SpaceX, Starship fırlatmalarını beş kat artırmayı hedefliyor

Elon Musk liderliğindeki SpaceX, tarihin en büyük ve en güçlü roketi SpaceX Starship ile fırlatma kapasitesini radikal bir şekilde artırmayı planlıyor. SpaceX Starship ile bu hedeften fazlası hedefleniyor. ABD Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) alınacak çevresel değerlendirme onayı, bu hedefin gerçekleşmesi için kritik bir adım olarak görülüyor.

FAA tarafından 20 Kasım’da yayımlanan 160 sayfalık çevresel değerlendirme taslağı, SpaceX’in yıllık fırlatma sayısını beş kat artırarak 25’e çıkarılmasını öneriyor. Ayrıca taslakta, Starship’in Super Heavy güçlendiricisi ve üst aşama “Ship” aracının fırlatma sonrası Starbase tesisine iniş yapması için 25 ayrı iniş izni bulunuyor. Bu inişlerin, “chopstick” adı verilen özel kollar yardımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.

SpaceX, 13 Ekim’de gerçekleştirilen beşinci Starship test uçuşunda, bu yöntemle ilk başarılı inişini tamamlamıştı. Son olarak 19 Kasım’da yapılan test uçuşunda SpaceX Starship ile roket başarılı bir şekilde kalkış yaptı. Ancak iletişimde yaşanan bir sorun nedeniyle Super Heavy güçlendirici, planlanan Starbase inişi yerine Meksika Körfezi’ne kontrollü bir iniş gerçekleştirdi.

İnsanlığın geleceği için Starship

StarshipSpaceX’in Ay ve Mars’ta insan kolonileri kurma hedefinin merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda SpaceX Starship ile daha fazla keşfin yolu açılıyor. 122 metre yüksekliğindeki paslanmaz çelikten yapılmış bu dev roket, tamamen yeniden kullanılabilir yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket, ilerleyen yıllarda günde birden fazla Starship fırlatması gerçekleştirmeyi planlıyor.

Bugüne kadar Starship, tamamı test uçuşu olmak üzere altı kez havalandı. SpaceX, bu test uçuşlarıyla SpaceX Starship ile teknolojiyi daha da geliştirmeyi ve gelecekte ticari ve bilimsel misyonlar için hazır hale getirmeyi amaçlıyor.

FAA’nın yayımladığı çevresel değerlendirme taslağı şu an için nihai değil. Önümüzdeki aylarda düzenlenecek bir dizi toplantı ve kamuoyu oturumu ile taslak değerlendirilecek.

Elon MuskFAA’nın regülasyonlarının uzay sektörünü yavaşlattığını sık sık eleştiriyor. Musk, “aşırı bürokrasi” ve “kısıtlayıcı düzenlemeler” nedeniyle Starship programının ilerlemesinin zorlaştığını ifade ediyor. Buna rağmen SpaceX, 2025 yılına kadar Starbase tesisinden 25 fırlatma hedefini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaşıyor.

Starship’in artan fırlatma kapasitesi, SpaceX’in Ay ve Mars keşifleri için gerekli olan lojistik altyapıyı SpaceX Starship ile kurmasına büyük katkı sağlayacak. FAA’nın nihai kararı, yalnızca SpaceX’in değil, aynı zamanda uzay araştırmaları tarihinin de seyrini değiştirebilir.

Samanyolu’nun sırrı çözülüyor

Bilim insanları on yıllardır Samanyolu Galaksisi‘ni galaksi oluşumunu anlamak için bir model olarak kullandı. Ancak son araştırmalar, Samanyolu’nun benzersiz olabileceğini ve bu nedenle evrenin geri kalanı için tam anlamıyla bir örnek teşkil etmeyebileceğini gösteriyor. Üç yeni bilimsel çalışma, galaksimizin evrimsel geçmişinin, büyüklük olarak benzer galaksilerden farklı olduğunu ortaya koydu. Samanyolu’nun sırrı çözülüyor ve bu yeni bulgular galaktik araştırmalara ilgi çekiyor.

Samanyolu’nun uydu galaksilerindeki farklılıklar

Samanyolu’nun benzer galaksilerle karşılaştırılabilmesi için SAGA (Satellites Around Galactic Analogs) adlı bir girişim başlatıldı. 10 yılı aşkın süredir devam eden bu girişimde, bilim insanları 101 Samanyolu benzeri galaksiyi ve bunlara ait 378 uydu galaksiyi inceledi. Araştırmalar, Samanyolu’nun uydu galaksileri ve yıldız oluşumu açısından benzersizolduğunu ortaya koydu. Böylece Samanyolu’nun sırrı çözülüyor ve çalışmalar derinleşiyor.

Samanyolu, Büyük ve Küçük Macellan Bulutları (LMC ve SMC) gibi dört parlak uydu galaksiye ev sahipliği yapıyor. Ancak diğer galaksilerle kıyaslandığında Samanyolu’nun uydu sayısının daha az olduğu görüldü. Bu durum, galaksimizi “istisnai” bir konuma yerleştiriyor. SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’ndan Prof. Risa Wechsler, “Sonuçlarımız, galaksi oluşum modellerini sadece Samanyolu ile sınırlayamayacağımızı gösteriyor. Evrendeki benzer galaksilerin tüm dağılımına bakmak zorundayız,” diyerek bu durumu vurguladı ve belirtti ki, Samanyolu’nun sırrı çözülüyor olabilir.

Karanlık maddenin rolü ve yıldız oluşumu

Galaksiler, büyük ölçüde karanlık madde olarak adlandırılan ve sıradan maddeyle etkileşime girmeyen bir yapı tarafından şekillendiriliyor. Evrendeki maddenin %85’ini oluşturan bu gizemli madde, galaksilerin ve yıldızların oluşumunda kritik bir rol oynuyor. SAGA araştırmacıları, bu karanlık madde halesinin galaksi evrimi üzerindeki etkilerini incelemeye odaklandı. Bu kapsamda, Samanyolu’nun sırrı çözülüyor ve yeni veriler elde ediliyor.

Samanyolu, uydu galaksilerinde yıldız oluşumu açısından da benzersiz bir tablo sergiliyor. Çoğu galakside küçük uydu galaksiler hâlâ yıldız oluşturmaya devam ederken, Samanyolu’nda bu süreç yalnızca LMC ve SMC gibi büyük uydularda gözlemlendi. Daha küçük uydu galaksilerde yıldız oluşumu durmuş durumda. Araştırmacılar, bunun ev sahibi galaksinin karanlık madde halesinin güçlü çekim gücüne bağlı olabileceğini belirtti.

SAGA ekibinin elde ettiği veriler, galaksi oluşumu teorilerinin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Araştırmacılar, galaksi oluşumlarını anlamak için yalnızca Samanyolu’nu temel almanın yanıltıcı olabileceğini ve evrendeki diğer galaksilerin de kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Sonuç olarak, Samanyolu’nun sırrı çözülüyor ama hala öğrenilecek çok şey var.

Spiral Galaxy Milky Way

Sonuç olarak, Samanyolu’nun “istisnai” bir galaksi olduğu fikri, evrenin nasıl şekillendiğine dair bilimsel yaklaşımları yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor. Bu bulgular, galaksi evrimi üzerine yapılan çalışmalar için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Böylelikle, Samanyolu’nun sırrı çözülüyor ve bu yeni dönem başlıyor.

Dünyanın en gelişmiş hiper yerçekimi tesisi faaliyete başladı!

0

Çin, bilim dünyasında çığır açan bir projeye daha imza atarak dünyanın en güçlü yapay yerçekimi oluşturabilen tesisini hizmete sundu. Hangzhou şehrinde inşa edilen ve Centrifugal Hypergravity and Interdisciplinary Experiment Facility (CHIEF) olarak adlandırılan bu ileri düzey tesis, mühendislikten jeolojiye, çevre araştırmalarından malzeme bilimine kadar geniş bir yelpazede deneylere ev sahipliği yapacak. Yapay yerçekimi oluşturma teknolojisiyle donatılmış bu tesis, yalnızca bilimsel araştırmalarda değil, aynı zamanda pratik mühendislik çözümlerinde de önemli bir rol oynayacak.

Dünyanın en gelişmiş hiper yerçekimi tesisi resmen faaliyete geçti

CHIEF, Çin hükümetinin 2018 yılında onayladığı ve 2020’de inşasına başlanan bir proje olarak toplamda 2 milyar yuan, yani yaklaşık 276,5 milyon ABD doları maliyetle tamamlandı. Dünyanın en büyük ve en güçlü hiper yerçekimi santrifüjüne sahip olan bu tesis, yapay olarak Dünya’nın doğal yerçekiminin katbekat üstünde hiper yerçekimi oluşturabiliyor. Bu teknoloji, temelinde yüksek hızda dönen dev bir kol aracılığıyla çalışıyor. Dönüş sırasında oluşan merkezkaç kuvveti, 1G’nin çok üzerinde bir basınç yaratarak çeşitli simülasyonlar ve testler için gereken ekstrem yerçekimi koşullarını oluşturuyor.

Dünyanın en gelişmiş hiper yerçekimi tesisi resmen faaliyete geçti.
Dünyanın en gelişmiş hiper yerçekimi tesisi resmen faaliyete geçti.

Tesis, özellikle doğada binlerce yıl sürebilecek süreçleri hızlandırarak analiz yapma imkanı sunmasıyla dikkat çekiyor. Örneğin, kirleticilerin taşınma süreçleri veya nehir taşkınlarının baraj yapıları üzerindeki etkileri gibi uzun zaman aralıklarında gerçekleşen olaylar, burada sadece birkaç saat içinde modellenebiliyor. Ayrıca, barajların yıllar boyunca maruz kaldıkları stres koşulları veya depremlerin zemin yapılarına etkileri gibi konular da bu tesis sayesinde incelenebilecek. Uzayda bitki yetiştirme gibi ileri düzey deneylerin de yapılabileceği CHIEF, mühendislik yapılarının güvenliğini artırmak ve dayanıklılıklarını test etmek için eşsiz bir platform sunuyor.

