DeepSeek’i kendi bilgisayarınızda çalıştırın!

Ortaya çıkmasıyla beraber yapay zekâ dünyasında deprem yaratan ve bir anda liderliğe oturan DeepSeek yapay zeka sohbet robotu son zamanlarda en çok merak edilen konulardan biri. Yapay zekâ modelinin Çin menşeli olması, bazı kullanıcılarda kişisel veri güvenliği açısından endişe yaratıyor ve kullanmaya çekiniyorlar. Bir taraftan da, gördüğü büyük ilgi nedeniyle DeepSeek’in kapasitesini doldurmuş olması ve sık sık erişim hatası vermesi, kullanıcıların bu yeni yapay zekâ modelini denemelerini engelliyor.

DeepSeek’i yerel olarak çalıştırın

Açık kaynak kodlu bir yapay zekâ modeli olan DeepSeek’i bilgisayarınıza kurup çalıştırmak mükkün. Bu sayede yapay zekâya gönderdiğiniz mesajlar, yazdığınız promptlar sadece bilgisayarınızda kalıyor. Yurtdışındaki sunuculara gitmiyor. Yapay zekâ modeli de yerel olarak çalıştığından dolayı erişim kesintisi yaşanması gibi bir sorun da olmuyor. Tek sınır, bilgisayarınızın bilgi işlem gücü. Bilgisayarınız ne kadar güçlüyse, yüklediğiniz yapay zekâ modeli o kadar yüksek performanslı çalışıyor.

DeepSeek’i bilgisayarınıza yükleyin

Bilgisayarınıza DeepSeek yüklemek için önce https://lmstudio.ai/ adresine gidip buradan LM Studio uygulamasını bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor.

Adım adım DeepSeek yüklemek

LM Studio uygulamasını indirip yükledikten sonra ilk çalıştırışta program hangi yapay zekâ modelini kullanmak istediğiniz soracak. Buradan DeepSeek, LLama veya başka yapay zekâ modellerini seçebilirsiniz. Bu yazının konusu DeepSeek yüklemek olduğu için, biz birinci seçenek olan DeepSeek R1 modelini seçiyoruz.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Modeli seçtikten sonra dosyanın indirilmesini bekliyoruz. LM Studio ilgili modeli indirip sisteme kuracak.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Kurulum tamamlandıktan sonra Load Model düğmesine basarak indirmiş olduğunuz yapay zekâ modelini yükleyin. Adım adım DeepSeek yüklemek

DeepSeek yüklemek

Artık LM Studio içerisinde yüklemiş olduğunuz yapay zekâ modelini kullanarak çalışmaya başlayabilirsiniz. Modelin performansı, daha önceden de belirttiğimiz gibi, bilgisayarınızın performansına bağlı olacaktır.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Farklı yapay zekâ modellerini yükleyin

LM Studio birden fazla yapay zekâ modelini destekliyor. Bu modelleri bilgisayarınıza indirip deneyebilirsiniz. Bunun için uygulamanın sağ altın bulunan ayarlar düğmesine basın, açılacak olan pencerede Model Search üzerine tıkladığınızda yükleyebileceğiniz farklı yapay zekâ modellerinin listesini görebilirsiniz.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Bu listeden istediğiniz modeli yükleyebilirsiniz. Yükleme tamamlandıktan sonra yüklediğiniz yapay zekâ modelini LM Studio uygulamasının üst bölümündeki model seçeneklerini kullanarak seçebilirsiniz.

Yapay Zeka modellerini yerel çalıştırmanın avantajları

  1. Gizlilik ve Veri Güvenliği AI modellerini yerel olarak çalıştırmak için en ikna edici nedenlerden biri artan gizliliktir. Bulut tabanlı bir hizmet kullandığınızda, verileriniz uzaktaki sunuculara gönderilir ve işlenir. Bu durum, veri ihlalleri ve yetkisiz erişim konusunda endişelere yol açar. Modelleri yerel olarak çalıştırarak, tüm hesaplamalar cihazınızda gerçekleşir ve hassas bilgiler hiçbir zaman kontrolünüzden çıkmaz.
  2. Azaltılmış Gecikme Süresi Bulut hizmetleri, verilerinizin bilgisayarınızdan uzak sunuculara gidip gelmesi nedeniyle gecikmeye yol açar. Sohbet botları, kod asistanları veya transkripsiyon araçları gibi gerçek zamanlı uygulamalarda bu gecikme, kullanılabilirliği olumsuz etkileyebilir. Modelleri yerel olarak çalıştırarak bu darboğazı ortadan kaldırabilir ve anında yanıt alma imkanı elde edebilirsiniz.
  3. Maliyet Etkinliği Bulut sağlayıcıları ölçeklenebilir çözümler sunsa da bunlar bir maliyetle gelir. OpenAI’nın GPT’si veya Google’ın Gemini’si gibi hizmetlere yapılan sık API çağrıları, zaman içinde önemli maliyetlere yol açabilir. Modelleri yerel olarak barındırarak, donanım ve yazılım kurulumundaki başlangıç yatırımı sonrası sürekli ücretlerden kurtulursunuz.
  4. Özelleştirme ve Esneklik Yerel dağıtım, model ortamı üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar. İstediğiniz gibi komutları değiştirebilir, belirli görevler için modeli ince ayarlayabilir veya özel iş akışlarınıza sorunsuz bir şekilde entegre edebilirsiniz. Bu düzeyde esneklik, özel çözümlere ihtiyaç duyan işletmeler ve araştırmacılar için paha biçilmezdir.
  5. Çevrimdışı Erişim İnternet bağlantısı her zaman güvenilir değildir, özellikle uzak alanlarda veya seyahat sırasında. Yerel olarak barındırılan bir AI modeli, ağ bağlantısından bağımsız olarak kesintisiz işlevsellik sağlar. Bu, AI yeteneklerine sürekli erişimin kritik olduğu senaryolar için idealdir.
  6. Bireysel Kullanıcıların Güçlendirilmesi AI modellerini yerel olarak barındırmak, teknoloji devlerine bağımlılığı azaltarak bireysel kullanıcıları güçlendirir. Geliştiriciler, araştırmacılar ve meraklılar artık güçlü AI araçlarından bağımsız olarak yararlanabilir. Bu, yenilikleri teşvik eder ve merkezi platformlara olan bağımlılığı azaltır.

Zorluklar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

AI modellerini yerel olarak çalıştırmak birçok avantaj sunarken, dikkate alınması gereken bazı zorluklar da var:

  • Donanım Gereksinimleri : Yüksek performanslı GPU’lar hala pahalıdır, ancak orta seviye seçenekler daha hafif iş yükleri için giderek daha uygun hale geliyor.
  • Teknik Bilgi : Yerel ortamları kurmak ve sürdürmek bir miktar teknik bilgi gerektirebilir, ancak kullanıcı dostu araçlar bu süreci basitleştiriyor.
  • Model Boyutu Sınırlamaları : Çok büyük modeller hala çoğu tüketici cihazının kapasitesini aşar, bu da model boyutu veya performans üzerinde ödün verilmesini gerektirebilir.

WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik hatasını düzeltti!

WhatsApp, iPhone kullanıcılarını etkileyen önemli bir gizlilik hatasını düzeltti. Normalde sadece bir kez görüntülenmesi gereken fotoğraf ve videolar, uygulamadaki bir güvenlik açığı nedeniyle tekrar tekrar izlenebiliyordu. Bu durum, WhatsApp’ın bir kez görüntüle özelliğinin iPhone’larda düzgün çalışmadığını gösteriyordu. Şirket, yayımladığı son güncellemeyle bu açığı kapattı ve kullanıcı gizliliğini yeniden güvence altına aldı.

WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik sorununu çözdü

Söz konusu hata, WhatsApp’ın iPhone versiyonunda medya yönetim ayarları üzerinden tek seferlik içeriklerin yeniden görüntülenmesine olanak tanıyordu. Kullanıcılar, Ayarlar – Depolama ve Veriler – Depolamayı Yönet sekmesine girerek paylaşılan medya dosyalarını en yeniye göre sıralayıp tekrar erişebiliyordu.

WhatsApp, iPhone'lardaki gizlilik sorununu çözdü.
WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik sorununu çözmeyi başardı.

Normal şartlarda bir kez görüldükten sonra kaybolması gereken bu fotoğraf ve videoların bu şekilde açılabilmesi, WhatsApp’ın gizlilik konusunda ciddi bir açığa sahip olduğunu ortaya koydu.

Şirket, bu hatayı herhangi bir duyuru yapmadan sessizce düzeltti. Güncelleme notlarında söz konusu değişiklikten bahsedilmese de sorunun ortadan kalktığı görülüyor. Daha önce benzer bir durum WhatsApp Web’de de yaşanmış ve yine bir güncellemeyle düzeltilmişti. Bu olay, kullanıcıların gizlilik ayarlarına dair uygulamaların nasıl çalıştığını yakından takip etmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Whatsapp güvenli bir uygulama mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin!

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstüne öncelik verecek!

0

AMD, RDNA 4 mimarisini ilk etapta masaüstü ekran kartları için geliştirerek bu alana öncelik vereceğini duyurdu. Şirket, mobil GPU’lara yönelik ürünlerin ilerleyen dönemde piyasaya sürülebileceğini belirtirken, net bir takvim paylaşmadı. CES 2025 etkinliğinde RDNA 4 mimarisini resmi olarak tanıtan AMD, bu mimariye dayalı Radeon RX 9000 serisinin Mart ayında piyasaya çıkacağını doğruladı. Yeni nesil RDNA 4, geliştirilmiş hesaplama birimleri, daha verimli yapay zeka entegrasyonu ve hızlandırılmış ışın izleme performansı gibi yenilikler sunacak. Ancak AMD, mimarinin teknik ayrıntılarını henüz tam olarak açıklamış değil.

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstü platformu hedefliyor

AMD yetkilisi Ben Conrad, RDNA 4 mimarisinin mevcut stratejileri doğrultusunda masaüstü grafik pazarına odaklandığını vurgularken, bu teknolojinin ilerleyen yıllarda mobil GPU’lara da uyarlanabileceğini belirtti. Ancak firma, şu an için önceliğini masaüstü dGPU modellerine vermiş durumda.

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstü platformu hedefliyor.

AMD’nin mobil ekran kartlarını genellikle Strix Point ve Krackan Point serisi APU’lar veya RX 7000S/7000M dizüstü dGPU modelleri üzerinden sunduğu biliniyor. Ancak RDNA 3.5 mimarisini mobil ekran kartlarında tam anlamıyla kullanamamış olması, şirketin bu alandaki rekabet gücünü Nvidia’nın RTX 50 serisi karşısında zayıflatabilir.

Öte yandan AMD’nin Strix Halo çipi, entegre Radeon 8060S grafik birimi sayesinde RTX 4070 dizüstü GPU’sunu geride bırakabilecek potansiyele sahip. Şirketin, RDNA 4 ve FSR 4 destekli yeni bir Strix Halo halefini piyasaya sürerek Nvidia’nın Blackwell mimarisiyle rekabet etmeye hazırlandığı iddia ediliyor. AMD’nin dGPU tarafına öncelik vermesinin temel nedenlerinden biri de bu olabilir. Eğer firma masaüstü GPU’larında RDNA 4 mimarisini başarılı bir şekilde konumlandırabilirse, gelecekte mobil GPU pazarında da iddialı bir konuma gelmesi mümkün olabilir.

iPhone modelleri Starlink desteği kazanacak!

Apple, iPhone’lara Starlink uydu ağı desteğini getirmek için SpaceX ve T-Mobile ile iş birliği yaparak önemli bir adım atıyor. iPhone 14 serisinden itibaren belirli ülkelerde Apple’ın kendi uydu bağlantı hizmetini sunan şirket, bu kez iOS 18.3 güncellemesiyle Starlink desteğini bazı kullanıcılar için aktif hale getirdi. Yeni iş birliği, iPhone kullanıcılarının yalnızca Apple’ın mevcut Globalstar ağına bağımlı kalmadan, farklı bir uydu hizmeti kullanarak iletişim kurmalarını sağlayacak. Böylece iPhone’lar, kırsal alanlarda, kapsama alanı bulunmayan bölgelerde veya acil durumlarda daha geniş bir uydu bağlantısı seçeneğine sahip olacak.

Mevcut test süreci, yalnızca belirli sayıda iPhone kullanıcısını kapsayan bir pilot program kapsamında yürütülüyor. T-Mobile, test grubundaki kullanıcılarla Starlink hizmetini erken bir sürüm olarak sunmaya başladı. İlk aşamada bu uydu bağlantısı yalnızca mesajlaşma amaçlı kullanılabilecek. Ancak SpaceX ve T-Mobile yetkilileri, gelecekte bu sistemin veri bağlantıları ve sesli aramalar için de aktif hale getirilmesini hedeflediklerini belirtti.

iPhone modelleri resmen Starlink desteği kazanıyor.

Şu an için yalnızca ABD’deki kullanıcılarla sınırlı olan test programı, Apple’ın iPhone’lara sunduğu Globalstar hizmetinden farklı olarak, tamamen yeni bir uydu altyapısına dayanıyor. SpaceX’in uzun vadeli hedefi ise Starlink’in küresel olarak kullanılabilir hale gelmesini sağlamak.

Starlink, 100’den fazla ülke ve bölgede hizmet sunarak dünyanın en büyük uydu tabanlı iletişim ağı sağlayıcılarından biri konumunda. Bu kapsamlı uydu ağı sayesinde kırsal ve bağlantı sorunu yaşanan alanlarda bile kesintisiz iletişim sağlanması amaçlanıyor. Ancak şu an için Starlink desteği iPhone’larda yalnızca ABD’de test edilirken, Apple’ın kendi uydu hizmeti gibi Starlink’in bu entegrasyonu da Türkiye’de henüz erişilebilir değil. SpaceX ve T-Mobile, programın başarıyla ilerlemesi durumunda kapsamını genişleterek daha fazla ülkeye açılmayı planlıyor. Apple’ın mevcut uydu bağlantı sistemine ek olarak Starlink desteğinin gelmesi, gelecekte iPhone’ların hücresel kapsama alanı olmaksızın daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı deneyimi sunmasını sağlayabilir.

