ABD’de bir asker çalıntı telefon kayıtlarını satmak ve dağıtmak için bir bilgisayar korsanlığı planının parçası olmakla suçlandı ve tutuklandı. Bir iddianamede, 20 yaşındaki Cameron John Wagenius’un geçen Kasım ayında çevrimiçi forumlar ve diğer iletişim platformları üzerinden bilerek “gizli telefon kayıtları” sattığı iddia ediliyor.
Snowflake veri ihlali şüphelisi için yeni iddialar
İddianamede hacklenen materyale dair ayrıntı verilmiyor ancak KrebsOnSecurity, Wagenius’un “Kiberphant0m” adlı çevrimiçi takma adla bağlantılı bir dizi yüksek profilli veri ihlaliyle bağlantılı gibi göründüğünü bildiriyor. Kiberphant0m, 15 telekomünikasyon şirketine saldırı düzenlediğini ve çalınan bilgileri satmak için Snowflake veri ihlallerinin arkasındaki kişiyle birlikte çalıştığını iddia etti.
Kasım ayında Kiberphant0m, Başkan seçilen Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris için AT&T çağrı kayıtları olduğunu iddia ettiklerini yayınladı. Verilerin gerçek olup olmadığı belli değil ancak AT&T geçen yıl Snowflake hesap ihlallerinin bir parçası olarak büyük bir müşteri verisi hırsızlığı yaşadı. Krebs’e göre, 2023’te hacker’ın “büyük bir ABD savunma yüklenicisi için uzaktan erişim kimlik bilgilerini” sattığı da iddia ediliyor.
Krebs, Wagenius’un Güney Kore’deki bir Ordu üssünde iletişimler üzerinde çalıştığını bildiriyor. Trump ve Harris verilerinin iddia edilen sızdırılmasının ardından Krebs , Kiberphant0m’un çevrimiçi iletişimlerini derinlemesine inceledi ve bunların muhtemelen bir ABD askeri olduğunu tespit etti. Bu son raporda Krebs , Wagenius’un annesiyle konuştu ve annesi, onun Snowflake hacker’ı olduğu iddia edilen kişiyle bağlantısını doğruladı.
Siber güvenlik uzmanlarının Kiberphant0m’un kimliğini bulmaya çalıştıkları için tacize uğradıkları bildirildi ve bu durum, çalışmanın bir parçası olan siber güvenlik firması Unit 221B’deki baş araştırmacı Allison Nixon’ın şu inanılmaz alıntısına yol açtı. Nixon, Krebs’e “Başkan ve Başkan Yardımcısı’nı askeriye mensubu olarak anonim olarak gasp etmek kötü bir fikir,” dedi.
Trump’ın Las Vegas’taki otelinin dışında meydana gelen Cybertruck patlamasında 1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı. Las Vegas Metropolitan Polis Departmanı’na göre, Çarşamba sabahı Trump International Hotel Las Vegas’ın hemen dışında patlayan ve alev alan bir Tesla Cybertruck’ta bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
Cybertruck patlaması nasıl oldu?
Las Vegas Metropolitan Polis Departmanı Şerifi Kevin McMahill, 1 Ocak günü düzenlediği basın brifinginde yedi kişinin hafif yaralandığını söyledi. Cybertruck patlaması sırasında McMahill, öldürülen kişiyi tanımlamadı. Ancak, 1 Ocak günü öğleden sonra geç saatlerde düzenlenen ikinci bir brifingde McMahill, Cybertruck’ın Colorado’da eşler arası kiralama şirketi Turo aracılığıyla kiralandığı ve Las Vegas’a götürüldüğü ve saat 7:30 civarında PT’ye ulaştığı gibi yeni bilgiler verdi. Kişinin, Cybertruck’ı Las Vegas Strip’te sürerek olayın meydana geldiği otele ulaştığını söyledi.
Polis, aracı kiralayan kişinin kimliğini biliyor ve McMahill, o kişiyi incelediklerini söyledi. Cybertruck patlamasını araştırıyorlar. “En azından yakınlarına haber verilene ve %100 bir kimlik tespiti yapana kadar, incelediğimiz kişilerin hiçbirinin adını açıklamaya hazır değilim,” diye ekledi.
Dedektifler kamyonun kasasında benzin bidonları ve büyük havai fişekler buldu. McMahill, Cybertruck’ın yapısının otel girişinin yakınındaki vale alanında meydana gelen Cybertruck patlamasında hasarı “sınırladığını” söyledi. Otel lobisinin içinden yangının videosunu çeken ve bunu X’te yayınlayan bir görgü tanığı, aracın dışarıda durduğunu ve ardından “patladığını” söyledi. Video ve buna benzer diğerleri hızla X’te yayıldı.
Cybertruck blew up in front of Trump hotel in Las Vegas. Those are our luggage by the door and that’s where we were when it happened. pic.twitter.com/KaVZXfGLNK
McMahill, kolluk kuvvetlerinin bir dizi ipucunu araştırmaya devam ettiğini söyledi. Vali Joe Lombardo, ofisinin LVMPD ve ortak kuruluşlarla koordinasyon içinde olduğunu söyledi. Her iki medya brifinginde de McMahill, Çarşamba sabahı New Orleans’ta gerçekleşen ve en az 15 kişinin ölümüne yol açan ölümcül saldırıya atıfta bulundu. Saldırıyla dolaylı bir bağlantı kurmadı ancak kolluk kuvvetlerinin önlemler aldığını söyledi.
McMahill basın toplantısında: “New Orleans’ta yaşanan olay, oradaki kurban sayısı ve ek IED’ler konusunda çok iyi bilgi sahibiyiz. Bu yüzden tahmin edebileceğiniz gibi, burada ikonik Las Vegas Bulvarı’nda bir Cybertruck patlaması yaşanırken, toplumumuzu güvende tutmak için almamız gereken tüm önlemleri alıyoruz” dedi.
Bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, Dünya’nın yüzeyinin altındaki devasa hidrojen rezervlerini ortaya koydu. Bu rezervlerin yaklaşık 6,2 trilyon ton kadar hidrojen içerdiği tahmin ediliyor ve bu miktar, dünyadaki mevcut petrol rezervlerinin 26 katından daha fazla. Bilim insanlarına göre, bu devasa rezervlerin sadece küçük bir bölümü bile, Dünya’nın fosil yakıtlara olan bağımlılığını 200 yıl boyunca ortadan kaldırabilir.
Yeraltındaki hidrojen rezervleri, yüzyıllarca enerji sağlayacak
Bu bulgu, gelecekteki enerji ihtiyaçlarını karşılamak için hidrojenin önemli bir kaynak olabileceği görüşünü güçlendiriyor. Temiz enerji kaynağı olarak hidrojen, otomobillerin yakıt ihtiyacından endüstriyel üretim süreçlerine ve elektrik üretimine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Ayrıca, hidrojenin iklim değişikliğiyle mücadele ve küresel enerji dönüşümünde yüzde 30’a kadar bir paya sahip olması bekleniyor.
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nde görevli Geoffrey Ellis ve ekibi, yer altındaki hidrojen rezervlerini belirlerken üretim oranlarını, kayalarda tutulan miktarı ve atmosferik kaçış gibi faktörleri hesaba kattılar. Ekip, en olası tahmini olarak 6,2 trilyon ton hidrojen rezervi buldu ve bu miktarın yalnızca yüzde 2’sinin, birkaç yüzyıl boyunca net sıfır karbon hedefine ulaşabilmek için gereken hidrojenin tamamını sağlayabileceği vurgulandı. Bu, hidrojenin gelecekteki enerji kaynakları arasında büyük bir rol oynaması için büyük bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.
Ancak, hidrojenin çıkarılması ve depolanması konusunda bazı zorluklar da mevcut. Bu rezervler, yerin derinliklerinde veya deniz altında bulunuyor olabilir, bu da erişimlerini zorlaştırıyor. Ayrıca, bazı rezervlerin ekonomik olarak çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durum, hidrojenin üretimiyle ilgili maliyetleri ve zorlukları arttırabilir. Bilim insanları, bu devasa rezervin çıkarılmasının küresel çapta büyük bir çaba gerektireceğini ve yeterli zamanın olmayabileceğini belirtiyor. Ancak yine de doğal hidrojenin çıkarılmasının, “yeşil hidrojen” veya “mavi hidrojen” gibi üretim yöntemlerine göre birçok avantajı bulunuyor. Doğal hidrojen, ek enerji gerektirmez ve yeraltı rezervuarlarında uzun süre saklanabilir. Bu da enerji üretiminin zahmetsiz ve sürdürülebilir bir hale gelmesine olanak tanıyabilir.
Akıllı telefonlar kolaylık ve hızlı bağlantı için Yakın Alan İletişimi (Near Field Communication-NFC) teknolojisine güveniyor. Ancak siber güvenlik uzmanları, NFC etiketlerinin kurcalanmasına dair artan tehditlere karşı uyarıyor. Genellikle göz ardı edilen bu taktik, kullanıcıları telefonlarına basit bir dokunuşla kimlik avı saldırılarına, kötü amaçlı yazılımlara ve veri hırsızlığına maruz bırakabiliyor.
Uzmanlar NFC etiketlerine karşı uyarıyor!
Kaspersky Baş Güvenlik Araştırmacısı Marc Rivero, şunları söylüyor: “NFC teknolojisi inanılmaz derecede kullanışlı. Ancak kullanıcılar dikkatli olmadığında kötü niyetli faaliyetler için de önemli bir geçiş noktasıdır. Kamusal alanlardaki masum görünümlü etiketler, zararlı eylemler gerçekleştirmek için yeniden programlanabilir veya değiştirilebilir. NFC’nin ödemeler, toplu taşıma ve pazarlama gibi alanlardaki benimsenmesi yaygınlaşmaya devam ettikçe, kötü niyetli aktörlerin yöntemlerinde giderek daha sofistike hale geleceğini tahmin ediyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde NFC ile ilgili saldırılar, başta NFC kullanımının yaygın olduğu kentsel alanlarda olmak üzere, dünya çapında binlerce kullanıcıyı hedef alabilir. Bu riskleri azaltmanın yolu farkındalıktan ve proaktif önlemlerden geçiyor.”
NFC etiketleri nasıl değiştiriliyor?
NFC etiketleri pazarlama kampanyalarında, toplu taşıma sistemlerinde ve akıllı ev kurulumlarında hızlı, temassız etkileşim sağlamak için yaygın olarak kullanılıyor. Ancak bu kolaylık, onları kötü niyetli aktörler tarafından kurcalanmaya açık hale getiriyor.
Yöntemlerden biri yasal NFC etiketlerinin yeniden programlanmasını içeriyor. Bu etiketler kilitleri açık bırakıldığında, içerikleri kullanıcıları kimlik avı sitelerine yönlendirmek, cihazlarında istenmeyen eylemler başlatmak ve hatta zararlı yazılım yükleri göndermek için değiştirilebiliyor. Bir başka yöntem de orijinal NFC etiketlerinin fiziksel olarak değiştirilmesi. Örneğin saldırganlar ulaşım merkezleri, kafeler veya perakende mağazaları gibi trafiğin yoğun olduğu alanlarda halka açık bir poster veya kiosk üzerindeki gerçek bir etiketi, zararlı davranışları tetikleyen farklı bir etiketle değiştirebiliyor.
Kimlik bilgileri çalınabiliyor
Kötü niyetli bir NFC etiketi ile etkileşime girmenin ciddi sonuçları olabiliyor. Kullanıcıların kişisel bilgilerini veya oturum açma kimlik bilgilerini çalmak için tasarlanmış sahte web sitelerine yönlendirildiği oltalama saldırıları, en yaygın sonuçlar arasında yer alıyor. Böylece bir akıllı telefonun NFC okuyucusundaki güvenlik açıklarından yararlanılarak zararlı kodlar çalıştırılabiliyor ve cihazın güvenliği tehlikeye atabiliyor. Kötü niyetli NFC etiketleri ayrıca kullanıcılardan veri çalabilecek, etkinliği izleyebilecek veya cihaza zarar verebilecek kötü amaçlı yazılım içeren uygulamaları veya dosyaları indirmelerini isteyebiliyor. Bu nedenle, kurcalanmış bir NFC etiketini taramak gibi zararsız görünen bir eylem, önemli finansal sorunlara ve mahremiyet kaybına yol açabiliyor.