Teknik açıdan bakıldığında, CHIEF’in santrifüjleri 1.900 g-t kapasiteye ve 32 ton yük taşıma gücüne sahip. Bu özellikler, ABD Ordusu Mühendislik Birliği’nin 1.200 g-t kapasiteli tesisini ve NASA’nın Goddard Uzay Merkezi’ndeki 30G’ye kadar hızlanabilen santrifüjünü geride bırakıyor. CHIEF’in çok daha büyük yükleri daha yüksek G kuvvetlerine çıkarabilme kapasitesi, bu teknolojiyi dünya çapında benzersiz kılıyor.

Tesis, baraj ve yamaç mühendisliği, sismik zemin mekaniği, derin deniz ve yer mühendisliği, jeolojik süreçlerin modellenmesi ve malzeme işleme gibi çeşitli alanlarda kullanılacak. CHIEF’in ilk santrifüj motoru şu anda faaliyette, diğer iki santrifüj ve on birimlik destek ekipmanlarının üretimi ise devam ediyor. Tesisin tam kapasiteyle faaliyete geçmesi, Çin’in bilim ve teknoloji alanındaki liderlik hedeflerini daha da ileri taşıyacak.

iPhone 17 Air: yeni tasarım ve özellikleri ortaya çıktı

Apple’ın merakla beklenen yeni modeli iPhone 17 Air, radikal bir tasarım değişikliğiyle karşımıza çıkacak. Son zamanlarda gündemde olan model, iPhone 17 Plus yerine gelmesi bekleniyor. Henüz iPhone 16 ve iPhone 16 Pro‘nun satışa sunulmasından sadece iki ay geçmişken, iPhone 17 özellikleri hakkında konuşmalar şimdiden başladı.

Kamera tasarımında değişiklik

Yeni sızan görüntülere göre iPhone 17 Air, merkezi bir konumda yer alan kamera çıkıntısıyla dikkat çekecek. Bu tasarım değişikliği, iPhone’ların klasik köşe kamera düzenini sona erdiriyor. Ayrıca, önceki SE modellerinden farklı olarak, Air sürümünde ikili kamera kurulumu yer alacak. Bu yeni modelin fiyatının ise 1.299 ile 1.499 dolar arasında olması bekleniyor.

İnce tasarım ve pil performansı

iPhone 17 Air’ın tasarımının doğrulanması durumunda, bu modelin diğer iPhone’lardan belirgin şekilde ayrılacağısöyleniyor. Başlangıçta, bu modelin ince bir yapıya sahip olacağı ve yüksek yoğunluklu bir pil sayesinde kalınlık ve ağırlık konusunda rakipsiz olacağı öne sürülmüştü. Ancak, Apple’ın bu teknolojiyi uygulamada karşılaştığı zorluklar nedeniyle tasarım hedeflerinde değişiklikler yaptığı belirtiliyor.

iPhone 17 Air’ın yanı sıra, iPhone 17 Pro modelleri de önemli yenilikler getirecek gibi görünüyor. iPhone 17 Pro Max’in 48 MP periskop telefoto lens içereceği ve bu özellik sayesinde Android amiral gemilerine güçlü bir rakip olacağı söyleniyor. Ancak, tasarım yönünden büyük bir değişiklik beklenmiyor.

Beklenen özellikler

iPhone 17 Air’ın özellikleriyle ilgili bazı çelişkili söylentiler olsa da, çoğu kaynak cihazın yaklaşık 6.6 inç büyüklüğünde bir ekranla geleceğini öngörüyor. Apple tedarik zinciri analisti Ming-Chi Kuo, cihazın A19 çipi, Dinamik Ada, tek arka kamera ve 5G modemi ile geleceğini tahmin ediyor. Ayrıca, son gelen bilgilere göre cihazda alüminyum çerçeve, Face ID, 48 megapiksel tek arka kamera, 24 megapiksel ön kamera ve 8 GB RAM bulunacak.

Samsung, yeni nesil yapay zeka Modeli Gauss 2’yi tanıttı

Samsung, Güney Kore’de düzenlenen Geliştirici Konferansı’nda yeni üretken yapay zeka modeli Gauss 2 GenAI‘yi tanıttı. Şirket, bu ikinci nesil yapay zeka modeliyle Galaxy AI’ı daha hızlı ve daha akıllı hale getirmeyi hedefliyor. Yeni modelin adı Samsung Gauss 2 olarak da biliniyor.

Gauss 2’nin özellikleri neler?

Gauss 2, çok modlu bir yapay zeka modeli olarak kod, resim ve dil gibi birden fazla veri türünü aynı anda işleyebiliyor. Üç farklı versiyonla gelen model, cihazların performansını ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi amaçlıyor:

  • Kompakt Versiyonİnternet bağlantısına ihtiyaç duymadan tamamen cihaz üzerinde çalışabiliyor. Akıllı telefon ve tablet gibi cihazlarda kullanılacak.
  • Dengeli VersiyonPerformans, hız ve verimliliği dengeliyor. İnternet bağlantısıyla çalışıyor ve geniş kapsamlı bir deneyim sunuyor. Örnek olarak Gauss 2 ile uyumludur.
  • Supreme VersiyonEn yüksek performansı sağlamak için tasarlandı. Belirli görevlerde en uygun uzman modelini seçerek kullanıcıya yardım ediyor.

SamsungGauss 2’nin birinci nesilden üç kat daha hızlı çalıştığını ve çeşitli kodlama dillerini desteklediğinibelirtiyor.

Galaxy AI ile daha hızlı ve akıllı deneyim

Gauss 2’nin sunduğu gelişmiş özellikler, Samsung’un Galaxy AI yeteneklerini güçlendirecek. Call AssistChat AssistGenerative AI Edit ve Sketch to Image gibi araçlar, bu model sayesinde daha hızlı ve kaliteli çalışacak. Bu da Samsung Gauss 2’nin katkılarındandır.

Gauss 2, şu anda Samsung’un şirket içi operasyonlarında kodlama yardımı, belge özetleme, e-posta yazma ve çevirigibi alanlarda aktif olarak kullanılıyor. Ayrıca çağrı merkezi çalışanları, müşteri aramalarını otomatik olarak kategorize etmek ve özetlemek için bu modelden faydalanıyor. Teknoloji meraklıları ise Samsung Gauss 2 ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyorlar.

SamsungGauss 2’yi ürünlerine entegre ederek kullanıcılarına daha fazla kolaylık ve kişiselleştirme sunmayı hedefliyor. Akıllı telefonlardan ev aletlerine kadar geniş bir ürün yelpazesinde bu yapay zekanın yer alması bekleniyor.

SamsungGauss 2 ile yapay zeka alanındaki rekabette yeni bir sayfa açıyor. Üretken yapay zeka modellerine olan talebin hızla arttığı günümüzde, Gauss 2’nin kullanıcı deneyimini ve şirketin teknoloji ekosistemini nasıl dönüştüreceğimerak konusu. Samsung Gauss 2 hakkında daha fazla bilgi gelecek günlerde ortaya çıkabilir.

Lighthouse, konaklama sektörüne yenilik getirmek için 370 milyon dolar yatırım aldı!

Lighthouse, bu yatırımla birlikte daha fazla veri seti, analiz aracı ve yapay zeka (AI) fonksiyonu geliştirmeyi hedefliyor.

Şirket ayrıca, işlerini büyütmek için yeni şirket satın almaları yapmayı planlıyor. Bugüne kadar dört satın alma gerçekleştiren Lighthouse, bu yıl Stardekk’i satın alarak otel rezervasyonlarını ve diğer yönetim işlevlerini tek bir yazılımda sunan bir çözüm edinmişti. Bu strateji, şirketin daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmasına ve hizmet yelpazesini çeşitlendirmesine olanak sağlıyor.

Lighthouse’un yükselen yıldızı ve Avrupa ekosistemi

370 milyon dolarlık bu yatırım, sadece Londra merkezli bir girişim için büyük bir rakam değil, aynı zamanda bu yıl seyahat sektöründe yapılan en büyük yatırımlardan biri.

Avrupa’daki startup ekosisteminde, özellikle teknoloji ve ekonomik büyüme konusunda bazı zorluklarla karşılaşılsa da, Lighthouse’ın yatırımcılar tarafından doğru stratejilerle ilerlediği bir kez daha doğrulandı. Şirket, 2021 yılında 80 milyon dolar yatırım almıştı ve bu yeni finansman, girişimin son birkaç yılda sağladığı başarıyı pekiştirmiş oldu.

Lighthouse’ın sunduğu ürünler, otel yönetimi ve rezervasyon gibi işlemleri doğrudan yönetmektense, işletmelere iş zekası, analiz ve içgörü sağlamak üzerine odaklanıyor. Şirket, her gün 400 terabayt seyahat ve pazar verisini işlediğini belirtiyor. Yapay zeka kullanarak, müşterilerine daha doğru stratejik kararlar almaları için içgörüler sunuluyor ve bugün, Holiday Inn, Radisson ve NH Hotel Group gibi büyük otel zincirlerinin de aralarında bulunduğu 70.000’den fazla konaklama sağlayıcısı bu araçları kullanıyor.

Lighthouse’ın bu yatırımı, konaklama sektöründeki şirketlerin fiyatlandırma stratejilerini geliştirme ve müşterilere daha iyi hizmet sunma konusunda güçlü bir talep olduğunu gösteriyor. Seyahat edenlerin daha fazla seçeneğe sahip olduğu ve otel arama ile rezervasyon işlemlerinin her zamankinden daha kolay hale geldiği bir dönemde, bu tür veri odaklı araçlar büyük önem taşıyor.

Lighthouse CEO’su Sean Fitzpatrick, konu hakkında yaptığı bir konuşmada “Hedefimiz, konaklama verilerini ve araçlarını daha güçlü, erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirmek.” dedi. Fitzpatrick, şirketin geleceği hakkında heyecanlı olduklarını ve sektördeki fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeyi planladıklarını belirtti.

Geçmişteki yatırım turlarına katılan Spectrum Equity, F-Prime Capital, Eight Roads Ventures ve Highgate Technology Ventures, bu yeni Series C yatırım turuna da katıldılar.

Saniyede 250 katrilyon işlem yapan LEONARDO’nun veri merkezine girdik!

LEONARDO, İtalya’nın Bologna kentindeki CINECA veri merkezinde bulunan ve dünyanın en hızlı süperbilgisayarlarından biri olan bir teknoloji harikası. 2022 yılında faaliyete geçen bu devasa sistem saniyede 250 katrilyon işlem kapasitesiyle bilimsel araştırmalara ve büyük veri analizlerine yeni bir boyut kazandırıyor.

