Chery, uçan otomobilini tanıttı! Otonom uçuş kabiliyeti ile rakiplerini geride bırakacak!

‘Kara ve Hava Aracı’ olarak adlandırılan bu prototip, herhangi bir direksiyon ve gaz pedalına sahip olmayıp tamamen otonom sürüş yeteneklerine sahip. Chery bünyesinde geliştirilen yenilikçi araç, 80 kilometrelik test uçuşunu başarıyla tamamlayarak şirketin küresel otomotiv pazarındaki konumunu güçlendirme hedefini öne çıkardı.

Direksiyonun yanı sıra gaz pedalının da bulunmadığı bu üç gövdeli hibrit kanatlı uçan araç, üç ana bileşenden oluşuyor: Hava aracı, akıllı kokpit ve akıllı şasi. Cheryye göre uçan araç, otonom uçuş ve kara sürüş modları arasında geçiş yapabiliyor. Özellikle şehir içi kısa mesafeli yolculuklarda trafik sıkışıklığını önlemek amacıyla tasarlanan araç, dikey iniş ve kalkış yapabilme yeteneğine sahip.

Son yıllarda, çoğunlukla Çin merkezli şirketler tarafından birçok uçan araç projesi duyurulmasına rağmen, bunların birkaçı konsept aşamasını geçmeyi başardı. Daha da azı yolcu taşıyarak test edildi. Bu tür araçların operasyonel kullanıma girmesi için yıllar alabileceği tahmin ediliyor.

İleri Seviye Batarya Teknolojisi Tanıtımı

İnovasyon konferansı kapsamında Chery, gelişmiş katı hal bataryalarının da tanıtımını yaptı ve Kunpeng adını verdiği yeni batarya markasını piyasaya sürdü. Kunpeng’in, 6C şarj kapasitesine sahip üç seri batarya ile tanıtılacağı belirtilirken, bu bataryaların 2025 yılına kadar 600 Wh/kg enerji yoğunluğuna ulaşması hedefleniyor. İlk araç uygulaması ise 2026’da planlanıyor ve 2027’de seri üretime geçilerek elektrikli araçlar için 1.500 km menzil sağlanabileceği öngörülüyor.

Kunpeng Bataryaları NEV’leri Güçlendirecek

Kunpeng markası altında kare lityum demir fosfat, kare ternary ve büyük silindirik ternary olmak üzere üç batarya serisi yer alıyor. Bu bataryalar, 600-800 km menzilli elektrikli araçlar (EV’ler) ve 150-300 km elektrikli menzile sahip plug-in hibritler (PHEV’ler) için tasarlandı.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler geliyor!

0

Intel’in merakla beklenen Arrow Lake-S masaüstü işlemcileri 24 Ekim’de piyasaya çıkmaya hazırlanırken, daha düşük TDP’ye sahip mobil ve masaüstü işlemcilerinin 2025’e kadar bekleyeceği biliniyordu. Bu beklenti sürerken Intel Core 200H/U mobil işlemci serisine dair yeni bilgiler ortaya çıktı.

Intel, düşük güçlü ve hafif sistemler için tasarlanan Core Ultra 200H serisi işlemcilerini daha önce doğrulamıştı ve bu serinin 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesi planlanıyor. Bu yeni işlemciler, Xe-LPG grafik birimleriyle Lion Cove ve Skymont çekirdeklerini birleştiren, Arrow Lake kod adlı yepyeni bir mimariye sahip olacak. Ancak “Ultra” olmayan, yani alt modellerde, mevcut Raptor Lake işlemcilerin güncellenmiş versiyonlarını göreceğiz.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak

Henüz resmi olarak tanıtılmayan 14. Nesil Core-H serisi işlemcilerle ilgili sızıntılar, 200H serisinin 13. Nesil Core-H serisini temel alacağını gösteriyor. Sızdırılan bilgilere göre Intel, 7 farklı model üzerinde çalışıyor. Bu modellerden ikisi 15W TDP değerine sahip U serisi işlemciler olurken, kalan beş tanesi ise 45W TDP değerine sahip H serisi işlemciler olacak.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.
Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.

Sızdırılan bilgilere göre serinin en güçlü modeli olan Core i9-270H, 14 çekirdek ve 20 iş parçacığına (6 P çekirdeği + 8 E çekirdeği) sahip olacak. Bu, selefiyle aynı çekirdek ve iş parçacığı sayısını koruduğu anlamına geliyor. Ancak yeni nesil işlemci, mevcut 13. Nesil Core-H serisine kıyasla 400 MHz daha yüksek, 5.8 GHz’e kadar boost frekansı sunacak. Yani yeni seride ufak çapta frekans artışları göreceğiz.

Intel Core Ultra 200H işlemcilerin 2025’in ilk çeyreğinde, “Ultra” olmayan modellerin ise daha sonraki bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Helikopter limanları eVTOL araçlarla uyumlu hale geliyor

0

New York City’deki 34. Cadde Helikopter Limanı’nın işletmecisi, helikopter limanını eVTOL (elektrikli dikey iniş kalkış) araçlarını destekleyecek şekilde yükseltmeyi planlıyor. Atlantic Aviation, 2025’in başlarında hizmete girebilecek erken eVTOL araçlarıyla uyum sağlamak için zamanında elektrik şarj istasyonları kurmayı planlıyor. New York City’nin Ekonomik Kalkınma Kurulu ve New York Şehri, Atlantic Aviation ile helikopter limanı operasyonları için beş yıllık imtiyaz anlaşmasını uzattı.

Helikopter limanları eVTOL araç tasarımlarına uygun hale geliyor

Helikopter alanı işletmecisi, kalkış, iniş ve elektrik şarjı dahil olmak üzere elektrikli hava araçlarının (EAV) ihtiyaçlarına göre tesisi uyarlamak için Beta Technologies, Archer Aviation ve Joby Aviation ile birlikte çalışıyor. Atlantic Aviation’ın ticari ve sürdürülebilirlikten sorumlu başkanı John Redcay: “Atlantic Aviation, iş havacılığı sektöründe inovasyon ve sürdürülebilirlik alanında lider konumumuzu korumaya kararlı” dedi.

Doğu 34. Cadde Helikopter Limanı’ndaki varlığımızı sürdürmek ve eVTOL operasyonlarını desteklemek için oradaki altyapıyı genişletmek, topluluk yararına ulaşım çözümlerine olan bağlılığımızla uyumludur ve New York Şehrini sessiz ve sürdürülebilir havacılık operasyonlarını kolaylaştırma yolculuğunda destekleyecek. Geçtiğimiz yılın sonlarında Manhattan’daki Downtown Heliport’ta düzenlenen bir basın toplantısında, New York Şehrinde eVTOL araçları için helikopter limanı altyapısının geliştirilmesi duyuruldu.

