Türkiye’nin en büyük 100 şirketinin yarısı yapay zeka uygulamalarını kullanmaya başladı!

Microsoft Türkiye tarafından Swissotel The Bosphorus’ta düzenlenen “Microsoft AI Tour” etkinliğinde iş liderlerinden, bilişim profesyonellerinden ve basın mensuplarından oluşan bini aşkın katılımcı bir araya geldi. Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği etkinlik kapsamında canlı demolara, breakout seanslara ve Microsoft Türkiye iş ortaklarının ve müşterilerinin konuk olduğu panellere yer verildi. Sunuculuğunu Yekta Kopan’ın yaptığı organizasyonun sponsorluğunu Adeo, Akbank Teknoloji, DTech Cloud, Este Bilişim, KoçSistem, Noventiq Makronet Arena, Nephos AI, Netaş, PwC ve Vodafone üstlendi.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ile Microsoft AI Tour etkinliğinde buluştuk ve yapay zekâ teknolojilerinin geldiği noktayı, Microsoft’un Copilot+ platformunu ve yapay zekâ ile inovasyon geliştiren girişimcilere verilen destekleri konuştuk.

Açılış konuşmasını yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, Son 3 aydır Microsoft’un çok daha rasyonel ve net bir yapay zeka stratejisi oluşmuş durumda. Bunun üç ayağı var: Birincisi tüm Microsoft ürünlerini yapay zekayla entegre hale getiren Copilot ürünlerimiz; ikincisi şirketlerin ve yazılımcıların üzerinde kendi yapay zeka uygulamalarını geliştirebilmeleri için yarattığımız Copiot stack, yani uçtan uca yazılım geliştirme platformumuz; üçüncüsü ise yapay zeka destekli tüm ürünlerimizin üzerinde en etkin şekilde çalışacağı bir donanım referans platfmu olan Copilot + PC. Yapay zeka teknolojilerini bu vizyonla tüm paydaşlarımıza ulaştırıyoruz. Dünyadaki Fortune 500 şirketlerinin %60’ının Microsoft 365 Copilot kullanıyor olmasından gurur duyuyor ve bu kullanımların her anından feedback aldığımız için ürünlerimizi nasıl geliştirebileceğimize daha sağlıklı karar verebiliyoruz. Türkiye’nin en büyük 100 şirketinin yarısı yapay zeka uygulamalarını kullanmaya başladı. Bizim de başlıca amacımız, organizasyonların yapay zekayı bir kaldıraç olarak kullanmasını destekleyerek Türkiye’nin dünya ekonomisinde hak ettiği yere gelmesini sağlamak” dedi.

Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova
Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova

Levent Özbilgin’in ardından söz alan Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova ise, “Yapay Zekanın Bugünkü Gücüyle Yarını Hayal Etmek” başlıklı konuşmasında yapay zekanın mevcut iş ortamındaki dönüştürücü potansiyeline dikkat çekti. “Yapay zeka, çalışan ve müşteri hizmetlerini iyileştirerek, iş süreçlerini optimize ederek ve inovasyonu teşvik ederek endüstrileri yeniden şekillendiriyor” diyen Tikhonova, 18 aylık üretken yapay zeka benimseme sürecini değerlendirerek, endüstri liderlerinin yapay zeka yatırımlarından %350 yatırım getirisi sağladığını ifade etti. Tikhonova, sürdürülebilir başarı için yapay zekayı her düzeyde benimsemenin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi. Yapay zekanın inovasyonun önündeki engelleri kaldırarak gerçekten olumlu bir fark yarattığını ve dünyanın en büyük zorluklarının üstesinden gelinmesini sağlayan bir unsura dönüştüğünü vurgulayan Tikhonova, başarısıyla fark yaratan Microsoft Imagine Cup Junior kazananı 16 yaşındaki İdil Ada Aydos’u sahneye davet ederek ilham verici hikayesini izleyicilerle paylaştı.

Tikhonova’nın ardından “Yapay Zeka Hızında İnovasyon” başlıklı bir konuşma yapan Microsoft CEMA Bölgesi Genel Müdürü ve CTO’su Mark Chaban ise sunumunda Microsoft’un inovasyon yatırımlarından, sürdürülebilirlik çalışmalarından ve hedeflerinden, veri merkezlerinin dönüşümünden ve yapay zekanın yükselen bağlantı kurma gücünden bahsetti. Chaban, “Teknoloji inovasyonu besliyor. Geçen yıl Ar-Ge’ye 29,5 milyar dolar harcadık. Dünya çapında 300’den fazla veri merkezimiz var. Microsoft Azure, dünyanın en büyük 3. süper bilgisayarı ve bulut için de 1. süper bilgisayarı. 2030 yılına kadar yapay zeka teknolojisinin küresel gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) 15,7 trilyon katmasını bekliyoruz” dedi.

Microsoft Türkiye Kurumsal Çözüm Satışlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elif Acar Özgüner’in moderatörlüğünde gerçekleşen CIO Oturumu Paneli’nde ise LCW CTO’su Şerafettin Özer, Boyner CIO’su Cihan Yıldız ve Anadolu Efes CDO’su Murat Özkan, yapay zekaya ilişkin sektörel deneyimlerini ve öngörülerini paylaştılar.

Microsoft Türkiye yöneticilerinin ve müşterilerinin katılımıyla düzenlenen paralel breakout seanslarda ise AI ve siber güvenlik, AI çağında modern çalışma, sağlık sektöründe verinin ve AI’ın gücü, moda sektöründe yaratıcı AI ile inovasyon, Windows 11 cihazlarıyla yeni AI çağına giriş, AI dönüşümünü hızlandırma ve Microsoft 365 Copilot’ta 2. dalga gibi konular masaya yatırıldı.

Roblox, çocukların güvenliği için yeni önlem alacak!

0

Çevrimiçi oyun platformu Roblox, uzun süredir çocukların güvenliği konusunda eleştiri oklarının hedefindeydi. Özellikle Türkiye’de Ağustos ayından bu yana erişime kapalı olan platform, çocukların güvenliği için yeterli önlem almamakla ve zararlı içeriklere karşı yeterince mücadele etmemekle suçlanıyordu. İstismar, cinsel içerik ve eşcinselliği özendirdiği iddia edilen içeriklere karşı daha sert önlemler almaya zorlanan Roblox, sonunda somut adımlar atmaya başladı. Platform, 13 yaş altı kullanıcılarını korumak için tasarlanmış bir dizi yeni güvenlik protokolünü devreye sokacağını duyurdu.

Roblox, çocukların güvenliği için yeni önlem alıyor

Bu yeni dönemde, 13 yaşından küçük kullanıcılar artık belirli sohbet özelliklerini kullanabilmek için ebeveynlerinin açık iznini almak zorunda kalacaklar. Bu sayede, çocukların platformda tanımadıkları kişilerle iletişim kurması ve potansiyel olarak tehlikeli kişilerin hedef haline gelmesi riski azaltılmak isteniyor. Benzer şekilde, 9 yaşından küçük kullanıcılar da belirli içeriklere erişebilmek için ebeveyn onayına ihtiyaç duyacaklar. Roblox, yaş gruplarına göre içerik filtreleme sistemini daha da güçlendirerek, küçük çocukların yaşlarına uygun olmayan şiddet, cinsellik veya diğer zararlı unsurlar içeren oyunlara ve deneyimlere erişimini engellemeyi amaçlıyor.