Nvidia, artık daha fazla çipe ihtiyaç duyuyor!

0

Nvidia, Çin merkezli yapay zeka firması DeepSeek’in son gelişmeleri karşısında olumlu bir bakış açısı sergileyerek, bu tür atılımların aslında daha fazla çipe olan ihtiyacı gösterdiğini savunuyor. Şirketin açıklamalarına göre, DeepSeek’in yapay zeka modellerinde gösterdiği ilerleme, Nvidia çiplerinin önemini daha da artırıyor ve özellikle Çin pazarındaki talebin gelecekte artacağını kanıtlıyor. DeepSeek’in geliştirdiği modellerin, OpenAI gibi büyük rakiplerle benzer performansı çok daha az sayıda Nvidia çipiyle elde ettiğine yönelik haberler, yatırımcılarda tedirginlik yaratarak Nvidia hisselerinin sert bir düşüş yaşamasına neden olmuştu. Ancak piyasanın bu duruma tepkisi ve DeepSeek’in sunduğu iddiaların abartılı olup olmadığına dair tartışmalar sonrasında, Nvidia hisseleri hızla toparlanarak yüzde 9 oranında yükseliş gösterdi.

Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyuyor

Şirket yaptığı açıklamada, DeepSeek’in geliştirdiği modellerin yaygın olarak erişilebilen açık kaynak yapılar ve ABD’nin ihracat kontrol düzenlemelerine tam uyumlu donanımlarla oluşturulduğunu belirtti. Bu durum, Nvidia açısından, çiplerine olan talebin sürdürülebilirliğini destekleyen bir kanıt olarak görülüyor. Yapay zeka dünyasında Nvidia’nın çipleri hâlâ kritik bir gereklilik olmaya devam ederken, bu çipler yalnızca yapay zeka modellerinin eğitiminde değil, aynı zamanda hizmete sunulmalarında da büyük bir rol oynuyor.

Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyuyor.
Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyacak.

DeepSeek gibi platformların gelişmesi, kullanıcı tabanının genişlemesi ve sistemlerin sürekli çalışır durumda kalması için eğitim sürecinde ihtiyaç duyulandan çok daha fazla GPU ve altyapıya gereksinim duyuluyor. Nvidia’nın gelecekte daha fazla çipe talep olacağını vurgulamasının temel sebebi de bu.

Bununla birlikte, ABD hükümetinin uyguladığı yarı iletken ihracat kontrolleri, Çin’in nükleer silahlar geliştirmek için kullandığı süper bilgisayarları ve gelişmiş yapay zeka teknolojilerini sınırlamayı amaçlıyordu. Ancak DeepSeek’in son atılımı, bu politikaların beklenen etkiyi göstermekte zorlandığını düşündürüyor. Çin’in kısıtlamalara rağmen yapay zeka alanında kaydettiği ilerlemeler, küresel rekabetin daha da kızışacağına işaret ederken, Nvidia’nın bu durumdan nasıl faydalanacağı da merak konusu.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük ilgi gördü!

0

Nvidia’nın beklenen GeForce RTX 5090 ekran kartının çıkışı, oyuncular arasında büyük bir heyecana yol açmış durumda. 30 Ocak’ta satışa çıkacak olan bu amiral gemisi ekran kartı, şimdiden bazı oyuncuların mağazaların önünde çadır kurmasına neden oldu. Özellikle yeni kartlara olan yüksek talep ve düşük stok seviyeleri, fiyatların ilk etapta oldukça yüksek olacağı beklentisini doğuruyor. Bu sebeple bazı kişiler, ürünü düşük fiyatla alıp kar etmek amacıyla mağazaların önünde kamp kurmaya başladı.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük bir heyecan yarattı

ABD’deki Micro Center mağazasının önünde çadır kuran oyuncular, stoka giren ilk ürünlerin genellikle en yüksek fiyattan satıldığına şahit oluyor. Mağaza, potansiyel bir kargaşayı önlemek adına kupon sistemine geçiş yapma kararı aldı. Açılış saatinden önce kuponlar, sıraya giren ilk müşterilere verilecek ve her kupon sahibi yalnızca bir ekran kartı alabilecek. Fakat, belirli bir üretici veya model garantisi verilmeyecek.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük bir heyecan yarattı.

GeForce RTX 5090 ve RTX 5080, DLSS 4 ve Çoklu Kare Üretimi (Multi Frame Generation) gibi teknolojilerle, oyun performansında önemli artışlar vaat ediyor. DLSS 4, geleneksel render yöntemlerine ek olarak her kare için üç ek kare daha üreterek performansı 8 kata kadar artırabiliyor. RTX 5090’un fiyatı 1.999 dolar, RTX 5080’in fiyatı ise 999 dolar olarak belirlenmiş durumda.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

Elektrikli araç pazarı 2025’te rekor kıracak

Elektrikli araç sektörü, 2024 yılında satışlardaki büyük artışla dikkat çekerken, uzmanlar 2025’te hem küresel hem de yerel büyümenin hızlanarak devam edeceğini belirtiyor. BYD Türkiye ve Opel Türkiye’den gelen açıklamalar ise sektördeki iyimser beklentileri doğruluyor.

BYD: pazar payı yüzde 15’e ulaşacak

Rho Motion’ın yayımladığı rapora göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre elektrikli araç satışları 3,5 milyon adet artarak toplamda 17 milyon adetlik bir büyüklüğüne ulaştı. Bu büyy\u00fkmenin 11 milyonu çin pazarında gerçekleşti.

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, elektrikli araçların Türkiye pazarındaki etkisinin hızla artacağını belirtti. “2016’dan 2024’e kadar elektrikli araç pazarının 20 kat büyüdüğüne tanık olduk. Türkiye’de elektrikli araç pazar payının 2025 yılında Avrupa’ya paralel olarak yüzde 15 seviyesine ulaşmasını bekliyoruz” dedi.

Elektrikli araç pazarı

2023’te elektrikli araç satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 51,75 oranında artarak 99 bin 489 adete ulaştığınıhatırlatan Ergun, özellikle altyapı yatırımları ve çevresel farkındalığın etkisiyle bu artışın daha da hızlanacağını dile getirdi. “2023 öncesinde toplam satışların sadece yüzde 1’ini oluşturan elektrikli araçlar, 2024 sonunda pazardan yüzde 10 pay aldı ve dizel araçları geride bıraktı” ifadelerini kullandı.

Hibrit araçlar da büyüyen pazardan pay alıyor

Ergun, BYD’nin hibrit modellerine de dikkat çekerek, “2023’te Türkiye’de yaklaşık 2 bin 500 adet şarj edilebilir hibrit araç satılırken, 2024’te bu rakam BYD SEAL U DM-i modelimizin katkısıyla 9 bin 921 adede ulaştı” dedi. Hibrit araçlara olan ilginin elektrikli araçlarla birlikte artması, sektördeki genel büyümenin bir başka önemli dinamiği olarak öne çıkıyor.

