Epileptik nöbetlere karşı koruyucu gözlük tasarlandı!

0

İngiltere’deki Glasgow ve Birmingham Üniversitelerinden bilim insanları, fotosensitif epilepsi hastaları için devrim niteliğinde bir teknoloji geliştirdi. Yeni prototip gözlükler, sıvı kristal mercekler kullanarak, epileptik nöbetlere neden olabilecek belirli ışık dalga boylarını filtreleyebiliyor.

Epileptik nöbetlere karşı koruyucu gözlük geliştirildi

Bu teknoloji, özellikle ışığa duyarlı epilepsi hastalarının günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı ve nöbet riskini en aza indirmeyi amaçlıyor. Fotosensitif epilepsi, dünya genelinde her 4.000 kişiden birinde görülüyor ve özellikle parlaklık ve frekans kombinasyonlarıyla tetiklenen nöbetlerle karakterize ediliyor. Acil durum araçlarının tepe lambaları, video oyunlarındaki yanıp sönen ışıklar ve televizyon programları gibi görsel uyaranlar, bu tür nöbetlerin en sık rastlanan tetikleyicileri arasında yer alıyor.

Geliştirilen gözlük, özellikle 660-720 nanometre aralığındaki kırmızı ışık dalga boylarına odaklanıyor. Çerçevesine entegre edilen bir devre aracılığıyla merceklerdeki sıvı kristaller ısıtılarak tehlikeli ışık dalga boyları etkili bir şekilde filtreleniyor. Önceki sabit renkli mercek teknolojilerinin aksine, bu yeni sistem dinamik bir koruma sunarak yalnızca ihtiyaç duyulan anlarda aktifleştirilebiliyor. Böylece kullanıcılar, günlük yaşamlarında hem konforlu hem de etkili bir koruma elde ediyor.

Prototipin geliştirilmesi sırasında bazı teknik zorluklarla karşılaşıldı. Örneğin, sistemin 26°C’nin altındaki ortam sıcaklıklarında daha verimli çalışması ve aktivasyon süresinin optimize edilmesi gereken önemli bir alan olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, bu sınırlamaları aşarak teknolojiyi daha geniş bir kullanıcı yelpazesine uygun hale getirmek için çalışmalarına devam ediyor. Gelecekte bu tür yenilikler, epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmada ve nöbetlerin önlenmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Çinli elektrikli araç üreticileri sektörden çekilebilir!

Çinli elektrikli araç üreticileri, artan rekabet, arz fazlası ve yurt dışındaki yüksek tarifeler nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıya. Sektör, sadece operasyonel verimliliği ve mali disiplini sağlayan firmaların ayakta kalabileceği, zorlu bir dönüşüm sürecine girmiş durumda. İç pazarda indirim savaşlarıyla zayıflayan şirketler, dış pazarda ise ABD ve AB gibi önemli bölgelerdeki yüksek tarifeler nedeniyle büyüme fırsatlarını kaybediyor. Analistler, bu koşullar altında birçok üreticinin sektörden çekilmek zorunda kalacağını öngörüyor.

Çinli elektrikli araç üreticileri sektörden çekilecek mi?

BYD, Li Auto ve Huawei destekli Aito gibi sektörde kâr elde etmeyi başarabilen birkaç firma dışında, Çinli premium üreticiler Nio, Xpeng ve Zeekr gibi markalar maliyetleri azaltmak ve rekabete uyum sağlamak için yeni stratejiler geliştiriyor. Ancak Shanghai Mingliang Auto Service CEO’su Chen Jinzhu’ya göre, sektörün geldiği bu noktada şirketler çok yakında “ya tamam ya devam” kararıyla yüzleşmek zorunda kalacak. Üretim kapasitelerinin ise talebin çok üzerinde olması, bu sıkıntıları daha da derinleştiriyor. Goldman Sachs’ın raporuna göre, 2023’te Çin’deki elektrikli araç fabrikalarının yıllık üretim kapasitesi 17 milyon birime ulaşmış olmasına rağmen, tesisler sadece yüzde 54 kapasiteyle çalıştı. 2024’te bu kapasitenin 20.2 milyon birime çıkması bekleniyor, ancak bu da talebe oranla büyük bir fazlalığı işaret ediyor.

Xpeng CEO’su He Xiaopeng, şu anda sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 50 firmadan sadece sekizinin 2027 yılına kadar ayakta kalabileceğini öngörüyor. Xpeng, yeni modelleriyle 2025’te mali açıdan dengeye ulaşmayı hedeflerken, Leapmotor ve Zeekr aynı dönemde kâra geçmeyi planlıyor. Nio ise uygun fiyatlı Firefly markasıyla 2026’da kârlı hale gelmeyi umuyor. Ancak bu firmaların bile büyüme ve sürdürülebilirlik açısından ciddi engellerle karşı karşıya olduğu bir gerçek.

Çinli üreticilerin küresel pazarda karşılaştığı tarifeler de işleri daha karmaşık hale getiriyor. AB, Çin yapımı elektrikli araçlara yüzde 35.3’e kadar ek vergiler uygularken, ABD bu tarifeyi yüzde 100’e yükseltti. Türkiye de Çin’den ithal edilen araçlara yüzde 40 ek gümrük vergisi getirdi. Bu durum, Çinli üreticilerin ABD ve AB gibi büyük pazarların dışında büyümekte zorlanacağını ve dolayısıyla küresel pazarda rekabet gücünün zayıflayacağını gösteriyor. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, Çin’deki elektrikli araç sektörü büyük bir konsolidasyona ve zayıf oyuncuların elenmesine sahne olacak gibi görünüyor.

Japonya, sınırsız nükleer füzyon enerjisi üretmeyi hedefliyor!

0

Japonya, 2030’ların sonlarına kadar nükleer füzyon enerjisi üretmeyi amaçlayan FAST projesini hayata geçirdi. Bu proje, ticari füzyon santrallerine geçişte karşılaşılan teknik engelleri aşmayı hedeflerken, füzyon enerjisinin elektrik üretimi ve yakıt teknolojileri gibi alanlardaki potansiyelini göstermeyi amaçlıyor. Projede, tokamak adı verilen bir sistem tercih edilecek; bunun sebebi ise hem ölçeklenebilirliği hem de daha önceki çalışmalarda sağladığı kapsamlı veri setleriyle kanıtlanmış başarısıdır.

Japonya, sınırsız nükleer füzyon enerjisi üretebilecek mi?