Roblox ayrıca, ebeveynlerin çocuklarının dijital dünyalarını daha yakından takip etmelerini ve kontrol etmelerini sağlayacak yeni bir hesap türünü de devreye sokuyor. “Ebeveyn Hesabı” adı verilen bu yeni hesap türü sayesinde ebeveynler, kendi hesaplarını çocuklarının hesaplarına bağlayabilecek ve böylece çocuklarının Roblox deneyimleri üzerinde daha fazla söz sahibi olabilecekler. Ebeveynler, çocuklarının günlük ekran süresini sınırlayabilecek, arkadaş listelerini inceleyebilecek, hangi oyunları oynadıklarını ve kimlerle etkileşimde bulunduklarını görebilecekler. Hatta çocuklarının harcamalarını takip etmek ve gerekirse sınırlandırmak da mümkün olacak.

Platform, güvenlik önlemlerini daha da ileriye taşıyarak, ebeveynlerin hesaplarında değişiklik yapabilmek için PIN kodu belirlemelerini zorunlu kılıyor. Bu sayede, çocukların ebeveynlerinin bilgisi olmadan hesap ayarlarını değiştirmeleri ve kısıtlamaları atlatmaları engellenmek isteniyor. Ayrıca, ebeveynler çocuklarının hesaplarında oyun içi sohbet gönderme özelliğini tamamen kapatabilecek veya yalnızca “her yaş için uygun” olarak belirlenmiş, önceden denetlenmiş deneyimlere erişmelerine izin verebilecekler.

Roblox’un attığı bu adımlar, çocukların güvenliği konusunda artan baskıların bir sonucu olarak görülüyor. Platform, özellikle son dönemde çocukların istismarına yönelik endişelerin artması ve bazı ülkelerde getirilen yasal düzenlemeler nedeniyle köklü değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Roblox yetkilileri, yeni önlemlerin çocukları daha güvenli bir oyun ortamıyla buluşturmayı ve ebeveynlere daha fazla kontrol imkânı sunmayı hedeflediğini belirtiyor. Yeni önlemlerin ne kadar etkili olacağını ve platformun itibarını ne ölçüde onarabileceğini ise zaman gösterecek.

Finansal teknolojilerin yükselişi ve kullanıcı davranışlarındaki değişim

Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Finansal teknolojiler, hayatımıza girdiğinden bu yana kullanıcı alışkanlıklarında köklü değişikliklere yol açtı. Araştırmalar, yeni nesil ödeme sistemlerinin kullanıcı deneyimini önemli ölçüde artırdığını ve bu artışın devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketiciler, daha hızlı, güvenli ve kolay hizmet almak istiyorlar.

Son dönemde öne çıkan teknolojiler, alışveriş deneyimini dönüştürüyor. NFC (Yakın Alan İletişimi) özelliği bulunan akıllı telefonlar ve giyilebilir teknoloji ürünleri, hızlı, temassız ve hijyenik ödeme imkanı sunuyor. Bu değişim, fiziksel cüzdanlara olan ihtiyacı azaltarak kullanıcıların alışveriş deneyimlerini daha konforlu hale getiriyor.

Biyometrik verilerin, yani yüz tanıma ve parmak izi gibi yöntemlerin kullanılması, müşteri kimliklerinin hızlı ve güvenli bir şekilde doğrulanmasına olanak tanırken, deneyimi de kişiselleştiriyor. Ancak, veri gizliliği ve siber güvenlik konularında dikkatli olunması gerektiğini unutmamalıyız. Risklerin en aza indirildiği uygulamalar, kullanıcılar tarafından daha hızlı kabul görüyor.

Tüketicilerin tercihinde hız ve güvenlik

PwC tarafından gerçekleştirilen Tüketici Davranışları Araştırması, tüketicilerin online alışverişi tercih ettiğini ortaya koyuyor. Veriye dayalı etkileşimin markalar için önem kazandığı bu dönemde, sosyal medya kampanyaları ve indirim duyuruları anlık satın alma kararlarını yönlendiriyor. Ücretsiz teslimat ve indirim kuponları, tüketicilerin en çok tercih ettiği avantajlar arasında yer alıyor.

Araştırma, tüketicilerin ödeme tercihlerine ilişkin de önemli veriler sunuyor. Katılımcıların yüzde 73’ü kredi kartı, yüzde 20’si nakit ve yüzde 7’si banka havalesi veya EFT ile ödeme yöntemlerini tercih ediyor. Bu durum, alternatif ve güvenilir yeni nesil ödeme sistemlerine olan talebin arttığını gösteriyor.

Yeni teknolojilerin fark yaratma potansiyeli

Nakitsiz toplum anlayışı, tüketicilerin yeni nesil ödeme sistemlerini tercih etmesini sağlıyor. Biz de PaybyMe olarak, müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi teknolojilerle bu değişime öncülük ediyoruz. Hız çağında, tüketicilerin taleplerini doğru değerlendirmek ve hıza odaklanmak, rekabette avantaj elde etmek için kritik bir unsur.

Müşterilerimizin memnuniyetini sağlarken, aynı zamanda onların müşterilerine de en hızlı ve güvenli hizmeti sunmalarına yardımcı oluyoruz.

Eren Deyiş / PaybyMe CEO
Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2004 yılında Argen Mümessillik’te finans direktörü olarak iş hayatıma başladı. 2013-2016 yılları arasında seramik, turizm ve lojistik sektörlerinde üst düzey yönetici olarak görev aldı ve sektördeki öncü şirketlerin halka arz süreçlerini yönetti. Ocak 2024’ten itibaren ise PaybyMe’nin CEO’su olarak görev yapıyor.

Yerli ve milli insansız otonom sualtı aracı: STM NETA tanıtıldı

STM, Türkiye’nin milli savunma sanayiindeki mühendislik gücünü temsil eden yerli ve milli İnsansız Otonom Sualtı Aracı (İOSA) STM NETA modelini ilk kez SAHA EXPO Fuarı’nda tanıttı. Bu araç, Türk savunma sanayii için mayın tespiti ve denizaltı savunma görevlerinde kritik bir rol üstlenecek.

STM NETA özellikleri

STM NETA, 300 metre derinlikte mayın tespiti yapabilme kapasitesine, modüler ve esnek yapıya sahip. Kompakt tasarımıyla iki kişi tarafından taşınabilen bu araç askeri alanda mayınların tespiti, sınıflandırılması ve teşhisi görevlerinde kullanılmak üzere geliştirildi. Yüksek otonomi seviyesi ve 24 saate kadar kesintisiz görev yapabilen bataryasıyla geliyor.

Araç, deniz altındaki tehlike bölgelerinde yandan taramalı sonar ve sentetik açıklıklı sonar (SAS) gibi gelişmiş sonar sistemleriyle hızlı ve etkili bir tarama yapabiliyor. Bu özellikleri sayesinde, askeri görevlerin yanı sıra, sivil alanlarda da boru hatlarının incelenmesi, jeofizik araştırmalar ve deniz arkeolojisi gibi geniş bir yelpazede hizmet sunuyor.

