Snapdragon 8 Gen 4: Qualcomm’un yeni amiral gemisi yongası sızdırıldı

0

,Qualcomm, yeni nesil Snapdragon 8 Gen 4 yonga setinin detaylarıyla teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Sızdırılan bilgilere göre, Snapdragon 8 Gen 4, iki farklı varyantla kullanıcıların karşısına çıkacak: SM8750 ve SM8750P. Bu yeni yonga setinin, Qualcomm’un kendi geliştirdiği Oryon CPU çekirdeklerini kullanacağı ve bu yılın Ekim ayında tanıtılmasının beklendiği belirtiliyor.

İki farklı varyant: SM8750 ve SM8750P

Sızdırılan veri sayfasına göre, Snapdragon 8 Gen 4 yonga seti, SM8750 ve SM8750P olmak üzere iki varyanta sahip olacak. Bu varyantlardan “P” takısı, önceki Snapdragon çiplerinde gördüğümüz gibi, “performans” anlamına gelebilir. Bu farklılık, iki yonga seti arasında performans ve güç tüketimi açısından belirgin farklar olabileceğine işaret ediyor.

Snapdragon 8 Gen 4

Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 4 yonga seti, gelişmiş bir 3nm üretim süreci üzerine inşa edilecek ve bu sayede hem performans hem de enerji verimliliğinde önemli gelişmeler sunacak. Yonga seti, Adreno 8 serisi GPU ile grafik tarafında da güçlü bir performans vaat ediyor. Ayrıca, dört kanallı paket üzerinde paket (PoP) yüksek hızlı LPDDR5X SDRAM desteği de yongada yer alacak.

Yeni nesil yapay zeka ve multimedya özellikleri

Snapdragon 8 Gen 4, Low-Power AI (LPAI) alt sistemini de barındıracak. Bu özellik, ses, kamera ve sensör izleme gibi her zaman açık kullanımlar için düşük güç tüketen bir yapay zeka sistemine işaret ediyor. Cihazın aktif olduğu zamanlar için ise güçlü bir NPU bulunacak. Multimedya alanında ise, Qualcomm Spectra ISP 8 serisi ve Adreno VPUile DPU birimleri, mobil cihazlarda fotoğraf ve videografi kalitesini önemli ölçüde artıracak.

Bağlantı teknolojileri ve çıkış tarihleri

Yonga seti, Qualcomm FastConnect 7900 sistemi sayesinde Wi-Fi 7Bluetooth 5.4 ve ultra geniş bant (UWB) gibi en yeni kablosuz teknolojileri destekleyecek. SM8750 varyantının bu yılın Ekim-Aralık döneminde çıkacak amiral gemilerinde yer alması beklenirken, SM8750P varyantının ise Ocak 2025’te tanıtılması beklenen Galaxy S25 Ultramodelinde görülebileceği öne sürülüyor.

SK Hynix HBM’den 30 kat daha hızlı yeni bir bellek geliştiriyor!

0

Güney Koreli yarı iletken devi SK Hynix, bellek teknolojilerinde yeni bir çığır açmak için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, halihazırda HBM (High Bandwidth Memory) pazarında lider konumda olmasına rağmen, bu alandaki üstünlüğünü daha da güçlendirmek için agresif bir strateji izliyor.

SK Hynix Başkan Yardımcısı Ryu Seong-su‘nun açıklamasına göre şirket, mevcut nesil HBM belleğin 20-30 kat daha hızlı çalışan yeni bir bellek teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bu gelişme, özellikle yapay zeka uygulamalarında kullanılan yüksek performanslı bilgisayar sistemleri için büyük önem taşıyor.

Yapay zeka pazarına odaklanma

SK Hynix‘in bu yeni bellek teknolojisine olan yoğun ilgisi, yapay zeka pazarındaki hızlı büyümeyle yakından ilişkili. Apple, Google, Amazon, NVIDIA, Meta, Tesla ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin yapay zeka alanındaki yatırımları artmasıyla birlikte, yüksek performanslı bellek çözümlerine olan talep de önemli ölçüde yükseliyor. SK Hynix, bu talebi karşılamak için HBM teknolojilerindeki liderliğini koruyarak ve yeni nesil çözümler geliştirerek pazarda önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor.

SK HynixHBM3 ve HBM3E ürünlerindeki üretim kapasitesini bu yıl için tamamen, 2025 için ise büyük ölçüde doldurmuş durumda. Şirket, aynı zamanda 6. nesil HBM olan HBM4 üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor ve bu ürünün 2025’in ikinci yarısında piyasaya sürülmesini planlıyor. Samsung da benzer bir zamanlama ile kendi HBM ürünleri üzerinde çalışıyor.

SK Hynix’in bu adımı sektöre ne anlatıyor?

SK Hynix‘in yeni nesil bellek teknolojisi üzerindeki çalışmaları, bellek sektöründe yaşanan rekabetin şiddetlendiğinigösteriyor. Şirketin bu alandaki agresif yatırımları, diğer üreticileri de daha hızlı ve daha verimli bellek çözümlerigeliştirmeye teşvik edecek. Sonuç olarak, tüketiciler ve işletmeler daha güçlü ve daha hızlı bilgisayar sistemlerinesahip olma fırsatı bulacak.

Özetle, SK Hynix‘in HBM’den 30 kat daha hızlı yeni bir bellek üzerinde çalışması, bellek teknolojilerindeki gelişmelerin hızını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu gelişme, yapay zeka, veri analizi ve diğer yüksek performanslı hesaplama gerektiren alanlarda önemli yeniliklere yol açabilir.

Türkiye’nin Hyperloop trenini geliştiriyorlar!

0

Henüz geliştirme aşamasında olan, ancak hayata geçtiğinde ulaşım sistemlerinde bir devrim yapacak Hyperloop teknolojisi üzerine çalışan ve geliştirdiği prototiplerle Dünya çapında ses getiren HyperBee ekibi ile Hyperloop teknolojisini tanıyoruz.

Hyperloop nasıl çalışıyor?

Hyperloop teknolojisi temelde manyetik levitasyon ve itkinin vakumlu bir tünelde gerçekleştirilmesiyle neredeyse sürtünmesiz bir ortamda 1200km/h hızla hareket eden 5.nesil ulaşım sistemi. Peki neden 5. nesil? İlk dört nesil insanlığın doğuşundan günümüze kadar gelen alışılagelmiş yollar. Bunlar: kara yolu, deniz yolu, demir yolu, hava yolu. Hyperloop teknolojisi başta demir yoluna dahil gibi gözükse de uzun vadede vaat ettiği hızlarla ve çevreci yapısıyla hava yolundan da daha verimli hale geliyor. Bundan dolayı 5. nesil ulaşım sistemi deniyor.

HyperBee ne yapıyor?

İstanbul Teknik Üniversitesi HyperBee Takımı 2022 yılında Teknofest’e Hyperloop Geliştirme Yarışması eklenmesiyle öğrenci takımı olarak kuruldu. Asıl amacı 5.nesil ulaşım teknolojisi olup hâlâ bir standarta erişememiş hyperloop teknolojisini geliştirip standartlarını belirlemekte katkıda bulunarak ülkemizin bu alanda gelecekte etkin ve yetkin olmasını sağlamak. Her sene değişmekle beraber 13 farklı mühendislikten bölümünden 40 öğrencinin ekip çalışması içinde ortaya çıkardığı bir proje.

