Küresel Karbon emisyonları 2024’te rekor kıracak: iklim krizinde yeni alarm!

Dünya genelinde elektrikli araçların yaygınlaşması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artması ve ormansızlaşma karşıtı önlemlere rağmen, 2024 yılı karbon emisyonları açısından yeni bir rekor yıl olacak. Küresel Karbon emisyonları ise Azerbaycan’da düzenlenen COP29 İklim Zirvesi’nde sunulacak yıllık rapora göre, fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının yüzde 0,8 artarak 37,4 milyar tona ulaşması bekleniyor. Bu artış, dünyanın sürdürülebilir karbon azaltma hedeflerinden uzaklaşmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Emisyonlarda fosil yakıt kaynaklı artış

Global Carbon Project‘in verilerine göre, 2024 yılında özellikle doğalgaz ve petrol kullanımındaki artış karbon emisyonlarının yükselmesinde etkili oldu. Doğalgaz emisyonlarında yüzde 2,4, petrol kaynaklı karbon emisyonlarında ise yüzde 0,9 oranında artış gözlemlendi. Bu yükselişin arkasında, uluslararası hava trafiğindeki artış ve Hindistan’ın artan petrol talebi yatıyor. Buna karşın, ABD ve Çin’de petrol kaynaklı karbon emisyonlarında düşüş kaydedildi. Çin’de elektrikli araçların yaygınlaşması sayesinde petrol tüketimi zirve seviyesine ulaştı.

Kömürden kaynaklanan emisyonlarda yüzde 0,2 oranında küçük bir artış yaşanırken, küresel karbon emisyonları ise bu artışla Hindistan’da yüksek, Çin’de sınırlı seviyede kaldı. ABD ve Avrupa Birliği’nde ise kömür kullanımında belirgin bir düşüş gözlendi. Özellikle Birleşik Krallık, 2024 yılında son kömür santralini kapatarak bu alanda önemli bir dönüm noktası yaşadı. Bu karar ve rüzgar enerjisindeki büyüme, Birleşik Krallık’ın karbon emisyonlarını 1990 seviyelerine göre yarıya indirmesine katkı sağladı.

Ormansızlaşma ve arazi kullanımı

Küresel karbon emisyonlarının yüzde 10’u, arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle Amazon bölgesinde 2024 yılı içinde yaşanan kuraklık ve yangınlar, küresel karbon emisyonları ise bu emisyonları artırdı. Bu nedenle, arazi kaynaklı karbon salımlarının yıllık ortalamanın üzerinde bir seviyeye, 4,2 milyar tona ulaşması bekleniyor.

1,5 Derecelik sınır tehlikede

Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının önümüzdeki altı yıl içinde kalıcı olarak 1,5°C’yi aşma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu hesaplıyor. Bu eşiğin aşılması, iklim sistemlerinde geri dönülemez değişiklikler ve geniş çaplı ekolojik, sosyal ve ekonomik etkiler yaratabilir. Aşırı hava olayları, su kıtlığı, deniz seviyelerinin yükselmesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi olumsuzluklar bu senaryonun kaçınılmaz sonuçları arasında yer alıyor. Bilim insanları, 2°C’nin altında kalmak için fosil yakıt emisyonlarında hızlı ve derin kesintiler yapılması gerektiğini vurguluyor.

Bazı ülkeler emisyonları azaltmayı başarıyor

Emisyon azaltımında başarılı olan ülkeler de var. Son on yılda, ABD ve AB ülkeleri gibi 22 ülkede ekonomik büyümeye rağmen karbon emisyonları azaldıElektrikli araçlar, biyoyakıtlar ve yenilenebilir enerji yatırımları, bu düşüşte etkili oldu. Norveç, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasıyla emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı başardı. Küresel karbon emisyonları ise aynı başarıyı Yeni Zelanda ve Güney Kore de gösterdi.

Karbon emisyonlarının yarısının atmosferden doğal yollarla uzaklaştırıldığı bilinse de, iklim değişikliği bu doğal yutakların etkinliğini tehdit ediyor. Karadaki karbon alımı, 2023’te on yıllık ortalamaya göre yüzde 28 düştüArtan sıcaklıklar, Amazon’daki kuraklık ve Kanada’daki orman yangınları bu düşüşe yol açtı. Küresel karbon emisyonları ise bu düşüş olmasaydı küresel ısınma çoktan 2°C’nin üzerine çıkmış olabilirdi.

Karbon emisyonlarının tehlikeli seviyelere ulaşması ve doğanın yutak kapasitesinin düşmesi, iklim krizine karşı daha güçlü ve hızlı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Ülkelerin mevcut önlemlerle yetinmeyip kapsamlı bir dönüşüm stratejisi geliştirmeleri, gezegenin geleceği için kritik önem taşıyor. Küresel karbon emisyonları ise bu dönüşüm stratejisinin bir parçası olmalıdır.

Google, şimdiye kadarki en iyi yapay zekasını ücretsiz açtı!

0

Google, Gemini yapay zeka modeliyle ChatGPT ve Claude gibi rakiplerine meydan okumaya devam ediyor. Buna göre Gemini 1.5 Pro kapsamında yeni test modelini görücüye açtı. Şirket, yeni modelini kendi web sitesi üzerinden ücretsiz test etmenize izin veriyor.

Gemini-Exp-1114 genel sıralamada birinci oldu

Google AI ekibi tarafından geliştirilen Gemini-Exp-1114, yapay zeka dünyasında bomba etkisi yaratacak gibi duruyor. Geçtiğimiz hafta 6 binden fazla topluluk oyuyla test edilen yeni model, 40 puanlık sıçramayla genel sıralamada GPT-4o’nun birinciliğine ortak oldu. Ayrıca OpenAI’ın o1-preview modelini geride bıraktı.

Google Gemini Advanced özellikleri güncelleme

Google’ın yeni modeli; yapay zeka genel sıralamasında, matematik, yaratıcı yazarlık ve görme yeteneklerinde zirveye yerleşti. Bu alanlarda sırasıyla 3., 3., 4. ve 2. sıralardan birinciliğe atladı. Ayrıca kodlama becerisinde ise 5. sıradan 3. sıraya yükseldi.

  1. Gemini-Exp-1114: 1344
  2. ChatGPT-4o-latest: 1340
  3. o1-preview: 1333
  4. o1-mini: 1308
  5. Gemini-1.5-Pro-002: 1301
  6. Grok-2-08-13: 1290
  7. Yi-Lightning: 1287
  8. GPT-4o-2024-05-13: 1285
  9. Claude 3.5 Sonnet: 1283
  10. GLM-4-Plus: 1275

Bu gelişmeler aslında Gemini-Exp-1114’ün hem teknik hem de yaratıcı alanlarda gösterdiği başarıyı gözler önüne seriyor. Gemini-Exp-1114’ün bu başarısı, yapay zekanın günlük hayatımıza daha fazla entegre olacağının da habercisi.

Eğitimden araştırmaya, yaratıcı sektörlerden teknik problemlere kadar birçok alanda devrim yaratma potansiyeline sahip olan yeni model, yapay zekanın geleceği için de heyecan verici. Yeni modeli kullanmak isterseniz Google AI Studio (bu bağlantıdan) gidebilirsiniz.

Yapay zeka siber güvenlik endişelerine neden oluyor

Siber güvenlik endişelerinin arttığı bir sır değil. Geçtiğimiz yıl, National Public Data’nın ihlali (2.7 milyar kayıt çalındı) ve Ticketmaster, Advance Auto Parts ve AT&T gibi Snowflake müşterilerinin birkaç büyük ihlali gibi büyük ihlaller görüldü. Mandiant araştırmasına göre, yalnızca Snowflake ile bağlantılı ihlallerden 165’ten fazla şirket etkilendi.

Yapay zeka siber güvenlik sorunlarına neden oluyor

CheckPoint araştırmasına göre, küresel siber saldırılar 2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 30 artarak kuruluş başına haftalık 1.636 saldırıya ulaştı. Bir IBM raporuna göre, yapay zeka güvenlik alanında önemli bir rol oynamasına rağmen, küresel bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 2024’te yüzde 10 artarak 4.8 milyon dolara çıktı.

Veri ihlallerinin yüzde 40’ı birden fazla ortamda depolanan verileri içeriyordu. Genel bulutlarda depolanan ihlal edilen veriler, 5.17 milyon dolar ile en yüksek ortalama ihlal maliyetine neden oldu.             

Kuruluş genelinde üretken yapay zeka (generative AI) modelleri ve üçüncü taraf uygulamalarının benimsenmesi, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının ve SaaS uygulamalarının sürekli kullanımı, yapay zeka siber güvenlik açısından saldırı yüzeyini genişletiyor ve güvenlik ekipleri üzerinde baskı yaratıyor.

Saldırı yüzeyi yönetimi, kırmızı takım ve duruş yönetimi alanları dahil olmak üzere güvenlik önleme stratejilerini destekleyen AI ve otomasyonu uygulamak yardımcı olabilir. Bu çözümler tamamen yönetilen güvenlik hizmetleri aracılığıyla benimsenebilir.

Güvenlik önlemede yapay zeka ve otomasyonu uygulayan kuruluşlar, yapay zeka siber güvenlik çözümleri sayesinde ihlal maliyetini azaltmada en büyük etkiyi gördü ve bu teknolojileri kullanmayan kuruluşlara kıyasla ortalama 2.22 milyon dolar tasarruf sağladı.

Kuruluşlar gen AI ile hızla ilerlerken, gen AI girişimlerinin yalnızca yüzde 24’ü güvenli. Yapay zeka siber güvenlik uygulamalarının eksikliği, verileri ve veri modellerini ihlallere maruz bırakma tehdidinde bulunur ve potansiyel olarak gen AI projelerinin sunmayı amaçladığı faydaları baltalayabilir.

Dolayısıyla, Orlando, Fla. merkezli siber güvenlik firması ThreatLocker’ın 2017’deki lansmanından bu yana çalışan sayısını 450’ye çıkarması muhtemelen o kadar da şaşırtıcı değil. InformationWeek, geçen ay Orlando’da düzenlenen Gartner BT Sempozyumu/XPO’da ThreatLocker CEO’su Danny Jenkins ile bir araya geldi ve yapay zeka siber güvenlik üzerine konuştu.

Samsung Exynos üretiminde TSMC’ye geçiş yapabilir

0

Samsung’un Exynos serisi mobil işlemciler için üretim stratejisini değiştirebileceği iddiaları gündemde. X platformunda Jukanlosre adlı kullanıcının ortaya attığı bir iddiaya göre, Samsung, Exynos çiplerinin üretimindeyaşadığı verimlilik sorunları nedeniyle TSMC’ye yönelmeyi değerlendiriyor.

3nm sürecindeki zorluklar ve Exynos 2500 iptali

Özellikle 3nm üretim sürecinde ciddi sorunlarla karşılaşan Samsung, üretim verimliliğini artırma konusunda zorluk yaşıyor. Bu durum, Galaxy S25 serisinde kullanılması planlanan Exynos 2500 çipinin iptal edilmesine yol açtı. Üretim sorunları yalnızca ürün tedarikini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Samsung’un potansiyel müşterilerini de TSMC’ye kaptırmasına sebep oldu. Eğer son iddialar doğrulanırsa, Samsung da çip üretiminde TSMC ile iş birliğine gitmeyi düşünebilir.

TSMC’nin çip üretimindeki hakimiyeti

TSMC, günümüzde Apple, Qualcomm ve Intel gibi dev teknoloji firmaları için gelişmiş çiplerin üretiminde tek adreshaline gelmiş durumda. Samsung’un da Exynos serisinin üst düzey modellerini TSMC’ye yönlendirmesi, TSMC’nin liderliğini pekiştirebilir. Samsung, akıllı telefon bileşenlerini kendi bünyesinde üretme prensibine sahip olsa da, bu yeni hamleyle maliyetlerde bir miktar artışı kabul ederek daha verimli, daha az enerji tüketen ve daha performanslı çipler üretme olanağına kavuşabilir.

Samsung, çip üretiminde tamamen pes etmiş değil. Geçtiğimiz haftalarda çıkan haberlere göre şirket, kaynaklarını 2nm sürecine yoğunlaştırıyor. SF2P teknolojisi ile geliştirilen ve “Ulysses” kod adı verilen yeni bir Exynos çipi üzerinde çalıştığı iddia edilen Samsung’un, bu çipi 2027 yılında Galaxy S27 modellerinde kullanmayı hedeflediği belirtiliyor.

Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı!

Tesla, sürüş güvenliğini etkileyebilecek ciddi bir sorun nedeniyle 2.431 adet Cybertruck modelini geri çağırma kararı aldı. ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, sürüş invertöründe tespit edilen arıza, bazı araçların ivmelenme kaybına neden olarak sürüş güvenliğini riske atıyor. Bu durum Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı, sürücünün aracın hızını artırmasını engelleyerek, çarpışma riskini artırabilecek potansiyele sahip.

Cybertruck yılın altıncı geri çağırmasını yaşıyor

Tesla’nın büyük beklentilerle piyasaya sürdüğü ilk elektrikli kamyonet modeli Cybertruck, henüz ilk yılını doldurmadan altıncı kez geri çağırılıyorCybertruck, 2024’ün üçüncü çeyreğinde, Tesla’nın Model Y ve Model 3’ünün ardından ABD’de en çok satılan tamamen elektrikli üçüncü araç olarak büyük bir başarı elde etmişti. Ancak son geri çağırma, Tesla Cybertruck yine geri çağrıldığını ve Tesla’nın güvenlik önlemleri konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sürüş invertörü sorunu nedir?

Tesla, bazı araçlarda sürüş invertörünün tork üretimini durdurabileceğini ve bunun sonucunda gaz pedalına basıldığında aracın hızlanma yeteneğini kaybettiğini belirtiyor. Bu da sürüş esnasında ivme kaybına yol açarak çarpışma riskini artırabiliyorGeri çağırma6 Kasım 2023 ile 30 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen Cybertruck modellerini kapsıyor. Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı ve Tesla, arızalı invertörleri ücretsiz olarak çalışır durumda olan yenileriyle değiştireceğini açıkladı.

Geri çağırma kararına rağmen, Tesla Cybertruck Türkiye’de de ilgi görmeye devam ediyor. Arka tekerlekten çekişli modelin 60.990 dolar, daha güçlü dört tekerlekten çekişli versiyonun 79.990 dolar, en güçlü “Beast” versiyonun ise 99.990 dolar fiyat etiketine sahip olduğu açıklandı.

Tesla’nın güvenlik ve kalite standartları kapsamında aldığı bu geri çağırma kararları, kullanıcıların güvenliğini koruma adına önemli bir adım olarak görülüyor.

Chery yeni elektrikli konsept aracını tanıttı

Chery, yakın zamanda sergileyeceği yeni elektrikli konsept aracı ile dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, katı hal batarya teknolojisi ile 1500 km’ye kadar menzil sunacak ve sahip olduğu ileri teknolojiler sayesinde oldukça iddialı. Chery’nin yeni elektrikli aracı, 2024 Guangzhou Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak olan bu konsept, station wagon sınıfında yer alacak ve Fulwin serisinde yeni bir elektrikli aracın ön gösterimi olacak.

Yayınlanan ilk fotoğraflara göre, Chery’nin yeni elektrikli aracının agresif bir tasarıma sahip olduğu görülüyor. Ön kısımda LED gündüz farları ve gizli farlar bulunurken, panoramik tavanrenk değiştiren tavan penceresiyan ayna yerine kameralar ve arkada aktif spoylerlar dikkat çekiyor. Aracın, 800V mimariye ve katı hal batarya teknolojisine sahip olması sayesinde 1500 km’ye kadar menzil sunması bekleniyor.

Yüksek performans ve hız

Bu etkileyici konsept aracın 30.000 rpm’lik bir motora sahip olduğu ve 0’dan 100 km/s hıza sadece 3 saniyede çıkabileceği belirtiliyor. Bu performans değerleri, Chery’nin yeni elektrikli aracının güçlü bir sürüş deneyimi sunacağını gösteriyor.

Gelişmiş sürüş teknolojileri ve lüks iç donanım

Aracın diğer yenilikçi özellikleri arasında dört tekerlekten direksiyonsteer-by-wire (kablo ile direksiyon), çift odacıklı havalı süspansiyon ve CDC şok emiciler bulunuyor. İç mekanda ise Qualcomm Snapdragon 8295 çipi ile çalışan 15,6 inç bilgi-eğlence ekranıyapay zeka sesli asistanı ve 23 hoparlörlü ses sistemi yer alacak. Ayrıca, ön yolcu koltuğunun düz şekilde katlanabilmesi ve arka koltukların 15 derece ayarlanabilir olması kullanıcı konforunu üst seviyeye çıkarıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, Seviye 3 sürüş yardım sistemi ile de güvenli ve akıllı bir sürüş deneyimi sunacak.

Her ne kadar bu yeni araç konsept olarak tanıtılsa da, seri üretime yakın bir model gibi görünüyor. Chery, sunduğu yüksek teknoloji ve tasarım özellikleri ile elektrikli araç pazarında dikkat çekmeye devam edecek. Aracın tam olarak ne zaman piyasaya çıkacağı ise henüz bilinmiyor.

Meta’ya Avrupa’da 798 milyon euroluk ceza!

Bu ceza, Facebook Marketplace platformunu ana sosyal medya hizmeti olan Facebook ile bağlayarak çevrimiçi ilan hizmetlerinde haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa Komisyonu tarafından uygulandı.

Uzun süren soruşturma sonuçlandı

Avrupa Komisyonu’nun uyguladığı ceza, aslında Haziran 2021’de başlayan ve Aralık 2022’de Facebook Marketplace’in rekabet kurallarını ihlal ettiğinin tespit edilmesiyle sonuçlanan soruşturmanın devamı niteliğinde.

Avrupa Komisyonu’nun Rekabet Politikası Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, Meta’nın ilan hizmetini sosyal medya platformuyla birleştirerek rakiplerine karşı avantaj sağladığını belirtti.

Vestager açıklamasında, “Meta, kendi hizmeti olan Facebook Marketplace’e diğer çevrimiçi ilan sağlayıcılarının erişemeyeceği avantajlar sağlayarak haksız ticari koşullar oluşturdu. Bu durum AB antitröst yasalarına aykırıdır. Meta artık bu davranışa son vermek zorunda.” ifadelerini kullandı.

Meta, cezaya itiraz edecek

Meta, karara hızla yanıt vererek cezayı temyize götüreceğini açıkladı. Şirket, kararın Avrupa’daki çevrimiçi ilan hizmetleri piyasasının mevcut durumunu göz ardı ettiğini ve tüketici talebine yenilikçi çözümler sunan Facebook Marketplace gibi yeni katılımcıları engellediğini savundu.

Şirket, Avrupa pazarındaki diğer büyük çevrimiçi ilan platformlarının korunmasına yönelik bir önlem olarak değerlendirilen bu kararın gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Cezalar, şirketin gelirine göre belirleniyor

Avrupa Komisyonu, antitröst cezalarının şirketin ilgili alandaki satışlarının %30’una kadar çıkabileceğini belirtiyor. Bu oranda belirlenen cezalar, teknoloji devleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.

Meta’nın ABD’de de benzer zorluklarla karşı karşıya olduğu biliniyor. Şirket, 2019 yılında FTC (Federal Ticaret Komisyonu) ile yaptığı anlaşmada 5 milyar dolar ceza ödemiş ve yeni gizlilik politikalarını devreye almıştı.

