Lityum-iyon pil teknolojisinde yeni bir devir başlıyor!

0

Teknoloji dünyasının ve özellikle de enerji depolama sistemlerinin vazgeçilmezi olan lityum-iyon piller, sürekli olarak gelişiyor ve daha yüksek performans sunmaları için yeni arayışlar sürüyor. Günümüzde bu pillerde yaygın olarak kullanılan nikel ve kobalt gibi metallerin yüksek maliyeti ve sınırlı rezervleri, araştırmacıları alternatif malzeme arayışlarına yönlendiriyor. İşte bu noktada devreye giren manganez, lityum-iyon pil teknolojisinde çığır açabilecek potansiyeliyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Manganez katotlar sayesinde lityum-iyon pil teknolojisinde yeni bir çağ başlayabilir

Son zamanlarda Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı (Berkeley Lab) tarafından yürütülen bir araştırma, manganez bazlı katotların lityum-iyon pillerde nikel ve kobalta güçlü bir alternatif olabileceğini gösteriyor. Yeryüzünde bol miktarda bulunan ve nispeten ucuz olan manganez, bu özelliğiyle pil üretim maliyetlerini düşürebilir ve sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sağlayabilir.

Lityum buhar mağarası

Araştırmacılar, manganezin “düzensiz kaya tuzları” (DRX) olarak adlandırılan yeni bir katot malzemesinde etkili bir şekilde kullanılabileceğini keşfetti. Daha önceki çalışmalarda, bu tür malzemelerin yüksek performans gösterebilmesi için nano boyutlara indirgenmesi gerektiği düşünülüyordu. Ancak Berkeley Lab tarafından gerçekleştirilen yeni çalışma, manganez bazlı katotların beklenenden yaklaşık 1000 kat daha büyük parçacıklarla bile mükemmel performans sergileyebildiğini ortaya koydu.

Araştırma ekibi, geliştirdikleri yenilikçi bir yöntemle manganez bazlı katot malzemesinden lityum iyonlarını çıkarıp ardından bu malzemeyi yaklaşık 200 santigrat derecede ısıttı. Bu iki aşamalı işlem, sadece iki gün gibi kısa bir sürede tamamlanabiliyor. Mevcut manganez bazlı DRX malzemelerinde uygulanan ve üç haftadan fazla süren işleme yöntemlerine kıyasla çok daha hızlı olan bu yeni yöntem, üretim süreçlerini hızlandırarak maliyetleri düşürebilir.

Araştırmacılar, bu işlemin sonunda manganez bazlı malzemenin nanoskopik yarı düzenli bir yapı oluşturduğunu ve bu yapının pilin enerji depolama ve iletim kapasitesini artırdığını keşfetti. Bu buluş, manganezin geleceğin batarya teknolojilerindeki önemini artırırken daha ucuz, verimli ve çevre dostu enerji depolama çözümlerine giden yolu açabilecek potansiyele sahip.

Sonuç olarak, manganez bazlı katotlar, lityum-iyon pil teknolojisinde önemli bir dönüm noktası olma potansiyeli taşıyor. Bu alanda yapılacak yeni çalışmalar ve geliştirilecek yeni üretim teknikleri, manganezin potansiyelini daha da artırarak geleceğin enerji ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol oynamasını sağlayabilir.

Meta, kullanıcı şifrelerini yeteri kadar iyi korumadığı için 101,5 milyon dolar ceza ödeyecek!

Meta, Ocak 2019’da kullanıcı şifrelerinin sunucularında düz metin olarak saklandığını fark ettiğini duyurmuştu. Ancak bir ay sonra yaptığı güncellemede, milyonlarca Instagram şifresinin de okunabilir formatta depolandığını açıkladı.

Meta, kaç hesabın etkilendiğini resmi olarak açıklamamış olsa da, o dönemde bir çalışan, Krebs on Securityye olayın yaklaşık 600 milyon şifreyi içerdiğini bildirmişti. Bazı şifrelerin 2012 yılından beri şirketin sunucularında bu şekilde saklandığı ve bu şifrelere 20.000’den fazla Facebook çalışanının erişebildiği belirtilmişti. Ancak DPC, şifrelerin en azından dış taraflara sunulmadığını belirtti.

DPC, Meta’nın bu ihlalle ilgili olarak Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kurallarını ihlal ettiğini tespit etti. Meta’nın, düz metin olarak saklanan şifrelerle ilgili veri ihlalini DPC’ye “gecikmeksizin” bildirmediği ve bu ihlali düzgün şekilde belgelendirmediği sonucuna varıldı. Ayrıca, kullanıcı şifrelerinin yetkisiz erişimden korunmasını sağlayacak uygun teknik önlemler alınmadığı gerekçesiyle GDPR’nin ihlal edildiği belirtildi.

DPC Başkan Yardımcısı Graham Doyle, şifrelerin düz metin olarak saklanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu şifrelerin kullanıcıların sosyal medya hesaplarına erişim sağlayacak kadar hassas olduğunu vurguladı. Bu durumun, şifrelerin kötüye kullanımına yol açabileceğini ifade etti.

Para cezasına ek olarak, DPC Meta’ya resmi bir uyarı da verdi. Bu uyarının Meta için ne anlama geleceği, DPC’nin nihai kararını ve ilgili bilgileri yayımlamasıyla daha netleşecek. Bu ihlal, Meta’nın veri güvenliği konusundaki zafiyetlerini ortaya koyarken, şirketin gelecekte daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.

SoftBank, çalışanlarının maaşlarını e-cüzdanlara yatıracak!

PayPay, Japonya’nın en büyük mobil ödeme uygulaması olup, SoftBank’ın bir yan kuruluşu olan LY Corporation’a ait.

Bu yenilikçi adım, çalışanların maaş ödeme seçeneklerini artırarak, PayPay’in ekonomik ekosistemini genişletmeyi hedefliyor. Ağustos ayında bu dijital maaş ödeme planı duyurulmuş ve aynı gün Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı, SoftBank’a dijital maaş ödemeleri yapabilmesi için gerekli izinleri vermişti.

Bu uygulama, Japonya’da bir ilk olma özelliği taşıyor. Asya’da özellikle gig ekonomisi ve serbest çalışanlar sıklıkla QR kodlar veya e-cüzdanlar aracılığıyla ödeme alsa da, maaşların bankalara yatırılması genel norm olarak kabul ediliyor. Ancak bu yeni sistemle maaşlar doğrudan dijital cüzdanlara aktarılabilecek ve çalışanlar paralarını diledikleri gibi kullanabilecek.

Bakanlık, dijital maaş ödemeleri için bazı kurallar getirdi. Örneğin, bir e-cüzdan hizmeti iflas ederse maaşların geri ödenmesi zorunlu. Bununla birlikte, e-cüzdanlarda meydana gelebilecek sistem arızaları veya siber saldırılar konusunda daha net düzenlemeler bulunmuyor. Özellikle 2020’de PayPayin bir siber saldırıya uğraması, bu konudaki endişeleri artırdı. Ayrıca, maaşların nakde çevrilemeyen puan ve kripto para türleriyle ödenmesi de yasaklandı.

Çalışanlar dijital maaş ödeme sistemine geçmek zorunda değil; isteyenler geleneksel banka hesaplarına maaşlarını almaya devam edebilecek. Ayrıca, maaşların bir kısmının e-cüzdana, bir kısmının ise banka hesabına yatırılması da mümkün olacak.

Şu anda PayPay Paycheck hizmeti, 200.000 Japon yenine (yaklaşık 47.000 Türk Lirası) kadar olan maaşlar için geçerli. Ancak bu parayı geleneksel bir bankaya aktarmak isteyen kullanıcılar, işlem başına 100 yen (Yaklaşık 23 Türk Lirası) ücret ödemek zorunda kalacak.

SoftBank’ın Japonya’daki 65.000 çalışanı, bu sistemi hızla büyütmek için büyük bir potansiyel sunuyor. Şirketin, gelecekte bu sistemi SoftBank dışındaki işletmelere de yayması bekleniyor.

PayPay, 2023 mali yılında SoftBank’ın gelirlerinin yüzde dört oranında katkı sağlayarak 216 milyar yen (1.49 milyar dolar) kazandırsa da, aynı yıl 5 milyar yen (34.55 milyon dolar) zarar etti.

SoftBank, PayPay’i grup sinerjileri ile büyütmeyi ve diğer finansal hizmetleri güçlendirmeyi stratejisinin bir parçası olarak görüyor.

Starlink, 4 Milyon aboneyi aşmayı başardı!

Starlink, 2023 yılı ilerleme raporunda 2,3 milyon aboneye sahip olduğunu açıklamıştı, ancak bu sayı sadece birkaç ay içinde iki katına çıktı.

Astronom Jonathan McDowell’a göre, şu anda Dünya yörüngesinde 6.426 Starlink uydusu bulunuyor ve bunların 6.371’i aktif durumda. SpaceX, yeni uyduları hızla fırlattığı için bu sayının kısa süre içinde daha da artması bekleniyor. Son olarak 25 Eylül’de 20 yeni uydu fırlatıldı ve bir sonraki fırlatma 2 Ekim’de yapılacak.

Şirketin yıllık geliri 6 milyar doları aştı

Bazı raporlara göre, şirketin yıllık geliri 6 milyar doları aştı. SpaceX CEO’su Elon Musk, bu gelirin Starship projelerinin finansmanında temel kaynak olduğunu ifade etti. Ancak, şirketin başarısı her kesimde memnuniyetle karşılanmıyor. Astronomlar, şirketin uyduların parlaklığını azaltmak için adımlar atmasına rağmen, ikinci nesil uyduların istemeden elektromanyetik radyasyon sızdırarak radyo astronomi gözlemlerini olumsuz etkilediğini bildiriyor.

SpaceX hücresel Starlink

Starlink, uydu internet pazarında yalnız değil. Eutelsat ile kısa süre önce birleşen OneWeb, 634 uydusu ile hizmet veriyor ve bunların 632’si aktif durumda. OneWeb, 30 Eylül’de Vandenberg Uzay Üssü’nden bir SpaceX Falcon 9 roketi ile yeni bir uydu grubunu fırlatmayı planlıyor.

Starlink ve OneWeb, farklı yörüngelerde faaliyet gösteriyor. OneWeb uyduları yaklaşık 1.200 km’de, Starlink uyduları ise 550 km yükseklikte bulunuyor. Ayrıca, Starlink genellikle bireysel kullanıcılara hizmet verirken, OneWeb daha çok ticari müşterilere odaklanıyor. Bu da Starlink’in 4 milyon aboneye ulaşmasındaki temel nedenlerden biri.

Elon Musk’ın sahibi olduğu girişimin karşılaşacağı bir diğer rakip ise Amazon’un Project Kuiper projesi olacak. Kuiper, 2026’ya kadar 3.232 uydudan oluşan bir takımyıldızını yörüngeye yerleştirmeyi hedefliyor, ancak ticari hizmetlerin 2025’e kadar başlaması beklenmiyor. Bu da Musk’ın girişimine abone sayısını artırmak için önemli bir süre kazandırıyor.

Yerli girişimciler, Big Bang Londra Demo Day etkinliğinde yatırımcılarla bir araya geldi

İTÜ ARI Teknokent, Türkiye’den girişimcilerin küresel büyümelerini desteklemek için Londra’da “Big Bang Londra Demo Day” etkinliğini düzenledi. Bu etkinlik, Türkiye’nin en büyük girişimcilik buluşması olan Big Bang Startup Challenge’ın ilk uluslararası versiyonu oldu. 26 Eylül’de Londra’da gerçekleşen etkinlikte, 15 girişim, 60’tan fazla global yatırımcıyla görüşme fırsatı buldu ve 40 milyon sterlinlik yatırım aradı.

Başarılı yerli girişimler, Big Bang Londra Demo Day etkinliğinde yatırımcılarla buluştu

Etkinliğin açılış konuşmasını İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş yaptı. Dikbaş, İTÜ ARI Teknokent’in girişimlerin globalleşmesini destekleme hedefiyle hareket ettiğini ve bu etkinlikle Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminin uluslararası arenadaki gücünü sergilemeyi amaçladığını belirtti.

Başarılı yerli girişimler, Big Bang Londra Demo Day etkinliğinde yatırımcılarla buluştu.
Başarılı yerli girişimler, Big Bang Londra Demo Day etkinliğinde yatırımcılarla buluştu.

T.C. Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş da etkinlikte konuşma yaptı ve Türk girişimcilerin İngiltere üzerinden küresel pazarlara açılmak için yatırım ve işbirliği fırsatları aradığını vurguladı. Ertaş, bu girişimlere destek olmak için çalıştıklarını ve İTÜ ARI Teknokent’in girişimciler için doğru bağlantıları kurmada önemli bir rol oynadığını belirtti.

Etkinliğe katılan 15 girişim, otomotivden sağlığa, sürdürülebilirlikten eğitime kadar çeşitli alanlarda teknoloji geliştiriyor. Etkinlik, Türkiye’den girişimlerin uluslararası başarılarına ışık tutarken, İTÜ ARI Teknokent’in girişimcilere sağladığı sürekli desteği de gösterdi.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi yerli girişimleri takip ediyorsunuz? Cevaplarınızı aşağıdaki yorumlar bölümünden bizimle paylaşabilirsiniz.

Ofise dönüş kararının ardından Amazon çalışanlarının çoğu iş değiştirmeyi düşünüyor!

Blind isimli, teknoloji sektöründeki çalışanların yer aldığı bir forumda 2.500’den fazla Amazon çalışanıyla yapılan ankete göre, sadece yüzde dokuzu ofise dönüş kararından memnun. Ayrıca, çalışanların yüzde 73’ü bu politika nedeniyle iş değiştirmeyi düşündüğünü belirtti.

Özellikle uzaktan çalışmak üzere işe alınanlar için bu karar büyük bir sorun teşkil ediyor. Bir Amazon çalışanı, “Uzaktan çalışmak üzere işe alındım ve ofise yakın bir yerde yaşamıyorum. Ailem burada ve taşınmayı düşünmüyorum. Üstelik altı ay sonra işten çıkarılma riskim de var. Bu nedenle taşınmak bana mantıklı gelmiyor.” şeklinde yorumda bulundu. Ankete katılanların yüzde 32’si, ofise dönüş politikası nedeniyle bir arkadaşlarının istifa ettiğini belirtirken, yüzde 80’i ise bu karardan dolayı başka iş arayan kişiler tanıdıklarını söyledi.

Blind, aldığı önlemlerle yüksek doğruluk oranı sunuyor

Blind platformunun özelliği, çalışanların iş yerindeki e-posta adresleriyle hesap açmaları gerektiği için, Amazonda çalıştığını söyleyen kişilerin bu bilgileri doğrulanıyor. Bu nedenle, anket bilimsel olmasa da oldukça güvenilir bir gösterge kabul ediliyor. Fortune tarafından yayımlanan bir habere göre, çalışanlar iç anketlerde de bu karara karşı olduklarını dile getiriyorlar.

Amazon çalışanları, ofise dönüş kararının iş-yaşam dengelerini bozduğunu ve bu durumun hayat kalitelerini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Bazı çalışanlar, bu politikaların çocuk sahibi olma kararlarını bile etkilediğini ifade ediyor. Diğer yandan, sadece çalışanların değil, yeni işe alımların da bu karardan etkilendiği belirtiliyor. Bir Microsoft çalışanı, Amazon’un işe alımlarda zorlandığını ve adayların bu karardan sonra iş görüşmelerini iptal ettiklerini bildirdi.

Amazon, ofise dönüş zorunluluğunu getiren tek teknoloji şirketi olmasa da, diğer şirketler bu konuda daha esnek davranıyor. Ancak sektör genelinde benzer politikaların benimsenmesi durumunda, evden çalışmayı tercih edenler için seçeneklerin azalacağı öngörülüyor.

Uber otonom taksiler için Abu Dabi’yi seçti

Uber’in otonom araçlara olan artan ilgisi, Çinli WeRide ile yapılan anlaşmanın ardından ilginç bir boyuta taşındı. Yeni duyurulan stratejik ortaklık kapsamında Guangzhou merkezli şirketin otonom taksileri, Birleşik Arap Emirlikleri’nden başlayarak, toplu taşıma devinin platformuna taşınacak.

Uber otonom taksiler için operasyonu başlatıyor

Emirates’ten ilk faydalanacak olan yerin Abu Dabi olması planlanıyor. Hizmetin bu yılın sonlarına doğru başlatılması planlanıyor. Uber, WeRide robotaksisinin “özel sayıda” kullanıma sunulacağını ve tüketicilere uygulama üzerinden yolculuk talebinde bulunduklarında bunlardan birinin sunulabileceğini doğruladı. Otonom araçlardan (AV) birini tercih etmemeleri durumunda, bunun yerine şoförlü bir araç sunulacak.

WeRide, 2023’te orada faaliyet göstermek için önemli bir lisans alarak BAE’de halihazırda önemli bir varlık oluşturdu. İzin, şirketin ülke çapında Seviye 4 otomasyonlu araçlar çalıştırmasına olanak tanıyor; bu, dünyada bu kadar geniş bir erişime sahip olan ilk araç. Otomotiv Mühendisleri Derneği, Seviye 4’ü bir aracın belirli bir lokasyonda kendi kendine hareket etmesi olarak tanımlıyor.

Ancak önemli olan, yeni anlaşmayı duyurmak için yayınlanan basın materyallerinde, ilişkinin BAE’de başlayacağı belirtilirken, “ortaklığın ABD veya Çin’de herhangi bir lansmanı öngörmediği” de açıklığa kavuşturuldu. İki ülke arasındaki, özellikle otomotiv cephesindeki mevcut soğuk ilişkiler göz önüne alındığında bu muhtemelen şaşırtıcı değil. Başkan Biden, Çin’de geliştirilen belirli yazılım ve donanımlara sahip bağlantılı ve otonom araçların satışını ve ithalatını yasaklama önerilerini açıkladı.

BAE anlaşması, WeRide’ın kurucusu ve CEO’su Tony Han: “Teknolojimizi küresel pazarlara taşımaya devam etmek için Uber ile ortaklık yapmaktan onur duyuyoruz. Birlikte, küresel bir kitleye çok ihtiyaç duyulan, uygun fiyatlı, sürdürülebilir ve güvenli mobilite çözümleri sunmak için kolektif deneyimimizi ve uzmanlığımızı birleştirmeyi hedefliyoruz” dedi. Şirket, Çin merkezli olmasına rağmen ABD’de halka açılmayı hedefliyor ancak halka arzı ertelendi.

Uber CEO’su Dara Khosrowshahi: “Mobilitenin geleceğinin giderek daha fazla paylaşımlı, elektrikli ve otonom olacağı açık ve WeRide gibi önde gelen AV şirketleriyle birlikte çalışarak otonom teknolojinin faydalarını dünyanın dört bir yanındaki şehirlere ulaştırmaya yardımcı olmayı dört gözle bekliyoruz.” dedi.