Bu etkinlikte, Joby Aviation, New York Şehri üzerinde bir gösteri uçuşu gerçekleştiren araçlarından birini sergiledi ve medya kalabalığının önünde havada asılı kaldı. oby, Federal Havacılık İdaresi (FAA) tarafından onaylandıktan sonra, erken başlatma pazarlarından biri olarak New York’u içeren Delta Air Lines ile bir ortaklığa sahip.

Dört yolcu kapasiteli Joby EAV, hızlı, ardışık uçuşlar için tasarlanmıştır ve tek şarjla 160 kilometreye kadar uçabilir. Joby’nin kurucusu ve CEO’su JoeBen Bevirt, o zamanlar Manhattan’dan JFK Havaalanına seyahatin yedi dakika içinde yapılabileceğini söylemişti. Vermont, Burlington’dan Beta Technologies, New York helikopter pistinde şarj istasyonu kurdu.

Midjourney YZ ile görüntü düzenlemede yeni bir çağ açıyor

Midjourney, kullanıcıların yükledikleri görüntüleri yapay zeka kullanarak düzenlemelerine olanak tanıyan yeni bir web aracını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Gelecek hafta başında sınırlı sayıda kullanıcının erişimine açılacak bu yenilikçi araç, kullanıcıların görüntüler üzerindeki hakimiyetini önemli ölçüde artıracak. Bu sayede, kullanıcılar yükledikleri görsellerdeki nesnelerin renklerinidokularını değiştirebilecek ve görüntülerin ayrıntılarını yeniden çizme gibi gelişmiş işlemler gerçekleştirebilecek. Araç, hem profesyonel tasarımcılar hem de amatör kullanıcılar için yaratıcı süreçleri daha erişilebilir ve güçlü hale getirmeyi hedefliyor.

Sahte görsellerin yayılmasına karşı güçlü tedbirler

Midjourney’nin CEO’su David Holz, bu yeni aracın başlangıçta sınırlı bir kullanıcı kitlesi ile test edileceğini ve moderasyonun hem insanlar hem de gelişmiş yapay zeka moderatörleri tarafından sağlanacağını duyurdu. Bu, özellikle sahte görsellerin oluşturulması ve telif hakkı ihlalleri gibi kötüye kullanımları engellemek adına atılan önemli bir adım. Holz, görüntülerin yapay zeka tarafından üretilen içerikler olduğunu belirtmenin yanı sıra, sahte ürünler ve yanıltıcı içeriklerin yayılmasını önlemek için çeşitli önlemlerin alınacağını vurguladı. Şirket, özellikle siyasi figürler ve hassas konularla ilgili içeriklerin yayılmasını engellemek amacıyla filtreler geliştirdiğini açıkladı.

Son yıllarda yapay zeka ile oluşturulan sahte görsellerde büyük bir artış yaşandı ve bu, dijital içeriklerin güvenilirliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. Bu soruna karşılık olarak Midjourney, geçen yıl IPTC Dijital Kaynak Türüstandardını devreye sokarak, üretilen görüntülerin yapay zeka tarafından oluşturulduğunu işaretleme zorunluluğunu getirdi. Ancak, henüz görüntülerin orijinal kaynağını izleme işlevini sağlayan C2PA teknolojisini kullanmıyorlar. Holz, bu alanda da gelecekte daha ileri teknolojilere geçiş yapmayı planladıklarını belirtti.

Kullanıcı deneyimini güçlendiren yenilik

Yeni araç, sadece sahte içeriklerle mücadele etmekle kalmıyor, aynı zamanda yaratıcı süreçlerin sınırlarını genişletiyor. Kullanıcılar, görüntülerdeki detayları değiştirme, görsellerin renk tonlarını ve dokularını yeniden oluşturma gibi işlemleri birkaç tıklamayla yapabilecek. Bu, tasarım süreçlerini hızlandırmanın yanı sıra sanatsal özgürlüğü artırarak dijital dünyada yeni bir çağın kapılarını aralayabilir.

Midjourney’nin yapay zeka ile güçlendirilmiş bu yeni aracı, görsel düzenleme teknolojilerinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Dijital içeriklerin üretimi ve düzenlenmesinde yapay zeka desteğinin giderek daha büyük bir rol oynadığı bu dönemde, Midjourney’nin sunduğu bu araç, hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara büyük avantajlar sunacak. Güvenlik ve içerik doğruluğu konusundaki sıkı tedbirlerle birlikte, Midjourney bu yeni aracıyla kullanıcılarına daha güvenliyaratıcı ve esnek bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Dijital platformlara ve internet sağlayıcılarına 24 milyon TL ceza

Ticaret Bakanlığı, mevzuata aykırı hareket eden dijital platformlara ve internet servis sağlayıcılarına yönelik kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde tespit edilen ihlaller sonucunda toplamda 24 milyon 192 bin TL idari para cezası uygulandı. Bakanlık, özellikle tüketici haklarını ihlal eden dijital platformlara karşı sert bir tutum izleyerek, hizmet kalitesindeki düşüş ve taahhüt ihlallerini önlemeyi hedefliyor.

Tüketici haklarına aykırı uygulamalar

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yapılan denetimlerde bazı platformlar ve şirketlerin sunmadıkları hizmetler için tüketicilerden ücret talep ettiği ve taahhüt süreleri içinde sözleşme koşullarını tüketici aleyhine değiştirdiği tespit edildi. Ayrıca, tüketicilere taahhüt edilen hizmetlerin sunulmaması ve abonelik iptali taleplerinin zamanında yerine getirilmemesi gibi ciddi sorunlar da ortaya çıktı. Bakanlık, özellikle hiçbir hizmet almamış tüketicilere fatura kesilmesi gibi uygulamaların dijital platformlara yaygın olduğunu belirtti. Bu gibi ihlallerin ciddiyetine dikkat çeken Bakanlık, ilgili şirketlere yaptırımlar uygulamaktan çekinmedi.