Kurulduğumuz günden bu yana 3 farklı prototip geliştirerek hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerlemekteyiz ve bunu en iyi kanıtı sürdürülebilir başarılarımızda gizli. Kurulduğumuz sene çok kısa zamanda araç çıkartmış olmamıza rağmen Teknofest’22 yarışmasında iki adet mansiyon ödülüne layık görüldük. İlki hyperloop ile İstanbul-Ankara arası 30 dakikaya inen fizibilite çalışması kapsamında En İyi Senaryo Ödülü; ikincisi ise aynı anda manyetik itki ve levitasyonu ilk kez gösteren takım olduğumuzdan En İyi Teknoloji Gösterim Ödülü’ydü. Teknfoest’23 yarışmasında ise ilk kez karbon şasili hyperloop geliştiren takım olarak genel 3.lük elde ettik. Aynı zamanda European Hyperloop Week’23 (EHW) kapsamında İskoçya’nın Edinburg şehrine giderek sunumlarımızı gerçekleştirip hyperloop alanında dünyadaki çalışmaları yakından tanıma fırsatı elde ettik. Bu sene ise EHW’24 yarışması için İsviçre’nin Zürih şehrine Türkiye’den araçla katılıp yarışan ilk ve tek Türk takım olduk. Üç farklı alt sistemden başvurduğumuz yarışmada üçünden de birincilik elde etmeyi başardık. Bunlar: itki sistemi, levitasyon sistemi, sensör ve kontrol sistemi. Bu anlamda ülkemize hyperloop alanında ilk uluslararası ödülü getiren takım olmanın gururunu da yaşıyoruz. Teknofest’24 yarışmasında ise genel 2.liğin yanında Çelik Levitasyon Gösterim Ödülüne de layık görüldük. Kendi geliştirdiğimiz çelik levitasyon alt yapısı ve teknolojisini çalıştırarak bu alanda ilk ve tek olmaya devam ettik. Bizler için çok başarılı ve öğretici bir yıl geride kaldı. Önümüzdeki senenin çalışmalarına şimdiyken başladık. Hedefimiz yarışmaların yanında gerçekten uygulanabilir ve ölçeklenebilir bir hyperloop teknolojisi geliştirerek bu alanda ülkemizi söz sahibi yapmak.  

Samsung HBM4 ile yapay zeka yarışında liderliği hedefliyor

Samsung, HBM (High Bandwidth Memory) pazarında liderlik hedefini sürdürerek, SK Hynix ile başa baş bir rekabete girişmeye hazırlanıyor. Yeni nesil HBM4 belleğin 2025 yılında seri üretime girmesi bekleniyor.

Yapay zeka (YZ) teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte, HBM endüstrisi de büyük bir büyüme yaşamakta. Bu hızlı büyüme, SamsungSK Hynix ve Micron gibi firmaları HBM ürünlerinde inovasyon yapma konusunda teşvik ediyor. Gelen bilgilere göre, Samsung’un yeni nesil HBM4 belleği, 2024 yılının son çeyreğinde tamamlanacak ve seri üretime 2025 yılının sonunda geçecek.

L

Şu ana kadar Samsung’un HBM4 belleği hakkında resmi bir bilgi açıklanmamış olsa da, raporlar bu yeni belleklerin 2025’in sonunda seri üretime hazır olacağını gösteriyor. 2024 yılı son çeyreğinde yeni belleğin banttan çıkış aşamasına gelmesi bekleniyor. Bu aşama, ürün tasarımlarının ve üretim metodolojilerinin tamamlandığını işaret ediyor. Ayrıca, Samsung’un HBM4‘ünün yakında ürün örnekleme aşamalarına da ulaşması öngörülüyor.

Önceki raporlar, Samsung’un HBM4 için hem mantık hem de yarı iletken kalıplarını kendi bünyesinde üreteceğini iddia etmişti. Samsung’un, 4nm işlem düğümünü kullanarak yeni nesil HBM4 belleğini üretmesi bekleniyor. Şirket, Galaxy S24 serisine güç veren yeni Exynos 2400 yonga seti için de 4nm işlemini kullanıyor. Ayrıca, HBM4‘lerde 10nm 6. nesil 1C DRAM‘in bulunacağı öne sürülüyor.

Yeni nesil Nvidia Blackwell B100 ve B200 AI GPU’larıHBM3E bellek standardını kullanacak. Ancak, 2025’in sonunda piyasaya çıkacak olan Rubin R100 ürünlerinde HBM4 kullanılacak. AMD‘nin MI400 serisinde de HBM4belleklerin bulunacağı belirtiliyor. Mevcut durumda HBM pazarında SK Hynix lider konumda, ancak HBM4 ile rekabet yeniden başlayacak.

Kuantum Geliştirme Merkezi kuruluyor! Peki neler yapılacak?

0

Türkiye, kuantum teknolojileri alanında büyük bir adım atıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında Türkiye Kuantum Teknolojileri Geliştirme Merkezi’nin kurulmasına karar verildi. Bu merkez, ülkenin savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda stratejik avantaj sağlaması için kuruluyor.

Kuantum Geliştirme Merkezi kuruluyor! Peki neler yapılacak?

Merkezde kuantum teknolojilerinin geliştirilmesi için gerekli altyapılar oluşturulacak ve uzman insan kaynağı yetiştirilecek. Ayrıca yurt içindeki kuantum teknolojileri ekosistemi güçlendirilerek, ulusal ve uluslararası iş birlikleri artırılacak. Amaç ise kuantum teknolojilerini yerli imkanlarla geliştirip dünya ile rekabet edebilir seviyeye getirmek.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün merkezin kurulmasıyla ilgili açıklamasında 2020 yılında başlatılan Kuantum Teknolojilerinin Geliştirilmesi Programı kapsamında mevcut altyapı ve insan gücünden en üst seviyede yararlanılarak projelerin hayata geçirildiğini belirtti.

Görgün, kuantum teknolojilerinin hızla geliştiği bu dönemde Türkiye’nin bu alandaki kazanımları artırarak dünya ile eş zamanlı ve rekabetçi bir konuma gelmesini stratejik bir hedef olarak değerlendirdi. Ayrıca merkezin askeri alanların yanı sıra malzeme ve ilaç geliştirme, tıbbi araştırmalar, uzay ve enerji gibi sivil sektörlerde de çığır açıcı gelişmelerin önünü açacağını ifade etti.

Şu anda mümkün olmayan birçok yeteneğin de kuantum teknolojileri sayesinde harp sahasında hayata geçirilmesi planlanıyor. Peki kuantum teknolojileri tam olarak nedir?

Kuantum teknolojileri, fiziksel dünyanın en küçük yapı taşlarını ve bunların davranışlarını inceleyen kuantum mekaniği prensiplerine dayalı yeni nesil teknolojilerdir. Bu teknolojiler özellikle veri işleme, hesaplama, iletişim, şifreleme ve algılama gibi alanlarda devrim niteliğinde gelişmeler sunuyor. Klasik bilgisayarların ve teknolojilerin sınırlarını zorlayarak çok daha hızlı, güvenli ve hassas çözümler üretme potansiyeline sahip.

Kuantum Teknolojilerinin alanları ise şöyle;

  • Kuantum hesaplama:
    • Klasik bilgisayarlardan farklı olarak, kuantum bilgisayarlar çok daha karmaşık problemleri çok kısa sürede çözebilir. Özellikle simülasyonlar, büyük veri analizleri ve yapay zeka alanlarında çığır açacak yenilikler sağlıyor.
  • Kuantum şifreleme:
    • Bilgiyi çok daha güvenli bir şekilde iletmek için kullanılan kuantum şifreleme, klasik yöntemlere göre kırılması neredeyse imkansız olan güvenlik çözümleri sunuyor. Savunma, finans ve kritik veri güvenliği gibi alanlarda büyük önem taşıyor.
  • Kuantum algılama ve ölçüm:
    • Kuantum fiziği prensipleri kullanılarak çevremizi çok daha hassas ve doğru bir şekilde algılayıp ölçmek mümkün hale geliyor. Bu da tıbbi görüntüleme, hassas ölçüm cihazları ve çevresel izleme gibi uygulamalarda büyük ilerlemeler sağlıyor.

