AMD’den yeni nesil taşınabilir oyun konsolları için Ryzen Z2 serisi işlemciler!

0

Taşınabilir oyun konsolu pazarında rekabet kızışıyor. AMD, uzun süredir beklenen Ryzen Z2 serisi işlemcilerinibugün resmen tanıttı. AMD’den yeni nesil Ryzen Z2, Z2 Extreme ve Z2 Go modellerinden oluşan seri, taşınabilir konsollar için yüksek performansdaha iyi pil ömrü ve ileri teknolojiler sunmayı hedefliyor.

Ryzen Z2 Serisinin Özellikleri

Ryzen Z2 serisi, AMD’nin en yeni Zen 5 ve Zen 5c çekirdek mimarilerine dayanıyor. Serinin amiral gemisi olan Ryzen Z2 Extreme8 çekirdekli bir yapı (3 Zen 5 + 5 Zen 5c) ve RDNA 3.5 tabanlı Radeon 890M grafik birimiylegeliyor. Grafik birimi16 CU (Hesaplama Birimi) ile 3.2 TFLOPS’luk bir performans sunarak taşınabilir cihazlar için üst düzey oyun deneyimi vadediyor. AMD’den yeni nesil işlemcilerle oyun deneyimi çok daha gelişmiş olacak.

Daha düşük seviyede performans sunan Ryzen Z28 adet Zen 4 çekirdeği ve 12 CU’luk Radeon 780M GPU içeriyor. AMD’den yeni nesil ürünler pil ömrüne de önem veriyor. Pil ömrüne öncelik veren ekonomik model Ryzen Z2 Go ise, 4 adet Zen 3+ çekirdeği ve RDNA 2 tabanlı 12 CU’luk Radeon 680M ile donatılmış.

ModelCPU Çekirdek YapısıGrafik Birimi
Ryzen Z2 Extreme8 Çekirdek (3xZen 5 + 5xZen 5c)16 CU (Radeon 890M)
Ryzen Z28 Çekirdek (8xZen 4)12 CU (Radeon 780M)
Ryzen Z2 Go4 Çekirdek (4xZen 3+)12 CU (Radeon 680M)

Hangi Cihazlarda Kullanılacak?

AMD, Ryzen Z2 serisinin ASUS, Lenovo ve Valve gibi üreticilerin cihazlarında yer alacağını doğruladı. Bu durum, popüler taşınabilir oyun konsolu Steam Deck için bir yenilemenin yolda olduğunu işaret ediyor. AMD’den yeni nesil ürünler bu markalarla buluşacak.

Çıkış Tarihi ve Fiyatlandırma

AMD, Ryzen Z2 serisinin çıkış tarihi ve fiyatlandırmasıyla ilgili henüz ayrıntılı bilgi paylaşmadı. Ancak AMD’den yeni nesil ürünlerin, taşınabilir oyun konsolu pazarındaki rekabeti daha da artırması bekleniyor.

AMD’nin yeni nesil Ryzen Z2 serisi, taşınabilir cihazlarda performans ve enerji verimliliğini bir arada sunarak oyun tutkunlarının ilgisini çekecek gibi görünüyor.

Scout Motors elektrikli araçlar uydu bağlantılı olacak

Volkswagen’in yan kuruluşu Scout Motors, şirketin elektrikli araçlarını çok açık havada kullanmayı planlayanlar için iyi bir haberle önümüzdeki hafta CES 2025’e hızlı bir başlangıç ​​yapıyor Yaklaşan Traveler SUV ve Terra pikap, yerleşik bir uydu bağlantısına sahip olacak.

Scout Motors elektrikli araçlar duyurusu

Scout Motors, uydu bağlantı donanımını nereden temin ettiğini veya servis sağlayıcının kim olacağını söylemiyor. Şu anda söylediği tek şey, araçların “fabrikadan önceden kablolanmış” olacağı ve etkin noktanın sürücülerin ve yolcuların araçlarının içinde ve çevresinde bağlantıda kalmalarına yardımcı olmak için geniş bir erişime sahip olması.

Şirket, ilk iki aracını Ekim ayında tanıttı ve bunlar 2027’den önce çıkmayacak. Bu nedenle Scout Motors’un henüz tüm bilgileri açıklamaya hazır olmaması çok da şaşırtıcı değil. Belki de gelecek haftaki fuarda araçları bizzat gördüğümüzde birkaç ipucu elde edebiliriz. Scout Motors ayrıca “Community UX” kullanıcı arayüzünü de sergilemeyi planlıyor. Bu, Rivian’ın Volkswagen ile ortak girişimi tarafından geliştirilen yazılım üzerine inşa edilecek.

Scout Community UX™ arayüzü, CES’te ilk kez görücüye çıkıyor ve dokunsal deneyimler ile modern teknolojinin doğru karışımını öne çıkarıyor. Böylelikle Amerikan girişimci otomotiv şirketi Scout Motors Inc., Las Vegas, Nevada’daki CES 2025’te ilk kez görücüye çıkıyor. Konsept araçları, Scout® Traveler™ spor amaçlı araç (SUV) ve Scout® Terra™ kamyonu, fuarda ilk kez sergilenecek. Scout Motors’un sergi yeri CP-412 dikkat çekitor.

Scout Motors Başkanı ve CEO’su Scott Keogh: “Gerçek bir Scout aracı yapmak için tüketicileri dinlememiz ve günümüz için çok yönlü bir araç tasarlamamız gerekiyordu. Müşterilerimizin sürüş ve sahiplik deneyimini keyifli ve rahat hale getirmek için güçlü, son teknoloji yazılım ve araç içi uydu bağlantısını topluluk odaklı bir kullanıcı arayüzüyle birleştiriyoruz” diyor.

Yeni bir Minecraft oyunu mu geliyor?

Minecraft’ın yaratıcısı Markus “Notch” Persson, şaşırtıcı bir açıklama yaparak “Minecraft 2″yi duyurdu. Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, geliştirdiği yeni oyunun Minecraft’a benzer olabileceğini ve bunun bir “Minecraft ruhani halefi” olabileceğini belirtti. Notch, takipçilerine hangi yolda ilerlemesi gerektiği konusunda anket düzenlemiş ve Minecraft’a daha yakın bir oyun yapma fikrini ortaya atmıştı. Anketin sonucunda, takipçilerin büyük bir kısmı (yüzde 79) Minecraft’a benzer bir oyun yapılmasını desteklemiş. Notch, bu sonuçları ciddiyetle değerlendirerek fikrini değiştirmeyi düşündüğünü ifade etti.

Yeni bir Minecraft oyunu çıkabilir

Notch, yeni yılın başındaki paylaşımında, orijinal projeleri olan birinci şahıs zindan oyunlarına roguelike bir yorum getirme fikrini terk ettiğini ve Minecraft’a daha yakın bir oyun yapmayı düşündüğünü duyurdu. Ancak bu karar, kendisinin retro nostalji zevkini paylaşmayan takipçileriyle daha fazla uyum sağlamayı hedefliyor. Notch’un yeni projeleri, bir yandan eski favori türleri canlandırmayı amaçlasa da, anket sonuçlarına göre büyük çoğunluk, Minecraft’ın benzeri bir oyun istiyor.