Uçan araba karayolu seyahat için hazır

Uçan araba Pal-V Liberty, karayolu seyahatine hazır hale getirilmesinin üzerinden dört yıl geçtikten sonra ilk Periyodik Teknik Muayenesini (PTI) tamamladı. PTI, Hollanda’daki çoğu yol aracı için zorunlu bir muayenedir ve Hollanda Araç Otoritesi tarafından onaylanmıştır. Test, aracın yola elverişli, çevresel olarak güvenli ve doğru şekilde kayıtlı olup olmadığını kontrol ediyor.

Uçan araba karayolu testleri yapıldı

Pal-V Liberty, 2020 yılında Avrupa yol sertifikasını alarak uçan arabanın halka açık yollarda kullanılmasına olanak sağladı. Hollanda’daki PTI onayı, Avrupa yollarında dört yıl sürüşün ardından alındı.

Pal-V CEO’su Robert Dingemanse: “B2B, B2G ve özel müşteriler için güvenli, güvenilir ve sürdürülebilir FlyDrive çözümleri tasarlama ve üretme konusundaki benzersiz yeteneğimizi vurgulayan Pal-V Liberty’nin başarılı PTI’sini duyurmaktan heyecan duyuyoruz. Dört yıl önce, yol sertifikamızla tarih yazdık ve bugün küresel olarak fly-drive mobilite çözümü pazarına liderlik etmeye devam ediyoruz” dedi.

Pal-V Liberty, nispeten küçük, sabit kanatlara ve onu ileriye doğru iten, aracın tepesindeki rotorun dönmesini sağlayan bir arka pervaneye sahip bir jiroplan.  Helikopterle uçak arasında bir yere sahip olan aracın kalkış ve iniş yapabilmesi için bir havaalanına ihtiyaç duyuluyor ve 200 beygir gücünde bir motorla çalışıyor. İki kişilik aracın kara menzili 1.300 km, azami hızı 160 km, uçuş menzili ise 11 bin feet azami irtifada 500 km’ye kadar çıkabiliyor. Şirket, karayolu sürüşünden uçmaya geçişin beş dakika sürdüğünü söylüyor.

Pal-V ile Breda Uluslararası Havalimanı’nın sahibi Forum Group, havalimanında uçan araçlar için bir montaj ve teslimat merkezi kurmak konusunda yakın zamanda anlaştı. Hollanda’nın güneyindeki havalimanı, Pal-V montaj ve teslimat merkezine ev sahipliği yapacak ilk Avrupa havalimanı olacak. Forum Grubu, havaalanını bir mobilite inovasyon merkezine dönüştürmek için bir strateji geliştirdi.  Pal-V (kişisel hava ve kara taşıtı) aracı Liberty, kamu yollarında kullanılmak üzere sertifikalandırıldı ve bu yıl havacılık sertifikasını almayı bekliyor.

Meta inovasyon savaşında Apple’la rekabet ediyor

0

Öncelikle şirketin Quest ürün serisini güvenle genişlettiğini gördük. Quest 3S’in fiyatı 299 dolar olacak ve Ekim ayında gönderilecek. Meta inovasyon süreci içinde Quest 3’ün daha düşük maliyetli bir versiyonu ancak Quest 3’ün yapabildiği her şeyi yapabiliyor, özellikle gerçek zamanlı geçiş. Yani çevrenizi görebiliyor ve onlarla etkileşime girebiliyorsunuz.

Meta inovasyon adımlarını Meta Connect 2024’te sergiledi

Meta ayrıca daha üst düzey Quest 3’ün fiyatını düşürdü ve sahip olduğum 649 dolarlık 512 GB modeli 500 dolara düşürdü. Meta inovasyon konulu açıklamada, Zuckerberg bu bölümü Apple’ın aşırı pahalı Vision Pro cihazlarına dolaylı bir gönderme yaparak bitirdi. Açıklamada: “Sadece en son teknolojiyi genişletmek için yenilik yapmıyoruz. Ayrıca herkese ulaştırmak için ilerliyor ve yenilik yapıyoruz.” dedi. Ancak daha fazlası vardı. Meta’nın AI asistanıyla donatılmış Meta Ray-Ban akıllı gözlükler vardı . Gözlükler anında çeviriler yapabilir, şeyleri hatırlayabilir, nesneleri tanımlayabilir ve hatta Be My Eyes ortaklığıyla kör insanlar için göz görevi görebilir.

Zuckerberg ayrıca Project Orion’un bir geliştirme prototipini de gösterdi. Bunlar, gerçek lenslerden gördüğünüz tam holografik gözlüklerdir ve holografik görüntü oluşturucular gözleriniz ile lensler arasına grafikler yerleştiriyor. El hareketleri, ses tanıma ve hatta bilek hareketlerini kaydeden bir sinirsel arayüz kullanıyor. Meta inovasyon sayesinde, Zuckerberg, Meta AI teklifinden, neyin gerçek olduğunu sorgulamanıza neden olacak iki güçlü derin sahte özelliği gösterdi. İlk olarak, Meta gerçek bir kişinin AI avatarını yarattı ve AI, gerçek kişiyle görüntülü görüşme yoluyla konuşuyormuşsunuz gibi davrandı. Dudak hareketi, yüz ifadesi ve baş hareketi doğal ve gerçekçi görünüyordu.

Sonra, Zuckerberg Reels için gerçek zamanlı çeviri dublajlama özelliğini gösterdi. Burada bir reels’i İngilizce kaydedebilirsiniz, ancak yazılım sizi İspanyolca konuşurken gösterecektir (ve tam tersi). Bir kez daha, tüm yüz ve dudak hareketleri konuşmayla mükemmel bir şekilde senkronize edildi.

X engelleme özelliğini kaldırıyor

X CEO’su Elon Musk, haftanın başlarında X’in engelleme özelliğini  bıraktığını duyurdu. Yakında, engellediğiniz kullanıcılar gönderilerinizi tekrar görüntüleyebilecek.

Web geliştiricisi Nina Owji: ” X, mevcut engelleme butonunu kaldırmak üzere, yani eğer bir hesap herkese açıksa, gönderileri engellenen kullanıcılar tarafından da görülebilecek” şeklinde bir paylaşım yaptı. Musk’ın cevabı: ” Bunun gerçekleşmesinin zamanı geldi. Engelleme işlevi, söz konusu hesabın herkese açık gönderilerle etkileşime girmesini engelleyecek, ancak bunları görmesini engellemeyecek” oldu.

X engelleme özelliğini sonlandırıyor

Bazı insanlar X’i katlanılabilir kılmak için blok kullanıyor.  Ancak Musk, bu hareketin platformun şeffaflığını artıracağına inanıyor. Gerçekten mi? Kullanıcıların hangi içeriği görmek istediklerini ve görmek istemediklerini seçmelerine olanak sağlamak şeffaflığa eşit mi? Kate Conger ve Ryan Mac’in yeni kitapları Karakter Sınırı: Elon Musk Twitter’ı Nasıl Yok Etti’de belirttiği gibi Musk, Fox News sahibi Rupert Murdoch’un konuğu olarak 2023 Super Bowl’a gittiğinde, Başkan Biden’ın maçla ilgili tweet’inin kendi tweet’inden çok daha fazla görüntülenmesi nedeniyle üzgündü. Musk, ofisine geri dönmek için erken ayrıldı ve düzinelerce çalışan, Biden’ın kendisinden neden daha fazla görüntülenme aldığını açıklamak üzere bir gece kendisiyle görüşmek üzere çağrıldı. Sonuç? X’in algoritmasını değiştirdiler, bu yüzden onu takip etmeseniz bile Musk’ın tweet’lerini sık sık göreceksiniz.

Musk zayıflatılmış engellemeyi sürdürmekte ısrar ederse, daha fazla kullanıcı X’ten kaçacak. ABD’de günlük aktif X kullanıcıları Şubat 2024’te 27 milyona düştü, bir yıl öncesine göre yüzde 18 ve Musk’ın Kasım 2022’de görevi devralmasından bu yana yüzde 23 düştü.

Türkiye, güneş enerjisindeki kurulu gücünü 2035’te 53 GW’a çıkaracak!

Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım atağını sürdürürken, özellikle güneş enerjisi alanında parlak bir gelecek hedefliyor. Günümüz itibarıyla 18,5 gigavat (GW) olan güneş enerjisi kurulu gücünü, 2035 yılına kadar 53 GW’a çıkarmayı amaçlayan ülkemiz, bu hedefe ulaşması durumunda temiz enerji üretimi konusunda önemli bir sıçrama yapacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Türkiye, güneş enerjisindeki kurulu gücünü 2035’te 53 GW’a çıkarmayı hedefliyor

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED), Türkiye’nin bu iddialı hedefe ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. Ülkemizin coğrafi konumu ve güneşlenme süresi, Avrupa’nın birçok ülkesine göre büyük avantaj sağlıyor.

Türkiye, güneş enerjisindeki kurulu gücünü 2035’te 53 GW’a çıkarmayı hedefliyor.

Ancak hedefe ulaşmak için aşılması gereken bazı zorluklar da mevcut. Her yıl ortalama 3-3,5 GW arasında yeni güneş enerjisi santrali kurulumu gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu da, finansal desteklerin artırılması, arazi temini konusunda kolaylıklar sağlanması ve enerji nakil hatlarının güçlendirilmesi gibi adımların atılmasını gerektiriyor.

Türkiye, güneş enerjisi potansiyelini tam olarak değerlendirebildiği takdirde, hem enerjide dışa bağımlılığını azaltabilir hem de daha temiz ve sürdürülebilir bir geleceğe önemli bir adım atmış olur.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Mars’ın kayıp atmosferi hakkında önemli bir teori ortaya atıldı

0

Kızıl Gezegen Mars, günümüzdeki kurak ve çorak görünümünün altında, bir zamanlar Dünya’ya benzeyen, sulak ve kalın bir atmosfere sahip, yaşam barındırma potansiyeli yüksek bir gezegendi. Ancak milyarlarca yıl önce, henüz tam olarak anlayamadığımız bir süreçle bu canlılığını yitirdi. Irmakları ve gölleri kurudu, atmosferi ise neredeyse yok oldu. Bilim dünyası, Mars’ın bu dramatik dönüşümünün gizemini çözmek için uzun yıllardır araştırmalar yürütüyor.

Mars’ın kayıp atmosferi hakkında büyük iddia

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’ndeki jeologlar, yaptıkları son araştırmada şaşırtıcı bir cevap bulmuş olabilirler. Bu cevaba göre, Mars’ın kayıp atmosferi aslında yok olmadı, sadece farklı bir forma dönüşerek gezegenin yüzeyini kaplayan kil tabakasının içinde hapsoldu.

Mars'ın kayıp atmosferi hakkında büyük bir iddia ortaya atıldı.
Mars’ın kayıp atmosferi hakkında büyük bir iddia ortaya atıldı.

Peki bu nasıl gerçekleşti? Araştırmacılar, Mars’ın geçmişinde bolca bulunan suyun, yüzeydeki olivin adı verilen bir tür magmatik kayaçla etkileşime girdiğini düşünüyor. Bu etkileşim, atmosferdeki karbondioksitin (CO2) suya karışarak karbonik asit oluşturmasına ve bu asitin de olivini aşındırarak smektit adı verilen bir tür kil minerali oluşturmasına yol açmış olabilir.

Smektit kilinin önemli bir özelliği ise, oluşumu sırasında atmosferdeki karbondioksiti bünyesine hapsederek metan gazına dönüştürebilmesidir. MIT araştırmacıları, Mars’ın kil tabakasının kalınlığı ve yaygınlığı göz önüne alındığında, gezegenin geçmişte çok daha yoğun olan atmosferinin %80’ine kadarının bu şekilde smektit mineralleri içinde hapsolmuş olabileceğini tahmin ediyorlar.

Bu bulgular, Mars’ın geçmişine dair önemli ipuçları sunmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki insanlı görevler için de yeni olasılıklar ortaya koyuyor. Eğer Mars’ın kil tabakasında bol miktarda metan gazı depolanmışsa, bu gaz gelecekteki Mars kolonileri için enerji kaynağı olarak kullanılabilir.

Elbette bu sadece bir hipotez ve kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Ancak Mars’ın kayıp atmosferinin gizemini çözmeye bir adım daha yaklaşmış görünüyoruz.

Nvidia RTX 5090 grafik teknolojisinde çığır açabilir!

0

Teknoloji dünyası, Nvidia’nın merakla beklenen yeni nesil ekran kartları olan GeForce RTX 50 serisine kilitlenmiş durumda. Özellikle serinin amiral gemisi modelleri RTX 5090 ve RTX 5080, performans meraklılarını heyecanlandıran sızıntılarla gündemde.

Nvidia RTX 5090 grafik teknolojisinde çığır mı açacak?

İddialara göre RTX 5090, 32 GB GDDR7 bellek ve 600W güç tüketimiyle sınırları zorlayacak. Bu devasa bellek kapasitesi, 512 bit’lik bir arayüzle birleştiğinde 2.00 TB/s’ye ulaşabilen dudak uçuklatan bir bant genişliği sağlayacak.

Nvidia RTX 5090 grafik teknolojisinde çığır açabilir!
Nvidia RTX 5090 grafik teknolojisinde çığır açabilir!

Diğer yandan RTX 5080, daha mütevazı ancak yine de etkileyici bir profil çiziyor. 16 GB GDDR7 belleğe ve 400W güç tüketimine sahip olacağı söylenen kartın, önceki nesle göre performansta önemli bir sıçrama yapması bekleniyor. Her iki kartta da kullanılacak olan yeni nesil GDDR7 bellek teknolojisi ve geliştirilmiş mimari, oyunlarda ve diğer yoğun grafik uygulamalarında önemli performans artışları vaat ediyor.

Nvidia’nın bu yeni canavarları ne zaman piyasaya süreceği henüz netlik kazanmasa da, 2025’in başlarında düzenlenecek CES etkinliğinde resmi olarak tanıtılması bekleniyor. Eğer sızıntılar gerçeği yansıtıyorsa, RTX 50 serisi ekran kartları, oyun ve teknoloji dünyasında yeni bir çığ açmaya hazırlanıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Nvidia firmasının yeni nesil ürünleri sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nomini sohbet robotları için teknoloji inşa ediyor

0

OpenAI, o1 modelinin artan düşünceliliğiyle övünürken, küçük, kendi kendini finanse eden girişim Nomi AI aynı türden bir teknoloji inşa ediyor. Matematik problemlerinden tarihsel araştırmalara kadar her şeyi düşünmek için yavaşlayan geniş kapsamlı genelci ChatGPT’nin aksine, Nomi belirli bir kullanım örneğine odaklanıyor: AI yoldaşları. Şimdi, Nomi’nin zaten gelişmiş sohbet robotları kullanıcıların mesajlarına daha iyi yanıtlar formüle etmek, geçmiş etkileşimleri hatırlamak ve daha ayrıntılı yanıtlar sunmak için ek zamana ihtiyaç duyuyor.

Nomini sohbet robotları odaklı geliştirmeler yapıyor

Bu LLM’ler daha karmaşık istekleri daha küçük sorulara bölerek çalışıyor; OpenAI’ın o1’i için bu, karmaşık bir matematik problemini ayrı adımlara dönüştürmek ve modelin doğru cevaba nasıl ulaştığını açıklamak için geriye doğru çalışmasını sağlamak anlamına gelebilir. Bu, yapay zekanın halüsinasyon görme ve yanlış bir yanıt verme olasılığının daha düşük olduğu anlamına geliyor.

LLM’sini şirket içinde kuran ve arkadaşlık sağlamak amacıyla eğiten Nomi ile süreç biraz farklı. Birisi Nomi’sine işte zor bir gün geçirdiğini söylerse, Nomi kullanıcının belirli bir takım arkadaşıyla iyi çalışmadığını hatırlayabilir ve bunun yüzünden üzgün olup olmadığını sorabilir. Nomi kullanıcıya geçmişte kişilerarası çatışmaları nasıl başarıyla azalttığını hatırlatabilir ve daha pratik tavsiyelerde bulunabilir.

Cardinell, “Nomis her şeyi hatırlıyor, ancak yapay zekanın büyük bir kısmı aslında hangi anıları kullanmaları gerektiğiyle ilgili” dedi. Birden fazla şirketin LLM’lere kullanıcı isteklerini işlemek için daha fazla zaman kazandıran teknoloji üzerinde çalışması mantıklı. 100 milyar dolarlık şirketleri yönetiyor olsunlar ya da olmasınlar, yapay zeka kurucuları ürünlerini geliştirirken benzer araştırmalara bakıyorlar.

Cardinell: “Bu tür açık bir iç gözlem adımına sahip olmak, bir Nomi yanıtını yazmaya gittiğinde gerçekten yardımcı oluyor, böylece gerçekten her şeyin tam bağlamına sahip oluyorlar. İnsanlar da konuşurken çalışma hafızamıza sahip oluyor. Hatırladığımız her şeyi aynı anda düşünmüyoruz. Bir şekilde seçip seçme yöntemimiz var” dedi.

Cardinell’in inşa ettiği teknoloji türü insanları ürkütebilir. Belki de bir bilgisayarla savunmasız kalmak konusunda kendimizi tamamen rahat hissedemeyecek kadar çok bilimkurgu filmi izledik; ya da belki de teknolojinin birbirimizle etkileşim kurma şeklimizi nasıl değiştirdiğini çoktan gördük ve o teknoloji dolu tavşan deliğine daha fazla düşmek istemiyoruz. Ancak Cardinell genel halkı düşünmüyor; Nomi AI’nın gerçek kullanıcılarını düşünüyor; onlar genellikle başka yerlerde alamadıkları destek için AI sohbet robotlarına yöneliyorlar.

Runway yapay zeka video içeriği için finansman ayırdı

0

Runway, yapay zeka tarafından üretilen videoyu kullanarak 100’e kadar filmi finanse etmek için 5 milyon dolar ayırdı. Yeni AI film ekosistemini başlatmak için Runway, 100’e kadar orijinal filmi finanse etmek için 5 milyon dolar nakit ve daha fazla hizmet kredisi ayırdı.

Runway’in Hundred Film Fund’ı, şirketin üretken video modelini bir şekilde kullanan herhangi bir video tabanlı projeyi başlatmaya yardımcı olmayı amaçlıyor. Şirket, blog yazısında “Geleneksel fonlama mekanizmaları genellikle daha geniş endüstri ekosistemindeki yeni ve ortaya çıkan vizyonları göz ardı ediyor” diye yazdı.

Runway yapay zeka video içeriklere odaklanıyor

Runway, özellikle “uzun metrajlı filmler, kısa filmler, belgeseller, deneysel projeler, müzik videoları” veya henüz bilinmeyen bir format oluşturan film yapımcılarına hibe olarak vermek üzere kendi parasından 5 milyon dolar ayırıyor. Ödüller ayrıca Runway kredilerinde 2 milyon dolara kadar olacak. Duyuru gönderisinde nakit tarafının “10 milyon dolara kadar büyüme potansiyeli” olduğu söyleniyor. Bunun ne anlama geldiğini sordum ve Runway Kreatif Başkanı Jamie Umpherson, “Bu fonun kapsamına nasıl yaklaştığımız konusunda olabildiğince esnek olmak istiyoruz. Yüz filmle başlıyoruz ancak zamanla daha fazlasını yapmayı umuyoruz.” dedi.

5 milyon doların 100 farklı şekilde adil ve etkili bir şekilde nasıl bölünebileceği konusuna gelince, 1 milyon dolara kadar hibe olasılıkları ortaya atılırken, Umpherson kaçamak cevap vererek, “her proje hibe değerlendirmeleri söz konusu olduğunda kendi özel üretim ihtiyaçlarına göre değerlendirilecektir” dedi.

İyi haber şu ki Runway projeler üzerinde herhangi bir mülkiyet veya kontrol iddia etmeyecek, sadece ödül sahiplerinin iki haftada bir üretim güncellemeleri göndermesini ve Runway’in nihai sonucu uygun gördüğü şekilde sergilemesine izin verecek. Tribeca film festivali kurucu ortağı Jane Rosenthal ve will.i.am gibi danışmanları olacak ve bunlar ödül sahiplerini seçmeye yardımcı olacak ve hatta belki biraz ekstra destek sunacak. Film fonu, “lütfen ürünümüzü kullanın” havasına sahip olsa da daha yeni, deneysel araçların bazen daha geleneksel yapım şirketleri tarafından reddedildiği iddiasında doğruluk payı vardır. Bazen, aksi takdirde fon bulamayan biri tarafından bir teknolojinin o çığır açan kullanımını bulmak için gerçekten de sadece biraz nakit enjeksiyonu gerekir.

Kredi belgeleri yapay zeka ile kontrol edilecek

0

Eski Brex COO’su ve şimdi unicorn fintech’in başında olan Figure, GPT’nin ipotek sektörünü altüst ettiğini söylüyor. Kredi girişimi Figure bugün, ev kredisi sürecini daha verimli hale getirmek için AI araçlarının kullanıma sunulacağını duyurdu. Şirket, kredi belgelerindeki hataları yakalamaya yardımcı olmak için GPT-4 destekli bir AI aracı piyasaya sürecek.

Kredi belgeleri yapay zeka desteğiyle daha hızlı ve doğru kontrol edilecek

2018’de kurulan Figure, tüketicilerin konut sermayesi kredi limitlerini güvence altına almalarına yardımcı olma konusunda uzmanlaşmıştır. Şirket, tamamen çevrimiçi sürecinin normalde 45 günlük bir süreci beş güne sıkıştırdığını iddia ediyor. Figure’in işinin yarısından fazlası, güneş paneli kredi şirketi GoodLeap gibi şirketlere yerleştirildiği B2B’dir.

PitchBook’a göre 1.5 milyar doların üzerinde para toplayan ve son olarak yaklaşık 3 milyar dolar değerinde olan şirket, şimdi yapay zekaya doğru bir hamle yapıyor. Bu strateji, Brex’teki COO’luk görevini bırakıp şirkete katılan yeni CEO Michael Tannenbaum tarafından duyuruldu.

Kendisinin desteklediği temel AI ürünü, kredi verme sürecindeki “bak ve karşılaştır” örneklerine yardımcı olmaktır. Birçok yasal belgede tam olarak aynı olması gereken varlığın benzersiz bir tanımı olan mülk düzeyindeki bir açıklamanın örneğini verdi. Geleneksel olarak, bir insanın açıklamanın aynı olduğundan emin olmak için 60’tan fazla sayfayı incelemesi gerekirdi. Tannenbaum, yeni özelliklerinin belgeleri doğrulamak için gereken manuel emeği ve süreyi büyük ölçüde azalttığını söyledi. Bunun, AI’nın “karmaşık süreçlerden maliyetleri düşürmesinin” bir örneği olduğunu söyledi.

Kredi başvurularındaki kişisel bilgiler göz önüne alındığında, şirketin gizlilik anlaşmalarının kesin olduğundan ve “modellerin müşteri verilerimiz üzerinde belirli bir şekilde eğitilmediğinden” emin olmak için OpenAI ile ileri geri görüşmeler yapması gerektiğini söyledi.

Özellik GPT-4’te çalışsa da baş veri sorumlusu Ruben Padron, şirketin modelden bağımsız sistemler oluşturmayı bir öncelik haline getirdiğini vurguladı. adron, Figure’ın geleceğinde çok daha fazla AI teklifi görüyor ve kredi başvuru sürecini ne kadar otomatikleştirebilirlerse hata veya önyargı olasılığının o kadar az olacağını vurguluyor.

Artık bu şifreleri kredi kartınızda kullanamayacaksınız!

0

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), artan dolandırıcılık vakaları karşısında yeni önlemler almaya hazırlanıyor: Kurum, bankamatik ve kredi kartınızda kolay tahmin edilebilen şifrelerin kullanımını yasaklayacağını duyurdu. İşte yasak kapsamına girecek olan şifre kombinasyonları…

Kredi kartınızda şifre değiştirme zamanı gelmiş olabilir!

Son yıllarda yükselen enflasyonla birlikte kredi ve banka kartı kullanımı hızla artarken, bu durum beraberinde hırsızlık ve dolandırıcılık vakalarının da artmasına neden oldu. Bankaların mevcut güvenlik önlemlerinin yetersiz kalması üzerine BDDK harekete geçti.

Yapılan araştırmalar, birçok müşterinin basit ve tahmin edilmesi kolay şifreler kullandığını ortaya koydu. Bu kapsamda, sıkça tercih edilen ‘1453, ‘1923’ gibi tarihi öneme sahip yıl kombinasyonlarının yanı sıra, ‘1234,’ ‘0000’ gibi ardışık veya tekrar eden rakamlardan oluşan şifrelerin de yasaklanması planlanıyor.

BDDK’nın bu kararı, finansal güvenliği artırmayı ve tüketicileri olası dolandırıcılık vakalarından korumayı amaçlıyor. Önümüzdeki dönemde uygulamaya konulması beklenen bu yeni düzenlemeyle birlikte, vatandaşların daha karmaşık ve güvenli şifreler belirlemesi zorunlu hale gelecek.

Uzmanlar, bu adımın doğru yönde atılmış önemli bir hamle olduğunu belirtirken, tüketicilere de şifrelerini düzenli olarak değiştirmeleri ve mümkün olduğunca karmaşık kombinasyonlar kullanmaları tavsiyesinde bulunuyor. Ayrıca, bankalar da müşterilerine yönelik bilinçlendirme çalışmalarını artıracaklarını açıkladı.