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, STM’nin Türk Donanması’na ve dost ülkelere askeri deniz platformları ve sualtı araçları sunduğunu belirtti. İnsansız hava araçlarındaki otonom kabiliyetler ve komuta kontrol mühendislik becerileri STM NETA’ya entegre edilerek denizaltı operasyonlarında kullanım için daha ileri versiyonlarının da geliştirilmesi planlanıyor.

Finans girişimi Keyrails, 2.4 milyon dolar yatırım aldı!

Finansal teknoloji dünyasının yeni oyuncusu Keyrails, gelişmekte olan pazarlara odaklanan yenilikçi sınır ötesi ödeme sistemiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Arf’ın kurucu ortaklarından Berhan Kongel ve Arf CCO’su Rajpal Khangura’nın geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği girişim, henüz tohum öncesi aşamada olmasına rağmen yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. 212’nin liderlik ettiği turda 2.4 milyon dolar yatırım alan Keyrails, geliştirdiği eşsiz ekosistemle finans dünyasında fark yaratmaya hazırlanıyor.

Finans girişimi Keyrails, tam 2.4 milyon dolar yatırım alıyor

Keyrails, finansal kapsayıcılığı artırma ve farklı ekonomilerden bireylere ve işletmelere eşit finansal fırsatlar sunma vizyonuyla yola çıktı. Stripe tarafından satın alınan Bridge platformunun gelişmekte olan pazarlara uyarlanmış bir versiyonu olarak tanımlanabilecek Keyrails, neredeyse gerçek zamanlı çalışan sınır ötesi bir ödeme altyapısı sunuyor. Ağustos ayında sessiz sedasız bir lansman gerçekleştiren girişim, geliştirdiği API’lar aracılığıyla fintech şirketlerine entegre olarak hizmet veriyor.

Berhan Kongel’in ifadesiyle Keyrails, hem sınır ötesi ödemelerin hem de banka hesaplarının yeniden keşfedilmiş hali. Platform, sunduğu API’lar sayesinde fintech’lerin, bireylerin ve işletmelerin resmi finans kuruluşlarına ve otoritelerine bağlı USD ve USDC saklama hesaplarına erişmelerini sağlayarak dünyanın herhangi bir yerinden, herhangi bir şirketten ve herhangi bir para biriminde ödeme almalarını mümkün kılıyor.

Keyrails’in en önemli avantajlarından biri, sunduğu geniş kapsamlı ödeme ağı. Fintech’ler, Keyrails API’larını kullanarak ABD, Afrika ve Çin gibi önemli bölgeleri kapsayan ve 18 farklı ortakla oluşturulan geniş bir ödeme ağına anında erişim sağlayabiliyorlar. Bu ağ, stablecoin’ler üzerine kurulu bir ekonomi yaratarak hızlı, güvenli ve düşük maliyetli sınır ötesi işlemlere olanak tanıyor.

Keyrails’in uzun vadeli hedefi ise, sınır ötesi ödemelerin önündeki tüm engelleri kaldırmak ve finansal işlemleri herkes için kolay, erişilebilir ve şeffaf hale getirmek. Gelişmekte olan ülkelerden yüz binlerce serbest çalışan ve KOBİ’yi ABD bankalarıyla buluşturmayı hedefleyen Keyrails, 24 saat içinde dolar cinsinden sanal hesap açılmasını ve Amazon, Upwork, Fiverr, Etsy, Shopify gibi global platformlardan sorunsuz bir şekilde ödeme alınabilmesini sağlayacak.

Apple, Gizli Yapay Zeka Bulutunu hackleyene 1 Milyon Dolar verecek!

Apple, yeni bir güvenlik programıyla siber güvenlik dünyasında dikkatleri üzerine çekti. Şirket, yapay zeka sistemlerini daha güvenli hale getirmek amacıyla araştırmacılara 1 milyon dolara kadar ödül sunacak. Bu cesur hamle, güvenlik açıklarını bulmak için küresel çapta bir çağrı niteliğinde.

Özel AI Bulutu Güvence Altına Alınıyor

Apple, özel yapay zeka bulut sisteminin güvenliğini sağlamak için yenilikçi bir yaklaşım benimsedi. Gizli veriler ve yapay zeka modellerinin bulunduğu bu bulut, Apple’ın gelecekteki ürün ve hizmetlerinde kilit rol oynayacak. Güvenlik açıklarını kapatmak için dünyanın dört bir yanından güvenlik uzmanlarına bu sistemi hacklemeleri için davet gönderdi. Bu adımla, şirketin güvenlik standartlarını artırmayı hedeflediği görülüyor.

Kimler Katılabilir, Şartlar Neler?

Apple, güvenlik araştırmacılarının farklı zorluk seviyelerinde katılım gösterebileceği bu programda, sistemin farklı katmanlarını hedefliyor. Güvenlik araştırmacıları, belirlenen güvenlik açıklarını raporladıklarında, buldukları açığın kritik seviyesine göre ödüllendirilecek. Bu ödül miktarı, açığın tehlike derecesine göre artarak 1 milyon dolara kadar çıkabilecek.

Araştırmacılar, Apple’ın belirlediği zorlu protokoller çerçevesinde sistemin güvenlik duvarlarını aşmaya çalışacak. Bu güvenlik açığını bulan her araştırmacı, ödüllendirilmenin yanı sıra küresel siber güvenlik topluluğunda büyük bir saygınlık da kazanacak.

Apple’ın Bu Hamlesi Ne Anlama Geliyor?

Apple özel yapay zeka bulutuna yönelik bu güvenlik testleri, teknolojinin hızla geliştiği dünyada siber güvenliğin önemini vurguluyor. Şirket, bu tür adımlarla güvenlik açıklarını önceden bulup, riskleri azaltmayı hedefliyor. Uzmanlar, Apple’ın bu cesur hamlesinin diğer büyük teknoloji firmalarına da örnek olabileceğini belirtiyor. Google, Microsoft gibi devlerin de benzer programlarla güvenlik alanındaki hassasiyetlerini güçlendirmesi bekleniyor.

Apple’ın bu ödül hamlesi, teknolojinin güvenliğinin bireysel kullanıcılardan kurumsal devlere kadar önemini artırdığı günümüzde, büyük yankı uyandıracak gibi duruyor. Şirket, güvenliğin en büyük öncelik olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Nvidia’nın Blackwell çiplerindeki tasarım hatası giderildi

Nvidia CEO’su Jensen Huang, Blackwell yapay zeka çiplerinde yaşanan tasarım hatasının giderildiğini açıkladı.Huang, Tayvanlı üretim ortağı TSMC’nin de bu sorunun çözülmesine önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu gelişme, Nvidia’nın en son teknolojiye sahip yapay zeka çipleri konusunda müşterilerine daha iyi hizmet verme yönündeki çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.

Nvidia, Mart ayında tanıttığı Blackwell çiplerinin ikinci çeyrekte sevkiyata başlanacağını duyurmuştu. Ancak çiplerde ortaya çıkan tasarım hatası, üretim sürecini aksattı ve sevkiyatların gecikmesine neden oldu. Bu durum, Meta, Google ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketlerinin projelerini de olumsuz etkileyebilecek bir problem olarak değerlendirildi. Bu çiplerin, özellikle yapay zeka ve veri işleme uygulamalarındaki potansiyeli nedeniyle, gecikmenin sektördeki büyük müşteriler arasında endişeye yol açtığı ifade ediliyor.

“Tamamen bizim hatamız”

Huang, tasarım hatasının çiplerin işlevselliğini etkilemediğini, ancak üretim verimliliğini ciddi oranda düşürdüğünü söyledi. Huang, “Bu tamamen Nvidia’nın hatasıydı,” diyerek sorumluluğu üstlendi. Medyada çıkan bazı haberler, bu üretim sorunlarının Nvidia ile TSMC arasında gerginlik yarattığını öne sürdü. Ancak Huang, bu iddiaları “sahte haber”olarak nitelendirerek, “TSMC, yaşadığımız zorlukların üstesinden gelmemize büyük ölçüde yardımcı oldu,” dedi. Bu durum, Nvidia’nın iş birliği stratejisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Blackwell çiplerinin üretimi hız kazandı

Huang’ın açıklamalarına göre, Blackwell çiplerinin üretimi normal seyrine döndü ve sevkiyatların dördüncü çeyrekte başlaması bekleniyor. Nvidia’nın bu yeni çipleri, önceki nesillere göre iki kat daha büyük silikon kareleri tek bir bileşen olarak birleştiriyor. Bu yenilik, sohbet robotları gibi yapay zeka uygulamalarında yanıt hızını 30 kat artırıyor. Bu hız artışı, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek ve işletmelerin veri analizi ve işlem gücünü artırmalarına olanak tanıyacak.

Huang, Blackwell çiplerinin yapay zeka ve veri işleme teknolojilerinde önemli bir adım olduğunu vurgularken, TSMC ile iş birliğinin kritik bir rol oynadığını sözlerine ekledi. Nvidia’nın gelecekteki planları arasında, yapay zeka çözümlerinin daha geniş bir yelpazede kullanılabilmesi için bu tür yeniliklerin devam etmesi gerektiği belirtiliyor. Bu bağlamda, Blackwell çipleri, Nvidia’nın yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor. Huang, bu çiplerin piyasaya sürülmesinin ardından müşteri geri bildirimlerine göre sürekli iyileştirmeler yapacaklarını da sözlerine ekledi.

Huawei ABD yaptırımlarına rağmen TSMC çiplerini kullanmaya devam ediyor

HuaweiABD’nin uyguladığı sert ticaret yaptırımlarına rağmen Tayvan Semiconductor Manufacturing Company(TSMC) tarafından üretilen çipleri kullanmaya devam ediyor gibi görünüyor. Bu bilgi, Kanada merkezli araştırma firması TechInsights tarafından Huawei’nin yapay zeka hızlandırıcılarından birinde yapılan derinlemesine bir inceleme sonucu ortaya çıktı. Huawei ABD yaptırımlarına karşı yeni stratejiler geliştirmeye devam ediyor.

TechInsights‘ın analizine göre, Huawei‘nin Ascend 910B model yapay zeka hızlandırıcısında TSMC tarafından üretilen bir çip bulundu. Bu incelemenin ardından Bloomberg’in isimsiz kaynaklarından aldığı bilgilere göre, TSMC durumu ABD Ticaret Bakanlığı‘na bildirdi. Financial Times ise TSMC’nin, Ascend 910B‘ye benzer bir çip için bir müşteriden sipariş aldığını ve bununla ilgili hem müşteriyi hem de ABD Ticaret Bakanlığı’nı bilgilendirdiğini belirtti.

TSMC, ortaya çıkan bu duruma karşılık hemen harekete geçti ve Reuters’in bugün yayınladığı habere göre, bu müşteriye olan çip tedarikini askıya aldı. Tayvanlı bir yetkili de durumu doğrulayarak, iki hafta önce TSMC‘nin sevkiyatları durdurduğunu ve kapsamlı bir soruşturma başlattığını açıkladı. Hangi müşterinin sevkiyatının durdurulduğu ise henüz açıklanmadı. TSMC2020 yılından bu yana Huawei ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını ve ABD yaptırımları sebebiyle Huawei için çip üretmediklerini belirtti. Huawei ABD yaptırımlarına karşı alternatif çözümler arıyor.

Diğer yandan, Huawei ise Ascend 910B çipini piyasaya sürmediğini iddia ediyor. ABD Ticaret BakanlığıHuawei’ye yönelik kısıtlamaları sıkılaştırarak şirketin yabancı firmalardan çip almasını büyük ölçüde engelledi. 2024 başlarında ABD hükümeti, Huawei’nin Intel ve Qualcomm gibi dev çip üreticilerinden tedarik yapma lisanslarını da iptal etmişti. Ancak, bazı Çinli şirketler bu kısıtlamaları aşmak için alternatif yollar arıyor. Daha önceki raporlar, Huawei gibi şirketlerin bulut hizmetleri aracılığıyla gelişmiş ABD çiplerine erişim sağladığını da ortaya koymuştu. Huawei ABD yaptırımlarına karşı bulut hizmetlerinden faydalanıyor.

Bu gelişmeler, Huawei’nin ABD‘nin sert ticaret kısıtlamalarına rağmen teknoloji alanındaki gücünü nasıl koruduğuna dair yeni soruları gündeme getiriyor. Huawei ABD yaptırımlarına rağmen ticaretini sürdürme yollarını buluyor.

Microsoft fotoğraflar, yapay zeka ile dönüşüyor!

Microsoft, Windows 11 için Microsoft Fotoğraflar uygulamasını yapay zeka destekli yeni özelliklerle güncellemeye devam ediyor. Şirket, düşük kaliteli fotoğrafların çözünürlüğünü yapay zeka yardımıyla sekiz kat artırabilen yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Bu özellik, şimdilik Windows 11’in Insider Kanallarında test ediliyor ve çok yakında genel kullanıma sunulması bekleniyor.

Yapay zeka destekli çözünürlük yükseltme

Fotoğraflar uygulamasına gelen bu yenilik, özellikle düşük kaliteli görüntüleri iyileştirmek, kırpma işlemlerinde çözünürlüğü korumak ve büyük ekranlar için Microsoft Fotoğraflar uygulamasında fotoğrafları hazırlamak amacıyla kullanılabilecek. Kullanıcılar, fotoğrafı açtıktan sonra üstteki simgeye tıklayarak çözünürlük artırma özelliğine kolayca erişebilecek.

Ancak bu özellik, şimdilik yalnızca Snapdragon işlemcili Windows 11 Copilot+ bilgisayarlarda kullanılabilecek. İlerleyen dönemde Intel Core 200 ve AMD Ryzen AI 300 işlemcilerle de uyumlu hale getirileceği belirtiliyor.

OCR desteği ve diğer yenilikler

Yeni güncelleme sadece çözünürlük artırma ile sınırlı değil. Microsoft Fotoğraflar uygulamasına aynı zamanda OCR (Optik Karakter Tanıma) desteği de ekleniyor. Bu özellik, görüntülerdeki metinleri tanıyıp panoya kopyalamaya olanak tanıyor. 160’tan fazla dili destekleyen OCR, metin algılandığında pencerenin alt kısmında beliren bir simge aracılığıyla devreye giriyor.

Diğer küçük iyileştirmeler arasında, tek tıklamayla fotoğraf açmabüyük görüntülerin otomatik olarak pencereye sığdırılması ve Image Creator ile Restyle Image özelliklerindeki hata düzeltmeleri yer alıyor.

Microsoft’un bu güncellemeleri, Fotoğraflar uygulamasını daha işlevsel ve kullanıcı dostu hale getirmeyi amaçlıyor. Özellikle yapay zeka destekli özellikler, fotoğraf düzenleme deneyimini daha ileri bir seviyeye taşıyacak. Microsoft Fotoğraflar ile daha iyi bir kullanıcı deneyimi sizleri bekliyor.

Tesla 7 milyonuncu elektrikli aracını üretti!

Elektrikli araç devriminin öncülerinden Tesla, 2024 yılı üçüncü çeyreğine ilişkin finansal raporunu yayımlarken, bu süreçte tarihi bir başarıya daha imza attı: Şirket, 7 milyonuncu elektrikli aracını üretmeyi başardı. Tesla 7 milyonuncu aracını üretirken, bu tarihi başarıya 22 Ekim itibarıyla ulaşan Tesla, böylece elektrikli araç piyasasındaki lider konumunu bir kez daha pekiştirdi.

Tesla’nın başarı hikayesi, yalnızca otomobil üreticileri arasında değil, tüm teknoloji dünyasında dikkat çekiyor. Şirketin ilk milyonuncu elektrikli aracı2020 yılının başlarında üretim hattından çıkmıştı. Ancak en dikkat çekici olan, sonraki dört yıl içinde 6 milyon elektrikli araç daha üreterek büyüme hızını ciddi şekilde artırması oldu. Üretilen Tesla 7 milyonuncu araç ise ABD’nin Fremont fabrikasında montaj hattından çıktı.

Gigafactory Shanghai’ın rolü

Tesla’nın bu hızla büyümesinde en büyük paylardan biri, Çin’in Shanghai şehrindeki Gigafactory fabrikasına ait. Shanghai’daki üretim merkezi, Tesla’nın küresel pazardaki etkisini genişletmede kilit rol oynuyor. Geçtiğimiz ay, bu dev fabrika 3 milyonuncu aracını üretmeyi başardı ve Eylül 2024’te 1 milyonuncu aracını ihraç etti. Bu başarı, sadece Çin pazarı için değil, dünya genelindeki Tesla araçlarının dağıtım ve üretim kapasitesi açısından da kritik öneme sahip.

Shanghai fabrikasının yanı sıra, Tesla’nın BerlinTeksas ve Nevada gibi diğer büyük tesisleri de üretim kapasitesini artırma sürecinde büyük rol oynuyor. Tesla, bu tesislerin üretim kapasitelerini genişleterek, önümüzdeki yıllarda daha fazla araç üretmeyi planlıyor. Tesla’nın bu küresel üretim ağı, şirketin elektrikli araç pazarında tartışmasız liderliğini sürdüreceğini işaret ediyor. Gigafactory Shanghai, Tesla’nın küresel üretim kapasitesini artırma hedefinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor.

Tesla’nın hızlı büyüme süreci

Tesla’nın 2023 yılındaki üretim başarısı da göz ardı edilemez. Şirket, Mart 2023’te 4 milyonuncuEylül 2023’te ise 5 milyonuncu elektrikli aracını üretmişti. Bu hızlı üretim temposu, şirketin elektrikli araç sektöründeki rakiplerinigeride bırakmasına yardımcı oldu. Ancak 2024 yılında bu büyüme hızının bir miktar yavaşladığı gözlemleniyor. Tesla, 2024 yılı sonu itibarıyla, geçen yıl ile yaklaşık aynı sayıda araç teslimatı yapmayı bekliyor. Yine de Tesla 7 milyonuncu aracını tamamen elektrikli olarak üretmiş olması, Tesla’nın sektördeki eşsiz konumunu pekiştiriyor.

Bu dönüm noktası, Tesla’nın elektrikli araç piyasasında kazandığı başarıyı yalnızca sayılarla ifade etmekle kalmıyor, aynı zamanda şirketin sürdürülebilir enerjiye geçiş sürecindeki öncü rolünü de gözler önüne seriyor. Otomotiv endüstrisinin dönüşümü hız kazanırken, Tesla’nın milyonlarca elektrikli aracı dünya yollarına kazandırmış olması, bu değişimin en büyük itici güçlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Tesla’nın gelecekteki hedefleri

Tesla’nın gelecekteki üretim hedefleri de oldukça iddialı. Şirket, Gigafactory ağını genişletmeyi ve yeni pazarlara girmeyi planlıyor. Bunun yanı sıra, Tesla’nın otonom sürüş teknolojileriyeni nesil batarya teknolojileri ve enerji çözümleri gibi alanlarda da yenilikler sunmaya devam etmesi bekleniyor. Şirketin CEO’su Elon Musk, geçtiğimiz dönemlerde Tesla’nın otonom robotaksi projeleri üzerinde çalıştığını ve bu teknolojilerin önümüzdeki yıllarda kullanıma sunulacağını duyurmuştu. Aynı zamanda, Tesla’nın küresel üretim kapasitesini artırma hedefleri, şirketin elektrikli araç piyasasındaki liderliğini sağlamlaştırma amacıyla paralel ilerliyor.

Sonuç olarak, Tesla’nın 7 milyon elektrikli araç üretme başarısı, sektördeki rakiplerini geride bırakarak geleceğe emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Diğer otomobil üreticileri henüz bu seviyeye ulaşabilmiş değil ve Tesla’nın elektrikli araç devrimine öncülük etmeye devam edeceği öngörülüyor. Tesla 7 milyonuncu araç üretiminde çok başarılı oldu.

Arkansas’ta 19 milyon tonluk dev lityum rezervi keşfedildi!

0

ABD’nin Arkansas eyaletinde, elektrikli araç bataryalarının ihtiyaçlarını karşılayabilecek büyüklükte, 19 milyon tona kadar çıkabilecek devasa bir lityum rezervi keşfedildi. ABD Jeoloji Araştırması Merkezi (USGS) tarafından yapılan bu keşfe göre, rezervin büyüklüğü, 2030 yılında dünya genelinde elektrikli araçlar için ihtiyaç duyulan lityum miktarının tam dokuz katını sağlayabilir.

Arkansas’ta tam 19 milyon tonluk dev lityum rezervi bulundu!

Son yıllarda elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte lityuma olan talep hızla arttı. ABD, lityum gibi kritik öneme sahip hammaddelerde Çin’e bağımlılığı azaltmak için yerel tedarik zincirleri oluşturmayı amaçlıyor. Bu bağlamda Arkansas’ta yapılan keşif, ABD’nin lityum açısından ne denli zengin olduğunu ve bu ihtiyacını kendi kaynaklarından karşılayabileceğini ortaya koyuyor. Smackover Formasyonu adı verilen ve daha önce petrol ile doğalgaz üretiminde kullanılan bu jeolojik yapı, lityum açısından zengin tuzlu su içeriyor. Bu formasyon, Arkansas’tan başlayıp Louisiana, Teksas, Alabama, Mississippi ve Florida’nın bazı bölgelerine kadar uzanıyor.