Türkiye Kuantum Teknolojileri Geliştirme Merkezi’nin rolü ne olacak?

Kurulacak merkez yukarıda bahsedilen kuantum teknolojilerinin ülkemizde geliştirilmesi, yerli ve milli projelerin hayata geçirilmesi amacıyla çalışacak. Spesifik olarak geleceğin harp ortamında kuantum teknolojilerinin birçok kritik alanda kullanılacağı öngörülüyor. Bu teknolojiler; algılama, haberleşme, şifreleme, hesaplama, algoritma geliştirme ve işlemci teknolojileri gibi alanlarda devrim niteliğinde yenilikler sunacak.

  • Altyapı kurulumu: Kuantum araştırma ve geliştirme çalışmaları için gerekli laboratuvar, donanım ve sistemlerin oluşturulması.
  • İnsan kaynağı yetiştirilmesi: Uzman mühendisler, bilim insanları ve araştırmacıların kuantum teknolojileri alanında yetiştirilmesi ve bu alanda ülkemizin kapasitesinin artırılması.
  • Ekosistem geliştirme: Türkiye içindeki üniversiteler, araştırma merkezleri, özel sektör ve kamu kurumları arasında bir iş birliği ekosistemi kurarak bu alanda sürekli gelişim sağlanması.
  • Ulusal ve uluslararası işbirlikleri: Yurtiçi ve yurtdışındaki diğer merkezler ve kuruluşlarla iş birliği yaparak bilgi alışverişi ve teknoloji transferi sağlanması.
  • Savunma ve sivil uygulamalar: Savunma sanayi başta olmak üzere, sağlık, enerji, uzay ve malzeme bilimi gibi kritik sektörlerde bu teknolojilerin kullanılmasının önünü açacak projeler geliştirilmesi.

Türkiye ekonomisine 5 milyar TL katkı!

0

Bu yıl 7. kez düzenlenecek Dünya Motokros Şampiyonası 6 kıtada 180 ülkeden 3,5 milyardan fazla izleyiciye ulaşacak. Şampiyona ülkemizin spor alanındaki başarılarının taçlandırılmasının yanı sıra sosyal ve kültürel tanıtımımızda da büyük bir rol oynuyor. Ülkemizin en büyük spor etkinliği Dünya Motokros Şampiyonası (MXGP), dünyanın en yetenekli ve başarılı motokros yarışçılarını 4-8 Eylül tarihlerinde Afyonkarahisar’da bir araya getiriyor.

Türkiye’nin ekonomisi ve turizmi açısından önemli bir etkinlik olan Dünya Motokros Şampiyonası için açıklamalarda bulunan Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, ‘‘Bu yıl 500 bin kişiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Organizasyonumuz, 2019 yılında 5000 kişiyle başladığından beri, katılımcı sayısını önemli ölçüde artırarak bölge ekonomisine büyük katkılar sağladı. Geçtiğimiz yıl şampiyonanın yayınlanan haberleri ve yayınlarının reklam değeri 300 milyon euroya ulaştı. Bu değer, Türkiye’nin global alandaki tanıtımını güçlendiren en önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.’’ dedi.

Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke
Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke

 Dünya çapında büyük bir etkiye sahip olan MXGP Türkiye ve NG Afyon MotoFest, bu yıl sponsorlar için benzersiz avantajlar sunarken ülkemiz ekonomisi içinde büyük bir katkı sağlayacağını belirten Akülke, ‘‘MXGP Türkiye ve NG Afyon MotoFest, sadece spor dünyasında değil, aynı zamanda sponsorlara sunduğu fırsatlar açısından da büyük bir öneme sahip. Bu yıl, etkinliklerimizin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sağladığı katma değerlerin arttığını görüyoruz. Sponsorlara, motosiklet sektöründeki güçlü bağlılık ve aidiyet hissi ile markalarının değerini artırma fırsatı sunuyoruz. Etkinliklerimiz, markaların global arenada daha fazla görünürlük kazanmasına ve sektördeki etkilerini güçlendirmesine yardımcı oluyor.” ifadelerini kullandı.

Spor tutkunları MXGP Türkiye için ekran başında

Dünya Motokros Şampiyonası bu yıl da global spor takviminde öne çıkan bir etkinlik olarak hem ülkemiz hem de Afyonkarahisar için eşsiz bir tanıtım fırsatı sunuyor. Dünya çapında büyük bir popülerliğe sahip olan Dünya Motokros Şampiyonası, 6 kıtada 7.3 milyar kişinin yaşadığı 180 ülkede yaklaşık 3.5 milyar izleyiciye ulaşıyor. Geçtiğimiz yıl “Dünyanın En İyi Tanıtım Yapan Etabı” ödülüne layık görülen MXGP Türkiye, Türkiye’nin uluslararası tanıtımını güçlendirirken, yüksek seviyede turist çekiyor. Gelen turistler, şehir ve ülkemize değer katan önemli bir etki yaratıyor ve Türkiye ekonomisine 5 milyar TL’yi aşan katkıda bulunuyor.

Waymo otonom sürüşte yeni bir dönem başlattı!

Waymo, altıncı nesil otonom sürüş sistemi ile sektörde çığır açacak bir adım attı. Yeni sistem, selefine göre daha akıllıdaha ucuz ve daha yetenekli olarak öne çıkıyor. Waymo’nun yeni sistemi, 13 kamera6 radar4 Lidar ve harici ses alıcılarıyla donatıldı. Bu sayede araç, çevresindeki nesneleri 500 metreye kadar bir mesafeden algılayabiliyor. Gelişmiş algılama yetenekleri sayesinde güvenlikten ödün vermeden önemli ölçüde maliyet düşürüldü.

Zorlu hava koşullarında kesintisiz çalışma

En dikkat çekici özelliklerden biri ise sensör temizleme teknolojisi. Bu teknoloji sayesinde araç, kar yağışı gibi zorlu hava koşullarında dahi kesintisiz çalışabiliyor. Ayrıca, sistemin çeşitli algılama bileşenleri, farklı hava koşullarına uyum sağlayacak şekilde tasarlandı. Waymo, yeni sistemini piyasaya sürmeden önce kapsamlı testlere tabi tuttu. Sistem, hem simülasyonlarda milyonlarca, hem de gerçek dünya koşullarında binlerce kilometre yol kat etti.

Waymo otonom sürüşte

Waymo’nun bu yeniliği, otonom araç teknolojilerinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Sensör temizleme teknolojisi gibi yenilikler sayesinde otonom araçlar, artık daha güvenli ve daha kullanışlı hale geliyor.

Sonuç olarak, Waymo’nun altıncı nesil otonom sürüş sistemi, otonom araçların geleceği için umut verici bir gelişme. Bu sistem sayesinde otonom araçların hayatımıza daha sıkı entegre olması bekleniyor.

OpenAI büyük oynuyor: İşte SearchGPT için atılan dev adım!

0

OpenAI, medya dünyasının devlerinden Conde Nast ile yaptığı yeni iş birliği sayesinde, ChatGPT ve SearchGPT modellerinde, kullanıcılarına daha zengin bir içerik sunma yolunda önemli bir adım attı. Şirket, yeni dönemde Conde Nast’ın içeriklerini yapay zeka modellerine entegre ederek güvenilir ve doğru bilgileri daha hızlı bir biçimde sunacak.

OpenAI, dev işbirliklerine bir yenisini ekledi!

