Hindistan, Wikipedia yönetimini uyardı!

Kullanıcı şikayetleri doğrultusunda iletilen uyarıda, Wikipedia platformunun aracı konumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Hükümet kaynaklarına göre, Wikipedia’nın yönetimiyle yapılan görüşmeler, platformdaki belirli içeriklerin taraflı ve eksik bilgi içerdiği yönündeki şikayetler doğrultusunda başlatıldı. Yetkililer, Wikipedia’da az sayıda editörün içerik üzerinde orantısız bir kontrol sahibi olmasını eleştirerek bu durumun platformda bazı hassas konularda yanlı anlatılara yol açabileceğini savundu.

Aracı mı, yayıncı mı?

Hindistan, platformun hukuki statüsü üzerinde de duruyor. Ülkedeki bilgi teknolojisi düzenlemelerine göre, “aracı” statüsündeki platformlar kullanıcı içeriklerinden sorumlu tutulmuyor; ancak belirli kılavuzlara uymaları gerekiyor.

Hükümet, Wikipedianın “yayıncı” olarak sınıflandırılmasının gerekip gerekmediğini sorguluyor. Böyle bir durumda, platformun içeriklerden sorumlu tutulması ve daha fazla hesap verebilirliğe sahip olması gündeme gelebilir.

Sosyal medyada artan denetim

Hindistan, sosyal medya platformlarında yanlış bilgi, zararlı içerik ve dijital egemenlik konularında daha sıkı denetim uyguluyor. Twitter, Facebook ve Instagram gibi popüler platformlar da daha önce benzer düzenlemeler ve uyarılara tabi tutulmuştu. Hükümet, Wikipedia’nın içerik kontrol sürecindeki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtiyor.

wikipedia

Topluluk tabanlı modelin zorlukları

Wikipedia’nın içerik üretimi gönüllü editörler tarafından sağlanıyor ve dünya genelindeki kullanıcılar bu platformda içerik oluşturup düzenleyebiliyor. Ancak Hindistan hükümetinin bu girişimi, topluluk odaklı içerik üretiminin tarafsızlık ve doğruluk sağlamadaki zorluklarına dikkat çekiyor.

Henüz Wikipedia tarafından bir yanıt verilmemiş durumda; bu nedenle platformun Hindistan’ın taleplerine nasıl karşılık vereceği belirsizliğini koruyor.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletiyor!

Çinli teknoloji devi Tencent, yapay zeka tabanlı hizmetlerini elektrikli otomobil sektöründe yaygınlaştırma hedefi doğrultusunda, Alman otomotiv tedarikçisi Bosch ile ortaklığını daha da genişletme kararı aldı. İki şirketin imzaladığı yeni mutabakat anlaşmaları kapsamında, bulut bilişim ve akıllı sürüş teknolojilerindeki iş birlikleri derinleştirilecek. Bu anlaşmalar, otonom sürüş için haritalama çözümlerinin geliştirilmesi, bulut bilişim altyapısının oluşturulması ve akıllı kokpitlere büyük dil modellerinin entegrasyonu gibi konuları kapsıyor. Ayrıca, Çinli otomobil üreticilerinin küresel pazarda daha rekabetçi bir konuma ulaşması için çeşitli destekler sunulacak.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek

Tencent’in sağladığı özel bulut hizmetleri ve bilgi işlem kümeleri, Bosch’un 2023 yılı sonu itibarıyla gelişmiş akıllı sürüş çözümlerini seri üretim seviyesinde sunabilen ilk uluslararası tedarikçi olmasına katkı sağladı. Bosch Mobility Board Çin Başkanı Wang Weiliang, bu dört yıllık iş birliği sürecinde büyük başarılar elde ettiklerini ve şimdi stratejik ortaklıklarını yeni bir aşamaya taşıdıklarını belirterek, Tencent ile birlikte Çin’de ve dünya genelinde otomotiv sektörünün akıllı dönüşümüne katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek.
Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek.

Yeni dönemde Tencent, otomobil sektöründe Hunyuan adlı büyük dil modelini kullanarak otonom sürüşe yönelik akıllı mobilite çözümleri geliştiriyor. Bu çözümler, özellikle dünya genelinde sürücüsüz araç teknolojisinin hızla geliştiği ve fiyat rekabetinin arttığı bir ortamda öne çıkıyor.

Tencent, Mercedes-Benz, Toyota, Guangzhou Automobile Group ve Changan Automobile gibi birçok önemli otomotiv markasıyla iş birliği yaparak, 2024 yılı sonuna kadar 15 milyon aracın Tencent’in akıllı mobilite çözümleriyle donatılmasını hedefliyor. Bu iş birliği sayesinde Tencent, elektrikli ve otonom araçlar için dünya genelinde önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor.

ABD seçimlerinin en büyük kazananı Elon Musk oldu!

Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, 2024 ABD başkanlık seçimlerinde önemli bir figür haline geldi ve seçim sürecinin ardından Amerikan siyasetinde etkisini sürdürmeyi planlıyor. SpaceX, Tesla, X, Boring Company, xAI ve Neuralink gibi dev projelerin başındaki Musk, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından da siyaset sahnesinde olacağını duyurdu.

Trump’a dev destek

Musk, eski başkan Donald Trump’ın en büyük mali destekçilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Trump için düzenlediği “America PAC” aracılığıyla seçmen katılımını teşvik eden kampanyalara önemli katkılarda bulunan Musk, 26 Ekim itibarıyla Trump kampanyasına 132 milyon dolar bağış yaptı. Hatta, America PAC üzerinden başlattığı kampanyayla seçmenleri motive etmek için günde 1 milyon dolar ödüllü çekilişler düzenliyor. Musk, yaptığı açıklamada America PAC’in ara seçimlerde ve adli düzeydeki seçimlerde de aktif olacağını belirtti.

Musk için büyük avantajlar

Musk’ın ABD siyasetindeki etkisi, özellikle Trump’ın tekrar başkan seçilmesi halinde büyük faydalar sağlayabilir. Musk’ın şirketleri, azalan düzenlemeler, düşük vergiler ve daha fazla devlet sözleşmesi ile Trump döneminde ekonomik açıdan kazançlı çıkabilir. Musk’ın iş stratejileri ise Çin’le olan bağları ve ABD’nin askeri ve uzay politikalarındaki rolü nedeniyle etik ve güvenlik endişelerini beraberinde getiriyor.

Özellikle Tesla’nın Çin pazarındaki gücü ve Musk’ın Tayvan’a dair Çin yanlısı duruşu, ABD dış politikasıyla çelişen bir çizgiye işaret ediyor. Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeleri de dikkat çeken Musk, ABD dış politikasına aykırı hamlelerde bulunmasıyla biliniyor.

Trump’ın başkanlık dönemi, Musk’ın şirketlerini federal düzenlemelerden büyük oranda muaf kılabilir. Tesla ve SpaceX gibi şirketleri işçi hakları, güvenlik standartları ve çevresel düzenlemeler konusunda federal baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ancak Trump’ın düşük düzenleme vaatleri, Musk’ın bu alanlarda daha az engelle karşılaşması anlamına gelebilir.

Elon Musk, Amerikan siyasetinde ses getiren isimlerden biri olarak, gelecek yıllarda da gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmen çekildi!

0

Petrol devi BP, Türkiye’deki uzun ve köklü geçmişini sonlandırarak, 1912 yılından bu yana sürdürdüğü faaliyetlerine son verdi. Şirket, geçtiğimiz yıl Türkiye pazarından çekilme kararı almış ve bu kararının arkasında sürdürülebilir enerji çözümlerine odaklanma stratejisi yatıyor. BP, Türkiye’deki tüm akaryakıt ve terminal operasyonlarını Hollandalı Vitol Grubu’na ait olan Petrof Ofisi’ne devretti. Rekabet Kurumu, bu devrin onayını 12 Eylül’de vermişti.

Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmi olarak çekildi

BP, Türkiye’de 770 akaryakıt istasyonuna ve lisans hakkına sahipti. Şirketin pazarından çekilmesiyle, BP’nin adını taşıyan tüm akaryakıt istasyonlarının isimleri değişecek. Ayrıca, BP Turkey Refining Limited ve BP Petrolleri AŞ hisseleri ile ATAŞ, Çekisan ve Ambarlı ortak girişim terminallerindeki paylar da Petrol Ofisi’ne geçecek. Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu, bu anlaşmanın sektöre referans teşkil edecek bir işlem olduğunu belirterek memnuniyetini dile getirdi.

Akaryakıt devi BP, Türkiye'den resmi olarak çekildi.
Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmi olarak çekildi.

BP’nin Türkiye pazarından çekilme kararı, şirketin dünya genelinde sürdürülebilir enerji çözümlerine yönelme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında karbon ayak izini azaltmaya yönelik çabalarına odaklanan BP, bu hedef doğrultusunda bazı bölgelerdeki operasyonlarını devretmeyi tercih etti.

Şirket, operasyonel maliyetleri azaltmayı ve Avrupa’daki yeşil enerji projelerine daha fazla kaynak ayırmayı amaçlıyor. Bu gelişmeler, BP’nin global enerji stratejisinin bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Türkiye Ar-Ge rekoru kırdı!

0

Türkiye, 2023 yılında Ar-Ge faaliyetlerinde önemli bir başarıya imza atarak, Ar-Ge harcamalarını 16 milyar dolara yükseltti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu artışı sosyal medya platformu X üzerinden duyurdu.

Türkiye 2023’te Ar-Ge rekoru kırdı: Ar-Ge Harcamalar 16 milyar dolara yükseldi

Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel bir Ar-Ge üssüne dönüşme yolunda hızla ilerlediğini ve Ar-Ge harcamalarının 2022 yılında 12 milyar dolar seviyesinden 2023’te 16 milyar dolara çıktığını belirtti. Bu artışla birlikte, Türkiye’nin Ar-Ge alanındaki insan kaynağı da 19 bin kişilik bir artış göstererek 291 bine ulaştı.

Bakan Kacır’ın açıklamasında, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarındaki artan payına dikkat çekildi. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki etkinliğinin, Türkiye’nin teknolojik ve yenilikçi projelerde uluslararası rekabette öne çıkmasını sağladığı ifade edildi.

Kacır, teknoparklar, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin yanı sıra yetkin araştırma-geliştirme insan kaynağının Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemini güçlendirdiğini vurguladı. Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçiş hedefini destekleyen HIT-30, Hamle ve Yeşil – Dijital Dönüşüm Destek Programları ve yatırım teşvikleri gibi projelerle Türkiye, yüksek teknoloji alanında ivme kazanıyor.

Bakan Kacır, bu tür destek programlarıyla Ar-Ge faaliyetlerinin ülke ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme sağlayacağını belirterek, Türkiye’nin yüksek teknoloji alanındaki yükselişinin hız kesmeden devam edeceğini ifade etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaştı!

0

HarmonyOS, Huawei’nin geliştirdiği ve kullanıcıların büyük desteğiyle hızla yükselen bir mobil işletim sistemi olarak dikkat çekiyor. Son verilere göre HarmonyOS, pazar payını yüzde 15 seviyesine çıkararak, üçüncü en büyük mobil platform olma yolunda önemli bir adım atmış durumda. Bu başarı, Huawei’nin ABD’nin uyguladığı ambargolar sonrası kendi ayakları üzerinde durma kararlılığının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Şirket, Android tabanlı HarmonyOS’u piyasaya sürdükten sonra, HarmonyOS Next adında bağımsız bir işletim sistemi üzerinde de çalışmalarına devam etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı

Son çeyrek raporlarına göre, HarmonyOS, yüzde 15 pazar payı elde ederek, mobil işletim sistemleri arasında önemli bir yer edinmiş durumda. Bu süreçte iOS’un pazar payını korumaya çalıştığı, Android’in ise yüzde 70 seviyelerine gerilediği gözlemleniyor. HarmonyOS’un güçlü bir yerleşik uygulama ekosistemine sahip olması, kullanıcı deneyimini geliştirmiş ve bu durum, platformun Android karşısında daha da güçlenmesine yardımcı olmuştur.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.
Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.

Çin, dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı olmaya devam ederken, Huawei‘nin yanı sıra Vivo, Oppo, Xiaomi ve Honor gibi markalar da pazar payını artırmaya çalışıyor. Vivo, yüzde 19 ile lider konumdayken, Oppo ve Xiaomi her biri yüzde 15.5, Honor ve Huawei ise yüzde 15 pazar payına sahip.

Yıl sonuna doğru, HarmonyOS’un iOS’u geride bırakması bekleniyor. Bu gelişmeler, Huawei’nin mobil teknolojideki iddiasını artırırken, HarmonyOS’un global ölçekteki rekabet gücünü de pekiştiriyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, görücüye çıktı!

Roketsan tarafından geliştirilen ve Türk savunma sanayiinin önemli projelerinden biri olan SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, ilk kez Fransa’da düzenlenen Euronaval 2024 Deniz Savunma Fuarı’nda sergilendi. SİPER Ürün-2, katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe’nin kritik bir bileşeni olarak öne çıkıyor. Bu projenin hayata geçirilmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı

SİPER Ürün-1’in Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin ardından, SİPER Ürün-2’nin geliştirme ve test süreçleri devam ediyor. Ürün-1, 100 kilometrenin üzerinde bir menzil sunarken, SİPER Ürün-2’nin 150 kilometreden fazla menzil kapasitesine sahip olması planlanıyor. Ürün-2, yaklaşık 6.3 metre uzunluğunda ve 420 mm çapında olup, savaş uçağı, insansız hava aracı (İHA), helikopter, seyir füzesi ve havadan karaya mühimmat gibi çeşitli tehditlere karşı etkili bir şekilde savunma yapma yeteneğine sahip.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.
SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.

SİPER Ürün-2’nin teknik özellikleri arasında 150 km menzil, veri bağı ile desteklenen küresel konumlama sistemi ve ataletsel güdüm, aktif radar ve arayıcı başlık gibi gelişmiş güdüm sistemleri yer alıyor. Ayrıca, yüksek infilaklı parçacık tesirli harp başlığı ile donatılan füze, taktik tekerlekli araçlar üzerinde konuşlandırılabiliyor.

Bu füzelerin sunduğu yenilikçi çözümler, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetlerini artırmayı hedeflerken, uluslararası savunma pazarında da önemli bir rekabet avantajı sağlaması bekleniyor. SİPER Ürün-2’nin tanıtımı, Türk savunma sanayisinin gelişiminde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve önümüzdeki dönemde daha fazla test ve geliştirme aşamasından geçmesi planlanıyor.

Netflix interaktif içerikleri neden kaldırıyor?

0

Netflix, kullanıcı deneyimini yeniden şekillendirmek amacıyla 1 Aralık itibarıyla interaktif dizi ve filmlerinin büyük bir kısmını platformdan kaldırma kararı aldı. Bu içerikler arasında, özellikle dikkat çeken “Black Mirror: Bandersnatch” ve “Unbreakable Kimmy Schmidt: Kimmy vs. the Reverend” gibi yapımlar da yer alıyor. Ancak, bu iki dizi ile birlikte “Ranveer vs. Wild with Bear Grylls” ve “You vs. Wild” gibi sadece dört interaktif içerik, platformda kalacak. Diğer tüm etkileşimli içerikler ise listeden çıkarılacak.

Netflix, interaktif içerikleri kaldıracak

Netflix, etkileşimli içeriklere ilk adımını 2017 yılında “Puss in Book: Trapped in an Epic Tale” ile atmış ve bu format, izleyicilere hikayenin yönünü belirleme şansı sunarak yenilikçi bir deneyim yaratmıştı. “Bandersnatch” gibi yapımlar, bu tür içeriklerin en popüler örneklerinden biri olarak geniş bir kitleye ulaşmış ve izleyicilerin hikayenin sonucunu doğrudan etkileyebilmesini sağlamıştı. Ancak, şirketin bu alanda yaşadığı sıkıntılar sonucunda interaktif içeriklerin sayısının azalmasına karar verildi.

Netflix sözcüsü Chrissy Kelleher, interaktif içeriklerin başlangıçta başarılı bir teknoloji olarak değerlendirildiğini, ancak zamanla sınırlayıcı bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Şirketin bu değişiklikle birlikte diğer teknolojik alanlara odaklanmayı hedeflediği ifade ediliyor. Bu durum, Netflix’in oyun alanında yaşadığı zorluklarla da ilişkilendiriliyor. Şirket, mobil oyun yelpazesini genişletme çabasında olsa da, AAA düzeyindeki oyun stüdyosunu kapatmış durumda ve oyun akış platformunu henüz tam anlamıyla başlatamamış durumda.

Dahası, Netflix bir daha interaktif içerik yapmamayı da düşünmeye başladı. Eski oyun patronu ve şu anda firmanın Oyunlar için GenAI Başkan Yardımcısı olan Mike Verdu, şirketin artık interaktif yapımlar geliştirmediğini belirtmişti. Bu karar, Netflix’in içerik stratejisindeki büyük değişikliklerin bir parçası olarak değerlendiriliyor ve izleyicilerin gelecekte hangi tür içeriklerle karşılaşacakları üzerinde önemli bir etki yaratması bekleniyor.

Huawei Cloud Türkiye Ülke Müdürü Ray Rui Oldu

0

Huawei Cloud, Türkiye operasyonlarının yönetimini Ray Rui’ye emanet ettiğini açıkladı. Bulut çözümleri ve dijital dönüşüm alanlarında geniş bilgi birikimine sahip olan Ray Rui, Huawei Cloud’un Türkiye’deki projelerini yürütecek. Daha önce Avrupa ve Afrika’da çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Rui, şirketin Türkiye’deki bulut bilişim hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapacak.

Ray Rui bu görevden önce, Huawei Cloud Avrupa’da Pazarlama ve Çözüm Başkan Yardımcısı olarak görev yaparak, şirketin Avrupa’daki pazarlama stratejilerinin ve çözüm satışlarının gelişimine katkıda bulundu. Aynı zamanda dijital dönüşüm alanında kıdemli bir danışman olarak, Avrupa genelindeki dijital stratejilerin oluşturulmasında aktif bir rol oynadı.

 2019-2022 yılları arasında Huawei Cloud Afrika İş Birimi Başkanı olarak, Afrika kıtasındaki bulut çözümlerini yönetti ve bölgenin dijitalleşme çabalarına öncülük etti. Bu dönemde, Huawei Cloud’un Afrika pazarındaki varlığını güçlendirmek için önemli projelere imza attı.

Ray Rui’nin Huawei’deki kariyeri, 2015-2019 yılları arasında Güney Afrika BT Pazarlama ve Çözüm Satış Direktörü olarak görev yaptığı dönemde hız kazandı. Bu pozisyonda, Güney Afrika’daki bulut ve BT çözümlerine yönelik geniş kapsamlı bir sorumluluk üstlendi. Daha sonra, Güney Afrika BT Satış Departmanı Başmühendisi olarak görev yaparak bölgedeki IT altyapısının geliştirilmesine katkı sağladı. Kariyerinin ilk yıllarında ise Çin’de Huawei’in ICT ürünleri ve ana ağ çözümleri üzerine çalışarak yazılım mühendisliği ve proje yönetimi alanlarında derinlemesine tecrübe kazandı.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetleyecek!

0

Amazon Prime Video, kullanıcıların izledikleri dizilere ara verdikten sonra yeniden kolayca devam edebilmesini sağlamak için üretken yapay zekadan yararlanan yeni bir özellik sunmaya başlıyor. “X-Ray Recaps” adı verilen bu özellik, yapay zekanın desteğiyle kullanıcıların izledikleri dizilerin, bıraktıkları yerden itibaren kapsamlı ama anlaşılır özetlerini oluşturuyor. Özellikle sezon ya da bölüm ortasında diziyi bırakıp geri dönen izleyiciler için hazırlanmış olan bu özetler, diziye kaldıkları yerden devam etmek isteyenler için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetlemeye başlayacak

Amazon’un bu yenilikçi özelliği, Prime Video’nun mevcut X-Ray teknolojisinin bir uzantısı olarak, Amazon’un güçlü AWS hizmetlerinden biri olan Amazon Bedrock tarafından destekleniyor. Bedrock, doğal dil işleme alanında oldukça ileri bir yapay zeka altyapısı sağlıyor ve bu özellik, kullanıcı deneyimine yönelik olarak özelleştirilmiş verilerle çalışıyor. Yapay zekanın oluşturduğu özetler, izleyicinin kaldığı son sezona, bölüme veya sahneye göre otomatik olarak kişiselleştiriliyor ve her kullanıcının izleme deneyimini kesintisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Özetlerin kullanıcıya özel olması, belirli bölümlerde neler olduğunu hafifçe hatırlatırken spoiler vermemesi için dikkatle tasarlandı; böylece yapay zeka, kaldığınız yerin ilerisindeki olayları paylaşmıyor ve kullanıcıların diziyle ilgili heyecanını bozmuyor.

Bu yapay zeka destekli özetler, diziyi uzun bir süre izleyememiş kullanıcıların kaldıkları yerden hızlıca adapte olabilmeleri için bölüm bazında kısaca neler yaşandığını anlatıyor. Örneğin, dizinin belirli bir sezonunda önemli bir olayın baş kahramanların hayatını nasıl etkilediğini unutan kullanıcı, kısa bir özet alarak hızlıca diziye bağlanabiliyor. Ayrıca, diziyle ilgili ana karakterler, kilit olaylar ve dönüm noktaları gibi detaylar, özetlerde öne çıkarılarak izleyicinin hafızasını tazeleyici bir işlev görüyor.

Özet özelliği, ilk etapta Amazon’un Fire TV kullanıcıları için beta olarak sunuluyor ve yıl sonuna kadar diğer cihazlara da açılması bekleniyor. Bununla birlikte, özelliğin şimdilik sınırlı sayıda dizi için aktif olduğunu ve platformdaki tüm dizilerde henüz kullanılamadığını belirtmek gerekiyor. Ancak Amazon, özellik geliştikçe bu yapay zeka destekli özetleme işlevinin platformdaki daha geniş bir dizi yelpazesine sunulacağını açıkladı. Böylelikle Amazon Prime Video, dijital içerik tüketiminde kullanıcı deneyimini daha akıcı ve sürükleyici hale getirmeyi hedefliyor.

Robot yazılım girişimi Physical Intelligence, 400 milyon dolar yatırım aldı!

Physical Intelligence, robotlar için standart hale gelebilecek yazılımlar geliştirerek sektörde yenilikçi bir anlayış sunmayı amaçlıyor.

Bu yeni girişimin yatırım turunu Jeff Bezos’un yanı sıra Thrive Capital ve Lux Capital gibi önemli risk sermayesi şirketlerinin katılımıyla tamamladı. PitchBook’un verilerine göre şirketin değeri, bu yatırımlar sonrası 2 milyar dolara ulaştı.

Bu seviyedeki bir değerleme, Physical Intelligence’ın teknoloji dünyasında hızla büyüyen bir oyuncu olduğunu gösteriyor.

Modüler yazılımla robotikte yeni bir dönem

Physical Intelligence’ın üzerinde çalıştığı yazılım, farklı robotlara adapte edilebilecek şekilde tasarlanıyor. Günümüzde, çoğu robotun belirli görevler için özel yazılımlara ihtiyaç duyması, uygulama alanlarını sınırlayan bir etken. Ancak Physical Intelligence, geliştirdiği yazılım sayesinde bu engeli aşarak, robotları daha esnek ve verimli hale getirmeyi planlıyor.

Şirketin hedefi, robotikteki bu uyarlanabilir yazılım yaklaşımıyla endüstride yeni bir standart oluşturarak çok çeşitli robotik uygulamaları daha ulaşılabilir ve yaygın hale getirmek.

Teknoloji devlerinin robotik yarışı

Fiziksel robotik alanına artan ilgi yalnızca Physical Intelligence ile sınırlı değil; Microsoft, Google, Meta, Amazon ve Nvidia gibi teknoloji devleri de bu alana yatırım yapıyor.

Elon Muskın 2040 yılına kadar fiyatı 20.000 ila 25.000 dolar arasında değişecek en az 10 milyar adet insansı robot üretileceğini öngörmesi de bu alandaki büyüme potansiyeline dikkat çekiyor. Tesla, kısa süre önce Robotaksi etkinliğinde Optimus isimli insansı robotunu tanıtarak bu alandaki iddiasını ortaya koydu.

Günlük görevlerde otomasyonun geleceği

Physical Intelligence, geçen hafta yayımladığı bir araştırmada yeni yazılımı olan π0 (pi-zero) ile ilgili detayları kamuoyuyla paylaştı.

Pi-zero, robotların çamaşır katlamak, market poşetlerini hazırlamak ve tost makinesinden ekmek almak gibi günlük görevleri başarıyla yerine getirebilmesiyle dikkat çekti. Bu görev çeşitliliği, yazılımın ne kadar esnek ve yetenekli olduğunun bir göstergesi olarak görülüyor.

Girişimin robotikteki vizyonu

Physical Intelligence’ın çalışmaları, robotların çeşitli görevleri üstlenebileceği ve endüstriyel çözümlerden ev içi otomasyona kadar pek çok alanda kullanılabileceği bir geleceğe işaret ediyor. Bezos ve OpenAI gibi teknoloji dünyasının öncü isimlerinin desteğini alan girişim, robotik alanında yeni bir çağa öncülük etme potansiyeline sahip.

Bu yatırım, robotik ve yapay zeka birleşiminin önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağını ve günlük hayatımıza daha çok entegre olacağını gösteriyor.

Yapay zekanın üçüncü dalgası: Agentforce dönemi!

0

İstanbul’da düzenlenen Salesforce İnovasyon Günü 2024, yapay zekanın geleceğine ışık tutan önemli gelişmelere sahne oldu. Salesforce, “Agentforce” adını verdiği otonom yapay zeka platformuyla, işletmelerin operasyonlarını dönüştürecek yeni bir dönemin kapılarını araladı.

Etkinlikte öne çıkan nokta, yapay zekanın “üçüncü dalgası” olarak nitelendirilen Agentforce’un tanıtımı oldu. Artık sadece yardımcı konumunda olmayan, otonom bir şekilde aksiyon alabilen bu akıllı temsilciler, chatbot ve yardımcıların ötesine geçerek karmaşık görevleri yerine getirebiliyor. Müşteri şikayetlerini çözmek, satış fırsatlarını değerlendirmek ve pazarlama kampanyalarını optimize etmek gibi alanlarda insan müdahalesi olmadan kararlar alıp uygulayabiliyorlar. Agentforce, veri değişiklikleri, iş kuralları ve diğer sistemlerden gelen sinyaller doğrultusunda çalışıyor.

Salesforce Akdeniz, Orta Asya ve Doğu Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Sinan Erkiner, Türkiye’deki işletmelerin yapay zeka teknolojilerini benimseme konusunda istekli olduğunu vurgulayarak, Agentforce’un şirketlere operasyonel verimlilik ve gelişmiş müşteri deneyimi sağlayacağını belirtti. Erkiner, Salesforce’un müşterilerine bu yeni yapay zeka döneminde rehberlik etmeye ve işlerini dönüştürmelerine yardımcı olmaya kararlı olduğunu ifade etti.

OpenTable, Saks ve Wiley gibi global şirketler şimdiden Agentforce’u kullanarak iş gücünü genişletiyor ve müşteri deneyimlerini iyileştiriyor. Agentforce, Salesforce Bulutu, Amazon Web Services, Box, Google, IBM, Zoom ve Workday gibi birçok platformla entegre çalışabiliyor. Küresel olarak konuşma başına 2 ABD doları olarak fiyatlandırılan Agentforce’un yatırım getirisi hesaplaması için Salesforce’un web sitesi üzerinden detaylı bilgiye ulaşılabiliyor.

Agentforce’un arkasındaki temel güç, Salesforce Data Cloud. Bu hiper ölçekli veri motoru, gerçek zamanlı ve birleşik iş verilerini güvenli bir şekilde bağlayarak temsilcilerin ihtiyaç duyduğu bilgilere erişimini sağlıyor.

Salesforce, Agentforce ile işletmelere daha yüksek verimlilik, gelişmiş müşteri ilişkileri ve artan kâr marjları vaat ediyor. Ayrıca, çalışanların daha stratejik görevlere odaklanmalarını sağlayarak iş gücü verimliliğini artırmayı hedefliyor. Şirket, yapay zekayı demokratikleştirme ve her ölçekten işletmenin erişimine sunma vizyonuyla iş dünyasında yeni bir devrimin öncülüğünü yapıyor.

Yapay zeka temelli banka geliyor!

BDDK’nın 31 Ekim 2024 tarihli ve 10997 sayılı kararı ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 10. maddesi ile Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliği’ne ilişkin yönetmeliğin 7. maddesi ve Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, ColendiBank dijital mevduat bankasının faaliyetine izin verildi.

Yeni nesil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına göre tasarlanıyor

Günümüzde tüketicilerin bankacılıktan beklentilerinin, güven, kolaylık ve hız olduğunu vurgulayan Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen, ilk yapay zeka temelli doğuştan dijital mevduat bankası olan ColendiBank’ın yeni nesil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve teknolojik alt yapısı oluşturulan servisleriyle, Türkiye’de bankacılık sektörünü dijital bankacılık yetenekleri ile ‘yeni bir döneme’ taşıyacağını söyledi.

Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen
Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su, ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Tekmen

Bülent Tekmen, “ColendiBank, finansal teknolojiler alanındaki yetkinliğimizin bir yansıması olarak, daha kapsayıcı ve geniş bir finansal ekosistem oluşturma hedefiyle yola çıktı. Türkiye’nin önde gelen dijital ödeme platformlarında sunduğumuz inovatif ve kişiselleştirilmiş hizmetler, bankacılık teknolojileri ve yapay zeka çözümleri ile birleşerek, kullanıcıların finansal ihtiyaçlarını kapsamlı bir şekilde anlamaya ve güvenli çözümlerle karşılamaya yönelik yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. ‘Şimdi Al, Sonra Öde’, hazır limit, menkul kıymetler ve sigorta ürünlerine ek olarak, dijital bankacılık servisleri ve yapay zeka ile birlikte kullanıcı deneyimini daha da güçlendireceğiz. Şimdiye dek 18 milyonun üzerinde insanın hayatına dokunmayı ve platformlara gömülü finansal çözümlerimizle hayatlarını kolaylaştırmayı başardık. ColendiBank’ın, grubun ‘veriye dayalı ürün’ tecrübesinden faydalanarak, müşteri ihtiyaçlarını en doğru şekilde ve zamanda çözmeye odaklı altyapısı; verilecek hizmetlerin etkili, kişiselleştirilmiş ve tamamen kullanıcı deneyimini kolaylaştıran şekilde sunulmasına olanak sağlıyor. KOBİ’lere sağlayacağımız kredi finansmanı ve mevduat hizmetleri ile Türkiye’nin lider ve dijital mevduat bankası olmak için hazırız. ColendiBank’ın ekosistemimize katılması ile birlikte Türkiye’den çıkan ve global başarılarını katlanarak artıran ‘ulusal şampiyon’ olma hedefimiz gerçekleşecek. Hedefimiz dünya genelinde 1 milyardan fazla kullanıcıya ulaşarak hayatlarının içinde olmayı başarmak” ifadelerini kullandı.

ColendiBank, geleneksel bankacılığa veya geleneksel bankaların dijital servislerine kıyasla, özellikle gömülü finansal teknolojiler alanında etkin çözümler sunabilecek altyapıya sahip. Kullanıcı odaklı yaklaşımla tasarlanan ColendiBank hizmetleri, kolay erişilebilir, müşteri deneyimi açısından tamamen ‘akıcı ve tüm süreçleri dijitalleştiren’, yani kullanıcıların hesap açma, para transfer etme, ödeme yapma veya kredi başvurusu gerçekleştirme gibi tüm bankacılık işlemlerini kolaylıkla yapmalarını sağlamak üzerine geliştirildi. Bunun yanında kullanıcılar, istedikleri işlemlerin tamamını mobil cihazlarından veya bilgisayarlarından, hiçbir noktada şube ihtiyacı duymadan gerçekleştirebilecek.

Tekmen, faaliyet izni ile birlikte 2025’in ilk yarısında, ColendiBank ile beraber Colendi’nin tam donanımlı (full-stack) ürünlerinin yüzde 100 Türkiye’de, Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiş alt yapısı ile faaliyet göstereceğini aktararak, ‘’Türkiye’de lider konuma gelip sonrasında sınırları aşarak bölgede hatta dünyada ihtiyaç olan her yerde faaliyet gösteriyor olacağız. Dijital bankacılık alanında attığımız bu adım, Türkiye Yüzyılı’nda Colendi’yi her yeniliğe adapte olabilen, kendine has yollar ile kusursuz ürünü sunabilen, inovasyona öncülük eden, finansın ‘Tesla’sı’ konumuna getiriyor’’ dedi.

2024 yılında aldığı 65 milyon dolarlık yatırımla değerlemesi 700 milyon dolara ulaşan Colendi, Türkiye’nin Turcorn100 şirketleri arasında yer alıyor.

Lityum bataryaları 5 dakikada şarj eden teknoloji geliştirildi!

ABD merkezli Solidion firması, elektrikli araç bataryalarını yalnızca 5 dakika içinde tam şarj edebilen ve tüm hava koşullarında etkin çalışabilen bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilikçi sistem, elektrikli araç kullanıcılarının en büyük endişelerinden biri olan menzil kaygısını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi

Solidion’un teknolojisi, bataryaların hızlı şarjını sağlamak için grafen bazlı bir ısı yayıcı kullanıyor. Şarj öncesinde ya da şarj esnasında bataryaların hızlıca ısınmasını sağlayan bu yayıcı, soğutma sistemiyle birlikte çalışarak aşırı ısınmanın önüne geçiyor. Bu sistem, özellikle soğuk hava koşullarında yaşanan şarj sorunlarını çözerek elektrikli araçların her türlü iklimde performansını artırmayı amaçlıyor.

Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi.
Lityum bataryaları yalnızca 5 dakika içinde şarj eden teknoloji geliştirildi.

Soğuk iklimlerde elektrikli araç bataryalarının şarj süresi, özellikle sıcaklık sıfırın altına düştüğünde oldukça zorlaşabiliyor. Solidion’un grafen tabanlı ısı yayıcı teknolojisi, bataryaların ideal sıcaklıkta kalmasını sağlayarak güvenliği de ön planda tutuyor. Grafenin yüksek termal iletkenlik özelliği sayesinde (5.300 W/m-K), bakır gibi geleneksel iletken malzemelerden çok daha etkili bir ısı dağılımı sağlanıyor.

Ayrıca firma, bu hızlı şarj teknolojisinin ötesinde, sürdürülebilir kaynaklardan anot sınıfı grafit üretimi için de biyokütle ve geri dönüştürülmüş malzemelerden yararlanan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin, 2028 yılına kadar beklenen yıllık 1,4 milyon ton grafit açığını kapatmada önemli bir rol oynaması bekleniyor. Solidion’un, bu 5 dakikalık hızlı şarj teknolojisini önümüzdeki 2-3 yıl içinde ticarileştirmesi hedefleniyor.

Yandex, Türkiye’ye 400 milyon dolar yatırım yapacak!

0

Kısa bir süre önce  Yandex Search Türkiye CEO’su olarak bu görevi üstlen Alexander Popovskiy, planladıkları yatırımın ayrıntılarını paylaştı. Alexander Popovskiy, Yandex’in Türkiye’nin dijital potansiyeline çok inandıklarını belirterek, “Önümüzdeki üç yıl içinde Türkiye’de bilgi teknolojisi ürünleri geliştirmek için 400 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı ve yüzlerce kişiye istihdam sağlamayı planlıyoruz” dedi.

Yandex, Türkiye dijital pazarındaki konumunu güçlendirmeyi ve yerel pazara uygun ürün ve hizmetleri sürekli geliştirerek uzun vadeli, güvenilir bir paydaş olduğunu kanıtlamayı amaçlıyor. Popovskiy, Yandex’in Türkiye’de kalıcı iş ilişkileri kurmaya kararlı olduğunu da vurguladı.