Eskiden petrol üretiminin bir yan ürünü olarak atık kabul edilen bu tuzlu su, artık şirketler tarafından uygun maliyetli yöntemlerle lityum çıkarılması için değerlendiriliyor. ExxonMobil gibi büyük petrol şirketleri, bu alanda önemli çalışmalar yapıyor. ExxonMobil, Arkansas’taki Smackover Formasyonu’nda 120.000 dönümlük arazi üzerinde sondaj haklarını satın aldı ve 2027’de lityum üretimine başlamayı planlıyor. Şirket, geleneksel petrol ve gaz sondaj tekniklerini kullanarak yerin 3000 metre altında bulunan lityum zengini tuzlu suya ulaşmayı hedefliyor. Ancak, daha verimli bir süreç için doğrudan lityum çıkarma (DLE) adı verilen yeni bir teknoloji geliştirilmeye çalışılıyor. Bu teknoloji, geleneksel su buharlaştırma yöntemlerinden çok daha hızlı lityum elde edilmesini sağlayabilir ve sert kaya madenciliğinden daha düşük enerji gerektirir.

USGS ve Arkansas Enerji ve Çevre Bakanlığı, Smackover Formasyonu’ndaki lityum miktarını tahmin etmek için makine öğrenimi yöntemleri kullandı. Laboratuvar analizlerinden elde edilen verilerle geçmiş su örnekleri karşılaştırılarak, bölgedeki lityum konsantrasyonu hesaplandı. Ancak USGS, bu rezervlerin ticari olarak çıkarılabilirliğinin hala belirsiz olduğunu vurguluyor. Arkansas dışında, Kaliforniya’daki Salton Denizi’nde de büyük miktarda lityum açısından zengin tuzlu su olduğu biliniyor.

Enerji yoğunluğuyla rekor kıran lityum kükürt pil geliştirildi!

0

Çin’in General New Energy (GNE) şirketi, mevcut lityum iyon pillere kıyasla üç kat daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip (700Wh/kg) lityum kükürt (Li-S) pil prototipini tanıttı. Bu yeni pil, yalnızca enerji yoğunluğu açısından değil, aynı zamanda ömrü ve güvenliğiyle de lityum iyon pillere önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor. Lityum kükürt piller, katot olarak kükürt ve anot olarak lityum metal kullanarak daha yüksek enerji kapasitesi sunuyor. Teorik olarak, bu pillerin enerji yoğunluğu 2.600 Wh/kg’a kadar çıkabiliyor. Ayrıca, kükürtün doğada bol miktarda bulunması, bu pillerin maliyet ve sürdürülebilirlik açısından da avantajlı olmasını sağlıyor.

Enerji yoğunluğuyla dikkat çeken lityum kükürt pil tasarlandı

Ancak lityum kükürt pillerin bazı teknik zorlukları var. Kükürtün zayıf elektriksel iletkenliği pilin performansını düşürürken, lityum polisülfürlerin elektrolitte çözünmesi sonucu ortaya çıkan “mekik etkisi” de iyon iletkenliğini azaltıp pilin kapasitesini hızla tüketiyor. Bunun yanı sıra, şarj ve deşarj döngüleri sırasında kükürt ve lityum sülfür arasındaki yoğunluk farkı yapısal kararlılığı olumsuz etkileyebiliyor.

Enerji yoğunluğuyla dikkat çeken lityum kükürt pil tasarlandı.
Enerji yoğunluğuyla dikkat çeken lityum kükürt pil tasarlandı.

GNE’nin araştırma ekibi, Dr. Jiujun Zhang liderliğinde, bu sorunların üstesinden gelmek için uzun süredir çalışıyor. Ekip, nano malzeme kaplamaları ve elektrolit katkı maddeleri kullanarak kükürtün iletkenliğini artırmayı ve mekik etkisini azaltmayı başardı. Ayrıca, yeni elektrolit malzemeleri sayesinde pilin çevrim ömrü ve güvenliği de iyileştirildi. Bu gelişmeler, Li-S pillerin ticarileşmesi yolunda önemli adımlar olarak görülüyor.

GNE, 2022’de kurulmuş olup, çevre dostu ve verimli enerji depolama çözümleri geliştirme konusunda uzmanlaşmış bir şirket. Ar-Ge ekibinde ABD ve Japonya’dan bilim insanları da yer alıyor ve Li-S pil teknolojisiyle ilgili çeşitli patentlere sahipler. Şirket, üretim hattını da kontrol altında tutarak, pillerin geliştirilmesinden üretimine kadar tüm süreci yönetiyor.

ARM, Qualcomm’un çip tasarım lisansını iptal edebilir! Peki neden?

0

ARM ve Qualcomm arasındaki lisans anlaşmazlığı, teknoloji dünyasında büyük bir krize dönüşme potansiyeline sahip. ARM, Qualcomm’un çip tasarımlarında kullandığı mimari lisans anlaşmasını iptal etme kararı alarak, şirketin çip üretimi üzerinde önemli bir tehdit oluşturdu.

ARM, Qualcomm’un çip tasarım lisansını iptal edecek

Bu iptal, Qualcomm‘un Android cihazlar için ürettiği çiplerin satışlarını durdurma veya büyük tazminat talepleriyle karşı karşıya kalma riskini doğuruyor. Sorunun merkezinde, Qualcomm’un 2021 yılında satın aldığı Nuvia adlı çip tasarım şirketi bulunuyor. ARM, Nuvia’nın lisans şartlarını ihlal ettiğini ve bu tasarımların izinsiz kullanıldığını öne sürüyor.

ARM, Qualcomm’un çip tasarım lisansını iptal edecek.
ARM, Qualcomm firmasının çip tasarım lisansını iptal edecek.

Bu yasal anlaşmazlık, Qualcomm’un çip endüstrisindeki konumunu sarsabilecek ve ARM ile olan ilişkisini karmaşık hale getirebilecek sonuçlar doğurabilir. Özellikle yapay zeka odaklı çiplerde Nuvia tasarımlarının kullanılması, Qualcomm’un stratejik hedeflerine zarar verebilir.

ARM’ın lisans iptali, Qualcomm’un ARM’ın komut seti ile kendi tasarımlarını yapmasını engelleyebilir, ancak Qualcomm’un ARM ile yeni bir lisans anlaşması yapmasının önünde bir engel yok. Bu hukuki savaşın sonucu, yalnızca iki şirketi değil, akıllı telefon ve bilgisayar piyasalarını da etkileyebilir. Özellikle Microsoft gibi Qualcomm’un ortaklarının bu süreçten nasıl etkileneceği, piyasa dinamiklerini derinden değiştirebilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Boeing uydusu uzayda parçalandı!

Boeing tarafından üretilen bir Intelsat iletişim uydusunun uzayda patlayarak parçalandığı doğrulandı. Intelsat 33e isimli bu uydu, 2016 yılında fırlatılmış ve Avrupa, Asya ve Afrika bölgelerine iletişim sağlamak amacıyla yörüngeye yerleştirilmişti. Ancak, fırlatmadan kısa bir süre sonra yaşadığı tahrik sistemi arızası nedeniyle hedeflenen yörüngeye ulaşmada gecikme yaşamıştı. 2017’de meydana gelen başka bir teknik sorun nedeniyle de 15 yıl olarak planlanan kullanım ömrü yaklaşık 3,5 yıl kısalmıştı. Son olarak uydunun tamamen işlevsiz hale geldiği ve kaybedildiği açıklandı.

Boeing uydusu uzayda patladı

Bu kayıp, Boeing için uzayda yaşanan bir başka olumsuzluk anlamına geliyor. Intelsat, uydunun arızalanma nedenini araştırmak için Boeing ve ilgili devlet kurumlarıyla işbirliği içinde çalıştıklarını duyurdu.

Boeing uydusu uzayda patladı.
Boeing uydusu uzayda patladı.

Olayın detaylı bir şekilde incelenmesi amacıyla özel bir kurul oluşturuldu. ABD Uzay Kuvvetleri, uydunun parçalanmasının ardından uzayda 20 enkaz parçası tespit ettiklerini belirtirken, özel bir uydu takip şirketi olan ExoAnalytic Solutions ise uzayda 57 parça bulunduğunu bildirdi. Bu olay, uzaydaki enkaz birikimi ve yörünge güvenliği konularında yeni endişelere yol açıyor.

Boeing, son dönemlerde Starliner görevi ve 737 Max uçak kazalarıyla gündemde kalmışken, bu yeni olayın şirketin havacılık ve uzay alanındaki itibarına daha da zarar verebileceği düşünülüyor. Ayrıca, Intelsat 33e’nin kaybı, 2019 yılında benzer bir şekilde arızalanan ve kullanılamaz hale gelen Boeing yapımı Intelsat 29e uydusunun ardından yaşandı.

Türkiye, yakında kendi yapay zeka modellerini geliştirecek!

0

Bilişim sektörünün önde gelen etkinliklerinden Bilişim Zirvesi’nin 24’üncüsü, ‘Etkililik, Etkinlik, Verimlilik’ temasıyla Fişekhane’de gerçekleştirildi: Zirvede, yapay zeka teknolojilerinin insan zekasıyla entegrasyonu ve verimlilik üzerine önemli konuşmalar yapıldı.

Ülkemizin hedefi yakın dönemde yapay zeka geliştirmek!

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, dijitalleşmenin artık bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, “Yapay zekayı sadece iş süreçlerinde değil, daha geniş bir anlamda, toplumsal sorunlarda da çözüm bulma noktasında değerlendirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu. Sayan, teknoloji ve insanın uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesinin, geleceğin sürdürülebilir çözümlerinin en önemli konularından biri olduğunu belirtti.

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan

İstanbul Teknik Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Gündüz Öğüdücü, kurumların kendi yapay zeka modellerini üretebilecekleri dijital platformların önemine dikkat çekti. Öğüdücü, “Kurumlar artık satırlarca kod yazarak değil, sadece verileri yükleyerek kendi modellerini geliştirebilecekleri bir ortama ihtiyaç duyuyor” şeklinde konuştu.

Türkiye Zeka Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı, Stanford Üniversitesi’nin araştırmasına atıfta bulunarak, yapay zeka yatırımlarında özel sektörün başı çektiğini belirtti. Halıcı, teknolojinin hızlı gelişimine dikkat çekerek, “Yapay zekayı geliştirmek için ayrılan kaynak kadar, olası riskleri önceleyen ve önlemler konusunda planlamalar yapan organizasyonlara da yatırım yapılmalı” uyarısında bulundu.

Etkinlikte ayrıca ‘Yapay Zeka ile İşleri Hızlandırma Programı’ ve ‘Sürdürülebilir Dijitalleşme ve Güvenlik Programı’ başlıklı özel oturumlar düzenlendi. Bu oturumlarda, yapay zeka teknolojilerinin iş süreçlerine entegrasyonu ve güvenlik boyutu ele alındı.

TÜBİTAK, SAHA EXPO 2024’te yeni teknolojileriyle boy gösterdi!

TÜBİTAK, SAHA EXPO 2024’te yerli teknolojileriyle büyük ilgi görüyor. Savunma, havacılık ve uzay sanayiine odaklanan bu uluslararası fuarın ikinci gününde TÜBİTAK, savunma sanayisine yönelik geliştirdiği dokuz yeni ürünü tanıtarak sektördeki yenilikçi gücünü ortaya koyuyor. Bu yeni ürünlerden biri, TÜBİTAK UZAY tarafından geliştirilen “Yeni Nesil BALİSTİKA Sistemi”, Türkiye’nin balistik analiz teknolojilerindeki ilerlemesini ulusal ve uluslararası arenada gözler önüne seriyor. Bu sistemin stratejik önemi, 24 Ekim’de TÜBİTAK standında yapılacak lansmanla vurgulanacak.

TÜBİTAK, SAHA EXPO 2024’te en yeni teknolojilerini görücüye çıkardı

Fuarda tanıtılan diğer dikkat çekici yenilikler arasında, TÜBİTAK MAM’ın geliştirdiği “Milli Muharip Uçak Yaşam Destek Sistemi” ve “Patlama Önleme Sistemi” yer alıyor. Bu teknolojiler, uçak güvenliği ve pilot sağlığı açısından hayati öneme sahip çözümler sunuyor. Ayrıca, TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen “KIZILGÖZ” ve “TİNAD” sistemleri ise ileri gözetleme ve mühimmat teknolojileriyle sektörde fark yaratıyor.

TÜBİTAK, SAHA EXPO 2024'te en yeni teknolojilerini görücüye çıkardı.
TÜBİTAK, SAHA EXPO 2024’te en yeni teknolojilerini görücüye çıkardı.

TÜBİTAK, fuarda savunma ve havacılık sanayisi için geliştirdiği “Dönen Detonasyon Motoru” ile de enerji verimliliğini artıran, yüksek performanslı ve çevre dostu bir motor teknolojisi sunuyor. Bu motor, geleneksel roket ve gaz türbinlerinden farklı olarak daha verimli çalışıyor ve yanma sürecini hızlandırıyor. TÜBİTAK SAGE, 2022’de Sürekli Döngülü Detonasyon Motoru Testi ile bu alanda önemli bir başarıya imza atmıştı ve bu testte motorun ateşlemesinin 10 saniye sürdüğü belirtilmişti.

Fuarda ayrıca TÜBİTAK RUTE tarafından geliştirilen “Özgün Motor” sergileniyor. Bu motor sayesinde Türkiye, raylı ulaşım sistemlerinde yerli üretim yapabilme yeteneğini artırırken, uluslararası standartlara uygun performans ve verimlilik hedeflerini de yakalıyor. Savunma sanayiine yönelik tanıtılan bir diğer yenilik ise, hassas vuruş kabiliyetine sahip yeni “S-FORCE” silah sistemi.

SAHA EXPO 2024’te TÜBİTAK’ın sektördeki işbirlikleri de dikkat çekiyor. TÜBİTAK SAGE ile BAYKAR arasında “BOZOK Mühimmatları” için yapılacak sipariş anlaşması, Türkiye’nin yerli üretim kapasitesini güçlendirme yolunda önemli bir adım. Ayrıca, TÜBİTAK BİLGEM, SSB ve HAVELSAN arasında imzalanacak işbirliği protokolü ile “TSK Bulut Bilişim Sistemi” projesinde de yeni bir işbirliği hayata geçirilecek.

Kendi başına bilgisayar kullanabilen yapay zeka geliştirildi!

Yapay zeka alanında heyecan verici ve belki de biraz korkutucu bir gelişme yaşandı. Anthropic adlı şirket, geliştirdiği Claude yapay zeka modelinin artık kendi başına bilgisayarı kullanabildiğini duyurdu. Bu, Claude’un tıpkı bir insan gibi ekranı takip edip fareyi hareket ettirebildiği, tıklayabildiği ve hatta yazılar yazabildiği anlamına geliyor. Hatta Golden Gate Köprüsü’nde gün doğumu yürüyüşü planlamak gibi karmaşık görevleri bile başarıyla yerine getirebiliyor.

Kendi başına bilgisayar kullanabilen yapay zeka tasarlandı

Bu yeni yetenek, yapay zekanın yapabileceklerinin sınırlarını zorluyor. Artık sadece komutlarımızı yerine getiren pasif bir araç olmaktan çıkıp, dijital dünyayla etkileşim kurabilen ve kendi başına kararlar alabilen bir varlığa dönüşüyor. Bu durum, gelecekte günlük hayatımızda yapay zekanın çok daha aktif bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Ancak aynı zamanda, kontrolün bizden çıkıp yapay zekanın eline geçme ihtimali gibi bazı endişeleri de beraberinde getiriyor.

Kendi başına bilgisayar kullanabilen yapay zeka
Kendi başına bilgisayar kullanabilen yapay zeka

Anthropic, Claude’un bilgisayar kullanma yeteneğinin henüz erken aşamada olduğunu ve bazı aksaklıklar yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Örneğin, Claude bazen ekranı doğru algılayamayabiliyor veya bazı bildirimleri gözden kaçırabiliyor. Ancak şirket, bu özelliğin zamanla gelişecek ve daha da yetenekli hale gelecek olmasından umutlu. Bu hızlı gelişimin nereye varacağını kestirmek zor.

Belki de birkaç yıl içinde, yapay zeka asistanlarımız bizim yerimize e-postalarımıza cevap verecek, toplantılarımızı planlayacak ve hatta alışverişlerimizi yapacak. Bu durum hem heyecan verici hem de biraz ürkütücü. Çünkü yapay zekanın bu denli güçlenmesi, hayatımız üzerindeki etkisini sorgulamamıza ve kontrolü tamamen kaybetmemek için bazı önlemler almamız gerektiğini düşünmemize yol açıyor.

Qatar Airways, Boeing 777’de kullanıcılarına Starlink desteği sunacak!

Qatar Airways, 2025 yılı sonuna kadar tüm Boeing 777 filosunu Starlink ile donatmayı hedefliyor.

SpaceX’in Starlink uydu internet hizmeti, bu yıl havacılık sektöründe büyük ilgi görerek birkaç havayolu şirketi tarafından kullanılmaya başlandı. Starlink internetinin ücretsiz olarak sunulması ve uçak içi internet kalitesini neredeyse evdeki hızlara yaklaştırması, yolcular açısından oyunun kurallarını değiştiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Bu kapsamda, Qatar Airways, salı günü ilk Starlink donanımlı Boeing 777 uçağında havada çekilen bir video ile hizmeti tanıttı. Videoda havayolu CEO’su ve Katar turizm başkanı, Elon Musk ile video görüşmesi yaparak uçağın içini ve kokpitini ona gösterdi. Starlink’in yüksek hızlı interneti, havada dahi evdeki internet kalitesine yakın bir performans sergileyerek dikkat çekti.

Qatar Airways, bu hizmeti yolcularına tamamen ücretsiz olarak sunacak ve uçuş kapısından itibaren her aşamada erişim sağlanacak. Havayolu şirketi, yeni yönetimi altında bir dizi yenileme çalışması yürütüyor ve Starlink internet bu değişimlerin ilki olarak öne çıkıyor.

Starlink’in ticari başarısı, SpaceX’in adını dünya genelinde bilinir hale getirdi. Yeniden kullanılabilir roket aşamalarının geliştirilmesi Starlink’in mümkün olmasını sağlarken, Starlink’in ticari başarısı şirketin Starship programını desteklemekte kilit bir rol oynuyor.

Starlink, uydu internetini doğrudan kullanıcılara sunarak, uzay araştırmalarının günlük yaşama nasıl katkı sağladığını somut bir şekilde gösteriyor. Bu, uzay programlarına yönelik kamu desteğinin artırılmasında önemli bir adım olabilir.

https://www.youtube.com/watch?v=cHpvKQeV3wQ

Avrupa’da hibrit otomobil satışları ilk kez benzinliyi geçti!

0

Avrupa Birliği’nde otomobil piyasasında benzinli araçların saltanatı sona eriyor. Eylül ayı verilerine göre, hibrit araçlar %32,8’lik bir pazar payına ulaşarak ilk kez benzinli modelleri geride bıraktı. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) tarafından açıklanan verilere göre, AB genelinde yeni otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre %6,1 düşüşle 809 bin 163 adet olarak gerçekleşti.

Avrupa’da hibrit otomobil satışları ilk kez benzinliyi geride bıraktı

Satış rakamlarına baktığımızda, hibrit araçların yükselişi dikkat çekiyor. Benzinli otomobiller %29,8 ile ikinci sırada yer alırken, elektrikli otomobiller %17,3’lük pazar payıyla onları takip ediyor. Dizel araçların payı ise %10,4’te kalırken, fişli hibrit araçlar %6,8’lik bir oranla dikkat çekiyor.

Avrupa'da hibrit otomobil satışları ilk kez benzinliyi geride bıraktı.
Avrupa’da hibrit otomobil satışları ilk kez benzinliyi geride bıraktı.

Elektrikli, hibrit ve fişli hibrit modellerin toplam satışlardaki payı %56,9’a ulaşarak Avrupa’da elektriklileşme trendinin hızlandığını gözler önüne seriyor. Eylül ayında elektrikli otomobil satışları geçen yıla oranla %9,8 artarak 139 bin 702 adete ulaştı.

Ülke bazında baktığımızda, Almanya, Fransa ve İtalya gibi önemli pazarlarda yeni otomobil satışları eylül ayında düşüş gösterirken, yılın ilk dokuz ayında toplam satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %0,6 artarak 7 milyon 989 bin 776 adete ulaştı.

Marka bazında değerlendirdiğimizde ise Volkswagen Grubu 216 bin 577 araçlık satışla liderliği kimseye bırakmadı. Stellantis Grubu 120 bin 582 araçla ikinci sırada yer alırken, Renault Grubu 88 bin 149 araçlık satışla üçüncü sırada kendine yer buldu.

Sonuç olarak, Avrupa’da otomobil piyasası önemli bir dönüşümden geçiyor. Hibrit ve elektrikli araçların yükselişi, benzinli araçların hakimiyetini sarsmış durumda. Bu trendin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor.