Boeing, tam 17 bin çalışanını işten çıkarıyor!

0

ABD merkezli havacılık devi Boeing, zorlu bir dönemin ardından iş gücünde büyük bir küçülmeye gidiyor. Şirket, toplam çalışan sayısının yaklaşık %10’una denk gelen 17.000 çalışanın işine son vereceğini duyurdu. Bu karar, Boeing CEO’su Kelly Ortberg tarafından çalışanlara gönderilen bir e-posta ile açıklandı.

Boeing, tam 17 bin çalışanını işten çıkarıyor!

Ortberg, e-postasında şirketin zorlu bir süreçten geçtiğini ve uzun vadeli rekabet gücünü korumak, müşterilerine daha iyi hizmet sunabilmek için bu zor kararı almak zorunda kaldıklarını belirtti. Önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek işten çıkarmalar, yöneticilerden, müdürlere ve normal çalışanlara kadar farklı kademeleri kapsayacak.

2024 yılı, Boeing için gerçekten de sıkıntılı bir yıl oldu. Ocak ayında, Boeing 737 Max uçakları, uçuş sırasında bir kapının kopmasının ardından uçuşlardan men edildi. Temmuz ayında ise şirket, 2018 ve 2019 yıllarında yaşanan ve 300’den fazla kişinin ölümüne yol açan 737 Max kazalarıyla ilgili bir suç kabul anlaşmasını imzaladı. Bunun yanı sıra, Boeing’in Starliner uzay aracı, Haziran ayında NASA astronotlarını Uluslararası Uzay İstasyonu’na başarıyla taşımış olsa da, uzay aracıyla ilgili yaşanan sorunlar nedeniyle Eylül ayında astronotları geri getiremeyerek dünyaya dönmek zorunda kaldı. Son olarak, 30.000’den fazla Boeing fabrika işçisi, Eylül ayının ortasından bu yana maaş ve çalışma koşullarını protesto etmek için grev yapıyor.

Ortberg, e-postasında, yaşanan bu zorlu süreçte müşterilerine güvenlik, kalite ve teslimat konusunda odaklanmaya devam edeceklerini vurguladı. Ayrıca, aldıkları kararların çalışanlar ve aileleri için zorluklar yaratacağının farkında olduklarını ve bundan dolayı üzgün olduğunu ifade etti. Ancak şirketin içinde bulunduğu durum ve gelecekteki toparlanma hedefleri göz önüne alındığında, bu tür zor kararlar almak zorunda kaldıklarını belirtti.

Ortberg, işten çıkarmalara ek olarak, 777X programında karşılaşılan zorluklar, uçuş testi sürecindeki aksaklıklar ve devam eden grev nedeniyle ilk teslimatların 2026 yılına ertelendiğini de açıkladı.

Nvidia, bir yıllık üretiminin hepsini sattı!

0

Yapay zeka teknolojilerindeki baş döndürücü gelişim, teknoloji devlerinin kaderini de doğrudan etkiliyor. Intel ve Samsung gibi sektör liderleri yonga üretimi konusunda zorlu bir dönemden geçerken, Nvidia ise tam tersine benzeri görülmemiş bir yükseliş yaşıyor. Şirketin bu başarısının arkasındaki itici güç ise şüphesiz ki yapay zeka alanındaki ezber bozan ürünleri. Nvidia’nın en yeni ve en pahalı hızlandırıcı mimarisi olan Blackwell, piyasaya sürülmeden çok önce tüm yılın üretim kapasitesini doldurmuş durumda.

Nvidia, bir yıllık üretiminin neredeyse tamamını sattı

Analistlerin tahminlerine göre, önümüzdeki 12 ay boyunca üretilmesi planlanan tüm Blackwell hızlandırıcıları şimdiden satılmış durumda. Microsoft, Meta, Oracle ve OpenAI gibi teknoloji dünyasının dev isimleri, bu yeni teknolojiye erken dönemde yatırım yapan ve ilk faydalananlar arasında yer alıyor. Ancak Blackwell mimarisini kendi sunucu sistemlerine entegre etmek isteyen diğer şirketlerin önünde oldukça uzun bir bekleyiş bulunuyor. Yoğun talep nedeniyle üretim kapasitesini artırmakta zorlanan Nvidia’nın, ancak 2025 yılı sonlarına doğru bu açığı kapatabileceği öngörülüyor.

Nvidia, bir yıllık üretiminin neredeyse tamamını sattı.

Peki Blackwell’i bu kadar özel ve rakiplerinden üstün kılan nedir? En önemli farklardan biri, önceki nesil Hopper mimarisine kıyasla çok daha gelişmiş bir yapay zeka entegrasyonu sunması. Blackwell’in sahip olduğu yapay zeka yetenekleri, sadece veri işlemekle kalmayıp aynı zamanda bu verilerden anlamlı sonuçlar çıkarabilmesini de sağlıyor. Bu da, karmaşık veri analizi, tahminleme ve modelleme gibi alanlarda büyük bir potansiyel vaat ettiği anlamına geliyor.

Blackwell’in yarattığı bu yüksek talep ve üretim kısıtı, Nvidia’nın önümüzdeki dönemde de büyümeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Yapay zeka alanındaki ezber bozan bu teknoloji, şimdiden sektörde yeni standartları belirlemiş durumda ve gelecek yıllarda da etkisini daha da hissettireceğe benziyor.

Fintech girişimi Monzo’nun değerlemesi 5.9 milyar dolar oldu!

İngiltere merkezli dijital banka girişimi Monzo, çalışanlarına ait hisselerin satıldığı ikincil piyasa işlemlerinin ardından değerlemesini 5.9 milyar dolara yükseltti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Fintech girişimi Monzo’nun değerlemesi 5.9 milyar dolara çıktı

Çalışanlarını teşvik etmek ve uzun vadeli başarılarını ödüllendirmek için hisse senedi opsiyonu programları uygulayan şirketler, özel şirket oldukları için çalışanlarının bu hisseleri nakde çevirmesini kolaylaştırmak adına ikincil piyasalara yönelebiliyorlar. İşte Monzo da çalışanlarına bu olanağı sağlamak ve aynı zamanda yeni yatırımcıları da bünyesine katmak amacıyla bu yolu seçti.

Fintech girişimi Monzo'nun değerlemesi 5.9 milyar dolara çıktı.
Fintech girişimi Monzo’nun değerlemesi 5.9 milyar dolara çıktı.

Singapurlu yatırım fonu GIC ve ABD merkezli StepStone Group gibi devlerin de bu satışlarda hisse satın aldığı belirtiliyor. Monzo CEO’su TS Anil, yatırımcılardan gelen yoğun ilgiye dikkat çekerken, çalışanlarına da bir miktar nakit sağlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Tamamen dijital platformlar üzerinden hizmet veren Monzo, geleneksel bankacılık hizmetlerine kıyasla çok daha hızlı ve kullanıcı dostu bir deneyim sunuyor. Hesap açma, para transferi ve harcama takibi gibi işlemleri kolaylaştıran girişim, bu yılın Mart ayında 340 milyon sterlinlik bir yatırım almış, Mayıs ayında ise aynı tur kapsamında 190 milyon dolarlık ek kaynak sağlamıştı.

Mayıs ayında 5.2 milyar dolar olarak açıklanan değerlemesini kısa sürede daha da yukarı taşıyan Monzo, İngiltere’deki yetişkin nüfusunun %20’sine ve işletmelerin yaklaşık %6’sına hizmet veriyor. Avrupa’daki varlığını güçlendirmek için yeni stratejiler geliştiren şirket, gelecek dönemde ABD pazarına da odaklanmayı hedefliyor.

Snapdragon 8 Gen 4 işlemciler, ısınma sorunu mu yaşayacak?

0

Qualcomm’un merakla beklenen yeni amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Gen 4, performansıyla göz kamaştırırken, ortaya çıkan yeni bilgiler ısınma sorunlarıyla ilgili endişeleri artırıyor. TSMC’nin N3E üretim sürecini kullanacak olan ve yapay zeka görevleri için güçlü bir NPU’ya sahip olacak Snapdragon 8 Gen 4’ün, 4 GHz’e ulaşan işlemci çekirdekleriyle rekor bir performans sunması bekleniyor. Ancak sızıntılar, bu performansın bir bedeli olabileceğini gösteriyor: yüksek ısı üretimi ve pil ömründe azalma.

Snapdragon 8 Gen 4 işlemciler, ısınma sorunu yaşayabilir

Sızdırılan bilgilere göre Snapdragon 8 Gen 4, 20 watt’tan fazla güç tüketiyor ve normal kullanımda bile 98,5 derece Celsius gibi yüksek sıcaklıklara ulaşıyor. Üstelik bu sonuçlar, üç ay önce test edilen resmi olmayan bir sürüme ait. Qualcomm’un bu süre zarfında verimlilik konusunda iyileştirmeler yapmış olması mümkün. Ancak yine de, 20 watt ve üzeri güç tüketimi, gelecek nesil amiral gemisi telefonlarda neden 6.000 mAh ve üzeri bataryalar göreceğimizi açıklıyor olabilir.

Snapdragon 8 Gen 4 işlemciler, ısınma sorunu yaşayabilir.
Snapdragon 8 Gen 4 işlemciler, ısınma sorunu yaşayabilir.

Snapdragon 8 Gen 4’ün işlemci performansı ise gerçekten etkileyici. Geekbench testlerinde tek çekirdekte 2.884, çoklu çekirdekte ise 8.840 puan alan işlemci, “Galaxy için” özel versiyonunda ise bu skorları daha da yükselterek tek çekirdekte 3.060, çoklu çekirdekte ise 9.080 puana ulaşmış.

Tüm bu veriler, Snapdragon 8 Gen 4’ün hem CPU hem de GPU performansı açısından 2025’in en güçlü yonga setlerinden biri olacağını gösteriyor. Ancak, yüksek performansın beraberinde getirdiği ısınma sorunları ve pil ömründeki olası azalma, telefon üreticileri için önemli bir zorluk oluşturabilir. Qualcomm’un bu sorunları ne ölçüde çözebileceğini ve Snapdragon 8 Gen 4’ün gerçek dünya performansının nasıl olacağını ise zaman gösterecek.

Yapay zekalı kamikaze dron tanıtıldı!

0

ABD merkezli Anduril şirketi, savunma teknolojileri alanında dikkat çekici bir adım atarak Bolt ve Bolt-M isimli iki yeni dron modelini tanıttı. Bu modellerden özellikle Bolt-M, hem ilgi uyandıran hem de endişe verici özelliklere sahip.

Yapay zekalı kamikaze dron görücüye çıktı

Bolt, keşif ve gözetleme amacıyla kullanılan ve bir operatör tarafından kolayca kontrol edilebilen bir dron olarak karşımıza çıkıyor. Hatta, yayınlanan videolarda kontrol cihazının tıpkı bir oyun konsolu gibi kullanıldığı görülüyor. Yapay zeka sayesinde Bolt, ağaçlık alan gibi engellerin arkasına saklanan hedefleri bile takip edebiliyor ve insanlarla araçları kolaylıkla tespit edebiliyor.

Yapay zekalı kamikaze dron görücüye çıktı.
Yapay zekalı kamikaze dron görücüye çıktı.

Bolt-M ise otonom saldırı yeteneğine sahip bir kamikaze dron olarak öne çıkıyor. Üç kilograma kadar patlayıcı taşıyabilen bu model, hem insanlı hem de zırhlı hedeflere karşı etkili bir şekilde kullanılabiliyor. Hareketli veya sabit hedeflere saldırma kapasitesine sahip olan Bolt-M, her açıdan saldırı gerçekleştirebilmesiyle dikkat çekiyor. Hatta tanıtım videosunda, bir kamyonu başarıyla imha ettiği sahneler, adeta bir aksiyon filminden fırlamış gibi duruyor.

Her iki dron modeli de gelişmiş makine öğrenimi algoritmaları sayesinde otonom saldırıları başarıyla gerçekleştiriyor. Öyle ki, operatörle bağlantı kopsa bile hedeflerini kendi başlarına vurabiliyorlar. Ayrıca, farklı mühimmat türleriyle uyumlu olacak şekilde tasarlanmış olmaları da dikkat çekici bir diğer özellik olarak öne çıkıyor. Anduril’in bu yeni nesil dronları, yakın gelecekte savaş alanlarında önemli bir rol oynayacak gibi görünüyor.

Porsche, Taycan modellerini geri çağrıyor! Peki neden?

0

Alman otomotiv devi Porsche, elektrikli otomobil atağının önemli oyuncularından biri olan Taycan modelinde olası bir güvenlik riski nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’nin (NHTSA) açıklamasına göre, 2019-2024 yılları arasında üretilen bazı Taycan modellerinde batarya hücre blok modüllerinde kısa devre ve yangın riski bulunuyor. Bu nedenle Porsche, ABD’de 27 binden fazla Taycan modelini geri çağırma kararı aldı.

Porsche, Taycan modellerini geri çağırmaya başladı

Porsche yetkilileri, henüz sorunun hangi araçlarda olduğunu kesin olarak belirleyemediklerini ancak önlem amaçlı olarak belirtilen tarih aralığında üretilen tüm Taycan sahiplerine ulaşarak araçlarını yetkili servislere götürmelerini istediklerini açıkladı. Servislerde araçlara yüklenecek teşhis yazılımları ile sorunun kaynağı araştırılacak ve gerekli önlemler alınacak. Bu süreçte Porsche, Taycan sahiplerine bataryalarını yüzde 80’den fazla şarj etmemelerini tavsiye ediyor.

Porsche, Taycan modellerini geri çağırmaya başladı.
Porsche, Taycan modellerini geri çağırmaya başladı.

Yaşanan bu durum, akıllara 2021 yılında Chevrolet’in elektrikli modeli Bolt’ta yaşanan ve büyük bir krize yol açan batarya yangınlarını getirdi. Benzer bir sorunla karşı karşıya kalan ve LG Chem üretimi bataryaları kullanan Chevrolet, 1.8 milyar dolarlık devasa bir maliyetle sorunu çözmeye çalışmış ve Bolt’un üretimini durdurmak zorunda kalmıştı.

Porsche cephesinde ise Taycan ile aynı platformu ve yine LG Chem üretimi bataryaları kullanan Audi de, 6.499 adet E-tron GT ve RS modelini geri çağırma kararı aldı. Yaşanan bu gelişmeler, elektrikli araçlarda batarya teknolojisinin önemini bir kez daha gözler önüne sererken, üreticilerin güvenlik konusunda daha da hassas davranmaları gerektiğini de ortaya koyuyor.

Bosch ve Tenstorrent, çip alanında işbirliği yapacak!

0

Otomotiv sektörü, elektrikli ve otonom araçlara doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümün en önemli ayaklarından biri de hiç şüphesiz çip teknolojileri. Çin ve Batılı otomotiv şirketleri arasındaki rekabetin yaşandığı bu alanda, Alman devi Bosch ve ABD merkezli çip girişimi Tenstorrent arasında dikkat çeken bir iş birliği ortaya çıktı. İki şirket, yeni nesil otomotiv çiplerinin yapı taşlarını standardize etmek ve “chiplet” teknolojisini daha yaygın kullanmak için güçlerini birleştirdi.

Bosch ve Tenstorrent, çip alanında işbirliği yapıyor

Chiplet teknolojisi, farklı tipte ve sayıda işlemci parçalarının tek bir çip üzerinde bir araya getirilmesine imkan sağlıyor. Bu da otomotiv sektörü için daha esnek, özelleştirilebilir ve maliyet etkin çözümler sunma potansiyeli taşıyor. Bosch ve Tenstorrent, bu iş birliğiyle otomobil üreticilerine, hazır satın alınan parçalarla sınırlı kalmak yerine, kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çipler geliştirme olanağı sunmayı hedefliyor.

Bosch ve Tenstorrent, çip alanında işbirliği yapıyor.
Bosch ve Tenstorrent, çip alanında işbirliği yapıyor.

Tenstorrent yetkilileri, bu iş birliği sayesinde farklı donanım gereksinimlerine sahip araçlar için çok çeşitli işlemci sistemlerinin daha hızlı ve daha düşük maliyetlerle üretilebileceğini belirtiyor. Bu da otomotiv sektöründe rekabet avantajı sağlayacak önemli bir faktör.

Bu iş birliğinin bir diğer önemli ayağı ise Tenstorrent’in tasarım ekibini yöneten Jim Keller gibi sektörün önde gelen isimlerinden biri olması. Tesla, AMD ve Apple gibi dev şirketlerin çip tasarımlarında imzası bulunan Keller, tecrübesi ve vizyonuyla bu ortaklığa büyük bir güç katıyor.

Bosch ve Tenstorrent arasındaki bu iş birliğinin somut çıktıları henüz netlik kazanmış değil. Ancak iki şirketin de sektördeki tecrübesi ve hedefleri göz önünde bulundurulduğunda, otomotiv sektöründe çip teknolojileri alanında önemli yeniliklerin ve dönüşümlerin yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

AMD Ryzen 7 9800X3D teste girdi! İşte sonuçlar

0

AMD’nin yeni işlemcisi Ryzen 7 9800X3D, merakla beklenen 3D V-Cache teknolojisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle AMD’nin Ryzen 9000 serisi işlemcilerinin beklentilerin altında kalması, yeni X3D modellerine olan ilgiyi artırmış durumda. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

AMD Ryzen 7 9800X3D resmen teste girdi

Söylentilere göre AMD, önce Ryzen 7 9800X3D modelini Ekim sonunda piyasaya sürecek, ardından Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modelleri ise 2025 başında raflarda yerini alacak.

AMD Ryzen 7 9800X3D resmen teste girdi.
AMD Ryzen 7 9800X3D resmen teste girdi.

İlk test sonuçlarına göre 8 adet Zen 5 çekirdeğine sahip Ryzen 7 9800X3D, 4.7 GHz temel ve 5.2 GHz boost hızıyla çalışıyor. 32 MB L3 önbellek ve 64 MB 3D V-Cache ile toplamda 104.5 MB önbellek kapasitesi sunan işlemci, performansıyla da göz dolduruyor. Cinebench testlerinde tek çekirdekte 2.145, çoklu çekirdekte ise 23.315 puan alan Ryzen 7 9800X3D, Ryzen 7 7800X3D modeline göre tek çekirdekte %20, çoklu çekirdekte ise %28 daha yüksek performans sergiliyor.

AMD’nin 3D V-Cache teknolojisi, özellikle oyuncular tarafından büyük beğeni toplamıştı. Ryzen 9000X3D serisinde daha da geliştirilmesi beklenen bu teknoloji, tam hız aşırtma desteğiyle birlikte performans çıtasını daha da yükseğe taşıyacak gibi görünüyor. Bekleyiş devam ederken, yeni sızıntılar ve test sonuçları heyecanla takip ediliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Microsoft, sağlık kuruluşlarına yapay zeka desteği verecek!

Sağlık sektörü, teknolojinin sunduğu yeniliklerle her geçen gün daha da gelişiyor ve bu gelişimin öncülerinden biri de hiç şüphesiz yapay zeka teknolojileri. Microsoft da bu alandaki çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor ve sağlık kuruluşlarına özel olarak geliştirdiği yeni bir yapay zeka programını duyurdu. Bu program, tıbbi görüntüleme, sağlık hizmetleri ve iş akışı çözümleri gibi farklı modüllerle sağlık çalışanlarının hayatını kolaylaştırmayı ve daha verimli bir sağlık sistemi oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Microsoft, sağlık kuruluşlarına yapay zeka desteği veriyor

Microsoft yetkilileri, bu yeni programın, sağlık kuruluşlarının kendi özel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış yapay zeka destekli çözümler geliştirmelerine olanak sağlayacağını belirtiyor. Programın temel amacı, yapay zekanın gücünden yararlanarak iş akışlarını kolaylaştırmak, veri entegrasyonunu iyileştirmek ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak. Program henüz ilk aşamalarında olsa da Microsoft, sağlık kuruluşlarıyla işbirliği içinde gerçekleştirdiği test ve analizlerle programın sürekli olarak geliştirildiğini ve yeni tıbbi modüllerin ekleneceğini vurguluyor.

Microsoft, sağlık kuruluşlarına yapay zeka desteği veriyor.
Microsoft, sağlık kuruluşlarına yapay zeka desteği veriyor.

Uzmanlar, Microsoft’un geliştirdiği bu yapay zeka programının, sağlık sektöründe devrim yaratma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle kanser araştırmaları ve teşhisinde çığır açabileceği düşünülen program, tıbbi görüntülerin, klinik kayıtların ve genomik verilerin entegre ve detaylı bir şekilde analiz edilmesini sağlayarak sağlık çalışanlarına önemli bilgiler sunuyor.

Randevu planlamadan, sonuç bildirimine, triaj prosedürlerinden, doktor ve hemşirelerin idari sorumluluklarına kadar pek çok alanda sağlık çalışanlarına destek olacak bu program, sağlık hizmetlerinin daha hızlı, daha etkili ve daha erişilebilir olmasına katkı sağlayabilir.

Dünyanın ilk bağımsız ekran kartı 25 yaşında!

0

Günümüzde milyarlarca dolarlık bir sektör olan ve milyonlarca insanın tutkuyla bağlı olduğu oyun dünyasının geçirdiği evreleri düşündüğümüzde, teknolojinin ne kadar büyük bir hızla ilerlediğini bir kez daha anlıyoruz. İşte bu gelişim sürecinde önemli kilometre taşlarından biri de şüphesiz ki Nvidia GeForce 256 ekran kartıdır. Tam 25 yıl önce, 1999 yılında piyasaya sürülen bu kart, oyun deneyimini derinden etkileyen ve bugünkü modern grafik teknolojilerinin de öncüsü olan bir devrim niteliğindeydi.

Dünyanın ilk bağımsız ekran kartı 25 yaşına bastı

O güne kadar oyuncular, daha çok 3dfx Voodoo gibi ek kartlar ile grafik performanslarını artırmaya çalışıyorlardı. Ancak GeForce 256 ile birlikte “tam fonksiyonel ve bağımsız grafik birimi” kavramı hayatımıza girdi. Artık oyunlarda grafiklerden sorumlu olan birim, “GPU” yani “Grafik İşleme Birimi” adıyla anılmaya başlamıştı ve bu isim, o günden sonra da bilgisayar dünyasının vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Dünyanın ilk bağımsız ekran kartı 25 yaşına bastı.