Opel: büyüyen pazar daha fazlasını vaat ediyor

Opel Türkiye Genel Müdürü Yiğit Yantaç ise Türkiye’deki dair daha iyimser bir tablo çizdi. Yantaç, “2025’te elektrikli araç pazarının yüzde 20’lik bir büyüme kaydetmesini bekliyoruz. Elektrikli araç satışlarının toplamda 120 bin adede ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.

Yantaç’ın bu iyimser tahmini, sektördeki oyuncular arasında artan rekabet ve teknolojik ilerlemelerle destekleniyor. Türkiye’de elektrikli araç piyasasının hem yerel hem de uluslararası yatırımlarla önemli bir dönüşüm yaşaması bekleniyor.

Uzmanlar, elektrikli araç pazarındaki hızlı büyümenin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, küresel ölçekte yeni rekorlar kırılacağını vurguluyor. Altyapı yatırımları, çevre dostu teknolojilere artan talep ve rekabetin etkisiyle 2025, elektrikli araçların altın yılı olarak kayıtlara geçebilir.

Uzay teleskobu James Webb, bütçe kesintisine uğrayacak!

2022 yılında yörüngesine girerek göreve başlayan James Webb Uzay Teleskobu (JWST), yalnızca üç yıl içinde evrenin derinliklerini keşfetme konusunda gökbilimcilerin beklentilerini fazlasıyla aşarak bilimsel bir devrim başlattı. NASA öncülüğünde ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) iş birliğiyle geliştirilen teleskop, sunduğu verilerle modern astronominin sınırlarını genişletmeye devam ediyor.

Uzay teleskobu James Webb, bütçe kesintisine maruz kalacak

Ancak JWST’nin olağanüstü başarısına rağmen, geleceği bütçe kesintilerinden etkilenme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu kesintilerin, özellikle 2026 mali yılı başında yürürlüğe girmesi bekleniyor ve teleskobun operasyonel kapasitesini olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.

Teleskobun ilk beş yıllık görev süresi içerisinde performansının beklentilerin çok üzerinde olduğu belirtiliyor. Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü (STScI) yetkilileri, JWST’nin halen zirve bilimsel kapasitesine ulaşmadığını vurgularken, sağlanan gözlem süresi talebinin arzın çok üzerinde olduğuna dikkat çekiyor. Teleskobun tasarım ömrü 10 yıl olarak belirlense de, itici yakıtının 20 yıldan fazla dayanması bekleniyor. Bu, teleskobun 2040’lara kadar görev yapabileceği ve o dönemde fırlatılabilecek yeni nesil teleskoplarla eş zamanlı çalışabileceği konusunda umut veriyor.

JWST’nin bütçe teklifinde 2025 mali yılı için 187 milyon dolarlık fon ayrılmış durumda; bu miktarın 127 milyon doları operasyonel harcamalar, 60 milyon doları ise bilimsel araştırmalara yönelik hibeler için öngörülüyor. Ancak STScI’nin verdiği bilgilere göre, operasyonel bütçede %20’lik bir kesinti öngörülüyor. Bu kesintiler, teleskobun bilimsel verimliliği üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabilir. Teleskobun bazı modlarının kullanımı sınırlanabilir, mevcut sorunlara çözüm üretme kapasitesi düşebilir ve astronomların desteklenmesi zorlaşabilir. Buna rağmen, JWST’nin uzun vadeli bir görev süreci boyunca bilim dünyasına sunacağı katkılar, bütçe sorunlarına rağmen, halen umut vadediyor.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle işbirliğine gidebilir!

Volkswagen, son dönemde karşılaştığı mali zorluklar ve üretim fazlasıyla başa çıkabilmek için radikal kararlar almayı düşünüyor. Alman otomotiv devi, Almanya’daki fabrikalarından ikisini kapatmayı ve 35.000 iş pozisyonunu kesmeyi planlıyor. Kapatılacak tesislerden biri, elektrikli araç üretiminin sınırlı olduğu Dresden’deki Transparent Factory, diğeri ise 2026 sonrasında üretim yapılması beklenmeyen Osnabrück fabrikası. Ancak Volkswagen, bu durumdan çıkış yolu olarak Çinli bir üreticiyle ortak girişim kurmayı da gündeme getirmiş durumda.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle resmen işbirliği yapabilir

Volkswagen’in, Çinli üreticilerle ortaklık kurma planı, Çin’deki önceki iş modelinin tersine çevrilmesini temsil edebilir. 1983’te Volkswagen, SAIC ile kurduğu ortaklıkla Çin’deki faaliyetlerine başlamış ve burada, Çinli taraf fabrikalar ve iş gücü sağlarken Volkswagen ise üretim bilgisiyle katkı sağlıyordu. Şimdi ise Volkswagen, Çinli firmaların elektrikli araç üretimindeki maliyet avantajlarından faydalanmayı hedefliyor.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle resmen işbirliği yapabilir.

Almanya’daki Emden kentindeki fabrikasında elektrikli araç üretimini artırma planları yapılıyor. Ancak, bu tesislerin mevcut mali yapısı Çinli ortaklar için uygun görülmemiş gibi görünüyor. Görüşmeler hala devam etmekle birlikte, fabrika devri veya ortaklık gibi seçenekler masada yer alıyor.

Bu gelişme, hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan büyük yankılar uyandırabilir. Almanya’da bu tür bir ortaklık, sembolik etkiler yaratabilecekken, aynı zamanda işçi sendikaları ve siyasi çevrelerden de tepkilere neden olabilir. Diğer otomotiv üreticileri de benzer zorluklarla karşı karşıya. Örneğin, Stellantis ve Çinli Leapmotor, Avrupa’daki Stellantis tesislerinde elektrikli araç üretmek üzere bir ortak girişim kurmuştu. Bu süreçler, otomotiv sektöründe daha geniş bir küresel dinamiği tetikleyebilir.

Trump, ithal çiplere gümrük vergisi uygulayacak!

0

ABD Başkanı Donald Trump, ithal bilgisayar çiplerine, yarı iletkenlere ve ilaçlara gümrük vergileri getireceğini duyurdu. Bu karar, Trump’ın önceki dönemlerinde başlattığı ticaret savaşlarının izlerini taşıyor. Trump, ABD’deki üretimi artırmayı hedeflediğini ve bunun için yüksek vergiler yerine doğrudan teşvikler verilmesinin gerekli olmadığını savundu. Biden yönetiminin uyguladığı CHIPS Yasası’ndaki teşvikleri eleştirerek, üreticilerin ABD’ye yatırım yapmak yerine vergilerden kaçınmak için yeni tesisler inşa edeceğini öne sürdü.

Trump, ithal çiplere resmen gümrük vergisi uygulamayı planlıyor

Trump, ithal çip ve yarı iletkenlere uygulanacak vergilerin, mevcut vergi oranları olan %2.5’tan çok daha büyük olacağını belirtti. Üreticilerin bu vergi artışından kaçınmak için ABD’de üretim yapacaklarını iddia etti.