Öte yandan, Notch, Minecraft’ın günümüzdeki başarısı ve etkisi konusunda, Microsoft’un ve Mojang ekibinin çalışmalarını takdir ettiğini söyledi. Ancak, Microsoft’un bazı projelere yaklaşımlarını eleştiren ince yorumlar da yapmadan geçmedi. Minecraft’ı 2014’te 2,5 milyar dolara Microsoft’a satmasının ardından, Notch’ın isim hakkının Minecraft’tan kaldırılması ve bazı tartışmalı açıklamaları nedeniyle oluşturduğu negatif hava da dikkat çeken bir diğer konu oldu.

“Minecraft 2” fikri heyecan verici olsa da, Minecraft’ın halefinin bu kadar büyük bir başarıya ulaşması, her zaman için zorlu bir iş olarak görülüyor. Ayrıca, Minecraft’ın ruhani halefi olabilecek pek çok başka başarılı oyun zaten mevcut, örneğin Terraria ve Dragon Quest Builders gibi. Dolayısıyla, Notch’tan somut bir şey görene kadar temkinli yaklaşmak faydalı olacaktır.

Karbon emisyonunda büyük düşüş kaydedildi!

Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde Avrupa, karbon emisyonlarını azaltma konusundaki hedeflerine ulaşmada önemli bir mesafe kat etti. Eurelectric’in 2024 raporuna göre, Avrupa’nın karbon emisyonunda kayda değer bir düşüş yaşandı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınması ve fosil yakıt kullanımının hızla azaltılması sayesinde, 1990 seviyelerine kıyasla karbon emisyonları yüzde 59 oranında geriledi. Ayrıca, 2023 yılına kıyasla yüzde 13’lük ek bir düşüş elde edildi. Bu sonuç, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların somut ve etkileyici bir çıktısı olarak öne çıkıyor.

Karbon emisyonunda büyük bir düşüş yaşandı

2024’te Avrupa Birliği’nde elektrik üretiminin yüzde 48’i yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. Rüzgar enerjisi, bu segmentteki en büyük payı oluştururken, onu güneş enerjisi takip etti. Nükleer enerji ise yüzde 24’lük bir pay ile üçüncü sırada yer aldı. Buna karşın fosil yakıtlardan üretilen enerji oranı yüzde 28’e kadar düştü. Bu değişim, Avrupa’nın fosil yakıt bağımlılığını kırma çabalarının başarılı bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Bu yenilikler yalnızca çevresel etkilerle sınırlı kalmadı; finansal anlamda da Avrupa’ya ciddi bir kazanç sağladı. Elektriğin ortalama maliyeti, 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 16 azalarak 1 MWs için 82 euroya düştü. Yılın ilk üç çeyreğinde maliyetler 76 euro civarına kadar gerilerken, yılın son çeyreğinde gaz fiyatlarının artması ve yenilenebilir enerji üretimindeki geçici düşüş sebebiyle maliyetler bir miktar yükseldi. Buna rağmen genel olarak enerji maliyetlerindeki düşüş, yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomik açıdan da ne kadar faydalı olduğunu ortaya koydu.

Ancak rapor, bu başarıların yanında dikkat çekici bir uyarı da içeriyor. Avrupa’daki endüstriyel elektrik tüketiminin düşmesi, özellikle Almanya gibi sanayi gücü yüksek ülkelerde kaygı verici bir tablo oluşturdu. Almanya’da sanayinin enerji tüketiminde yaşanan düşüş, Avrupa genelinde ekonomik büyümeyle ilgili soru işaretlerini beraberinde getirdi. Bu durum, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerji altyapısının daha esnek hale getirilmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Eurelectric’in raporu, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların çevreye, ekonomiye ve enerji arz güvenliğine olan olumlu etkilerini net bir şekilde ortaya koysa da bu kaynakların sürdürülebilirliği için daha dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine işaret ediyor.

Pervanesiz deniz motoru görücüye çıktı!

0

Denizcilik teknolojisinde köklü bir yenilik olarak karşımıza çıkan pervanesiz deniz motoru, Finx adlı Fransız şirketinin geliştirdiği ileri bir teknolojiye dayanıyor. Geleneksel pervane sistemlerinin getirdiği birçok sorunu ortadan kaldırmayı hedefleyen bu yenilikçi motor, dişli, pervane veya hareketli sert parçalara ihtiyaç duymadan çalışıyor. Manyetik mıknatıslarla titreştirilen elastik bir membran sayesinde itiş gücü sağlayan sistem, hem çevre dostu hem de kullanımı daha güvenli bir alternatif sunuyor. Membran teknolojisi sayesinde su altındaki canlıların zarar görmesi, halat veya plastik gibi nesnelerin motora dolanması sorunları tamamen ortadan kaldırılıyor. Üstelik ses çıkarmadan çalışarak çevresel rahatsızlıkları da minimum seviyeye indiriyor.

Pervanesiz deniz motoru tasarlandı

Şu an için yalnızca küçük ölçekli teknelerde kullanıma uygun olan bu motor, 3 tona kadar olan şişme tekneler için ideal bir çözüm sunuyor. 5 beygirlik mevcut modeli, ilerleyen yıllarda 150 beygir gücüne ulaşabilecek şekilde geliştirilecek. Bu güç artışı, daha büyük tekneler ve hatta yolcu gemileri gibi farklı alanlara hitap etme potansiyeli taşıyor. Gelecekte, bu motorlara hidrojen yakıt hücresi entegrasyonu planlanıyor, bu da sıfır emisyon hedefleri için önemli bir adım olacak.

Pervanesiz motorun bakım maliyetleri de oldukça düşük. Hareketli sert parçaların olmaması nedeniyle arıza riski minimize edilmiş durumda. Bakım yalnızca birkaç yılda bir veya 1000 saatlik kullanım sonrasında membranın değiştirilmesi ile sınırlı. Bu değişim ise oldukça basit bir işlemle gerçekleştirilebiliyor. Kullanım maliyetlerindeki bu avantaj, ürünü hem bireysel hem de ticari kullanıcılar için cazip hale getiriyor.

Fiyat olarak 3000 euro seviyesinde konumlandırılan bu motor, fosil yakıtlı eşdeğerleriyle aynı düzeyde, ancak daha tasarruflu ve çevre dostu olmasıyla rakiplerinden ayrılıyor. Pervaneli elektrikli motorlara kıyasla %30 oranında daha verimli çalıştığı belirtilen bu sistem, enerji maliyetlerini azaltırken daha uzun süreli kullanım sağlıyor. 48V’luk standart bataryalarla çalışan motor, firmanın sunduğu bataryayla son hızda bir saat, verimli modda ise altı saate kadar çalışabiliyor. Geliştirilecek modellerde, batarya sisteminin kapalı bir kutu içinde sunulması planlanıyor, bu da sistemin daha büyük ve dayanıklı bir yapıya kavuşmasını sağlayacak.

Bu teknolojik yenilik, yalnızca denizcilik sektöründe devrim yaratmakla kalmayıp çevre ve enerji verimliliği alanlarında da etkili çözümler sunuyor. Gelecekte daha güçlü ve entegre sistemlerle karşımıza çıkacak bu motorlar, hem bireysel kullanıcılara hem de ticari operatörlere sürdürülebilir bir alternatif sunma potansiyeli taşıyor.

United Airlines, Starlink Wi-Fi testlerine başlıyor!