Peki GeForce 256’yı bu kadar özel kılan neydi? Saniyede 10 milyon poligon işleyebilme kapasitesi, dönemine göre inanılmaz bir rakamdı ve oyun dünyasının kapılarını bambaşka bir gerçekliğe açıyordu. Dahası, donanım tabanlı dönüştürme ve ışıklandırma özellikleri de ilk kez GeForce 256 ile birlikte gelmiş ve oyunlardaki görsel deneyimi zenginleştirmişti. Artık oyunlar, sadece daha akıcı değil, aynı zamanda çok daha gerçekçi ve detaylı bir şekilde oyuncuların karşısına çıkıyordu.

GeForce 256’nın başarısındaki en büyük etkenlerden biri de Quake III Arena ve Unreal Tournament gibi dönemin popüler oyunlarındaki üstün performansıydı. Bu oyunlardaki akıcı ve gerçekçi grafikler, oyuncuların GeForce 256’ya büyük bir ilgi göstermesini sağladı ve kart, sadece birkaç ay içinde bir milyondan fazla satılarak büyük bir başarıya imza attı.

Nvidia ise 25 yıl önce gerçekleştirdiği bu devrimin yıl dönümünü unutmadı ve GeForce 256’yı özel olarak tasarlanmış retro oyuncu kasaları ile kutluyor. Sosyal medya üzerinden düzenlediği yarışmalarla bu özel kasaları takipçilerine hediye eden Nvidia, oyun dünyasının mihenk taşlarından biri olan GeForce 256’nın mirasını yaşatmaya devam ediyor.

Elon Musk, Bir Günde 15 Milyar Dolar Kaybetti!

Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, Tesla hisselerindeki yüzde 9’luk değer kaybıyla 15 milyar dolar kaybetti. Bu düşüş, Tesla’nın Robotaksi planları hakkında yapılan duyuruların ardından geldi. Yatırımcılar, Tesla’nın özerk sürüş hedeflerinin beklentileri karşılamaması nedeniyle hisselerini hızla elden çıkardı. Yatırımcılar, rekabetin artması ve Tesla’nın piyasa stratejilerinde belirsizlikler yaşaması sebebiyle güvenlerini sorguluyor.

Tesla, otonom araçlar ve elektrikli otomobil pazarındaki liderliğini korumak için büyük adımlar atsa da bu son düşüş, firmanın geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. Tesla’nın Robotaksi planı, kamuoyunda heyecan yaratmış olsa da bu, piyasa tarafından aynı olumlu karşılığı görmedi. Yatırımcılar, otonom sürüş teknolojisinin henüz yeterince olgunlaşmadığı yönünde endişelere sahip.

Elon Musk, bu düşüşe rağmen hâlâ dünyanın en zengin kişisi unvanını elinde tutuyor, ancak servetindeki büyük düşüş dikkat çekici. Yatırımcılar, Tesla’nın liderlik pozisyonunu sürdürebilmesi için stratejik adımların önemine işaret ediyor. Şirketin hisse fiyatındaki bu dalgalanma, Musk’ın servetinde de büyük değişikliklere yol açtı. Tesla’nın gelecekteki projeleri, bu tarz büyük düşüşlerle karşı karşıya kalabilir.

Musk, gelecekteki projelerde daha sağlam adımlar atılacağının sinyallerini veriyor olsa da yatırımcılar, Tesla’nın piyasa rekabetindeki durumunu dikkatle izlemeye devam ediyor.

Microsoft, Android kullanıcılarına Xbox üzerinden oyun oynama imkanı sunacak!

Microsoft tarafından atılan bu önemli adım, Epic Games’in Google’a karşı kazandığı antitröst davasının ardından geldi.

ABD’de bir mahkeme, Google’ın Play Store’a alternatifler sunması gerektiğine karar verdi ve bu karar, Google’ın uygulama mağazası üzerindeki hakimiyetini zayıflatacak nitelikte. Şirket, bu karara itiraz etmeyi ve uygulamanın geciktirilmesini talep ettiğini açıkladı.

Microsoft’un Xbox oyun bölümü başkanı Sarah Bond, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, mahkeme kararının mobil mağaza dünyasında daha fazla seçenek ve esneklik sunacağını belirtti. Bu yeni gelişmeyle, Android kullanıcıları Xbox uygulaması üzerinden oyun satın alabilecek ve doğrudan oyun oynayabilecek.

Bond’un açıklamalarına göre, bu hamle Android kullanıcılarına büyük bir avantaj sağlayacak. Ancak açıklamada, Electronic Arts veya Take-Two Interactive gibi üçüncü parti oyunların bu süreçte yer alıp almayacağına dair bir bilgi verilmedi.

Bu yeni modelle, Microsoft oyunları Android’de sunarken Googlea gelir payı vermek zorunda kalmayacak. Şu anda Xbox kullanıcıları, Android cihazları üzerinden Xbox uygulaması ile oyun indirip, Game Pass Ultimate abonelikleriyle bulut üzerinden oyun oynayabiliyorlar. Bu adım, Microsoft’un mobil oyun pazarındaki büyüme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Microsoft

Microsoft, Activision Blizzard’ı 2023 yılının Ekim ayında 75,4 milyar dolara satın alarak mobil oyun pazarındaki gücünü artırmıştı. Microsoft’un oyun bölümü CEO’su Phil Spencer, Xbox işini daha da büyütmek için mobil kullanıcıların kazanılmasının önemli olduğunu ifade etmişti. Bu nedenle, mobil oyunlar şirketin öncelikli alanlarından biri olmaya devam ediyor.

Apple cihazları için benzer bir adımın atılıp atılmayacağı ise belirsizliğini koruyor. ABD Adalet Bakanlığı, Mart ayında Apple’a karşı benzer bir antitröst davası açmıştı. Şu anda, Game Pass Ultimate aboneleri Apple ve Google web tarayıcıları üzerinden oyun oynayabiliyorlar, ancak daha geniş bir platform desteği henüz sağlanmış değil.

Intel Core Ultra 200H serisinin çıkış tarihi belli oldu!

0

Intel, masaüstü bilgisayarlar için yeni işlemci serisi Core Ultra 200S’i tanıttı. “Arrow Lake-S” kod adıyla da bilinen bu işlemciler yakında raflarda yerini alacak. Fakat dizüstü bilgisayar kullanıcıları biraz daha beklemek zorunda. Intel, Core Ultra 200H ve 200HX serilerinin (Arrow Lake-H ve Arrow Lake-HX olarak da geçiyor) 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya sürüleceğini açıkladı.

Intel Core Ultra 200H serisinin çıkış tarihi ortaya çıktı

Yüksek performans arayan dizüstü bilgisayar kullanıcılarını hedefleyen Core Ultra 200H ve 200HX işlemciler, Lunar Lake serisinin devamı niteliğinde değil. 24 çekirdeğe kadar çıkabilen işlemciler (8 Lion Cove P-çekirdeği ve 16 Skymont E-çekirdeği), WiFi 7, Bluetooth 5.4, Thunderbolt 4, PCIe Gen5 ve LPDDR5 gibi teknolojileri destekliyor. Ayrıca yeni Xe GPU’lar ile donatılan işlemciler, yapay zekâ iş yüklerinde önceki nesillere göre dört kat, ışın izleme performansında ise iki kata kadar daha iyi sonuçlar vaat ediyor.

Yapay zekâ performansı konusunda Core Ultra 200H serisi, Lunar Lake’in gerisinde kalıyor. Arrow Lake-H’nin NPU’su 13 TOPS, GPU’su 77 TOPS ve CPU’su 9 TOPS performans sunarak toplamda 99 TOPS’a ulaşıyor. Lunar Lake ise 48 TOPS NPU performansıyla toplamda 120 TOPS’a kadar çıkabiliyordu. Yine de Core Ultra 200H serisi, masaüstü bilgisayarlara yakın bir performans hedefliyor. Bu nedenle temel yapay zekâ özelliklerini sorunsuz şekilde çalıştırabilmesi bekleniyor.

Intel, yeni işlemcilerinde güç verimliliğine de önem veriyor. Masaüstü modellerinde olduğu gibi dizüstü modellerinde de bir önceki nesle göre yüzde 30’a varan bir güç tasarrufu sağlanması hedefleniyor. Ayrık GPU seçenekleri hakkında henüz bir bilgi verilmezken, Intel’in Ocak ayındaki CES etkinliğinde tüm detayları paylaşması bekleniyor.

Tensor Ventures, yeni bir fon oluşturdu!

Çek Cumhuriyeti ve Lüksemburg’u merkez edinen Tensor Ventures, geleceğin teknolojilerini şekillendirecek girişimlere destek olmak için kolları sıvadı. 50 milyon euroluk yeni bir fon kuran şirket, kuantum hesaplama, biyoteknoloji, siber güvenlik, yazılım 2.0, enerji ve iklim teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yapacağını duyurdu. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Tensor Ventures, 50 milyon euro fon oluşturdu

2018’den bu yana derin teknoloji girişimlerine odaklanan Tensor Ventures, bugüne kadar 20 farklı girişime toplamda 20 milyon euro yatırım yapmış ve bu alandaki uzmanlığını kanıtlamıştı. Şirketin kurucuları Roman Smola, Martin Drdul ve Petr Ulvr, sıra dışı ve ileri teknolojiler geliştiren girişimleri destekleyerek, geleceği inşa etmek istediklerini belirtiyor.

Tensor Ventures, 50 milyon euro fon oluşturdu.
Tensor Ventures, 50 milyon euro fon oluşturdu.

Geçmişte gerçekleştirdiği iki başarılı çıkış ile (Çekya merkezli UltimateSuite ve ABD merkezli Neuronix AI) dikkatleri üzerine çeken Tensor Ventures, endüstri güvenliği ve merkezi olmayan teknolojilere de özel bir ilgi duyuyor. Yeni fonun yarısını Çek Cumhuriyeti’ndeki potansiyelli projelere ayırmayı planlayan şirket, diğer yarısıyla da dünya çapında gelecek vadeden girişimleri desteklemeyi hedefliyor.

Odak noktalarını erken aşama girişimler olarak belirleyen Tensor Ventures, bu alanda önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Roman Smola, son dönemde derin teknoloji yatırımlarının artan popülaritesine dikkat çekerek, yatırımcıların bu alandaki istikrarlı büyümeden etkilendiğini ifade ediyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Apple, çalışanlarına baskı uygulamakla suçlanıyor!

Reutersın haberine göre Apple, bir çalışanını şirket içi Slack platformunu kullanarak işyeri değişiklikleri talep ettiği için yasa dışı bir şekilde işten çıkardı. Ayrıca NLRB, Apple’ın başka bir çalışandan sosyal medya gönderisini silmesini zorla talep ettiğini de iddia ediyor.

Bu dava, #AppleToo hareketi ortak düzenleyicisi Janneke Parrish’in 2021 yılında yaptığı şikayetten kaynaklanıyor. Parrish, Apple tarafından gizli bilgileri sızdırmakla suçlanarak işten çıkarıldı, ancak Parrish bu iddiayı reddediyor.

Şikayete göre, Parrish Slack ve sosyal medya platformları üzerinden Apple’ın çalışanları için kalıcı uzaktan çalışma imkanı sağlamasını savundu. Ayrıca, teknoloji devini eleştiren açık mektuplar paylaştı, maaş eşitliği anketi dağıttı ve Apple’da yaşanan cinsel ve ırksal ayrımcılık olaylarını açıkladı.

NLRB’ye göre Apple, çalışanlarının bir yöneticinin izni olmadan Slack kanalları oluşturmasını yasaklıyor ve işyeri ile ilgili şikayetlerin yalnızca yönetim ya da “People Support” adlı grup aracılığıyla yapılmasına izin veriyor. Bu kuralların ihlal edilmesi, Apple’ın çalışan haklarını kısıtladığına işaret ediyor.

Alibaba

Parrish’in avukatı Laurie Burgess, Apple’ı temel korunan faaliyetlere katılan çalışanları işten çıkardığı için hesap vermeye zorlayacaklarını belirtti. Apple ise bu iddialara itiraz ederek kapsayıcı ve pozitif bir işyeri yaratmaya kararlı olduklarını söyledi. Şirket, tüm şikayetleri ciddiye aldığını ve her durumu titizlikle incelediğini belirtti.

Eğer Apple, NLRB ile uzlaşmazsa, Şubat ayında idari bir yargıç önünde duruşma yapılacak. NLRB, Apple’ın politikalarını değiştirmesini ve Parrish’e işten çıkarılmasının neden olduğu maddi zararlar için tazminat ödemesini talep ediyor.

İngiltere ve ABD, çocukların internet güvenliğini artırıyor!

0

İngiltere ve ABD, çocukların çevrimiçi güvenliğini artırmak amacıyla güçlerini birleştirdi. Bu işbirliği kapsamında iki ülke, çocukları çevrimiçi tehlikelerden korumak için bilgi ve uzmanlık paylaşımında bulunacak. Ayrıca, teknoloji platformlarına çocukların güvenliği konusunda daha hızlı ve etkili adımlar atmaları için çağrıda bulunacaklar.

İngiltere ve ABD, çocukların internet güvenliğini artıracak

ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, çocukların çevrimiçi platformlara giderek daha fazla erişim sağladıkça, bu ortamlardaki risklerin de arttığını vurguluyor. Bu nedenle, çocukların gizliliğini, güvenliğini ve ruh sağlığını korumak için hem ABD’de hem de İngiltere’de ortak çalışmalar yürütmenin önemine dikkat çekiyor.

İngiltere ve ABD, çocukların internet güvenliğini artıracak.
İngiltere ve ABD, çocukların internet güvenliğini artıracak.

Sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi, her iki ülkede de önemli bir gündem maddesi. Düzenleyici kurumlar, son yıllarda çocukların çevrimiçi güvenliği konusunda denetimlerini artırdı. Meta, Snap ve TikTok gibi birçok sosyal medya şirketi, çocukları korumaya yönelik uygulamaları nedeniyle davalarla veya incelemelerle karşı karşıya kaldı.

ABD Senatosu, geçtiğimiz yaz çocukları çevrimiçi ortamda korumayı amaçlayan iki yasa tasarısını (COPPA 2.0 ve KOSA) kabul etti. Bu tasarılar şu anda Temsilciler Meclisi’nde oylanmayı bekliyor. İngiltere de kapsamlı bir çevrimiçi güvenlik yasasına sahip. Yasa, çocukları çevrimiçi tehlikelerden korumaya odaklanıyor, ancak henüz tam olarak yürürlüğe girmedi. Yasanın 2025 yılında tamamen uygulanmaya başlaması bekleniyor.

İki ülke arasındaki bu ortak girişim, sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkisiyle ilgili daha fazla araştırma yapılmasını ve teknoloji şirketlerinin çocukların güvenliğini sağlamak için daha şeffaf olmasını teşvik etmeyi hedefliyor. Ayrıca, yeni teknolojilerin (örneğin üretken yapay zeka) çocukların çevrimiçi güvenliği üzerindeki potansiyel etkileri de ele alınacak.

Bu işbirliği, çocukların çevrimiçi güvenliğinin sağlanması için uluslararası işbirliğinin önemini vurguluyor. Teknoloji şirketleri, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla, çocuklar için daha güvenli bir dijital dünya yaratmak mümkün olabilir.

Elektrikli araç batarya fiyatları yarıya inebilir!

Goldman Sachs’ın araştırmasına göre, elektrikli araç bataryalarının fiyatları 2026 yılına kadar yarı yarıya düşecek ve bu da elektrikli otomobilleri daha erişilebilir hale getirecek. 2023’te ortalama 149 dolar/kWh olan batarya fiyatlarının 2026’da 80 dolar/kWh seviyesine gerilemesi bekleniyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Elektrikli araç batarya fiyatları yarıya inecek

Bu düşüşün arkasındaki temel nedenlerden biri, batarya teknolojisinde yaşanan gelişmeler. Yeni nesil bataryalar, daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip ve daha düşük maliyetle üretilebiliyor. Diğer önemli etken ise batarya üretiminde kullanılan hammaddelerin fiyatlarının düşmesi.

Goldman Sachs Research’ten Nikhil Bhandari, teknik gelişmeler ve enerji yoğunluğundaki artışa dikkat çekerek, cell-to-pack (CTP) teknolojisinin, daha büyük hücrelerin üretilmesine olanak tanıdığını ve bu sayede modül ihtiyacının ortadan kalktığını vurguluyor. Bu da maliyetlerin önemli ölçüde düşmesini sağlıyor. Lityum-demir-fosfat (LFP) hücreli bataryalar şu anda pazarın %35-40’ını oluştururken, gelecekte katı hal bataryalarının büyük bir atılım yapması bekleniyor. Ancak bu teknolojinin yaygınlaşması için zamana ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Batarya teknolojisindeki bu gelişmelerin, elektrikli araçları daha cazip ve uygun maliyetli hale getireceği öngörülüyor. 2026 yılı itibarıyla tüketici talebinde önemli bir artış bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Yapay zekalı sigorta girişimi Qantev, yeni yatırım aldı!

Paris merkezli Qantev, sağlık ve hayat sigortası şirketlerinin operasyonlarını yapay zeka ile otomatikleştirerek daha hızlı ve verimli hale getirmeyi hedefleyen bir girişim. Şirket, Blossom Capital liderliğinde gerçekleşen Seri B yatırım turunda 30 milyon euro yatırım aldı. Yatırım turuna Elaia, Omnes ve Raise Ventures gibi önemli yatırımcılar da katıldı.

Yapay zekalı sigorta girişimi Qantev, yeni yatırım alıyor

Qantev, yapay zeka gücünden yararlanarak sigorta şirketlerinin operasyonel maliyetlerini düşürmeyi ve hizmet kalitelerini artırmayı amaçlıyor. Platform, sigorta taleplerini işleme süresini kısaltarak ve talep sürecinde daha fazla otomasyon sağlayarak hem sigorta şirketlerinin hem de müşterilerin zamandan tasarruf etmesini sağlıyor. Ayrıca, geçmiş talep verilerini analiz ederek sigorta şirketlerinin daha doğru kararlar almasına yardımcı oluyor.

Qantev’in CEO’su ve kurucu ortağı Tarik Dadi, sağlık sigortası şirketlerinin artan maliyetler, COVID-19 sonrası gecikmeler, kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus ve artan talep gibi bir dizi zorlukla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Dadi, Qantev’in son 12 ayda kaydettiği büyümenin, hem ekibin bu zorlukları çözme konusundaki başarısını hem de bu tür bir çözüme olan ihtiyacın arttığını gösterdiğini vurguluyor.

Qantev, halihazırda 12 ülkede faaliyet gösteriyor ve yeni yatırımla birlikte küresel büyümesini hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, özellikle Kuzey Amerika ve Asya pazarlarına odaklanarak daha fazla sigorta şirketine ulaşmayı planlıyor.

Blossom Capital’in kurucusu Ophelia Brown, Qantev’in sağlık ve hayat sigortası pazarına odaklanmasının ve yapay zeka, sigorta ve veri analitiği alanlarındaki uzmanlığının, şirketin sağlık sektöründeki önemli sorunları çözmek için doğru konumda olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Brown, sigorta şirketlerinin hem mevcut zorlukları ele alabilecek hem de kendi hedefleriyle uyumlu bir şekilde ölçeklenebilen bir teknoloji aradığını ve Qantev’in tam da bunu sağladığını söylüyor.

Qantev’in aldığı bu önemli yatırım, yapay zekanın sigorta sektöründe giderek daha önemli bir rol oynamaya başladığının bir göstergesi. Şirketin gelecekteki büyümesi ve sektördeki etkisi merakla bekleniyor.

Beşinci bir doğa kuvveti mi bulundu?

OSIRIS-REx uzay aracının Bennu asteroidinden topladığı veriler, fizik dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Yeni bir çalışma, bu verilerin evrende bildiğimiz dört temel kuvvete (yer çekimi, elektromanyetizma, güçlü ve zayıf nükleer kuvvetler) ek olarak beşinci bir temel kuvvetin varlığına işaret edebileceğini ortaya koyuyor. Bu potansiyel beşinci kuvvet, henüz doğrudan tespit edilemeyen ultra hafif parçacıklar tarafından iletiliyor olabilir ve bu parçacıklar aynı zamanda karanlık maddenin de bir açıklaması olabilir.

Beşinci bir doğa kuvveti bulunmuş olabilir

Uluslararası bir araştırma ekibi, 2018-2021 yılları arasında Bennu’yu ziyaret eden OSIRIS-REx uzay aracından gelen verileri ve Dünya’dan yapılan gözlemleri analiz etti. Bu analizler, eğer varsa, bu potansiyel parçacıkların ne kadar büyük olması gerektiğini belirlemeyi amaçlıyordu. Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndan astrofizikçi Yu-Dai Tsai, Bennu’nun hareketlerini takip ederek elde edilen verilerin, evrenin temel yasalarına dair anlayışımızı geliştirebileceğini belirtiyor. Bu keşif, Standart Model, yer çekimi ve karanlık madde hakkındaki bilgilerimizde devrim yaratabilir.

Beşinci bir doğa kuvveti bulunmuş olabilir.
Beşinci bir doğa kuvveti bulunmuş olabilir.

Sicim teorisinden yola çıkan bazı fizikçiler, yeni bir kuvvetin büyük ölçeklerde yer çekimini etkileyebileceğini ve karanlık madde için mükemmel bir aday olabilecek parçacıkların ortaya çıkmasına yol açabileceğini öne sürüyor. Bu parçacıklar, Yukawa etkileşimine göre hareket ederek Newton’un yer çekimi yasalarında küçük değişikliklere neden olabilir ve büyük nesnelerin yörüngelerini uzun mesafelerde etkileyebilir.

Yeni bulgular, beşinci bir kuvvetin varlığını tamamen reddetmiyor, ancak böyle bir kuvvetin var olması durumunda, gücünün veya menzilinin belirli bir sınırın altında olması gerektiğini gösteriyor. Kozmolog Sunny Vagnozzi, “Elde ettiğimiz sıkı kısıtlamalar, Yukawa tipi beşinci kuvvetler üzerindeki şimdiye kadarki en sıkı sınırlamalardan bazılarını ortaya koyuyor,” diyor.

Bu çalışma, evrenin gizemlerini çözmek için heyecan verici yeni bir yol açıyor. Beşinci bir kuvvetin varlığı doğrulanırsa, fizik ve astronomi alanında devrim niteliğinde bir keşif olacak. Ancak, bu hipotezi doğrulamak için daha fazla araştırma ve gözlem gerekiyor. Bennu asteroidi, bize evrenin sırlarını çözmede yardımcı olmaya devam edecek gibi görünüyor.