NFC saldırılarından korunma yöntemleri
Kaspersky, güvende kalmak isteyen kullanıcıların aşağıdaki basit ama etkili önlemleri almalarını tavsiye ediyor:
NFC etiketlerini inceleyin. Güvenilmeyen veya şüpheli konumlardaki etiketleri taramaktan kaçının ve müdahale belirtileri olup olmadığına bakın.
Eylemleri doğrulayın. Devam etmeden önce bir etiket tarafından tetiklenen URL’yi veya eylemi her zaman dikkatlice inceleyin.
Otomatik eylemleri devre dışı bırakın. Akıllı telefonunuzu NFC ile ilgili komutları çalıştırmadan önce onay gerektirecek şekilde yapılandırın. Riskleri azaltmak için cihaza güvenilir bir güvenlik çözümü yükleyin.
Güncel kalın. Bilinen güvenlik açıklarına karşı korunmak için akıllı telefonunuzun yazılımının güncel olduğundan emin olun.
İşletmeler için tavsiyeler
NFC teknolojisini kullanan kuruluşlar, sistemlerini güvence altına almak ve kullanıcılarını korumak için aşağıdaki proaktif adımlar atmalıdır:
Kurcalanmayı önlemek için kilitli veya salt okunur NFC etiketleri kullanın.
Kamuya açık alanlarda etiketleri düzenli olarak değişikliklere karşı inceleyin.
Müşterileri ve çalışanları güvenli NFC uygulamaları konusunda eğitin.
Nvidia‘nın H20 GPU’ları, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji ihracat kısıtlamalarına rağmen, Çin’de büyük bir ticari başarı yakaladı. Nvidia, H100, H200 ve H800 gibi üst düzey işlemcilerin Çin’e satışını engelleyen kısıtlamalar nedeniyle, performans açısından daha düşük özelliklere sahip olan HGX H20 GPU’yu Çin pazarına sunmuş durumda.
Nvidia, bu ürünüyle Çin’de büyük satış başarısı elde etti
Bu “kırpılmış” versiyon, yapay zeka (AI) uygulamaları için etkili bir alternatif sunuyor. Analist Claus Aasholm’un verilerine göre, HGX H20 GPU’su çeyrekten çeyreğe %50 oranında satış artışı elde ederek Nvidia’nın en hızlı büyüyen ürünlerinden biri haline geldi.
Nvidia’nın H20 GPU’ları, H100’e kıyasla çok daha düşük performansa sahip olsa da, yine de on milyarlarca dolar kazandırarak büyük bir ticari başarı yakaladı. Çin’in, bu tür ürünlerde yerli alternatifler üretmeye yönelik çabalarına rağmen, Nvidia’nın sunduğu H20’nin yoğun talep görmesinin iki olası nedeni bulunuyor. Birincisi, Çinli alternatiflerin performans açısından yetersiz kalması, diğeri ise Nvidia’nın CUDA gibi köklü ve geniş bir yazılım platformuna sahip olması. Bu özellikler, Çinli üreticilerin ve hatta AMD gibi Batılı firmaların bile bu alanda rekabet etmesini zorlaştırıyor.
Aynı zamanda, Huawei’nin Ascend 910 ailesi gibi Çinli firmaların da Nvidia H100’e rakip ürünler geliştirmeye çalıştığı biliniyor, ancak Nvidia’nın güçlü platformu karşısında bu alternatifler zorlanıyor. Çin, yerli üretimi teşvik ederek bu kısıtlamalara karşı direnç göstermeyi amaçlasa da, Nvidia’nın güçlü pazar payı, Çin’deki başarısının sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor.
VESA, görüntü teknolojilerindeki standartları belirleyen bir kuruluş olarak, modern oyun monitörleri için iki yeni görüntü standardını tanıttı. Yeni duyurulan DisplayHDR True Black 1000 ve ClearMR 21000 standartları, HDR teknolojisi ve Clear Motion özelliklerine odaklanıyor.
VESA, yeni DisplayHDR ve ClearMR görüntü standardını görücüye çıkardı
DisplayHDR True Black 1000, özellikle OLED ekranlarda 1000 nit tepe parlaklığına ulaşarak profesyonel kullanım için optimize edilmiş bir sertifikadır. Daha önce HDR için sınırlı olan 600 nit parlaklık kapasitesinin üzerine çıkarak, OLED monitörlerde daha derin siyah seviyelerinin elde edilmesine olanak tanıyor.
ClearMR 21000 ise, özellikle yüksek hızlı oyun monitörlerinde hareket netliğini artırmayı amaçlayan bir Clear Motion sertifikasyonu olarak öne çıkıyor. Bu yeni standart, 480 Hz ve daha yüksek yenileme hızlarına sahip ekranlar için geliştirilen bir teknoloji sunuyor. Hem hareket fluğunun önüne geçilmesini hem de oyun deneyimini daha akıcı hale getirmeyi hedefliyor.
2025 itibarıyla, bu standartların birçoğu pek çok monitör üreticisi tarafından benimsenmesi bekleniyor. Gigabyte, yeni QD-OLED oyun monitörlerinde DisplayPort 2.1a (UHBR20) desteği ile ClearMR 21000 sertifikasyonunu kullanacağını belirtirken, MSI yeni modellerinin bu standartlarla uyumlu olacağını doğruladı. LG ise, UltraGear OLED 480Hz Oyun Monitörü (27GX790A) ile ClearMR sertifikasyonunu alarak bu alandaki öncülerden biri oldu. Bu standartlar, özellikle oyunseverler ve profesyonel kullanıcılar için geliştirilmiş ekran teknolojilerinde önemli gelişmeleri müjdeliyor.