LEONARDO, Avrupa’nın yüksek performanslı hesaplama gücünü artırmak amacıyla EuroHPC Joint Undertaking girişimi ve İtalya Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanlığı tarafından ortaklaşa finanse edildi. Sistem, Atos BullSequana XH2000 altyapısı üzerine kuruldu ve yaklaşık 14.000 Nvidia Ampere GPU’ya sahip.

200 Gbit/s Nvidia Mellanox HDR InfiniBand bağlantı teknolojisiyle desteklenen LEONARDO, 2022 yılında dünyanın en hızlı beşinci süperbilgisayarı olarak TOP500 listesine girdi ve Avrupa’da ikinci sırada yer aldı. Bologna’da eski bir tütün fabrikasından dönüştürülen Bologna Technopole’da bulunan bu sistem, hem teknolojisi hem de mimarisiyle dikkat çekiyor.

LEONARDO üç ana modülden oluşuyor. Bunlardan ilki olan Booster modülü, yüksek performanslı hesaplama görevlerini gerçekleştirmek üzere tasarlandı. Bu modülde yer alan 3.456 düğüm, her biri dört Nvidia A100 GPU’ya ve 32 çekirdekli Intel Xeon işlemciye sahip. Booster modülü, toplamda 240,5 petaflops işlem gücü sunarak sistemin temelini oluşturuyor.

İkinci modül olan veri merkezli modül, büyük veri analitiği ve işleme görevleri için optimize edildi. Bu modülde kullanılan 1.536 düğüm, her biri 56 çekirdekli iki Intel Sapphire Rapids işlemciye ve 512 GB DDR5 RAM’e sahip. Üçüncü modül olan ön uç ve servis modülü, kullanıcı oturum açma işlemleri, görselleştirme ve sistem yönetimi gibi işlevleri yerine getiriyor.

Sistemin depolama kapasitesi de oldukça etkileyici. LEONARDO, toplamda 110 petabaytlık iki katmanlı bir depolama sistemine sahip. Hızlı depolama katmanı 5,7 petabayt kapasite ve saniyede 1,4 terabayt aktarım hızı sunarken, büyük kapasite katmanı 137,6 petabaytlık bir alana sahip.

Bu özellikler, sistemin büyük veri kümeleri üzerinde hızlı ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Tüm bileşenler, Nvidia Mellanox HDR 200 Gbit/s bağlantı ağı ile birbirine bağlandı ve bu sayede düşük gecikme süreleriyle yüksek veri aktarım hızları mümkün hale geldi.

LEONARDO’nun kullanım alanları oldukça geniş. İklim değişikliği modelleri, doğal afet simülasyonları, pandemilerle mücadele ve yapay zeka algoritmalarının eğitimi gibi pek çok alanda aktif bir şekilde kullanılıyor.

Özellikle iklim araştırmaları, genetik analizler ve yeni malzemelerin geliştirilmesi gibi ileri düzey bilimsel çalışmalarda önemli bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra, büyük veri kümeleri üzerinde çalışarak yapay zeka ve makine öğrenimi algoritmalarının eğitimini destekliyor.

İtalya’nın bilimsel ve teknolojik ilerlemesini temsil eden LEONARDO, yalnızca güçlü bir süperbilgisayar değil, aynı zamanda Avrupa’nın yüksek performanslı hesaplama kapasitesindeki liderliğini pekiştiren bir proje.

Bu sistem, araştırmacılara daha karmaşık problemleri çözme ve yenilikçi keşifler yapma imkanı sunuyor. Bologna Technopole’da yer alan bu ileri teknoloji ürünü, hem İtalya hem de Avrupa için büyük bir stratejik öneme sahip.

Qualcomm Snapdragon X ailesini uygun fiyatlı işlemciyle genişletiyor

0

Qualcomm, ARM tabanlı PC işlemci ailesini genişletmek için kolları sıvadı. Snapdragon X Elite ve X Plus modelleriyle güçlü bir çıkış yapan şirket, şimdi de uygun fiyatlı bir işlemci geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni hamle, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarların daha erişilebilir hale gelmesini sağlayabilir.

Yakın zamanda düzenlenen Investor Day etkinliğinde yapılan açıklamalara göre, Snapdragon X ailesine dahil olacak üçüncü model, uygun fiyatıyla dikkat çekiyor. Bu yeni işlemcinin, 6 çekirdekli bir yapıya sahip olması ve yaklaşık 600 dolarlık bir başlangıç fiyatıyla piyasaya sürülmesi bekleniyor. Karşılaştırmak gerekirse, Snapdragon X Elite ve X Plusmodellerinin fiyatları 1.000 dolar civarında.

Uygun fiyatlı modelde öne çıkan özellikler

Qualcomm, uygun fiyatlı bu modelde de performanstan ödün vermemeyi hedefliyor. Yeni işlemci, serinin en önemli özelliklerinden biri olan NPU (Neural Processing Unit) desteğini koruyacak. NPU, özellikle Microsoft Copilot+PCsertifikası için hayati önem taşıyor. Bu sayede kullanıcılar, uygun fiyatlı modellerde de gelişmiş yapay zeka yeteneklerinden yararlanabilecek.

CES 2024’te tanıtılması bekleniyor

Yeni işlemcinin resmi çıkış tarihi henüz açıklanmasa da, Qualcomm’un bu modeli CES 2024 etkinliğinde tanıtması bekleniyor. Snapdragon X ailesine eklenecek bu uygun fiyatlı işlemci, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarları daha geniş bir kitle için cazip hale getirebilir.

Qualcomm’un Snapdragon X ailesindeki bu genişleme, PC dünyasındaki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak gibi görünüyor. Hem performans hem de fiyat açısından kullanıcıları memnun edecek bu hamle, ARM tabanlı cihazların yaygınlaşmasını hızlandırabilir.

Toyota bZ7’nin seri üretim versiyonu 2025’te geliyor!

Toyota, tamamen elektrikli bZ ailesini genişletmeye devam ediyor. Markanın yeni modeli bZ7, konsept olarak tanıtılmasının ardından 2025 yılında Çin pazarında satışa sunulacakGAC Toyota ortaklığıyla üretilecek bu modelin, tıpkı kardeşi bZ3 gibi Çin’e özel bir otomobil olması bekleniyor.

Çin pazarında güçlü rekabet

Elektrikli sedan segmentinde kıyasıya bir rekabetin yaşandığı Çin’de, Toyota bZ7’nin öne çıkması için dikkat çeken bir tasarım ve gelişmiş teknolojilerle donatılması planlanıyor. Modelin ön tarafında bZ ailesine özgü çıkıntılı burun tasarımı ve boydan boya uzanan LED ışık imzası yer alıyor. Yan profildeki kavisli kapılar, ışık oyunlarıyla dinamik bir görünüm sunarken, arkaya doğru uzanan coupe tarzı tavan çizgisi modele modern bir hava katıyor. Modelin adı olan Toyota bZ7’nin dikkat çeken detayları var.

Toyota bZ7, gövde uzunluğuna oranla oldukça uzun bir aks mesafesi sunuyor. Bu sayede iç mekanda ekstra ferahlıksağlanacağı belirtiliyor. Aracın büyük jantları hem şık bir görünüm sağlıyor hem de aerodinamik açıdan verimli bir tasarıma sahip. Konseptte yer alan dijital yan aynaların, üretim versiyonunda geleneksel aynalarla değiştirilebileceğidüşünülüyor.

BYD teknolojileri ile güçlenecek

Toyota’nın, bZ3 modelinde olduğu gibi bZ7’de de BYD teknolojilerinden faydalanması bekleniyor. bZ3’te kullanılan 49,9 ve 65,3 kWh lityum demir fosfat Blade bataryalar ve BYD’nin geliştirdiği elektrik motorları, bZ7’nin de teknik altyapısına ışık tutuyor. Ancak Toyota bZ7’nin performans ve menziline dair detaylar henüz açıklanmadı.

Toyota’nın bZ4X haricindeki elektrikli modelleri, şu an için Çin pazarıyla sınırlı. Bu durum, bZ7’nin de büyük olasılıkla yalnızca Çin’de satışa sunulacağını işaret ediyor. Markanın, bu stratejiyle elektrikli araç segmentinde Çin pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Tüm bu özellikler Toyota bZ7’nin öne çıkması için bir fırsat.

Toyota bZ7elektrikli sedan segmentinde fark yaratmayı hedefleyen tasarımı ve teknolojisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Detayların 2024 yılı içerisinde açıklanması bekleniyor.

WhatsApp, işletme mesajları için yeni kontrol seçenekleri sunuyor!

Özellikle WhatsApp Business’ın 200 milyon aktif kullanıcıya ulaşmasıyla birlikte, işletmelerden gelen yoğun mesajlar bazı kullanıcılar için sorun haline gelmişti.

Şimdiye kadar, kullanıcılar bu mesajları ya tamamen kabul etmek ya da işletme hesaplarını engellemek zorundaydı. Ancak WhatsApp, kullanıcıların hangi tür mesajları almak istediklerini daha kolay belirlemelerini sağlayacak yeni bir sistem geliştiriyor.

İstemediğiniz mesajları engelleyin, istediklerinizi almayı sürdürün

Meta, WhatsApp üzerinden işletme mesajlarıyla etkileşimde daha fazla esneklik sunacak seçenekler üzerinde çalıştığını duyurdu.

Kullanıcılar artık belirli mesaj türleri için “ilgilendim/ilgilenmedim” veya “durdur/devam et” gibi seçenekleri kullanabilecek. Örneğin, pazarlama içerikli kampanya ve duyuru mesajlarına ilgi göstermeyen bir kullanıcı, bu tür mesajları tamamen durdurabilecek. Aynı zamanda, kullanıcılar istedikleri zaman bu mesajları yeniden almayı tercih edebilecek.

WhatsApp Business ve mesaj kategorileri

WhatsApp Business platformunda işletmeler, mesajlarını dört ana kategori üzerinden gönderiyor: Pazarlama (kampanyalar ve yeni ürünler), Yardımcı (sipariş durumu ve hesap bilgileri), Kimlik Doğrulama (tek kullanımlık şifreler) ve Hizmet (müşteri desteği). Ancak, geçmişte kullanıcıların bu mesaj türlerini ayırarak kontrol etme imkanı yoktu.