FAST projesinde, yüksek sıcaklık süperiletken (HTS) bobinler kullanılacak ve bu sayede daha geleneksel büyük boyutlu tokamaklara kıyasla daha kompakt bir reaktör tasarlanacak. Bu yaklaşım, yüksek basınçlı plazmaların üretimini mümkün kılarken, cihaz boyutunun küçültülmesiyle maliyetlerin düşürülmesi ve üretim sürelerinin kısaltılması gibi önemli avantajlar sağlayacak. Reaktör, HTS bobinlerinin yanı sıra düşük aktivasyonlu malzemeler ve deniz suyundan döteryum üretimi gibi yenilikçi teknolojilerle donatılacak. Projenin hedefleri arasında sürekli yanma durumunda bir plazma elde etmek, enerjiyi etkin bir şekilde çıkarıp dönüştürmek, trityum yakıt döngüsünü göstermek ve tüm sistemi güvenli bir şekilde entegre etmek yer alıyor.

Japonya, sınırsız nükleer füzyon enerjisi üretebilecek mi?
Japonya, sınırsız nükleer füzyon enerjisi üretebilecek mi?

Bu kapsamlı proje, döteryum-trityum füzyon reaksiyonunu 1000 saniye boyunca sürdürebilmeyi ve toplamda 50 ila 100 MW güç üretebilmeyi hedefliyor. Cihazın tam kapasiteyle toplamda 1000 saat boyunca çalıştırılması planlanırken, 2025 yılına kadar reaktörün ön tasarımının tamamlanması bekleniyor.

Tasarım süreci, plazma ve enerji santrali mühendisliği alanlarında uzman bir ekip tarafından yürütülecek. FAST projesi, yalnızca plazmadan enerji elde etmeyi değil, aynı zamanda plazmanın sürdürülebilirliğini ve sistemin mühendislik zorluklarını bütünleşik bir biçimde çözmeyi amaçlayan dünyanın ilk girişimi olarak öne çıkıyor.

E-ticarette Shopbu ile yeni dönem!

0

E-ticaret sektörüne yenilikler getirmek isteyen Shopbu, Fonangels kitlesel fonlama platformunda yatırımcılarla buluşuyor. Tuğer Akkaya liderliğindeki bu yenilikçi girişim, özellikle Çin’den uygun fiyatlı ürün tedariki konusunda işletmelere kapsamlı çözümler sunuyor.

Shopbu’nun temel amacı, e-ticaret işletmelerinin tedarik, lojistik ve fiyat karşılaştırma gibi süreçlerini kolaylaştırarak rekabet avantajı sağlamak. Aynı zamanda lojistik süreçleri hızlandıran ve maliyetleri düşüren Shipbu entegre çözümüyle dikkat çekiyor

Shopbu, 18 Kasım – 27 Kasım 2024 tarihleri arasında Fonangels üzerinden ön talep sürecine katılıyor. Girişim, 17.5 milyon TL hedef fonlama miktarı belirleyerek yatırımcılarına %20 oranında bedelsiz pay sunuyor.

Yatırımcıların ilgisini çeken bu proje, kısa vadede 50.000 kullanıcıya ulaşmayı ve 1.1 milyon USD yıllık gelir elde etmeyi hedefliyor. Beş yıllık projeksiyona göre ise kullanıcı sayısının 200.000’e, gelirlerin ise 3.1 milyon USD’ye ulaşması planlanıyor.

Shopbu, işletmelere sağladığı faydalarla rakiplerinden ayrılıyor. Alibaba, Taobao ve 1688 gibi platformlarla fiyat karşılaştırma yaparak kullanıcılarına en uygun teklifleri sunuyor. Lojistik süreçleri kolaylaştıran Shipbu ise, ürünlerin güvenli ve hızlı bir şekilde teslim edilmesini sağlıyor.

Ayrıca, Çin’deki güvenilir tedarikçilerden temin edilen ürünlerle maliyet avantajı sunulurken, stok ve kalite yönetimi süreçleri de optimize ediliyor. Shopbu’nun kullanıcı dostu arayüzü, e-ticaret işletmelerinin global pazarlarda rekabet gücünü artırmalarına olanak tanıyor.

Tuğer Akkaya’nın girişimcilik tecrübesi ve sektördeki başarısı, Shopbu’nun gelecekteki potansiyelini destekliyor. Sakarya Teknokent altyapısı ile büyüyen bu girişim, kısa sürede e-ticaret alanında önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor.

Yatırımcılar, Fonangels üzerinden kampanyaya katılarak hem yüksek büyüme potansiyelinden faydalanabilir hem de e-ticaret ekosistemine katkı sağlayabilirler. Daha fazla bilgi için www.shopbu.com adresi ziyaret edilebilir. Yatırım yapmak isteyenler için süreç, 27 Ocak 2025’te tamamlanacak.

Google, 1000’den fazla web sitesini neden engelledi?

0

Google, kullanıcılarının güvenliğini sağlamak ve manipülatif içeriklerin yayılmasını önlemek için kayda değer bir adım attı. Şirket, Çin merkezli bir grup tarafından işletildiği iddia edilen binden fazla web sitesini ve birçok YouTube kanalını engelledi. Peki, bu siteler neden hedef alındı?

Glassbridge ağı nedir ve nasıl ortaya çıktı?

Google, bu operasyonun arkasında ‘Glassbridge’ adını verdiği bir ağın bulunduğunu belirtiyor. Glassbridge ağı, bağımsız haber siteleri gibi görünen yüzlerce alan adı işletiyor. Ancak bu siteler, Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) politik çıkarlarını destekleyen içerikler yayımlıyor.

google-tam-binden-fazla-web-sitesini-engelledi-peki-neden

Google, bu ağın belirli bir lideri doğrulayamasa da, Shanghai Haixun Technology, Times Newswire, Durinbridge ve Shenzhen Bowen Media gibi dört ana birimin ortak çalıştığını açıkladı.

Bu gruplar, sahte haberler, devlet destekli basın bültenleri ve yanıltıcı bilgiler yayımlayarak kullanıcıları manipüle etmeye çalıştı. Hatta bazı içerikler, komplo teorileri ve kişilere yönelik saldırılar da içeriyor. Google’ın araştırmacılarına göre, bu kötü niyetli kişilerr içeriklerin kaynağını gizlemeyi ve manipülatif faaliyetler gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Glassbridge ağı içinde en aktif olan grup Shanghai Haixun Technology olarak açıklandı. Sadece bu birimin 600 web sitesi, Google tarafından engellendi. Aynı zamanda, bu grup YouTube’da da birçok kanalı yönetiyordu. Şirketin faaliyetleri, ilk kez 2022 yılında sahte içerik ürettiği ortaya çıktığında dikkat çekmişti.

Sizce Google’ın bu hamlesi manipülatif içeriklere karşı ne kadar etkili olacak? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın!

