksekliği (sabit veya izleyici) gibi bitkinin çeşitli parametrelerine bağlıdır. Ancak, en alakalı ve yere özgü faktör, alınan ve yansıtılan ışık arasındaki oran olan toprak yansıtma veya albedo’dur. Güneş enerjisi santrallerindeki toprağın doğal albedo’su nadiren %20’yi aşar ve bu da bifasiyal sistemlerin verimliliğini sınırlar.

Yeni nesil nükleer füzyon reaktörü, tarihi rekor kırdı!

0

Fransa’da gerçekleştirilen önemli bir nükleer füzyon denemesi, tarihî bir başarıya imza attı. CEA (Commissariat à l’Énergie Atomique et aux Énergies Alternatives) tarafından işletilen WEST tokamak reaktörü, 12 Şubat’ta 22 dakika 17 saniye boyunca plazma reaksiyonunu kararlı bir şekilde sürdürebilmeyi başardı. Bu, dünya çapında bir rekor kırılmasına olanak tanıdı ve füzyon enerjisinin sürdürülebilir hale getirilmesi yolunda önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Önceki rekor, Çin’deki EAST tokamak reaktörüne aitti ve o da plazmayı 1.066 saniye boyunca tutabilmişti. WEST, bu başarı ile Çin’in rekorunu yaklaşık yüzde 25 oranında geliştirdi.

Yeni nükleer füzyon reaktörü, tarihi bir rekora imza attı

Füzyon plazmalarının uzun süre korunabilmesi, ITER gibi devasa projeler için kritik bir hedef teşkil ediyor. Bu tür reaktörlerin verimli enerji üretimi yapabilmesi için plazmaların dakikalarca, hatta saatlerce kararlı bir şekilde tutulması gerekiyor. Ancak, füzyon plazması doğası gereği son derece kararsız bir yapıya sahip olduğu için, onun kontrol altında tutulması ve reaktör iç yüzeyine zarar vermeden çalışması büyük mühendislik ve bilimsel bir çaba gerektiriyor. WEST’in başarısı, bu alandaki ilerlemelerin önemli bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Reaktörde, süper iletken bobinler ve aktif soğutmalı bileşenler gibi gelişmiş teknolojiler kullanılarak uzun süreli plazma deneyleri mümkün kılınıyor.

WEST, ITER ve diğer büyük füzyon projeleri ile birlikte küresel füzyon araştırmalarına da büyük katkılar sunuyor. Bu tesiste yapılan çalışmalar, füzyon enerjisini ticari hale getirmeye yönelik önemli veriler sağlıyor. Ancak, füzyon enerjisinin ticari hale gelmesi için sadece plazmanın uzun süre tutulması değil, aynı zamanda reaktör bileşenlerinin erozyona uğramadan veya kirlenmeden çalışması da büyük önem taşıyor. Füzyon enerjisinin potansiyeli büyük çünkü yalnızca 1 gram hidrojen izotopunun füzyon tepkimesiyle açığa çıkan enerji, 11 ton kömüre eşdeğer ve teorik olarak sınırsız ve temiz bir enerji kaynağına ulaşılabilir.

Ancak, nükleer füzyonun ticari hale gelmesi ve büyük ölçekli enerji üretimi için gereken altyapının tamamlanması zaman alacak. Bu teknolojinin, 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedeflerine kayda değer bir katkı sağlaması şu an için pek olası görünmüyor. Yine de, son yıllarda yaşanan sürekli rekor kırma gelişmeleri, bu alandaki ilerlemenin hızla devam ettiğini gösteriyor.

Apple Haritalar, reklam göstermeye başlayabilir!

0

Apple, Haritalar uygulamasını yeni bir gelir kaynağına dönüştürmek amacıyla reklam entegrasyonu üzerinde çalışıyor. Yeni bir sızıntıya göre şirket, kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemeyecek bir reklam modeli geliştirmeye odaklanarak, geleneksel banner reklamlar yerine arama temelli sponsorlu içerikleri devreye almayı planlıyor. Apple’ın bu yaklaşımı, daha önce App Store’da uyguladığı ve başarılı olduğu düşünülen reklam modeline benzer bir yapı sunacak.

Apple Haritalar, resmen reklam göstermeye başlayacak

Kullanıcılar belirli bir konum veya kategori araması yaptığında, ilgili işletmelerin sponsorlu olarak ön plana çıkabilmesi mümkün hale gelecek. Örneğin, bir restoran zinciri veya kafe, “İtalyan mutfağı” gibi belirli anahtar kelimelerle yapılan aramalarda üst sıralarda yer almak için ödeme yapabilecek.

Apple Haritalar koronavirüs

Apple’ın bu hamlesinin geçmişine bakıldığında, şirketin 2022 yılında benzer bir reklam modelini Haritalar uygulamasına entegre etmeyi düşündüğü, ancak o dönemde projeyi ilerletmeme kararı aldığı biliniyor. Günümüzde ise Apple, değişen pazar dinamikleri ve dijital reklamcılığın artan önemi nedeniyle bu fikri yeniden değerlendiriyor. Apple Haritalar’ın, Google Haritalar gibi uzun süredir reklam destekli bir modele geçmemesi, şirketin kullanıcı gizliliği konusundaki hassasiyetiyle ilgili olduğu düşünülüyor. Ancak yeni sistemde Apple’ın, kullanıcıların izlenmesini minimum seviyede tutarak reklamları kişiselleştirmek yerine doğrudan arama bazlı bir model kullanacağı tahmin ediliyor.

Şu an için bu özelliğin geliştirilmesi konusunda aktif bir mühendislik çalışması başlamış değil. Ancak Apple’ın, App Store reklamlarındaki başarısını göz önünde bulundurarak Haritalar uygulamasına reklam entegrasyonunu önümüzdeki yıllarda hayata geçirmesi olası görünüyor. Özellikle Apple’ın hizmetler bölümünden elde ettiği geliri artırmaya yönelik attığı son adımlar dikkate alındığında, bu hamlenin Apple Haritalar’ın potansiyelini daha da artırması bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Apple’ın bu konuda resmi bir duyuru yaparak reklam sisteminin nasıl işleyeceğine dair daha fazla detay paylaşması muhtemel.