“Büyüme hedefi yüzde 50”
EMC TIR uçurdu!
EMC ve Formula 1 takımı Lotus işbirliği ile hazırlanan projede, F1 pilotu ve profesyonel ekstrem sürücü Mike Ryan kontrolündeki EMC TIR’ıyla dünyanın en cesur rekorlarından biri kırıldı. Tamamen güvenlik önlemlerinin alındığı boş bir yolda yapılan denemede, 83 metrelik EMC TIR’ı, hareket halindeki F1 aracının üzerinden tam olarak 26 metre (83 feet) uçarak yürek hoplatan bir şova imza atıyor.
İki şirketin birlikte tasarladığı rekor atlayışın görüntüleri ise yılın en etkileyici performansının sergilendiği viral video olarak izlenme ve sosyal medyada paylaşılma rekorları kırıyor.
Video şu ana kadar dünya çapında:
– 37 milyonun üzerinde görüntülendi.
– 30,000 defa YouTube’da beğenildi.
– 19,538 defa YouTube Paylaşıldı.
– 67,700 kere Facebook’ta paylaşıldı.
– 20,000 Facebook yorumu aldı.
– 9,000 kere Tweet’lendi.
– 800’den fazla habere ve bloga konu oldu.
CRM’de “gerçek zaman” dönemi
Teknoloji Melekleri aranıyor
Makinedeki Hayalet
Apple, Rusya’da satışlarını durdurdu
Asseco SEE’den yurtdışı proje
EMC uyarıyor, veri kaybına dikkat
- Araştırmaya katılan işletmelerin yüzde 75’i, son on iki ay içinde veri kaybı ya da veriye erişebilme süresinde beklenmedik bir aksaklık yaşamış.
- Sorun yaşayan sektörler arasında yüzde 88 ile kamu birinci, yüzde 87 ile enerji sektörü ikinci olurken, BT sektörü ise, yüzde 80 ile 3. sırada yer aldı.
- Aksaklıkların ticari sonuçları çalışan verimliliği kaybı (yüzde 51), gelir kaybı (yüzde 41) ve ürün-hizmet geliştirmede gecikmeler (yüzde 39) olarak sıralandı.
- Ortalama bir şirket BT’ye yılda 168 milyon TL bütçe ayırıyor, veri korumanın bu bütçede yeri ise 11,5 milyon TL.
- Şirketlerin yüzde 85’i, veri kurtarmada kendine güvenmiyor.
- Katılımcıların yüzde 66’sı, veri korumanın işletmelerinin başarısında çok kilit bir rol oynadığına inanıyor. Bu oran veri korumaya en fazla yatırımı yapan enerji sektöründe yüzde 92, perakende de ise yüzde 24.
Gençler analitik dünyasına hazırlanıyor
Dersimiz: Girişim dili ve edebiyatı 101
Pivot: Bir şirketin gittiği yolun yol olmadığını anladığında aldığı aksiyon. En meşhur örneği Chicago’daki binasındaki bir pizza dükkanına kupon dağıttıktan sonra Groupon adını alan The Point’tir (bkz. Başarısızlık)
SaaS: Para kaybeden şey.
Yatırım öncesi değerleme: Uydurduğunuz bir rakam.
Yatırım sonrası değerleme: Risk sermayesi yatırımcınızla birlikte bir miktar parayı işin içine dahil ederek uydurduğunuz bir rakam. Para yakma hızınız muhtemelen çok yüksektir.
“Halkla ilişkilerde çalışıyorum”: Elimde birkaç gazetecinin e-posta adresi var.
Hisseleri elden çıkarmak (Çıkış – Exit): Çıkışlar girişimciler için iki şekilde gerçekleşir: iyi yada kötü. İyi çıkışlar “başarılı olduğunuz” zamanlarda gerçekleşir – şirketiniz henüz sizi tüketmemiştir ve başka bir şirket sizi satın almaya gelir (ayrıca bkz. Acqui-hire). Kötü çıkışlar risk sermayedarınızın portfolyosundan başka herhangi bir şeyi değiştiremediğiniz anlamına gelir.
“Ben bir seri girişimciyim”: İki fikri olup ikisini birden batıran bir kişi.
Alan: Girişimciler faaliyet gösterdikleri bölgeyi bir sektör, bir dikey veya bir tür olarak tanımlamakta zorlandıkları için şirketlerini ‘alan’ içindeki bir ‘oyuncu’ olarak tanımlarlar. Özellikle kalabalık bir pazarda oldukları zaman bunu yapmayı severler. Kendileri de bunu neden yaptıklarını bilmez.
Risk Sermayedarı:
1) Zengin şirketlerden veya kurumlardan para alarak bu paraları genç şirketlere bir kısım hisse karşılığında boca eden insanlar.
2) Opium satıcısı (bkz. Opium)
Opium (OPM, other people’s Money, tr. başkasının parası): Suyunu çekene kadar değeri anlaşılmayan inanılmaz derecede bağımlılık yapıcı bir madde.
“İyi gidiyoruz”: İyi gitmiyoruz.
SF/Vadi: Risk sermayedarlarının ve teknolojinin önde gelen isimlerinin eğer orada değilseniz derhal oraya gitmeniz gerektiğini düşündüğü ve dünyadaki en iyi yer olarak tanımladığı mekan.
“Haftada yüzde 500 büyüyoruz”: Geçtiğimiz hafta bir kullanıcımız vardı, bu hafta beş kullanıcımız var.
“Henüz yatırım aramıyoruz”: Yatırım arıyoruz.
UI/UX: UI (user interface – kullanıcı arayüzü) ve UX (user experience – kullanıcı deneyimi) kelimelerinden türetilmiş, özellikle tasarım alanında zorlanan girişimcilerin ürünlerinin iyi tasarım anlayışından yoksun olduğunu belirtmek için kullandıkları bir bileşik kelime. Cümle içinde kullanımı: “Nickelodeon’un VHS kasetleri için geliştirdiğimiz Pizza uygulaması başarısız oluyor çünkü tasarımcımız UI/UX’i beceremiyor.”
“Tasarım odaklı bir şirketiz”: Kod yazmayı bilmiyoruz.
Non-GAAP Profitable: Üst seviyede kar ettirmeyen şirketlerin kendilerine yakıştırdıkları sıfat. Nakdi olmayan maliyetlerin sayılmaması fikri burada görülür.
“Ben işleri yöneten kişiyim”: (bkz. Growth Hacker).
Çekim kuvveti: Silikon Vadisi’nde olmayan şey.
32 milyon dolarlık seri A yatırımı: Başarısız olacağı kesin olan şey.
Growth Hacking: Satış, pazarlama ve benzeri aktivitelerin “hacking” kelimesi ile ifade edilen ama aynı anlama gelen hali. Nedeni teknik bilgisi olmayan insanların da kendilerini “hacker” olarak tanımlamak istemesidir.
“İnanılmaz bir brüt kara sahibiz ve güçlü SaaS getirisi potansiyelimiz dolayısıyla büyümemize yatırım yapıyoruz”: Para kaybediyoruz.
“Güçlü SaaS getirisi potansiyelimizden ötürü gaza basmış durumdayız ve sektör lideri büyümemizi sürdürmek için ek sermaye arayışı içindeyiz”: Tüm paramızı kaybettik ve sizin paranıza ihtiyacımız var.
“Resmen ezip geçiyoruz!”: Muhtemelen hayalleriniz ve yatırımcınızın paraları eziliyor. Powermill, Autodesk ürün ailesine katıldı
2014’te Google’da neleri aradık?
Çalışanlar ne kadar sosyal medyada?
Facebook’un kurumsal hamlesi doğru mu?
Facebook at Work kişisel bir Facebook sayfası gibi gözükecek ancak güvenlik sebeplerinden ötürü tamamen ayrık olacak. Takım arkadaşlarının sanal olarak bir araya gelmelerine, proje hakkında görüşmelerine ve belki de dosya paylaşmalarına imkan tanıyacak. İşlerin yolunda gitmemesi için sebep var mı?
Aslında var ve bunu Cosmopolitan yoğurduna bakarak görebiliriz. Başarılı kadın dergisi markası 1999 yılında yoğurt satmaya karar verdi. Cosmopolitan için yeni pazar oldukça kalabalıktı, aynı Facebook için olduğu gibi. Nasıl o zaman marketlerde yoğurt markası ve çeşidi kıtlığı yoktuysa, bugün de kurumsal şirketlerde bilişimden sorumlu müdürler birçok takım çalışması çözümü arasından isterlerse çevrimdışı tabanlı isterlerse SaaS olan birini seçebilirler. Cosmopolitan okuyucularının yoğurdu sevdiğini ve çok yoğurt tükettiğini biliyordu. Facebook da kullanıcılarının kendisine aşina olduğunu ve kendi ara yüzünü kullanmayı sevdiklerini biliyor. Bir sonraki adım açık gözüküyor değil mi?
Ancak Cosmopolitan yoğurdu başarısızlıkla sonuçlanmıştı ve 18 ayda raflardan kaldırıldı. Bunun sebebi müşteri sadakatinin markanın uzmanlığı ile ilgili olmasıydı. Cosmopolitan okuyucuları için dergi, makyaj veya diyet tavsiyeleri almak için en iyi yer olabilirdi ancak derginin yiyecek üretimi ile hiçbir ilgisi olmadığını biliyorlardı. İnsanlar bir alandaki uzmanlığın başka bir alanda uzmanlık anlamına gelmeyeceğini bilebilecek kadar zeki.
İlk bakışta Facebook’un bu problemle karşılaşmayacağını düşünebilirsiniz. Ne de olsa hala yazılım yapıyor. Fakat Facebook’un kullanıcıların her şeyi paylaşabileceği bir platform yapabiliyor olması onun iş yeri takım çalışması platformu yapabileceği anlamına gelmiyor. Hatta teknoloji müdürleri ve diğer IT yetkilileri Facebook’un her şeyi paylaşma platformunun iş dünyası için zararlı olduğunu düşünüyorlar.
Güçlü bir markaya sahip olmak bir şirketi her şeyi başarabileceğine inandırabilir. Fakat tarihteki başarısız olmuş ürünler ve saçma çeşitlilik denemeleri gösteriyor ki markalar her şeye kadir değil. Facebook at Work’ün geleceği ne olur bilemiyoruz ancak şu kesin ki şirketler kendi uzmanlık alanlarından uzaklaştıklarında genellikle pazara karşı rezil oluyorlar. 