YouTube, mobil uygulamasında kullanıcı deneyimini daha eğlenceli ve keşfe dayalı hale getirmeyi hedefleyerek yeni bir özellik sunmaya hazırlanıyor. “Bir şeyler oynat” adını verdiği bu yeni özellik, mobil uygulamada ekranın sağ alt köşesinde görünen bir yüzen tuş şeklinde olacak.
YouTube, rastgele video oynatma tuşu getirecek
Bu tuşa tıklandığında, kullanıcılar rastgele videolar izlemeye başlayacak. İlginç bir şekilde, sadece Shorts formatındaki kısa videolar değil, aynı zamanda normal uzun YouTube videoları da bu rastgele video akışına dahil edilecek. Ancak, sistemin tamamen rastgele değil, kullanıcının önceki izleme geçmişi ve tercihleri göz önünde bulundurularak video önerdiği söyleniyor.
“Bir şeyler oynat” tuşu, YouTube’un daha önce geçtiğimiz yıl test etmeye başladığı bir özellikti, ancak o dönemde ana sayfada belirli aralıklarla görüntüleniyordu. Yeni düzenle, bu tuş kalıcı olarak ekranın sağ alt köşesinde yüzen bir buton olarak yer alacak ve kullanıcılar her an tıklayarak rastgele içeriklere ulaşabilecek. Bu, kullanıcıların keşfetmediği videoları görmek, eğlenceli ve sürprizli bir şekilde yeni içeriklerle tanışmak için basit bir yol sağlayacak.
Bu özellik, aynı zamanda YouTube’un video keşif algoritmalarını daha aktif bir şekilde kullanacak gibi görünüyor. Çünkü rastgele videolar, sadece tematik değil, kişisel tercihlere göre şekillendirilebilecek, böylece her kullanıcıya uygun içerikler sunulabilecek. Bu özellik, YouTube’un mobil kullanıcı deneyimine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Intel, düşük güç tüketimi ve verimlilik odaklı yeni işlemci serisi Twin Lake’i tanıtmaya hazırlanıyor. Bu işlemciler, giriş seviyesi sistemler için optimize edilmiş olup, yalnızca verimlilik odaklı E çekirdekleriyle donatılacak ve Alder Lake-N serisinin bir yenilemesi olacak. Çeşitli cihazlarda kullanılmak üzere dört farklı model sunulacak. Serinin N355, N350, N250 ve N150 olarak isimlendirilen bu dört model, ihtiyaçlara göre 4 ya da 8 çekirdekli versiyonlara sahip olacak. Yeni nesil işlemcilerde, önceki model ile kıyaslandığında saat hızlarında 100 ile 200 MHz arasında bir artış sağlanmış.
Intel, Twin Lake işlemcilerini yakında tanıtıyor
Intel’in yeni Twin Lake serisinin en düşük model olan N150, 6W TDP değeri ile serinin en düşük güç tüketen işlemcisi olacak. Bu model, 2,9 GHz taban hızında çalışırken, 3,6 GHz’e kadar turbo hızına çıkabilecek.
Ayrıca, N150’nin entegre GPU’su 1 GHz’e kadar hızlanarak, N100 modeline göre turbo frekansta 200 MHz’lik bir artış sağlanmış olacak. Daha yüksek modellerde ise, örneğin N250, N200’deki 750 MHz’e kıyasla 1,25 GHz GPU hızı ile önemli bir artış sunulacak. N350 ve N355 modelleri de, iGPU frekansları ve turbo saat hızında 100 MHz’lik bir yükseltme ile gelmiş olacak.
Intel’in bu yeni işlemcileri, düşük güç tüketimi ile öne çıkacak ve özellikle giriş seviyesi dizüstü bilgisayarları, mini PC’ler, gömülü sistemler ve NAS cihazları gibi düşük güç tüketen cihazlarda kullanılacak. Bu sayede, kullanıcılar daha verimli enerji tüketimiyle güçlü performans elde edebilecekler. Bu işlemcilerin piyasaya çıkması, daha düşük bütçelere sahip kullanıcılara, verimliliği ön planda tutarak ulaşabilecekleri daha güçlü bilgisayarlar sunmayı amaçlıyor.
Tesla CEO’su Elon Musk’ın bu süreçte H-1B vizelerinin artırılması yönünde çağrılar yapması ise bardağı taşıran son damlaydı.
H-1B vizeleri, ABD’de uzmanlık gerektiren meslekler için yabancı işçileri işe almak amacıyla kullanılıyor. Bu vizeler, üç yıl süreyle geçerli olup altı yıla kadar uzatılabiliyor. Ancak bu vize türü, işçilerin sponsor şirketlerine bağımlı kalmasına yol açarak çalışanların haklarını kısıtlayabiliyor.
Eleştirmenler, bu durumun modern bir sözleşmeli kölelik sistemine dönüşme riski taşıdığını öne sürüyor. Ayrıca, yabancı işçilerin daha düşük ücretlerle çalıştırılması, yerel çalışanlar üzerinde ücret baskısı yaratıyor.
ABD Kongresi’nin 65.000 vize kotası koyması bu eleştirilerin önüne geçmeyi hedeflerken, şirketlerin vize başvuruları ve istihdam politikaları konusundaki tartışmalar devam ediyor. Tesla, H-1B vizelerine büyük oranda başvuran şirketler arasında yer alıyor ve 2024 mali yılında 2.000’den fazla vize başvurusu yaptığı bildirildi.
İşten çıkarmaların ardından daha düşük ücretli çalışanlar geliyor
Şirket, Nisan 2024’te 15.000’den fazla çalışanını işten çıkarmıştı. İşten çıkarılanlar arasında yüksek maaşlı kıdemli mühendislerin bulunduğu, bu pozisyonların daha düşük ücretle çalışan genç mühendislerle doldurulduğu öne sürülüyor.
Eski ve mevcut Tesla çalışanlarının iddialarına göre, işten çıkarılanların yerini doldurmak için H-1B vizelerine başvuruldu. ABD Çalışma Bakanlığı verileri de bu iddiaları doğrular nitelikte.
TeslaCEO’su, tepkilerle karşı karşıya
Musk’ın H-1B vizelerinin artırılması çağrısı, özellikle ABD’nin sağ eğilimli siyasi kesimlerinden tepki topladı. Bu kesimler, vizelerin ABD’li işçilerin işlerini yabancılara kaptırdığı görüşünü savunuyor. Ancak Musk, bu eleştiriler karşısında sessizliğini koruyor.