Vogue, The New Yorker, GQ, Vanity Fair, Wired, Bon Appetit gibi önde gelen markaların içerikleri, artık ChatGPT ve OpenAI’nin geliştirdiği SearchGPT prototipi üzerinden erişilebilir hale gelecek. Bu yenilikle birlikte, kullanıcıların aradıkları bilgilere hızlı ve güvenilir bir şekilde ulaşmaları amaçlanıyor.

SearchGPT, kullanıcıların bilgiye erişimini daha sezgisel ve hızlı hale getirmek için geliştirilen bir arama prototipi olarak dikkat çekiyor.

Yapay zeka destekli sohbet modelleri ile internette alınan bilgileri birleştiren bu sistem, kullanıcılara anında yanıtlar sunarak güvenilir haber kaynaklarına doğrudan bağlantılar sağlıyor. Bu yeni özelliklerin gelecekte ChatGPT’ye entegre edilerek daha geniş bir kitleye ulaşması planlanıyor.

OpenAI, bu entegrasyonların kullanıcı deneyimini nasıl etkilediğini anlamak ve ChatGPT’nin gelecekteki güncellemelerini bilgilendirmek için haber ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Son olarak OpenAI’ın bu süreçte sadece Conde Nast ile değil, Associated Press, The Atlantic, Financial Times, TIME, Vox Media gibi birçok prestijli yayın kuruluşu ile de çeşitli anlaşmalar imzaladıklarını belirtmeliyiz. Bu anlaşmalar sayesinde, yapay zeka haberciliğinde hatalı bilgilerin yayılmasının önüne geçilmiş olacak.

ASUS, Gamescom’da yeni anakart modellerini tanıttı!

0

ASUS, Gamescom 2024’te ROG, TUF Gaming, Prime ve ProArt X870E / X870 anakart serisini tanıttı. Yeni nesil bağlantı seçenekleri, akıllı özellikler ve performans artırıcı iyileştirmelerle dolu AM5 soketini kullanan bu anakartlar AMD Ryzen 9000 serisi işlemcilerle tam uyumlu olarak geliyor.

ASUS, Gamescom’da bombayı patlattı! İşte yeni anakartlar

ASUS’un yeni anakart ailesi AI Overclocking, AI Cooling II, AI Networking II, Dynamic OC Switcher ve Core Flex gibi yapay zeka destekli özelliklere sahip. Bu sayede performans optimizasyonu tek tıklamayla sağlanabiliyor.

NitroPath DRAM Teknolojisi ile DDR5 bellek desteği sunan anakartlar, ASUS WiFi Q-Antenna ile WiFi 7 bağlantısı, PCIe 5.0 ve USB4 gibi en güncel bağlantı teknolojilerini içeriyor. Ayrıca bilgisayar toplama sürecini kolaylaştıran ASUS Q-Design özellikleri de dikkat çekiyor. PCIe Yuvası Q-Release Slim, M.2 Q-Mandalı ve BIOS Q-Dashboard gibi yeniliklerle kullanıcılar montaj ve yapılandırma işlemlerini daha pratik bir şekilde gerçekleştirebiliyor.

AMD Ryzen 9000 serisi işlemciler yüzde 16’ya kadar IPC artışıyla dikkat çekerken hem tek iş parçacıklı hem de çok iş parçacıklı performans sunuyor. Bu işlemciler kullanıcıların oyun, yaratıcı işler ve profesyonel görevlerde üst düzey verim elde etmesini sağlıyor.

X870E ve X870 anakartlar AMD’nin en güçlü işlemcileriyle uyumlu çalışarak bu performans potansiyelini açığa çıkarıyor. Özellikle X870E serisi çift yonga setine sahip yapısıyla daha geniş PCIe veri yolları sunarak yüksek hızda depolama ve ağ çözümleri sağlıyor.

ASUS’un akıllı kontrol çözümleri de kullanıcıların sistemlerini optimize ederken soğutma ve bağlantı ayarlarını kolayca yönetmelerine olanak tanıyor. AI Overclocking, işlemciyi tek tıklamayla hızlandırırken, Dynamic OC Switcher ve Core Flex gibi gelişmiş ayarlar, performans ihtiyaçlarına göre manuel kontrol imkanı sunuyor.

AI Cooling II, fan hızını dinamik olarak optimize ederek hem sessiz hem de verimli bir soğutma sağlarken AI Networking II de ağ ayarlarını optimize ederek sorunsuz bir bağlantı deneyimi sunuyor. DDR5 bellekler için optimize edilmiş NitroPath DRAM Teknolojisi ise ROG Crosshair X870E Hero ve ROG Strix X870E-E Gaming WiFi gibi modellerde kullanılıyor.

ASUS anakart

Bu teknoloji daha hızlı veri aktarımı ve daha stabil bir performans sunmak için DRAM ve CPU arasındaki sinyal yollarını optimize ediyor. Ayrıca AEMP II profilleri ile bellek hızlarını artırmak artık daha kolay. ASUS’un yeni anakartları WiFi 7 desteği ile birlikte gelirken, ASUS WiFi Q-Antenna yazılımı da anten optimizasyonu ve kanal izleme gibi özellikler sunarak daha güçlü ve kararlı bir kablosuz bağlantı sağlıyor.

Tüm X870 / X870E anakart modelleri standart olarak iki adet USB4 bağlantı noktasıyla geliyor. Bu çok yönlü bağlantı noktaları, 40 Gbps’ye kadar veri aktarım hızları sunarak yüksek performanslı harici cihazların bağlantısını kolaylaştırıyor. DisplayPort 1.4 desteği ile 8K çözünürlükte ekran bağlamak da mümkün. USB4 portları üzerinden birden fazla ekran ve cihazın bağlanabilmesinin yanı sıra daha sade ve düzenli bir kurulum imkanı veriyor.

ASUS, bilgisayar toplama sürecini kolaylaştıran çözümlerle kullanıcı dostu özellikler de sunuyor. Örneğin BIOS arayüzündeki geliştirmeler kullanıcıların ayarları daha kolay bulmasını sağlarken, PCIe Slot Q-Release Slim mekanizması ve M.2 Q-Mandalı gibi özellikler bileşenlerin montajını zahmetsiz hale getiriyor.

ROG Crosshair, ROG Strix ve ProArt modellerinde yer alan M.2 Q-Release soğutucusu sürücüyü yerleştirmek ve çıkarmak için basit bir mekanizma sunuyor. ASUS DriverHub ise sürücülerin güncel kalmasını sağlayarak sistemin sorunsuz çalışmasına yardımcı oluyor.

Yeni X870E sistemler için AIO CPU soğutucu seçenekleri de sunuluyor. Özellikle ROG Crosshair X870E Hero için geliştirilen ROG Ryujin III 360 ARGB Extreme üst düzey soğutma performansı ve estetik uyum sağlıyor. 640×480 çözünürlüklü LCD ekranı ile sistem bilgilerini veya kişiselleştirilmiş içerikleri görüntülemek de mümkün.

ROG Crosshair X870E Hero ise serinin en üst modeli olarak öne çıkıyor. 18+2+2 güç aşamaları, ProCool II güç konnektörleri ve nikel kaplama yüzeylere sahip olan bu model yüksek performanslı oyun ve yapay zeka uygulamaları için ideal.

ÖzellikDetay
BoyutATX
Bellek4 x DIMM, Maks. 192 GB DDR5
PCIe2 x PCIe 5.0 x16
Depolama3 x M.2 2280 (PCIe 5.0 x4), 2 x M.2 2280 (PCIe 4.0 x4)
Wi-Fi 7, Intel 2.5 Gb Ethernet, Realtek 5 Gb Ethernet
SesROG SupremeFX 7.1 Surround Sound, ESS ES9219 Quad DAC
Arka Giriş Çıkış2 x USB4 40 Gbps, 8 x USB 10 Gbps
Ön Giriş Çıkış1 x USB 20 Gbps konnektörü (60 W’a kadar QC 4+ destekli)
Soğutma1 x 4 pim CPU Fan Başlığı, 4 x 4 pim Kasa Fanı Başlığı
ÖzellikDetay
BoyutATX
Bellek4 x DIMM, Maks. 192 GB DDR5
PCIe1 x PCIe 5.0 x16
Depolama3 x M.2 2280 (PCIe 5.0 x4), 2 x M.2 2280 (PCIe 4.0 x4)
Wi-Fi 7, Realtek 5 Gb Ethernet
SesROG SupremeFX ALC4080 codec
Arka Giriş Çıkış2 x USB4 40 Gbps, 10 x USB 10 Gbps
Ön Giriş Çıkış1 x USB 20 Gbps konnektörü
Soğutma1 x 4 pim CPU Fan Başlığı, 5 x 4 pim Kasa Fanı Başlığı
ÖzellikDetay
BoyutATX
Bellek4 x DIMM, Maks. 192 GB DDR5
PCIe1 x PCIe 5.0 x16
Depolama2 x M.2 2280 (PCIe 5.0 x4), 1 x M.2 2280 (PCIe 4.0 x4)
Wi-Fi 7, Realtek 2.5 Gb Ethernet
SesRealtek ALC1220P codec
Arka Giriş Çıkış2 x USB4 40 Gbps, 3 x USB 10 Gbps
Ön Giriş Çıkış1 x USB 20 Gbps konnektörü
Soğutma1 x 4 pim CPU Fan Başlığı, 4 x 4 pim Kasa Fanı Başlığı
ÖzellikDetay
BoyutATX
Bellek4 x DIMM, Maks. 192 GB DDR5
PCIe2 x PCIe 5.0 x16
Depolama2 x M.2 2280 (PCIe 5.0 x4), 1 x M.2 2280 (PCIe 4.0 x4)
Wi-Fi 7, Marvell 10 Gb Ethernet, Intel 2.5 Gb Ethernet
SesRealtek S1220A codec
Arka Giriş Çıkış2 x USB4 40 Gbps, 7 x USB 10 Gbps
Ön Giriş Çıkış1 x USB 20 Gbps konnektörü
Soğutma1 x 4 pim CPU Fan Başlığı, 5 x 4 pim Kasa Fanı Başlığı
ÖzellikDetay
BoyutATX
Bellek4 x DIMM, Maks. 192 GB DDR5
PCIe1 x PCIe 5.0 x16
Depolama1 x M.2 2280 (PCIe 5.0 x4), 1 x M.2 2280 (PCIe 4.0 x4)
Wi-Fi 7 (Prime X870-P WiFi), Realtek 2.5 Gb Ethernet
SesRealtek 7.1 Surround Sound codec
Arka Giriş Çıkış2 x USB4 40 Gbps, 4 x USB 5 Gbps
Ön Giriş Çıkış1 x USB 10 Gbps konnektörü
Soğutma1 x 4 pim CPU Fan Başlığı, 4 x 4 pim Kasa Fanı Başlığı

Toyota müşteri bilgilerini çaldırdı!

Toyota, üçüncü parti hizmet sağlayıcısı aracılığıyla büyük bir veri ihlali yaşadı. Bu olay, müşteri bilgilerinin güvenliğine yönelik ciddi endişelere neden oldu. Şirket, olayın ardından hızlı bir şekilde harekete geçti ve durumu araştırmak için geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Veri ihlali, Toyota’nın üçüncü parti bir hizmet sağlayıcısı tarafından yönetilen sistemlerde meydana geldi. İlk bulgular, milyonlarca müşterinin ad, soyad, e-posta adresi ve telefon numarası gibi kişisel bilgilerinin sızdırılmış olabileceğini gösteriyor. Bu durum, müşterilerin güvenliğini tehdit eden ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor.

Toyota, olayın ardından müşterilerine yönelik bir bilgilendirme yaptı. Şirket, durumu kontrol altına almak için çeşitli önlemler aldığını belirtti. Ancak, bu önlemler müşterilerin endişelerini yatıştırmakta yeterli olmayabilir. Zira, sızdırılan bilgilerin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılma olasılığı oldukça yüksek.

Güvenlik önlemleri yetersiz

Şirket, müşterilerinden gelen tepkilere hızlı bir şekilde yanıt vermeye çalışıyor. Toyota yetkilileri, müşterilerinin güvenliğini en üst düzeyde koruma taahhüdünde bulundu. Ancak, yaşanan bu olayın ardından güvenlik önlemlerinin yeterliliği konusunda büyük soru işaretleri ortaya çıktı.

Bu olay, Toyota’nın itibarını ciddi şekilde zedeleyebilir. Müşteri güvenliği, özellikle bu tür büyük çaplı şirketler için hayati önem taşıyor. Toyota, bu tür olayların tekrar yaşanmaması için sistemlerini gözden geçireceğini ve güvenlik önlemlerini artıracağını ifade etti.

Toyota’nın yaşadığı bu veri ihlali, diğer büyük şirketler için de bir uyarı niteliği taşıyor. Şirketler, müşteri bilgilerinin güvenliğini sağlamak için daha sıkı önlemler almak zorunda kalabilir. Toyota’nın bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.

Microsoft uygulamalarında keşfedilen güvenlik açığı Apple bilgisayarlarını tehdit ediyor

Cisco Talos tarafından yapılan bir araştırma, Microsoft’un popüler uygulamalarında ciddi bir güvenlik açığı olduğunu ortaya koydu. Bu güvenlik açığı, Apple bilgisayar kullanıcılarının kameralarını ve mikrofonlarını hedef alarak gizliliklerini ciddi şekilde tehlikeye atıyor.

Saldırganlar, kötü niyetli yazılımlar kullanarak Microsoft uygulamalarına izinsiz erişim sağlayabilmektedir. Bu izinsiz erişim, kullanıcıların kameralarını ve mikrofonlarını kontrol etmeye olanak tanır. Sonuç olarak, kullanıcıların bilgileri olmadan video ve ses kayıtları alınabilir. Bu açık özellikle Teams, Outlook, Word, PowerPoint, OneNote gibi yaygın kullanılan uygulamaları etkileyen bir sorundur. Bu durum, kişisel gizliliği tehdit eden ciddi bir risk oluşturuyor.

Apple’ın korunma mekanizması ve açığın etkisi:

Apple, uygulamaların kullanıcıların kişisel verilerine erişimini sınırlandırmak için Transparency Consent and Control (TCC) adlı bir sistem kullanmaktadır. Bu sistem, kullanıcıların hangi uygulamaların hangi verilere erişebileceğini kontrol etmelerini sağlar. Ancak, yapılan araştırma, kötü niyetli yazılımların bu koruma sistemini aşabileceğini ve Microsoft uygulamalarının izinlerini kötüye kullanabileceğini gösterdi. Bu durum, Apple kullanıcılarının gizliliğini tehlikeye atan ciddi bir açığa işaret ediyor.

Microsoft’un çözüm çalışmaları:

Microsoft, açığın ciddiyetini kabul ederek hızlı bir şekilde harekete geçti. Teams ve OneNote uygulamaları için gerekli güncellemeleri yayımlayarak bu açığı gidermeyi başardı. Ancak, Excel, Outlook, PowerPoint ve Word gibi diğer Microsoft uygulamaları için henüz bir güncelleme planı açıklanmamıştır. Bu durum, kullanıcıların diğer Microsoft uygulamalarındaki güvenlik açıklarının hala mevcut olabileceğini gösteriyor. Microsoft’un, bu uygulamalar için de bir çözüm geliştirmesi bekleniyor.

Gamescom 2024: nasıl izlenir ve hangi oyunlar bekleniyor?

Oyun dünyasının en büyük etkinliklerinden biri olan Gamescom, bu yıl 21 Ağustos 2024’te Almanya’nın Köln şehrinde başlıyor. Ancak heyecan dolu etkinlik başlamadan önce, organizatörler büyük bir tanıtım şovuna imza atacak. Gamescom Opening Night Live 202420 Ağustos Salı günü Türkiye saatiyle 21.00’de gerçekleştirilecek ve etkinlikte bir dizi yeni oyun tanıtımı, fragmanlar ve sürpriz duyurular yer alacak.

Gamescom Opening Night Live 2024’ü nasıl izleyebilirsiniz?

Gamescom Opening Night Live 2024, Gamescom’un resmi YouTube kanalından ve Gamescom web sitesinden canlı olarak yayınlanacak. Yaklaşık iki saat sürmesi beklenen etkinlikte, oyunseverler birçok yeni oyun duyurusu ve fragman ile buluşacak.

Beklenen oyunlar ve duyurular

Gamescom Opening Night Live 2024‘te tanıtılması beklenen oyunlar arasında bazı önemli yapımlar şunlar:

  • Call of Duty: Black Ops 6
  • Monster Hunter Wilds
  • Indiana Jones and the Great Circle
  • Little Nightmares III
  • DRAGON BALL: Sparking! ZERO
  • Batman: Arkham Shadow
  • Dune Awakening
  • Marvel Rivals
  • Squid Game: Unleashed
  • New Game from Tarsier Studios
  • Sid Meier’s Civilization VII
  • Kingdom Come Deliverance II
  • Lost Records: Bloom & Rage

Bu oyunların yanı sıra, efsanevi oyun geliştiricisi Hideo Kojima, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir paylaşımda “Death Stranding 2” ile ilgili ipuçları verdi ve oyunseverleri daha da heyecanlandırdı.

Gamescom 2024, yılın en merakla beklenen etkinliklerinden biri olarak oyun dünyasında büyük bir etki yaratmaya hazırlanıyor. Oyunseverler, bu etkinlikte duyurulacak yeni yapımları ve sürprizleri heyecanla bekliyor.

Dünyanın en büyük temiz enerji projesi Suudi Arabistan’da hayata geçiriliyor

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz Projesi, dünyanın tamamen temiz enerjiyle çalışan ilk turistik destinasyonu olma yolunda hızla ilerliyor. Bu devasa proje400 MW gücündeki güneş enerjisi sistemi ve 1.3 GWh kapasiteli enerji depolama sistemiyle, dünyanın en büyük fotovoltaik-enerji depolama mikro şebekesine ev sahipliği yapacak.

Benzersiz bir girişim

Bu iddialı proje, küresel teknoloji devi Huawei tarafından yürütülüyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte, Kızıldeniz Projesi kapsamında geliştirilen bu önemli turizm destinasyonu, Suudi Arabistan’ın güneybatısındaki Tabuk Eyaleti’nin Kızıldeniz kıyısında yer alacak. 28 bin kilometrekarelik geniş bir alanı kapsayan bu proje, temiz enerjinin ve sürdürülebilir turizmin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

2030 yılına kadar tamamlanması planlanan Kızıldeniz Şehri50 otel ve 8.000 odaya ek olarak 22 ada ve altı iç mekana sahip olacak. 1.000’den fazla konutun yer alacağı projede, toplamda bir milyon ziyaretçiye ev sahipliğiyapılacak. Tüm bu ziyaretçiler ve destinasyonun kendisişebeke bağlantısız temiz enerjiyle aydınlatılacak.

Huawei’nin yenilikçi teknolojisi

Proje, Huawei’nin FusionSolar Akıllı Dizi Enerji Depolama Çözümü’nü (ESS) kullanacak. Bu mikro şebeke çözümü, Kızıldeniz Projesi’nin enerji ihtiyaçlarını bağımsız olarak karşılamasına olanak tanıyacak. Güneş ve rüzgar enerjisinin değişken doğası, yenilenebilir enerji projelerinin güvenli ve istikrarlı bir şekilde çalışması için enerji depolamayı zorunlu kılıyorKızıldeniz Projesi, tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanması ve dış bir şebekeye ihtiyaç duymadan çalışması nedeniyle benzersiz bir örnek teşkil ediyor.

Huawei, Kızıldeniz Projesi dışında da dünya genelinde birçok büyük güneş enerjisi projesi üzerinde çalışıyor. Dubai’de Huawei, Dubai Global Port Group için 25.8 MW gücünde bir dağıtılmış enerji programı kurarken, Çin’de ise China Resources Power ve China Electric Power Research Institute ile işbirliği yaparak dünyanın ilk şebeke oluşturan batarya enerji depolama sistemini (BESS) pilot olarak gerçekleştirdi.

Mikro şebeke, bir ana elektrik şebekesine bağlı veya bağımsız olarak çalışabilen, küçük ölçekli bir enerji dağıtım sistemidir. Genellikle güneş panelleri ve rüzgar türbinleri gibi yerel enerji üretim kaynaklarını kullanarak elektrik sağlar ve gerektiğinde depolama sistemleri ile kesintisiz enerji sunabilirKızıldeniz Projesi, bu teknolojinin yenilikçi kullanımına mükemmel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Elon Musk, X’in geleceği için Tesla hisselerini gözden çıkarabilir!

0

Sosyal medya platformunun finansal sorunları derinleşirken, Musk’ın Tesla hisselerini satma ihtimali artıyor.

Fortune’un raporuna göre, X’in ana gelir kaynağı olan reklam gelirleri, Musk’ın devralmasından bu yana büyük bir düşüş yaşadı. Son raporlar, 2024’ün ikinci çeyreğinde ABD reklam gelirlerinin bir önceki yıla göre enflasyon dikkate alındığında %84 oranında düştüğünü gösteriyor. X’in mali raporları artık açıklanmıyor, bu da dışarıdan yalnızca spekülasyon yapılmasına yol açıyor.

Musk, geçen Kasım ayında reklam durumunun düzelmemesi durumunda potansiyel iflas konusunda uyarıda bulunmuştu ve kârlılık hakkındaki konuşmalar da sessizliğe büründü; bu durum, genellikle hayalci mali projeksiyonlar yapmasıyla bilinen yönetici için alışılmadık bir durum. İşleri daha da kötüleştiren ise, Musk’ın reklam şirketlerine karşı açtığı son davanın, bu şirketlerle arasını daha da açmış olabileceği gerçeği.

Musk’ın kişisel serveti 236 milyar dolar olmasına rağmen, büyük kısmı SpaceX, Neuralink ve xAI gibi özel şirketlere bağlı. Tesla’daki %12 hisse, acil fon sağlamak için kullanılabilecek birkaç likit varlıktan biri.

Halter Ferguson Financial’dan Bradford Ferguson, “Tesla hisselerinden 1 ile 2 milyar dolar arasında bir satış bekliyorum.” diyor. Bu durum, Tesla’nın hisse fiyatında %5-10 oranında bir düşüşe yol açabilir. Musk, Twitter anlaşmasını kısmen finanse etmek için 2022’de 20 milyar dolardan fazla hisse satmıştı ve bu durum Tesla’nın hissesini iki yılın en düşük seviyelerine indirmişti. O dönem Musk, 2025’e kadar daha fazla hisse satmayacağına dair söz vermişti.

Ancak, Ferguson’a göre X’in mali sıkıntıları, Musk’ın bu sözünü erken bozmasını gerektirebilir. Yakın zamanda yapılacak bir hisse satışı, X’in 13 milyar dolarlık borcunu kapatmak ve kredi anlaşmalarını sürdürmek için gerekli olabilir.

Ferguson, Musk’ın 2022’de X’in geleceği konusunda “biraz daha iyimser” olduğunu belirtirken; sosyal platformun hızla düşen reklam gelirlerinin bu umutları boşa çıkardığını söylüyor. Tesla’daki hisselerini satmak, Musk için zorunlu bir adım olabilir.

Tesla yatırımcıları, CEO’larının sürekli bir şekilde X’in mali sorunlarıyla ilgilenmesinin rahatsız edici olduğunu düşünüyor. Musk’ın 2025 sözünü tutup tutmayacağı ya da daha erken bir hisse satışı yapıp yapmayacağı ise belirsiz.

Tesla elektrikli tırda büyük yangın!

Tesla’nın elektrikli tır modeli Tesla elektrikli tırda Tesla Semi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde seyir halindeyken aniden alev aldı. Yangın, bölgedeki kanyon yakınlarında gerçekleşti ve itfaiye ekipleri tüm çabalarına rağmen alevleri kontrol altına alamadı. Bu durum, elektrikli tırların güvenliğiyle ilgili endişeleri yeniden gündeme getirdi.

Yangının şiddeti nedeniyle, itfaiye ekipleri alevleri söndürmek için yoğun bir mücadele verdi. Ancak, Tesla elektrikli tırda Semi‘nin büyük bataryası nedeniyle yangın kontrol altına alınamadı ve dumanlar bölgedeki havayı ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Olay yerinde yol tamamen kapatılırken, yangının neden çıktığı henüz belirlenemedi.

Tesla Semi804 kilometre menzile sahip devasa bataryası ile elektrikli araç teknolojisinin ağır vasıta sektöründeki en yenilikçi örneklerinden biri olarak biliniyor. Şu anda sınırlı ticari operasyonlar için test edilmekte olan bu araç, özellikle PepsiCo gibi büyük şirketlere hizmet veriyor. Ancak yaşanan bu olay, Tesla Semi’nin güvenlik standartlarıyla ilgili soru işaretlerini artırdı.

Yangının kesin nedeni henüz bilinmezken, Tesla ve CEO Elon Musk konu hakkında henüz bir açıklama yapmadı. Olay, elektrikli araçlardaki lityum iyon bataryaların yangın riski taşıdığı gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Lityum iyon bataryalar, geleneksel araç bataryalarına göre daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip olduklarından, yangın durumunda kontrol altına alınmaları oldukça zor olabiliyor.

Tesla elektrikli tırda

Bu olayın ardından, özellikle büyük ve ağır vasıta segmentindeki elektrikli araçların güvenlik standartlarının yeterliliği tartışma konusu olabilir. Tesla’nın bu olay sonrası hangi önlemleri alacağı ve nasıl bir açıklama yapacağı ise merakla bekleniyor.

Membran teknolojisi kirlenmeyi önlüyor

0

Membran teknolojisi son yıllarda su arıtma ve gaz ayırmadan gıda endüstrisindeki işlemlere kadar çeşitli uygulamaları ele alarak kayda değer ilerlemeler kaydetti. Bu alanlardaki kalıcı zorluklardan biri, istenmeyen maddelerin membran yüzeyinde birikerek performansını bozduğu membran kirlenmesidir.

Membran teknolojisi ve yenilikler

Membran teknolojilerindeki son gelişmeler bu soruna umut verici çözümler sunarak membran sistemlerinin verimliliğini önemli ölçüde artırıyor. Membran kirlenmesi, istenmeyen maddelerin membran üzerinde veya içinde birikmesi ve işlevini ve verimliliğini bozmasıyla oluşur. Bu kirlenme, her biri farklı tıkanıklık türlerine yol açan organik maddeler, inorganik bileşikler, mikroorganizmalar veya askıda parçacıklardan kaynaklanabilir. Bu faktörlerin farkında olmak kirlenmeyi önlemeye ve membran performansını korumaya yardımcı olabilir.

Kirlenme türleri arasında kek tabakası oluşumu, gözenek tıkanıklığı ve ara tabaka oluşumu bulunur ve her biri membranı farklı şekilde etkiler. Kek tabakası oluşumu membran yüzeyinde bir bariyer oluşturarak akıyı azaltırken, gözenek tıkanıklığı yeterli gözenek boyutunu azaltır. Ara tabakalar başka bir karmaşıklık düzeyi ekleyerek temizlik ve bakımı daha zor hale getirir.

Kirlenmenin etkisi, daha düşük akış, artan basınç düşüşü ve daha sık bakım gereksinimleri içerir ve bu da daha yüksek işletme maliyetlerine yol açabilir. Kirlenme ayrıca ayırma verimliliğini de tehlikeye atarak nihai ürünün kalitesini etkiler. Kirlenmeyi yönetmek için pratik stratejiler arasında ön işlem, düzenli temizlik, gelişmiş membran malzemeleri ve performansı optimize etmek için operasyonel ayarlamalar bulunur.

Polimer kimyasındaki son yeniliklerle, kirlenmeye karşı geliştirilmiş direnç gösteren membranlar formüle edilmiştir. Örneğin, organik maddeleri ve mikroorganizmaları itmek için membran yüzeylerine hidrofilik ve anti-biyokirlenme kaplamaları uygulanmıştır. Bu kaplamalar, membranın kirlenmeye karşı direncini artırarak yüksek akış hızlarını korur ve gereken temizleme sıklığını azaltır.

Bir diğer önemli gelişme ise performansı artırmak için farklı malzemelerin çeşitli katmanlarını birleştiren sofistike kompozit membranların ortaya çıkmasıdır. Bu kompozit membranlar, kirlenme direncini ve operasyonel verimliliği artırmak için her bir malzemenin yüksek geçirgenlik ve kimyasal direnç gibi güçlü yanlarından yararlanır. Bu çok katmanlı yaklaşım, çeşitli besleme bileşimlerinin daha iyi işlenmesini sağlar ve membran sistemlerinin çeşitli uygulamalarda dayanıklılığını artırır.

Enerji şirketleri arazi sahiplerini zorluyor

Binghamton Üniversitesi, New York Eyalet Üniversitesi ve UNLV’deki araştırmacıların öncülüğünde yapılan yeni bir araştırmaya göre, enerji şirketleri, arazi sahiplerinden hidrolik kırılma (fracking) için izin almalarını sağlamak amacıyla sürekli ve kişiselleştirilmiş baskı uyguluyor. Arazi sahipleri bunu reddettiğinde bile şirketler yine de fracking yapmak için yasal zorlamayı kullanıyor.

Enerji şirketleri fracking için baskı yapıyor

Hidrolik Çatlatma İçin Arazi Elde Ederken Enerji Şirketlerinin 31 Arazi Sahibiyle Nasıl Pazarlık Yaptığının Değerlendirilmesi” başlıklı makale Nature Energy dergisinde yayımlandı. Binghamton Üniversitesi’nde baş yazar ve eski doktora öğrencisi Benjamin Farrer: “Hidrolik kırılma tartışmalı bir konudur, ancak tartışmaların çoğu iklim ve ekonomi için genel sonuçlara odaklanmıştır. Bu makale için umutlarımızdan biri, politika yapıcıları konuya en yakın olan kişilerin bireysel deneyimlerine daha fazla dikkat etmeye teşvik etmesidir diyor.”

ABD’deki fosil yataklarının birçoğu özel arazilerin altında bulunduğundan, enerji şirketleri sıklıkla özel arazi sahipleriyle pazarlık yapmak zorunda kalıyor ve arazilerinin altındaki minerallere erişim karşılığında tazminat teklif ediyor. Bir kuyu yalnızca tek bir kuyudan büyük bir mekansal alanı boşaltabiliyorsanız ekonomik olarak uygulanabilir olduğundan, sondaj şirketleri sondaj yapmadan önce birden fazla mineral iddiasını tek bir çalışma sözleşmesinde birleştirmek zorundadır. Ancak toprak sahipleri genellikle çeşitli nedenlerle bu tür anlaşmalardan uzak dururlar. Potansiyel sağlık risklerinden çekinebilirler, daha fazla para için bekleyebilirler veya basitçe ulaşılamaz olabilirler.

Zorunlu birleştirmenin devreye girdiği yer burası. Bu, birçok petrol ve gaz üreten eyaletin sahip olduğu bir yasa. Buna göre, bir petrol/gaz rezervuarının üzerindeki arazinin belirli bir yüzdesi, sondaj için izin vermiş kişilere aitse, kalan arazinin sahipleri sondaja katılmaya zorlanabilir. Örneğin, bir gaz yatağının üzerinde 1.000 dönüm arazi varsa ve 650 dönümün sahipleri izin vermişse, kalan 350 dönüm arazinin sahipleri katılmaya zorlanabilir. Binghamton Üniversitesi’nde siyaset bilimi doçenti olan Robert Holahan: “Geleneksel dikey sondajda, zorlamanın kullanımı genellikle maden sahipleri için net bir artıydı; daha iyi sözleşme koşulları arayanların bir projeyi baltalamasını önlüyordu ve sondaj şirketi onları devre dışı bırakmaya çalışırsa, küçük mülklerin veya sondaj alanının sınırındaki mülklerin kendilerini zorla bir sözleşmeye dahil etmelerine olanak sağlıyordu” diyor.

Tedarik zinciri emisyonları girişimlerin hedefinde!

0

Tedarik zincirlerinden kaynaklanan CO2 emisyonları odak noktası haline geldikçe, bu girişim çiftlikleri hedefliyor. Artık çok sayıda karbon muhasebesi ve emisyon yönetimi platformu var. Ancak, emisyon sorunlarını takip eden yeni kurulan şirketler ilk önce en kolay olana yönelme eğiliminde: bir şirketin sahip olduğu kaynaklardan gelen doğrudan sera gazı emisyonları. İklim endüstrisinin tabiriyle bunlara “Kapsam 1” deniyor. “Kapsam 2” emisyonları, bir şirketin kullandığı enerjiden kaynaklanan sera gazı emisyonlarıyla ilgili. Şimdi, Kapsam 1 ve 2’yi bir araya getirirseniz, toplam küresel emisyonların yalnızca yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. Gerisi Kapsam 3 emisyonları kapsamına girer ve bunlar tedarik zincirlerinin içinde gizlidir ve takip edilmesi çok zor.

Tedarik zinciri emisyonları için çözümler

Girişimler bu tedarik zinciri emisyonlarını ele almaya başlıyor. Örneğin Clearly yakın zamanda ulaşımla ilişkili tedarik zincirlerinin emisyonlarını ele almak için 4.3 milyon dolarlık bir tohum yatırımı aldı.

Bunun bir başka örneği de Nestle’nin ürettiği 113 milyon ton CO2 emisyonunun Belçika’nın tüm sera gazı emisyonlarına eşit olması. Tedarik zinciri boyunca 107 milyondan fazla emisyon gerçekleşmekte. Şimdi başka bir “dikey” oyun yatırımcıları çekiyor. Bu sefer tarımda tedarik zincirlerini karbondan arındırmayı amaçlayan bir girişim şeklinde.

Root, gıda ve içecek şirketlerinin tarımsal tedarik zincirleri hakkında birincil veri toplamasına yardımcı olur. RootOS platformu, kurucu ortaklar Eric Oancea ve Maurice Hensl tarafından Ekim 2023’te başlatıldı ve şu anda süt ürünleri fabrikalarından ve fast-food zincirlerinden müşterileri var, ancak şirket şu ana kadar müşterilerinin adını vermeyi reddetti. Şu ana kadar 10.000’den fazla çiftçiyle çalışıyor.

Root, Point Nine’dan Christoph Janz liderliğinde, Project A, HelloWorld, Arc Investors ve P9 mezunu Robin Dechant ve Cargo.one CTO’su Mike Rötgers gibi diğer girişim operatörlerinin katılımıyla 8 milyon avroluk tohum yatırımı aldı. Root, gıda şirketlerindeki sürdürülebilirlik ve tedarik ekiplerinin, çiftçilerden doğrulanabilir birincil verileri toplamak için platformunu kullandığını ve çiftçilerin sadece birkaç basit soruyu yanıtladığını söylüyor. GHG emisyonu hesaplamaları için gereken verilerin geri kalanı daha sonra mevcut belgelerden ve diğer veri kaynaklarından alınıyor.

Waymo korna sorunu nedeniyle endişeye neden oluyor

0

Waymo’nun robot taksi deposu San Francisco’daki komşularını uyandırmak için korna çalıyor. Waymo’nun korna çalan otonom araçlarına yönelik çözümü henüz tamamlanmamış gibi görünüyor.

Waymo otoparkının yanındaki bir binada yaşayan San Francisco’lu komşular, gece boyunca korna çalmanın verdiği rahatsızlıkla boğuşuyor. Bu, orijinal sorunu (arabaların otoparkta korna çalması) çözmüş gibi görünen araç çağırma şirketinin bir çözümüne rağmen böyle. Ancak sorunun ilk bakışta göründüğünden biraz daha zor olduğu da ortaya çıktı.

Waymo korna sorununu uzun süre çözemedi

Şirket, geçen hafta korna sesinin, bir aracın kendisine doğru geri giden başka bir aracı tespit ettiğinde tetiklenen bir güvenlik özelliğinin sonucu olduğunu söyledi. Park yerinin YouTube canlı yayınını yöneten Sophia Tung, The Verge’e gönderdiği e-postada, Waymo’nun yamasından sonraki ilk gece, arabalardan birkaçının otoparkı kaçırdığını ve anlaşılmaz bir şekilde binasının yanındaki bir çıkmaz sokağa girdiğini söyledi. İzlediğimiz bir videoda, araçlar çıkmaz sokakta sıkıştı ve korna çalmaya başladı. Aslında bu sorun, şirketin araçlarına verdiği güvenlik dikkatinden de kaynaklanıyor.

Tung, şirketin “çıkmaz sokağı tamamen devre dışı bıraktığını ve işleri yoluna koymak için bize bir dondurma partisi düzenlediğini” söyledi. Bundan sonraki birkaç gün boyunca her şeyin sakin geçtiğini de sözlerine ekledi.

Ancak bu sabahın erken saatlerinde, robotaksi, yeterli sayıda kişinin aynı anda geri dönmesiyle, park alanına girmek için bir sıra oluştuğunda başka bir uç durumu ortaya çıkardı. Bunlardan biri, yolun kenarında bekleyen diğerlerine doğru geri döndüğünde (burada park alanının kısıtlamalarının tiranlığından kurtulmuş gibi görünüyorlar), her biri geri giden Waymo araçlarının bir zincirleme reaksiyonunu başlattı, sıradaki aracın korna çalmasını ve geriye gitmesini tetikledi.

Tung, yeni korna turu hakkında Waymo’ya ulaştığını söyledi. Ayrıca yarın 17:30 ET’de başlayacak canlı yayında Waymo ürün yönetimi ve operasyon direktörü Vishay Nihalani ile görüşmeyi planlıyor.