Togg T10X için ADAS ve 1.5 yazılım güncellemesi duyuruldu

0

Togg, 1 Eylül 2024 tarihinden önce teslim edilen T10X akıllı cihazlarına yönelik 1.5 yazılım güncellemesi ve ileri sürüş destek sistemleri (ADAS) yüklemesini kullanıcılarına duyurdu. Bu güncelleme ile T10X, sürüş deneyimini geliştirecek birçok yeni özelliği kullanıcılarına sunacak.

T10X için ADAS ve 1.5 yazılım güncellemesi geliyor!

Güncelleme ve ADAS özelliklerinin uygulanmasına yönelik takvim de açıklandı. 4 Kasım’dan itibaren Trumore mobil uygulaması üzerinden gönderilecek bildirimlerle kullanıcılar bilgilendirilecek ve Togg Care tarafından randevular planlanarak kullanıcılar aranacak.

2 Aralık’tan itibaren OTA (kablosuz güncelleme) yoluyla cihazlara 1.5 yazılımı yüklenmeye başlanacak. ADAS özelliklerinin devreye alınması için kullanıcılar İstanbul, Ankara, Bursa Gemlik, İzmir, Samsun, Erzurum, Diyarbakır, Adana ve Antalya’da bulunan özel temas noktalarına yönlendirilecek.

Togg vs Tesla! Türkiye’de en çok satılan elektrikli otomobiller! [Güncel 2024]

Bu noktalarda uzman ekipler tarafından aynı gün içerisinde gerçekleştirilecek kurulum ve kalibrasyon işlemleriyle kullanıcıların yeni yazılımdan tam anlamıyla yararlanması sağlanacak. Güncelleme sürecinin 1 Eylül 2024 öncesinde teslim edilen tüm T10X cihazlarına yüklenmesinin yaklaşık 7 ila 10 ay süreceği öngörülüyor.

Togg’un sunduğu 1.5 yazılım güncellemesiyle birlikte T10X, trafik işareti algılama, arka trafik çarpışma uyarısı, akıllı şerit takip sistemi, şeritten ayrılma uyarısı, ön çarpışma uyarısı ve acil durum frenleme gibi önemli güvenlik fonksiyonlarına sahip olacak.

V2 cihazlara ise bu özelliklere ek olarak dur-kalk fonksiyonlu adaptif hız sabitleyici ve adaptif sürücü asistanı gibi gelişmiş sürüş destek özellikleri de ücretsiz olarak sunulacak. Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, şirketin kullanıcıların araçlarını sürekli güncel tutmak için yazılım güncellemeleri ile değer katma hedefinde olduğunu vurguladı.

GSR II regülasyonuna uyum sağlamak adına siber güvenlik protokollerini ve yeni donanım standartlarını da güncellemelerle birlikte uygulamaya geçirdiklerini belirtti. Karakaş, GSR II regülasyonu öncesi teslim edilen T10X cihazlarının da aynı güvenlik ve standartlara sahip olması gerektiğine inandıklarını, bu sorumluluğu yerine getirerek kullanıcı mağduriyetini önlediklerini ifade etti.

Yeni 1.5 yazılım güncellemesi kullanıcıların mobilite deneyimini zenginleştiren birçok yenilik sunuyor. Yenilenmiş medya arayüzü, ekranın dokunma hassasiyetini üç farklı seviyede ayarlama olanağı ve cihazın şarj durumuna göre maksimum enerji geri kazanımını gösterme gibi işlevler de güncellemeye dahil edildi.

Bunun yanı sıra kullanıcılar artık dijital anahtarlarını paylaşabilecekleri bir sisteme kavuşuyor. Sesli komutlarla daha güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunan yeni yazılım, hız bilgisi, lastik basıncı, menzil bilgisi ve ses kontrolleri gibi işlevleri dijital asistan üzerinden erişilebilir kılıyor.

OpenAI kendi yapay zeka çipini geliştirecek!

Yapay zeka teknolojilerinde öncü şirketlerden OpenAI, kendi projelerine özel bir çip geliştirmek amacıyla Broadcom ve TSMC ile iş birliğine hazırlanıyor. Nvidia çiplerine olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen firma, artan talepler karşısında özel çözümler üretme yoluna gidiyor. Reuters‘in şirkete yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, OpenAI, yapay zeka projelerini desteklemek için özel çip tasarımına odaklanmış durumda. Bu süreçte Nvidia’nın yanı sıra AMD çiplerini de sistemlerine eklemeyi planlayan firma, 2026’da kendi donanımını piyasaya sürmeyi hedefliyor.

CEO Sam Altman’ın öncülüğünde başlayan bu yeni stratejik hamle, OpenAI’ın maliyetleri daha etkin yönetme ve yapay zeka sunucularına daha hızlı erişim sağlama yönündeki adımlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda OpenAI, büyük ölçekli yapay zeka iş yükleri için Broadcom ile özel çip tasarımı üzerinde çalışırken, üretim için TSMC ile kapasite anlaşmaları yapıldığı bildiriliyor. Geliştirme ekibinde, daha önce Google’ın yapay zeka işlemcilerinde çalışmış yaklaşık 20 kişilik bir mühendis kadrosu da yer alıyor.

OpenAI’ın rakiplerine yetişebilmesi için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyabileceği belirtilse de şirketin bu hamlesi, AmazonMetaGoogle ve Microsoft gibi büyük teknoloji devlerinin izlediği özel çip geliştirme stratejisine benzer bir yolu takip ettiğini gösteriyor. Özel donanım üretiminin 2026’da başlaması öngörülürken, OpenAI’ın bu süreçte AMD’nin MI300 çiplerini Microsoft Azure altyapısında kullanarak çip tedarikini çeşitlendirmeye devam edeceği ifade ediliyor.

Bu gelişmeler, OpenAI’ın yapay zeka ekosistemindeki rekabetini artırma ve gelecekteki projelerini daha sürdürülebilir bir temele oturtma çabalarının önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirketin, kendi özel donanımını geliştirmesiyle birlikte yapay zeka alanındaki etkisinin daha da güçlenmesi bekleniyor.

NASA Artemis III görevi için Ay’da Dokuz İniş Alanı Belirledi

NASA, uzun yıllardır Ay keşfi üzerine yoğunlaşan kapsamlı projesi Artemis’i sürdürmeye devam ediyor. Bu projeyle Ay yüzeyine yeniden insan göndermeyi hedefleyen NASA, ilk görevini 2022 yılının Kasım ayında gerçekleştirdi. Artemis misyonunun bir sonraki adımı ise Ay yüzeyine astronotları güvenli bir şekilde indirmek. NASA Artemis III görevi kapsamında Ay’ın Güney Kutbu’nda dokuz potansiyel iniş bölgesi belirledi.

50 Yıl sonra Ay’a dönüş

Yaklaşık 50 yıl önce Apollo misyonu ile Ay’ın ekvator bölgesine inen NASA, bu kez Ay’ın en zorlu ve soğuk bölgelerinden birine, Güney Kutbu’na odaklanmayı planlıyor. Güney Kutbudonmuş su kaynakları ve keşfedilmemiş gölgeli alanları ile dikkat çekiyor. Bu yeni iniş alanlarının seçilmesinin ardında, Güney Kutbu’nda bulunan su ve diğer bileşiklerin potansiyel varlığı yatıyor. NASA’ya göre NASA Artemis III görevi, bu kaynaklar, gelecekteki keşif görevleri ve sürdürülebilir Ay üsleri için kritik bir öneme sahip olabilir.

NASA Artemis Ay Bilimi Lideri Sarah Noble, Ay’ın Güney Kutbu ile ilgili açıklamasında, “Ay’ın Güney Kutbu, Apollo görevleri sırasında iniş yaptığımız yerden tamamen farklı bir ortam sunuyor. Burada Ay’ın en eski yüzeylerinden bazılarına ve su ile diğer bileşikleri içerebilecek gölgeli alanlara erişim sağlanıyor. Bu iniş bölgelerinden herhangi biri, önemli bilimsel çalışmalar yapmamızı ve yeni keşiflere imza atmamızı mümkün kılacak,” ifadelerini kullandı.

Ay’ın Güney Kutbu, Güneş Sistemi’nin en soğuk bölgelerinden biri olarak biliniyor. Burada yer alan derin kraterler ve sürekli gölgede kalan alanlar, donmuş suyun buz halinde korunmasını sağlıyor. NASA, bu keşif için -334 Fahrenheit dereceye kadar dayanabilecek özel kıyafetler tasarlıyor. NASA Artemis III görevinde soğuk koşullara uyum sağlamak, astronotların bu zorlu bölgede güvenli bir şekilde çalışmalarını sürdürebilmeleri açısından hayati önem taşıyor.

NASA’nın yakın zamanda iniş yapacağı kesin alanı açıklaması beklenirken, Artemis III görevi kapsamında yapılacak bu yeni keşifler, Ay yüzeyinin daha önce hiç keşfedilmemiş bölgelerine dair detaylı bilgiler sunarak insanlığın Ay macerasında yeni bir sayfa açacak.

TCL OLED üretiminde çığır açıyor

TCL‘nin ekran üretim kolu CSOT, devrim niteliğindeki mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisinin seri üretimine 2024 yılı sonunda başlamaya hazırlanıyor. Bu yeni teknoloji sayesinde daha parlak, dayanıklı ve uygun maliyetli OLED ekranların piyasaya sürülmesi hedefleniyor. Geleneksel OLED üretim yöntemi olan vakumlu termal buharlaştırma (VTE) yöntemine alternatif olarak geliştirilen bu teknoloji, ekran üretiminde verimlilik ve maliyet avantajı sağlayacak.

Mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisinin avantajları

TCL’nin geliştirdiği mürekkep püskürtmeli OLED baskı yöntemi, OLED malzemelerini doğrudan ekran alt tabakasına yerleştirerek üretim sürecindeki malzeme israfını azaltıyor ve maliyetleri düşürüyor. Bu teknoloji sayesinde üretim maliyetlerinde %20’lik bir düşüş sağlandığı belirtiliyor. Esnek üretim süreci, ürün geliştirme döngüsünü %30 oranında kısaltarak daha hızlı inovasyon imkânı sunuyor ve ürünlerin pazara daha çabuk çıkmasına olanak tanıyor.

CSOT, iç yansımadan kaynaklanan ışık kaybını %50 oranında azaltarak ışık verimliliğini 1,5 kat arttırmayı başardı. Ayrıca, açıklık oranını üç katına çıkararak ekranlarda daha yüksek parlaklık elde edildi. Bu teknoloji sayesinde OLED panellerin dayanıklılığı da on kat arttırıldı.

Prototipler ve hedefler

TCL, mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisiyle birçok prototip ürün geliştirdi. 65 inç 8K OLED TV, 31 inç 4K kavisli OLED monitör ve 14 inç 2,8K dizüstü bilgisayar ekranı gibi farklı boyutlarda OLED ekranlar bu teknolojinin örnekleri arasında yer alıyor. Şirket, bu yıl sonuna kadar tıbbi monitörler için tasarlanmış 21,6 inçlik 4K OLED panelin küçük ölçekli üretimine başlamayı ve 2025 yılına kadar dizüstü bilgisayarlar ile monitörlere yönelik orta boy OLED panellerin üretimini gerçekleştirmeyi planlıyor.

TCL’nin mürekkep püskürtmeli OLED teknolojisini seri üretime geçirmesi, OLED ekran pazarında önemli bir adımolarak görülüyor. Şirket, daha parlak, daha uzun ömürlü ve daha uygun fiyatlı ekranları piyasaya sürerek tüketici elektroniği alanında OLED teknolojisinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Ford ve Google’dan Android Auto işbirliği!

Ford ve GoogleAndroid Auto platformu üzerinden sundukları yeni özelliklerle elektrikli araç kullanıcılarının hayatını kolaylaştıracak önemli bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda, özellikle Ford’un popüler elektrikli modelleri Mustang Mach-E ve Ford F-150 Lightning kullanıcıları için yenilikçi güncellemeler sunulacak. Bu özellikler, hem sürücülerin deneyimlerini geliştirmeyi hem de elektrikli araçların kullanımını daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Google Haritalar artık daha akıllı

Bu güncelleme ile Google Haritalar, Ford kullanıcılarına daha detaylı ve pratik bilgiler sunacak. Sürücüler, gitmek istedikleri yere vardıklarında araçlarının ne kadar şarj seviyesine sahip olacağını önceden görebilecek. Ayrıca, rotalarındaki şarj duraklarını planlayarak, yolculuklarının kesintisiz ve sorunsuz bir şekilde devam etmesini sağlayabilecekler. Ocak ayında duyurulan bu özellik, nihayet kullanıcıların hizmetine sunuldu ve özellikle uzun mesafe yolculukları yapan elektrikli araç sahipleri için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Tesla Süperşarj istasyonları Android Auto’ya dahil edildi

Güncelleme ile NACS şarj istasyonları da sisteme entegre edildi. Bu sayede Ford’un uyumlu portlara sahip araç kullanıcıları, Tesla’nın Süperşarj istasyonlarını da Android Auto üzerinden görebilecek ve bu istasyonlara yönlenebilecek. Android Auto’nun 12.9 versiyonuyla gelen bu özellik, kullanıcıların yolculuklarını planlarken şarj durumunu ve şarj istasyonlarına erişimi kolaylaştırıyor. Ayrıca sistem, sürücülerin şarj istasyonuna yaklaşırken bataryayı şarja hazırlama işlevine de sahip, bu da elektrikli araçların daha verimli bir şekilde şarj edilmesine yardımcı oluyor.

Kullanıcı deneyimini geliştiren yenilikler

Ford ve Google’ın bu iş birliği, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Elektrikli araç sahipleri, özellikle şehir içi ve uzun mesafe yolculukları sırasında şarj altyapısına dair daha fazla bilgiye ulaşarak, endişelerini azaltacaklar. Bunun yanı sıra, daha akıllı navigasyon özellikleri sayesinde kullanıcılar, en yakın şarj istasyonlarını kolayca bulabilecek ve yolculuklarını daha verimli bir şekilde planlayabilecekler.

Uzmanlara göre Ford ve Google arasındaki bu iş birliği, diğer elektrikli araç üreticileri için de önemli bir örnek teşkil ediyor. Elektrikli araç pazarının giderek büyüdüğü günümüzde, bu tür yenilikçi çözümler, kullanıcıların bu araçları tercih etmelerini teşvik edecek. Türkiye’de de elektrikli araç kullanımının hızla arttığı bu dönemde, benzer güncellemeler hem kullanıcı deneyimini iyileştirmek hem de elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırmak için büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak, Ford ve Google’ın Android Auto ile ilgili sunduğu bu yenilikler, elektrikli araç sahiplerine büyük kolaylıklar sağlamasının yanı sıra, sektördeki rekabeti de artıracak. Elektrikli araçların geleceği hakkında daha fazla bilgi edinmek ve bu konudaki görüşlerinizi bizimle paylaşmak için sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın. Siz elektrikli araçların geleceği ve bu tür teknolojik yenilikler hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi ve önerileriniziyorumlarda bizimle paylaşın!

EasyCep Yılın Start-Up’ı Seçildi

0

Yenilenmiş elektronik ürün marketi EasyCep, sürdürülebilirlik odaklı iş modeli ile uluslararası arenada ödüller kazanmaya devam ediyor. Türkiye genelinde 300’den fazla fiziksel satış noktasında tüketicilerle buluşan EasyCep, döngüsel ekonomi temelli yaklaşımıyla sektördeki liderliğini pekiştiriyor.  Şirket, en son olarak, dünyanın önde gelen sürdürülebilirlik platformlarından Sustainability Live tarafından Londra’da düzenlenen 2024 Global Sürdürülebilirlik ve ESG Ödülleri’nde ‘Yılın Start-Up’ı’ unvanına layık görüldü. Bu ödül, EasyCep’in çevre dostu uygulamaları ve yenilikçi çözümleri ile sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını uluslararası düzeyde tescillemiş oldu.

Dünyanın dört bir yanından 400’den fazla şirketin 14 farklı kategoride yarıştığı Global Sürdürülebilirlik ve ESG Ödülleri’nde, EasyCep, bu prestijli ödülü almaya hak kazanan tek Türk şirketi olarak dikkat çekti. Ödül jürisinde, kendi sektörlerinde global pazar lideri konumunda şirketlerin sürdürülebilirlik liderlerinin yanı sıra, finans dünyasının lider kuruluşlarından Londra Borsası, dünyanın en köklü eğitim kurumlarından Cambridge Üniversitesi’nin Sürdürülebilirlik Liderliği Enstitüsü ve İngiltere’nin seçkin eğitim kurumlarından University College London’dan yöneticiler de yer aldı.

EasyCep hedefi sürdürülebilirlik anlayışını geleceğin standardı haline getirmek

“Teknolojik çözümlerle hayatı kolaylaştırırken, gelecek nesillere karşı olan çevresel sorumluluğumuzu da unutmamalıyız. Aldığımız bu ödül, bize bu doğru yolda ilerlememizde güç verdi” ifadelerini kullanan ve ödülü alan EasyCep CMO’su Samet Ensar Sarı şunları da ekledi: “EasyCep olarak, döngüsel ekonomi yaklaşımımızla teknolojiye erişimde sürdürülebilir bir alternatif sunuyoruz. Her yenilediğimiz cihaz, çevreye ve ekonomiye yapılan bir yatırımdır. Teknolojiye erişimle gezegenimizi koruma arasında bir denge kurarken, sürdürülebilir bir geleceğin inşasına çalışıyoruz. Amacımız sadece elektronik cihazların ömrünü uzatmak değil; döngüsel ekonomiyle, sürdürülebilirlik anlayışını geleceğin standardı haline getirmek.”

Robert Downey Jr., yapay zeka’ya karşı savaş açtı!

Hollywood’un efsanevi yıldızlarından, Iron Man serisinin ve Marvel evreninin ikonik oyuncusu Robert Downey Jr., yapay zeka teknolojilerinin film endüstrisinde artan kullanımıyla ilgili sert açıklamalarda bulundu. Ünlü oyuncu, katıldığı On With Kara Swisher adlı podcast programında, özellikle kendi görüntüsünün izni dışında dijital ortamda yeniden üretilmesiyle ilgili derin endişelerini dile getirdi ve bu konuda net bir duruş sergileyeceğini belirtti.

Oscar ödüllü Downey Jr., Hollywood’da kendi görüntüsünün yapay zeka tarafından izinsiz olarak kullanılmasına kesinlikle karşı olduğunu vurgulayarak, böyle bir karar alacak yöneticilere dava açacağını söyledi. Bu açıklama, özellikle yapay zekanın sinema sektöründe sınır tanımayan bir kullanım alanı bulduğu bir dönemde Hollywood için büyük önemtaşıyor. Downey Jr.’ın açıklamaları, son dönemde yapay zekanın oyuncuların yüzlerinin ve seslerinin dijital olarak üretilmesinde kullanılmasının ardından sektörde yükselen etik ve yasal endişelere güçlü bir katkı olarak değerlendiriliyor.

Gerçek duygusal hayatım var ve bu durum için alan yok

Downey Jr., yapay zekanın günümüzde geldiği noktaya rağmen, bu konuda minimum düzeyde endişe duyduğunu ifade etti. Konuyla ilgili olarak, “Bu konuda minimum düzeyde endişe duyuyorum çünkü gerçek bir duygusal hayatım var ve bunun için çok fazla alan yok” dedi. Böylece oyuncu, yapay zekanın yalnızca fiziksel bir kopya yaratabileceğini, ancak sahici duygusal deneyimlerin bu kopyalar aracılığıyla yansıtılamayacağını düşündüğünü belirtti.

Yapay zekanın, karakterlerin geçmiş performanslardan alınan verilerle yeniden yaratılabildiği günümüzde, Downey Jr.’ın bu yaklaşımı, diğer oyuncuların da sektördeki rollerinin geleceği hakkında endişeler taşıdığını gösteriyor. Özellikle yaşlanan ya da kariyerine son veren birçok oyuncunun dijital kopyaları aracılığıyla sinemada yeniden görünür kılınması ve hatta yapay zekanın geçmiş performanslardan yola çıkarak yeni sahneler yaratabilmesi, Hollywood’da oldukça tartışmalı bir konu haline gelmiş durumda.

Marvel evrenine beklenmedik geri dönüş

Downey Jr., Marvel Sinematik Evreni’ne dönme ihtimali hakkında da açıklamalarda bulundu. Hayranlarının onu tekrar Tony Stark olarak görme umutları olsa da, bu kez daha farklı bir rolle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncu, 2026’da vizyona girmesi beklenen Avengers: Doomsday filminde kötü adam olarak bilinen Doctor Doom karakterine hayat verecek. Bu yeni rol, Marvel hayranları için sürpriz bir gelişme olmasının yanı sıra, Downey Jr.’ın çok yönlü oyunculuk yeteneğini sergilemesi açısından da dikkat çekiyor.

Robert Downey Jr., Marvel stüdyosuna ve oradaki yöneticilere güvendiğini belirterek, Tony Stark karakteri üzerinde herhangi bir yapay zeka manipülasyonu yapılmayacağından emin olduğunu ifade etti. Marvel Sinematik Evreni’ndeki rolüne duyduğu bu güven, stüdyonun karakterlerle ilgili kararlarında hassas bir tutum sergilediğine dair önemli bir mesaj taşıyor.

Robert Downey Jr.’ın yapay zeka hakkındaki açıklamaları, özellikle dijital teknolojinin sinema sektöründe daha yaygın hale gelmesiyle birlikte artan tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Yapay zeka, bugün yalnızca oyuncuların sesini ve görüntüsünü değil, aynı zamanda jest ve mimiklerini de yüksek doğrulukla kopyalayabiliyor. Bu da birçok oyuncuyu, ilerleyen yıllarda emeklerinin yapay zeka tarafından izinsiz kullanılabileceği endişesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Hollywood’daki birçok oyuncu, yapay zekanın sınırsız potansiyeli karşısında Downey Jr.’ın açıklamalarının benzer şekilde dikkat çekici olduğunu düşünüyor. Bu gelişmeler, sinema sektöründe etik standartların ve yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğine dair tartışmaları daha da alevlendirmiş durumda. Downey Jr., yapay zeka teknolojilerinin bireylerin haklarını ihlal etmeden kullanılması gerektiğini savunarak, bu konuda net bir duruş sergileyeceğini vurguladı.

TikTok’un sahibi Zhang Yiming, Çin’in en zengin insanı oldu

Sosyal medya platformu TikTok ve çatı şirketi ByteDance’in kurucusu Zhang Yiming49.3 milyar dolarlık servetiyle Çin’in en zengin ismi oldu. TikTok’un sahibi Zhang Yiming, Hurun Araştırma Enstitüsü’nün 2024 Çin Zenginler Listesi’ne göre, 41 yaşındaki Zhang, bu yıl listenin zirvesine yerleşerek en zengin Çinli unvanını kazandı.

TikTok’un global başarısı

ByteDance, TikTok’un ABD’deki yasal sorunlarına rağmen küresel gelirini yüzde 30 artırarak geçen yıl 110 milyar dolara ulaştı. 2021 yılında CEO’luk görevinden ayrılan Zhang Yiming, günlük operasyonlarda yer almasa da şirketin başarılarından kazanç sağlamayı sürdürüyor. TikTok’un sahibi Zhang Yiming, Hurun’un 2024 raporu, Çin ekonomisindeki zorluklara rağmen teknoloji sektörünün direnç gösterdiğine dikkat çekiyor.

Xiaomi ve diğer teknoloji devleri de listede

Çin’in ünlü isimlerinden Xiaomi CEO’su Lei Jun da bu yıl servetini 5 milyar dolar artırarak toplamda 18.3 milyar dolara ulaştı. Şirket, akıllı telefon satışlarındaki artışın yanı sıra elektrikli otomobil pazarına da adım attı. Oppo ve Vivo gibi akıllı telefon üreticilerinin yöneticileri de listeye girmeyi başardı.

Ekonomik zorluklara rağmen teknoloji güçleniyor

Rapor, Çin’in ‘süper zenginler’ kulübünün üst üste üçüncü yılda küçüldüğünü belirtiyor. 2023’e göre en az 700 milyon dolar servete sahip kişi sayısı yüzde 12 azalarak 1,094’e düştü. Bu grubun toplam serveti de yüzde 10 azalarak 2.97 trilyon dolara indi. TikTok’un sahibi Zhang Yiming ve diğer teknoloji liderlerinin başarıları dikkat çekiyor. Çin ekonomisinin büyüme hızındaki düşüş, gayrimenkul sektöründeki durgunluk ve tüketici talebindeki yavaşlamaya rağmen, teknoloji devlerinin başarısı dikkat çekiyor. Özellikle akıllı telefon ve yarı iletken sektörleri güçlü bir performans sergiledi.

Yenilenebilir enerji, elektriği ücretsiz yaptı!

Yenilenebilir enerji üretiminin artışıyla birlikte Avrupa’da bazı ülkelerde negatif elektrik fiyatları giderek daha sık karşılaşılan bir durum haline geldi. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisinin yoğun olduğu saatlerde, elektrik talebi azaldığında fiyatlar negatife düşebiliyor. Bu durum, tüketicilere düşük maliyetli elektrik kullanımının yanı sıra para kazanma fırsatı sunuyor. Kulağa alışılmadık gelse de, negatif fiyatlı elektrik sayesinde, bazı Avrupa ülkelerinde tüketicilere elektrik tükettikleri için ödeme yapılıyor.

Devlet teşvikleri ve enerji şirketlerine destek

Yenilenebilir enerjiyi teşvik etmek amacıyla devletler, enerji şirketlerine önemli ölçüde sübvansiyonlar sağlıyor. Bu teşvikler sayesinde, elektrik talebinin düştüğü ve fiyatların negatife döndüğü dönemlerde bile enerji şirketleri kar elde edebiliyor. Bu durum, tüketiciler ve şirketler için faturalarını azaltma fırsatını doğuruyor. Ancak bu avantaj her ülke tarafından doğrudan tüketicilere yansıtılmıyor.

Hollanda’da bu yıl şu ana kadar 347 saat negatif fiyat kaydedildi ve bu, geçen yılın 316 saatlik rekorunu geçti. Yıl sonuna kadar negatif fiyat saatlerinin 400-450 saati bulması beklenirken, uzmanlar bu rakamın her yıl daha da artacağını öngörüyor. 2026 yılına gelindiğinde negatif fiyat saatlerinin 800-900 saate ulaşması, uzun vadede ise 1000-1200 saateçıkması bekleniyor. Bu da, yılın yaklaşık %13’ünde tüketicilerin elektrik kullanımı karşılığında ödeme alabileceğianlamına geliyor.

Negatif fiyatlar sanayinin düşük olduğu dönemlerde artıyor

Negatif fiyatlar genellikle yaz aylarıhafta sonları, ve tatil dönemlerinde görülse de, güçlü rüzgarların estiği soğuk kış gecelerinde de ortaya çıkabiliyor. Bu durum, enerji yoğun sektörlere düşük maliyetli elektrikten yararlanarak enerji depolama ya da bu enerjiyi başka bir forma dönüştürme imkanı sunuyor. Örneğin, fabrikalar geceleri elektrikle sağlanan yüksek ısıyı depolayıp gündüz saatlerinde kullanabilirken; ısı pompaları ile ticari binaların soğutma veya sıcak suihtiyacı karşılanabiliyor.

Evdeki bataryalarla kazanç imkanı

Aynı zamanda, bataryalara sahip şirketler de düşük fiyatlı saatlerde elektrik depolayıp, fiyatların yükseldiği zamanlarda satabiliyor. Bazı firmalar ise, evlerdeki bataryaları sanal olarak birleştirip kazançlarını tüketicilerle paylaşmamodelleri geliştiriyor.

Yenilenebilir enerjinin değişken doğasının yol açtığı üretim fazlalığına uyum sağlamak için, dinamik çözümlerle tüketim alışkanlıklarımızı bu yapıya göre yeniden düzenlememiz gerekiyor. Avrupa’nın bazı bölgelerinde başlayan bu dönüşüm, enerji maliyetlerini azaltmanın yanı sıra tüketicilere elektrik tüketerek kazanç sağlama fırsatı da sunuyor.

AMD Ryzen 7 9800X3D fiyatı ortaya çıktı!

AMD’nin yeni nesil 3D V-Cache işlemcisi Ryzen 7 9800X3D, tanıtımdan önce Avrupa’daki bazı perakende platformlarında listelenmeye başladı. Ryzen 9000X3D serisinin bir parçası olarak piyasaya sürülecek bu model, oyuncular ve performans meraklıları tarafından büyük bir heyecanla bekleniyor. Resmi bilgilere göre, Ryzen 9000X3D serisinin lansmanı 7 Kasım’da yapılacak. Tanıtıma günler kala Ryzen 7 9800X3D modeline ait özellikler ve fiyat aralıkları sızdırıldı.

Avrupa perakende fiyatları belli oldu

AMD henüz Ryzen 9800X3D serisini resmi olarak duyurmamış olsa da, Ryzen 7 9800X3D’nin özellikleri ve performans kıyaslamaları şimdiden sızdırıldı. En çok merak edilen konulardan biri olan fiyat, Avrupa’da çeşitli perakendecilerin listelerinde 463,58 euro (KDV dahil 556,27 euro) ile 602 euro arasında değişen aralıklarda görüldü. Karşılaştırma açısından Ryzen 7 7800X3D modelinin 449 dolar ile piyasaya çıktığını ve zamanla fiyatının düştüğünü hatırlatmakta fayda var.

Yeni tasarım ve yüksek performans

Ryzen 7 9800X3D, 3D V-Cache yapısında büyük bir yenilikle geliyor. Önceki nesillerde işlemci çekirdeklerinin üzerine yerleştirilen önbellek katmanı, bu modelde çekirdeklerin altına konumlandırılıyor. Bu tasarım değişikliği, işlemcinin termal yayılımını iyileştiriyor ve daha yüksek frekans değerleri sunmasına imkan tanıyor. Sızıntılara göre, AMD Ryzen 7 9800X3D, Zen 5 mimarisiyle 8 çekirdek ve 16 iş parçacığına sahip olacak. İşlemci 8 MB L2, 32 MB L3 ve 64 MB 3D V-Cache olmak üzere toplamda 104 MB bellek kapasitesi sunacak. Taban frekansı 4,70 GHz olan yonga, boost ile 5,20 GHz’e kadar çıkabilecek. 120W TDP değeriyle yapılandırılan işlemci, hız aşırtma desteği de sağlayacak.

Tanıtıma günler kaldı

AMD Ryzen 7 9800X3D’nin performansı ve fiyatıyla ilgili daha fazla detay, 7 Kasım’da yapılacak lansmandanetleşecek. AMD’nin yeni 3D V-Cache teknolojisinin piyasada nasıl bir etki yaratacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

Elektrikli araçlara özel geliştirilen karavan: Pebble Flow

Elektrikli araçların hızla yayılması, seyahat dünyasında da yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor. Bu bağlamda, Pebblefirması, elektrikli araç sahiplerine yönelik yenilikçi bir karavan konsepti sunarak karavan deneyimini yeniden tanımlıyor. Pebble Flow isimli bu karavan, kullanıcıların menzil endişesini azaltmak için öne çıkan özellikleriyle dikkat çekiyor.

Kendi motoru ve bataryasıyla yolda destek sağlıyor

Elektrikli araç sahipleri için en büyük sıkıntılardan biri çekiş gücü ve bunun menzil üzerindeki olumsuz etkisiPebble Flow, bu sorunu karavanın içine yerleştirilen 45 kWh batarya ve iki motor sayesinde çözmeyi hedefliyor. Kendi motorlarıyla destek sağlayan karavan, çekiş sırasında araca ek bir yük bindirmeyerek menzilin korunmasını sağlıyor. Ayrıca, tek tuşla hareket ettirilebilen bu motor sayesinde karavanı aracın bağlantı noktasına kolayca yerleştirmek mümkün oluyor.

Güneş panelleri ile şarj oluyor

Pebble Flow’un çatısında bulunan 1 kW gücündeki güneş panelleri, karavanın bataryasını şarj ederek seyahat öncesinde veya kamp alanında ek bir şarj gereksinimini en aza indiriyor. Bu batarya, yalnızca karavanın ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda acil durumlarda elektrik kesintisi durumunda geçici bir güç kaynağı olarak da kullanılabiliyor.

Karavan, aerodinamik özellikleriyle dikkat çekiyor. Rüzgar direncini %300 azaltan özel tasarımı sayesinde daha az enerji tüketimi sağlanıyor. Kamp moduna geçtiğinde ise rüzgarlık, pencere önünden çekilerek doğayla daha bütünleşmiş bir kamp deneyimi sunuyor. Isıtma ve soğutma sistemi ise tamamen ısı pompası ile sağlanıyor.

Pebble Flow

Dört kişilik bir aile için tasarlanmış olan Pebble Flow’un iç kısmında, ön bölümdeki yemek masası iki kişilik bir yatağa, arka kısımdaki çalışma ve oturma alanı da gece iki kişilik bir yatağa dönüşebiliyor. Orta bölümde mutfak, duş ve tuvalet yer alıyor. 270° açılı camlar ve yatak odasının üzerindeki cam, kullanıcılara geniş ve ferah bir alansağlarken, geceleri yıldızları seyretme imkânı tanıyor. Elektrokromik cam teknolojisi sayesinde perde gereksinimiortadan kalkıyor; tüm camlar, opak moda geçirilebiliyor.

125.000 dolarlık fiyat ve 2024 yılı üretim hedefi

Tüm bu özellikler için 125.000 $ değerinde bir fiyat etiketi belirlenmiş durumda. Şu anda 500 $ karşılığında ön rezervasyon yapılabiliyor. Firma, Pebble Flow’un üretimine 2024 sonunda başlamayı hedefliyor ve bu doğrultuda geçtiğimiz ay 5.500 m²’lik yeni üretim merkezine taşındığını duyurdu.

WhatsApp’a yeni emoji geliyor

WhatsAppkullanıcı deneyimini daha zengin ve anlamlı hale getirmek amacıyla yeni bir emoji seçeneği üzerinde çalışıyor. Platform, kullanıcıların empati ve destek duygularını daha rahat ifade edebilmeleri için “bakım” emojisi adını verdiği özel bir ifadeyi test ediyor. Bu emoji, WhatsApp’ta yakında tüm kullanıcıların hizmetine sunulacak.

Test aşamasındaki bakım emojisigülümseyen bir yüzün küçük bir kalbi kucakladığı sade ve anlamlı bir tasarıma sahip. Bu simge, kullanıcıların sadece beğenmek veya kalp gibi genel tepkiler yerine daha özel ve derin duygularını ifade etmelerine olanak tanıyacak. Böylece sohbetlerdeki etkileşimler daha anlamlı ve kişisel hale gelecek.

Ayrıca WhatsApp, mesajlara daha hızlı ve kişisel tepkiler verilmesini sağlamak için sık kullanılan emojilere doğrudan erişim imkanı da sunacak. Bu sayede kullanıcılar, en çok tercih ettikleri emojilere kolayca ulaşarak mesajlara daha hızlı yanıt verebilecek.

WhatsApp’ın bu yeni özellikleri, platformun kullanıcı deneyimini sürekli olarak geliştirmeye yönelik çabalarınınbir göstergesi olarak öne çıkıyor. Empati ve destek ifadesini güçlendiren bakım emojisi ve özelleştirilmiş tepkiler gibi yenilikler, kullanıcıların birbirleriyle daha etkili ve anlamlı bir iletişim kurmalarına katkı sağlayacak.

Samsung, devrimsel bir bellek türü geliştirecek!

0

Teknoloji devi Samsung, hem RAM’in hızını hem de SSD’lerin kalıcı depolama özelliğini bir araya getiren yeni nesil bir bellek teknolojisi üzerinde çalışıyor. “Selector-Only Memory” (SOM) adı verilen bu umut vadeden teknoloji, bilgisayarların veri işleme ve depolama biçiminde devrim yaratma potansiyeline sahip.

Samsung, devrimsel bir bellek türü geliştiriyor

SOM teknolojisinin merkezinde, hem bellek hücresi hem de seçici cihaz görevi gören özel bir kalkojenit malzeme bulunuyor. Bu sayede, faz değiştiren veya dirençli RAM teknolojilerinde kullanılan transistör gibi ek bir bileşene gerek kalmıyor. Verileri saklamak için iletken ve dirençli durumlar arasında geçiş yapabilen bu malzeme, SOM’un hem hızlı hem de kalıcı olmasını sağlıyor.

Samsung, devrimsel bir bellek türü geliştiriyor.
Samsung, devrimsel bir bellek türü geliştiriyor.

Ancak, SOM teknolojisi için doğru kalkojenit bileşiği bulmak oldukça zorlu bir süreç. Samsung, bu sorunun üstesinden gelmek için gelişmiş bilgisayar modellemelerini kullanarak 4.000’den fazla olası kombinasyon arasından en uygun 18 malzemeyi belirledi. Bu yöntemle hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlayan şirket, binlerce kombinasyonu fiziksel olarak test etme zahmetinden kurtulmuş oldu.

Samsung, SOM teknolojisiyle ilgili gelişmeleri Aralık ayında düzenlenecek IEDM konferansında paylaşmayı planlıyor. Geçtiğimiz yıl aynı etkinlikte 64 Gb kapasiteli bir SOM çip prototipi tanıtan şirket, bu alandaki iddiasını açıkça ortaya koymuştu. Eğer Samsung, SOM teknolojisini başarıyla hayata geçirebilirse, bilgisayar dünyasında yeni bir dönem başlayabilir.

Volkswagen, toplu işten çıkarmaya gidebilir! Peki neden?

0

Alman otomotiv devi Volkswagen’ı zor günler bekliyor. Maliyetleri azaltma baskısı altında kalan şirketin, Almanya’daki fabrikalarını kapatma ve on binlerce çalışanı işten çıkarma planları yaptığı iddia ediliyor. Bu şok iddiayı ortaya atan isim ise Volkswagen çalışanlarını temsil eden İş Konseyi Başkanı Daniela Cavallo oldu.

Volkswagen, devasa bir toplu işten çıkarmaya mı gidecek?

Çalışanlara yönelik bir bilgilendirme toplantısında konuşan Cavallo, yönetim kurulunun Almanya’daki en az üç fabrikanın kapatılmasını istediğini ve ülkedeki diğer tesislerin de küçültüleceğini söyledi. Ürün, miktar, vardiya ve montaj hattı gibi unsurlarda azaltmalara gidileceğini belirten Cavallo, bu durumun toplu işten çıkarmaları da beraberinde getireceğini ifade etti. Cavallo, “Bu, toplu pazarlıkta blöf yapmak değil. Almanya’daki tüm Volkswagen tesisleri bu planlardan etkileniyor, hiçbiri güvende değil.” diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.

Volkswagen, devasa bir toplu işten çıkarmaya mı gidecek?
Volkswagen, devasa bir toplu işten çıkarmaya mı gidecek?

Volkswagen Yönetim Kurulu’nun planlarına sert tepki gösteren Cavallo, Alman hükümetine de çağrıda bulunarak acilen Alman sanayisi için bir master plan hazırlanması ve sektörün daha fazla gerilemesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Hangi fabrikaların kapatılacağı veya kaç kişinin işten çıkarılacağı konusunda ise henüz net bir bilgi yok.

Volkswagen, Eylül ayında yaptığı açıklamada, tasarruf ve maliyet azaltma önlemleri kapsamında Almanya’daki fabrikalarını kapatacağını ve 30 yıllık istihdam koruma anlaşmasını 5 yıl erken sonlandıracağını duyurmuştu. Şirket, bu kararın gerekçesi olarak Avrupa’daki yüksek enerji ve iş gücü maliyetleri ile düşen satışları göstermişti. Volkswagen Grubu’nun, dünya genelindeki 114 üretim tesisinde 650 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin Almanya’daki çalışan sayısı ise yaklaşık 300 bin.

SAHA Expo 2024’te, rekor ihracat anlaşması yapıldı!

0

İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ve beş kıtadan katılımcıyı buluşturan SAHA Expo savunma sanayi fuarı, büyük bir başarıya imza attı. 100 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda, yerli savunma sanayi çözümleri tüm dünyaya tanıtıldı. Çok sayıda profesyonel müşterinin de katıldığı SAHA Expo 2024’te, toplam değeri 6 milyar 189 milyon doları bulan 133 anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar arasında öne çıkan ise 4 milyar 332 milyon dolarlık ihracat anlaşmaları oldu.

SAHA Expo 2024’te, rekor bir ihracat anlaşmasına imza atıldı

120 ülkeden 1478 firmanın katılımıyla gerçekleşen fuarda, yerli ve milli teknolojiler göz kamaştırdı. 35 ülkeden 178 yabancı alım heyetinin de katıldığı etkinlikte 25 binin üzerinde ikili görüşme gerçekleşti. Şirketler, yeni ürünlerini potansiyel müşterilerle buluşturma fırsatı yakalarken, Türk savunma sanayisinin geldiği nokta da gözler önüne serildi.

SAHA Expo 2024’te, rekor bir ihracat anlaşmasına imza atıldı.
SAHA Expo 2024’te, rekor bir ihracat anlaşmasına imza atıldı.

SAHA Expo 2024’te ASELSAN’ın ağ tabanlı yeni haberleşme sistemleri, elektronik harp podları ve anti-dron sistemleri büyük ilgi gördü. Roketsan’ın geliştirdiği Roketsan Pusu, LG-155 lazer güdümlü topçu mühimmatı ve L-OMTAS tanksavar füze sistemi de ilk kez görücüye çıktı. HAVELSAN dijital birlik teknolojisindeki en yeni ürününü uygulamalı olarak sergilerken, ULAK Haberleşme yerli 5G altyapı sistemleri ve akıllı şehir uygulamalarıyla dikkat çekti.

STM’nin insansız otonom su altı platformu STM NETA 300 ve Türkiye’nin milli denizaltısı STM500’ün mukavim teknesi de fuarda büyük ilgi uyandıran yenilikler arasında yer aldı. Astech Defence’in Gökkurt akıllı mühimmat ailesi ve Türk savunma sanayisinin geliştirdiği alçak irtifa insansız hava aracı TALAY da katılımcıların beğenisine sunuldu. FNSS’nin 5. nesil zırhlı muharebe aracı Pars Alpha 8×8 ise fuarda sergilenen diğer dikkat çekici ürünler arasındaydı.

Starlink cep telefonu kapalı alanda çalışacak mı?

SpaceX, Starlink’in cep telefonlarında kapalı alanlarda çalışıp çalışmayacağı konusundaki endişelere net bir cevap verdi. Şirketin kıdemli mühendislerinden biri, Starlink’in gelecekte iç mekan bağlantılarına uyum sağlayacak şekilde tasarlandığını açıkladı. Bu gelişme, Starlink’in geniş alanlarda internet erişimi sağlamaya odaklanan hizmetine büyük bir adım ekliyor. Starlink cep telefonu erişimi, kapalı alanlarda da ulaşılabilir olacak.

Bu açıklama, SpaceX’in Starlink uydularını daha etkili bir diziyle hizalamayı planladığını gösteriyor. Hedef, sinyali doğrudan ev ve iş yerlerine yönlendirerek daha güçlü bağlantı sağlamaktır. Böylece Starlink, özellikle uzak ve internet erişimi kısıtlı bölgelerde cep telefonu bağlantısına güvenilir bir çözüm sunabilecek.

Starlink’in bu yeni tasarımı, uydu sinyallerinin binalarda daha iyi çalışmasına olanak tanıyacak. Şirket, sinyal gücünü artırmayı ve yeni teknolojilerle uyumluluğu sağlamayı amaçlıyor. Bu yenilikler sayesinde Starlink, gelecekte cep telefonlarından kapalı alanlarda da sorunsuz internet sağlayabilir.

Bu gelişme, dünya genelinde mobil internet altyapısının güçlenmesine büyük katkı sağlayabilir. Ayrıca, SpaceX’in yenilikçi uydu teknolojileri, geniş alanlarda hız ve kesintisiz bağlantı sağlayarak Starlink sadece internet değil, cep telefonu mobil bağlantı konusunda da liderliğe taşıyabilir. Starlink’in yakın gelecekte sunduğu bu çözümler, teknoloji dünyasında heyecanla bekleniyor.

TSMC’nin ABD tesisleri verimlilik rekoru kırdı!

Dünyanın önde gelen yonga üreticilerinden TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company), Amerika Birleşik Devletleri’nin Arizona eyaletinde inşa ettiği yeni döküm tesisi ile sektörde adeta çığır açtı. TSMC’nin ABD’deki yeni yatırımı büyük ilgi görüyor. Tayvan merkezli şirketin ABD’deki en büyük yatırımı olarak nitelendirilen Arizona tesisi, test üretimlerine başlamasının ardından elde ettiği verimlilik oranlarıyla dikkat çekiyor2025 yılında hacimli üretime geçmesi planlanan tesis, Tayvan’daki tesisleri dahi geride bırakırken, sektördeki verimlilik oranları açısından yeni bir rekora doğru ilerliyor.

TSMC’nin yüksek verimliliği, yonga üretiminde kusursuz plaka oranını artırarak daha fazla sağlam yonga elde edilmesini sağlıyor. Bu durum, TSMC’nin ABD’de büyümesine katkıda bulunmaktadır. Şirket, yonga sektöründe verimlilikte zirvede yer alırken, bu başarı TSMC’nin kapısında bekleyen müşterilerin sayısını da arttırıyor. Tesislerin sorumlusu Rick Cassidy, Arizona tesislerinde sağlanan verimlilik oranının Tayvan tesislerine göre yüzde 4 daha yüksek olduğunu belirtti. Cassidy’e göre bu başarı, Arizona’daki tesisin ABD’nin en gelişmiş yonga üretim tesisi olmasını sağlarken, dünya çapında da en ileri teknolojiye sahip tesisler arasında yer almasına öncülük ediyor. Ayrıca, TSMC’nin ABD’deki yatırımları hızla genişliyor.

Yüksek verimlilik TSMC’nin gelecek planlarını etkiliyor

TSMC’nin Arizona tesisinde üç farklı üretim alanı bulunuyor. Ayrıca TSMC’nin ABD’deki yerleşkesi, Amerika’nın yonga üretimindeki önemini artırıyor. Şirket, 2025 yılı itibarıyla 4nm yongaların dökümüne başlamayı planlarken, 4nm teknolojisinin ardından 2028 yılında 3nm ve 2nm döküm süreçlerine geçmeyi hedefliyor. Tayvan’daki tesisler, şimdilik döküm teknolojilerinde önde görünse de, 3nm bantlarının burada aktif olması ve gelecek yıl 2nm dökümüne geçilecek olmasıyla ABD tesisleri verimlilik oranları sayesinde daha fazla müşteri çekme potansiyeline sahip.

TSMC’nin ABD’deki bu büyük yatırımı, aynı zamanda Çin-Tayvan geriliminin de etkisiyle, şirketin üretim üslerini denizaşırı ülkelere kaydırma stratejisi açısından önem taşıyor. Arizona tesisinde elde edilen yüksek verimlilik oranları, TSMC’nin sektördeki konumunu güçlendirecek gibi görünüyor. Sonuç olarak, bu durum TSMC’nin ABD’deki stratejik konumunu daha da güçlendirmektedir.

Wise 350.000 sterlinlik ceza ile karşı karşıya!

Finansal Yürütme Otoritesi (FCA), para transferi firması Wise bünyesinde CEO pozisyonunda bulunan Käärmann’ın 2017 yılında 10 milyon sterlin değerinde hisse satışından elde ettiği sermaye kazancı vergisini bildirmediğini tespit ederek cezaya hükmetti.

FCA, bu ihlali, “kıdemli yöneticilerin uygun bilgi paylaşımı yapmasını gerektiren” Senior Management Conduct Rule 4’e aykırı buldu.

Bu ceza, Käärmann’ın vergi sorunları nedeniyle karşılaştığı ilk yaptırım değil. 2021’de Birleşik Krallık vergi dairesi HMRC, 2017/18 vergi yılında gecikmiş vergi beyannameleri nedeniyle Käärmann’a 365.651 sterlin ceza kesmiş ve adı kamuya açık vergi borçluları listesine eklenmişti. Bu dönemde 720.495 sterlin vergi borcu olan Käärmann’ın net değeri Forbes‘a göre 1.8 milyar dolar.

FCA, vergi sorunlarının Käärmann’ın Wise’daki liderliği açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğunu belirtti. FCA Yürütme Direktörü Therese Chambers, finansal firmaların liderlerinden yüksek standartlar beklediklerini ve Käärmann’ın bu konuları düzenleyici otoriteye bildirmesi gerektiğini ifade etti.

Wise’ın yönetim kurulu, 2021’de yapılan bir iç soruşturma sonrası Käärmann’ın görevine devam edebilmesi için bazı “düzeltici adımlar” atmasını talep etti. Käärmann ise bu süreci kapattıklarını belirterek, Wise’ın uzun vadeli hedeflerine odaklandığını vurguladı.

FCA’nın ceza miktarı, Käärmann’ın anlaşma sağlaması nedeniyle %30 indirimle 350.000 sterline çekildi; aksi takdirde cezanın 500.000 sterline kadar çıkabileceği ifade edildi. Bu gelişme, Wise’ın kısa süre önce yılın ikinci yarısında fiyatlandırma yatırımları yapmadan %13-16 oranında vergi öncesi kâr hedefini sürdürdüğünü açıklamasının ardından geldi.

Wise’ın kurucuları Käärmann ve Taavet Hinrikus, şirketi 2011’de düşük maliyetli bir para transfer alternatifi olarak kurarak finans sektöründe bir yenilikçi güç haline getirdi ve bugün Wise’ın değeri 7.4 milyar sterline ulaştı.

Mars keşfinde yapay zeka kullanılacak!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Mars keşiflerinde çığır açacak bir projeyi hayata geçirmek üzere kolları sıvadı. Gelecekteki Mars gezginlerinde kullanılması planlanan “nöromorfik” yapay zeka ile araçlar, çevrelerini milisaniyeler içinde algılayarak çok daha etkili bir keşif gerçekleştirecek.

Avrupa Uzay Ajansı, Mars keşfinde resmen yapay zeka kullanıyor

Bu amaçla İngiltere merkezli Opteran şirketiyle işbirliği yapan Airbus Defence and Space, geliştirdiği Opteran Mind yazılımını test etmeye başladı bile. Standart dört kamera kullanarak 360 derece görüş sağlayan bu yenilikçi yazılım, hem görüntü stabilizasyonu sağlıyor hem de konum bilgisi oluşturabiliyor. Enerji tüketimi konusunda da oldukça iddialı olan bu teknoloji, gezginlerin Mars’ın zorlu koşullarında daha uzun mesafeleri çok daha hızlı şekilde kat etmesini sağlayacak.

Avrupa Uzay Ajansı, Mars keşfinde resmen yapay zeka kullanıyor.
Avrupa Uzay Ajansı, Mars keşfinde resmen yapay zeka kullanıyor.

Projede kullanılan algoritma, yüksek çözünürlüklü görüntü işleme yerine, görsel algoritmaların küçük bir ASIC çipte işlenmesini sağlayan verimlilik odaklı bir yapıya sahip. Bu sayede, sistem karmaşık veri veya yoğun eğitim ihtiyacı duymadan çalışabiliyor ve enerji tüketimini minimumda tutuyor. Nöromorfik yapay zekanın sağladığı bu gerçek otonomi, Mars keşiflerinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

ESA tarafından fonlanan proje, 2024 sonunda tamamlanacak analizlerin ardından olumlu sonuçlanırsa, 2025’te ticarileşme ve Mars yüzeyine uyarlama sürecine geçilecek. İnsan beyninden ilham alınarak tasarlanan ve bilgi işlem süreçlerini çok hızlı ve enerji tasarruflu hale getiren nöromorfik bilişim, gelecekte sadece uzay keşiflerinde değil, görüntü tanıma, dil işleme ve otonom sistemler gibi pek çok alanda da büyük avantajlar sağlayacak gibi görünüyor.