Yeni özelliklerle, bir kullanıcı sadece ilgilenmediği kategorileri engellerken diğer mesajları almaya devam edebilecek. Örneğin, bir e-ticaret sitesinden kampanya mesajlarını almak istemeyen kullanıcı, sipariş durumu veya doğrulama kodu mesajlarını almayı sürdürebilecek.

Kullanıcılar için daha fazla kontrol, işletmeler için daha iyi iletişim

Meta’nın Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Nikila Srinivasan, bu yeniliklerin kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi ve işletmelere daha etkili mesajlaşma yöntemleri sunmayı hedeflediğini belirtti.

Srinivasan, “Kullanıcılara işletme mesajları üzerinde daha fazla kontrol sunarak hem onların hem de işletmelerin daha sağlıklı bir iletişim kurmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca, işletmeleri daha etkili ve kullanıcı dostu kampanyalar konusunda eğitmek, platform üzerindeki spam mesajları da azaltacaktır.” dedi.

Bu yeni özelliklerle WhatsApp, kullanıcıların ana gelen kutusundaki işletme mesajlarını daha iyi yönetmesine olanak tanıyacak. İşletmelerden gelen mesajlar kullanıcıların isteklerine göre şekillenecek ve gereksiz mesaj yükü azaltılacak.

WhatsApp’ın bu adımı, hem kullanıcı memnuniyetini artırmayı hem de işletmeler için sürdürülebilir bir iletişim modeli oluşturmayı hedefliyor.

Task360, bakım süreçlerini kolaylaştıracak!

0

Türk yazılımcılar tarafından geliştirilen Task360, işletmelerin bakım süreçlerini dijitalleştirerek ve mobil çözümlerle destekleyerek bu alandaki yönetimi kolaylaştırıyor. Ayrıca, CMMS (Bilgisayarlı Bakım Yönetim Sistemi) ve EAM (Kurumsal Varlık Yönetimi) çözümleri sunan platform, işletmelere operasyonel verimlilik, maliyet tasarrufu ve risk azaltma gibi özellikler sunuyor. Esnek ve ölçeklenebilir bir yapıya sahip olan Task360, üretimden lojistiğe, sağlıktan kamu hizmetlerine kadar pek çok farklı sektöre uyum sağlıyor. Dijital bakım iş emirleri ve otomatikleştirilmiş süreçler sayesinde işletmeler, iş akışlarını hızlandırarak hata risklerini daha aza indiriyor. Bu sayede bakım stratejilerini optimize eden işletmeler, yüksek maliyetleri düşürme fırsatı buluyor.

Task360, bakım süreçlerini kolaylaştırıyor

Task360, envanter yönetimi modülü ile yedek parça ve malzeme stoklarını verimli bir şekilde kontrol etme imkânı sağlıyor. Bu sayede gereksiz stok maliyetleri azalırken, kaynaklar daha verimli kullanılıyor. Öngörücü bakım araçları ise ekipman arızalarını önceden tespit ederek beklenmedik duraklamalar ve onarım maliyetlerini minimuma indiriyor. Ayrıca saha çalışanlarına yönelik mobil uygulama desteği, iş emirlerine hızlı erişim imkânı tanıyor. İnternet bağlantısı olmasa bile çevrimdışı modda çalışabilen bu uygulama, bakım süreçlerinin kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlıyor.

Task360’ın kurucusu Berkhan Esmer, şirketin sunduğu dijital çözümleri ve dönüşüm vizyonunu şu şekilde ifade ediyor: “Bakım yönetiminde dijitalleşmenin, sadece verimliliği artırmakla kalmayıp, işletmelere sürdürülebilir bir büyüme fırsatı sunduğuna inanıyoruz. Task360 olarak amacımız, işletmelere bakım süreçlerinde hız, doğruluk ve esneklik kazandırırken, maliyetlerini de önemli ölçüde düşürmelerine yardımcı olmak. Dijital çözümler ve mobil uygulamalarla saha ekiplerinin verimliliğini artırıyor, aynı zamanda bakım süreçlerini optimize ederek işletmelerin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe adım atmalarını sağlıyoruz.”

Veri analitiği ve gelişmiş raporlama araçlarıyla donatılmış olan Task360, dijitalleşmenin sağladığı veri toplama ve analiz süreçlerini otomatikleştiriyor. Bu araçlar, ekipman performansını izlemeyi ve bakım stratejilerini optimize etmeyi daha kolay hale getiriyor. İşletmeler bu sayede hızlı ve doğru kararlar alarak bakım süreçlerinde verimliliklerini artırabiliyor. Ayrıca, bakım maliyetlerini azaltmaya yönelik olarak önleyici bakım planlaması, envanter yönetimi ve veri analitiği gibi çözümler sunuluyor. Bu planlamalar sayesinde beklenmedik tamir maliyetlerinin önüne geçiliyor ve gereksiz alımlar engellenerek maliyetler önemli ölçüde düşürülüyor.

Task360, işletmelerin dijitalleşme sürecine güçlü bir katkı sağlayarak bakım yönetiminde hızlı, verimli ve sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Mobil çözümler ve dijital altyapı sayesinde bakım süreçlerini iyileştirirken riskleri azaltıyor ve operasyonel verimliliği artırıyor.

OpenAI mühendislerinden telif hakkı davasında kritik hata!

İddialara göre, OpenAI mühendisleri, davayla ilgili olabilecek verileri yanlışlıkla sildi. Her iki yayın kuruluşu da, içeriklerinin OpenAI’in yapay zeka modellerini eğitmek için izinsiz kullanıldığını öne sürüyor.

Veri silme olayı ve yeniden toplama süreci

Geçtiğimiz sonbaharda OpenAI, yayıncıların kendi içeriklerini eğitim veri setlerinde arayabilmesi için iki sanal makine sağlamayı kabul etmişti. Ancak, 14 Kasım’da OpenAI mühendisleri, bu sanal makinelerden birinde depolanan arama verilerini yanlışlıkla sildi. Veriler büyük ölçüde kurtarılsa da, dosya yapısı ve isimlendirmeler geri getirilemedi. Bu durum, kurtarılan verilerin hangi içeriklerin telif hakkını ihlal ettiği konusunda kesin sonuçlar sağlamasını imkansız hale getirdi.

Davacıların avukatları, verilerin kullanılamaz hale gelmesinin kendilerini sıfırdan başlamak zorunda bıraktığını belirtti. Bu hata, önemli miktarda insan gücü ve bilgisayar işlem süresi kaybına yol açtı. Avukatlar, olayın kasıtlı olmadığına inandıklarını ifade ederken, bu tür aramaların şirketin kendi araçlarıyla yapılmasının daha verimli olacağını savundu.

Telif hakkı tartışmaları ve OpenAI’in tutumu

OpenAI, kamuya açık verilerle yapay zeka eğitiminin “adil kullanım” kapsamında olduğunu savunuyor. Ancak, şirketin Associated Press, Business Insider ve Financial Times gibi bazı yayıncılarla lisans anlaşmaları yaptığı biliniyor. Bu anlaşmaların detayları kamuoyuyla paylaşılmasa da, bazı içerik sağlayıcıların yıllık milyonlarca dolar aldığı belirtiliyor.

Yine de, şirketin modellerini eğitmek için hangi içeriklerin kullanıldığı konusunda net bir açıklama yapmaktan kaçındığı görülüyor. Bu dava, yapay zeka şirketlerinin veri kullanımı ve telif haklarıyla ilgili düzenlemelere uyum sağlama konusundaki sorumluluklarını yeniden gündeme taşıyor.

OpenAI’in bu süreçteki yaklaşımı, yapay zeka ve telif hakları arasındaki dengede önemli bir örnek teşkil edebilir.

Türkiye kartlı ödemelerde rekor kırmaya devam ediyor!

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) yayınladığı Ekim 2024 verilerine göre, kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kart kullanımı ile yapılan ödemelerde ve işlem adetlerinde önemli artışlar yaşanıyor

Türkiye’deki toplam kart sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre %12 artarak 430,4 milyon adede ulaştı. 127,8 milyon kredi kartı, 193,1 milyon banka kartı ve 109,5 milyon ön ödemeli kartın kullanımda olduğu açıklandı. Özellikle ön ödemeli kartlar %28’lik artışla dikkat çekiyor.

Ödemelerde Rekor: 1,49 Trilyon TL

Kartlarla yapılan ödemelerde toplam tutar %78’lik bir artışla 1,49 trilyon TL’ye ulaştı. Bu ödemelerin 1,25 trilyon TL’si kredi kartları ile gerçekleştirilirken, banka kartları 204,8 milyar TL, ön ödemeli kartlar ise 30,6 milyar TL ile katkı sağladı.

İnternetten Ödemede Patlama

E-ticaret alanındaki büyüme rakamlara da yansıdı. İnternetten kartlı ödeme tutarı %82 artışla 432,1 milyar TL’ye yükselirken, internet üzerinden yapılan toplam ödeme sayısı 236,5 milyon oldu.

Temassız ödeme artık bir yaşam tarzı

Ekim ayında yapılan mağaza içi ödemelerin %81’i temassız olarak gerçekleştirildi. Temassız ödemelerdeki tutar %93 artışla 472,6 milyar TL’ye ulaştı. Temassız ödeme adedi ise %20 artarak 1,07 milyar oldu.

BKM’nin yaptığı açıklamada, dijital ödeme altyapılarının genişlemesi ve kullanım kolaylığı sayesinde ödemelerdeki büyümenin devam edeceği vurgulandı. Türkiye’nin milli kart şeması TROY ve BKM’nin diğer yenilikçi çözümleri, dijital ödemelerin geleceğinde önemli bir rol oynuyor.

Bankalararası Kart Merkezi Ekim 2024 raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Messenger, yepyeni özelliklere kavuşuyor!

Messenger, özellikle Wi-Fi üzerinden yapılan aramalar için HD çözünürlüğü varsayılan olarak sunarken, mobil ağlar üzerinden yapılan aramalarda da bu seçenek kullanılabilir hale gelecek.

Yeni sesli ve görüntülü mesajlaşma özellikleri

Yeni güncellemelerle birlikte, kullanıcılar artık birine ulaşamadıklarında sesli veya görüntülü mesaj bırakabilecekler. Yani, geleneksel dijital sesli postanın bir benzeri olan bu özellik, arama yapılırken cevap alınamadığında devreye girecek.

Kullanıcılar, “Mesaj Kaydet” butonuna tıklayarak bir sesli ya da görüntülü kayıt gönderebilecekler. Bu, özellikle acil bir mesaj göndermek isteyenler için oldukça kullanışlı bir özellik olacak.

Siri entegrasyonu ve yapay zeka arka planları

Messenger, iOS kullanıcıları için yeni bir Siri entegrasyonu da sunuyor. Artık kullanıcılar, “Hey Siri, Yiğit’e Messenger üzerinden bir mesaj gönder” gibi komutlarla, Siri’yi kullanarak mesaj yazabilecekler. Bu entegrasyon, Messenger kullanıcıları için günlük iletişimi daha hızlı ve pratik hale getirecek.

Bir diğer heyecan verici yenilik ise video görüşmeleri için yapay zeka destekli arka planlar. Meta, bu özellik için yılın başında bir ön izleme sunmuştu. Yeni güncellemeyle birlikte, Messenger video görüşmelerinde “Etkiler” simgesine tıklayarak yapay zeka tarafından oluşturulmuş arka planlar seçilebilecek. Bu özellik, kişisel ve profesyonel görüşmelerde daha estetik bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Meta ayrıca Messenger’da topluluklar özelliğini de devreye almıştı ve yakın zamanda büyük dosyaların paylaşılabilmesi için yeni araçlar ekledi. Ayrıca, Messenger sohbetlerinde uçtan uca şifrelemenin varsayılan hale getirilmesi de güvenlik açısından önemli bir adım olarak dikkat çekiyor.

Qualcomm,2029’a kadar PC çiplerinden 4 milyar dolar gelir bekliyor!

Qualcomm, aynı dönemde farklı sektörlerden toplam 22 milyar dolarlık ek gelir elde etmeyi planlıyor.

Şirket, bu yıl başında tanıttığı Snapdragon X çipleriyle Windows tabanlı cihazlara yönelik işlemci üretimine başladı. Şirket, PC sektörüne girişini yeni bir büyüme alanı olarak değerlendiriyor. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, “Teknolojilerimizin mobilin ötesinde birçok sektörde kullanılabileceğini yıllardır biliyorduk.” diyerek bu genişlemenin önemini vurguladı.

Çeşitlendirilmiş gelir kaynakları

Qualcomm, sadece PC çiplerinden değil, birçok sektörden gelir elde etmeyi hedefliyor:

  • Otomotiv Sektörü: 2029 yılına kadar otomotiv çip gelirlerinin %175 artışla 8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu gelirlerin %80’i, şimdiden imzalanmış sözleşmelere dayanıyor.
  • Endüstriyel Çipler: Şirket, endüstriyel uygulamalardan 4 milyar dolar gelir öngörüyor.
  • XR (Genişletilmiş Gerçeklik) Çipleri: Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik için kullanılan çiplerden 2 milyar dolarlık bir gelir hedefleniyor.
  • Diğer Çipler: Kablosuz kulaklıklar ve tabletler gibi cihazlar için üretilen çiplerden ise 4 milyar dolar gelir bekleniyor.

Geçmişte gelirlerinin büyük bir kısmını akıllı telefon modemi ve işlemci satışlarından elde eden Qualcomm, 2024 mali yılında toplam 24.86 milyar dolarlık satış yaptı. Bu rakam, şirketin çip satışlarının %75’ini oluşturdu. Ancak Apple’ın 2027’den itibaren Qualcomm çiplerini kullanmayı bırakabileceği ihtimali, şirketin akıllı telefon dışındaki sektörlere yönelmesini hızlandırdı.

PC pazarında rekabet

PC çip pazarında Qualcomm’un en büyük rakibi, %70’in üzerinde pazar payına sahip olan Intel. Ancak Apple’ın 2020’de Intel çiplerinden kendi işlemcilerine geçiş yapması, sektörde yeni fırsatlar yarattı.

Cristiano Amon, “Windows ve Mac arasındaki rekabet değişti ve bu durum bizim için bir fırsat yarattı.” diyerek Qualcomm’un yenilikçi çözümler sunma kararlılığını dile getirdi.

Qualcomm, mobil cihazlardaki çiplerinin, geçmişte sadece büyük veri merkezlerinde çalışabilen gelişmiş yapay zeka uygulamalarını çalıştırabileceğini belirtti. Şirket, bu durumu “Edge AI” olarak tanımlıyor ve yapay zeka teknolojilerinin daha verimli hale gelmesiyle bu alandan faydalanmayı planlıyor.

Ayrıca, Meta’nın Quest cihazları gibi birçok XR ürününe çip sağlayarak sanal gerçeklik pazarında büyüme öngörüyor.

Qualcomm, toplam adreslenebilir pazarının 900 milyar dolar olduğunu belirtiyor ve 2021’de belirlediği stratejiyi değiştirmeden bu hedefe doğru ilerliyor. 2029 için açıklanan bu yeni gelir hedefleri, Qualcomm’un akıllı telefon bağımlılığından kurtularak daha çeşitli bir teknoloji lideri olma yolunda olduğunu gösteriyor.

Vodafone Flex Yıllık Değerlendirme Toplantısı’nda Pixel gelişmesi!

0

Vodafone Türkiye, yeni nesil perakende dönüşümü kapsamında hayata geçirdiği Vodafone Flex platformunun ikinci yılını kutladı. Yapılan açıklamada şirketin dijitalleşme stratejisi müşteri deneyimini iyileştirme çabaları ve gelecek hedefleri detaylı bir şekilde ele alındı. Özellikle Google ile olan iş birliğinin detayları merak konusu olurken Vodafone Flex’in sunduğu geniş ürün yelpazesi ve ödeme kolaylıkları da vurgulandı.

Google Pixel serisi Vodafone ile Türkiye’de satışa çıkıyor!

Teknoloji dünyasının merakla beklediği Google Pixel telefonlarının Türkiye pazarına ne zaman giriş yapacağı büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor. Bu belirsizliğin ortasında Vodafone Türkiye’nin yeni nesil perakende platformu Vodafone Flex’in ikinci yıl dönümü kutlamaları Pixel cihazlarının Türkiye’ye gelişine dair önemli ipuçları verdi.

Vodafone yetkilileri henüz net bir tarih vermese de Google ile olan güçlü iş birliği ve Flex platformunun sunduğu avantajlar, Pixel telefonlarının Vodafone mağazalarında yer alma ihtimalini oldukça güçlendirmiş durumda.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin, konuşmasında Vodafone Türkiye’nin müşteri alışveriş alışkanlıklarındaki değişimi gözlemleyerek mağazalarını sadece satış noktası olmaktan çıkarıp hizmet ve dijital deneyimi birleştiren bir platforma dönüştürdüğünü belirtti.

Vodafone Flex, “Ürünü seç, ödemeni seç ve kolayca al” sloganıyla yola çıkarak teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. Akıllı telefonlardan tabletlere, bilgisayarlardan akıllı saatlere ve daha pek çok kategoriyi kapsayan binlerce ürünlük geniş bir portföy sunan platform, farklı bütçelere ve ihtiyaçlara sahip tüm tüketici kitlesine ulaşıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, herkesin kendine uygun bir teknoloji ürünü bulabilmesini sağlıyor.

Ek olarak, Vodafone Flex müşterileri 2 bin 500 noktada aktif satış yapan Vodafone mağazalarından istediği ürünü yerinde inceleyip kendisine uygun ödeme imkanıyla hızla satın alabiliyor. Son 1 yılda yapılan satışların yaklaşık yüzde 80’i de Vodafone mağazalarında gerçekleşmiş durumda.

Flex’i öne çıkaran bir diğer özellik ise sunduğu esnek ödeme seçenekleri. Faturaya ek 12 taksit imkanı, kredi kartı sahibi olmayanlar için alışveriş kredisi ve 36 aya varan taksitlendirme seçenekleriyle tüketiciler bütçelerini zorlamadan istedikleri teknolojiye sahip olabiliyorlar. Bu esneklik özellikle yüksek fiyatlı akıllı telefonlar gibi ürünlere erişimi kolaylaştırarak teknoloji tüketimini daha geniş bir kitleye yayıyor.

Sadece yeni ürün satışı yapmakla kalmayan Vodafone Flex, eski cihazların geri dönüşümüne de büyük önem veriyor. Tüketiciler eski telefonlarını Vodafone’a getirerek yeni cihaz alımlarında indirim kazanabiliyor ve yüzde 30’a varan indirimlerle yenilenmiş, 1 yıl garantili telefon sahibi olabiliyorlar.

Bu program hem tüketiciler için ekonomik bir avantaj sağlıyor hem de elektronik atıkların azaltılmasına ve dolayısıyla çevrenin korunmasına katkıda bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 20 binden fazla eski cihazın toplanması da bu programın başarısını ve tüketiciler tarafından ne kadar benimsendiğini gözler önüne seriyor.

Müşteri deneyimini önceliklendiren Vodafone Flex, bu doğrultuda çeşitli hizmetler sunuyor. Yapay zeka destekli sanal asistan Tobi, hem mağazalarda hem de online platformda kişiselleştirilmiş ürün önerileri sunarak müşterilerin aradıkları ürünü daha hızlı ve kolay bulmalarını sağlıyor. “Mağaza Danışmanım” hizmeti ise yerel mağazaların müşterilerle daha yakın bir ilişki kurmasını ve kişiselleştirilmiş teklifler sunmasını mümkün kılıyor.

Buna ek olarak online alışveriş deneyimini de kolaylaştırıyor. Türkiye genelinde kapıya teslimat hizmeti sunan platform İstanbul’da aynı gün teslimat seçeneğiyle de hızlı ve pratik bir alışveriş imkanı sunuyor. “Gel incele adresine gönderelim” seçeneği ise online mağazada beğenilen bir ürünü fiziksel mağazada deneyimleme fırsatı sunarak müşterilerin karar verme sürecini kolaylaştırıyor. Bu sayede online alışverişin risklerini minimize ederek müşterilere güvenli bir alışveriş deneyimi sunuyor.

Sunulan hizmetler sadece satış öncesiyle sınırlı değil. Satış sonrasında da müşterilerine destek olmaya devam eden platform, Ekran Kurtaran Paket, Dijital Destek, Uzatılmış Garanti ve Tam Koruma gibi dört farklı paketle cihazların güvence altına alınmasını sağlıyor. Ayrıca yedek cihaz hizmeti sayesinde cihazlarında sorun yaşayan müşterilerin iletişimleri kesintiye uğramıyor.

Vodafone’un Google ile olan güçlü iş birliği ise Google Pixel telefonlarının Türkiye’ye gelişine dair beklentileri iyice artırıyor. Vodafone yetkilileri henüz net bir tarih vermese de Pixel cihazlarının Vodafone mağazalarında yer alma ihtimalinin değerlendirildiğini belirtiyor.

Mağazalarda yer alıp almayacağı henüz netlik kazanmış durumda değil ayrıca kesin bir satışa sunulma tarihi de belirlenmedi. Zira Vodafone yetkilileri bu konunun Google’ın kendi yol haritasına bağlı olduğunu dile getirdi. Yine de kısa sürede tüketiciyle buluşturulması bekleniyor.

Bu iş birliği sadece Pixel cihazlarıyla sınırlı kalmayıp bulut hizmetleri, yapay zeka ve diğer cihazlar gibi alanları da kapsıyor. Bu da iki şirket arasında uzun vadeli ve stratejik bir ortaklığın sinyallerini veriyor. 5G teknolojisine geçişi kolaylaştırmak isteyen Vodafone, 5G’li cihazlarda taksit limitinin kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Bu talep tüketicilerin yeni nesil teknolojiye daha kolay erişebilmesi ve 5G’nin yaygınlaşması açısından büyük önem taşıyor. Flex de önümüzdeki beş yılda 10 milyon ürün ve hizmeti müşterileriyle buluşturmayı hedefleyerek teknolojiye erişimi daha da yaygınlaştırmayı ve herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin, konuşmasında şunları söyledi:

“Hepiniz hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz. Şirketimizin yeni nesil perakende dönüşümünde çok önemli bir aşamada Vodafone Flex’ti. Vodafone Flex’in 2. yaşını kutluyoruz. Onun için sizlerle hem gidişatımızı hem önümüzdeki dönem planları hem de bugüne kadar neler gerçekleştirdik, müşteri etkileri ne oldu? Biraz onları paylaşmak istedik. Dijitalleşme tabii ki her alanda olduğu gibi müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını da oldukça değiştirdi.

Özellikle müşterilerimizin dijitalde belirli dönemlerde alışveriş ettiğini ancak sonrasında da bunu kalıcı haline getirdiğini gözlemledik. Biz de tabii ki bu yerleşik alışveriş düzenini daha fazla müşterilerimizin deneyimini arttırmak için nasıl kullanırız diye projeler geliştirdik.

Dolayısıyla adına yeni nesil perakende dediğimiz bir dönüşüm başlattık. Bunun temelinde müşterilerimiz “Teknolojide yeni ne var?” diye bizim mağazalarımıza gelsin istiyoruz. Vodafone mağazalarına girsin, Vodafone Yanımda’ya baksın vodafone.com.tr’ye gelsin istiyoruz.

Hem ürün çeşitliliğimizi arttırmak hem servislerimizi geliştirmek hem de müşterilerimize eve teslimat gibi avantajlarla farklı şekilde erişmeye çalıştık bu dönüşümle beraber. Bizim mağazalarımız daha önce sadece satış kanalı olarak müşterilerimizin gözünde konumlanıyordu. Yani bir müşteri hizmetleri almak istediklerinde ya da bir problem çözmek istediklerinde genelde kanallar arası yönlendirme yapmak durumunda kalıyorduk.

Yeni nesil perakende dönüşümüyle önemli bir odağımız mağazalarımızı tamamen hizmet artı satış artı dijitalleşmenin bir parçası haline getirmek oldu. Bunu çok az açmak gerekirse bizim yapay zeka tabanlı bir dijital asistanımız var: Tobi.

Mağazalarımızdan her şekilde müşterilerimizin birebir ihtiyaçlarını çözmek için hizmet olarak kullanılıyor. Bunun yanı sıra “Beni Ara” servisimiz var. Diyelim mağaza çalışanımız yeteri kadar bilgili ya da etkili değil, çözemedi. O zaman çağrı merkezimizden bir kişi 15 dakika içerisinde ortalama o müşterimizi spesifik olarak arıyor ve bunun yanında bütün çalışanlarımız için gerçekleştirdiğimiz asistan hizmetleri mevcut.

Yani aslında biz çalışanlarımız için de birer yapay zekayı tabletlerin içerisine gömerek bilemedikleri sorularda destek alabilecekleri bir program tasarladık. Bunlarla da birlikte yeni nesil perakende anlayışımızda önemli bir sıçrama yarattık diyebilirim.

Vodafone Flex’e girecek olursak, tabii ki bizim Vodafone Flex’teki amacımız şuydu; müşterilerimizin teknoloji ile beraber ihtiyaç ve talepleri çok değişiyor. Bir cihaz kategorisi var ama bunun yanı sıra şarj enerji dediğimiz bir kategori var.

Bütün bunların iyi şekilde müşterimizin deneyimlemesi için yine kulaklık, saat gibi yeni aksesuarlar teknolojinin farklı boyutları olarak hayata geçti. Dolayısıyla bu talepler doğrultusunda mağaza içinde de farklı tasarımlar gerçekleştirdik. Örneğin bugün Türkiye’nin dört bir yanında bizim 81 ilde mağazalarımız mevcut.

Türkiye’nin dört bir yanında bir akıllı saat masası ile tüm bu saatleri müşterilerimizin deneyimleyebildiği bir kulaklık deneyim alanı ile kulaklıkları deneyimleyebildiği alanlar görebilirsiniz. Bunlar da aslında müşterilerimize Vodafone Flex dünyasında bütçe dostu teklifler, fırsatlar sunarken aynı zamanda deneyim alanları ile de çeşitlendirmeyi sağladı.

Vodafone Flex deyip duruyorum, biraz açmak istiyorum. Ne demek peki bu Vodafone Flex? Biz aslında 3 başlıkta ele alıyoruz bu konuyu; “Ürününü seç, ödemeni seç ve kolayca al”. Ne demek ürününü seç? Bu aşamalı stratejiyi biz yaklaşık son 2 yıldır hayata geçiriyoruz. Onu aşkın kategoride 1000’den fazla ürünümüz var. Dolayısıyla bu alanda “Ürününü seç” diyoruz.

Peki bu kadar mağazada ürünü bulamayınca ne yapacak müşteri? Oraya da bir çözüm getirdik. Bizim sanal asistanımız, biraz önce bahsettiğim Tobi ile beraber Türkiye’nin dört bir yanında bulunan herhangi bir mağazadan ya da kendi e-şop’umuzdan herhangi bir şekilde bu istedikleri cihazın, rengi olabilir, gigabaytı olabilir, çok da çeşitlendi cihazlar, varsa istedikleri adrese teslimat sağlıyoruz.

Dolayısıyla böylece “Mağazalara geldim bulamadım.” gibi bir müşteri sorununu da ortadan kaldırmış oluyoruz. Eğer Vodafone Türkiye’nin herhangi bir yerinde böyle bir ürün mevcutsa. Onun için “Ürününü seç” tarafında hem genişlettiğimiz portföyümüz hem de farklı teslimat seçeneklerimiz mevcut. Neler var portföyde? Telefon, tablet, dizüstü bilgisayar, akıllı saat, çocuk saati ki önemli bir ihtiyaç oldu son dönemde de, şarj cihazı ve çok daha fazlası.

Bunun önemli bir konusu da satış sonrası hizmetti. Oraya biraz daha geniş değineceğim ama, bugün baktığınız zaman bir ekran kırıldığında onarım maliyeti 7500 TL’nin üstünde olduğunda müşterilerimizin ihtiyaçlarının çok daha fazla bizim onlara sunacağımız servislerle de şekillenebileceğini gördük ve buraya da çok geniş bir portföy tasarladık.

Bu bahsettiğim 10 kategorideki 1000’e yakın üründen son 1 yılda yaklaşık 3 milyon teknolojik ürün satışı gerçekleştirdik ve bunları müşterilerimizle buluşturduk. Ama bunu nasıl yaptık? Önemli bir “Ödemeni seç” kolaylığı ile yaptık. Bu kolaylıkta kredi kartsız alışveriş imkanı sağlıyoruz müşterilerimize. 12 taksite varan ödeme kolaylığı sunuyoruz.

En çok tercih edilen ödeme seçeneği de bu oldu müşterilerimiz tarafından. Teknolojik cihazını alırken 12 ay taksite varan kredi kartının hani limitini kullanmadan diyelim, taksit imkanını kullandılar. Burada tabii ki farklı seçenekler de mevcut. Ön ödemenin bir kısmını önden yapıp kalanını taksitlendirme gibi.

Bu seçenekleri de tercih edenler oldu. Teknolojinin bu yenilikleri içerisinde gelişmede bir konuda “Eski cihazımı da bir faydaya dönüştürebileyim.” müşteriler açısından bir ihtiyaç. Burada da “Eski telefonlarınızı indirim olarak dilerseniz kullanın, size %30’a varan indirimler sağlayalım ve bir yıl garantili telefon verelim.” diye bir servisimizi, hizmetimizi başlattık.

Son bir yılda da 20 bin cihazı toplayarak eski cihazları da hem sürdürülebilirlik hem de ekonomiye tekrardan katkısını gerçekleştirmiş olduk ve dönüşüme kazandırdık. Tabii ki burada yeşil gezegen hedefimize de grubumuzun yeşil gezegen ve Vodafone Türkiye’nin yeşil gezegen hedefine de önemli bir destek sağlamış olduk.

Bu ödeme yöntemi çeşitliliğimize son dönemde bir de alışveriş kredisi ekliyoruz. Özellikle müşterilerimizin tercih ettiği ürün gruplarının dışında yani Airfryer, akıllı robot süpürge bizim mağazalarımızda yeni yeni bulunan bu ürünlerin yanı sıra teknolojik ürünleri alabilmeleri için bir alışveriş kredisi başlattık. Burada 36 aya varan bir kredi imkanı sunuyoruz müşterilerimize.

Şu anda 110 bayimizde uygulanıyor bu. Önümüzdeki dönem hem kategorilerle genişletmek hem de mağaza sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla burada da Ocak sonuna kadar tüm Vodafone mağazalarımızda müşterilerimizle bu mikro krediyi buluşturmayı hedefleyeceğiz. Tabii ki bir noktada istediği ürünü yerinde inceleyip satın alabilmek dedik.

Ne kadar mağazalardan ne kadar online’dan gerçekleşiyor satış biraz ona bakalım istiyorum. %80’i Türkiye’de bulunan mağazalarımızdan, fiziksel noktalarımızdan gerçekleşiyor satışımızın. Bu tabii ki iş ortağı olan markalarımızla birlikte oluşturduğumuz deneyim alanlarındaki onlara sunduğumuz deneyimle de fark yarattığımız bir alan.

Çünkü hem test ediyorlar hem de kendileri gözlemleyip işte kulak alanları, saat sergileme alanları gibi deneyimleyip kendi ihtiyaçlarına uygun olanı seçiyorlar. Biz bu ürün ve servislerdeki gelişmenin bir noktasını da OneNumber’la çeşitlendirdik son dönemde.

OneNumber biliyorsunuz akıllı saatiniz yanınızda olmasa da, ya şey telefonunuz yanınızda olmasa da akıllı saat üzerinden çağrıları alabilmenizi sağlıyor ya da telefonunuz yanında olmadığı durumda tüm çağrıları başlatabilmenizi sağlıyor. Artık müşterilerimiz için bu servis de Vodafone Türkiye’nin sunduğu bir servis. Bu servisinde müşterilerimiz tarafından beğenildiğini ve kullanıldığını gözlemliyoruz.

Online satış kanallarımızdan da bahsettim. Bizim burada kapıya teslimat hizmetimiz mevcut. İstanbul özelinde de aynı gün hızlı teslimat seçeneği sunuyoruz. Müşterilerimizin teknolojik cihaz aldıklarını çünkü görüyoruz ki sabırsızlanıyorlar ve hemen teslim almak istiyorlar. Dolayısıyla aynı gün teslimatı da entegre ettik.

Biraz önce bahsettiğim bu “gelin inceleyin adresinize gönderelim” ihtiyacı ya da herhangi bir noktada rengini gigabayt’ını müşterilerimizin bulamadığı durumda onları mutsuz bir şekilde mağazalardan uğurlamamak için adresine göndermenin ihtiyacı da çok müşterilerimiz tarafından tercih edilen bir ürün oldu.

Online tarafta da çok fazla kampanyalarla, promosyonlarla müşterilerimizi buluşturup dönemsel aktiviteler yaparak daha fazla müşterilerimizi çekiyoruz. Burada tabii ki bir nokta mağaza danışmanım projesi. Orada mağaza danışmanım projesini biraz açmak istiyorum.

Vodafone mağazalarının bulunduğu lokasyonlardaki yakın müşterilerimizin artık aranmaya başladığı ve Vodafone mağazalarına çağrılarak “Dilerseniz sizin şöyle bir ürün tanıtabilirim, böyle bir teklif sunabilirim.” dediği bir hizmetimiz bu. Yaklaşık 1 ay önce test olarak başladık bu hizmete. Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında mevcut.

Yani artık mağaza çalışanlarımız Vodafone mağaza danışmanım diye bir numaradan, öyle çıkıyor numarası da, arayarak müşterilerimizi mağazalarına çağırıyorlar ve deneyim arayanlarında ürünleri deneyimleyip sunabiliyorlar. Tabii ki mağaza danışmanım çok daha fazlasına da hizmet veriyor. Sadece cihaz satışı değil veya Vodafone Flex değil çok daha fazlasına da hizmet veriyor.

Bunun da müşterilerimiz tarafından hem güven yaratan hem de “Aa ben de cihazımı yenilemek istiyordum. 12 taksitli seçeneklerinize tabii ki bir bakayım.” dedikleri bir hizmet olduğunu gözlemliyoruz. Ne demiştim? İşte kolayca ödeyecekler, ürün portföyü geniş, teslimat tarafında avantajlarımız var, demiştim. Ürün portföyü genişliğine bir noktada satış sonrası hizmet.

Biliyoruz ki bugün çok önemli bir noktada bahsettiğimiz onarım tutarları çok arttı. Ekranların kırıldığında onarım maliyetleri çok çok yüksek. Bunun için 4 farklı satış sonrası hizmet paketi geliştirdik; “Ekran Kurtaran Paketi” adından anlaşılacağı üzere ekranların yenilenmesi için, dijital destek, uzatılmış garanti ve tam koruma.

Bunların içerisinde en çok tercih edilen “Tam Koruma Paketi”miz. Çünkü bu tüm korumaların tamamını kapsıyor. Biz son 1 yılda satılan cihazlarımızda 300 bini aşkın satış sonrası hizmet paketi ile müşterilerimizi buluşturduk. Dolayısıyla bu da hem telefon güvencesi hem de dijital servis hizmetlerinin müşterilerimiz tarafından tercih edildiğini gösteriyor.

Bunun içinde bir de yedek cihaz hizmeti var. Yani tam koruma paketinde diyelim ki cihazınız arızalandı ya da ekranı kırıldı. Yedek bir cihazı size sağlıyoruz, müşterilerimize sağlıyoruz. 16 bini aşkın da yedek cihazı son 1 yılda müşterilerimize sunduk bu kapsamda. Dolayısıyla müşterilerimizin akıllı telefonlarını daha uzun bir süre güvenle kullanabilmelerini de hedefliyoruz.

Diğer yandan tabii ki böyle toplantılarda en çok duyduğunuz bir konu, biliyorum ki, yapay zeka. Vodafone olarak yapay zekayı birçok alanda kullanıyoruz ama Vodafone Flex’te nasıl kullanıyoruz? Biraz onu açmak istiyorum. Biz Vodafone’da müşterilerimizin cihaz tercihlerini önümüzdeki dönem neler yapacağını tahminlemeye çalışıyoruz.

Yani siz ne kadarda bir cihaz değiştiriyorsunuz? Biraz önce konuşuyorduk. Hangi cihazın teknolojisi ile daha yatkınsınız, bugüne kadar kullandınız veya hangi aksesuarlar sizlere daha uygun diye kişiselleştirilmiş teklifleri yapay zekada entegre ederek kullanıyoruz. Geçtiğimiz 1 yılda müşterilerimizin %25’i kişiselleştirilmiş tekliflerimizden faydalandı.

Çünkü bunlar müşterilerimize hem indirimli ya da kampanyalı şekilde sunuluyor hem de çalışanlarımız tarafından, mağaza çalışanlarımız tarafından birebir teklif edilerek, o birebir teklif edildiği durumda da müşterilerimiz tarafından “Aa tam ihtiyacımda bu, nereden bildiniz?” şeklinde çok rahat bir satış imkanı sağlayarak sunuluyor.

Bizim yıl boyunca birçok kampanyamızı tabii aralarda saydım ama 50’den fazla kampanya gerçekleştirdiğimizin altını çizmek istiyorum, Flex’te Vodafone Flex’te, bir yıl boyunca. İlk hattım, ilk telefonum kampanyası da bu kampanyalardan bir tanesi. Özellikle 16 yaş altı müşterilerimize ilk telefonlarını Vodafone Flex’te belirli imkanlarla sunduk. 26 yaş altı Freezone’lulara “İlk iPhone’um” kampanyası yaptık.

Dolayısıyla burada marka iş birlikleri ile de farklı kampanyalar gerçekleştirebiliyoruz. Tabii ki Kasım ayındayız. Biliyoruz ki e-ticarette ve indirimler dünyasında Kasım birçok fırtınayla geçiyor. Biz de Kasım ayı boyunca “Kaçmaz Kasım” adı altında birçok kampanya imza attık.

En iddialı olduğumuz kampanyalardan bir tanesi Samsung Galaxy A53. Burada peşin fiyatına 3 ay ödeme avantajlı bir kampanya gerçekleştirdik. Bir tanesi de iPhone 13’ün 128 GB modelindeki ek 2400 TL indirimimiz. Ama bugün itibariyle yeni bir kampanyamız daha devreye giriyor. O da Samsung Galaxy Fit 3 akıllı bileklik.

Türkiye’de akıllı saat penetrasyonu hala üzerinde çok daha ilerlenebilecek bir noktada. Ve hepimizin, sizlerin de biliyorum teknoloji meraklıları bu masanın etrafında, deneyimlediği gibi akıllı saatiniz oldukça kendi sağlığınızı da ölçtükçe daha iyiye götürebiliyorsunuz.

Biz de bu noktadan yola çıkarak akıllı bileklik modellerinde Samsung Galaxy Fit için %41 indirim kampanyası başlattık. Bu da ay boyunca devam edecek. Sizlerle bugün paylaşmaktan da çok mutluyum bu kampanyayı. Biraz gelecek hedeflerimizden de bahsetmek istiyorum. Geçen yılı değerlendirdik, içeriğini konuştuk.

Biraz da gelecek hedeflerine konuşalım. Bizim Vodafone Flex dünyasında hem kategorileri genişletmek hem müşterilerimize yeni ürün ve servisleri, yeni çözümlerle sunmak hem de ödeme kolaylığını yaymakla ilgili, önümüzdeki dönemle ilgili, büyük hedeflerimiz var. Tabii ki burada yapay zeka algoritmalarımızı daha kişiselleştirilmiş şekillerde müşterilerimizle buluşturmak, onların hayat tarzına veya yaşadıklarını anlayacak şekilde bu tahminleri gerçekleştirmek de bir tanesi.

Tobi deneyimi üstünden de daha fazla deneyim vermeye devam edeceğiz. Ve aynı zamanda Vodafone Flex ile 5G’de de yeni bir dönem başlatıyoruz. Önümüzdeki 5 yılda hedefimiz 10 milyon ürünü müşterilerimize ulaştırmak ve burada 5G’nin yenilikçi dünyasıyla tanışmalarını sağlamak. Bu noktada ortak odak noktalarımızdan biri olan 5G’de de hız kesmeden hazırlıklarımıza devam ediyoruz.

5G sürecini kolaylaştırmak için çok önemli bir konunun bugün cihaz taksitte sınırlama olan 12 bin TL’nin kaldırılması olduğunu düşünüyoruz. Müşterilerimizin gelecek teknolojiyi geldiği gün deneyimleyebilmeleri için özellikle 5G cihazlarında herhangi bir sınırlama olmaması müşterilerin bu teknolojiye hazırlığını çok daha hızlandıracaktır.

Geçmiş teknolojilere baktığımızda bu noktadaki cihaz penetrasyonunun önemini hepimiz deneyimledik ve biliyoruz. Aynı şekilde de daha fazla müşterimizin açıldığı gün 5G’yi deneyimlemelerini istiyoruz. Dolayısıyla bu nokta bizim için gerçekten çok kritik.

Vodafone Flex’le müşterilerimiz gelecek dönemde cihaz aldıkları için kendilerini güvende hissedecekler. Aradıkları tüm teknolojik ürünleri Vodafone Flex’te bulabilecekler, özel indirimlerden yararlanabilecekler. 12 aya varan taksit imkanını konuştuk.

Buna ek ödeme avantajları sunacağız. İsterlerse eski telefonlarını indirip getirip indirim olarak sayıp yeni telefonlarından da faydalanabilecekler. Tabii ki biz Vodafone Flex dünyamızı ve yeni nesil perakende yaklaşımımızı ezber bozan deneyimlerle de değiştirmeye ve dönüştürmeye devam edeceğiz.”

Parolasız gelecek çok yakın!

1Password’ün yaptığı açıklamaya göre, 200’den fazla şirket artık uygulamalarında ve web sitelerinde passkey desteği sunuyor. Bu, parolasız teknolojinin yaygınlaşmasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Geçtiğimiz yıl bu teknolojiyi benimseyen şirket sayısı ikiye katlandı. Walmart, Amazon, Target, Playstation, Discord ve Canva gibi büyük isimler artık passkey desteği sunan şirketler arasında yer alıyor. Bu geniş kabul, passkey teknolojisinin sektörler arasında nasıl hızla yayıldığını gösteriyor.

Passkey ne ve neden önemli?

İki yıl önce tanıtılan passkey teknolojisi, geleneksel şifrelerin yerine güvenlik anahtarları veya biyometrik kimlik doğrulama gibi daha güvenli yöntemler kullanıyor. FIDO Alliance tarafından geliştirilen bu teknoloji, Apple, Google ve Microsoft gibi dev şirketlerin iş birliğiyle hayata geçirildi.

Passkey’ler, kullanıcıların hem güvenliğini artırıyor hem de oturum açma işlemlerini daha pratik hale getiriyor. Kullanıcılar, hatırlanması gereken karmaşık şifreler yerine, biyometrik doğrulama veya cihazlarında saklanan bir güvenlik anahtarı ile hesaplarına erişebiliyor.

1Password ve kullanıcı verileri

1Password, passkey kullanımına öncülük eden şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. Şirketin sunduğu verilere göre:

  • 4.2 milyon passkey, 1Password platformunda kaydedildi.
  • Aylık ortalama 2.1 milyon passkey doğrulaması gerçekleşiyor.
  • 1Password kullanıcılarının yaklaşık üçte biri en az bir passkey kullanıyor.
  • Passkey kullanan kullanıcıların %73’ü bireysel tüketici hesaplarına ait.

1Password, FIDO Alliance üyeliği sayesinde bu teknolojiye geçişi hızlandırmayı ve daha fazla birey ile işletmeyi şifrelerden kurtarmayı hedefliyor.

deepfake

Geliştiriciler için yeni araçlar

1Password, 2023 yılında “Passkey Ready” adında bir araç tanıttı. Bu araç, web geliştiricilerinin kullanıcılarının geleneksel şifrelerden passkey’e geçiş yapmaya hazır olup olmadığını kolayca kontrol etmelerine olanak tanıyor.

FIDO Alliance da bu yıl, farklı parola yöneticileri arasında anahtarların kolayca aktarılmasını destekleyen yeni özellikler duyurdu. iOS tarafında ise passkey desteği Safari ile iOS 16’da tanıtılmış ve iOS 17 ile üçüncü parti uygulamalara genişletilmişti.

Şifrelerin yerini daha güvenli ve kullanıcı dostu passkey teknolojisine bıraktığı bu dönüşüm, dijital güvenliğin geleceğini yeniden şekillendiriyor.

Büyük şirketlerin hızla benimsemeye başladığı bu teknoloji, kullanıcıların hesap güvenliğini artırırken, daha basit ve hızlı bir oturum açma deneyimi sunuyor. Parolasız bir gelecek artık çok da uzakta değil.

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI, 50 Milyar Dolar değere ulaştı!

Elon Musk’ın yapay zeka şirketi xAI, son yatırım turunu tamamlayarak 50 milyar dolarlık değerlemeye ulaştı. xAI 50 milyar dolar değerlemeye ulaşmış olması, Elon Musk’ın sosyal medya platformu X’e (eski adıyla Twitter) ödediği 44 milyar doları geride bırakan bir başarı olarak dikkat çekiyor. Musk’ın X ile yaşadığı değer kaybının aksine, xAI hızlı bir büyüme trendi sergiliyor.

Henüz birkaç ay önce 25 milyar dolar değerinde olan xAI, son yatırım turu sayesinde değerlemesini ikiye katladı. Bu büyüme, girişimin yapay zekâ alanındaki potansiyeline olan güveni artırıyor. Gelen yeni yatırımlarla birlikte xAI’ın, yapay zekâ modellerini geliştirmek için büyük harcamalar yapmaya hazırlandığı belirtiliyor. Bu yatırımların toplamı şu anda xAI 50 milyar dolar değerlemeye katkı sağladı.

NVIDIA ile büyük işbirliği kapıda

Konuya yakın kaynaklara göre xAI, aldığı yatırımlarla NVIDIA’dan 100 bin adet çip satın almayı planlıyor. Bu çiplerin, yapay zekâ modellerinin eğitimi için kullanılacağı ifade ediliyor. Ancak, iki taraf arasında yapılacak anlaşmanın detayları henüz netleşmiş değil. xAI 50 milyar dolar yatırım sonrası önemli bir adım daha atmak üzere.

Dünyanın en güçlü yapay zekası yolda

xAI’ın önümüzdeki ay büyük duyurular yapması bekleniyor. Elon Musk’a göre, “Grok” isimli dil modelinin üçüncü versiyonu piyasaya sürülecek. Musk, bu modelin “dünyanın en güçlü yapay zekâsı” olacağını iddia ediyor. Eğer bu gerçekleşirse, xAI’ın yatırımcılar tarafından daha fazla ilgi görmesi ve OpenAI gibi devlere daha güçlü bir rakip olması kaçınılmaz görünüyor. xAI 50 milyar dolar değerleme ile büyük bir potansiyel taşıyor.

Elon Musk, teknoloji dünyasında sadece yapay zekâ değil, uzay, elektrikli araçlar ve sosyal medya gibi alanlarda da büyük yatırımlarıyla biliniyor. Ancak xAI’ın hızlı büyümesi, Musk’ın yapay zekâya verdiği önemin bir kanıtı olarak öne çıkıyor.

Yeni duyurular ve NVIDIA işbirliğiyle xAI’ın gelecekteki adımları, yapay zekâ dünyasında büyük yankı uyandırabilir. Bu girişimin, sektörün lider oyuncularından biri haline gelip gelmeyeceği ise merak konusu.

Honda, katı hal EV batarya üretim hattını tanıttı!

Honda, bu yeni teknolojiyle EV’lerin menzilini artırmayı ve maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.

2050 yılına kadar tüm ürün ve faaliyetlerini karbon nötr hale getirmeyi planlayan Şirket, bu misyonun önemli bir parçası olarak elektrikli araçlara yöneliyor. Şirket, batarya teknolojilerindeki gelişmelerin bu hedefe ulaşmak için kritik bir rol oynayacağına inanıyor.

Bu nedenle, katı hal bataryalarını kendi bünyesinde geliştirerek EV’lerde yeni bir dönem başlatmayı amaçlıyor.

Üretim hattından ilk görüntüler

Honda, Japonya’nın Tochigi Eyaleti’ndeki Sakura City’de yer alan Ar-Ge tesisinde kurulan demo üretim hattını tanıttı. 27.400 metrekarelik bir alanı kaplayan bu üretim hattı, kitlesel üretim için gerekli olan tüm süreçleri simüle ediyor. Batarya hücrelerinin temel özelliklerini belirlemek ve üretim süreçlerini doğrulamak amacıyla kullanılan hattın, 2025 yılının Ocak ayında üretime başlaması planlanıyor.

Üretim hattında elektrot malzemelerinin tartılması ve karıştırılmasından, elektrot gruplarının kaplanması ve preslenmesine kadar tüm süreçler gerçekleştiriliyor. Ayrıca, hücrelerin şekillendirilmesi ve modülün montajı gibi işlemler de bu tesisin yetkinlikleri arasında yer alıyor.

2020’lerin ikinci yarısında seri üretim

Honda, katı hal bataryalarla donatılmış EV modellerini 2020’lerin ikinci yarısında piyasaya sürmeyi hedefliyor. Bu yeni teknolojinin otomobiller, motosikletler ve hatta uçaklar gibi çeşitli alanlarda kullanılabileceği belirtiliyor. Şirket, aynı zamanda bu batarya teknolojisi sayesinde üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürmeyi planlıyor.

Honda, katı hal bataryalarını geliştirmek için iki ana alanda hızlı araştırmalar yapıyor: Malzeme özellikleri ve üretim yöntemleri. Şirket, bu süreçte yüksek verimli üretim yöntemlerini benimseyerek ürünlerini piyasaya daha hızlı sunmayı hedefliyor.

2040 Hedefi: %100 EV veya FCEV satışı

Honda, 2040 yılına kadar küresel araç satışlarının tamamını elektrikli veya yakıt hücreli araçlardan (FCEV) oluşturmayı planlıyor. Katı hal batarya teknolojisi, bu hedefe ulaşma yolunda Honda’nın en büyük avantajlarından biri olarak görülüyor.

Bu yenilik, Honda’nın sürdürülebilir enerjiye geçişte sadece bir araç üreticisi olmanın ötesine geçerek sektörün teknoloji liderlerinden biri olma hedefine katkı sağlıyor.