United Airlines, uçuş deneyimini modernize etmek ve internet erişiminde yeni bir standart oluşturmak amacıyla SpaceX’in uydu internet hizmeti Starlink ile iş birliğini hızlandırmış durumda. Şubat ayında başlayacak testlerle birlikte havayolu, Starlink teknolojisinin ticari uçuşlarda kullanılabilirliğini değerlendirecek. İlk testler Embraer E-175 uçaklarında gerçekleştirilecek ve bu yıl bahar aylarında Starlink internet sunulan ilk ticari uçuş planlanıyor. Şirket, 2025 yılının sonuna kadar filosundaki yaklaşık 1000 uçağı bu ileri teknolojiyle donatmayı hedefliyor.

Starlink’in sunduğu uydu internet hizmeti, yüksek hızlı bağlantılarla yolcuların beklentilerini karşılamayı amaçlıyor. Sistemin indirme hızları terminal başına 40 ila 220 Mbps, yükleme hızları ise 8 ila 25 Mbps arasında değişiyor. United Airlines, bu bağlantı ile yalnızca e-posta ve basit web taramaları değil, oyun, video akışı ve görüntülü konuşma gibi veri yoğun faaliyetlere de olanak sağlayacağını ifade ediyor. Daha da etkileyici olan ise bu hizmetin tüm MileagePlus üyeleri için ücretsiz olarak sunulacak olması.

United Airlines’ın bu hamlesi, uçuş esnasında internet erişiminin önemini yeniden gündeme taşıyor. Ancak, Starlink WiFi’yi benimseyen tek havayolu şirketi United değil. Hawaiian Airlines, geçtiğimiz Eylül ayında Starlink’i Amerika, Asya ve Okyanusya arasında seyahat eden uçaklarında yolculara ücretsiz sunacağını açıklamıştı. Ayrıca JSX adlı yarı özel charter firması da filosundaki 46 uçakta Starlink WiFi hizmetini ücretsiz sağlıyor. Bu gelişmeler, havayolu sektöründe yüksek hızlı internet erişiminin giderek standart bir hizmet haline gelmekte olduğunu gösteriyor.

United Airlines’ın Starlink ile hayata geçireceği bu proje, havayolu seyahatlerinin dijitalleşme sürecine önemli bir katkı sunacak gibi görünüyor. Özellikle iş seyahatleri sırasında internet kullanımına büyük önem veren yolcular, bu gelişmeyi heyecanla bekliyor. Hem hız hem de erişim kalitesi açısından havacılık sektöründe yeni bir dönemin başlangıcı olma potansiyeline sahip bu proje, United Airlines’ın teknolojik yeniliklere açık yaklaşımını da gözler önüne seriyor.

Microsoft, 2025 yılında yapay zekaya rekor yatırım yapacak!

Microsoft, 2025 mali yılında yapay zeka (YZ) ve bulut teknolojilerine olan yatırımlarını büyük ölçüde artırmaya karar verdi. Şirket, bu süreçte YZ destekli veri merkezlerinin geliştirilmesi ve YZ ile bulut uygulamalarının dağıtımı için toplamda 80 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı planlıyor.

Microsoft, 2025 yılında yapay zekaya rekor yatırım yapıyor

Bu yatırımların büyük bir kısmı, ABD’deki altyapı çalışmalarına odaklanacak. Microsoft’un YZ altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen bu stratejik adım, aynı zamanda yapay zekanın kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla yapılan büyük yatırımların da bir parçası. Özellikle OpenAI’nin büyük bir yatırımcı olarak Microsoft’un bu stratejisiyle işbirliği içinde olması, bu alandaki inovasyonları hızlandırmaya yönelik adımların atıldığını gösteriyor.

Microsoft, 2025 yılında yapay zekaya rekor yatırım yapıyor.

Yapay zeka teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte, pek çok farklı sektör, YZ’yi ürün ve hizmetlerine entegre ederek müşteri deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmetlerini optimize etmeye çalışıyor. 2022’de OpenAI tarafından piyasaya sürülen ChatGPT, yapay zeka yatırımındaki artışı tetikleyen unsurlardan biri oldu ve birçok şirketin bu alandaki yatırımlarını genişletmesine zemin hazırladı.

Brad Smith, Microsoft’un yatırım kararlarına dair yaptığı açıklamada, ABD’nin bu alandaki küresel liderliğine vurgu yaptı. Özellikle, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan yatırımlar sayesinde her büyüklükteki Amerikan şirketinin YZ teknolojilerinde büyük ilerlemeler kaydettiği belirtiliyor. Microsoft’un bu yeni adımla, ABD’yi küresel yapay zeka yarışında daha da güçlendirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. Bu yatırımlar, ABD ekonomisine önemli bir katkı sağlaması beklenen, teknolojinin öncüsü bir adım olacak.

Amazon ofise dönüş ile trafiğe neden olacak

0

Amazon, tüm çalışanlarının haftada beş gün tam zamanlı olarak ofise dönmesini talep etti. Şimdi, bu çalışanlar ofise dönerken, şirketin Seattle’daki ana üssündeki yetkililer, politikanın yerel trafik rotalarını tıkayabileceği konusunda uyarıyor.

Amazon ofise dönüş kararını açıklamıştı

Yerel haber kuruluşu Fox 13 yakın zamanda politikanın trafik akışını etkileyeceğini söyleyen bir toplu taşıma görevlisiyle röportaj yaptı. Amazon’un sadece Seattle şehrinde yaklaşık 50.000 çalışanı var ve bu kişilerin hepsi işe gidip gelmek zorunda. Washington Eyalet Ulaştırma Bakanlığı’ndan Aisha Dayal: “Yollarda daha fazla insan olacak,” dedi. Dayal, yerel sürücülerin işe gitmek için kendilerine ekstra zaman vermeleri gerektiğini ve onları eyaletin ücretsiz trafik izleme araçlarını kullanmaya teşvik etti. Dayal, “Web sitemizde çok sayıda kaynağımız var,” dedi ve eyaletin “insanlara gerçek zamanlı trafik bilgisi” sunan ücretsiz bir uygulaması olduğunu belirtti.

Başka bir yerel haber sitesi olan K5, Washington Üniversitesi’ndeki Washington Eyalet Ulaşım Merkezi’nin müdür yardımcısı Ryan Avery’nin Amazon’un politikalarının “trafik için zorlayıcı” olacağını düşündüğünü söylediğini aktarıyor.

Fox 13 ayrıca Amazon’un ofise dönüş politikalarının Seattle bölgesinde bölgesel trafik yavaşlamalarına yol açtığını iddia eden daha önce yayınlanmış bir çalışmaya atıfta bulunuyor. Analitik firması INRIX tarafından hazırlanan bu raporda, Amazon’un ilk Ofise Dönüş politikasının bazı yerel rotalarda %35 daha yavaş trafiğe yol açtığı iddia ediliyor. Raporda: “Seattle’ın durumu, dünyadaki birçok şehir ve Merkezi İş Bölgesi’nden farklı değil. İnsanları ofise geri getirmek isteyen işverenler VMT’yi artıracak, park etme konusunda baskı yaratacak ve nihayetinde işe gidip gelme hızlarını azaltacak. Hızlar düştükçe sürücüler trafik sıkışıklığında oturuyor, sıkışıklığa zaman, para ve yakıt kaybediyor” ifadeleri yer alıyor.

