Apple, iPhone 18 serisinde Samsung ile işbirliğine gidecek!

0

Apple, iPhone 18 serisinde uzun yıllardır kamera sensörlerinde tedarikçi olarak birlikte çalıştığı Sony yerine Samsung ile işbirliği yaparak radikal bir değişime imza attı. Sony’nin Exmor RS serisiyle tanınan yüksek kalite standardını yakalamayı başaran Samsung, test sürecinde Apple’ın kalite beklentilerini aşmayı başardı ve iPhone serisinde kendine yer buldu.

Apple, iPhone 18 serisinde Samsung ile işbirliğine gidebilir

Apple’ın bu kararı almasının ardında, Samsung’un yeni nesil sensörünün kalite ve performans açısından Sony’yi geride bırakması önemli bir rol oynadı. Bu gelişmenin Apple’ın tedarik zincirini çeşitlendirme ve ürün kalitesini artırma stratejilerinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor.

Apple, iPhone 18 serisinde Samsung ile işbirliğine gidebilir.

iPhone 18 serisinde kullanılacak olan Samsung’un yeni sensörü, teknoloji dünyasında dikkat çeken bir inovasyonu temsil ediyor. Bu sensör, “sandviç tasarımı” olarak bilinen üç katmanlı bir yapıya sahip. Üç çipin üst üste yerleştirilmesiyle oluşturulan bu tasarım, piksel verilerinin hareket mesafesini kısaltarak kare yakalama süresini önemli ölçüde düşürüyor. Bu sayede deklanşöre basıldığında sensör, kareyi optimize etme sürecini neredeyse anında tamamlıyor. Böylelikle kullanıcılar çok daha hızlı ve kaliteli çekim deneyimi yaşıyor.

Samsung’un bu ileri seviye sensörü yalnızca Apple için üretileceği iddiaları gündemde olsa da, şirketin Galaxy amiral gemisi serisi için de bir yenilik üzerinde çalıştığı belirtiliyor. 500MP çözünürlüğe kadar çıkabilen ve yine üç katmanlı yapıya sahip bir sensör geliştirme sürecinde olduğu söylentileri, Samsung’un sektördeki yenilikçi duruşunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu hamle, Samsung’un hem Apple ile kurduğu iş birliğini pekiştireceğine hem de kendi ürünlerinde devrim niteliğinde gelişmelere imza atacağına işaret ediyor.

Nvidia, insansı robotlar için bilgisayar üretecek!

Nvidia, 2025 yılına gelindiğinde, insansı robotlar için geliştirdiği kompakt bilgisayarlarla robotik pazarındaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Jetson Thor adı verilen bu yeni nesil bilgisayarlar, yapay zeka destekli robotları eğitmek ve çalıştırmak için ihtiyaç duyulan hesaplama gücünü sunacak. Nvidia, bu yeni girişimiyle robotik alanındaki inovasyonu hızlandırmayı planlıyor. Robotik ve yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonu, gelecekte endüstriyel üretimden lojistiğe kadar bir dizi sektörde devrim yaratma potansiyeline sahip.

Nvidia, insansı robotlar için bilgisayar geliştirecek

Nvidia’nın şu anda yapay zeka çip üretimi konusunda pazar lideri olması, şirketin robotik alanda da güçlü bir etki yaratmak istemesinin önünü açtı. Şirket, yalnızca çip üretmekle kalmayıp, aynı zamanda bu robotları eğitmek için gerekli tüm yazılım, simülasyon ve donanım çözümleriyle de pazarın geniş alanına hitap etmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda Nvidia, temel yapay zeka modelleri geliştirmek için gerekli yazılım altyapısını, robotların eğitimini sağlayacak Omniverse simülasyon platformunu ve robotların beynine yerleştirilebilecek güçlü donanım çözümlerini kullanıcıların erişimine sunacak.

Nvidia’nın robotik başkan yardımcısı Deepu Talla, yapay zeka ve robotikteki teknolojik ilerlemelerin robotik devrimini hızlandıracağını belirterek, bu alandaki değişimin her an gerçekleşebileceğini vurguladı. Özellikle üretken yapay zeka modellerinin hızla gelişmesi ve robotların simüle edilmiş ortamlar üzerinde eğitilebilmesi, sektörün gelişimini hızlandıran iki temel unsur olarak öne çıkıyor. Talla, robotik pazardaki bu değişimin büyük bir dönüm noktasına yaklaşıldığını belirtiyor ve “fiziksel yapay zeka ve robotik için ChatGPT anı yaklaşıyor” şeklinde bir benzetme yaparak bu değişimin önemine dikkat çekiyor.

Nvidia, Tesla gibi büyük robotik üreticileriyle doğrudan rekabet etmeyi amaçlamıyor. Bunun yerine, şirket, dünyadaki yüz binlerce robotik üreticisine OEM (Original Equipment Manufacturer) çözümleri sağlayarak bu pazara giriş yapmayı planlıyor. Bu yaklaşım, Nvidia’nın robotik endüstrisini hızla büyütme amacına hizmet ediyor, çünkü dünya çapında birçok robotik üretici, Nvidia’nın sunduğu donanım ve yazılım çözümlerini kendi ürünlerine entegre ederek daha yüksek verimlilik ve etkinlik sağlayabilecek.

Nvidia’nın, insansı robotlara güç verecek kompakt bilgisayarlar geliştirme hedefi, robotik teknolojileri hızla olgunlaşan ve büyük bir potansiyel taşıyan bir endüstri olarak görmesinden kaynaklanıyor. Jetson Thor bilgisayarları, robotların beynine yerleştirileceği yeni nesil çözümlerle donatılacak ve böylece bu robotlar, çevrelerini daha iyi analiz edebilecek, kararlar alabilecek ve karmaşık görevleri daha etkili şekilde yerine getirebilecek. Bu gelişmelerin, robotik teknolojisinin geleceği için oldukça heyecan verici olduğu söylenebilir.

Xiaomi, 130 bin SU7 teslimatı yapmayı başardı!

Xiaomi, 2024 yılı boyunca elektrikli araç üretimi konusunda önemli bir kilometre taşına imza attı ve SU7 modelinin teslimatlarında büyük bir başarıya ulaştı. Şirket, Mart ayında 29.600 dolardan satışa sunduğu SU7 ile otomotiv endüstrisine güçlü bir giriş yaptı. İlk başta, yıl sonunda 100 bin teslimata ulaşmayı hedefleyen Xiaomi, yüksek talep ve etkili satış stratejileri sayesinde bu hedefini hızla geride bırakmayı başardı. Satışların beklenenden çok daha iyi gitmesiyle birlikte, şirket teslimat hedefini Haziran ayında 120 bine, ardından da Aralık ayında 130 bine yükseltti. Xiaomi, SU7’nin toplamda 130 bin adet teslimatla yıllık hedefini tamamlamış oldu.

Xiaomi, 130 bin adet SU7 teslimatı yaptı

Xiaomi’nin bu başarıyı yalnızca birkaç ayda elde etmesi dikkat çekici çünkü elektrikli araçları satışa sunulmasının ardından sadece 27 dakika içerisinde 50 bin sipariş almayı başarmıştı. Bu yoğun ilgi, Çinli markanın elektrikli araç pazarında nasıl hızla yol alacağını gösteriyor. SU7’nin satış rakamları, Xiaomi’nin stratejilerinin doğru bir şekilde uygulanmasının sonucu olarak değerlendiriliyor. Elektrikli otomobil, satışa sunulduğu ilk ayda 10 bin adet teslimat yaptı, ardından bu sayı hızla artarak 13 Kasım itibarıyla 90 bine çıktı. Aralık ayında ise sadece 16.328 adet teslimat gerçekleştirilmişti. Bu da, Xiaomi’nin yalnızca yılın son çeyreğinde ne denli güçlü bir satış performansı gösterdiğini ortaya koyuyor.

SU7 modelinin fiyatı 29.600 dolar seviyesinden başlıyor ve ürün, özellikle elektrikli araçlarla ilgilenen Çinli tüketiciler arasında büyük bir popülerlik kazandı. Xiaomi’nin hızla artan teslimat sayıları ve güçlü talebi karşılamak için 2025 yılında üretim kapasitesini artırmayı hedeflediği belirtiliyor. Şirket, bunun için fabrikasının ikinci fazını devreye almayı planlıyor. Ayrıca, Xiaomi’nin SU7 ailesine yenilikçi modeller ekleme konusunda da iddialı olduğu görülüyor. Şirket, üç motorlu SU7 Ultra ve YU7 modellerinin üretimine başlayacak ve böylece ürün yelpazelerini genişletecek. Bu yeni araçlar, markanın elektrikli araç pazarındaki gücünü pekiştirmesi ve satışlarını daha da artırması için büyük bir adım olacak.

Xiaomi’nin bu alandaki başarısı, markanın mühendislik yeteneklerinin ve stratejik pazarlama anlayışının bir sonucu olarak ön plana çıkıyor. Elektrikli araçlar, çevreye duyarlı tüketici kitlesinin ve hükümetlerin yeşil dönüşümü destekleme politikalarının etkisiyle giderek daha fazla tercih ediliyor. Xiaomi’nin elektrikli araçları, sadece ulaşım ihtiyacını karşılamakla kalmayıp aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunma potansiyeline sahip. Su7’nin yüksek teslimat sayıları, Xiaomi’nin bu alandaki kalıcı başarısının işaretlerini veriyor ve markanın otomobil sektöründe de güçlü bir oyuncu haline geldiğini kanıtlıyor.

Akıllı saatler sigara bırakmaya yardımcı olabilir

0

Sigara kullanımı, tüm dünyada önlenebilir hastalıkların ve erken ölümlerin önde gelen nedeni olmaya devam ediyor. Hemen hemen her organı olumsuz etkiliyor, hem yaşam kalitesini hem de yaşam süresini azaltıyor. Yeni bir yılla birlikte, birçok kişi 2025 için daha sağlıklı yaşam tarzlarına yöneliyor.

Akıllı saatler sigara bağımlılığını azaltabilir

Bristol Üniversitesi’nin son araştırması, akıllı saatlerin insanların sigarayı bırakmasına yardımcı olmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor. JMIR Formative Research dergisinde yayınlanan bir araştırma, özellikle sigara içme davranışlarını izlemek için tasarlanmış özel bir akıllı saat uygulamasının, sigarayı bırakmaya çalışanların başarı oranını önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koyuyor.

Bu yenilikçi çalışmanın arkasındaki araştırmacılar, akıllı saatlere yerleştirilen hareket sensörlerinden yararlanarak sigara içmeyle ilişkilendirilen tipik el hareketlerini tespit eden bir yazılım geliştirdiler. Uygulama bu hareketleri algıladığında, kullanıcıya, ayartmanın kritik anlarına denk gelecek şekilde, derhal bir nüksetme önleme mesajı gönderiyor. Bu fizibilite çalışması sırasında, sigarayı bırakmak isteyen 18 katılımcı, iki hafta boyunca özel uygulama ile donatılmış standart Android akıllı saatleri taktı.

Geri bildirimler, akıllı saat müdahalesinin sigara içme konusundaki farkındalıklarını artırdığını, alışkanlıklarını gözden geçirmelerini sağladığını ve bırakma motivasyonlarını artırdığını gösterdi. Özellikle, denemeye katılanların üçte ikisi (18 kişiden 12’si) akıllı saat müdahalesinin sigarayı bırakma girişimlerinde uygulanabilir ve faydalı bir araç olduğunu düşünüyor.

Bu, akıllı telefon eşleştirmesi gerektirmeden sigaraya geri dönmeyi önlemek için tasarlanmış, tamamen akıllı saat tabanlı ilk müdahale olması bakımından önemli bir adım teşkil ediyor. Bristol Tütün ve Alkol Araştırma Grubu ve Bütünsel Kanser Epidemiyoloji Programı (ICEP) bünyesinde giyilebilir teknoloji uygulama geliştirme alanında çalışan kıdemli araştırma görevlisi Chris Stone, bu yaklaşımın önemi hakkında yorumda bulundu.

Zamanında müdahaleye odaklanmak önerilen stratejinin merkezinde yer alır. Bireyin dürtüye yenik düşme riski altında olduğu anda yararlı mesajlar ileterek, bu anları nüksetmeler yerine başarı hikayelerine dönüştürme fırsatı vardır. Araştırmanın amacı, kullanıcı yükünü en aza indirirken, katılımı en üst düzeye çıkarmak ve anlamlı davranış değişikliğini kolaylaştırmak için en son müdahale tasarımını kullanmaktır.

BYD, 2024 yılında satış rekoru kırdı!

2024 yılında satış performansında büyük bir sıçrayış gerçekleştiren Çinli otomobil üreticisi BYD, toplamda 4,27 milyon araç satarak rekor kırmayı başardı. Bu rakam, şirketin satışlarının bir önceki yıla kıyasla %41,3 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Özellikle hibrit araç kategorisinde elde edilen başarı, bu büyümenin temelini oluşturdu. BYD, şarj edilebilir hibrit araç satışlarında %72,8’lik bir artış yakalayarak bu alanda 2,48 milyonluk bir satış adedine ulaştı. Böylelikle hibrit araçlar, markanın toplam satışlarının %58,5’ini oluştururken, tamamen elektrikli araçların oranı %41,3 olarak kaydedildi. Tam elektrikli otomobil satışları ise bir önceki yıla göre %12 artışla 1,76 milyon adede ulaştı.