Trump, ithal çiplere resmen gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.
Trump, ithal çiplere gümrük vergisi uygulamayı hedefliyor.

Ayrıca, Apple, AMD, Nvidia, Qualcomm gibi büyük teknoloji firmalarını, işlemcilerini Tayvan’daki TSMC’de ürettikleri için eleştirerek, ABD’nin bu üretim süreçlerinde daha büyük bir yer tutması gerektiğini vurguladı.

Bu açıklamalar, ABD içindeki çip üretim kapasitesinin artırılmasını hedeflese de, uygulamada birçok zorlukla karşılaşılabilir. Özellikle, yeni fabrikaların inşa edilmesi, gerekli altyapının hazırlanması ve lojistik sorunların çözülmesi zaman alabilir. Ayrıca, Trump’ın önerdiği gümrük tarifeleri, ABD’deki tüketicilere yüksek fiyatlarla yansıyabilir; örneğin, dizüstü bilgisayarların fiyatları %46, oyun konsollarının fiyatları ise %40 oranında artabilir. Trump, bu adımlarla kısa vadede büyük tesislerin inşa edileceğini söylese de, böyle bir dönüşümün gerçekleşmesi için yıllarca süren süreçler gerekebilir.

Ubisoft, 185 çalışanı daha işten çıkarıyor!

0

Ubisoft, maliyet düşürme ve stratejik yeniden yapılanma kapsamında 185 çalışanını işten çıkarıyor. Şirket, İngiltere’deki Ubisoft Leamington stüdyosunu kapatma kararı alırken, Stockholm, Düsseldorf ve Newcastle’daki ekiplerin de küçülmesi sonucunda toplamda 185 kişiyle yollarını ayırdı. Ubisoft bu kararı, gelecekteki iş ve geliştirme hedeflerine uyum sağlamak amacıyla aldığını belirtti.

Ubisoft, 185 çalışanı daha resmen işten çıkaracak

Ubisoft Leamington stüdyosu, 2017 yılında Activision’dan satın alınmasının ardından Guitar Hero Live ve DJ Hero gibi projeleriyle tanınmıştı, ancak sonrasında Tom Clancy’s The Division, Star Wars Outlaws, Skull and Bones ve Far Cry 5 gibi projelerde de yer aldı.

Ubisoft, 185 çalışanı daha resmen işten çıkaracak

Son dönemde Ubisoft’un öne çıkan projelerinin, özellikle Star Wars Outlaws ve Prince of Persia: The Lost Crown gibi oyunların, beklentilerin altında kaldığı ifade ediliyor. Bu zorlu kararlar, şirketin sektördeki konumunu iyileştirme amacıyla verdiği stratejik hamlelerin bir parçası. Aynı zamanda, Ubisoft, Assassin’s Creed Shadows gibi yeni projelerle oyunculara ulaşmayı ve sektördeki etkisini yeniden sağlamayı hedefliyor. Ubisoft, XDefiant oyununu sonlandırıp iki stüdyoyu kapatma gibi adımların ardından, Tencent’e satılma olasılığıyla ilgili spekülasyonlar da gündemde.

Şirket yaptığı açıklamada, “Uzun vadeli istikrar sağlamak için projeleri önceliklendirme ve maliyetleri azaltma çabalarımız kapsamında, Ubisoft Düsseldorf, Ubisoft Stockholm ve Ubisoft Reflections’ı yeniden yapılandıracağız ve Ubisoft Leamington’ı kalıcı olarak kapatma kararı aldık” dedi ve etkilenen çalışanlara duyduğu minnettarlığı ifade ederek bu geçiş sürecinde destek olmayı taahhüt etti.

Hepsiburada’nın çoğunluk hissesinin Kaspi.kz’ye devri gerçekleşti!

0

Hepsiburada, şirketin %65,4’ünü temsil eden A ve B grubu hisselerinin Kazakistan merkezli Kaspi.kz’ye devir işleminin tamamlandığını NASDAQ Borsası’na açıkladı. 17 Ekim 2024 tarihinde imzalanan hisse alım sözleşmesi kapsamında, hisse devrine ilişkin Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından verilen yazılı onaylar geçtiğimiz haftalarda tamamlanmıştı.

Toplam hisse devri değeri yaklaşık 1 milyar 127 milyon ABD doları olup bu tutarın 600 milyon dolarlık kısmı işlem kapanışında satıcılara nakit olarak ödenirken, 526,9 milyon dolarlık ertelenmiş nakit ödeme ise kapanış tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanacak.

Olağanüstü Genel Kurul 31 Ocak’ta

Yapılan anlaşma doğrultusunda Hepsiburada ve Kaspi.kz, bağımsız marka kimliklerini ve operasyonel yapılarını koruyarak faaliyet göstermeye devam edecek.

Hisse devrinin gerçekleşmesinin ardından, Hepsiburada Olağanüstü Genel Kurulu da 31 Ocak 2025 tarihinde gerçekleşecek. Hepsiburada’nın yeni Yönetim Kurulu’nun da belirleneceği Genel Kurul toplantısında, gündemde yer alan diğer maddelerle birlikte, Kaspi.kz temsilcileri Mikheil Lomtadze, Tengiz Mosidze, Yuri Didenko, Pavel Mironov ve Sandro Berdzenishvili’nin Hepsiburada Yönetim Kurulu’na girmesi karara bağlanacak.

X, Visa ile işbirliği yaparak finansal hizmet sağlayıcı olma yolunda!

Platform, “X Money Hesabı” adı verilen bu yeni finansal hizmeti ilk kez duyurdu. X CEO’su Linda Yaccarino, hizmetin Visa tarafından destekleneceğini ve kullanıcıların geleneksel banka hesapları ile dijital cüzdanları arasında para transferi yapmalarına olanak tanıyacağını açıkladı.

Bu yeni özellik, kullanıcıların Zelle veya Venmo gibi platformlarda olduğu gibi hızlı ve kolay bir şekilde ödeme gerçekleştirmelerini sağlayacak. X’in bu hamlesi, Musk’ın platformu satın alırken ifade ettiği “her şeyin uygulaması” vizyonunun somut bir adımı olarak değerlendiriliyor.

X’in finansal ekosistem girişimi

Elon Musk, 2022 yılında 44 milyar dolara Twitter’ı satın alarak platformun adını X olarak değiştirdiğinde, kullanıcıların finansal işlemlerini kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmayı hedeflediğini belirtmişti. Bu doğrultuda, 2021’de eski Twitter CEO’su Jack Dorsey’in liderliğinde başlatılan Bitcoin bağış özelliği gibi finansal yeniliklere de yeni bir boyut kazandırılması bekleniyor.

Ancak ABD’de bir para hizmeti işletmesi (MSB) olarak faaliyet göstermek, kapsamlı bir düzenleyici süreci gerektiriyor. Musk, bu lisansları alabilmek için uzun süredir çalışmalarını sürdürüyor. Şu anda X Payments LLC, 41 eyalette lisanslı ve ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Finansal Suçları Uygulama Ağı’na (FinCEN) kayıtlı durumda.

X Money hizmetinin 2025’in ilk çeyreğinde kullanıma sunulması planlanıyor. Ayrıca platformun diğer finansal ortaklıklar için de görüşmeler yaptığı ifade ediliyor. İlk etapta içerik üreticilerinin doğrudan platform üzerinden ödeme alması ve fonlarını dış kurumlara gerek duymadan yönetmesi sağlanacak.

Musk’ın bu hamlesi, platformun reklam verenlere daha fazla değer sunmasını ve kullanıcı deneyimini artırmasını hedefliyor. 2022’de Musk, platformun gelecekte banka hesapları ve yüksek getiri sağlayan para piyasası hesapları gibi özellikleri de içerebileceğini belirtmişti.

Visa’dan ise bu konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.

Savunma Sanayii Başkanlığı 23 yeni Ar-Ge projesini hayata geçirdi!

0

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen projelendirme faaliyetleri kapsamında tamamlanan 23 yeni Ar-Ge projesinin imza töreni 29 Ocak 2025 tarihinde gerçekleştirildi. Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen törende, Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki teknoloji yetkinliğini artıracak projelerin sözleşmeleri imzalandı.

SSB, savunma ve güvenlik sektöründe ihtiyaç duyulan ileri teknolojileri geliştirmek amacıyla Ar-Ge Panelleri düzenleyerek projeleri daha hızlı ve etkin bir şekilde başlatıyor. Bu panellerde, mevcut ve planlanan sistemlerin ihtiyacı olan teknolojiler değerlendirilerek hayata geçirilmesine karar veriliyor. Ayrıca, teknoloji gösterim ağırlıklı projeler için Savunma Sanayii Geniş Alan Çağrıları (SAGA) yöntemiyle ilerleniyor.

Savunma Sanayii Başkanı

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, törende yaptığı konuşmada Ar-Ge çalışmalarının etkin ve verimli yürütülmesine büyük önem verdiklerini vurguladı. Emniyet ve güvenlik güçlerinin de katılımıyla ortak karar alma süreçlerinin işletildiğini belirten Görgün, sanayi, akademi ve kamu iş birliğinin savunma sanayi ekosistemini güçlendirdiğini ifade etti. Ar-Ge projeleriyle üniversiteler ve araştırma merkezlerinde geliştirilen teknolojik bilginin hızla sanayileştirilerek ticari hale getirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Törende dikkat çeken konulardan biri, TUSAŞ’ta görev yaparken hain bir saldırı sonucu şehit düşen mühendislerin isimlerinin üç kritik projeye verilmesi oldu. ZAHİDE, ATAKAN ve CANBAZ adını taşıyan projeler, Türkiye’nin savunma teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileriye taşımayı amaçlıyor. Bu adım, savunma sanayii alanındaki vefa ve birlik ruhunun güçlü bir göstergesi olarak değerlendirildi.

İmzalanan projeler, savunma sanayii ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bu projeler arasında biyolojik harp maddeleri için tespit teknolojilerinin geliştirilmesi yapay zekâ tabanlı bilişsel radar algoritmaları, sürü İHA yetenekleri, derin öğrenme tabanlı füze güdüm sistemleri ve enkaz görüntüleme sistemleri gibi kritik alanlarda çalışmalar yer alıyor.

Ayrıca deprem erken tespit teknolojileri, sismik akustik canlı tespit cihazları ve afet durumlarında kullanılacak yapay zekâ destekli farkındalık sistemleri gibi sivil alanda da önemli katkılar sunacak projeler de imzalandı.

İmza Töreni kapsamında aşağıdaki proje sözleşmeleri imzalandı:

  • Biyolojik Harp Maddeleri İçin Tespit ve Teşhis Teknolojilerinin Geliştirilmesi (BADE) Projesi
  • Yüzey Artırımlı Raman Spektroskopisi Teknolojisi Geliştirilmesi (İZ) Projesi
  • Yüksek Basınçlı Kütle Spektroskopisi Temelli Tespit Teknolojisi Geliştirilmesi (TORR) Projesi
  • Kapalı Alanda Sürü ile Tasarsız Haberleşme (KAPTAN) Projesi
  • Lazer Geri Yansıması ile Karıştırma Kodu Geliştirme (YANKI) Projesi
  • Yapay Zekâ Tabanlı Bilişsel Radar Tespit Algoritmaları Geliştirilmesi (BİLRAD) Projesi
  • Yapay Zekâ ile RF Almaçlarda Bozucu Etkileri Giderme ve Radar Yayınları Ayrıştırma (BERAY) Projesi
  • Müşterek Sürü Yeteneğinin Kazanılması (TORAMAN) Projesi
  • Derin Pekiştirmeli Öğrenme Tabanlı Hibrit Füze Güdüm Sistemlerinin Geliştirilmesi (CANBAZ) Projesi
  • Yüksek Yoğunluklu Çoklu Hedef Takip Ortamları için Öğrenme Tabanlı Çok Boyutlu Atama (ATAKAN) Projesi
  • Akıllı İstihbarat Asistan Sistemi (KURMAY ZEKÂ) Projesi
  • Koaksiyel İHA ile Yerden Gözetleme, Tespit ve Havadan Takip Kabiliyeti Geliştirilmesi (BAYKUŞ) Projesi
  • Afet ve Acil Durumlar İçin Yapay Zekâ Destekli Durumsal Farkındalık Sistemi (HIZIR-NET) Projesi
  • Termal Koruma Malzemesi (KALKAN) Projesi
  • Grafen Esaslı Esnek Elektrot Malzemelerin Geliştirilmesi (EGE) Projesi
  • Kendini Kopyalayabilen/Onarabilen Nano/Mikro Malzeme Teknolojilerinin Geliştirilmesi (ZAHİDE) Projesi
  • Soğuk Atom Tabanlı Ataletsel Sensör Geliştirilmesi (SOĞUK ATOM) Projesi
  • Rubidyum (Rb) Atomik Saat Geliştirilmesi (GÜNEŞ) Projesi
  • Modüler Ortaklanabilir Navigasyon Sistemi (MORS) Projesi
  • Doppler Hız Logu Geliştirilmesi (DHL) Projesi
  • Sismik Akustik Canlı Tespit Cihazı Geliştirilmesi (SATES) Projesi
  • Deprem Erken Tespiti İçin Arama Bobini Manyetometresi ve Fluxgate Manyetometre Geliştirilmesi ve Uygulaması (DETAM) Projesi
  • Enkaz Görüntüleme Sistemi (EGS) Projesi

OpenAI, kamu hizmetleri için geliştirdiği ChatGPT Gov’u tanıttı!

Bu adım, şirketin ChatGPT Enterprise sürümünden sonraki en büyük lansmanı olarak değerlendiriliyor.

ChatGPT Gov, federal, eyalet ve yerel hükümet çalışanlarının güvenli bir ortamda gizli ve kamuya açık olmayan bilgileri OpenAI modellerine entegre etmelerine olanak tanıyacak. OpenAI Ürün Müdürü Kevin Weil, platformun Microsoft Azure’un ticari veya Azure Hükümet bulutlarında çalışacağını ve böylece güvenlik, gizlilik ve uyumluluk gerekliliklerinin kurumlar tarafından yönetilebileceğini açıkladı.

Kamu hizmetlerinde yapay zeka dönemi

2024 yılının başından bu yana 90.000’den fazla devlet çalışanı, ChatGPT kullanarak 18 milyondan fazla komut oluşturdu. Bu komutlar arasında belge çevirisi ve özetleme, politika notları yazma, kod üretimi ve uygulama geliştirme gibi işlemler yer aldı.

ChatGPT Gov’un kullanıcı arayüzü, ChatGPT Enterprise’a oldukça benziyor. Ancak yeni platform, devlet kurumlarının daha hassas verilerle çalışmasına olanak tanıyacak şekilde tasarlandı. OpenAI’den Felipe Millon, bu platformun özellikle savunma, sağlık ve kolluk kuvvetleri gibi hassas veriyle çalışan kurumlar için büyük fayda sağlayacağını belirtti.

OpenAI’in hükümet için yapay zeka geliştirme süreci eleştirilerle karşılaşsa da şirket, etik ve kullanım politikalarına sıkı sıkıya bağlı kalacağını vurguluyor. Yapay zekanın adli sistemde veya polisin operasyonlarında kullanımı geçmişte tartışmalara neden olmuş ve veri gizliliği konusundaki kaygıları artırmıştı.

Hedef, yapay zeka yarışında öncü olmak

OpenAI’in CEO’su Sam Altman, ABD’nin yapay zeka yarışında lider kalmasını sağlamanın kritik önem taşıdığını belirtti. Altman, bu hedef doğrultusunda hükümetle yakın iş birliği içinde olduklarını ifade etti.

OpenAI, ChatGPT Gov’un önümüzdeki birkaç ay içinde kullanıma sunulacağını açıkladı. Ürün, şu anda Federal Risk ve Yetkilendirme Yönetim Programı’ndan (FedRAMP) geçmekte. Ancak OpenAI, bu sürecin uzun ve karmaşık olduğunu belirtiyor.

ABD’nin yapay zeka geliştirme yarışında Çin gibi ülkelerle rekabet ettiğini vurgulayan OpenAI yetkilileri, ChatGPT Gov’un bu alandaki liderliklerini sürdürmek için önemli bir adım olduğunu söylüyor.

Boeing, tam 11,8 milyar dolarlık zarar açıkladı!

Boeing, 2024 yılı finansal sonuçlarını açıkladı ve 11,8 milyar dolarlık büyük bir zarar kaydettiğini duyurdu. Şirket, üst üste altıncı yılında da zarar açıklayarak uzun süredir devam eden mali sıkıntılarının sürdüğünü gösterdi. Özellikle işçi grevleri, savunma projeleriyle ilgili maliyetler ve işten çıkarmalar, bu devasa zararın başlıca sebepleri arasında gösterildi. Boeing’in 2024 yılının son çeyreğinde elde ettiği gelir, bir önceki yılın aynı dönemine göre %31 azalarak 15,2 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde 2023’te 30 milyon dolar olan net zarar, 2024’ün son çeyreğinde 3,9 milyar dolara yükseldi.

Boeing, 2024 yılında tam 11,8 milyar dolar zarar etti

Yıllık bazda değerlendirildiğinde Boeing’in toplam geliri, 2023 yılına kıyasla %14 azalarak 66,5 milyar dolar seviyesine düştü. Daha da çarpıcı olan, şirketin 2023 yılında kaydettiği 2,2 milyar dolarlık net zararın, 2024 yılında yaklaşık beş kat artarak 11,8 milyar dolara çıkması oldu. Bu, Boeing’in 2020’den bu yana yaşadığı en büyük yıllık zarar olarak kayıtlara geçti. Buna rağmen şirketin hisseleri %6 oranında yükseldi ve bu durum, yatırımcıların Boeing’in uçak üretim kapasitesini artırma konusunda kaydettiği ilerlemeyi olumlu değerlendirdiğini gösterdi.

Boeing, 2024 yılında tam 11,8 milyar dolar zarar etti.

Özellikle 737 modeli için üretim sınırına takılan Boeing, aylık 38 uçak üretme kapasitesinin üzerine çıkabilmek için Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) onay almak zorunda. Şirketin CEO’su Kelly Ortberg, üretimi istikrarlı bir şekilde artırdıklarını ve yılın ikinci yarısında bu onayı almayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca, geniş gövdeli 787 jetlerinin üretim seviyesinin aylık 5 uçaktan 7 uçağa çıkarılmasının hedeflendiğini de ekledi.

Boeing’in Finans Direktörü Brian West ise ilk yarıda şirketin nakit kaybının devam edeceğini ancak yılın ikinci yarısından itibaren nakit akışının pozitife dönmesini beklediklerini söyledi. Ayrıca, Boeing’in Starliner programı kapsamında ek zararlar beklediği de ifade ediliyor. Tüm bu gelişmeler, şirketin uzun vadede toparlanma umutlarını koruduğunu ancak 2025’in ilk yarısında hala zorlu bir finansal süreçten geçeceğini gösteriyor.

DeepSeek veri güvenliği endişesi: Milyonlarca kullanıcının verileri tehlikede!


Garante, DeepSeek‘ten kişisel verilerin nasıl toplandığı, hangi kaynaklardan elde edildiği, ne amaçla kullanıldığı ve yasal dayanaklarının neler olduğu konusunda bilgi talep etti. Ayrıca, verilerin Çin’de depolanıp depolanmadığı da sorgulanan konular arasında yer alıyor.

DeepSeek ve bağlı şirketlerinin bu sorulara yanıt vermesi için 20 günlük bir süre tanındı. Bu adım, Çinli girişime yönelik ilk düzenleyici hamlelerden biri olarak dikkat çekiyor. Garante, yaptığı açıklamada, “Milyonlarca İtalyanın verileri risk altında” diyerek endişelerini dile getirdi.

DeepSeek kullanıcı verilerini nerede depoluyor?

DeepSeek, kendisini ABD’li rakiplerine düşük maliyetli bir alternatif olarak tanıtıyor.
Şirketin ücretsiz yapay zeka asistanı, kısa süre önce ABD’de Apple’ın App Store’unda OpenAI’nin ChatGPT‘sini geride bırakarak dikkatleri üzerine çekti.

İtalya’nın Garante’si, yapay zeka kullanımını düzenleme konusunda Avrupa’nın en aktif denetleyici kurumlarından biri olarak biliniyor. 2023 yılında, Microsoft destekli ChatGPT‘yi, AB gizlilik kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle ülkede geçici olarak yasaklamıştı.

DeepSeek‘in veri işleme politikaları, diğer ülkelerde de mercek altına alınıyor.
ABD’de Beyaz Saray sözcüsü, uygulamanın ulusal güvenlik üzerindeki etkilerini incelediklerini belirtti. Avustralya Hazine Bakanı Jim Chalmers, Avustralyalılara bu yeni teknolojiyi kullanırken dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Chalmers, “Avustralyalılara bu yeni teknolojiyi kullanırken dikkatli olmalarını tavsiye ederiz. Sürekli olarak bu konuda tavsiyeler alıyoruz.” dedi.