Tesla’nın bu politikası, şirketlerin iş gücü maliyetlerini azaltmak için yabancı işçileri nasıl kullandığına dair etik ve ekonomik tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Öte yandan, teknoloji sektöründe yetenek açığını kapatmak adına bu tür vizelerin artırılması gerektiğini savunanlar, sistemin reforme edilerek daha adil hale getirilmesini öneriyor.
Samsung‘un yaklaşan Galaxy S25 serisi, Apple iPhone ve Google Pixel telefonlarında daha önce görülen trafik kazası algılama özelliğini içerebilir. Bu sensör, daha önce Galaxy S24 Ultra ve Galaxy Z Fold 5 gibi modellerde fiziksel olarak bulunmasına rağmen, Samsung bu özellikleri aktif hale getirmemişti.
Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtarabilir
Ancak ortaya çıkan yeni sızıntılar, Galaxy S25 Ultra’nın trafik kazası tespiti yapabilen bir sensörle geleceğini ortaya koyuyor. Bu sensör, Samsung’un önceki amiral gemilerinde mevcut olan sensöre benzer olabilir.
Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtarabilir.
Samsung’un bu sensörünü kullandığı belirtmekle birlikte, söz konusu sensör bir sanal sensördür. Bu, alttaki fiziksel sensörlerin verilerini işleyip birleştiren bir kompozit sensördür. Galaxy cihazlarında bu özellik daha önce gizli “MoccaMobile” adlı bir sistem uygulamasıyla başlamış olsa da, henüz kullanıcı arayüzü bu özelliği aktif etmedi. Ancak bu özellik, One UI 7 ile Galaxy S25 ve önceki modellerde aktif edilebilir.
Trafik kazası algılama, daha önce Apple’ın iPhone 14 serisi ve sonrası modellerinde, ayrıca Google Pixel telefonlarında karşımıza çıkan bir özellikti. Diğer Android telefonlarda yaygın olmayan bu teknoloji, Samsung’un Galaxy S25 serisiyle birlikte geniş kitlelere ulaşabilir. Samsung’un bu alandaki uzun zamandır süren çalışmalarının sonucunda, nihayet bu özellik kullanıcılara sunulabilir. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fransa, hız radarlarını özelleştirme hamlesini ülke geneline yaymak için önemli bir adım atıyor. Bu yeni uygulama, hız denetimlerinin artık güvenlik güçleri yerine özel şirketler tarafından yapılmasını öngörüyor. Fransa, 2018 yılında güvenlik güçlerinin alkollü araç kullanımı ve uyuşturucu gibi daha ciddi sorunlara odaklanabilmesi için hız denetimlerini dış kaynaklara devretmeye başlamıştı. Yapılan denemeler ve değerlendirmeler sonucunda, bu uygulamanın 2025 yılı itibarıyla ülke genelinde kullanılmaya başlanması planlanıyor.
Fransa, hız radarlarını resmen özelleştirecek
Radarlı araçlar, özel şirketler tarafından işletilecek ve bu araçlar tamamen otomatik radar sistemleriyle çalışacak şekilde yeniden düzenlenecek. Bu süreçte araçları kullanacak sürücüler, özel şirketler tarafından istihdam edilecek ve araçlarda herhangi bir işaret bulunmayacak. İlk aşama, araçların teknik düzenlemelerinin yapılması, sürücülerin eğitimi ve lojistik merkezlerin kurulmasını içerecek. Her ilin sisteme dahil edilmesi ise yaklaşık bir ila iki yıl sürebilecek.
Bu yeni düzenlemeler, hız limitlerine uyulması konusunda daha sıkı denetimler ve kontrol mekanizmaları oluşturmayı hedefliyor. 2023 yılında Normandiya ve Bretagne gibi bölgelerde yapılan denetimlerde, radar araçları yaklaşık 12 milyon kontrol gerçekleştirdi.
Bu uygulamanın trafik kazalarını azaltarak yolların daha güvenli hale gelmesini sağlamak amaçlanıyor. Ancak, bu yeni sistemin ekonomik ve sosyal etkileri konusunda belirsizlikler bulunuyor. Ayrıca, radar araçlarının güzergahları ilgili bakanlık tarafından belirlenirken, GPS ile belirlenen rota dışına çıkmak yasak olacak. Fransa’da bu sistemin yıllık yaklaşık 194 bin euro gelir sağlayacağı tahmin ediliyor.
Tesla, Türkiye’deki kullanıcı kitlesini genişletmeyi hedefleyen yenilikçi bir adımla araç takas programını getirmeyi planlıyor. Elektrikli araç piyasasında hızla büyüyen Tesla, hali hazırda küresel pazarlarda müşterilerine yeni bir Tesla satın almadan önce mevcut araçlarını takas etme seçeneği sunuyor. Ancak bu program henüz Türkiye’de uygulamaya alınmış değil. Tesla Türkiye Operasyon Müdürü Emir Tunçyürek, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir açıklamada, takas sistemi için çalışmaların sürdüğünü doğruladı. Bu gelişme, Tesla’nın Türkiye pazarındaki etkinliğini daha da artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Tesla, araç takas programını Türkiye’ye getirecek mi?