BYD, 2024 yılında satış rekoru kırmayı başardı

Şirketin odaklanma stratejisi, 2022 yılının Nisan ayında yalnızca içten yanmalı motora sahip araç üretimini tamamen durdurup “yeni enerjili araçlar” olarak tanımlanan elektrikli, fişli hibrit ve hidrojenli araçlara yönelmesiyle başladı. Bu yaklaşım, BYD’nin büyümesindeki en önemli etkenlerden biri oldu. 2024 yılının Aralık ayında, yıllık %49,8’lik artışla 509.440 binek araç satmayı başaran marka, üst üste üçüncü kez aylık 500.000 araç barajını aşarak dikkatleri üzerine çekti. Bu güçlü performans, BYD’nin 2025 yılında da büyüme trendini sürdüreceğine işaret ediyor.

Ayrıca, şirket ihracat rakamlarında da büyük bir artış elde etti. 2024 yılı boyunca toplam 417.000 araç ihraç eden BYD, uluslararası satışlarını %71,9 oranında artırmayı başardı. BYD sadece otomobil üretiminde değil, aynı zamanda batarya üretiminde de etkin bir güç olarak öne çıkıyor. Tesla, Nio ve Toyota gibi global markalara pil tedarik eden şirket, 2024 yılı boyunca %29’luk bir artışla 194,7 GWh pil teslimatı gerçekleştirdi.

Bu sonuç, BYD’yi Çin pazarında CATL’ın ardından ikinci sıraya yerleştirdi. Geliştirdiği Ar-Ge çalışmaları ve teknoloji yatırımlarıyla BYD, otomobil sektöründeki etkisini her geçen yıl daha da artırmaya devam ediyor.

Üzüm Teknoloji, 10 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı!

0

E-ticaret entegrasyon çözümleriyle dikkat çeken yerli teknoloji şirketi Üzüm Teknoloji, 10 milyon dolar değerlemeyle yatırım alarak büyüme yolculuğuna önemli bir adım attı. Girişim, Türkiye’nin yenilenmiş ürün sektörünün öncülerinden Senatech’in Yönetim Kurulu Başkanı Abdulhakim Çeliker’den aldığı bu yatırımla 2025 hedeflerine odaklanmayı planlıyor.

Üzüm Teknoloji, 10 milyon dolar değerleme ile yatırım alıyor

Üzüm Teknoloji, 160’tan fazla pazaryeri, kargo, e-fatura altyapısı ve ERP çözümünü tek bir panel üzerinden yönetme imkânı sağlayarak işletmelerin çok kanallı e-ticaret operasyonlarını kolaylaştırıyor. Sipariş yönetimi, stok takibi, sevkiyat optimizasyonu gibi süreçleri tek platformda birleştirerek, zamandan ve maliyetten tasarruf sağlayan yenilikçi çözümler sunuyor.

Şirket, yalnızca yerli pazaryerleriyle sınırlı kalmayarak Amazon, eBay, Etsy ve Ozon gibi uluslararası platformlarda da entegrasyon hizmeti sağlıyor. Böylece müşterilerine tüm sipariş, teslimat ve iade süreçlerini tek bir panelden yönetebilme olanağı sunuyor. Üzüm Teknoloji’nin sunduğu çözümler arasında Depo Yönetim Sistemi (WMS), Sipariş Yönetim Sistemi (OMS) ve e-ticaret bayi yönetim sistemi gibi ek hizmetler de yer alıyor. Denizli Teknokent’teki Ar-Ge merkezinde yürütülen çalışmalarla sürekli yenilik geliştiren şirket, şu anda 1000’den fazla müşteriye hizmet veriyor ve 2024’te 10 milyondan fazla siparişin yönetimini gerçekleştirmiş durumda.

CEO Sadık Önal, Üzüm Teknoloji’nin 2025 hedeflerini açıklarken, Türkiye’de e-ticaret entegrasyonu alanında ilk üç firma arasına girmeyi amaçladıklarını ve geliştirdikleri Fulfillment çözümünü ABD’de pazara sunmayı planladıklarını belirtti. Şirket, Türkiye’deki mevcut başarılarını Avrupa ve ABD pazarlarına taşıma stratejisiyle uluslararası pazarlarda da adından söz ettirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda ABD ve Birleşik Krallık’ta iş ortaklıkları görüşmelerini sürdürüyor. Türkiye’de hızla büyüyen e-ticaret sektöründe entegre çözümleriyle öne çıkan Üzüm Teknoloji, aldığı yatırım sayesinde global bir oyuncu olma yolunda kararlı bir şekilde ilerliyor.

Çin, otomobil çiplerinde dışa bağımlı olmayı sürdürüyor!

Son yıllarda otomotiv endüstrisinde önemli bir büyüme kaydeden Çin, özellikle elektrikli araçlar alanında liderlik pozisyonunu güçlendiriyor. Ancak bu büyük başarıya rağmen, ülke otomotiv çiplerinde ciddi bir dışa bağımlılık sorunuyla karşı karşıya. Çin Halk Cumhuriyeti Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT) yetkililerine göre, Çin’in otomotiv çipleri alanında kendi kendine yeterlilik oranı yüzde 10’un altında. Üstelik, kritik bileşenlerden olan kontrol ve hesaplama çiplerinde bu oran yüzde 1’in dahi altına düşmüş durumda. Güç ve bellek çiplerinde ise yerlilik oranı yalnızca yüzde 8 seviyesinde kalıyor.

Çin, otomobil çiplerinde dışa bağımlı olmaya devam ediyor

Elektrikli araç üretimindeki artış, çip talebini daha da artırarak ülkenin kapasitesini zorlamaya devam ediyor. 2024 yılının Kasım ayı itibariyle Çin’de elektrikli araç üretimi bir önceki yıla göre yüzde 37,5 artarak 11,49 milyona ulaştı ve bu araçlar toplam otomobil üretiminin yüzde 40,8’ini oluşturdu. Elektrikli araçlarda kullanılan çip sayısı, içten yanmalı araçlarda kullanılanların katbekat üzerinde; ortalama 1.600 olan bu sayı, gelişmiş akıllı araçlarda 3.000’e kadar çıkıyor. Ancak, ABD’nin uyguladığı teknoloji kısıtlamaları nedeniyle Çinli üreticiler, son teknoloji çipleri üretmek için gerekli olan ileri üretim süreçlerinden mahrum kalıyor ve daha eski teknolojilere yönelmek zorunda kalıyor.

Çin, otomobil çiplerinde dışa bağımlı olmaya devam ediyor.

Küresel otomotiv çipi pazarında Infineon, NXP, STMicroelectronics, Texas Instruments ve Renesas gibi şirketler halen hakim durumda. Nvidia ve Tesla, akıllı sürüş sistemleri için yüksek teknoloji kontrol çiplerinde Çin pazarında lider konumlarını koruyor. Buna karşılık, Nio ve Xpeng gibi Çinli elektrikli araç üreticileri, kendi akıllı sürüş çiplerini geliştirme çalışmalarını hızlandırmış ve bu yıl kendi tasarımlarını tamamladıklarını duyurdu. Yine de, Çin’in otomotiv çiplerindeki bu yapısal bağımlılığı kısa vadede çözmesi zor görünüyor.

Ülke, 2025 yılı sonuna kadar otomotiv çiplerindeki yerlilik oranını yüzde 25’e çıkarmayı hedeflese de uzmanlar, bu hedefe ulaşmanın mevcut koşullarda gerçekçi olmadığını ifade ediyor. Çin’in bu alandaki üretim açığını kapatması, hem tedarik zinciri altyapısının güçlenmesi hem de teknoloji kısıtlamalarının etkisinin hafiflemesiyle mümkün olacak.

Lojistiği dijitalleştiren Lojimod, 12 milyon TL yatırım alıyor!

Türkiye’de lojistik sektörüne yönelik dijital çözümler geliştiren yenilikçi SaaS platformu Lojimod, Letven Capital PREO Girişim Sermayesi Yatırım Fonu liderliğinde aldığı 12 milyon TL yatırımla sektördeki dijital dönüşümü hızlandırmayı ve global pazarlarda etkin bir oyuncu olmayı hedefliyor. Kurucu Ortak ve CEO Yusuf Yıldız, şirketin 55 lojistik işletmesine ve 20’den fazla gönderici müşteriye sunduğu yenilikçi çözümlerle maliyetleri düşürüp lojistik operasyonlarını optimize ettiğini vurguladı.

Lojistiği dijitalleştiren Lojimod, 12 milyon TL yatırım aldı

Yeni yatırımla, daha ileri teknolojilere odaklanarak global ölçekte lojistik çözümleri sunmayı hedeflediklerini belirtti. Riyad, Dubai gibi MENA bölgesinin yanı sıra Türk Cumhuriyetleri’nde de çalışmalara başladıklarını ve 2025 yılında bu bölgelere açılmayı planladıklarını ifade etti.

Lojistiği dijitalleştiren Lojimod, 12 milyon TL yatırım aldı.

Lojimod, gerçek zamanlı takip, yapay zekâ destekli raporlama, rota optimizasyonu ve entegre sistem yönetimi gibi modüler özellikleriyle lojistik sürecini daha verimli ve kullanıcı dostu hale getiriyor. Şirket, göndericiler için üstün rotalama algoritmaları ve teslimat optimizasyonu sunarken, dağıtıcılar için ise filo yönetimi ve elektrikli mobilite çözümleri gibi teknoloji odaklı ürünler geliştiriyor. Lojimod COO’su Boğaçhan Korkusuz, aldıkları yatırımla yazılım ekibini genişletip, yapay zekâ tabanlı raporlama ve lojistik optimizasyon sistemlerini geliştireceklerini, böylece rekabet gücünü artıracaklarını belirtti.

Dijital araçlara erişimi sınırlı olan KOBİ’lere araç takibi, rota planlama ve görev atama gibi hizmetlerle destek veren platform, ayrıca geleneksel lojistik firmalarından farklı olarak dijitalleşmiş alt yükleniciler ve göndericiler arasında doğrudan iş birliği sağlayan bir pazaryeri modeli sunuyor. Türkiye’nin en yenilikçi lojistik teknoloji şirketlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Lojimod, aldığı yatırımla hem yerel hem uluslararası pazarlarda lojistik sektörünün dönüşümünde öncü olmayı hedefliyor.

Erken uyarı uçağı KJ-3000 radar alanını genişletecek!

Çin, radar teknolojisini ve gözetleme menzilini artırmak için KJ-3000 erken uyarı uçağını tanıttı. Radomun altındaki kalın çizgi, KJ-3000 uçağında tam kapsama alanı sağlamak için iki adet dönen AESA radarının bulunduğunu gösteriyor.

Çin’in Y-20 platformuna dayalı yeni bir erken uyarı ve kontrol uçağını, bildirildiğine göre KJ-3000’i test ettiği görüldü. Çin haber kaynaklarına göre, geliştirme, özellikle Güney Çin Denizi ve Batı Pasifik’te Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) gözetleme ve operasyonel menzilini artıracak.

Erken uyarı uçağı KJ-3000 radar alanını artıracak

Uzmanlar, radar teknolojisinin KJ-500 ve KJ-2000 dahil olmak üzere Çin’in mevcut erken uyarı uçaklarına göre önemli bir ilerlemeyi temsil ettiğine inanıyor. Uçağın tanıtımı, Çin’in ilk altıncı nesil savaş uçaklarının yakın zamanda ortaya çıkmasının ardından geldi ve ülkenin askeri kabiliyetlerinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor.Erken uyarı uçakları esas olarak gözetleme ve tespit için kullanılır ancak aynı zamanda havadan komuta merkezleri olarak da işlev görebilir.

Dört Shenyang WS-20 yüksek baypaslı turbofanının yeni uçağa güç verdiği ve Y-20 gibi önceki nesillerde bulunan eski Soloviev D-30KP-2 motorlarından daha fazla verimlilik sağladığı söyleniyor. Bu motorlar ayrıca Y-20B nakliye uçağına da güç veriyor ve bu da gelişmiş performans ve güvenilirliğe doğru bir kayma olduğunu gösteriyor.

FlightGlobal’a göre, öne çıkan bir özellik, iki aktif elektronik taramalı dizi (AESA) radarının varlığını ima eden, tepeye monte edilmiş radomun alt tarafındaki kalın çizgidir. Bu radarlar muhtemelen tam kapsama sağlamak için döner.

Spekülasyonlar ayrıca uçağın gövdesinde KJ-700’dekine benzer yan monteli AESA radarları bulunduğunu da gösteriyor. KJ-700, Shaanxi Y-9’dan türetilen ve PLA Hava Kuvvetleri tarafından sınırlı sayıda sahaya sürülen gelişmiş bir havadan erken uyarı ve kontrol (AEW&C) platformudur. KJ-3000, faaliyete geçtiğinde KJ-2000’in ardından PLA Hava Kuvvetleri’nin ikinci jet motorlu AEW&C platformu olacak. FlightGlobal’in haberine göre, Ilyushin Il-76’ya dayanan KJ-2000, dönmeyen, üç taraflı bir AESA dizisine sahiptir ve şu anda PLAAF’ın en yetenekli AEW&C sistemidir.

3000’in sonunda sınırlı KJ-2000 filosunun yerini alması ve PLA Hava Kuvvetleri’nin genişleyen operasyonel ihtiyaçlarını desteklemek için gelişmiş teknoloji ve artırılmış kullanılabilirlikle yetenek boşluklarını gidermesi bekleniyor.

DoubleU Games, Türk oyun şirketi Paxie Games’in yüzde 60 hissesini satın alıyor!

Güney Kore merkezli mobil oyun şirketi DoubleU Games, Türk oyun şirketi Paxie Games’in yüzde 60 hissesini 27 milyon dolara satın alma kararı aldı. Merge Studio: Fashion Makeover oyununun geliştiricisi olan Paxie Games, bu oyunu sayesinde 25 milyondan fazla kullanıcıya ulaşarak hızlı bir büyüme gösterdi.

DoubleU Games, Türk oyun şirketi Paxie Games’in yüzde 60 hissesini satın alacak

Satın almanın kalan kısmında ise, Paxie Games’in %40’lık hissesinin alımı, şirketin belirli finansal hedeflere ulaşması durumunda gerçekleşecek ve bu süreç toplamda 67 milyon dolara kadar çıkabilecek. Satın alma işleminin 2025 yılı ilk çeyreği içinde tamamlanması bekleniyor.

DoubleU Games, Türk oyun şirketi Paxie Games’in yüzde 60 hissesini 27 milyon dolar karşılığında satın alacak.

DoubleU Games, bu anlaşma ile Merge-2 puzzle pazarına stratejik bir giriş yapmayı planlıyor ve ilk kez oyunlarını Güney Kore pazarına sunarak uluslararası alanda önemli bir adım atmış olacak. DoubleU Games, mobil oyun sektöründe yenilikçi değerler sunan Paxie Games’in bağımlılık yaratan puzzle mekaniklerini ve LiveOps etkinliklerini portföyüne dahil ederek büyümesini hızlandırmayı hedefliyor. Paxie Games, Merge Studio ile global çapta büyük bir başarı yakalayarak, DoubleU Games’le iş birliği sayesinde portföyünü genişletmeyi ve yeni oyunlarla daha geniş bir oyuncu kitlesine ulaşmayı hedefliyor.

DoubleU Games, 2012’de kuruldu ve 2019’da KOSPI’ye halka arz edildi. Şirketin son 12 aylık cirosu 400 milyon doların üzerinde ve globaldeki operasyonlarıyla mobil oyun pazarında önemli bir yer edinmiş bulunuyor. DoubleU Games’in iştiraki olan DoubleDown Interactive ise NASDAQ borsasında halka açık durumda.

Snowflake veri ihlali şüphelisi yakalandı!

ABD’de bir asker çalıntı telefon kayıtlarını satmak ve dağıtmak için bir bilgisayar korsanlığı planının parçası olmakla suçlandı ve tutuklandı. Bir iddianamede, 20 yaşındaki Cameron John Wagenius’un geçen Kasım ayında çevrimiçi forumlar ve diğer iletişim platformları üzerinden bilerek “gizli telefon kayıtları” sattığı iddia ediliyor.

Snowflake veri ihlali şüphelisi için yeni iddialar

İddianamede hacklenen materyale dair ayrıntı verilmiyor ancak KrebsOnSecurity, Wagenius’un “Kiberphant0m” adlı çevrimiçi takma adla bağlantılı bir dizi yüksek profilli veri ihlaliyle bağlantılı gibi göründüğünü bildiriyor. Kiberphant0m, 15 telekomünikasyon şirketine saldırı düzenlediğini ve çalınan bilgileri satmak için Snowflake veri ihlallerinin arkasındaki kişiyle birlikte çalıştığını iddia etti.

Kasım ayında Kiberphant0m, Başkan seçilen Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris için AT&T çağrı kayıtları olduğunu iddia ettiklerini yayınladı. Verilerin gerçek olup olmadığı belli değil ancak AT&T geçen yıl Snowflake hesap ihlallerinin bir parçası olarak büyük bir müşteri verisi hırsızlığı yaşadı. Krebs’e göre, 2023’te hacker’ın “büyük bir ABD savunma yüklenicisi için uzaktan erişim kimlik bilgilerini” sattığı da iddia ediliyor.

Krebs, Wagenius’un Güney Kore’deki bir Ordu üssünde iletişimler üzerinde çalıştığını bildiriyor. Trump ve Harris verilerinin iddia edilen sızdırılmasının ardından Krebs , Kiberphant0m’un çevrimiçi iletişimlerini derinlemesine inceledi ve bunların muhtemelen bir ABD askeri olduğunu tespit etti. Bu son raporda Krebs , Wagenius’un annesiyle konuştu ve annesi, onun Snowflake hacker’ı olduğu iddia edilen kişiyle bağlantısını doğruladı.

Siber güvenlik uzmanlarının Kiberphant0m’un kimliğini bulmaya çalıştıkları için tacize uğradıkları bildirildi ve bu durum, çalışmanın bir parçası olan siber güvenlik firması Unit 221B’deki baş araştırmacı Allison Nixon’ın şu inanılmaz alıntısına yol açtı. Nixon, Krebs’e “Başkan ve Başkan Yardımcısı’nı askeriye mensubu olarak anonim olarak gasp etmek kötü bir fikir,” dedi.

Cybertruck patlaması ölümle sonuçlandı!

0

Trump’ın Las Vegas’taki otelinin dışında meydana gelen Cybertruck patlamasında 1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı. Las Vegas Metropolitan Polis Departmanı’na göre, Çarşamba sabahı Trump International Hotel Las Vegas’ın hemen dışında patlayan ve alev alan bir Tesla Cybertruck’ta bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.

Cybertruck patlaması nasıl oldu?

Las Vegas Metropolitan Polis Departmanı Şerifi Kevin McMahill, 1 Ocak günü düzenlediği basın brifinginde yedi kişinin hafif yaralandığını söyledi. Cybertruck patlaması sırasında McMahill, öldürülen kişiyi tanımlamadı. Ancak, 1 Ocak günü öğleden sonra geç saatlerde düzenlenen ikinci bir brifingde McMahill, Cybertruck’ın Colorado’da eşler arası kiralama şirketi Turo aracılığıyla kiralandığı ve Las Vegas’a götürüldüğü ve saat 7:30 civarında PT’ye ulaştığı gibi yeni bilgiler verdi. Kişinin, Cybertruck’ı Las Vegas Strip’te sürerek olayın meydana geldiği otele ulaştığını söyledi.

Polis, aracı kiralayan kişinin kimliğini biliyor ve McMahill, o kişiyi incelediklerini söyledi. Cybertruck patlamasını araştırıyorlar. “En azından yakınlarına haber verilene ve %100 bir kimlik tespiti yapana kadar, incelediğimiz kişilerin hiçbirinin adını açıklamaya hazır değilim,” diye ekledi.

Dedektifler kamyonun kasasında benzin bidonları ve büyük havai fişekler buldu. McMahill, Cybertruck’ın yapısının otel girişinin yakınındaki vale alanında meydana gelen Cybertruck patlamasında hasarı “sınırladığını” söyledi. Otel lobisinin içinden yangının videosunu çeken ve bunu X’te yayınlayan bir görgü tanığı, aracın dışarıda durduğunu ve ardından “patladığını” söyledi. Video ve buna benzer diğerleri hızla X’te yayıldı.

McMahill, kolluk kuvvetlerinin bir dizi ipucunu araştırmaya devam ettiğini söyledi. Vali Joe Lombardo, ofisinin LVMPD ve ortak kuruluşlarla koordinasyon içinde olduğunu söyledi. Her iki medya brifinginde de McMahill, Çarşamba sabahı New Orleans’ta gerçekleşen ve en az 15 kişinin ölümüne yol açan ölümcül saldırıya atıfta bulundu. Saldırıyla dolaylı bir bağlantı kurmadı ancak kolluk kuvvetlerinin önlemler aldığını söyledi.