Yapay zeka ile müşteri deneyimini geliştirmek

0

Yapay zekanın bilim kurgu sayfalarını aşarak müşteri deneyimi stratejilerinin temel taşı haline geldiği sır değil. Artık sadece ortaya çıkan bir trend değil. AI, işletmelerin müşterilerle etkileşim kurma biçimini aktif olarak şekillendiriyor. Ayrıca özel hizmetler sağlıyor. Bununla birlikte karmaşık verileri kolayca işliyor.

Yapay zeka ile müşteri deneyimi

Google yakın zamanda platformunda AI projelerinde 7 kat artış olduğunu bildirdi. Ayrıca Microsoft önemli AI benimseme oranlarını sergiledi . AI çeşitli endüstrilere ve sektörlere sızdıkça, müşteri deneyimi rolleri AI’ın dönüştürücü yetenekleriyle daha fazla kesişecek.

Tahmini analizlerden doğal dil işleme ve üretken yapay zekaya kadar, teknoloji müşteri yolculuğunu iyileştiriyor. Bu yeniliklerin kalbinde insan etkileşimini zenginleştirme ve müşterilere eşsiz değer sunma taahhüdünün yattığını unutmayın. Dijital deneyim departmanlarında yapay zekanın rolüne odaklanarak, artan önemini, doğruluğunu ve maliyet etkinliğini vurgulamaktadır.

Yapay zeka teknolojilerini müşteri yolculuğuna entegre etmek, işletmelerin müşteri etkileşimini geliştirmesine ve kişiselleştirilmiş hizmet için yeni bir norm oluşturmasına olanak tanır. Müşteri deneyimindeki yapay zeka, müşteri ihtiyaçlarını gerçek zamanlı olarak anlamak ve karşılamak için makine öğrenimi, davranışsal veriler, sohbet robotları ve gelişmiş analizler kullanır. Bu entegrasyon, tekrarlayan görevleri otomatikleştirmenin ötesine geçiyor. Ayrıca müşterilerle kişisel olarak yankı uyandırıyor. Böylelikle kendilerini değerli hissetmelerini sağlayan dinamik bir CX yaratıyor.

Yapay zekanın gerçek potansiyeli, yapılandırılmamış verileri işleme, müşteri geri bildirimlerini anlamlandırma ve müşteri deneyimini optimize eden etkileşimleri uyarlama becerisinde yatmaktadır. Yapay zeka, davranışsal veri platformları, sanal asistanlar v gibi çözümlerin anında içgörü sunmasını sağlıyor.

Başarılı bir işletmenin temel taşı, olağanüstü müşteri deneyimleri sunma becerisidir. Şirketleri kalabalık bir pazarda farklı kılan ve müşterilerle kalıcı bağlantılar kurmasını sağlayan şey budur. Peki CX neden bu kadar önemlidir? Müşteri davranışını doğrudan etkiler.

Ayrıca müşteri deneyimi liderlerinin yüzde 65’i yapay zekayı etkileşimleri geliştirmek için vazgeçilmez bir araç olarak görüyor.

Üretken AI’nın tanıtımıyla, işletmelermüşterilerle derinden yankı uyandıran özel deneyimler için donanımlı hale geldi. Bu sofistike AI araçları, markaların müşteri tabanlarını anlama ve onlara hitap etme biçimlerini kökten değiştiriyor.

Türk girişimi Tripnly, 240 bin euro yatırım aldı!

0

Alper Aydın ve Nejat Aksoy tarafından kurulan Tripnly, seyahat sektöründe inovasyonu hedefleyen bir “Hepsi Bir Arada Seyahat Platformu” olarak Mayıs 2022’de hayata geçirilmiştir. Lizbon merkezli şirket, seyahatseverlere yolculuklarının öncesinde, sırasında ve sonrasında ihtiyaç duyabilecekleri tüm dijital çözümleri tek bir platformda sunmayı amaçlamaktadır. Özellikle karbon nötrlük hedefiyle sürdürülebilir bir seyahat ekosistemi yaratmayı hedefleyen Tripnly, 2030 yılına kadar tüm yolculukları karbon nötr hale getirme misyonuyla hareket etmektedir.

Türk girişimi Tripnly, tam 240 bin euro yatırım alıyor

2024 yılının Ağustos ayında iOS’ta soft launch gerçekleştiren Tripnly, kısa sürede Portekiz Apple Store Seyahat kategorisinde 116. sıraya yükselerek önemli bir başarı elde etmiştir. Bu başarının ardından şirket, 480.000 euro’luk ön tohum yatırım turunun 240.000 euro’luk kısmını tamamlamayı başarmıştır. Bu yatırım turunda çeşitli melek yatırımcıların yanı sıra Lizbon Belediye Başkanlığı’nın desteğiyle Web Summit 2024 programında sergilenme fırsatı yakalayarak uluslararası düzeyde dikkat çekmiştir. Etkinlikte, yapay zeka destekli yeni mobil uygulama özelliklerini tanıtan Tripnly, hem B2B iş ortakları hem de yatırımcılar tarafından büyük ilgi görmüştür.

Tripnly’nin mobil uygulaması, seyahat edenlerin kişiselleştirilmiş önerilere ve entegre çözümlere olan yüksek talebini karşılayarak kullanıcı deneyimini yeniden tanımlamaktadır. Şirketin CEO’su Alper Aydın, Tripnly’nin seyahat sektöründeki inovasyon eksikliğini gidermeyi hedeflediğini ve kullanıcıların seyahat süreçlerinde en iyi yol arkadaşları olmayı amaçladıklarını ifade etmiştir. 2025 yılı için şirket, yapay zeka teknolojilerini ürünlerine daha derinlemesine entegre etmeyi, Batı Avrupa ve İngiltere’deki varlığını güçlendirmeyi ve Portekiz pazarındaki konumunu sağlamlaştırmayı planlamaktadır.

Tripnly, Avrupa’ya açılımını Ocak 2024’te Startup Visa Portugal programına kabul edilerek gerçekleştirmiş ve Startup Lisboa Kuluçka Programı’nda yer almıştır. Kasım 2024 itibarıyla ikinci ofisini Lizbon’da açan şirket, genel merkezini buraya taşımış ve hızla büyüyerek hem Portekiz’de hem de Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmeye devam etmiştir. Bugün itibarıyla 50’den fazla B2B iş ortağıyla geniş bir ağ kuran Tripnly, küresel yatırımcıların desteğiyle seyahat teknoloji sektöründe yenilikçi bir öncü olarak konumlanmıştır.

Blockchain teknolojisinin sağlık sektöründeki uygulamaları

0

Sağlık hizmetlerindeki blockchain, sağlık bilgisi alışverişi için yeni bir model sağlıyor. Hasta tıbbi kayıtlarının güvenli bir şekilde aktarılmasını sağlayarak sağlık verilerinin gizliliğini ve birlikte çalışabilirliğini artırıyor.