2024 yılında toplam 857 milyon TL ceza kesildi

Bu son ceza, platformlara yönelik denetimlerin bir parçası olarak öne çıkıyor. Ticaret Bakanlığı’nın 2024 yılı boyunca yürüttüğü daha geniş kapsamlı denetimlerde Yılın ilk 9 ayında dijital platformlar ve tüketicilere yönelik sözleşmelerdeki ihlaller nedeniyle 159 firmaya 448,7 milyon TL, reklam ve haksız ticari uygulamalar dolayısıyla 14 bin 829 firmaya 187,4 milyon TL, piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında 5 bin 883 firmaya 19,5 milyon TL ceza uygulandı. Ayrıca, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yapılan denetimlerde ise toplamda dijital platformlara yönelik cezalar arasında 179 bin 217 firmaya 201,5 milyon TL para cezası kesildi. Böylece 2024’ün ilk dokuz ayında, toplamda 200 bin 88 firmaya 857,1 milyon TL ceza verildi. Denetimlerin dijital platformlara katkısı büyüktür.

Hyundai Mobis ve Zeiss işbirliğiyle holografik ekran geliyor

Hyundai Mobis, otomotiv sektörüne yepyeni bir teknoloji kazandırmaya hazırlanıyor. Şirket, ünlü optik markası Zeiss ile birlikte, araç içi gösterge panellerini ve bilgi-eğlence sistemlerini kökten değiştirecek yeni bir holografik ekran geliştirdi. Bu yenilikçi ekran, dijital gösterge paneli, bilgi-eğlence sistemi ve ön yolcu ekranının yerini alarak araçların iç mekanını tamamen dönüştürebilir.

Sürücüler için yüksek teknoloji deneyimi

Günümüzde otomobiller giderek daha teknolojik hale gelirken, ön konsoldaki ekranların sayısı ve büyüklüğü de artıyor. Ancak Hyundai Mobis’in holografik ekranı, sürücülerin yoldan gözünü ayırmadan tüm gerekli bilgileri doğrudan camdan görmelerini sağlıyor. Bu sistem, mevcut baş üstü ekranlardan (head-up display) çok daha gelişmiş bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Gelişmiş projeksiyon teknolojisi

Henüz tüm ayrıntıları açıklanmamış olsa da, Hyundai Mobis tarafından yapılan açıklamalara göre sistem, gelişmiş bir projektör teknolojisine ve ön cama uygulanan şeffaf bir filme dayanıyor. 100 mikron kalınlığında olan bu film, neredeyse insan saçı kalınlığında, ancak son derece net görüntüler sunabiliyor. Bu sayede sürücüler, hızdan navigasyona kadar birçok bilgiyi cam üzerinde görebilecekler.

2027’de seri üretime geçebilir

hyundai Şu an geliştirme aşamasında olan ürünün, Hyundai ve Kia araçlarında test edilmekte olduğu belirtiliyor. Eğer testler başarılı olursa, bu devrim niteliğindeki teknolojinin 2027 yılında seri üretime geçmesi bekleniyor. Hyundai Mobis’in bu yenilikçi çözümü, otomobil içi teknolojinin geleceğine yön verebilir.

Teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerjiye yöneliyor

Son yıllarda yapay zeka teknolojilerindeki hızlı ilerleme, teknoloji devlerini enerji ihtiyaçlarını karşılamak için nükleer enerjiye yönlendirdi. Teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerjiye yöneliyor. Microsoft ve Google gibi dev şirketler, enerji yoğun veri merkezlerine güç sağlamak amacıyla ABD’deki nükleer enerji tedarikçileriyle anlaşmalar yapmaya başladı. Bu veri merkezleri, gelişen üretken yapay zeka uygulamalarının arkasındaki devasa modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kritik bir öneme sahip.

Teknoloji devlerinden nükleer anlaşmalar

Geçtiğimiz hafta Google, küçük modüler reaktörler (SMR) geliştiren Kairos Power ile önemli bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Google Enerji ve İklim Direktörü Michael Terrell, “Şebekenin, bu tür temiz ve güvenilir enerji kaynaklarına ihtiyacı var” diyerek, nükleer enerjinin yapay zekâ teknolojilerinin gelişiminde önemli bir rol oynayacağını belirtti. Google, teknoloji devleri yapay zeka için nükleer anlaşmalar yaparken bu hususu göz önünde bulunduruyor. İlk nükleer reaktörün 2030’da faaliyete geçmesi bekleniyor.

Benzer bir adımı Microsoft da attı. Şirket, Three Mile Island nükleer santralinde beş yıldır kullanılmayan bir reaktörü yeniden devreye almak için Constellation firmasıyla anlaşmaya vardı. Teknoloji devleri, yapay zeka faaliyetlerinde sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla nükleer enerji kullanımı açısından büyük adımlar atmakta. Microsoft’un hedefi, enerji yoğun yapay zeka faaliyetlerini sürdürülebilir bir şekilde desteklemek.

Amazon da bu yarışta yerini aldı ve Dominion Energy ile 500 milyon dolarlık bir anlaşma yaparak küçük modüler reaktör geliştirilmesini destekleyeceğini açıkladı. devler yapay zeka için nükleer enerjiye yönelmekte oldukça kararlılar.

Neden nükleer enerji?

Veri merkezleri, özellikle yapay zeka ve bulut bilişim uygulamalarını destekleyen temel altyapıyı oluşturuyor ve büyük miktarda enerji tüketiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporuna göre, 2022’de küresel elektrik tüketiminin 460 teravat-saat olduğu belirtiliyor ve bu rakamın 2026’da 1.000 teravat-saati aşması bekleniyor. Mevcut eğilimlere bakıldığında, teknoloji devleri yapay zeka için nükleer enerji arayışında bulunuyorlar.

Üretken yapay zeka uygulamaları da bu enerji tüketimini büyük ölçüde artırıyor. Örneğin, OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT gibi modeller, enerji ve su tüketiminde ciddi rakamlara ulaşıyor. Bir araştırmaya göre, her 10-50 komut için yaklaşık 500 mililitre su tüketen ChatGPT, kullanıcı başına ciddi bir kaynak harcıyor.

Nükleer enerjinin tartışmalı yönleri

Nükleer enerji, birçok çevreci grup tarafından eleştirilse de karbon salınımı yapmaması olumlu bir özellik olarak öne çıkıyor. Çevre kuruluşları, nükleer enerjiyi tehlikeli ve pahalı bulurken, savunucuları bu enerjiyi kesintisiz ve güvenilir bir kaynak olarak değerlendiriyor. Çin gibi bazı ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili üretimini dengelemek amacıyla yeni nükleer santraller inşa etmeyi planlıyor ve devler yapay zeka için nükleer enerjiyi bu nedenle tercih ediyor.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı tanıtıldı!

