Yapay zeka merkezli bu yeni standardın oluşturulmasında Çin’in önde gelen şirketleri Ant, Baidu ve Tencent ile ABD merkezli teknoloji devleri Google, Meta ve Microsoft birlikte çalıştı.
‘Büyük Dil Modelleri İçin Tedarik Zinciri Güvenlik Gereksinimleri’ adıyla duyurulan inisiyatif, bugün Şanghay’daki Dünya Dijital Teknoloji Akademisi’nde (WDTA) tanıtıldı.
Standart, LLM’lerin tüm yaşam döngüsünü kapsayarak veri sızıntıları, model manipülasyonu ve tedarikçi uyumsuzluğu gibi güvenlik risklerini önlemeyi hedefliyor. Kılavuzun taslağını ve gözden geçirilmesini, ABD ve Çinli şirketlerin yanı sıra, Cloud Security Alliance Greater China Region ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi gibi önde gelen akademik ve endüstriyel kuruluşlar gerçekleştirdi.
Birleşmiş Milletler Bilim ve Teknoloji Geliştirme Komisyonu Başkanı ve WDTA Onursal Başkanı Peter Major, “Yapay zeka ile ilgili standartlar konusunda uluslararası iş birliği, yapay zekanın çeşitli sektörlerdeki etkisi arttıkça giderek daha kritik hale geliyor.” dedi.
WDTA, bir blog yazısında, “Bu uluslararası iş birliği, yapay zekayla ilişkili riskleri yönetmek ve aynı zamanda toplumlar için maksimum faydayı sağlamak açısından hayati öneme sahiptir.” açıklamasında bulundu.
Generatif AI teknolojileri gelişmeye devam ederken, şirketler güvenliği artırmak için daha fazla önlem alınması gerektiğini savunuyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha önce “tam yığın güvenlik çabaları” çağrısında bulunmuştu.
ABD’nin Çin’in teknolojik ve askeri ilerlemelerini ihracat kısıtlamalarıyla engelleme niyetine rağmen, iki ülke bu konuda iş birliği yaparak karşılıklı olarak kabul edilebilir ve net bir kılavuz oluşturmanın önemini vurguladı. Ayrıca, Çin, generatif yapay zekayı düzenleyen ilk ülke olurken, diğer ülkeler ve bölgeler bu konuda henüz geriden gelmeye devam ediyor.
Apple iPhone 16 piyasaya sürmeye hazırlanırken, siber suçlular şimdiden yeni model konusunda hevesli tüketicileri hedef alan dolandırıcılıklarla bu heyecanı istismar ediyor. Yılın en çok beklenen teknoloji etkinliği olarak kabul edilen lansman, hayranların en yeni yüksek teknolojili aygıtı bir an önce edinmek için sabırsızlanmasına neden oluyor. Ancak Kaspersky araştırmacıları, tehdit aktörlerinin kullanıcıları sahte ön siparişler, erken satın alma teklifleri ve sahte teknik destek ile cezbettiğini keşfetti. Elbette ki bunların hepsi finansal kayıplara ve hayal kırıklığına yol açan, ikna edici web siteleri şeklinde karşımıza çıkıyor.
Yeni iPhone 16, 9 Eylül 2024 Pazartesi günü düzenlenecek “Glowtime” etkinliğinde tanıtılacak. Etkinlik için resmi davetiyeler Ağustos ayında gönderilmişti. Gelenek devam ederse, cihazların 20 Eylül Cuma günü mağazalarda yerini alması bekleniyor. Beklenen geliştirmeler arasında yapay zeka destekli yetenekler, yenilenmiş donanım, daha büyük ekranlar, daha şık çerçeveler ve bir dizi yeni renk yer alıyor. Yeni cihazla ilgili söylentiler yaz boyunca etrafta dolaşmaya başladı ve siber suçlular bunu erken uyarı olarak ele aldı.
Etkinlik zamanı yaklaşırken, Kaspersky araştırmacıları lansmanla ilgili dolandırıcılık faaliyetlerini ortaya çıkardı. Tehdit aktörleri tarafından kullanılan yaygın bir dolandırıcılık yöntemi, erken sipariş verenlere en yeni iPhone’u yaklaşık %40 indirimle ön sipariş etme şansı sunuyor. Kurbanlar, parlak görünümlü yeni iPhone’ların sergilendiği gösterişli bir web sitesine yönlendiriliyor ve “en son teknolojiden ilk yararlananlar arasında olma” vaadiyle ikna ediliyor. Tıkladıklarında, PayPal üzerinden ödeme seçeneği ile birlikte fatura ve kargo bilgileri isteniyor. ‘Sepete ekle’ ya da ‘Satın al’ butonlarına tıklandığında sahte bir fatura oluşturuluyor, vergi ve kargo hesaba da katılıyor. Hatta 1.000 doların üzerindeki siparişler için “ücretsiz kargo” olanağı sunuluyor.
Ödeme yapıldıktan sonra, kurbanlar kısa süre sonra paranın hesaplarından çekildiğini fark ediyor. Ancak iPhone teslim edilmiyor. Daha da endişe verici olanı, dolandırıcılara dark web üzerinde gayet güzel para eden kişisel bilgilerinizi de kaptırmış oluyorsunuz.
iPhone teknik destek dolandırıcılığı
Kaspersky uzmanları tarafından tespit edilen bir diğer dolandırıcılık türünde ise tüketicilere mobil cihazlarını güncellemelerini sağlayacak bir iPhone teknik destek teklifi sunuluyor. Sahte site ayrıca kullanıcıları telefonun kaybolduğunu veya çalındığını bildirebilecekleri bir sayfaya ve cihazlarını bulmalarına yardımcı olacak başka bir sayfaya yönlendireceğini iddia ediyor. Son olarak, en altta kurbanlara bir onarım merkezine ulaşma seçeneği de sunuluyor. Bunun karşılığında sayfanın tek istediği Apple Kimliğinizle giriş yapıyor olmanız.
Burada bir kimlik bilgisi doldurmak önemli görünmese de, iPhone kullanıcıları birisinin Apple Kimliğinizi çalması durumunda dijital krallığınızın anahtarlarını ellerinde tuttuğunu bilirler. Dolandırıcılar isim, e-posta adresi ve daha fazlası gibi kişisel bilgilere erişebilir ve bunları dark web üzerinde satabilirler. Ayrıca iCloud hesabınıza sızarak fotoğraflarınıza, belgelerinize ve aygıt yedeklerinize erişim sağlayabilirler. Dahası, kimliğinizi kullanarak yetkisiz alışverişler yapabilir, hesap bakiyenizi görüntüleyebilir ve Apple cüzdanınızdan para çekebilirler. En kötüsü de aygıtınızı kilitleyebilir ve fidye için tutulabilirler.