McMahill basın toplantısında: “New Orleans’ta yaşanan olay, oradaki kurban sayısı ve ek IED’ler konusunda çok iyi bilgi sahibiyiz. Bu yüzden tahmin edebileceğiniz gibi, burada ikonik Las Vegas Bulvarı’nda bir Cybertruck patlaması yaşanırken, toplumumuzu güvende tutmak için almamız gereken tüm önlemleri alıyoruz” dedi.

Yeraltındaki hidrojen rezervleri, yüzyıllarca enerji sağlayabilir!

Bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, Dünya’nın yüzeyinin altındaki devasa hidrojen rezervlerini ortaya koydu. Bu rezervlerin yaklaşık 6,2 trilyon ton kadar hidrojen içerdiği tahmin ediliyor ve bu miktar, dünyadaki mevcut petrol rezervlerinin 26 katından daha fazla. Bilim insanlarına göre, bu devasa rezervlerin sadece küçük bir bölümü bile, Dünya’nın fosil yakıtlara olan bağımlılığını 200 yıl boyunca ortadan kaldırabilir.

Yeraltındaki hidrojen rezervleri, yüzyıllarca enerji sağlayacak

Bu bulgu, gelecekteki enerji ihtiyaçlarını karşılamak için hidrojenin önemli bir kaynak olabileceği görüşünü güçlendiriyor. Temiz enerji kaynağı olarak hidrojen, otomobillerin yakıt ihtiyacından endüstriyel üretim süreçlerine ve elektrik üretimine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Ayrıca, hidrojenin iklim değişikliğiyle mücadele ve küresel enerji dönüşümünde yüzde 30’a kadar bir paya sahip olması bekleniyor.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nde görevli Geoffrey Ellis ve ekibi, yer altındaki hidrojen rezervlerini belirlerken üretim oranlarını, kayalarda tutulan miktarı ve atmosferik kaçış gibi faktörleri hesaba kattılar. Ekip, en olası tahmini olarak 6,2 trilyon ton hidrojen rezervi buldu ve bu miktarın yalnızca yüzde 2’sinin, birkaç yüzyıl boyunca net sıfır karbon hedefine ulaşabilmek için gereken hidrojenin tamamını sağlayabileceği vurgulandı. Bu, hidrojenin gelecekteki enerji kaynakları arasında büyük bir rol oynaması için büyük bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.

Ancak, hidrojenin çıkarılması ve depolanması konusunda bazı zorluklar da mevcut. Bu rezervler, yerin derinliklerinde veya deniz altında bulunuyor olabilir, bu da erişimlerini zorlaştırıyor. Ayrıca, bazı rezervlerin ekonomik olarak çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durum, hidrojenin üretimiyle ilgili maliyetleri ve zorlukları arttırabilir. Bilim insanları, bu devasa rezervin çıkarılmasının küresel çapta büyük bir çaba gerektireceğini ve yeterli zamanın olmayabileceğini belirtiyor. Ancak yine de doğal hidrojenin çıkarılmasının, “yeşil hidrojen” veya “mavi hidrojen” gibi üretim yöntemlerine göre birçok avantajı bulunuyor. Doğal hidrojen, ek enerji gerektirmez ve yeraltı rezervuarlarında uzun süre saklanabilir. Bu da enerji üretiminin zahmetsiz ve sürdürülebilir bir hale gelmesine olanak tanıyabilir.

Cep telefonu kullanıcıları dikkat: NFC etiketleri tehlike saçıyor!

Akıllı telefonlar kolaylık ve hızlı bağlantı için Yakın Alan İletişimi (Near Field Communication-NFC) teknolojisine güveniyor. Ancak siber güvenlik uzmanları, NFC etiketlerinin kurcalanmasına dair artan tehditlere karşı uyarıyor. Genellikle göz ardı edilen bu taktik, kullanıcıları telefonlarına basit bir dokunuşla kimlik avı saldırılarına, kötü amaçlı yazılımlara ve veri hırsızlığına maruz bırakabiliyor.

Uzmanlar NFC etiketlerine karşı uyarıyor!

Kaspersky Baş Güvenlik Araştırmacısı Marc Rivero, şunları söylüyor: “NFC teknolojisi inanılmaz derecede kullanışlı. Ancak kullanıcılar dikkatli olmadığında kötü niyetli faaliyetler için de önemli bir geçiş noktasıdır. Kamusal alanlardaki masum görünümlü etiketler, zararlı eylemler gerçekleştirmek için yeniden programlanabilir veya değiştirilebilir. NFC’nin ödemeler, toplu taşıma ve pazarlama gibi alanlardaki benimsenmesi yaygınlaşmaya devam ettikçe, kötü niyetli aktörlerin yöntemlerinde giderek daha sofistike hale geleceğini tahmin ediyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde NFC ile ilgili saldırılar, başta NFC kullanımının yaygın olduğu kentsel alanlarda olmak üzere, dünya çapında binlerce kullanıcıyı hedef alabilir.  Bu riskleri azaltmanın yolu farkındalıktan ve proaktif önlemlerden geçiyor.”

NFC etiketleri nasıl değiştiriliyor?

NFC etiketleri pazarlama kampanyalarında, toplu taşıma sistemlerinde ve akıllı ev kurulumlarında hızlı, temassız etkileşim sağlamak için yaygın olarak kullanılıyor. Ancak bu kolaylık, onları kötü niyetli aktörler tarafından kurcalanmaya açık hale getiriyor.

Yöntemlerden biri yasal NFC etiketlerinin yeniden programlanmasını içeriyor. Bu etiketler kilitleri açık bırakıldığında, içerikleri kullanıcıları kimlik avı sitelerine yönlendirmek, cihazlarında istenmeyen eylemler başlatmak ve hatta zararlı yazılım yükleri göndermek için değiştirilebiliyor. Bir başka yöntem de orijinal NFC etiketlerinin fiziksel olarak değiştirilmesi. Örneğin saldırganlar ulaşım merkezleri, kafeler veya perakende mağazaları gibi trafiğin yoğun olduğu alanlarda halka açık bir poster veya kiosk üzerindeki gerçek bir etiketi, zararlı davranışları tetikleyen farklı bir etiketle değiştirebiliyor.

Kimlik bilgileri çalınabiliyor

NFC etiketleri ile Kimlik bilgileri çalınabiliyor

Kötü niyetli bir NFC etiketi ile etkileşime girmenin ciddi sonuçları olabiliyor. Kullanıcıların kişisel bilgilerini veya oturum açma kimlik bilgilerini çalmak için tasarlanmış sahte web sitelerine yönlendirildiği oltalama saldırıları, en yaygın sonuçlar arasında yer alıyor. Böylece bir akıllı telefonun NFC okuyucusundaki güvenlik açıklarından yararlanılarak zararlı kodlar çalıştırılabiliyor ve cihazın güvenliği tehlikeye atabiliyor. Kötü niyetli NFC etiketleri ayrıca kullanıcılardan veri çalabilecek, etkinliği izleyebilecek veya cihaza zarar verebilecek kötü amaçlı yazılım içeren uygulamaları veya dosyaları indirmelerini isteyebiliyor. Bu nedenle, kurcalanmış bir NFC etiketini taramak gibi zararsız görünen bir eylem, önemli finansal sorunlara ve mahremiyet kaybına yol açabiliyor.

NFC saldırılarından korunma yöntemleri

Kaspersky, güvende kalmak isteyen kullanıcıların aşağıdaki basit ama etkili önlemleri almalarını tavsiye ediyor:

  • NFC etiketlerini inceleyin. Güvenilmeyen veya şüpheli konumlardaki etiketleri taramaktan kaçının ve müdahale belirtileri olup olmadığına bakın.
    • Eylemleri doğrulayın. Devam etmeden önce bir etiket tarafından tetiklenen URL’yi veya eylemi her zaman dikkatlice inceleyin.
    • Otomatik eylemleri devre dışı bırakın. Akıllı telefonunuzu NFC ile ilgili komutları çalıştırmadan önce onay gerektirecek şekilde yapılandırın. Riskleri azaltmak için cihaza güvenilir bir güvenlik çözümü yükleyin.
    • Güncel kalın. Bilinen güvenlik açıklarına karşı korunmak için akıllı telefonunuzun yazılımının güncel olduğundan emin olun.

    İşletmeler için tavsiyeler

    NFC teknolojisini kullanan kuruluşlar, sistemlerini güvence altına almak ve kullanıcılarını korumak için aşağıdaki proaktif adımlar atmalıdır:

    • Kurcalanmayı önlemek için kilitli veya salt okunur NFC etiketleri kullanın.
    • Kamuya açık alanlarda etiketleri düzenli olarak değişikliklere karşı inceleyin.
    • Müşterileri ve çalışanları güvenli NFC uygulamaları konusunda eğitin.

    Nvidia, bu ürünüyle Çin’de büyük satış başarısı yakaladı!

    0

    Nvidia‘nın H20 GPU’ları, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji ihracat kısıtlamalarına rağmen, Çin’de büyük bir ticari başarı yakaladı. Nvidia, H100, H200 ve H800 gibi üst düzey işlemcilerin Çin’e satışını engelleyen kısıtlamalar nedeniyle, performans açısından daha düşük özelliklere sahip olan HGX H20 GPU’yu Çin pazarına sunmuş durumda.

    Nvidia, bu ürünüyle Çin’de büyük satış başarısı elde etti

    Bu “kırpılmış” versiyon, yapay zeka (AI) uygulamaları için etkili bir alternatif sunuyor. Analist Claus Aasholm’un verilerine göre, HGX H20 GPU’su çeyrekten çeyreğe %50 oranında satış artışı elde ederek Nvidia’nın en hızlı büyüyen ürünlerinden biri haline geldi.

    Nvidia, bu ürünüyle Çin'de büyük satış başarısı elde etti.

    Nvidia’nın H20 GPU’ları, H100’e kıyasla çok daha düşük performansa sahip olsa da, yine de on milyarlarca dolar kazandırarak büyük bir ticari başarı yakaladı. Çin’in, bu tür ürünlerde yerli alternatifler üretmeye yönelik çabalarına rağmen, Nvidia’nın sunduğu H20’nin yoğun talep görmesinin iki olası nedeni bulunuyor. Birincisi, Çinli alternatiflerin performans açısından yetersiz kalması, diğeri ise Nvidia’nın CUDA gibi köklü ve geniş bir yazılım platformuna sahip olması. Bu özellikler, Çinli üreticilerin ve hatta AMD gibi Batılı firmaların bile bu alanda rekabet etmesini zorlaştırıyor.

    Aynı zamanda, Huawei’nin Ascend 910 ailesi gibi Çinli firmaların da Nvidia H100’e rakip ürünler geliştirmeye çalıştığı biliniyor, ancak Nvidia’nın güçlü platformu karşısında bu alternatifler zorlanıyor. Çin, yerli üretimi teşvik ederek bu kısıtlamalara karşı direnç göstermeyi amaçlasa da, Nvidia’nın güçlü pazar payı, Çin’deki başarısının sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor.

    VESA, yeni DisplayHDR ve ClearMR görüntü standardını tanıttı!

    0

    VESA, görüntü teknolojilerindeki standartları belirleyen bir kuruluş olarak, modern oyun monitörleri için iki yeni görüntü standardını tanıttı. Yeni duyurulan DisplayHDR True Black 1000 ve ClearMR 21000 standartları, HDR teknolojisi ve Clear Motion özelliklerine odaklanıyor.

    VESA, yeni DisplayHDR ve ClearMR görüntü standardını görücüye çıkardı

    DisplayHDR True Black 1000, özellikle OLED ekranlarda 1000 nit tepe parlaklığına ulaşarak profesyonel kullanım için optimize edilmiş bir sertifikadır. Daha önce HDR için sınırlı olan 600 nit parlaklık kapasitesinin üzerine çıkarak, OLED monitörlerde daha derin siyah seviyelerinin elde edilmesine olanak tanıyor.

    VESA, yeni DisplayHDR ve ClearMR görüntü standardını görücüye çıkardı.

    ClearMR 21000 ise, özellikle yüksek hızlı oyun monitörlerinde hareket netliğini artırmayı amaçlayan bir Clear Motion sertifikasyonu olarak öne çıkıyor. Bu yeni standart, 480 Hz ve daha yüksek yenileme hızlarına sahip ekranlar için geliştirilen bir teknoloji sunuyor. Hem hareket fluğunun önüne geçilmesini hem de oyun deneyimini daha akıcı hale getirmeyi hedefliyor.

    2025 itibarıyla, bu standartların birçoğu pek çok monitör üreticisi tarafından benimsenmesi bekleniyor. Gigabyte, yeni QD-OLED oyun monitörlerinde DisplayPort 2.1a (UHBR20) desteği ile ClearMR 21000 sertifikasyonunu kullanacağını belirtirken, MSI yeni modellerinin bu standartlarla uyumlu olacağını doğruladı. LG ise, UltraGear OLED 480Hz Oyun Monitörü (27GX790A) ile ClearMR sertifikasyonunu alarak bu alandaki öncülerden biri oldu. Bu standartlar, özellikle oyunseverler ve profesyonel kullanıcılar için geliştirilmiş ekran teknolojilerinde önemli gelişmeleri müjdeliyor.

    YouTube, rastgele video oynatma tuşu getiriyor!

    0

    YouTube, mobil uygulamasında kullanıcı deneyimini daha eğlenceli ve keşfe dayalı hale getirmeyi hedefleyerek yeni bir özellik sunmaya hazırlanıyor. “Bir şeyler oynat” adını verdiği bu yeni özellik, mobil uygulamada ekranın sağ alt köşesinde görünen bir yüzen tuş şeklinde olacak.