Blockchain teknolojisinin sağlık sektöründeki yeri

Özünde merkezi olmayan dağıtılmış bir sistem olan blockchain, tıbbi kayıtları kaydetmek ve depolamak için kullanılıyor. Ayrıca sağlık kuruluşları içinde çeşitli işlemleri kolaylaştırmak için etkili bir teknoloji olabilir. Blockchain, paylaşılan, değiştirilemez bir kayıt defteri oluşturan bağlantılı işlem bloklarından oluşur. Kriptografik tekniklere dayanıyor. Blockchain ağ katılımcılarının güvenli bir şekilde etkileşime girmesine (verileri görüntülemesine, değiştirmesine ve depolamasına) olanak tanıyor. Merkezi bir otorite olmadan, kayıtlar tüm ağ katılımcılarına dağıtılıyor. Ayrıca ağ tarafından da doğrulama yapılabiliyor. Bu da blockchain teknolojisinin sağlık alanında güvensiz iş birliğini mümkün kılıyor.

Sağlık kuruluşları hastaların kimliklerini, tıbbi geçmişlerini, reçetelerini ve genetik verilerini doğrulamak için blok zincirini kullanabiliyor. Blok zinciri tabanlı tıbbi çözümler hastalara sağlık kayıtlarının tam mülkiyetini verebiliyor. Böylece istedikleri zaman verilerine erişim verebiliyor veya erişimi iptal edebiliyor. Blockchain teknolojisinin sağlık sektöründe, sağlık hizmeti sağlayıcıları da reçete vermeyi kolaylaştırabiliyor.

Sağlık kuruluşları ayrıca maliyetleri azaltmak ve aracıları ortadan kaldırarak işlemlerin geçerliliğini sağlamak için akıllı sözleşmelerle birlikte blok zincirini kullanabilirler. Blockchain teknolojisinin sağlık sektöründeki uygulamaları arasında, akıllı sözleşmeler de yer alır. Akıllı sözleşme, bir blok zincirinde dağıtılan ve belirli koşullar karşılandığında otomatik olarak yürütülen bir kod parçasıdır.

Blockchain, merkezi olmayan ve değiştirilemez yapısı sayesinde hatasız veri koruması sağlar. Hasta kayıtları, tıbbi cihaz verileri, klinik araştırma sonuçları, telemedikal randevular, ilaç araştırma raporları ve diğer hassas bilgiler, yetkisiz erişimi, değişikliği veya aktarımı önleyen ve herhangi bir kurcalama girişiminin anında tespit edilmesini ve önlenmesini sağlayan bir şekilde şifrelenir ve saklanır.

Ayrıca blockchain teknolojisi sağlık alanında, her ilacı kökenine kadar takip etmeyi sağlıyor. Bunun için ilaç orijinalliği sorununda güvenilir bir eczane otomasyon çözümü sağlıyor. Blockchain içindeki her blok, başka bir bloğa bağlı bir karma değere sahip olacak. Her blok, değiştirilemeyen bir zaman damgasıyla birlikte gelecektir.

Siber güvenlikte yeni tehditler ve çözümler

0

Siber tehditler, 1986’da PC’ler için ilk bilgisayar virüsünün ortaya çıkmasından yaklaşık kırk yıl sonra bile gelişmeye devam ediyor. Siber güvenlikte yeni tehditler ortaya çıkarken, siber güvenlik alanı giderek daha karmaşık zorluklarla karşı karşıya. Birçok kişi kimlik avı ve fidye yazılımı gibi yaygın tehditlere aşina olsa da dijital altyapımızın temellerini tehdit eden daha yeni, daha hedefli saldırılar ortaya çıkmakta.

Siber güvenlikte yeni tehditler

Son olaylar tedarik zinciri saldırılarının yıkıcı potansiyelini vurguladı. Sultan olay gösteriyor ki, siber güvenlikte yeni tehditler çoğalmaya devam ediyor. Endişe verici bir örnek, yaygın olarak kullanılan bir açık kaynaklı sıkıştırma aracında oldu. Burada bulunan kritik bir güvenlik açığı olan XZ Utils arka kapısı. (CVE-2024-3094). “Jia Tan” hesabı tarafından yönetilen bu saldırı, 2021’de başlayan ve 2024’te bir arka kapının devreye alınmasıyla sonuçlanan çok yıllık bir operasyondu. Zamanla saldırganlar istismarlarını yazılıma yerleştirerek tedarik zinciri saldırılarının çok sayıda kuruluşta kullanılan temel yazılımlara ne kadar derinlemesine sızabileceğini ve istismar edebileceğini gösterdi.

Bu olay, kuruluşların yazılım tedarik zincirlerinin güvenliğini incelemeleri için kritik bir hatırlatma görevi görüyor. Sık sık siber güvenlikte yeni tehditler incelenmelidir. Açık kaynaklı bileşenler, genellikle küçük ve yetersiz fonlu ekipler tarafından sürdürülen zayıf bağlantılar olabilir. Kuruluşlar, yeni güvenlik açıkları oluşturmaktan kaçınmak için güncellemeleri ve yamaları izlemeli. Ayrıca XZ Utils olayı, açık kaynak topluluğundaki daha geniş endişeleri vurguluyor. Kötü niyetli aktörler, açık kaynak projelerine endişe verici bir kolaylıkla arka kapılar yerleştirebiliyor. Jia Tan hesabı, şüpheli hesapların radar altında nasıl uçabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte yaygın olarak kullanılan yazılım paketlerine sessizce kötü amaçlı kod enjekte edebildiğinin sadece bir örneği.

Son zamanlarda yapılan bir analiz, Python paket yönetim sistemi olan PIP’in bile taahhüt erişimi olan şüpheli bir hesaba sahip olduğunu ortaya koydu. Bu, çok sayıda kritik Python paketinin güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açıyor. Bu hesaplar genellikle masum görünen katkıya neden oluyor. Ancak gelecekteki istismarlar için zemin hazırlayabiliyor. Bu durum, açık kaynak topluluğu içinde daha fazla dikkat ve doğrulamaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Açık kaynak yazılıma güvenen kuruluşlar, sıkı inceleme süreçleri uygulamalı. Ayrıca kod tabanlarındaki şüpheli faaliyetleri izlemek ve uyarmak için araçlar kullanmalı.

Extantia Capital, 204 milyon euroluk yeni fon oluşturdu!

Berlin merkezli Extantia Capital, iklim teknolojisine yönelik yatırımlarını artırmak amacıyla Article 9 isimli yeni fonunu duyurdu. 204 milyon euroluk kapanışı yapılan bu fon, sürdürülebilir ve yenilikçi yazılım ile donanım çözümleri geliştiren girişimlere odaklanacak. Extantia, genellikle tohum aşamasından Seri A turuna kadar olan erken aşama girişimleri desteklerken, bu fonla 1 milyon ila 5 milyon euro arasında yatırım yapmayı hedefliyor.

Extantia Capital, 204 milyon euroluk yeni bir fon oluşturuyor!

Extantia Capital, Almanya’nın yanı sıra İngiltere ve İsrail’deki ofisleriyle Avrupa odaklı bir yatırım stratejisi izliyor. Yönetimi altında toplam 300 milyon euro bulunan VC, iki ana stratejiye sahip: doğrudan iklim teknolojisi girişimlerine yatırım yapan Extantia Flagship ve sektördeki diğer fonları destekleyen Extantia Allstars.

Extantia Capital, 204 milyon euroluk yeni bir fon oluşturuyor!
Extantia Capital, 204 milyon euroluk yeni bir fon oluşturuyor!

Extantia Ortağı Sebastian Heitmann, iklim teknolojisinin, yeni bir endüstriyel devrimi tetikleme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, dayanıklı tedarik zincirleri, düşük karbonlu ürünler ve ekonomik büyümeyi destekleyen yeşil çözümlerin önemine dikkat çekti. Extantia’nın misyonunun, yeşil çözümleri daha uygun fiyatlı ve kitlesel benimsenebilir hale getirmek için sektör lideri girişimlerle iş birliği yapmak olduğunu ifade etti.

Extantia’nın portföyünde, karbon-negatif enerji santralleri geliştiren Reverion, e-yakıt üretiminde öncü INERATEC ve karbon derecelendirme hizmetleri sunan BeZero gibi yenilikçi şirketler yer alıyor. Yeni fon, bu tür girişimlerin büyümesini hızlandırarak, iklim değişikliğiyle mücadelede etkin bir rol oynamayı amaçlıyor.

Mobil oyun pazarında yeni trendler ve fırsatlar

0

Geçtiğimiz yıl mobil oyun sektörü için önemli zorluklar ortaya koydu. Birleşme ve satın almalarda önemli bir düşüş yaşadık ve finansman kıtlaştı. Ne yazık ki bu durum bazı meslektaşlarımızın iş kaybına uğramasına da yol açtı. Ancak mobil oyunun geleceği tamamen kasvetli değil. Sektörün çeşitli segmentlerinde mobil oyun pazarında yeni trendler ortaya çıktı. Bu da toparlanmanın açık belirtilerini gösterdi.

Mobil oyun pazarında yeni trendler

Hibrit gündelik oyunlar gibi yeni türlerdeki yenilikçi yaklaşımlar başarılı yeni başlıklar üretiyor. Dahası, üretken yapay zekanın kullanımı üretim sürelerini hızlandırıyor. Önceki insan yeteneklerinin ötesinde son derece özel içerik oluşturulmasını sağlıyor. Mobil oyun pazarında yeni trendlerin bir parçası olarak, bu yenilikler sektörü dönüştürüyor.

Google Play’deki gelir %6 düşerken, App Store’da aynı kaldı. Ancak mobil oyun pazarında yeni trendler incelendiğinde, bazı türlerin, bölgelerin, yayıncıların ve pazarlama stratejilerinin öne çıktığını görüyoruz. Diğerlerinden daha iyi performans gösterdiği daha ayrıntılı bir durum ortaya çıkıyor.

Bulmaca türü, Block Blast ve Royal Match gibi yeni çıkan oyunların yanı sıra Candy Crush ve Gardenscapes gibi köklü oyunları da dikkat çekti. Böylelikle bir önceki yıla göre indirmelerde nispeten mütevazı bir %6’lık düşüş yaşadı. Masaüstü oyunları da Ludo King ve Uno! gibi oyunların kalıcı popülaritesinin sonucu olarak sadece %4’lük bir düşüşle iyi bir performans gösterdi. Buna karşılık, Simülasyon, Aksiyon ve Arcade gibi türler sırasıyla %17, %15 ve %16’lık önemli düşüş oldu. Genellikle Hyper casual indirmelerle yönlendirilen bu türler, özellikle daha düşük kar marjlarına sahip oyunları orantısız bir şekilde etkileyen yükleme başına maliyetlerdeki (CPI) artıştan etkilendi.

Mobil oyun endüstrisi, sıradan oyunculara hitap eden daha basit oyunlara doğru büyük bir değişim görüyor. Bu oyuncular, ciddi “oyuncular” olmadan, anlaşılması kolay ve hızlı oynanabilen oyunları seviyor.Öte yandan, Diablo: Immortal veya League of Legends: Wild Rift gibi daha karmaşık ve ilgi çekici oyunlardan hoşlanan orta seviye oyunculara ulaşmak giderek zorlaşıyor ve bu da orta seviye oyun pazarındaki gelirde %9’luk bir düşüşe neden oluyor. Mobil oyun pazarında yeni trendler göz önüne alındığında, değişen oyuncu davranışlarının sektörü nasıl şekillendirdiğini görebiliyoruz.

Yapay zeka destekli eğitim uygulamaları: Öğrenmeyi nasıl dönüştürüyor?

0

Eğitim sektörü, özellikle öğrenme alanını dönüştüren yeni teknolojiler ve trendlerle uzun bir yol kat etti. Yapay zeka destekli eğitimle ML ve AR/VR’la öğrenme ve öğretmeye sezgisel yaklaşım geliştirmeye yardımcı oldu.

Yapay zeka destekli eğitim

Bu nedenle, küresel eğitim uygulaması geliştirme hizmetleri pazarı benzeri görülmemiş bir hızla büyüyor. Değerlemenin 2030 yılına kadar 14 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sonuç olarak, ed-tech sektöründeki işletmeler, geleneksel öğrenme yöntemlerinde devrim yaratmak ve her zamankinden daha geniş alanları ele geçirmek için eğitimde yapay zekayı kapsamlı bir şekilde benimsiyor.

Yapay zeka destekli eğitim, öğrenciler ve eğitim kurumları için yeni etkileşim biçimleri kolaylaştırıyor. Sistematik olarak kullanıldığında, bu teknoloji etkileşimli ve kolay erişilebilir oluyor. Öğrenme fırsatlarıyla eğitim sistemini devrim niteliğinde değiştiriyor.

Tahmini veri analitiğinin rolü hemen hemen her sektörde belirgindir. İşletmeler, veri algoritmaları tarafından yönlendirilen mobil uygulamalar ve web yazılımları oluşturmak için veri analitiği ortaklarıyla iş birliği yapar. Bu teknoloji trendi, özellikle geçmiş kayıtlara dayanarak sonuçların olasılığını belirlemek için büyük verileri, istatistiksel algoritmaları ve ML tekniklerini kullanır.