0

Dizüstü bilgisayar dünyasında, hafiflik ve güç arayışı hiç bitmeyen bir maraton gibi. Fujitsu, yeni FMV Zero Lifebook WU5/J3 modeliyle bu maratonda önemli bir mesafe kat ederek dikkatleri üzerine çekiyor. 14 inç ekran boyutuna sahip olan bu cihaz, sadece 634 gram gibi inanılmaz bir ağırlıkla görenleri şaşırtıyor. Bu, onu piyasadaki en hafif dizüstü bilgisayarlardan biri yapıyor ve neredeyse bir tableti taşıyormuşçasına rahatlık sağlıyor.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu

Fujitsu, hafifliği takıntı haline getirirken dayanıklılıktan da ödün vermemiş. FMV Zero Lifebook WU5/J3, zorlu askeri standartlar olan MIL-STD-810H sertifikasına sahip. Bu da cihazın darbelere, düşmelere ve diğer olumsuz dış etkenlere karşı olağanüstü bir direnç gösterdiği anlamına geliyor. Seyahat ederken, çalışırken veya günlük yaşamın koşuşturmacası içinde cihazınızın güvende olduğunu bilmenin rahatlığını yaşayabilirsiniz.

Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu.
Dünyanın en hafif dizüstü bilgisayarı resmen duyuruldu.

FMV Zero Lifebook WU5/J3, sadece fiziksel özellikleriyle değil, aynı zamanda güçlü iç donanımıyla da göz dolduruyor. Kullanıcılar, Intel’in en yeni işlemci ailesi olan 12. Nesil Intel Core Ultra 5 125U veya Intel Core Ultra 7 155U işlemciler arasından seçim yapabiliyor. Bu güçlü işlemciler, hızlı ve akıcı bir performans sunarak çoklu görevlerde bile cihazın zorlanmadan çalışmasını sağlıyor. Üstelik, cihazın yapay zekâ destekli CoPilot AI özellikleri, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Günümüzde verilerin önemi arttıkça, depolama alanı da kritik bir faktör haline geliyor. Fujitsu, bu konuda da kullanıcılara geniş bir yelpaze sunuyor. FMV Zero Lifebook WU5/J3, 8GB ile 64GB arasında değişen RAM seçenekleriyle geliyor. Depolama alanı ise 256GB’den başlayıp 2TB’a kadar çıkabiliyor. Bu sayede, kullanıcılar kendi ihtiyaçlarına ve bütçelerine en uygun konfigürasyonu seçebiliyor.

FMV Zero Lifebook WU5/J3, etkileyici pil ömrüyle de dikkat çekiyor. Tek bir şarjla 11 saate kadar kullanım süresi sunan cihaz, gün boyu priz arama derdinden kurtarıyor. Bağlantı seçenekleri arasında USB Tip-A, USB Tip-C, Ethernet, HDMI ve 3.5mm jak girişleri yer alıyor. Bu da cihazın çok yönlülüğünü artırarak farklı çevrelerde rahatlıkla kullanılabilmesini sağlıyor. Tüm bu özelliklere sahip olan Fujitsu FMV Zero Lifebook WU5/J3, 1325 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

Karanlık madde teorisi asılsız mı çıktı?

Genel görelilik teorisine göre, bir galaksinin kütle çekimi tarafından bir arada tutulabilmesi için belirli bir kütleye sahip olması gerekir. Ancak bilim insanları, evrendeki birçok galakside yeterli miktarda görünür kütlenin olmadığını gözlemlemiş ve bu durum “karanlık madde” kavramının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bilim insanları, galaksilerin ışıkla etkileşime girmeyen bir madde biçiminde görünmez bir kütleye sahip olduğuna ve galaksileri bir arada tutan çekim kuvvetinin bu görünmez kütle sayesinde olduğuna inanıyorlardı.

Karanlık madde teorisi asılsız olabilir!

Bu açıklama, onlarca yıldır varsayımsal olarak kabul edilen karanlık maddenin varlığını destekliyordu. Ancak Alabama Üniversitesi’nden Profesör Richard Lieu’nun yeni bir çalışması, kütle olmadan kütle çekiminin var olabileceğini ve dolayısıyla karanlık madde açıklamasına gerek kalmayabileceğini öne sürüyor. Lieu’ya göre bazı galaksileri veya kümeleri bir arada tutmak için gereken yerçekimi, “kabuk benzeri topolojik kusurlar”dan kaynaklanıyor olabilir.

Topolojik kusurlar, uzayda yüksek madde yoğunluğuna sahip benzersiz kompakt yapılar olarak tanımlanıyor. Bu kusurların erken evrende, maddenin büyük bir fiziksel değişim geçirdiği “faz geçişi” sırasında ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu kusurlar, kozmik sicimler adı verilen uzun, doğrusal oluşumlar veya düz, kabuk benzeri şekiller olarak görünebilir. Lieu’nun teorisine göre, bu kabuklar, pozitif kütlenin ince bir iç tabakasından ve negatif kütlenin ince bir dış tabakasından oluşur; her iki tabakanın toplam kütlesi sıfırdır. Ancak bir yıldız bu kabuğun üzerine oturduğunda, onu kabuğun merkezine doğru çeken büyük bir kütle çekimi kuvveti deneyimler. Bu durum, kütlesi olmayan fotonların bile büyük astronomik varlıklar nedeniyle yerçekimi yaşamasına benziyor.

Bugüne kadar, bir galaksi veya galaksi kümesi durumunda kütleçekimsel bükülme gözlemlendiğinde ve görünür bir kütle olmadığında, bilim insanları bükülmeyi karanlık madde olarak adlandırılan görünmez maddenin oluşturduğunu varsayıyordu. Ancak Lieu’ya göre, kütlesi görünmeyen galaksiler ve kümeler, bir dizi kabuk benzeri topolojik kusurdan oluşuyor olabilir. Işık her bir kabuktan geçerken, bu yapıların merkezine doğru hafifçe içeri çekiliyor. Işık birden fazla kabuktan geçtiğinde, birleşik etki, büyük miktarda karanlık maddenin etkisine benzeyen, tıpkı yörüngedeki yıldızların hızının karanlık maddeden etkilendiği gibi fark edilir bir bükülmeye neden olur.

Özetle, yeni çalışma, karanlık maddenin olmadığını ve kütleçekimsel bükülmenin tamamen topolojik kusurların sonucu olduğunu iddia ediyor. Ancak Lieu, evrendeki faz geçişinin hangi kesin biçiminin bu tür topolojik kusurlara yol açabileceğinin henüz belirsiz olduğunu ve mevcut teorinin karanlık madde hipotezini tek başına çürütemeyeceğini kabul ediyor. Yine de çalışmanın, kütle olmadan kütleçekiminin var olabileceğinin ilk kanıtı olduğunu vurguluyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılacak!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından geçen yıl fırlatılan Euclid Uzay Teleskobu, evrenin şimdiye kadarki en büyük haritasını çıkarmak için ilk adımını attı. Teleskop, 25 Mart – 8 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiği 260 gözlemden oluşan ve güney gökyüzünde 132 karelik bir dereceyi kapsayan gece göğüne ait mozaik görüntüsünün bir kısmını yayınladı. Bu alan, dolunayın kapladığı alanın 500 katından fazla bir bölgeyi ifade ediyor. Ancak bu devasa alan bile, Euclid’in altı yıllık görev süresi boyunca haritalayacağı alanın sadece yüzde birine denk geliyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!

600 megapiksel kamerası ile donatılan teleskop, gökyüzünün üçte birinden fazlasını – 10 milyar ışık yılı uzaklığa kadar – haritalayarak, tarihin en büyük 3D kozmik haritasını oluşturmayı hedefliyor. ESA’nın yayınladığı bu yüzde birlik bölüm bile 100 milyon yıldız ve galaksi içeriyor ve bu durum gökyüzünün ne denli muazzam olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!
Evrenin şimdiye kadarki en büyük haritası çıkarılıyor!

208 gigapiksel büyüklüğündeki bu görüntü 36x yakınlaştırıldığında, Dünya’dan 470 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan Abell 3381 galaksi kümesinin merkezini görebiliyoruz. Yakınlaştırmayı 150 kata çıkardığımızda ise daha da detaylı bir manzarayla karşılaşıyoruz. En etkileyici görüntü ise 600x zoom seviyesinde karşımıza çıkıyor ve galaksi kümesinin spiral yapısının karmaşık detayları net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bu seviyede gördüğümüz kısım ise 208 gigapiksel görüntünün yalnızca yüzde 0.0003’ü kadar. ESA, yayınladığı bu görsellerin, Euclid’in gelecekte sunacağı verilerin sadece bir ön gösterimi olduğunu belirtiyor. ESA, 2025’in Mart ayında, 53 kare derecelik bir bölgenin daha haritasını yayınlayacak ve daha fazla veri yayınlayana kadar, mevcut en yüksek çözünürlüklü mozaik görüntüsünü 11K x 11K boyutlarında web sitesinde erişime açtı.

Samsung’un ABD’deki çip fabrikasında kriz sürüyor!

0

Samsung Electronics’in ABD’nin Teksas eyaletinde inşa ettiği yeni yarı iletken üretim tesisi, beklenmedik zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Yeni raporlar, Samsung’un ASML’den alacağı çip yapım ekipmanlarının teslimatını ertelediğini ortaya koyuyor. Bu gecikmenin temel sebebi olarak ise projenin henüz büyük bir müşteri bulamamış olması gösteriliyor. 17 milyar dolarlık bu dev fabrika yatırımı için bazı tedarikçilere de siparişlerin durdurulduğu ve bu durumun tedarikçileri başka müşteriler aramaya ittiği belirtiliyor.

Samsung’un ABD’deki çip fabrikasında kriz devam ediyor!

Ekipman teslimatlarındaki bu gecikme, Samsung Yönetim Kurulu Başkanı Jay Y. Lee’nin bellek yongalarının ötesine geçerek Tayvanlı TSMC’nin hakim olduğu fason yonga üretimine geçiş hedefinin merkezinde yer alan Teksas projesi için yeni bir darbe olarak görülüyor. Bu durum, Samsung ile TSMC ve SK Hynix gibi rakipleri arasındaki farkın giderek açıldığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özellikle TSMC ve SK Hynix, yapay zeka uygulamalarından gelen artan talebi karşılamak için yüksek teknolojili çiplerin üretimini hızlandırmış durumda.

Samsung, Nisan ayında yaptığı açıklamada Teksas’ın Taylor şehrindeki fabrikasında üretime 2024 yerine 2026 yılında başlanacağını duyurmuştu. Ancak kaynaklar ve analistler, bu tarihin daha da ileriye ertelenebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Samsung yetkilileri ise projeyle ilgili planlarında bir değişiklik olmadığını ve 2026’da üretime başlamayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Samsung, TSMC’yi geride bırakmak için uzun yıllardır yoğun çaba harcıyor olsa da Apple ve Nvidia gibi dev şirketleri TSMC’den kendisine çekmeyi başaramadı. Analistler, bu durumu Samsung’un ileri düzey çip üretimindeki zayıflığına bağlıyor. TSMC ise özellikle ABD’deki müşterilerinden aldığı güçlü taahhütlerle dikkat çekiyor. Arizona’da inşa edilen TSMC’nin yeni fabrikasının 2025 yılında tam kapasiteyle üretime geçmesi bekleniyor.

Samsung’un, Güney Kore’deki en gelişmiş fabrikalarında üretim verimliliği konusunda da sıkıntılar yaşadığı belirtiliyor. Şirketin, Seul’ün güneyinde yer alan Pyeongtaek şehrindeki yeni çip üretim hatlarına yapılması planlanan yatırımları geciktirdiği ifade ediliyor. Bu gecikmeler, ASML gibi çip üretim ekipmanı sağlayan şirketlerin satışlarını da olumsuz etkiliyor. ASML, Güney Kore’ye yaptığı satışların üçüncü çeyrekte yüzde 33 oranında azaldığını duyurdu. Samsung’un bellek pazarında, özellikle de yapay zeka çiplerinde kullanılan HBM belleklerde de zorlandığı biliniyor.

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alıyor

Türk girişimci Oğuzhan Toracı liderliğindeki Musiwars, müzik dünyasında ses getirecek bir platform olarak karşımıza çıkıyor. Şarkı sözü yazarları ve bestecilerin eserlerini dijital ortamda güvenle tescil etmelerini ve satmalarını sağlayan bir tür dijital kale gibi çalışan Musiwars, ilk yatırımını da aldı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Assessment System Türkiye Kurucusu ve ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı üyesi Dr. Levent Sevinç’ten gelen yatırım, Musiwars’a 3 milyon dolar değer biçti. Bu önemli destekle birlikte Musiwars, uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde yer almaya ve küresel müzik pazarında söz sahibi olmaya hazırlanıyor.

Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.
Yerli girişim Musiwars, 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Peki Musiwars’ı bu kadar özel kılan ne? Öncelikle platform, sanatçıların yıllardır yaşadığı telif hakları problemine yenilikçi bir çözüm sunuyor. Eserlerini Musiwars’a yükleyen sanatçılar, dijital ortamda yasal olarak tescil ettirmiş oluyor ve eserlerinin kullanımı konusunda tam kontrol sağlıyor. Ayrıca Musiwars, sanatçılara eserlerini dünya genelindeki potansiyel alıcılarla buluşturma ve doğrudan satış yapma imkanı sunuyor.

Kurulduğu günden bu yana önemli başarılara imza atan Musiwars, hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda adından sıkça söz ettiriyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Yapımcı Sertifikası” alan ve MWC Las Vegas 2022’de ülkemizi temsil eden girişim, gelecek yıllarda müzik endüstrisinde önemli bir dönüşümün öncüsü olmaya aday gibi görünüyor.

Nükleer enerji çağına mı giriyoruz?

0

“Nükleer enerjiden uzaklaşılıyor” söylemi artık geçerliliğini yitirdi ve dünya genelinde nükleer enerjiye dönüş gözlemleniyor. Birkaç yıl öncesine kadar yaygın olan bu düşüncenin yerini, enerji güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik arayışıyla yeniden nükleer enerjiye yönelme aldı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Nükleer enerji devrine mi giriyoruz?

Dünya genelinde 60 nükleer reaktörün inşası devam ediyor ve 110 reaktörün daha inşası planlanıyor. Bu projelerin büyük çoğunluğu, enerji talebinin hızla arttığı Asya kıtasında yoğunlaşıyor. Gelişmekte olan ülkeler, fosil yakıtlara olan bağımlılıklarını azaltmak ve artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını hızlandırıyor.

Nükleer enerji devrine mi giriyoruz?
Nükleer enerji devrine mi giriyoruz?

Son 20 yılda 107 eski reaktörün hizmet dışı bırakılmasına rağmen, 100 yeni reaktörün devreye alınması nükleer enerjinin küresel enerji arzındaki önemini koruduğunu gösteriyor. Nükleer enerji, enerji arz güvenliğini artırmak ve karbon salınımlarını azaltmak isteyen ülkeler için stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre bir şekilde çalışacak nükleer enerji projeleri, gelecekte daha yeşil bir enerji arzı sağlama potansiyeline sahip.

Türkiye’de Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaatı devam ediyor ve ilk ünitenin yakın zamanda faaliyete geçmesi bekleniyor. Ayrıca, Sinop ve İğneada’da da yeni nükleer santral projeleri planlanıyor. Dünya genelinde enerji politikalarında belirgin bir değişim yaşanıyor ve nükleer enerji yeniden gündeme geliyor.

Lazer desenli panel verimlilik rekoru kırdı

Güneş modülü üreticisi Longi, aylar önce geliştirdiği heterojonksiyon arka temaslı (HBC) güneş hücresinin ayrıntılarını açıkladı. Lazer desenli panel teknolojisi kullanılan Longi’nin HBC’si laboratuvar koşullarında yüzde 27,30 verimlilik elde etti ve Almanya’daki Güneş Enerjisi Araştırma Enstitüsü Hamelin (ISFH) tarafından onaylandı.

Kristal silikondan heterojonksiyon arka temaslı güneş pilleri umut vadeden bir teknolojidir. Ancak Longi’ye göre, yüksek verim elde etmek için yük taşıyıcı rekombinasyonunu yönetmede önemli zorluklar bulunmaktadır. Bir çalışmada, üretici lazer desenleme tekniği kullanarak yüksek verimli HBC güneş pilleri ürettiğini belirtti.

Lazer desenli panel yüksek verimlilik sağlıyor

Araştırmacılar, pasifleştirici temas katmanları olarak amorf silikon kullandı ve ölçeklenebilir seri üretim teknolojisi olarak lazer ablasyonu kullandı. Bu yaklaşım, HBC güneş pilleri için yüzde 27,09 sertifikalı verimlilik sağladı. Rekombinasyon kaybı, direnç kaybı ve akım yoğunluğu kaybı için titiz deneysel ve teorik doğrulamalar yapıldı. Araştırmacılar, çalışmanın arka temaslı güneş pilleri içindeki yapısal tasarımı optimize etmek ve önemli çelişkileri çözmek için çoklu stratejiler ve yönergeler sunduğunu iddia etti.

Araştırmacılar, “Bulgularımız, rekombinasyon kayıplarının öncelikle delik seçici temas bölgesinden ve polarite sınırlarından kaynaklandığını gösteriyor. Bu sorunlara çözümler öneriyoruz ve temas direnci, seri direnç ve arka taraf deseninin tasarımı arasında net bir ilişki kuruyoruz.” dedi. Doğal İletişim dergisinde yayınlanan çalışma, elektron seçici temas bölgesi etrafındaki elektriksel gölgeleme azaltıldığında, plaka kenarının taşıyıcı rekombinasyonundan kaynaklanan akım yoğunluğu kaybı için ana kanal haline geldiğini gösterdi.

Çalışmada, araştırmacılar üç boyutlu grafiklerde iki temel yönü sundular ve hem elektriksel hem de optik tasarımlar için optimizasyon alanını sergilediler. Yüzde 26.81 verimli güneş pilinden nanokristalin teknolojiyi entegre ettiler ve diğer parametreleri korurken gofret kenar etkilerini ele aldılar ve yüzde 27.7’nin üzerinde PCE’ye sahip bir HBC güneş pili elde etmek için ön yansıma önleyici kaplama ve arka yansıtıcıyı titizlikle optimize ettiler. Bu, Longi’nin bu yıl Nature’da yayınlanan üçüncü makalesi. Şirket, Lazer Desenli panel teknolojisi ile geliştirilen yüksek verimli kristal silikon güneş pillerini sergiledi.

Akıllı şehirler için yeni projeler ve teknolojik gelişmeler

0

IoT, yeni ortaya çıkan bir fikir olmaktan çıkıp kendi başına yerleşik bir sektöre dönüştÜ. Akıllı şehirler bu sektörün bir parçası oldu. Akıllı şehir projeleri, akıllı trafik ışıklarından veri odaklı enerji verimliliği planlarına kadar kullanılıyor. Ayrıca elektrikli araç şarj istasyonlarından ücretsiz geniş bant sunan etkileşimli kiosklar da dikkat çekiyor. Kentsel yaşamı daha verimli ve rahat hale getirmek için Nesnelerin İnterneti ve ağ iletişiminden yararlanır.

Akıllı şehirler için yeni projeler

Yolculuğumuza, Digital Catapult’un KOBİ’ler ve kurumsal oyuncularla birlikte çevrimiçi hale gelen “dijital işletmelerin” sayısını artırmak için çalıştığı Londra’dan başlıyoruz. İş dünyası değiştikçe, şirketlerin de evrimleşmek için teknolojiden yararlanması önemlidir. Değişen tüketici talepleri, küresel bir platform ve düzenleyici değişikliklerin hepsi bu değişimi teşvik ediyor ve oyunun önünde kalmak için şimdi yatırıma ihtiyaç var.

Digital Catapult, şirketlerin operasyonlarını ölçeklendirmelerine ve yeni gelir kaynakları bulmalarına yardımcı oluyor. Bunun için IoT, büyük veri, makine öğrenimi, yapay zeka gibi teknolojiler kullanıyor.

İngiltere hükümeti ve Avrupa Birliği, başkentte işlerin canlılığını korumak için teknolojiden yararlanmaya isteklidir. Digital Catapult, 2.000’den fazla küçük işletmeyle çalışmış ve Londra’daki işlerin dijitalleştirilmesine yardımcı olmuş. Bunun için 40’tan fazla projeyi ilerletmek amacıyla 3,8 milyon £ tutarında AB araştırma fonu kazanmıştır. Şirkete göre, bu tür projeler İngiltere’nin dijital ekonomisine 5 milyon sterlinden fazla katkı sağladı. Ancak, Digital Catapult burada durmuyor. Kuruluş, Nesnelerin İnternetini İngiltere’nin başkentine getirmede önemli bir rol oynamayı planlıyor.

Şirket, Eylül 2016’da başkentteki işletmelere IoT teknolojisinden yararlanma fırsatı vermek için tasarlanmış bir program olan Things Connected’ı başlattı.BT ve Future Cities Catapult gibi şirketlerin yanı sıra Imperial College London, King’s College London, UCL ve Queen Mary Üniversitesi gibi şirketlerle birlikte çalışan akıllı şehir projesi, ilk aşamada Londra genelindeki işletmelere 50 LoRaWAN baz istasyonu sağlıyor ve ağ genişledikçe daha fazla düşük güçlü geniş alan ağı (LPWAN) teknolojisi için destek planlanıyor.

LoRaWAN, geniş kamusal ağ yapıları için tasarlanmış bir medya erişim denetimi (MAC) katmanı protokolü. Protokol, tüm frekanslar aynı olduğu ve her ağ geçidi aynı sunucuya bağlı olduğu için tek bir operatörün WAN’ı kontrol etmesine olanak tanıyor.

Mobil cihazlarda güvenlik önlemleri

0

Mobil cihazlarda güvenlik konusuna dikkat etmek gerekiyor çünkü mobil bilgi işlem cihazları, tabletler, akıllı telefonlar, e-okuyucular ve dizüstü bilgisayarlar gibi cihazlardır. Bu cihazları kullanışlı kılan özellikler taşınabilirlik, erişim bağlantısı, veri depolama, işlem gücü diyebiliriz. Kullanıcılar için risk oluşturan mobil cihazların başlıca özellikleri arasında bazı parametreler var. Kullanıcı tarafından kolayca tehlikeye atılabilen veya basitçe devre dışı bırakılabilen zayıf kullanıcı kimlik doğrulama mekanizmaları; ve birbirine kolayca bağlanabilmeleri yer alır.

Mobil cihazlarda güvenlik bilinci

Mobil cihazlar daha güçlü hale geldikçe, kişisel bilgisayarlarla daha fazla özenle ele alınmaları gerekir. Bu belge, mobil cihazlarda alınabilecek genel son kullanıcı güvenlik önlemlerini açıklar. Bilgisayar güvenliğini kişisel olarak sağlamak için harekete geçmek, herkesi veri ve kimlik hırsızlığından, virüslerden, bilgisayar korsanlarından ve diğer tehditlerden korumaya yardımcı olur.

Mobil cihazlarınızı her zaman yanınızda bulundurun veya kullanmadığınız zamanlarda güvenli bir yerde saklayın. Mobil cihazlarınızı halka açık yerlerde (örneğin, havaalanı bekleme salonları, toplantı odaları, restoranlar vb.) gözetimsiz bırakmayın.

Bu cihazlar parola korumalı olmalı ve otomatik kilitleme etkinleştirilmelidir. Parola, geçerli bir parola etkinleştirilene kadar cihaza tüm erişimi engellemelidir. Kullanılan parola, cihazınızın destekleyebileceği kadar güçlü bir parola olmalıdır. “Güçlü parolalar oluşturma” hakkında daha fazla bilgi edinin.

Mevcutsa bir “uzaktan silme” özelliğini etkinleştirin. Bu, belirli sayıda belirtilen denemeden sonra bir parola doğru girilmezse mobil cihazda depolanan verileri silen özellikleri de içerir.

Güvenlik özelliklerini devre dışı bırakmayın veya mobil cihazınızın “jailbreak” işlemini yapmayın.

Standart güvenlik protokolleri takip edilmelidir. Bu, cihazınızın güncel anti-virüs yazılımına ve tüm işletim sistemi ve uygulama güncellemelerine ve yamalarına sahip olmasını sağlamayı içerir. Mümkünse güvenlik duvarları etkinleştirilmelidir. “Son Kullanıcı Güvenlik Yönergeleri” hakkında daha fazla bilgi edinin.

Mobil cihazınızı elden çıkarmadan önce verilerinizi silin veya güvenli bir şekilde silin. Mobil cihazlarda güvenlik için verileri temizleme en kritik adımlardan biri.

Kaybolan, çalınan veya yanlış yere konulan mobil cihazlar derhal polise bildirilmelidir. Mobil cihazınızda Purdue verileri varsa, BT departmanınızı da kaybolan, çalınan veya yanlış yere konulan bir cihaz hakkında bilgilendirin. “Güvenlik Olayları” hakkında daha fazla bilgi edinin.

İnternet güvenliğinde trendler ve gelecekteki tehditler

0

Dijital teknoloji girişimleri CEO’ların öncelik listesinin başında yer almaya devam ediyor. Bu, siber güvenlik liderleri için işletme bağlamını değiştiriyor ve internet güvenliğinde trendler takip edilerek güvenlik ekiplerinin daha yüksek performans sunarken daha dayanıklı olmasını sağlayan yatırımları teşvik ediyor.

İnternet güvenliğinde trendler

Siber güvenlik liderlerinin, kuruluşun karşı karşıya kaldığı hızla gelişen günlük tehditleri ve riskleri, iş hedeflerini kısıtlamadan etkili bir şekilde yönetebilmeleri için internet güvenliğinde trendler ve en iyi uygulamalar hakkında güncel kalmaları kritik öneme sahiptir.

Gartner Siber Güvenlikte En Önemli Trendler 2024 anketi, şu alanlarda ortaya çıkan baskıyı ortaya koyuyor:

  • Üretken AI’nın (GenAI) ana akım bir yetenek olarak ortaya çıkışı
  • Güvenlik-yetenek arzı ve talebi arasındaki devam eden uçurum
  • Dijital ekosistemlerin yapısını değiştiren bulut benimsemesindeki durmaksızın büyüme
  • Siber güvenlik, gizlilik ve veri yerelleştirmesine ilişkin düzenleyici yükümlülüklerin ve hükümet denetiminin artırılması
  • İşletmeler genelinde dijital yeteneklerin sürekli olarak merkezden uzaklaştırılması
  • Sürekli gelişen bir tehdit ortamında güvenlik açıklarını yönetmenin zorluğu

Buna karşılık, siber güvenlik liderleri işlevlerini çevik ve duyarlı yeteneklerle donatmak için çalışıyor. 2024 internet güvenliğinde trendler raporu, teknik yetenek ve yapısal reforma odaklandığını gösteriyor. Her biri siber güvenlik liderlerinin şu iki hedefe ulaşmalarına yardımcı oluyor:

Dijital ekosistemlerin sürekli yayılması (örneğin, daha geniş bulut benimsemesi, hibrit çalışma düzenlemeleri ve gelişen bir tehdit ortamı) ortasında güvenlik yatırımlarını yönlendirmek için kurumsal dayanıklılık

GenAI yeteneklerinden yararlanarak, güvenlik davranışı ve kültür programlarına öncelik vererek ve karar vermeyi kolaylaştırmak için sonuç odaklı ölçümleri (ODM’ler) benimseyerek siber güvenlik işlevi performansı

Siber güvenlik, yeterli kontrollerin olmaması nedeniyle başarısız olur. Hiçbir kuruluş %100 güvenli olamaz. Ayrıca siber güvenlik ekipleri, siber savunmayı nerede, ne zaman ve nasıl yatırım yapacaklarına karar vermelidir. Bunu yapmak için, güvenlik yeteneklerinizi kıyaslayın ve doldurulacak boşlukları ve hedeflenecek öncelikleri belirleyin. Böylelikle internet güvenliğinde trendler üzerine odaklanmak, bu çabaları destekler.

Mediterra Capital, Sistem Global ortak olacak!

KOBİ’lere büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlık hizmetleri sunan Sistem Global, Türkiye’nin önde gelen özel sermaye şirketlerinden Mediterra Capital’den önemli bir yatırım aldı. Bu ortaklıkla birlikte Sistem Global, önümüzdeki üç yıl içinde regülasyon teknolojileri (regtech) ve İK teknolojileri gibi alanlarda hızlı bir büyüme hedefliyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Mediterra Capital, Sistem Global’e resmen ortak oluyor

Sistem Global, 28 yıldır 15 binden fazla şirkete hizmet veren köklü bir danışmanlık şirketi. Son yıllarda çalışan sayısını ve cirosunu katlayarak büyüyen şirket, bu yatırımla birlikte hem Türkiye’de hem de yurtdışında daha da genişleyecek. Mediterra Capital’in katılımıyla birlikte Sistem Global, teknoloji yatırımlarını artıracak ve yeni pazarlara açılmayı hedefliyor.

Mediterra Capital, Sistem Global'e resmen ortak oluyor.
Mediterra Capital, Sistem Global’e resmen ortak oluyor.

Mediterra Capital, 500 milyon Euro’luk bir fonu yöneten ve yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk şirketlerine yatırım yapan bir özel sermaye şirketi. Sistem Global’e yaptıkları yatırım, Mediterra’nın KOBİ’lerin dijital dönüşümüne olan inancını gösteriyor.

Bu ortaklığın, Sistem Global’in teknoloji odaklı büyüme stratejisini hızlandıracağı ve şirketi uluslararası bir marka haline getirme hedefine bir adım daha yaklaştıracağı düşünülüyor. Sistem Global, bu yatırımla birlikte yeni teknolojiler geliştirecek, yeni iş birlikleri kuracak ve satın almalarla büyümesini sürdürecek.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

DEXA sertifikalı hava taşıyıcısı oldu

Federal Havacılık İdaresi (FAA), ticari görsel olmayan hat üzerinden (BVLOS) teslimat yapmasına izin veren 135 Uygulamasını onayladıktan sonra, Drone teslimat hizmeti Drone Express, DEXA olarak yeniden markalaştı.

DEXA sertifikalı hava taşıyıcısı unvanını aldı

Şirketin FAA’nın 107. Bölümüne göre ticari bir operatör olarak faaliyet göstermesinden, ödeme karşılığında otonom BVLOS uçuşları gerçekleştirmeye yetkili tam teşekküllü bir hava taşıyıcısına dönüşmesinde “dönüm noktası” temsil ediyor. FAA, bir taşıyıcı FAA düzenlemelerine uyarken yüksek bir güvenlik ve güvenilirlik seviyesi sağlayabildiğini gösterdikten sonra Part 135 sertifikası verir. DEXA, şimdi Amazon, Google ve Zipline dahil olmak üzere Part 135 sertifikasına sahip altı drone teslimat şirketinden biri.

DEXA CEO’su Beth Flippo bir duyuruda: “Yıllarca süren, yaptığımız her şeyde güvenliği ve düzenlemeleri ön planda tutma taahhüdümüzün başarısını yansıtıyor. DEXA’nın vizyonumuzu ve izlediğimiz ileri görüşlü yönü daha iyi yansıttığına inanıyoruz. Bu yeni bölüme girerken, geleceğe olan coşkumuz her zamankinden daha güçlü” dedi.

2021 yılında kurulan ve yapay zeka kullanarak uçuş navigasyon sistemleri geliştirmek için Microsoft ile özel bir ortaklığa sahip olan DEXA, Mayıs ayında 135. Bölüm başvurusunu sundu. Eylül ayında Kuzey Karolina, Winston-Salem’de teslimat operasyonlarına başladı.

Açıklamada: “DEXA markası, hızla gelişen otonom uçuş dünyasında inovasyon, operasyonel mükemmellik ve çevre dostu uygulamaları temsil ediyor. Bu, şirketin teknolojik ilerlemeyi çevresel sorumlulukla sorunsuz bir şekilde entegre eden geleceğin yaşam tarzını yaratma misyonunu yeniden doğruluyor”ifadeleri yer aldı.