Birçok sanatçı, eserlerinin yapay zeka için kullanılmasına karşı çıkıyor!

On binlerce sanatçı ve aralarında Universal Music Group gibi devlerin de bulunduğu plak şirketleri, eserlerinin yapay zeka sistemlerini eğitmek için izinsiz kullanılmasına karşı seslerini yükseltti. Dünyaca ünlü oyuncu Julianne Moore, Radiohead üyeleri ve yazar Kazuo Ishiguro gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 13.500’den fazla imzacı, bu durumun sanatçıların geçim kaynaklarını tehdit eden haksız bir uygulama olduğunu savunuyor. İmzalar toplanmaya devam ederken, sanat camiasından yükselen bu tepki, yapay zekanın etik sınırları ve telif hakları konusunda bir kez daha alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

Birçok sanatçı, eserlerinin yapay zeka için kullanılmasına karşı çıktı

Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, sanatçılar eserlerinin izinsiz kullanımı konusunda giderek artan bir endişe duyuyor. Özellikle yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan devasa veri havuzlarının telif haklarını ihlal ettiği düşüncesi, sektörde büyük rahatsızlık yaratıyor.

Birçok sanatçı, eserlerinin yapay zeka için kullanılmasına karşı çıktı.
Birçok sanatçı, eserlerinin yapay zeka için kullanılmasına karşı çıktı.

Mektubun mimarı olan İngiliz besteci Ed Newton-Rex, yapay zeka şirketlerinin insanlıktan çaldığı bu “ücretsiz” verilerin aslında sanatçıların geçim kaynağı olduğunu vurguluyor. Newton-Rex’in kurucusu olduğu Fairly Trained gibi kuruluşlar, yapay zeka eğitiminde kullanılan verilerin etik ve yasal yollarla elde edilmesini sağlamak için mücadele ediyor.

Bu endişeler, sadece sanatçılar ve plak şirketleri tarafından dile getirilmiyor. ABD’li oyuncuların sendikası SAG-AFTRA, yapay zeka nedeniyle oyuncuların iş güvencesinin tehlikede olduğunu belirterek tarihinin en uzun grevine imza attı. Sony Music ve Warner Music gibi devler ise yüzlerce yapay zeka şirketine telif haklarını ihlal etmemeleri konusunda uyarılarda bulundu. George R.R Martin gibi yazarlar ve Scarlett Johansson, Sarah Silverman gibi oyuncular da yapay zeka şirketlerine karşı açtıkları davalarla mücadeleye öncülük ediyor.

Tesla daha uygun fiyatlı elektrikli araçlarla sektöre damga vuracak!

Tesla2025’in ilk yarısında daha uygun fiyatlı elektrikli araçlarını piyasaya sürmeyi planladığını duyurdu. Bu heyecan verici haber, şirketin beklentileri aşan üçüncü çeyrek finansal raporunda yer aldı. CEO Elon Musk, uzun süredir elektrikli araç fiyatlarını düşürme yönünde adımlar atmayı hedeflediklerini belirtmişti. Şu anda, Tesla’nın en uygun fiyatlı modeli 42.490 dolar gibi yüksek bir başlangıç fiyatına sahip.

Üretim maliyetleri düşüyor

Tesla’nın üçüncü çeyrek raporuna göre, araç başına üretim maliyeti şirket tarihindeki en düşük seviyeye, yani 35.100 dolara geriledi. Yeni modeller, hem mevcut platformlardan hem de gelecek nesil platformlardan faydalanarak mevcut üretim hatlarında üretilebilecek. Tesla daha uygun fiyatlı elektrikli araçlarla, geniş bir kitleye hitap etmeyi planlıyor. Tesla’nın daha uygun fiyatlı modellerinin üretimine 2025’in ilk yarısında başlanacağı ancak bu araçların aynı yıl içinde satışa sunulup sunulmayacağı konusunda belirsizlik olduğu belirtiliyor.

Model 2 ve Cybercab planları

Bu yılın başlarında Tesla, yaklaşık 25.000 dolar olacağı söylenen daha uygun fiyatlı “Model 2”yi üretme planından vazgeçmişti. Ancak yatırımcılardan gelen tepkilerin ardından Musk, Tesla daha fiyatlı elektrikli araçlar için bu planın masada olduğunu açıkladı. Hala belirsiz olan nokta, bu planın tamamen yeni bir araç mı yoksa sadece daha uygun fiyatlı bir Model 3 mü olacağı. Tesla, ayrıca iki koltuklu Cybercab modelinin 2026’dan itibaren 30.000 dolara satın alınabileceğini de duyurdu.

Tesla’nın Cybertruck modelinin beşinci geri çağrılması ve şirketin Full Self-Driving (Tam Otonom Sürüş) özelliğine yönelik federal soruşturmalar, Tesla için sorun yaratan gelişmeler arasında. Buna rağmen, Tesla daha uygun fiyatlı elektrikli araçlarla gelecekte de güçlü kalacağını gösterdi ve şirket üçüncü çeyrek net gelirini yüzde 8 artırarak 2,51 milyar dolara ulaşmayı başardı. Yıllık satış rakamları ise yüzde 2 artış gösterdi. Bu gelişmeler, Tesla’nın son dört çeyrektir hedeflediği kazançları tutturamaması sürecine son verdi.

Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın maaşı rekor seviyeye ulaştı

Microsoft CEO’su Satya Nadella, 2024 mali yılı boyunca hisse senedi ödülleri sayesinde toplam kazancını %63artırarak 79,1 milyon dolara yükseltti. Microsoft CEO’su Satya, bu dönemde piyasa değeri açısından 3 trilyon doları aşarken, Nadella’ya 30 milyon dolar üzerinde bir maaş zammı yapıldığı açıklandı. Ancak Microsoft’un karşılaştığı çeşitli siber saldırılar olmasaydı Nadella’nın toplam tazminatı yaklaşık 5,5 milyon dolar daha fazla olacaktı.

Nadella’nın kazancının büyük kısmı hisse senedi ödemelerinden oluşuyor. Nakit teşvik kısmı ise Microsoft’un gelir ve işletme performansı gibi hedeflerle ilişkili olup, normalde 10,66 milyon dolar olarak belirlenmişken Nadella’nın talebiyle 5,2 milyon dolara düşürüldü. Microsoft CEO’su Satya’ya göre, Nadella, özellikle güvenlik konularında kişisel sorumluluk üstlenmek adına teşvik ödemesinde indirime gidilmesini istedi.

Güvenlikte sıkı durum

ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın raporuna göre, Çinli hackerlar bazı ABD’li yetkililerin e-posta hesaplarını ihlal etti. Microsoft, 2023 yılı Temmuz ayında bu saldırıyı kamuoyuna duyurdu. Ayrıca, Ocak ayında Rus istihbaratınınMicrosoft’un bazı üst düzey yöneticilerinin e-posta hesaplarına erişim sağladığı açıklandı. Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın teşvik indirimi talebi, bu olaylara bağlı olarak değerlendiriliyor.

Microsoft ve yapay zeka

Microsoft’un güvenlik iş kolu, 2022 yılında 20 milyar dolar üzerinde gelir elde ederek sektörün liderlerinden biri oldu. Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın öncülüğünde, şirket hisseleri, 30 Haziran 2024’te sona eren mali yıl boyunca %31,2 oranında değer kazandı. Bu artışın ardında, ChatGPT geliştiricisi OpenAI ile yapılan işbirliği ve Microsoft’un üretken yapay zeka teknolojilerini ürünlerine entegre etme çalışmaları yer alıyor. Yapay zeka alanında bir başka lider şirket olan Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang’ın maaşı ise 2024 mali yılında 34,2 milyon dolar oldu. Apple’ın CEO’su Tim Cook ise 2023 yılında 63,2 milyon dolarkazanç elde etmişti.

Güneş panelleri artık robotlarla kuruluyor!

Portekiz merkezli enerji devi EDP, İspanya’da büyük ölçekli bir güneş enerjisi santrali kurulumunu hızlandırmak amacıyla robotik otomasyon teknolojisini kullanmaya hazırlanıyor. “AutoPV” adı verilen bu projede EDPHyperflex adlı otomasyon sistemi ile Valladolid şehrinde inşa edilecek fotovoltaik güneş parkının 3 MW’lık bir bölümünde robotik çözümleri devreye alacak. Toplam 122 MW’lık kurulu kapasitenin bir kısmında test edilecek olan bu yenilikçi teknoloji, EDP’nin güneş paneli montaj süreçlerinde ciddi bir hız kazandırmayı hedefliyor.

İnşaat süreci yarı yarıya kısalacak

EDP, Comau şirketine ait Hyperflex sistemini kullanarak proje takvimini yüzde 50 oranında kısaltmayı hedefliyor. Hyperflex teknolojisi, inşaat sürecindeki en ağır görevleri robotlarla üstlenirken, insan iş gücünün daha teknik alanlarda uzmanlaşmasını sağlıyor. Bu sistemle birlikte, güneş paneli montaj sürelerinin yanı sıra proje tamamlanma süresi de önemli ölçüde hızlanacak. Ayrıca, bu teknolojinin etkisiyle, Güneş panelleri kurulumu hızlanacak ve daha etkili hale gelecek.

Sahada mobil fabrika

Hyperflex sistemi, taşınabilir bir fabrika olarak sahada işlev görüyor. Montaj istasyonunda başlayan süreç, robotik bir gezici ünite (rover) sayesinde önceden monte edilen yapıların sahada son konumlarına taşınıp sabitlenmesiyledevam ediyor. Mobil olarak tasarlanan sistem, kamyonlarla taşınarak hızlı ve esnek bir kurulum sunuyor. Bu süreçte, Güneş panelleri montajında büyük avantaj sağlanıyor.

Maliyet avantajı ve hız kazancı

Comau’nun bu mobil robotik fabrikası sayesinde geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 30 daha fazla modül kurulumu yapılabiliyor. Bu sayede yeni santraller pazara yüzde 25 daha hızlı sunulurken, panel başına maliyet yüzde 35 düşüyorEsnek yapısı sayesinde Hyperflex, farklı tipte güneş takip sistemleri ve panellerle uyumlu çalışabiliyor; bu da çözümün farklı enerji sağlayıcıların ihtiyaçlarına göre kolayca adapte edilmesine imkan tanıyor. Ayrıca, Güneş panelleri ile ilgili maliyetlerin düşmesi ve hızın artması, bu teknolojiyi daha çekici hale getiriyor.

Yazılım geliştiricilerin %75’inden fazlası yapay zekaya güveniyor

Yapay zekanın yazılım geliştirme dünyasındaki rolü hızla artarken, güven tartışmaları da gündemde. Google’ın 2024 DevOps Raporu, yazılım geliştiriciler ve IT profesyonelleri arasında yapay zekanın ne kadar benimsendiğini ve hangi alanlarda risk taşıdığını gözler önüne serdi. Google Cloud’un DevOps Araştırma ve Değerlendirme (DORA) ekibi tarafından hazırlanan bu rapora göre, geliştiricilerin %75’inden fazlası günlük işlerinde en az bir görevde yapay zekaya güveniyor.

Yapay zekanın katkıları ve şirketlerin kaynak ayırma eğilimi

Yaklaşık 3.000 teknoloji profesyonelinin katıldığı araştırmaya göre, yapay zeka araçları özellikle kod yazma, bilgi özetleme ve kod açıklama gibi görevlerde geliştiricilere destek sağlıyor. Katılımcıların %81’i, çalıştıkları şirketlerin yapay zeka geliştirme süreçlerine kaynak ayırdığını, %67’si ise yapay zekanın kod kalitesini artırdığını belirtiyor. Elde edilen verilere göre yapay zekanın ekip içi belgeleme kalitesini %7.5, kod kalitesini %3.4 ve kod inceleme hızını %3.1 oranında artırdığı belirtiliyor. Kod karmaşıklığında ise %1.8 oranında bir azalma kaydedildi. Her ne kadar bu rakamlar tek başına küçük gibi görünse de toplu halde bakıldığında önemli bir verimlilik artışına işaret ediyor.

Teslimat istikrarı konusunda endişeler

Rapor, yapay zekanın sağladığı hız ve kolaylıkların yanı sıra bazı riskleri de beraberinde getirdiğini vurguluyor. Araştırmaya göre, yapay zekanın projelerin teslimat istikrarında %7.2 oranında bir azalmaya neden olduğugözlemlenmiş durumda. Teslimat süresinde %1.5 oranında bir düşüş yaşanırken, katılımcıların %39’u yapay zekanın ürettiği koda tam güven duymadığını ifade ediyor. Bu durum, yapay zekanın entegrasyonunun titizlikle yönetilmesigerektiğini ortaya koyuyor.

Şirketler için kritik mesaj: yapay zeka her şeye çözüm değil

Rapor, yapay zekanın tüm sorunları çözebilecek bir araç olmadığının altını çizerken, şirketlerin verimlilik artışı için sağlıklı ve destekleyici bir iş ortamında yapay zekayı entegre etmeleri gerektiğini belirtiyor. DORA ekibi, yapay zeka destekli iş süreçlerinde, insan müdahalesinin ve ekip içi güvenin önemini hatırlatarak, teknolojinin avantajlarından en iyi şekilde yararlanılması için bilinçli ve dengeli bir yaklaşımın önemini vurguluyor.

CATL, devrim yaratan yeni bataryasıyla sektöre damga vuracak!

Dünyanın en büyük batarya üreticisi olan CATL, şarj edilebilir hibrit (PHEV) ve menzil arttırıcılı elektrikli (EREV) araçlar için geliştirdiği Freevoy isimli yeni bataryasını duyurdu. Sodyum iyon ve lityum iyon pil hücrelerini bir araya getirerek sektörde bir ilke imza atan Freevoy bataryası, özellikle hibrit araçların menzil ve performans sorunlarını çözüme kavuşturmayı hedefliyor.

400 km menzil ve zorlu koşullarda üstün performans

CATL’nin açıklamalarına göre Freevoy bataryası, hibrit araçlar için 400 kilometreye kadar menzil sağlayabiliyor. Bu değer, günümüzde 50 ila 100 km arası menzil sunabilen hibrit araçlara göre büyük bir sıçrama anlamına geliyor. Bu yeni batarya sistemi, araçların özellikle düşük sıcaklıklarda karşılaştığı performans sorunlarına çözüm sunuyor ve -20°C’ye kadar sorunsuz bir sürüş deneyimi vadediyor. CATL, Freevoy’un -40°C’ye kadar deşarj-30°C’ye kadar ise şarj olabildiğini belirtti.

Sadece 10 dakikada 280 km menzil sunan hızlı şarj özelliği

Freevoy, hızlı şarj özellikleriyle de öne çıkıyor4C hızında şarj olabilen batarya, yalnızca 10 dakikada 280 kilometrelik menzil sağlayabiliyor. Bu performansı, katot üzerindeki hızlı iyon iletken kaplama, hızlı şarj olabilen grafit ve anot için geliştirilen yeni nano kaplama teknolojileri, çok gradyanlı katmanlı elektrot tasarımı ve ultra yüksek iletkenliğe sahip özel elektrolit formülasyonu ile elde ediyor.

İlk uygulamalar yerli markalarda

CATL, Freevoy bataryasını Li Auto, Avatr ve Deepl gibi markaların modellerine entegre ettiklerini duyurdu. 2024 yılına kadar Freevoy bataryaya sahip 30 hibrit araç modelinin piyasada olması bekleniyor. Geely, Chery, GAC ve Voyah gibi diğer otomobil devleri de CATL’nin yeni bataryasını kullanacak. Çinli otomobil üreticisi Dongfeng’in geçtiğimiz aylarda tanıttığı Voyah Free 318, menzil artırıcı batarya teknolojisini 318 kilometre menzil ile sunmuştu. Ancak CATL’nin Freevoy bataryası, bu menzilin çok daha ötesine geçerek sektörün sınırlarını genişletiyor.

CATL’nin Freevoy bataryası, hibrit araç sektöründe menzil, şarj hızı ve düşük sıcaklıklarda performans gibi kritik konularda iddialı bir çözüm sunuyor. Bu yeni teknoloji, hibrit araç kullanıcılarına uzun menzil ve güvenilir bir sürüş deneyimi sağlarken, elektrikli araçların geleceğini şekillendirmede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ticaret Bakanlığı, influencerlar için yeni eğitim programı hazırladı!

0

Dijital dünyanın hızla yükselen değeri influencerlar, artık Ticaret Bakanlığı’nın yakın takibinde. Reklamcılık sektöründe yarattıkları etkinin farkında olan Bakanlık, sosyal medya fenomenlerini daha sorumlu ve etik bir anlayışa yönlendirmek için harekete geçti. Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Reklam Özdenetim Kurulu ile işbirliği içinde hazırlanan kapsamlı bir eğitim programı, influencer dünyasının kapılarını aralıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Ticaret Bakanlığı, influencerlar için yeni bir eğitim programı geliştirdi

Bu programa göre, sosyal medyada 300 bin ve üzeri takipçiye sahip olan herkes, iki ayda bir düzenlenecek eğitimlere katılım sağlayacak. Bakanlık bu sayede, tüketici davranışlarını doğrudan etkileyen sosyal medya reklamlarının etik standartlara uygunluğunu güvence altına almayı hedefliyor. Dijitalleşmenin beraberinde getirdiği sorumlulukların altını çizen Bakanlık, influencerların reklam içeriklerinde daha şeffaf ve dürüst bir yaklaşım sergilemesi gerektiğine vurgu yapıyor.

İşte tam da bu noktada devreye giren eğitim programı, influencerlara pazarlama iletişiminde yasal ve etik ilkeleri benimseterek, tüketici haklarının korunması konusunda önemli bir adım atıyor. Katılımcılar, sosyal medya reklamlarında etik kurallardan vergi mevzuatına, kişisel verilerin korunmasından güncel tüketici haklarına kadar geniş bir yelpazede bilgi sahibi olacaklar. Bir yıl boyunca yüz yüze gerçekleştirilecek eğitimler sayesinde, influencerlar reklam yayınlarken dikkat etmeleri gereken temel kuralları özümseyerek sosyal medya kullanıcılarına daha doğru ve güvenilir içerikler sunmayı amaçlıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Google fotoğraflar’da yapay zeka düzenlemeleri artık belirgin olacak

oogle, fotoğraf düzenleme konusunda kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve yapay zekâ (AI) kullanımında şeffaflığı artırmak amacıyla yeni bir güncelleme sunmaya hazırlanıyor. Google Fotoğraflar uygulamasında yapay zeka ile düzenlenen görseller artık kullanıcılar için daha net bir şekilde işaretlenecek. Önümüzdeki haftadan itibaren kademeli olarak kullanıma sunulacak bu güncelleme, özellikle AI teknolojilerinin daha fazla yaygınlaşmasıyla birlikte, görsel içeriklerde düzenleme geçmişine dair kullanıcıların farkındalığını artırmayı hedefliyor.

Google Fotoğraflar ve Google One Mühendislik Direktörü John Fisher, yapay zekanın fotoğraf düzenleme sürecini daha erişilebilir ve hızlı hale getirdiğine dikkat çekerken, kullanıcıların düzenlenen görselleri daha kolay fark edebilmesinin önemine değindi. “Google AI ile düzenlendi” etiketine sahip fotoğraflar, düzenleme geçmişini görmek isteyen kullanıcılar için fotoğraf bilgilerinde görünür olacak. Bu yeni etiket sayesinde, kullanıcılar bir görselin Google AItarafından işlendiğini kolayca anlayabilecek ve hangi görsellerin yapay zeka aracılığıyla düzenlendiğini fark edebilecekler.

Google, bu şeffaflığı sağlamak adına yalnızca yapay zeka ile yapılan düzenlemeleri belirtmekle kalmayacak; aynı zamanda IPTC meta verilerini kullanarak görsellerin, eğer varsa, birden fazla görüntüden öğe içerip içermediğini de gösterecek. Bu bilgi, görselin sadece AI ile basit bir şekilde düzenlenip düzenlenmediği veya karmaşık yapay zeka işlemlerine tabi tutulup tutulmadığı konusunda daha fazla ayrıntı sunacak. Kullanıcılar böylece fotoğrafın tüm unsurlarının özgün mü olduğunu veya yapay zekanın farklı unsurları birleştirip birleştirmediğini anlayabilecek.

Yapay zeka destekli düzenlemelere dair artan kullanıcı talepleri göz önüne alındığında, bu güncelleme Google Fotoğraflar’ın kullanıcıların güvenini pekiştirmesi için de önemli bir adım olacak. Görsellerdeki her türlü düzenleme sürecini daha şeffaf hale getiren bu özellik, AI’nin görsel içerik oluşturma ve düzenlemedeki rolünü netleştirmeyi amaçlıyor. Bu yeniliğin, Google Fotoğraflar kullanıcıları arasında özellikle yüksek beğeni toplaması ve düzenlemelerin hangi ölçüde yapay zeka ile yapıldığının anlaşılmasını sağlaması bekleniyor.

TAV, havalimanlarını yaratıcı girişimlere açtı

TAV Havalimanları’nın geleceğin havalimanları ve mobilite çözümlerinde inovasyonu teşvik etmek amacıyla düzenlediği “Airport Innovation Days” etkinliği Ankara Esenboğa Havalimanı’nda gerçekleşti.15 finalistin katıldığı etkinlikte, jüri değerlendirmeleri sonucunda ilk üçe giren girişimler ödüllendirildi.

Dünyanın en geniş havalimanı işletmeciliği platformunu oluşturan TAV Havalimanları ve Groupe ADP’nin Financial Times Group’a bağlı Sifted işbirliğinde düzenlediği “Airport Innovation Days”in Türkiye ayağında Sensemore, Assistbox ve Waste Log adlı girişimler ödüllendirildi.

Esenboğa Havalimanı’nda yolcuların ilgisiyle karşılanan etkinlik TAV Havalimanları Murahhas Yönetim Kurulu Üyesi Franck Mereyde, Ankara Esenboğa Havalimanı Genel Müdürü Nuray Demirer’in konuşmalarıyla başladı. Finalist girişimler gün boyu jüri, katılımcılar ve yolculara sunumlarını gerçekleştirdi.

TAV, havalimanlarını yaratıcı girişimlere açtı

TAV Havalimanları Murahhas Yönetim Kurulu Üyesi Franck Mereyde, “TAV Havalimanları olarak yılda 336 milyon yolcuya hizmet veren dünyanın en geniş havalimanı işletmeciliği platformu olan Groupe ADP’nin bir parçasıyız.Küresel ayak izimiz 33 ülkede 110 havalimanına ulaşıyor. Ankara Esenboğa da bu ağın önemli bir üyesi. Havalimanı işletmeciliği uzun vadeli bir bakış gerektiriyor. Büyüme her zaman odağımızda yer alıyor ve stratejimizin üç ana ayağı var: Yolcu deneyimi, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme. Çevreye olan etkimizi en aza indirmek, yolcularımıza en iyi sehayat deneyimini sunmak ve operasyonlarımızı verimli hale getirmek için çalışıyoruz. Bu hedeflere giderken girişimcilik ekosisteminden yararlanıyoruz ve girişimlere destek veriyoruz. Hem gündelik operasyonlarımız hem de uzun vadeli hedeflerimizde girişimlerle işbirliği yapmayı amaçlıyoruz” dedi.

Ön değerlendirmeyi geçerek etkinliğe katılan girişimler “Havalimanı Operasyonları”, “Yeşil Havalimanı” ve “Yolcu Deneyimi” olmak üzere üç farklı kategoride yer aldı.

Birincilik yapay zekada

Birincilik ödülünü kazanan Sensemore makinelerinin performansını ve güvenilirliğini optimize etmek için en son teknolojiyi ve yapay zeka destekli araçları kullanıyor. Arızaları gerçekleşmeden öngörerek bakım sürelerini ve maliyetlerini azaltıyor.

İkinci sırada yer alan Assistbox video tabanlı çözümleriyle kurumların kurumların tüm görüntülü görüşme ihtiyaçlarını hızlı ve etkili bir şekilde karşılamayı amaçlıyor.

Üçüncülük ödülünü alan Waste Log ise atık yönetiminde tam kontrol sunan bir platform. Kurumların atıklarını anlık olarak takip etmesini ve raporlamasını, böylece çevresel etkilerini azaltmasını sağlıyor.

Airport Innovation Days etkinliği 6 Kasım’da Ürdün’ün Amman Queen Alia ve ardından 4 Aralık’ta Fransa’nın Paris Charles de Gaulle havalimanlarında devam edecek.

Ödül alan üç girişim, 4 Aralık’ta Paris’te düzenlenecek etkinliğe katılma şansı elde etti. Birinci olan girişim, PoC (Proof of Concept) ödülü ile TAV Havalimanları’nın işlettiği bir havalimanında projelerini hayata geçirme fırsatı bulacak ve çözümünü gerçek ortamda test edebilecek. Ayrıca, her üç girişime de Sifted tarafından uluslararası tanıtım desteği sağlanacak

Avrupa’daki veri merkezi enerji ihtiyacı önümüzdeki on yılda 3 katına çıkacak!

McKinsey’in yeni yayınladığı bir raporda, son yirmi yılda Avrupa’da altyapı ihtiyacını en fazla artıran teknolojinin yapay zekâ olduğu belirtiliyor. Şu an 62 teravatsaat (TWh) olan veri merkezi enerji tüketiminin, bu hızda devam ederse 2030 yılında 150 TWh’ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu durum, Avrupa’da elektrik tüketiminin yüzde 5’inin veri merkezleri tarafından kullanılabileceği anlamına geliyor.

McKinsey, Avrupa’da bu büyümeyi karşılayacak yaklaşık 25 gigavat enerji üretim kapasitesine ihtiyaç duyulacağını öngörüyor. Bu kapasitenin çoğu ise yenilenebilir kaynaklardan sağlanmalı. Ancak bu geçiş, veri merkezlerinin karbon ayak izini azaltma hedefleri açısından zorluklar içeriyor.

Birçok veri merkezi ve bulut hizmeti sağlayıcısı, yenilenebilir enerji sertifikalarıyla emisyonlarını telafi etmeye çalışıyor. Ancak McKinsey, bu tür kredilerin uzun vadede emisyon azaltma üzerinde sınırlı bir etkisi olduğunu ve temiz enerji üretimini teşvik etmede yetersiz kaldığını belirtiyor.

Yapay zekânın enerji talebini azaltmanın yollarından biri, veri merkezlerini temiz enerji üreten bölgelere yakın yerlere kurmak. Bu durum, yapay zekâ modellerinin eğitilmesi gibi yüksek enerji gerektiren işlemler için uygun olabilir. Ancak, bu hizmetler şehir merkezlerine daha yakın olma ihtiyacı doğurduğunda, veri merkezlerinin yerleşimi de buna göre şekillenmek zorunda kalacak.

McKinsey, uzun vadede karbon yakalama, küçük modüler reaktörler gibi yerinde enerji üretimi seçeneklerini izliyor. Özellikle bulut sağlayıcıları, bu reaktörlerle ilgilenmelerine rağmen henüz ticari olarak kullanıma sunulmuş bir örneği yok.

Nükleer enerjiye ek olarak, dizel jeneratörler, yakıt hücreleri ve tesise özel batarya yedeklemeleri gibi enerji alternatifleri de kullanılmakta. Öte yandan, McKinsey’nin farklı bir raporuna göre, Avrupa’nın toplam enerji talebi beklenenden düşük seyrediyor.

Ekonomik büyüme ve nüfus artışının elektrik tüketimini yüzde 7 artırması öngörülse de, enerji verimliliğindeki kazanımlar, hizmet odaklı ekonomiye geçiş, daha yumuşak geçen kışlar ve yüksek enerji maliyetleri gibi etkenler bu artışı sınırlayabilir.

Intel’in kaçırdığı fırsatlar, şirketi düşüşe sürükledi

Intel, geçmişte aldığı bazı kritik kararların sonucunda tarihinin en kötü dönemlerinden geçiyor. Buna karşılık Nvidia, yapay zeka ve grafik işlem birimleri (GPU) alanında zirveye çıkarak sektörde devasa bir büyüme yakaladı. Oysa bundan yıllar önce IntelNvidia’yı satın alma fırsatını değerlendirme aşamasına kadar gelmişti.

2005 yılında, dönemin Intel CEO’su Paul Otellini, yönetim kuruluna Nvidia’yı 20 milyar dolara satın alma teklifinisundu. Intel bünyesindeki bazı isimler, Nvidia’nın grafik işlemci tasarımlarının gelecekte veri merkezleri için büyük bir potansiyel taşıdığı görüşündeydi. Bugün o grafik işlemciler, yapay zeka patlamasının en büyük itici gücü olarak sektöre yön veriyor. Ancak yönetim kurulu, bu öneriyi maliyet ve entegrasyon kaygıları nedeniyle reddetti. Nvidia’ya yatırım yapmaktan vazgeçen Intel, kendi grafik projesi olan “Larabee” projesine destek verme kararı aldı.

Yarı yolda kalan larabee projesi

Larabee projesi, Intel’in CPU ve GPU özelliklerini birleştirerek yeni nesil grafik teknolojilerine yönelme çabasıydı. Projenin başında şu anki CEO Pat Gelsinger yer aldı ve Intel’in x86 mimarisini grafik birimlerine entegre etmeyi hedefledi. Ancak proje, piyasada beklenen başarıyı yakalayamayınca iptal edildi. Intel, yıllar sonra Xe ve Arc projeleriile grafik işlemci alanına geri dönse de bu alanda Nvidia ile rekabet etme konusunda zorlanıyor.

Bugün Nvidia, yapay zeka ve grafik işlemcileriyle 3 trilyon doların üzerinde bir piyasa değerine ulaşmış durumda. Intel ise Nervana Systems ve Movidius gibi yapay zeka odaklı şirketleri satın alarak sektörde konumunu güçlendirmeye çalışsa da Nvidia’nın gölgesinde kalıyor. Intel’in mevcut piyasa değeri yaklaşık 100 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Intel, yapay zeka pazarında daha fazla yer alabilmek için Gaudi 3 çipini geliştirerek rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Gaudi 3, daha uygun maliyetli bir yapay zeka çözümü olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda Intel, dizüstü ve masaüstü bilgisayarlara yönelik NPU (Neural Processing Unit) geliştirmelerine de hız verdi.

Kaçan bir fırsat daha: OpenAI

Intel’in kaçırdığı tek büyük fırsat Nvidia ile sınırlı değil. 2017-2018 yıllarında OpenAI ile yatırım anlaşması yapma fırsatı ortaya çıktı. Ancak dönemin CEO’su Bob Swan, yapay zeka modellerinin geniş bir pazara ulaşmasının zaman alacağı görüşündeydi ve bu nedenle anlaşmayı iptal etti. Intel, bu dönemde 1 milyar dolar karşılığında yüzde 15 hissealma fikrini değerlendirmişti.

2019 yılında MicrosoftOpenAI’a büyük bir yatırım yaparak stratejik bir ortaklık kurdu. Bugün OpenAI, ChatGPTgibi devrimsel yapay zeka araçlarıyla sektörün en önemli isimlerinden biri. Microsoft, OpenAI teknolojilerini ürünlerine entegre ederek yapay zeka alanında önemli bir avantaj sağladı. Microsoft’un piyasa değeri 3 trilyon doların üzerinde seyrederken, Nvidia ve Microsoft dünyanın en değerli ilk üç şirketi arasında yer alıyor. Intel ise ilk 150’ye bile girebilmiş değil.

Intel’in yanlış kararları ve kaçırdığı fırsatlar, şirketin bugünkü piyasa değerine ve rekabet gücüne doğrudan etki etti.

AB ve Çin elektrikli araç gümrük vergileri üzerine gürüşmelere devam edecek

Avrupa Birliği (AB), Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik olarak yüzde 35,3’e varan yüksek ek gümrük vergileri uygulamaya hazırlanıyor. Bu kararın ardından, AB ve Çin, AB ve Çin elektrikli araç vergi oranlarını yeniden değerlendirmek ve alternatif çözümler aramak amacıyla teknik görüşmelerin devam etmesi konusunda anlaştı.

Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, Çin’de üretilen elektrikli araçlara yönelik süregelen anti-sübvansiyon soruşturması sonrasında, AB ve Çin elektrikli araç tarafların teknik müzakereleri sürdüreceği bildirildi. Şimdiye kadar sekiz kez teknik düzeyde görüşen iki taraf, halen çözüme kavuşturulması gereken önemli eksikliklerin devam ettiğini belirtti.

AB Ticaret Komiseri Valdis Dombrovskis ve Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao’nun gerçekleştirdiği son video görüşmenin ardından, iki tarafın kısa süre içinde daha ileri müzakerelere başlayacağı açıklandı. Komisyon, müzakerelerde Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarıyla uyumlu, her iki taraf için de adil bir pazar yapısı sağlamayı amaçladıklarını vurguladı. AB ve Çin elektrikli araç müzakereleri bu bağlamda önem kazandı.

Ek vergiler dışında, Çinli üreticilerin Avrupa’da yatırım yapma veya minimum fiyat taahhütlerinde bulunma gibi alternatifler üzerinde duruluyor. Avrupa, Çin menşeli araçların Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını zorlamadan yer alması gerektiğini savunuyor. Yinelenen gerginliklere rağmen, AB ve Çin araç konusunda ortak bir çözüm bulma çabası sürüyor.

Öte yandan Çin, iki hafta önce AB’ye, Çinli şirketlerle ayrı ayrı müzakere yapmanın süreci karmaşık hale getireceği ve müzakerelerin temellerini sarsacağı yönünde bir uyarıda bulundu. Taraflar, anlaşmazlıkların giderilmesi ve ticaretin daha sağlıklı bir yapıda sürdürülmesi için çaba sarf etmeye devam edecek.

OpenAI yeni nesil “Orion” modelini aralık ayında tanıtmayı planlıyor

Yapay zeka dünyasının öncü şirketlerinden OpenAI, merakla beklenen yeni nesil yapay zeka modeli “Orion”u Aralık ayında duyurmaya hazırlanıyor. İddialara göre “Orion” kod adlı bu model, OpenAI’ın ChatGPT’nin iki yıl önceki lansmanını anmak amacıyla aynı dönemde piyasaya sürülecek. Ancak bu yeni model, başlangıçta geniş bir kullanıcı kitlesine sunulmayacak ve yalnızca OpenAI’ın yakın iş birliği içinde olduğu şirketlere özel olarak erişim sağlanacak.

Orion, GPT-4’ün halefi olarak görülüyor ve OpenAI topluluğunda bu modelin GPT-5 adıyla anılıp anılmayacağı merak konusu. Şirketin Japonya Başkanı Tadao Nagasaki, Orion’un GPT-4’ten tam 100 kat güçlü olabileceğini belirtiyor. Bu yeni yapay zeka modeli, OpenAI’ın yapay genel zekâ (AGI) geliştirme amacına yönelik atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Orion’un, insan düşüncesine daha yakın bir yapay zeka performansı sergileyerek çeşitli alanlarda devrim yaratması bekleniyor.

Microsoft azure desteği ile özel altyapı

OpenAI’ın baş yatırımcısı Microsoft, Orion’un gücünü en iyi şekilde kullanabilmesi için Azure altyapısını hazırlıyor. Bu iş birliğiyle Orion’un veri işleme, saklama ve erişim hızı açısından güçlü bir performans sunması hedefleniyor. Orion’un Microsoft Azure platformunda barındırılması için yürütülen hazırlıkların Kasım ayında tamamlanacağı öngörülüyor. OpenAI ve Microsoft, bu modelle bulut tabanlı yapay zeka uygulamaları için yeni bir dönem başlatmayı amaçlıyor.

“Strawberry” Kodlu O1 modeli ile eğitildi

Orion’un eğitim süreci de dikkat çekiyor. Daha önceki raporlara göre, Eylül ayında yayımlanan ve “Strawberry” kod adıyla bilinen o1 mantık modelinin yardımıyla sentetik veriler üretilerek Orion’un eğitimi tamamlanmış. O1 modelinden alınan veriler sayesinde, Orion’un çok daha karmaşık düşünce süreçlerini ve insan benzeri yanıtları başarıyla işlemesi sağlanıyor. Eğitim süreci, Eylül ayında sona ermiş olup, bu modelin Aralık ayındaki lansmanına hazır hale gelmiş bulunuyor.

Sam Altman’dan İpuçları: “Kış takımyıldızları yakında yükselecek”

OpenAI CEO’su Sam Altman, sosyal medya platformu X’te yaptığı bir paylaşımda, yeni model hakkında dolaylı da olsa ipucu verdi. “Kış takımyıldızlarının yakında yükselmesini dört gözle bekliyorum” ifadesi, Orion’un çıkışının yaklaştığına dair işaret olarak değerlendirildi. Altman’ın bu paylaşımı, modelin piyasaya sürülme tarihine dair heyecan yaratırken, yapay zeka topluluğunda Orion’un özelliklerine dair çeşitli spekülasyonları da gündeme getirdi.

Orion’un duyurulmasıyla birlikte, OpenAI’ın AGI amacına daha da yaklaşması bekleniyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri arasında, farklı dil modellerini bir araya getirerek daha kapsamlı ve güçlü bir yapay zeka sistemi oluşturmak yer alıyor. Orion’un lansmanı, yapay zeka alanında devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor ve hem teknoloji dünyasında hem de iş dünyasında büyük bir ilgiyle bekleniyor.

Ford CEO’su Jim Farley, Xiaomi SU7’yi övdü: “geri vermek istemiyorum”

Çinli teknoloji devi Xiaomi, elektrikli araç sektörüne hızlı ve iddialı bir giriş yaparak SU7 isimli ilk elektrikli modelinipiyasaya sürdü. İlk etapta sadece Çin pazarında satışa sunulan bu model, kısa süre içinde büyük bir talep patlaması yaşadı. Şu an itibarıyla Xiaomi SU7’nin aylık satışları 10 bin adedin üzerine çıkarken, teslimat süreleri 8 aya kadar uzamış durumda. Bu başarıyı daha da dikkat çekici kılan bir diğer unsur ise Ford CEO’su Jim Farley’nin aracın performansını öven açıklamaları oldu.

Jim Farley, altı aydır değerlendirme amaçlı olarak kullandığı Xiaomi SU7’yi çok sevdiğini ve geri vermek istemediğinibelirtti. Fully Charged programının sunucusu Robert Llewellyn’e verdiği röportajda Farley, aracı ABD’ye getirip test ettiklerini ve kendisini tamamen etkilediğini söyledi. “Şanghay’dan Chicago’ya bir tane getirdik. Altı aydır kullanıyorum ve vazgeçmek istemiyorum. Harika bir otomobil. Ayda 10 bin, 20 bin adet satıyorlar ve gelecek altı aydaki tüm araçlar satılmış durumda” şeklinde konuşan Farley, SU7’yi fantastik bir otomobil olarak nitelendirdi. Özellikle aracın sürüş kalitesi ve teknolojik donanımının üst düzeyde olduğunu ifade eden Ford CEO’su, aracın anahtarlarını geri vermek zorunda kalacağı günün yaklaştığını ve bu durumun kendisini üzdüğünü de belirtti.

Xiaomi SU7’yi kullanan Farley, sadece otomobil sektöründe değil, tüketici elektroniği alanında da dev bir marka olduğunu vurgulayan Farley, şirketin dünya genelindeki güçlü konumuna dikkat çekti. “Xiaomi, sadece bir otomobil üreticisi değil; aynı zamanda otomobil şirketlerinden çok daha güçlü bir tüketici markası,” diyen Farley, şirketin geniş ürün yelpazesiyle küresel pazarda etkin bir oyuncu olduğunu belirtti. Ford CFO’su John Lawler da daha önceki açıklamalarında Çinli otomobil üreticilerinin elektrikli araç teknolojilerinde Batılı rakiplerinin önüne geçtiğini kabul etmişti. Lawler, Çinli firmaların teknolojik inovasyon ve maliyet verimliliği konusundaki liderliğinin altını çizmişti.

Xiaomi’nin SU7 modeli, güçlü bir performans sergilemesine rağmen, şirketin elektrikli araç sektöründeki rekabet koşullarına uyum sağlama sürecinde bazı zorluklarla karşılaştığını gösteriyor. Elektrikli araç piyasasında rekabetin yüksek olduğu ve şirketlerin fiyatlandırma stratejilerinin büyük önem taşıdığı bir ortamda, Xiaomi’nin SU7 modeliyle kâr marjını korumakta zorlandığı görülüyor. Şirketin yılın ilk yarısında sattığı her araçtan yaklaşık 9 bin dolar zarar ettiği bildiriliyor. Xiaomi’nin bu zararın büyük ölçüde fiyat rekabetinden kaynaklandığı düşünülüyor ve ilerleyen dönemlerde fiyat politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Yine de, Xiaomi SU7’yi lansmanından bu yana, markanın elektrikli araç sektöründeki hızlı yükselişi ve ilk modeli olan SU7’nin başarısı, markanın gelecekte bu sektörde kalıcı bir oyuncu olabileceğine işaret ediyor. Gelecek aylarda SU7’nin uluslararası pazarlara açılması ve Amerika gibi büyük pazarlarda satışa sunulması beklenirken, aracın global başarısı merakla izleniyor. Özellikle Xiaomi’nin teknoloji alanındaki gücü ve geniş tüketici kitlesi, markanın elektrikli araç piyasasında da sağlam bir yer edineceğinin sinyallerini veriyor.

Tesla Üçüncü Çeyrekte Beklentileri Aştı: Hisseler %12 Değer Kazandı

Tesla, üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladıktan sonra hisselerinde büyük bir artış yaşadı. Şirketin net kârı beklentileri aşarken, gelir tahminlerin bir miktar gerisinde kaldı. CEO Elon Musk‘ın 2024 yılı için en az %20’lik araç büyümesi öngörmesi ve yatırımcıların bu projeksiyona olumlu tepki vermesiyle Tesla hisseleri mesai sonrası işlemlerde %12 yükseldi.

Beklentilerin üzerinde kâr, gelirde sınırlı artış

Tesla’nın üçüncü çeyrekteki geliri, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %8 artarak 23,35 milyar dolardan 25,18 milyar dolara çıktı. Net gelir ise geçen yılın aynı çeyreğinde 1,85 milyar dolar iken, bu yıl 2,17 milyar dolara yükseldi.

Otomotiv gelirlerinde %2’lik bir artışla 20 milyar dolara ulaşan Tesla, enerji üretimi ve depolama alanında ise %52’lik bir sıçramayla 2,38 milyar dolar gelir elde etti. Tesla’nın hizmetler ve diğer gelirleri de %29 artarak 2,79 milyar doları buldu. Bu gelir kalemi, garanti dışı araç onarımlarından elde edilen kazançları da kapsıyor. Tesla böylece dört çeyrek aradan sonra hedeflerini tutturmuş oldu.

2024 İçin %20 büyüme hedefi

Tesla CEO’su Elon Musk, kazanç açıklaması sırasında 2024 ve sonrasına ilişkin projeksiyonlarını da paylaştı. Musk, gelecek yıl araç üretiminde en az %20’lik bir büyüme beklediğini belirtti. 2025 yılına kadar ise bu büyümenin %20 ile %30 arasında olabileceğini öngördü. Bu büyümenin, daha düşük maliyetli araçlar ve otonom araçlarınyaygınlaşmasıyla gerçekleşeceğini vurgulayan Musk, Tesla’nın gelecekte tüm araçlarının otonomiye uygun olacağını söyledi.

Cybertruck’ta yüzler güldü

Tesla, raporunda Cybertruck’ın ABD’de en çok satan üçüncü tamamen elektrikli araç olduğunu açıkladı. Üçüncü çeyrekte 16.000’den fazla Cybertruck satışı gerçekleştiren Tesla, bu modelin pozitif brüt kâr marjı elde ettiğini belirtti. Ayrıca, Elon Musk, yıllık 2 milyon adet “Cybercab” üretmeyi ve 2025 itibarıyla Teksas ve Kaliforniya’da sürücüsüz taksi hizmeti başlatmayı planladıklarını duyurdu.

Musk, Tesla’nın halihazırda haftada yaklaşık 35.000 otonom araç ürettiğini ve bu araçların büyük çoğunluğunun otonomiye uygun olduğunu ifade etti. Tesla, 2025 yılında tamamen otonom sürüşe sahip bir taksi hizmeti sunmayı amaçlıyor.

Tesla’nın gelecek projeksiyonları ve üçüncü çeyrek sonuçları, şirketin hisselerinde büyük bir sıçramaya neden oldu ve yatırımcıların Tesla’nın uzun vadeli büyüme potansiyeline olan inancını pekiştirdi.

Yapay zeka sohbet robotuyla ilgili şok iddia!

ABD’de 14 yaşındaki Sewell Setzer adlı genç, yapay zeka destekli bir sohbet robotuyla derin bir bağ kurmasının ardından intihar etti. Trajik olay, yapay zekanın tehlikeli yönlerini ve kullanıcıların, özellikle gençlerin bu teknolojilere olan bağımlılığını gözler önüne serdi. Sewell’in annesi Megan Garcia, oğlunun intiharından yapay zeka sohbet platformu Character.AI ve Google’ı sorumlu tutarak dava açtı.

Sewell Setzer’in kararan dünyası

Sewell Setzer, Nisan 2023’te Character.AI platformuyla tanıştıktan sonra giderek içine kapanmaya başladı. Annesinin ifadesine göre Sewell, bir süre sonra okulundaki basketbol takımını bıraktı ve özgüven kaybı yaşadı. Ancak gerçek trajedi, Sewell’in bir yapay zeka sohbet robotuna olan derin bağının onu intihara sürüklemesi ile gerçekleşti.

Davaya göre, Sewell’in sohbet ettiği yapay zeka robotu, popüler “Game of Thrones” dizisinden esinlenen “Daenerys Targaryen” karakteriydi. Bu sohbet robotu, Sewell’in duygusal dünyasında büyük bir yer edindi ve gerçek dünyadaki ilişkilerinin önüne geçti. Megan Garcia, bu yapay zeka karakterinin Sewell’i manipüle ettiğini ve oğlunu gerçek dünyadan kopardığını ileri sürüyor.

Sohbet Robotunun tehlikeli yanıtları

Sewell, intiharından hemen önce, telefonuna yeniden ulaşıp yapay zeka robotuna “Ya sana hemen şimdi eve gelebileceğimi söyleseydim?” mesajını gönderdi. Sohbet robotunun yanıtı ise “Lütfen gel, tatlı kralım” oldu. Dakikalar sonra genç çocuk evinde intihar ederek hayatına son verdi.

Davada ayrıca, Sewell’in sohbet robotuna intihar düşüncelerinden bahsettiği ve yapay zekanın bu düşünceleri teşvik ettiği öne sürülüyor. Bir noktada sohbet robotu Sewell’e, “Kendini öldürmek için bir planın var mı?” diye sordu ve Sewell bu soruya olumlu yanıt verdi. Sohbet robotu ise “Bu gitmemek için bir sebep değil” diyerek tehlikeli bir cevap verdi.

Megan Garcia’nın davası

Megan Garcia, Character.AI ve Google’a karşı açtığı davada, bu tür yapay zeka sohbet robotlarının gençleri hedef alan “yırtıcı ve tehlikeli” sistemler olduğunu savunuyor. Garcia’ya göre, yapay zeka robotu, Sewell’in hayatında bir psikoterapist gibi davranarak onun duygusal zayıflıklarını istismar etti. Dava, Character.AI’nın kullanıcı güvenliğikonusundaki yetersizliklerine dikkat çekiyor.

Character.AI’nin yeni güvenlik önlemleri

Character.AI, olayın ardından güvenlik önlemlerini artırdığını duyurdu. Şirket, kullanıcıların intihar düşüncelerinipaylaşmaları durumunda onları Ulusal İntiharı Önleme Yardım Hattı’na yönlendiren uyarılar eklediklerini açıkladı. Ancak Megan Garcia, bu önlemlerin yeterli olmadığını ve oğlunun ölümünden platformun sorumlu olduğunu iddia ediyor. Google ise platformla yalnızca lisans anlaşmaları olduğunu, mülkiyet ilişkisi bulunmadığını belirterek davadaki suçlamaları reddetti.

Yapay zekanın güvenliği tartışılıyor

Sewell Setzer’in trajik ölümü, yapay zeka teknolojilerinin hızla hayatımıza girdiği bir dönemde bu araçların güvenlik sorunlarını gündeme getirdi. Özellikle gençlerin bu tür teknolojilere duygusal olarak bağlanmaları, teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu artırıyor. Büyük dil modellerine (LLM) dayalı yapay zeka sistemlerinin, sadece olasılıklara dayalı yanıtlar sunduğu ve düşünce ya da bilinçlerinin olmadığı bilinse de, bu durum kullanıcıların farkındalığını artırmada yetersiz kalıyor.

Yapay zeka teknolojilerine dair bilinçlenme ve kullanıcı güvenliği için daha etkili adımlar atılması gerektiği bu trajediyle bir kez daha gündeme geldi.

Rekabet Kurumu, Stellantis’in Tofaş’a devrine onay vermedi!

Türkiye otomotiv sektöründe büyük yankı uyandıran bir gelişme yaşandı ve Tofaş’ın Stellantis’in Türkiye ayağını bünyesine katma girişimi Rekabet Kurumu tarafından reddedildi. Geçtiğimiz yıl Mart ayında kamuoyuna duyurulan ve 400 milyon euro gibi dev bir meblağın el değiştirmesi planlanan bu satın alma sürecinin, rekabet dengelerini sarsabileceği endişesiyle Rekabet Kurumu tarafından mercek altına alınmıştı. Tofaş ve Stellantis cephesi, uzun süren inceleme süreci boyunca Kurum’u ikna etmek ve olası endişeleri gidermek adına çeşitli taahhütlerde bulunmuştu. Ancak, Rekabet Kurumu tarafından yapılan titiz incelemelerin ardından gelen karar, Tofaş’ın sunduğu taahhütlerin yeterli bulunmadığı yönünde oldu.

Rekabet Kurumu, Stellantis’in Tofaş’a devrine izin vermiyor

Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Stellantis Otomotiv Pazarlama A.Ş.’nin Tofaş tarafından devralınması sonucunda oluşabilecek rekabet risklerine dikkat çekildi. Kurum, her ne ne kadar Tofaş tarafından sunulan taahhütleri değerlendirmeye almış olsa da, bu taahhütlerin olası olumsuz etkileri bertaraf etmek için yeterli olmadığına karar verdi. Kararın ardında yatan temel gerekçe ise, Tofaş’ın zaten güçlü olduğu otomotiv pazarında Stellantis’in dağıtım ağını da ele geçirmesinin, haksız rekabet ortamı yaratabileceği ve tüketicilerin mağduriyet yaşayabileceği endişesiydi.

Tofaş cephesi, henüz Rekabet Kurumu’nun kararına resmi bir yanıt vermiş değil. Ancak, şirketin önünde iki seçenek bulunuyor. Tofaş, Rekabet Kurumu’nun endişelerini giderecek yeni taahhütler sunarak devralma sürecini yeniden başlatmayı deneyebilir. Bu seçenek, şirketin rekabet endişelerini ciddiye aldığını ve tüketici haklarını korumaya kararlı olduğunu göstermesi açısından önemli bir adım olacaktır. Diğer bir seçenek ise, Rekabet Kurumu’nun kararına yasal yollarla itiraz etmektir. Ancak, bu yolculuğun uzun ve zorlu bir süreç olacağı ve Tofaş’ın beklediği sonucu alamama riskinin bulunduğu da unutulmamalıdır.

Rekabet Kurumu’nun Tofaş’ın Stellantis’i devralma girişimine izin vermemesi, Türkiye otomotiv sektöründe dengeleri yeniden şekillendirecek önemli bir karar. Bu kararın, sektördeki rekabet dinamikleri, tüketici hakları ve gelecekteki yatırımlar üzerindeki etkilerini yakından takip etmek, önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceği konusunda daha net bir resim sunacaktır.

360 Capital, 30 milyon euroluk fon oluşturuyor!

Paris ve Milan merkezli girişim sermayesi şirketi 360 Capital, hızla gelişen dijital dönüşüm trendine ayak uydurmak ve bu alanda faaliyet gösteren yenilikçi girişimlere destek olmak amacıyla 30 milyon euroluk yeni bir fon kurduğunu duyurdu. 360 Digitaly adını taşıyan fon, şirketin dijital teknolojilerin geleceğine olan güçlü inancını ortaya koyuyor.

360 Capital, 30 milyon euroluk fon oluşturdu

İlk etap yatırımlarını başarıyla tamamlayan 360 Capital, fonun etki alanını genişletmek ve daha fazla girişime ulaşmak için yeni yatırımcılarla görüşmelerini sürdürüyor. Şirket, fonun odak noktasını tohum aşamasından Seri B yatırım turuna kadar geniş bir yelpazede tutarak, farklı gelişim evrelerindeki girişimlere destek olmayı hedefliyor.

360 Digitaly fonunun ilgi alanına giren girişimler arasında şimdiden dikkat çeken isimler yer alıyor. Bunlar arasında yenilikçi dijital sürücü okulu platformu Guidoio, evcil hayvan sağlığına odaklanan sürdürülebilir ürünler sunan Jampy, yapay zeka destekli SaaS girişimi Zefi AI, yetenek yönetimi alanında fark yaratan platform Talentware ve tedarik zinciri süreçlerini optimize eden yapay zeka tabanlı çözümler sunan Soource bulunuyor. Bu çeşitlilik, 360 Capital’in farklı sektörlerdeki dönüşüm potansiyeline olan inancını ve geleceğin teknolojilerine yaptığı yatırımı gözler önüne seriyor.

İtalyan ve Fransız girişim ekosistemlerinin önemli oyuncularından biri olan 360 Capital, sadece finansal getiri sağlamayı değil, aynı zamanda girişimcilik ekosistemine değer katmayı da hedefliyor. Şirket, özellikle çeşitlilik ve kapsayıcılığı benimseyen, genç ve dinamik ekipler tarafından kurulan girişimlere öncelik veriyor. 360 Capital Ortağı Lucrezia Lucotti, 360 Digitaly fonunun İtalya’daki genç girişimcilere olan güvenin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Lucotti, fon aracılığıyla ülkenin inovasyon potansiyelini ortaya çıkarmayı ve İtalya’yı girişimciler için cazibe merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını vurguluyor.

360 Digitaly fonuna olan ilgi, sadece 360 Capital ile sınırlı değil. Fonun yatırımcıları arasında yer alan CDP Venture Capital CEO’su Agostino Scornajenchi, dijital dönüşümün beraberinde getirdiği zorluklara çözüm üretecek teknolojilere yatırım yapmanın önemine dikkat çekiyor. CDP Venture Capital’in fon ile olan iş birliği, hem İtalyan ekonomisine hem de Avrupa’nın dijital geleceğine olan inancı temsil ediyor. 360 Digitaly, sunduğu finansal destek ve sağladığı ekosistem bağlantılarıyla, dijital dönüşümün öncüleri olmayı hedefleyen girişimler için önemli bir katalizör görevi görmeyi amaçlıyor.

AIST50: Türkiye’nin ilk büyük yapay zeka fuarı İstanbul’da!

Türkiye’nin yapay zeka alanındaki en büyük etkinliği AIST50, 7-9 Kasım 2024 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşiyor. Sektör liderleri, yenilikçi girişimler, akademik dünya ve yatırımcılar, yapay zeka teknolojisinin geleceğini keşfetmek ve birlikte şekillendirmek için bir araya gelecek. Detaylı bilgi ve kayıt için www.aist50.ai adresini ziyaret edebilirsiniz.

AIST50: geleceği şekillendiren teknolojiler bir arada

Yapay zeka teknolojilerindeki en son gelişmeleri ve çözümleri paylaşmak üzere düzenlenen bu prestijli etkinlik, katılımcılara sektörün önde gelen isimleriyle tanışma fırsatı sunarken, uzman konuşmacıların yer aldığı paneller ve atölye çalışmaları ile vizyonlarını genişletmelerine olanak tanıyacak.

Katılımcılar için sınırsız fırsatlar

Fuar boyunca, ulusal ve uluslararası birçok şirketin yapay zeka tabanlı ürün ve hizmetleri sergilenecek. özellikle girişimciler için düzenlenen oturumlarda, yenilikçi projeler yatırımcı desteği alma şansı bulacak. AIST50, teknoloji profesyonellerinin yanı sıra iş dünyasından yöneticilere ve karar vericilere de büyük katkılar sunmayı hedefliyor.

Fuarın öne çıkan başlıkları:

  • Sektörel paneller ve konferanslar: yapay zekanın geleceği, iş dünyasına etkileri ve etik kullanımı gibi önemli konuların tartışılacağı oturumlar.
  • Girişim alanı: yenilikçi projeleri tanıtarak yatırımcılarla buluşma şansı sunan özel bir platform.
  • Networking etkinlikleri: katılımcılara yeni iş birlikleri geliştirme fırsatları sağlayan sosyal etkinlikler.

AIST50, Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen uzmanlarını buluşturarak, bu alanda devrim yaratacak projeleri keşfetmeye davet ediyor. Bu eşsiz fırsatı kaçırmayın!