Türkiye için Yerelleştirilmiş Ürünler

Popovskiy, Türkiye için özel olarak tasarlanmış bir dizi ürünün yakında piyasaya sürüleceğini belirterek,”Amacımız Türkiye’ye bir bütün olarak değer katmak ve önceki yıllarda yerel pazarda elde ettiğimiz başarıların üzerine yenilerini eklemek. Bu yaklaşımla, Türkiye’deki kullanıcıların özel ihtiyaçlarını karşılayan hiper yerelleştirilmiş ürünler geliştirmeye odaklandık. Kısa bir süre içinde Türkiye için özel olarak tasarlanmış yapay zeka destekli arama ürünümüzü ve tamamen yerelleştirilen diğer hizmetlerimizin de lansmanını yapacağız.” dedi.

Rekabet Avantajı ve Ekonomik Potansiyel

Popovskiy Yandex’in küresel oyuncularla rekabet yaklaşımının yerel dil, kültür ve yerel kullanıcıların ihtiyaçlarına güçlü bir vurgu içerdiğine dikkat çekti. Popovskiy “Birçok küresel şirket ‘herkese uyan tek beden’ yaklaşımına bağlı kalırken, biz ‘yerel ol’ diyoruz” dedi.

Alexander Popovskiy ayrıca Türkiye’nin teknoloji sektöründe daha fazla rekabeti teşvik etme yönünde kaydettiği ilerlemeden duyduğu heyecanı da dile getirdi. “Türkiye ekonomisi zorluklara rağmen büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Dünyanın en iyi 10 internet kullanım oranından birine sahip olan Türkiye, inovasyon için verimli bir zemin sunuyor ve biz de Türkiye’nin dijital ortamına katkıda bulunmak hedefindeyiz” dedi.

Popovskiy ayrıca Türk hükümetinin teknoloji pazarı ve dijital ekonomi, işletmeler ve daha iyi ve yenilikçi ürünler elde eden son kullanıcılar için faydalı olan ‘sağlıklı rekabeti’ teşvik etme konusundaki kararlılığının da altını çizdi.

Yeni Navigasyon Özellikleri ve  İşletmelere Destek

Yandex, aylık toplam 6 milyon kullanıcıya sahip olan Yandex Arama, Haritalar ve Navigasyon gibi hizmetleri sağlayarak Türkiye’nin uzun soluklu bir paydaşı oldu.Popovskiy,navigasyon hizmetlerine yerel şehirlere özgü bilgiler de dahil olmak üzere yeni özellikler ekleyerek Türkiye’deki kullanıcı deneyimini daha da geliştirmeyi planladıklarını açıkladı.

Popovskiy,ayrıca Yandex’in Türk işletmelerini desteklemedeki rolünü de şu sözlerle vurguladı: “B2B çözümlerimizin yerel işletmelerin büyümesine yardımcı olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Buna halihazırda iyi bilinen dijital reklamcılık ürünlerimizin yanı sıra kısa süre önce lansmanı yapılan Yandex Haritalar API servisi de dahil.Bütün bu servisler ile  300’den fazla Türk şirketine hizmet veriyor.”

Popovskiy ayrıca Yandex’in bir dizi B2B hizmetine ücretsiz erişim sunan ve halihazırda 40’tan fazla Türk girişimin dahil olduğu, startup’lara yönelik yeni bir özel programdan da bahsetti.

Yapay zeka, milyonlarca ton elektronik atık üretecek!

Yapay zekanın hızla gelişmesi, donanım ve çip teknolojisinde sürekli güncelleme gerekliliğini beraberinde getiriyor, bu durumun ise küresel çapta milyonlarca ton elektronik atık oluşturması bekleniyor. Yapılan çalışmalara göre, 2023 yılında 2.600 ton olan yapay zeka kaynaklı elektronik atık miktarının 2030 yılında 2,5 milyon tona ulaşabileceği öngörülüyor. Bu, dünya nüfusunun her bireyinin iki iPhone’u çöpe atması anlamına geliyor. Toplamda 5 milyon tondan fazla yapay zeka kaynaklı elektronik atığın birikeceği tahmin edilirken, e-atıkların büyük kısmını zararlı metaller içeren cihazların oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca, bu cihazlarda geri dönüştürülebilir altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerin de bulunması, geri dönüşümün önemini daha da artırıyor.

Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek

Araştırmalar, büyük dil modelleri ve veri işleme görevleri için kullanılan donanımların sürekli yenilenmesi gerektiğini ve bu durumun yapay zeka sektörünü malzeme açısından oldukça yoğun hale getirdiğini ortaya koyuyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın açıklamalarına göre, iki yıl önce 32 kg olan bir GPU sisteminin bugün 1.360 kg ağırlığa ulaşması, yapay zekanın malzeme yoğunluğunun geldiği noktayı gösteriyor. ABD ve Çin arasında devam eden çip kısıtlamaları da bu durumu daha karmaşık hale getiriyor; çünkü Çin, gelişmiş çipler yerine eski model sunucular kullanmak zorunda kalıyor ve bu, işlem verimliliğini düşürüp e-atık miktarını artırıyor.

Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek.
Yapay zeka teknolojileri, milyonlarca ton elektronik atık üretecek.

Bilim insanları, yapay zeka kaynaklı e-atığın azaltılması için döngüsel ekonomi modeline geçilmesini öneriyor. Bu model, yapay zeka donanımlarının kullanım ömrünü uzatmayı, düşük performans gerektiren uygulamalarda eskiyen parçaların yeniden kullanılmasını ve daha verimli algoritmalar geliştirmeyi içeriyor.

Döngüsel ekonomi modelinin benimsenmesiyle birlikte, yapay zeka kaynaklı elektronik atıkların yüzde 86 oranında azaltılabileceği ifade ediliyor.

Güneş enerjili araç Aptera, sürüş testini başarıyla geçti!

Güneş enerjili araç Aptera, Kaliforniya merkezli bir girişim tarafından 2007 yılında tanıtıldığından bu yana gelişim aşamalarını sürdürüyor ve nihayet üretim sürecine biraz daha yaklaştı. Düşük hızlı ilk fonksiyon testini başarıyla tamamlayan bu araç, ticari kullanıma hazır olma yolunda önemli bir adım attı. Fütüristik tasarıma sahip ve iki yolcu kapasitesiyle dikkat çeken Aptera, şarj gereksinimi olmadan 1.600 kilometreye kadar menzil sunmayı vaat ediyor.

Güneş enerjili araç Aptera, sürüş testini resmen geçti

Aptera Motors, tamamen güneş enerjisiyle çalışan bu elektrikli aracın, düşük hızla gerçekleştirilen ilk sürüş testlerini başarıyla geçtiğini açıkladı. Testlerde kullanılan “PI-2” adlı prototip, şarj için elektriğe ihtiyaç duymuyor ve günlük enerji ihtiyacını doğrudan güneş ışığından karşılıyor. Yakında yüksek hızlı pist testlerine de başlanacak olan araç, bu süreçte menzil, verimlilik ve güneş enerjisinden şarj olma oranları gibi temel performans verilerini doğrulamayı amaçlıyor.

Aracın tavanında yer alan 700 Watt kapasiteli güneş panelleri sayesinde, güneşli günlerde yalnızca güneş enerjisiyle 64 kilometre yol almak mümkün. 42 kWh’lik bataryasıyla gelen bu üç tekerlekli araç, elverişli hava koşullarında şarj gereksinimi olmadan belirli süreler kullanılabiliyor; hava şartları uygun değilse, aracın prizden de şarj edilmesi mümkün. Tek bir tam şarj ile 643 kilometrelik bir menzil sunuyor.

Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi bir görünüme sahip Aptera’nın karbon fiber kompozit altı parçalı gövde tasarımı ve yalnızca 0,13’lük sürtünme katsayısı bulunuyor. Gücünü, 201 hp ve 310 Nm tork üretebilen 150 kW elektrik motorundan alan bu araç, saatte 160 kilometre maksimum hıza ulaşabiliyor ve 0’dan 100 km/sa hıza sadece 4 saniyede çıkabiliyor. Hafif tasarımıyla dikkat çeken 25 kW versiyonu yalnızca 816 kg ağırlığındayken, 1.600 kilometre menzil sunan 100 kW’lik pil seçeneği ise 997 kg ağırlığında olacak.

Ön siparişe açılmış olan Aptera’nın başlangıç fiyatı Launch Edition sürümü için 30.700 dolar olarak belirlenmiş durumda. İki veya üç motor seçeneği bulunan araç, en üst konfigürasyonda ise 51.500 dolara satışa sunulacak.

NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj almayı başardı!

NASA, 24,3 milyar kilometre uzaklıkta olan Voyager 1 uzay aracından yeni bir mesaj almayı başardı. İletişim sorunları nedeniyle veri gönderimi kesilmiş olan Voyager 1, Haziran ayında yeniden veri göndermeye başlamış ancak Ekim ayında enerji tasarrufu moduna geçerek kısa süreli bir kesinti daha yaşamıştı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj aldı

NASA, 16 Ekim’de aracın bir ısıtıcısını kapatmasını sağlayan talimatların hata koruma sistemini tetiklediğini düşünüyor, bu da aracın ana X-band vericisinin kapanmasına yol açtı. 19 Ekim’de iletişim tamamen kesildiği için NASA, aracın yedek S-band vericisi ile bağlantı kurmayı denedi ve bu yöntemle 22 Ekim’de tekrar iletişim sağlandı.

v
NASA, uzay aracı Voyager 1’den mesaj aldı.

Voyager 1’in hata koruma sisteminin neden devreye girdiği tam olarak bilinmese de, bu sistemin aracın gücünü korumasına katkı sağladığı düşünülüyor. Bu olay, Voyager 1’in 1981’den beri kullanılmayan yedek bir radyo vericisiyle hala Dünya ile bağlantı kurabildiğini gösterdi. NASA, bu iletişim kesintisinin kaynağını bulmanın haftalar alabileceğini belirtiyor. 2012 yılında yıldızlararası uzaya ulaşan ilk insan yapımı araç olan Voyager 1, derin uzaydan veri iletmeye devam ediyor. Bu durum, aracın hem dayanıklılığını hem de NASA’nın uzak mesafelerden bile veri alma konusundaki başarısını ortaya koyuyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı tespit edildi!

0

Nvidia, milyonlarca kullanıcıyı etkileyebilecek ciddi bir güvenlik açığı konusunda önemli bir uyarıda bulundu. Şirket tarafından yayınlanan güvenlik bülteninde, ekran kartı sürücülerinde tespit edilen toplam sekiz güvenlik açığına dikkat çekildi ve tümünün “yüksek” önem derecesinde olduğu belirtildi. Nvidia, bu güvenlik açıklarının kullanıcıların sistem güvenliğini ciddi ölçüde tehdit ettiğini vurgulayarak, en kısa sürede güncelleme yapılmasını öneriyor.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi

Bu güvenlik açıklarının potansiyel olarak sistemlere tam erişim sağlama riski taşıdığı ve bu nedenle kişisel verilerin çalınması gibi önemli tehditler oluşturduğu ifade ediliyor. Ayrıca yalnızca GeForce GPU’larla sınırlı kalmayan bu açıklar, Nvidia RTX, Quadro, NVS ve Tesla serilerini de etkiliyor. Şirket, güncel sürücüler dışında etkilenen model listesini paylaşmadığı gibi güvenlik açıklarının aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı hakkında bir bilgi sunmadı. Yine de kullanıcıların, Windows için 566.03, Linux için 565.57.01, 550.127.05 ve 535.216.01 gibi güncel sürücü sürümlerini, RTX, Quadro ve NVS modelleri için ise 566.03, 553.24 ve 538.95 sürümlerini yüklemeleri öneriliyor.

Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi.
Nvidia Ekran kartlarında yeni güvenlik açığı keşfedildi.

Bu güvenlik açıkları, ayrıcalıklı kullanıcı erişimi sağlayarak kod yürütme, hizmet kesintisi yaratma, ayrıcalık yükseltme, bilgi ifşası ve veri üzerinde değişiklik yapma gibi tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor.

Nvidia ekran kartı sürücülerini güncellemek için kullanıcılar, GeForce Experience uygulamasını kullanarak güncelleme yapabilir ya da Nvidia’nın resmi web sitesine giderek “Manuel Sürücü Araması” kısmından cihazlarına uygun güncel WHQL sertifikalı sürücüyü indirebilirler.