    YouTube, rastgele video oynatma tuşu getirecek

    Bu tuşa tıklandığında, kullanıcılar rastgele videolar izlemeye başlayacak. İlginç bir şekilde, sadece Shorts formatındaki kısa videolar değil, aynı zamanda normal uzun YouTube videoları da bu rastgele video akışına dahil edilecek. Ancak, sistemin tamamen rastgele değil, kullanıcının önceki izleme geçmişi ve tercihleri göz önünde bulundurularak video önerdiği söyleniyor.

    YouTube, rastgele video oynatma tuşu getirecek.

    “Bir şeyler oynat” tuşu, YouTube’un daha önce geçtiğimiz yıl test etmeye başladığı bir özellikti, ancak o dönemde ana sayfada belirli aralıklarla görüntüleniyordu. Yeni düzenle, bu tuş kalıcı olarak ekranın sağ alt köşesinde yüzen bir buton olarak yer alacak ve kullanıcılar her an tıklayarak rastgele içeriklere ulaşabilecek. Bu, kullanıcıların keşfetmediği videoları görmek, eğlenceli ve sürprizli bir şekilde yeni içeriklerle tanışmak için basit bir yol sağlayacak.

    Bu özellik, aynı zamanda YouTube’un video keşif algoritmalarını daha aktif bir şekilde kullanacak gibi görünüyor. Çünkü rastgele videolar, sadece tematik değil, kişisel tercihlere göre şekillendirilebilecek, böylece her kullanıcıya uygun içerikler sunulabilecek. Bu özellik, YouTube’un mobil kullanıcı deneyimine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Intel, Twin Lake işlemcilerini yakında tanıtacak!

    0

    Intel, düşük güç tüketimi ve verimlilik odaklı yeni işlemci serisi Twin Lake’i tanıtmaya hazırlanıyor. Bu işlemciler, giriş seviyesi sistemler için optimize edilmiş olup, yalnızca verimlilik odaklı E çekirdekleriyle donatılacak ve Alder Lake-N serisinin bir yenilemesi olacak. Çeşitli cihazlarda kullanılmak üzere dört farklı model sunulacak. Serinin N355, N350, N250 ve N150 olarak isimlendirilen bu dört model, ihtiyaçlara göre 4 ya da 8 çekirdekli versiyonlara sahip olacak. Yeni nesil işlemcilerde, önceki model ile kıyaslandığında saat hızlarında 100 ile 200 MHz arasında bir artış sağlanmış.

    Intel, Twin Lake işlemcilerini yakında tanıtıyor

    Intel’in yeni Twin Lake serisinin en düşük model olan N150, 6W TDP değeri ile serinin en düşük güç tüketen işlemcisi olacak. Bu model, 2,9 GHz taban hızında çalışırken, 3,6 GHz’e kadar turbo hızına çıkabilecek.

    Intel, Twin Lake işlemcilerini yakında tanıtıyor.

    Ayrıca, N150’nin entegre GPU’su 1 GHz’e kadar hızlanarak, N100 modeline göre turbo frekansta 200 MHz’lik bir artış sağlanmış olacak. Daha yüksek modellerde ise, örneğin N250, N200’deki 750 MHz’e kıyasla 1,25 GHz GPU hızı ile önemli bir artış sunulacak. N350 ve N355 modelleri de, iGPU frekansları ve turbo saat hızında 100 MHz’lik bir yükseltme ile gelmiş olacak.

    Intel’in bu yeni işlemcileri, düşük güç tüketimi ile öne çıkacak ve özellikle giriş seviyesi dizüstü bilgisayarları, mini PC’ler, gömülü sistemler ve NAS cihazları gibi düşük güç tüketen cihazlarda kullanılacak. Bu sayede, kullanıcılar daha verimli enerji tüketimiyle güçlü performans elde edebilecekler. Bu işlemcilerin piyasaya çıkması, daha düşük bütçelere sahip kullanıcılara, verimliliği ön planda tutarak ulaşabilecekleri daha güçlü bilgisayarlar sunmayı amaçlıyor.

    Tesla, çalışanlarını işten çıkarıp yerine ucuz işçi getiriyor!

    Tesla CEO’su Elon Musk’ın bu süreçte H-1B vizelerinin artırılması yönünde çağrılar yapması ise bardağı taşıran son damlaydı.

    H-1B vizeleri, ABD’de uzmanlık gerektiren meslekler için yabancı işçileri işe almak amacıyla kullanılıyor. Bu vizeler, üç yıl süreyle geçerli olup altı yıla kadar uzatılabiliyor. Ancak bu vize türü, işçilerin sponsor şirketlerine bağımlı kalmasına yol açarak çalışanların haklarını kısıtlayabiliyor.

    Eleştirmenler, bu durumun modern bir sözleşmeli kölelik sistemine dönüşme riski taşıdığını öne sürüyor. Ayrıca, yabancı işçilerin daha düşük ücretlerle çalıştırılması, yerel çalışanlar üzerinde ücret baskısı yaratıyor.

    ABD Kongresi’nin 65.000 vize kotası koyması bu eleştirilerin önüne geçmeyi hedeflerken, şirketlerin vize başvuruları ve istihdam politikaları konusundaki tartışmalar devam ediyor. Tesla, H-1B vizelerine büyük oranda başvuran şirketler arasında yer alıyor ve 2024 mali yılında 2.000’den fazla vize başvurusu yaptığı bildirildi.

    İşten çıkarmaların ardından daha düşük ücretli çalışanlar geliyor

    Şirket, Nisan 2024’te 15.000’den fazla çalışanını işten çıkarmıştı. İşten çıkarılanlar arasında yüksek maaşlı kıdemli mühendislerin bulunduğu, bu pozisyonların daha düşük ücretle çalışan genç mühendislerle doldurulduğu öne sürülüyor.

    Eski ve mevcut Tesla çalışanlarının iddialarına göre, işten çıkarılanların yerini doldurmak için H-1B vizelerine başvuruldu. ABD Çalışma Bakanlığı verileri de bu iddiaları doğrular nitelikte.

    Tesla CEO’su, tepkilerle karşı karşıya

    Musk’ın H-1B vizelerinin artırılması çağrısı, özellikle ABD’nin sağ eğilimli siyasi kesimlerinden tepki topladı. Bu kesimler, vizelerin ABD’li işçilerin işlerini yabancılara kaptırdığı görüşünü savunuyor. Ancak Musk, bu eleştiriler karşısında sessizliğini koruyor.

    Tesla’nın bu politikası, şirketlerin iş gücü maliyetlerini azaltmak için yabancı işçileri nasıl kullandığına dair etik ve ekonomik tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Öte yandan, teknoloji sektöründe yetenek açığını kapatmak adına bu tür vizelerin artırılması gerektiğini savunanlar, sistemin reforme edilerek daha adil hale getirilmesini öneriyor.