Meta çalışanı

Küresel düzenlemelerde değişim rüzgarları

Cezanın verildiği dönemde küresel siyasette de önemli değişimler yaşanıyor. ABD’de başkanlık ve kongre kontrolünün Cumhuriyetçiler’de olması, büyük teknoloji şirketlerinin daha sıkı denetim altına alınabileceği anlamına geliyor.

Gözlemciler, siber güvenlik, birleşme ve satın almalar ile kripto para gibi konuların öncelikle ele alınacağını belirtiyor. Özellikle sosyal medya, veri koruma ve gizlilik gibi konular Meta’yı ilgilendiren düzenlemelerde önemli değişikliklerin yaşanabileceği öngörülüyor.

Bu gelişmeler, hem Avrupa hem de ABD’de büyük teknoloji şirketleri üzerindeki düzenleyici baskının önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğine işaret ediyor.

Yanmar Avrupa operasyonlarını Türkiye’ye taşıdı!

Japonya’nın köklü iş makinesi ve motor üreticisi Yanmar, Avrupa’daki faaliyetlerini sonlandırarak operasyonlarını Türkiye’ye taşıma kararı aldı. Avrupa’da satılacak tüm traktörler artık Türkiye’de üretilecek , kullanıcılara yönelik Japon traktör talebi daha hızlı karşılanacak.

1912 yılında Japonya’da kurulan Yanmar, geçtiğimiz yıl İzmir’in Torbalı ilçesinde bir traktör üretim tesisi kurmuştu. Yanmar ve Solis marka Japon traktörlerin üretildiği bu tesisin kapasitesi kısa sürede üç katına çıkarak yıllık 7 bin adedeulaştı. Üretilen traktörler hem yurt içine hem de yurt dışına satılıyor. Şirketin Türkiye’ye olan ilgisinin arkasında yüksek traktör talebi ve Türkiye’nin stratejik konumu bulunuyor.

Türkiye’nin potansiyeli Yanmar’ı cezbetti

Yanmar Türkiye Tarım İş Kolu ve İş Geliştirme Direktörü Murat Balkan Kanbir, Türkiye’nin dünyanın 16. büyük ekonomisi ve 4. büyük traktör pazarı olduğunu belirtti. Kanbir, Türkiye’nin genç nüfus avantajı, geniş pazarı ve Avrupa, Asya ve Afrika’ya açılan stratejik konumuyla dikkat çektiğini ifade etti. Bu faktörlerin Yanmar’ın uzun vadeli yatırımlarına olanak sunduğunu vurgulayan Kanbir, “Türkiye’nin 100 yıllık yatırım sürecinde Yanmar için önemli bir yer tuttuğunu” dile getirdi.

Japon traktör Yanmar’ın YTAgri markasıyla Türkiye’de ürettiği tarım ekipmanları, başta Japonya, Kore ve Tayland olmak üzere deniz aşırı ülkelere ihraç ediliyor. 2019 yılında küçük bir ihracat operasyonu olarak başlayan bu girişim, geçtiğimiz yıl 10 milyon doları aşan bir hacme ulaştı. Türkiye’nin Japonya’ya gerçekleştirdiği tarım ekipmanı ihracatının %60’ını Yanmar Türkiye gerçekleştirdi. Kanbir, dünya genelindeki 250 bin Yanmar traktöre Yanmar ekipmanları sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

2026’da Türkiye’de Yanmar restoranı

Japon traktör firması Yanmar’ın Japonya’daki çiftçilerini desteklemek amacıyla açtığı restoran modelini Türkiye’ye taşımayı planlıyor. 2026 yılında Türkiye’de açılacak olan Yanmar restoranındaYanmar traktörleriyle ekilen ürünlerle hazırlanan yemekler sunulacak. Restoranın yerel çiftçilere destek sağlayacak bir proje olarak öne çıkması bekleniyor.

İzmir Torbalı’daki tesiste, yakın zamanda Yanmar YT serisi Japon otonom traktörler de üretilecek. Bu traktörler, otonom sürüş özelliğiyle büyük arazilerde iş gücünden tasarruf sağlayarak insansız tarıma olanak tanıyacak. Otonom traktörler sayesinde daha verimli bir ekim ve hasat süreci hedefleniyor.

Elektrikli araç satışlarında yeni rekor! 

Dünyanın önde gelen elektrikli araç araştırma kuruluşlarından Rho MotionEkim ayında global elektrikli araç satışlarının 1,7 milyon adedi geçtiğini duyurdu. Bu rakam, bir önceki ay olan Eylül’de kırılan satış rekorunu 50.000 araçla geride bırakarak yeni bir zirveye ulaştı. Her ne kadar elektrikli araç satışlarındaki büyüme hızında yavaşlama olsa da, satışlardaki yükseliş sürüyor.Pazar Güçlenmeye Devam Ediyor

Ekim ayında Çin1,2 milyon elektrikli araç satarak bir kez daha aylık rekor kırdı. Çin, Eylül ayına göre satışlarını %6artırırken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %50’den fazla büyüme gösterdi. 2024 yılının başından bu yana Çin’de elektrikli araç satışları %38 oranında artış kaydetti. Dünya genelindeki pazar ise yılın ilk on ayında %24’lük bir büyüme oranı yakaladı.

Rho Motion verilerine göre, Avrupa Birliğiİngiltere ve EFTA bölgelerinde yılın başından Ekim ayına kadar toplam araç satışları %3 düşüşle 2,5 milyon olarak gerçekleşti. ABD ve Kanada1,4 milyon araç satarak %9’luk bir büyüme sağladı. Avrupa’da Ekim ayında ise 260.000’den fazla elektrikli araç satışı yapılırken, yıllık bazda %1 artışgözlemlenirken aylık bazda %14 düşüş kaydedildi. Bu düşüşte özellikle İngiltere‘deki otomobil satışlarındaki azalma etkili oldu. Almanya ise Ekim ayında %12 artışla yılın geri kalanında toparlanma sinyalleri verdi, ancak yılın başından bu yana %18’lik bir düşüşle karşı karşıya kaldı.

Çin pazarın itici gücü olmaya devam ediyor

Ekim ayında Çin, hem BEV (Bataryalı Araç) hem de PHEV (Plug-in Hibrid Elektrikli Araç) satışlarında yeni aylık rekorlara imza attı. Çin’in en büyük otomobil üreticilerinden BYD, Ekim ayında 500.000’den fazla araç satarak bir önceki aya kıyasla 80.000 araçlık artış elde etti. Özellikle PHEV satışlarının BYD’nin başarısında büyük rol oynadığı belirtildi. Çinli üretici, son üç ayda ortalama 30.000 araç ihraç etti. Rho Motion Veri Yöneticisi Charles Lester, “Global elektrikli araç pazarı yeniden ivme kazanıyor ve son iki ayda rekor satışlar yaşanıyor,” diyerek artan talebin altını çizdi.

Apple’dan akıllı yüzük mü gelecek? Oura CEO’sundan çarpıcı açıklamalar!

Sağlık teknolojileri alanında akıllı yüzükleriyle tanınan Oura’nın CEO’su Tom Hale, Apple’ın akıllı yüzük geliştireceği söylentilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Akıllı yüzük yapmanın göründüğü kadar basit olmadığınıvurgulayan Hale, Apple’ın olası bir akıllı yüzük ürününü mevcut ürün portföyü ile nasıl konumlandıracağına dair şüpheleri olduğunu belirtti. Hale, Apple’ın akıllı yüzük ve Apple Watch gibi ürünleri bir arada sunarken rekabetin yaratacağı sorunlardan kaçınmak isteyebileceğine dikkat çekti.

Son yıllarda Apple’ın da bu pazara girebileceğine dair iddialar gündemde sıkça yer alırken, akıllı yüzüklerin Apple Watch gibi ürünlerin bazı işlevlerini daha kompakt ve taşınabilir bir yapıda sunabileceği belirtiliyor. Ancak bu durum, Apple’ın mevcut ürün stratejisiyle çelişebilir ve markanın Watch satışlarını etkileyebilir. Bloomberg’den Mark Gurman da, şu an için Apple’ın bir akıllı yüzük ürünü üzerinde çalışmadığını, şirket içinde tartışmaların olsa da henüz resmi bir ürün geliştirme sürecine girilmediğini öne sürüyor.

Oura ve Samsung’dan akıllı yüzük yarışı

Akıllı yüzük pazarı son dönemde hızlı bir şekilde büyürken, birçok teknoloji devi de bu pazara olan ilgisini artırmaya başladı. Samsung, geçtiğimiz Temmuz ayında tanıttığı Galaxy Ring ile sektöre iddialı bir giriş yaptı. Galaxy cihazlarıyla uyumlu çalışan Galaxy Ring, kullanıcının hareket, uyku, kalp atış hızı ve solunum hızını takip edebiliyor. Ayrıca, günlük uyku puanı ve enerji seviyesi gibi veriler sunarak kullanıcıya sağlık durumuyla ilgili önemli bilgiler sağlıyor.

Oura ise bu alanda lider pozisyonunu koruyarak yeni modelini piyasaya sürdüOura Ring 4hareket, sağlık, stres ve uyku takibi gibi özelliklerle kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Şirket, özellikle uyku kalitesini analiz etme konusundaki hassasiyeti ve detaylı sağlık takibi özellikleriyle dikkat çekiyor.

Apple’ın akıllı yüzük pazarı için stratejisi belirsiz

Apple’ın bu rekabete girip girmeyeceği konusunda henüz net bir bilgi yok. Şirketin akıllı yüzük geliştirmesi durumunda, bu ürünün Apple Watch’un yerini alabilecek veya onunla çelişmeyecek bir yapıda olması gerektiği ifade ediliyor. Birçok analist, Apple’ın akıllı yüzüğünün çıkması halinde, Apple Watch’un bazı özelliklerini içerip, daha az kapsamlı bir sağlık takibi sunarak piyasaya sunulabileceğini öngörüyor. Bu sayede Apple, her iki ürünü de farklı fiyat seviyelerinde konumlandırarak geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı hedefleyebilir.

Öte yandan, akıllı yüzüklerin hızla popülerlik kazanması Apple için yeni bir strateji geliştirme ihtiyacı doğurabilir. Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, Apple’ın akıllı yüzük alanındaki rekabetin artmasıyla gelecekte bu pazara yönelik adımlar atmasının mümkün olduğunu düşünüyor.

NarPOS ile gıda israfına yapay zeka destekli çözüm

0

Gıda israfının önüne geçmek ve sürdürülebilir gıda yönetimini sağlamak amacıyla teknolojinin gücü devreye giriyor. Türkiye’nin ilk hibrit altyapıya sahip restoran otomasyon sistemi olan NarPOS, restoranlarda etkin envanter yönetimi ile gıda israfını azaltmada kilit bir rol üstleniyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde her yıl üretilen gıdanın %17’si israf ediliyor ve bu yaklaşık 1 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini gösteriyor. Restoranlar ise gıda israfının en büyük kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. 2030 yılına kadar israf edilen gıdaların dünya ekonomisine 1,5 trilyon dolarlık bir mali yük getireceği tahmin ediliyor.

NarPOS, restoranların tüm envanter, ödeme, sipariş ve stok süreçlerini bir arada yönetmelerine olanak tanıyan kapsamlı bir otomasyon sistemi sunarak israfın önüne geçmeyi amaçlıyor. 2012 yılında kurulan NarPOS, yapay zeka destekli altyapısı sayesinde, envanter yönetimini optimize ederek sadece ihtiyaç kadar stok yapılmasını sağlıyor ve böylece gıda atıklarını en aza indiriyor.

NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, “Restoranlarda gıda israfını önlemenin ilk adımı, tüketilen ürün miktarının ölçülmesiyle başlar. Gerçek zamanlı envanter takibiyle aşırı stoklamanın önüne geçiyor ve kullanılmayan ürünlerin çöpe gitmesini engelliyoruz. Yapay zeka destekli NarPOS ile restoranların envanterlerini en verimli şekilde yönetmelerini sağlıyoruz,” dedi.

NarPOS’un müşteri kitlesini restoranlar, pastaneler, kafeler, perakende işletmeleri ve oteller oluşturuyor. NarPOS; Nişantaşı Üniversitesi, Getir Yemek, Trendyol ve Yemeksepeti gibi birçok kuruluşun çözüm ortağı olarak gıda sektöründe sürdürülebilirliği destekleyen teknolojik çözümler sunmaya devam ediyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı, yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’i tanıttı!

0

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında yapay zeka tabanlı dijital asistanı SAVVy’i tanıttı. Bu yeni dijital asistan, havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı asistan olacak.

Yeni yapay zeka asistanı: SAVVy!

Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın dokuzuncu en yoğun havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) düzenlediği konferansta “Havacılık Sektöründe Yapay Zeka Çözümleri: CRM ve Yolcu Deneyimi” başlıklı oturumda SAVVy’i tanıttı.

İSG CEO’su Alp Er Tunga Ersoy SAVVy’nin müşteri hizmetleri kalitesini artırma ve süreçleri optimize etme amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Asistanın isminin Sabiha Gökçen’in IATA kodu olan “SAW”dan türetildiğini ve misafirperver bir karakter yansıttığını ifade etti.

Ersoy, yolcu taleplerine hızlı yanıt vermeyi amaçlayan SAVVy’nin 7/24 destek sağlayarak Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi çalışanlarının daha karmaşık sorunlara odaklanabilmesine olanak sunduğunu açıkladı.

SAVVy, doğal dil işleme (NLP) gibi konuşma yapay zeka tekniklerini kullanarak yolcularla insan benzeri sohbetler gerçekleştiriyor ve anlık yanıtlarla kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Bu teknoloji sayesinde Sabiha Gökçen yolcuları müşteri temsilcisini beklemeden SAVVy ile işlemlerini hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebilecek.

Spotify video içerik üreticilerine para ödemeye başlıyor!

Spotify, video içerik üreticilere yönelik önemli bir adım atarak 2 Ocak 2025 itibarıyla içerik üreticilerine ödeme yapmaya başlayacağını duyurdu. Bu yeni hamle, Spotify ile YouTube arasındaki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak.

Spotify’ın CEO’su Daniel Ek tarafından yapılan açıklamada, platformda video podcast yayımlayan içerik üreticilerin paylaşımlarına aldıkları etkileşimlere göre para kazanmaya başlayacakları belirtildi. Video podcast ne kadar çok görüntüleme alırsa, içerik üreticilerin kazancı da o kadar artacak. Ek, Spotify’ın video içerikler konusunda rakiplerinden daha iyi bir deneyim sunabileceğini ifade etti.

Video Podcast’lerde büyük artış

Spotify, video podcast özelliğini her bölgede aktif etmemiş olsa da bu format büyük ilgi görüyor. Güncel verilere göre, platformda yer alan video podcast sayısı 300 bini aşmış durumda. Kullanıcıların video podcast’lere olan ilgisinin hızla arttığı belirtiliyor ve izlenme süreleri, müzik ve sesli podcast dinleme sürelerinden daha yüksek bir hızla yükseliyor.

İlk etapta dört ülkede başlayacak

Video içerik üreticilere ödeme sistemi, ilk aşamada ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’da hayata geçecek. Ayrıca Spotify, video podcast içeriklerinde ücretli abonelere reklamları kaldırarak reklamsız bir deneyim sunacak. Bu sayede, video podcast’lere olan kullanıcı ilgisinin daha da artması hedefleniyor.

Spotify’ın bu yeni stratejisi, özellikle YouTube ile rekabetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 2 Ocak 2025 itibarıyla geçerli olacak bu uygulamanın, içerik üreticilere daha fazla kazanç sağlarken kullanıcı deneyimini de iyileştirmesi bekleniyor.

Çin uçan taksilerle geleceğe adım atıyor!

Çinuçan taksiler ve teslimat dronları için büyük ölçekli yatırımlar yaparak, 2026 yılına kadar ülkenin güneyindeki teknoloji üssü Shenzhen ve doğudaki ticaret merkezi Şanghay’da bu teknolojileri günlük hayata entegre etmeye hazırlanıyor. Bu iki şehirde yapılacak dev yatırımlarla alçak irtifa ekonomisi canlandırılacak ve uçan araçların günlük ulaşımda kullanılmasının önü açılacak. Özellikle Çin uçan taksilerle ilgili büyük beklentilere sahip.

Shenzhen’de 1,7 milyar dolarlık altyapı yatırımı

Shenzhen, alçak irtifa ekonomisini geliştirmek amacıyla 12 milyar yuan (yaklaşık 1,7 milyar dolar) yatırım yaparak 1.200’den fazla kalkış ve iniş platformu kurmayı hedefliyor. Şehir, mevcut durumda 249 tesise sahip ve bu sayıyı yıl sonuna kadar 500’e çıkarmayı planlıyor. 2025’e kadar 658 tesis daha inşa edilerek, hava yolculuğu, lojistik, topluluk teslimatları ve kent yönetimi gibi alanlarda yeni bir ağ oluşturulması bekleniyor. Çin uçan taksilerle büyük değişimler yaratmayı amaçlıyor. Shenzhen, yatırımlarını 2030 yılına kadar 20 milyar yuan (yaklaşık 2,7 milyar dolar) seviyesine çıkararak bu alanda öncü olmayı amaçlıyor.

Shenzhen’de dünyanın en büyük tüketici dron üreticisi DJI, otonom uçan taksi üreticisi EHang, yemek teslimat devi Meituan ve elektrikli araç üreticisi Xpeng gibi önemli sanayi oyuncuları bulunuyor. Şehir, 2025’e kadar dron sektörünün 100 milyar yuan (13,8 milyar dolar) hacmine ulaşmasını hedefliyor.

Şanghay’da 100 hizmet alanı kurulacak

Şanghay, uçan araç teknolojilerinin ticari kullanıma geçebilmesi için 100’den fazla hizmet alanı kurmayı planlıyor. 40’tan fazla şirketin, uçan araç teknolojilerini turizmlojistikgözetim ve taşımacılık alanlarında hizmete sunmak üzere hazırlık yaptığı biliniyor. Şanghay’daki yetkililer, eVTOL adı verilen dikey kalkış ve iniş yapabilen elektrikli araçların kullanımı için gerekli altyapıyı hızlandıracak.

Çin’in alçak irtifa ekonomisi, 2021 yılında Pekin’in sektörü destekleyen düzenlemeler yapmasıyla hızlı bir ivme kazandı. Şanghay‘daki geliştiriciler, bu uçan araçları şehir içi ulaşımda trafiği hafifletecek bir çözüm olarak sunmayı hedefliyor. Ancak, batarya performansıaraç güvenliği ve yasal düzenlemeler gibi konularda bazı belirsizlikler bulunuyor. Çin uçan taksilerle bu tür sorunları aşmak için çalışmalar yürütüyor.

Bu alanda Çin’in öncü şirketleri arasında EHang ve Xpeng‘in yan kuruluşu AeroHT yer alırken, Almanya merkezli Lilium ile ABD merkezli Joby ve Archer Aviation gibi küresel şirketler de rekabet içerisinde. Çin, bu yenilikçi sektörün potansiyel olarak yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşabileceğine inanıyor. Çin uçan taksilerle rekabetin içinde kalmayı planlıyor.

LG esnek ekran teknolojisini tanıttı

0

LG, yüzde 50 oranında genişleyebilen “dünyanın ilk esnek ekranı” ile çığır açan ekran teknolojisini tanıttı. LG Display’in yaptığı basın açıklamasına göre, çığır açan bu buluş, gelecekte ekranların kullanım şeklini değiştirebilir. Güney Kore’nin Seul kentindeki LG Bilim Parkı’nda tanıtılan 12 ila 18 inçlik prototip, tam RGB renk ve mükemmel çözünürlüğü koruyor. 

LG esnek ekran teknolojisine odaklandı

LG Display CTO’su ve İcra Başkan Yardımcısı Soo-young Yoon etkinlikte yaptığı açıklamada, “Güney Kore endüstrisi, akademi ve araştırma paydaşları arasındaki yakın iş birliği yoluyla sürdürülebilir bir gelecek ekran ekosistemi inşa etmeye devam edeceğiz” dedi.Bu esnek ekran, standart esnek ekranların aksine, bükülüp çeşitli şekillere uzayabiliyor. Teknoloji, giyilebilir teknoloji, moda ve otomotiv sektörü de dahil olmak üzere birçok sektörde yeni imkânlar sunuyor.

İnç başına 100 piksel çözünürlüğe sahip olan yeni ekranın 12 inçlik ekranı, 18 inçe kadar uzayabiliyor ve bu sırada keskin, renkli görüntüler üretebiliyor. Mevcut versiyon, LG’nin 2022’deki ilk prototipinde yalnızca yüzde 20 esneyebildiği halde, %50 oranında iyileştirilmiş esneme oranıyla önemli bir iyileştirme sağlıyor. Basın bülteninde: “Yeni panelin maksimum uzama oranı %20’den %50’ye çıkarak iki katından fazla arttı. Bu gelişmiş esneklik, çeşitli ekran tasarım olanaklarına olanak sağlıyor ve teknolojinin ticarileştirildiğinde potansiyel rekabet gücünü artırıyor” ifadelerine yer verildi.

LG, bu başarının sağlanmasında yeni ekran kablolama yöntemlerinin ve kontakt lenslerde kullanılan benzersiz bir silikon malzemenin etkili olduğunu iddia ediyor. Teknoloji devi, ekranın aşırı hava koşullarında bile görüntü kalitesinden ödün vermeden 10.000 katın üzerinde uzatılabildiğini söylüyor.

Hafif, ince ve güçlü olmasının yanı sıra esnek ekran, cilt veya giysi gibi düzgün olmayan kıvrımlara sahip yüzeylere yapışabilir. Şirket, şekil değiştirebilen ve el hareketleriyle kontrol edilebilen bir otomotiv ekranı ve itfaiyecilere gerçek zamanlı bilgi veren giyilebilir bir ekran da dahil olmak üzere çeşitli olası kullanımları gösterdi.

LG Display, Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı’nın başkanlığında yürütülen ülke çapındaki araştırmanın bir parçası olan bu teknolojiye öncülük ediyor. Projenin amacı, yeni nesil ekran teknolojisini icat etmektir.

Tesla Powerwall üretiminde yeni bir rekor kırdı!

Tesla, enerji sektöründeki büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Şirket, Gigafactory Nevada fabrikasında tek bir gün içinde 1.000 Powerwall 3 üreterek önemli bir kilometre taşına ulaştığını duyurdu. Bu başarı, Tesla’nın enerji depolamaalanındaki üretim hızını yalnızca birkaç ay içerisinde iki katına çıkardığını gösteriyor. Firma, özellikle enerji depolama çözümlerine olan küresel talep doğrultusunda Powerwall 3 üretimini artırarak, bu pazardaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor.

Tesla Energy, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ağustos ayında bir vardiyada 500 birim Powerwallüreterek rekor kıran Giga Nevada fabrikasının bu sayıyı iki katına çıkararak yeni bir seviyeye ulaştığını belirtti. Tesla, Powerwall 3 modelini ABD, Kanada, Almanya, Birleşik Krallık ve Batı Avustralya gibi pazarlara sunarken, diğer bölgelerde hâlâ Powerwall 2 modeliyle hizmet veriyor.

CEO Elon Musk, enerji sektöründeki hızlı büyümenin Tesla için otomotiv sektöründen daha büyük bir potansiyelesahip olduğunu vurgulamıştı. Şirketin üçüncü çeyrek verilerine göre, enerji bölümünden elde edilen brüt kar marjı %30,5 seviyesine ulaşarak rekor kırdı. Dünya genelinde 750.000’den fazla Powerwall ünitesi kurulu durumda ve bunların 100.000’den fazlası yoğun enerji talebi dönemlerinde geniş bir santral (VPP) ağı oluşturmak için sanal santral programlarına kaydedildi.

Megapack’ler küresel ölçekte büyüyor

Tesla’nın yalnızca ev ve ticari enerji depolama çözümleri değil, aynı zamanda şebeke ölçekli enerji depolama birimleri olan Megapack’ler de büyük ilgi görüyor. Kaliforniya’daki “Megafactory” adlı tesis, kısa süre önce 10.000’inci Megapack ünitesini üreterek önemli bir başarıya imza attı. Bu fabrikanın yıllık üretim kapasitesinin 10.000 ünite veya 40 GWh seviyesine ulaşması bekleniyor. Kaliforniya’daki Megafactory’nin yanı sıra, Çin’in Şangay kentinde inşa edilen ikinci Megafactory’nin de üretim için son aşamaya geldiği ve 2025’in ilk çeyreğinde sevkiyata başlanacağı bildirildi.

Tesla, Powerwall ve Megapack gibi enerji çözümleri ile enerji sektöründe önemli bir oyuncu haline gelme yolunda ilerlerken, enerji depolama alanındaki bu yüksek büyüme, firmanın sürdürülebilir enerji geleceği hedeflerine de büyük bir katkı sağlıyor.

Intel Core Ultra 200S serisine yeni üyeler katılıyor!

0

Intel’in yeni nesil Core Ultra 200S serisi işlemcileri için hazırladığı düşük TDP’li “T” ve “F” varyantları sızdırıldı. Tanıtılan bilgilere göre, bu işlemciler hız aşırtma (overclock) kilidine sahip ve enerji verimliliği odaklı olarak sunuluyor. Intel, Core Ultra serisi ile 35W ve 65W TDP aralığında geniş bir model yelpazesi sunarak farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etmeyi hedefliyor.

Core Ultra 9 285 serisi: güçlü performans ve enerji verimliliği

Serinin en güçlü modeli olan Core Ultra 9 285, yalnızca “T” ve “K’sız” varyantlarla piyasaya sürülecek. 24 çekirdekve 36 MB L3 önbellek ile gelen bu işlemci, iki farklı TDP seçeneği sunuyor:

  • Core Ultra 9 285T35W TDP ve 1.4 GHz temel hız. Bu varyant, yalnızca 4 Xe grafik çekirdeği içeriyor ve enerji verimliliği ile öne çıkıyor.
  • Core Ultra 9 28565W TDP ve 2.5 GHz temel hız. Güçlü performans isteyen kullanıcılar için daha yüksek bir hız seçeneği sunuyor.

Core Ultra 7 Serisi: orta segment için çeşitli seçenekler

Orta segmentte yer alan Core Ultra 7 265, 265F ve 265T modelleri de farklı ihtiyaçlara uygun şekilde tasarlandı. 20 çekirdek ve 30 MB L3 önbellek içeren bu modeller, hız ve TDP seçenekleriyle dikkat çekiyor:

  • Core Ultra 7 265T35W TDP ve 1.5 GHz temel hız.
  • Core Ultra 7 265 ve 265F65W TDP ve 2.4 GHz hız ile geliyor.

Core Ultra 5 serisi: ekonomik ve verimli

Daha uygun fiyatlı bir seçenek olarak tasarlanan Core Ultra 5 225 ve 225F modelleri, 10 çekirdek ve 20 MB L3 önbellek içeriyor. Bu modeller 3.3 GHz temel hız ve 65W TDP ile geliyor. Ek olarak, 2 Xe grafik çekirdeğiiçermeleriyle grafik gücü daha mütevazı olan kullanıcılar için optimize edilmiş.

Core Ultra 5 serisinde ayrıca 4 Xe çekirdeği içeren 245K ve 245KF modelleri de yer alacak. Ancak, serinin henüz bir “T” varyantı bulunmuyor.

Intel Core Ultra 200S serisinin “T” ve “F” varyantlarının 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya çıkması bekleniyor. Daha güçlü modellerin de ilerleyen dönemlerde tanıtılması beklenirken, ultra olmayan sürümlerin çıkış tarihi hakkında henüz net bir bilgi paylaşılmadı. Bu durum, Intel’in yeni nesil işlemcilerini bekleyen kullanıcılar için heyecan verici bir bekleyişe işaret ediyor.

Signal görüntülü görüşme özelliğine kavuşuyor

0

Signal, Zoom, Meet ve Teams’e uygun bir alternatif haline gelen yeni görüntülü görüşme özelliklerine kavuşuyor.Gizlilik odaklı mesajlaşma uygulaması Signal, Zoom, Google Meet ve Microsoft Teams’e alternatif olma amacıyla görüntülü görüşmeler için bağlantılar, tepkiler ve arama sekmesi gibi yeni özellikler ekliyor.

Signal görüntülü görüşme ile daha rekabetçi oluyor

Güncellemenin en önemli özelliği, yeni aramalar yapmanıza, arama bağlantılarını yönetmenize ve arama geçmişinizi kontrol etmenize olanak tanıyan yeni “Aramalar” sekmesi.Sekme, aramalar için bağlantılar oluşturmanıza olanak tanır, böylece bir grup oluşturmak yerine, bağlantıyı kişilerle paylaşabilirsiniz. Meet, Zoom ve Teams’in işleyişine benzer şekilde. Bağlantılar yeniden kullanılabilir, bu nedenle bunları yinelenen toplantılar için de kullanabilirsiniz.

Ayrıca, çağrılara isim verme, kişilerin toplantılara manuel olarak katılmasına izin verme veya onları atma, kaldırma ve engelleme gibi sıkça görülen yönetim özelliklerine de sahip olursunuz. Katılımcılar, Meet benzeri bir el kaldırma özelliği aracılığıyla soru sormak için sıraya girebilir.Signal’in masaüstü uygulamasını kullanan kişiler, ızgara, kenar çubuğu veya hoparlör görünümleri arasında geçiş yapabilir.

Signal, 2020’de şifreli grup görüntülü görüşmelerini tanıttı ve şu anda 50 kişiye kadar grupları destekliyor. Rakibi WhatsApp, 2022’de insanların görüşmelere bağlantılar paylaşmasına izin vermeye başladı ve bu Haziran ayında ekran paylaşımı, hoparlör spot ışığı ve 32 kişilik görüntülü görüşmeler için destek ekledi.

Şirket bir blog yazısında: “Görüntülü görüşmeler, dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar, işyerleri ve arkadaş grupları için yeni bir normal buluşma yeri haline geldi. İletişim normları değişirken, Signal’in iletişim kurmak için özel bir yer vaadi aynı kalıyor. Signal aramalarını genel olarak daha iyi hale getirmek için, son birkaç ayı bazı hoş karşılanan iyileştirmeler yaparak geçirdik” dedi.Signal bu özelliği iOS, Android ve masaüstü uygulamalarında kullanıma sunuyor.

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma yaptı

SpaceX, Mars yolculuğu hedeflerine ulaşmak için Güney Kore’nin önemli batarya üreticilerinden LG Energy Solution (LGES) ile yeni bir anlaşma imzalayarak Starship roketi için özel bataryalar temin edecek. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı

Bu anlaşma, Starship’in uzun süreli uzay görevlerinde güvenilir enerji desteği sağlayacak dayanıklı silindirik lityum-iyon bataryalar üzerine odaklanıyor. SpaceX, genellikle kendi batarya üretimiyle tanınsa da Mars görevleri gibi yoğun enerji ve dayanıklılık gerektiren projelerde LG’nin üstün teknolojisine başvurma ihtiyacı duydu.

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı.
SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı.

Bu uzun vadeli iş birliği, LG’nin bataryalarının sadece SpaceX’e özel geliştirilmiş dayanıklılık ve enerji kapasitesi özelliklerine sahip olmasını öngörüyor. Böylece Starship’in ana ve yedek güç sistemlerinde kullanılacak bu bataryalar, uzun süreli görevlerde kesintisiz performans sağlayacak. Korean Economic Daily’ye göre, LG’nin SpaceX ile gerçekleştirdiği bu anlaşma, bazı spekülasyonlara göre, Elon Musk’ın insansı robot projesi Tesla Optimus için de kapı aralayabilir, ancak LGES, şimdilik sadece Starship’e odaklandığını belirtti.

LGES’in daha önce Tesla ve NASA gibi büyük isimlerle de çalışması, şirketi bu alanda güvenilir bir ortak haline getirmiş durumda. Özellikle Tesla için 4680 pil hücreleri üreten LGES’in SpaceX ile gerçekleştirdiği bu yeni anlaşma, iki şirket arasındaki güçlü iş birliğini bir üst seviyeye taşıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.