Yorum için ulaşıldığında Amazon, çalışanlarına ofis yolculukları için çeşitli işe gidip gelme avantajları ve hizmetleri sağladığını belirtti. Ayrıca Seattle’daki çalışanlarının haftada üç gün ofise gelmek zorunda olduğunun altını çizen şirket, tam zamanlı RTO politikasının işe gidip gelenlerde benzeri görülmemiş bir artışa yol açmayacağını savundu.

Kemik hastalıklarının tedavisi için hidrojel geliştirildi!

0

Kemik hastalıkları ve eksiklikleri, tıbbi alanda önemli bir sorun olarak kalmaya devam ederken, POSTECH Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni bir hidrojel teknolojisi, bu alanda devrim yaratma potansiyeli taşıyor. Geleneksel kemik tedavisi yöntemleri, genellikle invaziv ve ağrılı olabiliyor, ancak bu yeni hidrojel, kemik dokusunun doğal yenilenmesini destekleyerek daha az invaziv ve etkili bir çözüm sunuyor. Görünür ışıkla sertleşen bu hidrojel, enjekte edildikten sonra zararsız bir ışık kaynağı ile uyarıldığında polimer zincirlerinin çapraz bağlanarak gözenekli bir katı hale dönüşmesini sağlıyor.

Kemik hastalıklarının tedavisi için hidrojel tasarlandı

Bu işlem, malzemenin biyolojik olarak kolayca parçalanmasını ve vücudun kemik hücrelerini çekerek yeni kemik oluşumunu hızlandırmasını mümkün kılıyor. Hidrojelin içeriğinde alglerden elde edilen aljinat, midye yapıştırıcı proteini, kalsiyum iyonları ve fotoreaktif bileşenler bulunuyor, bunlar da malzemenin mekanik dayanıklılığını ve biyolojik uyumunu güçlendiriyor.

Kemik hastalıklarının tedavisi için hidrojel tasarlandı.
Kemik hastalıklarının tedavisi için hidrojel tasarlandı.

İlk testler, bu hidrojelin sıçanlarda femoral kemik eksiklikleri üzerinde başarılı bir şekilde kullanıldığını gösterdi. Geleneksel yöntemlere kıyasla, bu teknoloji daha az invaziv ve potansiyel olarak daha hızlı bir iyileşme süreci sunuyor. Prof. Hyung Joon Cha, bu hidrojel teknolojisinin kemik rejenerasyonu alanında büyük bir devrim yaratabileceğine dikkat çekiyor ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yerine geçebileceği vurguluyor.

Bu teknoloji, kemik tedavisinde gelecekte önemli bir alternatif olabilir ve dünya çapında daha etkili tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayabilir.

Dainese motosiklet kaskı geri dönüşümü yapacak

Motosikletle ilgili atıklar ciddi bir sorun. Görünüşe göre motosiklet ekipmanlarından, makinenin kendisinden daha fazla atık çıkıyor. Özellikle Dainese motosiklet kaskı gibi kasklar bu atıkların başında geliyor. AGV Helmets’in sahibi olan şirket Dainese, çığır açan bir kask geri dönüşüm stratejisi başlattı. Dainese, bunu motosiklet kapaklarını geri dönüştürmenin endüstriyel ölçekte bir yöntemi olarak görüyor.

Dainese motosiklet kaskı geri dönüşümü için fabrika kuracak

Daha önce, atılan kasklar büyük olasılıkla yakma fırınına veya çöplüğe giderdi. Amaç, kullanım ömrü dolmuş Dainese motosiklet kaskı gibi ekipmanların işlenme biçimini yeniden düşünmek, kask yapımında kullanılan plastikleri ayırma ve geri dönüştürmenin sürdürülebilir ve etkili bir yöntemini oluşturarak gereksiz atıkları önlemek. Dainese Group’un Ar-Ge Direktörü Massimo Varese, bu süreçte güvenliğin feda edilmeyeceğini vurguluyor.

Varese: “Hayat kurtarmak hedefimiz olmaya devam ediyor. Üretilen kasklar, yeni plastiklerle üretilen kasklarla aynı güvenlik özelliklerine ve standartlarına sahip olacak. Her şey mümkün olduğunca malzemeleri yeniden kullanmakla ilgili. Örneğin, vizörü yapan polikarbonat – eğer bu orijinal amacı için kullanılamıyorsa, bunun yerine yeni spoiler yapmak için kullanılabilir.” diyor.

Girişim için Dainese şu anda yeni bir fabrika inşa etme sürecinde. Şirket bu girişimle iki zorluğun üstesinden gelmeyi umuyor: mevcut kapaklardaki plastiklerin geri dönüştürülmesi ve gelecekte geri dönüştürülmesini kolaylaştırmak için yenilerinin tasarlanması. Bu fabrika, toplanan kullanım ömrü dolmuş kaskları işleyerek çeşitli plastikleri (ABS, EPS ve PC) ayıracak ve bunlar yepyeni Dainese motosiklet kaskı için bileşenlere dönüştürülecek. İlk hedef 5.000 kaskı geri dönüştürmek.

Kompozit spor ekipmanlarının geri dönüşümü için son teknoloji konusunda uzmanlaşmış bir Bologna Üniversitesi yan kuruluşu olan Re-Sport, Dainese motosiklet kaskı teknolojisi konusunda iş birliği yaptığı dört İtalyan grubundan biridir. Ters lojistik şirketi Innovando; turunçgil meyvesi atıklarından türetilen biyo-bazlı çözücüler tedarikçisi Misitano & Stracuzzi; ve Bologna Üniversitesi diğer üç gruptur.

Tesla satışları, 2024’te ilk kez düşüş yaşadı!

Tesla, 2024 yılı üretim ve satış verilerini açıklarken tarihinde ilk kez seneden seneye bir düşüş yaşandığını duyurdu. Şirketin verilerine göre, 2024 yılında toplamda 1,77 milyon araç üretilirken bu, bir önceki yıla kıyasla %4 daha düşük bir üretim rakamına işaret ediyor. Tesla’nın araç teslimatları ise %1’lik bir düşüşle 1,79 milyon adette kaldı.

Tesla satışları, 2024’te ilk kez düşüş gösterdi

Yılın son çeyreğinde Tesla, 495.570 araç teslim ederek kendi rekorunu kırmış olsa da bu performans, yıllık satış düşüşünü engelleyemedi. Model 3 ve Model Y, 459.445 adetlik teslimatla bu başarının büyük kısmını oluşturdu. Yine de yıl sonunda piyasaya sürülen ve yoğun ilgi gören Cybertruck bile şirketin genel satış rakamlarını yukarı çekmeye yetmedi. Böylece Tesla, tarihindeki ilk yıllık satış düşüşünü kaydetmiş oldu.

Tesla satışları, 2024'te ilk kez düşüş gösterdi.

Enerji depolama alanında ise şirketin yüzü güldü. Son çeyrekte 11 GWh enerji depolama sistemi kurulumu gerçekleştiren Tesla, yıl genelinde toplamda 31,4 GWh kuruluma ulaştı. Bu, şirketin enerji iş kolundaki büyüme başarısını gözler önüne seriyor.

Wall Street’in 504.800 araç teslimatı beklentisinin altında kalan şirket, özellikle dördüncü çeyrek performansı sonrasında hisselerinde %5’lik bir değer kaybı yaşadı. Tesla, 2025 yılına daha uygun fiyatlı bir model ve yenilenen Tesla Model Y Juniper ile güçlü bir giriş yapmayı planlıyor. Ancak Donald Trump’ın 7500 dolarlık vergi teşvikini kaldırma planı ve Çin merkezli üreticilerin artan rekabeti, bu yıl Tesla’nın büyüme hedeflerini zorlayabilir.