Bu gelişmeler ışığında artık ünlülerin doğum tarihleri, tarihi olayları anımsatan kombinasyonlar, ünlü kulüplerin kuruluş tarihleri gibi 4’lü kombinasyonlar da yasaklanmış olacak.

Quantum Systems İHA finansmanı aldı

0

Münih merkezli drone üreticisi Quantum Systems, Notion Capital ve Porsche Automobil Holding SE’den gelen yeni yatırımlarla ek bir B serisi finansman turunu tamamladı. Mevcut yatırımcılar da tura katılarak toplam finansmanını 110 milyon doların üzerine çıkardı.

Şirket, Ekim 2023’te yaptığı açıklamada, başlangıçta HV Capital ve DTCP’nin liderlik ettiği, ardından Project A, Thiel Capital, ScaleUp Fonds Bayern, Omnes Capital ve Airbus Ventures’ın geldiği turda başlangıçta yaklaşık 71 milyon dolar toplandığını söyledi.

Quantum Systems İHA finansmanı ile geliştirmelere devam edecek

Quantum, yeni yatırımları “uluslararasılaşma çabalarını hızlandırmak ve daha fazla inovasyonu finanse etmek” için kullanmayı planlıyor. Sermaye, üretim kapasitelerini artırmak ve özellikle yazılım ve yapay zekaya odaklanarak araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmak için kullanılacak.

Quantum CEO’su ve kurucu ortağı Florian Seibel: “Yeni yatırımcılarımız Porsche SE ve Notion’ın desteğiyle sadece fon sağlamıyoruz; Avrupa’nın teknolojik egemenliği, güvenliği ve dayanıklılığı için elzem olan inovasyonu yönlendirecek ortaklıklar kuruyoruz. Bu yatırım, endüstrileri yeniden tanımlama ve kalıcı etki yaratma misyonumuza olan güveni vurguluyor. Bu yolculukta bizi destekleyen tüm yatırımcılarımıza minnettarım. Ancak bir şey kesin: güvenlik olmadan hiçbir şey değerli değildir” dedi.

Şirket, yapay zeka destekli Quantum dronlarının madencilik, inşaat, tarım, kamu hizmetleri, kamu güvenliği ve savunma gibi çeşitli endüstrilerde kullanıldığını ve bu sektörlerde havadan sensör verilerinin yakalanması, analizi ve ek işlenmesinin özellikle önemli olduğunu belirtti.

Quantum’un sistemleri arasında yer alan Trinity Pro drone’u ticari haritalama amaçlı kullanıma yönelik tasarlanırken, Vector, Scorpion ve Twister küçük insansız hava aracı sistemleri (sUAS) ve Trinity Tactical drone’u ise askeri amaçlı kullanıma yönelik üretiliyor. Quantum ve Airbus Defence & Space yakın zamanda Almanya’nın Manching kentindeki Airbus Drone Center’da AI kontrollü yedi drone’luk bir sürünün başarılı bir şekilde konuşlandırılmasını tamamladı. Ayrıca Vector İHA’ları, Ukrayna’daki savaş alanlarında olduğu gibi GPS’in engellendiği koşullarda otonom olarak ortak keşif ve hedef tespit görevlerini yerine getirebiliyor.

E-atık geri dönüşümü için çığır açan buluş!

0

Rice Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, elektronik atıklardan veya e-atıklardan metalleri geri dönüştürmek için çığır açan bir yöntem geliştirdiler. Yeni yöntemleri, metal geri kazanımının verimliliğini artırmayı hedefliyor. Ayrıca, geleneksel olarak metal geri dönüşüm süreçleriyle ilişkilendirilen çevresel etkiyi azaltmayı vaat ediyor.

E-atık geri dönüşümü ile metal kazanımı

Profesör James Tour liderliğindeki araştırmacılar, çalışmada “Metal geri dönüşümü, kritik metallerin kıtlığını hafifletmede ve birincil madenciliğe olan bağımlılığı azaltmada önemli bir rol oynuyor” dedi. Hidrometalurji ve pirometalurji gibi geleneksel geri dönüşüm yöntemleri birçok zorlukla karşı karşıya. Çalışmada: “Mevcut sıvı hidrometalurji, sorunlu ikincil atık akışlarıyla birlikte önemli miktarda su ve kimyasal tüketimini içerirken , pirometalurji seçicilikten yoksundur ve önemli miktarda enerji girişi gerektirir” ifadeleri yer aldı. Ancak Rice Üniversitesi’nin yeni yöntemi bu sorunları ortadan kaldırıyor. Sıcaklıkların hassas bir şekilde kontrol edilmesine olanak sağlıyor ve böylece su, asit veya diğer çözücülere ihtiyaç duymadan metallerin hızlı bir şekilde ayrılmasını sağlıyor. Tour: “Süreçlerimiz operasyonel maliyetlerde ve sera gazı emisyonlarında önemli azalmalar sağlıyor ve bu da onu sürdürülebilir geri dönüşümde önemli bir ilerleme haline getiriyor” dedi.

Bu yenilikçi teknik, Tour’un daha önce yaptığı, flaş Joule ısıtması (FJH) olarak bilinen bir işlemle ilgili çalışmalarının bir uzantısıdır. FJH, elektrik akımı kullanılarak malzemelerin aşırı yüksek sıcaklıklara hızla ısıtılmasıdır. Bu, malzemelerin değerli metallerin çıkarılmasına olanak veren dönüşümlere uğramasına neden olur. Araştırmacılar, bir basın bülteninde, “Araştırmacılar, galyum, indiyum ve tantal gibi değerli metalleri e-atıklardan çıkarmak için FJH klorlama ve karboklorlama işlemlerini uyguladılar” ifadelerini kullandı.

Araştırma ekibi, kapasitörlerden tantal, atık ışık yayan diyotlardan (LED’ler) galyum ve kullanılmış güneş iletken filmlerinden indiyum çıkararak yaklaşımlarının etkinliğini kanıtladı. Reaksiyon koşullarını hassas bir şekilde kontrol ederek ekip, yüzde 95’i aşan bir metal saflığı ve yüzde 85’i aşan bir verim elde etmeyi başardı. Bu yeni tekniğin metal geri dönüşümü için önemli etkileri vardır. Bu atılımın etkileri çok geniş kapsamlıdır. Teknolojik ilerlemeleri ve sürdürülebilir kalkınmayı engelleyen kritik metal kıtlığı sorununu hafifletme potansiyeline sahiptir.