Yapay zeka tarafından üretilen Minecraft geliştirildi!

0

Oyun dünyasında çığır açacak bir gelişme yaşanıyor. Etched isimli startup, geleneksel bir oyun motoru kullanmak yerine, tamamen yapay zeka tarafından üretilen ve yönetilen bir “Minecraft” benzeri oyun konsepti geliştirdi. DecartAI ile ortak çalışan Etched, bu yapay zeka destekli oyunu sergiledi ve oyunculara ekran kartı gerektirmeyen, gerçek zamanlı bir açık dünya deneyimi sundu. Yapay zekanın Transformer mimarisine göre optimize edilmiş özel ASIC’lerle çalışan oyun, kullanıcı komutlarına anında yanıt vererek oyun fiziğini, kurallarını ve grafiklerini gerçek zamanlı olarak oluşturuyor.

Yapay zeka tarafından üretilen çakma Minecraft tasarlandı

Oasis adlı bu model, kullanıcının girdileri doğrultusunda etkileşimli bir oyun dünyası inşa ediyor. Diğer yapay zeka modellerinden farklı olarak, her kareyi bağımsız işleyerek gerçek zamanlı tepkiler veriyor ve sanal dünyada doğal etkileşim imkanı tanıyor. Etched’in geliştirdiği Sohu hızlandırıcı kartları sayesinde Oasis’in performansı önemli ölçüde artırılmış durumda.

Yapay zeka tarafından üretilen çakma Minecraft tasarlandı.
Yapay zeka tarafından üretilen çakma Minecraft tasarlandı.

Tek bir Nvidia H100 GPU, Oasis modelini 720p çözünürlükte ve saniyede 20 kare hızında çalıştırabilirken, Etched’in sekiz Sohu kartı aynı anda 65 kullanıcıya bu deneyimi sunabiliyor ve Nvidia’nın sunduğu performans kapasitesini on katına çıkarıyor. Şirket, gelecekte 4K çözünürlükte 30 FPS hızında çalışabilen, 100 milyar parametreli daha gelişmiş modeller üzerinde çalışmayı planlıyor.

Etched mühendisleri, Oasis’in oyun sırasında daha karmaşık ve uzun simülasyonları işleyebilmesi için adaptif gürültü işleme ve hesaplama optimizasyonları gibi teknik yenilikler eklemeyi sürdürüyor.

Nvidia, SK Hynix’in üretimini hızlandırmasını istiyor! Peki neden?

Yapay zeka talebinin artışı, teknoloji dünyasında önemli değişimlere yol açmaya devam ediyor. Nvidia, SK Hynix’ten HBM4 bellek yongalarının tedarik sürecini altı ay öne çekmesini istedi. SK Group Başkanı Chey Tae-won’un açıklamasına göre, bu talep, yapay zeka alanında yüksek kapasite ve enerji verimliliğine sahip çiplere duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyor.

Nvidia, SK Hynix’ten üretimini hızlandırmasını istedi

SK Hynix, daha önce HBM4 çiplerini 2025’in ikinci yarısında piyasaya sunmayı planlıyordu. Ancak Nvidia’nın bu acil talebi, tedarik takvimini öne çekti. SK Hynix yetkilileri, bu hızlandırılmış süreç hakkında fazla bilgi vermekten kaçınsa da, sektör uzmanları bu adımın Nvidia’nın AI çip pazarındaki etkisini daha da güçlendireceğini belirtiyor. Şu anda Nvidia, yapay zeka çip pazarının yüzde 80’inden fazlasını elinde bulunduruyor.

Nvidia, SK Hynix'in üretimini hızlandırmasını istedi.
Nvidia, SK Hynix’in üretimini hızlandırmasını istedi.

Yüksek bant genişliğine sahip bellek çipleri, yapay zeka teknolojilerinin gelişiminde kritik bir rol oynuyor, çünkü büyük veri setlerinin işlenmesinde vazgeçilmez öneme sahip. HBM bellekleri üreten üç ana firma bulunuyor: SK Hynix, Micron ve Samsung. SK Hynix, HBM pazarında lider konumda olmasına rağmen, rekabetin giderek kızıştığı bir ortamda faaliyet gösteriyor. Firma, 2024’ün başında 12 katmanlı HBM3E çiplerini piyasaya sürmeyi ve ayrıca 16 katmanlı çip örneklerini de tanıtmayı planlıyor.

Samsung ise, gecikmelerin ardından kimliği açıklanmayan bir büyük müşteriyle tedarik anlaşması yaptığını ve 2025’in ilk yarısında “geliştirilmiş” HBM3E üretimine başlayacağını açıkladı. Ayrıca, gelecek yılın ikinci yarısında yeni nesil HBM4 ürünlerini piyasaya sürmeyi hedefliyor. Micron’un da benzer bir yol haritası olduğu bildiriliyor. Bu gelişmeler, yapay zeka alanındaki rekabetin giderek artması ve bu alandaki inovasyonların hız kazanması açısından önemli bir gösterge niteliğinde.

Intel’in Gaudi çipleri beklentileri karşılayamadı!

0

Intel’in Gaudi yapay zeka çipleri, piyasaya sürülmelerinden bu yana Nvidia ve AMD’nin gölgesinde kalmaya devam ediyor. Şirketin CEO’su Pat Gelsinger, 2024 yılı için belirledikleri 500 milyon dolarlık gelir hedefine ulaşamayacaklarını duyurdu. Nvidia, yapay zeka alanında önemli bir ilerleme kaydederek büyük gelirler elde ederken, AMD de benzer şekilde AI çipleriyle hızlı bir büyüme göstermiş durumda. Ancak Intel, Gaudi çipleriyle bu başarıyı yakalayamamış görünüyor.

Intel’in Gaudi çipleri beklentilerin altında kaldı

Gelsinger, 2024 yılı için AI çipleri aracılığıyla 1 veya 2 milyar dolar kazanmayı umduklarını belirtmişti. Ancak Gaudi yapay zeka hızlandırıcısının bu yıl sadece 500 milyon dolarlık mütevazı bir hedefe bile ulaşmasının mümkün olmayacağını ifade etti. Geçtiğimiz çeyrekte piyasaya sürülen Gaudi 3 hızlandırıcısı ile birlikte yaşanan ürün geçiş süreci ve yazılım kullanım kolaylığının benimseme oranlarını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Intel'in Gaudi çipleri beklentilerin altında kaldı.
Intel’in Gaudi çipleri beklentilerin altında kaldı.

Gelsinger, gelecekte yapay zeka pazarında kendilerine bir yer bulabileceklerine dair umutlu olduklarını da dile getirdi. Ayrıca, yapay zekanın bulut tabanlı uygulamalara olan yoğunlaşmasına eleştirilerde bulunarak, AI’nin sadece bulut modellerinde değil, tüm çiplerde yer almasının önemine dikkat çekti.

Intel, 2024’ün üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 6 düşüşle 13,3 milyar dolarlık gelir açıkladı ve yeniden yapılanma maliyetleriyle birlikte toplamda 16,6 milyar dolarlık zarar bildirdi. Şirketin maliyet düşürme planları çerçevesinde 10 milyar dolarlık bir tasarruf hedefi bulunuyor ve 15.000’den fazla işten çıkarma süreci başlatılmış durumda. Bu durum, Intel’in daha karlı bir yapıya kavuşma çabalarını yansıtıyor.

Yeni nesil Alexa, 2025’e kaldı! Peki neden?

0

Amazon, yıllardır üzerinde çalıştığı gelişmiş yapay zeka destekli Alexa asistanının piyasaya sürülüşünü 2025’e ertelemek zorunda kaldı. İlk etapta 2024 yılı sonunda kullanıma sunulması planlanan bu yeni Alexa, ChatGPT benzeri bir yapay zeka altyapısına sahip olacak ve insanlarla daha doğal, akıcı bir etkileşim kurması bekleniyordu. Ancak beta testlerinde yaşanan aksaklıklar, bu planları erteletti.

Yeni nesil Alexa, 2025 yılına kaldı

Kullanıcılar, yeni Alexa’nın komutları geç algılaması, beklenmedik tepkiler vermesi ve temel görevlerde bile hata yapması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadı. Özellikle akıllı ev cihazlarıyla olan uyumsuzluk sorunları öne çıktı; basit bir ışık açma veya kapama komutunda bile hata yapabilmesi, eski Alexa sürümlerinin stabilitesini arattı.

Yeni nesil Alexa, 2025 yılına kaldı.
Yeni nesil Alexa, 2025 yılına kaldı.

Amazon CEO’su Andy Jassy, Alexa’nın yapay zeka destekli geleceği hakkında net bir vizyon sunmasa da, asistanın beynini yeniden tasarlamaya devam ettiklerini vurguluyor. Bu doğrultuda, Amazon’un cihazlar ve hizmetler bölümüne, Microsoft’un eski Surface yöneticisi Panos Panay getirildi.

Panay’ın gelişiyle birlikte Alexa’nın donanım kalitesinin artması ve temel işlevlere daha odaklı bir hale getirilmesi yönünde beklentiler oluştu. Amazon’un bugüne kadar uygun fiyatlı donanımlarla geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştığı biliniyor; ancak yazılım ve yapay zeka alanında yaşanan eksiklikler, Alexa’nın gelişimini sınırladı. Amazon, son birkaç yıldır bu eksiklikleri gidermek için çaba gösterse de, yeni nesil Alexa’yı kullanmak için 2025’e kadar beklemek gerekecek.

Otomotiv dünyasında değişim yaşatacak girişimler!

Ford Otosan’ın otomotiv endüstrisi ve mobilite dünyasının geleceğini şekillendirecek girişimleri desteklemek amacıyla kurduğu kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, yeni nesil teknoloji ve uygulamaları keşfetmeyi sürdürüyor. Otomotiv sektörünün dönüşümünde rol oynayacak inovatif fikirleri destekleyen Driventure, Drivevent etkinliği kapsamında araç mühendisliği, toplam değer yönetim mühendisliği ve yeni üretim teknolojileri alanında çalışan startup’lar ile bir araya geldi.

Ford Otosan Gölcük Fabrikası içinde yer alan Vehbi Koç Vakfı Konferans Salonu’nda 31 Ekim 2024 Perşembe günü gerçekleştirilen etkinlikte Ford Otosan liderleri ile girişimciler; yeni teknolojiler, pazar değişimleri ve müşteri beklentileri gibi konular hakkında bilgi alışverişinde bulundu.

Drivevent etkinliğini Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül ile değerlendirdik, sahneye çıkan girişimlere mikrofonumuzu uzattık.

Otomotiv ekosisteminde dönüşüm yaşanıyor

Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül
Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül

Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül etkinlikte yaptığı konuşmada: ” Yola çıktığımız 2019 yılından bugüne, otonom ve bağlı araçlardan akıllı mobiliteye, robotik teknolojilerinden lojistik teknolojilerine dek geniş bir yelpazede geliştirilen fikirleri desteklerken, bir yandan geleceğin teknolojilerini keşfetmek adına sınırları zorluyoruz. Driventure, girişimcilik ekosistemine ve ülkemiz ekonomisine büyük değer katıyor. Hedefimiz, sürdürülebilir ve akıllı mobiliteye öncülük ederek, sektördeki dönüşümü güçlendirmek ve geleceği birlikte şekillendirmek.” dedi.

Öncelikli hedeflerinin, otomotiv ve mobilite sektöründe yenilikçiliği teşvik eden startup’lardan oluşan başarılı bir topluluk oluşturmak olduğunu belirten Gül sözlerine şu şekilde devam etti: “Driventure ile yatırım yapacağımız girişimlerin sadece büyümelerini değil bizimle yenilikçi projeleri hayata geçirmelerini hedefliyoruz. Driventure hem yerel hem de küresel alanda yetkin, yaratıcı zihinleri bir araya getirirken bir yandan sektöre değer katıyor, bir yandan da Ford Otosan’a rekabet avantajı sunuyor.”

Girişimler stratejik rekabet avantajı yaratıyor

Ford Otosan Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri Erhan Köseoğlu
Ford Otosan Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri Erhan Köseoğlu

Ford Otosan Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri Erhan Köseoğlu ise konuşmasında; “Değişimin, dönüşümün hayatın her alanında yoğun bir şekilde karşımıza çıktığı bu çağda, elbette iş yapış şekillerimiz de değişiyor. Ford Otosan ile Driventure arasındaki organik ilişki de verimli bir şekilde gelişiyor. Bize yarattığı stratejik rekabet avantajı yaratma noktasında sunduğu fırsatlar, iş geliştirme noktasında çevikliğimize sunduğu katkı çok değerli. Driventure tarafından yatırımla desteklenen girişimler ise Ford Otosan’ın köklü Ar-Ge organizasyonunun yanı sıra tecrübe ve mühendislik yetkinliklerinden güç alabiliyor, ayrıca büyüme yolculuklarını hızlandırabiliyor.” açıklamasını yaptı.