Trump teknoloji liderlerinden destek topluyor

0

Apple CEO’su Tim Cook, Axios’a göre Başkan seçilen Donald Trump’ın göreve başlama komitesine 1 milyon dolar bağışlayan bir sonraki teknoloji yöneticisi oldu. Cook’un bağışı, OpenAI CEO’su Sam Altman, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ve Meta’nın, Büyük Teknoloji şirketleri ve yöneticilerinin yeni yönetimle yakınlık kurmak için çalışırken yaptığı benzer taahhütleri takip ediyor.

Trump teknoloji liderleriyle görüşüyor

Cook, ilk döneminde Trump ile diğer teknoloji CEO’larının taklit etmeye çalıştığı kişisel bir ilişki kurmuştu. Seçim Günü zaferinin ardından Trump’ı tebrik eden birçok kişiden biriydi ve Axios, Cook’un Trump Tower’da ve Florida’daki Mar-a-Lago tatil köyünde Trump ile görüştüğünü bildiriyor.

Axios, Bezos’un Aralık ayında Trump ile birlikte yediği yemeğe katılan Elon Musk’ın Cook’un Mar-a-Lago’daki yemeğinin “bir kısmına” katıldığını söylüyor. New York Times daha önce Cook’un Trump ile Mar-a-Lago’da görüştüğünü bildirmişti.

İsimsiz kaynaklar Axios’a, “Gururlu bir Alabama yerlisi olan Cook, yemin töreninin harika bir Amerikan geleneği olduğuna inanıyor ve birlik ruhuyla yemin törenine bağışta bulunuyor.” dedi. Apple’ın yemin törenine bağışta bulunması “beklenmiyor”. Şirket, yorum talebine hemen yanıt vermedi.

Trump’ın ilk döneminde Cook, diğer teknoloji CEO’larının kopyalamak istediği başkanla doğrudan bir ilişki kurdu. Trump ikinci dönemine hazırlanırken Cook, Apple’ın işini önemli ölçüde etkileyebilecek potansiyel tarifeleri görüşmek istemiş olabilir.

Cook’un ziyareti, Trump’ın dün Google CEO’su Sundar Pichai ve gelecek hafta Amazon kurucusu Jeff Bezos ile yaptığı görüşmeye dair haberlerin ardından gelmişti. Trump Kasım ayında Meta CEO’su Mark Zuckerberg ile bir araya geldi.

HAVELSAN’ın Advent MARTI sistemi sahil güvenlik uçağında!

Yeni nesil hava komuta kontrol sistemi ADVENT MARTI, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın envanterine girdi. Peki, bu yeni sistem deniz güvenliği operasyonlarını nasıl etkileyecek? Cevaplar ve detaylar yazımızda…

Sahil Güvenlik’in yeni gözü: ADVENT MARTI

HAVELSAN tarafından geliştirilen ADVENT MARTI sistemi, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın CASA CN-235MP-100M uçağına başarıyla entegre edildi. Bu entegrasyonla birlikte, Sahil Güvenlik’in deniz güvenliği operasyonlarında etkinliği artırılması hedefleniyor.

Sistem, uçak üzerindeki algılayıcılardan elde ettiği verileri analiz ederek komuta merkezleriyle eş zamanlı paylaşarak operasyonel koordinasyona yeni bir boyut kazandırıyor. Ayrıca ADVENT MARTI, deniz gözetimi, sınır güvenliği, arama kurtarma ve kaçakçılıkla mücadele gibi görevlerde kritik rol oynayacak.

ADVENT MARTI, HAVELSAN’ın ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin hava platformlarına uyarlanmış bir versiyonu olarak geliştirildi. Sistem, hava, kara ve deniz unsurları arasında gerçek zamanlı veri paylaşımı ve etkili operasyonel koordinasyon sağlayarak, görevlerde yüksek performans sunuyor.

Daha önce deniz platformlarında başarıyla kullanılan ADVENT’in yeteneklerini bünyesinde barındıran ADVENT MARTI, hava platformlarına modern bir görev yönetim altyapısı getiriyor. Sahil Güvenlik envanterindeki diğer CN235 uçaklarına da entegre edilecek olan bu sistem, özel görev uçaklarının yeteneklerini en üst düzeye çıkarıyor.

HAVELSAN tarafından geliştirilen ADVENT MARTI, Türkiye’nin yerli savunma sanayiindeki gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Yerli imkanlarla üretilen bu sistem, milli teknolojinin deniz güvenliği operasyonlarında ne kadar önemli bir rol oynadığını gösteriyor. ADVENT MARTI’nin Sahil Güvenlik envanterine girmesiyle, Mavi Vatan’daki güvenlik operasyonlarının etkinliği önemli ölçüde artacak. Bu gelişme, Türkiye’nin denizlerdeki caydırıcılık gücüne de katkı sağlayacak.

Peki sizce ADVENT MARTI, Sahil Güvenlik operasyonlarına ne gibi katkılar sunacak? Görüşlerinizi yorumlarda bizimle paylaşın.

Rusya, oyun konsolu geliştirme planını askıya aldı!

0

Batı ambargoları sebebiyle AMD, Intel ve Nvidia gibi teknoloji devlerinden yonga tedarik edemeyen Rusya, rekabetçi bir oyun konsolu üretme çabasında başarısız oldu. Ukrayna savaşının ardından ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalan ülke, kendi konsolunu geliştirme fikrini 2024 yılının başlarında gündeme getirdi. Başkan Putin’in talimatıyla, Haziran ayına kadar bir çalışma raporunun hazırlanması bekleniyordu. Ancak son gelişmeler, bu projenin rafa kalktığını gösteriyor.

Rusya, oyun konsolu geliştirme planını rafa kaldırdı

Proje kapsamında Rus mühendisler, biri standart konsol, diğeri bulut oyun altyapısı olmak üzere iki ayrı çözüm üzerine çalışmaya başladı. İlk yaklaşım, tamamen yerli kaynaklardan faydalanarak bir konsol geliştirmekti. Fakat uluslararası pazarda rekabet edebilecek yongalara erişim olmadığından, savunma ve güvenlik sektörü için tasarlanan Elbrus işlemcileri kullanıldı.

Rusya, oyun konsolu geliştirme planını rafa kaldırıyor.

Moscow SPARC tarafından geliştirilen bu işlemciler, oyun konsollarının gerektirdiği performansa erişemedi ve sadece retro oyunlarla sınırlı bir kullanım sundu. Bu durum, projenin rekabetçi bir seviyeye ulaşmasını engelledi ve Duma Başkan Yardımcısı Gorelkin, daha yenilikçi fikirlere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Bulut oyun altyapısına yönelik ikinci çözüm ise telekomünikasyon firması MTS tarafından geliştiriliyordu. Şirket, kendi Fog Play platformunu temel alarak bir bulut oyun sistemi geliştirdi; ancak bu çözüm, global rakiplerin sunduğu akıcılık ve kalite seviyesine henüz ulaşabilmiş değil. Şimdilik Rusya hükümeti, bu projelerin üzerinde çalışmaya devam etmeyi planlıyor. Ancak mevcut koşullar göz önüne alındığında, Rusya’nın kısa vadede uluslararası pazarda rekabetçi bir konsol üretebilmesi oldukça zor görünüyor.

OpenAI yatırım ihtiyacını açıkça belirtiyor

OpenAI, para kazanmayı önceliklendirecek şekilde kurumsal yapısını değiştirmeyi planladığı için çok daha fazla nakde ihtiyacı olduğunu söylüyor. ChatGPT üreticisi, Aralık sonunda yaptığı duyuruda, ticari işletmelerini kontrol etmek için kar amacı güden bir şirket kurarak, diğer önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle rekabet edebilmek için ihtiyaç duyduğu parayı kazanabileceğini savundu.

OpenAI yatırım bekliyor

OpenAI yönetim kurulu, bir blog yazısında: “Büyük şirketlerin yapay zeka geliştirmeye yatırdığı yüzlerce milyar dolar, OpenAI’nin bu misyonu sürdürmesi için gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. İlgili yazıda: “Bir kez daha hayal ettiğimizden daha fazla sermaye toplamamız gerekiyor. Yatırımcılar bizi desteklemek istiyor ancak bu sermaye ölçeğinde geleneksel sermayeye ve daha az yapısal özelliğe ihtiyaç duyuyorlar” ifadelerine yer verildi.

Duyuru, Eylül ayında Financial Times ve diğerlerinin OpenAI’nin nihayet kurulduğu orijinal kar amacı gütmeyen statüsünü bırakmaya doğru ilerlediğine dair raporlarını doğruluyor. O zamanlar, OpenAI raporları yalanladı ve kar amacı gütmeyen kolu misyonunun “özü” olarak savundu.

Microsoft destekli girişim, yeni önerilen kurumsal yapısıyla kâr amacı gütmeyen hedeflerinden tamamen vazgeçmeyecek; ancak fedakarlığın artık tek öncelik olmayacağını söylemek doğru olur.

Yeniden yapılanma, mevcut “kâr sınırına tabi” kolunun, görünürde toplumun yararına hizmet ederken kâr elde etmeyi amaçlayan bir tür kurumsal varlık olan Delaware merkezli kamu yararına çalışan bir şirkete dönüştürülmesini öngörüyor. OpenAI bunu “kar amacı güdenlerin başarısıyla desteklenen daha güçlü bir kâr amacı gütmeyen kuruluş” olarak çerçevelendiriyor, ancak güç dağılımının hangi tarafı tuttuğu açık.

Yatırım DA Davidson & Co analisti Gil Luria yaptığı açıklamada , “Duyurunun anahtarı, OpenAI’nin kâr amacı güden tarafının ‘OpenAI’nin operasyonlarını ve işini yöneteceği ve kontrol edeceği’dir” dedi

Lojistik sektöründe yeni bir dönem!

Lojistik sektörünün ve KOBİ’lerin finansal ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan ürün ve çözümleri ile öne çıkan Lojipay, şirketlerin ödeme ve tahsilât işlemlerini; hızlandırmak aynı zamanda güvenli ve şeffaf hale getirmek amacıyla geçtiğimiz yıl faaliyete başlamıştı.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler, lojistik firmaları veya yük sahipleri ile nakliyeciler arasında dijital güvence oluşturma ilkesi ile çalışan Lojipay, organik büyümeye ve hizmet ağını daha da genişletmeye odaklanacak.

Türkiye’nin en etkin ve yaygın dijital taşımacılık ekosistemi olan Diginak.com’dan aldığı yatırım ile Lojipay global ölçekte de faaliyet göstermeyi ve yapay zeka teknolojilerine yatırım yapmayı da hedefliyor.

Nakit akışı yönetimi, ödemeler ve maliyet kontrolü firmalar için kritik öneme sahip

Yeni nesil bir fintek şirketi Lojipay, 2025 yılında 1000 adet şirket ile çalışmayı ve dijital ağına20 bin nakliyeciyi dahil etmeyi planlıyor.

“Günümüzde lojistik şirketlerinin karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin, karmaşık ve zaman alıcı finansal süreçler olduğunu belirten Lojipay CEO’su Ayhan Akkoç, operasyonel hareketliliğin yoğun olduğu sektörde, nakit akışı yönetimi, geciken ödemeler ve maliyet kontrolünün firmalar için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekti.

“LojiPay olarak, mobil uygulamamızla KOBİ’lere kredi kartı ile taksitli ödeme imkanı avantajı sunuyor ve nakliyecilerin ödemelerini ise garanti altına alıyoruz. Emanet hesap sistemiyle; tahsilat endişesini ortadan kaldırırken, iş ortaklarımız olan lisanslı ödeme kuruluşları Papara ve PayWall üzerinden kredi kartı ile hızlı ve güvenli ödeme imkanı sağlıyoruz” sözleri ile bilgi verdi. Akkoç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diginak.com’un firmamıza yatırım yapması, lojistik ve fintek alanında geliştirdiğimiz yapay zeka destekli çözümlerimizin daha geniş kitlelere ulaşması için önemli bir adım. Yatırımcılarımıza teşekkür ediyor, ülkemizin teknolojik gelişimine katkı sağlamış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.”

Operasyonel süreçler daha hızlı, daha güvenli ve daha kullanıcı dostu hale gelecek

Diginak CEO’su Oğuzhan Karaca
Diginak CEO’su Oğuzhan Karaca

Diginak CEO’su Oğuzhan Karaca, fintek sektörüne yeni bir soluk getiren LojiPay’ın Diginak bünyesine katılması ile ilgili şu önemli açıklamalarda bulundu:

“Diginak.com ve Lojipay, lojistik sektöründe fark yaratacak bir iş birliği anlaşmasına imza atarak güçlerini birleştirdi. Diginak.com olarak, lojistik sektöründe dijital dönüşümün öncüsü olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Lojipay ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş ortaklığı operasyonel süreçleri daha hızlı, daha güvenli ve daha kullanıcı dostu hale getirme hedefimizi bir adım öteye taşıyor. Birlikte, hem KOBİ’lere, hem de lojistik sektörü profesyonellerine inovatif çözümler sunarak sektörde yeni bir standart oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu iş birliği, nakliye operasyonlarının finansal yönetiminden ödeme süreçlerine kadar birçok alanda sektör paydaşlarına kolaylıklar sağlayacak. Diginak.com’un güçlü dijital altyapısı ile Lojipay’in yenilikçi ödeme çözümleri bir araya gelerek, sektördeki işletmelerin verimliliğini artıracak ve maliyet yönetimini kolaylaştıracak. Diginak.com ve Lojipay, bu birliktelikle sadece sektörel çözümler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda lojistik ekosisteminin tüm paydaşları için değer yaratacak.”

Diginak.com olarak ilk günden itibaren global bir oyuncu olma hayaliyle yola çıkmıştık ve bu hedef doğrultusunda önemli adımlar attık. 2024 yılında İngiltere ofisimizi açarak uluslararası arenada yerimizi sağlamlaştırdık. 2025 yılı itibarıyla ise bu başarıyı daha da ileri taşımak için global hedeflerimizi büyütüyor, yeni pazarlara açılma yönünde kararlılıkla ilerliyoruz.