Alışveriş yaparken dikkatli olun
Kaspersky Güvenlik Uzmanı Olga Svistunova, şunları söylüyor: “Çoğu yeni teknolojik üründe olduğu gibi iPhone 16’nın piyasaya sürülmesi de büyük bir heyecan yarattı. Siber suçlular bu heyecanı istismar etmekte hızlı davranıyor, bu nedenle tüketicilerin tam da böyle zamanlarda daha dikkatli olması gerekiyor. Alışveriş yaparken resmi kanalları takip edin, gerçek olamayacak kadar iyi görünen fırsatlara şüpheyle yaklaşın ve herhangi bir kişisel bilgi paylaşmadan önce her zaman girdiğiniz sitelerin adreslerini doğrulayın. Dolandırıcılar, bir an önce yeni ürüne sahip olmak isteyen hevesli tüketicilerin gardını düşürmesine güveniyor. Bu nedenle dikkatli olmak çok önemli.”
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Yapay Zekâ (AI) becerileri kavramı, AI araçlarının ne zaman, nerede ve nasıl güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanılacağını anlamakla ilgili. Ancak kuruluşların, çalışanlarının bu kavramları işlerinde kavramalarını sağlamaları oldukça zor. Üretken yapay zekâ (GenAI) da dahil olmak üzere yapay zekâ, kuruluşların işleyiş şeklini hızla etkilerken, çalışanlarınızın bu hızlı ve giderek daha dijital dünyada ihtiyaç duyulan becerileri kazanmalarına yardımcı olmanız kritik önem taşıyor.
GenAI, çalışanlarınızın iş yapış şekillerini kökten değiştirecek. McKinsey araştırması, GenAI’nin bugünden 2030 yılına kadar neredeyse tüm mesleklerde iş faaliyetlerinin yüzde 70’ine kadarının otomasyonunu sağlayabileceğini ortaya koyuyor. GenAI’nin gelişim ve kullanımı henüz başlangıç aşamasında olsa da zamanla daha da akıllı ve yaygın hâle gelecek.
GenAI hâlihazırda e-posta, kelime işlem uygulamaları ve toplantı yazılımları gibi günlük araçlarda yaygın olarak kullanılıyor. GenAI, daha fazla araç ve iş akışına doğru genişlemeye devam edecek ve çalışma alışkanlıklarımızı daha da dönüştürüp üretkenliği artıracak.
Bu durum birçok kişi için sürpriz değil. Aslında, Dell Technologies’in son Innovation Catalysts araştırmasına katılanların yüzde 81’i, AI ve GenAI’nin kendi sektörlerini önemli ölçüde dönüştüreceği konusunda hemfikir. Bu noktada doğru yapay zekâ ve veri desteğiyle çalışanlarının yaratıcılığını ve inovasyon becerilerini kullanan kuruluşların başarıya giderek daha da yaklaşacaklarını söylemek mümkün. Elbette bunun tek bir yolu yok. Peki bir kuruluşta GenAI’yi başarıyla uygulamak için hangi yollar izlenebilir? Gelin, birlikte bakalım;
AI ve GenAI’nin kuruluşunuzun stratejik hedefleriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlayın ve anlatın
Her değişiklikte olduğu gibi, ekibinize neden bu teknolojileri kullanmanız gerektiğini anlatmanız çok önemli. Onlara bu teknolojilerin deneyimlerini nasıl zenginleştirebileceğini gösterin. Bu teknolojiler işlerini nasıl geliştirebilir? Deneyimlerini veya üretkenliklerini nasıl artırabilir? Çalışanların elde edilebilecek avantajları ve GenAI’nin kuruluşun hedeflerine ulaşmasına nasıl yardımcı olduğunu görmelerini sağlamak önemli. İki veya üç yüksek etkili uygulamayı belirleyip, bu uygulamaları geniş çapta kullanarak ekibinize ilerlemeyi ve etkilerini göstermek daha da iyi bir yaklaşım olacaktır.
Denemeye teşvik edin
Çeviklik ve öğrenme arzusu, önümüzdeki beş yıl içinde inovasyonu teşvik etmenin en önemli yollarından biri olacak. AI ve GenAI bu konuda kesinlikle yardım sağlayabilir ancak bunların veya diğer yeni teknolojilerin tam potansiyelleriyle uygulanabilmesi için temelde bir deneme kültürü gerekli. AI araçlarının ne zaman, nerede ve nasıl güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanılacağını bilmek yeterli değil. Ekibinizin, yaratıcılık, uzmanlık ve eleştirel düşünme gibi doğuştan gelen insan nitelikleriyle birlikte AI yetkinliğine sahip olması, problem çözme konusunda yeni yaklaşımlar bulmaları için gerekli. Innovation Catalysts araştırmasında karar vericilerin yüzde 65’inin 2030 yılında ihtiyaç duyulan iş ve becerilerin çoğunun henüz ortaya çıkmadığı konusunda hemfikir olduğunu düşündüğünüzde bu daha da önemli hâle geliyor. Çalışanlarınıza belirsizlik, değişim ve başarısızlıkla başa çıkabileceklerine dair güven aşılamak önemli. Bunlar, bilinenlerle henüz bilinmeyenleri veya tam olarak planlandığı gibi gitmeyen bir girişimden öğrenilenleri kabul etmeyi de içeriyor.
Yapay zekâ için optimize edilmiş, sezgisel, iş birliğine dayalı ve güvenli teknoloji sağlayın
Kültürünüzü temel alarak, şimdi ve gelecekte işlerin nasıl yapıldığını yeniden düşünmek için doğru teknolojiyi uygulamaya koyun. Bir iş gücünün verimliliğini artırma ve inovasyon geliştirme becerisi, güvenli iş birliği ve üretkenlik için gerekli araçlara sahip olmasına bağlıdır. Dağıttığınız araçların elinizdeki görev için doğru olması gerekiyor. Örneğin ekibinize, yoğun yapay zekâ geliştirme ve dağıtımının üstesinden gelebilecek işlem, bellek ve depolama alanına sahip GenAI’ye hazır cihazlar vermek veya onlara günlük süreçlerde ve görevlerde ihtiyaç duyulan otomasyonu sağlayan en yeni donanım ve yazılımları sunmak gibi.
İş gücünüzü beceriler ve yönergelerle güçlendirin
Ekibinizi yalnızca teknolojinin kendisi hakkında eğitmekle kalmamalı, aynı zamanda bunları sorumlu bir şekilde nasıl kullanacaklarına dair onlara net yönergeler de sunmalısınız. Tutarlı iletişim yürütmeniz, araçlar ve kullanım durumları geliştikçe sürekli eğitim sunmanız şart. Başarılı bir şekilde uygulandığında GenAI, çalışanların iş deneyimini artırma potansiyeli sunuyor. Innovation Catalysts araştırmasına katılan karar vericilerin yüzde 79’u, makinelerin yeteneklerimizi artırarak insan verimliliğini yeni boyutlara taşıyacağı konusunda hemfikir. Ekiplerinizin, insan inovasyonunu ve yaratıcılığını tamamlamak üzere GenAI’yi etkin bir şekilde kullanmak için uygun becerilere, yetkiye ve donanıma sahip olmaları gerekir. Daha sıradan, tekrarlayan görevleri AI, GenAI veya diğer araçlara devretmek, çalışanların yeteneklerini artırmalarına ve daha stratejik işler yapmalarına olanak tanır.
Tıpkı inovasyona dayalı bir kültürü teşvik etmeye çalışmanız gibi, kuruluşların da AI ve GenAI çevresinde bir ortam ve kültür oluşturmaları gerekiyor. Bu kültür, yeni araçlarla güvenli denemeler yapmaya olanak tanıyacak şekilde eğitim, bilgi şeffaflığı ve alan sağlamalı. Unutmayalım ki bu unsurların birleşimi, insan-makine ortaklığının potansiyelini ortaya çıkaracak ve inovasyonu daha hızlı ilerletecek.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.
2023 yılının Şubat ayında duyurulan bu ortaklık, başlangıçta Apple Vision Pro’ya rakip olabilecek bir karma gerçeklik başlığı üzerinde çalıştıkları şeklinde yorumlanmıştı. Google, bu cihazlar için özel bir Android sürümü geliştirirken, Samsung ve Qualcomm ise donanım ve yazılım desteği sağlayarak projeye katkı sunuyordu.
Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, CNBC ile yaptığı son röportajda, bu ortaklığın karma gerçeklik başlığı yerine akıllı gözlükler üzerine odaklandığını belirtti. Bu gözlüklerin bir akıllı telefona bağlanarak çalışacağı ve yeni bir deneyim sunacağı ifade edildi. Amon, herkesin akıllı telefonlarına eşlik edecek bu yeni nesil gözlükleri almasını umduğunu söyledi.
Bu gözlükler, Qualcomm’un Snapdragon AR1 Gen 1 yongasıyla desteklenecek ve yapay zeka ile çalışacak. Amon, bu cihazların Meta’nın akıllı telefonla bağlantılı Ray-Ban akıllı gözlüklerine benzeyeceğini belirtti. Qualcomm, bu gözlüklerin yapay zeka destekli bir deneyim sunacağını vurguladı.
Bu iş birliğine dair detaylar oldukça sınırlı kalırken, Samsung’un yaz aylarında düzenlediği Galaxy Unpacked etkinliğinde Google’dan Rick Osterloh, yeni bir XR platformunun 2024’te tanıtılacağını duyurdu. Bununla birlikte, yeni bir söylentiye göre bu cihazların 2025 yılına kadar piyasaya sürülmesi beklenmiyor.
Google, bu yıl düzenlenen Google I/O 2024 etkinliğinde, AI destekli akıllı gözlükleri ve Project Astra adlı yapay zeka asistanını tanıttı. Google Gemini ile çalışan bu gözlükler, bir akıllı telefonla birlikte kullanılabiliyor. Ancak, bu gözlüklerin Samsung ve Qualcomm ile yürütülen iş birliğinin bir parçası olup olmadığına dair henüz net bir bilgi bulunmuyor.
Bu üçlünün en büyük rakibi ise Meta olacak. Meta, Ray-Ban akıllı gözlüklerinin üçüncü neslini geliştiriyor ve uzun süredir beklenen Orion AR gözlükleri üzerinde çalışıyor. Meta CTO’su Andrew Bosworth, bu gözlükleri “dünyadaki en gelişmiş teknoloji” olarak nitelendirdi. Orion gözlüklerinin, bu ay düzenlenecek Meta Connect etkinliğinde tanıtılması bekleniyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyan Milli Hızlı Tren Projesi hakkında kapsamlı bilgiler sundu. Uraloğlu, projenin ilerleyişi hakkında yaptığı açıklamada, tasarım çalışmalarının bu yılın sonuna kadar tamamlanacağını ve montaj aşamasına geçileceğini belirtti. Ardından, fabrika statik testlerinin tamamlanmasının ardından, 2025 yılı son çeyreğinde yerli hızlı trenin raylara indirileceği ve dinamik yol testleri yapılacağı müjdelendi. Bu adım, Türkiye’nin demir yolu araçları üretiminde kendi kendine yeten bir ülke haline gelme hedefini destekleyen önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Uraloğlu, Milli Hızlı Tren’inyüksek konfor standartlarına sahip olduğunu vurgulayarak, projenin Türkiye’nin demir yollarındaki teknolojik gelişiminin bir simgesi olduğunu söyledi. TÜRASAŞ tarafından üretilecek olan bu tren, saate 225 kilometre hız yapabilecek ve her bir sette toplamda 584 kişilik yolcu kapasitesine sahip 8 vagon bulunacak.
Yeni hızlı tren setleri, son teknoloji donanımlarla üretilecek. İç tasarımında kapı ve bölme duvarlarda hayalet ekran teknolojisi, temassız hızlı şarj istasyonlu katlanır masalar, deri ve kumaş koltuk tasarımı, bistro alanında 3 boyutlu hayalet ekran teknolojisi, endirekt aydınlatma sistemi ve ferah iç tasarım gibi yenilikler yer alacak. Bu özelliklerle, yolculara en yüksek konforu sağlamak hedefleniyor.
Uraloğlu, TÜBİTAK-Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü ile ortak olarak geliştirilen Milli Cer Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemi‘nin de projede kullanılacağını belirtti. Bu sistemler, tren setinin kritik alt bileşenlerinin yerli ve milli imkanlarla üretimini sağlayacak. Proje, uluslararası standartlara uygun olarak yürütülüyor ve tasarım süreçlerinin tamamlanmasının ardından, 2024 yılının son çeyreğinde montaj aşamasına geçilmesi planlanıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin demir yolu ulaşımında kendi teknolojisini üretme ve geliştirme konusundaki kararlılığını pekiştirirken, aynı zamanda ülkenin ulaşım altyapısının modernleşmesine önemli katkılarda bulunacak.
Roblox Geliştirici Konferansı’nda konuşan CEO David Baszucki, platformun bu yeni özelliğiyle büyük bir adım attığını belirtti. Baszucki, Roblox’un 1 milyar günlük kullanıcıya ulaşmayı ve küresel oyun gelirlerinin yüzde 10’unu elde etmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Roblox’un yapay zeka araçları yıllardır platforma entegre ediliyor. Baszucki, platformun şu anda geliştirdiği 3D yapay zeka modelinin, metin, video ve 3D komutlar aracılığıyla 3D varlıklar oluşturabileceğini söyledi.
Bu modelin geliştirilmesi için 40 kişilik bir ekip çalışıyor ve henüz sadece üç aylık bir sürecin tamamlandığı belirtiliyor. Sunum sırasında, bir haritanın basit metin komutlarıyla önce çöl, sonra orman sahnesine dönüştüğü gösterildi. Bu sunum önceden kaydedilmiş olsa da, Baszucki, bu teknolojinin oyun dünyasında devrim yaratabileceğini ifade etti.
Roblox’un geliştirdiği bu yeni yapay zeka araçları, oyun deneyimi sırasında anlık olarak yaratımların yapılmasını mümkün kılmayı hedefliyor. Baszucki, bu yeni teknolojinin verimli bir şekilde çalışacağını ve tüm kullanıcılara sunulabileceğini vurguladı. Gelecekte, bir sanal dünyada, anlatıcı tarafından tanımlanan bir dünyanın anında var olabileceği bir deneyim sunulabilir. Roblox grafiklerine sahip olsa da, bu tür bir teknoloji oyun dünyasında büyük bir yenilik olarak kabul ediliyor.
Baszucki ayrıca, platformun arka planında yapılan iyileştirmelere de değindi. Uygulama başlatma sürelerinin kısaltılması, kare hızının artırılması ve çökme oranlarının azaltılması gibi geliştirmelerin oyuncu deneyimini büyük ölçüde iyileştirdiğini belirtti.
Sonraki aşamalarda, 2 GB RAM’e sahip cihazlarda dahi yüksek performanslı, 100 oyunculu açık dünya, spor veya battle royale türü oyunların sorunsuz çalışmasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Roblox’un bu vaatleri ne kadar yerine getireceği ise zamanla görülecek.
Yapay zeka girişimi HyperWrite, Meta’nın açık kaynaklı Llama 3.1-70B Instruct’ına dayanan ve dikkat çekici bir performans sergileyen yeni dil modeli Reflection 70B’yi tanıttı. Matt Shumer liderliğindeki HyperWrite, Reflection 70B’nin, hatalarını kendi kendine düzeltebilen benzersiz bir hata düzeltme tekniği içerdiğini duyurdu.
Meta’nın Llama 3.1-70B üzerine kurulu
Reflection 70B, MMLU ve HumanEval gibi çeşitli kıyaslama testlerinde üstün başarı gösterdi. Bu testler, Reflection 70B’nin Meta’nın Llama serisindeki diğer modellerden sürekli olarak daha iyi performans sergilediğini ve önde gelen ticari modellerle yakın rekabet içinde olduğunu ortaya koydu. Ancak, duyurunun ardından modelin demo sitesine olan yoğun ilgi nedeniyle şu anda trafikte sorun yaşanıyor.
Özgün hata düzeltme teknikleri
Reflection 70B’nin adında yer alan “Reflection” ifadesi, modelin ürettiği metinleri değerlendirme ve doğruluğunu artırma yeteneğini ifade ediyor. Model, “Reflection ayarlaması” adı verilen bir teknik kullanarak kendi muhakemesindeki hataları tespit edebilir ve yanıtı sonlandırmadan önce düzeltmeler yapabilir.
I'm excited to announce Reflection 70B, the world’s top open-source model.
Trained using Reflection-Tuning, a technique developed to enable LLMs to fix their own mistakes.
405B coming next week – we expect it to be the best model in the world.
Bu yenilikçi özellikler, modeli yüksek doğruluk gerektiren görevler için özellikle uygun hale getiriyor. Model, akıl yürütme sürecini özel etiketler içinde görüntüleyerek gerçek zamanlı düzeltmeler yapılmasına olanak tanıyor, bu da hassasiyeti artırıyor.
Shumer ayrıca, Reflection 70B’nin geliştirilmiş versiyonu Reflection 405B’nin önümüzdeki hafta piyasaya sürülmesinin planlandığını açıkladı. HyperWrite, Reflection 70B’yi birincil yapay zeka yazma asistanı ürününe entegre etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Shumer, modelin Meta’nın Llama 3.1-70B Instruct’ı üzerine kurulu olduğunu ve stok Llama sohbet formatını kullandığını, böylece mevcut araçlarla uyumluluğun sağlandığını belirtti.
Glaive’in katkıları
Glaive adlı girişim, kullanım senaryolarına özgü veri kümeleri oluşturma konusunda uzmanlaşarak Reflection 70B’nin geliştirme sürecini hızlandırdı. Glaive tarafından üretilen sentetik veriler, modelin eğitimini önemli ölçüde hızlandırdı ve bu katkı takdir topladı.
Elon Musk, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Black Myth: Wukong oyununa övgü yağdırdı ve oyunu “etkileyici bir Çin AAA yapımı” olarak nitelendirdi. Çin yapımı bu oyun, piyasaya sürüldüğünden bu yana global ölçekte büyük yankı uyandırmaya devam ediyor. Görsel kalitesi ve yenilikçi oynanış dinamikleriyle dikkat çeken Black Myth: Wukong, Çin oyun endüstrisinin dünya çapındaki etkisini kanıtlayan bir başarıya imza attı.
Oyun, Çin mitolojisine dayanan zengin hikaye anlatımı ve muhteşem grafikleriyle birçok oyuncunun ilgisini çekmiş durumda. Elon Musk da bu ilgiyi göz ardı etmeyen isimlerden biri olarak, kendini oyundaki ana karakterlerden biri olan “Heavenly Destiny” karakteri yerine fotoşopladığı bir görselle yorumunu destekledi. Musk, bu görsel paylaşımında oyunun sunduğu görsel şöleni ve oyuncuya yaşattığı deneyimi vurguladı.
Black Myth: Wukong, piyasaya sürülmesinin ardından sadece iki hafta içinde 18 milyon kopya satarak yaklaşık 870 milyon dolar gelir elde etmeyi başardı. Bu etkileyici satış rakamları, oyunun ömrü boyunca 30 milyon kopya satışa ulaşabileceği yönündeki tahminleri güçlendiriyor. Oyun, bu başarısıyla hızla popülerlik kazanırken, geliştirici ekip tarafından ileride çıkacak DLC (ek içerik) paketleri de şimdiden büyük bir merak uyandırmış durumda. Oyuncular, bu ek paketlerle birlikte oyunun dünyasına daha da derinlemesine dalmayı dört gözle bekliyor.
Black Myth: Wukong, sadece bir oyun olmaktan öte, Çin oyun endüstrisi için de büyük bir adım olarak kabul ediliyor. Oyun, Çin’deki AAA oyun yapımlarının global pazarda ne kadar etkili olabileceğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Elon Musk’ın da belirttiği gibi, Black Myth: Wukong, hem görselliği hem de oynanışı ile adeta bir başyapıt olarak tanımlanıyor. Bu başarı, Çin’in dünya oyun sahnesinde artan etkisini ve potansiyelini gözler önüne sererken, oyunun yakaladığı ivme, gelecekte daha büyük başarıların habercisi olarak görülüyor.
Bu tür Çin yapımı AAA oyunlar, sadece yerel değil, aynı zamanda global oyun pazarında da rekabetçi olabileceğini kanıtlayarak, uluslararası arenada da adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Black Myth: Wukong, bu anlamda, Çin’in oyun sektöründeki yükselişinin sembollerinden biri olarak oyunseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Oxford PV, standart silikon güneş panellerinden %20 daha fazla enerji üreten tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı. Oxford Üniversitesi’nden doğan bu şirket, silikon üzerine perovskit tabakalar entegre ederek güneş panellerinin verimliliğini önemli ölçüde artırmayı başardı. Bu teknoloji, güneş enerjisi sektöründe büyük bir atılım olarak görülüyor.
Oxford PV, tandem güneş panelleri satmaya başlayacak
Oxford PV’nin ticari satışa sunduğu tandem güneş panelleri, silikon ve perovskit malzemelerinin bir arada kullanıldığı bir yapı sunuyor. Perovskit tabakası güneş ışığının mavi dalga boylarını, silikon ise daha çok kırmızı dalga boylarını emer. Bu iki malzemenin bir arada kullanılması, enerjiyi daha geniş bir spektrumda yakalayarak, geleneksel silikon panellerin tek başına sağlayabileceği verimliliği aşan sonuçlar ortaya koyuyor. Standart silikon paneller genellikle %22-23 verimlilik sunarken, Oxford PV’nin tandem panelleri %24,5 verimlilik sağlıyor.
Haziran 2024’te, Oxford PV’nin tandem panelleri %26,9 verimlilikle dünya rekoru kırdı. Şirket, bu yüksek verimli panelleri şebeke ölçeğinde projelerde kullanmak üzere ABD’li bir müşteriye ilk ticari teslimatını gerçekleştirdi.
Oxford PV’nin tandem panelleri, İngiltere merkezli bir tesis tarafından üretiliyor ve Almanya’daki 100 MW kapasiteli bir fabrikada ticari üretime başlanmış durumda. Şirket, gigawatt ölçeğinde üretime geçmek için planlarını sürdürüyor ve gelecekteki yüksek hacimli projelere yönelik üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Oxford PV CEO’su David Ward, “Perovskit teknolojisinin ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi, güneş enerjisi sektöründe yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Yüksek verimli teknolojiler, karbon emisyonlarını azaltmak ve küresel enerji talebini karşılamak için hayati önem taşıyor” diyerek bu teknolojinin gelecekteki potansiyeline dikkat çekti.
Oxford PV, tandem panellerini şebeke ölçeğinde büyük projelerde kullanmaya başladı, ancak gelecekte konut uygulamaları ve özel projelerde de kullanılabilecek. Şirketin uzun vadeli hedefi, güneş enerjisinde gigawatt ölçeğinde üretim yaparak küresel enerji ihtiyacını karşılayacak projelere katkı sunmak. Bu, güneş enerjisi alanında daha yüksek verimlilikle daha düşük maliyetli enerji üretimine olanak tanıyacak ve perovskit teknolojisinin geniş çapta benimsenmesini hızlandıracak.
Tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını yaparak sektörde lider konuma gelen Oxford PV, güneş enerjisinde verimlilik ve maliyet avantajlarıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı yatırım fonu Mubadala Investment Company, yerli hızlı teslimat şirketi Getir’in tam kontrolünü devralmak için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulundu.
Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı
Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayımlanan bu duyuru, Mubadala’nın Getir üzerindeki etkisini daha da artırma planlarını gözler önüne seriyor. Ancak şu an itibarıyla, Getir ve Mubadala tarafından resmi bir açıklama yapılmadı.
Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Haziran 2024’te gerçekleşen bir yatırım turunda, Mubadala, Getir’in kontrol hissesini zaten eline almış ve şirkete 250 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştı. Bu yatırım süreciyle birlikte, Getir iki ayrı bağımsız şirkete bölünmüştü.
İlk şirket, Türkiye’deki yemek ve market dağıtım operasyonlarını sürdüren Getir Yemek iken, ikinci şirket Getir’in diğer varlıklarını yöneten bir yapı haline geldi. Mubadala, Getir’in Türkiye’deki market ve yemek teslimatı işini yöneten birimin çoğunluk hissesini aldı.
Aynı dönemde, Getir Yemek şirketinin CEO’luk görevine Batuhan Gültakan getirilmişti ve bu şirket, online market ve yemek teslimatı hizmetlerine odaklanıyor. Diğer bağımsız şirket ise Getir’in e-ticaret (n11), finans, mobilite (GetirBiTaksi) ve ABD’deki FreshDirect gibi farklı iş kollarını yönetiyor. Bu grubu ise Nazım Salur ve diğer Getir kurucularının büyük ortak olarak yöneteceği açıklanmıştı.
Micron, bellek teknolojisinde önemli bir adım atarak 12 katmanlı ve 36 GB kapasiteli HBM3E bellek çözümünü üretime hazır hale getirdiğini duyurdu. 12-Hi tasarımı ile geliştirilen bu yeni bellek, yapay zeka ve veri merkezi uygulamaları için yüksek performans sunarak dikkat çekiyor. Şirket, yeni belleğin kalifikasyon için önemli endüstri ortaklarına, Nvidia gibi firmalara gönderildiğini açıkladı.
Micron, bellek teknolojisinde önemli bir yeniliğe imza attı
Bu yeni nesil bellek, mevcut 8 katmanlı HBM3E çözümlerine göre %50 daha fazla DRAM kapasitesi sunuyor. 36 GB kapasitesi sayesinde daha büyük yapay zeka modelleri, örneğin 70 milyar parametreye sahip Llama 2 gibi modeller, tek bir işlemci üzerinde çalıştırılabiliyor. Bu da işlemci ile GPU arasındaki veri aktarımını azaltarak daha hızlı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.
Micron’un 12-Hi HBM3E bellek çözümü, 9.2 Gbps pin hızı ve 1.2 TB/s bant genişliği ile sektörün en hızlı belleklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yüksek hız, özellikle veri merkezleri ve yapay zeka hızlandırıcıları için büyük veri kümelerinin hızlı bir şekilde işlenmesini mümkün kılıyor. Aynı zamanda, Micron’un bu 36 GB kapasiteli çözümü, rakiplerinin 24 GB kapasiteli belleklerine kıyasla daha düşük enerji tüketimi sunuyor, bu da enerji verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Micron’un HBM3E 12-Hi belleği, tam programlanabilir MBIST özelliklerine sahip. Bu sistem, belleğin gerçek kullanım senaryolarında test edilmesini hızlandırarak doğrulama sürecini daha etkin hale getiriyor.
Türk Havacılık Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) gururu jet eğitim uçağı HÜRJET, Uluslararası Mısır Havacılık Fuarı’nda gökyüzündeki yerini aldı ve Mısır piramitlerinin semalarında nefes kesen bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi.
HÜRJET, başarılı performansına son hızıyla devam ediyor
Mısır Savunma Bakanlığı ve Mısır Hava Kuvvetleri ev sahipliğinde düzenlenen fuarda, dünyanın dört bir yanından savunma sanayii şirketleri en yeni teknolojilerini sergilerken, tüm gözler gösteri uçuşlarını gerçekleştiren uçaklara çevrildi.
Fuarın üçüncü gününde ise HÜRJET, tarihi Mısır piramitlerinin üzerinde uçarak izleyenleri büyüledi. Üstelik HÜRJET’i deneyimleme fırsatı bulan Mısırlı bir F-16 pilotu, uçak hakkında övgü dolu sözler sarfetti. Yaklaşık 10 dakika süren gösteri uçuşunun ardından Mısırlı F-16 pilotu Ahmed Elmallah,
“Türk ve Mısır hava kuvvetleri arasında yapılacak işbirliklerini büyük bir heyecan ile bekliyorum. Ben F16 pilotuyum. HÜRJET ile uçmak benim için harikaydı. Başlangıç için çok iyi bir uçak. İleride daha da iyi bir hale gelecek” dedi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ise Afrika pazarının önemine dikkat çekerek, “Afrika gelişen bir pazar. Cumhurbaşkanı’mızın da 10 yıl önce bizlere hedef olarak gösterdiği gibi büyüme potansiyeli çok yüksek bir pazar. Mısır, Afrika kıtasında olması, potansiyelinin çok yüksek olması, Arap Birliği’nin etkili bir üyesi olması, tarihi ilişkilerimizin çok güzel olması ve beraber hareket edersek gelecekte de umut vadetmesi sebebiyle önem verdiğimiz bir ülke. Bu fuar ilk defa düzenleniyor ve biz de buraya katıldık. Çalışmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı.
HÜRJET, ileri teknoloji özellikleri ve üstün performansıyla Türk havacılık sanayisinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Google, yapay zeka destekli sanal deneme aracını artık elbiseleri de kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurdu. Bu yenilikle kullanıcılar, Maje, Boden, Sandro, Simkhai ve Staud gibi yüzlerce markanın binlerce elbisesini sanal olarak deneme imkânına sahip olacaklar. Dijital ortamda sunulan bu yenilik, geleneksel deneme kabinlerinin yerini alarak kullanıcı deneyimini dijitale taşıyor.
Şirket, en çok aranan giyim kategorileri arasında elbiselerin öne çıktığını belirtti. Google’ın bu özellik genişlemesi, Adobe, Amazon ve Walmart gibi diğer teknoloji devlerinin kendi sanal deneme teknolojilerini piyasaya sürmesinin ardından geldi. Google, blog yazısında mevcut yaygınlaştırma tekniğinin karmaşık detaylar ve yapılar nedeniyle elbiselere uygulandığında zorluklar yaşadığını kabul etti.
Geçen yıl Google Alışveriş tarafından kullanıma sunulan sanal deneme aracı, üstler ve bluzların yüksek çözünürlüklü, gerçekçi görüntülerini oluşturarak gerçek insanların çeşitli pozlardaki kıyafetlerinin nasıl döküleceğini, katlanacağını veya kırışıklıklar ve gölgeler oluşturacağını taklit ediyor. Elbiselerin vücudun büyük kısmını kaplaması ve farklı uzunluklarının yarattığı zorluklar nedeniyle Google, bu sorunları gidermek amacıyla VTO-UNet Difüzyon Transformatörü (VTO-UDiT) adı verilen yeni bir teknik geliştirdi. Bu yöntem, kişinin özelliklerini korurken elbiseyi silmeyi veya değiştirmeyi hedefliyor.
Bu sayede, hem elbisenin hem de kullanıcıların daha net ve doğru bir portresi elde edilecek. Google’ın sanal deneme teknolojisinin amacı, her vücut tipine sahip müşteriler için doğru bedeni bulma sürecini tahmin yürütmekten kurtarmak ve kullanıcıların kendilerine en uygun kıyafeti kolayca bulmalarını sağlamak olarak belirlendi.
Morgan Stanley’nin yaptığı araştırmaya göre, veri merkezleri, bu on yılın sonuna kadar 2,5 milyar ton sera gazı (GHG) emisyonu üretecek. Bu miktar, yapay zeka teknolojisi geliştirilmemiş olsaydı, üçte biri kadar olacaktı.
Morgan Stanley’nin “Global Veri Merkezleri: Karbon Salınımını Ölçeklendirme ve Çözme” başlıklı raporunda, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin inşası ve enerji gereksinimlerinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yıllık emisyonlarının yüzde 40’ına denk gelen 2,5 milyar ton CO2 eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor.
Özellikle yapay zeka uygulamalarına yönelik artan talep, yeni veri merkezlerinin inşasını teşvik ediyor, bu da karbon salınımını artırıyor.
Veri merkezlerinin karbon emisyonları, Scope 1, 2 ve 3 olarak adlandırılan kategorilerde değerlendirilirken, rapor bu emisyonların yaklaşık yüzde 60’ının bu tesislerin enerji gereksinimlerinden, geri kalanının ise inşaat malzemelerinin üretiminden kaynaklanan emisyonlardan oluştuğunu belirtiyor. Özellikle Microsoft’un bu yıl yayınladığı sürdürülebilirlik raporu, firmanın karbon emisyonlarının büyük bir kısmının yeni veri merkezleri inşasından kaynaklandığını ortaya koymuştu.
Morgan Stanley, veri merkezi sektöründe karbondan arındırma çözümleri için büyük bir pazar oluşacağını öngörüyor. 2030 yılına kadar bu alanda 260 megaton CO2 eşdeğeri karbonsuzlaştırma için 15-45 milyar dolar arasında bir yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. ABD’de veri merkezi yatırımlarının önemli bir kısmının gerçekleşmesi beklenirken, karbondan arındırma çözümleri için en uygun pazarlardan birinin ABD olduğu vurgulanıyor.
Sonuç olarak, yapay zeka ve bulut bilişim talebi arttıkça, veri merkezlerinin çevresel etkileri de artacak. Bu durum, 2030 net sıfır hedeflerine ulaşmak isteyen büyük teknoloji şirketleri için önemli bir zorluk teşkil edecek.
Apple’ın merakla beklenen Glowtime etkinliği yaklaşırken, yeni Apple Watch Series 10‘un detayları da netleşmeye başladı. iPhone 16 ve 16 Pro modelleriyle birlikte tanıtılması beklenen Apple Watch Series 10, kullanıcılara birçok yenilik sunacak.
Uyku apnesi takibi
Apple Watch Series 10, uyku apnesi tespit özelliğiyle dikkat çekiyor. Saat, uyku takibi özelliğini kullanarak kullanıcıların uyku apnesi yaşayıp yaşamadığını belirleyebilecek. Bu özelliğin, watchOS 11 ile birlikte gelen Yaşam Bulguları (Vitals) uygulamasındaki sistemle benzer şekilde çalışacağı belirtiliyor. Kullanıcılar, bu özelliğin doğru çalışabilmesi için birkaç gün boyunca saati uyurken takmak zorunda olacaklar. Apple’ın, sağlık verilerinin işlenme şeklini de güncellediği söyleniyor.
Daha büyük ekran ve yeni kadranlar
Apple Watch Series 10, daha büyük ekranıyla dikkat çekecek. Küçük modelin 41mm – 45mm kasa boyutlarına sahip olması beklenirken, büyük modelin ise 49mm boyutlarında olacağı tahmin ediliyor. Saat, 44 mm ve 48 mm seçenekleriyle sunulabilir. Yeni ekran büyüklüğü, “Reflections” adlı ortam ışığına tepki veren saat yüzü ve “Regatta”gibi yenilikçi kadranları kullanıcılara sunacak.
Apple Watch Series 9’un su geçirmezlik derecesi 50 metreyle sınırlı iken, yeni modelin su geçirmezlik özelliği de artırılacak. Apple Watch 10, yüksek hızlı su sporları için 20 metre derinliğe kadar dayanabilecek ve şu anda sadece Watch Ultra’ya özel olan Apple Derinlik uygulamasıyla birlikte sunulacak.
Tasarım ve diğer tenilikler
Apple Watch Series 10’un daha ince bir tasarıma sahip olması beklenirken, Apple Watch Ultra 3‘ün önceki neslin tasarımını koruyacağı öngörülüyor. Ayrıca, güncellenmiş bir Apple Watch SE modelinin de duyurulması bekleniyor.
Apple’ın yeni akıllı saatleriyle ilgili bu detaylar, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratıyor. Apple’ın Glowtime etkinliğinde daha fazla bilgi paylaşması bekleniyor.
OpenAI, yapay zeka hizmetlerinin fiyatlandırmasında önemli bir değişiklik yapmayı planlıyor. Şirketin, yakında piyasaya sürmesi beklenen Strawberry ve Orion kod adlı büyük dil modelleri (LLM) için aylık 2000 dolara kadar abonelik ücreti talep edebileceği belirtiliyor. Bu olası fiyat artışı, yapay zeka teknolojilerinin yüksek performansını yansıtmayı amaçlıyor, ancak fiyatlandırma stratejisine dair detaylar henüz netleşmiş değil ve OpenAI’nin konu hakkındaki açıklamaları bekleniyor.
Şu anda, OpenAI’nin ChatGPT Plus hizmeti aylık 20 dolara sunuluyor ve kullanıcılara özel GPT’ler, yeni özellikler ve DALL-E 3 görüntü oluşturma teknolojisine öncelikli erişim sağlıyor. Ancak, yeni Strawberry modelinin, mevcut yapay zeka sistemlerinden daha yüksek performans sergilemesi bekleniyor. Strawberry’nin, daha önce hiç karşılaşmadığı matematik problemlerini çözme, pazarlama stratejileri oluşturma ve derinlemesine araştırmalar yapma gibi yeteneklere sahip olması öngörülüyor. Bu gelişmiş özellikler, özellikle büyük veri ve karmaşık görevlerde yüksek performans arayan işletmeler için cazip olabilir.
Ayrıca, OpenAI’nin kurumsal yapısında önemli değişiklikler yapmayı planladığı ve bu değişikliklerin, şirketin yatırımcılar için daha çekici hale gelmesini sağlayacağı ifade ediliyor. Şirketin, değerinin 100 milyar doların üzerine çıkabileceği bir finansman turu gerçekleştireceği duyuruldu. Bu yaklaşan finansman turuna, teknoloji dünyasının dev isimleri arasında yer alan Apple, NVIDIA, Microsoft ve Thrive Capital gibi potansiyel yatırımcıların katılması bekleniyor.