Eğitim sektöründe, tahminsel veri analitiğinin etkisi, öğrencilerin öğrenme davranışlarını analiz etmek ve tutma oranlarını iyileştirmek için okullar, kolejler ve üniversiteler için önemlidir. Öğrenciler söz konusu olduğunda, iyileştirmeler için daha fazla analiz edilebilecek performanslarının bir geçmişini sağlayabilir.

Okullar ve diğer kurumlar, kapsamlı öğrenme fırsatları için etkili AI destekli araçlar arıyor. LMS sistemleri, eğitimde yapay zeka destekli eğitim ile eğitmenleri destekliyor. Ayrıca öğrencilerin katılım seviyelerini artırmak için AI sohbet robotları kullanıyor. Bununla birlikte sanal asistanlarla daha da entegre edilebiliyor. LMS kullanıcılarının toplam sayısının 2024 yılı sonuna kadar 73,8 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Ayrıca öğretmenlerin %85’inden fazlası öğrencilere öğrenme alıştırmalarında yardımcı olmak için dijital öğrenme araçlarını kullanıyor.

Yapay zeka girişimi Klart AI, yatırım turunu tamamladı!

Fransa’da 2023 yılında Noyan Bilge ve Erol Köseoğlu tarafından kurulan Klart AI, kurumsal şirketlerin üretkenlik ve verimlilik problemlerine yönelik yapay zeka tabanlı çözümler sunan bir girişim olarak dikkat çekiyor. Klart AI, geçtiğimiz dönemde, Startup Wise Guys’ın katılımıyla ön çekirdek yatırım turunu tamamladı. Girişim, işletmelerin karşılaştığı verimsizlik ve bilgi siloları sorunlarını çözmeyi amaçlıyor.

Yapay zeka girişimi Klart AI, yatırım turunu resmen tamamladı

Günümüz iş dünyasında şirketler genellikle 75 farklı yazılım aracı kullanmakta ve bu durum, bilgilere erişimi zorlaştırmaktadır. Çalışanlar, her gün ortalama 1,5 saatlerini bilgi arayarak harcıyorlar; bu da her çalışan için aylık yaklaşık 900 € ek maliyet yaratıyor. Ayrıca, farklı araçlar arasında sürekli geçiş yapmak, hatalara yol açmakta ve zaman kaybına neden olmaktadır. Klart AI, şirketlerin verileri ve araçlarıyla entegre olan otonom yapay zeka asistanları sunarak, çalışanların ve müşterilerin sorularını anında yanıtlamakta ve gerekli aksiyonları alabilmektedir. Böylece operasyonel süreçler kolaylaşıyor, verimlilik artıyor ve maliyetler azalıyor.

Yapay zeka girişimi Klart AI, yatırım turunu resmen tamamladı.
Yapay zeka girişimi Klart AI, yatırım turunu resmen tamamladı.

Girişim, küresel B2B SaaS sektöründeki orta ve büyük ölçekli işletmeleri hedeflemekte olup, özellikle birden fazla yazılım aracı kullanan ve bilgi siloları yüzünden verimlilik kaybı yaşayan şirketlere odaklanıyor. Yapay zeka destekli SaaS pazarının 2030 yılına kadar 184,2 milyar dolara ulaşması ve yıllık bileşik büyüme oranının %38 seviyesine çıkması öngörülmekte. Bu da Klart AI için büyük bir pazar fırsatı yaratmaktadır. Şu an iki kurucu ortak ve dokuz çalışan ile faaliyet gösteren girişim, farklı ülkelerden altı şirkete ve 3.000’den fazla kullanıcıya hizmet veriyor.

Ayrıca, 12 şirketle deneme süreci ve sözleşme görüşmeleri devam etmektedir. Klart AI, uluslararası alanda büyümeyi hızlandırmayı hedefliyorHenüz yeni kurulmuş bir girişim olmasına rağmen, ilk sekiz ayında 60.000 € yıllık yinelenen gelir elde etmiş ve %96 müşteri memnuniyeti oranına ulaştı. Girişim, Station F Founders Program 2.0 ve Campus Founders AI Founders Program gibi prestijli programlara katılma fırsatını da elde etti.

Klart AI’ın kurucuları, aldıkları yatırımla ilgili olarak yaptıkları açıklamada, bu yatırımın girişimin vizyonunu gerçekleştirmesinde kritik bir rol oynayacağını ve ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmalarına, pazardaki varlıklarını güçlendirmelerine ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmalarına olanak tanıyacağını belirtti. Yatırımın, özellikle ürün geliştirme, pazarlama ve satış alanlarında kullanılacağı ifade edildi.. Klart AI, işletmelerin verimliliğini artırmayı ve yapay zeka destekli çözümlerle sektörde lider konumuna gelmeyi hedefliyor.

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişimi

0

Türkiye’de girişimcilik ekosistemi 2010’lu yılların ardından büyüme ivmesi aşamasına girdi. Önümüzdeki yıllarda, özellikle yakın zamanda kurulan fonlar aracılığıyla daha fazla yatırım göreceğiz. Özellikle oyun sektörü, yerel oyun şirketi Peak’in unicorn olarak yükselişi ve Rollic’in Zynga tarafından satın alınmasıyla birlikte kendine geldi. Önümüzdeki dönemde daha fazla oyun şirketi ve daha fazla oyun geliştiricisi göreceğiz.

Türkiye’de girişimcilik pazarı

Türk girişimcilik ekosistemi 2023’te 347 yatırım işlemine ve toplam 901 milyon dolarlık yatırıma tanık oldu. Önceki yılların yatırım hacimleriyle karşılaştırdığımızda, önemli bir azalma var. Türk unicorn’ları Insider ve Getir yenilenen yatırımlarla öne çıktı. Diğer önemli yatırımlar 20 milyon doların altında kaldı. İşlem sayısı 2022’deki 387’den 347’ye düşse de pandemi öncesi dönemin seviyelerinin üzerinde kalmayı başardı. Toplam yatırım değerindeki daralmaya rağmen, işlem sayısının gösterdiği göreceli dayanıklılık, piyasa dinamizminin korunmasını sağladı.

Yatırım segmentlerine göre detaylı bir analizde, 2021’deki işlem sayısını 60 anlaşmayla eşleştiren 1-10 milyon dolarlık yatırım segmentini vurgulayarak orta düzey yatırımlarda sürdürülebilir istikrarı gösterdi. Yapay zeka, 42 girişimin yaklaşık 127 milyon dolar yatırım almasıyla en çok konuşulan dikeyler arasındaydı. Oyun sektörü yaklaşık 33 milyon dolarlık yatırımla onu takip etti. Sürdürülebilirlik ve çevre, 32 girişimin yaklaşık 24 milyon dolar yatırım çekmesiyle sürpriz bir dikey olarak ortaya çıktı. Finans ve sağlık ve biyoteknoloji sektörlerindeki yatırımlar azaldı.

2023 yılında, tohum aşamasındaki yatırımların oranında bir artış dikkat çekiciydi. Bu yatırımlar, önceki yıllara yakın bir seviyede kalırken, toplam yatırımların daha büyük bir payını ele geçirdi. Yabancı yatırımcı sayısında bir düşüş yaşanırken, yerel yatırımcıların ilgisi devam etti. Yatırım alan girişimlerin kurucu ortakları arasında, henüz istenen seviyelerde olmasa da, kadın oranı %13,9 oldu.

Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik: Eğlence sektörünü nasıl değiştiriyor?

0

Artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) halihazırda birçok sektörde zengin bir deneyim yelpazesini destekliyor. Ancak muhtemelen en heyecan verici olanı AR ve VR’nin eğlence ve medyayı nasıl değiştirdiğini görmek.

Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik ile değişen eğlence sektörü

İnsan duygularını hedef alan bu son teknoloji ve deneyimlerin birleşimi olağanüstü bir ticari potansiyele sahiptir. Dahası, bu endüstriler birbirlerinin büyümesini teşvik ederek yeni tüketiciler, yaratıcılar ve yatırımlar çeker.

Küresel VR yazılım pazarı geliri 2024 yılında 4.3 milyar ABD dolarına ulaşacak. Bunun %23’ü ABD’de olacak. Ayrıca kullanıcı tabanının 207 milyon tüketiciye ulaşmasını bekliyoruz. Bununla birlikte 2029 yılına kadar %7,46’lık bir bileşik yıllık büyüme oranına sahip olması sürpriz olmayacak. Eğlence sektöründeki en iyi sanal gerçeklik uygulamalarından biri olan VR oyun, büyük ihtimalle VR yazılım B2C pazarındaki en büyük segment olmaya devam edecek. 2028 yılında 5,92 milyar ABD doları gelir elde edecek.

Eğlence sektöründe sanal gerçekliğin benimsenmesi büyük ölçüde başa takılan ekranların ve aksesuarların geliştirilmesine bağlıdır. Meta gibi satıcılar sanal gerçekliği ana akıma taşıyor. Bağımsız başlıkları Meta Quest 3 şu anda en çok satan ürün sınıfında. VR başlıkları ve kontrolcüleri her yıl geliştirilirken daha geniş kitleler için daha uygun fiyatlı hale geliyor.

VR donanım pazarının 2024 yılında 11.4 milyar ABD doları gelir elde etmesini bekliyoruz.Tahmini pazar hacmi 2,9 milyar ABD doları olan Çin bu segmente hakim. Küresel VR donanım pazar hacmi 2024’ten 2029’a %9,35’lik bir bileşik yıllık büyüme oranıyla büyüyecek.  VR oyunculuğu önemli bir itici güç. Küresel VR oyun pazarı büyüklüğünün 2024’te  22,63 milyar ABD dolarından 2032’ye kadar 189,17 milyar ABD dolarına %30,4’lük bir bileşik yıllık büyüme oranıyla büyüyecek. İnsanlar sadece video oyunlarına değil, sosyal ağlara, sinemaya, müzik konserlerine, spor oyunlarına , eğlence parklarına vb. daha fazla zaman ve para harcıyorlar.

Otellerin fiyatlarını optimize eden Lighthouse, 370 milyon dolar yatırım aldı!

0

Londra merkezli Lighthouse, otellerin fiyatlandırma ve talep yönetimini optimize eden çözümleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Şirket, KKR’ın Next Generation Technology III Fonu’nun liderliğini üstlendiği Seri C yatırım turunda 370 milyon dolar topladı ve bu yatırımın ardından değerlemesi 1 milyar doları aştı. 2012 yılında Sean Fitzpatrick, Gino Engels ve Matthias Geeroms tarafından OTA Insight adıyla kurulan girişim, 2023’te Lighthouse olarak yeniden markalaştı.

Otellerin fiyatlarını optimize eden Lighthouse, 370 milyon dolar yatırım almayı başardı

Lighthouse, otellere gelişmiş ticari yazılımlar sunarak fiyatlandırma ve envanter yönetimi süreçlerini iyileştiriyor. Girişimin veri odaklı yaklaşımı, otellerin gelecekteki talep seviyelerini tahmin ederek pazar koşullarına uygun fiyat stratejileri geliştirmelerine olanak tanıyor. Bunun yanında, çevrimiçi seyahat acenteleri aracılığıyla fiyat ve envanter yönetimini kolaylaştırıyor. Şirketin teknolojisi, 185’ten fazla ülkede 70 bini aşkın otel tarafından aktif bir şekilde kullanılıyor.

Otellerin fiyatlarını optimize eden Lighthouse, 370 milyon dolar yatırım aldı.
Otellerin fiyatlarını optimize eden Lighthouse, 370 milyon dolar yatırım aldı.

2021 Kasım ayında yaklaşık 80 milyon dolar yatırım alan Lighthouse’un önceki yatırımcıları arasında Spectrum Equity, F-Prime Capital ve Eight Roads Venture bulunuyor. Yeni yatırımla birlikte Lighthouse, ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı, stratejik satın alımlarla büyümeyi ve yeni pazarlara giriş yapmayı hedefliyor. Bu hamleler, Lighthouse’un küresel konaklama ve seyahat sektöründeki lider konumunu daha da güçlendirecek.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Equinor, yenilenebilir enerji departmanını %20 küçültüyor!

Norveç merkezli petrol ve doğal gaz enerji devi Equinor, ekonomik zorlukların etkisiyle yenilenebilir enerji birimindeki çalışan sayısını yüzde 20 oranında azaltacağını açıkladı. Bu karar, yaklaşık 250 kişinin işten çıkarılmasını kapsıyor ve şirketin operasyonlarını daha sade bir yapıya dönüştürme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle rüzgar enerjisi projelerine yönelik önemli değişiklikler yapan Equinor, son aylarda Fransa, Portekiz, İspanya ve Vietnam’daki açık deniz rüzgar enerjisi projelerini iptal etti. Bunun yanı sıra, Avustralya’daki bazı projelerden de vazgeçtiğini duyurdu.

Equinor, yenilenebilir enerji departmanını %20 küçültecek

ABD, Equinor’un Norveç’ten sonra en büyük ikinci pazarı konumundayken, küresel açık deniz rüzgar enerjisi sektörü artan enflasyon, yüksek faiz oranları ve tedarik zincirindeki aksaklıklar sebebiyle zorlu bir dönemden geçiyor.

Equinor, yenilenebilir enerji departmanını %20 küçültecek.
Equinor, yenilenebilir enerji departmanını %20 küçültecek.

Bu bağlamda, ABD Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) verilerine göre, geçtiğimiz yıl ABD kıyılarında planlanan 2.400 MW kapasiteye sahip rüzgar enerjisi projeleri iptal edilmiş durumda. Benzer şekilde, enerji sektörünün diğer büyük oyuncuları da yenilenebilir enerji yatırımlarını gözden geçiriyor. Örneğin, Shell, Massachusetts kıyılarındaki SouthCoast adlı 2.4 GW kapasiteli rüzgar enerjisi projesinden çekilerek bu alandaki iş gücünü azaltacağını bildirdi.

Equinor, yenilenebilir enerji portföyünü küçültme kararı almasına rağmen, İngiltere’deki Dogger Bank, Polonya’daki Baltyk 2 ve 3, ve New York açıklarındaki Empire Wind 1 projelerine odaklanmaya devam edeceğini belirtti. Şirket, 2030 yılına kadar 12-16 GW yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini ifade etse de mevcut ekonomik koşulların bu hedefe ulaşmayı zorlaştırabileceği öngörülüyor.

Ödül ve sadakat platformu Kalder, 7 milyon dolar yatırım alıyor!

0

Gökçe Güven’in kurucusu olduğu ödül ve sadakat platformu Kalder, global markalara özel olarak geliştirdiği partner ödül sistemiyle dikkat çekiyor. Markaların müşteri sadakat programlarını doğrudan gelir kaynağına dönüştürmesine olanak sağlayan Kalder, Javelin Venture Partners’ın liderlik ettiği son yatırım turunda 7 milyon dolarlık yeni bir finansman elde etti. Daha önce e2vc’nin liderliğindeki turda 3,5 milyon dolarlık bir tohum yatırımı alan girişim, böylece toplamda 10,5 milyon dolarlık yatırım miktarına ulaşmış oldu. Bu yeni finansman turuna, 8VC, Human Capital, Gingerbread Capital, Emergence Capital ve Formus Capital gibi önemli yatırımcılar katıldı. Ayrıca, Manchester United futbolcusu Harry Maguire, Deel’in kurucu ortağı Shuo Wang ve Sonos Yönetim Kurulu Başkanı Julius Genachowski gibi bireysel yatırımcılar da girişime destek verdi.

Ödül ve sadakat platformu Kalder, tam 7 milyon dolar yatırım aldı

Kalder, markaların kendi sadakat programlarını kolayca entegre edebileceği ve müşterilerine alışverişlerinde otomatik ödül kazanma imkanı sunan bir platform sunuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, müşterilerin harcama alışkanlıklarını analiz ederek markaların müşteri etkileşimini ve harcama oranlarını artırmalarına yardımcı oluyor. Platform, markalar için müşteri davranışlarına dair detaylı içgörüler sunarken, aynı zamanda partner mağazalar üzerinden yeni müşteri edinim kanalları oluşturuyor. Sistem, müşteri ödüllendirme süreçlerini ödeme ağlarıyla entegre ederek baştan sona yönetilebilir bir yapı sağlıyor.

Kalder CEO’su Gökçe Güven, markaların mevcut sadakat programlarını daha kazançlı bir yapıya dönüştürme konusundaki potansiyeline vurgu yaparak, markaların müşteri edinme maliyetlerinin arttığı bir dönemde bu tür yenilikçi çözümlerin önemine dikkat çekiyor. Bugün Kalder’ın müşteri portföyünde Godiva, LVMH destekli MILE, Heat.io ve BSC Young Boys gibi önde gelen markalar bulunuyor.

Kalder’ın özellikle spor kulüpleri gibi farklı sektörlere sunduğu çözüm, dijital sadakat programlarının yalnızca müşteri bağlılığını değil, aynı zamanda doğrudan gelir akışlarını artırmasını sağlıyor. Eski Real Madrid CTO’su Michael Sutherland, Kalder’ın bu yenilikçi modelinin, kulüp hedefleriyle uyumlu fan deneyimleri geliştirme potansiyelini öne çıkarıyor. Kalder, sadakat ekosistemini dönüştürerek her ölçekteki markanın bu alandaki standartları yeniden tanımlamasını hedefliyor.

İngiltere, sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirebilir!

0

İngiltere hükümeti, çocukların sosyal medya kullanımına yaş sınırlaması getirmek amacıyla kapsamlı bir fizibilite çalışması başlattığını duyurdu. Bilim Bakanı Peter Kyle, BBC Radio 4’te katıldığı bir programda, 16 yaş altındaki bireylerin sosyal medyaya erişimini kısıtlamayı hedefleyen bu girişimin ayrıntılarını paylaştı.

İngiltere, sosyal medya kullanımına yaş sınırı mı getirecek?

Kyle, yasaklama seçeneğinin, diğer olasılıklar kadar ciddi şekilde değerlendirildiğini belirtti. Henüz hangi yaş grubuna odaklanılacağı kesinleşmemiş olsa da, potansiyel bir düzenlemenin yalnızca 13 yaş altını mı kapsayacağı yoksa 16 yaşa kadar mı uzanacağı tartışılıyor. Eğer bu plan hayata geçirilirse, İngiltere bu konuda dünyada öncü ülkelerden biri olacak.

İngiltere, sosyal medya kullanımına yaş sınırı mı getirecek?
İngiltere, sosyal medya kullanımına yaş sınırı mı getirecek?

Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle yaz aylarından bu yana İngiltere’de yoğun şekilde tartışılıyor. Hükümet, sosyal medya dezenformasyonunun gençler üzerindeki tehlikeli etkilerine dikkat çekerek, bu alanda daha sert düzenlemelere gidilmesi gerektiğini savunuyor. Bu görüş, geçtiğimiz aylarda üç küçük kız çocuğunun ölümüyle sonuçlanan bıçaklı saldırı sonrası düzenlenen protestolarda ortaya çıkan raporlarla daha da güçlendi. Polis, reşit olmayan bireylerin yürüyüşlerde yer aldığını ve bu durumun sosyal medya kaynaklı yanlış bilgi akışından kaynaklandığını belirtti.

Fizibilite çalışmasının sonuçlarının 2025 yılında açıklanması bekleniyor. Çalışma kapsamında yalnızca teknik analizler değil, aynı zamanda ebeveynler, eğitimciler ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınacak. Bu geniş katılımlı süreç, olası düzenlemelerin hem etkilerini değerlendirmek hem de toplumsal kabulünü artırmak amacıyla yürütülüyor.