Driventure’ın sürdürülebilirlik alanında elektrikli araçlar, alternatif yakıtlar ve çevre dostu teknolojilere odaklanan girişimlere yatırım yaptığının altını çizen Köseoğlu bu sayede yatırımlarının otomotiv sektöründe sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesini ve benimsenmesinin hızlandığını açıkladı ve stratejik yatırımlar ve ortaklıklar yoluyla sadece yenilikçi çözümlerin büyümesini teşvik etmekle kalmadıklarını aynı zamanda otomotiv değer zinciri boyunca sürdürülebilir ve dijital uygulamaların entegrasyonunun da kolaylaştığını belirtti.

Yerli girişim Newky, Kayacan Ventures’tan yatırım aldı!

Kayacan Ventures, otomotiv siber güvenliği alanında çözümler sunan yerli girişim Newky’ye yatırım yaparak Türkiye’nin bu alandaki inovasyon potansiyelini destekliyor. 2019 yılında Texinsight ekibi tarafından kurulan Newky, yapay zeka destekli yazılımları sayesinde araçlara yönelik siber saldırılara karşı koruma sağlıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yerli girişim Newky, Kayacan Ventures’tan yatırım almayı başardı

Girişim, araç üreticilerinden filo şirketlerine ve bireysel kullanıcılara kadar geniş bir yelpazeye hizmet sunarak mobilite alanını daha güvenli hale getirmeyi hedefliyor. Kullanıcıların mobil cihazlarını dijital anahtar olarak kullanmalarını sağlayan çözümler sunarak, araç ve erişim yönetim sistemleri ile güvenli bir entegrasyon sağlıyor.

Yerli girişim Newky, Kayacan Ventures’tan yatırım almayı başardı.
Yerli girişim Newky, Kayacan Ventures’tan yatırım almayı başardı.

Newky, ulusal ve uluslararası arenada da başarılar elde etmiş durumda. Örneğin, EIT Urban Mobility’nin City Raptor yarışmasında birincilik elde etmiş ve Otomotiv İhracatçıları Birliği’nin Otomotivin Geleceği Tasarımı yarışmasında ödül kazanmış. Ayrıca, İspanya’da düzenlenen MUBIL Mobility Awards’da 15 ülkeden 56 girişim arasından sıyrılarak finalistler arasına girmeyi başardı. Geçtiğimiz Temmuz ayında imzaladığı distribütörlük anlaşmalarıyla da altı farklı ülkeye erişim sağlayarak küresel pazarda müşteri portföyünü genişletme yolunda önemli adımlar attı.

Newky CEO’su Çetin Kosifoğlu, şirketin hedefinin önümüzdeki beş yıl içinde küresel pazarda otomotiv siber güvenliği alanında ilk üç şirketten biri haline gelmek olduğunu ifade ederken, Kayacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Kayacan da yapay zekanın gömülü sistemlerde kullanımıyla Newky’nin sektörde büyük fark yaratma potansiyeline dikkat çekiyor.

WhatsApp, şüpheli bağlantılara yönelik önlemleri artırıyor!

0

WhatsApp, kullanıcı güvenliğini artırmak amacıyla yeni bir güvenlik özelliği üzerinde çalışıyor. Test aşamasındaki bu özellikle, hem Android hem de iOS kullanıcıları sohbetlerde paylaşılan bağlantıların güvenilirliğini uygulama üzerinden doğrulayabilecekler. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

WhatsApp, şüpheli bağlantılara yönelik önlemleri artıracak

Google‘da bağlantı bilgilerini al” özelliği sayesinde, kullanıcılar şüpheli bağlantılara tıklamadan önce, bu bağlantının meşruiyetini hızlıca kontrol edebilecek ve dolandırıcılık veya zararlı yazılım riskini azaltabilecekler. Sohbetlerdeki bir bağlantıya uzun basıldığında açılan menüde beliren “Google’da ara” seçeneği, bağlantının güvenilirliğini araştırmak isteyenlere kolaylık sunuyor.

WhatsApp, şüpheli bağlantılara yönelik önlemleri artıracak.
WhatsApp, şüpheli bağlantılara yönelik önlemleri artıracak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki detaylar…

Bu yeni güvenlik önlemi, dolandırıcılık veya zararlı yazılım içeren bağlantıların paylaşıldığı platformlarda kullanıcıların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlıyor. Ayrıca, WhatsApp kullanıcı gizliliğine de özen gösteriyor; yalnızca kullanıcıların seçtiği bağlantılar araştırılıyor ve WhatsApp bu bağlantıları izlemiyor. Böylece kullanıcılar, gizliliklerinden ödün vermeden güvenli bir deneyim yaşıyor. Birçok kullanıcı, bu son güncellemeden duyduğu memnuniyeti şimdiden dile getirmiş durumda.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz ne kadar sıklıkta WhatsApp uygulaması kullanıyorsunuz? Sizce WhatsApp güvenlik açısından yeterli bir uygulama mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Yapay zekalı eğitim girişimi Buddy.ai, 12 milyon euro yatırım aldı!

Dünyanın ilk çocuklara yönelik diyaloğa dayalı yapay zeka eğitmeni Buddy.ai, 10,2 milyon avroluk çekirdek finansman turunu tamamladı ve toplam girişim fonunu 12 milyon avroya ulaştırdı. 2005 yılında kurulan şirket, özellikle 12 yaş altı çocuklar için İngilizce öğretiminde etkili bir uygulama sunarak yılda 20 milyondan fazla öğrenciye ulaşıyor. Avrupa’nın en büyük eğitim teknolojisi fonu Educapital ve oyun odaklı BITKRAFT Ventures’ın önderliğinde gerçekleşen bu yatırım turuna, Oculus’un kurucu ortağı, Riot Games’in eski yöneticileri ve The Simpsons’ın yapımcıları gibi melek yatırımcılar da katkı sağladı.

Yapay zekalı eğitim girişimi Buddy.ai, toplam 12 milyon euro yatırım almayı başardı

Buddy.ai, çocukların gerçek zamanlı olarak sohbet edebildiği ve tamamen interaktif bir yapay zeka robotu olan Buddy üzerinden dil öğrenimi sağlıyor. Yapay zekaya dayalı ses tanıma teknolojisi geliştiren şirket, çocuklara özel olarak optimize edilmiş Konuşma Tanıma (BSR) sistemi ile kullanıcıların sesli girdilerini doğru ve güvenilir şekilde tanımlıyor. Eğitim içerikleri çocukların oyun yoluyla öğrenme alışkanlıklarına uygun olarak tasarlanmış olup, hikaye tabanlı dersleri sayesinde öğrencilerin ilgisini yüksek tutuyor. Yapay zekanın eğitimi demokratikleştirme potansiyelini görerek geliştirilen uygulama, geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. UNESCO’nun verilerine göre dünya genelinde 69 milyon öğretmen açığı bulunurken, yapay zeka tabanlı özel dersler bu açığı hızlı ve ekonomik şekilde kapatma iddiasında.

Buddy.ai’nin CEO’su Ivan Crewkov, kızının yeni bir dil öğrenirken yaşadığı zorluklardan ilham aldığını belirterek her çocuğun kişisel bir öğretmeni olması gerektiğine inandıklarını ifade etti. ABD pazarında hızla büyüyen Buddy, Latin Amerika gibi birçok farklı pazarda da büyük ilgi görüyor. Aylık aktif kullanıcı sayısı yıllık %92 artarken, gelirde %93’lük bir büyüme kaydetti. Time Magazine tarafından 2024’ün En İyi EdTech Yükselen Yıldızları listesine alınan Buddy.ai, Global Edtech Startup Award ve EnlightED Awards gibi prestijli ödüllere layık görüldü.

BITKRAFT Ventures Ortağı Jasper Brand, Buddy.ai’nin bire bir öğretmen-öğrenci modelinin sağladığı avantajları ekonomik ve ölçeklenebilir bir çözüme dönüştürerek aileler için ulaşılabilir hale getirdiğini ifade etti. Buddy.ai’nin son yatırımla birlikte yapay zeka teknolojilerini daha da ilerletmeyi, içerik ve oyun unsurlarını güçlendirmeyi ve eğitim kurumlarıyla iş birliğini genişletmeyi hedeflediği belirtiliyor.

MaC Venture Capital, 150 milyon dolarlık yeni fon oluşturdu!

MaC Venture Capital, fintech, SaaS, medya, sağlık ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren tohum aşamasındaki girişimler için 150 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu. 2019 yılında kurulan bu girişim, medya ve eğlence şirketi MACRO Studios’un kurucusu, aynı zamanda Oscar ödüllü film yapımcısı Charles D. King ile birlikte Marlon Nichols, Adrian Fenty ve Micheal Palank tarafından hayata geçirildi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

MaC Venture Capital, tam 150 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu

Yönetimi altında toplamda 600 milyon dolarlık bir varlık bulunan MaC, yeni fonuyla birlikte tohum aşamasındaki girişimlere 2 milyon dolardan 3 milyon dolara kadar yatırım yapmayı planlıyor.

MaC Venture Capital, tam 150 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu.
MaC Venture Capital, tam 150 milyon dolarlık yeni bir fon oluşturdu.

Sektördeki lider şirketleri portföyüne dahil etme hedefinde olan MaC Venture Capital, yatırım yaptığı girişimlere iş geliştirme, iletişim, pazarlama, markalaşma ve sosyal medya stratejileri gibi çeşitli alanlarda destek sağlıyor.

Bay Area merkezli olan MaC, kuruluşundan bu yana 100’den fazla girişime yatırım yapmış olup, portföyünde Chef Robotics, Stoke Space, Bolt, Bridgefy, Firefly, Flexport ve Spill gibi dikkat çekici şirketleri barındırıyor. Bu yeni fon, MaC’ın yatırım stratejisinin bir parçası olarak, yenilikçi girişimlerin desteklenmesine yönelik önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Akıllı yüzük şirketi Oura, Sparta Science’ı satın aldı

Oura, sağlık teknolojilerinde büyüme hedefi doğrultusunda, fiziksel performans ve sağlık takibinde uzmanlaşmış Sparta Science’ı satın aldı. Bu satın alımla Oura, özellikle kurumsal müşterilere sunduğu hizmet kapsamını genişletmeyi planlıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Akıllı yüzük şirketi Oura, Sparta Science’ı bünyesine kattı

Sparta Science’ın sunduğu Force Plate cihazı, sporcular, askerler ve fiziksel olarak aktif bireylerin kuvvet ve hareket analizlerini yaparak performanslarını optimize etmeyi ve sakatlanma risklerini azaltmayı sağlıyor. Ancak Oura, 2024 sonunda bu cihazın üretim ve dağıtımını durdurmayı planlıyor. Bunun yerine, Sparta Science’ın Trinsic veri platformunu Oura Teams hizmetine entegre ederek veri analitiği altyapısını genişletecek.

Akıllı yüzük şirketi Oura, Sparta Science’ı bünyesine kattı.
Akıllı yüzük şirketi Oura, Sparta Science’ı bünyesine kattı.

Trinsic entegrasyonu sayesinde Oura, Oura Ring’den gelen sağlık verilerini daha esnek ve ölçeklenebilir bir platformda analiz ederek sporcu yönetim sistemleri (AMS) ve elektronik tıbbi kayıtlar (EMR) gibi kaynaklarla entegre edecek. Bu entegrasyonla kurumsal müşterilere özelleştirilmiş gösterge panelleri sunulacak.

Ayrıca, Oura, geçen ay metabolizma sağlığına odaklanan Veri isimli bir şirketi de bünyesine katmıştı. Bu satın alımın ardından Oura, Sparta Science’tan bazı mühendislik ve veri bilimi ekiplerini işe alarak ürün geliştirme çalışmalarını daha da hızlandırmayı amaçlıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

2025’te IMEI ücreti ne kadar olacak? 

0

Her yıl olduğu gibi enflasyona bağlı olarak düzenlenen vergi ve cezalara 2025 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı belli oldu. TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisi ile birlikte Yeniden Değerleme Oranı belirlenmiş oldu. İşte 2025 yılı vergi ve cezalara uygulanacak zam oranı.

2025 vergi ve ceza zammı yüzde 43,93 olarak belirlendi

TÜİK’in enflasyon verisinin ardından belli olan Yeniden Değerleme Oranı, ehliyet, pasaport, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), ve gelir vergisi gibi birçok kalemde uygulanacak. Vergi, harç, ve cezalar için 2025 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı yani zammı yüzde 43,93 olarak açıklandı. Henüz kesin olmasa da önümüzdeki sene uygulanması bekleniyor.

IMEI kayıt ücretine de uygulanacak yeniden değerleme oranı eğer yüzde 43,93 olarak Cumhurbaşkanı onayından geçerse, şu anda 31 bin 692 TL olan IMEI kayıt ücreti, 2025 yılında 45 bin 614 TL’ye yükselecek. Yani yurt dışından telefon getirmek istediğinizde ödemeniz gereken 2025 IMEI kayıt ücreti 45 bin 614 TL olacak. Ancak tekrardan belirtmek gerekiyor ki bu zam oranı kesin değil ve Cumhurbaşkanı onayı gerekiyor.

Yeniden değerleme, ÜFE’de 12 aylık ortalamalara göre hesaplanıyor ve Vergi Usul Kanunu’na göre Cumhurbaşkanının vergi ve harçlar için yeniden değerleme oranını yüzde 50’ye kadar azaltma ve artırma yetkisi var.

İnsan Odağında Yönetim Kongresi için geri sayım başladı

0

“Şimdi ve gelecek için daha iyi bir çalışma hayatına liderlik etmek’ vizyonuyla 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren PERYÖN’ün (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) düzenlediği ‘32. İnsan OdağındaYönetim Kongresi’ için geri sayım başladı.

Bu yıl 5-6 Kasım tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenecek kongrenin ana teması; ‘Psikoloji’, ‘İnsan’ ve ‘Teknoloji’ alt başlıklarını işaret eden şekilde ‘PİT Stop’ olarak belirlendi. Kongrede iki gün boyunca bugünün ve geleceğin iş dünyasının ve insan kaynaklarının en önemli başlıkları, alanında uzman konuşmacıların konuk olduğu oturumlarla ele alınacak.

Avrupa’nın alanında en büyük organizasyonu olan İnsan Odağında Yönetim Kongresi’ne Türkiye’den pek çok uzman ismin yanı sıra yabancı konuşmacılar da katılacak. Merakla beklenen kongre programında ayrıca, ilk gün kapsayıcılık, çeşitlilik, eşitlik, çevresel sürdürülebilirlik gibi konuların işleneceği Sürdürülebilirlik Sahnesi ve ikinci gün ise İK teknolojileri alanındaki son gelişmelerin paylaşılacağı HRTech Sahnesi yer alacak. Kongrede aynı zamanda iki gün boyunca İK alanında ürün, hizmet üreten veya iyi uygulamalar geliştiren firmaların standları ile yer alacakları fuar alanı da katılımcıları ağırlayacak.

PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Taşcı Firuzbay, kongreyle ilgili şu açıklamada bulundu:

“Bu yıl 32’ncisini gerçekleştireceğimiz kongremiz yine İK profesyonellerinin, çalışma yaşamının tüm paydaşlarının ve liderlerin bir araya geldiği yılın en büyük buluşması olacak. Geçen yıl 1500’ü aşkın katılımcının yoğun ilgisiyle gerçekleştirdiğimiz kongremizde bu yıl çalışma hayatının ve İK’nın en önemli başlıkları arasında yer alan ‘Psikoloji’, ‘İnsan’ ve ‘Teknoloji’ye odaklanacağız.

İş dünyasının kıyasıya bir yarışa benzeyen yapısı içerisinde İK ekipleri bugün kurumlarında giderek daha da kuvvetlenen bir stratejik yönetim liderliği rolüne sahipler. ‘PİT Stop’ ana temamızla hem bunun altını çiziyor hem de tüm katılımcıları yenilenmek, birlikte gelişmek, ilham almak üzere ‘PİT Stop’ta buluşmaya davet ediyoruz.”

İki gün boyunca insan kaynağı yönetiminin ve çalışma hayatının en öncelikli gündemlerinin konuşulacağı kongrede; kapsayıcılık, sürdürülebilirlik, çeşitlilik, çalışan bağlılığı, insan odaklılık, dijitalleşme, yapay zekâ, etik, yeni çalışma trendleri, ücret yönetimi, ekonomik gelişmeler, yetenekleri elde tutmak ve bu gibi daha pek çok başlıktaki iyi uygulamalar konuşulacak.

Ufuk açan konuşmacılar, heyecan verici başlıklar ve sürprizler eşliğinde gerçekleşecek kongre; Ana Sponsorlar Garanti BBVA, Kariyer.net, Pluxee; Platin Sponsorlar HanSpaces, Mechsoft; Gold Sponsor Meditopia; Sürdürülebilirlik Sahnesi Ana Sponsoru Borusan Holding, HRTech Sahnesi Ana Sponsoru EnerjiSa Enerji, HRTech Sponsorları Bilin Yazılım, Mechsoft, One New One ve Vidobu’nun destekleri ile gerçekleştiriliyor.

6 Eylül tarihine kadar erken kayıt indiriminden yararlanılabilen kongre hakkında ayrıntılı bilgi ve kayıt için: https://www.peryonkongre.com/

Samsung’un çip sektöründeki kazançları düştü!

0

Samsung, yarı iletken sektöründe yaşadığı zorluklar nedeniyle 2024’ün üçüncü çeyreğinde önemli bir kârlılık düşüşü yaşadı. Şirketin DS (Device Solutions) bölümü, çeyrekten çeyreğe %40 düşüşle 3.86 trilyon KRW (2.8 milyar dolar) kâr elde etti. Bu düşüşün ana nedeni, yüksek bant genişlikli bellek (HBM) alanındaki performans düşüklüğü ve özellikle yapay zeka odaklı Nvidia gibi devlerin bu ürünlere yeterli ilgiyi göstermemesi olarak belirtiliyor. Bu süreçte Samsung, HBM pazarında SK Hynix ve Micron gibi rakiplerinin gerisinde kalmış durumda.

Samsung’un çip alanındaki kazançları düştü

Bununla birlikte, firmanın genel gelir artışı yıllık bazda %17.35 olarak kaydedildi ve toplamda 79.1 trilyon KRW (57.4 milyar dolar) gelir elde edildi. Yarı iletken iş kolundaki daralmaya rağmen, şirketin 2024’ün dördüncü çeyreğine yönelik umut verici adımları bulunuyor.

Samsung'un çip alanındaki kazançları düştü.
Samsung’un çip alanındaki kazançları düştü.

Samsung, HBM3E’nin bu çeyrekte kitlesel üretimine geçerek toplam HBM satışlarının yarısından fazlasını oluşturmasını bekliyor ve dördüncü çeyrekte Nvidia’ya tedarik yapmayı planlıyor. Samsung’un bu alanda yaşadığı kalite kontrol sorunlarının kısa vadede çözüleceği ve HBM4’ün ise 2025’in ikinci yarısında piyasaya sürüleceği tahmin ediliyor.

Ayrıca, Samsung’un 2nm GAA teknolojisi konusundaki ilerlemeleri, firmanın bulut iş biriminde de olumlu gelişmelere işaret ediyor. Samsung, bu gelişmiş teknolojiyi müşterilerin ürünlerine entegre edebilmeleri için “SDK kitleri” sağlamaya başladı ve 2025 mali yılında kitlesel üretime geçmeyi hedefliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Milli Uçak Gemisi, yakıt ikmali olmadan ABD’ye gidip gelebiliyor!

0

Türkiye’nin savunma sanayii alanında büyük bir adım olarak değerlendirilen Milli Uçak Gemisi (MUGEM) projesi hızla ilerlemekte olup, bu proje ülkenin küresel deniz gücü konumunu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Dizayn Proje Ofisi Müdürü Doç. Dr. Mühendis Albay Hakan Uçar tarafından yapılan açıklamalara göre, MUGEM, yakıt ikmali yapmadan İstanbul’dan New York’a gidip dönebilecek kapasiteye sahip olacak. BAYKAR ve TUSAŞ gibi önemli savunma sanayi şirketleri ile ortak yürütülen projede tasarım aşamaları tamamlanmak üzere.

Milli Uçak Gemisi, yakıt ikmali yapmadan ABD’ye gidip gelebilecek

Projede, yerli savunma sanayi firmalarıyla iş birliği içinde çalışarak MUGEM’de kullanılan sistemlerin %80’inden fazlasının yerli olmasına özen gösteriliyor. Bu kapsamda, gemi için özel olarak geliştirilen sessiz pervane ve yakıt tasarrufu sağlayan yenilikçi bir yumru baş tasarımı bulunuyor. Bu özelliklerin, geminin uzun süreli operasyonlarda düşman tarafından tespit edilmesini zorlaştırması ve yakıt tüketimini azaltması hedefleniyor. Gemi, yaklaşık 60 bin ton deplasmana, 72 metre genişliğe ve 285 metre uzunluğa sahip olacak. 25 knots hızla seyredebilen bu platform, üzerinde 50’ye kadar insanlı ve insansız hava aracının iniş-kalkış yapabilmesine olanak tanıyacak. Bayraktar TB3, Kızılelma, ANKA-3 ve Hürjet gibi yerli hava araçları, geminin uçuş güvertesinde görev alacak.

Milli Uçak Gemisi yakıt ikmali yapmadan ABD'ye gidip gelebilecek.
Milli Uçak Gemisi yakıt ikmali yapmadan ABD’ye gidip gelebilecek.

MUGEM, 10 bin deniz mili menzil ile dikkat çekerken, dört gaz türbini içeren ana tahrik sistemi sayesinde yüksek hızlarda uzun mesafeler kat edebilecek. Geminin güvertesi, kısa mesafeli kalkış ve halatla yakalama sistemi (STOBAR) kullanılarak iki kalkış pisti ve bir iniş pistinden oluşacak şekilde tasarlandı. Toplam 400-500 personelin görev yapacağı bu gemide, Bayraktar TB3, ANKA-3, Hürjet ve Kızılelma gibi hava araçları kullanılacak ve 30’u hangarda, 20’si güvertede olmak üzere 50 hava aracı kapasitesi sağlanacak.

Projeyi yürüten 110 kişilik ekip, BAYKAR ve TUSAŞ ile birlikte rampalı uçuş güvertesi ve hangar tasarımı gibi kritik tasarım çalışmalarını tamamladı. Ayrıca, geminin denizcilik analizleri yapılarak dünya denizlerinde en zor koşullarda dahi operasyon gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olması sağlandı.

Christopher Nolan, yeni IMAX kameralarını kullanan ilk yönetmen oluyor!

0

Christopher Nolan, sinemada sınırları zorlayan yaklaşımını sürdürüyor ve yeni filmiyle bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Kısa süre önce duyurulan ve henüz detayları gizemini koruyan bu projede, Nolan’ın daha önce hiç kullanılmamış yepyeni IMAX kameraları ve ekipmanlarını kullanacağı açıklandı. Filmin çekimleri yakında başlayacak, ve bu yenilikçi teknolojilerle gerçekleştirilecek ilk film olma özelliğini taşıyacak.

Christopher Nolan, yeni IMAX kameralarını kullanan ilk yönetmen olacak

IMAX CEO’su Richard Gelfond, Variety’ye verdiği bir röportajda IMAX’in geleceği ve sektördeki yenilikler hakkında bilgi verirken, Nolan’ın bu özel projede yeni IMAX teknolojilerini deneyeceğini duyurdu. Gelfond, son bir yıldır geliştirilmekte olan bu ekipmanların Nolan’ın yeni filminde kullanılacak olmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. Görünüşe göre, bu yeni teknolojilerin geliştirilme sürecinde Nolan da önemli bir rol oynadı; usta yönetmen, tıpkı James Cameron gibi sinema teknolojisine katkıda bulunarak sinema dünyasına bir miras bırakıyor.

Christopher Nolan, yeni IMAX kameralarını kullanan ilk yönetmen olacak.
Christopher Nolan, yeni IMAX kameralarını kullanan ilk yönetmen olacak.

Nolan’ın IMAX ile olan köklü geçmişi de bu projeye olan ilgiyi artırıyor. 2008’de çektiği The Dark Knight, birden fazla sahnesi IMAX kameralarla çekilen ilk film olarak sinema tarihine geçti. Ardından gelen yapımlarında da bu teknolojiyi daha da yoğun bir şekilde kullanan Nolan, özellikle Dunkirk’te sahnelerin yaklaşık %70’ini IMAX ile çekerek izleyicilere olağanüstü bir görsel deneyim sundu. Tenet ve Oppenheimer filmlerinde de IMAX kameraları tercih eden yönetmen, yeni filminde bu teknolojiyi daha da ileriye taşımaya kararlı görünüyor.

Heyecanla beklenen bu projenin vizyon tarihi ise 17 Temmuz 2026 olarak açıklandı. Filmin başrollerinde, Matt Damon ve Tom Holland gibi ünlü oyuncular yer alacak. Nolan’ın yenilikçi sinematografik yaklaşımlarını bir kez daha izleyiciye sunacak olan bu film, IMAX teknolojisinin sınırlarını zorlayarak sinemaseverlere unutulmaz bir deneyim vadediyor.

Uranüs’ün uydusu Miranda’da okyanus olabilir!

Son yapılan araştırmalara göre, Uranüs’ün uydusu Miranda’nın yüzeyinin altında sıvı halde bir okyanus bulunma olasılığı var. Bu keşif, Miranda’nın yapısı ve tarihine dair yaygın kabul gören birçok varsayımı sarsarken, uydunun Güneş Sistemi’nde potansiyel yaşam barındırabilecek nadir cisimlerden biri olabileceğini düşündürüyor. Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan gezegen bilimci Tom Nordheim ve ekibine göre, Miranda gibi küçük bir uydunun içinde okyanus bulunması, gezegen sistemimizin en uzak köşelerinde dahi yaşam barındırabilecek ortamların var olabileceğini kanıtlar nitelikte.

Uranüs’ün uydusu Miranda’da okyanus mu var?

Miranda’ya yönelik ilginç keşiflerin başlangıcı 1986 yılında Voyager 2 uzay aracının çektiği görüntülere dayanıyor. Bu görüntüler, uydunun güney yarım küresinde son derece sıradışı jeolojik yapılar ortaya koydu. Dik yamaçlarla çevrili çukurlar, sırtlar ve çatlaklarla kaplı olan yüzeyi, adeta “Frankenstein” benzeri bir görüntü oluşturuyordu. Bilim insanları, bu karmaşık yapıların, gelgit kuvvetleri ve uydu içinde meydana gelen ısınma ile şekillendiğini düşünüyor.

Voyager 2’nin görüntüleri üzerinde çalışan araştırma ekibi, Miranda’nın iç yapısını modelleyerek uydunun yüzeyinde gözlemlenen çatlak ve sırtların, yaklaşık 100-500 milyon yıl önce var olmuş geniş bir okyanusla ilişkili olabileceğini belirledi. Bu okyanusun yaklaşık 100 kilometre derinliğinde olduğu, üzerinin ise 30 kilometreden kalın olmayan bir buz tabakası ile kaplı olduğu düşünülüyor. Sadece 235 kilometre yarıçapındaki bir uydu için oldukça şaşırtıcı olan bu yapı, Miranda’nın iç sıcaklığını artıran Uranüs’ün diğer uydularıyla olan yerçekimsel etkileşimlerinden kaynaklanıyor olabilir. Tıpkı Jüpiter’in uyduları Io ve Europa arasındaki rezonans gibi, Miranda ve komşu uyduları arasında da bir dönem benzer bir rezonans bulunuyordu. Bu rezonansın sonucu olarak meydana gelen düzenli gelgit kuvvetleri, uydunun iç yapısında ısı oluşumuna neden olmuştu.

Zamanla bu rezonans bozulduğunda Miranda soğumaya başladı, ancak araştırmacılar iç yapısının henüz tamamen donmadığını öne sürüyor. İç okyanusun tam anlamıyla donması halinde yüzeyde daha fazla çatlağın görülmesi gerekirdi, bu da Miranda’nın yüzeyinin altında hala bir okyanus olabileceğine işaret ediyor.

Miranda’nın küçük boyutu ve yaşlı yapısıyla donmuş bir buz yığını olduğu düşünülüyordu, ancak bu yeni keşif, bilim insanlarının Güneş Sistemi’ndeki uydu oluşumlarına dair bildiklerini sorgulamalarına neden oluyor. Bu durum, Satürn’ün uydusu Enceladus ile benzer bir örnek oluşturuyor. Cassini uzay aracı 2004 yılında Enceladus’a ulaştığında, bilim insanları donmuş bir buz ve kaya yığınıyla karşılaşmayı beklerken, aktif bir yüzey ve su buharı püskürmeleri ile karşılaştılar. Bugün Enceladus, Dünya dışı yaşam arayışının en umut verici hedeflerinden biri olarak görülüyor. Miranda’daki potansiyel okyanus keşfi, Uranüs’ün gizemli uydusunu da bu umut verici cisimler arasına dahil edebilir.

Çin, Meta’nın yapay zekasını askeri amaçları için kullandı!

Çin’in başlıca araştırma kurumları, sosyal medya devi Meta’nın halka açık yapay zeka modeli Llama’yı askeri amaçlarla geliştirmek üzere kullandı. Üç akademik makale ve uzman görüşlerine göre, bu çalışmalar Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) ile ilişkili araştırma merkezlerinde yürütüldü. Haziran ayında yayımlanan bir makalede, PLA’ya bağlı Askeri Bilim Akademisi’nden altı araştırmacının, Meta’nın Llama modelinin erken bir versiyonunu kullanarak “ChatBIT” adlı bir yapay zeka aracı geliştirdiği belirtildi. Araştırmacılar, Meta’nın Llama 13B büyük dil modeline kendi parametrelerini ekleyerek bu modeli askeri istihbarat toplama, veri işleme ve operasyonel karar destek alanlarında kullanıma uygun hale getirdiler.

Çin, Meta’nın yapay zekasını askeri amaçları için kullanıyor

ChatBIT, özellikle askeri görevlerde diyalog ve soru-cevap yeteneklerini optimize etmek üzere tasarlandı. Yapılan testler, ChatBIT’in bu alanda üstün bir performans gösterdiğini ve hatta OpenAI’nin ChatGPT-4 modeline yakın başarı sağladığını ortaya koydu. Ancak bu modelin hangi performans kriterlerine göre değerlendirildiği ya da fiilen operasyonel kullanıma girip girmediği hakkında ayrıntı paylaşılmadı. Bu gelişme, PLA tarafından açık kaynaklı büyük dil modellerinin askeri amaçlar doğrultusunda sistematik şekilde araştırıldığına dair ilk önemli kanıt olarak değerlendiriliyor. Meta, modellerini kamuya açık bir şekilde sunarken, askeri veya casusluk gibi kullanım amaçlarına karşı resmi yasaklar getiriyor, ancak modellerin kamuya açık erişimi bu kuralların uygulanmasını zorlaştırıyor.

Meta, bu durumun açıkça kuralların ihlali olduğunu vurgularken, Çin’in yapay zeka alanında 1 trilyon doları aşan yatırımlar yaptığına dikkat çekti. Meta, eski yapay zeka modelleri üzerinde yapılan geliştirmelerin kendileri açısından büyük bir endişe yaratmadığını, asıl önemli olanın ABD’nin açık inovasyon yaklaşımını benimsememesi olduğunu belirtti. ChatBIT’i geliştiren araştırmacıların, PLA’ya bağlı Askeri Bilim Akademisi’nin yanı sıra Pekin Teknoloji Enstitüsü ve Minzu Üniversitesi’nden olduğu biliniyor. Bu yapay zekanın gelecekte yalnızca istihbarat analizinde değil, aynı zamanda stratejik planlama, simülasyon eğitimleri ve komuta karar süreçlerinde de kullanılabileceği öne sürülüyor.

Uzmanlar, Çin’in yapay zeka alanındaki hızlı gelişimi ve bu alana yaptığı dev yatırımlar sayesinde ABD ile arasındaki teknolojik farkı hızla kapattığını savunuyor. Pentagon yetkilileri, açık kaynaklı modellerin avantajları olduğu kadar güvenlik riskleri de barındırdığını kabul ediyor ve Çin’in bu teknolojilere erişimini yakından izleyeceklerini ifade ediyor.

Veri güvenliği girişimi Noma, 32 milyon dolar yatırım alıyor!

Veri güvenliği girişimi Noma, A serisi yatırım turunda 32 milyon dolar fon topladı. Bu yatırım turuna Ballistic Ventures liderlik ederken Glilot Capital Partners, Cyber Club London, McDonald’s, Google DeepMind, Twitter (X), Atlassian, BNP Paribas, T-Mobile ve Nielsen Holdings gibi önemli isimler de katıldı. Noma, aldığı bu yatırımı uçtan uca yapay zeka güvenlik platformunu daha da geliştirmek, müşteri tabanını genişletmek, ürün inovasyonlarına odaklanmak ve stratejik ortaklıklar kurmak için kullanmayı planlıyor.

Veri güvenliği girişimi Noma, tam 32 milyon dolar yatırım aldı

2023 yılında Niv Braun ve Alon Tron tarafından kurulan Noma, yapay zeka ve veri güvenliği alanında sunduğu yenilikçi çözümlerle sektörde öne çıkıyor. Şirket, veri odaklı yapay zeka modellerinin geliştirilmesi, dağıtımı ve yönetimi süreçlerine yönelik kapsamlı güvenlik çözümleri sunuyor. Noma’nın sunduğu bu çözümler arasında, yapay zeka varlıklarını otomatik olarak envanterleyebilme özelliği dikkat çekiyor. Bu özellik, kullanıcıların mevcut yapay zeka kaynaklarını daha etkin bir şekilde yönetmesine ve optimize etmesine imkan tanıyor.

Veri güvenliği girişimi Noma, tam 32 milyon dolar yatırım aldı.
Veri güvenliği girişimi Noma, tam 32 milyon dolar yatırım aldı.

Şirketin platformu, üretim ortamlarında gerçek zamanlı tehditleri en aza indirerek yapay zeka destekli uygulamaların güvenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar, güvenlik kaygılarını azaltarak iş süreçlerine daha fazla odaklanabiliyor. Ayrıca Noma, makine öğrenimi operasyonları için sunduğu zafiyet yönetimi hizmetleri sayesinde güvenlik risklerini etkili bir şekilde ele alarak organizasyonların siber tehditlere karşı daha dirençli olmasına katkıda bulunuyor.

Buna ek olarak, Noma, zayıf veya kötü niyetli açık kaynaklı modellerin yol açabileceği riskleri azaltmaya yönelik özel araçlar geliştiriyor. Bu araçlar, kullanıcıların potansiyel tehlikeleri önceden tespit etmesine ve gerekli önlemleri almasına olanak tanıyor.

MIT, büyük dil modeliyle robotlara yeni beceriler kazandıracak!

0

MIT’nin yeni geliştirdiği eğitim modeli, büyük dil modellerinin (LLM) geniş veri kullanımını taklit ederek robotlara yeni beceriler kazandırmayı hedefliyor. Geleneksel yöntemlerin aksine, bu model belirli ve dar kapsamlı veri setlerine bağlı kalmak yerine, geniş ve çok çeşitli veri havuzlarına dayanıyor. Bu geniş veri yaklaşımı, robotların farklı çevre koşullarına ve beklenmedik durumlara daha iyi adapte olabilmesi için önemli bir avantaj sağlıyor.

MIT, büyük dil modeliyle robotlara yeni beceriler kazandırıyor

Standart taklit öğrenme yöntemleri, robotların bir görevi yaparken bir bireyi izleyerek öğrenmesine dayanır. Ancak, ortamdaki ufak değişiklikler veya yeni engeller gibi küçük zorluklarla karşılaşıldığında, robotlar uyum sağlamakta zorlanabilir. MIT araştırmacıları, GPT-4 gibi büyük dil modellerinden ilham alarak, robotik alanda da bu tür geniş veri temelli bir yaklaşım geliştirmeyi amaçladı.

Araştırma ekibi, Heterojen Ön Eğitimli Transformerlar (HPT) olarak adlandırdıkları yeni bir mimariyi tanıttı. HPT, farklı sensörlerden ve çeşitli ortamlardan gelen bilgileri bir araya getiriyor. Bu modelde, farklı kaynaklardan elde edilen veriler, büyük bir transformer modeli aracılığıyla işlenerek eğitimde kullanılıyor. Transformer ne kadar büyük olursa, sonuçlar o kadar başarılı oluyor.

Robotlara, yapıları, konfigürasyonları ve istenen görev bilgileri girildiğinde bu model, görevi yerine getirebilmeleri için gerekli verileri kullanarak onları eğitiyor. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde doçent olan David Held, bu araştırmanın nihai hedefinin, robotlar için eğitim gerektirmeyen “evrensel bir robot beyni” geliştirmek olduğunu belirtti. Held, büyük dil modellerinde olduğu gibi, robot politikalarının ölçeklendirme yoluyla önemli bir gelişim kaydedebileceğini umuyor.

Bu çalışma, Toyota Araştırma Enstitüsü (TRI) tarafından da finanse edildi. TRI, geçtiğimiz yıl TechCrunch Disrupt etkinliğinde robotların gece boyunca eğitim almasını sağlayan bir yöntemi tanıtmıştı. TRI, ayrıca, robot öğrenim araştırmalarını Boston Dynamics’in donanımı ile birleştiren bir iş birliğine imza atarak robot teknolojilerinde çığır açacak gelişmelere imza atmayı hedefliyor.