Bu gelişmeler, OpenAI’nin yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürme ve teknolojik yenilikleri hızla piyasaya sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Öte yandan, ChatGPT’nin günlük aktif kullanıcı sayısının geçtiğimiz hafta 200 milyonu aşması, yapay zeka teknolojilerine olan yüksek ilgiyi ve talebi ortaya koyuyor.
OpenAI’nin gelecekteki adımları ve fiyatlandırma stratejileri, hem kullanıcılar hem de yatırımcılar için büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.
Android kullanıcıları büyük bir heyecanla Android 15‘in çıkışını beklerken, teknoloji dünyasında Android 16‘ya dair ilk dedikodular ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Android Authority’den Mishaal Rahman’ın son keşifleri, Android 16’nın bildirimler ve hızlı ayarlar panelinde önemli değişiklikler içerebileceğini gösteriyor.
Google’ın Android 16 için planladığı değişikliklerin başında, bildirim ve hızlı ayarlar paneline yönelik yeni bir yaklaşım bulunuyor. İddialara göre, Google, kullanıcı deneyimini farklılaştırmak amacıyla bildirimleri ve hızlı ayarları ayırmayı düşünüyor. Android 16’daki bu değişiklikle birlikte, ekranın üst kısmında tek bir parmak hareketiyle açılacak ince bir bildirim paneli üzerinden kullanıcılar bildirimlerini kontrol edebilecek. Ancak, hızlı ayarlara erişim için iki parmakla ekranı aşağı kaydırmak gerekecek. Bu yenilik, kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacak henüz belirsiz, çünkü daha karmaşık bir kullanım deneyimi sunabilir.
Yeni hızlı ayarlar panelinde yapılan değişiklikler ise oldukça dikkat çekici. Parlaklık kontrolü için ayrı bir alan tasarlanırken, diğer ayarların boyutları biraz küçültülmüş. Android 16 ile bu panelde daha fazla ayara kaydırarak ulaşma imkanı sunulacak. Ancak, bu tasarımın hala geliştirme aşamasında olduğunu ve Android 16’nın nihai sürümünde yer alıp almayacağının kesinleşmediğini belirtmekte fayda var.
Öte yandan, Android 15’in Pixel cihazlarına çok yakında sunulması bekleniyor. Samsung, Honor ve OnePlus gibi büyük üreticiler ise Android 15’i önümüzdeki aylarda kullanıcılarına ulaştırmayı planlıyor. Android 16’ya dair ortaya çıkan bu yeniliklerin teknoloji dünyasında nasıl karşılanacağı ise büyük bir merak konusu. Özellikle Android 16 ile ilgili bu erken dedikodular oldukça heyecan verici.
Google’ın Android dünyasına getireceği bu yenilikler, Android 16 kullanıcı deneyimini nasıl şekillendirecek hep birlikte göreceğiz.
BMW, İngiltere’deki MINI fabrikasının çatısına kurduğu “hareketsiz” rüzgar türbini sistemini test etmeye başladı. Bu teknoloji, geleneksel rüzgar türbinlerine alternatif olarak öne çıkıyor ve rüzgar enerjisini daha sessiz ve etkili bir şekilde toplamak amacıyla tasarlanmış.
BMW, yeni rüzgar türbini teknolojisi ile karşımıza çıkacak
Hareketsiz rüzgar türbinleri, adından da anlaşılacağı gibi, hareketli parçaları bulunmayan ve rüzgar enerjisini farklı bir şekilde toplayan sistemlerdir. BMW, bu teknolojiyi ABD’li Aeromine Technologies’in kanatsız rüzgar türbini teknolojisi ile test ediyor. Sistem, çatının kenarlarına yerleştirilen kanat benzeri dikey kanatçıklar ve havayı çekmek için dahili bir pervane kullanıyor. Rüzgar bu kanatçıklar aracılığıyla vakum etkisi yaratılarak iç mekanlarda güç üretiliyor.
BMW’nin Oxford’daki tesiste kurduğu sistemin gücü hakkında ayrıntılar paylaşılmamış olsa da, Aeromine Technologies’in verilerine göre, 15 metre yüksekliğindeki bir binada kurulan 10 ünitelik bir sistemin yılda yaklaşık 100 MWh enerji üretebileceği belirtiliyor. Bu, rüzgar hızının yıllık ortalama 6 metre/saniye olduğu bölgelerde geçerlidir.
BMW, hareketsiz rüzgar türbini sistemini kullanarak tesislerinde yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Güneş enerjisi sistemleriyle birlikte çalışacak bu teknoloji, BMW’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayabilir.
Bu tür yenilikçi enerji çözümleri, otomobil üreticilerinin ve diğer endüstriyel oyuncuların çevre dostu enerji kaynaklarına geçiş yapmalarını desteklerken, aynı zamanda enerji verimliliğini de artırıyor.
Telegram, kullanıcıların özel sohbetlerinin moderasyon taleplerine karşı korunduğunu belirten açıklamayı sessizce Sıkça Sorulan Sorular (SSS) sayfasından kaldırarak yeni bir yaklaşım benimsedi. Bu değişiklik, Telegram’ın CEO’su Pavel Durov’un tutuklanmasının ardından geldi. Durov, mesajlaşma platformunun suç faaliyetleri için kullanıldığı iddialarına karşı kamuoyuna ilk açıklamasında, platformdaki içeriklerin daha sıkı bir şekilde denetleneceğini söyledi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor?
Durov, Telegram’ın hızla 950 milyon kullanıcıya ulaşmasının, suçluların platformu kötüye kullanmasını kolaylaştırdığını belirtti. Bu büyüme sancılarına yanıt olarak, içerik denetim sürecini iyileştirmeyi kişisel bir hedef haline getirdiğini ve bu konuda çalışmaların başladığını vurguladı.
Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor? İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Telegram’ın SSS sayfasında daha önce, sohbetlerin özel olduğu ve moderasyon taleplerinin işleme alınmadığı ifade ediliyordu. Ancak bu yazı, yasadışı içerikleri raporlamak için artık uygulamalarda “Raporla” düğmelerinin mevcut olduğunu ve içeriklerin nasıl raporlanacağına dair talimatları içeren bir açıklamayla değiştirildi.
Durov’un tutuklanması, Fransız yetkililerin Telegram’ın çocuk cinsel istismarı materyali ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığı yönündeki iddiaları ve Telegram’ın müfettişlerle işbirliği yapmadığı suçlamalarıyla ilişkilendiriliyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Realme’nin yeni akıllı telefonu sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.