Diginak.com olarak; 2024 yılında 22 Milyon km yol ettik, 1,3 Milyon ton yük taşıdık. 1000’ e yakın KOBİ’ ye hizmet verdik, 40 Bine yakın kamyoncu ile çalıştık. İngiltere operasyonumuz, global ölçekte daha büyük bir oyuncu olma yolunda stratejik öneme sahip. Yeni teknolojiler ve yenilikçi yaklaşımlarımızla sektöre değer katmaya devam edeceğiz. Bölgenin yıldız oyuncusu olma hayaliyle çıktığımız yolda emin adımlarla ilerliyoruz.

2025 yılında, küresel pazardaki değişimlere hızla uyum sağlayarak rekabet avantajımızı artırmayı ve sürdürülebilir lojistik çözümleriyle sektörde öncü bir rol üstlenmeyi ve lojistik ağında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyoruz. Lojistikte yenilikçi adımlar, ticaretin geleceğini şekillendirecek” sözleriyle 2025 yılı hedeflerini özetledi.

Lojistik olmadan ticaret olmaz

Oğuzhan Karaca Asya-Avrupa arasındaki ticaret yollarında yeni alternatifler önem kazanmasıyla Türkiye’nin lojistik alanında iş fırsatlarının artacağını kaydetti.

“2025 yılında dijitalleşmenin hız kazanması bekliyor, akıllı lojistik çözümleri ve otomasyon uygulamalarının daha geniş bir yer bulacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yeşil lojistik uygulamaları da ön plana çıkacak. Şirketler, karbon ayak izlerini azaltmak ve çevre dostu taşımacılık çözümleri sunmak için yatırımlarını daha da artıracak. Öte yandan pandemi sonrası ivme kazanan e-ticaret sektörü, 2025 yılında da büyümesini sürdürecek” şeklinde konuşan Karaca lojistik sektörü ile ilgili pazar trendleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Asya’dan Avrupa’ya uzanan ticaret yollarında yeni alternatiflerin önemi daha da artıyor.Kalkınma Yolu Projesi, Hindistan ve Çin’i Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen bir ticaret yolu olarak öne çıkıyor. Bu proje, Basra Körfezi hinterlandını Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayarak bölgesel ticaretin gelişmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Lojistik sektörünün Türkiye ekonomisindeki payı dikkate değer. Sektörün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı %12,3 seviyesinde ve bu oran yıllar itibarıyla istikrarlı bir büyüme kaydediyor.

Bu veriler ışığında, yeni ticaret yollarının canlanması ve alternatif güzergahların devreye girmesi, Türkiye’deki lojistik firmalarına olan talebi artıracak ve sektörün büyümesine olumlu katkılar sağlayacak gibi görünüyor.

Global arenadaki bu gelişimler, hızlı dijitalleşme ve sürdürülebilirlik politikaları ile beraber Türkiye’ye lojistik alanında önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye, Avrupa, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu arasında stratejik bir köprü konumunda olup, 4 saatlik uçuş süresiyle yaklaşık 1,4 milyar insanın yaşadığı ve 8,6 trilyon dolarlık ticaret hacmi bulunan 67 ülkeye ulaşım imkanı sunuyor.

Türkiye’nin lojistik hizmet ihracatının 2024 yılı itibarıyla 40 milyar doları aşması, sektörün gücünü ve potansiyelini açıkça gösteriyor. Ülkemizin 2028 hedefi mal ihracatında 375 milyar dolar, lojistik hizmet ihracatında ise 78 milyar dolara ulaşmak. Ülkemizin 2028 hedeflerine ulaşmak için, lojistikte dijitalleşme, yeşil lojistik uygulamaları ve stratejik iş birliklerine öncelik vererek sektörü daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki lojistik olmadan ticaret olmaz, ticaret olmadan hayat olmaz.”

2025 Yılı Türk Kamyonculuk Sektörü

tam otonom kamyon
tam otonom kamyon
SRC Belgeli Şoför Sayısı1,2 milyonTürkiye’de aktif olarak çalışan kamyon şoförü sayısı.
Trafiğe Kayıtlı Kamyon Sayısı960 bin16 ton ve üzeri kamyonlar. Ticari yük taşıyanların sayısı 550 bin civarında.
Kamyonların Ortalama Yaşı16,2Avrupa ortalamasından (8,1 yıl) oldukça yüksek.
Bireysel Kamyon Sahipleri%85Kamyonların büyük kısmı bireylere ait.
Yurt İçi Günlük Yükleme Sayısı350 binHafta içi her gün, iç taşımada yük alan kamyon sayısı.
Yurt Dışı Günlük Yükleme7 binTürkiye’den giriş-çıkış yapan günlük toplam kamyon sayısı.
Uluslararası Şoför Sayısı37 binYurt dışı taşımacılık yapabilecek yeterliliğe sahip şoför sayısı.
Boş Dönüş Oranı (Yurt İçi)%32Yurt içinde yük taşırken dönüşte boş kalan kamyon oranı.
Boş Dönüş Oranı (Yurt Dışı)%78Yurt dışı taşımacılığında yük bulamayıp boş dönen kamyon oranı.
Bireysel Kamyon Sahipleri (KOBİ)380 binTürkiye’de en büyük KOBİ grubunu oluşturan kamyon sahipleri.
Aylık Sefer Sayısı (Yurt İçi)8-10Yurt içinde bir kamyonun aylık ortalama sefer sayısı.
Yurt Dışı Sefer Sayısı (Aylık)2Uluslararası taşımacılıkta bir kamyonun ayda gerçekleştirdiği ortalama sefer sayısı.
Sefer Başına Mesafe (Yurt İçi)460 kmYurt içinde bir seferde ortalama kat edilen mesafe.
Aylık Ortalama Gelir (Yurt İçi)200-350 bin TLKamyon başına kesilen aylık fatura tutarı.
Motorlu Taşıyıcı Kooperatifleri110 binMotorlu taşıyıcılar kooperatiflerinde çalışan bireysel kamyon sayısı.
Ticari Yük Taşıyan Kamyonlar550 binTürkiye’de ticari yük taşımacılığı yapan kamyon sayısı.
Günlük Nakliye Hacmi1 milyar TLTürkiye genelinde günlük toplam nakliye işlem hacmi.
E-Fatura/E-Arşiv Uyumluluğu%100Türkiye’deki tüm kamyoncular e-fatura ve e-arşiv mükellefidir.
   

Kendi kendini şarj eden ilk süper kapasitör!

0

Bir araştırma ekibi, güneş enerjisini verimli bir şekilde yakalayan ve depolayan yüksek performanslı kendi kendini şarj eden bir süper kapasitörü ortaya çıkararak enerji depolamada bir ilerleme kaydetti. Bu gelişme, süper kapasitörleri güneş hücreleriyle birleştirerek enerji depolama yeteneklerini geliştiren sürdürülebilir enerji çözümlerine doğru bir adım niteliğindedir.

Kendi kendini şarj eden ilk süper kapasitör geliştirildi

Yeni süper kapasitör teknolojisi, manganez, kobalt, bakır, demir ve çinko gibi çeşitli geçiş metal iyonlarının yanı sıra nikel bazlı karbonatlar ve hidroksitlerin benzersiz bir kombinasyonunu kullanır. Bu malzemeler, elektrotların iletkenliğini ve kararlılığını artırmada önemli bir rol oynar ve enerji depolama verimliliğinde etkileyici iyileştirmelere yol açar. Ortaya çıkan süper kapasitör, 5 ila 20 Wh kg aralığında çok daha düşük enerji yoğunlukları bildiren önceki çalışmalardan önemli bir sıçrama olan kilogram başına 35,5 watt-saat enerji yoğunluğu sağlar.

Ek olarak, yeni cihazın güç yoğunluğu kilogram başına 2555,6 watt’a ulaşarak, yaklaşık 1000 W kg olan önceki ölçütleri çok geride bırakıyor. Bu yüksek güç yoğunluğu, cihazın hızlı enerji patlamaları sağlamasına olanak tanır; bu da özellikle hızlı, yüksek güç girişleri gerektiren cihazlara güç sağlamak için faydalıdır. Bu kendi kendini şarj eden süper kapasitörün öne çıkan özelliklerinden biri dayanıklılığıdır. Cihaz, çok sayıda şarj ve deşarj döngüsünden sonra bile performansında minimum bozulma göstererek gerçek dünya uygulamalarında uzun vadeli kullanım potansiyelini vurgulamıştır.

DGIST Nanoteknoloji Bölümü Kıdemli Araştırmacısı Jeongmin Kim, bu gelişmenin önemini vurgulayarak, “Bu çalışma, süper kapasitörleri güneş hücreleriyle sorunsuz bir şekilde entegre eden Kore’nin ilk kendi kendini şarj eden enerji depolama cihazını tanıtması bakımından önemli bir başarıyı temsil ediyor.” dedi. Geçiş metali bazlı kompozit malzemelerin kullanımının, geleneksel enerji depolama teknolojilerinin sınırlamalarını nasıl ele aldığını ve daha sürdürülebilir bir çözüm sunduğunu vurguladı.

OpenAI sorgu maliyeti ne kadar?

OpenAI’ın yakın zamanda tanıttığı o3 modeli, bugüne kadarki en güçlü yapay zeka modeli olarak öne sürülüyor. Ancak büyük bir dezavantajı var: Çalıştırmak için inanılmaz miktarda paraya ihtiyaç duyulması. OpenAI sorgu maliyeti işte burada devreye giriyor.

o3, test zamanı hesaplaması olarak bilinen bir teknik kullanarak sorunlar üzerinden “nedenler” yani, bir cevap vermeden önce birden fazla olasılığı “düşünmek” ve keşfetmek daha fazla zaman alır. Bu nedenle, OpenAI mühendisleri AI modelinin hatalı bir sonuca atlamak yerine karmaşık istemlere daha iyi yanıtlar üreteceğini umuyor.

OpenAI sorgu maliyeti

En azından bir dereceye kadar işe yaramış gibi görünüyor. Testin yaratıcısı François Chollet’e göre, en güçlü “yüksek hesaplama modunda” o3, dil modellerini test etmek için tasarlanmış ARC-AGI kıyaslamasında %87,5 puan aldı. Bu, önceki o1 modelinin en iyi puanı olan sadece %32’nin neredeyse üç katı. Ancak tüm bu titiz düşünce, fahiş masraflarla birlikte gelir. O yüksek su işaretine ulaşmak için, o3 görev başına 1.000 doların çok üzerinde işlem gücü kullandı – o3’ün düşük güç versiyonundan 170 kat daha fazla işlem gücü ve görev başına 4 dolardan daha az maliyeti olan selefinden çok daha fazlası. Bu ise OpenAI sorgu maliyetini ciddi derecede artırmaktadır.

Bu maliyetler, o3’ün performansının, yapay zeka modellerini “ölçeklendirme” yoluyla veya daha fazla işlem gücü ve eğitim verisi sağlayarak iyileştirmenin bir duvara çarptığı yönündeki korkuları kesin bir şekilde çürüttüğü yönündeki endüstri iddialarını karmaşıklaştırıyor. Öte yandan, o3’ün sadece üç ay önce yayınlanan o1’den neredeyse üç kat daha yüksek puan alması, yapay zeka kazanımlarının yavaşlamadığına dair yeterli kanıt gibi görünüyor. Ancak, OpenAI sorgu maliyeti açısından incelendiğinde ciddi masraflar ortaya çıkmaktadır.

Ancak ölçeklemeyle ilgili eleştiri, azalan getiriler sağlamasıdır. Buradaki kazanımlar büyük ölçüde yapay zeka modelinin tek başına ölçekleme yerine “mantık yürütme” biçimini değiştirerek elde edilmiş olsa da eklenen maliyetleri görmezden gelmek zordur.

Karşılaştırmada hala çığır açacak bir yüzde 76 puan alan düşük işlemli o3 sürümü bile görev başına yaklaşık 20 dolara mal oluyor. Bu nispeten uygun bir fiyat ancak yine de seleflerinden çok daha pahalı ve ChatGPT Plus’ın aylık maliyeti sadece 25 dolar olduğundan, kullanıcıya yönelik bu ürünün OpenAI’yi derinden olumsuz etkilemeden ne kadar daha akıllı hale gelebileceği belirsiz. OpenAI sorgu maliyeti bu nedenle sürekli bir endişe kaynağıdır.

Kamyonlara değiştirilebilir batarya teknolojisi geliyor!

Çin’in önde gelen madencilik şirketlerinden Rio Tinto, Moğolistan’daki açık bakır madeninde kullandığı dev kamyonları, değiştirilebilir bataryalı elektrikli kamyonlarla yenilemeyi hedefliyor.

Kamyonlara değiştirilebilir batarya teknolojisi gelecek

Bu yenilikçi sistem, batarya değişim süresini sadece 7 dakikaya indirerek büyük bir verimlilik artışı sağlayacak. Elektrikli araçlar, düşük bakım maliyetleri ve çevre dostu özellikleriyle maden sahasında tercih edilmesine rağmen, dev bataryaların şarj sürelerinin uzun olması, bu araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyordu. Bu soruna çözüm olarak ise son dönemde binek otomobillerinde başarıyla kullanılan otomatik batarya değişim istasyonları devreye giriyor.

Kamyonlara değiştirilebilir batarya teknolojisi gelecek.

Rio Tinto’nun denemeye aldığı yeni sistemde, maden tesislerinde kullanılan 500 kamyondan 100’ü orta ve küçük tonajlı ağır yük kamyonları sınıfında yer alıyor. Yeni tip elektrikli kamyonlar, 91 ton taşıma kapasitesine sahip olacak. Bu kamyonların 800 kWs’lik bataryaları, 7 dakika içinde dolu bataryayla değiştirilerek kesintisiz çalışmaya devam edecek. Test programında 8 kamyon ve 13 batarya kullanılacak ve her batarya, şebekeye yük getirmeden şarj edilecek. Böylece kamyonlar, vardiya değişiminden önce 8 saat boyunca kesintisiz bir şekilde operasyonlarını sürdürebilecekler.

Projenin finansmanını Çin Devlet Güç Yatırım Şirketi üstlenecek ve kamyonların üretimini ise Tonly gerçekleştirecek. İlk modelin testlerine 2024’te başlanacak ve geri kalan 7 kamyonun teslimatı 2025 yılı ortalarına kadar gerçekleşecek. Eğer bu testler başarıyla tamamlanırsa, Batı Avustralya’daki Pilbara maden tesislerindeki 200 ton ve üzeri, hatta 320 tona kadar yük taşıma kapasitesine sahip kamyonlar için de benzer bir elektrikli batarya değişim programı başlatılacak. Bu yenilikçi projeyle, Çin için önemli bir ihracat fırsatı doğmuş olacak.