Türkiye’deki satışlarına geçtiğimiz yıl başlayan Tesla, 2024 yılı itibarıyla büyük bir başarıya imza atarak Model Y modeliyle 9 bin adetten fazla satış gerçekleştirdi ve ülkede en çok satan ikinci elektrikli otomobil markası oldu. Tesla’ya olan bu yüksek talep, firmanın yerel pazarda kullanıcılarına daha fazla seçenek sunma arayışını beraberinde getirdi. Tunçyürek’in bir kullanıcıya verdiği “Henüz olmasa da çalışmalarımız arasında” yanıtı, bu doğrultudaki hazırlıkların sürdüğüne işaret etti. Kullanıcıların Tesla’nın sunduğu araç takas hizmetine olan ilgisi, bu sistemin Türkiye’deki potansiyelini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Tesla’nın küresel takas programı kapsamında, binek otomobillerden SUV’lere kadar geniş bir araç yelpazesi kabul ediliyor. Bu süreç oldukça kullanıcı dostu bir şekilde işliyor; Tesla sahipleri araç bilgilerini ve fotoğraflarını çevrimiçi olarak yükleyerek teklif alabiliyor. Takas edilen aracın değeri ise piyasa verileri, endüstri standartları ve aracın fiziksel durumu göz önünde bulundurularak hesaplanıyor. Sadece içten yanmalı motorlu araçları değil, diğer elektrikli araçları da kabul eden Tesla, bu özellikleriyle sektördeki esneklik ve müşteri memnuniyeti açısından güçlü bir örnek teşkil ediyor.
Tesla’nın bu hizmeti Türkiye’ye getirme kararı, elektrikli araç sektörünün hızla büyüdüğü bir dönemde kullanıcıların işlerini kolaylaştıracak yeni bir olanak sunma amacı taşıyor. Türkiye pazarında araç takas sisteminin başarıyla uygulanması, markanın ülke içindeki konumunu güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda kullanıcılar için Tesla’ya geçiş sürecini de daha cazip hale getirecek. Bu adım, Tesla’nın kullanıcı deneyimini her yerde olduğu gibi Türkiye’de de en üst seviyeye çıkarmak istediğini açıkça ortaya koyuyor.
Almanya merkezli elektrikli hava aracı girişimi Volocopter, uçan taksi projelerinin hızla büyüyen rekabet ortamında sürdürülebilir finansal destek bulamayarak iflas başvurusunda bulundu. Mercedes-Benz ve Honeywell gibi büyük destekçilere sahip olmasına rağmen, şirket, düzenli operasyonlarını sürdürmek için yeterli fon sağlama çabalarında başarısız oldu. Volocopter’in şehir içi ulaşım için geliştirdiği elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen (eVTOL) aracı VoloCity, 2025 yılında piyasaya sürülmeyi hedefliyordu. Ancak bu plan, şirketin kaynak sıkıntısı nedeniyle gerçekleşemeyebilir.
Volocopter, iflas süreci boyunca ticari faaliyetlerine devam edeceğini ve bu süreçte yeni yatırımcılar arayacağını belirtti. Şirketin CEO’su Dirk Hoke, yapılan açıklamada, teknolojik ve sertifikasyon alanında diğer rakiplerinin önünde olduklarını ve yeniden yapılanmayla yatırımcılar için cazip bir seçenek olabileceklerini ifade etti. Hoke’un bu açıklaması, şirketin hala umut ışığı aradığını gösteriyor. Ancak iflas, Avrupa’nın eVTOL sektöründeki sistemik sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.
eVTOL endüstrisi küresel olarak büyümesine rağmen, operasyonlardan gelir elde etme zorlukları sektördeki birçok girişimi sıkıntıya sokuyor. Çin, sektördeki şirketlere yasal düzenlemeler ve yerel destekle daha avantajlı bir ortam sunarken, Avrupa’da bu desteklerin yetersiz kaldığı görülüyor.
Geçtiğimiz aylarda bir diğer önemli girişim olan Lilium’un iflas açıklaması, bu problemin daha da yaygın olduğunu doğrular nitelikteydi. Volocopter’in bu zorlukları aşarak piyasadaki yerini koruyup koruyamayacağı, sektördeki geleceği merak konusu olmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupa’daki eVTOL girişimlerinin rekabet edebilmesi için daha geniş kapsamlı düzenlemeler ve finansal teşviklerin gerekliliğini bir kez daha gündeme getirdi.
Çinli otomobil üreticisi MG Motor, Mısır’da 135 milyon dolarlık yatırımla yıllık 100 bin araç üretim kapasiteli bir fabrika kurmaya hazırlanıyor. MG’nin çatı şirketi SAIC Motor ve Mısır arasında imzalanan anlaşmaya göre, bu tesis hem elektrikli hem de hibrit araçların üretim merkezi olacak. Fabrikanın ilk etapta yıllık 50 bin araç üretimiyle başlaması ve 2026’nın ikinci çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. Ardından üretim kapasitesi, ikinci bir genişleme fazıyla 100 bin adede çıkarılacak. Yeni tesis, yerli üretimde %45 yerlilik oranına ulaşmayı hedefliyor ve doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlayacak.
MG, Mısır’da 100 bin araç kapasiteli fabrika inşa edecek
Mısır’da 126 bin metrekarelik bir alana inşa edilecek olan tesis, MG’nin stratejik bir üretim merkezi haline gelecek. İlk üretilecek modelin MG5 sedan olacağı belirtilirken, gelecekte tamamen elektrikli, hibrit ve şarj edilebilir hibrit araçların da üretiminin bu fabrikada gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Mısır’daki üretim tesisi, SAIC Motor’un Al Mansour Automotive Group ile yaptığı iş birliğiyle destekleniyor ve yerel ekonomi için de büyük bir katkı sağlama potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Türkiye ile Mısır arasında mevcut Serbest Ticaret Anlaşması göz önüne alındığında, Türkiye’ye de ihracat olanaklarının artması bekleniyor.
Bu gelişme, MG’nin küresel pazardaki büyüme hedeflerine önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda, Mısır’ın elektrikli araç üretiminde bir merkez haline gelme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının dünya genelinde hızla arttığı bir dönemde bu yatırım, MG’nin hem bölgesel hem de küresel anlamda rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini gösteriyor.
S&P Global Mobility’nin 2025 yılına yönelik analizleri, elektrikli araç (EV) sektöründe kayda değer bir büyüme öngörüyor. Rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde elektrikli araç satışlarının %30 oranında artması ve toplam 15.1 milyon araca ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, küresel otomotiv pazarında elektrikli araçların pazar payını %16,7 seviyesine çıkaracak. 2024 yılı tahminleri, 11.6 milyon elektrikli araç satışı ve %13,2 pazar payı ile mevcut trendin hızlandığını ortaya koyuyor.
2025’te elektrikli araç satışları 15 milyonu aşacak
Bölgesel düzeyde farklı dinamiklerin etkili olduğu gözlemleniyor. Hindistan, %117 oranındaki büyüme ile 2025 yılında en büyük yüzdesel artışı yaşayacak. Bu yükselişle Hindistan’daki elektrikli araç pazar payının %7,5’e ulaşması bekleniyor. Avrupa’da ise elektrikli araçların pazar payının %20,4’e çıkması ve %43,4 oranında yıllık bir büyüme görülmesi öngörülüyor.
Amerika pazarında elektrikli araçların toplam satışlardaki payının %11,2’ye, Çin’de ise %29,7’ye ulaşması bekleniyor. Çin’in büyüme oranı %19,7 ile diğer bölgelere göre daha düşük olsa da, sahip olduğu büyük hacim dolayısıyla bu oran oldukça etkileyici.
Çin hükümetinin 2035 yılına kadar elektrikli araçların pazar payını %50’ye çıkarma hedefi, ülkenin bu alandaki lider konumunu koruyacağını gösteriyor. Şu anki büyüme eğilimlerinin devam etmesi durumunda, bu hedefin planlanandan daha önce gerçekleştirilebileceği düşünülüyor. Elektrikli araç sektörü, çevresel sürdürülebilirlik ve teknolojik inovasyonun öncüsü olmaya devam ediyor ve 2025 yılındaki performansı, küresel otomotiv endüstrisinde bir dönüm noktası olacak gibi görünüyor.
Barkod teknolojisinin ömrü, alışveriş dünyasında son 50 yılını doldurmuşken, artık yerini yeni nesil QR tarzı kodlara bırakmaya hazırlanıyor. Uluslararası standartlar belirleyen GS1, iki yıl içinde tüm perakendecilerin QR tarzı kodları okuyabileceklerini açıkladı. QR kodlar, yalnızca ürün fiyatlarını değil, son kullanım tarihleri, içerik bilgileri, alerjenler ve kullanım talimatları gibi daha fazla bilgi sunacak şekilde tasarlanacak.
QR kodlar, barkodların yerini alacak mı?
Bu, tüketicilere ürünle ilgili kapsamlı bilgiler sağlarken, perakendecilere de önemli avantajlar sunacak. Özellikle gıda israfını önlemek amacıyla, bu QR kodları sayesinde son kullanma tarihi yaklaşan ürünler daha kolay tespit edilecek ve dinamik indirimler uygulanabilecek.
Birkaç perakendeci, yeni nesil kodları denemeye başlamış durumda ve ilk denemeler, özellikle tavuk gibi bozulabilir gıdalarda ciddi oranda israfın azaldığını gösteriyor. Bu yeni kodlar, son kullanım tarihi yaklaşan ürünlerin daha verimli şekilde indirimle satışa sunulmasına imkan tanıyor. Ayrıca, çevre dostu uygulamalar konusunda da yenilikler getirecek. Örneğin, pillerin nasıl geri dönüştürüleceği veya giysilerin nasıl temizleneceği gibi bilgiler, QR kodlar aracılığıyla kolayca erişilebilir olacak.
GS1’in Başkanı ve CEO’su Renaud de Barbuat, 2027 yılı sonuna kadar tüm dünyadaki perakendecilerin bu yeni nesil barkodları okuyabilecek hale gelmesini hedeflediklerini açıkladı. Ancak, bazı uzmanlar, barkodların hala bazı ürünlerde kullanılmaya devam edeceğini savunuyor. Örneğin, son kullanma tarihi olmayan ürünler için eski barkod teknolojisinin devam edebileceği düşünülüyor. Ayrıca, yeni sistemin devreye girmesiyle birlikte ambalajların yeniden tasarlanması gerektiği için bazı ek maliyetler de ortaya çıkacak.
Ukrayna’nın önde gelen mobil operatörü Kyivstar, Elon Musk’a ait Starlink ile önemli bir işbirliği yaparak, ülke çapında uydu üzerinden doğrudan cep telefonu bağlantısı (Direct-to-Cell) sunacak. VEON, Kyivstar’ın ana şirketi olarak bu duyuruyu yaptı. Starlink DTC hizmeti, 2025 yılına kadar Kyivstar kullanıcılarına SMS ve OTT mesajlaşma işlevselliği sunacak. Gelecekte sesli iletişim ve veri hizmetlerinin de eklenmesi planlanıyor.
Bu anlaşma, Ukrayna’nın dijital altyapısının güçlendirilmesine büyük katkı sağlayacak. VEON Group CEO’su Kaan Terzioğlu, Ukrayna’nın bağlantı dayanıklılığı açısından dünya lideri olma hedefiyle atılacak bu adımın önemini vurguladı. Kyivstar CEO’su Oleksandr Komarov ise bu teknolojinin şirketin “Her yerde LTE” hedefini gerçekleştirileceği bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi.
Starlink, uydu üzerinden internet erişimi sağlamak amacıyla geleneksel bir mobil kurulum yerine, 340’tan fazla Starlink DTC uyduyu kullanarak doğrudan akıllı telefonlara bağlantı sağlıyor. Bu hizmet, karasal ağların erişim sağlayamadığı bölgelere de bağlantı sunabiliyor. Özellikle Ukrayna gibi savaş bölgelerinde, internet bağlantısı kritik bir altyapı sağlıyor. Starlink’in uydu interneti, özellikle halk ve askeri amaçlar için büyük öneme sahip. Ancak Rusya, Starlink uydularıyla yer terminalleri arasındaki sinyalleri engellemek için çeşitli çabalar yürütüyor.
Ukrayna, Starlink DTC teknolojisinin sunulacağı ilk çatışma bölgesi oldu. Hizmet, ABD, Japonya, Yeni Zelanda ve diğer ülkelerde de yaygınlaşırken, Ukrayna’ya stratejik bir öncelik verildi. Geçtiğimiz Kasım ayında, Elon Musk, Ukrayna’ya Starlink hizmetleri sağlama taahhüdünü yineleyerek, bölgedeki stratejik önemini vurguladı.
Nostaljik bir donanımı modern teknolojiyle birleştirerek dikkat çekici bir başarıya imza atan bir grup yapay zeka araştırmacısı, 1998 yılında piyasaya sürülen Pentium II ve yalnızca 128MB RAM’e sahip bir Windows 98 sisteminde yapay zeka çalıştırmayı başardı. Oxford Üniversitesi’nden mühendis ve araştırmacılardan oluşan EXO Labs ekibi, bu deneyimle eski bir Elonex Pentium II bilgisayarda güçlü bir yapay zeka dil modeli olan LLaMA’yı başarıyla çalıştırarak teknolojik sınırları yeniden tanımladı. 350MHz hızında çalışan bu nostaljik donanım üzerinde yapılan deneyde, Llama2.c tabanlı modelin verilen bir hikaye oluşturma komutunu yerine getirdiği gözlemlendi ve üstelik hız açısından da tatmin edici bir performans sergilendi.
Pentium II’de yapay zeka çalıştırmayı başardılar
EXO Labs, projenin en büyük zorluklarından birinin, 1998 yılından kalma bir işletim sisteminde modern bir yapay zeka modelini çalıştırmak olduğunu belirtti. Bu süreçte ekip, 260.000 parametreye sahip bir LLaMA modelini saniyede 39.31 token işleme hızında çalıştırmayı başardı. Ancak, daha büyük modellerde performans kaybı yaşandı. Örneğin, 1 milyar parametreye sahip bir modelde bu hız saniyede yalnızca 0.0093 token seviyesine düştü. Yine de bu deneme, hem donanımsal sınırları zorlayarak hem de yapay zeka modellerinin farklı donanımlarda nasıl optimize edilebileceğini göstererek önemli bir başarı olarak değerlendirildi.
LLM running on Windows 98 PC
26 year old hardware with Intel Pentium II CPU and 128MB RAM.
Uses llama98.c, our custom pure C inference engine based on @karpathy llama2.c
Bu deneyin temel amacı, yapay zeka modellerini yalnızca güçlü donanımlarla sınırlı olmaktan çıkarıp daha mütevazı cihazlarda da çalışabilir hale getirmekti. Günümüzde yapay zeka teknolojileri genellikle yüksek maliyetli GPU’lar ve güçlü sunucu altyapılarına bağımlı durumda.
Ancak EXO Labs, bu sınırlamaları aşmayı ve yapay zekayı daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Geliştirilmekte olan “BitNet” adını verdikleri transformer mimarisi, bu hedefin bir adımı olarak dikkat çekiyor. BitNet, üçlü ağırlıklar kullanarak 7 milyar parametreye sahip bir modeli yalnızca 1.38GB depolama alanında çalıştırmayı mümkün kılıyor. Dahası, bu teknoloji tamamen CPU ile çalışmak üzere optimize edilmiş durumda. 100 milyar parametreli bir modelin tek bir CPU ile saniyede 5 ila 7 token işleyebilmesi, bu mimarinin ne denli yenilikçi olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, yapay zekanın potansiyelini geniş bir kitleye ulaştırmayı ve teknolojinin evrenselleştirilmesini mümkün kılmayı amaçlıyor.
Goldman Sachs’ın yaptığı kapsamlı analizler, küresel akıllı telefon pazarında çarpıcı bir dönüşüm yaşandığını gözler önüne seriyor. Verilere göre, pazarın gelecekte belirgin şekilde ikiye bölünmesi bekleniyor: lüks segment ve düşük bütçeli cihazlar. Ancak orta seviye akıllı telefonlar, son yıllarda azalan yenilikçilik ve tüketicilerin ekonomik sıkıntılar nedeniyle daha dikkatli harcama yapma eğilimlerinin bir sonucu olarak ciddi bir gerileme yaşıyor. Bir zamanlar uygun fiyat-performans dengesiyle tüketiciler için cazip olan orta segment, bu dengesini kaybetmiş durumda ve 2021’deki yüzde 35’lik pazar payından 2027’de yalnızca yüzde 23’e düşmesi bekleniyor.
Orta seviye akıllı telefon pazarında çöküş bekleniyor
Bu durum özellikle Türkiye gibi orta seviye telefonların önemli bir pazar payına sahip olduğu ülkelerde daha dikkat çekici hale geliyor. Orta segmentin hızla kaybolması, tüketicilerin uygun fiyatlı ve performans odaklı seçenekler arasında seçim yapma şansını azaltarak pazarı sadece iki kutuplu bir yapıya dönüştürme riski taşıyor. Orta sınıf tüketiciler, teknolojideki yenilik eksikliği ve fiyat artışlarının da etkisiyle bu segmenti terk ediyor gibi görünüyor.
Öte yandan, lüks telefon segmentinin sürekli olarak büyümesi dikkat çekiyor. 2021’de yüzde 22 olan pazar payı, 2023’te yüzde 28’e ulaşarak istikrarlı bir şekilde artmaya devam etti. 2027’de ise yüzde 32’ye yükselmesi bekleniyor. Bu kategorideki cihazlar, değer bazında küresel pazarın yüzde 74’ünü oluşturacak şekilde önemli bir ekonomik güç haline gelmiş durumda. Yüksek kaliteli teknolojilere yönelik artan talep, tüketicilerin daha pahalı ancak üstün özelliklere sahip modellere yöneldiğini açıkça gösteriyor.
Bunun aksine, 200 dolar ve altındaki uygun fiyatlı modeller beklenmedik bir şekilde dayanıklılığını koruyor. Gelişmekte olan pazarların 4G’den 5G’ye geçiş süreci ve ekonomik zorluklar altında ucuz telefonların daha çok tercih edilmesi, bu segmentin istikrarlı kalmasını sağlıyor. Pazar payının yüzde 41 ile 45 arasında sabit kalması, bu cihazlara olan talebin yüksek seviyelerde devam edeceğini gösteriyor. Ancak genel akıllı telefon pazarının büyüme hızının yavaşlaması da dikkat çekiyor. 2025-2027 arasında yıllık büyümenin sırasıyla yüzde 3, yüzde 2 ve yüzde 1 olarak sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu, sektörün olgunlaştığını ve pazar dinamiklerinin yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.