DeepSeek, ABD’li BT şirketlerinin yapay zeka alanında milyarlarca dolar yatırım yaptığı bir dönemde, modelini geliştirmek için sadece 5,6 milyon dolar harcadığını iddia ediyor. Şirketin R1 modeli, göreve bağlı olarak OpenAI’nin modellerine göre 20 ila 50 kat daha az maliyetli olduğunu öne sürüyor.

İtalya’nın bu hamlesi, yapay zeka ve veri güvenliği konularında uluslararası düzeyde artan endişelerin bir yansıması olarak görülüyor. DeepSeek‘in, Garante’nin taleplerine nasıl yanıt vereceği ve bu durumun şirketin Avrupa’daki faaliyetlerini nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.

Uzmanlar, bu tür denetimlerin, yapay zeka teknolojilerinin etik ve yasal çerçevede gelişmesini sağlamak adına önemli olduğunu vurguluyor.
Kullanıcıların kişisel verilerinin korunması ve gizlilik haklarının ihlali riskine karşı, denetleyici kurumların proaktif yaklaşımı büyük önem taşıyor.

DeepSeek‘in, İtalya’nın veri koruma otoritesine vereceği yanıtlar ve bu sürecin diğer ülkelerdeki düzenleyici kurumlar tarafından nasıl takip edileceği, yapay zeka alanındaki global düzenlemeler için emsal teşkil edebilir.
Şirketin, şeffaflık ve veri güvenliği konularında atacağı adımlar, uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlenecek.

Bu gelişmeler, yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaştığı bir dönemde, veri güvenliği ve gizlilik konularının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kullanıcıların bilinçli olması ve şirketlerin sorumluluklarını yerine getirmesi, dijital dünyanın güvenliği için hayati önem taşıyor.

Tıbbi görüntülemeyi yapay zekayla güçlendiren Quibim, 50 milyon dolar yatırım aldı!

Quibim, aldığı yatırımlarla onkoloji, immünoloji, nöroloji ve metabolik hastalıklar gibi alanlarda yapay zeka teknolojilerini kullanarak tanı doğruluğunu artırmayı ve hastalıkların erken teşhisini mümkün kılmayı hedefliyor.

Şirketin amiral gemisi ürünü QP-Prostate, prostat kanseri tespitini iyileştirmek için tasarlandı. Ayrıca beyin, karaciğer, meme ve akciğer taramaları için yeni ürünler üzerinde çalışılıyor. Şirketin bir diğer çözümü olan QP-Insights, klinik araştırmalar ve biyolojik veri analizleri için çoklu omik veri işlemeye yönelik hizmetler sunuyor.

Dijital ikiz teknolojisi ve küresel büyüme

Quibim’in uzun vadeli hedefleri arasında insan vücudunun dijital ikizlerini oluşturmak da yer alıyor. Bu dijital ikizler, organ ve lezyon düzeyindeki modellerden başlayarak, sağlık uzmanlarının insan vücudunu daha iyi anlamalarına yardımcı olacak dinamik modeller sunmayı amaçlıyor.

Valensiya merkezli şirket, kuruluşundan bu yana toplamda yaklaşık 70 milyon dolar yatırım aldı. Quibim, son aldığı finansmanla birlikte ABD pazarında büyüme planlarına hız kazandırmayı hedefliyor. Şirket, 2023 yılında QP-Prostate ürünü için FDA 510(k) onayı aldı ve ABD’deki ilk baş sağlık yetkilisini işe aldı.

Quibim, Stanford Üniversitesi ve Harvard bağlantılı Mass General Brigham gibi prestijli ortaklıklarla şu anda dünya genelinde 170 kurulum gerçekleştirmiş durumda. Ayrıca Philips, Quibim’in yapay zeka modellerini tıbbi tarayıcılarına entegre etme planlarını daha önce duyurmuştu.

Yatırımcılar ve Quibim’in gelecek planları

Quibim’in Seri A yatırım turuna, İspanyol girişim sermayesi şirketi Asabys ve özel sermaye firması Buenavista liderlik etti. Ayrıca Amadeus Capital Partners, Apex Ventures, Partech ve iPod ile iPhone’un yaratıcısı Tony Fadell gibi birçok yatırımcı da tura katıldı.

Quibim’in CEO’su ve kurucu ortağı Ángel Alberich-Bayarri, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Quibim’in misyonu, görüntülemeyi hassas sağlık için bir katalizöre dönüştürmektir. ABD’deki küresel genişlememiz, tanı süreçlerini devrimleştirmek ve hasta sonuçlarını iyileştirmek için görüntüleme teknolojisinin gücünü sağlık hizmeti sağlayıcıları ve ilaç liderleriyle birlikte ortaya çıkarmak adına kritik bir kilometre taşıdır.”

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre hale geldi!

Samsung, Galaxy S25 serisini tanıttığı Unpacked etkinliği sırasında, Google’ın yapay zeka modeli Gemini AI’nin Samsung’un stok uygulamalarıyla entegre çalışacağını açıkladı. İlk etapta Gemini, Samsung Takvim, Saat, Notlar ve Hatırlatıcı uygulamaları ile birlikte işlevsellik sunacak. Kullanıcılar, Gemini’yi kullanarak takvim etkinlikleri oluşturabilecek, değiştirebilecek veya silebilecek.

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre olarak çalışıyor

Yapay zeka, ayrıca bir fotoğraftaki bilgiyi kullanarak otomatik etkinlik planlaması yapabilecek ve belirli tarih aralıklarındaki etkinlikleri listeleyebilecek. Ancak aynı gün başka bir etkinlik olup olmadığını doğrulama veya etkinlikleri paylaşma gibi işlemleri gerçekleştiremeyecek.

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre olarak çalışıyor.

Samsung Notlar uygulamasında, Gemini AI ile not alma, var olan notları özetleme ve belirli bir açıklama veya başlığa göre notları sıralama gibi işlevler kullanılabilecek. Buna karşın, notlara klasör oluşturma, etiket ekleme veya notları başkalarıyla paylaşma gibi gelişmiş organizasyon yetenekleri desteklenmeyecek. Hatırlatıcı uygulamasıyla da belirli tarih ve saatlerde anımsatıcı ekleme, arama ve silme işlemleri gerçekleştirilebilecek, ancak hatırlatıcı listesi oluşturma, fotoğraf veya konum ekleme gibi özellikler henüz kullanılamayacak.

Gemini’nin Samsung’un stok uygulamalarına entegrasyonu yalnızca Galaxy S25 serisi ile sınırlı kalmayacak. One UI 7 güncellemesini alacak önceki modellerde de Gemini uzantılarının kullanılabilir olması bekleniyor. Öte yandan, Galaxy S25 cihazlarında yan/güç düğmesine basarak Gemini’nin doğrudan aktive edilebileceği de belirtiliyor. Bu gelişme, Google ve Samsung’un yapay zeka alanında daha entegre bir ekosistem oluşturma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor.